onedio
Muşlu Hayırseverler Göç Ettikleri Köylerindeki 21 Öğrenciye Tablet Aldı
MUŞ (AA) - Muş'ta sosyal medya üzerinden iletişime geçen bir grup hayırsever, topladıkları yardımla ihtiyaç sahibi 21 öğrenciye tablet aldı. Merkeze bağlı Onpınar köyünden farklı tarihlerde çeşitli illere ve yurt dışına göç eden bir grup hayırsever, uzaktan eğitime ulaşma imkanı olmayan öğrencilere destek olmak için sosyal medya üzerinden birbirleriyle iletişime geçti. Öğrencilere yardımcı olmak için kampanya başlatan hayırseverler, topladıkları yardımla köylerindeki 21 öğrenciye tablet aldı.Hayırseverlerden Kamer Erdoğan, teslim aldığı tabletleri köye getirerek öğrencilere dağıttı. Erdoğan, AA muhabirine, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) köylerdeki çocukları daha çok etkilediğini söyledi. Uzaktan eğitime katılma imkanı olmayan çocukların olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: 'Onpınar köyünde eğitim gören başarılı öğrencilerin uzaktan eğitim ile teknolojiden mahrum kalmamaları için sosyal medya üzerinde tablet kampanyası başlattık. Temin ettiğimiz 21 tableti köy çocuklarına ulaştırdık. Daha fazla öğrenciyi teknolojik imkanlarla buluşturmak için gönüllü gurbetçi köylülerimizin bundan sonra da yardımları olacak. İzmir'de, İstanbul'da, Almanya'da ve Avusturya'da yaşayan ve hiç yüzünü görmediğimiz insanlarımız büyük bir katkı sundular.'Tabletleri dağıtırken çocukların yüzündeki tebessümü görmenin mutluluğunu yaşadığını aktaran Erdoğan, 'Umarım bundan sonra çok daha iyi şartlar sunabileceğiz. Çocuklarımıza sağladığımız bu imkanlarla daha iyi eğitim görecekler.' dedi. Öğrenciler de kendilerine destek veren hayırseverlere teşekkür etti.
İstanbul'da Hafta Sonu Yolculuk Azaldı Hafta İçi Arttı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da geçen ay toplu taşıma yolculukları hafta sonunda yüzde 21 azalırken hafta içinde yüzde 11 arttı.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstatistik Ofisi, İstanbul ulaşımına ilişkin eylül ayı verilerini paylaştı.İstanbul'da toplu taşımada aylık artış, ağustosta yüzde 5,7, eylülde yüzde 1,7 oldu.Eylül ayında, hafta sonu yolculuklarında aylık yüzde 21 oranında azalış, hafta içi yolculuklarında ise yüzde 11 artış meydana geldi.Ağustos ayında, vatandaş geçişlerinde aylık yüzde 2 azalış meydana gelirken, öğrencilerde yüzde 9,4, 60 yaş üstünde yüzde 0,9 ve engelli vatandaş yolculuklarında yüzde 4,5 artış görüldü.En çok Fatih Sultan Mehmet Köprüsü kullanıldıEylül ayında hafta içi yaka geçişi yapan araç sayısı ağustos ayı seviyesinde günlük ortalama 491 bin 109 olarak gerçekleşti. En yoğun geçiş 1-4 Eylül tarihlerinde gerçekleşti. En yoğun gün ise 509 bin 584 araç ile 4 Eylül Cuma günü oldu.Yaka geçişlerinin yüzde 39,1'ini 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, yüzde 46,1'ini Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, yüzde 5,9'unu Yavuz Sultan Selim ve yüzde 8,9'unu ise Avrasya Tüneli'nden yapılan geçişler oluşturdu.Ağustos ayında hafta içi ortalama trafik yoğunluk indeksi 27 ölçülürken, eylül ayında indeks 30'a çıktı. Hafta içinde zirve yoğunluk saat 18.00'da 61 olarak ölçüldü. Hafta sonunda, ağustosta 18 olan indeks eylülde 23 oldu.
Canlı Kalkan Olarak Kullanılan Arakanlı Müslümanlar, Seçim Komisyonu'nun Da Hedefinde
ANKARA (AA) - Myanmar'ın Arakan eyaletinde, ordunun silahlı çatışmalarda sivilleri canlı kalkan olarak kullandığı, bunun da can kayıplarına yol açtığı bildirildi.Arakan Rohingya Birliğinin (ARU) İslam İşbirliği Teşkilatına (İİT) sunduğu raporda, Arakan eyaletinde yaşanan gelişmelere ilişkin bilgi verildi.Raporda, Arakan'daki durumun hala istikrarsız olduğu, barış ve istikrara dair herhangi bir işaret görülmediği kaydedildi.Silahlı çatışmaların sürdüğü Arakan'da kalan Arakanlı Müslümanların (Rohingya), ordunun ve Myanmar Seçim Komisyonu'nun gün geçtikçe daha fazla hedefi olduğu aktarılan raporda, Myanmar Ordusu ile 'Budist Arakan Ordusu' örgütü arasındaki çatışmalar nedeniyle can kayıplarının arttığı kaydedildi.Arakan'da siviller canlı kalkan olarak kullanılıyorRaporda, ordunun, Arakan'da işlediği savaş suçlarında her gün bir adım daha ileri gittiği vurgulandı.Ordunun, Budist Arakan Ordusu ile çatışmasında Arakanlı Müslüman sivilleri canlı kalkan olarak kullanmasının uluslararası topluma şok dalgaları gönderdiği belirtilen raporda, Buthidaung ilçesinin Kamichaung köyünde 5 Ekim 2020'de ordunun, aralarında 2 çocuğun da olduğu 15 çiftlik işçisini alıkoyduğu kaydedildi.Rapora göre, söz konusu kişilerden 12 yaşındaki çocuk, ordunun Budist Arakan Ordusu örgütüne yönelik operasyonları yaptığı bölgeden kaçarak, bir grup Arakanlı Müslümanın canlı kalkan olarak olarak kullanıldığını söyledi.ARU'nun raporunda, kaçan çocuğun şu ifadelerine yer verildi:'Biz inekleri güderken, aniden bir grup Myanmar askeri geldi ve bizi götürdü. Bir grup Rohingyalının tutulduğu ormanlık alana yönlendirildik. Daha sonra askerler bizi bayıra doğru ilerleterek cephe hattına koydu ve kendileri de arkamıza geçti. Bize dalların ve bitki yığınlarının altına gizlenen mayınları temizlettiler. Daha sonra aniden silahlar ateşlendi, askerler bizi cephede canlı kalkan olarak durmaya zorladığı için burada 2'si çocuk 5 Rohingya öldü.'Canlı kalkan olan Arakanlı Müslüman çocuklar öldüRaporda ayrıca Budist Arakan Ordusu örgütünün yayımladığı açıklamaya yer verildi.Ordunun, 5 Ekim 2020'de kendi bölgelerine izinsiz