Azerbaycan, Ermenistan'a Ait Su-25 Savaş Uçağını Düşürdü
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun, Ermenistan'a ait Su-25 savaş uçağını düşürdüğü bildirildi.Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, bugün yerel saatle 11.11'de Cebrail ili yönünde Ermenistan ordusuna ait Su-25 savaş uçağının Azerbaycan askerlerine havadan saldırı girişiminde bulunduğu belirtildi.Açıklamada, uçağın Azerbaycan hava savunma güçlerince vurularak düşürüldüğü kaydedildi.
Edirne'de Son Yağışlar Kentin Verimli Topraklarına Can Suyu Oldu
EDİRNE (AA) - GÖKHAN BALCI - Edirne'de son yağışlar son üç yılın en kurak yazını geride bırakan kentin verimli topraklarına can suyu oldu.Alınan bilgiye göre, Edirne son 3 yılın en kurak yazını geçirdi.Kente 2018 yılı yaz döneminde metrekareye 172 kilogram, 2019 yılında 119 kilogram yağış düşmesine rağmen bu yıl haziran, temmuz ve ağustos aylarında 50 kilogram yağış aldı.Bu yıl haziran ayında 48 kilogram yağış alan kente temmuz, ağustos ve eylül aylarında neredeyse hiç yağış düşmedi.Ekim ayında bulutlu günler geçiren Edirne'ye ay başından bu yana 56 kilogram yağış düştü.Son yağışlar, tarlalarında ekim hazırlığına başlayacak çiftçilere rahat bir nefes aldırdı.Yağışlar, son yılların en kurak yaz mevsimini geçiren Meriç Nehri'nin debisinde de gözle görülür bir artış sağladı. Nehrin, 1 Ekim'de Kirişhane istasyonunda yapılan ölçümde 55 metreküp /saniye olan debisi, yağmurlar sonrası 15 Ekim'de 68 metreküp/saniyeye kadar yükseldi.Çiftçiler yağıştan memnunYağışlar, tarlalarında ekim hazırlığı yapmaya hazırlanan çiftçilerin de yüzünü güldürdü.Büyükdöllük köyünden Mehmet Candar, yağmur sonrası tarlasını sürerek hazırlıklara başladığını söyledi.Ekim yapmak için daha fazla yağmura ihtiyaç olduğunu belirten Candar, 'Gelecek yağmurları bekleyeceğiz. Şu an tohum ekemeyiz. Tarlamı 10-15 santimetre derinlikte sürebildim. Tarlamı yavaş yavaş hazırlıyorum. Kasım'ın 10'una kadar ekeceğim.' dedi.Değirmenyeni köyünden Gürkan Ezer de bölgeye uzun zamandır hiç yağış düşmediğini, son yağışlarla tarlalarını hazırlamaya başladıklarını belirtti.Hazırlıkların güzel devam ettiğini söyleyen Ezer, 'Allah'a şükür birkaç yağmur daha gösteriyor meteoroloji. Kasım ayıyla birlikte ekimlerimizi bitiririz inşallah.' diye konuştu.
Avustralya'daki Yerel Seçimlerde Türk Kökenli Adaylar Da Yarışıyor
MELBOURNE (AA) - RECEP ŞAKAR - Avustralya’nın Melbourne kentinde yapılacak belediye seçimlerinde, Türk kökenli 7 aday 3 faklı bölgede belediye meclis üyeliği için aday oldu.Mektupla oy kullanma yöntemiyle yapılacak seçimlerde, Adem Atmaca, Gazi Şener, Naim Kurt ve Yasemin Yiğit Hume Belediye Meclisine, Öztürk Yıldız ile Barış Düzova Moreland Belediye Meclisine, Janev Aziz ise Brimbank Belediye Meclisine girmek için mücadele veriyor. Adaylardan Atmaca, Şener ve Yiğit, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, seçilmeleri durumunda, Türklerin yanı sıra farklı etnik kökenden Avustralyalıların yaşadığı yaklaşık 250 bin nüfuslu semte hizmet vermeye hazır olduklarını belirtti. 'Bölgedeki projeler rafa kaldırıldı'Hume Belediye Meclisine 4 kez seçilen ve iki dönem belediye başkanı olarak görev yaptıktan sonra 4 yıllık aranın ardından yeniden aday olan Atmaca, seçilmesi durumunda görevde olduğu yıllardaki gibi, halkla yapacakları toplantılarda belirlenecek ihtiyaçlara göre, daha iyi hizmet vermek için çalışacağını söyledi. Vergilerin toplandığı yerin dışındaki bölgelerde kullanılmamasına tepki gösteren tecrübeli siyasetçi Atmaca, 'Dört sene içinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgede bir kuruş harcanmadı. Bir kuruş harcanmadı derken, çöpler alınıyor, çimenler biçiliyor ama yeni bir bina, bir gençlik merkezi yapılmadı. Bunların hepsi plandaydı, rafa kaldırıldı herhalde. Görüyoruz ki diğer bölgelerde 50-60 milyon dolarlık projeler yapıldı. Bu ne gösteriyor? Bu bölgedeki vergiler başka bölgelere faydalı oluyor. Tabii buna da toplumun tepkisi var.' ifadelerini kullandı. 'Hep dert dinliyorduk çözüm için aday oldum'Yaklaşık 33 yıl önce geldiği Avustralya’da 25 yıldır ticaretle uğraşan Gazi Şener de ilk kez aday olduğu Hume Belediyesinin sorumluluk alanlarında verilen hizmetlerde çok büyük eksiklikler gördüklerini belirtti.Ticari faaliyette bulundukları bölgede vatandaşların birçok konuda dert yandığını, kendisinin de tespit ettikleri sorunlara çözüm bulabilmek maksadıyla harekete geçtiğini aktaran Şener, 'Hep dert dinliyorduk, çözüm bulabilmek için aday oldum. Yaklaşık 3 hafta önce, dert dinlemektense bu insanlara faydamız olabilirse iyi olur diye düşünerek böyle bir karar aldım. Kararımı çevreme açıkladım, çok güzel tepkiler aldım.' şeklinde konuştu.'Daha yeşil ve daha güvenli bir bölge için çalışacağım'Geçmiş dönemlerde Hume Belediyesi başkanlığı görevinde de bulunan deneyimli siyasetçi Burhan Yiğit’in kızı olan Yasemin Yiğit ise yaşadığı bölgenin 'daha yeşil ve güvenli olması için' çalışacağını vurguladı. Bölgedeki okullarda öğrencilerin zorbalığa maruz kalmadan sadece eğitimlerine konsantre olmaları için de mücadele edeceğinin altını çizen Yiğit, 'Ben de lisede zorbalığa maruz kalan bir insanım ve çocuklarımızın bunları yaşamadan okula gitmeleri gerektiğini düşünüyorum. Onların bunu düşünmeleri gerekmiyor, geleceklerine ve okullarına adapte olmaları gerekiyor. Çünkü maalesef bazı çocuklarımız bundan etkileniyor.' dedi. Melbourne Büyükşehir Belediye Başkanı doğrudan halkın oylarıyla seçilirken, semt belediyelerinin meclisine giren adaylar, belediye başkanını kendi aralarında seçiyor. Bir yıllığına seçilen belediye başkanları, meclis üyelerinin tercih etmesi durumunda görevlerine devam edebiliyor ancak bir yılın sonunda meclis üyeleri bir başka meclis üyesini başkan olarak seçebiliyor. Bu yüzden meclise girmeyi başaran Türk adayların, görev yapacakları 4 yıl içinde belediye başkanı olma imkanı bulunuyor. 6 Ekim'de başlayan mektupla oy kullanımının 24 Ekim’de sona ermesinin ardından seçim sonuçlarının 13 Kasım’da açıklanması bekleniyor.
