onedio
Bilimsel Kategorilerde Ödül Alan 3 Kadın, 2020 Nobel Ödüllerine Damgasını Vurdu
ANKARA (AA) - EMEL GÖZELLİK - 'Fizik' ve 'kimya' kategorilerinde ödül alan 3 bilim kadını, bu seneki Nobel Ödüllerine damgasını vurdu.Nobel Ödüllerinin internet sitesindeki bilgilere göre, 1901 ila 2020 yıllarında kadınlara 58 kez Nobel Ödülü verildi. Marie Curie, 1903 Nobel Fizik ve 1911 Nobel Kimya olmak üzere 2 kez ödüle layık görüldüğü için şimdiye kadar 57 kadına Nobel verildi. Kategorilere bakıldığında kadınlar 17 Barış, 15 Edebiyat, 12 Tıp, 7 Kimya, 4 Fizik ve 2 Ekonomi Ödülü kazandı. Şimdiye kadar 57 kadından sadece 23’ü 'temel bilimler' olan fizik, kimya ve tıp alanında Nobel’e layık görüldü. 1901-2020'deki dönemde 'bilim' kategorisinde 23 kadına verilen ödülden 3'ü bu yıl verildi.Fransız mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ile ABD'li biyokimyacı Jennifer A. Doudna, Crispr-Cas9 genom düzenleme tekniğinin geliştirilmesindeki emekleri için Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülürken, Nobel Fizik Ödülü kara deliklerin keşfine katkı sağlayan çalışmalarından dolayı aralarında Amerikalı gök bilimci Andrea Ghez’in de bulunduğu 3 araştırmacıya verildi. Nobel Tıp Ödülü ise Hepatit-C virüsünün keşfinden ötürü 3 erkek araştırmacı arasında paylaştırıldı. Böylece 2020 Nobel Bilim Ödülleri'nde cinsiyet dağılımı 3 kadın ve 5 erkek şeklinde gerçekleşti.Bu yılki Nobel Kimya Ödülü, 'kadın adaylar arasında paylaşılan ilk örnek' olduNobel Kimya Ödülü bu yıl, 'genom kurgulamasına olanak sağlayan yöntemin geliştirilmesine katkılarından ötürü' Fransız mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ile ABD'li biyokimyacı Jennifer A. Doudna'ya verildi.İsveç Kraliyet Bilimler Akademisinden yapılan açıklamada, Charpentier ve Doudna'nın DNA zincirlerini kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak sağlayan 'CRISPR/Cas9' sisteminin geliştirilmesine katkılarından ötürü ödüle layık görüldüğü belirtildi. Açıklamada, 'hayvanların, bitkilerin ve mikro-organizmaların DNA'larının çok hassas şekilde değiştirilmesine imkan sağlayan sistemin yaşam bilimleri üzerinde devrim niteliğinde bir etki yarattığı, kanserin ve kalıtsal hastalıkları tedavi etmeye yönelik umutlara katkı sağladığı' belirtildi. 'Kazandığım ödül, bilim yolunda ilerlemek isteyen kadınlara olumlu mesaj olsun'Bu yılki Nobel Kimya Ödülü, kadın adaylar arasında paylaşılan ilk örnek oldu. Biyokimyacı Charpentier, ödülle ilgili yaptığı açıklamada, 'Nobel ödülüne layık görülmemin, bilim yolunda ilerlemek isteyen genç kadınlar için olumlu bir mesaj olmasını ümit ediyorum.' dedi. Charpentier, bu ödülün bilim kadınlarının yaptıkları araştırma yoluyla da önemli bir etkiye sahip olabileceklerini göstermesine vesile olmasını dilediğini belirtti.Emmanuelle Charpentier, 1968'de Fransa'da dünyaya geldi. Sorbonne Üniversitesinde biyokimya, mikro biyoloji ve genetik eğitimi alan Charpentier, ABD'de New York Üniversitesi ve Viyana Üniversitesinde klinik çalışmalar yürüttü.Charpentier, halen Almanya'da Max Planck Enstitüsünün enfeksiyon biyolojisi bölümünün direktörlüğünü yapıyor.Jennifer A. Doudna, 1964'te ABD'nin Washington kentinde dünyaya geldi. Ponoma Üniversitesindeki eğitiminin ardından Harvard Tıp Fakültesinde doktora yaptı. RNA çalışmalarında uzmanlaşan Doudna, halen Kaliforniya Üniversitesinde öğretim üyeliği yapıyor. Nobel Kimya Ödülü'ne Charpentier ve Doudna'dan önce 5 kadın layık görülmüştü. Marie Curie 1911'de, kızı Irene Joliot-Curie 1935'te, Dorothy Crowfoot Hodgkin 1964'te, Ada Yonath 2009'da ve Frances H. Arnold 2018'de ödülün sahibi olmuştu. - 'Fizik alanında çalışan diğer kadınlara da ilham kaynağı olabilirim'Andrea Ghez, Nobel Ödülü'ne layık görülmenin sorumluluğunun farkında olduğunu belirterek, 'Umarım, fizik alanında çalışan diğer kadınlara da ilham kaynağı olabilirim. Fizik, çok keyif alınabilecek bir alan. Eğer bilim konusunda hırslıysanız, tutkularınız varsa yapılacak çok fazla şey var.' ifadesini kullandı.1965'te ABD'nin New York şehrinde doğan Andrea Ghez de ilk kadın astronot olma hayaliyle başladığı bilim yolculuğunda, Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) fizik dalında lisans ve Kaliforniya Teknoloji Üniversitesinde (Caltech) yüksek lisans dereceleri aldı. Ghez, Hawaii eyaletindeki W. M. Keck Gözlemevindeki optik ve kızılötesi teleskoplarla Sagittarius A bölgesini incelemek üzere çalışmalar yürüttü.Ödül sahiplerinden Amerikalı gökbilimci Ghez, 1901'den bu yana Fizik Ödülü'nü kazanan 4. kadın oldu. 1903'te Marie Curie, 1963'te Maria Goeppert-Mayer ve 2018'de Dana Strickland ödülün sahibi olmuştu.
