Salgın Sürecinde Van Kedileri Uzaktan Seviliyor
VAN (AA) - YILMAZ KAZANDIOĞLU/ÖZKAN BİLGİN - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezince 'Kedi Villası'nda koruma altında tutulan Van kedileri, pandemi sürecinden olumsuz etkilendi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Kedi Villası'nda hem kedilerin hem de çalışanların sağlığı için bazı tedbirler uygulandı. Daha önce ziyaretçilerin kedileri yakından sevmesine ve beslemesine izin verilen merkezde, salgın nedeniyle bu temas kesildi.Duygusallığı, cana yakınlığı, beyaz ipeksi kürkü, aslan yürüyüşü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruğu, farklı göz renkleri ve suya düşkünlüğüyle kentin en önemli değerlerinden olan Van kedisinin neslinin korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğü merkezde, Kovid-19 nedeniyle tedbirler sıkı tutuluyor.Sevilmekten çok hoşlanan kedilere, pandemide ziyaretçilerin dokunmasına izin verilmiyor. Beslenmelerine de özen gösterilen merkezde, kedilerin mama menüsüne 3 aydır, Van Gölü'nde yaşayan endemik balık türü inci kefali de eklendi. Kediler izole edildiYYÜ Van Kedisi Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, AA muhabirine, Kovid-19'un hayvanlar için nasıl bir tehdit oluşturabileceğini bilmediklerinden, merkezi marttan itibaren geçici olarak ziyarete kapattıklarını anımsattı.Kaya, bütün hayvanları sıkı şekilde izoleye aldıklarını ve kesinlikle insanlarla temasına müsaade etmediklerini belirtti.Merkezin dezenfeksiyonu, hayvanların bakımı ve personelin sağlığı ile ilgili tüm tedbirleri aldıklarını söyleyen Kaya, şunları kaydetti:'Normal süreçte ziyaretçiler, kedilerin yanına girebiliyor, elleriyle besleyebiliyor ve sevebiliyordu. Bu duruma hayvanlar da alışkındı. Şimdi kedilerin yanına girmek yasak. Ziyaretçiler sosyal mesafeye uyarak ve maske takarak yalnızca uzaktan izleyebiliyor. Kediler ise sevilme alışkanlığından gelen duyularla, insanları görünce hemen onlara yakın bir yere toplanıyorlar. Bu önceden edindikleri o sevme alışkanlığı ile ilgili bir durum. Dolayısıyla bu süreçte hem insanlara temastan hem de sevgiden mahrum kaldılar. Gerçi biz bu eksikliği personelimizle gidermeye çalıştık ancak bu süreçte biz de personel sayımızı azaltmak durumunda kaldık.'Salgın sürecinde personeliyle büyük bir özveri ve titizlikle çalıştıklarını aktaran Kaya, 'Amacımız bu süreci en az etkiyle atlatmaktı. Sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu günlerde bile, biz mutlaka her gün merkezimize gelerek hayvanlarımızla yakından ilgilendik, durumlarını kontrol ettik.' dedi.Kedilere inci kefalli menüNormal dönemde ziyaretçilerin mama satın alarak kedileri beslediğini, şimdi ise böyle bir durum söz konusu olmadığı için bakım masraflarının da arttığını dile getiren Kaya, kentte bolca bulunan ve maliyeti düşük inci kefali balığı ile buna alternatif çözüm bulduklarını aktardı.Kaya, 'Kedilerin ıslak mama ihtiyacını karşılamak için haftada en az iki, en fazla 4 gün olmak kaydı ile mamalarına ilaveten inci kefali vermeye çalışıyoruz. Besin değeri de yüksek, gayet sağlıklı oluyor. Kıyma halinde de verdiğimiz balıkları, kedilerimiz çok seviyor.' ifadesini kullandı.
Geçen Yıl Yanan Orman Alanlarının Yarısından Fazlası Ağaçlandırıldı
ANKARA (AA) - Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, geçen yıl çıkan yangınlarda zarar gören 11 bin 332 hektarlık alandan bölgedeki bitki yapısı bozulmadan, çeşitli rehabilitasyon ve onarım çalışmaları yapılarak 6 bin 200 hektarının ağaçlandırıldığını bildirdi. Karacabey, AA muhabirine, orman yangınlarıyla mücadele ve tahrip olan alanlarda yapılan çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Orman yangınlarıyla mücadelede önleme, söndürme ve rehabilitasyon olmak üzere 3 stratejilerinin olduğunu belirten Karacabey, birinci aşamada eğitim ve bilinçlendirme ile teknik çalışmaların ön planda tutulduğunu söyledi.Karacabey, teknik çalışmalar çerçevesinde, yerleşim yeriyle ormanlar veya tarım arazileri arasında yanmaya dayanıklı ağaç türlerinden şeritler oluşturularak, yangınların ormanlara sıçramasına engel olmaya çalıştıklarını, ormanların yanıcı madde yükünü azaltmak için de yol kenarlarındaki eğimli alanların temizlendiğini dile getirdi. Orman yangınlarıyla mücadelede başarıyı getiren en önemli faktörün erken haber alma ve etkili müdahale olduğunu vurgulayan Karacabey, bu kapsamda ülke genelinde 776 yangın gözetleme kulesi ve insansız hava araçlarıyla izleme çalışmaları yürütüldüğünü anlattı.Karacabey, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile yaptıkları ortak çalışmalarla oluşturulan 'Elektronik Yangın Risk Haritası'nın saatlik bazda oluşabilecek yangınlara karşı yetkilileri uyardığı bilgisini vererek, ihbar anında alanlara müdahalede bulunmak için de 1140 noktada konuşlanmış ekiplerin bulunduğunu ifade etti.'Yanan alanların eski haline dönüşmesi anayasal güvence altındadır'Yanan orman arazilerinin tamamının eski haline getirildiğini, farklı hiçbir amaçla kullanılmadığını vurgulayan Karacabey, bunun aksine ortaya atılan hiçbir iddianın gerçeği yansıtmadığını bildirdi.Karacabey, yanan orman alanlarının aynı yıl içinde temizlendiğini ve fidan dikmeye uygun hale getirildiğini belirterek, şöyle konuştu:'Yanan orman alanları aynı yıl içinde temizleniyor, fidan dikmeye uygun hale getiriliyor. Söz konusu alanların hiçbirinin ticari amaç için kullanılması mümkün değildir. Bu konu, Anayasa'nın 169'uncu maddesindeki 'Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir.' ibaresiyle güvence altıdadır. Yangınlar sonucu tahrip olan alanlarda, Yanan Orman Alanların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projesi kapsamında bölgedeki bitki yapısını bozmadan rehabilitasyon ve ağaçlandırma çalışmaları yapılıyor.'Yanan alanlarda yapılan fidan dikme çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Karacabey, 'Geçen yıl yanan 11 bin 332 hektar alanın 6 bin 200 hektarı aynı yıl içinde ağaçlandırıldı, 1087 hektardaki çalışmalar da yıl sonuna kadar tamamlanacak. Ağaçlandırılmaya konu edilmeyen 4 bin 46 hektar alan ise örtü yangını olması ve mevcut ağaçların zarar görmemesi nedeniyle müdahale gerektirmiyor. Bu yıl yangın nedeniyle zarar gören alanlarda da çalışmalar aralıksız devam ediyor.' dedi.Samandağ'daki alan fidan dikim zamanına yetiştirilmeye çalışılıyorHatay'ın Samandağ ilçesinde 5 Eylül'de çıkan ve 93 saatte kontrol altına alınabilen orman yangının izlerinin silinmeye başlandığına dikkati çeken Karacabey, Antakya Orman İşletme Müdürlüğü Karaçay Orman İşletme Şefliği sınırları içindeki alanda çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini söyledi.Karacabey, söz konusu alanda ilk olarak yanık ağaçların civar köylerde yaşayan vatandaşlarca kurulan ekiplerce kesilerek sahadan uzaklaştırıldığını dile getirerek, 'Artıkları temizlenen sahada ekskavatörler ile toprak işleme çalışmaları yapılıyor. Tüm ekiplerimiz sahanın fidan dikim zamanına yetişmesi için gayretle çalışıyor.' diye konuştu.