girdiğini savunulan Budist Arakan Ordusu örgütünün açıklamasında, 15 dakika süren çatışmada 10 ve 11 yaşındaki iki Arakanlı Müslüman çocuğun hayatını kaybettiği, bir çocuğun da yaralandığı belirtildi.Açıklamada, 15 masum Arakanlı Müslümanın mayın temizleyici ve canlı kalkan olarak kullanıldığı ifade edildi.Myanmar Ordusu'nun sivilleri hedef almayı, masum sivillerle çocukları öldürme suçunu ve bu savaş suçlarını işlemeyi sürdürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, ordunun Arakanlı Müslümanların ölümünden sorumlu olduğunun altı çizildi.Raporda, Myanmar Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Zaw Min Tun'un söz konusu Arakanlı Müslümanların ölümünden Budist Arakan Ordusu örgütünün sorumlu olduğuna dair ifadesine yer verildi.Arakanlı Müslümanların, seçmen listesinden çıkarılarak oy vermeleri engelleniyorMyanmar Seçim Komisyonu'nun Arakanlı Müslümanların seçmen listesinden çıkararak kasım ayında düzenlenecek genel seçimlerde oy kullanmalarına engel olduğu kaydedilden raporda, 5 Rohingyalı adayın seçimlere girme başvurusunun reddedildiği aktarıldı.Raporda, bu adayların başvurusunun reddedilmesine herhangi bir gerekçe gösterilmediği vurgulandı. U Aye Win adlı Arakanlı Müslümanın, genel seçimlere girmek için Maungdaw ilçesinden yaptığı başvurunun önce kabul edildiği ancak daha sonra kendisine ret yazısı gönderildiği belirtilen raporda, karara gerekçe olarak adayın ebeveynlerinin vatandaşlığının gösterildiği kaydedildi.Seçim Komisyonu kanunlarına göre, seçimde yarışan adayların ulusal denetim kartı sahibi olmaları gerektiği ifade edilen raporda, 'Seçim Komisyonu, U Aye Win’in ulusal denetim kartını hiçe sayarak, ailesini hedef aldı. Aslında, bir Myanmar vatandaşı olarak U Aye Win'in babası, Maungdaw Polis Şefi ve daha sonra Maungdaw İlçe Mahkemesi Başkanı olarak hizmet etmişti.' denildi. U Aye Win’in adaylığının reddedilmesiyle ilgili olarak Maungdaw İlçe Seçim Komisyonu Bürosu Sekreteri U Kyaw Than'ın, 'Büronun bu kararı tersine çevirme konusunda yapabileceği bir şeyi olmadığını, kararın Merkezi Seçim Komisyonu'ndan geldiğini' ifade ettiği belirtilen raporda, U Aye Win'in, merkezi Washington'da bulunan Radio Free Asia'ya verdiği röportajda, Arakan halkının sahip olduğu her şeyi elinden almak için tam bir aldatmacanın hüküm sürdüğünü ve babasının tüm hayatını devlet hizmetlerine adamasına rağmen ailesinin küçük düşürüldüğünü söylediği kaydedildi. Myanmar, Arakan'daki seçimi iptal ettiRaporda, 16 Ekim'de Myanmar Seçim Komisyonu Bürosu'nun, 8 Kasım 2020'de yapılması planlanan genel seçimin bazı etnik bölgelerde iptal edildiğini duyurduğuna işaret edilerek, açıklamada 8 Kasım'da yapılması planlanan ulusal genel seçimde, Arakan eyaletindeki Pawktaw, Punnagyin, Rathedaung, Buthidaung, Maungdaw, Kyauktaw, Minbya, Myebon, Maruk-U ve Kyaukphyu'nun da aralarında bulunduğu bölgelerde seçimlerin iptal edildiğini belirttiği bilgisine yer verildi. Arakan'da saldırılar arttı, siviller yerlerinden oldu Myanmar ordusunun ağır silahlarla Arakan'daki Rathedaung ve Buthidaung bölgelerine saldırılar düzenlediğine dikkat çekilen raporda bölge sakinlerinin ifadelerine göre, 3 Ekim 2020'de Myanmar ordusunun Minbya ilçesinde Myanmar'a ait iki helikopterin bölgeyi bombardımana tuttuğu kaydedildi. Minbya ilçesindeki May Lwen köyü sakinlerinin ifadelerine yer verilen raporda, ordunun ağır silahlarla saldırması nedeniyle köyde kimsenin kalmadığı belirtildi.Bölgeden gelen haberlere dayandırılan rapora göre, 14 Ekim'de, Rathedaung kasabasının Aung Thazi köyü yakınlarında Budist Arakan Ordusu örgütü ile çıkan çatışmada Myanmar ordusu karadan, havadan ve denizden saldırı başlattı.Aynı gün öğleden sonra yakınlardaki Pyapinyin köyüne ağır top mermisi düşmesi sonucu 4 köy sakini yaralandı. Tedavi için Rathedaung'da hastaneye kaldırılan yararlılardan biri, durumunun ağır olması nedeniyle daha sonra Sittwe Hastanesine sevk edildi.Sosyal Hizmetler görevlisi Mxaung Saw Win, 'Silahlı çatışmalar nedeniyle Ratheduang bölgelerindeki Auk Chaung Taung, Sabo Chuen, Aungzay Gon, Pron Wen ve Kanbran köylerinden yerinden edilen sivillerin sayısında çarpıcı bir artış oldu ve Zaydibran köyünde tapınaklara, okul binalarına ve yerel sakinlerin evlerine sığınan mağdurlar ciddi yiyecek sıkıntısı çekiyor.' dedi.Win, halihazırda sadece Zaydibran köyünde 10 binden fazla yerinden edilmiş kişi bulunduğunu ve bu sayının diğer köylerde daha fazla olduğunu belirtti.Diğer yandan, Minbya kasabasındaki U Soe Tint Köprüsü yakınlarında seyreden 2 yolcu teknesine Myanmar ordusu tarafından açılan ateş sonucu ilk teknedeki 3 Arakanlı Müslümanın öldüğü, ikinci teknedeki 3 Budist Arakan sakininin gözaltına alındığı söylendi.Arakan Ordusu örgütü, NLD partisi adaylarını alıkoyduBudist Arakan Ordusu örgütü üyeleri, 14 Ekim'de seçim kampanyası için Taungup kasabasının Paungkha köyüne gelen, iktidardaki NLD partisinden 4 adayı sabah saatlerinde alıkoydu. Adaylardan biri öğleden sonra serbest bırakılırken, diğer üçü açıklanmayan bir yere götürüldü.Serbest bırakılan Than Sein Pyone, Radio Free Asia'ya yaptığı açıklamada, 'Futbol üniforması giymiş 4 silahlı kişi geldi ve bizi alıkoydu, yüzümüze tokat attı ve bize vurdu. Bize, 'Siz aşağılık hainler' diye bağırdılar. ' dedi.Arakan Ordusu örgütü ise açıklama yaparak şahısların sorguya çekilmek üzere tutulduğunu belirtti.Açıklamada, 'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında Arakan'da miting yapılmaması ve (etnik Arakanlı siyasi partilerine atıfta bulunarak) diğer partilere karşı kaba dil kullanılmaması için tekrarlanan uyarılarımıza rağmen, NLD partisi adayları bu uyarıları görmezden geldi. Bu yüzden, örgütümüz onları sorguya aldı ve uyardı, sorgulamanın ardından hepsi serbest bırakıldı.' ifadeleri kullanıldı.Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, Arakanlı Müslümanlar konusundaki çağrısını yinelediDhaka Tribune'ün haberine atıfta bulunulan rapora göre, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Stephen Biegun'un 15 Ekim'de Bangladeş'e düzenlediği ziyarette Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, Arakanlı Müslümanların, Arakan'daki topraklarına geri gönderilmesi konusunda ülkesine yardım etmesi için ABD de dahil uluslararası topluma çağrısını yineledi.Şeyh Hasina, ülkesine sığınan Arakanlı Müslümanların, kendi topraklarına acilen geri dönmesi gerektiğine vurgu yaparak, Myanmar'ın vatandaşlarını geri alması gerektiğini söyledi.Başbakan'ın, Bangladeş'in, ülkede bulunan 1,1 milyondan fazla zorla yerlerinden edilmiş Arakanlı'nın yükü altında olduğunu ve bu soruna neden olan Myanmar ile vatandaşlarını geri almaları konusunda diyalog halinde olduklarını söylediği aktarıldı.Raporda, ayrıca, 12 Ekim'de Bangladeş'in farklı yerlerinde yüzlerce etnik Budist Arakanlının, Arakan eyaletinde Myanmar ordusunun baskı ve zulmüne maruz kalan Arakanlı Müslümanlara destek için protesto gösterisi düzenlediği ifade edildi.İİT'ye çağrı ARU'nun raporunda, İslam İşbirliği Teşkilatına (İİT) ve uluslararası topluma, Myanmar hükümetinden, Arakan eyaletinde çatışmalar sırasında Myanmar ordusunun, Arakanlı erkek ve çocukları canlı kalkan ve kara mayını temizleme aracı olarak kullanması ile Arakan'da Budist ve Müslümanların yaşadığı köylerde sivil nüfusun ölümüne ve yerinden edilmesine neden olan ayrım gözetmeksizin yaptığı bombardımanı derhal durdurması çağrısı yapıldı.Raporda, İİT'den ve uluslararası toplumdan, zorla yerlerinden edilen Arakanlı Müslümanların kendi topraklarına iadesine derhal başlanması, yerlerinden edilen tüm etnik ve dini gruplara mensup sivillerin kendi köy ya da kasabalarına yeniden yerleştirilmesi, Arakanlı Müslümanlara derhal oy kullanma haklarının geri verilmesi, Arakan'daki Müslüman ve diğer etnik Budistler arasında diyaloğu kolaylaştırması için Myanmar hükümetine çağrıda bulunması istendi. Arakanlı Müslümanlar 'devletsiz' sayılıyor Myanmar'da 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, 'devletsiz' sayılıyor. Birleşmiş Milletlerce (BM) 'dünyada en fazla zulüm gören azınlık' olarak kabul edilen Arakanlı Müslümanlar, ülkede şiddet olaylarına, yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalıyor. Myanmar'ın Bangladeş sınırı yakınlarındaki Arakan eyaletinde yaşayan Müslüman azınlık, bugüne kadarki yönetimlerce 'Bangladeş'ten gelen göçmenler' olarak görülüyor ve resmi belgelerde, 'Bengalli' olarak adlandırılıyor. Hala 135 ayrı etnik grubun resmi olarak tanındığı Myanmar'da, radikal milliyetçi Budistler, Arakanlı Müslümanların resmen tanınmasına karşı çıkıyor. Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik Myanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti. Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı. BM'ye göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti 'etnik temizlik' ya da 'soykırım' olarak adlandırıyor.
Vietnam'da Aşırı Yağışların Yol Açtığı Sel Ve Toprak Kaymalarında 84 Kişi Öldü
ANKARA (AA) - Vietnam'da etkili olan şiddetli yağışların tetiklediği sel ve toprak kaymalarında 80'den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 40'a yakın kişinin kaybolduğu bildirildi.Yerel basında çıkan haberlere göre, ülkenin orta kesimlerini yaklaşık 2 haftadır etkisi altına alan şiddetli yağışlar can kaybına neden oldu.Aşırı yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında, aralarında arama kurtarma ekibi üyelerinin de bulunduğu 84 kişi yaşamını yitirirken, 38 kişiden hala haber alınamıyor. Kayıpları kurtarma çalışmaları devam ediyor.Vietnam Doğal Afet Önleme ve Kontrol Merkez Yönetim Komitesinden yapılan açıklamada, şiddetli yağışlarda 52 bin 933 evi su bastığı, 24 bin 734 evin ağır hasar gördüğü belirtildi.Açıklamada, 107 bin 500 hektardan fazla ekili alanın zarar gördüğü sellerde 461 bin büyük ve küçükbaş hayvanın telef olduğu ya da sel sularında sürüklendiği, 30 kilometreye yakın kara yolunun hasara uğradığı kaydedildi.Başbakan Nguyen Xuan Phuc, sel mağdurları için para toplamak amacıyla ülke çapında bir kampanya başlattı.Meteoroloji yetkilileri, Güney Çin Denizi'nin kuzeyindeki düşük basınç nedeniyle bölgede en az 20 Ekim'e kadar aralıksız yağış beklendiği, şiddetli yağmurun, bölgedeki hidroelektrik santralleri ve sulama sistemlerinin baraj rezervuarlarını da tehdit edebileceği uyarısında bulundu.
Manisa'daki Uyuşturucu Operasyonunda 2 Kişi Tutuklandı
MANİSA (AA) - Manisa'nın Salihli ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüğü ekipleri, bazı şüphelilerin ilçeye uyuşturucu getireceği bilgisi üzerine harekete geçti.Kent girişinde önlem alan polis, bir süre takip edilen şüpheli bir otomobili uygulama noktasında durdurdu. Araçta narkotik köpeği ile yapılan aramada 5 kilo 340 gram esrar ele geçirildi.Gözaltına alınan otomobildeki 2 zanlı, emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildikleri hakimlikçe tutuklandı.