Berlin'de Kovid-19'U Yenen Türkler Yaşadıklarını Anlatıyor
BERLİN (AA) - ERBİL BAŞAY - Almanya’nın başkenti Berlin'de yaşayan ve yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen Türkler, virüse yakalandıkları süreci ve deneyimlerini anlattı. Berlin’de yaşayan 53 yaşındaki Mine Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eylül ayı ortasında baş ağrısı, boğaz kaşıntısı, üşüme, titreme gibi belirtilerle karşılaştığını, bunun üzerine evinde bulunan ilaçları kullandığını ve o gece bu belirtilerin geçtiğini ifade etti.Ancak birkaç gün sonra yeniden baş ağrısı yaşadığını ve bu arada bir süre önce aynı ortamda bulunduğu bir kişinin Kovid-19’a yakalandığını duyduğunu aktaran Akman, 'Bunun üzerine pazartesi günü sağlık dairesini aradım. Salı günü test yaptırdım ve çarşamba günü da pozitif olduğumu söylemek için sağlık dairesi beni aradı. Çok korktum. Biliyordum sanki, hissettim Kovid-19’a yakalandığımı.' dedi.Akman, testinin pozitif çıkmasından birkaç gün sonra yeniden halsizlik, baş ağrısı ve kemik ağrıları yaşadığını ve evden dışarıya çıkmadığını belirterek, temasta olduğu tanıdığı herkesi de bilgilendirmek amacıyla aradığını kaydetti.İlk belirtilerinden 12 gün sonra durumunun ağırlaştığını vurgulayan Akman, sözlerine şöyle devam etti:'Korkunç bir baş ağrısıyla beraber tansiyonum çok çıktı. Zaten kronik tansiyon hastasıyım. Titremeye başladım. Vücudum kasılmaya başladı, nefesim kesildi. Nefes alamadım. Biraz morarmaya da başladım. Ne yapacağımı şaşırdım. Hastaneyi aradım. Onlar da 'panik yapmayın, yatın ve kendinizi gözlemleyin. Ağırlaştığınızda arayın' dediler. Ama sakin olamıyordum. 12. gün çok mücadele ettim. Kötü oldum. Nefesim bir gidiyor bir geliyor. Yani sanki böyle cam kırıkları var ciğerlerimde onlar nefes almamı engelliyor. Kesinlikle nefes alamıyorum. Çok zorlanıyorum. Boğazımı tutarak, karnıma bastırarak nefes almaya çalışıyorum. Hastaneye de gitmek istemiyorum.''Kelimeişehadet getirdim'Ölmeyi bile aklına getirdiğini ifade eden Akman, 'Kelimeişehadet bile getirdim. 'Yatağımda ölmek istiyorum' dedim. Tansiyon ilacımı ve bol bol su içtim. Bütün gece uğraştım, direndim. Sabah uyandığımda korkunç bir baş ağrısı,(başım) patlayacak derecede. Nefeste normalleşme oldu, tansiyonum normale döndü. Ama bir titreme var. Ayaklarımda uyuşukluk var, zaten hala yürüyemiyorum doğru dürüst.” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.Akman, doktora gitmeye güç bulunmadığını, hastaneye de gitmek istemediğini dile getirerek, 'Konuya ilgili olduğum için daha önce çok araştırma yapmıştım. Hastanelerin durumlarını biliyorum. Oradaki insanların nasıl yattığını biliyorum. Onlar beni çok korkuttu. ‘Evimde öleceğim. Hastaneye gitmeyeceğim' dedim. Gerçekten ecelle boğuştum.' ifadelerini kullandı.'Sağlık dairesinin benimle ilgilenmesini isterdim'Kendisinden sorumlu sağlık dairesini eleştiren Akman, sağlık dairenin test sonucunu bildirdikten 2 gün sonra bir kez daha durumu öğrenmek için kendisini aradığını, ancak daha sonra hiç kendisiyle temasa geçmediğini söyledi.Akman, '(Sağlık dairesi çalışanı) ‘Nasılsınız?’ diye sorduğunda belirtileri söyledim. Bende pek bir şey yoktu. Ondan sonra her şey başladı. Ama ondan sonra da hiç aramadılar, sormadılar.' dedi.Kovid-19’a yakalanan bir arkadaşını ise sağlık dairesinin her gün aradığını ve sağlığıyla ilgili bilgi aldığını ifade eden Akman, 'Beni hiç aramadılar. Benimle de aynı şekilde ilgilenmelerini isterdim.' diye konuştu.'Türkiye çok iyi yapıyor'Kovid-19 ile mücadelede alınan tedbirlere uyulmasını isteyen Akman, 'Sosyal mesafeyi korumak çok önemli. Maskesiz kesinlikle dolaşmamak lazım. Türkiye çok iyi yapıyor, cazalar veriyor, keşke burada da olsa. Toplumun içine girmemek önemli. Bayramlarda, düğünlerde boy göstermemek gerektiğini düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Akman, hastalığında tat ve koku kaybı da yaşadığını, konuşmakta zorlandığını, kelimeleri bir araya getirip bir şeyler anlatmak istediğini ancak beceremediğini aktararak, bir haftadan beri ise bu belirtilerden hiçbirini yaşamadığını kaydetti.'Karantina bitmeden önce ve sonrasında bir test yapılmadı'Berlin'de yaşayan ve Kovid-19’a yakalanan 50 yaşındaki Vedat Öztürk de aynı evde yaşadığı kızının Kovid-19 testinin pozitif çıkmasının ardından eşinde ve kendisinde hafif ateş, boğazda kaşınma, sıtma gibi belirtiler ortaya çıktığını anlattı.Ardından doktorda yaptırdığı Kovid-19 testinin pozitif çıktığını belirten Öztürk, ailecek karantinaya girdiklerini ifade etti.Sağlık dairesinden sadece testin pozitif çıkmasından hemen sonra arandığını ve 12 gün karantinada kalması gerektiğinin ifade edildiğini aktaran Öztürk, daha sonra hiç aranmadığını, karantina bitiminden önce ve sonrasında da tekrar bir test yapılmadığını aktardı.Öztürk, ailesinin hastalığı hafif geçirdiğini ancak ağır geçen vakaları da bildiğini kaydetti.Kovid-19’a yakalananların bunu saklamamasını isteyen Öztürk, 'Belirtiler başladığında fazla kalabalığa girmesin insanlar, kendilerini izole etsinler. Temasta oldukları kişilere de söylesinler. Saklamayla bir yere varılmaz. Yoksa bu salgın alır başını gider. Dikkat etmek lazım.' değerlendirmesinde bulundu.