Rusya'da Kovid-19 Vakası Sayısı 1 Milyon 384 Bini Geçti
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası sayısı 1 milyon 384 bin 235'e, ölenlerin sayısı 24 bin 2'ye çıktı.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 14 bin 922 kişide virüsün görülmesiyle Kovid-19 vakası sayısı 1 milyon 384 bin 235'e yükseldi.Ülkede son 24 saatte hayatını kaybedenlerin sayısı 279 artarak 24 bin 2'ye, iyileşen sayısı da 8 bin 617 artışla 1 milyon 65 bin 199'a ulaştı.Rusya genelinde yeni vakaların yüzde 26,9'unda hastalık belirtileri görünmezken, vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,1 oldu.Toplam test sayısı 53 milyon 300 bini aştıBaşkent Moskova’da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 648 artarak 357 bin 643'e, virüsten ölenlerin sayısı ise 56 artışla 5 bin 906'ya çıktı.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 523 bin Kovid-19 testinin yapılmasıyla şimdiye kadar yapılan test sayısının 53 milyon 300 binden fazla olduğunu bildirdi.Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti. Ülkede, dün 115 bin 150 vakanın görülmesiyle rekor yaşanmıştı.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19 Salgınıyla İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Avrasya ülkeleri Ukrayna, Gürcistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 6 bin 410 kişide virüsün görülmesiyle rekor yaşanarak vaka sayısının 293 bin 641'e çıktığını bildirdi. Son 24 saatte 63 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktaran Stepanov, ölü sayısının 109 artışla 5 bin 517 olduğunu kaydetti. Virüse yakalanan 1089 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşen sayısının ise 2 bin 194 artarak 124 bin 113'e ulaştığını ifade etti. Karantina uygulamasının sene sonuna kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerin salgın durumuna göre 'yeşil', 'sarı', 'turuncu' ve 'kırmızı'ya ayrılmasına yönelik uygulama devam ediyor. Bölgedeki durum, yapılan test sayısı, yatak doluluk ve vakaların artış oranına göre belirleniyor. Bölgelerde Kovid-19'a karşı farklı tedbirler uygulanıyor.Ülkede, nisan ve mayısta 700'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, haziran sonuna doğru binin üzerine çıkmış, ardından düşüşe geçmiş, vaka sayısı ağustos başında yeniden yükselmeye başlamıştı.Gürcistan’da 958 vakayla yeni rekor Gürcistan Başbakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 958 kişide Kovid-19 tespit edildi ve vaka sayısı 16 bin 326’ya yükselerek yeni rekor yaşandı. İyileşenlerin sayısı 214 artarak 7 bin 827’ye, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 4 artarak 128’e ulaştı.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 5 bin 900 kişi karantinada, 836 kişi hastanelerde ve 1388 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.Gürcistan'da mart ve nisanda 40'ın altında görülen günlük vaka sayısı, mayıs ve haziranda 20'nin, temmuzda 10'un altına inmiş, ağustos sonunda da hızlı şekilde artmaya başlamıştı.KırgızistanKırgızistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 470 kişide Kovid-19 tespit edildi, toplam vaka sayısı 51 bin 490'a çıktı. Ülkede 221 hastanın iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 45 bin 509'a ulaştı. Virüsten 5 kişinin hayatını kaybetmesiyle toplam can kaybı 1108'e yükseldi. 4 bin 400 Kovid-19 hastasının tedavisi ise sürüyor.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vaka sayısının 221 artarak 62 bin 809'a, virüsten ölenlerin sayısının ise 2 artarak 522'ye çıktığı bildirildi. Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 132 artarak 59 bin 756 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği kaydedildi. Ülkedeki hastanelerde 2 bin 531 hastanın tedavisi sürüyor.Karantina tedbirlerinin 15 Ağustos'tan itibaren aşamalı olarak gevşetildiği Özbekistan'da, ağustos sonundan başlayarak 300'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, eylülde yükselişe geçerek 700'ün üzerine çıkarken ekimden itibaren ise 300 civarında gerçekleşiyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 100 artarak 109 bin 302'ye yükseldi. Virüsten iyileşenlerin sayısı 120 artarak 104 bin 921'e, ölenlerin sayısı ise 5 artarak 1788'e ulaştı. Ülkede 125'i çocuk 2 bin 593 Kovid-19 hastasının tedavisi sürüyor, 80 kişinin sağlık durumu ağır, 13 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vaka sayısı son 24 saatte 158 artarak 35 bin 717'ye çıktı. Zatürreden 47 kişinin iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 28 bin 165'e, 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 380'e ulaştı. Ülkede 6 binden fazla zatürre hastasının tedavisi sürüyor.
Antalya'da Silahlı Kuyumcu Soygunu
ANTALYA (AA) - Antalya'da üzerinde polis kıyafeti ve başında kask bulunan silahlı şüpheli, girdiği kuyumcu dükkanından bir miktar altın alıp kaçtı. Kepez ilçesi Hüsnü Karakaş Mahallesi Ömer Halisdemir Caddesi'nde Feyzi Bulce'ye ait kuyumcu dükkanına, üzerinde polis kıyafeti ve başında kask bulunan bir kişi geldi.Polis olduğunu belirten şüpheli, silahla tehdit ettiği Bulce ve dükkandaki esnaf Şükrü Gülşen'in ellerini kelepçeledi, ağızları ve ayaklarını bantladı.Dükkandaki bir miktar altını alan şüpheli, daha sonra otomobille olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi.Kentin giriş ve çıkışlarını tutan ekipler, şüphelinin olay yerinden kaçtığı otomobili, Elmalılı Hamdi Yazır Caddesi'nde durdurdu.Gözaltına alınan sürücü Ş.G, polis ekiplerine, 'Polis kıyafetli bir kişi beni durdurarak otomobilime bindi. Ben de ona yardım ettiğimi sandım. Hareket ettikten 1 kilometre sonra araçtan indi, durdurduğu başka bir kamyonete bindi. Ben de anlam veremedim. Soygun yaptığını bilmiyordum.' ifadelerini kullandı. Ş.G, ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Şüphelinin yakalanması için başlatılan çalışma sürüyor.'Ağzımızı bantlayınca bunun bir soygun olduğunu anladık'Olayın görgü tanığı Şükrü Gülşen, gazetecilere yaptığı açıklamada, olay sırasında dışarıda olduğunu söyledi.Yunus polisi kıyafeti giymiş, başında kask bulunan bir kişinin kuyumcu dükkanına geldiğini belirten Gülşen, şunları kaydetti:'Kuyumcuyu silahla tehdit edip kelepçelemeye başladı. Müdahale etmek istedim. Durumu sormamız üzerine 'merkezde anlatırsın' diyerek beni de kelepçeledi. Beni ve kuyumcu arkadaşı kelepçeleyerek dükkanın arka tarafına götürdü, ayağımızı ve ağzımızı bantladı. Adam bizim ağzımızı bantlayınca bunun bir soygun olduğunu anladık.' Öte yandan, aynı kuyumcuya 31 Ekim 2019'da giren bir soyguncu, yaklaşık 700 bin lira değerinde ziynet eşyası alıp kaçmıştı. Güvenlik güçlerince yakalanan zanlı tutuklanmıştı.