Grafikli - Bolivya Bir Yıl Sonra Devlet Başkanını Seçmek İçin Sandığa Gidiyor
BUENOS AIRES (AA) - Bolivya halkı, eski Devlet Başkanı Evo Morales'in zaferiyle sonuçlanan 20 Ekim 2019 genel seçiminin iptalinden neredeyse bir yıl sonra yeni devlet başkanını seçmek için sandığa gidiyor.And Dağları'nın zirvesinde 11 milyondan fazla nüfuslu Bolivya'da 7 milyonun, ülke dışında ise 300 binin üzerinde olmak üzere toplam 7 milyon 332 bin 925 seçmen yarın yeni devlet başkanını belirlemek için oy kullanacak.Üç adayın öne çıktığı seçimde, adayların ilk turda devlet başkanlığı koltuğuna ulaşabilmesi için geçerli oyların yüzde 50'sini alması veya yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine yüzde 10 fark atması gerekiyor. Aksi takdirde, en yüksek oyu alan iki aday 15 Kasım'da ikinci tur seçimlerinde yarışacak.Morales'in adayı anketlerde öndeSeçimlerde daha önce Morales'in liderliğini yaptığı Sosyalizm Hareketi Partisinden (MAS) Luis Arce Catocora, Yurttaş Birliği Partisinden (CC) eski Devlet Başkanı Carlos Mesa, Morales'in istifa sürecinde aktif rol oynayan İnanıyoruz İttifakı'ndan Luis Fernando Camacho, Güney Kore kökenli, Zafer İçin Cephesi Partisinden Chi Hyun Chung ve Bolivya Ulusal Eylem Partisinden Feliciano Mamani yarışacak.Adaylar arasından seçim anketlerinin çoğunluğunda birinci gelen Morales'in seçtiği aday Arce ile Morales'in istifa sürecinde aktif rol alan Mesa ve Camacho öne çıkıyor.Luis ArceSon seçim anketinde yüzde 42,2 oyla lider olan 56 yaşındaki Arce, Morales'in 14 yıllık iktidarında, sağlık sorunları nedeniyle 2017 ve 2019 haricinde, Ekonomi Bakanlığı görevini yürüttü.Ülkenin 2006-2014 yıllarındaki gelişimi sebebiyle MAS'nin içinde Bolivya'da 'ekonomik mucizenin yöneticisi' olarak tanınıyor.Carlos MesaTarihçi, yazar ve gazeteci 67 yaşındaki Mesa, son ankette yüzde 33,1 oyla Arce'nin en yakın rakibi olarak öne çıkıyor. 2002'de devlet başkanı yardımcılığı görevini yürütürken, 2003'te Morales'in öncülüğündeki protestolarla dönemin Devlet Başkanı Gonzalo Sanchez de Lozada'nın istifa etmesiyle devlet başkanlığını üstlendi. Morales'in öncülüğündeki protestolarla 2005'te yine görevini bırakan ve siyasetten uzaklaşan Mesa, siyasi profilini Morales hükümeti tarafından 2014'te, Bolivya'nın okyanusa açılabilmek için Şili’ye Uluslararası Adalet Divanında açtığı davada sözcü olarak görevlendirilerek yükseltti.Geçen yıl düzenlenen seçimlerde ikinci olan Mesa, seçim sonuçlarının açıklanmasının durmasının ardından Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ile Avrupa Birliği'nin seçimlerde hile iddia olduğunu iddia etmesi üzerine taraftarlarını gösteri yapmaya çağırmıştı.Luis Fernando CamachoMorales'in istifa sürecinde aktif rol oynayan 41 yaşındaki aşırı sağcı iş adamı Camacho, son ankette yüzde 16,7 oy oranıyla üçüncü sırada geliyor.Seçimlerde aday olmadan önce Santa Cruz Sivil Komitesi liderliğini yapan koyu katolik Camacho, Morales'in 'darbe' olarak nitelediği süreçte babasının şiddet olaylarına müdahale edilmemesi için asker ve polisle anlaştığını itiraf etmişti.Morales'in istifa sürecinde Mesa ile yakınlaşan Camacho, daha sonra 'şahsi çıkarı' için çalışmakla itham ettiği muhalif aday Carlos Mesa ile yollarını ayırmıştı.Seçimin ikinci tura kalması Arce'nin zararınaHem MAS'nin yeni yüzü Arce'nin hem de daha önce Morales'in, partinin seçimi kazanmak için herhangi bir ittifaka ihtiyaç duymamasına dair açıklamaları, seçimin ikinci tura kalmasının Arce'nin işini zorlaştıracağı şeklinde yorumlanıyor.Mesa ve Camacho'nun Morales'i istifaya sürükleyen süreçteki birliktelikleri nedeniyle seçimin ikinci tura kalması durumunda Camacho'nun, Mesa'yı destekleyeceği tahmin ediliyor.Morales'in istifasıyla devlet başkanlığı koltuğuna gelen Jeanina Anez'in seçimlerde önce adaylığını açıklaması ve seçime 1 ay kala MAS'nin iktidara gelmesi korkusuyla adaylıktan çekilmesi de bu savı destekliyor.Ayrıca, oy oranı düşük olmasına rağmen eski Devlet Başkanı Jorge Quiroga'nın MAS'nin iktidara gelmemesi için adaylıktan çekildiğini açıklaması, olası bir ikinci turda Mesa'ya olan desteği artırıyor.Ekim 2019 seçimlerinin iptali ve Morales'in istifasıGeçen yıl 20 Ekim'de düzenlenen seçimlerin iptal edilmesine giden yolun temeli, Morales'in yüzde 45 ile birinci, Mesa'nın yüzde 38 ile ikinci olduğu seçimlerde oy sayımının yüzde 83'te durmasıyla atıldı.O dönem oyların ön sayımının elektronik cihazlarla yapılması, hükümetin kırsal kesimdeki altyapı yokluğundan verilerin geç gelmesiyle gerekçelendirdiği ve Bolivya seçimlerinde daha önce de yaşanan bu kesinti, hile iddialarını kampanya döneminde dillendiren muhalefeti harekete geçirdi.OAS ile AB'nin seçimde hile yapıldığı ve ikinci tura gidilmesi gerektiğine dair açıklamalarıyla Mesa, destekçilerini sokak gösterilerine davet etti.Durduğunda seçimin ikinci tura kalacağına işaret eden oy sayımının başlaması ve 25 Ekim'de Yüksek Seçim Mahkemesinin, Mesa'nın yüzde 36 oy aldığını, Morales'in de yüzde 47 oy alarak seçimi kazandığını açıklaması seçimlerdeki hile iddialarını pekiştirdi.Camacho'nun orduya darbe çağrısıyla gösterileri alevlendirmesi, MAS mensubu bakan ve yerel yöneticilerin şiddet yoluyla istifaya zorlanmasının ardından polisin isyan etmesiyle Morales'in etrafındaki çember git gide daraldı.Takipçilerini sokağa davet eden Morales'in genel seçimin yenilenmesini kabul etmesi de ülkedeki tansiyonu düşürmedi. Ordu halkla karşı karşıya gelmemek için şiddet olaylarına müdahale etmeyeceğini açıkladı ve 10 Kasım'da Morales'e istifa etmesi çağrısında bulundu. Morales istifa ederek önce Meksika'ya ardından da Arjantin'e siyasi sığınmacı olarak gitti.Bolivya Çokuluslu Yasama Meclisi'nin üst kanadı Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı muhalif Jeanine Anez, 13 Kasım'da, geçici devlet başkanlığı görevini üstlendiğini açıkladı ve devlet başkanlığı sarayına Camacho ile gitti.O dönemde meydana gelen gösterilerde çoğunluğu Morales yanlısı 35 kişi hayatını kaybetti ve 800'den fazla kişi yaralandı.
Fidanlarını Aldığı Ülkeye Meyvelerini İhraç Edecek
ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Antalya'da tropikal meyveler üzerine üretim yapan Hüsnü Çakır, denemek için İngiltere'den fidanlarını getirdiği narenciye türlerinin meyvesini, bu ülkeye ihraç etmeye hazırlanıyor.Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde (BATEM) turunçgil ıslahı ve yetiştiriciliği konusunda çalışan Dr. Zeynep Eryılmaz, tropikal bölgelerde yetişen ve C vitamini değeri yüksek olduğu belirtilen limelerin farklı türleri üzerine çalışma gerçekleştirdi.Islah edilerek, Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde dikimi yapılan narenciyelerin ilk denemelerinde başarılı olundu. Girişimci Hüsnü Çakır da İngiltere'de limelerin çeşitleri üzerine eğitim aldı, fidan getirtti.Çakır, Serik ilçesinde bahçe kurarak, meyvenin 7 türünü üretmeyi başardı.BATEM ile koordineli şekilde üretimini sürdüren Çakır, iki yılda ürün elde etti. Meyvelerin numunesini İngiltere'ye gönderen Çakır, buradan yoğun talep gelince, ülkede tropikal meyveler üzerine şirket kurdu. Antalya'da üretilen yeni narenciye çeşidi, kargo uçakla İngiltere'ye gönderilecek.İngiltere'de kilogramı 180-200 liradan alıcı bulduğu belirtilen yeni narenciye çeşidi, dünya mutfaklarının yanı sıra ilaç sanayisinde de yoğun olarak kullanılıyor.'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz'Üretici Çakır, AA muhabirine, bahçesinde Avustralya Parmak Limi olarak da bilinen finger, blood, kaffir ve rangpur başta olmak üzere limenin 7 çeşidini yetiştirdiğini söyledi.Yeni tür narenciye üretimine meraktan başladığını anlatan Çakır, 'Geçen sene iç piyasaya verdik. Lüks oteller alıyor, özellikle Alman ve İngiliz oteller zinciri çok tercih ediyor. Bu yıl ürünlerin tamamını, kargo uçakla yurt dışına götüreceğiz. Kilogramını 180-200 liradan alıyorlar. Numune gönderdim, çok beğendiler.' dedi.Limelerin dünya mutfağında kullanıldığını belirten Çakır, 'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz. Sürekli başında meyve ve çiçek var. Zirai ilaç kullanmıyoruz. Portakal, mandalina veya limondan elde ettiğimiz geliri bu yeni narenciye türleriyle 6'ya, 8'e katlıyoruz. İlk etapta İngiltere'ye satacağız. Almanya, İsviçre ve Fransa'dan da talep var.' diye konuştu.BATEM Müdürü Abdullah Ünlü de turunçgil yetiştiriciliğinde virüsten ari fidan üretimiyle üreticilere uzun yıllardan beri destek olduklarını, yeni narenciye türünün üretimi için de talep edenlere fidan desteği sağlayacaklarını söyledi.'Ağacın tüm parçalarının sanayisi var'Turunçgiller üzerine çalışma yürüten Zeynep Eryılmaz da yeni bir tür olan limelerin artık Türkiye'de yetiştirilebildiğini dile getirdi.Eryılmaz, limelerin dünya ticaretinde oldukça önemli yere sahip olduğunu bildirdi.Finger Lime'nin (Avustralya Parmak Limi) 'turunçgillerin havyarı' olarak da isimlendirildiğini belirten Eryılmaz, şunları kaydetti:'Yıl boyunca çiçek açıyor. Tropik iklimlerde 12 ay meyve veriyor. Diğer turunçgillerden farkı, özellikle son yıllarda yapılan araştırmalara göre besin içerikleri daha değerli. Tadı, aroması diğer turunçgil türlerine göre daha üstün. C vitamini değeri çok daha yüksek. Tatlı ve ekşi çeşitleri var. ABD ve Avrupa ülkeleri ile Rusya'da çok yoğun tüketiliyor. Yaprakları, çekirdekleri dahil ağacın tüm parçalarının sanayisi var.'