Esed Rejimi, "Terör Mahkemesi" İle Muhalifleri Tasfiye Etmeyi Amaçlıyor
ANKARA (AA) - ETHEM EMRE ÖZCAN - Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Beşşar Esed rejiminin, muhalifleri tasfiye etmek amacıyla Temmuz 2012'de kurduğu 'Terör Mahkemesi' yoluyla bugüne kadar en az 2 bin 147 kişi hakkında idam cezası kararı verdiği ve yaklaşık 4 bin kişinin de mal varlığına el koyduğunu bildirdi.Suriye'de sivillere yönelik hak ihlallerini belgeleyen SNHR, Esed rejimi tarafından kurulan 'Terör Mahkemesi'nin amacı ve işleyişi hakkında hazırladığı raporu, AA muhabiriyle paylaştı.Ağ, raporunda yer verdiği bilgileri, daha önce bu mahkemede yargılanan veya yakınları yargılanan aileler ile hukukçuların görüşlerine başvurarak hazırladı.Suriye'de yüz binlerce sivili katleden ve alıkoyan Esed rejimi, siyasi ve askeri muhalifleri 'terörist' olarak görüyor.Ağın raporuna göre, 'Terör Mahkemesi', genel olarak muhaliflerin tasfiyesi amacıyla Temmuz 2012'de Esed rejimi tarafından kuruldu.Güvenlik birimlerinin adeta yargı makamına dönüşen mahkemede, askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde veya yurt dışında yaşayan muhalif isimler de gıyabi olarak yargılanıyor.Rejime bağlı güvenlik birimleri, alıkoydukları muhalif kişilerin bir kısmını işkencelerin ardından keyfi olarak bu mahkemeye sevk ediyor.Başkent Şam'daki mahkemeye çıkarılanların çoğunun, aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurmalarına izin verilmiyor.En az 2 bin 147 kişi hakkında 'idam' kararıMahkeme, güvenlik birimlerindeki sorgu sırasında işkence ve baskı altında alınan ifadelere itiraz etmeksizin, kişileri genellikle ağır cezalara çarptırıyor.Ağın elde ettiği verilere göre, kuruluşundan bu yana en az 90 bin 560 davaya bakan mahkeme, çoğu gıyabi olmak üzere, en az 2 bin 147 rejim karşıtı kişi hakkında idam cezası kararı aldı.Yaklaşık 4 bin muhalifin mal varlıklarına el konulduSiyasi ve askeri muhalifleri, hapis ve idam cezalarıyla tasfiye etmeye çalışan Esed rejimi, bununla da yetinmeyerek mal varlılarına da el koyuyor.Rapora göre, rejime bağlı Terör Mahkemesi şu ana kadar 3 bin 970 kişinin mal varlığına el koydu.Mahkeme rejim unsurları için rüşvet kaynağı olduMahkeme, savaş suçlarına karışan güvenlik şefleri ve hakimler için büyük vurgun yerine dönüştü.Rapora göre, maddi durumu iyi olan bazı aileler, yakınlarını esaretten kurtarmak için güvenlikçilere veya hakimlere yüklü miktarda rüşvet vermek zorunda kalıyor.'Uluslararası insan haklarına aykırıdır'SNHR Müdürü Fadl Abdulgani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, rejim tarafından kurulan 'Terör Mahkemesi'nin siyasi-güvenlik mahkemesi olarak görev yaptığını söyledi.Abdulgani, 'Bu mahkemenin varlığı ve almış olduğu kararlar, uluslararası insan hakları ve hukuka aykırıdır. Bu mahkemenin verdiği bütün kararlar, kanunsuzdur ve iptal edilmesi gerekir.' dedi.Suriyeli muhaliflere göre, Esed rejiminin zindanlarında yaklaşık 500 bin kişi bulunuyor.
Akm İnşaatının Yüzde 70'İ Tamamlandı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Taksim'de yapımı devam eden Yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) inşaatının yüzde 70'i tamamlandı.Temeli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 10 Şubat 2019'da atılan yeni AKM'nin yapımı sürüyor. İlk AKM'nin mimarı olan Hayati Tabanlıoğlu'nun oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu'nun imzasını taşıyan merkezin inşaatında çalışmalar aralıksız devam ediyor. Yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında AKM'de çalışmalar, sosyal mesafe kurallarına göre yürütülürken 5 bloktan oluşan AKM'nin kaba inşaatı tamamlandı.Hareketli sahnenin yapımına devam edilen AKM'de yer alacak opera sahnesi ve opera küresinin yapımı da sürüyor. Opera kulesinde kullanılmak üzere 15 bin adet özel el yapımı seramik siparişi verildi. Siparişleri gelen seramiklerin montajı yapılıyor, opera içindeki sahne koltuk altı basamaklar da tamamlanıyor. Ana opera salonunun mekanik sahne sistemlerinin siparişlerinin yurt dışından salgın nedeniyle geç geleceği, bu yüzden opera ve ana salonun 2021'in sonunda açılacağı öğrenildi.4 katlı kapalı otopark tamamlanırken alt katlardaki elektrik ve mekanik ince işlerin yapımı devam ediyor.AKM binası tamamlandığında içerisinde 48 bin 705 metrekare büyüklüğünde 4 bodrum, zemin ve 9 kattan oluşan 2 bin 40 kişi kapasiteli opera salonu, 16 bin 228 metrekare büyüklüğünde 4 bodrum, zemin ve 5 kattan oluşan 805 kişilik bir tiyatro salonu, buralara ait sahne, kulis odaları, fuaye alanları, atölye ve depo alanları, bale çalışma salonları, solist ve orkestra çalışma odaları, kayıt stüdyosu ve prova salonları, sanat galerileri, sergi salonları ve millet kıraathaneleri yer alacak.AKM'nin yıl sonunda bitirilmesi planlanıyor.
