Edirne Ve Bulgaristan Arasındaki Ticari İlişkiler Artıyor
EDİRNE (AA) - Edirne Valiliği ve Bulgaristan Tirgovişte (Eskicuma) Valiliği arasında niyet beyanı imza töreni gerçekleşti. Edirne Valisi Ekrem Canalp, Bulgar mevkidaşı Mitko Staykov'u valilik binasının önünde karşıladı. Canalp, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ve Bulgaristan'ın Balkan coğrafyasında komşu olarak birlikte yaşadığını söyledi.Edirne'den Eskicuma'ya, Eskicuma'dan da Edirne'ye ziyaretlerin devam ettiğini belirten Canalp, şu değerlendirmede bulundu: 'Bulgaristan'la karşılıklı ziyaretlerin bir kısmının turistik, bir kısmının ise ticari boyutu var. İş birliği protokolümüz aramızdaki insani ve ticari ilişkileri çok iyi çerçeveye oturtup geleceğe çok daha güçlü şekilde taşınmasına vesile teşkil edecektir. Eskicuma'daki soydaşların, Müslümanların varlığı da aramızdaki ilişkilere güçlü bir bağ katabilmek amacıyla çok güçlü bir fırsat doğuruyor.' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov arasındaki iyi ilişkilerin devletler arası her düzeye yansıdığını aktaran Canalp, böylelikle tüm problemleri kısa sürede çözüme kavuşturduklarını vurguladı.Gümrük kapılarından her gün 2 bin civarında tırın Bulgaristan'a geçiş yaptığına dikkati çeken Canalp, 'Bulgaristan'dan da aynı şekilde 2 bin tır Türkiye'ye giriş yapıyor. Her gün yüzlerce otobüs insanlarla dolu şekilde Bulgaristan'a geçiyor ve yüzlerce otobüs Bulgaristan'dan Türkiye'ye geçiş yapıyor. Aynı zamanda binlerce otomobil de Bulgaristan'a ve Türkiye'ye giriş yapıyor. Bu hareketlilik hem Bulgaristan açısından hem Türkiye açısından çok önemli ekonomik fırsatları da bizlere sunuyor.' diye konuştu.Staykov da protokolle ilişkilerin daha iyi gelişeceğini, ileriye dönük adımlar atılacağını belirtti.Türkiye ile ilgili ilişkilerinin çok iyi seviyede devam ettiğini aktaran Staykov, ' Bizlerde camilerin ayakta kalması için her türlü desteği de veriyoruz. Bazı konuları ortaklaşa çözme çabasındayız. Bu böyle devam etmesi gerekiyor ve işbirliğimizi devam ettirmeliyiz. Türkiye tarafından Şişecam bize iş alanı sağlıyor. Fabrikada 3 bin 500 yakın işçi çalışıyor. Bunların yan çalışmalarıyla birlikte 5 binin üzerinde istihdam sağlanıyor. Ülkemiz bu konuda elinden geleni de yapıyor.' dedi.Açıklamaların ardından valilik toplantı salonunda imza töreni gerçekleşti.
İsrail Ordu Radyosu: İsrail'den Üst Düzey Bir Heyet Sudan'ı Ziyaret Etti
KUDÜS (AA) - ABD Başkanı Donald Trump'ın 'teröre destek veren' ülkeler listesinden çıkaracağını açıkladığı Sudan'ı İsrail'den üst düzey bir heyetin ziyaret ettiği bildirildi. İsrail Ordu Radyosu'nda yer alan haberde, İsrail'den üst düzey bir heyetin Hartum'u ziyaret ettiği belirtilirken, heyette kimlerin yer aldığı ve ziyaretin tarihine ilişkin bilgi verilmedi. Öte yandan İsrail basınına yansıyan bilgilere göre, dün Tel Aviv'den kalkan özel bir jet Hartum'a indi ve gece saatlerinde yeniden İsrail'e döndü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel Hayom gazetesi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in ardından Sudan'ın da İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasına vardığını yazmıştı. Trump, 19 Ekim'de yaptığı açıklamada, ABD'li terör kurbanları ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödemesi halinde Sudan'ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkaracağını duyurmuştu. Sudan yönetimi de 20 Ekim'de Washington yönetiminin talep ettiği 335 milyon dolarlık tazminatı transfer ettiğini açıklamıştı.
Akciğer Kanseri Tanı Ve Tedavisinde "Multidisipliner Yaklaşım" Önerisi
İSTANBUL (AA) - Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) tarafından hazırlanan 'Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı Raporu' açıklandı. Dernek tarafından hazırlanan raporda, tıbbi onkoloji, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, radyasyon onkolojisi, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji branşlarının 'ortak akılla' çalışmasına yönelik bir yol haritası sunuldu.Raporda önerilen yaklaşımlar sayesinde akciğer kanseri tedavisinde vakit kaybedilmeden daha hızlı tanı ve doğru tedavi uygulamalarının mümkün olması hedefleniyor. Derneğin çevrim içi platformda gerçekleşen toplantısında konuşan Türk Akciğer Kanseri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdem Göker, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de en çok öldüren ve en sık görülen kanserin akciğer kanseri olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Göker, akciğer kanserinin önlenebilir olduğunu fakat sigara karşıtı çalışmaların yeterince yapılamaması ve hala yoğun olarak sigara içilmesi nedeniyle akciğer kanseri sıklığında azalma görülmediğini ifade etti. Türkiye'de her yıl 40 bine yakın hastaya akciğer tanısı konulduğuna dikkati çeken Göker, bu tanıların genellikle ileri evrelerde konulduğunu dile getirdi. Göker, 'Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı Raporu'nu, akciğer kanserli hastalara tanı konmadan önce, tanı konduktan sonra, tedavi planlanırken ve tedavi sonrasındaki izlemde çok disiplinli ve çok uzmanlık alanıyla birlikte takip edilmesi gerektiğinin farkındalığını oluşturmak amacıyla duyurduklarından bahsetti. Halihazırda tanı almış ve tedavisi süren 100 bine yakın hasta bulunduğuna işaret eden Göker, 'Multidisipliner dediğimiz, çok sayıda uzmanlık dalından gelen hekimlerin bir arada takip ve tedaviye karar verdiği konseylerde hastaların tartışılması durumunda, hastalığın tedavisindeki başarı şansımız doğrudan doğruya yükselmektedir. O nedenle bu çalışmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Göker, akciğer kanserindeki şikayetlerin diğer kanser türlerine göre daha fazla olduğunu, bu nedenle hastaların rahatsızlık ilerledikçe daha fazla eziyet çektiklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Aslında bu eziyeti çekmelerine gerek yok. Doğru ve bir bütün olarak tedavi edildiklerinde, hastaların acılarına merhem olunabilecek pek çok yöntem ve ilaç var. Son 10 yıl içerisinde tıpta en fazla ilaç geliştirilen alanlardan biri akciğer kanseri. Akciğer kanserinde hem akıllı ilaçlar hem immünoterapiler hem standart kemoterapilerle çok başarılı olduk. Radyasyon onkolojisinde, patolojik tanıların konulmasında, cerrahi tedavilerde çok büyük başarılar yaşandı.' 'Kanser kuşkusu olsa bile multidisipliner konseyden görüş alma isteğini hekimlerine iletsinler'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde akciğer kanserli hastaların yaşadıklarına da değinen Göker, pandemi başladığında hasta sayısında ciddi bir düşüş yaşandığını, hastaların hastaneye gelmekten korktuğunu fakat veriler ortaya çıktıkça akciğer kanserli hastaların salgında daha fazla risk altında olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığının görüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Göker, salgın sürecinde Kovid-19'a yakalandığı kuşkusuyla hastaneye gelen kişilere daha fazla tomografi çekilmeye başlandığını, bu sayede akciğer kanseri hastalarına erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, şunları kaydetti: 'Yani Kovid-19 mu değil mi diye çekilen tomografilerde, akciğerinde kitle saptanıp ameliyatla bu işten kurtulan hastalarımız oldu. Ama Kovid-19'un bize en önemli katkısı şu oldu; normalde bu çok uzmanlı bu konseyleri gerçekleştirmek, ülkemizin her yanında, coğrafi koşulları da göz önüne aldığınızda, her şehirde her uzmanlık dalından insan bulunmuyordu. Dolayısıyla da bu konseyler oluşturulamıyordu. Kovid-19 nedeniyle bu konseyleri dijital ortamda yapmaya başladık. Bunun da çok yararlı olduğunu gördük. Ülke çapında bu konseylerin yapılabilir olduğunu öngörüyoruz. Raporumuzda da bunları belirttik. Her hasta tüm bu multidisipliner konsey dediğimiz konseyin görüşünü almaya hak kazandı ve o hakkı kullanmalarını öneriyoruz. Akciğer kanser kuşkusu olsa bile hastanın bu multidisipliner konseyden görüş alma isteğini ilgili hekimine iletmesi gerekiyor. Diyecekler ki, 'Benim tedavimde neyse, ne yapılacaksa mutlaka bu konseyden bir görüş alalım. Bu konseyin görüşü doğrultusunda yapalım. Yoksa tedavilerinin eksik kalacağını bilmeleri gerekiyor.' Multidisipliner çalışmanın kolay bir çalışma sistemi olmadığını çünkü bir uzlaşı kültürü gerektirdiğini vurgulayan Göker, 'İyi eğitilmiş, iyi bilgilendirilmiş hekim arkadaşlarımız var. Türkiye'de en üst düzeyde tedaviyi hak eden bir milletimiz var. Milletimizin sağlığını korumak Türk hekimleri olarak birincil görevimiz. Dolayısıyla bunu yapmak üzere daha iyileştirmek için ne yapabiliriz, ortak çalışmamız gerekiyor. Dernek olarak, bu işi yapmak üzere herkesi göreve davet ediyoruz.' şeklinde konuştu. Toplantıda Türk Akciğer Kanseri Derneği Üyesi Prof. Dr. Büge Öz ve Prof. Dr. Uğur Selek ile Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ahmet Demirkaya da birer konuşma gerçekleştirdi.
