Kırklareli'nde Kovid-19 Tedbirlerine Uymayan 14 Kişiye 12 Bin 600 Lira Ceza
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uymayan 14 kişiye 12 bin 600 lira ceza uygulandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentteki sorumluluk alanlarında denetimlerini sürdürüyor.Ekipler, Vize ve Demirköy ilçelerine bağlı köy ve beldelerde gerçekleştirdikleri denetimlerde vatandaşları maske takmaları ve sosyal mesafe kuralına uymaları yönünde anonslar yaparak uyarıyor.Jandarma ekipleri, denetimler sırasında maske takmayan ve sosyal mesafe kuralına uymayan 14 kişiye toplam 12 bin 600 lira ceza yazdı.
Antalya'da Zincirleme Trafik Kazası: 6 Yaralı
ANTALYA (AA) - Antalya'da 5 aracın karıştığı zincirleme kazada biri ağır 6 kişi yaralandı. Kemer-Antalya arasında yolcu taşımacılığı yapan Sinan Ufacık'ın kullandığı 07 AAB 938 plakalı minibüs ile 1 pikap ve 3 otomobil Balıkçı Barınağı mevkisinde çarpıştı. Sürücü Ufacık ile minibüsteki yolculardan 5'i yaralandı. Araçta sıkışan ve ağır yaralanan Ufacık, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla kurtarıldı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastanelere kaldırıldı. Kaza yapan pikabın sürücüsü İsmail Bayazıt, kazanın yolun yağış nedeniyle kayganlaşması sonucu meydana geldiğini söyledi. Aracının kayarak refüje çarptıktan sonra yan yattığını belirten Bayazıt, diğer araçların da kayarak birbirlerine çarptığını anlattı. Kazadan etkilenen ve yüzleriyle vücutlarında küçük çizikler olduğu görülen minibüsteki yabancı turistler, valizlerini gelen başka bir araca taşıyarak yolculuklarına devam etti.
Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in Yargılanmasına Devam Edildi
ANKARA (AA) - Halen Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri olarak görev yapan eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yöneticiliğinden yargılanmasına devam edildi.İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya tutuksuz sanık Erdem ile avukatları katıldı.Duruşmada, dosyaya gelen bilgi ve belgeler Daire Başkanı Maruf Alikanoğlu tarafından okundu. Alikanoğlu, bir önceki duruşmada tanık olarak dinlenilmesine karar verilen Danıştay Başkanı Zeki Yiğit'in, yargısal faaliyetleri nedeniyle mazeret dilekçesi gönderdiğini belirtti. Söz verilen sanık Birol Erdem, duruşmalarda delillerini sunduğunu, yapıya karşı yürüttüğü faaliyetleri anlattığını söyledi. Duruşmada dinlenmesini istediği kişilerin olayların yakın tanığı olduğunu ifade eden Erdem, heyetin uygun göreceği kişilerin çağrılıp dinlenmesini talep etti. Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Danıştay 10. Daire Başkanı Yılmaz Akçil ve Danıştay Üyesi Mustafa Gökçek'in de arasında bulunduğu tanıkların dinlenilmesi taleplerini reddetti. Duruşma 23 Kasım'a ertelendi.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Aksaray'da Babasını Öldüren Zihinsel Engelli Genç, Adliyeye Sevk Edildi
AKSARAY (AA) - Aksaray'da tartıştığı babasını bıçaklayarak öldüren zihinsel engelli genç, adliyeye sevk edildi.Ereğli Kapı Mahallesi'ndeki evlerinde babası Atlas İ'yi (54) bıçakla öldüren zihinsel engelli Onur İ'nin (28) emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünün ardından Onur İ, adliyeye gönderildi.Adliye girişinde bir gazetecinin 'babanızı neden öldürdünüz' sorusuna Onur İ, 'Allah büyük' diyerek cevap verdi.Aksaray'da, dün, zihinsel engelli Onur İ. ile babası Atlas İ. arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıkmış, tartışmanın büyümesi üzerine Onur İ, babasını boğazından bıçaklayarak öldürmüştü. Polis ekiplerinin uyarısına rağmen babasını bıçaklamaya devam eden Onur İ, kolundan vurularak etkisiz hale getirilerek gözaltına alınmıştı.
İran'dan Ermenistan Ve Azerbaycan'a Sınır İhlali Uyarısı: "Herhangi Bir Saldırıya Cevap Verileceğini Söyledik"
ANKARA (AA) - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, Dağlık Karabağ'daki çatışmalar sırasında meydana gelen sınır ihlallerinin sürmesi halinde karşılık vereceklerini çatışmanın tarafları olan her iki komşuları, Ermenistan ve Azerbaycan'a bildirdiklerini söyledi.İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Hatipzade Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'daki işgalinden kaynaklı Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmaları değerlendirdi. Hatipzade, 'İran'ın kırmızı çizgisi vatandaşlarının güvenliğidir. Silahlı Kuvvetler gerekli uyarıları yaptı ve karşı tarafın gerekçelerini de dinledi. Yanlışlıkla da olsa İran'a yapılacak herhangi bir saldırıya cevap verileceğini söyledik.' ifadelerini kullandı.'Bakü ve Erivan işlerin kontrolden çıkmasına izin vermemeli'Dağlık Karabağ'daki çatışmaları kaygı ile yakından izlediklerinin altını çizen Hatipzade, 'Her iki tarafla sürekli iletişim halindeyiz. Taraflara daha önce de söylemiştik. Çatışmaların kontrolden çıkmasına izin vermemelerini bir kez daha söylüyoruz. Esirlerin ve sivillerin haklarına saygı göstermeliler. Şehirlere saldırmamalılar. Ateşkes yükümlülüklerine uymaya çalışmalılar.' dedi.İran'ın Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Hüdaaferin ilçesindeki iki köye 15 Ekim'de 10 roket düşmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hatibzade, olayı kınamış ve 'Aynı durum tekrar ederse İran bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalmayacaktır.' ifadelerini kullanmıştı.