Ateş Hattındakilerin İmdadına Azerbaycan Kızılay Görevlisi Haydarov Ve Küçük Ekibi Yetişiyor
TERTER (AA) - İDRİS OKUDUCU - Ermenistan'ın top mermileriyle yoğun şekilde vurduğu Azerbaycan'ın Terter kentindeki sığınaklarda kalan sivillerin yardımına Azerbaycan Kızılay görevlisi İtibar Haydarov ve küçük ekibi koşuyor. Ermenistan ordusunun, 27 Eylül'den bu yana en çok ağır topçu atışlarıyla hedef aldığı Azerbaycan kentlerinin başında Terter geliyor. Terter sakinlerine göre kente günlük ez 200 civarında top mermisi isabet ediyor. Bu yüzden birçok kent sakini daha saldırıların başladığı andan itibaren daha güvenli bölgelere geçti. Ancak kenti terk etmeyip sığınaklarda yaşam mücadelesi veren yüzlerce insan var. Aralıksız düşen top mermileri nedeniyle sığınak sakinlerine hizmet verecek ve temel ihtiyaçlarını karşılayacak herhangi bir market bulunmuyor. Sığınaklardaki insanların yeme içme ve tüm temel ihtiyaçlarını, top atışlarına rağmen 7 gün 24 saat esasıyla çalışan Azerbaycan Kızılay yetkisi 58 yaşındaki İtibar Haydarov ve arkasındaki küçük bir ekip karşılıyor. Haydarov, AA muhabirine kentteki sığınak sakinlerine yardımları nasıl ulaştırdığını anlattı. Terter kent merkezinde bir kamu binasını kendisi ve ekibi için çalışma üssü ve gıda deposuna dönüştürdüğünü söyleyen Haydarov, 'Saldırılar 27 Eylül'de başladı ve hemen ertesi gün yola koyulup işe başladım. Toplamda 8 kişilik bir ekiple insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum.' ifadelerini kullandı. Azerbaycan Kızılayında 13 yıldır görev yaptığını, 40 yıl da muhasebeci olarak çalıştığını belirten Haydarov, 'Ben işimi çok seviyorum çünkü halkıma, yardıma muhtaç insanlara el uzatıyorum. Onların çağrılarına cevap veriyorum.' dedi. Terter'de kaç sığınak ve ne kadar insan bulunduğuna değinen Haydarov, şunları söyledi: '18 sığınakta 300'den fazla kişi var. 3 öğün yemek götürüyorum. Kasabalardaki 4 sığınağa da yardım götürüyoruz. Sıcak yemeğin yanında temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli olanları vatandaşlara ulaştırmaya çalışıyoruz. Evde hazırlanmış yemekleri de kendilerine iletiyorum.' Ermenistan'ın tüm saldırılarına rağmen bu faaliyeti sürdürmekten korkmuyor musunuz sorusuna Haydarov, 'Elbette hayati tehlikemiz var. Kent merkezindeki bir binadayız. Ailemle birlikte 24 saat orada kalıyorum. Bir defa füze isabet etti. O zaman binanın içindeydik.' diye konuştu. 'Ekibim için en önemlisi can güvenliği. Ben onların zarar görmesini asla istemem.' diyen Haydarov, 'Ancak her gün sığınaklara yardım götürüyoruz. Bizim çıkmadığımız gün yoktur.' dedi. Kentte herhangi bir açık market, ihtiyaçların karşılanacağı bir yer olmaması nedeniyle sığınaktakilerin kendisinin yolunu gözlediğini belirten Haydarov, 'İnsanlar beni görünce seviniyor. Bazen gidemediğimiz yerlerdeki insanlar telefonla bana ulaşıp bize yemek getir diyor. Ben de hemen gereğini yapıyorum.' ifadesini kullandı. 'Günde 3 öğün yemek getiriyor' Ermenistan toplarının en çok düştüğü Terter'de bulunan 24. sığınaktaki Aliş Arayev da 20 kişi ile birlikte aynı yerde kalıyor. Azerbaycan Kızılay çalışanı Haydarov'un kesintisiz şekilde her gün kendilerine yemek getirdiğini aktaran Arayev, 'Burada gazi olan arkadaşlarla birlikte kalıyoruz. Her gün bize yemek getiriyor. Kendisine telefon açıp durumu hatırlatmamıza gerek yok. Bizim payımız neyse getiriyor.' dedi. Günde 3 öğün yemeğin önlerine geldiğini belirten Arayev, 'Genellikle Kızılay'ın yardımlarıyla besleniyoruz.' diye konuştu.
Danıştaydan, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı Sisteminden Ayrılmak İsteyen Çiftçileri İlgilendiren Karar
ANKARA (AA) - AYLİN SIRIKLI DAL - Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı sisteminden faydalanmak istemeyen çiftçilerin taleplerinin, 'Zarara uğramaları halinde koruma sandığından herhangi bir tazminat ödenmeyeceği koşuluyla' kabul edilmesini kararlaştırdı. Adana, İzmir, Samsun, Çanakkale ve Konya'da bazı çiftçiler, kendi koruma tedbirlerini alacaklarını belirterek, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki koruma hizmetlerinden ayrılmak istemiyle başvuru yaptı.Başvuruların ilçe murakabe heyetlerince kabul edilmesi üzerine, işlemlerin iptali istemiyle dava açıldı. Farklı kararlar çıktı Davalarda, idare mahkemelerinden farklı kararlar çıktı. Bazı idare mahkemeleri, çiftçilerin ayrılma taleplerini kabul eden işlemi iptal etti, bazı mahkemeler ise iptal istemini reddetti. İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu, farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine, mahkemeler arasındaki aykırılığın giderilmesi istemiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna başvurdu. İdare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri arasındaki farklı kararları irdeleyen Kurul, bu konuda son noktayı koydu.Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 4081 sayılı Kanun kapsamındaki koruma hizmetlerinden ayrılma istemiyle yapılan başvuruların, 'çiftçiler tarafından alınan koruma tedbirlerinin ne olduğu ya da ne olması gerektiği irdelenmeksizin, bir zarara uğramaları halinde koruma sandığından herhangi bir tazminat ödenmeyeceği koşuluyla' kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Kurulun kararında, 2 Temmuz 1941 tarihli, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun'un, çiftçilerin ihtiyaçlarının karşılamakta yetersiz kaldığı gerekçesiyle 2011'de değiştirildiği belirtildi.Kararda, 6213 sayılı Kanun ile yapılan bu değişiklikle, tarım işletmeleri ile kamu kuruluşlarına ait işletmelere, özel bekçi istihdam etme imkanı verildiği ve bunların koruma sandığından hiçbir tazminat alamayacakları hükmünün getirildiği hatırlatıldı.'Koruma hizmetleri, hizmet alan çiftçinin isteğine bağlı'Danıştay kararında, 4081 sayılı Kanun'un ilgili maddesinin değiştirilmesine ilişkin bilgiler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, kanun kapsamındaki koruma hizmetlerinin, hizmet alan çiftçinin isteğine bağlı olduğu vurgulandı. Kararda, 'Bu durumda, 4081 sayılı Kanun kapsamındaki koruma hizmetlerinden ayrılma istemiyle yapılan başvuruların, ilgili çiftçiler tarafından alınan koruma tedbirlerinin ne olduğu ya da ne olması gerektiği irdelenmeksizin, bir zarara uğramaları halinde koruma sandığından herhangi bir tazminat ödenmeyeceği koşuluyla kabul edilmesi gerekmektedir.' ifadelerine yer verildi.
