Poco X3 Nfc, N11.Com'da
İSTANBUL (AA) - n11.com, Poco'nun merakla beklenen özgün tasarımlı yeni akıllı telefonu Poco X3 NFC'yi ön siparişe özel avantajlı fiyatlarla satışa sundu. n11.com açıklamasına göre, satışa çıkardığı iddialı ürünleriyle kısa sürede sektörde önemli bir edinen Poco, genç teknoloji ve oyun meraklıları için özel olarak tasarlanan yeni akıllı telefonu Poco X3 NFC'yi n11.com'da satışa çıkardı.'Orta sınıfın gerçek şampiyonu' olarak tanıtılan ürün, benzersiz tasarımı, güçlü teknik özellikleri ve ulaşılabilir fiyatıyla gençlerin yeni gözdesi olacak.Qualcomm'un bugüne kadarki en güçlü 4G işlemcisi olan Snapdragon 732G ile donatılan Poco X3 NFC, sekiz çekirdekli işlemcisi KryoTM 470 ve Adreno 618 Elite Gaming serisi GPU barındıran mimarisi ile en talepkar oyuncuları bile etkileyecek derecede sürdürülebilir yüksek performans ve yapay zeka (AI) yetenekleri sunuyor.65 dakika içinde yüzde 100 şarj olabiliyorOyun tutkunlarına kusursuz bir deneyim sunmak için özel geliştirilen bir sıvı soğutma teknolojisi kullanılan ürün, 120Hz yenileme hızına sahip 6,67' FHD + DotDisplay ekranıyla da kullanıcısına yeni bir deneyim vadediyor. Hız ve kusursuz görüntüyü iki adet stereo hoparlörle birleştirerek kristal netliğinde ses çıkışıyla sunan Poco X3 NFC, gerektiğinde hoparlörlerini kendi temizleyebiliyor.Fotoğraf tutkunlarına da göz kırpan ürün; 64MP ana kamera, 13MP ultra geniş açılı kamera, 2MP makro kamera ve 2MP derinlik sensöründen oluşan birinci sınıf AI destekli dörtlü arka kamera sistemini üzerinde barındırıyor. Kullanıcıların telefonun tüm özelliklerinden faydalanabilmelerini sağlamak için orta düzey kullanımda iki günden fazla kullanım sağlayan 5.160mAh pille donatılan ürün, 33W hızlı şarj özelliğiyle 65 dakika içinde yüzde 100 şarj olabiliyor. Poco X3 NFC 6GB+64GB modeli 3 bin 199 TL, 6GB+128GB modeli ise n11.com'da 3 bin 299 TL ön siparişe özel indirimli fiyatlarla satışa sunuldu.
İstanbul'da Kaçak Silah İmalathanesine Baskında Yakalanan 3 Şüpheli Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da kaçak silah imalathanesine düzenlenen baskında 2 milyon 600 bin mermi çekirdeği ile çok sayıda silah yapımında kullanılan malzeme ele geçirilirken gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı.İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 15 Ekim'de Başakşehir OSB Çevre Sanayi Sitesi'nde bulunan kaçak silah imalathanesine baskın düzenledi.Adreste yapılan aramada 2 milyon 600 bin mermi çekirdeği, 1750 açık namlu, 1590 tabanca gövdesi, 1080 kapalı namlu, 650 kurusıkı fişeği, 13 tabanca, 3 kurusıkı tabanca, 18 sürgü, 280 şarjör, 9 CNC makinesi, enjeksiyon, kalıp döküm ve torna makinesi ile çok sayıda şarjör ve sürgü kalıbı ele geçirildi.İmalathanede bulunan İ.C.Z. ve M.B. gözaltına alındı. Çalışmaların devamında konunun diğer şüphelisi olduğu belirlenen C.Z. de yakalandı.Gözaltına alınan şüphelilerin imal ettikleri kurusıkı tabancaların namlularını açarak normal tabancaya dönüştürdükleri ve bazı markaların imitasyonlarını yaparak piyasa fiyatının altına sattıkları belirlendi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli tutuklandı.
Siirt Valisi Osman Hacıbektaşoğlu Farkındalık İçin Çöp Topladı
SİİRT (AA) - Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Osman Hacıbektaşoğlu, vatandaşlarda farkındalık yaratmak amacıyla çöp topladı.Siirt Belediyesince Barış Mahallesi Şeyh Ebulvefa Caddesi'nde düzenlenen temizlik kampanyasına katılan Hacıbektaşoğlu, beraberinde eşi Güney Hacıbektaşoğlu, kurum müdürleri ve temizlik personeli ile cadde ve sokakları temizledi.Vatandaşı temizlik konusunda duyarlı olmaya davet eden Hacıbektaşoğlu, kampanya ile farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini aktardı.İl, ilçe ve köylerde park, bahçe, çocuk oyun alanları, cadde ve sokaklarda temizlik kampanyasının startının verildiğini dile getiren Hacıbektaşoğlu, şunları kaydetti:'Siirt genelinde başta biz sorumlu belediyeler, kamu kurumları, esnafımız ve vatandaşımızı çevreyi temiz tutmaya davet ediyoruz. Tüm birimlerimiz sürekli çalışıyor ama çevre kirliliğiyle baş edemiyoruz. Çevreyi temiz tutmanın öncelikli koşulu kirletmemektir. Çevreye sahip çıkarsak temizlik çok daha etkili bir şekilde kontrol edilebilir. Bu, farkındalık oluşturmak için yapılan bir çalışmadır. Temizlik imandandır. Allah'ın lütfettiği toprağı, suyu ve havayı korumak zorundayız. Bu sadece sorumlu kurum, kişilerin yapabileceği şeyler değil. Hep birlikte bunu başaracağız. Siirt'i temiz tutacağız.'
Birleşik Arap Emirlikleri'nden İsrail'e İlk Ticari Uçuş Gerçekleştirildi
KUDÜS (AA) - İlişkileri normalleştirme anlaşması imzalanmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) İsrail'e ilk ticari uçuş gerçekleştirildi. Abu Dabi'den kalkan BAE'ye ait Etihad Havayollarına ait uçak, Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanına indi. BAE'den İsrail'e yapılan ilk ticari uçuşta 58 yolcu yer alırken, uçak Ben Gurion'da törenle karşılandı. Karşılama töreninde konuşan uçağın kaptanı Salih Abdullah, İsrail'de olmaktan dolayı heyecanlı olduklarını söyledi. Uçuşun İsrail ile BAE arasında iyi ilişkilerin başlangıcı olmasını umduğunu söyleyen Abdullah, 'Birkaç ay önce bana Tel Aviv'de konuşma yapacaksın deselerdi bunun imkansız olacağını söylerdim. Barışa inanan cesur adamlarız var, Muhammed Bin Zayed ve Binyamin Netanyahu var. Onların ortaklaşa çalışması sayesinde barışa sahibiz.' ifadelerini kullandı. Etihad'a ait uçak, İsrailli iş adamları, turizm uzmanları ve gazetecilerin de olduğu bir grup İsrailli ile tekrar Abu Dabi'ye hareket etti. İsrail ile BAE'nin, Tel Aviv-Abu Dabi ve Tel Aviv-Dubai arasında haftalık 28 ticari uçuşun gerçekleştirilmesi için yarın bir anlaşma imzalaması bekleniyor. İki ülke arasında, 15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalanmıştı.