Reklam
Aliyev'in Şentop'u Kabulünde Türkiye'nin Azerbaycan'a Desteği Yinelendi
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan'ın saldırıları başladığı andan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer Türk yetkililerin Azerbaycan'a destek açıklamalarının tüm dünyaya net bir mesaj olduğunu söyledi. Aliyev, resmi temaslarda bulunmak üzere Bakü'ye gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop'u kabul etti.Kabulde Aliyev, TBMM Başkanı Şentop ve parlamento heyetinin böyle olağanüstü bir dönemde Azerbaycan'ı ziyaretinin kendileri için çok önemli ve anlamlı olduğunu belirterek tarih boyunca sürdürülen iyi ilişkileri, 'tek millet iki devlet anlayışı' ile daha üst noktalara taşımaya devam edeceklerini vurguladı.Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere TBMM Başkanı Şentop, parlamento heyeti ve Türk milletine verdikleri destekten dolayı teşekkür eden Aliyev, 'Ermenistan'ın saldırıları başladığı andan itibaren aziz kardeşim Erdoğan'ın, TBMM Başkanı olarak sizin, Türk dışişleri ve milli savunma bakanlarının açıklamaları, bütün dünyaya net bir mesaj oldu. Sizin aracılığınızla aziz kardeşim Erdoğan ve Türk milletine selamlarımı iletiyorum.' ifadesini kullandı.Türkiye haklı davasında Azerbaycan'ın yanındaTBMM Başkanı Şentop da Azerbaycan ve Türkiye'nin derin tarihi temelleri olan ve ilelebet devam edecek kalıcı ve güçlü bir dostluğa sahip olduğunu belirtti.Şentop, 'Türkiye haklı davasında Azerbaycan'ın yanındadır. Azerbaycan ne zaman destek isterse yanında olmaya ve yardımda bulunmaya hazırdır.' dedi.Türkiye'nin Azerbaycan'a desteğinin birçok sebebi bulunduğunu ifade eden Şentop, şunları söyledi:'Evvela Azerbaycan bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Ama ikinci olarak, Azerbaycan haklı bir davayı savunmaktadır, işgal altındaki vatan topraklarını savunmaktadır. Bu haklı davayı herkesin desteklemesi lazım. Bir başka önemli sebep ise şudur: Ermenistan artık sadece Azerbaycan için değil, bütün bölgemiz için bir tehdittir. Sivilleri hedef alan, kadınları, çocukları katleden, böylece savaş suçu işleyen hukuk tanımaz bir organizasyondur Ermenistan. Bu bakımdan, Azerbaycan bölgenin istikrarını da savunan bir devlettir. Bu sebeple de yanındayız.' ifadesini kullandı. Şentop, Aliyev'e Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türk milletinin selamlarını ve muhabbetlerini iletti.
Çin'de Vahşi Yaşam Parkı Çalışanı, Ayıların Saldırısı Sonucu Hayatını Kaybetti
ANKARA (AA) - Çin'de bir vahşi yaşam parkında ayıların saldırısına uğrayan kişi hayatını kaybetti.BBC'deki habere göre, Şanghay Vahşi Yaşam Parkı'nda çalışan bir kişi, bir grup turistin bulunduğu otobüsün önünde ayıların saldırısına uğradı. Park çalışanı, ayıların saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.Turistlerden bazılarının kaydedip sosyal medyada paylaştığı görüntülerde otobüsün içinden saldırıyı izleyen turistlerin panik halleri görülüyor ve bağırışları duyuluyor.Şangay Vahşi Yaşam Parkı yönetiminden yapılan açıklamada, 'Böyle bir trajedinin yaşanmasından dolayı çok üzgünüz. Park çalışanının ailesine başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Bu olaya şahit olan ziyaretçilerden de ayrıca özür diliyoruz.' denildi.Olayla ilgili inceleme başlatıldığı belirtilen açıklamada, vahşi yaşam parkında güvenlik önlemlerinin artırılacağı kaydedildi.
Reklam
Yunanistan Ege'de Sığınmacılara Karşı "Gözetim Ağı" Kuruyor
ATİNA (AA) - Yunanistan'ın Ege'deki deniz sınırlarını denetlemek üzere 62 milyon avroluk yatırımla 'gözetleme sistemi' kurmaya hazırlandığı bildirildi.Atina merkezli 'Kathimerini' gazetesinin haberine göre, 35 radar ve 26 termal kamera satın alacak Yunanistan yönetimi, 'Deniz Alanı Farkındalığı' adlı bir sistemle Ege'de kesintisiz 'gözlem faaliyeti' yürütecek.Gazete, 62 milyon avroya mal olacak 'gözetleme ağının', Avrupa Birliği'nin (AB) dış sınırlarını korumanın yanı sıra 'sığınmacı akınlarının idare edilmesine aktif şekilde katkı sağlayacağını' savundu.Yunan Sahil Güvenliğinin ve Silahlı Kuvvetlerinin bu sistemden yararlanacağını vurgulayan gazete, Ege Deniz Yönetim Merkezinde de ikinci bir karargahın kurulacağını ve güvenlik nedenleriyle askeri tesislerin inşa edileceğini yazdı.Gazeteye açıklamalarda bulunan bir yetkili, 'Radar ve kameralar, 48 deniz milli mesafede bile ufak hedefleri tespit edecek, toplam 35 radardan 26'sı, 24 saat faal olan termal kameralarla donatılacak.' dedi.Adı açıklanmayan Yunan yetkili, '35 radar istasyonunu 27'si doğu Ege'de, diğerleriyse Girit, İyon Denizi ve diğer yerlerde kurulacak.' ifadesini kullandı.Gazetenin iddiasına göre, Atina yönetimi, gelecek dönemde deniz sınırlarındaki kontrolünü artırmak için dört adet insansız uçak almayı da planlıyor.Sınıra sağırlık yapan ses sistemleri yerleştirilmiştiYunanistan yönetimi, sığınmacılara karşı kullanmak üzere güçlü ses dalgaları yayabilen ve insanları sağır edebilen iki elektronik cihazı, geçen hafta Meriç sınırına yerleştirmişti.Ses bombası üreten ve insanları sağır edebilecek güce sahip 2 adet Uzun Menzilli Aktif Akustik Uyarıcı (LRAD) sisteminin, Türk-Yunan sınırındaki Yunan Polis Teşkilatına (ELAS) teslim edildiği açıklanmıştı.Öte yandan Türk-Yunan sınırında, sığınmacılara karşı Meriç bölgesinde yapılacağı açıklanan yeni tel duvarın inşasına da Ferecik bölgesinde başlandığı bildirilmişti.Yunan yetkililerce yapılan açıklamalarda, kuzeye doğru 27 kilometre uzunlukta ve 4,3 metre yükseklikte olması planlanan duvarda, 8 adet gözetleme kulesi bulunacağı dile getirilmişti.