Reklam
Doktorların "Mucize" Dediği Kovid-19 Hastası 2 Aylık Entübe Sürecini Anlattı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'de Kovid-19 teşhisi konduktan sonra 2 ay entübe olarak yoğun bakım servisinde kalan ve bu sürede 2 kez kalbi duran Yalçın Top, doktorların çabasıyla hayatta kalarak sağlığına kavuştu. Bornova ilçesinde berberlik yapan 2 çocuk babası 43 yaşındaki Top'a temmuz ayında Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kovid-19 teşhisi kondu.Hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Top, sağlık durumunun kötüye gitmesiyle entübe edildi. Top'un tedavisi devam ederken Kovid-19 teşhisi konan babası, eşi ve iki çocuğu sağlıklarına kavuştu. Hastalığı atlatan eşi Döndü Top, yoğun bakımda 2 ay kalan 20 yıllık hayat arkadaşını yalnız bırakmadı.Bu süreçte iki kez kalbi duran Yalçın Top'u hayatta tutmak için yoğun çaba gösteren doktorlar, daha iyi nefes alabilmesi için trakeostomi (nefes borusuna delik açılması) tedavisi uyguladı.Uygulanan immün plazma tedavisine olumlu yanıt veren Top, rahat nefes almasının ardından 3 hafta daha hastanenin Kovid-19 servisinde tedavi gördü.'Yeniden doğmuş gibiyim'Sağlığına kavuşarak bir süre önce taburcu edilen Top, AA muhabirine, Kovid-19 nedeniyle ailece çok zor günler yaşadıklarını, özellikle de kendisinin bu hastalığı çok zor atlattığını söyledi. Kovid-19 hastalığını önceleri hiç önemsemediğini belirten Top, şöyle konuştu:'60 gün yoğun bakımda entübe olarak, yaşamak için savaştım. 90 kilo girdiğim yoğun bakımdan 60 kilo çıktım. Orada nefes almak çok zordu. Hatırlamıyorum ama doktorlarım beni solunum cihazından ayırmak isterken kalbim durmuş yine de pes etmemişim. Onun için doktorlarım bana 'mucize' diyor. Kontrole gittim, 'Mucize hoş geldin' diyorlar. Rahat nefes almak çok güzel yeniden doğmuş gibiyim.' 'Ciğerleri bir anda sarıyor'Top, iyileşmesinde hastanenin yoğun bakım sorumlu hekimi Doç. Dr. Nimet Şenoğlu ve ekibinin büyük katkısı olduğunu, onlara hayatını borçlu olduğunu söyledi.Maske takmayanları görünce çok üzüldüğünü anlatan Top, 'Ben de diğer insanlar gibi 'bu hastalığa yakalanırsam 14 gün yatar iyileşirim' diyordum ama öyle olmuyormuş. Hastalık ciğerleri bir anda sarıyor. Herkes dikkat etmeli. Özellikle de yoğun bakım aşaması ve sonrası çok zor bir süreç. Orada bebek gibi oluyorsunuz. Yürüyemiyorsunuz, altınızı bile başkası alıyor.' diye konuştu.Yoğun bakımda en çok su içmeyi özlediğini kaydeden Top, 'Ben 3 hafta önce taburcu oldum ama hala nefes almakta zorluk çekiyorum. Çocuklarıma ve eşime kavuşunca çok mutlu oldum. Berber dükkanımı açmayı çok özledim.' dedi.'Yoğun bakımda eşimi tanıyamamak beni üzdü'Eşi Döndü Top ise kendisine de Kovid-19 teşhisi konduğunu, yaşadığı nefes darlığı ve baş ağrısını hala unutamadığını söyledi.Testinin negatif çıkıp iyileşmesinin ardından eşini entübe bir şekilde yoğun bakımda gördüğü anlatan Top, şöyle konuştu:'O günü hala unutamıyorum. Yoğun bakıma girdim ama eşimi tanıyamadım. O beni çok üzmüştü. Doktorlar ileriki günlerde Yalçın'ı solunum cihazından çıkarmak isterken 2 kez kalbinin durduğunu söylediklerinde çok şaşırdım. Her telefon çaldığında acı haberi alacağımı düşünerek korkarak açıyordum ama eşim bu savaşı kazandı. Eşim iyileşince biz ailece tekrar dünyaya geldik.'