Pamukta Prim Artışı Sektör Temsilcilerini Mutlu Etti
ADANA (AA) - ÖMER FANSA - 'Beyaz altın' diyarı Çukurova'da, kütlü pamukta primin yüzde 37,5 artışla kilogram başına 1,1 liraya çıkarılması sektör temsilcilerini sevindirdi.Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, AA muhabirine, Çukurova için bir zamanlar 'beyaz altın' olan pamuğun yeniden eski günlerine dönmesini arzu ettiklerini söyledi.Kütlü pamukta 4 yıldır 80 kuruş olan primin, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin müjdesiyle kilogram başına 1,1 liraya çıkarıldığını anımsatan Bilgiç, şöyle konuştu:'Pamuk üreticisi bu sene bu fiyatlarla memnun kalır ama bunun her sene güncellenmesi lazım. Şu açıdan güncellenmesi lazım, kütlü pamuk fiyatı şu andaki gibi 5-6 lira olarak seyrederse bu destek normal kalabilir ama geçen yıllar gibi 5-6 liranın altına düşerse önümüzdeki sene tekrar bunun güncellenmesi lazım. Primle beraber pamuğun fiyatı 80 sent olmalı. Dolar bugün 8 lira ise bu 6,4 lira eder. Yani üretici pirimle beraber 6,4 lira fiyatı yakaladığı zaman bundan memnun kalır ve pamuk ekmeye devam eder. Ayrıca primlerin çok uzun süre bekletmeden verilmesi lazım ki üreticiye can suyu olsun.'Bilgiç, pamuk üreticisinin desteklenmesi gerektiğini anlatarak, 'Keşke pamuk Türkiye'de 6-7 lira bandında olsa da prim 1,1 değil daha da aşağı olabilir. Pamuk fiyatının üreticiyi memnun edecek tarzda oluşması açısından prim bunu destekliyor. Bu açıdan primin şu aşamada faydalı olduğunu düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu. Pamuk fiyatının artmasının ardından primin açıklanmasını da olumlu bulan Bilgiç, 'Eğer bir ay önce bu fiyat açıklanmış olsaydı pamuk fiyatı düşük kalacaktı. Pamuk şu an 5 liraya dayandı. Dövizin artışı, dünya fiyatlarındaki artışlar ister istemez Türkiye'ye de yansıdı.' dedi.'Çiftçimiz prim desteğinden memnun olacak'Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru da Türkiye genelinde pamuk ekim alanının yaklaşık yüzde 40 daraldığını ifade etti.Gelecek yıllarda pamuk ekim alanlarının genişlemesi için bu yıl üreticiyi memnun edecek fiyat oluşması gerektiğinin altını çizen Doğru, şunları kaydetti:'Çiftçinin pamuk üretimine devam etmesi için kilogramda destekle beraber eline en az 6 lira geçmeli. Şu anda üreticinin cebine pamuktan net olarak kilogram başına 4,8-5 lira civarında geliyor. Buna ek olarak 1,1 lira da prim açıklandı, oldu 6 lira. Mazot ve gübre desteğiyle daha da üzerine çıkacaktır. Çiftçimizin mevcut pamuk fiyatına ek olarak verimi de hesaba katarak alacağı 1,1 lira destekten memnun olacağı inancındayım. Tüm pamuk üreticilerine hayırlı olsun.'
Türk Ve Moldovalı Çocuk Koroları Video Kayıtla Buluşup Klip Çekti
ADANA (AA) - ÖMER FANSA - Türk ve Moldovalı ortaokul seviyesindeki konservatuvar öğrencilerinin koroları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı gerçekleştiremedikleri ortak eser seslendirmesini video kayıt yöntemiyle yaptı. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Devlet Konservatuvarı Ortaokul Korosu ile Moldova Soroca Devlet Güzel Sanatlar Okulu Belkanto Korosu, daha önce planladıkları birlikte eser seslendirme çalışmasını, salgın tedbirleri kapsamında çocukların bir araya gelememesi üzerine online veya video kayıt yöntemiyle yapmaya karar verdi.İnternet bağlantısı sorunları nedeniyle video kayıt yöntemiyle yapılan ortak çalışmada, her iki koronun toplam 25 üyesi, 2004 Fransa-İsviçre yapımı 'Les Choristes' filminin müziklerinden Bruno Coulais'e ait 'Vois Sur Ton Chemin'in kendilerine ait olan bölümlerini seslendirdi. Koro üyelerinin ses kayıtları üniversitenin hocaları tarafından birleştirilerek, klip haline getirildi.ÇÜ Devlet Konservatuvarı Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Ana Sanat Dalı Öğretim Görevlisi ve aynı zamanda Ortaokul Korosu Şefi Ilgar Eyyubov, AA muhabirine, salgından önce okul korolarının yurt içi veya yurt dışında yarışma ve konserlere katıldığını söyledi.Salgın dolayısıyla geçen yıldan beri eğitimleri online olarak verdiklerini, dolayısıyla herhangi bir etkinliğe birebir katılamadıklarını anlatan Eyyubov, bu durumun çocukların eğitimlerine engel olmaması için çözüm yolları düşündüklerini belirtti.'Şu an salgın var diye durmak olmaz'Eğitim gibi bu tür etkinlikleri de online veya video kayıt yoluyla yapmayı planladıklarını aktaran Eyyubov, şöyle devam etti:'Müzisyen olacak çocukların etkinliklere, konserlere, yarışmalara katılmasının büyük katkısı var. Şu an salgın var diye durmak olmaz. Çocukların kendi performanslarını göstermeleri, eğitime devam etmeleri gerekiyor. Bu tür etkinliklerin onların gelişmesinde büyük rolü var.'Eyyubov, bu tür etkinliklere devam edeceklerini dile getirerek, 'İngiltere, Ukrayna, Rusya, Azerbaycan, Kanada gibi ülkelerden de teklif var. O teklifleri de kabul ettik. Çocuklara program verilecek ve bu online, video kayıtlara devam edeceğiz.' diye konuştu.'Müzik sınırsızdır'Moldova Soroca Devlet Güzel Sanatlar Okulu Belkanto Korosu Şefi Lyudmila Samarin de 2012 yılında kurulan korolarının Türkiye, Ukrayna, Belarus, Bulgaristan, Romanya ve Rusya gibi ülkelerdeki festival ve yarışmalarda başarılı olduğuna dikkati çekti.Projeyle güzel bir çalışma ortaya koyduklarına inandığını ifade eden Samarin, 'Ilgar Eyyubov şefliğindeki koro ile ortak bir proje gerçekleştirdik. Bu proje çocukların birbirini tanıması ve arkadaşlık kurması için çok değerli bir çalışmadır. Ortak projelerimiz bundan sonra da devam edecek. Çünkü müzik sınırsızdır.' dedi.Ortaokul Koro Şefi 8. sınıf öğrencisi Zeynep Avşar da Moldovalı arkadaşlarıyla yapılan çalışmanın kendisi ve arkadaşları için büyük moral olduğunu vurguladı.Avşar, 'Diğer ülkelerdeki yaşıtlarımızla böyle bir çalışmayı gerçekleştirmenin kariyerimize çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Tüm arkadaşlarımızla bu tür etkinliklerin devamının gelmesini içtenlikle istiyoruz.' ifadesini kullandı.