Reklam
Bolivya'da Sosyalistler, Sonuçlar Açıklanmadan Başkanlık Seçimlerinde Zaferini İlan Etti
LA PAZ (AA) - Bolivya'da, daha önce eski Devlet Başkanı Evo Morales'in liderliğini yaptığı Sosyalizm Hareketi Partisi (MAS), başkanlık seçimlerinde zaferini ilan etti.Ülkenin bazı bölgelerinde yapılan 'sandık çıkış anketleri'ne göre, MAS'ın adayı sosyalist lider Arce Catocora, büyük farkla yarışı önde götürüyor.Buna göre Arce'nin oyların yüzde 50'sinden fazlasını alacağı ve en yakın rakibi Yurttaş Birliği Partisinden (CC) eski Devlet Başkanı Carlos Mesa'nın ise yüzde 31'de kalacağı tahmin ediliyor.Arjantin'de sürgünde bulunan Morales, sonuçların açıklanmasının ardından Arce'yi seçimin kazananı ilan ederek 'Demokrasimizi yeniden kazandık.' ifadesini kullandı.Sosyalistlerin başkan adayı Arce ise anketleri ve Moralez'i doğrulayarak, 'Bolivya halkının, gittiğimiz yolu tekrar kullanmak istediğini düşünüyorum.' yorumunda bulundu.Arce, ulusal birlik hükümeti kurmaya çalışacağını açıklayarak, halka sükunet çağrısı yaptı.Morales'in istifasıyla devlet başkanlığı koltuğuna gelen Jeanina Anez de Twitter'da yaptığı açıklamada, 'Sonuçlar kesin olmamakla birlikte bize gelen bilgilere göre sayın Arce seçimi kazandı. Kazananları tebrik ediyorum ve onlardan Bolivya'daki ve demokrasimizdeki düşünceleri yönetmelerini istiyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Bolivya'da seçimlerin kısa sürelerde açıklandığı önceki seçimlere kıyasla, geçen yıl yaşanan oy sayım tartışmalarının ardından, yeni seçim kanununa göre kesin sonuçların açıklanması 5 günü bulabiliyor. 5 adayın yarıştığı seçimde, adayların ilk turda devlet başkanlığı koltuğuna ulaşabilmesi için geçerli oyların yüzde 50'sini alması veya yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine yüzde 10 fark atması gerekiyor. Aksi takdirde, en yüksek oyu alan iki aday 29 Kasım'da ikinci tur seçimlerinde yarışacak.Bu seçimle Bolivya'da yeni devlet başkanı, yardımcısı, 36 senatör ve 130 milletvekili belirlenecek.Bolivya'daki krizBolivya'da 20 Ekim 2019'daki tartışmalı seçimleri ilk turda kazanan Morales, hile iddialarıyla sokaklara çıkan muhaliflerin şiddet eylemlerine dönüşen protestoları, polisin isyanı ve ordunun çağrısının ardından 10 Kasım'da istifa etmiş ve siyasi sığınmacı olarak önce Meksika'ya, ardından da Arjantin'e gitmişti.Bolivya Çokuluslu Yasama Meclisi ALP'nin üst kanadı Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı muhalif Jeanine Anez'in devlet başkanlığı görevine getirildiği Bolivya'da, çoğunluğu yerlilerden oluşan Anez karşıtlarının günler süren protestolarında 35'ten fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Annesini Öldürüp Cesedini Araziye Gömen Sanık İle Arkadaşının Yargılanmasına Başlandı
İSTANBUL (AA) - Esenler'de tartıştığı annesi Melahat İsbir'i kafasına çekiçle vurarak öldürdükten sonra cesedini boş bir araziye gömdüğü iddia edilen Batuhan Ünal ile cesedi gömmeye yardım ettiği belirtilen arkadaşı Furkan Salih Gürlek, hakim karşısına çıktı.Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Batuhan Ünal ve Furkan Salih Gürlek ile tarafların avukatları katıldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile bir kısım müştekiler de duruşmada hazır bulundu.Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Batuhan Ünal, maktul Melahat İsbir'in annesi olduğunu ve yaklaşık 8 ay babasıyla ayrı yaşayan annesinin yanında kaldığını anlattı.Olay tarihi olan 19 Aralık 2019’da eve gittiğinde annesini tanımadığı bir erkekle gördüğünü ileri süren sanık Ünal, olayın şoku ile o anda bir şey söylemeden evden ayrıldığını ifade etti.Ünal, birkaç saat sonra eşyalarını toplamak için eve gittiğinde annesinin evde olduğunu ifade ederek, burada kendisiyle konuşmaya çalışan annesiyle tartıştığını aktardı.Annesinin kendisini evden kovduğunu savunan Ünal, babasıyla ilgili kötü sözler söyleyen annesine sinirlendiğini ve farkında olmadan ayakkabılıktaki çekici alarak, annesine vurduğunu belirtti.'Annemi battaniyeye sararak, evi temizledim'Ünal, çekici öldürmek amacıyla vurmadığını ve rastgele salladığını öne sürerek, savunmasında şunları kaydetti:'Gözümü kapatmıştım. Gözümü açtığımda annem kanlar içinde yatıyordu. Hırıltı geliyordu, 5 dakika sonra ses gidince öldüğünü anladım. Annemi battaniyeye sararak, evi temizledim. Ceset birkaç gün bu şekilde kaldı. Teslim olmayı düşündüm ancak cezaevine girmekten korktum. 23 Aralık’ta Furkan’ı aradım ve kız arkadaşımı öldürdüğümü söyledim. Ertesi gün gömmek için gerekli malzemeleri aldım ve Furkan ile buluştuk. Olayı kendisine de anlattım. Daha sonra battaniyeye sarılı cesedi Furkan ile evden çıkartarak açık araziye götürdük ve gömdük.' Diğer sanık Furkan Salih Gürek de savunmasında, arkadaşı olan sanık Batuhan Ünal’ın kendisini arayıp kız arkadaşını öldürdüğünü söylediğini aktararak, 'Ertesi gün eve gittiğimizde annesinin cesedini gördüm. O zaman olanları bana anlattı. Battaniyeye sarılı cesedi birlikte alarak, araziye götürerek gömdük. Ben öldürme olayına iştirak etmedim.' dedi.''Annesinin cesedinin bulunduğu evde parti yaptı''Müştekilerden Fatih İsbir de maktul Melahat İsbir'in kardeşi olduğunu belirterek, borç batağında olan sanığın, annesini kredi almaya zorladığını söyledi.Bu nedenle sanıkla annesi arasında zaman zaman tartışma yaşandığını anlatan Fatih İsbir, 'Sanığın olaydan üç gün sonra annesinin cesedinin bulunduğu evde arkadaşları ile parti yaparak, bununla ilgili görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştığını gördüm.' iddiasında bulundu.Maktul Melahat İsbir'in annesi ve diğer kardeşi de, sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi.Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı erteledi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Sultangazi’de define arayan iki kişinin toprağın altında battaniyeye sarılı bir ceset buldukları ve durumu polise bildirdikleri anlatılıyor.Melahat İsbir'e ait olduğu belirlenen cesetle ilgili yapılan araştırmada maktulün oğlu Batuhan Ünal ile Furkan Salih Gürek'in gözaltına alındığına yer verilen iddianamede, 19 aralık 2019'da annesinin kafasına çekiçle vurarak öldüren sanığın, arkadaşı Furkan Salih Gürlek ile 25 Aralık 2019’da cesedi boş bir araziye gömdükleri aktarılıyor.İddianamede, sanık Batuhan Ünal'ın 'tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, sanık Furkan Salih Gürek'in de 'tasarlayarak yakın akrabayı öldürmeye yardım etme' suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Reklam
19 İldeki 34 Yerleşim Yerinde Karantina Tedbiri Uygulanıyor
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bugün itibarıyla 19 ildeki 34 yerleşim yerinde karantina tedbirinin uygulandığını, buralarda toplam 20 bin 232 kişinin yaşadığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kovid-19 salgını sebebiyle, il ve ilçelerde mülki idare amirleri başkanlığındaki umumi hıfzıssıhha kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda yerleşim yerlerine ilişkin karantina uygulamasının sürdüğü belirtildi.Açıklamada, 'Bu kapsamda bugün itibarıyla 19 ilimizdeki 1 belde, 21 köy ve 12 mahalle olmak üzere toplam 34 yerleşim yerinde karantina tedbiri uygulanmaktadır. Karantina uygulaması devam eden yerleşim yerinde yaşayan kişi sayısı 20 bin 232'dir. Toplam 70 ilimizdeki 1064 yerleşim yerinde ise karantina uygulaması sona erdirilmiştir.' ifadeleri kullanıldı.