Morityus Başbakanı: "İngilizler, Chagos Takımadaları Konusunda İkiyüzlü Davranıyor"
DAKAR (AA) - Morityus Başbakanı Pravind Jugnauth, İngiltere'nin kendilerine ait Chagos Takımadaları'nı hala iade etmediğini söyleyerek, İngiliz yönetimini 'ikiyüzlülükle' suçladı.Başbakan Jugnauth, İngiltere'nin işgal atında tuttuğu Hint Okyanusu'nda bulunan Chagos Takımadaları'na ilişkin basına açıklamalarda bulundu.İngiltere'nin kendilerinden çaldığı toprakları geri almak için mücadele ettiklerini belirten Jugnauth, topraklar karşılığında hiçbir tazminatın da kabul edilmeyeceğinin altını çizdi. Jugnauth, 'Takımadaların Morityus'a verilmesi yönündeki tavsiye kararına rağmen İngiltere, iş birlikçisi ABD ile karara hala saygı duymuyor. İngiltere ve ABD devamlı diğer ülkelere insan hakkı dersi veriyor ama ikiyüzlüler.' ifadelerini kullandı.BM ve Uluslararası Adalet Divanı iade edilmesini istiyorUluslararası Adalet Divanı, 25 Şubat 2019'da İngiltere'ye, Hint Okyanusu'nda bulunan Chagos Takımadaları'nı Morityus'a iade etmesini tavsiye etmişti.Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda da 22 Mayıs 2019'da, İngiltere'den, takımadaların kontrolünü 6 ay içinde bırakarak burayı Morityus'a devretmesi talep edilmişti.Bu kararların ardından Morityus Meclisi de Temmuz 2019'da, Chagos Takımadaları'nın kendi yönetimine geçmesi kararı almıştı. BM'nin İngiltere'ye tanıdığı 6 aylık süre, 22 Kasım 2019'da dolsa da takımadaların iadesine ilişkin İngiliz tarafından herhangi bir adım atılmadı. Ada ülkesi Morityus CumhuriyetiHint Okyanusu'ndaki ada ülkelerinden Morityus Cumhuriyeti, 1598'de Hollanda, 1715'te Fransa sömürgesi oldu. Morityus, 1814'teki Paris Anlaşması ile İngiltere hakimiyetine girdi.Yaklaşık 150 yıl bu adaları sömüren İngiltere, BM baskısıyla 1968'de Morityus'a bağımsızlığını vermeden 3 yıl önce, Chagos Takımadaları'nı ülkeden ayırarak elinde tuttu.Chagos'un yanı sıra Aldabra, Farquhar ve Desroche adalarını da Şeyseller'den ayıran İngiltere, söz konusu adaları 1965'te İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi'nin (İHOB) parçası ilan etti.Şeyseller'den ayırdığı adaları daha sonra geri vermek zorunda kalsa da İngiltere, toplam 2 bin 300 adacığın bulunduğu İHOB ile Hint alt kıtasının güneyinde varlığını sürdürdü.İngiltere İHOB içerisindeki Chagos Takımadaları'nın en büyüğü olan mercan ada Diego Garcia'yı, 1966'da müttefiki ABD'ye 50 yıllığına kiraladı.
Üsküdar'da Tarihi Mezarların Üstünde Yürüyerek Video Çeken 2 Kişiye Dava
İSTANBUL (AA) - Üsküdar'daki bir mezarlıkta, tarihi mezarların üzerinde yürüyerek video çektikleri gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 2 kişi hakkında dava açıldı.Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklar Batu Belen ile Utku Şahinkaya'nın 4 Nisan'da Karacaahmet Mezarlığı'nda tarihi mezarlıkların bulunduğu alanda video çekimi yaptıkları ve bir dakikalık video kaydını sosyal medya hesaplarından paylaştıkları gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna yer verilen iddianamede, görüntüdeki kişinin koyu tonlarda yapılmış makyajının bulunduğu, boynunda birçok kolyeden oluşan aksesuarların ve ayağında yüksek topuklu çizmelerinin olduğu, şahsın mezarlıkta bulunan eski mezar taşlarından birine yaslandığı, ayrıca eski mezar taşının önünde oturduğu, dirsekleri ile mezar taşına dayandığı, ayağında bulunan siyah platform topuklu çizme ile yerde bulunan eski mezar taşının üstünde yürüdüğü aktarıldı.İddianamede, sanıklardan Batu Belen'in alınan savunmasında, yurt dışında yapılacak olan Türk kültürüne yönelik bir yarışma ve etkinliğe katılmaya karar verdiğini, yapmış olduğu çalışma sırasında Türk mezar taşlarının ilgi çektiğini öğrendiğini, çekim için izin başvurusu yapmadıklarını, makyaj ve kostümleri diğer sanığın ayarladığını, daha sonra videoyu yarışmaya gönderdiğini, yarışmanın ertelenmesi nedeniye videoyu sosyal medya hesabında paylaştığını, video içeriğinin yanlış anlaşılması nedeniyle videoyu kaldırdığını, dini değerleri aşağılamak gibi bir amacının olmadığını, sanatsal olarak yapılmış bir çalışma olduğunu söylediği kaydedildi.Videoda yer alan görüntülerin senaryosunun sanık Batu Belen tarafından yazıldığı belirtilen iddianamede, makyaj ve kostümlerin sanık Utku Şahinkaya tarafından yazıldığı, videoda yer alan hareket ve figürlerin her iki şüpheli tarafından birlikte kararlaştırıldığı anlatıldı.İddianamede, videoyu sanık Batu Belen'in çektiği, kayıtta yer alan kişinin de Utku Şahinkaya olduğu, her iki sanığın videoyu sosyal medya hesaplarından paylaşarak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri ifade edildi.Mezarlıklarda cenaze defin işlemleri ile mezarların ziyaret edilmesi, korunması ve kullanılmasının belli dini kurallara göre yapıldığı aktarılan iddianamede, bu nedenle mezarlıklar ile içinde bulunan mezarların dini değer olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.İddianamede sanıkların, bu şekilde üzerlerine atılı 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçunu işledikleri savunularak, 9 aydan, 1 yıl altışar aya kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.Hazırlanan iddianame gönderildiği Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. Sanıkların yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.