İsedak 36. İzleme Komitesi Toplantısı Online Yapıldı
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkanı olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 36'ncı İzleme Komitesi Toplantısı, 20-21 Ekim'de online olarak gerçekleştirildi.Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 36'ncı İzleme Komitesi Toplantısı'nda İSEDAK'ın üye ülkeler arasında ekonomik ve ticari iş birliğini geliştirmeye yönelik çabalarına ilişkin son gelişmeler ele alındı.Toplantıda, 25-26 Kasım'da çevrimiçi yapılacak 36'ncı İSEDAK Bakanlar Toplantısı'nın taslak gündemi de hazırlandı. 36'ncı İSEDAK İzleme Komitesi Toplantısı'na daimi başkan Türkiye'nin yanı sıra, komite üyeleri Suudi Arabistan, Filistin, Katar, Malezya, Nijerya, Kuveyt, Endonezya, Nijer ve Pakistan temsilcileri katıldı. Toplantıya ayrıca İİT Genel Sekreterliği ve ilgili İİT kuruluşlarının temsilcileri de iştirak etti.Toplantının açılış oturumuna, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı İbrahim Şenel başkanlık yaptı. Toplantının ilk gününde gündemdeki konular ve 35'inci İSEDAK Toplantısı'ndan bu yana yürütülen çalışmalar gözden geçirilirken, ikinci gün kapanış oturumu gerçekleştirildi ve toplantı raporu kabul edildi.
Kültür Ve Turizm Bakan Yardımcısı Demircan, Malatya'da İncelemelerde Bulundu
MALATYA (AA) - Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Malatya'da ziyaretlerde ve incelemelerde bulundu.Demircan, kentteki programları kapsamında ilk olarak Vali Aydın Baruş'u makamında ziyaret etti.Valilik Şeref Defteri'ni imzalayan Bakan Yardımcısı Demircan, Vali Baruş ile Malatya'nın turizm potansiyeli, imkanları ve ihtiyaçları hakkında görüştü.Ziyarette Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Aysun Bay Karabulut da hazır bulundu.Bakan Yardımcısı Demircan daha sonra Elazığ'ın Sivrice ilçesi merkezli 24 Ocak'ta meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde hasar gördükten sonra güçlendirme çalışması yapılan Malatya'daki tarihi Hacı Yusuf Taş Camisi'nde incelemelerde bulundu.Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Demircan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün camideki çalışmaları belirli bir noktaya getirdiğini anlatarak, 'İnşallah bundan sonra hızlı bir restorasyon süreci başlamış olacak. Camimizin kubbesi bayağı etkilenmiş. Doğru restorasyonu yaparak camimizi yeniden hizmete açacağız. Hep birlikte bu süreci beraber yürüteceğiz.' dedi. Demircan, bir gazetecinin caminin ne zaman açılacağına ilişkin sorusu üzerine, 'Bu tip tarihi eserlerin restorasyonunda yaklaşık bir şey düşünülebilir ama içerisine girdikçe tarih biraz da kendisini ele verir. En kısa zamanda açmak istiyoruz ama tarih vermek bugün için biraz erken. Teknik arkadaşlar süreç içerisinde daha iyi görüp ortaya koyacaklardır.' diye konuştu.Demircan daha sonra cami çevresindeki esnafa ziyarette bulundu, kayısı döneri keserek gazetecilere ikram etti.Bakan Yardımcısı Demircan'a ziyaret ve incelemelerinde Kültür ve Turizm İl Müdürü Çetin Şişman ve Vakıflar Bölge Müdürü Kenan Doğan eşlik etti.
Güney Kore'de Grip Aşısı Yapılan 13 Kişi Öldü, Soruşturma Başlatıldı
Güney Kore'de 13 kişinin grip aşısı yaptırdıktan sonra ölmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Kore Doktorlar Birliği, soruşturma tamamlanıncaya kadar aşı programının durdurulması çağrısında bulundu. İnceleme heyetinin başkanı, ölümlerle aşı arasında bağlantı olduğuna inanmadığını söyledi.