Reklam
Iraklı 79 Hasta, Tedavi İçin Özel Seferle Türkiye'ye Getirildi
İSTANBUL (AA) - Aralarında bebek ve çocukların da bulunduğu 79 hasta, Irak Sağlık Bakanlığı'nın talebiyle tedavi olmak üzere özel seferle Türkiye'ye getirildi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle bir süre ara verilen Irak'taki hastalara yönelik sağlık turizmine yeniden başlandı.Ağırlıklı olarak kalp, göz ve genel cerrahi rahatsızlıkları olan 65'i çocuk 79 hasta, aileleriyle birlikte başkent Bağdat'tan Onur Havayolları'na ait uçakla İstanbul Havalimanı'na geldi.Pasaport kontrolünün ardından bagajlarını teslim alan yolcular, projeyi gerçekleştiren özel hastanenin görevlileri tarafından terminalde karşılandı.Havalimanındaki işlemlerin tamamlanmasının ardından araçlara binen Iraklı hastalar, tedavileri için hastanelere götürüldü.Medicana Hastaneleri Uluslararası Hizmetler ve Projeler Direktörü Mehmet Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak Sağlık Bakanlığı ile yürüttükleri projenin 10 yıldır sürdüğünü söyledi.Bugünkü özel uçuşun, Irak Sağlık Bakanlığı'nın talebi üzerine Türkiye'deki kamu kurumları ve şirketlerinin girişimiyle gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, 'Bugün 149 yolcumuz Irak'tan geldi. Aralarında 65 pediatrik kardiyovasküler cerrahi işlem görecek hastamız var. Bunların birçoğu bebek hastalar. Türkiye hem kamu hem özel sağlık sektöründe ciddi gelişmeler gösterdi. Dünyada takdirle karşılanıyor. Özellikle Kovid-19 döneminde yaptığımız çalışmalar dünyada takdirle izleniyor.' dedi.Ersoy, Iraklı yetkililerin projenin devamı için talepte bulunduğunu, pandemi sürecinde tüm önlemler alınarak operasyonun gerçekleştirildiğini kaydetti.Gelen hastaların İstanbul'da bulunan iki büyük hastanelerinde tedavilerinin yapılacağını aktaran Ersoy, hastaların iyileştikten sonra ülkelerine döneceğini sözlerine ekledi.
Reklam
Azerbaycan'da Ermenistan'ın Saldırılarında 60 Sivil Yaşamını Yitirdi, 270 Sivil Yaralandı
BAKÜ (AA) - Ermenistan'ın, Azerbaycan yerleşim birimlerine top ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırılarda bugüne kadar 60 sivil yaşamını yitirdi, 270 sivil yaralandı.Azerbaycan Başsavcılığı, 27 Eylül'den 16 Ekim'e kadar Ermenistan'ın saldırıları nedeniyle meydana gelen can ve mal kayıplarını açıkladı.Buna göre, söz konusu dönemde 60 Azerbaycanlı sivil yaşamını yitirdi, 270 sivil yaralandı.Ermenistan'ın saldırılarında 1704 ev, 90 apartman, 327 kamu binası kullanılamaz hale geldi.Azerbaycan, 27 Eylül'de operasyon başlatmıştıAzerbaycan ordusu, Ermenistan ordusunun sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine 27 Eylül'de karşı saldırı başlatmıştı.Mevzilerini kaybeden Ermenistan ordusu, Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerine top ve füzelerle saldırısını sürdürmüştü.Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova'da yapılan görüşmelerde, 10 Ekim saat 12.00'dan itibaren geçerli olmak üzere Dağlık Karabağ'daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören insani amaçlı 'ateşkes' kararı almıştı.Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden Azerbaycan'ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 10 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı.15 Ekim'de de Terter kentinde defin töreni için mezarlığa giden sivillere yönelik düzenlenen saldırıda, 4 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi de yaralanmıştı.Bugün Gence'ye füzelerle bir saldırı daha düzenlemiş, 13 sivil yaşamını yitirmiş, 50'nin üzerinde sivil yaralı olarak enkaz altından çıkartılmıştı.
Fetö'cü Üsteğmenin "Örgütün Mahrem Yapılanmasında Yer Aldığı" Gerekçeli Kararda
İZMİR (AA) - MERİÇ ÜRER - FETÖ'nün TSK'ya sızdırdığı mensuplarıyla haberleşmek için kullandığı ankesör ve sabit kontörlü hat aramaları yöntemine yönelik davada eski üsteğmene verilen hapis cezasının gerekçeli kararında, FETÖ'den işlem gören ya da darbe girişiminden yargılanan kişiler tarafından ardışık aranan sanığın, örgütün mahrem yapılanması içerisinde olduğu kanaati oluşturduğu belirtildi. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanık eski jandarma üsteğmen Hilmi K. hakkındaki gerekçeli karar tamamlandı. Bu karar, İzmir'de yaklaşık 1 yıldır devam eden ankesör soruşturmaları kapsamında açılan davalarda alınan ilk mahkumiyet kararı olma özelliği taşıyor. Gerekçeli kararda, sanığın ankesörlü hat ve buna ilişkin rapor, itirafçı ifadeleri, sanık ve avukatının savunmaları, iddia makamının mütalaası ve mahkeme heyetinin gerekçesi yer aldı. Sanığın ardışık arama tablolarının incelendiği kararda, Hilmi K'nin 13 kişi ile ankesörlü telefonlardan ardışık aramasının bulunduğu kaydedildi.Söz konusu kişilerden 9'unun subay-astsubay ve askeri öğrenci, 3'ünün komiser yardımcısı, birinin öğretmen olduğu, 5'i hakkında 2016'da, 4'ü hakkında 2017'de, 3'ü hakkında ise 2018 yılında FETÖ'den işlem yapıldığı belirtildi.Hilmi K. ile ardışık aranan bu kişilerden 5'inin tutuklu, 2'sinin firari, 5'inin adli kontrol tedbiriyle salıverildiği, sanığın bu ardışık aramalarının 2012-2013 ve 2015 yıllarında gerçekleştirildiğinin ortaya çıktığı vurgulanan kararda, ardışık arananlardan C.A'nın tanık olarak verdiği ifadesinde FETÖ mensubiyetini kabul ettiği aktarıldı. Ardışık aranan ve tanık olarak dinlenen M.K'nin FETÖ mensubiyetini kabul ettiği ve etkin pişmanlıkta bulunduğu bildirildi.Gerekçeli kararda, tanık olarak dinlenilen M.Y'nin FETÖ üyelerinin kendisini ankesörlü telefonlardan bir dönem aradığını belirttiği anlatıldı.Ardışık aranan 2 kişi darbe girişimine katılmışSanık ile ardışık aranan ve tanık olarak dinlenen eski üsteğmen A.S.T. ve eski pilot yüzbaşı S.İ'nin 15 Temmuz darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla tutuklu yargılandıkları bilgisi de kararda yer aldı. Sanığın teğmen olan M.E.T. ile Ankara, İzmir ve Çorum illerinden 15 farklı tarihte, üsteğmen H.Y. ile Ankara ve Çorum'dan 6 farklı tarihte birer ikişer dakika arayla ankesörlü telefonlardan ardışık aranmasının dikkat çekici olduğu değerlendirilen kararda, 'Sanığın bu 2 kişi ile farklı illerden birçok kez ankesörlü telefonlardan ardışık olarak aranması gözetildiğinde aynı mahrem imam tarafından arandıkları sonuç ve kanaatine varılmıştır.' ifadesi kullanıldı. Gerekçeli kararda sanıkla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuldu:'Ardışık aranan kişilerden 9'unun subay-astsubay, 3'ünün komiser yardımcısı, 1'inin hakkında FETÖ'den işlem yapılan öğretmen olması, bu şahısladan bir kısmının FETÖ üyeliklerini kabul etmiş olmaları, bir kısmının darbeye teşebbüsten hüküm giymiş olması veya halen tutuklu olmaları gözetildiğinde, bu aramaların örgüt mahrem abilerince yapıldığı, sanığın bu şekilde örgütün mahrem yapılanması içerisinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanığın tamamen inkara yönelik savunmasına delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.Sanığın Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde üsteğmen rütbesinde oluşu dikkate alındığında kamusal kudret kullanmaya elverişli konumunun bulunması sebebiyle meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olması, kastın yoğunluğu ve suçun işleniş şekli göz önüne alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.'