Moda Tasarımcısı Selma Çilek'ten Boyner'e Özel Koleksiyon
İSTANBUL (AA) - Moda tasarımcısı Selma Çilek'in Boyner için hazırladığı 'Selmacilek X Boyner' koleksiyonu Boyner mağazaları ve 'boyner.com.tr'de yerini aldı.Boyner açıklamasına göre, dünyaca ünlü markaların koleksiyonlarının yanı sıra Türkiye'nin sevilen markalarını ve tasarım parçalarını kadınlar ile buluşturan şirket, Çilek ile yeni bir iş birliğine imza attı. Kendine güvenen, trendleri takip eden, sadeliği sevdiği kadar dikkati çekmeyi de isteyen iddialı kadınlara hitap eden söz konusu koleksiyon; kazaklar, kabanlar, vegan deri grubu, elbiseler, parkalar ve pantolonlar olmak üzere 60 parçadan oluşuyor.Her kadının sonbahar-kış mevsiminde gardırobuna katmak istediği parçaları tasarım dokunuşları ile özel hale getiren Selmacilek X Boyner koleksiyonu; deri, hazır giyim ve dış giyim olarak 3 kategoriden meydana geliyor. Tamamı vegan olan 15 parçadan oluşan deri ürünler zamansız stillere cevap verirken, Selma Çilek'in imzası haline gelen parkalar ve kabanlar da koleksiyonda güçlü bir şekilde yer alıyor. Hazır giyim kategorisinde ise birbiri ile kombinlenen ceket, bluz, pantolon ve eteklerin yanı sıra desenli elbiselerle her ortamda dikkati çekecek kesimde elbiseler ön plana çıkıyor.Koleksiyon; Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş ve Rize'deki toplam 24 Boyner mağazası ve boyner.com.tr'de hem rahat hem de iddialı ve şık bir görünüm arayan kadınlarla buluşuyor. Boyner'in yeni koleksiyonlar ve farklı iş birlikleri ile moda dünyasının nabzını tutmaya devam edeceği bildirildi.
Karabük'te Devrilen İş Makinesindeki 3 İşçi Yaralandı
KARABÜK (AA) - Karabük'te iş makinesinin devrilmesi sonucu biri ağır 3 kişi yaralandı.Operatör Şaban Mısırlı'nın kullandığı İl Özel İdaresine ait greyder, Keltepe Kayak Merkezi yakınlarında yol çalışması yaptığı sırada kontrolden çıkarak yaklaşık 40 metreden şarampole devrildi.Greyderdeki operatör ve yanındaki Ramazan Yıldırım ile Seyfi Sabit Tekin yaralandı.İş makinesinde sıkışan işçilerden biri sağlık ekiplerinden yardım istemeyi başardı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kaza alanından çıkarılan yaralılar, ambulanslarla Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni'nde Konuştu: (1)
İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaşanılan her hadisenin, geçmişi anlamadan geleceği kavramanın mümkün olmadığını hatırlattığını belirterek, 'Meseleye siyasi ve ekonomik taraflarını bir kenara bırakarak sadece ilmi yönüyle bakacak olursak, mesala Batı dünyası tıptan sosyolojiye kadar pek çok alanda ilhamını bizim köklerimizden almıştır.' dedi.Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, külliyenin, şehre, ülkeye, ilim ve fikir dünyasına hayırlı olmasını diledi.Açılışa katılan Şeyhülislam Allahşükür Paşazade ve Katar'dan Sani Bin Hamad El-Saniye de şükranlarını sunan Erdoğan, üniversitenin banisinin 1996'da kurucuları arasında yer aldığı İstanbul Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı'nın nüvesini oluşturduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) olduğunu söyledi.Erdoğan, TÜRGEV'in okul öncesinden üniversiteye, yurttan bursa kadar geniş bir yelpazede yurt dışına kadar uzanan hizmetleriyle eğitim ve öğretim alanında ülkeye en önemli marka olduğunu kaydetti.Sadaka-i cariye vasfındaki bu hizmetlerin ifasına destek olan herkesin, her hayır sahibinin ortaya çıkan manevi hasıladan istifade edeceğine inandığını dile getiren Erdoğan, resmi açılışını yapmak üzere bir araya gelinen İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi'nin hem gerisindeki felsefi birikim hem mimarisi hem donanımıyla iftihar verici bir eser olduğunu ifade etti.Erdoğan, öğrencilerin derslerinde ve ders dışı faaliyetlerinde ihtiyaç duyacağı eserleri barındıran külliyenin Mimar Sinan'dan alınan ilhamla örnek bir eser olarak vücuda getirildiğini belirterek, üniversitenin nitelikli eğitim ve öğretim kadrosuyla lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin bu güzel atmosferde ülkede sosyal bilimler alanında yeni bir dönemin kapılarını açacağına inandığını söyledi.Birkaç yıl sonra üniversitenin içi, dışı ve çevresinin de yemyeşil ağaçlık bir alan haline de geleceğini ifade eden Erdoğan, faaliyete başlamasının üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen üniversitenin bu misyona layık olduğunun işaretlerini şimdiden verdiğini kaydetti.Erdoğan, bu vesileyle kuruluşundan külliyesinin inşasını kadar üniversitenin gelişip büyümesine katkı yapan herkese teşekkür etti.İbn Haldun'un önemiCumhurbaşkanı Erdoğan, İbn Haldun'un tarihçiliği, siyaset bilimciliği, devlet adamlığı, filozofluğu yanında dünyada sosyoloji ilminin kurucusu olarak kabul edildiğini belirterek, şöyle devam etti:'Kendisi bunu ümran ilmi olarak tarif ediyor. Hayatı Tunus, Cezayir, Fas, Endülüs, Mısır gibi coğrafyalarda ilimle, yöneticilikle geçen İbn Haldun bu tecrübelerini Mukaddime adıyla bildiğimiz eserinde insanlığın istifadesine sunmuştur. Bu büyük alim insanlığa en büyük katkısı olan ümran ilminin amacını, daha önce olup olan daha sonra olacakların anlaşılması gayreti şeklinde tanımlıyor. Esasen bu çerçeve İbn Haldun Üniversitesi'nin üzerine inşa edildiği değerleri de özetliyor. Bu yaklaşımın önemini günlük hayatımızda sıklıkla görüyoruz. Yaşadığımız her hadise geçmişi anlamadan geleceği kavramanın mümkün olmadığını bize tekrar tekrar hatırlatıyor. Meseleye siyasi ve ekonomik taraflarını bir kenara bırakarak sadece ilmi yönüyle bakacak olursak, mesala Batı dünyası tıptan sosyolojiye kadar pek çok alanda ilhamını bizim köklerimizden almıştır. Buna karşılık biz kendi köklerimizi tamamen unutarak veya dışlayarak onun türevlerini esas kabul etmek suretiyle iki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz. Bir başka ifadeyle fikri bir buhranın içinde çırpınıyoruz. Halbuki siyasi bağımsızlığın da ekonomik bağımsızlığın da temelinde fikri bağımsızlık yatar. Osmanlı'dan Cumhuriyete ülkemizin bu süreçte yaşadığı tartışmaların merkezinde hep geleceğimizi nerede arayacağımız sorusu yatmıştır.' (Sürecek)
