Antalya'da 2 Yıldır Aranan Fetö Şüphelisi Yakalandı
ANTALYA (AA) - Antalya'da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olduğu iddiasıyla aranan şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçu kapsamında Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğince aranma kaydı bulunan M.D'nin Muratpaşa ilçesinde olduğunu belirledi. Operasyon düzenleyen ekipler şüpheliyi yakaladı.M.D'nin, örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu ve 2 yıldır arandığı bildirildi.
Filistinliler, Yahudi Yerleşimcilerin Zeytin Bahçelerine Yönelik Saldırılarına İmece Usulüyle Karşı Koyuyor
NABLUS (AA) - LUBABE ZEVKAN - İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler, yasa dışı Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçlerinin saldırılarına dayanışma ruhuyla karşı koymak için kampanya başlattı.İşgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Yahudi yerleşimciler, Filistinlilere ait zeytin bahçelerindeki ağaçları yakarak ve keserek tahrip ediyor. Bunun yanı sıra Yahudi yerleşimciler, zeytin hasadını çalarak ve çiftçilere saldırarak Filistinlileri bölgeyi terk etmeye zorluyor.Filistinli çiftçiler, İsrail güçlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin zeytin bahçelerine zarar vermesini önlemek için Nablus kentinin güneyinde bulunan Huvara beldesinde 'koruma ve yardım' sloganıyla dayanışma kampanyası başlattı.Topraklarını ve ürünlerini korumaya çalışan Filistinliler, hasat süresi boyunca birbirlerine hem geleneksel imece usulüyle destek olacak hem de can ve mal güvenliklerini birlikte koruyacaklar.Kampanyayı başlatan Muhammed el-Hatib, AA muhabirine 'koruma ve yardım' olmak üzere iki meseleye odaklandıklarını belirtti.Hatib, 'Çiftçilerin zeytinlerini toplamalarına yardımcı olmak ve onları korumak istiyoruz. Böylece zeytin toplarken yerleşimcilerin saldılarını da önleyeceğiz.' dedi. Kampanya kapsamında gönüllülerden oluşan bir grubun zeytin bahçelerini koruyacağını ifade eden Hatib, korunan bölgelerden birinden uyarı gelmesi durumunda bölgeye giderek savunma hattı oluşturacaklarını kaydetti.'Toprağımızı yerleşimci saldırılarına karşı koruyacağız'Kampanyaya katılan Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Yahudi Yerleşim Birimleri Dosyası Sorumlusu Gassan Daglas, yakın zamanda Yahudi yerleşimcilerin 3 bin ağacı kestiği bilgisini verdi.Daglas, 'Buraya, İsrail işgaline karşı Filistin halkının tek bir zeytin ağacını dahi kanımızla koruyacağımız mesajını vermek ve kararlı duruşumuzu göstermek için geldik.' diye konuştu.Filistinli çiftçilerden Ümmü Enver Sufan da Yahudi yerleşimcilerle yaşanan gerginliklerin Nablus'un güneyindeki köylerde yoğunlaştığını vurguladı.Yahudi yerleşimcilerin tüm ağaçlarını yaktığını söyleyen Sufan, 'Bize zeytin toplarken saldırdılar. Yaşlı insanlara bile kesici aletlerle saldırdılar.' ifadelerini kullandı.Sufan, yapılanların kendilerini yıldırmayacağını belirterek, şöyle devam etti:'Burası bizim toprağımız ve burayı terk etmeyeceğiz. Her gün çıkıp onu koruyacağız ve ürünlerimizi toplayacağız.' 'Hazır olacağız ve onlara karşı koyacağız'Aktivist Eymen Garib ise kampanya kapsamında devriye gezeceklerini ve yerleşimcilerin saldırıları için hazır ve tetikte olacaklarını ifade etti.Nablus'un güneyindeki bölgede faaliyet göstereceklerini aktaran Garib, 'Radikal yerleşimci grupların en çok bulunduğu bölgelerden birisi olması nedeniyle Nablus'un güneyinde hazır olacağız ve onlara karşı koyacağız.' dedi.Garip, Filistinli çiftçileri ve mahsulleri ne pahasına olursa olsun koruyacaklarını şu ifadelerle dile getirdi:'Şehit olacaksak bile Filistinli çiftçilerin yanında durarak toprağını ve malını koruyarak şehit olacağız. Yerleşimcilerin çiftçilerin mallarına el koyma girişimlerini tüm gücümüzle engelleyeceğiz.'Garip, Yahudi yerleşimcilerin binlerce ağaca zarar verdiğini ancak bu saldırılara direnmek adına her ağaca karşılık on ağaç dikeceklerini sözlerine ekledi.İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria'da 250'den fazla yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Bu yerlerde ikamet eden 400 binden fazla Yahudi yerleşimci, işgal altında yaşayan Filistinliler için hayatı daha da zor hale getiriyor.Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor.
Keçiörenliler Ankara'nın Başkent Oluşunun 97'Nci Yılını Kutladı
ANKARA (AA) - Ankara'nın başkent oluşunun 97'nci yıldönümünü dolayısıyla düzenlenen etkinliğe katılan Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 'Devletimizin binlerce yıla dayanan bir tarihi vardır. 'Ya İstiklal Ya Ölüm' düsturuyla bu toprakların sahibi olduğumuzu tescil eden bir kahramanlık öyküsünün sahibiyiz.' ifadesini kullandı.Keçiören Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, belediye, Ankara'nın başkent olmasının 97'nci yıldönümü dolayısıyla Kalaba Kent Meydanı'nda seymen gösterileri eşliğinde bir program düzenledi.Açıklamada, söz konusu programda yaptığı değerlendirmelere yer verilen Keçiören Belediye Başkan Altınok, şunları kaydetti:'Devletimizin binlerce yıla dayanan bir tarihi vardır. 'Ya istiklal ya ölüm' düsturuyla bu toprakların sahibi olduğumuzu tescil eden bir kahramanlık öyküsünün sahibiyiz. Bizler de Keçiörenliler olarak Milli Mücadele'nin karargahında yaşıyor olduğumuz için çok şanslıyız.''İstiklal Mücadelesi Müzesi kuracağız'Keçiören'de bulunan ve Milli Mücadele'de karargah olarak kullanılan Çoban Mektebi'ni İstiklal Mücadelesi Müzesi haline getireceklerini belirten Altınok, şu ifadeleri kullandı:'Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya ve daha sonra da Keçiören'e geldiğinde şu anki Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün bulunduğu binayı karargah olarak kullanıyor. Savaş strateji merkezini orada kuruyor. Milli Mücadele'ye karargah olan diğer bir yer de ilçemizde bulunan Çoban Mektebi binasıdır. Burayı da Milli Emlak Genel Müdürlüğümüzden restore etmek üzere aldık. Çoban Mektebi'ni İstiklal Mücadelesi Müzesi haline getireceğiz.'Altınok, Milli Mücadele'nin önemini hatırlattığı değerlendirmesine, şu şekilde devam etti:'Atatürk, 'Türk milleti esareti kabul etmez, ya istiklal ya ölüm' diyor. Anadolu'nun her yerinde Milli Mücadele'yi ateşliyor. Atatürk, Ankara'ya geldiğinde Dikmen sırtlarında onu seymenler karşılıyor. 10 bin atlı ve yaya, 'Paşam seni karşılamaya geldik, vatan uğrunda ölmeye geldik.' diyerek Milli Mücadele’ye destek veriyorlar. Atatürk bundan etkileniyor, heyecan duyuyor. 'Vatanım, devletim, milletim' diyerek şehadet şerbeti içmek isteyen seymenlerin kararlılığı Milli Mücadele'nin temelini oluşturuyor. Atatürk daha sonra Saman Pazarı'ndaki esnaflarla buluşuyor. Buradaki esnaflar ve iş adamları Milli Mücadele'ye ciddi destek vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz de kurulduktan sonra kim ki devletimize, Milli Mücadele'ye katkıda bulunduysa toplanan paraları tekrar iade etmiş, milletine borçlu kalmamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de daha sonra bu destekleri veren vatan sevdalılarına teşekkür etmiştir.''Atatürk bu millet için bir armağandır'Keçiören Kaymakamı Uğur Bulut da Milli Mücadele sırasında Ankara'nın önemine değinerek, şu ifadeleri kullandı:'Milli Mücadele'nin temelini oluşturan Ankara başkent olmayı ve bu iltifata mahzar olmayı fazlasıyla kabul etmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu millet için bir armağandır.'