Reklam
Zeytinburnu Mozaikleri Sempozyumu Başladı
İSTANBUL (AA) - '4 Zaman 4 Hikaye 1 Mekan' temasıyla gerçekleştirilen 'Zeytinburnu Mozaikleri Sempozyumu' başladı.Kazlıçeşme Kültür Merkezi'ndeki sempozyum, bir kısmı sergilenmekte olan ve Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait olduğu düşünülen tarihi mozaikleri meraklılarıyla buluşturdu.Sempozyum, Kazlıçeşme Sanat binasında restorasyon esnasında bulunan ve koruma altına alınan tarihi mozaikleri anlatan tanıtım filminin gösterilmesiyle başladı.Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, açılış konuşmasında mozaiklerin keşfedilme sürecine ve önemine değindi.Sur içinde yaşayanlar için eskiden 'surların öte yanı' bilinen Zeytinburnu'nun yıllar içinde bir sanayi bölgesi haline geldiğini ve buna bağlı olarak göç aldığını ifade eden Arısoy, Zeytinburnu'nun 1957'de ilçe olduğunu ve 1984'te büyükşehir yasasıyla belediye haline geldiğini kaydetti.Eski Zeytinburnu belediye başkanlarından Murat Aydın döneminde başka belediyelere örnek ve motivasyon kaynağı olacak dönüşümün başladığını dile getiren Arısoy, 'Bu sürenin 15 yılında başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Bu dönüşüme katkıda bulunmak bendeniz için hep sevinç ve gurur vesilesi olmuştur.' ifadesini kullandı.'Artık elimizde İstanbul'un tarihi için yeni bir tanık var'Mozaiğin bulunduğu yapının 30 yıl süreyle Zeytinburnu Belediyesi başkanlık binası olarak hizmet verdiğini anımsatan Arısoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'Belediye başkanlığının yeni binasına taşınmasıyla üç yıl süren bir restorasyon geçirdi ve kültür merkezi halini aldı. Restorasyon sırasında zeminde Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaik bulundu ve koruma altına alınarak üzeri camla kaplandı. Sur dışında bulunan ilk örnek olduğu için özel önem arz eden mozaiğin bina dışında devam edeceğini düşünerek İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde kazıyı genişlettik. Geçen yıl eylül ayında mozaiğin bütününe ulaştık. Bir arkeolog, bir sanat tarihçisi aradığı kalıntıya ulaşınca nasıl sevinç duyarsa öyle sevindik. Artık elimizde İstanbul'un tarihi için yeni bir tanık vardı. Kısa süre sonra burayı bir mozaik müzesi haline getirmeye karar verdik.'Mozaiğin bulunduğu zemin katta açılan sanat galerisinin Devrim Erbil, Ülker Erke ve Selahattin Kara sergilerine ev sahipliği yaptığını ve binanın geçen yıl kasım ayında Kazlıçeşme Sanat adıyla yeni hayatına başladığını anlatan Arısoy, açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı galeride sergilerin sürdüğünü dile getirdi.Arısoy, gün boyunca gerçekleştirilecek üç oturumda Zeytinburnu Mozaiklerinin konuşulacağını ve sunulan tebliğlerin daha sonra kitaplaştırılacağını sözlerine ekledi.'Bu keşif için konuşmak mutluluk verici'Sanat tarihçisi Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın ise konuşmasında Zeytinburnu ilçesinin İstanbul'un zengin kültürel birikimine önemli katkı sunduğunu söyledi.Toplantıda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Yalçın, 'Kendi uzmanlık alanımda çalışmış olduğum bir sanat tekniğiyle yapılmış bu keşif için konuşmak benim için mutluluk verici.' dedi.Mozaik tekniğiyle yapılan eserlerin eski dönemlerden itibaren Akdeniz havzası medeniyetlerinde ilgi gören görsel sanat yapıtları içinde yer aldığını dile getiren Yalçın, 'Sanat tarihinde ilk defa 18. yüzyılın ilk yarısında modern dünyanın araştırmaya başladığı bu sanat alanı, birçok önemli sanatçı tarafından da uygulanmış, modern dünyanın tekrar keşfettiği bir sanat olmuştur.' ifadesini kullandı.Her bir parçanın kendi içinde tek olduğunu, bütünlükte anlam kazandığını belirten Yalçın, şunları kaydetti:'Çok katmanlı tarihli tüm şehirlerde olduğu gibi İstanbul da barındırdığı antik dönemleri bize rastlantılar sonucu göstermekte. İstanbul'da ortaya çıkan az sayıdaki döşeme mozaikleri, ikinci yüzyıldan altıncı yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimine dağılırlar. Çoğunlukla geometrik ve bitkisel desenler olup figürlü olanlar azdır.' Son yıllarda yeni gelişmeye başlayan mozaik çalışmaları çerçevesinde uzun bir süre ilgi görmemiş olan mozaiklerin yakın bir zamanda doğru bilimsel yaklaşım sergileyen bir çalışmayla değerlendirildiğini belirten Yalçın, 'Zeytinburnu mozaikleri ve benzerleri aslında geç roma dönemi olarak tanımladığımız yeni bir düzene geçiş döneminin kültürel üretiminin devam ve değişikliğinin maddesel tanıklarıdır.' dedi.'Mozaiklerin yerinde sergilenmesi sevindirici'Zeytinburnu mozaiklerinin ortaya çıkmasını ve yaşamasını sağlayanlara teşekkür eden Yalçın, şunları ekledi:'Özellikle vurgulamak istediğim bir konu da bu döşemelerin çoğunun yerinden kaldırıp farklı müzelerde depolanmış olduğu görülmekte, çok azı özgün yerinde bırakılmış. Zeytinburnu Mozaikleri için yerinde bir sergilenme yapılması bizi ayrıca çok çok mutlu etmekte ve sevindiricidir.'Konuşmaların ardından mozaiklerin bulunduğu ve sergilendiği bina içindeki bölüm ile bina dışında kazı çalışmalarının devam ettiği kısım katılımcılar tarafından gezildi.Daha sonra mozaik sanatçısı Meyçem Ezengin ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Kazlıçeşme Sanat binasında bir mozaik atölyesi gerçekleştirdi.'4 Zaman 4 Hikaye 1 Mekan' temalı sempozyum, 'Zeytinburnu ve Kazı Alanı Tarihçesi', 'Kent Arkeolojisi ve Zeytinburnu'nun Kent İçindeki Önemi' ve 'Çok Katmanlılık ve Kültürel Mirasın Korunması' başlıklı oturumlarla devam ediyor.
Zeytinburnu Mozaikleri Sempozyumu Başladı
İSTANBUL (AA) - '4 Zaman 4 Hikaye 1 Mekan' temasıyla gerçekleştirilen 'Zeytinburnu Mozaikleri Sempozyumu' başladı.Kazlıçeşme Kültür Merkezi'ndeki sempozyum, bir kısmı sergilenmekte olan ve Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait olduğu düşünülen tarihi mozaikleri meraklılarıyla buluşturdu.Sempozyum, Kazlıçeşme Sanat binasında restorasyon esnasında bulunan ve koruma altına alınan tarihi mozaikleri anlatan tanıtım filminin gösterilmesiyle başladı.Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, açılış konuşmasında mozaiklerin keşfedilme sürecine ve önemine değindi.Sur içinde yaşayanlar için eskiden 'surların öte yanı' bilinen Zeytinburnu'nun yıllar içinde bir sanayi bölgesi haline geldiğini ve buna bağlı olarak göç aldığını ifade eden Arısoy, Zeytinburnu'nun 1957'de ilçe olduğunu ve 1984'te büyükşehir yasasıyla belediye haline geldiğini kaydetti.Eski Zeytinburnu belediye başkanlarından Murat Aydın döneminde başka belediyelere örnek ve motivasyon kaynağı olacak dönüşümün başladığını dile getiren Arısoy, 'Bu sürenin 15 yılında başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Bu dönüşüme katkıda bulunmak bendeniz için hep sevinç ve gurur vesilesi olmuştur.' ifadesini kullandı.'Artık elimizde İstanbul'un tarihi için yeni bir tanık var'Mozaiğin bulunduğu yapının 30 yıl süreyle Zeytinburnu Belediyesi başkanlık binası olarak hizmet verdiğini anımsatan Arısoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'Belediye başkanlığının yeni binasına taşınmasıyla üç yıl süren bir restorasyon geçirdi ve kültür merkezi halini aldı. Restorasyon sırasında zeminde Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaik bulundu ve koruma altına alınarak üzeri camla kaplandı. Sur dışında bulunan ilk örnek olduğu için özel önem arz eden mozaiğin bina dışında devam edeceğini düşünerek İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde kazıyı genişlettik. Geçen yıl eylül ayında mozaiğin bütününe ulaştık. Bir arkeolog, bir sanat tarihçisi aradığı kalıntıya ulaşınca nasıl sevinç duyarsa öyle sevindik. Artık elimizde İstanbul'un tarihi için yeni bir tanık vardı. Kısa süre sonra burayı bir mozaik müzesi haline getirmeye karar verdik.'Mozaiğin bulunduğu zemin katta açılan sanat galerisinin Devrim Erbil, Ülker Erke ve Selahattin Kara sergilerine ev sahipliği yaptığını ve binanın geçen yıl kasım ayında Kazlıçeşme Sanat adıyla yeni hayatına başladığını anlatan Arısoy, açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı galeride sergilerin sürdüğünü dile getirdi.Arısoy, gün boyunca gerçekleştirilecek üç oturumda Zeytinburnu Mozaiklerinin konuşulacağını ve sunulan tebliğlerin daha sonra kitaplaştırılacağını sözlerine ekledi.'Bu keşif için konuşmak mutluluk verici'Sanat tarihçisi Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın ise konuşmasında Zeytinburnu ilçesinin İstanbul'un zengin kültürel birikimine önemli katkı sunduğunu söyledi.Toplantıda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Yalçın, 'Kendi uzmanlık alanımda çalışmış olduğum bir sanat tekniğiyle yapılmış bu keşif için konuşmak benim için mutluluk verici.' dedi.Mozaik tekniğiyle yapılan eserlerin eski dönemlerden itibaren Akdeniz havzası medeniyetlerinde ilgi gören görsel sanat yapıtları içinde yer aldığını dile getiren Yalçın, 'Sanat tarihinde ilk defa 18. yüzyılın ilk yarısında modern dünyanın araştırmaya başladığı bu sanat alanı, birçok önemli sanatçı tarafından da uygulanmış, modern dünyanın tekrar keşfettiği bir sanat olmuştur.' ifadesini kullandı.Her bir parçanın kendi içinde tek olduğunu, bütünlükte anlam kazandığını belirten Yalçın, şunları kaydetti:'Çok katmanlı tarihli tüm şehirlerde olduğu gibi İstanbul da barındırdığı antik dönemleri bize rastlantılar sonucu göstermekte. İstanbul'da ortaya çıkan az sayıdaki döşeme mozaikleri, ikinci yüzyıldan altıncı yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimine dağılırlar. Çoğunlukla geometrik ve bitkisel desenler olup figürlü olanlar azdır.' Son yıllarda yeni gelişmeye başlayan mozaik çalışmaları çerçevesinde uzun bir süre ilgi görmemiş olan mozaiklerin yakın bir zamanda doğru bilimsel yaklaşım sergileyen bir çalışmayla değerlendirildiğini belirten Yalçın, 'Zeytinburnu mozaikleri ve benzerleri aslında geç roma dönemi olarak tanımladığımız yeni bir düzene geçiş döneminin kültürel üretiminin devam ve değişikliğinin maddesel tanıklarıdır.' dedi.'Mozaiklerin yerinde sergilenmesi sevindirici'Zeytinburnu mozaiklerinin ortaya çıkmasını ve yaşamasını sağlayanlara teşekkür eden Yalçın, şunları ekledi:'Özellikle vurgulamak istediğim bir konu da bu döşemelerin çoğunun yerinden kaldırıp farklı müzelerde depolanmış olduğu görülmekte, çok azı özgün yerinde bırakılmış. Zeytinburnu Mozaikleri için yerinde bir sergilenme yapılması bizi ayrıca çok çok mutlu etmekte ve sevindiricidir.'Konuşmaların ardından mozaiklerin bulunduğu ve sergilendiği bina içindeki bölüm ile bina dışında kazı çalışmalarının devam ettiği kısım katılımcılar tarafından gezildi.Daha sonra mozaik sanatçısı Meyçem Ezengin ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Kazlıçeşme Sanat binasında bir mozaik atölyesi gerçekleştirdi.'4 Zaman 4 Hikaye 1 Mekan' temalı sempozyum, 'Zeytinburnu ve Kazı Alanı Tarihçesi', 'Kent Arkeolojisi ve Zeytinburnu'nun Kent İçindeki Önemi' ve 'Çok Katmanlılık ve Kültürel Mirasın Korunması' başlıklı oturumlarla devam ediyor.
Reklam
İsrail, Filistin Köyü Arakib'i 179'Uncu Kez Yıktı
KUDÜS (AA) - İsrail güçleri, ülkenin güneyindeki Necef (Negev) Çölü'nde bulunan Filistinlilerin yaşadığı Arakib köyündeki evleri 179'uncu kez yıktı.Arakib'i Savunma Komitesi Üyesi Aziz et-Turi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Filistinli 22 ailenin yaşadığı Arakib köyünü bir kez daha yıktığını belirtti.Bunun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde gerçekleştirilen 4'üncü yıkım olduğunu ifade eden Turi, yıkılan yapıları en kısa sürede yeniden yapacaklarını söyledi. İsrail'in ilk yıkımı Temmuz 2010'da yaptığı Arakib köyünde, 80'den fazla İsrail vatandaşı Filistinli yaşıyor.İsrail yönetimi, köyün 'yasa dışı yollarla kurulduğunu ve yıkılması gerektiğini' iddia ediyor. Köy halkı ise bu toprakların, İsrail'in kurulmasından çok önce dedelerinden kendilerine miras kaldığını vurguluyor.Köylüler her yıkım sonrası evlerini yeniden inşa ediyorKöylüler, İsrail güçlerinin her yıkım işleminin ardından ahşap ve plastik malzemelerle evlerini yeniden inşa ederek direnişlerini sürdürüyor.Necef bölgesindeki diğer köylerde olduğu gibi Arakib'e de elektrik ve su gibi zorunlu hizmetleri sunmayan İsrail, bölgede yaşayan Filistinlilerin arazi mülkiyetini de tanımıyor.Filistin kaynaklarına göre, İsrail bugüne kadar 220 bin Filistinlinin yaşadığı 12 milyon dönümlük Necef Çölü'nün 11 milyon dönümüne el koydu.
İsrail, Filistin Köyü Arakib'i 179'Uncu Kez Yıktı
KUDÜS (AA) - İsrail güçleri, ülkenin güneyindeki Necef (Negev) Çölü'nde bulunan Filistinlilerin yaşadığı Arakib köyündeki evleri 179'uncu kez yıktı.Arakib'i Savunma Komitesi Üyesi Aziz et-Turi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Filistinli 22 ailenin yaşadığı Arakib köyünü bir kez daha yıktığını belirtti.Bunun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde gerçekleştirilen 4'üncü yıkım olduğunu ifade eden Turi, yıkılan yapıları en kısa sürede yeniden yapacaklarını söyledi. İsrail'in ilk yıkımı Temmuz 2010'da yaptığı Arakib köyünde, 80'den fazla İsrail vatandaşı Filistinli yaşıyor.İsrail yönetimi, köyün 'yasa dışı yollarla kurulduğunu ve yıkılması gerektiğini' iddia ediyor. Köy halkı ise bu toprakların, İsrail'in kurulmasından çok önce dedelerinden kendilerine miras kaldığını vurguluyor.Köylüler her yıkım sonrası evlerini yeniden inşa ediyorKöylüler, İsrail güçlerinin her yıkım işleminin ardından ahşap ve plastik malzemelerle evlerini yeniden inşa ederek direnişlerini sürdürüyor.Necef bölgesindeki diğer köylerde olduğu gibi Arakib'e de elektrik ve su gibi zorunlu hizmetleri sunmayan İsrail, bölgede yaşayan Filistinlilerin arazi mülkiyetini de tanımıyor.Filistin kaynaklarına göre, İsrail bugüne kadar 220 bin Filistinlinin yaşadığı 12 milyon dönümlük Necef Çölü'nün 11 milyon dönümüne el koydu.