Kadir Şeker'in Avukatlarından Mahkeme Kararına İtiraz
KONYA (AA) - Konya'da sevgilisini darbettiğini düşündüğü kişiyi engellemek isterken öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan ve 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Kadir Şeker'in avukatları, karara itiraz etti.Şeker'in avukatlarından Konya Baro Başkanı Mustafa Aladağ, AA muhabirine, Kadir Şeker için istinaf mahkemesine itiraz dilekçesi verdiklerini söyledi.Ayrıntılı istinaf dilekçesini de gerekçeli kararın tebliğinden sonra sunacaklarını ifade eden Aladağ, 'Cumhuriyet savcısı mütalaasında, haksız tahrik indirimi azami hadden uygulanarak, asgari cezanın verilmesini talep etmişti. Mahkeme heyetinin ise bu asgari hadden uzaklaştığını öngörüyoruz. Heyet, Şeker'e 12 yıl 6 ay değil, 15 yıl ceza verdi. İyi hal indirimi yapıldıktan sonra ceza 12 yıl 6 ay hapis cezasına indirildi. Yani mahkeme, savcı mütalaasının aksine karar verdi. Bu nedenle karara itiraz ettik.' ifadelerini kullandı.Aladağ, Şeker'in tutukluluk haline de itiraz ettiklerini bildirdi.Kadir Şeker'in, yargılandığı davada 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin karara, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı da itirazda bulunmuştu.Olayİddiaya göre, üniversiteye hazırlanan Kadir Şeker, 5 Şubat'ta merkez Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi'ndeki parkta duyduğu tartışma sesleri üzerine bir kadının şiddet gördüğünü düşünmüş, çifti ayırmaya giden genç, bu sırada Özgür Duran'ın sözlü ve fiziki müdahalesiyle karşılaşmıştı. Kadir Şeker'i bir süre kovalayan ve darbeden Özgür Duran, boğuşma sırasında aldığı bıçak darbesiyle yere yığılmış, göğsüne aldığı yara nedeniyle ambulansla Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Duran hayatını kaybetmişti.Polis ekipleri, olay yerindeki kan izlerini takip ederek Şeker'i, ikamet ettiği teyzesinin evinde gözaltına almıştı. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, Şeker hakkında 'haksız tahrik altında kasten öldürme' suçlamasıyla 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.Şeker, 14 Ekim'de görülen karar duruşmasında 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Filistin Ve Ürdün'de Kovid-19 Kaynaklı Can Kayıpları Arttı
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı can kayıpları Filistin'de 484'e, Ürdün'de 354'e yükseldi.Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatte 6 kişinin virüs nedeniyle yaşamını yitirdiği, 543 kişinin enfekte olduğu, 572 kişinin de iyileştiği belirtildi.Can kayıplarının birinin Doğu Kudüs, diğerlerinin ise Batı Şeria'da yaşandığı aktarılan açıklamada, vakaların da 466'sının Batı Şeria, 77'sinin Gazze'de olduğu ifade edildi.Açıklamada, son verilerle ölü sayısının 484'e, vakaların 59 bin 82'ye, iyileşenlerin sayısının da 51 bin 806'ya yükseldiği kaydedildi.Ürdün Ürdün'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 345'e yükseldi.Ürdün Sağlık Bakanlığı, 15 kişinin daha Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğini, 1520 kişinin virüse yakalandığını duyurdu.Bakanlık, salgında toplam ölü sayısının 345'e, vakaların 37 bin 573'e yükseldiğini açıkladı.
Reklam
Giresun'da 22 Ağustos'ta Yaşanan Sel Afetinin Yaraları Sarılıyor
GİRESUN (AA) - Giresun'da, 22 Ağustos tarihinde yaşanan sel afetinin yaralarının sarılması için çalışmalar devam ediyor. Valilikten yapılan açıklamaya göre AFAD İl Müdürlüğünde, Vali Yardımcısı Hasan Tanrıseven başkanlığında 'Afet Koordinasyon Toplantısı' gerçekleştirildi.Toplantıda konuşan Tanrıvesen, devlet büyüklerinin destek ve talimatlarıyla halka hizmet için seferber olunduğunu, yoğun bir çalışmayla sel afetinin yaralarının sarıldığını belirtti.Devletin şefkatli eliyle mağdur olan vatandaşlara hizmetleri sürdüreceklerini vurgulayan Tanrıseven, AFAD, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerinin afetten etkilenen yerleşim birimlerinde incelemelerini sürdürdüğünü ifade etti.Tanrıseven, hasarlı binalarla ilgili kararların kesinleşmesinin ardından yıkımların gerçekleştirileceğini ve yıkılan binaların yerine TOKİ tarafından yeni konutların yapılacağını kaydederek, başta altyapı olmak üzere yatırımlarla ilgili olarak Vali Enver Ünlü'nün bakanlıklar nezdinde temaslarının sürdüğünü aktardı.Giresun Vali Yardımcısı ve Özel İdare Genel Sekreteri Selçuk Aslan da belirlenen program dahilinde kırsal kesimde başta içme suyu ve yol olmak üzere yoğun şekilde çalıştıklarını belirterek, gönderilen ödeneklerin vatandaşa hizmet için en iyi şekilde kullanılması gayretinde olduklarını vurguladı.Toplantıya, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, AFAD, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Defterdarlık ve Giresun Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri katıldı.