Hatay'da Yanan Alanlar Fidan Dikimine Hazırlanıyor
HATAY (AA) - Hatay'ın Belen, İskenderun ve Arsuz ilçelerindeki orman yangınında zarar gören alanların ağaçlandırılabilmesi için temizlik çalışması başlatıldı.İskenderun Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri, 9 Ekim'de çıkan ve 10 Ekim'de kontrol altına alınan, soğutma çalışmalarının da tamamlandığı yangının ardından, bölgenin ağaçlandırılması öncesi temizlik gerçekleştirdi.İş makineleriyle yanan bölgelerdeki kalıntıları temizleyen ekipler, toprağı da hazır hale getiriyor.Çalışmaların tamamlanmasıyla bölge, fidan dikimine hazır olacak.Belen, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde çıkan orman yangınlarına ilişkin soruşturma kapsamında 2 kişi tutuklanmıştı.
Çıktığı Ceviz Ağacında Kalp Krizi Geçirerek Hayatını Kaybetti
KONYA (AA) - Konya'nın Beyşehir ilçesinde, ceviz toplamak için çıktığı ağaçta kalp krizi geçiren ve yere düşen kişi yaşamını yitirdi.Üzümlü Mahallesi'ndeki gölet yakınlarındaki bahçesinde bulunan ceviz ağacına çıkan 65 yaşındaki İbrahim Sarunay, bu sırada kalp krizi geçirdi.Ağaçtan yere düşen Sarunay'ı gören eşi, sağlık ekiplerinden yardım istedi.Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Beyşehir Devlet Hastanesine kaldırılan Sarunay, müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Acı haberi geldikleri acil serviste alan Sarunay'ın yakınları büyük üzüntü yaşadı.
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19 Salgınıyla İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Avrasya ülkeleri Ukrayna, Gürcistan, Özbekistan ve Kazakistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 5 bin 590 kişide virüsün görülmesiyle vaka sayısının 276 bin 177'ye çıktığını bildirdi.Son 24 saatte 63 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktaran Stepanov, ölü sayısının 107 artışla 5 bin 229 olduğunu kaydetti.Stepanov, virüse yakalanan 799 kişinin hastanede tedavi altına alındığını ve iyileşen sayısının ise 2 bin 137 artarak 118 bin 699'a ulaştığını ifade etti.Daha önce Kovid-19 tespit edilen eski Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, iyileştiğini açıkladı.Karantina uygulamasının sene sonuna kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerin salgın durumuna göre 'yeşil', 'sarı', 'turuncu' ve 'kırmızı'ya ayrılmasına yönelik uygulama devam ediyor. Bölgedeki durum, yapılan test sayısı, yatak doluluk ve vakaların artış oranına göre belirleniyor. Bölgelerde Kovid-19'a karşı farklı tedbirler uygulanıyor.Gürcistan'da 680 vakayla yeni rekor Gürcistan Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 680 kişide Kovid-19 tespit edildi ve vaka sayısı 13 bin 542'ye yükseldi.Sağlığına kavuşanların sayısı 292 artarak 7 bin 159'a, hayatını kaybedenlerin sayısı 7 artarak 109'a ulaştı.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, artık en çok vaka başkent Tiflis'te görülüyor. Bugün Tiflis'te 297 vaka tespit edildi.Ülkede 5 bin 590 kişi karantinada, 836 kişi hastanelerde ve 1393 kişi de Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 83 artarak 108 bin 984'e çıktı.Virüsten iyileşenlerin sayısı 143 artarak 104 bin 346'ya, ölenlerin sayısı 5 artarak 1776'ya ulaştı.Ülkede 88'i çocuk 2 bin 862 Kovid-19 hastasının tedavisi devam ediyor, 79 kişinin sağlık durumu ağır, 12 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.Öte yandan Sağlık Bakanı Aleksey Tsoy, ülkede Kovid-19'un yönetilebilir durumda olduğuna işaret ederek 'Bu nedenle bölgesel çapta salgını lokalize etmeye çalışıyoruz. Ülkeyi girişlere kapatmak gibi bir hedefimiz yok. Hedefimiz, salgını önlemek.' dedi.Bakan Tsoy, bugün başkent Nur Sultan'da Kovid-19'un üreme oranının artmasının endişe verici olduğunu bu nedenle şehirde bazı önlemleri sıkılaştırma kararı alındığını dile getirdi.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan bu yana ülkede Kovid-19 vaka sayısının 217 artarak 61 bin 859'a, virüsten ölenlerin sayısının ise bir artarak 512'ye çıktığı bildirildi.Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 150 artarak 58 bin 763 olduğu ve virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkedeki hastanelerde 2 bin 584 hastanın tedavisi sürüyor.