Adana'da Akyatan Lagünü'nde Sahil Temizliği Yapıldı
ADANA (AA) - Adana'nın Karataş ilçesinde, Yaban Hayatını Geliştirme Sahası ve Sulak Alan olarak tescil edilmiş Akyatan Lagünü sahilinde yapılan temizlik çalışmasında cam, metal ve balık ağları gibi çöplerin oluşturduğu 400 kilogram atık toplandı.Karataş Belediyesi tarafından 'Canlıların değil çöplerin neslini tüketelim' sloganıyla gerçekleştirilen etkinlikte, belediye ve gönüllülerden oluşan 30 kişi sahilde temizlik yaptı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Karataş Belediye Başkanı Necip Topuz, plastik kirliliğinin her geçen gün artması nedeniyle birçok canlının yaşamını yitirdiğini kaydetti.Akyatan Lagünü sahiline Lübnan, İsrail, Mısır gibi birçok ülkenin atığının geldiğini de belirten Topuz, 'Bizler atıklarla mücadele çalışmalarıyla farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Sahillerimizi, denizimizi kullanan vatandaşlarımızın da daha duyarlı olmasını rica ediyoruz.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Suriyeli Aşiretlerden Terör Örgütü Ypg/PKK Ve Ermenistan'a Tepki
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da bir araya gelen Suriyeli 50 aşiretin temsilcisi, saldırıları nedeniyle hem ülkelerindeki terör örgütü YPG/PKK'ya hem de Ermenistan'a tepki gösterdi.Karaköprü ilçesinde toplanan Suriye'nin farklı kentlerinde bağları olan 50 aşiretin temsilcisi, ortak basın açıklaması yaptı.Aşiretler adına hazırlanan basın açıklamasını okuyan aşiret reislerinden Hasan Duğaym, ülkelerindeki savaş bitinceye kadar Türkiye'den başka güvenecekleri kimse olmadığını belirtti.Ülkelerindeki iç savaşın başından beri yaptığı insani yardımlardan dolayı Türkiye'ye teşekkür eden Duğaym, şunları dile getirdi: 'Türkiye ayrım yapmadan bizi ülkeye aldı. Türkiye'nin bu davranışını unutmayacağız, tarih bunu yazacaktır. Bizim başımıza bir sürü bela geldi. Esed bize çok zulmetti. Bu yüzden de halkımız oradan ayrıldı. Biz gurbetteki Suriyeli aşiretler olarak ülkemizde kalan diğer aşiretlere destek amacıyla toplandık.''Biz buradan tekrar sesleniyoruz, kendi ülkemize ve toprağımıza geri döneceğiz' diyen Duğaym, şöyle devam etti:'Elbet bir gün Suriye'de de işler yoluna girecek. Batı destekçisi terör örgütleri her zaman olduğu gibi şimdi de Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırısında yer alıyor. Diğer ülkelerde, Libya'da da yer aldılar. Nerede bir zalim varsa terör örgütleri her zaman onlarla iş tutuyor, onlara taşeronluk yapıyor. Şu an Azerbaycan'daki Müslüman kardeşlerimiz de Ermenistan'ın saldırıları nedeniyle büyük sıkıntı ve zor günler geçiriyor. Biliyoruz ki sonunda kazanan hakkın yanında olan mazlumlar olacaktır.'Dugaym, toplantının ardından bazı aşiret liderlerine Suriyelilere yönelik yaptıkları yardım ve desteklerinden dolayı plaket verdi.Açıklamaya katılan bazı aşiret reisleri de kısa konuşmalarla tepkilerini dile getirdi.
Cizre, Restore Edilen Tarihi Yapılarıyla Ziyaretçilerini Ağırlayacak
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Şırnak'ın Cizre ilçesi, sağlanan huzur ikliminde restore edilen tarihi ve kültürel mekanlarında ziyaretçilerini ağırlayacak.Bölgede yıllarca terörün gölgesinde kalan tarihi ve kültürel zenginlikler, tesis edilen huzurla bir yandan restore edilirken bir yandan da ziyaretçilerine kapılarını açıyor.Adı yıllarca terör örgütü PKK'nın saldırılarıyla anılan, devlet eliyle ihya çalışmaları sayesinde büyük bir dönüşümün yaşandığı Cizre, tarihi ve kültürel zenginliklerini yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor.İlçedeki Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem u Zin, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı gibi tarihi yapılar ziyaretçilerini ağırlarken, Dağkapı Mahallesi'ndeki ejder figürlü kapı tokmakları ile ünlü tarihi Ulu Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınan olurla Cizre Belediyesi tarafından restore ediliyor.Ünlü İslam düşünürlerinden Molla Ahmed Cizirî'nin ders verdiği, dönemin üniversitelerinden biri olan Kırmızı Medrese'nin de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonuna başlandı.'Restorasyon bittikten sonra misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz'Cizre Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Cüneyt Munis, AA muhabirine, ilçenin zengin bir tarihi potansiyele sahip olduğunu söyledi.İlçeye yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda misafirin tarihi mekanları ziyaret ettiğini ifade eden Munis, bu tarihi mekanlar arasında yer alan Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, Ulu Cami, Kırmızı Medrese, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem-u Zin Türbesi, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı'nın büyük ilgi gördüğünü aktardı.Munis, belediye olarak restore ettikleri tarihi mekanlar kadar çalışmaların devam ettiği yapıların da bulunduğunu dile getirerek, 'İnşallah bu restorasyonlar bittikten sonra ilçemize gelen misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz. Herkesi ilçemize davet ediyoruz.' dedi.'Dünyaca meşhur'Araştırmacı yazar Abdullah Yaşın da ilçenin çok önemli tarihi eserleri bünyesinde barındırdığını belirterek, 14. yüzyılda yapılan Kırmızı Medrese'nin bu tarihi zenginliklerden biri olduğunu vurguladı.'Külliye olarak yapılan medrese, kırmızı tuğlalardan inşa edildiği için 'Kırmızı Medrese' denilmiş. Burası bir eğitim fakültesiydi. Burada birçok bilim adamı yetişmiştir. Burası dünyaca meşhur bir yerdir. Çok ünlü bir tarihi eserdir.' diyen Yaşın, bu tarihi mekanın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.Yaşın, çalışmaların tamamlanmasının ardından Kırmızı Medrese'nin yeniden eğitim ve kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapacağını kaydetti.Dağkapı Mahallesi'ndeki Ulu Cami'nin tarihi önemine değinen Yaşın, 'Ulu Cami, Hazreti Ömer zamanında kurulmuş bir üniversitedir. O zamandan şimdiye kadar binlerce insan yetişmiştir. Birkaç kez restore edilen caminin son restorasyondan sonra tekrar ibadete açılması, bölge turizmi için de önemli olacaktır.' diye konuştu.Yaşın, caminin kapı tokmaklarındaki ejderlerden birinin Dicle'yi, diğerinin Fırat'ı simgelediğini ifade etti.'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır' Mehmet Ağa Kasrı'nda müzik dersi veren Abdülmecit Çağırıcı, restore edilen tarihi yapının belediyenin bünyesinde hizmet verdiğini aktardı.Herkesin ilçedeki tarihi mekanları gelip, görmesini istediklerini anlatan Çağırıcı, 'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır. Tarihi zenginlikleri barındıran bölgemize herkesi bekliyoruz.' şeklinde konuştu.Vatandaşlardan Mehmet Emin Önür, evinin Kırmızı Medrese'nin karşısında olduğunu belirterek, restorasyonun ardından herkesi Kırmızı Medrese'yi görmeye davet etti.Süleyman Özbay da Van'dan Mem-u Zin Türbesi'ni ziyaret etmek için geldiklerini anlatarak, çok güzel tarihi yapıları görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.Özbay, 'Herkese buraları görmelerini mutlaka tavsiye ediyorum. Çok güzel bir mekan, çok güzel bir ilçe.' dedi.