Reklam
Antalya'da Dolu Yağışı Meyve Ağaçlarına Zarar Verdi
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Kaş ilçesinde etkili olan dolu yağışı meyve ağaçlarına zarar verdi. İlçede öğle saatlerinde başlayan yağış, bir süre dolu şekilde etkisini gösterdi. Gürsu Mahallesi'nde fındık büyüklüğünde yağan dolu nedeniyle bahçeler ve tarım arazileri beyaza büründü. Dolu yağışı, bahçelerdeki nar ağaçlarında ve üzüm asmalarında hasara neden oldu. Mahalle sakinlerinden Süleyman Uğural, yağmur ve dolunun bir anda başladığını ve 10 dakika kadar şiddetli devam ettiğini söyledi. Yağıştan meyve ağaçlarının zarar gördüğünü belirten Uğurla, 'Dolu, ağaçlarda yaprak bırakmadı.' dedi.
Analiz - 2020 ABD Başkanlık Seçimleri: Ufukta Biden Görünüyor
İSTANBUL (AA) -ADAM MCCONNEL- 3 Kasım ABD başkanlık seçimlerine sadece haftalar kala, çoğu ankete göre şu anki ABD Başkanı Donald Trump’ın neredeyse iki haneli rakamlarla önünden giden eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden halk oylamasını kolayca kazanacaktır. Bununla birlikte, Hillary Clinton da 2016 kampanyasının sonlarında yarışı mühim bir farkla önde götürüyordu ve ardından yaklaşık üç milyon oy farkla halk oylamasını kazandı. Bu farka rağmen Clinton Seçici Kurulu kazanamadı ve Trump başkan oldu.2016’da alınan sonuç, tüm gözlemcileri, 2020 seçiminin potansiyel sonuçlarına daha ihtiyatlı yaklaşmaya zorluyor. Şu anda Joe Biden Seçici Kurulu da kazanacak gibi görünüyor ve istatistikî tahmin sitesi 538, Biden’ın zaferine yaklaşık onda dokuz ihtimal veriyor. Ancak yine de başkanın kim olacağını iki parti arasında gidip gelen beş, altı civarında eyalet belirleyecek gibi görünüyor. “Gidip gelen eyaletler” (swing states), anketlerin hangi adayın kazanacağını henüz kesin olarak göstermediği eyaletlerdir ve bu seçimlerde Florida, Pennsylvania, Michigan, Minnesota, Wisconsin, Arizona ve Nevada gibi eyaletler genel olarak iki adayın da kazanma ihtimalinin bulunduğu eyaletler olarak görülüyor. Son anketlerin bir çoğu, Biden’ın bu eyaletlerin çoğunda önde gittiğini gösteriyor, fakat aradaki farklar genelde büyük değil; başa baş bir gidişle yüzde dört veya beş puanlık bir fark arasında bir skala söz konusu.İhtiyatlı olmayı gerektiren şey ise 2016 kampanyasının aynı noktasında, Clinton’ın bu iki parti arasında gidip gelen eyaletlerin çoğunda benzer puan farklarıyla önde olup neticede yarıştan galip çıkamamış olduğu gerçeğidir. Bu nedenle, Biden galip gelecek gibi görünse de, oy pusulaları sayılıncaya kadar, kendinden emin tespitler yapabilecek pek kimse çıkmayacaktır.Bir iktidar devri olacak mı?Son yirmi yıldır ABD seçimlerinin temel ve nükseden bir meselesi olmayı sürdüren oy pusulası sayımı, şimdiden hararetli bir tartışmanın konusu haline gelmiş durumda. ABD’de 200 binden fazla kişinin hayatına mal olan ve devam eden salgın nedeniyle, seçimde postayla gönderilen oy pusulalarında büyük bir artış bekleniyor. Postayla oy verme, tarihsel olarak, oylamada ciddi bir usulsüzlük kaynağı olmamasına rağmen, Başkan Trump ve Cumhuriyetçi Parti’nin bazı kesimleri tarafından sahtekarlığa açık olduğu için eleştiriliyor. Postayla gönderilen oy pusulalarındaki artışın neden olduğu gecikmeler nedeniyle, ortadaki eyaletlerin bazısındaki sonuçlar 3 Kasım’dan sonraki günler boyunca netleşmeyebilir. Bazı yorumcular daha da uzun gecikmeler yaşanabileceğine işaret ediyorlar.Ayrıca Trump, seçimi kaybederse alışılmadık yöntemlere başvurabileceğini ima etmeye devam ediyor. Son haftalarda, seçim kendi lehine sonuçlanmadığı takdirde “iktidar devri yerleşik teamüllere göre gerçekleşecektir” diyemedi.Trump’ın görevden alınma davasının yerini pandemi krizine bıraktığı, bunlara bir de ırkçılık ve polis şiddetine karşı yaygın protestoların eklendiği ve böylece geride bıraktığımız son bir yılda iyice bıçak sırtı bir hal alan ABD’nin iç siyasi atmosferinde, Trump’ın sergilediği bu tavır mevcut gerilimi körüklüyor. Yaza gelindiğinde ise protestolar karşıt gruplar arasında çatışmalara sahne olmaya başladı. Zıtlaşmalar yer yer şiddete dönüşerek ölümlere sebep oldu. Protestolar devam ederken ABD çevre felaketleriyle sarsıldı. Batı Kıyısı’nda yaşanan felaket niteliğindeki orman yangınları düzinelerce insanın canını aldı ve tamamen yanıp kül olan yerleşimler oldu. Güney, geniş bir coğrafyayı etkileyen çok büyük sellere neden olan kasırgalarla karşı karşıya kaldı. ABD’de halk çok moralsiz ve hırpalanmış durumda.Biden başkanlığında Türk-Amerikan ilişkileriBiden başkanlığı artık giderek daha muhtemel görünüyor ve bu, eski başkan yardımcısının dış politika tercihlerinin önümüzdeki dört yılın gerçekliği olacağı anlamına geliyor. Daha önce, Biden’ın Aralık 2019’da New York Times (NYT) yazı işleri ekibiyle [1] yaptığı röportajı analiz etmiştim; bu yazım daha sonra Türk kamuoyunda yoğun bir tartışmanın konusu oldu. Biden’ın bu röportajda dile getirdiği, yanlış bilgilendirilme kaynaklı, rahatsız edici görüşler, Ocak 2021’den itibaren Türk liderliğiyle çalışma ilişkisi kurma becerisi konusunda büyük endişeye sebep olacak cinsten. Biden aradan geçen aylarda da Türkiye’ye yönelik düşmanca tavrını sürdürdü ve doğrudan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan birkaç mesaj yayımladı. Biden bu meseleyi açıkça bir oy toplama aracı olarak görüyor.Seçimi kazanırsa Biden, geçtiğimiz bir yılı kendilerine saldırarak geçirdiği aynı Türk liderliğiyle yüzleşmek zorunda kalacak. Bu tavrı, Obama’nın Türk yetkililerle temel aracısı olarak geçirdiği sekiz yılın üstüne eklenmeli elbette... Bu süre zarfında, Obama yönetiminin ABD hükümetinin bile terörist olarak tanımladığı bir terörist grubun (PKK) Suriye kolunu silahlandırmaya, eğitmeye ve ardından bu konuda önyargılı olmaya karar vermesinin ardından Biden, ABD’nin NATO müttefiki Ankara ile ilişkilerinin çöküşüne “riayet” etti. Peki, Biden acaba yeni bir yaklaşım planlıyor mu, yoksa aynı tavrın daha bol miktarına mı şahit olacağız? Şu an itibariyle Biden, Türk ortaklarıyla farklı bir ilişki öngördüğüne dair hiçbir emare ortaya koymuş değil.Biden’ın dış politika ekibiAynısını Biden’ın dış politika danışmanları için de söyleyebilir miyiz? Haberlere göre Biden, kampanya platformu dahilinde dış politikasının temel bileşenlerini formüle etmek ve seçilmesi durumunda ABD dış politikasının dönüşümünü hazırlamak üzere çalışma gruplarına ayrılmış, muhtemelen toplam iki bin personelden oluşan büyük bir dış politika ekibi oluşturdu. Antony Blinken, Jake Sullivan, Avril Haines, Brian McKeon ve Julianne Smith gibi figürlerden, sık sık Biden’ın dış politika danışmanlarının “iç halkası” olarak bahsediliyor (şu ana kadar çok şükür ki Ben Rhodes’un adı gördüğüm listelerde geçmiyor).Haines ve Smith’in her ikisi de Obama yönetiminde üst düzey vazifeler deruhte ettiler; Avril Haines, her iki görev de Obama döneminde olmak üzere, CIA’in müdür yardımcılığı ve Ulusal Güvenlik danışman yardımcılığında bulundu. Smith 2012-2013’te Biden’a ulusal güvenlik danışmanlığı yapmak üzere Pentagon’dan Beyaz Saray’a geçti. Smith çok sayıda eski ABD dış politika yetkilisinin Obama’ya gönderdiği ve onu Türk liderliğine daha agresif yaklaşmaya çağıran 2014 tarihli bir mektuba imza koyanlardan. Smith de aradan geçen yıllarda Türkiye’yle ilgili olumsuz basın açıklamaları yaptı.McKeon Biden’ın Senato’da geçirdiği yıllarda uzun bir süre boyunca onun dış politika danışmanı olarak çalıştı ve ayrıca Obama yönetiminde Savunma Bakanlığı politika yetkilisi olarak çalıştı. McKeon ABD’nin kendi kamuoyunu kandırmak için PKK’nın Suriye koluna yapıştırılmış bir etiket olan “Suriye Savunma Gücü’ne” (SDG) verdiği desteği açıkça savundu ve Türk güvenlik güçlerinden “düşman” olarak bahsetti. [2]İzlenmesi gerekenler: Antony Blinken ve Jake SullivanBlinken ve Sullivan ise genellikle Biden’ın dış politika ekibinin en önde gelen isimleri olarak kabul ediliyor. Blinken, Türkiye’ye malum isimlerden: başarısız Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminin ardından gecikmeli olarak Türkiye’ye gönderilen Obama yönetimi yetkililerinden biri. Blinken 2017’nin başlarında NYT için ABD’nin SDG’yi silahlandırmaya ve eğitmeye devam etmesini isteyen uzun bir başyazı yazdı. Blinken’ın yorum yazısı hatalı mantığıyla dikkat çekiyordu: SDG’nin ABD tarafından sağlanan silahları Türkiye’ye saldırmak için kullanmaktan kaçınmaya ikna edilebileceğini savunuyordu, ancak yalnızca birkaç paragraf sonra Trump yönetimini Türkiye’nin PKK ile mücadelesine yardım etmeye çağırıyordu. Blinken’ın çok mu saf, yoksa samimiyetsiz mi olduğu okuyucunun irfanına kalmış.Blinken’ın Türkiye hakkındaki açıklamaları, Biden’ınkilerin aksine, genellikle daha dikkatli. Blinken Temmuz ayında Hudson Enstitüsü’ne [3] kapsamlı bir röportaj verdi ve bu röportaj meyanında muhatabı kendisine doğrudan Türkiye’yle ilgili sorular sordu. Biden’ın NYT editörlerine söylediği kafası karışık ve hasmane sözlerin aksine, Blinken’ın yorumları ölçülü ve sakindi: “Açıkçası Türkiye ile daha verimli ve olumlu bir ilişki kurmanın bir yolunu bulmak istiyoruz, ancak bu, Türk hükümetinin de aynı şeyi istemesini gerektiriyor. Belli ki bazı gerçek sorunlarımız ve farklılıklarımız var, ama aynı zamanda birlikte daha etkili çalışmanın yollarını bulmamızın mantıklı olacağı alanlar da var, örneğin Suriye onlardan biri” “Umarım bunu yapmanın yollarını bulabiliriz, ancak ilişkide karşılaştığımız bazı zorlukları küçümsemek istemiyorum ve bu, bence her şeyden önce, son derece doğrudan ve net bir konuşma gerektirecek. Demem o ki Başkan Yardımcısı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile uzun bir ilişkisi var. Birbirlerini uzun zamandır tanıyorlar. Pek çok konuda doğrudan irtibat halinde oldular ve sanırım Türkiye ile çalışırken bu ilişkinin en önemli şey olduğunu gördük”.Biden’a kıyasla Blinken, en azından, doğaçlama seçim kampanyası yorumlarının kampanya dönemi sona erdikten sonra kişisel ilişkiler konusunda pek bir fayda sağlamayabileceğinin daha bir farkında gibi. Blinken’ın Türkiye konusundaki ihtiyatlı tutumunun Biden’a etki edip etmeyeceğini zaman gösterecek.Sullivan, yukarıda belirtilen diğer şahıslara benzer şekilde, Obama yönetiminde üst düzey bir siyasi görevde bulundu. Sullivan 2019’un başlarında The Atlantic’e [4], yeniden canlandırılmış bir ABD dış politikasına yönelik vizyonunu ortaya koyduğu ayrıntılı bir makale yazdı. Bu makaleye eşlik eden biyografisinin netleştirdiği