Analiz - İran'ın Karabağ Siyaseti Tebriz Sokaklarını Zorluyor
İSTANBUL (AA) -TAHA KERMANİ- 27 Eylül sabahı Ermenistan'ın saldırılarıyla başlayan ve ateşkes ilanlarına rağmen hâlâ devam eden Karabağ çatışmaları Azerbaycan ve Ermenistan’ın yanı sıra birçok ülkenin de başlıca gündem maddesi haline geldi. Her ne kadar müzakere masasında İran’ın adı az anılsa da sahada son derece önemli bir konumda bulunduğunu söylemek mümkün. Tahran’ın dış politikasını tek boyutlu olarak mezhep merkezli okuyanlar ise Ermenistan’dan yana sergilediği duruştan dolayı şaşkınlar. Ancak asıl şaşkınlığa neden olan şey, İran Türklerinin ülkenin izlediği dış siyaseti protesto etmeleri oldu. Pazar günü ikinci kez sokağa dökülen İran Türkleri, Ermenistan’la sınır kapısının açık tutulmasını protesto ettiler. Şimdi daha önce bu gösteriler sonucu söylemini değiştiren İran’ın kamuoyu baskısı neticesinde Karabağ’da politika değişikliğine gidip gitmeyeceği merak konusu.Tebriz'deki gösterilerİran’da konu her ne olursa olsun halk gösterileri her zaman kırmızı çizgi sayılır. Sokak gösterileri ancak ve ancak yönetimin onayı veya daha doğrusu eliyle yapılabilir. Örneğin her sene 24 Nisan’da başkent Tahran’da sözde “Ermeni Soykırımı” adı altında gerçekleşen anma törenleri ve yürüyüşlerin en üst düzey onay ve iradesi olmadan hayata geçmesini düşünmek fazlasıyla saflık olur. Dolayısıyla Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği önünde Türk bayrağının yakılmasına ve Türkiye aleyhtarı sloganlar atılmasına gösterilen müsaadeyi Tahran’ın siyasi iradesiyle bağlantılı olarak düşünmek gerekir. Ekonomik olarak oldukça zor bir dönemden geçen İran zaten geniş çapta bir protesto potansiyeline sahip. Geçtiğimiz aylarda çoğunlukla hayat pahalılığına tepki olarak başlayan gösterilerin kısa bir zaman diliminde ülke geneline yayılması ve siyasi boyutlar kazanması yönetimin kâbusu haline gelmişti. İşte bu nedenle ülkede herhangi bir halk hareketinin başlamadan hemen önce engellenmesi hedeflenir ve bu tepkilerin bastırılması için sert müdahaleye de başvurulur. Karabağ'daki çatışmaların ardından Tebriz ve Tahran başta olmak üzere birçok şehirde İran Türklerinin gösteriler düzenlemesi, sözkonusu potansiyelin ne kadar yüksek olduğunun bir işareti. Nitekim sadece Tebriz’de pazar günü gerçekleşen gösterilere bakıldığında İran Türklerinin durumdan ne kadar rahatsız olduklarını rahatlıkla anlayabiliriz. Protestolar başlamadan önce onlarca aktivist eyleme katılmamaları için güvenlik güçleri tarafından uyarılmış, ayrıca gösteriden önce yine önlem amaçlı birkaç kişi gözaltına alınmıştı. Tebriz’de istisnasız tüm ana sokaklarda yoğun güvenlik önlemleri alıp şehri adeta bir kışlaya çeviren İran yönetimi, bütün bu tedbirlere rağmen Karabağ konusundaki öfkeye zincir vuramadı. Polisin sert müdahalesi sonucu sadece birkaç dakika sürebilen gösterilerde 100’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Öte yandan birkaç gün önce benzer eylemde gözaltına alınanlar da hâlâ serbest bırakılmış değil. Tepkilerin odağında İran’ın Ermenistan’a yaptığı yardımlar bulunuyor. İran ne iç ne de dış kamuoyunu tarafsız olduğuna ikna edemiyor; tüm baskılara rağmen bu politikasına yönelik itirazların da önünü alabilmiş değil. İran Türklerini özellikle son yaşananlardan sonra diğer milletlerden de ayırmak gerekiyor. Çünkü örneğin yıllardır İran’ın Suriye politikası aktif bir şekilde halk tarafından protesto ediliyor ama yönetim en ufak bir geri adım atmış değil. Ancak söz konusu Türklerin, İran’ın Karabağ politikasına itirazı olunca liderler kısa sürede söylemsel olarak ciddi bir yumuşamaya gitmek zorunda kalmış gözüküyor.Bu aşamadan sonra Tebriz sokaklarında talep edildiği üzere İran’ın Ermenistan’a lojistik yolunu kapatması muhtemel görünmese de bundan sonra en azından işgalci Ermenistan’a her türlü desteği sağlamanın maliyeti tamamen Tahran’ın hesabına yazılacaktır. Bu durum İlham Aliyev’in de sinyallerini verdiği gibi savaş sonrası Azerbaycan’ın İran ile olan ilişkilerini de derinden etkileyecektir. İran'ın manevra alanı sınırlı İran’ın Karabağ konusunda Ermenistan’dan yana tutumu bugünlerde daha da belirgin olarak açığa çıksa da aslında başından beri aynıydı. 