Dünyada 270 Milyon İnsan Açlıktan Ölümün Eşiğinde
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - BM Gıda Hakkı Özel Raportörü ve ABD'deki California Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Elver, 2019 yılında çatışmalar, göç, iklim değişikliği, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle 135 milyon insanın açlıktan ölümle karşı karşıya kaldığını belirterek, bu sayının 2020'de Kovid-19 salgınının da etkisiyle 270 milyona ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi.Dünya üzerinde yetersiz beslenen insan sayısı 2019'da 9,7 milyon artarak 687,8 milyona yükseldi. En çok yetersiz beslenen nüfusun yaşadığı bölge ise Asya oldu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI) raporlarına göre, ekonomik krizler, bölgesel çatışmalar, göç, kuraklık ve siyasi istikrarsızlık nedenleriyle dünyada gıda güvenliği ve açlık sorunlarında büyük artış yaşandı.FAO'nun geçen Nisan ayında ilan ettiği 'Dünyada Gıda Güvenliği Ve Beslenme Durumu 2020' raporunun öngörülerine göre, 2030 yılında sıfır açlık hedefine ulaşmak imkansız.Rapora göre Kovid-19 salgınının etkileri hesaba katılmadan bile açlıktan etkilenen insan sayısı 2030'da 841,4 milyona ulaşacak. Bu tahminlere göre dünya nüfusunun yüzde 9,8’i açlıkla yüz yüze kalacak.Öte yandan IFPRI'nın 'Küresel Açlık Endeksi verileri Sahra Altı Afrikası ve Güney Asya'nın, dünyada en yüksek açlık ve yetersiz beslenme seviyelerine sahip olan bölgeler olduğunu gözler önüne serdi.Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 'World Economic Outlook' verilerini de inceleyen FAO, Kovid-19 salgınının dünyadaki açlık durumuna etkilerini üç farklı senaryo ile değerlendiriyor.İlk senaryoda dünya ekonomik büyümesi 2020 yılında yüzde 4,9’luk düşüş, 2021'de ise yüzde 5,4 artış yaşayacak. İkinci senaryoya göre dünya ekonomik büyümesinde 2020'de yüzde 7 düşüş, 2021'de de yüzde 3,3 artış olacak. Üçüncü senaryoda ise 2020'de ekonomik büyümede yüzde 10 azalış, 2021'de yüzde 0,3 artış tahmin ediliyor.Her biri diğerinden daha kötümser olan senaryolar, acil önlemler alınmadığı takdirde sıfır açlık hedefinden gittikçe uzaklaşıldığını ortaya koyuyor. Kovid-19'un gıda güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayan FAO raporu, dezavantajlı grupların beslenmelerinin daha da kötüleşmesini öngörüyor.Dünya Gıda Günü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hilal Elver, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri görülmeyen kıtlığın günümüzde yaşandığı bilgisini verdi.'821 milyondan fazla insan yeterli beslenmeden yoksun'Elver, dünyada son 4-5 yıldır gıdaya erişimin zorlaştığını belirterek, 821 milyondan fazla insanın yeterli beslenmeden yoksun olduğunu söyledi.Bunların dışında ağır açlık ve kıtlık yaşadığı için ölümle burun buruna gelen insan sayısının 2020'de Kovid-19 salgınının etkisiyle 135 milyondan 270 milyona çıkacağının tahmin edildiğini kaydeden Elver, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri görülmeyen kıtlığın son birkaç yıldır 4-5 ülkede birden aniden ortaya çıktığını vurguladı.Elver, Kovid-19 salgınından önce Yemen, Somali, Güney Sudan, Nijerya, Burkina Faso, Afganistan hatta Venezuela gibi ülkelerde yaşanan kıtlığın sebebinin savaşlar ve siyasi gerilimler olduğuna dikkat çekerek, 'Bu bölgelerde özellikle Yemen'de gıdanın bir savaş silahı olarak kullanıldığını da biliyoruz. Dünya genelinde savaşlar, göçler, iç karışıklıklar, kuraklık gibi doğal afetler sebebiyle kıtlık görülen yerlerde şimdi de Kovid-19 pandemisinden dolayı 135 milyon insan açlık yüzünden ölümle karşı karşıya. Bu sayının 2020 sonunda 270 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.' dedi. 'Pandemi bütün dünyaya bir ders olmalı'BM Genel Sekreterliği tarafından 2015 yılında başlatılan 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan 'Sıfır Açlık'ın ulaşılması imkansız bir hedef olduğunu savunan Elver, şöyle konuştu:'2020 Nobel Barış Ödülü, Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı'na (WFP) verildi. Norveç Nobel Komitesi, açlıkla mücadeleye ve çatışma alanlarındaki insanların yaşam koşullarının düzeltilmesine katkılarından dolayı programı ödüle layık gördü. WFP, açlık çekmenin ötesinde açlıktan ölen kitlelere gıda yardımı yapıyor. Açlıktan ölenlerin sayısı 270 milyon gibi çok büyük bir sayıya ulaşıyor.'Elver, salgının bütün dünyaya bir ders olması gerektiğini ifade ederek, eğer uluslararası dayanışma ve iş birliği geliştirilmezse dünyayı çok daha zor günlerin beklediği uyarısında bulundu.Dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan sorunun hemen el birliği ile çözülmezse başka yerlere sıçramasının çok çabuk olacağına vurgu yapan Elver, 'Avrupa göç istemiyor ama Afrika'yı bu duruma getiren Avrupa'nın sömürgecilik politikasıydı. O sebeple bütün ülkeler uzun vadeli planlar yaparak kriz bölgelerini refaha kavuşturmak zorundadır.' diye konuştu. 'Salgın kriziyle tarım ve gıdada yerele dönmenin önemi fark edildi'Elver, Türkiye'nin iklimi, su kaynakları ve verimli tarım arazileri açısından çok şanslı bir ülke olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:'Tarıma 20. yüzyılın ortalarından beri önemini kaybetmiş bir sektör olarak bakılıyordu. 2008 ekonomik krizinden sonra birçok ülke güvenli gıda, dolayısıyla tarımın ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu anladı. Salgın kriziyle ise tarım ve gıdada yerele dönmenin önemi çok ciddi bir şekilde fark edildi. Belki küresel gıda sistemleri bir anda ortadan kalkmaz ama en azından her iki sistemin bir arada yürüdüğü, kısa tedarik zincirlerinin pazarda rekabet gücü kazandığı, sağlığa uygun ve çevreye zarar vermeyen bir sisteme geçilmesi çok önemli.'Türkiye gibi, tamamen endüstriyel tarım ve gıda sistemlerinin hakim olmadığı ülkelerde tarıma dönüşün daha kolay olacağının altını çizen Prof. Dr. Elver, Türkiye'nin küçük çiftçiyi koruyan, üretimi artırmaya yönelik politikalar izlemesi gerektiğini vurguladı.
Reklam
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı
İSTANBUL (AA) - Amerikan Hastanesi Genel Müdürlüğü'nce, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un Kovid-19 testinin pozitif bulunduğu bildirildi.Amerikan Hastanesi Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç'un 16 Ekim 2020 tarihinde hafif üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri ile Amerikan Hastanesi’ne başvurduğu belirtilerek, yapılan incelemede Kovid-19 testinin pozitif bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Koç'un sağlık durumunun iyi olup, hastanede tedbir amaçlı izlendiği bildirildi.