gibi, Sullivan Türkiye’ye yönelik politika tasarlayan ve uygulayan kişi ve kurumlarla yakından bağlantılıydı: “Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ulusal güvenlik danışmanlığında bulunan [Sullivan], ABD Dışişleri Bakanlığı politika planlama direktörlüğü ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın özel kalem yardımcılığını yapmıştır”.Bu yorum yazısında Sullivan, ABD’nin hem uluslararası hem de yerel zorlukları aşmak ve bir kez daha küresel liderlik rolünü üstlenmek için “Amerikan istisnacılığı” anlayışını canlandırması ve yeniden formüle etmesi gerektiğini savunuyor. Elbette böyle bir argüman dünyadaki pek çok kişinin duymak istediği bir şey değil, ama yazar iyimser görünüyor. Her halükârda, Sullivan’ın makalesi çoğunlukla pek şatafatlı ama belirsiz reçetelerden oluşuyor ve bunlara ABD ve dünyanın yakın tarihine dair yaptığı sıhhati sorgulanabilir tespitler eşlik ediyor. Sullivan, makalenin yayınlanmasından bu yana geçen yirmi ay içinde, diğer forumlarda da benzer açıklamalar yaptı.Biden başkanlığının ABD dış politikası: Aynısının daha fazlasıGenel olarak, Biden’ın dış politika ekibinin basın açıklamaları pek ümit vadetmiyor; hele Türkiye’yle ilgili hiç ümit vermiyor. National Interest gibi muhafazakâr bir yayın bile, Biden ekibinin dış politika reçetelerini “hâlâ bir nostaljinin -ABD hegemonyasının mutlak ve yardımseverliğinin sınırsız göründüğü efsanevi bir ‘Amerikan Yüzyılı’ nostaljisinin- pençesinde olan bir Washington nizamının temsilcisi” olarak özetliyor. [5]Hep birlikte ele alındığında, (artık halk dilinde “Blob” olarak bilinen) Washington dış politika seçkinlerinin genel olarak dünyaya, ama aynı zamanda özel olarak Türkiye’ye yönelik tutumları, esas olarak, hakkında politikalar tasarladıkları dünyayı anlamadıkları yönündeki şüphemi artırmaya yarıyor. Dünyayı idrak etmeye, hatta ABD çıkarlarının ayırdına varmaya yetecek bilgi veya analitik kapasiteye sahip olup olmadıkları tamamen belirsiz görünüyor. Bu hissiyatımda yalnız değilim; ancak dış politika oluşturmaktan sorumlu olanlara da benzer endişeler dile getirildiğinde, genelde gelen cevap, dış politika formülasyonunun “kusurlu” ve “zor” olduğu ve hataların beklenmesinin gerektiği yönünde. Yani dile getirilen şey, Donald Rumsfeld’in basına yaptığı o mahut “bilinen bilinenler” açıklamasının farklı bir versiyonu. Rumsfeld’in cevabındaki sorun, hiçbir zaman cevabı içine koyduğu kavramsal çerçeve değildi; mesele daha ziyade, yanlış ya da var olmayan gerekçelere dayanan, o dönemde gözlemciler tarafından da böyle olduğu yönünde eleştirilen ve sonradan Irak’ın felaket niteliğindeki işgalini rasyonelleştirmek için kullanılan bir politikayı haklı çıkarmak için, aslında “bilinmeyen bilinmeyenleri” kullanmasıydı.Amerikan siyasi koridorunun her iki cenahının da Türkiye’nin bulunduğu bölgede hangi demokratik olmayan rejimleri desteklemeleri gerektiğini tartışarak zaman geçirdiği şu sıralar -İran’a karşı “Otoriterlik Ekseni” (yani Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Bahreyn)- Jake Sullivan’ın bizi benimsemeye kuvvetle teşvik ettiği değerlerin uzun zaman önce bir kenara atıldığı gün gibi ortada. İran mı, yoksa Suudi Arabistan ve şürekası mı desteklenmeli, silahlandırılmalı, korunmalı ve hangisiyle müzakere edilmeli konusundaki tartışma, bütünüyle, ABD politikasının merkezinde bulunan, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeyle ilgili ahlaki ve ideolojik boşluğu gösteriyor. Gayet ortada olduğu üzere, ABD’nin anlamak, birlikte bölgesel sorunları çözmek ve daha iyi bir karşılıklı ilişki kurmak için büyük çaba sarf etmesi gereken devlet, 1950’den beri demokratik bir toplum ve 1952’den beri NATO müttefiki olan Türkiye’dir. Bu hakikat, herhangi bir tartışma dahi gerektirmeyecek kadar ortada olsa gerek.Ne var ki Joe Biden, zehirli bir Türkiye karşıtı söylemi, kazanan bir seçim yılı stratejisi olarak görüyor.[1999 yılından bu yana İstanbul’da yaşayan Adam McConnel Sabancı Üniversitesi’nde Türk tarihi dersleri vermektedir; tarih alanındaki yüksek lisans ve doktora derecelerini de aynı üniversiteden almıştır]Mütercim: Ömer Çolakoğlu[1] https://www.aa.com.tr/en/analysis/analysis-joe-biden-confronts-turkey-in-the-vast-external-realm/1857519[2] https://www.justsecurity.org/61991/false-comparisons-obamas-military-withdrawal-iraq-trumps-syria-disengagement/[3] https://www.hudson.org/research/16210-transcript-dialogues-on-american-foreign-policy-and-world-affairs-a-conversation-with-former-deputy-secretary-of-state-antony-blinken[4] https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2019/01/yes-america-can-still-lead-the-world/576427/[5] https://nationalinterest.org/feature/just-how-good-joe-biden%E2%80%99s-foreign-policy-team-170216
Adana'da 200 Litre Sahte Rakı Ele Geçirildi
ADANA (AA) - Adana'da düzenlenen operasyonda 200 litre sahte rakı ele geçirilen araçtaki 2 şüpheli yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kozan ilçesine kaçak içki sevkiyatı yapılacağı bilgisi üzerine operasyon düzenledi.Ekipler, içinde S.H ve H.H'nin olduğu araçta 5 litrelik 40 pet şişede 200 litre el yapımı olduğu değerlendirilen sahte rakı buldu.Araçtaki 2 zanlı gözaltına alındı.