Reklam
Migros, Türkiye'nin İlk 7/24 Self Servis Mağazasını Devreye Soktu
İSTANBUL (AA) - Migros, Türkiye’nin ilk 7/24 self servis mağazasını Ataşehir’de müşterilerinin hizmetine sundu.Migros'tan yapılan açıklamaya göre, Migros, bir ilki daha gerçekleştirdi. Türkiye’nin ilk 7/24 self servis mağazası, onlarca farklı ürünle Ataşehir Migros mağazası önünde müşterilerin deneyimine açıldı. Pilot çalışma olarak Ataşehir MMM Migros mağazası önüne kurulan Migros’un 7/24 self servis mağazası, şimdilik 88 farklı ürünle hizmet veriyor. Şarj kablosundan kolonyaya, kırmızı mercimekten cilt bakım kremine kadar birçok farklı marka ve kategoride ürüne sahip mağaza, zamansız alışveriş kolaylığı ile Migros müşterileri için deneyime açıldı. Ürün portföyü, teknik ve ödeme yöntemi alternatifleri Migros müşterilerinin deneyimi ile gelişirken, devreye alınan ilk mağaza bu geliştirmeler ile farklı lokasyonlarda yaygınlaşabilecek.
AB Liderleri, "Kovid-19" Ve "İngiltere-AB İlişkileri" Gündemiyle Toplanacak
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve Brexit sonrası İngiltere-AB ilişkileri ağırlıklı bir gündemle Brüksel'de bir araya gelecek.AB liderlerinin zirve toplantısı yarın başlayacak ve 2 gün sürecek. Zirvenin ilk gününde, Brexit'in ardından AB ile Birleşik Krallık arasında ilişkilerin nasıl seyredeceğine yönelik müzakereler ele alınacak. AB'nin müzakerecisi Michel Barnier, liderlere devam eden müzakerelerdeki son durum hakkında bilgi verecek.AB tarafı, Birleşik Krallık ile anlaşmaya varmanın önemine vurgu yapıyor ancak bir anlaşmaya 'ne pahasına olursa olsun' imza atmayacaklarını belirtiyor.Liderler, akşam yemeğinde ise 'iklim ve çevre' konusunu ele alacak. AB Komisyonunun 2030'a kadar sera gazı salımını en az yüzde 55 düşürme, 2050'ye kadar da iklime zararsız bir kıta oluşturma hedefi bulunuyor. AB ülkelerinin yıl sonuna kadar bu konularda bir anlaşmaya varılması için görüşmelerde bulunması bekleniyor.AB Liderler Zirvesi'nin 2. gününde ise ağırlıklı olarak dış ilişkiler konuşulacak. Afrika ile AB ilişkilerinin ele alınacağı toplantıda, daha sonra diğer dış ilişkiler konularına geçilecek.Burada Doğu Akdeniz'deki durum, Dağlık Karabağ, Belarus ve Rusya gibi konuların liderler tarafından gündeme getirilmesi bekleniyor.Son olarak Kovid-19 salgını ve Avrupa genelinde artan vakalar tartışılacak. Salgınla mücadelede ve seyahat kısıtlamaları gibi konularda, AB ülkeleri arasındaki koordinasyon hakkında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen liderlere bilgi verecek.
Reklam
Lübnan-İsrail Sınır Anlaşmazlığı Müzakereleri Başladı
BEYRUT (AA) - Lübnan ile İsrail arasındaki tartışmalı sınırın belirlenmesine yönelik müzakereler Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde başladı.Lübnanlı ve İsrailli heyetler, deniz sınırları anlaşmazlığına dair müzakerelerinin ilk oturumu için sabah saatlerinde iki ülke arasında konuşlu bulunan BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) karargâhına geldi.BM himayesinde ve ABD ara buluculuğunda başlayan dolaylı müzakerelerin görüşmelerine, iki ülkeyi temsil eden heyetlerin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu Sorumlusu Müsteşar Vekili David Schenker ve BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis katılıyor.Bölgede sıkı güvenlik tedbirleri alan UNIFIL ve Lübnan ordusuna bağlı birliklerin, yoğun devriye gezdikleri gözlendi.Müzakerelerin ilk aşaması deniz sahasıyla sınırlı olacakİki ülke arasındaki sınır ihtilafının çözümü için 2010'dan beri ABD'li yetkililerle süreci yöneten Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, BM himayesinde İsrail'le hem kara hem deniz sınırlarını belirleme müzakereleri için 'çerçeve anlaşmasına' varıldığını duyurmuştu.Müzakerelerin Lübnan'ın güneyindeki UNIFIL karargâhında yürütüleceğini aktaran Berri, yıllardır sürdürdüğü görevini artık müzakerelerde Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın öncülüğünde Lübnan'ı temsil edecek orduya bıraktığını belirtmişti.Lübnan Cumhurbaşkanlığı, sınır anlaşmazlığı konusunda İsrail'le yapılacak müzakerelerin ilk aşamasının 'teknik ve deniz sahasıyla' sınırlı olacağını açıklamıştı.İki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığıLübnan ile İsrail arasında yaklaşık 860 kilometrekarelik deniz sahası anlaşmazlığı bulunuyor.İki ülke de bu bölgenin kıta sahanlığında hak iddia ediyor. İsrail, Lübnan hükümetinin lisanslama sürecine başladığı beş bloktan üçünün, İsrail kıta sahanlığı sınır bölgesinde yer aldığını iddia ediyor.İsrail ayrıca, 87 kilometre uzunluğundaki Lübnan'ın kara sınırında da Şeba Çiftlikleri ile diğer bazı bölgelerdeki işgalini sürdürüyor.
Gaziantep'te 15 Yıllık Depo Öğretmenin Çabasıyla Kütüphane Oldu
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Nizip ilçesinde, öğretmen Hanife Müge İmrah, okulda 15 yıldır kullanılmayan depoyu kendi imkanlarıyla kütüphaneye çevirdi. Bahçeli İlkokulunda kullanılmayan deponun kütüphaneye çevrilmesi için çalışma başlatan Hanife Müge İmrah, öğrencilerle birlikte deponun boya ve düzenlemesini yaparak kullanıma hazır hale getirdi. Kütüphanenin öğrencilerle buluşmasından dolayı yaşadığı mutluluğu dile getiren İmrah, gazetecilere, okulun kırsal bir mahallede olduğunu ve yakın çevrede kütüphanenin bulunmadığını aktardı. Çocukların kütüphanede zaman geçirmesinin, kişisel gelişimlerine çok fazla yarar sağlayabileceğini aktaran İmrah, şunları kaydetti:'Bu bilinçle yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan bir depoyu kütüphaneye çevirmeye karar verdik. Burada öğrencilerimin de desteğiyle depoyu güzel bir kütüphane haline getirdik. Şu an içerisinde 4 masa, 16 sandalye, kitap rafları ve oyun grubunun da yer aldığı kütüphanemiz, okulumuzda bulunan tüm çocuklarımıza hizmet veriyor. Benim tek bir amacım vardı, o da çocuklarımıza boş zamanlarında kitap okuyabilecekleri güzel bir alan oluşturmaktı. Bana destek veren öğrencilerime ve velilerimize, katkı sağlayan tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyorum.'
Kadir Şeker'e 12 Yıl 6 Ay Hapis Cezası Verildi
KONYA (AA) - Konya'da sevgilisini darbettiğini düşündüğü kişiyi engellemek isterken öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan Kadir Şeker, 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Şeker, maktul Özgür Duran'ın yakınları ve taraf avukatları katıldı.Duruşmada iddia makamı, esas hakkındaki mütalaasını tekrarladı.Maktulün babası Cengiz Duran'ın avukatı Duygu Delibaş, esasa ilişkin savunmasında, 'Mütalaaya katılıyoruz ancak indirim oranının, eğer uygulanacaksa alt sınırdan verilmesini talep ediyoruz. Karşı tarafın, olayın bir kaza olduğuna ilişkin savunmaları tutarsızdır.' dedi.Duran ailesinin avukatlarından Furkan Akbulut ise sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.Özgür Duran'ın annesi Mübeyyen Güner Duran, Şeker'in en ağır şekilde cezalandırılmasını istediklerini belirterek, 'Bundan 8 ay önce, biri gencecik toprağa gitti, biri gencecik cezaevine gitti diye üzülüyordum. Kadir Şeker'in ailesi bana bir başsağlığı bile dilemedi. Kaza olduğunu savunuyor ama oğlum yere düştüğünde yardım etseydi bir anne olarak bu kadar öfkeli olmazdım.' diye konuştu.Sanık Kadir Şeker'in avukatı ve Konya Barosu Başkanı Mustafa Aladağ, 'Kadir, toplumsal, sosyolojik bir vakadır. Asla adam öldürme kastıyla hareket etmemiştir. Olay anında maruz kaldıkları, tekme, yumruk, boğazının sıkılması neticesi, o anın heyecanı, korku ve paniğiyle hareket etmiştir.' dedi.Sanık Kadir Şeker ise savunmasında, yardıma ihtiyacı olan bir kadına yardım etmek için olay yerine gittiğini dile getirererk, 'Kimseye zarar verme niyetim yoktu. Kadın iyi olduğunu söyledikten sonra oradan ayrılıyordum ki arkamdan saldırdı, yere düştük. Olay yerinden ayrılırken yaralandığının farkında değildim. Hayatını kaybetmesine çok üzüldüm.' ifadesini kullandı.Son sözü sorulan Kadir Şeker, 'çok üzgünüm' dedi.Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şeker'e 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezası verdi. Heyet, Şeker'in cezasını haksız tahrik nedeniyle 15 yıla, iyi hal indirimiyle de 12 yıl 6 aya düşürdü.Olayİddiaya göre, üniversiteye hazırlanan Kadir Şeker, 5 Şubat'ta merkez Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi'ndeki parkta duyduğu tartışma sesleri üzerine bir kadının şiddet gördüğünü düşünmüş, çifti ayırmaya giden genç, bu sırada Özgür Duran'ın sözlü ve fiziki müdahalesiyle karşılaşmıştı. Kadir Şeker'i bir süre kovalayan ve darbeden Özgür Duran, boğuşma sırasında aldığı bıçak darbesiyle yere yığılmış, göğsüne aldığı yara nedeniyle ambulansla Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Duran hayatını kaybetmişti.Polis ekipleri, olay yerindeki kan izlerini takip ederek Şeker'i, ikamet ettiği teyzesinin evinde gözaltına almıştı. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, Şeker hakkında 'haksız tahrik altında kasten öldürme' suçlamasıyla 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Reklam
Kastamonu'da Dünden Bu Yana Haber Alınamayan Kadın Bulundu
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde dün akşamdan bu yana haber alınamayan 80 yaşındaki kadın bulundu.Merkez Mahallesi'nde yaşayan Saniye Eraslan, kestane toplamak amacıyla evden ayrıldı. Eraslan'ın akşam eve dönmemesi üzerine yakınları güvenlik güçlerinden yardım istedi.Jandarma, polis, AFAD, UMKE ve Bozkurt Belediyesi ekiplerinin yanı sıra vatandaşların da katıldığı arama çalışmalarından, gece geç saatlere kadar sürmesine rağmen sonuç alınamadı.Sabah yeniden başlayan aramalar sonucu Eraslan, evine yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta belediye çalışanı Kurtuluş Öztürk tarafından çalılığa düşmüş halde bulundu.Kurtarılan kadın, Bozkurt Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
Karaçi'deki Yüksek Sıcaklıklar Hayatı Olumsuz Etkiledi
İSLAMABAD (AA) - Pakistan'ın Karaçi kentinde hava sıcaklıklarının 40-42 dereceye yükselmesi şehirdeki hayatı olumsuz etkiledi.Pakistan Meteoroloji Biriminden yapılan açıklamada, Karaçi'de hafta boyunca sürmesi beklenen yüksek sıcaklıklar nedeniyle vatandaşlardan dikkatli olmaları istendi. Hava sıcaklıklarının 40-42 dereceye yükselmesi ise şehirdeki hayatı olumsuz etkilerken, uzmanlar; vatandaşlara 'gerekli olmadığı sürece 11.00-16.00 saatlerinde dışarıda bulunmamaları ve hareketli faaliyetlerden kaçınmaları' konusunda uyarıda bulundu.Basındaki görsellerde, vatandaşların sıcaklıklardan korunmak amacıyla gölgeliklere sığındığı, bazı vatandaşların ıslak havlu ve bezleri başlarına sardığı ve şemsiye kullandığı görüldü. Hastaneler de olası 'güneş çarpması' vakalarına karşı alarma geçti. 2015’te Karaçi ve çevresindeki bölgelerde etkili sıcaklıklardan 65 bin kişi etkilenmiş, yaklaşık 2 bin kişi ise hayatını kaybetmişti.