Reklam
Ablasının Anısını Mahallelerin Duvarlarına Yaptığı Resimlerle Yaşatıyor
TRABZON (AA) - DUYGU AVUNDUK - Trabzon'un Arsin ilçesinde yaşayan Aydın Durmuş, duvarlara yaptığı resimle mahalleleri güzelleştiriyor.İlçenin Cudibey Mahallesi'nde ikamet eden 59 yaşındaki Durmuş, resim öğretmeni olan ablasının 1992 yılında bir kaza sonucu yaşamını yitirmesinin ardından 2000 yılında amatör olarak resim yapmaya başladı. Durmuş, bir kamu kurumundan 2010 yılında emekli olduktan sonra boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla ablasından öğrendiği resim sanatını amatör olarak evde oluşturduğu atölyesinde yapmaya devam etti. Zamanla resim konusundaki yeteneğini keşfeden 3 çocuk babası Durmuş, evinin bodrumuna, bahçesine ve dış kapının duvarlarına yağlı boya ile doğa resimleri yapmaya başladı.Kullanılmış tuvallerin üzerine yeni resimlerde yapan Durmuş, Cudibey ve Elmaalan mahallelerinde boş duran duvarlara akrilik plastik boya malzemesi kullanarak, manzara resimleri yapıp, görüntü kirliliğinin önüne geçmeye çalıştı.Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlik yıllarında resim öğretmeni olan ablasının yaptığı resimlere özendiğini söyledi.Ablasının kaza sonucu vefat etmesinin ardından yıllar sonra resim yapma yeteneğini farkettiğini ifade eden Durmuş, 2000 yılında resim yapmaya başladığını ve kendisini zamanla geliştirdiğini belirtti.Durmuş, ablası gibi doğa ve manzara resimleri yapmayı sevdiğini anlatarak, 'Resim öğretmeni ablamın çalışmalarına özenerek başladım. O zamanlar ablamın resimlerinin aynısını yapmaya çalışmak bana çok büyük mutluluk verirdi. Ablamın bana o yıllarda verdiği destekle yıllar sonra amatör olarak resim yapmaya başladım. Elektrik panolarına, köy evlerinin duvarlarına resim yaparak, ilerledim.' dedi.Mahallede bulunan ev ve iş yerlerinin duvarlarını boş görünce belediyenin her şeye yetişemeyeceğini düşünerek, manzara resimleri yapmaya başladığını dile getiren Durmuş, 'Bu duvarlar daha önce belediye tarafından boyanmış ancak boş duruyordu. Ülkemizin en güzel yerlerini duvarlara resmederek, insanların beğenisine sundum.' diye konuştu.'İlçe merkezinde de belirlenen yerlere resimler yapmayı planlıyoruz'Trabzon'un ve mahallenin özelliklerini taşıyan resimler yaptığını aktaran Durmuş, şunları kaydetti:'Yeşillik, deniz, selender, el işi yapan kadınların resimleri, şelale, kayık, motor ile evlerin yanı sıra Atatürk Köşkü, Uzungöl ve Trabzonspor'un logosunu da duvarlara yansıttım. Bunlar tamamen şehrimi ve mahallemizi güzelleştirmek adına yaptığım çalışmalardır. Belediye Başkanı Muhammet Sait Gürsoy da bu çalışmalarıma boya desteğinde bularak, yardımcı oluyor. İlçe merkezinde de belirlenen yerlere resimler yapmayı planlıyoruz.'Arsin Belediye Başkanı Muhammet Sait Gürsoy ise başkan olduğu günden beri belediyenin yol ve su çalışmalarının ötesinde şehrin güzelleşmek adına girişimlerde bulunduklarını söyledi.Gürsoy, sanata, sanatçıya ve kültüre önem verdiğini işaret ederek, 'Burada da Aydın Durmuş abimizin özel bir yeteneği vardı. Hobi olarak yaptığı çalışmaya bizde boya vererek destek olduk. İlçe merkezimizde de bu tür çalışmalar yapacak. Çok güzel bir el becerisi ve sanat anlayışı var. Kendisine desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. ' dedi.
150'den Fazla Kuş Türüne Ev Sahipliği Yapıyordu: Yayla Gölü Yok Olmak Üzere
Denizli'nin Buldan ilçesinde 182 çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan, 'kesin korunacak hassas alan' durumundaki Yayla Gölü'nde yaşanan kuraklık nedeniyle su seviyesinde düşüş yaşandı. Buldan ilçesinin Süleymanlı Mahallesi'nde çam ağaçları arasındaki Yayla Gölü'ndeki su seviyesi, kuraklık nedeniyle endişe verici düzeyde düştü.
Reklam
Hatay'da Uyuşturucu Operasyonu: 4 Gözaltı
HATAY (AA) - Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, sentetik uyuşturucu ele geçirilen araçtaki 4 şüpheli gözaltına alındı.Reyhanlı Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, uyuşturucuya karşı kent genelinde denetim yaptı.Uygulama noktasında şüphe üzerine durdurulan aracı arayan ekipler, 974 gram sentetik uyuşturucu ele geçirdi.Araçtaki R.K, E.A, S.E. ve İ.N. gözaltına alındı.
Denizli'deki Yayla Gölü'nde Su Seviyesi Düştü
DENİZLİ (AA) - Denizli'nin Buldan ilçesinde kesin korunacak hassas alan ilan edilen Yayla Gölü'nde gözle görülür şekilde su kaybı yaşanıyor.Kent merkezine 54 kilometre, ilçeye ise 8 kilometre uzaklıktaki 1155 rakımlı Süleymanlı Yaylası'nda bulunan ve 28 Haziran'da 'Doğal Sit Alanı' olarak tescillenen göl, doğal güzellikleri ve huzur veren ortamıyla her yıl çok sayıda doğaseveri ağırlıyor.Yaklaşık 466 dekar alana sahip olan ve üzerinde açan nilüfer çiçekleriyle ilgi gören göl, 34 türden kuşa da ev sahipliği yapıyor.Son aylarda mevsimler etkiler nedeniyle önemli ölçüde su kaybı yaşanan gölde kıyı kesiminin 30 metre çekildiği görülüyor. Buldan Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı Sait Yalçın, AA muhabirine göldeki su seviyesinin kritik seviyede gerilediğini söyledi.Gölün yağışla beslendiğini anlatan Yalçın,'Gölün derinliğinde DSİ verilerine göre 130 santimetre bir düşüş oldu. Bu da son 20 yılın en düşük seviyesi anlamına geliyor. Kış mevsiminde yağışların başlamasıyla gölün tekrar muhteşem manzarasına dönmesini bekliyoruz.' dedi.Göl kenarında gezinti yapan Rafet Oltulu, tavsiye üzerine geldikleri gölün manzarasına hayran kaldıklarını belirterek, 'Havası ve insanın için ferahlatan ortamıyla çok güzel. Suyu çekilse de muhteşem manzarası var.' dedi. İlçeden ailesiyle birlikte gelen Seçil Hız ise her hafta sonu göle gezmeye geldiklerini, bu yıl suların çekildiğini görmenin kendilerini üzdüğünü ifade etti.
Muğla'da Uyuşturucu Operasyonunda 2 Şüpheli Tutuklandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da, uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü, Bodrum ve Milas Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerince, uyuşturucu sattığı tespit edilenlere yönelik çalışma başlatıldı.Toplanan delillerin ardından harekete geçen ekipler, belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda, bir miktar uyuşturucu ele geçirdi, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Reklam
İzmir'de Sahte İçkiden Zehirlendiği Belirtilen 1 Kişi Daha Hayatını Kaybetti
İZMİR (AA) - İzmir'de sahte içkiden zehirlendiğini belirterek hastaneye başvuran bir kişi daha yaşamını yitirdi.Karabağlar ilçesindeki özel bir hastaneye 10 Ekim'de metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle başvuran Şenol Yarar (53), yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti.Yarar'ın cenazesi, otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Böylece kentte 9 Ekim'den bu yana sahte içki zehirlenmesi şüphesiyle yaşanan ölüm sayısı 24'e çıktı.
Sokak Köpekleri, Hassas Burunlarını Kayıpları Bulmak İçin Kullanacak
İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Köpek Eğitmenleri Derneğinin sosyal sorumluluk projesi kapsamında sokağa terk edilen veya sokaktan sahiplenilen köpekler, koku takibi eğitimiyle hem yeteneklerini keşfediyor hem de kayıp canlıları bulmak için insanlara yardımcı oluyor.Sokaktan sahiplenilen 'Kahve' ile sokakta ölmek üzereyken bulunan 'Bal' da eğitim alarak yeniden hayata tutundu ve insanlar için arama kurtarmada çalışmaya başladı. İnsanlarla ilişki kurmakta zorlanan Kahve'nin hayatı, sahiplenilmesiyle değişti. Sahibinin desteğiyle Köpek Eğitmenleri Derneğince verilen eğitimle önce rehabilite edilen Kahve, daha sonra koku takibi eğitimine başladı. Kahve artık kaybolan birinin eşyasındaki kokuyu ve onun izlerini takip ederek kayıp kişinin bulunması için yardımcı olmaya neredeyse hazır.Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker tarafından yolun ortasında bir deri bir kemik haldeyken bulunan Pitbull melezi Bal da koku takibi eğitimine devam ediyor. Onu terk eden insanlar olsa da Bal, hassas burnunu kaybolan insanlar ve canlılar için kullanacağı günlere hazırlanıyor. Kahve ve Bal, sokağa veya barınaklara terk edilen köpeklerin, insan hayatına dokunabileceğinin örnekleri. Onlar gibi binlerce yetenekli köpeğin de motivasyon kaynağı olan ikili, şans verilince kayıp insanları ve kayıp canlıları bulabilmek için nasıl canla başla çaba göstereceklerini gösteriyor.Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, 2015'te köpek eğitiminin, eğitmenlerinin standartlarını oluşturmak ve uluslararası bazı sertifikasyon sistemleri oluşturmak amacıyla kurulan derneğin, 2018'de Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonuna üye olarak Uluslararası Kinoloji Federasyonu (FCI) standartlarına uygun çalışmaya başladığını anlattı.Köpek eğitiminin (kinoloji) örgün eğitim sisteminde olması ve köpek eğitmenliği mesleğinin bilimsel altyapıda ilerlemesi gerektiğini dile getiren Eker, 'Öncelikli olarak köpeklerin sokaklara düşmesini engellemek, köpek almayı ve bakmayı bir disiplin haline getirmek, meslek olarak eğitmenlerini bilimsel bir eğitimden geçirmek, mevcut sokak köpeklerini ve terk edilmiş köpekleri eğiterek topluma ve sosyal hayata kazandırmayı hedefliyoruz.' diye konuştu.Dernekte insan kaynakları eğitimi ve sosyal sorumluluk projeleri yürüttüklerini dile getiren Eker, şunları söyledi:'Sosyal sorumluluk projelerimizin ana konusu sokak köpekleri. Sokak köpeklerinin ülkemizde bu kadar kontrolsüz şekilde artmasının sebeplerinin, köpek sahiplerinin köpekleriyle doğru ilişki içerisinde olmaması, eğitim konusunda yeterli standardın oluşmaması, köpeklerinden memnun olmayan insanların köpeklerini sokağa bırakması olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra köpek sahibi olmak, marketten bir şey almak gibi çok kolay. Yeterli ehliyet ve yeteneğe sahip olup olmadığı kesinlikle araştırılmıyor. Dernek bünyemizde sokak köpeklerinin rehabilitasyonu, eğitimi, insan kurtarma amaçlı olarak da yönlendirilmesi ve kontrolsüz artış sorununun çözülmesi amacıyla yetkili kurum veya kuruluşlara danışmanlık veriyoruz. Sokaklara veya barınakları bırakılmış binlerce köpek var. Bu köpeklerin büyük kısmı da çok yetenekli. Bir konuya kanalize edildiklerinde içlerinden büyük bir cevher çıkıyor. Biz sokak köpeklerine acıma duygusuyla değil, aldıkları eğitimlerden dolayı saygıyla bakılmasını istiyoruz. Sokağa terk edilmiş veya sokaktan sahiplenilmiş köpekleri, barınaklara terk edilmiş köpekleri yetenekleri ölçüsünde ayrıştırıp özellikle insan hayatını kurtarma aşamasında eğitimlerini sağlayıp projede değerlendirmeye çalışıyoruz.'Eker, istatistiklere bakıldığında neredeyse birkaç dakikada bir kayıp ihbarı yapıldığını ve en fazla kadın, çocuk ve yaşlıların mağdur olduğunu belirterek, 'Köpeklerin burnu insandan yüzlerce kat daha iyi koku alıyor. Köpeklere verdiğimiz eğitimin niteliği koku takibi. Köpekler kayıp insanların eşyalarındaki kokuyu alarak, onların ayak bastıkları yerlerden ilerleyerek bulundukları yeri arama kurtarma ekiplerine gösteriyor. Projemiz, sokaklarda ve barınaklardaki hayvanların sosyal ve ekonomik hayata adaptasyonunu içeriyor. Bu sorun ağırlıklı olarak belediyelerin ve hayvanseverlerin sırtında. Eğitim faaliyetlerimizi ülke çapında yaygınlaştırıp hem belediyelerin hayvanseverlerin sırtındaki bu yükü azaltmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı.Arama kurtarma operasyonları için köpeklerin bir eğitim sürecinden geçmesi ve sınavlara girerek belgelendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eker, 'Dernek olarak biz birkaç seviye sınav organizasyonu hazırladık. Bir de uluslararası sertifikasyon sınavımız var. Buraya da yurt dışından hakemlerimiz geliyor. Sınavda başarılı olan arkadaşlarımız da köpekleriyle birlikte gönüllü veya görevli olarak arama kurtarma görevlerinde yer alacaklar. 'Yaşa ve yaşat, köpeğiniz bir kahraman olabilir' sloganıyla yola çıktık.' dedi.'Barınaktaki arkadaşları için de örnek olacaklar'Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker, sokaktan sahiplenilen, insanlarla iletişimi zayıf ama çok yetenekli Kahve'yi önce rehabilite edip ardından koku eğitimi verildiğini belirterek, şunları söyledi:'Sadece sokaktan sahiplenip yemeğini, sağlık ihtiyaçları karşılamak yetmiyor onlara bir de nitelik, özgüven, kişilik kazandırmak gerekiyor. Böyle köpeklerin kaybolan insanların bulunmasında topluma çok büyük faydası olacağını aynı zamanda barınaktaki arkadaşları için de örnek olacağını düşünüyoruz. Koku takibi köpeklerinin eğitimi bolca sabır gerektiren bir süreç. Profesyonel bir seviyeye gelmeleri 6 ayla 1 yıl arasında sürüyor. Köpekler bu etkinlikten çok mutlu oluyor. Belki köpek arama kurtarma seviyesine gelemeyecek ama davranış rehabilitasyonunda ve köpeğin mutlu olmasında, fiziki ve zihinsel aktivasyonda sahiplerinin de doğal ortamda bazı aktiviteleri yapmasında da faydalı. Daha yetenekli olanlar belki arama kurtarmaya doğru ilerleyecek, yeteneği yoksa bile hem köpeği hem sahibini gerçekten mutlu eden bir eğitim branşı.'Eğitimin aynı zamanda köpeklerin avlanma güdüsünü artırdığının altını çizen Eker, 'Avlanma güdüsü köpeklerin kavgacılık, ürkeklik gibi alışkanlıklarını veya istenmeyen davranışlarını ortadan kaldıran bir güdü. Bu güdünün yükseltilmesi özgüven, kendinden daha emin davranışlar, sosyal hayata uyumu sağlıyor.' dedi.'İnsan ve diğer canlıları kurtarma açısından eğitilmesini sağlamak istiyoruz'Eker, Türkiye'nin değişik yerlerinden konuyla ilgilenen eğitmenlere yönelik workshop düzenlediklerini, ilerleyen günlerde sınavlar yapılacağını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:'Yerel yönetimlerin ve hayvanseverlerin bu konuya ilgisini çekmek istiyoruz. Köpeklerin insan ve diğer canlıları kurtarma açısından eğitilmesini sağlamak istiyoruz. Koku takibi eğitimlerinin bir bölümü kaybolan insanları, bir bölümü kaybolan hayvanları da kurtarmayı içeriyor. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili çalışmalar da yapacağız. Kedisi, köpeği, evcil hayvanı kaybolan insanların bu yaralarına tedavi etme anlamında her türlü işbirliğine açığız. Hayırsever işadamlarından, kurumlardan bu konuyla ilgili destek bekliyoruz. Koku takibi köpekleri hem meskun hem gayrimeskun mahalde görev yapabiliyorlar.'
ABD'de Venezuelalı Mültecilerin Yasalara Aykırı Şekilde Sınır Dışı Edildiği İddiası
ANKARA (AA) - ABD'de Başkan Donald Trump yönetiminin, ocak ve mart arasında yüzlerce Venezuelalı mülteciyi kanunlara aykırı şekilde sınır dışı ettiği öne sürüldü.ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Bob Menendez, Dışişleri Bakanlığından edindiği bilgilere göre, ocak ile mart arasında çok sayıda Venezuelalı mültecinin, herhangi bir gerekçe öne sürülmeksizin, Trinidad Tobago üzerinden yapılan gizli uçak seferleriyle ülkelerine iade edildiğini açıkladı.Yasal olarak 'geçici koruma statüsü' verilmesi gereken mültecilerin sınır dışı edilmesinin hem iltica kanunlarına hem de 2019 sonunda Venezuela'ya getirilen uçuş yasağına aykırı olarak yürütüldüğüne dikkati çeken Senatör Menendez, Dışişleri, Ulaştırma ve İç Güvenlik bakanlıklarından olayın aydınlığa kavuşturulmasını talep etti.Trump yönetimi daha önce de binlerce Meksikalı mülteciyi, yasa dışı sınır dışı etmekle suçlanmıştı. ABD kanunlarına göre, ülkeye iltica başvurusunda bulunanların sınır dışı edilmesi ancak mahkeme kararıyla mümkün olabiliyor.