Grafikli - Kktc Halkı Cumhurbaşkanı Seçiminin İkinci Turu İçin Sandığa Gidiyor
LEFKOŞA (AA) - MUHAMMET İKBAL ARSLAN - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) halkı, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu için yarın sandık başına gidecek.KKTC halkı, ülkede 5 yıl cumhurbaşkanlığı görevini yürütecek adayı belirlemek üzere oy kullanacak.Seçimin ikinci turunda Başbakan ve Ulusal Birlik Partisinin (UBP) cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanı ve bağımsız cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı yarışacak.11 Ekim'de yapılan seçimin ilk turunu Tatar oyların yüzde 32,34'ünü alarak birinci, Akıncı ise yüzde 29,80'ini alarak ikinci sırada tamamladı.İlk turda hiçbir adayın yüzde 50'den fazla oy alamadığı cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı.KKTC'de oy verme işlemi sabah 08.00'da başlayacak ve 18.00'da sona erecek.Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yarın kayıtlı 199 bin 29 seçmenin 738 sandıkta oy kullanabileceğini açıkladı.YSK'nın seçimin resmi olmayan sonuçlarını saat 20.00'a kadar, kesin sonuçları ise 22.00-00.00 arasında açıklaması bekleniyor.Partiler hangi adayı destekleyeceklerini açıkladıCumhurbaşkanı adayları Tatar ile Akıncı, hafta içi KKTC'deki siyasi partileri ziyaret ederek, ikinci tur öncesi vizyonlarını açıkladı ve destek istedi.Seçimin ilk turunda aday çıkaran ya da bir adayı destekleyen bazı siyasi partiler, Tatar-Akıncı yarışında kimin tarafında olacağını açıkladı.Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Parti Meclisi, seçimin ikinci turunda Akıncı'yı destekleme kararı aldı.CTP'de 13 Ekim'de gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısı sonrası alınan karar, yazılı olarak açıklandı.CTP seçimin ilk turunda CTP'nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Tufan Erhürman'ı desteklemiş, Erhürman oyların yüzde 21,71'ini almıştı.HP seçmenini serbest bıraktıHalkın Partisi (HP), seçimin ikinci turunda, seçmenine herhangi bir yönlendirmede bulunmama kararı aldı.14 Ekim'de Parti Meclisi'ni toplayan HP'nin kararını, Genel Sekreter Jale Refik Rogers açıkladı.HP, seçimin ilk turunda Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Kudret Özersay'ı desteklemiş ve Özersay yüzde 5,74 oy almıştı.Demokrat Parti (DP), ikinci turda, Tatar'ı destekleme kararı aldı.DP Parti Meclisi'nin 14 Ekim'deki toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, seçim gündemiyle toplanan Parti Meclisi'nin önerileri değerlendirdiği ve ikinci turda Tatar'a oy çokluğuyla destek kararı alındığı belirtildi.DP, seçimin ilk turunda, aynı zamanda DP Milletvekili olan Bağımsız Aday Serdar Denktaş'ı desteklemiş ve Denktaş, yüzde 4,17 oy almıştı.Yeniden Doğuş Partisinin (YDP) 14 Ekim'de gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısından da Tatar'a destek kararı çıktı.YDP ilk turda YDP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Aday Erhan Arıklı'yı desteklemiş ve Arıklı yüzde 5,41 oy almıştı.İlk tur 'en düşük katılımlı' seçim olduGeçen hafta yapılan ve 11 adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçimi, Kıbrıs Türk siyasi tarihine 'en çok adayın yarıştığı cumhurbaşkanı seçimi' olarak geçmişti.Katılımın yüzde 58,29'da kaldığı birinci tur, aynı zamanda 'en düşük katılımlı cumhurbaşkanı seçimi' oldu.Öte yandan, yüksek mahkeme yargıçlarının sayısının artırılmasını öngören anayasa değişikliği için yapılan halk oylamasında da 'hayır' çıktı.Sandığa giden vatandaşlardan anayasa değişikliği için oy kullananların yüzde 49,87'si 'evet', yüzde 50,13'ü 'hayır' dedi.İkinci tura kalan 4. seçimKıbrıs Türk siyasi tarihinde, bugüne dek 3 cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kalırken, yarın yapılacak seçim 4'üncüsü olacak.Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile KKTC'nin 3'ncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 1995 seçimlerine ikinci tura kalırken, Denktaş ipi göğüsleyen isim oldu.Denktaş ile Eroğlu, 2000'deki seçimde de ikinci tura kalırken, Eroğlu'nun adaylıktan çekilmesi üzerine ikinci tur yapılmadı ve Denktaş'ın zaferi ilan edildi.2015'teki seçimde ise ikinci tura Eroğlu ve Akıncı kalırken, sandıktan Akıncı çıktı.Kovid-19 önlemleri alınacakSeçim, Kovid-19 salgını nedeniyle önceki yıllara göre farklı bir atmosferde geçecek.YSK, halkın oy kullanmaya gelirken kendini güvende hissetmesi için bir dizi önlem alacağını açıkladı.Bu yıl seçim sandıklarında YSK'nın görevlendirdiği toplam 2 bin 658 kişi görev yapacak.Seçmenler, oyunu kullanmak için sandık kurullarının odasına maskeyle girebilecek ve görevliler seçmenlere eldiven verecek.Görevliler, Kovid-19 tedbirlerinin uygulanması ve oy kullanma sırasında yoğunluluk yaşanmamasına dikkat edecek.KKTC'de, 8 Eylül'de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin miting ve kitle toplantıları 1 Ekim'e kadar iptal edilmişti.
Pakistan'da Halkın Çoğunluğu Kovid-19 Önlemlerine İlgisiz
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI/MUHAMMED SEMİH UĞURLU - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının son haftalarda artmaya başladığı Pakistan’da halkın büyük bir kısmı hükümetin salgınla ilgili önlemlerine uymuyor.Başta başkent İslamabad olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde halkın çoğu maske takmıyor, el dezenfektanı kullanmıyor ve sosyal mesafe kurallarını hiçe sayıyor. Alışveriş merkezleri, hastaneler ve devlet daireleri gibi maske takmanın zorunlu olduğu yerlerde söz konusu önlemleri takip eden Pakistanlılar, çarşı, pazar, park ve bunun gibi açık alanlarda ise bu uygulamaları göz ardı ediyor.Birçok kişi virüsün Pakistan’da bittiği düşüncesiyle söz konusu kuralları takip etmenin gerekli olmadığını düşünüyor. Rawalpindi'de yaşayan Talaq Han, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19'un varlığına inanmadığını belirterek, 'Koronavirüs sadece söylenti ve zihinsel bir rahatsızlık vermedir. Kovid-19 yoktur.' ifadelerini kullandı. Esnaf Azhar Ahmed ise Kovid-19'un varlığına dünyanın diğer ülkelerinde de var olduğu gerekçesiyle inandığını dile getirerek, 'Kovid-19 eğer sadece Pakistan'da olsaydı inanmazdık. Suudi Arabistan'da var. Mekke ve Medine ziyaretlere kapandı. Bu yüzden koronavirüsün var olduğuna inanıyorum.' diye konuştu.Ahmed, halkın maske kullanmadığını ve ilgili önlemlere uymadığını vurgulayarak, 'Herkes maske kullanmak ve kendi önlemini almak zorunda. Kovid-19 henüz bitmedi ve devam etmekte, bunu kabul etmemiz gerekiyor.' dedi.Test sayısı düşükPakistan’da Kovid-19 vakaları 322 bini aşarken, şimdiye dek 6 bin 600’ün üzerinde kişi yaşamını yitirdi. Ülkede eylül ayının başlarında 200’ün altına düşen günlük vaka sayısı, son haftalarda yeniden 600-800 bandına yükseldi. Öte yandan, Pakistan'da, 222 milyonluk nüfusa rağmen toplam 4 milyon test yapılması Kovid-19’un gerçek durumuna ilişkin şüphelere yol açıyor. 'Vakalar artıyor'Uzmanlar, son haftalarda artan vakaların önlemlere olan ilgisizlik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünüyor. Pakistan Kızılayı Corona Care Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Muhammed Saim bin Said, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Mart ayından bu yana Kovid-19'la mücadele ediyorum. Bu hastanede en üst sayıda Kovid-19 hastasına mayıs ve haziran aylarında şahit olduk. Ağustos ve eylülde vakalarda hızlı bir düşüş gördük. Dün, ülkedeki testlerin pozitif çıkma oranı yüzde 2,37 olarak görüldü. Bu oran en son vakaların azaldığına şahit olduğumuz ağustos ayında bu şekildeydi.” diye konuştu.Said, söz konusu artışın birçok sebebi olabileceğini ifade ederek, 'Fakat bana göre 2 önemli faktör söz konusu. Bunlardan birisi halkın hükümetin belirlediği Kovid-19 önlemlerine uymakta isteksiz olması. İkincisi ise kışın gelmesi ve havaların soğumaya başlaması gibi çevresel faktörler.” şeklinde konuştu.Pakistan halkının Kovid-19’un mayıs ve haziran aylarında nasıl yaşandığını unuttuğunu belirten Said, 'O zamanlar sokağa çıkma yasağı vardı ve insanlar Kovid-19’dan korkuyor ve gerekli tedbirleri takip ediyordu. Fakat şu anda halk bu önlemleri takip etmiyor, kimse maske takmıyor, camilerde bile namaz kılanlar arasında olması gereken mesafe bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.Said, önceden her yerde bulunan dezenfektanların bugün restoran masalarında veya alışveriş merkezi girişlerinde yer almadığını aktararak, 'Bu bence Kovid-19 vakalarının artmasının sebeplerinden bir tanesi. Halkımız ilgili sağlık protokollerini takip etmiyor. Üç önemli kural var. Bunlar el temizliği, sosyal mesafe ve maske takma. Bunları takip etmenin çok zor olduğunu düşünmüyorum.” dedi.