Analiz - İsrail'deki Protestolar Hükümeti, Tedbirler İse Demokrasiyi Zorluyor
İSTANBUL (AA) -HAYDAR ORUÇ- İsrail’deki iç politika gündeminin son zamanlardaki en yakıcı konusunu kuşkusuz yaklaşık on altı haftadır devam eden protestolar oluşturuyor. Zaten uzun zamandır genellikle hafta sonları Tel Aviv’deki Rabin meydanında toplanan binlerce kişi, hakkındaki yolsuzluk davalarına rağmen Binyamin Netanyahu’nun hâlâ başbakanlık koltuğunda oturuyor olması nedeniyle gösteri yapıyor ve itirazlarını yüksek sesle duyurmaya çalışıyorlardı.Ancak Mart 2020 ortasından itibaren etkili olmaya başlayan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ardından halkın sokağa çıkmasına yönelik getirilen kısıtlamalar nedeniyle bu gösterilerde nispeten bir azalma yaşanmıştı. Hatta bu dönemde İsrail salgına karşı verilen mücadelede örnek ülke olarak gösterilmiş ve diğer ülkelerin de ancak İsrail benzeri uygulamalarla salgının önüne geçebileceği vurgulanmıştı.Kısıtlamaların olumsuz sonuçlarıFakat salgının uzaması ve getirilen kısıtlamaların ekonomik ve sosyal hayata olumsuz etkilerinin ortaya çıkmasıyla toplumdaki gerginlik tekrar tırmanmaya başladı. Getirilen kısıtlamalarla birlikte sanayinin, üretimin ve tüketimin de durması, çevre ülkelere göre görece iyi bir ekonomiye sahip olan İsrail’de de sorunların ortaya çıkmaya başlamasına sebep oldu. Buna mukabil çok kısa bir zaman dilimi içerisinde işsizlik oranı yüzde 4’lerden yüzde 20’nin üzerine fırladı, gelir seviyesi düştü ve hükümetin ilk etapta açıkladığı ekonomik yardım paketi vatandaşların sorunlarını çözmeye yeterli olmamaya başladı.Üretimin durmasının yanı sıra nerdeyse bütün ülkelerin sınırlarını kapatması nedeniyle hem ithalat hem de ihracat rakamlarında ciddi düşüşler görülüyor. İçinden geçilen bu olağanüstü şartlarda, aslında bir araya gelmeleri pek de mümkün olmayan siyasi partiler ve liderler, halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve zaten hassas olan bu süreçte daha fazla tepkiye neden olmamak için bir araya gelerek acil durum hükümetini kurdular. Ancak kurulan hükümete, hakkındaki yolsuzluk davasına rağmen yine Netanyahu’nun liderlik etmesi, protestoların tekrar başlayabileceğine dair işaretlerin ortaya çıkmasına yol açtı.Kısıtlamaların kaldırılmasıHaziran ayına gelindiğinde ise diğer ülkelerle eş güdümlü olarak kısıtlamaların tedricen hafifletilmesi ve kaldırılması sosyal hayatta bir canlanmaya yol açsa da o vakte kadar kontrol altına alındığı düşünülen salgının tekrar yayılmasına sebep oldu. Zaten Kovid-19 tedavisi için tahsis edilen yatak ve tıbbi cihaz kapasitesinin çok fazla olmadığı ülkede, sınırların açılması ve belli destinasyonlar da olsa uçuşların başlamasıyla vaka sayılarında yaşanan trajik artışlar sistemi kilitlemiş durumda.Yaşanan kaosa rağmen farklı bileşenlerden oluşan yeni hükümet bir türlü etkili tedbirler almada başarılı olamadı. Tabii bunda hükümetin nüvesini oluşturan Likud kanadının, Sağlık Bakanlığı uhdelerinde olmasına rağmen genellikle dış politika konularıyla alakadar olmasının önemli rolü bulunuyor. Zira hükümetin kurulup güven oyu almasının hemen ardından açıklama yapan Netanyahu, bekleyen daha kritik sorunları yokmuş gibi ilk önceliklerinin Batı Şeria’nın ilhakı olduğunu ifade etmişti.Bu açıklamadan sonra gündemi uzun süre ilhak planının ne zaman hayata geçirileceği ve hangi bölgeleri kapsayacağına yönelik tartışmalar meşgul etti. Doğal olarak da BM planlarına ve uluslararası hukuka aykırı bu plana pek çok uluslararası tepki gecikmeden geldi. Bu tepkilerin en dikkat çekici ve etkili olanları ise İsrail’de veya İsrail dışında bu konuyu ısrarla gündeme getirerek kamuoyu oluşmasını sağlayan liberal Yahudi sivil toplum kuruluşlarının çabaları oldu. Pandemi koşulları nedeniyle bütün dünyada benzer kısıtlamalar yürürlükte olduğu için genellikle sanal platformlar üzerinden yapılan etkinlikler, belki de normal dönemden daha geniş bir kitleye ulaşmış ve karşılık bulmuştur.İlhak planı rafa kalkıyorNihayetinde, 1 Temmuz’da İsrail parlamentosuna getirilmesi öngörülen ilhak planı, ABD’nin telkinleri ve Avrupa Birliği (AB) ile Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşların yaptırım tehditleriyle ertelendi ve bu gelişme hükümeti geçici bir süre için olsa da tekrar iç politikaya döndürdü. Ama tam da bu dönemde, İsrail içinde başta Tel Aviv olmak üzere pek çok şehrin yanı sıra ABD ve Avrupa’daki pek çok yerde de, İsrail hükümeti ve özel olarak da Netanyahu’ya yönelik protestolar başladı. Özellikle Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davasının öne çıkarıldığı protestolarda, ayrıca yaşanan ekonomik sıkıntılar ve hükümetin pandemi sürecini iyi yönetememesi nedeniyle artan vaka ve ölüm sayıları da eleştiri konusu yapıldı.Başlarda göstericilerin sosyal mesafe kurallarına riayet ettiği ve sloganlarını attıktan sonra dağıldıkları gözlenirken, aynı dönemde ABD’de cereyan eden George Floyd hadisesi nedeniyle göstericilerin tavırlarında da değişiklikler gözlenmeye başladı. Muhtemelen güvenlik güçlerinin aşırı şiddetine maruz kalarak hayatını kaybeden mağdurlarla empati kuran göstericiler, polisle sıcak temasa girmeye başladılar. Hatta Kudüs’te meclis binası ve başbakanlık konutu etrafında toplanarak, Netanyahu’ya seslerini daha yakından duyurmayı başardılar.BAE ile normalleşme sürprizi (!)Toplumda yaşanan gerginlik kendini meydanlarda hissettirirken, hükümet ortaklarının bütçe konusunda anlaşamamaları nedeniyle bütçe kanununun gecikmesi sonrasında, hükümetin bozulabileceği ve sonbaharda yeniden bir seçim olabileceği dillendirilmeye başladı. Tüm bunlar olurken Başbakan Netanyahu’nun ise koalisyon ortağı Mavi-Beyaz İttifakı’nın liderleri olan Savunma Bakanı Benny Gantz ve Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi’nin dahi haberi olmadan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile bir normalleşme planını kotarmakla meşgul olduğu anlaşıldı. Keza 13 Ağustos’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın bahse konu normalleşme anlaşmasını açıklamasından sonra, Netanyahu’nun yakın çevresi hariç, hükümetten hiç kimsenin bu plandan haberdar olmadığı ortaya çıktı. Salgın durdurulamıyorGündemi tamamen değiştirerek gerek İsrail gerekse de dünya