Reklam
Lübnanlı Uzmanlara Göre 17 Ekim Gösterileri Yolsuzlukları İfşa Etti Ancak Hedeflerine Ulaşamadı
BEYRUT (AA) - MAHMUT GELDİ - Lübnanlı uzmanlar, 17 Ekim 2019'da hükümetin vergi politikalarına karşı başlayan ve uzun yıllardan beri yönetimi paylaşan siyasi partilerin düşmesi talebiyle ülkenin dört bir yanında aylarca devam eden protestoların, yöneticilerin yolsuzluklarını ortaya dökmekte başarılı olduğunu, ancak asıl amaca ulaşılamadığını söylüyor.Lübnan'da parlamentodaki Müslüman ve Hristiyan partilerin oluşturduğu ulusal birlik hükümeti, iletişime getireceği yeni vergiler kapsamında sosyal medya uygulaması WhatsApp kullanıcılarından aylık 6 dolar gibi bir ücret almayı planladı.Bakanlar Kurulunun 17 Ekim 2019'da, vergi odaklı 2020 bütçe görüşmelerini yürüttüğü toplantı sırasında bir grup vatandaşın Hükümet Sarayı önünde düzenlediği eylem, ülke tarihinin en büyük kitlesel gösterilerine dönüştü.Ülkenin dört bir yanında yaklaşık 2 hafta boyunca meydanları dolduran ve ana yolları kapatan eylemciler, banka ve okullar başta olmak üzere kamu kurumları ile özel sektörün büyük oranda hizmet vermesine engel oldu.Lübnanlılar, Başbakan Saadi Hariri'nin 29 Ekim'de hükümetin istifasını duyurmasından sonra da bağımsız teknokratlardan oluşan bir hükümetin kurulması ve uzun yıllardan beri yönetimi paylaşan mezhep eksinli partileri saf dışı bırakacak erken seçime gitme talebiyle eylemlerine devam etti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle birkaç aydan beri eylemlere ara verilmiş olsa da Lübnan halkı, ülkedeki ekonomik krizden sorumlu gördüğü yöneticilere 'öfkesini' sosyal medya üzerinden canlı tutmaya devam ediyor.Kitlesel gösterilerin birinci yılında AA muhabirine değerlendirmede bulunan Lübnanlı uzman ve aktivistler, '17 Ekim Devrimi'nin bölgesel ve uluslararası çıkarların çakıştığı bir ülkede hafife alınmayacak sonuçlar elde ettiğini ancak cephe oluşturmayı başaramadığını belirtiyor.Protestolar yolsuzlukları gün yüzüne çıkardıLübnanlı siyasi analist Tony Bouloss, geçen yıl başlayan kitlesel protestolar sayesinde devletin, birçok birimindeki yolsuzluklarla kan kaybettiğinin gün yüzüne çıktığını söyledi.'17 Ekim Devrimi, yolsuzluk ve israfın yanı sıra Lübnanlılara ait paraların nerelerde harcandığı ve ülkeyi böylesine büyük bir krize sürükleyenler konusunda kamuoyunu uyandırdı.' diyen Bouloss, halkın protestoları sayesinde ayrıca Hizbullah'ın elindeki silahlara ilişkin tehlike boyutunun da görüldüğünü ifade etti.Hizbullah'ın sahip olduğu silahların, Lübnan halkının ilerlemesine ve dışarıya açılmasına engel olduğuna dikkati çeken Bouloss, İsrail'in Lübnan topraklarındaki işgalini sonlandırmak için elde edilen silahların şu anda ülke içinde gerginliklerin sebebi olduğunu vurguladı.Lübnan'da yönetimi paylaşan siyasi grupların uzun yıllardır kök salması ve çıkarlarını korumak için birbirleriyle iş birliği yapmasından dolayı devrimin gerçekleşemediğini savunan Bouloss, sözlerini şöyle sürdürdü:'Lübnan yönetimi, halkın intifadasına boyun eğmediği için büyük devletlerin müdahaleleri başladı ve ülkenin iç meselesi uluslararasılaştırıldı. Aynı zamanda devrimin seyrini değiştirmek amacıyla göstericilerin arasına sızan gruplar oldu. Bu nedenle her geçen gün meydanlardaki kalabalıklar azalmaya başladı.'Protestocuların 17 Ekim'in yıl dönümünden itibaren yeni başlıklarla sahaya ineceğini aktaran Bouloss, protestocu grupların ekonomik ve toplumsal konulardaki sloganlarını oluşturmak için birtakım çalışmalar yaptıklarını anlattı.'Yönetimin çaresizliğini ortaya koydu'Şii Hizbullah örgütüne muhalefetiyle bilinen Lübnanlı yazar ve siyasi analist Ali el-Emin, 'Devrim gösterileri, yönetimdeki kesimin açıklarını ve uzun vadeli çözüm üretmekten de aciz olduğunu ortaya çıkardı. Dolayısıyla artık halkın siyasi yönetime güveni kalmadı.' değerlendirmesinde bulundu.Emin, ülkenin dört bir yanından her mezhep ve kesimden kadınlar ile erkeklerin meydanlarda kenetlenmesinin çok önemli olduğunu söyledi.Bununla birlikte kitlesel gösterilerin başarısızlıklarına da işaret eden Emin, 'Devrim, yönetimin projelerine ve acziyetine karşı iradesini ortaya koyacak bir cephe oluşturamadı.' dedi.Lübnanlı yazar, ülkede değişimin mutlaka gerçekleşeceğini dile getirerek, 'Lübnan'ın bu şekilde kalması mümkün değil.' ifadesini kullandı.'Korku duvarı kırıldı'Protestolara katılan aktivistlerinden Cemal Teru ise, 'Her şeyden önce devrim, ülkedeki zor ekonomik ve toplumsal şartlara rağmen vatandaşın korku duvarını kırmış oldu.' dedi.Devrimin başarısızlığını dile getiren Teru, şunları söyledi:'Halk devrimi, bir konuda başarısız kaldı. O da siyasi yetkililerin evlerine baskın yaparak sahip oldukları servetleri ifşa etmekti. Lübnan'da yönetimi paylaşan siyasi güçler birçok gruptan oluştuğu için devrimcileri pes ettirdi.''Ekonomik kriz ve salgın nedeniyle insanlar ekmeğin peşine düştü'Protestocu aktivistlerden Cad Lezzak da insanların devrim istediğini ve yönetime alternatif bulma yönündeki iradesini sürdürdüğünü dile getirdi.Lezzak, 'Meydanlardaki gösteriler ile yolları trafiğe kapatma eylemleri durduruldu ancak devrim bitmedi. Ekonomik kriz ve koronavirüs salgını sebebiyle insanlar ekmeğin peşine düşmek zorunda kaldı.' diye konuştu.'Siyasi kesim, Lübnanlıların parasını çaldı ve hiçbir hizmet de sunmadı'Beyrutlu avukat Luey Gandur ise iktidardaki siyasi partilerin 40 yıl aradan sonra halkın uyanacağını beklemediğini savunarak, 'Söz konusu siyasi kesim, Lübnanlıların parasını çaldı ve hiçbir hizmet de sunmadı.' dedi.Geçen yıl başlayan gösteriler sayesinde yöneticilerin ifşa olduğuna işaret eden Gandur, 'Öyle ki siyasi partilerin her biri diğerini yolsuzlukla suçlayor ve birbirlerinin skandallarını ifşa ediyorlar.' ifadelerini kullandı.Protestoların başlangıcından bu yana siyasilerin karşılaştıkları tepkiler nedeniyle artık halka açık yerlerde görülmediğine dikkati çeken Gandur, 'Devrim, gelişigüzel bir halk hareketidir ve durgunluğuna rağmen devam edecektir.' diye konuştu.Ülkedeki ekonomik durumKamu borcu 90 milyar doları aşan Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50'nin üzerinde olduğu ülke, 4 Ağustos'ta Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor duruma düştü.Beyrut patlamasının ardından halkın verdiği tepkiler üzerine 10 Ağustos'ta istifa etmek zorunda kalan Hassan Diyab hükümetinin yerine, siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle hala yeni kabine kurulamadı.Yerel para birimi Lübnan lirası, Merkez Bankasının kuru sabit tutmasına rağmen değer kaybetmeye devam ediyor. Resmi kura göre 1 ABD doları 1515 Lübnan lirası olsa da karaborsada dolar 8 bin Lübnan lirasının üzerinde işlem görüyor.İlaç, un ve temel gıda ürünlerinin ithalatçılarına yaklaşık bir yıldır resmi dolar kuru üzerinden kredi temin eden Lübnan Merkez Bankası, ağustos ayında rezervlerdeki sert düşüş nedeniyle ilaç gibi temel ihtiyaç maddelerini sübvansiyona devam edemeyeceği uyarısında bulunmuştu.Merkez Bankasının, temel ürünlere yönelik sübvansiyonu bir-iki ay içinde kaldıracağı yönündeki söylentiler, halkta ciddi endişelere yol açmıştı.