Reklam
6 Kuşak Önce Kazandıkları Muhtarlığı 75 Yıldır Sürdürüyorlar
SİVAS (AA) - GÖKSEL CÜNEYT İĞDE - Sivas'ın Ulaş ilçesine bağlı Hacımirza köyünde 6 kuşak önce muhtarlık seçimini kazanan Koçak ailesinin üyeleri, 75 yıldır bu görevi sürdürüyor.Koçak ailesinin Ulaş ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Hacımirza köyünde 6 kuşaktır devam eden muhtarlık serüveni, 1945 yılında büyük dedeleri Abdullah Koçak'la başladı.Bu tarihten itibaren köyün bütün sıkıntılarını el birliğiyle çözüme kavuşturan aile, köy sakinlerinin desteğiyle 75 yıldır muhtarlığı elinde tutuyor.Ailenin son muhtarı 36 yaşındaki Ömer Koçak da köye 20 yıl hizmet eden babası Abdullah Koçak'tan devraldığı muhtarlığı devam ettiriyor.Ömer Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, '1945 yılında en büyük dedemizle başlayan muhtarlık, kuşaktan kuşağa devam ederek köylünün de desteğiyle bu zamana kadar geldi. Babam 1999 yılında muhtarlığı devraldıktan sonra 20 sene bu köye hizmet etti. Ondan da muhtarlık bana geçti.' diye konuştu.Babasından devraldığı bayrağı oğluna devretmek istiyorBabasından devraldığı görevi, daha çok çalışarak oğlu Abdullah Koçak'a devretmek istediğini anlatan genç muhtar, köy sakinlerinin kendisine ve ailesine büyük destek verdiğini belirtti. Babasının gösterdiği yoldan ilerleyerek köylünün en küçük sorunuyla bile yakından ilgilendiğini dile getiren Koçak, şöyle konuştu:'Biz mesela bir sorunu masa başında, kağıtla mühürle değil de köylüyle sahada çözüyoruz. Yeri gelir traktörümü alır tarlalarında onlara yardım ederim. Bahçesi sürülecekse gençleri toplar gider süreriz. Yani bizim köyde sürekli yardımlaşma ve destek var. O yüzden bu 75 yılda hiçbir kopukluk olmamış. İnşallah böyle de devam edecek. Köylümüzden de Allah razı olsun, bize maddi, manevi her konuda yardımcı oluyorlar. Köyün çok şükür şu an hiç bir sorunu yok.'Köyde 1999 yılından itibaren 4 dönem muhtarlık yapan 65 yaşındaki baba Abdullah Koçak ise seçimlerin hiçbirisinde karşısına aday çıkmadığını söyledi. Ailede muhtarlık yapanların isimlerinin ise ağırlıklı olarak Abdullah ve Ömer olduğuna dikkati çeken Koçak, 'Benim dedem Abdullah, babam Ömer, benim adım yine Abdullah, oğlum şimdiki muhtar Ömer, torunum var onun ismi de Abdullah. İnşallah bu durumun gelecekte de böyle devam etmesini umuyoruz.' dedi. Koçak ailesi fertlerinin hiç kimsenin kalbini kırmadan bütün sorunlara koştuğunu anlatan köy sakinlerinden 71 yaşındaki Ömer Ebinç ise bu nedenle kendilerini desteklediklerini kaydetti.
İstanbul Ticaret Borsası 96 Yaşında
İSTANBUL (AA) - İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, 'Her geçen gün yenilenen, zamana uyum sağlayan daha güçlü bir borsayız. Gücümüzü tarihten alıyoruz.' ifadesini kullandı.İSTİB'in, kuruluşunun 96'ncı yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan İSTİB Başkanı Kopuz, 'Cumhuriyet tarihinin en köklü iktisadi teşekküllerinden biri olan İstanbul Ticaret Borsasına başkanlık yapmaktan gurur duyuyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Kopuz, İSTİB'in 19 Ekim 1924'te İstanbul Ticaret ve Zahire Borsası adıyla kurulduğunu ve Cumhuriyetin tüm iktisadi tarihinin bir parçası olduğunu anımsatarak, 'Devraldığımız bayrağın kıymetinin farkındayız ve bu bayrağı daha yukarılara taşımak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.' dedi.İlk günkü heyecanla çalıştıklarını belirten İSTİB Başkanı Kopuz, 'Her geçen gün yenilenen, zamana uyum sağlayan daha güçlü bir borsayız artık. Gücümüzü tarihten alıyoruz. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren üyelerimizin sesi olduk ve olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Kopuz, İstanbul Ticaret Borsası'nın kurulduğu günden bu yana ekonomik alanda yaptığı çalışmalarla etkin bir kurum haline geldiğini kaydederek, şu şekilde devam etti:'Yakın zamanda Hatay'ın 3 ilçesinde hain terör örgütü uzantılı bir grubun çıkarmış olduğu yangın sonucu birçok ormanlık alanımız yok oldu. İstanbul Ticaret Borsası olarak yaşanan bu can acıtıcı durum karşısında sessiz kalmıyor, bir nebze de olsa Hatay’a nefes olmak için kuruluş yıldönümümüz olan 1924 yılından ilhamla 1924 adet fidanı zarar gören bölgedeki ormanlara dikilmek üzere bağışlıyoruz.'İSTİB'in tarihinden aldığı güç ve çalışanlarının çabasıyla Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için borsa olarak üzerine düşeni yapacağını vurgulayan Kopuz, şunları kaydetti:'Vizyonumuz Borsamızın 100'üncü yılında uluslararası piyasalarda referans alınan emtia borsalarından biri olmak. İstanbul Ticaret Borsası bu vizyon doğrultusunda, tüm yönetim kadroları ve çalışanları ile birlikte İstanbul ve Türkiye'nin hizmetinde olmaya devam edecektir.İstanbul Ticaret Borsasını bugünlere getiren, kuruluşundan bu yana borsamız ve ülke ekonomimizin gelişimi için hizmetlerde bulunan tüm meclis, yönetim kurulu ve komite üyelerimiz ile personelimize saygı ve minnetlerimi sunuyor, vefat etmiş olanlara Allah'tan rahmet, hayatta olanlarına sağlıklı uzun ömürler diliyorum.'
Esenyurt'un Kadın Muhtarları İhtiyaç Sahiplerini Yalnız Bırakmıyor
İSTANBUL (AA) - HALİS AKYILDIZ - Esenyurt'un kadın muhtarları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşarak çalışmalarıyla örnek oluyor.Koza Mahallesi Muhtarı Cavide Karakülah ile Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi Muhtarı Gülşah Güler, muhtarlık görevlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yardım faaliyetlerinde bulunuyor.Giresun'da doğan 34 yaşındaki Karakülah ile Düzce'de doğan 41 yaşındaki Güler, görevlerini yapmanın mutluluğunu yaşıyor.Kadınların desteğiyle şu ana kadar yaklaşık 50 bin siperlik üreterek mücadeleye katkı sunan ve ihtiyaç sahipleri için 3 bin 500 yardım kolisi hazırlayan Karakülah ve muhtarlık olarak 4 aydır yaklaşık 70 aileye aylık 500 lira para yardımı yapan Güler, daha fazla kadın muhtarın olmasını istiyor.'Muhtarlık gönül işi'Cavide Karakülah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mahallesinde güzel organizasyonlar yaptıklarını söyledi.'Muhtarlık kurumu aslında gönül işi.' diyen Karakülah, bu görevi severek ve gerçekten yürekten yaptıklarını aktardı.Evli ve bir çocuk annesi Karakülah, muhtar olduğu ilk günden itibaren sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdiklerini belirterek, 'Pandemi zamanı ülkemiz zor şartlardan geçti, yevmiye ile çalışan Esenyurtlu hemşehrilerimiz sıkıntılar yaşadı. Biz de bunun bilincinde olarak sosyal çevremizden ve mahallemizdeki esnaf ve komşularımızdan bir fon oluşturduk. Bu fonda yaklaşık 320 bin lira topladık. Bu parayla birlikte 3 bin 500 yardım kolisi hazırladık. Hepsini kendimiz tek tek paketledik ve Esenyurt'ta yaşayan ihtiyaç sahibi hemşehrilerimize dağıttık.' diye konuştu.Karakülah, bir muhtar arkadaşıyla beraber sağlık çalışanları için mahallesindeki kadınlarla siperlik ürettiklerini dile getirerek, siperliklerin dağıtımını Türkiye'nin bazı il ve ilçelerindeki sağlık ocağı ve devlet hastanelerine ücretsiz şekilde sağladıklarını belirtti.Şu an itibarıyla yaklaşık 50 bin siperlik üretip dağıttıklarını vurgulayan Karakülah, 'Siperlikle ilgili çalışmayı bitirdik. Şu an daha farklı sosyal projeler geliştiriyoruz, çalışmalarımıza onlarla devam ediyoruz.' dedi.'Ağrı'daki çocuklara 300'er mont ve bot yolladık'İstanbul dışına da yardım ulaştıran Cavide Karakülah, şöyle devam etti:'İl ve ilçe ayırt etmeden bu yardımları yapmak için bir adım attık. Bu adımı da Ağrı Doğubayazıt'ta dağ köylerinde yaşayan çocuklarımıza bir gönül köprüsü kurduk. Orada öğretmen arkadaşımız bize yardımcı oldu. O çocuklarımızın hayatında hamburger yemediği bilgisini aldık, biz de hemen buradan mahalle halkımızla 100 çocuğumuza hamburger, içecek, yanında patates kızartmasını oraya yolladık. Oradaki çocuklarımız çok mutlu oldu. Daha sonra o çocuklarımız için neler yapabileceğimizi ve çocuklarımızın oradaki durumunu gördük. Oradaki öğretmenlerimizle beraber çocuklarımıza 300'er mont, bot ve bir paket içinde sağlıklı atıştırmalık yiyecekler yolladık. Bu işi organize ederken gerçekten biz de çok mutlu olduk. Mahalle halkıma, arkadaşlarımıza da çok teşekkür ederim. Bunu kendi başıma yapamazdım.'Karakülah, muhtarlık olarak öğrencilere yönelik de çalışmalarının olduğunu dile getirerek, 'Sosyal yardım çok fazla yaptığımız için bize bu konuyla ilgili çok fazla talep geliyor. Esenyurt'ta bilgisayarı, tableti ya da telefonu olmadığından EBA'ya giremeyen öğrencilerimiz var. Oluşturduğumuz bazı fonlarımız vardı, onların üzerine ekleme yaparak tablet hediye etmek istedik. Esenyurt'taki çocuklarımıza şu an yaklaşık 14 tablet takdim ettik. Zannediyorum bu haftayla birlikte 10 tane daha almayı planlıyoruz.' dedi.Bağışçılarının sayısının fazla olduğuna işaret eden Cavide Karakülah, 75 okul çantası, 1000'er adet kitap, defter, silgi ve kalemtıraşı da ilçedeki ihtiyaç sahibi öğrencilere hediye edeceklerini kaydetti.'Yaklaşık 70 aileye her ay 500 lira yardım yapıyoruz'Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi Muhtarı Gülşah Güler de 13 yıldır Esenyurt'ta oturduğunu ve 2 dönemdir muhtarlık görevini yürüttüğünü söyledi.Esenyurt'taki 43 mahalle muhtarı arasından 5 kadın muhtar olduğuna dikkati çeken Güler, muhtarlık çalışmalarıyla ilgili olarak, Kovid-19 öncesinde mahalle meclisleri oluşturarak mahallenin sorunlarını, sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını belirleyip ilgili kurumlara sunarak mahallelinin ihtiyaçlarını gidermeye çalıştıklarını dile getirdi.Güler, mahalledeki yaşlıların ziyaret ve takiplerini gerçekleştirdiklerini belirtti.Kovid-19 sürecinde çalışmalarının çok yoğun geçtiğini ifade eden Güler, gece gündüz demeden çalıştıklarını ve yaklaşık 700 aileye yardım ulaştırdıklarını, Kovid-19 testi pozitif çıkan vatandaşlara da destekte bulunduklarını kaydetti.Güler, Kovid-19 sürecinde bir hayırsever ile görüştüklerini dile getirerek, '4 aydır yaklaşık 70 aileye her ay düzenli 500 lira para yardımı yapıyoruz.' dedi.İstanbul dışına yardım çalışmalarıSiirt'te bir ilkokul öğretmeniyle görüşerek oraya 5 koli kitap yardımı yaptıklarını anlatan Güler, kitapları bu hafta göndereceklerini belirtti.Güler, Van'da bir cezaevine kurulan kütüphaneye çok sayıda kitap yardımında bulunduklarını belirterek, 'O da Kader Mahkumları Derneğinin desteğiyle oldu. Çünkü ara ara orayla da çalışıyorum, cezaevindeki arkadaşlar çok teşekkür etti, aylık düzenli yardımlar devam ediyor.' diye konuştu.Derneğe cezaevinden istekler geldiğini ifade eden Güler, şunları kaydetti:'Taleplere göre biz de buradan biriktirdiğimiz, vatandaşlardan bulduğumuz şeyleri toplayıp oraya götürüyoruz ve onlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Bazen şöyle bir şey oluyor; diyor ki 'Ben cezaevindeyim ama kız kardeşimin düğünü ya da nişanı var, gelinliğe, kına gecesi kıyafetine ihtiyacım var.' Bu süreçte de onları temin ediyoruz, ne istiyorlarsa onlara ulaştırıyoruz. Bunlar kiralanmıyor, onlarda kalıyor. Gönüllü olarak yapıyoruz, çok güzel ve uzun zamandır süren bir çalışma.'