Çevre Ve Şehircilik Bakanı Kurum, Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme Ve Yaşatma Projesi'ni Tanıttı:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 'Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz.' dedi.Bakan Kurum, 'Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme ve Yaşatma Projesi Tanıtım Toplantısı'na katıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'yi baştan sona imar, inşa ve ihya etmeye kararlılıkla devam ettiklerini belirten Kurum, Ankara'yı, şehirleri, Türkiye'yi en güzel şekilde geleceğe hazırladıklarını söyledi.Ankara'nın ilk toplu konut projesi olan Saraçoğlu Mahallesi'nin ihya sürecini başlattıklarını dile getiren Kurum, 'Ankara'nın merkezini daha da canlı kılacak, milli mimarimizi, doğal varlıklarımızı koruyarak yaşatacak bu örnek çevre ve şehircilik projemizi, milletimize armağan ediyoruz.' diye konuştu. Bakan Kurum, yenilenecek Saraçoğlu Mahallesi'ne katkı sunacak herkese teşekkür ederek, başkentin yeni simgesi haline gelecek Saraçoğlu Mahallesi Koruma, Yenileme ve Yaşatma Projesi'nin hayırlı uğurlu olmasını diledi.Ankara'yı 'Güçlü Türkiye'nin Güçlü Başkenti' yapmak için, dünya başkentleri arasında en üst sıralara sokmak için büyük projeleri tek tek hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu:'Başkentimizi doğal güzelliklerini, göllerini, akarsularını, yeşil alanlarını koruyan bir çevre ve şehircilik hamlesiyle, 2023'e, 2053'e, 2071'e hazırlıyoruz. Bir taraftan 'Ankara'nın her yerinde kentsel dönüşüm' diyor, 21 riskli ve 33 rezerv yapı alanımızda deprem dönüşüm projelerimizi sürdürüyoruz, diğer taraftan birbirinden güzel ve sağlam kamu binalarıyla, sokak sağlıklaştırma, cephe yenileme çalışmalarımızla Ankara'nın çehresini baştan başa yeniliyoruz. Özellikle Eski Ankara adıyla andığımız Altındağımızda Hamam arkası mevkiindeki konakların restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.' Altındağ'da tarihi, kültürü ön plana çıkaran çok önemli bir yenileme projesini de hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şunları kaydetti:'Ankaralıları tarihle buluşturacak bu projemizi Ankara Kalesi çevresinden başlayarak, Hergelen Meydanı’nın, Ulus'taki Yahudi Mahallesi'nin ve belediye binasının bulunduğu bölgeleri kapsayacak şekilde planladık. Bu tarihimizi yeniden gün yüzüne çıkarma projesi Hergelen Meydanı'ndan başlayıp, Atatürk Orman Çiftliği, AKM Millet Bahçesi, Gençlik Parkı ve eski 19 Mayıs Stadı'nın olduğu alanı içine alan son derece geniş bir yeşil koridorla birleşiyor. Projemiz tamamlandığında Ankara'nın göbeğinde kilometrelerce uzunluktaki bir kültür ve tarih aksını, yeşil koridoru Ankaralılarla buluşturmuş olacağız. Bununla da yetinmedik. Yeşil Ankara'mıza değer katacak İmrahor Vadisi Millet Bahçesi'nden başlayarak, Eymir Gölü, Gölbaşı Millet Bahçesi, Mogan Gölü ve Gölbaşı Arboretum alanını içine alan yeni bir yeşil koridor daha oluşturuyoruz.'Millet bahçelerinin yapımının hızla devam ettiğini söyleyen Kurum, Ankara'da da büyüklüğü 3 milyon metrekareyi aşan 17 millet bahçesi yaptıklarını aktardı.'Ankara bizim ortak istikbalimizdir'Ankara'nın yeni sosyal konutlarıyla 'yatay mimariyle yükselen bir başkent', dönüşüm konutlarıyla 'daha sağlıklı ve güvenli bir şehir' olacağına dikkati çeken Kurum, 'Ankara, sadece bir başkent değil, Anadolu'nun ortasından yeni dünya düzenine yön veren bir merkezdir. Ankara bizim ortak davamız, Ankara bizim ortak istikbalimizdir.' ifadelerini kullandı.Milletvekilleri ve belediyelerle başkentte yeni vizyoner hizmetlerin hızlı bir şekilde ortaya konması gerektiğini belirten Kurum, şu ifadeleri kullandı:'Bir yenileme, koruma ve yaşatma projesi olan Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz. Saraçoğlu Projesi'ni tamamen çevre ve doğa merkezli bir yaklaşımla ele alıyoruz. Saraçoğlu'nun tarihi dokusunu oluşturan buradaki 44 tescilli yapıyı restore ederek muhafaza ediyoruz. Bu süreci de Kültür Varlıkları Kurulu'nun vermiş olduğu onaylarla, bilim adamarımızın, hocalarımız, mimarlarımız, mühendislerimizin onayıyla yürütüyoruz. 'Biz her şeyin doğrusunu biliriz, bizim dediğimiz doğrudur' anlayışıyla değil, kapsayıcı, paylaşımcı bir yaklaşımla, yeri geldiğinde belediyemizle, üniversitedeki hocamızla istişareler ederek, vatandaşlarımızın taleplerini alarak yürütmekteyiz. Yine mazisi yarım asrı aşan anıt ağaçlarımızın tamamını gözümüz gibi koruyoruz. Tek bir ağacın bile zarar görmesine izin vermiyoruz. Bütün tescilli yapı ve anıt ağaçlarımızı özenle koruyarak, bu güzel mahallenin yine yeşiliyle, güzelliğiyle Ankara'ya nefes aldıracak bir mahalle olarak kalmasını sağlıyoruz.' 'İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz'Millete hizmetten bir an olsun geri durmadıklarını, daima hizmet ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini belirten Kurum, çevreyi merkeze koydukları, koruma, yenileme ve yaşatma eksenli Saraçoğlu Projesine karşı çıkanlar olduğunu söyledi.Bakan Kurum, 'Tabii biz işimizi yapmaya, her gün yeni şeyler söylemeye, güzeli yapmaya devam edeceğiz. İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. İnşallah genç Cumhuriyetimizin bu çevreyi merkeze koyan ilk ve özel şehircilik örneğini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında, aslına uygun bir şekilde yenileyecek, milletimizin hizmetine sunacağız. Tarihimizden aldığımız bu değerli emaneti yine emanetin asıl sahipleri olan gelecek nesillere, yavrularımıza hep birlikte aktaracağız.' değerlendirmesini yaptı.Saraçoğlu Mahallesi'nin 81 bin metrekare alan üzerinde, bitişik nizamda üretilen farklı tiplerde yapılardan oluşacağını aktaran Kurum, şu bilgileri verdi:'Konutların dışı geniş saçaklar, cumbaya öykünen cephe çıkmalarıyla, balkon korkuluklarıyla geleneksel Türk evinin modern bir yorumu olarak tasarlanmış. Bakanlık olarak işe gelenekle moderni harmanlamış bu bölgenin depremsellik durumunu analiz eden statik raporlarımızı hazırlayarak başladık. Yine projemizin her aşamasında Kültür Varlıkları Kurulu'nun onayıyla hareket ettik. Üniversite hocalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın görüş ve desteklerini aldık. Bu bölgede toplam 44 blok, 437 bağımsız bölüm bulunuyor. Yeni projeyle tescilli 44 bloğun tamamını koruyoruz. İçerisinde 120 konut, 92 ticaret, 212 ofis ve otel yapısı olacak şekilde 429 bağımsız bölüm olarak yeniliyoruz. Yapıların karakteristik ve mimari özelliklerine göre alanda 3 ayrı etap belirledik. Tüm etapları eş zamanlı olarak yapacağız. Projemizin ilk etabında, içerisinde 16 dükkan, 124 ofis ve otel olacak şekilde yeniliyoruz. Geniş yeşil açık alanlar ile entegre şekilde tasarladığımız bu etapta, Ankara'ya gelen misafirlerimize doğa ile iç içe bir konaklama imkanı sunuyoruz. İkinci etapta, ilk planında görülen eski dere yatağını canlandırıyoruz. Biyolojik gölet olarak Ankara'nın hizmetine sunuyoruz. Tabii bununla yetinmiyoruz. Biyolojik gölet çevresinde yapacağımız rekreasyon, kültür-sanat etkinlik alanlarıyla, şehrin merkezinde 7/24 yaşayan aktif bir yaşam alanı inşa ediyoruz. Bu etapta 70 dükkan ve 88 ofis olacak şekilde yeniliyoruz. Bu alanların gölete bakan kısımlarını çardaklarla, sokağa bakan kısımlarını ise daha özel gölgeliklerle birlikte tasarladık. Üçüncü etapta ise içerisinde 120 konut ve 6 dükkan olacak şekilde bir yenileme çalışması yapıyoruz. Ayrıca proje alanında bulunan mevcut yolların tamamını iyileştiriyoruz.' Yolları tek şeritli olarak düzenleyerek yaya kullanımını güçlendirdiklerini de ifade eden Kurum, 'Saraçoğlu'nda bir yapı projesi değil, bir sosyal sorumluluk projesi bilinciyle hareket ediyoruz. Burada ikamet edecek vatandaşlarımıza mahalle kültürümüzün yaşatılacağı, çocuk oyun alanlarıyla, yürüyüş parkurlarıyla sakin ve huzurlu bir yaşam sunuyoruz.' dedi.Bakan Kurum, tüm binaların yüksek teknolojiyle, enerji verimli, yalıtımlı, sıfır atık uyumlu akıllı bina özellikleriyle aslına uygun şekilde restore edildiğini belirterek, şunları kaydetti:'Yeni Saraçoğlu Mahallesi, Ankaralıların en güzel anılarını biriktirmeye, yeniden başlayacak. Çocuklarımız güven içinde bisikletlerini sürecek, patenleriyle kayabilecek. Akşamları anne babaları ağaçların altında sohbet ederken onlar, saklambaç oynayacaklar. Ağaçların gölgelediği bu harika mahallemizi yeniden, içine girildiği an, korna seslerinin yerini kuş seslerine bıraktığı bir yaşam alanı haline getireceğiz. Ankara'yı yaşayanların yeni buluşma noktası olacak.'