8 yıllık Irak savaşından kurtulup nefes alabilen İran'ın Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra başlıca önceliği bölgeye açılmaktı. Bu çerçevede İran’dan sonra nüfusunun büyük çoğunluğunu Şii mezhebine mensup olanların oluşturduğu Azerbaycan, İran yönetimi için bu açılımın en cazip adresi olarak görünüyordu. Ancak gelişmeler, Güney Kafkaslarda bir nüfuz alanı temin etmeyi hedefleyen İran'ın beklediği gibi olmadı. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ismi bile güneydeki İran’da yerleşen Türkler [Güney Azerbaycan] için son derece heyecan vericiydi. Savaş yıllarının kapalı atmosferinden çıkılmış, Humeyni dönemi sona ermiş ve ülkede yeni rüzgarlar esmeye başlamışken Tebriz’de hep Bakü nağmeleri söylenmeye başlamıştı. Yıllarca ötekileştirilmiş, dışlanmış Türklere karşı Tahran bütün çabalarına rağmen Aras’ın sınır olduğunu bir türlü benimsetememişti. Birinci Pehlevi döneminden itibaren Fars milliyetçiliğini merkeze alarak ulus devletin inşa edildiği İran’da Türkler asıllılar nüfusları itibarıyla tamamen bir köşeye çekilmeyecek kadar kalabalık olsalar da kendi kimliklerini geri kazanmakta oldukça zorlanmışlardı. Devrimden umduklarını bulamayan Türkler merkezden soğudukça daha çok kendi özlerine dönmüşlerdi. İşte tam da bu ortamda ikiye bölünen halkın kuzeyde kalan kısmının müstakil bir ülke olarak yeniden doğması güneydekileri de bir hayli heyecanlandırmıştı. Bu sürecin taşıdığı tehlikeleri hisseden İran, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yeni yönetimine karşı iyice tedirgin olmaya başladı. Halk Cephesi ve Ebulfez Elçibey’in iktidara gelmesiyle birlikte Güney Azerbaycan meselesi en üst düzeyde dile getirildi. Bütün Azerbaycan’dan sık sık bahseden Elçibey’in milliyetçi tutumu İran için tam bir kâbus haline gelmişti. Bu ortamda Karabağ sorunu giderek tırmanmaya başladı ve İran seçimini yaptı. Güçlü ve istikrarlı bir Azerbaycan’ın İran Türkleri için nasıl bir ilham kaynağı olduğunu bilen Tahran, Karabağ meselesinin çözülemez hale gelmesini uzun vadeli çözüm olarak görüyordu. İran böylece özellikle arabuluculuk şansını meselenin başından beri yitirmiş oldu. 8 Mayıs 1992’de Eski İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin inisiyatifiyle Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri Tahran’da ateşkes antlaşmasını imzaladıktan sonra aynı gün Karabağ'ın sembolü Şuşa, Ermeni güçleri tarafından işgal edildi. Ayrıca enerji kaynakları konusunda tamamen dışa bağımlı Ermenistan’ın özellikle savaş zamanında can simidi yine İran oldu ve bütün bu gelişmeler, Azerbaycan’ın gözünde Tahran’ın tarafsız olma iddialarının geçerliliğini kaybetmesine yol açtı. Bugün de İran’ın benzer hassasiyetleri olsa da meseleyi 90’lardan farklı kılan faktörler Karabağ sorununun çözüme kavuşmasında da son derece belirleyici görünüyor. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin her anlamda Ermenistan’a göre güçlü bir konumda olması Karabağ meselesinin çözülmesini kaçınılmaz hale getirdi. Sahada inisiyatifini yitiren İran tamamen Rusya’nın enstrümanı haline gelmiş görünüyor. Özellikle Türkiye’nin Azerbaycan’daki nüfuzunun artmasından rahatsız olan İran rekabet gücüne sahip olmadığı için Ermenistan’a mahkûm olduğunun farkında. Güçlü bir Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Tebriz’de ilham kaynağı olduğu gerçeği hafife alınamayacak kadar önemli. Ancak en az Bakü kadar Ankara faktörü de burada önemli. Nitekim Türkiye’nin bu süreçte her anlamda Azerbaycan’ın yanında yer alması İran Türkleri için de geleceğe yönelik umut kaynağı haline geldi. Karabağ gibi haklı bir davada uluslararası baskılara rağmen Ankara ve Bakü’nün yan yana sağlam duruşu Tebriz’de, Tahran’dan her gün daha çok soğuyan yeni nesil tarafından dikkatle takip ediliyor. İşte böyle bir ortamda Azerbaycan ve Türkiye'nin tezlerinin İran yönetiminin çizgisine rağmen rağmen gibi kesim tarafından destekleniyor oluşu İran’ın elini ciddi oranda zayıflatmış görünüyor. Bu çerçevede Karabağ’da ulaşılacak sonucun İran Türklerini memnun etmemesi halinde İran için mevcut politikanın sürdürülmesi son derece zorlaştıracaktır. Dolayısıyla İran’ın genel olarak Karabağ politikasında hareket alanının oldukça sınırlandığı söylenebilir. Öte yandan karşılıklı güvene dayalı ilişkilerin tesis edilmesinde zorlanan İran yönetimi daha radikal kararlara yönelerek durumu daha da zorlaştırabilir. Yakın tarihte İran’ın eski Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi’nin Bakü Büyükelçisi olarak atanması Tahran’ın Azerbaycan’ı ne kadar önemsediğini gösteriyor. Ancak Musevi’nin Fars milliyetçiliğinin başlıca mahfilleriyle sıkı ilişkileri ve görevde olduğu kısa sürede sergilediği performans bu bakışın izlenen politikada ağır basmasına sebep olabilir. Tecrübeyle sabit olduğu üzere Fars milliyetçiliğini esas alan politikalar İran Türklerinin merkezden daha da uzaklaşmasına ve tepkilerinin de artmasına sebep oluyor. Özellikle Müslüman ve üstelik mezhep bağının bulunduğu Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın savunulması Tebriz’de yönetime yönelik tepkilere zemin hazırlıyor. Mevcut ağır koşulların her an geniş çaplı protestolara yol açabileceği, bu protestoların da hızla ülke geneline yayılabileceği gerçeği dikkate alındığında İran'ın Karabağ politikasının artık sürdürülemez hale geldiği, bu çerçevede toplumun önemli bir kesiminin dışlanması anlamına gelecek politikalarda ısrar edilmesinin ciddi riskler barındırdığı ifade edilebilir. Böylesi bir ortamda saatler Bakü'ye göre Karabağ’a ayarlandığında, zillerin Tebriz’de çalması hiç de uzak bir ihtimal değil. [Taha Kermani İran’da başladığı iletişim eğitimini Türkiye’de gazetecilik bölümünde tamamlamıştır ve İran hakkındaki serbest gazetecilik faaliyetlerine Türkiye’de devam etmektedir]
Fatih Sondaj Gemisi Bakım İçin Zonguldak Açıklarına Geldi
ZONGULDAK (AA) - Türkiye'nin ilk yerli sondaj gemisi 'Fatih', Karadeniz'deki doğal gaz rezervi çalışmalarının ardından bakım için Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesi açıklarına geldi.Karadeniz'de sondaj faaliyetleri gerçekleştirmek üzere, İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından İstanbul'dan uğurlanan, Türkiye'nin ilk yerli sondaj gemisi Fatih, 26 Haziran'da Trabzon Limanı'nda gerçekleştirilen kule montaj işlemlerinin tamamlanmasıyla çıktığı seferinin ardından ilçeye bağlı Filyos beldesi açıklarına 30 Haziran'da ulaştı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının 229 metre uzunluğunda ve 51 bin 283 groston ağırlığındaki gemisi 'Fatih', Ereğli ilçesi açıklarındaki 'Sakarya gaz sahası' lokasyonunda sondaj faaliyetlerine başladı. Türkiye'nin Karadeniz'deki ilk milli derin deniz sondajını gerçekleştiren Fatih Sondaj Gemisi, 21 Ağustos'ta Sakarya saz sahasında 320 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfetti.Çalışmalarına devam eden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 17 Ekim'de, doğalgaz rezervinin 405 milyar metreküpe çıktığını açıklamasının ardından Fatih Sondaj Gemisi bakım için ilçeye bağlı Filyos beldesi açıklarına ulaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sondaj Gemisinin Filyos limanındaki bakım ve teknik hazırlık safhalarının ardından önümüzdeki aydan itibaren sondaj faaliyetlerine yine Sakarya sahasındaki Türkali- 1 kuyusunda devam edeceğini ifade etmişti.