Ara Güler, Vefatının 2. Yılında Anılıyor
İSTANBUL (AA) - BERK ÖZKAN - Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler, geride bıraktığı birbirinden renkli fotoğraf kareleri ve zamana meydan okuyan arşiviyle vefatının ikinci yılında anılıyor.Duayen foto muhabiri Ara Güler, 90 yaşında 2 yıl önce aramızdan ayrılmıştı.Birçok fotoğraf sanatçısı ve foto muhabirine ilham veren ve sayısız fotoğrafa imza atan Güler, 17 Ekim 2018'de hayata gözlerini yummuş, eşsiz fotoğraflarıyla da 68 yıl zamanı adeta mühürlemişti.İstanbul'da 16 Ağustos 1928'de doğan Güler, ismini 'yakışıklı Ara' olarak bilinen Ararat Kralı Ara Geghetsik'ten almıştı.Henüz lisedeyken film stüdyolarında sinemacılık üzerine her dalda çalışarak yönetmen ve oyun yazarı olma hayaliyle Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kurslarına devam eden Ara Güler, 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazetecilik yaşamına başladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Güler, 1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevini üstlendi. Hayat dergisinde fotoğraf bölüm şefi olarak çalışmaya başlayan Güler, 1953'te Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansına dahil oldu.İngiltere'de yayımlanan 'Photography Annual Antolojisi', merhum foto muhabiri Ara Güler'i 'Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı'ndan biri olarak tanımlarken, aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği de tek Türk üye olarak kabul etti.'Master of Leica'Güler, 1962'de Almanya'da çok az fotoğrafçıya verilen 'Master of Leica' unvanını kazanırken, İsviçre'de çıkan Kamera dergisi de kendisine özel bir sayı ayırdı.Mariana Noris'in 1953'te ABD'de basılan 'Young Turkey' adlı yapıtında fotoğrafları kullanılan Güler'in, 1967'de Japonya'da çıkan 'Photography of the World' antolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotoğrafı yayımlandı.Güler'in, Kanada'da 1967'de açılan 'İnsanların Dünyasına Bakışlar' sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen 'Renkli Fotoğrafın On Ustası' adlı sergide; aynı yıl Almanya'da Köln'de Fotokina Fuarı'nda da yapıtları sergilendi.'Turkey' adında fotoğraf albümü 1970'te Almanya'da yayımlanan Ara Güler'in, sanat ve sanat tarihi konularındaki fotoğrafları ABD'de Time-Life, Horizon ve Newsweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı.Picasso'nun 90. yaş günü için foto-röportajını yaptıAra Güler, 1971'de Lord Kinross'un 'Hagia-Sophia' (Ayasofya) kitabının fotoğraflarını çekti. Yine Skira yayınevince Picasso'nun 90. yaş günü için yayımlanan 'Picasso Metamorphose et unite' adlı kitap için Picasso'nun foto-röportajını üstlendi.Paris Ulusal Kitaplık'ta 1972'de sergisi açılan Güler, 1975'te ABD'ye davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotoğraflarını çektikten sonra 'Yaratıcı Amerikalılar' adlı sergisini dünyanın birçok kentinde sergiledi. Aynı yıl Yavuz Zırhlısı'nın sökülmesini konu alan 'Kahramanın Sonu' adlı bir belgesel film çeken Güler, 1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 'Foto Muhabirliği' dalında birinci oldu.Fotoğraflarının bir kısmı 1980'de Karacan Yayıncılığın 'Fotoğraflar' adlı kitabında basılan Güler, 1986'da Hürriyet Vakfınca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı 'Mimar Sinan' kitabını fotoğrafladı. Aynı kitap 1987'de 'Institute of Turkish Studies' tarafından İngilizce olarak yayımlandı. 1989'da 'Ara Güler'in Sinemacıları' kitabı basıldı.Ara Güler, 1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) 'The Sixth Continent' adlı kitabını fotoğrafladı.Dünyayı gezerek foto röportajlar yapan ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyuran Ara Güler, İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi birçok ünlü kişi ile röportajlar yaptı ve fotoğraflarını çekti.Ara Güler'in yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları, 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de 'Sinan, Architect of Soliman the Magnificent' adlı kitapta yayımlandı.Aynı yıl 'Living in Turkey' adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da 'Turkish Style' başlığıyla, Fransa'da 'Demeures Ottomanes de Turquie' adıyla yayımlandı. 1994'te 'Eski İstanbul Anıları', 1995'te 'Bir Devir Böyle Geçti', 'Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü' fotoğraf kitapları yayımlandı.Ara Güler'in fotoğrafları Paris Ulusal Kitaplık'ta, ABD'de Rochester Georg Eastman Müzesi'nde, Nebraska Üniversitesi Sheldon Koleksiyonu'nda bulunuyor. Güler'in fotoğrafları Köln Mueseum Ludwing'de Das Imaginare Photo Museum'da sergileniyor.Arşivinde 2 milyonu aşkın fotoğraf bulunan Ara Güler'in ödülleri arasında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü de bulunuyor.'Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı'Ara Güler ile 1999 yılında çıkan kitabı 'Terra Magica'nın fotoğraflarını bir gün boyunca birlikte seçtiklerini ve ondan sonra samimiyetlerinin arttığını kaydeden Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar, daha sonraları hem Ara Cafe'de hem de bir çok jüride karşılaşarak samimiyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Ara Güler'in 21. yüzyılın ilk yıllarında, amatör ya da profesyonel, sanatçı ya da onun deyimiyle foto muhabiri olan tüm fotoğrafçıları derinden etkilemiş olan büyük usta olarak tanındığını dile getiren Keribar, şöyle devam etti:'Ara Güler fotoğrafı siyah beyaz olarak benimseyen biriydi. Çektiği fotoğrafları daha etkili kılmak için rengin kullanılması belki de çok gerekmiyordu. Fotoğraflarındaki vazgeçilmez, belki de tarzının en çarpıcı noktası olan insan faktörü. Ara Güler'in eserlerini bilen ve tanıyan kişiler, bana hak vereceklerdir. Onun geniş arşivinde pek az manzara fotoğraflarına rastlarsınız. Belki Afrodisias gibi ören yerlerinde ve buna benzer yerlerde çektiği fotoğrafları unutulmamalı. Kompozisyonlarında çoğu zaman ana konu insan ve yaşamdır. Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı. İstanbul'u belgelemesi, 60 yıllık deneyiminde tüm fotografçıları ve elbette de beni çok etkilemiştir. Manzara ya da sokak fotoğraflarında, tarihi eser ya da seyahat fotograflarında insan ve yaşam bulundurmak birçoğumuzun en büyük arzusu, hatta tutkusu haline gelmiştir. İnsansız ya da yaşamsız fotoğraf bizleri yeteri kadar tatmin etmemekte. Bu tutkuyu bizlere aşılayan fotoğrafçı Ara Güler'dir.'Ara Güler ile 1986-88'li yıllarda Tarlabaşı yıkımları başladığında karşılaştıklarını anlatan Keribar, 'Olayı fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Ve fotoğrafçı olarak sadece Ara Güler'e rastlamıştım. İkimizden başka fotoğrafçı olmamasından yakınıyordu. O günden sonra Ara Güler beni gerçek bir fotoğrafçı olarak gördüğünü hep söyler, eski günlerde birbirimize rastladığımızı her görüşmemizde de hatırlatırdı.' şeklinde konuştu.'Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz'Ara Güler'in fotoğrafta yeniliklere pek açık sayılmadığını vurgulayan Keribar, şunları kaydetti:'O kendi tarzına hep sadık kaldı, ama en iyisini yaptı. Fotoğraflarda müdahaleyi hiç sevmezdi. Fotoğrafı sanattan çok, deneyimli bir ustalık işi olarak görürdü. Aslında dijital fotografçılığın getirdiği kolaylıklara ve bu yeni sisteme alışması da zaman almıştı. Dünyaca ünlü kişilere büyük zorluklarla ulaşıp portrelerini çekerek ününe ün katmayı başarmıştı. Önce Hayat, ardından Life dergisi için çektiği fotoğrafları, kendisini tüm dünyaya büyük bir fotoğrafçı olarak tanınmasını sağlamıştı. Ara Güler'in hayatından ve kariyerinden ders alınması gereken çok şeyler bulabiliriz. Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz.''Ara Güler satırlara sığdırılamaz'Ara Güler ile usta çırak ilişkisi yürüten Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan da, 1996 yılında, Güler'in dostu Josef Koudelka ile ilgili bir kitap almak için Beyoğlu'ndaki ofisine gittiğini anlatarak, 'Bu tanışma daha sonra foto muhabirliğini üzerinden, İstanbul'u, sohbeti ve sofrayı paylaştığımız usta-çırak bağlamında yol arkadaşlığına dönüştü. Ölümüne kadar süren 22 yıllık yol arkadaşlığımızda Ara Güler ile farklı kuşaklardan iki foto muhabiri olarak, yurt dışı ve yurt içinde ortak sergilere, televizyon, gazete röportajlarına katıldık. Birlikte proje yaptık.' ifadelerini kullandı.Hakkında sayısız röportaj, tez, kitap yazılan ve belgeseller çekilen Ara Güler'in satırlara sığdırılamayacağını kaydeden Arslan, 'Ara Güler deklanşör sesi ile yaşayan, bu ülkenin görsel hafızasına en büyük katkıyı sunmuş bir kültür sanat adamıdır. Aynı zamanda o bu ülkenin milli bir değeridir. Fotoğrafın dışında sohbeti, muhabbeti güzel iyi bir hikaye anlatıcısıydı Ara Güler.' dedi.'Foto muhabirlerinin ürettikleri gelecekte arkeolojik kazı alanı olacak'Belgesel foto muhabirlerinin ürettiklerinin gelecekte arkeolojik kazı alanı olacağını düşündüğünü vurgulayan Arslan, şöyle devam etti:'Ara Güler'in fotoğraflarının da bu açıdan çok kıymetli olduğunu fotoğraflarının onu ölümsüz yapacağını söyleyebilirim. Ara Güler bir fotoğrafçının yaşayabilmesi için müzesinin olmasının şart olduğuna söylerdi. Müzesinin kurulması bu anlamda çok kıymetlidir. Kendisiyle Milliyet için yaptığım bir röportajda, Beyoğlu'ndaki müze bittiğinde 'O binanın duvarlarında benim sesim nefesim olacak. İnsanlar fotoğrafa bakıp konuşacaklar ve ben olanları duyacağım' dedi. Ara Güler artık sevdiği dostlarının yanında gerçek dünyada. Onunla fotoğrafları üzerinden konuşmak isterseniz konuşun o sizi duyacaktır.'Güler'in zaman zaman 'kimseyi yetiştirmedi' diye eleştirildiğine dikkati çeken Arslan, 'Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. 'Ben foto muhabiriyim' diyerek foto muhabirliğine değer katmıştır. Onun masasında foto muhabirlerinin yeri hep vardı ve kıymetliydi. Ben ona; 'Usta ben Ara Güler olmak değil ama Ara Güler gibi kendi dönemini yansıtan bir foto muhabiri olmak istiyorum' derdim. Üzerimde emeği çoktur ve ustamdır.' dedi.