Reklam
Başkentte Düzenlenen Kaçakçılık Operasyonunda Mısır Yılanları Ele Geçirildi
ANKARA (AA) - Ankara'da polis, Yenimahalle'de bir eve düzenlenen operasyonda 5 Mısır yılanı buldu.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Yenimahalle'deki bir eve yaptıkları operasyonda, doğal yaşamı Kuzey Afrika olduğu ifade edilen 5 Mısır yılanını ele geçirdi. Gözaltına alınan şüpheli hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve ilgili diğer kanunlar uyarınca işlem başlatıldı.
Türk-İş Torba Kanuna Dair Görüşlerini Tbmm Plan Ve Bütçe Komisyonu İle Paylaştı:
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Türk-İş, kamuoyunda 'torba kanun' olarak adlandırılan 'İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne dair görüş ve değerlendirmelerini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına iletti.Genel Başkan Ergün Atalay ve Genel Mali Sekreter Ramazan Ağar imzasıyla Komisyona gönderilen metinde, Türk-İş'in teklif edilen düzenlemelerden duyduğu rahatsızlık ile bunun gerekçelerine yer verildi.Bütün olarak incelendiğinde 43 maddelik kanun teklifinin pek çok maddesiyle işveren odaklı olduğu, işveren odaklı kurgulanan düzenlemelerin işçiler yönünden olumlu sonuçlar doğurmadığının geçmişte çok defa tecrübe edildiği vurgulanan metinde, şu görüşler aktarıldı: 'Kaldı ki işveren lehine yapılan tüm bu düzenlemeler için İşsizlik Sigortası Fonu kaynak olarak kullanılmaktadır. Fonun kurulduğu günden bu yana fondan işverene verilen destek işçiye verilen desteğin çok üzerindedir. Hatta bu destek son yıllarda bariz bir şekilde işveren lehine kullanılmıştır. Fonun oluşturulma amacı işvereni desteklemek değildir. İşsiz kalan işçiye bu süreç içinde hayatını idame ettirecek imkan sağlanmasıdır.'Türk-İş'in ısrarlı taleplerine rağmen fondan yararlanma koşullarının işçi lehine düzenlenmediği belirtilen metinde, 'İşçiler ekonomik hayatın kurucu unsurlarıdır. Sosyal dengeler bakımından işçinin zayıflatılması ve yoksul bırakılması çalışma barışını olumsuz etkileyen unsurların başında gelmektedir. İşvereni yaşatmak adına işçi korumasız bırakılmamalı.' ifadelerine yer verildi.'İşçiler iş güvencesinden de mahrum edilecek'Teklifin 28'inci maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11'inci maddesine eklenen fıkranın, 25 yaşını doldurmamış veya 50 ve daha yukarı yaştakilerle 2 yıla kadar belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına imkan sağladığına dikkat çekilerek, şunlar dile getirildi:'Teklif edilen düzenleme ile işverenlerin yıllardır talep ettikleri düzenleme hayata geçirilmiş olacaktır. Yapılmak istenen düzenleme 'istihdam artışına yönelik' olarak gösterilmek istenmektedir. İş Kanunu'nda yapılacak ufak bir değişiklik ile tüm çalışanların neredeyse yüzde 25'lik bir bölümü başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere İş Kanunu'nun koruyucu hükümlerinden mahrum edilmektedir.'İşçilerin sadece kıdem tazminatı hakkından değil iş güvencesi hakkından da mahrum edileceği vurgulanan metinde, 'Bu durumdaki işçilerin işe iade davası açma hakkı olmadığı gibi ihbar tazminatı hakkı olmadığı için de pratikte iş arama izni hakkı da bulunmamaktadır. Bu düzenleme hayata geçerse örgütlenme önündeki engellere bir yenisi daha eklenmiş olacak. Sendikalar sırf bu düzenleme nedeniyle üye kaybına uğrayabileceklerdir. 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerin sendika üyeliği ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakları bu düzenlemeden olumsuz etkilenebilecektir.' ifadeleri kullanıldı.Teklifin yasalaşmasıyla ay içerisinde 10 günden az çalışan 25 yaş altındakilerin yüzde 2 iş kazası ve meslek hastalıkları primi ile yüzde 7,5'i işveren, yüzde 5'i sigortalıya ait olmak üzere yüzde 12,5 oranındaki genel sağlık sigortası priminin işverence ödeneceğine işaret edilerek, 'Bu durumdaki gençler için işverence ihtiyarlık primi ödenmeyecek. İlk defa 16 yaşında sigortalı olan bir işçi 25 yaşına kadar 9 yıl boyunca uzun dönemli sigorta kollarının primi ödenmeden çalıştırılabilecek. Güvencesiz ve emeklilik hakkı ötelenmiş bir çalışma ilişkisi yaşayacaktır.' görüşleri paylaşıldı.'Düzenleme bu haliyle Anayasa'ya aykırı'Metinde, ilgili teklifin 8'inci maddesiyle 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na 'Geçici Madde 27' ile 1 Ocak 2019 ila 17 Nisan 2020 arasında işten çıkarılan ya da kayıt dışı çalışan işçilerin söz konusu kanun yürürlüğe girdikten sonraki 30 gün içerisinde en son çalıştıkları özel sektör işverenine başvurmaları ve fiilen çalışmaya başlamaları halinde işverene her prim günü için günlük 44,15 lira teşvik sağlanacağı belirtildi.Bu maddenin kayıt dışı çalışan işçilerin de başvuru yapması halinde kayıtlı hale gelmesini teşvik eder nitelikte olduğuna vurgu yapılarak, şu uyarılarda bulunuldu:'İşverene kayıt dışı çalıştırdığı dönem için herhangi bir idari para cezası uygulanmasını da önlemektedir. Kayıt dışı çalıştırarak işçiyi mağdur eden, devleti aldatan ve teşviklerden yararlananların, aldıkları teşvikler de usulsüz olduğu için geri istenmesi gerekmektedir. Düzenlemenin bu haliyle Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülmektedir.'
Kızını İstismar Eden Babaya Mahkemeden Beraat: 'Bekâreti Bozulmadı'
6 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan ve 30 yıl hapis cezasına çarptırılan baba hakkında, çocuğun bekaretinin korunduğu gerekçesiyle beraat kararı verildi.Davayı takip eden Avukat Müjde Tozbey Erden “Çocuğu mahkeme salonunda tacizci baba ile yan yana getirdiler. Çocuğun bekareti bozulmadı diye babaya beraat verdiler. Karısını öldürdüğü davayı da etkileyecek bu karar. Şükrü Şengül, 6-7 yıl sonra serbest bırakılabilir” dedi.Baba Şükrü Şengül, kendisini istismarla suçlayan eşini öldürdüğü için müebbet hapse mahkûm edilmişti.
Reklam
Ermenistan, Yalan Ve Çarpıtmalarla Rusya Ve Batı'yı Kışkırtmaya Çalışıyor
ERİVAN (AA) - Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'da topraklarını işgalden kurtarmak için başlattığı operasyon başarılı şekilde ilerlerken Ermenistan, Rusya ve Batı ülkelerini kışkırtmak için çaba gösteriyor.Ermenistan ordusunun geçen ay sonunda Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine saldırması üzerine Azerbaycan'ın operasyonları karşısında sıkışan Ermeni yetkililer, Türkiye hakkında asılsız bilgiler yayarak hem cephedeki başarısızlıklarının hem de işgal politikalarının üzerini örtmeye çalışıyor. Rusya'ya Türkiye'nin Güney Kafkasya'ya gireceği, Batı'ya ise Türklerin Avrupa'ya dayanacağı gibi aslı olmayan mesajlar veren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, dünya kamuoyunu aldatıyor.Rusya'yı sahaya sürmeye çalışıyor. Paşinyan yaptığı açıklamalarda bölgedeki çatışmalarda 'Rusya ile beraber' olduklarını göstermek ve onları bölgeye çekmek için mesajlar veriyor.Rusya'nın da üyesi olduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (KGAÖ) bölgede olmasını isteyen Ermenistan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den 'Rus ordusunun Dağlık Karabağ’a girmeyeceği' mesajını almasına rağmen yine de KGAÖ üzerinden Rus askerlerini bölgeye sokma gayretini sürdürüyor.Ermenistan, bir diğer yöntem olarak “Rus barış gücü” adı altında Rus askerlerini Dağlık Karabağ’a getirmek istiyor. Rus barış güçlerinin bölgeye getirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu söyleyen Paşinyan, Erivan ve Moskova’nın güvenlik alanında karşılıklı yükümlülüklerine dikkati çekiyor. Türkiye üzerinden Rusya'ya mesajRusya’yı kışkırtmaya yönelik çabalarını Türkiye üzerinden de sürdüren Ermenistan, Rusya'ya Türkiye’nin Azerbaycan'a yardıma hazır olduğunu sürekli hatırlatıyor.Dağlık Karabağ'a Azerbaycan'a karşı savaşmak için PKK terör örgütü üyelerini getiren Ermenistan, bir yandan bunu saklamaya çalışırken diğer yandan militanların bölgede istikrarsızlık yaratacağı gerekçesi ile Rusya'ya adeta yardım çağrısı yapıyor. Paşinyan uluslararası medyaya verdiği röportajlarda, 1915 olaylarına atıfta bulunarak Türkiye’nin Güney Kafkasya’ya yönelik planları olduğu yalanlarını yayıyor. Türk ordusunun Dağlık Karabağ’da çatışmalara dahil olduğu iddiasını öne süren Paşinyan, böylece Rusya’ya bölgeye müdahale etmesi için gerekçe oluşturmaya çalışıyor.Paşinyan, Rusya’nın Ermenistan’ın stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak 'Rusya’dan Azerbaycan ve Türkiye’nin eylemlerini durdurmak için daha aktif ve kesin adımlar atmasını beklediğini' ifade ediyor. Ermeni basınından Rusya’ya terör sinyaliErmenistan yönetimi, PKK terör örgütünü Azerbaycan ordusuna karşı savaştırırken bölgeyi terör merkezi haline getirmesini de kendi lehine çevirmek istiyor. Ermenistan basınında son günlerde, Güney Kafkasya’daki yabancı militanların ilerde Rusya’ya karşı tehdit olacağı yorumları yapıldı.Rusya'ya bağlı Çeçenistan Cumhuriyeti'nde 13 Ekim'de yurt dışından geldiği belirtilen bir grup teröriste yönelik operasyon yapmıştı. Ermeni basını bu haberleri Dağlık Karabağ’a getirildiği iddia edilen Suriyeli gruplarla ilgili haberler eşliğinde vererek bölgeye müdahale edilmemesi halinde Rusya'yı terör tehlikesinin beklediği mesajını vermişti.Paşinyan Batı’yı kışkırtmak için hayal ürünü açıklamalar yapıyorErmenistan, Türkiye hakkında asılsız iddialar üzerinden mesajlar vererek Batı dünyasını da kışkırtmaya çalışıyor. Azerbaycan'daki işgalini ve sivillere yönelik saldırısını saklama gayreti içinde olan Ermenistan Başbakanı Paşinyan, 'Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğunu yeniden canlandırmak' için politikalar güttüğünü iddia ederek 'Türklerin Viyana kapılarına dayanmasının beklenmesi gerektiği' gibi hayal ürünü açıklamalarda bulunuyor.
Reklam
Tika'dan Bosna Hersek'te Tarım Kapasitesinin Geliştirilmesine Destek
SARAYBOSNA (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA) Bosna Hersek'in Una Sana Kantonu'ndaki (USK) Tarım Enstitüsü bünyesinde hizmet veren laboratuvarda kullanılmak üzere teknik ekipman desteğinde bulunuldu.TİKA'dan yapılan yazılı açıklamada, USK Tarım Enstitüsü bünyesinde hizmet veren tarım laboratuvarının, Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) entitesi düzeyinde hizmet verme yetkisine sahip donanımlı dört laboratuvarından biri olarak faaliyet gösterdiği belirtildi. 2000'de kurulan laboratuvarın USK içindeki 8 belediyede kayıtlı çiftçilere ve firmalara yönelik yılda 1000'den fazla analiz yaptığı aktarılan açıklamada, laboratuvarın yaptığı uygunluk, değerlendirme ve analizlerin sadece Bosna Hersek'te değil, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de geçerliliğe sahip olduğu ifade edildi. Toprak, gıda (bal) ve hayvan yemi üzerine analiz hizmeti sunan laboratuvara TİKA tarafından sağlanan teknik destekle bölgede son zamanlarda en çok ihtiyaç duyulan gübre ve atık su üzerine de hizmet sunma imkanı kazandırıldığı kaydedildi.Laboratuvarın bulunduğu konum itibariyle Hırvatistan sınır kapısına komşu olduğu anımsatılarak temin edilen teknik cihazlar sayesinde iki ülke arasındaki İzacic Sınır Kapısı'ndan gerçekleştirilen tarımsal ithalat ve ihracat kapsamında ihtiyaç duyulan rapor ve analizlerin başkent Saraybosna'ya gönderilmeden yerinde gerçekleştirilebileceği bildirildi.TİKA tarafından temin edilen teknik cihazların teslim töreninde konuşan Laboratuvar Müdürü Mehira Perviz, proje ile mineral gübre ve atık su konularında analiz yapma kabiliyetine kavuştuklarını ve sunmuş oldukları hizmet yelpazesini genişlettiklerini söyledi.TİKA Saraybosna Koordinatörü Muhammed Ünal ise temin edilen teknik cihazların tarımsal ticaretin geliştirilmesi kapsamında ihtiyaç duyulan rapor ve analizlerin daha kısa sürede ve az maliyetle yerinden yapılabilmesine imkan tanıması bakımından önemli olduğunu vurguladı.Ünal, tarım alanında üreticilerin ve kamu kurumlarının karşılaştıkları engellerin aşılması ve ülke potansiyelinin tam anlamıyla kullanılması konusunda sürdürülen çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.