Istranca Dağları'nın Eteklerinde Kadınların Bağ Bozumu Telaşı Sürüyor
KIRKLARELİ (AA) - ÖZGÜN TİRAN - 'Üzüm kenti' olarak anılan Kırklareli'nin bağlarında hasat telaşı devam ediyor.Eski adı 'üzüm kent' anlamına gelen Lozengrad olan ve Evliya Çelebi'nin bağların çokluğundan bahsettiği Kırklareli'ndeki bağlarda hasat heyecanı yaşanıyor.Lezzetiyle Türkiye'nin dört bir yanından alıcısı bulunan üzümleri kadınlar hasat ediyor.Bağ bozumu için çevre illerden traktörleri ya da bölgede 'pır pır' denilen tarım aracı ile kente gelen kadınlar, gün doğumunun ilk dakikalarında işlerini öğleye bırakmadan bitirmenin telaşıyla bağlara giriyor.Kadınlar zaman zaman türkülerle eğlenirken, bazen acılar üzerine yakılan türkülerde hüzünleniyor.Öğle saatinde evlerinden getirdikleri yiyecekleri bağların arasında hep birlikte yiyen kadınlar, odun ateşinde hazırladıkları çayı yudumlayarak yorgunluklarını atmaya çalışıyor.Ardından üzümler kasalarda toplanarak kamyonlara yükleniyor. Bağlardan toplanan üzümlerin bir kısmı sofralık olarak, bir kısmı ise hardaliye yapımında kullanılıyor. Kırklareli'nde bağ bozumu mesaisi ekim sonuna kadar devam ediyor.'Bazen zorlu, bazen eğlenceli oluyor'Üzüm toplayan kadınlardan Gülten Şişko, AA muhabirine, sabahın ilk ışıklarında mesaiye başladıklarını belirterek, her işin olduğu gibi tarım işçiliğinin de zorlukları bulunduğunu söyledi.Bağlarda çalışarak aile bütçelerine katkı sağladıklarını anlatan Şişko, çalışmaktan keyif aldıklarını dile getirdi.Hasat zamanını dört gözle beklediklerini aktaran Şişko, 'Hasat zamanı geldiğinde içimizi bir mutluluk sarıyor. Sabahları bağlara girdiğimizde içimiz neşeleniyor. Sabahın erken saatinde bağlarda üzüm topluyor, bazen de şarkılar türküler seslendiriyoruz. Çok eğlenerek işimizi sürdürüyoruz. Ekip arkadaşlarımız ile hem eğleniyor hem de aile bütçemize katkı sağlıyoruz.' diye konuştu.Kadınlardan Saffet Karakulak da hasat zamanında en çok sıcak veya yağmurlu havalarda zorlandıklarını ifade etti.Bağcılığın geçim kaynağı olduğunu belirten Karakulak, şunları kaydetti:'Hasat zamanında tabii ki birçok zorluk oluyor. Özellikle yağmur yağdığında kasalar batmasın, üzümler çamurlanması diye uğraşıyoruz. Arazide yağmur olmayınca kolay oluyor. Biz yazın da kışın da bağlardayız. Kışın budama, yazın hasat yapıyoruz. Zorluğu da var, eğlenceli anları da oluyor.'
Reklam
Devlet Tunceli'de Evleri Yanan Ailelerin Yaralarını Saracak
TUNCELİ (AA) - Tunceli'nin Çemişgezek ilçesinde çıkan yangında evleri zarar gören aileler için çalışma başlatıldığı bildirildi.Valilikten yapılan açıklamada, Doğan köyünde gece saatlerinde yangın çıktığı belirtildi.Yangına kısa sürede müdahale edildiği aktarılan açıklamada şunlar kaydedildi:'Jandarma, Tunceli Belediyesi, Çemişgezek Belediyesi ve Pertek Belediyesine ait itfaiye ekipleri ve vatandaşlarımızın katılımıyla yangın söndürüldü. Yangında evleri zarar gören vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere Çemişgezek Kaymakamımız Mehmet Güder koordinesinde çalışmalara başlanmıştır. Hemşehrilerimize geçmiş olsun.'Doğan köyünde henüz bilinmeyen nedenle bir evde çıkıp yangının bitişikteki binalara sıçramasıyla 4 ev ve eklentileri kullanılamaz hale gelmişti.
Devlet Tunceli'de Evleri Yanan Ailelerin Yaralarını Saracak
TUNCELİ (AA) - Tunceli'nin Çemişgezek ilçesinde çıkan yangında evleri zarar gören aileler için çalışma başlatıldığı bildirildi.Valilikten yapılan açıklamada, Doğan köyünde gece saatlerinde yangın çıktığı belirtildi.Yangına kısa sürede müdahale edildiği aktarılan açıklamada şunlar kaydedildi:'Jandarma, Tunceli Belediyesi, Çemişgezek Belediyesi ve Pertek Belediyesine ait itfaiye ekipleri ve vatandaşlarımızın katılımıyla yangın söndürüldü. Yangında evleri zarar gören vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere Çemişgezek Kaymakamımız Mehmet Güder koordinesinde çalışmalara başlanmıştır. Hemşehrilerimize geçmiş olsun.'Doğan köyünde henüz bilinmeyen nedenle bir evde çıkıp yangının bitişikteki binalara sıçramasıyla 4 ev ve eklentileri kullanılamaz hale gelmişti.
Reklam
Bolu Dağı Geçişinde Araç Yoğunluğu Yaşanıyor
BOLU (AA) - Anadolu Otoyolu'nun Ankara istikameti Bolu Dağı Tüneli viyadüklerinde derz bakım çalışması nedeniyle ulaşıma kapanması sonucu D-100 kara yolunun Bolu Dağı kesiminde araç yoğunluğu yaşanıyor. Bolu Dağı Tüneli Ankara yönünün dün ulaşıma kapanması üzerine trafik akışı, D-100 kara yolunun Kaynaşlı gişelerinden D-100 kara yolunun Bolu Dağı kesimine veriliyor. Bolu Dağı'nda ağır tonajlı araçların yavaş seyretmesi nedeniyle zaman zaman uzun araç kuyrukları oluşuyor. Güzergahta görev yapan trafik ve Karayolları ekipleri, sürücüleri takip mesafesini korumaları, hatalı sollama yapmamaları, trafik işaret ve işaretçilerine uymaları konusunda uyardı.Çalışmaların 14 Kasım'da tamamlanmasının ardından otoyolun Bolu Dağı Tüneli Ankara kesimi yeniden ulaşıma açılacak.
"Flaşbellek", Cinemed Montpellier Film Festivali'nde Yarışacak
İSTANBUL (AA) - Yönetmen, senarist ve yazar Derviş Zaim'in Suriye savaşı ile ilgili yeni filmi 'Flaşbellek', Fransa'nın seçkin ve köklü festivalleri arasında kabul edilen 'Cinemed Montpellier Film Festivali'nde yarışacak.Fransa'nın Montpellier kentinde 16-24 Ekim tarihleri arasında bu yıl 42. kez düzenlenecek festivalin ana yarışmasında yerini alacak alan film, festival kapsamında ilk kez 16 Ekim'de seyirci karşısına çıkacak.Festivalde ayrıca İsrail, İtalya, Fransa, Belçika, Sırbistan, Filistin, Almanya, Portekiz, Yunanistan, Cezayir yapımı ve ortaklığı ile üretilmiş filmler yer alıyor. Film hakkındaYönetmenliğini ve senaristliğini Zaim'in yaptığı filmin çekimleri, Konya ve Gaziantep'te gerçekleştirildi.Filmde uluslararası kariyerleriyle dikkat çeken Filistin ve Suriyeli başarılı oyuncular Saleh Bakri, Ali Süleyman, Sara El Debuch ve Husam Chadat'ın yanı sıra Suriye savaşında yurtlarını, ailelerini kaybeden genç oyuncular rol aldı.Filmin görüntü yönetmenliğini ise Andreas Sinanos üstlenirken, kurgusunu Aylin Zoi Tinel, müziğini ise Marios Takoushis hazırladı.