Reklam
"Yüzme Bilmeyen Kalmasın" Projesiyle Artvin'de 1000 Öğrenci Yüzme Öğreniyor
ARTVİN (AA) - Gençlik ve Spor Bakanlığınca hayata geçirilen 'Yüzme Bilmeyen Kalmasın' projesi kapsamında, Artvin'de 1000 öğrenciye yüzme eğitimi veriliyor. Proje kapsamında Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce Yarı Olimpik Yüzme Havuzu'nda yüzme bilmeyen 8 ile 14 yaş grubu arasındaki öğrenciler için kurs düzenlendi.Artvin ve ilçelerinden haftanın belirli günlerinde gruplar halinde havuza gelen öğrenciler, burada antrenörler eşliğinde yüzme eğitimi alıyor.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerinin titizlikle uygulandığı kurs büyük ilgi görüyor.Proje kapsamında yürütülen kurslara dair AA muhabirine açıklamalarda bulunan Artvin Yarı Olimpik Yüzme Havuz Sorumlusu Hakan Demirci, kentte havuzla tanışmamış, yüzme bilmeyen çocuklara yüzme öğretilmesinin amaçlandığını kaydetti.Proje ile çocuklara yüzme ve havuz kültürünün aşılandığını aktaran Demirci, 'Proje kapsamında Artvin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak yaklaşık bir aydır 1000 çocuğa yüzme eğitimi veriyoruz. Artvin ve ilçelerinde suyla, havuzla tanışmamış çocuklarımızı tespit ettik. Bu çocuklarımızı ailelerinin de onayı ile haftanın belirli günleri gruplar halinde havuza getiriyoruz. Yüzme kurslarımızla çocuklarda hem havuz ve yüzme kültürü oluşturuyor hem de çocukların sosyal ve beşeri gelişimine katkı sağlıyoruz.' diye konuştu. Haftanın 6 günü 09.00-21.00 saatleri arasında 3 gün kız, 3 gün de erkek öğrencilere yönelik verilen kurslara ilginin yoğun olduğunu kaydeden Demirci, ailelerin ve öğrencilerin de bu durumdan son derece memnun olduğunu dile getirdi.Yüzme antrenörlerinden Serkan Kibar, kurslarda öncelikle çocuklara havuz kullanım kurallarını öğrettiklerini ifade etti.Kibar, çocuklara yüzmenin ilk aşamaları olan havuza alışma, nefes alma, su üzerinde durma, ayak vuruşları gibi temel eğitimler vererek çocukları yüzmeye hazırladıklarını kaydetti.Kurslara gelenler arasında yüzme sporuna yatkın, yetenekli çocukların olduğunu belirten Kibar, 'Bu çocuklarımızı ileriki aşamalarda milli takıma hatta olimpiyatlara gidecek yolda eğitmek istiyoruz. Bu yönde de çabamız var.' ifadelerini kullandı.Kursa katılan Giray Yıldız, yüzmeyi burada öğrendiğini dile getirerek, 'Ömrümde ilk defa havuza girdim. Yüzüyoruz, kulaç atıyoruz, ayak çırpıyoruz. Bize bu imkanı veren büyüklerimize teşekkür ederim.' diye konuştu.Birol Can Yılmaz da yüzmeyi çok sevdiğini ve bu konuda kendini geliştirmek amacıyla bu kursa katıldığını ifade etti. Yüzme kursuna Borçka Camili köyünden katılan Taha Altun ise 'Köyde derelerde boğulurum diye yüzmekten korkuyordum. Burada yüzmeyi öğrenip gönül rahatlığıyla derelerde, denizlerde yüzeceğim. İleride milli bir yüzücü olup madalyalar kazanmayı hayal ediyorum.' ifadelerini kullandı.
Ardahan'da Kaçak Kazı Yapan 6 Kişi Suçüstü Yakalandı
ARDAHAN (AA) - Ardahan'da kaçak kazı yapan 6 kişi gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Damal ve Göle ilçelerinde bazı kişilerin kaçak kazı yaptığı ihbarı üzerine harekete geçti. Ekipler, yaptıkları araştırma sonucu Damal ilçesine bağlı İkizdere köyü Tilki Delikleri mevkinde A.P, M.G, B.V, C.K. ve T.T'yi, Göle ilçesine bağlı Çobanköy'de de K.A'yı kaçak kazı yaparken suçüstü yakaladı.Zanlılardan kaçak kazıda kullanılan bir elektronik define arama cihazı, bir kurusıkı tabanca, bir ruhsatsız av tüfeği ve 16 av tüfeği fişeği ile çeşitli malzemeler ele geçirildi. Gözaltına alınan 6 zanlının jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Reklam
Denizli'de Dolu Hasara Neden Oldu
DENİZLİ (AA) - Denizli'nin Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerinde etkili olan dolu yağışı nedeniyle birçok ev, tarla ve araçta hasar meydana geldi.Kentte sabah saatlerinde başlayan sağanağın ardından etkili olan dolu, Aşağışamlı ve Üzerlik mahallesi sakinlerine zor anlar yaşattı.Bazı araçların kaportalarında göçük meydana gelirken camları kırıldı. Bölgede evlerin dış cephelerinde, çatılarında ve güneş enerjisi sistemlerinde de hasar oluştu. Mahalle sakinleri, doludan korumak için araçlarının üstünü karton, battaniye, halı gibi malzemelerle örttü. Ahırında ve evinin çatısında zarar oluşan Ramazan Özkurt, daha önce böyle bir dolu yağışı görmediğini söyledi. Zararının büyük olduğunu anlatan Özkurt, 'Dolu, yumurtadan büyüktü. Cesaret edip dışarı çıkamadık.' ifadelerini kullandı. Ramazan Özaydın, kapalı alana götürmek isterken aracının camının kırıldığını söyledi. Ali Toprak ise çatıdaki kırıklar nedeniyle evine su girdiğini aktardı. Zarar tespit çalışmalarına başlandıMerkezefendi Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici, dolunun, Aşağışamlı, Kumkısık, Üzerlik ve Salihağa mahallerindeki pamuk tarlaları, Yeniköy ve Pamukkale mahallelerindeki nar ve ayva bahçeleri ile bağlarda hasara neden olduğunu söyledi.Gemici, zarar tespit çalışmalarına başladıklarını bildirdi.