3. Türkiye 2023 Zirvesi
İSTANBUL (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin önünde 2023, 2053, 2071 hedefleri olduğunu belirterek, 'Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır.' dedi.Turkuvaz Yayın Grubu'nun yayın organlarından Sabah gazetesinin düzenlediği 3. Türkiye 2023 Zirvesine videokonferans aracılığıyla katılan Bakan Kurum, burada yaptığı konuşmada akıllı şehirlere ilişkin projeleri anlattı. Gelecek nesilleri anlayan ve kendini dünyaya anlatan şehirler inşa etmenin sorumluluğunu yaşayarak, tüm şehirlerde gelecek 50 yılın ve 100 yılın planını yaptıklarını belirten Kurum, Cumhuriyetin 100'üncü yılında sanayi, tarım, enerji, ekonomi ve şehircilik alanında dünyanın en başarılı ülkeler arasında Türkiye'nin yer almasını istediklerini kaydetti. Bir şehre akıllı, marka veya geleceğin şehri demek için orada okullarıyla parklarıyla yeşil alanlarıyla kreşleriyle kütüphaneleriyle sosyal, kültürel ve tarihi alanlarıyla gelecek nesillerin yetişeceği ortamın en iyi şekilde sunulması gerektiğini anlatan Kurum, bir şehrin, estetik, silüet, tarihi ve kültürel doku ve yeşil alan açısından son derece güzel ve korunmuş olmasının önemli olduğunu vurguladı.Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Tarımdan sanayiye, ulaşımdan yeşil alanlara kadar şehirlerimizin asırlık planlamalarını ortaya koyan 'Türkiye Mekansal Strateji Planımızı' tamamlıyoruz. Merkezinde insan olan kentsel dönüşümle afetlere hazır, kimlikli, engelli dostu şehirler inşa ediyoruz. Yatay mimariye sadık kalarak, dar gelirli vatandaşlarımızı ev sahibi yapmak için on binlerce yeni sosyal konut üretiyoruz. Millet Bahçeleri, ekolojik koridorlar ve yeşil alanlarımızı artırıyoruz. Doğal koruma alanı büyüklüğümüzü yüzde 9'dan yüzde 17'ye çıkarıyoruz.'Sıfır Atık çatısı altında yüzlerce yeni çevre projesini iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüklerini kaydeden Kurum, bölgesel eylem planları hazırladıklarını söyledi. Enerji verimli, sıfır atık uyumlu ve akıllı teknolojilerle donatılmış binalar inşa ettiklerini dile getiren Kurum, 'Coğrafi Bilgi Sistemleri' geliştirdiklerini, dijital dönüşümü tamamlayacak adımları tek tek attıklarını belirtti.'Yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz'Şehirlerin çağını yakalayıp ötesine geçmesinin önemli olduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:'Şehirlerimizde bir yandan tarihi, kültürü, medeniyeti koruyacak, diğer yandan yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz. Bu ikisini birlikte başarmadan şehirlerimize hakkıyla hizmet etmiş olamayız. Bugünkü toplantımız, geleceğin şehirleri konusunda bize yol gösterecek olması bakımından gerçekten önemlidir. Bugün, şehirlerimizde yeni normale ve dijital çağa uyumun yol haritalarını hazırlıyor, yerel yönetimlerimizi, hizmetlerini kolaylaştıracak akıllı sistemlerle donatıyoruz. Bu çalışmaları belli bir program dahilinde, sistematik bir şekilde ortaya koyabilmek için, 24 Aralık 2019 tarihinde Milli Akıllı Şehirler Eylem Planımızı açıkladık.'Kurum, Milli Akıllı Şehirler Eylem Planının, Türkiye'de ilk, dünyada ise Amerika, Hollanda ve Avustralya'dan sonra dördüncü olma özelliğini taşıdığı bilgisini verdi.Kurum, 'Eylem planlarıyla artık her şehrin kendine Özgü bir Akıllı Şehir Stratejisi olacak. Geliştirdiğimiz Akıllı Şehir uygulamalarıyla, tüm illerimiz birbirine entegre olacak. Adeta şehirlerimiz birbirleriyle konuşacak. Yani Artvin'de öncelikli sorun, iklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı yağışlara bağlı sel felaketi ise çalışmalarımızı bu yöne kaydırıyoruz. Artvin'in trafik sorununu ise ikincil sorun olarak çözüyoruz. Şehrin ulaşım sorunu birinci sıradaysa ulaşımı öne alıyor, sağlıksa sağlığı öne alıyoruz.' diye konuştu.Belediyelerin yüzde 97'sinde akıllı şehirlere ilişkin bir izleme sistemi olmadığı için şehirlerin olgunluk seviyelerini ölçtüklerini belirten Kurum, 'Mesela, İstanbul'da atık toplama ve taşıma maliyeti 1 Milyar TL'nin üzerinde. Akıllı atık sistemleriyle yani çöp konteynerlerinin doluluk oranlarını, ayrıştırma oranlarını ölçen akıllı sistemlerle yazılımlarla sensörlerle bu masrafı çok büyük oranda azaltabiliriz.' dedi.Türkiye'ye yeni akıllı şehirler kazandırdıklarını kaydeden Kurum, Esenler'de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla birlikte 60 bin konutluk bir Akıllı Şehir inşa ettiklerini hatırlattı. Yerli ve milli akıllı şehir ürün ve hizmetlerini ihraç edeceklerini vurgulayan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu:'Akıllı Şehir Küresel Pazar Analizi'ne göre, dünyada akıllı şehirler pazarı büyüklüğü 2024 yılında 826 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Şu an ülke olarak, bu pazardan aldığımız pay çok düşük bir seviyede. 2023'e kadar akıllı şehir uygulamalarımızı dünya pazarına güçlü bir şekilde sunarak ekonomimize yıllık en az 25-30 milyar liralık katkı sağlayabiliriz.''Trafik yönetimini merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz'Akıllı şehir teknolojilerinden söz eden Kurum, 'Önümüzdeki dönemde otonom araçlar, birbirleriyle iletişim halinde şehir hayatındaki yerlerini alacaklar. Trafik yönetimini, otopark sistemlerimizi anlık araç bilgileriyle merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz. Yerli otomobili elektrikli üretiyoruz. Bunun için elektrikli araç şarj istasyonlarına ihtiyacımız var. İmar planlarını da artık bu araçlara göre tasarlayacağız. Ben buradan genç arkadaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakanlık olarak, özellikle Z nesli gençlerimiz için kuracağımız AR-GE merkezlerinde, 300 Millet Bahçemizde kuracağımız fikir atölyelerinde, Çevre ve Şehir Teknoloji Kamplarımızda şehirlerimizin ihtiyacı olan teknolojileri gelin birlikte geliştirelim.' şeklinde konuştu.Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 18 yılda şehirleri, devrim niteliğinde projelerle tanıştırdıklarını vurgulayarak, 'Yapılamaz denilenleri yaptık, imkansız denilenleri gerçekleştirdik. Şimdi Türkiye'nin önünde, 2023, 2053, 2071 hedefleri var. Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır. İnşallah bu hedefleri bakanlıklarımızla belediyelerimizle üniversitelerimizle iş dünyamızla ve aziz milletimizle el ele gerçekleştirecek, yeni başarı hikayelerini hep birlikte yazacağız.' dedi.
İran, ABD Seçimlerine Müdahale Suçlamaları Üzerine İsviçre Büyükelçisi'ni Bakanlığa Çağırdı
ANKARA (AA) - İran, başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalıştığına dair ABD istihbarat kurumları tarafından yöneltilen suçlamalar üzerine ABD'nin İran'daki temsilcisi konumunda olan İsviçre'nin Tahran Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı.İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD'de 3 Kasım'da düzenlenecek başkanlık seçimlerine Tahran'ın müdahale etmeye çalıştığına dair ABD istihbarat kurumları tarafından yöneltilen suçlamaların 'uydurma' olduğu ifade edildi.Açıklamada, 'İran, ABD rejimi yetkililerinin tekrarlanan uydurma, beceriksiz ve hileli raporlarını reddederken, mevcut iki adaydan hangisinin Beyaz Saray'a çıkacağının Tahran için hiçbir fark oluşturmayacağını bir kez daha vurguluyor.' ifadelerine yer verildi. Söz konusu suçlamalar üzerine ABD'nin İran'daki çıkarlarını koruyan İsviçre'nin Tahran Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldığı belirtildi. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) yetkilileri, Rusya ve İran'ın ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını ve bazı seçmenlerin bilgilerinin ele geçirildiğinin tespit edildiğini açıklamıştı. DNI Direktörü John Ratcliffe, 'İran'ın, Başkan Donald Trump'a zarar vermeyi ve seçmenlerin gözünü korkutmayı amaçlayan e-mailler attığını gördük.' demişti. Trump yönetiminin, İran'a yönelik 'azami baskı' politikası nedeniyle ekonomik açıdan büyük sorunlarla karşılaşan Tahran'ın, ABD'deki seçimlerde Demokrat Parti'nin adayı Joe Biden'ın kazanmasını istediği yorumları yapılıyor. Biden, seçimleri kazanması halinde Başkan Yardımcısı olduğu dönemde İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya geri döneceğini açıklamıştı. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani başta olmak üzere İranlı yetkililer, ABD'deki seçim sonuçlarının İran için önemli olmadığını savunuyor.Diplomatik ilişkilere sahip olmayan, Tahran ile Washington arasındaki diplomatik meseleler İsviçre aracılığıyla yürütülüyor.
Reklam