"Flaşbellek", Cinemed Montpellier Film Festivali'nde Yarışacak
İSTANBUL (AA) - Yönetmen, senarist ve yazar Derviş Zaim'in Suriye savaşı ile ilgili yeni filmi 'Flaşbellek', Fransa'nın seçkin ve köklü festivalleri arasında kabul edilen 'Cinemed Montpellier Film Festivali'nde yarışacak.Fransa'nın Montpellier kentinde 16-24 Ekim tarihleri arasında bu yıl 42. kez düzenlenecek festivalin ana yarışmasında yerini alacak alan film, festival kapsamında ilk kez 16 Ekim'de seyirci karşısına çıkacak.Festivalde ayrıca İsrail, İtalya, Fransa, Belçika, Sırbistan, Filistin, Almanya, Portekiz, Yunanistan, Cezayir yapımı ve ortaklığı ile üretilmiş filmler yer alıyor. Film hakkındaYönetmenliğini ve senaristliğini Zaim'in yaptığı filmin çekimleri, Konya ve Gaziantep'te gerçekleştirildi.Filmde uluslararası kariyerleriyle dikkat çeken Filistin ve Suriyeli başarılı oyuncular Saleh Bakri, Ali Süleyman, Sara El Debuch ve Husam Chadat'ın yanı sıra Suriye savaşında yurtlarını, ailelerini kaybeden genç oyuncular rol aldı.Filmin görüntü yönetmenliğini ise Andreas Sinanos üstlenirken, kurgusunu Aylin Zoi Tinel, müziğini ise Marios Takoushis hazırladı.
Reklam
İstanbul Havalimanı'nda Uyuşturucu Operasyonu
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'nda gümrük muhafaza ekipleri tarafından gerçekleştirilen 4 ayrı operasyonda toplam 420 kilogram uyuşturucu ele geçirilirken, 9 kişi gözaltına alındı.Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünce havalimanı yolcu salonunda birkaç gün içerisinde 4 operasyon gerçekleştirdi. İlk operasyonda, şüpheli iki yolcuya ait toplam 6 adet valiz ekiplerce X-Ray tarama cihazı ve narkotik dedektör köpeği ile kontrol edilerek incelendi. Yapılan aramada içerisinde baharat bulunan poşetlerin arasında yeşil renkli bir bitkiye rastlandı. Bitkilerden alınan numunenin uyuşturucu test cihazında yapılan kontrolünde 'khat' cinsi uyuşturucu madde olduğu tespit edilirken, toplam 53,7 kilogram uyuşturucu ele geçirildi.Operasyonu derinleştiren gümrük ekipleri uyuşturucu kuryeliği yapan yabancı uyruklu kişilerin sorgularında uyuşturucuyu almak için havalimanına gelecek aracın bilgilerine ulaştı. Uyuşturucunun Türkiye'deki alıcılarını taşıdığı düşünülen aracın tespiti için bir çalışma başlatıldı. Yapılan araştırmada şüpheli araç tespit edilerek bir süre önce havalimanı otoparkından ayrıldığı belirlendi. Ekipler şüphelileri aracın içerisinde yakalandı. Yapılan aramada ise 31,3 kilogram daha khat cinsi uyuşturucu ele geçirilirken soruşturma kapsamında toplam 8 şüpheli gözaltına alındı.Kargodaki eşyadan uyuşturucu çıktı Ekiplerin gerçekleştirdiği ikinci operasyonda ise havalimanı kargo terminal bölümünde yapılan risk analizi sonucu şüpheli görünen gönderi açılarak arandı. Nijerya'dan gelerek İstanbul üzerinden Amerika'ya gönderilecek tekstil eşyası olarak beyan edilen eşyanın altında toplam 113 kilogram khat cinsi uyuşturucu ele geçirildi. Bu arada havalimanı kargo terminalinde yapılan diğer operasyonda ise şüpheli kargonun içerisinde 216 kilogram Khat cinsi uyuşturucu yakalandı. Gümrük Muhafaza ekiplerince havalimanında yapılan son uyuşturucu operasyonunda ise şüpheli yolcu ekiplerin dikkatini çekti. Yapılan risk analizi sonucu x-ray cihazı ve narkotik dedektör köpek ile kontrol edilen yolcunun bagajından toplam 6 kilogram kokain çıktı.İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerinin 4 uyuşturucu operasyonu sonucunda ele geçirdiği toplam 420 kilogram uyuşturucunun piyasa değerinin yaklaşık 24 milyon lira olduğu öğrenildi. Operasyonlarda 9 kişi gözaltına alınırken, soruşturma devam ediyor.
İstanbul Havalimanı'nda Uyuşturucu Operasyonu
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'nda gümrük muhafaza ekipleri tarafından gerçekleştirilen 4 ayrı operasyonda toplam 420 kilogram uyuşturucu ele geçirilirken, 9 kişi gözaltına alındı.Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünce havalimanı yolcu salonunda birkaç gün içerisinde 4 operasyon gerçekleştirdi. İlk operasyonda, şüpheli iki yolcuya ait toplam 6 adet valiz ekiplerce X-Ray tarama cihazı ve narkotik dedektör köpeği ile kontrol edilerek incelendi. Yapılan aramada içerisinde baharat bulunan poşetlerin arasında yeşil renkli bir bitkiye rastlandı. Bitkilerden alınan numunenin uyuşturucu test cihazında yapılan kontrolünde 'khat' cinsi uyuşturucu madde olduğu tespit edilirken, toplam 53,7 kilogram uyuşturucu ele geçirildi.Operasyonu derinleştiren gümrük ekipleri uyuşturucu kuryeliği yapan yabancı uyruklu kişilerin sorgularında uyuşturucuyu almak için havalimanına gelecek aracın bilgilerine ulaştı. Uyuşturucunun Türkiye'deki alıcılarını taşıdığı düşünülen aracın tespiti için bir çalışma başlatıldı. Yapılan araştırmada şüpheli araç tespit edilerek bir süre önce havalimanı otoparkından ayrıldığı belirlendi. Ekipler şüphelileri aracın içerisinde yakalandı. Yapılan aramada ise 31,3 kilogram daha khat cinsi uyuşturucu ele geçirilirken soruşturma kapsamında toplam 8 şüpheli gözaltına alındı.Kargodaki eşyadan uyuşturucu çıktı Ekiplerin gerçekleştirdiği ikinci operasyonda ise havalimanı kargo terminal bölümünde yapılan risk analizi sonucu şüpheli görünen gönderi açılarak arandı. Nijerya'dan gelerek İstanbul üzerinden Amerika'ya gönderilecek tekstil eşyası olarak beyan edilen eşyanın altında toplam 113 kilogram khat cinsi uyuşturucu ele geçirildi. Bu arada havalimanı kargo terminalinde yapılan diğer operasyonda ise şüpheli kargonun içerisinde 216 kilogram Khat cinsi uyuşturucu yakalandı. Gümrük Muhafaza ekiplerince havalimanında yapılan son uyuşturucu operasyonunda ise şüpheli yolcu ekiplerin dikkatini çekti. Yapılan risk analizi sonucu x-ray cihazı ve narkotik dedektör köpek ile kontrol edilen yolcunun bagajından toplam 6 kilogram kokain çıktı.İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerinin 4 uyuşturucu operasyonu sonucunda ele geçirdiği toplam 420 kilogram uyuşturucunun piyasa değerinin yaklaşık 24 milyon lira olduğu öğrenildi. Operasyonlarda 9 kişi gözaltına alınırken, soruşturma devam ediyor.
Reklam
Esenyurt'ta Yapılan Kontrollerde Uyuşturucu Satıcısı Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta Yıldırım Ekipler Amirliğine bağlı polislerin yaptığı kontrollerde uyuşturucu satıcısı yakalandı.Alınan bilgiye göre, Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulan Yıldırım Ekipler Amirliğine bağlı polisler, akşam saatlerinde devriye sırasında Nazım Hikmet Bulvarı 1997 Sokak'taki metruk bir binayı kontrol etti. Binadaki 5 kişinin üst aramasında yaklaşık 50 gram sentetik uyuşturucu bulundu. Emniyete götürülen şüphelilerin ifadelerinde A.K'nin diğer 4 kişiye uyuşturucu sattığı belirlendi. 4 kişi ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, A.K. emniyetteki işlemlerinin ardından Büyükçekmece Adliyesine sevk edildi.
Lg Xboomgo'yu Deneyimleyenlere Ürün Kazanma Fırsatı
İSTANBUL (AA) - LG XBOOMGo test etkinliğine başvuran 20 kişi, MERIDIAN teknolojisi destekli ses kalitesini her yere taşıyan LG XBOOMGo serisi taşınabilir bluetooth hoparlörlerden kazanma fırsatı elde ediyor.LG Electronics'ten (LG) yapılan yazılı açıklamaya göre, test grubuna katılarak LG XBOOMGo taşınabilir Bluetooth hoparlörü deneyimlemek isteyen tüketicilerden 20 kişiye, ürünü hediye ediyor. LG test grubuna katılmak isteyenlerin 'http://lgxboomgo.com/ ' adresine girerek kayıt olmaları gerekiyor.'Neden LGXBOOMGo test takımında olmak istiyorsun?' sorusuna en uygun cevabı veren katılımcılar arasından, ürünle ilgili yorumlarını ve ürünle birlikte çektirdiği yaratıcı fotoğrafı sosyal medya hesaplarında paylaşan 20 kişi LG XBOOMGo taşınabilir Bluetooth hoparlör sahibi oluyor.LG XBOOMGo serisi taşınabilir Bluetooth hoparlörler daha dengeli ses deneyimi için yeniden tasarlanan yuvarlak hatlı dizaynı, woofer ışıklandırmaları, şık kauçuk kaplaması ile kulakların yanı sıra gözlere de hitap ediyor.Meridian teknolojisine sahip LG XBOOMGo serisi kullanıcılara üstün ses kalitesi sunarak, her müzik çaldığında derin basları, zengin tonları ve net vokalleri dinlemelerini sağlıyor. Sound Boost özelliği ise, tam bir parti atmosferi yaratmak için ses gücünü artırarak ses alanını genişletiyor. Güçlü çift etkili baslarıyla kullanıcıların müziğin temposunu sonuna kadar hissetmesini sağlayan LG XBOOMGo serisi, pasif radyatörler sayesinde, kullanıcı nerede olursa olsun, ortamı neşelendirecek güçlü ritimler üretiyor. Woofer'lar titredikçe yanıp sönen halka şeklindeki ışıklar ise, renkli hareketler yaratarak ortamı daha da canlandırıyor.
Yastık Ve Yorganlar Yüzde 20 İndirimle Koçtaş'ta
İSTANBUL (AA) - Koçtaş'ta onlarca seçeneği ile yer alan yastıklar ve yorganlarda ekim ayı boyunca sürecek yüzde 20'ye varan indirimler başladı.Şirketten yapılan yazılı açıklamaya göre, yaşam alanları için tüm ihtiyaçları tek adreste toplayan Koçtaş'ta uyku grubu ürünlerinde ekim ayı boyunda yüzde 20'ye varan kaçırılmayacak indirimler başladı. İyi bir uyku ile güne başlamak isteyenler için çeşit çeşit yastık ve yorganlarda indirimli fiyatlarla Koçtaş mağazalarından ve Türkiye'nin her yerinden 'koctas.com.tr' ve Koçtaş mobil uygulaması aracılığıyla kolayca ulaşılabiliyor.Koçtaş'ta bulunan, farklı vücut ısısına ve uyku alışkanlıklarına farklı kumaş ve dolgu malzemeleri ile hitap eden yastık ve yorganlar, konforlu bir uyku deneyimi sunarken güne sağlıklı ve zinde bir başlangıç yapmaya olanak sağlıyor.Koçtaş uzmanları bebek, tek kişilik ve çift kişilik yastık ve yorganlar arasında seçim yaparken uygun sıcaklık ve dolgu özelliklerine dikkat edilmesini öneriyor. Uyku konforunu, kaliteli yatak örtüleri ve battaniye modelleri ile süsleyerek yatak odalarına farklı bir dokunuş katmak isteyenler de aradıkları her şeyi Koçtaş'ta bulabiliyor.
Reklam