Reklam
Mobil Ekipler 21 Bini Aşkın Çocuğu Sokaktan Kurtardı
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki mobil ekipler sokakta çalıştırılan, dilendirilen ve eğitim hayatına katılamayan 21 bin 713 çocuğun bu ortamdan kurtarılmasını sağladı. AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık, 'Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı' çerçevesinde, 'çocuk işçiliğine sıfır tolerans' ilkesiyle yürüttüğü çalışmaları etkin bir şekilde sürdürüyor. Son iki yılda mobil ekiplerin sayısını 81 ilde yaygınlaştırarak 139'a çıkaran Bakanlık, ekipler aracılığıyla özellikle dezavantajlı bölgelerde sokakta çalıştırılan, dilendirilenler ile okul devamsızlığı olan, ihmal veya istismara uğrama, suça yönelme gibi riskleri bulunan binlerce çocuğun yaşamına dokundu. Uzmanlardan oluşan ekiplerin 81 ilde sokaklarda yürüttüğü çalışmalarla bugüne kadar toplam 21 bin 713 çocuğa ulaşıldı. Çocuklar ve aileleri kendilerine uygun sosyal hizmet modelleriyle buluşturuldu. 5 bin 877 aileye çocukları için Sosyal ve Ekonomik Destek sağlandı Bakanlığın verilerine göre, mobil ekiplerin çalışmaları sonucunda ağırlıklı olarak maddi imkansızlıklar nedeniyle sokaklarda çalışmaya itilen ve bu nedenle eğitim hayatları sekteye uğrayan çocukların Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmetinden yararlanması sağlandı. Bu çerçevede toplam 5 bin 877 aileye çocuklarını düzenli olarak okula göndermeleri ve sokakta çalıştırmamaları koşuluyla SED hizmeti verilmeye başlandı. Ayrıca eğitim çağını tamamlayan çocukların mesleki eğitime yönlendirilmesi, madde bağımlılığı bulunanların tedavilerinin yapılması, çocukların sokaktan çekilerek psikososyal destek hizmetlerinden yararlandırılması amacıyla toplam 13 bin 129 çocuğun ailesine rehberlik hizmeti verildi. Eğitimden kopan 1836 çocuk okula döndüMobil ekipler çocukların yanı sıra ailelerinin de sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerden yararlanabilmesine imkan tanıdı. Çalışmalarla 5 bin 487 çocuk hakkında eğitim, rehberlik ve danışmanlık tedbirleri alındı. Eğitim çağında olan ama sokakta çalıştırıldığı için okula devam etmediği saptanan 1836 çocuk da okuluna döndürüldü.Okulların rehberlik birimleriyle eşgüdüm içerisinde hareket eden Bakanlık uzmanları, bu durumdaki çocukların okula devam edip etmediğini, eğitim ve okul başarılarını düzenli olarak takip ediyor. 504 çocuk devlet korumasına alındı Çocuklar ve ailelerine yönelik incelemeler kapsamında, ekonomik yoksunluğun haricinde farklı risklerle karşı karşıya olduğu tespit edilen 504 çocuk Bakanlığa bağlı kuruluşlarda koruma ve bakım altına alındı. 891 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatıldı Çalışmalarında çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik aileleriyle de görüşülüyor ve incelemeler sonucunda ihtiyaç duyulan destek mekanizmalarının uygulanması sağlanıyor. Mağduriyeti giderilen çocuklar benzer sıkıntıların tekrarlanmaması, gelişimlerinin izlenmesi amacıyla aile ve okul ortamında düzenli takip ediliyor. Ailelere de çocuklarını sokakta çalıştırmalarının suç olduğu hatırlatılarak bunun tekrarlanması durumunda haklarında hukuki işlem başlatılacağı uyarısında bulunuluyor. Bakanlığın verilerine göre, bugüne kadar yapılan takipler sonucunda 891 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatıldı.
Gaziantep'teki Camilerden Hırsızlık Yapan Zanlı Güvenlik Kamerasında
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Şehitkamil ilçesindeki 2 camide gerçekleşen hırsızlıklar, güvenlik kameralarına yansıdı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, polis ekiplerince Kayaönü Mahallesi'ndeki bir camide 22 musluğu ve Selimiye Mahallesi'ndeki başka camiden de 2 güvenlik kamerasının çalınmasına ilişkin çalışma başlatıldı.Polis ekiplerinin yaptığı araştırma ve incelemenin ardından hırsızlığı gerçekleştirdiği iddiasıyla yakalanan şüpheli tutuklandı.Bu arada, camilerde yaşanan hırsızlık anları da güvenlik kameralarına yansıdı. Kayıtlarda, camiye gelen kişinin su vanasının bulunduğu kutunun kilidini kırması ve güvenlik kameralarının çalınması yer alıyor.
"Gel Gör Beni Aşk Neyledi" Oyunu İlk Kez Esenler'de Sahnelendi
İSTANBUL (AA) - Yakaza Tiyatrosu, Hale Canat Cürgül'ün kaleme aldığı 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi' adlı yeni oyununu, Esenler Belediyesi Yunus Emre Kültür Sanat Sezonu'nda ilk kez İstanbullu tiyatroseverlerle buluşturdu.Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi'nde sahnelenen oyunda Birol Cürgül, Fatih Mehmet Koç, Erol Karaduman ve M. Sefa Güvenir rol aldı. Yakaza Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Birol Cürgül, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle tiyatro salonlarının kapalı kaldığına işaret ederek, 'Tiyatro salonlarının yeni yeni hareketlenmeye başladığı bu dönemde, alınan bütün önlemlerle birlikte bizlerle buluştuğunuz için çok teşekkür ediyoruz.' dedi. Hakkı Demir Anadolu İmam Hatip Lisesi musiki topluluğu ise Yunus Emre ilahilerini oyun içerisinde canlı olarak seslendirdi. Daha önce Bana Mahşeri Anlat, Yanık Devrem, Bir Kuyu Üç Yusuf oyunlarını izleyiciyle buluşturan Yakaza Tiyatrosu’nun yeni oyunu 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi', Yunus Emre'nin Hacı Bektaş-ı Veli dergahında başlayan, Tabduk Emre'nin gönül ikliminde kemale eren manevi yolculuğundan kesitler sunuyor.
Bağdat'ta Haşdi Şabi Yanlıları Kdp Binasını Bastı
BAĞDAT (AA) - Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir grup Haşdi Şabi taraftarı, Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisinin (KDP) binasını bastı.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Haşdi Şabi yandaşı bir grup, eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’nin milis yapıyla ilgili sözlerinden dolayı KDP Bağdat bürosunu bastı. Eylemciler, Zebari ve KDP aleyhine sloganlar attı. Binadan siyah dumanların yükseldiği de görüldü. KDP üyesi Zebari, katıldığı bir televizyon programında, 'Başbakan Mustafa el-Kazımi, Yeşil Bölge’yi Haşdi Şabi milislerinden temizlemeli.' ifadelerini kullanmıştı.Kürt yetkilinin sözleri Haşdi Şabi siyasi kanadının tepkisini çekmişti.Haşdi Şabi nedir? Haşdi Şabi, terör örgütü DEAŞ'ın 2014'te Musul'u ele geçirmesi ardından Iraklı farklı milis güçlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Haşdi Şabi'nin büyük bölümü Şii milislerden oluşuyor ancak bünyesinde az sayıda Sünni gruplar da var.Milis yapı içindeki örgütlerin büyük bölümünün İran'la yakın ilişkileri bulunuyor.
Reklam