Reklam
Berlin'de Koronavirüs Test Laboratuvarlarının Kapasitesi Yetersiz
BERLİN (AA) – Almanya’nın başkenti Berlin’in Neukölln İlçesi Belediye Başkan Yardımcısı Falko Liecke, Berlin'de günde 55 bin civarında yapılan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testini hızlı bir şekilde değerlendirmek için laboratuvarların gerekli kapasiteye sahip olmadığını söyledi.İlçedeki gençlik ve sağlık dairesinin müdürlüğünü de yapan Liecke, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Neukölln’de Kovid-19 vakası sayılarının çok arttığını belirtti.İlçede son 7 günde 100 bin kişide 170’in üzerinde yeni vaka görüldüğüne işaret eden Liecke, Kovid-19 bulaşan kişilerle iletişime geçen, bu kişilerin kimlerle temasta olduğunu tespit eden, karantinaya girenlerle ilgilenen ve Kovid-19 konusunda bilgilendirme yapan sağlık birimlerinin büyük yük altında olduğunu kaydetti.Liecke Berlin eyaletinde yoğun şekilde Kovid-19 testlerinin yapıldığını aktararak, 'Berlin’de şu an günde 55 bin civarında Kovid-19 testi yapabiliyoruz. Bu da üst sınırdır. Çünkü testlerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi için laboratuvarların daha fazla kapasitesi yok.' değerlendirmesinde bulundu.Neukölln ilçesinde bulunan test merkezinde sadece belirtileri olanların ve sağlık alanında çalışanların test edildiği bilgisini paylaşan Liecke, 'Test sonucunun alınması en kötü şartlarda 4 gün sürüyor. Bu süre kesinlikle çok uzun. Ancak bunun sebebi sağlık daireleri değil, laboratuvarlardaki sıkıntıdır. Buradaki kapasiteleri genişletmeye çalışıyoruz.' diye konuştu.Liecke, halkı maske takma ve mesafe kurallarına uymaya çağırarak, Neukölln’de yaşayan herkesten, çok kişinin katıldığı etkinliklere katılmaktan kaçınmalarını, kimlerle temasta olduklarını akıllarında tutmalarını ve günlük yaşamda daha dikkatli olmalarını istedi.330 bin nüfuslu Neukölln’de son 7 günde 100 bin kişide 170'in üzerinde yeni vaka tespit edildi. İlçe son dönemde Almanya genelinde Kovid-19 vakalarının yoğun olarak görüldüğü bölgelerin başında geliyor.İlçede geçen hafta okullar 2 haftalık sonbahar tatiline girmeden önce 79 öğrenciye ve 13 öğretmene Kovid-19 tanısı konuldu ve 1854 öğrenci karantinaya alındı.Öte yandan Berlin eyalet yönetimi vaka sayılarının artış gösterdiği eyalette salgının yayılmasını önlemek amacıyla tedbirleri sıkılaştırdı.Buna göre kapalı alanlarda yapılan kutlama ve toplantılara en fazla 10 kişi katılabilecek. Dükkan, lokanta, restoran ve bar gibi işletmeler 23.00-06.00 saatleri arasında kapalı tutulacak. Bu saatler arasında açık olan benzin istasyonlarının alkollü içecek satışı da yasaklandı.Eyalet yönetiminin gelecek hafta Kovid-19 tedbirlerini daha da sıkılaştırması bekleniyor.
Çukurova'nın "Can Suyu" Ceyhan Nehri Kartpostallık Manzaralar Sunuyor
OSMANİYE (AA) - Çukurova'nın bereketli tarım arazilerine 'can suyu' olan, yeşil ve maviyi bir arada bulunduran Ceyhan Nehri, doğal güzelliğiyle görsel şölen sunuyor.Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde doğan ve 500 kilometreyi aşan yolculuğun ardından Akdeniz'e dökülen Ceyhan Nehri, barındırdığı doğal güzelliklerle ilgi çekiyor.Nehrin Osmaniye sınırları içinde kalan bölümünde oluşan adacıklar, yosunlar ve bölgeyi 'barınak' edinmiş onlarca çeşit kuş türü, görenleri büyülüyor.Drone ile görüntülenen Ceyhan Nehri, kartpostallık manzaralar sunuyor.
Reklam
Gazi Kaleler "Yaşayan Müze" Olacak
ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca restorasyonu sürdürülen Seddülbahir ve Bigalı kaleleri, yaşayan müze haline dönüştürülecek.Çanakkale Muharebeleri sırasında 3. Kolordu'nun 'silah tamirhanesi' olarak kullanılan 200 yıllık Bigalı Kalesi ile Çanakkale Boğazı'nın girişini savunmak amacıyla 360 yıl önce Osmanlı Padişahı 4. Mehmet döneminde yaptırılan Seddülbahir Kalesi'ndeki restorasyon çalışmaları devam ediyor.Padişah 4. Mehmet'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından 1659 yılında boğazın girişini savunmak amacıyla yaptırılan Seddülbahir Kalesi, dünya harp tarihine geçen Çanakkale Muharebeleri sırasında 12 top ile savunmaya katıldı. İngiliz ve Fransız gemilerinin henüz bir savaş durumu olmamasına rağmen boğazın girişini koruyan tabyaları 3 Kasım 1914'te bombalamasının ardından ilk şehitlerin verildiği kalede, 2015 yılının haziran ayında başlayan restorasyon çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı.1807 yılında 3. Selim zamanında yapımına başlanan ve 1822'de 2. Mahmut döneminde inşası tamamlanan Bigalı Kalesi'nde ise restorasyon çalışmaları kapsamında, zamanla hasar gören duvarlar yenilenirken, zeminde de temizlik çalışması yapılıyor. Kale içindeki yapıların yıkılmış veya zarar görmüş kısımları da aslına uygun olarak yenileniyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, AA muhabirine, bölgenin çok müstesna topraklar olduğunu söyledi.Yıllar önce büyük mücadelelere sahne olan alanı yeniden ihya etmek için yoğun mesai harcadıklarını anlatan Kaşdemir, şöyle devam etti:'Çanakkale tarihi alanındaki gazi kalelerimizin hepsi bir restorasyon ve yeniden ayağa kaldırma çalışmasına tabi tutulmuşlardı. Ecdadımızdan bize yadigar kalan ne varsa, tarihi alan içinde bizim bunları ele alıp tekrar ihya ederek, ziyaretçilerimize açık hale getirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Çanakkale'nin kaleleri de bu anlamda çok meşhurdur. Bunlar gazi kalelerdir. Uzun yıllardan beri de kentimizin muhafızlığını yapmaktadırlar. Özellikle Çanakkale Savaşları'nda hemen hemen hepsi muharip olmuş, savaşa katılarak gazi olmuş, hatıraları çok yüksek olan kaleler.'İsmail Kaşdemir, bu anlamda başta Kilitbahir Kalesi olmak üzere Seddülbahir ve Bigalı kalelerini restorasyon sürecine tabi tuttuklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Kilitbahir Kalesi'ndeki süreç tamamlandı. Şu anda 'kale müze' konseptinde çok beğenilen ve ilgi gören bir kale haline geldi. Seddülbahir Kalesi'nde de restorasyon sürecini tamamladık. Bütçemiz el verdiği sürece Kilitbahir Kalesi'nde olduğu gibi kale müze konseptinde ziyarete açmak istiyoruz. Hedefimiz önümüzdeki yıl iç teşhir ve tanzimini yapmak.'Bigalı Kalesi'nin de gelecek yıl teşhir ve tanzimi tamamlanıp kale müze konseptinde tarihi alanın önemli ziyaret alanlarından biri haline getirileceğini aktaran Kaşdemir, 'Bigalı Kalesi'ni savaş sırasındaki kullanımına uygun şekilde, silah tamirhanesi olarak değerlendirmek istiyoruz. Yani o dönem bir silah tamirhanesinde neler yaşanmışsa, ziyaretçilerin oradaki havayı ve atmosferi teneffüs ederek anlamlandırmasını istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. Kaşdemir, bölgedeki tüm kaleleri hem restore ettiklerini hem de içini doldurduklarını hatırlatarak, 'Yani yaşayan müze, yaşayan kale konseptinde inşallah gelen tüm ziyaretçilerimiz, misafirlerimiz görme imkanı bulacak.' dedi.