medyasının birinci sırasına oturan bu gelişme İsrail halkında ise aynı karşılığı bulamadı. Zira hayat pahalılığı, işsizlik ve artan vaka sayıları nedeniyle tedirgin olan İsrailliler, önce kendi sorunlarının çözümlenmesini beklerken Başbakan Netanyahu ise ismini tarihe yazdıracak ütopik zaferler peşinde koşmaktaydı. Dolayısıyla kaçınılmaz olan gerçekleşti ve İsrail’deki Ekim ayı başlarında günlük vaka sayıları 9 bini aşarak rekor kırdı. Hastanelerin dolu olması ve yeterli yaşam destek ünitelerinin olmaması nedeniyle ölümlerde de bariz bir artış görüldü. Bunun sonucu olarak protestolara katılımlar daha da arttı ve güvenlik güçleriyle protestocular arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaya başladı.Bir yanda salgın diğer yanda normalleşme şovuİsrail ile BAE arasındaki normalleşme anlaşması için 15 Eylül’de Beyaz Saray’da bir tören yapıldı. Törene BAE’den dışişleri bakanı seviyesinde bir katılım yapılmasına rağmen, Netanyahu’nun İsrail’i başbakan seviyesinde temsil etmek üzere hem de özel bir uçakla Washington’a gitmesi de büyük tepki topladı.Ancak Trump ve Netanyahu tarafından tarihi bir adım olarak sunulan bu normalleşme anlaşması da İsrail toplumunda karşılık bulmadı. İsrail için tarihi kazanımlar elde ettiğini düşünen Netanyahu ise bu kazanımların protestoların gölgesinde kalması sebebiyle göstericileri “anarşistlere” benzeterek, bunları durdurmak için gerekli her türlü tedbirin alınacağını söyledi. Protestoların gelinen noktada artık bir ulusal güvenlik meselesi haline dönüştüğünü ifade eden Netanyahu, doğrudan protestolardan rahatsız olduğunu kamufle etmek için de Kovid-19’un yayılma hızına atıfla, göstericileri “virüsün kuluçkacıları” olarak isimlendirerek, hükümetin uygulamayı planladığı yasakları meşrulaştırmaya çalıştı.Yeni yasaklar ve bunlara yönelik tepkilerBunun sonucu olarak bir türlü protestolara ve vaka artışına engel olamayan İsrail hükümeti, çareyi tekrar sokağa çıkma yasağı uygulanmasında buldu. Fakat bu kısıtlamalar da gösterilere engel olamayınca, Eylül sonunda meclise getirilerek Likud ve Mavi-Beyaz İttifakı’nın desteğiyle kabul edilen bir yasayla, hükümete birer haftalık sürelerle “özel acil durum” ilan etme yetkisi verildi. Protesto gösterilerini engelleme yasası olarak da isimlendirilebilecek bu yasayla; 20’den fazla kişinin bir araya gelmesi ve insanların özel ve zaruri haller haricinde evlerinden 1 km’den daha fazla uzaklaşması yasaklandı. Fakat getirilen bu yasaklar, protestoları durduramadığı gibi en temel demokratik haklardan olan protesto hakkının kullanımını da engellediği gerekçesiyle yoğun eleştirilerle karşılandı. Muhalefetteki Meretz Partisi’nin lideri Yair Golan yaptığı açıklamada, bu yasakların protestoları durduramayacağını, aksine insanların bir yolunu bulup tepkilerini göstermeye devam edeceğini söyleyerek, protestoculara destek verdi. Ayrıca Tel Aviv’deki protestolara katılan Tel Aviv Belediye Başkanı Ron Huldai’nin de polis tarafından darp edilip yaralanması tepkileri daha da artırdı.Getirilen yasakların muhafazakâr kesimlerin kamusal alanlardaki ibadet/faaliyetlerini kapsamadığını ileri süren sol kesimler, hükümeti çifte standart uygulamakla eleştirdi. Bunun sonucu olarak hükümet karşıtları ile destekçileri meydanlarda karşı karşıya gelmeye başladı ve zaten ideolojik kamplaşma nedeniyle gergin olan toplumdaki fay hatları son gelişmelerle daha da gerildi. Hükümetteki istifalar neyin işaretiBu gerginlik kaçınılmaz şekilde Mavi-Beyaz İttifakı içindeki sol tandanslı milletvekillerini etkiledi ve Turizm Bakanı Asaf Zamir, protestoları ve Netanyahu’nun politikalarını gerekçe göstererek bakanlık görevinden istifa etti. Zamir, Netanyahu’ya güvenmediğini ve onun başkanlık ettiği bir hükümette yer almak istemediğini ifade etti. Zamir’in istifası nedeniyle bir açıklama yapan ana muhalefet partisi Yesh Atid (Gelecek Var) lideri Yair Lapid ise yaptığı açıklamada, Zamir’in sadece istifa etmekle kalmayıp, hükümeti de ciddi şekilde itham ettiğini söyleyerek hükümetin hemen istifa etmesi talebinde bulundu. Hükümette yer alanları İsrail’e değil doğrudan Netanyahu’ya hizmet etmekle suçlayan Lapid, bir an önce seçime gidilmesi gerektiğini ifade etti.İsrail’in tercihi ne olacak?Bazı haber kaynaklarına göre, yaklaşık 100 bin üyesi bulunan Siyah Bayrak Hareketi'nin önümüzdeki hafta sonu ülke genelinde eylem düzenlemesi bekleniyor. Gerçekleşmesi halinde pandemi dönemindeki en geniş katılımlı gösteri olması beklenen bu eyleme, İsrail polisinin nasıl tepki göstereceği ise merak konusu. Zira son dönemdeki yaygın ihlaller nedeniyle eleştirilere muhatap olan polis teşkilatının, bu gruba da şiddetle mukabele etmesi halinde olayların büyüyeceği ve bunun sonunda hükümetin bozulabileceği değerlendiriliyor. Dolayısıyla devlet kurumlarının devam eden protestolara nasıl yaklaşacağı, İsrail devletinin demokrasinin yanında mı yoksa Netanyahu’nun kontrolünde mi olduğunu gösterecek.[Haydar Oruç Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM)’da Levant Çalışmaları uzmanıdır]
Reklam
Antalya'da Sahte İçki Operasyonunda Bir Şüpheli Yakalandı
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde piyasaya sahte içki sürdüğü iddiasıyla bir şüpheli yakalandı. İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, ilçede ikamet eden D.Y'nin sahte içki üreterek sattığı yönünde elde edilen bilgi üzerine harekete geçti. Şüphelinin evinde ve aracında yapılan aramada 23 şişe çeşitli markalarda sahte içki,36 boş içki şişesi,5 litre sahte içki yapımında kullanılan etil alkol,5 litre sahte alkol ile sahte içki yapımında kullanılan çeşitli ürün ve malzemeler ele geçirildi.Gözaltına alınan D.Y. hakkında adli işlem başlatıldı.
Eskişehir'de Nehre Düşen 13 Yaşındaki Çocuk Boğuldu
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'in Günyüzü ilçesinde, Sakarya Nehri'ne düşerek boğulan kız çocuğunun cansız bedenine ulaşıldı.Mevsimlik işçi olan ailesiyle Şanlıurfa'dan kırsal Doğray Mahallesi'ne gelen Gamze Kakız (13), nehir kıyısında ayağını yıkadığı sırada dengesini kaybederek suya düştü. Olayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği dalgıçlarınca yaklaşık bir saat süren çalışma sonucu sudan çıkarılan çocuğun cesedi, hastane morguna gönderildi.
Reklam
Karabük'te Kenevir Üreticisinin Verim Beklentisi Yüksek
KARABÜK (AA) - AHMET ÖZLER - Karabük'te izinle üretimi yapılan ve tekstilden otomobil sektörüne geniş kullanım alanı bulunan kenevirin hasadına başlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl yaptığı açıklamanın ardından kenevir üretimine ilişkin tarımsal politikaların yeniden şekillenmesiyle Karabük'ün de aralarında olduğu 19 ilde izinle kenevir ekimi serbest hale getirildi.Kenevir, otomobil sektöründe doğal fiber parçalarda, ağaç işleme sanayisinde doğal inşaat malzemeleri üretiminde, ahşap malzeme, kumaş ve kanvas ürünlerin, gemi halatı, izolasyon malzemeleri, kozmetik ürünlerin üretiminde, biyodizel, biyokütle yoluyla enerji üretiminde, yağ, gıda, yem, kağıt sanayisinde, banknot, sigara kağıdı ve çay poşeti üretimi gibi çok geniş bir alanda kullanılıyor. İklim, toprak ve sulama açısından kenevir yetişmesine uygun durumda bulunan Karabük'te, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan ve kenevir ekimiyle ilgili uzmanların görev yaptığı birimin yönlendirmesiyle bu yıl 3 çiftçi tarafından 9 dekar alanda ekim yapıldı.Hasadına başlanan kenevirde 1 dekarda ortalama 100 kilogram lif, 80 kilogram da tohum elde edilmesi hedefleniyor. 'Hedeflediğimiz üretime ulaştık'İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kenevir yetiştirmek isteyenlerin yılın ilk 3 ayında mülki amirliklere giderek izin alması gerektiğini söyledi.İlgili kurum ve kolluk kuvvetlerinin incelemesinin ardından ekime izin verildiğini, bu yıl il genelinde 3 üreticinin ekim için izin aldığını belirten Ayvalık, 'Kenevir kullanım alanı çok farklı ve çok yönlü olan bir üretim grubu. Üretilmesini arzu ettiğimiz bir bitki. Tohum üretimine ağırlık verdik. Bu yıl elde edilen tohumları gelecek yıl üretimde kullanmayı hedefliyoruz. Bu yıl ekilen tohumları biz temin ettik.' diye konuştu. Ayvalık, hedefledikleri üretim seviyesine ulaştıklarını dile getirerek, 'Dekarda 80 kilogramın altına düşmeyecek bir verim bekliyoruz. Güzel bir üretim sezonuydu. Biz kenevirin gelecek vadedeceğini düşünüyoruz.' dedi.'3-5 yılda Türkiye'nin bu bitkinin en küçük parçasını bile değerlendireceğinden şüphem yok'İş adamı Şefik Dizdar da tekstil sektöründe kullanmak üzere kenevir yetiştirmeye başladıklarını ifade etti. Safranbolu ilçesinde 2,5 dekar alana kenevir ektiklerini belirten Dizdar, 'Çocukluğumuzda büyük ölçüde ekimi yapılan bir bitkiydi. Gemi halatları ve yelken bezleri yapılırdı hatta sigara kağıdı fabrikası kurulmuştu. Biz tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğimiz için her tarafından istifade edilen bu muhteşem bitkinin liflerinden yararlanarak iplik elde edip giysi yapmayı planlıyoruz. Önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye'nin bu bitkinin en küçük parçasını bile değerlendireceğinden şüphem yok.' diye konuştu. 'Özellikle Amerika ve Avrupa'da büyük bir sektör' Karabük'te bir geri dönüşüm fabrikasında üst düzey yönetici olan İtalyan Guiseppe Agazzi de il merkezinde bir dönümlük alanda birçok sektörde kullanıldığı için kenevir yetiştirdiğini kaydetti.Dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilen kenevirin ekimine Türkiye'de de izin verilmesi üzerine kolları sıvadığını belirten Agazzi, 'Özellikle Amerika ve Avrupa'da büyük bir sektör. Özellikle kozmetik ve inşaat sektöründe kullanıldığını görüyoruz. Türkiye'de hükümetin bunu desteklediğini gördüm. Sonrasında birkaç araştırma yapmaya başladım ve şu anda yetiştiriyorum. Bu yıl iyi bir sonuç elde ettik.' dedi.
Adana'da Döviz Bürosu Çalışanı İş Yerinde Bulduğu 400 Doların Sahibini Arıyor
ADANA (AA) - Adana'nın merkez Seyhan ilçesindeki bir döviz bürosunun çalışanı, iş yerinde bulduğu 400 doların sahibini arıyor.Döviz bürosunda 400 dolar bulan Yusuf Ölkeli, o esnada içerideki müşterilerine seslenmesine rağmen kimseden yanıt alamadı.İş yerinin güvenlik kameralarını inceleyen Ölkeli, parayı bulduğu sırada düşüren kişinin de içeride olduğunu ancak müşterisinin telaşla çıktığını fark etti.Ölkeli, AA muhabirine, paranın sahibini beklediklerini söyledi. 'Vatandaşımızı kameradan tespit ettik, yüzü de belli oluyor.' diyen Ölkeli, 'Geldiği zaman vatandaşımıza parasını iade etmek istiyoruz.' şeklinde konuştu.Güvenlik kamerası görüntüsünde, müşterinin 400 doları düşürmesi, ardından ceplerini kontrol ettikten sonra telaşla dışarı çıkması yer alıyor.
Niğde'de Deaş Zanlısı Gözaltına Alındı
NİĞDE (AA) - Niğde'de terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda, Irak uyruklu şüpheli yakalandı.Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şubesi müdürlüklerinin koordineli çalışmasında, terör örgütü DEAŞ'e üye olduğu öne sürülen zanlının yakalanması için çalışma başlatıldı.Ekipler, düzenledikleri operasyonla Irak uyruklu A.H.D.D'yi evinde gözaltına aldı.Şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Askeri Okullardaki Öğrencilere İşkence Yaptığı İddia Edilen Eski Komutana Hapis İstemi
VAN (AA) - CEMAL AŞAN - Van'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında mahrem yapılanma içerisinde yer aldığı gerekçesiyle tutuklanan ve askeri öğrencilere eğitim adı altında işkence yaparak Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayrılmalarına neden olduğu öne sürülen eski yüzbaşının, 33 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.Van Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına yönelik soruşturması kapsamında tutuklanan ve meslekten ihraç edilen eski Tuşba İlçe Jandarma Komutanı N.K. hakkında iddianame düzenledi. Van 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, FETÖ yapılanması içinde yer aldığı, örgütün şifreli haberleşme programlarını kullandığı ve askeri okullardaki öğrencilere işkence yaptığı ileri sürülen şüphelinin 'silahlı terör örgütüne üye olmak' ve 'örgütsel faaliyet kapsamında işkence yapmak' suçlarından 33 yıla yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.FETÖ/PDY'nin TSK'deki mahrem yapılanması, mahrem hizmetler, işleyiş hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı iddianamede, her birim sorumlusuna ayrı isim verildiği ve kişilerin 15 günde bir kendisine bağlı örgüt mensuplarıyla toplantılar düzenlediği anlatıldı. Mahrem imamların ankesörlü telefon ve özel hatlarla kurdukları iletişim ve kullanılan hatlara ilişkin bilgilerin de yer aldığı iddianamede, FETÖ/PDY mensuplarının örgütsel faaliyetlerin yürütülmesi amacıyla kullandığı birçok mahrem evin güvenlik güçlerince tespit edildiği vurgulandı. Kullandıkları telefonlar tespit edildiSoruşturma öncesinde Van'da mahrem imamlarca arama yapıldığı değerlendirilen ankesörlerin tespit edilmesine yönelik çalışma yürütüldüğü bildirilen iddianamede, mahrem yapıdaki sorumlu 'abi'lerin aynı birimde çalışan veya hücre yapılanmasında yer alan örgüt mensuplarını bu hatlardan ardışık olarak kısa zaman diliminde arayıp toplantı, buluşma gibi faaliyetleri organize ettiği bildirildi. İddianamede, FETÖ/PDY mahrem yapılanmasında görev alan sözde imamların, Van'da tespit edilen 11 sabit hattan 01 Ocak 2013-21 Mayıs 2017 tarihlerinde söz konusu yapılanmada faaliyet gösteren mahrem yapıdaki örgüt mensuplarının kullandığı cep telefonlarını arayarak iletişime geçtiği kaydedildi. '5 yıllık eğitimimi heba ettiler'Şüpheli N.S.'nin, FETÖ/PDY'nin mahrem asker yapılanması içinde bulunduğuna ilişkin somut delillerin elde edilmesi üzerine gözaltına alındığı belirtilen iddianamede, örgüt mensuplarının gizli haberleşme programlarını kullandığının tespit edildiğine dikkati çekildi. İddianamede şüpheli hakkında müşteki sıfatıyla ifade veren M.M.N, 2009'da Kara Harp Okuluna girdiğini, Menteş'teki 49 günlük kampta takım komutanının N.S. olduğunu belirtti.Şüphelinin mangaya eğitim yaptırdığını anlatan M.M.N, ifadesinde şu bilgileri verdi:'Bu kampta N.S, M.T. ve A.A. bana baskı uygulayan kişilerdi. Bu kişiler hiçbir şekilde asker mantığıyla uyuşmayan eğitim kastı ile hareket etmeksizin sadece okuldan ayrılmam amacıyla sözlü hakaret ve fiziksel eğitim denilen ancak sürünme, gece dinlenme saatinde kaldırma, yemek saatlerinde kısıntı yapılması gibi uygulamalardı. Bölüklere yemek istirahati verildiğinde N.S, '6 metrelik bir alanı 6 saniyede sürünürseniz yemeğe gidebilirsiniz. Yoksa yemeğe gidemezsiniz' diyerek bizi defalarca süründürmekteydi. Bana zorla ayrılmam için yazı yazdırdılar. Sınavlarda kopya çektiğimi söylediler, 5 yıllık eğitimimi heba ettiler, ordudan gönderildim.'Beraber sınava girdiği TSK mensupları da ihraç edilmişŞüpheli hakkında FETÖ/PDY'nin örgütsel faaliyeti kapsamında kendilerinden olmayan kişilere askeri öğrencilikten ayrılmaları için fiziksel ve ruhsal baskı, işkence yaptığına ilişkin şikayetlerin bulunduğuna yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi:'Özellikle müştekilerin beyanını doğrular nitelikte, FETÖ/PDY'nin TSK'yi ele geçirme planı kapsamında, kendilerinden olmayan ve kendilerine tehdit gördükleri, askeri okul öğrencilerin orduyla irtibatlarının koparılması amacıyla bu şekilde işkence ve benzeri hareketlerle okuldan ayrılmaları için sistematik bir şekilde faaliyet yürütüldüğü, şüphelinin de bu faaliyetler kapsamında 'eğitim' adı altında müştekilere işkence yaparak söz konusu organizasyon içerisinde yer aldığı belirlenmiştir. Şüpheli, 2012'de kurmaylık sınavını kazandığını, kendisi ile birlikte kurmaylık sınavını kazanan diğer askeri personellerin de 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası TSK ile irtibatlarının kesildiğini belirtmiştir.''Yüzlerce öğrencinin ayrılmasına neden olmuşlar'Şüphelinin, örgütün TSK'yi ele geçirme amacına ilişkin kanuna aykırı organizasyon içinde yer alarak, müştekilerin askeri okuldan ayrılmaları amacıyla TSK'nin eğitim prosedürüne uymaksızın diğer askeri öğrencilerden ayrı bir grup oluşturarak işkenceye maruz bıraktığına işaret edilen iddianamede, TSK ile ilgili yönetmelik ve eğitim prosedürlerinde, komutana bağlı tüm birlik üyelerinin aynı muameleye maruz kalmaları halinde zorlu şartlarda yaptırılan uygulamaların eğitim olarak değerlendirilebileceğine yer verildiği vurgulandı. FETÖ/PDY ile irtibatı olmayan askeri öğrencilerden ayrı bir grup oluşturularak ağır eğitimlerin verildiği, aynı statüdeki diğer askeri öğrencilerin bu eğitime tabi tutulmadığına yer verilen iddianamede, şu değerlendirmelerde bulunuldu:'Bu eğitimlerin verilmemesi dahi müştekilere uygulanan eylemlerin ayrımcılık suretiyle baskı ve yıldırmaya yönelik sözlü ve fiili işkence oluşturduğu, müştekilerin kendilerine uygulanan söz konusu işkenceler sebebiyle TSK'den ayrıldıkları, müştekilere yönelik söz konusu zorlayıcı işkence eylemleriyle sanki kendileri askeri okuldan ayrılmış gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldığı belirlenmiştir. Bu şekilde, terör örgütü özellikle 2008-2014 yıllarında yüzlerce askeri okul öğrencisinin okuldan ayrılmasına sebebiyet vermiştir. Dosyamız kapsamında ise müştekilerin benzer şekilde işkenceye maruz kaldıklarını belirterek şikayetçi oldukları şüpheli N.K'nin silahlı terör örgütüne üye olmak ve işkence suçlarını işlediği anlaşılmıştır.'
Reklam