Reklam
Atıl Bilgisayarlar "Reis Müdür"Ün Elinde Eğitime Kazandırılıyor
MUĞLA (AA) - DURMUŞ GENÇ - Muğla'da bir okulun müdürü olan Reis Solgur, okullardaki çalışmayan ve atıl durumdaki bilgisayarları tamir ederek, uzaktan eğitim için öğretmen ve öğrencilerin hizmetine sunuyor.İl Milli Eğitim Müdürlüğünce okullarda çalışmayan ve atıl durumda bulunan bilgisayarların yeniden kullanıma sunulması için proje hayata geçirildi.Projeye destek vermek isteyen Yeşilyurt İlkokulu Müdürü Reis Solgur, okullardan toplanan bilgisayarların tamirini gerçekleştirebileceğini bildirdi.İlk etapta okulunda kurduğu atölyede 20 bilgisayarı çalışır hale getiren Solgur'un gösterdiği çaba, herkes tarafından takdirle karşılanıyor.Solgur, AA muhabirine, kendisinin ve çevresindekilerin bilgisayarlarını tamir ettiğini, zamanla bu yeteneğinin geliştiğini söyledi.Öğrencilere ve tüm insanlara faydalı olmayı sevdiğini aktaran Solgur, bu yüzden de de projeye destek vermek istediğini ifade etti.Tamir ettiği bilgisayarlarla okulda oluşturulan laboratuvarda öğrencilerin eğitimi için EBA destek noktası oluşturulduğunu anlatan Solgur, kırsaldaki köy okullarının da bilgisayar ihtiyacını karşılamak amacıyla kolları sıvadığını dile getirdi.Solgur, bilgisayarların onarımı için aralıksız çalıştığını vurgulayarak, şunları kaydetti:'15 günde yaklaşık 50 bilgisayarı kullanıma hazır hale getirdim. Kırsaldaki okulların sınıflarına öğrencilerin kullanımı için bilgisayarlar gönderildi. Buradaki en büyük amacım, kırsaldaki çocukların uzaktan eğitime erişebilmeleriydi. Özellikle geri dönüşüme de katkı sağlamak için atıl durumdaki kullanılamaz durumdaki bilgisayarları onararak tekrar kullanılabilir hale getirdim.'İl Milli Eğitim Müdürü Pervin'den teşekkürMuğla Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre ise duyarlılığından dolayı Reis Solgur'a teşekkür etti.Muğla ve ilçelerinde 'Sınırsız Eğitim Projesi'nin uygulamalarını aşamalı olarak yürüttüklerini ifade eden Töre, bu kapsamda 252 öğrencinin evine televizyon ulaştırdıklarını bildirdi.EBA destek noktalarını da yaygınlaştırarak köylerinde, mahallelerinde, evlerinde internet altyapısı olmayan çocukların erişimini sağladıklarını belirten Töre, uzaktan eğitime erişimde güçlük yaşayan öğrenciler için çalıştıklarını sözlerine ekledi.
Bursa Merkezli Fetö Operasyonunda 12 Zanlı Yakalandı
BURSA (AA) - Bursa merkezli 5 ilde Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) askeri mahrem yapılanmasına yönelik operasyonda 12 şüpheli gözaltına alındı.Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüte yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütünün mahrem yapılanmasında yer aldıklarına yönelik ifadeler bulunan, büfe ve ankesörlü telefonlardan mahrem imamlarca ardışık ve periyodik olarak arandıkları tespit edilen 14 kişi için yakalama kararı çıkarıldı.Bunun üzerine harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Bursa, İstanbul, Ankara, Sakarya ve Tekirdağ'da belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar yaptı.Operasyonda, biri polis memuru, 11'i kapatılan askeri okul öğrencisi 12 zanlı yakalandı.Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.Diğer 2 zanlıyı yakalama çalışmalarının ise devam ettiği öğrenildi.
Keçiören'de Köşe Bucak Temizlik
ANKARA (AA) - Keçiören Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından ilçedeki 51 mahallede yürütülen detaylı temizlik çalışmaları 24 saat esasına göre devam ediyor. Keçiören Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, ilçenin tüm cadde ve sokaklarında hem mıntıka temizliği yapılıyor hem de köşe bucak süpürme işlemi gerçekleştiriliyor. Dezenfeksiyon işlemi yapan ekipler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında cadde, sokak ve binaların iç kısımlarını dezenfekte ederek vatandaşlara sağlıklı bir yaşam alanı sunuyor.'Daha temiz bir Keçiören için gece gündüz sahadayız'Açıklamada görüşlerine yer verilen Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 'İlçemizin tüm cadde ve sokakları gece gündüz süpürülüyor. Temizlik ekibimizin girmediği hiçbir mahallemiz yok. 51 mahallemizin tamamında eş zamanlı devam eden temizlik çalışmalarıyla sokaklarımızı pırıl pırıl yapıyoruz. Temizlik ekiplerimiz muhtarlarımızla koordineli bir şekilde ilçemizi köşe bucak temizliyor ardından da dezenfekte çalışması yürütüyor.' ifadelerini kullandı.Keçiören Belediyesi tarafından yürütülen temizlik çalışmalarının mesai mefhumu olmaksızın devam ettiğini aktaran Altınok, şunları kaydetti:'Daha temiz, daha huzurlu ve daha güzel bir Keçiören için gece gündüz sahadayız. Mikrobik olması muhtemel noktalarla birlikte şehrimizin her tarafında dezenfekte çalışması yürütüyoruz. Belediyemize kazandırdığımız temizlik araçlarımızla ve kurduğumuz temizlik ekibimizle ilçemizdeki her bir cadde, sokak, park, bahçe ve boş arazileri temizliyoruz. Mesai mefhumu tanımaksızın sokaklarda gece gündüz demeden vatandaşımızın sağlığı için çalışıyoruz.'
Reklam
Arkeologlardan Aizanoi'nin Tiyatro Ve Stadyumuna "Antik Çağ" Dokunuşu
KÜTAHYA (AA) - MUHARREM CİN - Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde geçmişi 5 bin yıl öncesine uzanan Aizanoi Antik Kenti'ndeki tiyatro ve stadyum yapılarına orijinal görünümlerinin kazandırılması amacıyla, zamanla yerinden sökülen 1 ton ila 3 ton arasında değişen ağırlıklara sahip 2 bin 400'e yakın taş bloğun kaldırılması işlemi tamamlandı.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2012'de dahil edilen, 'İkinci Efes' olarak da nitelendirilen Aizanoi'de kazı ve alan araştırması, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özer başkanlığında 9 yıldır sürüyor.Özer, AA muhabirine, Roma dönemine ait 20 bin kişilik tiyatro ile bitişiğindeki 13 bin 500 kişilik stadyumun restorasyonunun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahyalı iş insanı Rıza Güral arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında sürdüğünü belirtti.Kütahya Valiliğinin de destek verdiği çalışmaların bu yılki bölümüne 16 Haziran'da başladıklarını belirten Özer, 'Restorasyon çalışmalarını tamamlayarak burayı Antik Çağ'daki görünümüne kavuşturmayı ve bölgeye daha fazla turist çekmeyi hedefliyoruz.' dedi.Özer, tiyatro ve stadyumdaki çalışmaların 5 yıl daha sürmesinin hedeflendiğini aktardı.Deprem ve toprak kayması gibi doğal afetler nedeniyle yerinden sökülen taşların yerleri tespit edilip sınıflandırılarak, 130'ar ton kapasiteli iki vinçle çevredeki boş alanlara alındığını bildiren Özer, şöyle devam etti:'3 aydan beri antik tiyatroda yaptığımız çalışmalarda, meydana gelen depremler, toprak kaymaları gibi doğal afetler nedeniyle yerinden çıkan ağırlıkları 1 ila 3 ton arasında değişen yaklaşık 2 bin 400 devrilen kaya ve taşlar kaldırıldı. Her bir taşın vaziyet planı ve rölevesi çıkarılarak restorasyona hazır hale getiriliyor. Ayrıca tiyatroda biriken topraklar çıkarılarak bilimsel kazılar yapıldı. Yaklaşık 70 kamyon toprak çıkarıldı. Burada 60 işçi ve 13 teknik elemanla çalışmaları yürütüyoruz. Aynı zamanda burada bir istihdam da sağlamış oluyoruz.' 'Taşlar konuşmaya başladı'Prof. Dr. Özer, tiyatroda taşların kaldırılmasının yanı sıra yürütülen kazı çalışmalarında buluntuların da ortaya çıktığını dile getirdi.Adeta 'taşların konuşmaya başladığını' vurgulayan Özer, şunları kaydetti:'Sahne binasından orkestra bölümüne devrilen pek çok heykel parçası gün yüzüne çıkmaya başladı. 3 katlı olduğu düşünülen sahne binasının bir katının frizlerinde, Eroslar ile hayvan avının betimlendiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca olasılıkla bir imparatora ait ve başkumandan gibi betimlendiği düşünülen zırhlı heykelin parçaları yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Heykel parçalarının işleniş biçimine bakıldığında, Roma dönemi ve özellikle milattan sonra 2'nci yüzyıl heykel üslubuna göre üstün bir işçilikle yapıldıklarını gözlemledik.'Özer, bu sene için çalışmaların aralık ayına kadar kesintisiz devam edeceğini sözlerine ekledi.Aizanoi Antik KentiKütahya il merkezine 57 kilometre uzaklıkta yer alan ve Frigya'ya bağlı Aizanitislerin ana yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen Aizanoi kent alanının, milattan önce 3000'li yıllardan itibaren kullanıldığı tahmin ediliyor.Milattan önce 133'te Roma egemenliğine giren, bir piskoposluk merkezi de olan kentin, erken Bizans döneminde önemini yitirdiği belirtiliyor. 13'üncü yüzyılda Çavdar Tatarlarının üssü olan, sonraları Çavdarhisar ismini alan kent, Avrupalı gezginlerce 1824 yılında keşfedildi.Aizanoi'de, Alman Arkeoloji Enstitüsünce 1970-2011 yıllarında yapılan kazılarda Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus tapınağı, tiyatro, stadyum, iki hamam, dünyanın ilk borsa yapısı, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde 5 köprü, 'Meter Steunene' kutsal alanı, nekropoller, bent ve su yolları gün ışığına çıkarıldı. Tapınağın çevresinde milattan önce 3000'li yıllara ait yerleşim tabakaları bulundu.Antik kentte 1970'ten itibaren 41 yıl yaz aylarında çalışma yürüten Alman Arkeoloji Enstitüsünün lisansı Bakanlar Kurulu kararıyla 2011'de iptal edilerek kazı görevi Türk arkeologlara verildi.
Kırklareli'den Ülkeye Giriş Yapan İsviçreli Turist Aile Bisikletle İstanbul'u Gezecek
KIRKLARELİ (AA) - İsviçre'den gelerek Kırklareli Dereköy Sınır Kapısı'ndan ülkeye giriş yapan turist aile, bisikletle İstanbul'u gezmek istiyor. İsviçre'nin Lozan kentinden İstanbul'a gelmek için 7 yaşındaki ikiz çocukları Alice ve Margaux'la yola çıkan emekli öğretmen Leila (45) ile mühendis Marc Servajan'ın (54) Dereköy Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yaptı.Gezgin aile burada Lüleburgaz Yıldızları Bisiklet Akademisi'nin konuğu oldu. Leila Servajan, gazetecilere yaptığı açıklamada, uzun yıllardır bisikletle İstanbul'a yolculuk yapma hayalini kurduklarını söyledi.Bisikletleriyle Türkiye'nin güzelliklerini gezeceklerini ifade eden Servajan, Türkiye'nin güzelliklerine hayran olduklarını vurguladı.Türkiye'deki turlarının 1 ay süreceğini anlatan Servajan, 'Bisikletle gezmeye eşimle birlikte başladık. Çocuklar henüz dünyaya gelmemişti. Çocuklarımız dünyaya gelince de bisikletle dünyayı gezme deneyimimizi onlarla paylaştık. Şimdi ise ailecek bisikletlerimiz ile Türkiye'ye geldik. Türkiye'ye hayranız. Buna bizim karşımıza çıkan güzel insanlar etki etti.' dedi. 'Gezginlerden Türkiye hakkında çok iyi şeyler duyduk'Yola çıkmadan önce Türkiye ve Türk misafirperverliği hakkında olumlu sözler duyduklarını anlatan Servajan şöyle devam etti:'Gezginlerden Türkiye hakkında çok iyi şeyler duyduk. Onlar bize Türkiye'yle ilgili çok iyi anılar anlattılar. Biz de şu anda bu güzel anıları Türkiye'de yaşıyoruz. Sınırı geçtikten sonra ilk köye geldik. Dereköy'de bizi ilk gördükleri anda çay ikram ettiler. Biz buna çok şaşırdık. Başka da söyleyecek bir şey yok. Anlatılan Türk misafirperverliği gerçekmiş.'
Reklam
Yetiştirme Yurdunda Büyüdü, Başka Hayatlara Dokunmak İçin Mücadele Veriyor
ANTALYA (AA) - SİNAN ÖZMÜŞ - Ankara'da henüz 3 yaşındayken cami avlusuna bırakılan ve ardından yetiştirme yurdunda büyüyen 39 yaşındaki Doğan Elden, Antalya'da 16 yıldır ihtiyaç sahibi aileler ile engelli çocuklar için organize edilen sosyal projelere öncülük ediyor.Doğan Elden, 36 yıl önce cami avlusuna bırakıldığında kendisini bulan bir zabıta memuru tarafından Keçiören Çocuk Yuvasına götürüldü. Yaşı 18'e ulaşıp yurttan ayrılan Elden, sıkıntılı dönemlerinde bir süre sokakta yaşadı. Antalya'ya yerleşip bir çiftlikte iş bulan Elden, yaşadığı zorlu hayatı anlatan 6 kitap yazdı.Kepez Kaymakamlığında memur olan Elden, sıcak bir ailenin özlemi içinde büyüdüğü günleri ve sonrasında yaşadığı yokluğu başkaları yaşamasın diye yardım faaliyetlerine ağırlık verdi.Düzenlediği sosyal projeler ve yardım kampanyaları ile ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldüren Elden, bu özelliği ile de kentte 'Yerli Robin Hood' olarak tanındı. İyi bir sosyal medya kullanıcısı da olan Elden, mesai saati biter bitmez, hayırseverlerin katkılarıyla toplanan akülü araba, gıda, giyim ve ev eşyası gibi yardım malzemelerini adreslere ulaştırıyor. Elden, 16 yıldır aralıksız sürdürdüğü yardım faaliyetlerinde hayırseverlerin destekleriyle Türkiye genelinde 2 bin 450 ailenin ve 86 engelli çocuğun yüzünü güldürdü. 'Yokluğun ve acının nasıl bir şey olduğunu biliyorum'Doğan Elden, AA muhabirine, sosyal medyada yaptığı duyuruların karşılıksız kalmaması sonucunda, 16 yıldır ihtiyaç sahibi ailelere ve engelli çocuklara yardımları ulaştırdığını söyledi.Yetiştirme yurdunda büyüdüğü için 'Benim annem de babam da devlet' diyen Elden, 'Yokluğun ve acının nasıl bir şey olduğunu çok iyi bilen bir insanım. O yüzden bu işlere beni vesile kılan devletime teşekkür ediyorum. Bugün bu noktaya kadar geldiğim için çok mutluyum.' diye konuştu.Elden, yaşadığı sıkıntılardan ve durumlardan dolayı empati yapma yeteneğinin gelişmiş olduğunu belirterek, bu nedenle ihtiyaç sahiplerini her gördüğünde gözyaşı döktüğünü belirtti.Bilhassa engelli çocuklara yardımcı olduğu için kendisini çok şanslı hissettiğini anlatan Elden, şöyle dedi:'Çocuklarımız özel çocuklar. Sloganım 'Çocuklar gülerse dünya güler.' El ele, yürek yüreğe, kalp kalbe verelim. Her şeyi devletten beklemeyelim. Tabii ki devletimiz, büyük ve sosyal bir devlet. Ama biz de vicdanlarımızı ve merhametimizi ortaya koymak zorundayız. Gelin hep birlikte el ele verelim, daha güzel şeyler yapalım. Çocuklarımız gülsün, geleceğimiz gülsün.' Engelli Muhammed Miraç'a tekerlekli sandalye yardımıDoğan Elden, doğuştan bedensel engelli 4 yaşındaki Muhammet Miraç Gülyaprağı'na da tekerlekli sandalye yardımına aracılık etti.Bu yardımların kendisine inanan güvenen hayırseverler aracılığıyla olduğunu vurgulayan Elden, tekerlekli sandalyenin Fransa'dan kendisine ulaşan bir Türk hayırseverden geldiğini aktardı. Elden, 'Muhammed'in ailesiyle Kepez Kaymakamlığına yaptıkları başvuru sırasında tanıştık. Fransa'da yaşayan Ferhat Bey sayesinde aracı alarak çocuğumuza ulaştırdık. Amacımız, çocuğumuzun daha iyi şartlarda daha güzel ortamda mutluluğu yaşayabilmesi. Bu yardımlarda beni vesile kılan tüm hayırseverlerden Allah bin kere razı olsun.' dedi.Engelli çocuğun babası Faruk Gülyaprağı ise oğlunun engelinden dolayı sürekli rehabilitasyon gördüğünü belirterek, daha önce çocuk arabasıyla dışarı çıkardıklarını söyledi.Ancak çocuğunun boy ve kilosunun yaşına göre fazla olması nedeniyle sürekli düşme korkusu yaşadıklarını dile getiren Gülyaprağı, 'Doğan Bey'le Kaymakamlıkta tanıştık. Onun vasıtasıyla engelli aracımız geldi, çok mutluyuz.' diye konuştu.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıkları Zor Anları Anlattı
VAN (AA) - EMRE ILIKAN - Van'da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanan ve tedavilerine hastanede devam edilen hastalar, uyarılara rağmen gerekli önlemleri almamanın pişmanlığını yaşıyor.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezinde tedavi olan hastalar, hastalığın etkilerini ve yaşadıkları zor anları AA muhabirine anlattı. Hastanede tedavisi devam eden 58 yaşındaki Hayrettin Çiçekay, nefes darlığı ve şeker yükselmesi şikayetiyle hastaneye başvurduğunu söyledi.Yapılan kontrollerde Kovid-19 testinin pozitif çıktığını belirten Çiçekay, hastanede tedavi altına alındığını, şeker hastalığından dolayı iki ayağından birer parmağının kesildiğini dile getirdi. Herkesin Kovid-19 konusunda yapılan uyarıları dikkate alması çağrısında bulunan Çiçekay, şöyle konuştu:'Kovid-19 salgını yokmuş gibi davrandım bugün cezasını çekiyorum. Bu hastalığa yakalanmadan önce tedbirimi almam gerekiyordu. Evde canım sıkıldığı için kahvehaneye oturmaya gidiyordum. Koronavirüs lanetine nasıl yakalandım bilmiyorum. Şikayetlerim saymakla bitmiyor. İştahım yok, midem bir şey almıyor, göğsüm sıkışıyor, nefes alamıyorum, öksürüyorum, ağrılarım sırtıma vuruyor. Bu hastalık beni bitiriyor. Tedbirli olmak, maske takmak, sosyal mesafe ve hijyen kuralına uymak gerekiyor. İnsan hasta olunca sağlığın kıymetini biliyor. Allah tüm sağlıkçıların yardımcısı olsun. Bize çok iyi bakıyorlar.''Tüm varlığımı tek nefes için veririm'Hastanede tedavisi süren 56 yaşındaki 4 çocuk annesi Şadiye Dayan ise şiddetli baş ağrısı ve solunum sıkıntısı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu, kontrollerin ardından kendisine Kovid-19 teşhisi konulduğunu aktardı.Kovid-19'un ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Dayan, 'En büyük sıkıntım nefes alamamak. Aynı zamanda akciğer embolisi hastalığım var. Gece ateşim çıkıyor. Oksijen yardımıyla nefes alabiliyorum. Nefes alamadığım an bana 'tüm varlığını bize ver sadece bir kere rahat nefes al' deseler tüm varlığımı o tek nefes için veririm. Nefes alamamak çok zor bir durum. Allah düşmanıma dahi yaşatmasın bu durumu. Bu koronavirüse nasıl yakalandığımı bilmiyorum. Herkes çok dikkat etsin, maske taksın ve gerekmedikçe dışarı çıkmasın. Virüsü başkalarına bulaştırmasınlar.' ifadelerini kullandı. Hastanede 10 gündür tedavi gören 54 yaşındaki Senal Işık da göğüs ağrısı ve yüksek tansiyon şikayetiyle üniversite hastanesine başvurduğunu belirtti. Virüse nasıl yakalandığını bilmediğini vurgulayan Işık, 'Nefesim kesiliyor, her tarafım, göğsüm ağrıyor, nefes alamıyorum. Koronavirüs çok kötü bir hastalık. Millet kahvehanelere koronavirüs yokmuş gibi oturuyor. Dikkat etsinler. İşi olmayan dışarı çıkmasın evinde kalsın. Bu hastalığın nereden bulaşacağı belli olmuyor. Allah bu hastalığı kimseye yaşatmasın.' dedi.'Tedbirlere uyarak Kovid-19'u yenebiliriz'YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ümit Haluk İliklerden, Kovid-19 salgınıyla mücadelede en ön safta yer alan sağlık çalışanlarının yaklaşık sekiz aydır canları pahasına insanların sağlığına kavuşması için mücadele ettiğinin altını çizdi.Ventilatör cihazına bağlı Kovid-19 hastalarının yemek yiyemediğini, konuşamadığını anlatan İliklerden, hastaların ağrılarının yüzlerine yansımasını ve rahat nefes alamamalarını gördüklerinde çok üzüldüklerini söyledi. Bu duruma düşmemek için herkesin maske, sosyal mesafe ve temizlik kuralına uyması gerektiğini ifade eden İliklerden, şöyle konuştu:'Ventilatör cihazına bağlı yüz maskelerini kullanan hastalarımız normal zamanlarında alıp verdikleri nefeslerine inanılmaz özlem duyuyor. Dikkat etmediğimizde anne, baba ve yaşlılarımıza bulaştırdığımız koronavirüs ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Böyle bir mesuliyetin üzüntüsünü yaşamamak ve büyüklerimizi kaybetmemek için pandemi önlemlerine daha fazla dikkat etmemiz lazım. Yaklaşık 8 aydır Kovid-19 salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanlarıyız. Hastane olarak pandemi sürecinde ciddi çalışmalar yaptık. Laboratuvarlar kurduk. Koruyucu malzemelerimizi, yüz koruma siperliklerini, numune alma kabinlerini ve transfer sedyelerini kendimiz ürettik. Bulaş riskine karşı ailelerimizden, çocuklarımızın teninden, nefesinden uzak kalarak aylardır çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz.' Sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakarlık karşısında insanların da önlemlere daha çok dikkat etmesini isteyen İliklerden, 'Tüm uyarılara rağmen önlem almayan bir vatandaşın koronavirüsü yaydığını düşündükçe enerjimizi kaybediyoruz. Bu mücadeledeki umutlarımızı yitiriyoruz. Bunun için vatandaşımızın daha duyarlı olması gerekiyor. Tedbirlere uyarak Kovid-19'u yenebiliriz.' dedi.
Uzmanlara Göre İsrail, 1967 Sınırlarına Dönerse Normalleşme Mümkün Olur
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Arap ülkeleri yöneticilerinin kendi monarşik iktidarlarını sürdürebilmek için İsrail ile normalleşmeye gittiklerini belirten uzmanlar, başta BM olmak üzere tüm dünyada kabul görecek bir normalleşmenin ancak İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi, sürgündeki Filistinliler'in yurtlarına geri dönmesi ve Araplarla Yahudilerin eşit haklara kavuşması ile mümkün olabileceğini savunuyor.Mısır ve Ürdün'den sonra Birleşik Arap Emirlikleri de İsrail ile normalleşmeye yönelik sözde barış anlaşmasını (İbrahim anlaşmasını) 13 Ağustos'ta ilan etti. Son olarak bir diğer Körfez ülkesi Bahreyn, İsrail ile ilişkilerini güçlendirme kararı aldı. İsrail ve Bahreyn arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için İsrail üst düzey heyeti dün gece Bahreyn’e gitti. Heyette, ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben Şhabat bulunuyor.Bu arada geçen hafta Eski Irak Başbakan Yardımcısı Baha Araci, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi için ortamın uygun olduğunu ve bu karara ilişkin önceliklerin Şii dini merci tarafından belirleneceğini söylemesi ülke içinde ciddi tartışmalara neden olmuştu. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Filistinlileri yok sayan 'Yüzyılın Anlaşması'nın hayata geçirilebilmesinin ikinci adımı olarak Arap-İsrail normalleşme sürecinin başlatıldığını kaydetti. Prof. Kurşun, Körfez Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşme sürecinin üçüncü tarafları olumsuz etkilediğini ve bunun gayrımeşru bir ilişki olduğunu tüm dünyanın bildiğini söyledi.ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan 'Yüzyılın Anlaşması' projesinin fiyaskoya dönüşmesinin ardından yeni bir aşamaya geçildiğini kaydeden Kurşun, 'Bu yeni aşamada İsrail ile bölge ülkelerinin ilişkileri normalleştirilmek isteniyor. Filistin ve Filistinlileri yoksayan 'Yüzyılın Anlaşması' adlı saçmalığın hayata geçirilmesinin altyapısı hazırlanıyor. Maalesef BAE de bunun tarafı oldu. BAE ile İsrail arasındaki ilişki üçüncü taraflara zarar veren bir ilişki biçimi olduğu için bu, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde de kabul edilebilir bir normalleşme değildir.' dedi.Kurşun, barışa muhtaç olan dünyanın bölgedeki meşru olmayan bu normalleşmeye şimdilik sessiz kaldığını ifade ederek, şöyle konuştu:'Meşru olmayan ilişliler bölgede taraftar bulmak suretiyle bir şekilde normalleştirme ve meşrulaştırma arayışı içerisindedirler. İlk adım da Bahreyn'de atılmıştır. Bahreyn'in Suudi Arabistan'dan izin almadan böyle bir adım atması mümkün değil. Bahreyn'in bu adımı atması demek Suudi Arabistan yönetiminin de meseleye BAE gibi baktığının bir göstergesidir. Ancak Suudi Arabistan, kendi özel şartları ve toplumsal yapısı nedeniyle doğrudan bu ilişkinin aktörü olmak istemiyor, dolaylı bir şekilde yürütüp işi zamana yaymak istiyor.''Kendi geleceklerinin garantisini İsrail ile iş birliğinde görüyorlar'Kurşun, 'Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri kendi yönetimlerinin geleceklerinin garantisini İsrail ile iş birliğinde görüyorlar. Kendi meşruiyetlerini ve geleceklerini ancak İsrail'in sağlayabileceği istihbarat ve başka alanlardaki desteklerle görüyorlar.' ifadesini kullandı.Körfez ülkelerinin demokratik gelişme sağlayan İslam ülkelerinin kendi ülkelerinde örnek alınmasından korktuğunu vurgulayan Kurşun, monarşik yönetimlerin İsrail'le yakınlaşmayı belki de Trump'tan daha fazla istediğini savundu.Bölge ülkeleri içerisinde kendilerine bu imkanı sağlayacak olan tek ülkenin İsrail olduğunu aktaran Kurşun, 'İsrail, dünya ile ilişkileri, lobileri ve istihbarat gücü ile Körfez ülkelerine bu desteği geçici olarak sağlayacaktır. Bu ülkeler İsrail ile normalleşmeye kendi iktidarlarının geleceği açısından mecburdurlar. Dolayısıyla ne tür baskılar olursa olsun başlayan sürecin geri dönüşü yoktur.' şeklinde konuştu. Kurşun, şartlara uyulması koşuluyla İsrail ile de normalleşmenin sağlanabileceğini kaydederek, şöyle devam etti:'Eğer İsrail dünya barışına zarar veren Filistin meselesinde 1948'den beri beri sürdürdüğü politikalardan vazgeçerse, 1967 sınırlarına geri çekilmeyi kabul ederse, yerinden yurdundan ettiği Filistinlilerin kendi topraklarına dönmesine müsaade ederse ve hukuki olarak Araplara eşit muamele sağlarsa elbette İsrail ile normalleşme hem uluslararası hukuk hem de ahlaki açıdan mümkün olabilecektir.''Bu normalleşmede taraflar eşit değil'Prof. Dr. Oktav ise 2003 Irak işgalinden 3 yıl sonra İran, Suriye, Hamas ve Hizbullah'ın oluşturduğu 'Şii Hilali'nin bölgede bir hakimiyet kurduğunu, buna karşın Arap Baharı ile İsrail'in istikrarını koruyan bir hakimiyetin ortaya çıktığını söyledi.Trump'ın 2017'de Riyad ziyareti sonrası normalleşme işaretlerinin verildiğini belirten Oktav, 'Normalleşmeyi Körfez'den başlattı. İsrail, sadece Filistin meselesinde anlaşma değil, silah sanayinde, tarımda, ticarette, turizmde pek çok anlaşmalar yaparak Körfez'e girmek istiyor. Katar ve Kuveyt bu konuda endişeli. Çünkü İsrail bir kere Körfez'e girerse bir daha çıkmaz diye düşünüyor.' dedi. Oktav, monarşik yapıların devamını İsrail'le normalleşme ve barışta bulan BAE ve Suudi Arabistan'ın ciddi bir kamu diplomasisi yürüttüğünü kaydederek, şunları söyledi: ''Yüzyılın Anlaşması'ndan sonra normalleşme sürecini başlattılar. İsrail'in üstün olduğu bir barış ortamı getirilmeye çalışılıyor. Oysa dünyanın kabul edeceği bir normalleşme ancak İsrail'in BM kararlarına uymasıyla mümkün olacaktır. Bu normalleşmede bir kere taraflar eşit değil. Yüzyılın Anlaşması'na dayanarak Kudüs'ün başkent ilan edilmesi, Golan Tepeleri'nin ilhak edilmesi (ki bu ilhak değil işgaldir) ABD tarafından tanındı. Bu tanıma karşısında hiç sesi çıkmayan bir Arap dünyası var.'Oktav, İsrail ile normalleşmenin temelinin Arap Baharı'yla atıldığını savunarak, bu sebeple Arap Baharı'nın Körfez ülkelerine yansımadığını aktardı.Normalleşme ile İsrail-Filistin gerginliğine olumlu bir katkı sağlanamayacağını da vurgulayan Oktav, 'İsrail-Filistin gerginliği tam tersine katlanarak büyüyecek. Arap ülkelerinin Arap Baharı sonrası zayıflaması İsrail'in çok rahat at oynatmasına neden oldu. İran'dan ise artık çok yüksek perdeden demeçler falan gelmiyor. Dolayısıyla İsrail ile normalleşmeye karşı çıkma noktasında gümbür gümbür açıklama yapan bir ülke yok.' diye konuştu.
Reklam