Kuzey Kore'de Gözaltı Sisteminde İnsanlık Dışı Muamele İddiaları
ANKARA (AA) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uzak Doğu ülkesi Kuzey Kore'de adli soruşturma ve gözaltı sürecinde yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerinin yaşandığı uyarısında bulundu.Örgüt, ülkede tutuklu yargılanan, suçu henüz kesinleşmemiş kişilerin, sorgu ve gözaltı aşamalarında karşılaştığı hak ihlallerini ele alan bir rapor yayımladı.'Hayvandan Daha Değersiz: Kuzey Kore'de Yargı Öncesi Gözaltılarda İstismar ve Adil Yargılama İhlalleri' başlıklı raporda, gözaltına alınan kişilerin yaygın olarak işkence, kötü muamele ve zorla çalıştırma gibi hak ihlalleriyle karşılaştığına dair iddialara yer verildi.Kuzey Kore'den iltica eden 8 eski devlet görevlisi ile gözaltı ve sorgu merkezlerinde tutulmuş 22 Kuzey Kore vatandaşının tanıklıklarına dayanılarak hazırlanan raporda, gözaltına alınanların işkence gördüğü, asgari hijyen koşulları bulunmayan nezarethanelerde ve cezaevlerinde tutulduğu, infaz koruma personeli tarafından aşağılayıcı muameleye tabi tutulduğu ve yargı kararı olmadan zorla çalıştırmayla cezalandırıldığı belirtildi.'İnsandan daha aşağı'Tanıklıklarına başvurulan eski devlet görevlilerinden 4'ü, Kim Jong-un liderliğindeki tek parti yönetiminin gözaltına alınan şüphelileri 'insandan daha aşağı' gördüğünü, bu yüzden infaz koruma memurlarına onlarla 'doğrudan göz teması kurmamaları gerektiğini' telkin ettiğini aktardı.Raporda, isimleri yerine rakamlarla hitap edilen şüphelilerin günlerce beton zeminde oturtularak bekletildiği, avukat tutmalarına veya aileleriyle görüşmelerine izin verilmediği ve temel gıda, sağlık ve temizlik ihtiyaçlarının karşılanmadığı ifade edildi.Gözaltındakilerin sürekli fiziksel cezalandırma tehdidi altında tutulduğuna, kadınların ise cinsel taciz ve tecavüzle karşılaştığına dikkat çekilen raporda, gözaltında ölümlerin ve kayıpların yaygın olduğu kaydedildi.Örgüt, Kuzey Kore hükümetine, adli sorgu ve gözaltı sürecinde işkenceye, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye son verilmesi, gözaltındakilerin temizlik, sağlık, beslenme, temiz su, giysi ve ısınma ihtiyaçlarının karşılanması çağrısında bulundu.
Reklam
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Tbmm Başkanı Şentop'u Kabul Etti
BAKÜ (AA) – Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop ile görüştü.Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Aliyev’in Şentop ve beraberindeki heyeti kabul ettiği bildirildi.TBMM Başkanı Şentop’un başkanlık ettiği heyette, AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ ve Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral yer aldı.
Yönetmen Murat Çeri: "Bir Düş Gördüm Filminde Çocukluğumdan Esintiler Var"
İSTANBUL (AA) - AHMET ESAD ŞANİ - Yönetmen Murat Çeri'nin, Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de düzenlenen İskandinav Uluslararası Film Festivali'nden 2 ödülle dönen ilk filmi 'Bir Düş Gördüm', Brezilya, ABD, İran ve Bangladeş'te yarışmaya hazırlanıyor.Filmde daha önce hiç oyunculuk tecrübesi olmayan çocuklara da rol veren Çeri, şimdiden ikinci filmi 'Yarın Görüşmek Üzere'nin hazırlıklarını yapıyor.'Bir Düş Gördüm'ün detaylarını AA muhabirine anlatan Çeri, her yönetmenin çocukluk hatıralarının filmlerine etki ettiğini söyledi.Çeri, 'Bir Düş Gördüm filminde de benim çocukluğumdan esintiler var. Bunun dışında filmin yüzde yetmişinin gerçeğe dayandığını söyleyebilirim.' dedi.Senaryosu gerçek hikayelere dayandığı için ilk taslağı yazmanın kolay olduğunu fakat senaryonun 7-8 revize sonrasında son halini aldığını belirten Çeri, filmin hikayesine ilişkin şunları anlattı:'Tarık, 8-10 yaşlarında bir çocuk. Araba kazasında babası vefat ediyor, annesi komada, kendisi de hafıza kaybı geçirdiği için hiçbir şey hatırlamıyor. Sadece geçmişine dair hatırladığı o simgesel rüyalar ve düşler var. Zaten film ismini de buradan alıyor: 'Bir Düş Gördüm'. Kimsesi kalmadığı için dedesiyle ninesinin yanına gönderiliyor. Dedesi ninesi köyde, çocuk şehirli bir çocuk, buradan zaten bir çatışma doğuyor. Oraya alışması, adetler, gelenekler, görenekler her şey yoluna girdi derken evlerinin arkasında bir eşeğin ölmesi ve üç aylık bir sıpasının olması... Bilinçaltında Tarık o sıpayla kendi arasında bir bağ kuruyor, onu yaşatmaya çalışıyor. Sanki onu yaşatırsa kendisi de yaşayacak, ailesine kavuşacak gibi algılıyor.''İnsan bazı şeyleri yaşayarak öğreniyor'Çeri, kendisinin de benzeri bir olay yaşadığına işaret ederek, 'Bizim evimizin arkasında araba çarpmış bir eşek geldi, üç haftalık bir sıpası vardı. Köy yerinde insanlar realisttir böyle bir sıpanın yaşamayacağını bilirler. Keselim etini de köpeklere verelim dediler. Çocuk kalbi bunu kabul edemez tabii. Ben yaşatalım diye çaba sarf ettim çocuk aklımla, çocuk kalbimle. O zaman yaşatamadık yani onların dediği gibi öldü, işte bu hatıralar ve köyde yaşadığım diğer hatıraların toplamı filmi doğurdu.' ifadelerini kullandı.Filmin 1 Temmuz 2019'da başlayan çekimlerinin 21 günde bittiğini ancak post prodüksiyonun 1 yılda tamamlandığını dile getiren Çeri, son halinde süresini 100 dakikaya kadar düşürdüğü filmin festival süreci hakkında şöyle konuştu:'Yaşaya yaşaya öğreniyoruz, bir ustamız, 'Buradan böyle gitme düşersin, buradan yürüme ayağın takılır' diyen kimse olmadı, el yordamıyla bulmaya çalışıyoruz. Filmi bitirdik, post prodüksiyonunu tamamladık, festivallere gönderdik bunlardan cevap gelir mi