"Meslek Lisesi Memleket Meselesi" Şiarıyla 11 Ton Dezenfekte Solüsyonu Ve 600 Bin Maske Ürettiler
KIRŞEHİR (AA) - ABDULLAH YILDIZ - Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri yaz tatili ve hafta sonu izinlerinde bile yeni tip koronavirüs (Kovid-19) mücadelesinde aktif görev alarak tonlarca dezenfekte solüsyonu ve yaklaşık 600 bin maske üretti.Kent merkezinde bulunan okulun idarecileri, öğretmenleri ve öğrencileri, 'Meslek lisesi memleket meselesi' sloganıyla mart ayından itibaren Kovid-19 mücadelesinde aktif görev aldı. Kimya ve Bilim Teknolojileri bölümlerindeki 12 öğrenci ile 5 öğretmen, başta okullar olmak üzere resmi kurumlardan fabrikalara kadar ihtiyaç duyulan yerler için gönüllü olarak maske ve dezenfektan üretti.Okulda yaklaşık 7 ayda 600 bin maske, 11 ton dezenfekte solüsyonu, 83 ton yüzey temizleyici ve 5 ton diğer temizlik ürünlerinden üretildi, başta okullar olmak üzere resmi kurumlara ve fabrikalara verildi. Ankara, Nevşehir, Niğde ve Yozgat başta olmak üzere çevre illere de maske ve dezenfektan desteği sağlandı.Okul müdürü Turan Altıok AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını ile mücadeleye marttan itibaren başladıklarını, eğitime ara verildiği dönemde ve yaz tatilinde bile çalışmaları gece gündüz demeden sürdürdüklerini söyledi.Şehrin dezenfektan ve maske ihtiyacını karşıladıkları gibi çevre illerin yardımına da koştuklarını belirten Altıok, öğretmen ve öğrencilerin vardiya usulü tatil ve izin günlerinde de çalışmaya devam ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti:'Pandemi ile mücadeleye meslek liselerinin de katkı vermesi gerekiyordu. 'Meslek lisesi memleket meselesi' diye söylüyoruz. Pandemi süresince bu çocuklarımız yaz demeden, cumartesi-pazar demeden çalıştı. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz adeta savaşta askerlere mermi yetiştiren fabrika gibi kimisi maske kimisi dezenfektan üreterek ülkemizin Kovid-19'la mücadelesinde ellerinden geleni yapıyorlar.'Bilişim Teknolojileri Bölümü Şefi Deniz Toksöz de çok sayıda makine ile önce siperli maske üretimine başladıklarını daha sonra cerrahi maske ürettiklerini aktardı. Toksöz, 'Bu mücadelede ne yapabiliriz diye planlama yaparak çalışmalara başladık. Geçen sürede 600 bin maske ürettik. Bu maskeler okullarımıza, sağlıkçılara ve diğer kamu kurumlarına dağıtıldı.' dedi.Maske üretimine katılan 12. sınıf öğrencisi Ayhan Avcı da okul idaresinin çağrısı ile gönüllü olarak üretime katıldıklarını, Kovid-19 ile mücadeleye katkı vermekten mutluluk duyduğunu dile getirdi.Avcı, 'Öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla ülkemizin geçirdiği bu zorlu pandemi sürecine maske atölyemizde üretim yaparak katkıda bulunuyoruz. Yaz tatili, cumartesi-pazar demeden öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla vardiyalı şekilde maske atölyesinde maske yapmaya devam ediyoruz. Hayırlı bir iş yaptığımız için memnunuz. Daha çok çalışarak katkı yapmak istiyoruz.' diye konuştu.
Aliyev, Ermenistan'ın Sivillere Saldırmasının Yanıtını Savaş Meydanında Vereceklerini Açıkladı
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, sivil yerleşim birimlerine Ermenistan ordusunca yapılan saldırıların yanıtını savaş meydanında vereceklerini bildirdi.Aliyev, gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, faşist Erivan yönetiminin Gence'ye saldırarak bir daha savaş suçu işlediğini belirtti.Gence ve Mingeçevir'e yapılan namert saldırı sonucu Azerbaycanlıların yaşamını yitirdiğini ve yaralandığını hatırlatan Aliyev, saldırıların Azerbaycan halkının iradesini kıramayacağını vurguladı. Erivan yönetiminin sivillere saldırı nedeniyle yargılanması gerektiğini belirten Aliyev, 'Onların yanıtını savaş meydanında veriyoruz. Şehit olan masumların intikamını savaş meydanında alıyoruz ve alacağız. Biz hiçbir zaman sivillere karşı savaşmadık, savaşmayacağız. Biz Ermeni değiliz.' dedi. Azerbaycan ordusunun topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonlarda Ermenistan ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmatı imha ettiklerini vurgulayan Aliyev, 'Bugüne kadar imha edilen ve ele geçiren silahların maliyeti en az 2 milyar dolardır. Fakat yine de silahları var. Sormak gerekir. Onları kim silahlandırıyor? Fakir bir ülkede bu kadar silah ne arıyor? Bugün de onlara kaçak yolla silah gönderiliyor. Biz bu sorulara yanıt istiyoruz.' şeklinde konuştu.Aliyev, Azerbaycan ordusunun imha ettiği ve ele geçirdiği Ermenistan silahlarıyla ilgili şu bilgiyi paylaştı:'234 tank imha edildi, 36 tank ele geçirildi. 49 zırhlı piyade aracı imha edildi, 24'ü ele geçirildi. 16 kundağı motorlu top, 190 farklı kalibreli top, 2 Uragan sistemi, 2 Elbrus füze sistemi, 1 Toçka-U füze sistemi, 35 OSA uçaksavar, 2 TOR uçaksavar, 2 S-300 uçaksavar füze sistemi imha edildi. 196 personel taşıyıcı kamyon imha edildi, 98'i ele geçirildi.'Azerbaycan ordusunun kurtarıcı misyonunu sürdürdüğünün altını çizen Aliyev, Fuzuli kent merkezinin ve 7 köyün işgalden kurtarıldığını duyurdu.Aliyev, Fuzuli'nin kurtarılması için gelecekte kitaplarda yer alacak şiddetli çatışmaların yaşandığını, Ermenistan güçlerinin kurduğu güçlü mevzilerin Azerbaycan ordusunun kahramanlığı sayesinde geçildiğini bildirdi. Fuzuli'nin şu an adeta bir harabe halinde olduğunu, 30 yıl boyunca Ermenistan güçlerinin oradaki tüm yapıları tahrip ettiğini ifade eden Aliyev, işgalden kurtarılan tüm bölgeleri yeniden kuracaklarını kaydetti.'Uluslararası kamuoyu Ermenistan'nı yargılamak istemiyorsa, biz onları yargılayacağız'Aliyev, Erivan yönetimine ise şu uyarılarda bulundu:'Kendi isteğinizle topraklarımızı terk edin. Zaten biz onları defedeceğiz. Onların izi bile kalmayacak o topraklarda. Sonuna kadar kovacağız. Bugün muzaffer Azerbaycan ordusu kendi amaçlarına ulaşıyor. Hiçbir güç bizi durduramaz. Hiçbir güç Azerbaycan halkının iradesi önünde dayanamaz. Bunu herkes bilmelidir. Çıksın Ermenistan bizim toprağımızdan. Ondan sonra ateşkes temin edilir. Ateşkesten hemen sonra Gence'yi vurdular. Eğer uluslararası kamuoyu bu suçlar nedeniyle Ermenistan'ı yargılamak istemiyorsa, biz onları yargılayacağız. Biz kendimiz onları cezalandıracağız. Onlar en ağır cezayı hak ediyor. Ermenistan yönetimi suçludur. Biz bu suçluları cezalandıracağız.'
Türkiye'nin Afet Stratejisi: Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı, Kahramanmaraş'ta İrap Çalışmalarına Başladı
ANKARA (AA) - ZEHRA AYDIN TURAPOĞLU - Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İl Afet Risk Azaltma Planı'nın (İRAP) uygulanacağı Kahramanmaraş'ta şehri güvenli hale getirmek için kentsel dönüşüm çalışmalarına başladı.Afetlerle mücadele için Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı öncülüğünde birçok kurum ve kuruluş, akademisyen, sivil toplum örgütü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da yer aldığı Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu kuruldu.Platform, iller bazında İl Afet Risk Azaltma Planı'nı (İRAP) hayata geçirerek yerleşimlerin doğal, teknolojik ve insanlardan kaynaklanan nedenlerle meydana gelebilecek afetlere maruz kalınmasını ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla kısa, orta ve uzun vadeli eylemlerin belirlenmesi için çalışıyor. Afete dirençli toplum ve yerleşim alanları oluşturmak amacıyla uygulamaya konulan İRAP, Kahramanmaraş'tan başlanarak hayata geçirildi.Kahramanmaraş Afet Risk Azaltma Planı, 3 farklı amaç çerçevesinde oluşturuldu. Bu amaçlar altında belirlenen 20 hedefle şehirde meydana gelebilecek afetlere hazır olmak, bu afetlerin risklerini azaltmak ve uyum sağlamak amaçlı 213 eylem belirlendi.Kahramanmaraş Afet Risk Azaltma Planı'nın 'şehrimizi güvenli hale getirmek için kentsel dönüşümde ilerleme kaydetmek' amacını hayata geçirecek Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, il merkezinde bulunan derelerin üzerleri açılarak, doğal hale dönüştürülecek.Plan kapsamında il genelinde bütünsel ve ayrıntılı yer bilimsel jeolojik-jeoteknik etüt raporu çalışmaları yapılacak, sismik salınım haritası gibi haritalar üretilecek ve Kahramanmaraş Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi bu çalışmalar sonucunda revize edilecek.Öncelikli dönüşüm alanlarının İRAP'a entegrasyonu sağlanacakİl için 2019'da hazırlanan Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesinde yer alan öncelikli dönüşüm alanlarının İRAP eylemleri ile entegrasyonu sağlanacak.Pazarcık İlçesi ve ilçedeki Bağdınısağır, Cengiz Topel, Mehmet Emin Arıkoğlu, Menderes, Narlı, Şehit Nurettin Ademoğlu mahalleleri, Afşin ilçesi ve ilçedeki Beyceğiz Mahallesi Gaziosmanpaşa Mahallesi Alpaslan mahalleleri, Dulkadiroğlu ilçesi ve ilçedeki Aksu, Elmalar, Karacasu, Karaziyaret mahalleleri, Türkoğlu ilçesi ve ilçedeki Beyoğlu, Cumhuriyet, Kıllı, İstasyon ve Şekeroba mahallelerindeki yapılar başta olmak üzere yapıların deprem dayanımları dikkate alınarak, envanter ve risk analiz çalışmaları ile güçlendirme ve dönüşüm çalışmaları yapılacak.Bahçelievler ve civarındaki mahallelerde (Stadyum çevresi-Eski Maraş) riskli alan ve riskli yapılaşmadan dolayı kentsel dönüşüme öncelik verilecek.Tekerek Yolu güneyi, üniversite kavşağı civarı (Sümbüllü ve Ağcalı dereleri çevresi) ve Doğukent Yolu güneyindeki yeni yapılaşmaların ayrıntılı zemin çalışma sonuçları, depreme dayanıklı bina tasarımı, yapımına ilişkin öncelikler esas alınarak mekansal planlamada afet riskleri dikkate alıcak.Onikişubat İlçesindeki Gayberli, Barbaros, Oruç Reis, Hacı Bayram Veli Mahalleleri öncelikli olmak üzere, 6306 sayılı kanun kapsamında Kütle Hareketlerinden dolayı riskli olarak ilan edilmiş alanlardaki mevcut riskler dikkate alınarak mekansal plan kararlarına eklenecek.Onikişubat ilçesinde Hasancıklı, Kavlaklı, Bulutoğlu mahalleleri, Dulkadiroğlu ilçesinde ise Ulutaş, Gaffarlı, Kozlu dere, Güneşevler mahallesi ve Cici dere mevkii öncelikli olmak üzere şehir merkezindeki imar planına esas konular incelenerek hazırlanan raporda belirtilen önlemler alınacak ve buna bağlı olarak yapılaşmaya izin verilecek. Yığma ve kerpiç binalarla ilgili incelemeler hızlıca tamamlanacakKırsal mahallelerde yığma ve kerpiç binalarla ilgili gözlemsel incelemeler hızlı bir şekilde tamamlanarak riskli binalarla ilgili hak sahiplerinin uyarılacak.Afete maruz kalan alanlardaki yapılar yıkılacak, afetlerin etkilerinden korunmak için yapısal önlemler alınacak. Altyapı yatırımlarında afet risklerini dikkate alınarak, bina temelindeki su baskınlarını önlemek için mevcut taşınmazların çatı, saha ve kirli olmayan tüm drenaj sularının kanalizasyon sistemlerinden ayrılması sağlanacak.Kritik alt yapıları (yolun kenar eğimi, yağmur suyu iletim hattı, haberleşme hattı, doğal gaz hattı gibi) güvenli kılmak için yeni yapılacak yollara ve mevcut yol altyapısının iyileştirilmesine, altyapı sistemlere standart getirilecek.Kamu binalarının depreme dayanıklılığı için güçlendirme ve dönüşüm çalışmaları gerçekleştirilecek.Bina yapımında yörenin iklim koşullarına uygun malzeme seçiminin teşvik edilmesi için gölge sağlayan, havadan ısı, yağış alan yeşil çatıların kurulması yaygınlaştırılacak.
Reklam