Kongo'da Son 2 Haftada Tekne Kazalarında 73 Kişi Öldü
ANKARA (AA) - Orta Afrika ülkesi Kongo'nun Lulonga Nehri'nde son iki haftada yaşanan tekne kazalarında 73 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Basankusu Bölge Yöneticisi İfodji Ngilima basına yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeybatısında Basankusu bölgesinde bulunan ülkenin en büyük su yollarından Kongo Nehri’nin bir kolu durumundaki Lulonga'da son 2 haftada meydana gelen tekne kazalarında 73 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Kazaların genellikle ulaşımda kullanılan küçük motorlu ahşap teknelerin navigasyon standartlarına uymaması sebebiyle gerçekleştiğini ifade eden Ngilima, birçok kişinin de hala kayıp olduğunu söyledi.Özellikle yoğun mevsimsel yağışların olduğu dönemde gerçekleşen kazalara, teknelerin bakımsız olması ve kapasitelerinin üstünde yolcu almaları sebep oluyor.Kongo'da yeterli asfalt yolun bulunmaması sebebiyle halk ulaşım için genellikle nehirleri kullanıyor.
İran'da Son 24 Saatte 337 Kişi Kovid-19'Dan Hayatını Kaybetti
TAHRAN (AA) - İran'da yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 337 artarak 30 bin 712 oldu.Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, yaptığı açıklamada Kovid-19 salgını nedeniyle son 24 saatte 337 kişinin daha hayatını kaybettiğini ve 4 bin 251 yeni vaka tespit edildiğini belirtti.Lari, salgın kaynaklı toplam can kaybının 30 bin 712'ye, vaka sayısının da 534 bin 631'e çıktığını aktardı.Virüse yakalanan hastalardan 4 bin 771'inin durumunun ağır olduğunu söyleyen Lari, şu ana kadar iyileşenlerin sayısının da 431 bin 360'a ulaştığı bilgisini verdi.Lari, ülkede toplam 4 milyon 540 bin 455 kişiye test yapıldığını aktardı.Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, ülkedeki 31 eyaletten 30'unun 'kırmızı' ve 'riskli' bölgeler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.Vakaların artması nedeniyle başkent Tahran, Kum, Kazvin ve Elburz eyaletlerinde yeniden kısıtlamalara gidildi.
Bakan Selçuk Sakarya'daki Yapay Zeka Çalıştayına Görüntülü Bağlandı
SAKARYA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Sakarya'da düzenlenen yapay zeka çalıştayına telefonla sürpriz bağlantı gerçekleştirdi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Serdivan ilçesindeki Şehit Erol Olçok Anadolu Lisesinde düzenlenen Temel Eğitim ve Ortaöğretimde Yapay Zeka Eğitimi Çalıştayı'na görüntülü bağlantı gerçekleştiren Bakan Selçuk, katılımcı akademisyen ve öğretmenlere çabaları için teşekkür etti. Çalıştayın verimli geçmesini dileyen Selçuk, 'Neticelerinin bir an önce hayata geçmesi konusunda temennilerimi iletiyorum. Sizlerin Milli Eğitim Bakanlığına, eğitime ve öğretmenlere verdiğiniz destek gerçekten çok kıymetli. Emekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.' dedi. Bakan Selçuk, akademi dünyası ile Bakanlığın birlikte olmasının kendilerini son derece memnun ettiğini sözlerine ekledi. Maltepe ve Sakarya üniversitelerinden akademisyenler ile öğretmenlerin yanı sıra Milli Eğitim Bakan Danışmanı Gökhan Yücel de 'Herkes için yapay zeka eğitimi, farklı kariyer planlamaları yapanlar için yapay zeka eğitimi, yapay zekanın üretilmesi, denetlenmesi ve geliştirilmesi için yapay zeka eğitimi' konularının ele alındığı çalıştaya katıldı. 'Öğrencilerimizin bu süreci nasıl yönetebileceklerini bilmelerini istedik'İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, gazetecilere yaptığı açıklamada, dünya genelinde yapay zeka konusunda çok hızlı değişimlerin yaşandığını belirterek, 'Bu hızlı değişim karmaşasının çözümünde eğitim içeriğinde yol haritası çizileceğine inandığımızdan yapay zekanın ders programına entegre olmasını ve öğrencilerimizin bu süreci nasıl yönetebileceklerini bilmelerini istedik.' dedi.Durmuş, amaçlarının yapay zekanın geliştirilmesi, denetlenmesi ve eğitim müfredatına nasıl entegre edileceğinin yollarını aramak olduğunu aktararak, 'Bu süreci Bakanımız Sayın Ziya Selçuk'un da destekleriyle ülkemizde ders programlarında yerini alacak şekilde tamamlayacağımızı ümit ediyorum.' ifadesini kullandı.İl Milli Eğitim bünyesinde yapay zeka çalışmalarına da destek olacak 'Veri Bilimi ve Öğrenme Analitiği Merkezi' kurduklarını aktaran Durmuş, Sakarya'da bu konuya verdikleri önemle sürecin en büyük parçalarından biri olduklarını kaydetti.
Reklam