Bakan Varank'tan Türkiye'nin Otomobili Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin Otomobili'nin batarya modülü ve paketinin Farasis ile birlikte Türkiye'de üretileceğini belirterek, 'Böylece, batarya teknolojilerinde ülkemizde yeni kabiliyetler oluşacak, dışa bağımlılık azalacak ve mobilite ekosistemi hızla gelişecek.' ifadelerini kullandı.Bakan Varank, Twitter hesabından, Türkiye'nin Otomobili'nin temel bileşenlerinden biri olan bataryanın üretimi için dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerinden Farasis'in seçilmesine ilişkin paylaşımda bulundu.Atılan adımın önemine dikkati çeken Varank, 'Türkiye'nin Otomobili'nin batarya modülü ve paketi, Farasis ile birlikte Türkiye'de üretilecek. Böylece, batarya teknolojilerinde ülkemizde yeni kabiliyetler oluşacak, dışa bağımlılık azalacak ve mobilite ekosistemi hızla gelişecek. Hayırlı olsun.' değerlendirmesini yaptı.
Bakan Varank'tan Türkiye'nin Otomobili Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin Otomobili'nin batarya modülü ve paketinin Farasis ile birlikte Türkiye'de üretileceğini belirterek, 'Böylece, batarya teknolojilerinde ülkemizde yeni kabiliyetler oluşacak, dışa bağımlılık azalacak ve mobilite ekosistemi hızla gelişecek.' ifadelerini kullandı.Bakan Varank, Twitter hesabından, Türkiye'nin Otomobili'nin temel bileşenlerinden biri olan bataryanın üretimi için dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerinden Farasis'in seçilmesine ilişkin paylaşımda bulundu.Atılan adımın önemine dikkati çeken Varank, 'Türkiye'nin Otomobili'nin batarya modülü ve paketi, Farasis ile birlikte Türkiye'de üretilecek. Böylece, batarya teknolojilerinde ülkemizde yeni kabiliyetler oluşacak, dışa bağımlılık azalacak ve mobilite ekosistemi hızla gelişecek. Hayırlı olsun.' değerlendirmesini yaptı.
Kocaeli'de PKK'ya Yönelik Operasyonda Yakalanan 4 Şüpheli Adliyede
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG üyesi oldukları iddiasıyla Körfez ilçesinde 13 Ekim'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla yakalanan, örgütte üst düzey yöneticilik yaptığı belirlenen W.M. ile M.A, R.İ. ve C.O'nun, jandarmadaki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Kocaeli Adliyesine getirilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri devam ediyor.
Kocaeli'de PKK'ya Yönelik Operasyonda Yakalanan 4 Şüpheli Adliyede
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG üyesi oldukları iddiasıyla Körfez ilçesinde 13 Ekim'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla yakalanan, örgütte üst düzey yöneticilik yaptığı belirlenen W.M. ile M.A, R.İ. ve C.O'nun, jandarmadaki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Kocaeli Adliyesine getirilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri devam ediyor.
Reklam
Kocaeli'de PKK'ya Yönelik Operasyonda Yakalanan 4 Şüpheli Adliyede
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG üyesi oldukları iddiasıyla Körfez ilçesinde 13 Ekim'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla yakalanan, örgütte üst düzey yöneticilik yaptığı belirlenen W.M. ile M.A, R.İ. ve C.O'nun, jandarmadaki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Kocaeli Adliyesine getirilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri devam ediyor.
Kocaeli'de PKK'ya Yönelik Operasyonda Yakalanan 4 Şüpheli Adliyede
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG üyesi oldukları iddiasıyla Körfez ilçesinde 13 Ekim'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla yakalanan, örgütte üst düzey yöneticilik yaptığı belirlenen W.M. ile M.A, R.İ. ve C.O'nun, jandarmadaki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Kocaeli Adliyesine getirilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri devam ediyor.
Reklam
Azerbaycan Ordusu Zengilan Kent Merkezini İşgalden Kurtardı
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Zengilan kent merkezi ve 6 köyü ile Fuzuli, Cebrail ve Hocavend'e bağlı 18 köyün işgalden kurtarıldığını açıkladı.Aliyev, ulusa sesleniş konuşması yaparak, Fuzuli ilinin Dörtçınar, Kürtler, Yukarı Abdurrahmanlı, Kargapazar, Aşağı Veyselli ve Yukarı Aybasanlı; Cebrail ilinin Sarafşa, Hasankaydı, Fuganlı, İmambağı, Taşveyselli, Aktepe ve Yar Ehmedli; Hocavend ilinin Ağcakend, Mülküdere, Taşbaşı, Güneşli ve Veng köylerinin işgalden kurtarıldığını duyurdu.Aliyev, Hocavend'in Veng köyünün ismini Çınarlı olarak değiştirdiğini kaydetti.Azerbaycan ordusunun Zengilan ilinin topraklarını da kurtarmaya başladığını bildiren Aliyev, kent merkezi ile Havalı, Zerneli, Memmedbeyli, Hekeri, Şerifan ve Muganlı köylerinin artık Azerbaycan'ın kontrolünde olduğunu bildirdi.
Azerbaycan Ordusu Zengilan Kent Merkezini İşgalden Kurtardı
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Zengilan kent merkezi ve 6 köyü ile Fuzuli, Cebrail ve Hocavend'e bağlı 18 köyün işgalden kurtarıldığını açıkladı.Aliyev, ulusa sesleniş konuşması yaparak, Fuzuli ilinin Dörtçınar, Kürtler, Yukarı Abdurrahmanlı, Kargapazar, Aşağı Veyselli ve Yukarı Aybasanlı; Cebrail ilinin Sarafşa, Hasankaydı, Fuganlı, İmambağı, Taşveyselli, Aktepe ve Yar Ehmedli; Hocavend ilinin Ağcakend, Mülküdere, Taşbaşı, Güneşli ve Veng köylerinin işgalden kurtarıldığını duyurdu.Aliyev, Hocavend'in Veng köyünün ismini Çınarlı olarak değiştirdiğini kaydetti.Azerbaycan ordusunun Zengilan ilinin topraklarını da kurtarmaya başladığını bildiren Aliyev, kent merkezi ile Havalı, Zerneli, Memmedbeyli, Hekeri, Şerifan ve Muganlı köylerinin artık Azerbaycan'ın kontrolünde olduğunu bildirdi.
Reklam
Somali'nin Mülkiye Mezunu Bakanı, İlk Röportajını Aa'ya Verdi
MOGADİŞU (AA) - ABDİRAHMAN ALİ MOHAMED - Somali'nin yeni kabinesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan ve Türkiye mezunu olan Abdulkadir Muhammed Nur, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı.' dedi.Türkiye'de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursuyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Nur, göreve geldikten sonra ilk röportajını Mogadişu'daki Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdi. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma noktasının, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'ye 2011'de yaptığı ziyaret olduğunu belirten Nur, Türkiye’nin izlediği politikalarla Batılı ülkelerin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişki biçimini tamamen değiştirdiğini söyledi.Nur, birçok Somalili öğrencinin kendisi gibi Türkiye’de eğitim aldığını ifade ederek 'Türkçe, Somali’nin ikinci dili oldu' desek yalan olmaz. Ben bile artık Türkçe rüyalar görüyorum.' dedi. AA muhabirinin, Somali Adalet Bakanı Nur'a yönelttiği sorular ve onun verdiği cevaplar şöyle: 'Birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu'SORU: Türkiye ile ilk tanışmanız nasıl oldu?CEVAP: Aslında Türkiye’ye ilk olarak diplomatik görevim nedeniyle geldim. 2011’den 2018’e kadar Somali’nin Ankara Büyükelçiliğinde en son maslahatgüzar olmak üzere farklı pozisyonlarda görevler aldım. Türkiye’deki görevim sırasında iyi bir üniversitede, kendi alanımda yeniden eğitim almak istedim. Türkiye tarafından verilen Türkiye Bursları, birçok yabancı öğrenci gibi benim de Türkiye’de eğitim almamın önünü açtı. Bu yüzden her zaman YTB’nin vesilesiyle Türk halkına teşekkür etmeyi borç bilirim.1 yıllık dil eğitimi aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden kabul aldım. Mülkiye'nin tarihi geçmişi, benim için oldukça önemliydi. Bu konuda hem Türkiye’deki yakın çevremden hem de kişisel araştırmalarımla detaylı bilgiler edindim. Bir kere Osmanlı’dan günümüze kadar Türkiye’nin siyasal ve diplomatik geçmişinde iz bırakan birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu. Hatta şunu diyebilirim ki; diplomat olmam nedeniyle doğal olarak Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan birçok diplomatla muhatap oluyordum ve onların da birçoğu Mülkiye mezunuydu. Bu yüzden çok yerinde bir tercihti.SORU: Mülkiye tecrübenizle ilgili ne söylersiniz?CEVAP: Her ne kadar Türkçe dil eğitimi almış olsam da Mülkiye'de Türkçe eğitim almak benim için hiç kolay olmadı. Hatta ilk yıllarımda ayrılıp, İngilizce eğitim veren bir üniversitede eğitimime devam etmeyi bile düşündüm ve bunun üzerine birkaç girişimde bulundum. YTB’de bu konuyla ilgilenen görevli arkadaşımla konuştuğumda bana verdiği cevap, Mülkiye'de kalmamı sağladı. Kendisi de Mülkiye mezunu olan görevli, “Eğer büyük bir devlet adamı olmak istiyorsan, bizim gibi sen de Mülkiye mezunu olmalısın.' demişti.Mülkiye, Türkiye’yi yakından tanıma serüvenimde kilit bir konumda. Bu asla değişmeyecek. Çünkü okulda, bir yandan dünya siyaseti ve tarihi üzerine okumalar yapıyorduk. Diğer yandan da buradaki eğitimim sayesinde Türk siyasal hayatını yakından tanıyordum. Bir öğrenci olarak sabah derste öğrendiklerimi, bir diplomat olarak öğleden sonra iş hayatımda uygulama fırsatı buluyordum. SORU: Hem siyasetçi hem de uzun süre Türkiye’de yaşayan bir Somalili olarak Türkiye-Somali ilişkilerinin pozitif yönde gelişmesini sağlayan kırılma neydi?CEVAP: Coğrafi olarak iki uzak bölgede bulunuyormuş gibi görünse de tarihi sürece baktığımızda sanılanın aksine Türk-Somali ilişkileri, çok eskiye dayanıyor. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma günü hangisiydi diye soracak olursak, bu kesinlikle 19 Ağustos 2011'dir. Uzun, yorucu ve kanlı bir iç savaş yaşayan ülkemizin yıkılmış havaalanına inen ay yıldızlı bir uçakta, uzun süre sonra ilk defa Somali insanı umudu gördü. O gün, o kırmızı beyaza boyanmış uçakta başka bir millete umut olmak için kendi canını tehlikeye atan bir Başbakan, ailesi, bakanlar ve beraberindeki heyet vardı. Ben bunların hepsine kendi gözleriyle tanık olmuş, bu sürece katkı sunmuş birisi olarak bu günleri hala gururla hatırlıyorum. Bu ziyaretle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü ve Türk halkının dostluk, muhabbet ve yardımseverliğini gördük. SORU: İki ülke arasındaki ilişkilerde kırılma noktasının 2011 olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Geride kalan 10 yıla yakın dinamik sürecin temel prensibi size göre ne oldu?CEVAP: Bu anlamda şunu belirtmeliyim ki; ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri, asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı. Aksine Türkiye’nin Somali’deki yeri, Somali halkının gönlünde. Türkiye, Somali halkının derdiyle hemhal olmuş, tüm politikasını insani temeller üzerine inşa etti. Bu sürecin en temel mayası, bu anlamda iki ülkenin geliştirmiş olduğu 'insan insanın yurdudur' anlayışı. Biliyorsunuz, bir Afrikalı ülke ve Batılı ülkenin adı yan yana ifade edilince bunların yanına gelecek üçüncü kelime 'sömürgeciliktir'. Bunları sadece bir Afrikalı olarak değil, bu alanda akademik okumalar yapmış birisi olarak da söylüyorum. Fakat Türkiye’nin izlediği politikalar, bu algıyı tamamen yıktı. Türkiye ve Somali isimleri yan yana geldiğinde bunlardan sonra gelen her kelime dostluk, kardeşlik, ortaklık, muhabbet gibi kelimeler oluyor. Bir halk düşünün ki; çocuklarına Erdoğan, Recep, Tayyip, Emine, İstanbul gibi isimler veriyor.Türk tipi kalkınma modeli çerçevesinde izlenen yardım politikaları oldukça önemliydi. Türkiye, bu süreçte Somali’nin kalkınmasına önemli bir destek verdi. SORU: Türkiye’de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?CEVAP: Türkiye’de yaşadığım her günüm güzel ve değerliydi ancak size 3 önemli günden bahsetmek isterim. Birincisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011'de Somali’ye ziyaret gerçekleştiği gündür. Ülkemin tarihine altın harflerle geçen bir güne, genç bir diplomat olarak şahit olmak benim için çok önemliydi. Hiç unutmayacağım bir diğer gün ise 15 Temmuz 2016’da Türk demokrasisine karşı gerçekleşen darbe günüydü. Başta darbe söylentilerini duyduğumda, açıkçası bana çok inandırıcı gelmedi. Fakat bir diplomat olarak bu söylentileri duyunca hemen ülkemi bilgilendirmek için ne olduğunu anlamaya çalıştım ve birkaç arkadaşımı aradım. Onlar da açıkçası ne olduğunu tam anlayamamıştı. Durum böyle olunca ben dayanamayıp diplomatik aracımla neler olduğunu anlamak için biraz gezintiye çıktım ve o sırada üzücü gerçeği görüp, hemen bu konu hakkında Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdim. Somali’nin, cesur ve onurlu Türk halkının darbe karşısındaki haklı direnişini acilen desteklemesi gerektiği hakkındaki düşüncelerimizi Cumhurbaşkanımıza ilettim. Zor zamanımızda gecikmeden yanımızda olmuş bir milletin bu zor gününde Türk halkına ilk destek olan biz olmalıydık. Bu benim için diplomatik olmanın yanında ahlaki bir sorumluluktu. Diğer önemli gün de Mülkiye'den mezun olduğum gündü. Diploma için yılların emeğini harcamıştım. Heyetlerle birlikteyken, uçaktayken ya da arabada bir toplantıdan diğer toplantıya giderken ders çalıştığım çok olmuştur. Bazen öyle günler oluyordu ki, uçaktan inip direkt sınava yetişiyordum. Bunca işin arasında Mülkiye gibi zor bir okulda okumak benim için kolay olmadı.
Somali'nin Mülkiye Mezunu Bakanı, İlk Röportajını Aa'ya Verdi
MOGADİŞU (AA) - ABDİRAHMAN ALİ MOHAMED - Somali'nin yeni kabinesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan ve Türkiye mezunu olan Abdulkadir Muhammed Nur, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı.' dedi.Türkiye'de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursuyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Nur, göreve geldikten sonra ilk röportajını Mogadişu'daki Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdi. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma noktasının, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'ye 2011'de yaptığı ziyaret olduğunu belirten Nur, Türkiye’nin izlediği politikalarla Batılı ülkelerin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişki biçimini tamamen değiştirdiğini söyledi.Nur, birçok Somalili öğrencinin kendisi gibi Türkiye’de eğitim aldığını ifade ederek 'Türkçe, Somali’nin ikinci dili oldu' desek yalan olmaz. Ben bile artık Türkçe rüyalar görüyorum.' dedi. AA muhabirinin, Somali Adalet Bakanı Nur'a yönelttiği sorular ve onun verdiği cevaplar şöyle: 'Birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu'SORU: Türkiye ile ilk tanışmanız nasıl oldu?CEVAP: Aslında Türkiye’ye ilk olarak diplomatik görevim nedeniyle geldim. 2011’den 2018’e kadar Somali’nin Ankara Büyükelçiliğinde en son maslahatgüzar olmak üzere farklı pozisyonlarda görevler aldım. Türkiye’deki görevim sırasında iyi bir üniversitede, kendi alanımda yeniden eğitim almak istedim. Türkiye tarafından verilen Türkiye Bursları, birçok yabancı öğrenci gibi benim de Türkiye’de eğitim almamın önünü açtı. Bu yüzden her zaman YTB’nin vesilesiyle Türk halkına teşekkür etmeyi borç bilirim.1 yıllık dil eğitimi aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden kabul aldım. Mülkiye'nin tarihi geçmişi, benim için oldukça önemliydi. Bu konuda hem Türkiye’deki yakın çevremden hem de kişisel araştırmalarımla detaylı bilgiler edindim. Bir kere Osmanlı’dan günümüze kadar Türkiye’nin siyasal ve diplomatik geçmişinde iz bırakan birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu. Hatta şunu diyebilirim ki; diplomat olmam nedeniyle doğal olarak Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan birçok diplomatla muhatap oluyordum ve onların da birçoğu Mülkiye mezunuydu. Bu yüzden çok yerinde bir tercihti.SORU: Mülkiye tecrübenizle ilgili ne söylersiniz?CEVAP: Her ne kadar Türkçe dil eğitimi almış olsam da Mülkiye'de Türkçe eğitim almak benim için hiç kolay olmadı. Hatta ilk yıllarımda ayrılıp, İngilizce eğitim veren bir üniversitede eğitimime devam etmeyi bile düşündüm ve bunun üzerine birkaç girişimde bulundum. YTB’de bu konuyla ilgilenen görevli arkadaşımla konuştuğumda bana verdiği cevap, Mülkiye'de kalmamı sağladı. Kendisi de Mülkiye mezunu olan görevli, “Eğer büyük bir devlet adamı olmak istiyorsan, bizim gibi sen de Mülkiye mezunu olmalısın.' demişti.Mülkiye, Türkiye’yi yakından tanıma serüvenimde kilit bir konumda. Bu asla değişmeyecek. Çünkü okulda, bir yandan dünya siyaseti ve tarihi üzerine okumalar yapıyorduk. Diğer yandan da buradaki eğitimim sayesinde Türk siyasal hayatını yakından tanıyordum. Bir öğrenci olarak sabah derste öğrendiklerimi, bir diplomat olarak öğleden sonra iş hayatımda uygulama fırsatı buluyordum. SORU: Hem siyasetçi hem de uzun süre Türkiye’de yaşayan bir Somalili olarak Türkiye-Somali ilişkilerinin pozitif yönde gelişmesini sağlayan kırılma neydi?CEVAP: Coğrafi olarak iki uzak bölgede bulunuyormuş gibi görünse de tarihi sürece baktığımızda sanılanın aksine Türk-Somali ilişkileri, çok eskiye dayanıyor. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma günü hangisiydi diye soracak olursak, bu kesinlikle 19 Ağustos 2011'dir. Uzun, yorucu ve kanlı bir iç savaş yaşayan ülkemizin yıkılmış havaalanına inen ay yıldızlı bir uçakta, uzun süre sonra ilk defa Somali insanı umudu gördü. O gün, o kırmızı beyaza boyanmış uçakta başka bir millete umut olmak için kendi canını tehlikeye atan bir Başbakan, ailesi, bakanlar ve beraberindeki heyet vardı. Ben bunların hepsine kendi gözleriyle tanık olmuş, bu sürece katkı sunmuş birisi olarak bu günleri hala gururla hatırlıyorum. Bu ziyaretle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü ve Türk halkının dostluk, muhabbet ve yardımseverliğini gördük. SORU: İki ülke arasındaki ilişkilerde kırılma noktasının 2011 olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Geride kalan 10 yıla yakın dinamik sürecin temel prensibi size göre ne oldu?CEVAP: Bu anlamda şunu belirtmeliyim ki; ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri, asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı. Aksine Türkiye’nin Somali’deki yeri, Somali halkının gönlünde. Türkiye, Somali halkının derdiyle hemhal olmuş, tüm politikasını insani temeller üzerine inşa etti. Bu sürecin en temel mayası, bu anlamda iki ülkenin geliştirmiş olduğu 'insan insanın yurdudur' anlayışı. Biliyorsunuz, bir Afrikalı ülke ve Batılı ülkenin adı yan yana ifade edilince bunların yanına gelecek üçüncü kelime 'sömürgeciliktir'. Bunları sadece bir Afrikalı olarak değil, bu alanda akademik okumalar yapmış birisi olarak da söylüyorum. Fakat Türkiye’nin izlediği politikalar, bu algıyı tamamen yıktı. Türkiye ve Somali isimleri yan yana geldiğinde bunlardan sonra gelen her kelime dostluk, kardeşlik, ortaklık, muhabbet gibi kelimeler oluyor. Bir halk düşünün ki; çocuklarına Erdoğan, Recep, Tayyip, Emine, İstanbul gibi isimler veriyor.Türk tipi kalkınma modeli çerçevesinde izlenen yardım politikaları oldukça önemliydi. Türkiye, bu süreçte Somali’nin kalkınmasına önemli bir destek verdi. SORU: Türkiye’de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?CEVAP: Türkiye’de yaşadığım her günüm güzel ve değerliydi ancak size 3 önemli günden bahsetmek isterim. Birincisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011'de Somali’ye ziyaret gerçekleştiği gündür. Ülkemin tarihine altın harflerle geçen bir güne, genç bir diplomat olarak şahit olmak benim için çok önemliydi. Hiç unutmayacağım bir diğer gün ise 15 Temmuz 2016’da Türk demokrasisine karşı gerçekleşen darbe günüydü. Başta darbe söylentilerini duyduğumda, açıkçası bana çok inandırıcı gelmedi. Fakat bir diplomat olarak bu söylentileri duyunca hemen ülkemi bilgilendirmek için ne olduğunu anlamaya çalıştım ve birkaç arkadaşımı aradım. Onlar da açıkçası ne olduğunu tam anlayamamıştı. Durum böyle olunca ben dayanamayıp diplomatik aracımla neler olduğunu anlamak için biraz gezintiye çıktım ve o sırada üzücü gerçeği görüp, hemen bu konu hakkında Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdim. Somali’nin, cesur ve onurlu Türk halkının darbe karşısındaki haklı direnişini acilen desteklemesi gerektiği hakkındaki düşüncelerimizi Cumhurbaşkanımıza ilettim. Zor zamanımızda gecikmeden yanımızda olmuş bir milletin bu zor gününde Türk halkına ilk destek olan biz olmalıydık. Bu benim için diplomatik olmanın yanında ahlaki bir sorumluluktu. Diğer önemli gün de Mülkiye'den mezun olduğum gündü. Diploma için yılların emeğini harcamıştım. Heyetlerle birlikteyken, uçaktayken ya da arabada bir toplantıdan diğer toplantıya giderken ders çalıştığım çok olmuştur. Bazen öyle günler oluyordu ki, uçaktan inip direkt sınava yetişiyordum. Bunca işin arasında Mülkiye gibi zor bir okulda okumak benim için kolay olmadı.
Reklam
İran'da Kovid-19'Dan Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 31 Bini Geçti
TAHRAN (AA) - İran'da yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 322 artarak 31 bin 34 oldu.Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, yaptığı açıklamada Kovid-19 salgını nedeniyle son 24 saatte 322 kişinin daha hayatını kaybettiğini ve 5 bin 39 yeni vaka tespit edildiğini belirtti.Lari, salgın kaynaklı toplam can kaybının 31 bin 34'e, vaka sayısının da 539 bin 670'e çıktığını aktardı.Virüse yakalanan hastalardan 4 bin 810'unun durumunun ağır olduğunu söyleyen Lari, şu ana kadar iyileşenlerin sayısının da 434 bin 676'ya ulaştığı bilgisini verdi.Lari, ülkede toplam 4 milyon 570 bin 243 kişiye test yapıldığını aktardı.Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, 31 eyaletten 30'unun 'kırmızı' ve 'riskli' bölgeler arasında yer aldığını kaydetti.Lari ayrıca salgının kontrol altına alınabilmesi için ülke genelinde 3 hafta boyunca sert önlemlerin alınması gerektiğini sözlerine ekledi.'Kovid-19'dan ölümlerde açıklanan veriler, gerçek rakamlar değil'İran Koronavirüsle Ulusal Mücadele Kurulu Üyesi Mesud Merdani ise can kaybı sayısının halen gerçek rakamın altında olduğunu ve açıklanan rakamların iki buçukla çarpılması halinde ülke genelindeki gerçek rakamın ortaya çıkabileceğini söyledi. Hastanelerde boş yatak kalmadığını ve salgın kaynaklı ölüm oranlarının yükseldiğini belirten Merdani, 'Hastaneler, hastalarla dolu ve uygun şartlara sahip değil.' dedi. Seyahat uyarılarına rağmen tatil günlerinde halkın şehirlerin dışına yolculuk etmesinden endişe ettiklerini dile getiren Merdani, çağrılara aldırış etmeyip şehir dışına çıkan her araçtan 1 milyon tümen (yaklaşık 270 lira) alınmasını ve toplanan meblağın koronayla mücadele için kullanılmasını önerdi. Merdani, 'Günlük 337'ye ulaşan koronavirüs kaynaklı can kaybı sayısı gerçek rakam değildir. Günlük kaç kişinin hayatını kaybettiğini öğrenmek için bu sayının (açıklanan resmi rakamların) iki buçukla çarpılması gerekiyor.' ifadelerini kullandı.Vakaların artması nedeniyle başkent Tahran, Kum, Kazvin ve Elburz eyaletlerinde yeniden kısıtlamalara gidildi.
Tekirdağ'da 4 Bin Sentetik Uyuşturucu Hap Ele Geçirilen Otomobilin Sürücüsü Tutuklandı
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'da 4 bin sentetik uyuşturucu hap ele geçirilen otomobilin sürücüsü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, TOKİ kavşağında 59 ABP 031 plakalı aracı durdurdu. Araçta yapılan aramada 4 bin sentetik uyuşturucu hap bulundu. Gözaltına alınan sürücü S.S, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Otomobil sürücüsü çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
Reklam
Gazeteci Yazar Bekir Coşkun İçin Cenaze Töreni Düzenlendi
ANKARA (AA) - Tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybeden gazeteci yazar Bekir Coşkun için Bilkent Doğramacızade Ali Paşa Camisi'nde cenaze namazı kılındı. Törende, Bekir Coşkun'un eşi Andree Coşkun ile kardeşi Haluk Coşkun, taziyeleri kabul etti. Cenaze törenine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, eski CHP Milletvekili Muharrem İnce ile Bekir Coşkun'un mesai arkadaşları ve meslektaşları katıldı. Öğle namazının ardından kılanan cenaze namazında Kemal Kılıçdaroğlu, Önder Aksakal, Muharrem İnce ve diğer partililerle saf tuttu. Namazın ardından alkışlarla araca taşınan Bekir Coşkun'un cenazesi, toprağa verilmek üzere kara yoluyla memleketi Şanlıurfa'nın Tülmen köyüne götürüldü.
"Edirne Kırmızısı" Türk Tekstil Sektörüyle Dünyaya Açılacak
EDİRNE (AA) - Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Karadağ, 'Edirne kırmızısı' renginin, 15. yüzyıldaki orijinal halinin elde edilip patentinin alındığını ve Türk tekstil sektörü üzerinden tüm dünyaya yayılmasının hedeflendiğini bildirdi.Prof. Dr. Karadağ, Trakya Üniversitesince online düzenlenen '1. Uluslararası Edirne Kırmızısı e-Sempozyumu'nda 'Türk Kırmızısı Reçetesi, Patenti ve Sanayi Ölçeğinde Yeniden Üretimi' konulu sunum gerçekleştirdi.Edirne kırmızısının geçmişte 38 farklı işlemden geçirildikten sonra elde edildiğini belirten Karadağ, bunda yağlama ve mordanlama gibi basamakların önemli yer tuttuğunu söyledi.Karadağ, 19. yüzyılda sentetik boyanın bulunmasıyla rengin reçetesinin ortadan kalktığını ifade ederek, 'Usta-çırak ilişkisiyle devam eden bu boyama reçeteleri, bu yenilikler karşısında ortadan kayboldu ve bilinmez oldu. Yaklaşık 250 yıl bu reçete gizliliğini korudu. Rengin ortaya çıkması için birçok çalışma yapıldı.' dedi.Karadağ, Türk Kültür Vakfı öncülüğünde yapılan çalışmalarla Edirne kırmızısının yeniden elde edilmesi ve Türk tekstil sektörüyle tüm dünyaya açılmasının hedeflendiğini dile getirdi.Edirne kırmızısının reçetesinin orijinal olarak elde edilmesi için birçok eserin incelenip analizinin yapıldığını anlatan Karadağ, şunları kaydetti: 'Yapılan çalışmayla daha kısa sürede daha sürdürülebilir bir şekilde rengi elde etmeyi hedefledik. Edirne kırmızısıyla boyanmış malzemelerden yapılan analizlerden sonra bir değerlendirmeye varıldı. Yapılan çalışmalar sonrası Edirne kırmızısı elde edildi ve rengin patenti alındı. Patent alındıktan sonra bu renk tekstil sektörünün hizmetine sunuldu.Biz Edirne kırmızısı reçetesinin sürdürülebilir ve büyük ölçekli üretimlere olanak sağlayabilecek şekilde olması için çaba gösterdik. Tekstil sektöründe kullanılması bizim için çok önemli. Boya geçmişte 40 gün sürede elde edilirken, bu günümüz teknolojisiyle hiçbir basamaktan ödün verilmeden yaklaşık 6 saate kadar indirildi.'
Sinop Valisi Karaömeroğlu'ndan Vatandaşlara "Ev Ziyaretleri" Uyarısı
SİNOP (AA) - Sinop Valisi Erol Karaömeroğlu, 'Havaların soğumasıyla akrabalar ve komşular arası ev ziyaretleri yapılmaya başlandı. Evlerde oluşan bu yoğunlaşmalar maalesef vaka artışlarına sebep oluyor.' dedi. Vali Karaömeroğlu, gazetecilere, kenetteki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tablosuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Alınan önlem ve tedbirler ışığında vaka sayılarında düşüş yaşandığını ancak en ufak bir rehavette sayılarda tekrar artış yaşandığının gözlendiğini vurgulayan Karaömeroğlu, özellikle ev ziyaretleri konusunda vatandaşların çok dikkati olmaları gerektiğini belirtti.Maske ve hijyenin yanında ev ziyaretlerindeki fiziki mesafenin de önemine işaret eden Vali Karaömeroğlu, şöyle devam etti:'Havaların soğumasıyla akrabalar ve komşular arası ev ziyaretleri yapılmaya başlandı. Evlerde oluşan bu yoğunlaşmalar maalesef vaka artışlarına sebep oluyor. Bu açıdan kapalı alanlarda kalabalık şekilde toplanılması halk sağlığı açısından risk oluşturuyor. Vatandaşlarımızın ev ziyaretlerinde çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Zaruri olmadıkça toplu olarak bir araya gelinmemelidir. Nasıl ki dışarda sosyal mesafeye uygun hareket ediyorsak evlerde de fiziki mesafeye riayet etmeliyiz.' Karaömeroğlu, kentte insanların yoğun bulundukları iş yerlerine yönelik denetimlerin devam ettiğini; bugüne dek kusurlu bulunan işletmelere 31 bin 94 lira idari para cezası uygulandığını kaydetti.
Reklam