Kovid-19 Salgını Bosna Hersek'te Türkçeye İlgiyi Artırdı
SARAYBOSNA (AA) - Bosna Hersek'te Yunus Emre Enstitüsü (YEE) tarafından verilen Türkçe kurslarına ilgi yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde arttı.Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü tarafından salgın tedbirlerine riayet edilerek başlatılan yüz yüze eğitimlere A1, A2, B1, B2, C1, C2 seviyelerinde toplam 310 öğrenci kayıt yaptırdı.Alanında uzman Türkçe öğretmenleri tarafından modern yöntemlerle gerçekleştirilen fiziki ortam kurslarının yanı sıra çevrim içi Türkçe kursları da yoğun ilgi gördü.Farklı yaş gruplarına yönelik çevrim içi Türkçe kurslarına ülke genelinden yoğun ilgi gösterildi. İlkokul öğrencilerine yönelik çevrim içi kurslara 187, lise öğrencilerine yönelik çevrim içi konuşma kulübü derslerine ise 108 öğrenci kayıt yaptırdı.Öte yandan, Yunus Emre Enstitüsü ile Bosna Hersek İslam Birliği (Diyanet İşleri) iş birliğinde, İslam Birliği çalışanlarına yönelik başlatılan çevrim içi Türkçe kursuna da 97 kişi kayıt yaptırdı.Ayrıca Bosna Hersek genelindeki kreşlerde yürütülen 'Oyunlarla Türkçe Projesi' kapsamında ise 117 çocuğa Türkçe öğretilmeye başlandı.Fiziki ve çevrim içi ortamlardaki Türkçe kurslarına enstitüsü tarafından geliştirilen materyaller eşliğinde başlanırken, Bosna Hersek genelinde yürütülen ve 8 bine yakın öğrencinin 'ikinci yabancı dil' olarak Türkçe öğrendiği Tercihim Türkçe Projesi'nin de sürdüğü bildirildi.
Kocaeli'de Kovid-19 Tedbirlerine Uymayan 207 Kişiye Para Cezası
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uymadıkları gerekçesiyle 207 kişiye para cezası verildi.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 salgınının yayılmasının önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında 1313 iş yeri denetlendi, 18 bin 785 kişinin kimlik bilgisi sorgulandı.Denetim ve kontrollerde karantina ihlali yapan 12, maske takmayan 183, sosyal mesafe kuralına uymayan 8 kişi, ayakta yolcu kısıtlaması kuralına uymayan 1 sürücü ve tedbirlere riayet etmeyen 3 işletmeciye idari para cezası uygulandı.Ayrıca, denetimler sırasında çeşitli suçlardan aranan 44 şüpheli yakalandı.
İhh'den Yetim Çocuklara Tablet Hediyesi
SAKARYA (AA) - Sakarya İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Derneği tarafından 200 öğrenciye tablet dağıtımına başlandı.İHH İnsani Yardım Vakfı, Yetim Sponsorluk Sistemi'ne kayıtlı çocuklara, salgın sürecinde uzaktan eğitimlerine devam edebilmeleri için 'Eğitimde Dayanışma Vakti' kampanyasıyla tablet dağıtıyor.Kampanya kapsamında, Sakarya İHH İnsani Yardım Derneğince 200 öğrenciye tablet ulaştırılacak.Dernek Başkanı Engin Sezer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın döneminde İHH'nin verimli bir şekilde çalıştığını ve Türkiye genelinde yardım kampanyaları düzenlediğini söyledi.Salgından etkilenen öğrencilere yönelik kampanya başlatıldığını aktaran Sezer, 'Bu kampanyayla sponsorluk sistemimize kayıtlı 15 bin öğrenciye tablet dağıtımı gerçekleştirilecek. Sakarya'da 200 öğrenciye dağıtılacak. Bağışçılarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Şu ana kadar 100 tablet aldık ve bugün dağıtmaya başlıyoruz. Bütün vatandaşlarımızı bağış yapmaya davet ediyorum.' diye konuştu.Öğrenciler Elvan Satır ve Abdulfettah Arut da tabletle derslerine çalışacaklarını dile getirerek, ilgililere teşekkür etti.Öğrenci velileri de kampanya ile dağıtılan tabletlerle çocuklarının derslere katılabileceklerini belirterek, bağış yapan ve emek veren herkese teşekkür etti.
Esenyurt'ta Bir Evde Çıkan Yangın Söndürüldü
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta bir evde çıkan yangın hasara neden oldu.Alınan bilgiye göre, İstiklal Mahallesi Kivi Sokak'taki beş katlı bir apartmanın üçüncü katında yangın çıktı. Alevlerin yayıldığını gören ev halkı, dışarı çıktı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yangın ekipler tarafından kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü.Hasara yol açan yangının, prize takılı şarj aletinin kısa devre yapması sonucu çıktığı belirtildi.
Muhtarın Dolandırılmasını Jandarma Engelledi
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'nun Tosya ilçesinde jandarma ekipleri muhtarın dolandırılmasını önledi.Muhtar H.E'nin yakınları, telefon dolandırıcılarının H.E'ye 10 bin lira kredi çektirmeye çalıştıklarından şüphelenerek jandarmaya ihbarda bulundu.H.E. ile irtibata geçen jandarma ekipleri muhtarı, kendisini arayan şahısların telefon dolandırıcısı olabileceği ve hesaplarına para havale etmemesi konusunda uyardı. İlçedeki bankaları da konuyla ilgili bilgilendiren jandarma ekipleri, bankamatiklerin önünde de güvenlik tedbiri aldı. Daha sonra İlçe Jandarma Komutanlığına davet edilen muhtar H.E'den arayan kişilerin telefon bilgilerini alan ekipler, yaptıkları araştırmada numaraların yabancı uyruklu İ.B. ve R.B'ye ait olduğunu tespit etti. Zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldı.
Vanlı Berber Ve Kuaförlerden Giresun'daki Afetzede Meslektaşlarına Yardım
GİRESUN (AA) - Van Berberler ve Kuaförler Odası, Giresun'un Dereli ilçesindeki selden etkilenen 7 berberin iş yerlerini yeniden düzenleyecek.Van Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Veysel Koç ve beraberindeki heyet, 22 Ağustos'ta yaşanan selden etkilenen Dereli ilçesini ziyaret etti.Koç ve beraberindekiler, burada Giresun Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Ali Kara, Giresun Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Ayhan Konar ve esnafla bir araya geldi.Koç, burada yaptığı açıklamada, Van halkının geçmiş olsun dileklerini getirdiklerini belirterek, her iki il arasında köprü oluşturmak istediklerini söyledi.İlçede sel felaketinden zarar gören 7 berber esnafı bulunduğunu ifade eden Koç, 'Ne yapabiliriz, diye düşündük. 7 berber esnafımızın dükkanlarını yeniden düzenleme kararı aldık. İhtiyaç duyulan tüm malzemeyi bizler tedarik edeceğiz.' dedi.Giresun Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Ayhan Konar ise Koç ve beraberindekilere teşekkür etti.
Kırklareli'nde Metil Alkol Zehirlenmesi Şüphesiyle 1 Kişi Yaşamını Yitirdi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle 1 kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgiye göre, evinde rahatsızlanan Selçuk B. (48) Lüleburgaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.İlk müdahale sonrası sahte içkiden zehirlendiği belirlenen Selçuk B, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.Selçuk B, buradaki müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
Kahramanmaraş'ta 3 Bin 500 Fidan Toprakla Buluştu
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde 3 bin 500 fidan toprakla buluşturuldu. Türkoğlu Belediye Başkanı Osman Okumuş, Beyoğlu Mahallesi Karapınar mevkisinde gerçekleştirilen dikim etkinliği öncesi yaptığı konuşmada, Hatay ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen yangınlar sonucu, ormanların önemli ölçüde zarar gördüğünü söyledi. Amaçlarının gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak olduğunu aktaran Okumuş, 'Ülkemizin çeşitli yerlerinde orman yangınları cereyan etti. Orman yangınlarında yanan her bir ağaç ve bu ormanlardaki her bir hayvan, bizim içimizi acıttı. Biz de kurum olarak, yanan ağaçların yerini alması, daha çok hayvanların can bulabilmesi için bugün buradayız.' dedi. Konuşmaların ardından vatandaşların da katılımıyla 3 bin 500 fidanın dikimi gerçekleştirildi. Kahramanmaraş'ta yaklaşık 10 gün önce çıkan orman yangınlarında 65 hektar alan zarar görmüştü.
Bitlis'te 95 Düzensiz Göçmen Yakalandı
BİTLİS (AA) - Bitlis'te yurda yasa dışı yollarla giren 95 düzensiz göçmen yakalandı, 2 organizatör gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şubesi ekiplerince, düzensiz göçmenlere ve kaçakçılarına yönelik çalışma yürütüldü.Bu kapsamda dün il merkezinde durdurulan 2 minibüste 95 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmenlerin geçişini organize ettikleri belirlenen M.Ş.A. ve C.A. gözaltına alındı.Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Sahte İçki Kâbusu Sürüyor: 10 Günde Tam 61 Kişi Öldü
Son 10 günde İstanbul, İzmir, Mersin, Aydın, Muğla, Kırıkkale, Trabzon, Tekirdağ, Zonguldak ve Kırklareli’nde sahte içki zehirlenmesi nedeniyle 61 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi hastanelerde tedavi altına alındı.
Tbmm Başkanı Şentop Bakü'de Şehitlikleri Ziyaret Etti
BAKÜ (AA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, resmi temaslarda bulunmak için geldiği Azerbaycan'da şehitlikleri ziyaret etti.Şentop ve beraberindeki parlamento heyeti önce merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in mezarını ziyaret ederek çelenk bıraktı.20 Ocak şehitlerinin defnedildiği Şehitler Hıyabanı'nı da ziyaret eden Şentop, buradaki Ebedi Ateş Anıtı'na da çelenk koydu.Şentop daha sonra Bakü Türk Şehitliği'ne geçerek anıta çelenk bıraktı.Temsili şehit mezarlarına çiçek bırakan Şentop, şehitliğin anıt defterine şunları yazdı:'Türk milletinin kahraman evlatları, aziz şehitlerimiz,Bundan 102 yıl önce bu topraklarda Azerbaycanlı kardeşlerinizle birlikte tarihe geçen kahramanlıklar sergileyerek şehitlik mertebesine eriştiniz.Azerbaycan'ın egemenliği ve topraklarının bütünlüğü uğrunda vermiş olduğunuz mukaddes mücadele, kalplerimizde ölümsüz bir mahiyet kazandı. İsimleriniz bugün başkent Bakü'nün bu değerli mekanında her zaman büyük takdir ve saygıyla anılacak. Kahramanlıklarınız hali hazırda cephede ülkelerinin bekası için çarpışan Azerbaycan askerlerine de moral, azim ve güç vermektedir. Uğruna şehit düştüğünüz bu topraklarda Türkiye ve Azerbaycan'ın 'bir millet, iki devlet' gerçeğiyle vücut bulan kardeşliği ilelebet var olmaya devam edecektir.Değerli mirasınız olan aziz hatıranızı saygı ve minnetle anıyor, sizin huzurunuzda bugün cephede vermekte oldukları mücadelede şehit düşen Azerbaycan'ın kahraman evlatları dahil, tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Ruhlarınız şad olsun.'Şentop, ziyaret sonrasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 'Dağlık Karabağ Azerbaycan toprağıdır, Azerbaycan vatanının bir parçasıdır. Türkiye, Azerbaycan'ın haklı davasını sonuna kadar, her şart altında desteklemeye kararlıdır.' ifadesini kullandı.
İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni
İSTANBUL (AA) - İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ) Külliyesi'nin açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla yapıldı. İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz, açılış töreninde, İHÜ'nün yeni nesil bir üniversite olduğunu dile getirerek, 'Değişerek gelişmeyi, gelişerek değişmeyi hedefleyen, köklerinden kopmadan geçmişe de yaslanarak, bugüne basarak ve geleceğe bakarak güvenle yürüyen yeni bir nesil üniversite. Gençleri bize emanet olarak görüyor, onları hem Türkiye'yi, sosyal hayatımızı hem de dış dünyayı değiştirebilecek formasyonla donatmak için gayret gösteriyoruz.' diye konuştu.Toplumsal değişimin dinamiğinin bireysel değişimden geçtiğini belirten Gündüz, 'Yıldız gençleri alıp onları geleceğin medeniyetini inşa edecek, yeni bir medeniyet tasavvuruyla yola çıkacak birikim ve hayata hazırlamamız lazım. Bu yüzden çırpınıyoruz, gayret gösteriyoruz.' dedi.'Yeni master ve doktora programları açarak dikey büyümeyi planlıyoruz'İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, üniversitenin özgün bir mimariye sahip külliyesiyle özgün akademik vizyonuyla eşik atlama noktasında olduğunu belirterek, şunları paylaştı: 'Öğrencilerimizin, ülkemizin ve Batı'nın kültür sömürgesi haline gelmiş tüm milletlerin fikri bağımsızlığını kazanmasını hedef olarak benimsemiştir. Fikri bağımsızlık idealimizi gerçekleştirebilmek için mukayeseli eğitim uyguluyoruz ve öğrencilerimize hem Batı'yı hem doğuyu hem modernliği hem gelenekseli birlikte öğretmeye çalışıyoruz. Bu maksatla tüm bölümlerden öğrencilerimizin Türkçeyi, Arapçayı ve İngilizceyi öğrenmelerini mezuniyet şartı olarak benimsedik.'Bir öğrencinin hayatta mutlu ve başarılı olabilmesi için akademik eğitimin yanında mutlaka ahlak ve karakter eğitiminin de gerektiğini dile getiren Şentürk, 'Amacımız, öğrencilerimizin şu anda tüm dünyada hakim olan ve bireyin özerkliğine dayalı, seküler liberal etik anlayışı yerine kendi tarihimizden ve medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz, şahsi çıkarını değil, topluma hizmeti önceleyen fedakarlığa dayalı bir karakterle mezun olmalarıdır.' dedi.Şentürk, üniversitede öğrencilerin yüzde 30'unu oluşturacak şekilde 80 ülkeden uluslararası öğrenci bulunduğunu kaydederek, 'İbn Haldun Üniversitesi şu anda Türkiye'nin en yüksek oranda uluslararası öğrenciye sahip üniversitesidir. Üniversitemiz, Türkiye'nin en yüksek oranda lisansüstü, master ve doktora öğrencisine sahiptir. İleride yeni master ve doktora programları açarak dikey büyümeyi planlamaktayız.' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan'a külliyenin anahtarı hediye edildiKafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade de Azerbaycan'ın Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarındaki işgali sona erdirmek azminde olduğunu belirterek, 'Bizim için çok çetin bir dönemde, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Azerbaycan'a gösterdiği kardeş sevgisi, uzattığı dost eli, millet desteği, dualar, okunan hutbeler, Azerbaycanlı kardeşleriniz tarafından hiçbir zaman unutulmayacak. Azerbaycan Türkiye kardeşliği ebedidir.' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Prof. Dr. İrfan Gündüz tarafından hediye olarak 'külliyenin anahtarı' takdim edildi.Prof. Dr. Recep Şentürk tarafından Allahşükür Paşazade'ye, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan tarafından da Katar'ı temsilen törende bulunan Sani Bin Sabah El-Sani'ye hediye verdi.Törende İbn Haldun Üniversitesi ile Katar Üniversitesi arasında iş birliği protokolü de imzalandı.Külliyenin açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade, Prof. Dr. İrfan Gündüz ve Prof. Dr. Recep Şentürk'ün kurdele kesimiyle yapıldı.