gelmez mi nelere dikkat ederler bilmiyoruz. İskandinav Uluslararası Film Festivali'nden davet aldık, tabii ilk etapta bir mutlu oluyorsun sonra bu festival neymiş diye araştırıyorsun. Filmlere baktığımda yönetmenlerinin de filmlerin de çok üst düzey olduğunu gördüm ve mutlu oldum. Bu filmlerin arasında bizim filmimizin seçilmiş olması beni mutlu etti.'Festivalde rüya, hayal, çocuk ve aile unsurlarıyla görselliğin ön plana çıkan, özellikle dönem filmlerinden oluşan bir seçkiye yer verildiğini belirten Çeri, 'Bütün bunlar bizim filmde de mevcuttu. Zaten birincisinde mutlu oluyorsun, ikincisinde iki tane de ödül geldiğinde 'Evet ya biz gerçekten güzel bir iş çıkarttık galiba.' diyebiliyorsun.' değerlendirmesini yaptı.'Bir saat çocukların oyununun bitmesini bekledik'Filmin, sinematografi alanında ödül almasının en büyük sebebinin Bolu'nun Seben ve Gerede ilçelerinin manzaralarında ve o coğrafyada çekilmesi olduğunu dile getiren Çeri, profesyonel oyuncuların dışındaki çocuk oyuncuları daha önce kamera karşısına geçmemiş adaylardan seçtiklerini ifade etti.Çeri, çocukların bu yüzden doğal davrandıklarını vurgulayarak Çeri, 'Bunun artı tarafları da var eksi tarafları da var. Çocuklar çocuk olmanın tadını çıkartarak film yaptılar. Oyun oynamaları gerekiyor çamurda, toprakta ve suda oynadılar, yani çocuklar gerçekten oynadı. Mesela çamur sahnesinde sahne bittiği halde çekimlere devam etmek için bir saat onların oyununun bitmesini bekledik. Ne zaman ki yoruldular kendilerini bıraktılar ondan sonra biz biraz mola verip çekime devam ettik.' diye konuştu.İstanbul'da geçen bir aşk hikayesini anlatan 'Yarın Görüşmek Üzere' filmine Kültür ve Turizm Bakanlığından destek aldıklarını anlatan Çeri, filmi 2021'in ekim-kasım aylarında çekmeyi planladıklarını belirtti.Murat Çeri, Sao Paulo Uluslararası Film Festivali'nin 'Yeni Yönetmenler' bölümünde finalist olduklarını, bu ay düzenlenecek festivalin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri nedeniyle çevrimiçi olarak gerçekleştirileceği bilgisini verdi.'Türk sineması Kuzey Avrupa'da karşılık bulmaya başladı'Filmin sıra dışı karakteri olan 'Akıllı Zeki'yi canlandıran oyuncu Recep Çavdar da canlandırdığı karakteri, Anadolu'da çokça rastlanan ve halkın aşina olduğu bir 'meczup' olarak tanımladı.Çavdar, çok rahat ve samimi bir set ortamında çalıştıklarını, filmin çekildiği bölgenin de etkileyici bir tabiatı olduğu için stressiz ve nezih bir dönem geçirdiklerini aktardı.Sahnelerinin çoğunun çocuklarla ve bir sıpayla geçtiğine dikkati çeken oyuncu, bu sebeple işinin biraz daha zor olduğunu ama çocukların enerjisinin tüm zorluklara rağmen şahane olduğunu söyledi. Sadece bu film özelinde değil, Murat Çeri'nin sinema serüvenine en başından beri şahitlik ettiğini anlatan Çavdar, 'Çektiği çileye, neden sinema yapmak istediğine ve ödediği bedellere tanık oldum. Tabii dostum olduğu için üzüntüleriyle üzüldüm, mutlu olduğu zamanlarda mutlu oldum. 'Bir Düş Gördüm'ü sadece bir film değil, kıymetli bir yönetmenin sinemaya ilk adımı olarak görüyorum.' şeklinde konuştu.Çavdar, Finlandiya, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelerde Türk edebiyatının ve Türk sinemasının ciddi karşılık bulmaya başladığını dile getirdi.Uluslararası ismi 'In My Dream' olan filmin görüntü yönetmenliğini Durmuş Sorkut, kostüm tasarımını ise Ebru Tunçoktay üstleniyor.2018'de düzenlenen Boğaziçi Film Festivalinde Bosphorus Film Lab'in finalistlerinden olan, aynı yıl Malatya Film Festivali'nden de 'TRT Ön Alım Yapım Desteği' ile dönen 'Bir Düş Gördüm'de ayrıca Nevzat Yılmaz, Harun Reha Pakoğlu, Ferda Işıl, İsmail Hakkı, Nurdan Albamya, Mustafa Halazaroğlu, Emin Yalçın, Fatih Dokgöz, İsmail Kavrakoğlu, Furkan Aydın Çelik, Muhammed Emir Balcı, Muhammed Yakup Baybars ve Yusuf Ekinci rol alıyor.'Bir Düş Gördüm' filmi, Brezilya'da bu yıl 44'üncüsü 22 Ekim-4 Kasım arasında düzenlenecek Sao Paulo Uluslararası Film Festivalinin 'Yeni Sinemacılar' bölümünde yarışacak ve yolculuğuna Gilak Uluslararası Film Festivali, Los Angeles Asya Filmleri Festivali ve Dakka Uluslararası Film Festivali'yle devam edecek.
Sivas'ta Kaçak Avlanan 54 Kişiye 70 Bin Lira Ceza
SİVAS (AA) - Sivas'ta, av yasağı kapsamındaki çil keklik kuşlarını avlayan 54 kişiye, yaklaşık 70 bin lira ceza kesildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Sivas Şube Müdürlüğü ekipleri, il genelinde av koruma ve kontrol faaliyetleri kapsamında yaptıkları denetimlerde, 477 avcıyı kontrol etti. Ekipler, başta çil keklik kuşu olmak üzere yasak kapsamındaki hayvanları yakalayarak kaçak avlanan ve limit aşımı yapan 54 avcıya yaklaşık 70 bin lira para cezası uyguladı. Denetimlerde çil keklik kuşunun yanı sıra kınalı keklik ile tavşanın da bulunduğu 52 hayvan ele geçirildi.
İzmir'deki Sahte İçki Operasyonunda 2 Zanlı Gözaltına Alındı
İZMİR (AA) - İzmir'in Bornova ilçesinde düzenlenen sahte içki operasyonunda, evli çift gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri Bornova'daki bir evde, sahte içki üretildiği ihbarı üzerine söz konusu adrese operasyon düzenledi. Evdeki aramalarda 27 litre sahte rakı, 20 litre sahte şarap, 10 litre sahte viski, 75 litre etil alkol, 500 mililitre anason, alkolmetre ile damıtmada kullanılan ısı dereceli 25 litre kapasiteli kazan ele geçirildi. Operasyonda, H.G.B. ve eşi H.B. gözaltına alındı.İfadelerinin ardından adliye sevk edilen zanlılar adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam