Polonya'da "Kürtaj Yasağı" Tartışması
VARŞOVA (AA) - Polonya'da Anayasa Mahkemesinin, fetüsün kusurlu oluştuğu durumlarda yapılan kürtajların da anayasaya aykırı olduğuna hükmetmesi, tartışmalara neden oldu.Anayasa Mahkemesi, iktidar ve bazı muhalefet partisi milletvekillerinin başvurusu neticesinde 1993'ten bugüne kadar fetüste ciddi kusur olması durumunda kürtaja izin veren kanunun anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.Ülkede bugüne kadar yürürlükte olan kanundan dolayı yıllık yaklaşık 1000 kürtajın yapıldığı belirtilirken bundan böyle sadece tecavüz ve annenin sağlığı risk altındaysa kürtaja yasal izin verilecek.İktidardaki muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisinin (PİS) Sözcüsü Anita Czerwinska, kararla ilgili yaptığı açıklamada, hükümetin engelli çocuk sahibi ailelere verilen desteği genişleteceğini belirtti.Ana muhalefet partisi Civic Platform (PO) Başkanı Borys Budka ise kararı, 'insanlık dışı' olarak niteleyerek Anayasa Mahkemesi üyelerinin PiS Partisi Genel Başkanı Jaroslaw Kaczynski'nin emri yönünde karar verdiğini söyledi.Anayasa Mahkemesi binası önünde toplanan binlerce kişi kararı protesto etti.
Adana'daki "Kan Davası" Cinayetinin 5 Sanığından 4'Üne Hapis
ADANA (AA) - Adana'da, bir esnafın silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili haklarında 'Kan gütme saikiyle adam öldürme' suçundan dava açılan 4 tutuklu sanığa 15 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları verildi, tutuksuz sanık ise beraat etti.Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Mehmet A, Alican A, Şirvan A. ve Hebat S, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanık E.Z'nin gelmediği duruşmada, öldürülen İzzettin Ş'nin yakını müştekiler ve taraf avukatları da hazır bulundu. Savcı, esas hakkındaki mütalaasını tekrarlayarak sanıklardan Mehmet A. ile Şirvan A'nın 'Kan gütme saikiyle adam öldürmek' suçundan, Alican A. ile Hebat S'nin ise 'Tasarlayarak öldürmeye yardım etmek'ten cezalandırılmalarını istedi. Tutuksuz sanık E.Z'nin ise 'delil yetersizliğinden' beraatine karar verilmesini talep etti.Öldürülen İzzettin Ş'nin yakınları Abdulkadir, Abdulkerim ve Lokman Ş, sanıkların cezalandırılmalarını istedi. Sanıklardan Mehmet A. savunmasında, olayda kan gütme ve tasarlama olmadığını iddia etti.Diğer sanıklar Alican A. ve Hebat S. ise olayla alakalarının olmadığını ve kimseye yardım etmediklerini ileri sürerek beraatlerini istedi.Mahkeme heyeti, sanıklardan Mehmet A. ve Şirvan A'ya 'Nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Cezada indirim uygulamayan heyet, Mehmet A'ya ayrıca 'silah bulundurmaktan' 6 yıl, Şirvan A'ya ise aynı suçtan 1 yıl 6 ay daha hapis cezası verilmesine hükmetti.Diğer tutuklu sanıklardan Alican A'ya 'Nitelikli kasten öldürme suçuna yardım'dan 16 yıl, Hebat S'ye de aynı suçtan 15 yıl hapis cezası verilmesini kararlaştıran mahkeme heyeti, tutuksuz sanık E.Z'nin ise 'delil yetersizliğinden' beraatine karar verdi. Sanıkların mevcut hallerinin devamı da kararlaştırdı.Olayın geçmişiMerkez Seyhan ilçesi Sarıhamzalı Mahallesi'nde, geçen yıl 25 Temmuz'da kahvehane işletmecisi İzzettin Ş. silahlı saldırıda hayatını kaybetmiş, maktulü 8 Mart 2004'te yaşamını yitiren Ayhan A'nın kardeşleri Alican A, Mehmet A. ve Şirvan A. ile Hebat S'nin 'kan davası' güderek öldürdükleri iddia edilmişti.Olayın ardından yakalanan 4 zanlı tutuklanmış, onlara yardım ettiği ileri sürülen E.Z. ise adli kontrolle salıverilmiş, şüphelilerin bulundukları otomobilde uzun namlulu silah, iki tabanca ve bıçak ile çok sayıda mermi ele geçirilmişti.Savcılıkça hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında 'Kan gütme saikiyle adam öldürme, ateşli silah, bıçak ve mermi bulundurma ile suçluyu kayırma' iddialarıyla dava açılmıştı.
Bakan Soylu, Afet Ve Acil Durum Kurulu Toplantısı'nda Konuştu:
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, '2021'in aralık sonunda 81 ilimizde il afet risk azaltma planlarımızın tamamı oluşmuş olacak. Bu da afetlere hazırlık açısından en önemli dayanağımızı teşkil edecek.' dedi.Soylu, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) düzenlenen Afet ve Acil Durum Kurulu 2020 Yılı 1. Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kurulun ülkeye, millete, afet anında ve sonrasında yapılacaklara katkı sağlamasını diledi.Toplantının 23 Ekim 2011'de meydana gelen Van depreminin 9'uncu yılında yapıldığına işaret eden Soylu, 'Toplantımızı bugüne denk getirerek hem bir farkındalık oluşturmak hem kaybettiğimiz canları yad etmek, insanlarımızı anmak hem de kendimize ve toplumumuza bir mesaj vermek istedik. Bu vesileyle hem Van depreminde hem de ülkemizde bugüne kadar meydana gelen tüm afetlerde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.' diye konuştu.Soylu, kurulun adının önceden 'Afet ve Acil Durum Danışma Kurulu' olduğunu ve 13 Temmuz'da toplandığını hatırlatarak, şu bilgileri verdi:'Burada uzman ve akademisyen ağırlıklı bir yapı söz konusuydu ancak bu kurulun etkinliğini artırmak, danışma ve politika önerisi yapmanın ötesinde uygulama elini de güçlendirmek maksadıyla, Cumhurbaşkanımızın yönlendirme ve talimatlarıyla danışma kurulu feshedilmiş, onun yerine bakan yardımcılarımızla takviye edilerek 'Afet ve Acil Durum Kurulu' adıyla yeni bir kurul oluşturulmuştur.'Önceki kurulun teknik ve bilimsel yapısının bozulmamasına dikkat edildiğini vurgulayan Soylu, bu kapsamda, uzmanlar ve akademisyenlerin kurulda yer almaya devam ettiğini dile getirdi.Soylu, afet konusunda milat kabul ettikleri 17 Ağustos 1999 depreminden bugüne kadar Türkiye'nin gerek afet müdahale kapasitesi gerekse afetin bütüncül yönetimi konusunda büyük mesafe katettiğini belirterek, şöyle devam etti:'Bugünün Türkiyesi, afet yönetimini, afet öncesi, afet anı müdahale ve afet sonrası iyileştirme olarak ele alabilen, AFAD çatısı altında, müdahale ve teknik kapasitesini dünya standartlarına çıkarmış, Avrupa'nın en büyük ikinci deprem gözlem ağına sahip olmuş, ülkenin her yerinde lojistik depoları, müdahale ekipleri olan, afet yönetimiyle ilgili dijital altyapı sistemlerine sahip, hızlı müdahale imkan ve pratiğini elde etmiş, müdahale planlarına, strateji belgelerine sahip, risk azaltma plan ve çalışmalarını sürdüren, sadece ülke içinde değil, sınırlarımızın dışında da pek çok trajediye el uzatabilen bir noktaya evrilmiştir.'Afet konusunda tehdit ve güvenlik arasındaki makasın her geçen gün biraz daha kapatıldığını söyleyen Soylu, 'Bunlardan birisi afetlere hazırlık durumudur. Bu amaçla geçtiğimiz yılın 6'ncı ayıyla bu yılın 6'ncı ayı arasını afetlere hazırlık yılı ilan etmiştik. Bu hazırlık hem toplumsal afet refleksi oluşturmayı kapsıyor hem de afet öncesinde yıkılmayan şehirler ve binalar üretmeyi, bunu bir zihniyet olarak yerleştirmeyi kapsıyor.' dedi.Soylu, Şili'nin, 1960'ta yaşanan 9,5 şiddetindeki depremden sonra büyük bir dönüşümü başardığına ve adeta depremden yıkılmayan bir ülke inşa ettiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:'2010 yılında Şili ve Haiti'de depremler oldu. Şili'deki 8,8, Haiti'deki 7,4 şiddetindeydi ve Şili depremi, Haiti depreminden 15 kat daha büyüktü. Buna rağmen Şili'de can kaybı 800, Haiti'de ise 240 bin olarak gerçekleşti. Dolayısıyla tüm bu çalışmaların gelip yaslandığı noktalardan birisi, insanlarımızın afet davranışı yani afet refleksimiz, ikincisi de sağlam binalar, mekanlar inşa etmek, sağlam olmayanları da dönüştürebilmektir.''400'ün üzerinde toplantı yapıldı'Elazığ depreminde yıkılan veya ağır hasar gören binaların yüzde 60'ı ile 2011'deki Van depreminde ağır hasar gören binaların yüzde 61'inin 1990-2000 yıllarında yapılanlar olduğunu kaydeden Soylu, binaların yaşının yanı sıra mühendislik kalitesinin de risk oluşturabildiğine işaret etti.Soylu, Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde çalışma grupları oluşturulduğunu ve toplantılar düzenlendiğini söyleyerek, şunları kaydetti:'İstanbul'daki koordinasyon toplantılarına seri olarak bizzat katılıyorum. 400'ün üzerinde toplantı yapıldı, 26 çalışma grubunda. Ana toplantıların hepsine arkadaşlarımızla birlikte iştirak ettim. İki muradımız vardı. Birincisi çalışma gruplarının çalışmalarını yerinde dinlemek ve tespit etmek, ikincisi İstanbul ölçeğinde aldığımız tedbirlerin diğer illere yönelik uygulama pratiğini geliştirebilmek. Hem İstanbul pratiğini geliştiriyoruz hem de bunları diğer vilayetlere örnekleyerek yolumuza devam ediyoruz.'Bu toplantıların kurumların iletişimi ve koordinasyonu noktasında büyük faydalarını gördüklerini dile getiren Soylu, 'Elazığ Malatya depreminde, Bingöl Karlıova depreminde, Giresun sel afetinde hep beraber bunların faydalarını gördük. Oluşturduğumuz masaların birbiriyle konuşması, eksiklerin anında giderilmesi, devletin her afette acil ve doğru müdahale kabiliyetini hep beraber yaşadık, milletimiz de bunu gördü.' ifadelerini kullandı.Soylu, afet yönetimi, koordinasyon ve iletişim konusunda hiç kimseye kapılarının kapalı olmadığını vurgulayarak, 'Dolayısıyla bu toplantıların, gerek İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz koordinasyon toplantılarının gerek Türkiye çapında Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz toplantıların gerekse burada gerçekleştirmekte olduğumuz ve gelecekte yapacağımız Afet ve Acil Durum Kurulu toplantımızın ana çıktılarından birisi kurumlar arası iletişim ve koordinasyonu üst düzeyde tesis etmek, afet refleksini bireyler seviyesinde oluşturacağımız gibi kurumlar seviyesinde de oluşturmak olmalıdır.' dedi.Afetlere hazırlık noktasında bina dönüşümleri sağlıklı yapıldığında, yıkım ve bunun getirdiği can kayıplarının en aza indirileceğine işaret eden Soylu, yaşanan yıkım sonrasındaki durumu yönetmenin de önemini vurguladı.'Her evin girişine toplanma alanını belirten bilgi afişleri asılacak'Soylu, hem bireysel hem de kurumsal refleks noktasında afet anından itibaren ilk 6 saat iyi yönetildiğinde, oluşabilecek can kaybının en alt seviyede tutulabileceğini belirterek, deprem sonrasındaki 6 saatte yapılması gerekenlere ilişkin İstanbul'a yönelik 20 dakikalık video hazırlandığını bildirdi.Afet sonrasındaki 6 saatte yapılması gerekenlere ilişkin vatandaşlara tavsiyelerde bulunan Soylu, şöyle konuştu:'Vatandaşlarımız, depremle, afetle karşı karşıya kaldıkları zaman arabalarına binip uzaklaşmayacaklar, gidecekleri yer toplanma alanlarıdır. İstanbul'da bunun çok güzel bir örneğini hazırlıyoruz. Yarın buna ait İstanbul'da yeniden bir toplantı gerçekleştireceğiz. Her evin girişine toplanma alanının neresi olduğunu belirten bilgi afişleri asılacak. Mümkün olduğunca her vatandaşımıza ulaşabildiğimiz kadarıyla, cep telefonuyla bu bilgiler iletilecek. Yaptığımız eğitim çalışmalarında muhtarlarımız, belediyelerimiz, kaymakamlıklarımızla birlikte bu yönlendirmeler tesis edilecek.''Afet riski azaltma planlarımız şu anda 6 ilimizde devam ediyor'Soylu, afet sonrasındaki ve toplanma alanlarındaki ihtiyaçlara yönelik altyapının en üst seviyede hazırlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:'Dolayısıyla bizim afet yönetim modelimiz, yaptığımız çalışmalar, Türkiye Afet Müdahale Planı, Türkiye Afet Risk Azaltma Planı gibi planların her biri farklı alanlara farklı seviyelerde çözüm üretmeyi ve sonuç almayı hedeflemektedir. Afet riski azaltma planlarımız şu anda 6 ilimizde devam ediyor. Kahramanmaraş ilimizle başlamış ve hazırlamıştık. 81 ile yönelik hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. 2021'in aralık sonunda 81 ilimizde il afet risk azaltma planlarımızın tamamı oluşmuş olacak. Bu da afetlere hazırlık açısından en önemli dayanağımız teşkil edecek. Ayrıca 2021 yılını Türkiye'de afet eğitim yılı olarak ilan edeceğiz. Kamu görevlileri, muhtarlar, okullar, öğretmenler, afet eğitim çantaları, afet çantaları, eğiticilerin eğitimleri, sivil toplum örgütleri 2021 yılında ülkemizin önemli noktasına ulaşma konusundaki gayretimizi hep birlikte ortaya koyacağız. Buna yönelik çalışmalarımızı hızlandıracağız.''3 Kasım'da İstanbul'da toplanma alanlarına ilişkin tahliye plan tatbikatımız var'Afete hazırlık konusunda tatbikatların devam ettiğini, ülke genelinde 18 bin 642 acil durum toplanma alanının olduğunu belirten Soylu, '3 Kasım Salı günü İstanbul'da toplanma alanlarına ilişkin bir tahliye plan tatbikatımız var. Bunu Kağıthane ilçesinde yapacağız.' bilgisini verdi.Soylu, çalışma grubu toplantıları ve tatbikatları yaparken mevcut stratejik planların elde edilen bilgiler doğrultusunda güncellenmesi gerekliliğinin ortaya çıktığına dikkati çekerek, bu kapsamda toplantıda Türkiye Afet Müdahale Planı'nın güncellemesiyle ilgili çalışmaların da ele alınacağını söyledi.Her afet olayından sonra afet bölgelerinde akademik olan veya olmayan bazı kişi ve kurumlarca çeşitli söylemler ve veriler paylaşıldığına işaret eden Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bunların bazıları maalesef temelsiz iddialarla kamuoyunda infial oluştururken gerçekten faydalı olabilecek bilgiler de bunların arasında uçup gidiyor. Bu noktada afet bölgelerinde çalışmak isteyen herkesin AFAD koordinasyonunda bu çalışmaları gerçekleştirmesi, çalışma yapmak isteyenlere AFAD'ın maddi ve manevi destek sağlaması ve bunun da Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamına alınması konusunu gündemimize aldık. Buna ait bir taslak hazırlandı ve en kısa sürede kurumlarımızın görüşüne sunacağız. Aynı şekilde Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planımız var. Bildiğiniz gibi 2011'de yürürlüğe girmişti. Onun da gerek güncellenmesi gerekse uygulanabilirliğinin hangi ölçüde olduğu, gelinen aşamalarının irdelenmesi ve değerlendirilmesi, bu çalışmalarımızın ana konusu olacaktır.'Toplantıya İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, ilgili Bakanlık, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerle akademisyenler katıldı.
Bursa'da Cip Otoyol Gişelerindeki Bariyerlere Çarptı: 4 Yaralı
BURSA (AA) - İstanbul-Bursa-İzmir otoyolunda gişelerdeki bariyerlere çarpan cipte 3'ü ağır 4 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, önceki gün otoyolda İstanbul yönünden Bursa istikametine seyreden N.Ç. idaresindeki 35 NC 060 plakalı cip, kuzey gişelerindeki bariyerlere çarptı.Araçta sıkışan N.Ç. ile N.A, S.Ç. ve 7 yaşındaki M.Ö. itfaiye ekiplerince kurtarıldı.Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, ağır yaralanan N.Ç, N.A. ve S.Ç. ile M.Ö'yü Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırdı.Öte yandan, süratle ilerleyen aracın gişelerde bulunan bariyerlere çarpması güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.
Bursa'da Cip Otoyol Gişelerindeki Bariyerlere Çarptı: 4 Yaralı
BURSA (AA) - İstanbul-Bursa-İzmir otoyolunda gişelerdeki bariyerlere çarpan cipte 3'ü ağır 4 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, önceki gün otoyolda İstanbul yönünden Bursa istikametine seyreden N.Ç. idaresindeki 35 NC 060 plakalı cip, kuzey gişelerindeki bariyerlere çarptı.Araçta sıkışan N.Ç. ile N.A, S.Ç. ve 7 yaşındaki M.Ö. itfaiye ekiplerince kurtarıldı.Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, ağır yaralanan N.Ç, N.A. ve S.Ç. ile M.Ö'yü Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırdı.Öte yandan, süratle ilerleyen aracın gişelerde bulunan bariyerlere çarpması güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.
Reklam
Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş Kars'ta Ziyaret Ve İncelemelerde Bulundu
KARS (AA) - Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Kars'ta ziyaret ve incelemelerde bulundu.Kars Harakani Havalimanı'na gelen Aktaş'ı, Kars Valisi ve Belediye Başkan Vekili Türker Öksüz, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, İl Jandarma Komutanı Albay Hidayet Arıkan ve bazı il protokolü karşıladı. İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç'ı makamında ziyaret eden Aktaş, çalışmalar hakkında brifing aldı. Valiliğe de geçen Aktaş, şeref defterini imzalayarak Vali Öksüz ile bir süre makamında sohbet etti.Bu ziyaret sonrası Kars Vadisi Projesi ile yeni yapılan Kars Polis Evini de inceleyen Aktaş ve beraberindekiler, çalışmalar hakkında yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı.Mehmet Aktaş, daha sonra İl Jandarma Komutanlığını ziyaret etti.
"Halk İçin Akciğer Hastalıkları Ve Covıd-19 Kongresi" 29-30 Ekim'de Yapılacak
İSTANBUL (AA) - Türk Toraks Derneğince 29-30 Ekim'de düzenlenecek 'Halk İçin Akciğer Hastalıkları ve COVID-19 Kongresi' için hazırlıklar tamamlandı.Dernekten yapılan açıklamaya göre, dünyada ilk olarak düzenlenen kongrede, hem Kovid-19'la ilgili en güncel bilgiler paylaşılacak hem de akciğer hastalıkları ve Kovid-19 birlikteliği konusunda bilgi verilecek.Kongre Başkanı Prof. Dr. Benan Müsellim, araştırmaların, sigara içenlerde Kovid enfeksiyonuna yakalanma riskinin hem daha yüksek olduğunu hem daha ağır geçtiğini gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:'Bu risk ne kadar yüksektir? Sigarayı nasıl bırakabiliriz? Virüs, hastaların büyük kısmında akciğerde zatürreye sebep olmaktadır. Bu zatürre her zaman tehlikeli midir? KOAH ve astım hastaları risk altında mıdır? Kullandıkları ilaçlar riski artırır mı? Dünya pandemiyi nasıl yenebilir? Akciğer filmi ve tomografi ile ne kadar ışın alıyoruz? Dezenfektanlar ve iç ortam havası ne kadar sağlıklı? Grip ve zatürre aşıları kime, ne zaman yapılmalıdır? Dünyadaki aşı çalışmaları hangi aşamadadır? Hava kirliliğinin Kovid-19 yayılımına etkisi olabilir mi? İşyerlerinde pandemi için hangi önlemleri almak gerekir? Bu ve daha birçok önemli konu için herkesi kongremizi izlemeye davet ediyoruz. Kongremizin tüm programına www.halkicinakcigerhastaliklari.com adresinden ulaşılabilir.' İki gün sürecek kongre Türk Toraks Derneğinin sosyal medya hesaplarından (Youtube, Facebook, Twitter, Instagram) 29-30 Ekim'de saat 12.00-18.00 arasında canlı olarak yayınlanacak.'Halk için Akciğer Hastalıkları sohbetleri' Ayrıca, kongrenin başlayacağı 29 Ekim tarihine kadar, Türk Toraks Derneği Youtube kanalında 1 Ekim'den itibaren, kongreyle eşgüdüm halinde 'Halk için Akciğer Hastalıkları sohbetleri' başlatıldı. Her gün saat 12.00'de halkın ilgisini çekecek konularda kısa sohbet videoları paylaşılıyor.
Reklam
Sabri Ülker Bilim Ödülü Doç. Dr. Elçin Ünal'a Verildi
İSTANBUL (AA) - Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlanırken, ödülün sahibi Türk bilim insanı Doç. Dr. Elçin Ünal oldu.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Türk gıda sektörünün duayeni Sabri Ülker anısına, gıda, beslenme ve sağlık alanındaki bilgilerin topluma ulaşmasına destek olmak amacıyla kurulan Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlandı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil başkanlığındaki jüri, toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamak üzere genç bilim insanlarını destekleyen Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne bu yıl, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley (UC Berkeley) Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elçin Ünal’ı layık gördü. Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, vakfın 10 yıldır beslenme ve sağlıklı yaşam alanında doğru ve bilimsel bilgiyi toplumun her kesimine ulaştırma hedefiyle çalıştığını belirterek, “10 yıl boyunca bu hedefe ulaşmak için büyük bir motivasyon ve adanmışlıkla hizmet ettik. Çok değerli Bilim Kurulu Üyelerimiz, çok değerli çalışanlarımız ve bu uğurda bir araya geldiğimiz sayısız paydaşımızla birlikte çok gayret ettik. Onlarca farklı platformda gerçekleştirdiğimiz yüzlerce faaliyet, akademik çevrelerden devlet kurumlarına, sivil toplumdan tüketici kesimlerine farklı alanlarda yankı buldu.” ifadelerini kullandı.Sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı nesillerin, Türkiye'nin geleceğini güvenceye alacak en büyük değer, en önemli yatırım olduğunu ifade eden İçöz, şunları kaydetti:“10 yıl boyunca bu amaç doğrultusunda gayret sarf ettik. Bu çalışmalarımızın önde gelenlerinden biri olarak Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde Yemekte Denge Eğitim Projesi ile ülkemizin her bölgesinden 6 milyonun üzerinde öğrenciye, öğretmene ve ebeveyne bu bilinci aktarmayı başardık. Bunun yanı sıra kurucumuzun adını taşıyan Harvard Üniversitesi’ndeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, gurur duyduğumuz diğer iş birliklerimizin başında geliyor. Merkezimizde genetik ve metabolik hastalıkların oluşmasını önlemek için hem Türkiye’den hem dünyadan bilim insanları pek çok araştırma yapıyor, dünya için, geleceğimiz için bilim dünyasında yankı uyandıran çalışmalar gerçekleştiriyor. Daha nice 10 yıllarda Sabri Ülker Vakfı’nın bu çalışma anlayışını aynı heyecanla devam ettirmesini temenni ediyorum. Bu uğurda emek veren tüm arkadaşlarımızı da gönülden tebrik ediyorum.” Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil'e Harvard Üniversitesi’nde sürdürdüğü çalışmaların 25’inci yılı vesilesiyle törende kendisine teşekkür plaketi takdim edildi. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bilimde önemli aşamalardan birinin kişilere yatırım yapmak olduğunu aktararak, “Sabri Ülker Bilim Ödülü bizim için çok önemli. Çünkü bu ödülle en parlak bilim insanlarımızı kariyerlerinin erken döneminden itibaren fark ederek onlara destek olmayı amaçlıyoruz. Hayalimiz bundan 20 sene sonra uluslararası bilim camiasına öncülük edecek, ülkemiz bilimi ve bilim insanları için de önemli itici güç olacak Türk bilim insanlarına katkıda bulunmak. Önceki senelerde bu ödülü alanlar, daha şimdiden muazzam bir çizgide ilerliyorlar. Bu yıl ödülü kazanan bilim insanımızı da yürekten kutluyorum.” değerlendirmesinde bulundu.'Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz'Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker ise Türk bilim insanını ve genç Türk bilim öğrencilerini uluslararası alanda desteklemekle iftihar ettiklerini belirterek, şunları kaydetti: “10’uncu yılını kutlamaktan iftihar ettiğimiz bu vakfı, babam Sabri Ülker’in adını yaşatmak ve toplumumuza, Türk bilim dünyasına faydalı olması gayesiyle kurduk. Sabri Bey, beslenme ve sağlık konularına çok önem verirdi. İnsanlığa faydalı işler yapmaya kendine şiar edinmiş biriydi. Kendisi türlü imkânsızlığa rağmen gıda kalitesi ve Ar-Ge için gereken tüm yatırımı yaparak ve uluslararası uzmanlarla birlikte çalışarak Türkiye’de bu alanlarda öncü bir isim oldu. Şimdi onun bu misyonunu Sabri Ülker Vakfı sürdürüyor. Tüm bu bilimsel araştırmaların toplum sağlığı, çocuklarımız ve sonraki kuşakların sağlığı için üzerimize düşen bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden bu çalışmaları hep destekledik, gelecekte de desteklemeye devam edeceğiz. Ne mutlu bizlere ki, Sabri Ülker Bilim Ödülü genç bilim insanlarının yolunu aydınlatmayı sürdürecek. Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz. Değerli çalışmaları için bilim kurulumuza, vakıf çalışanlarına ve vakfımızı destekleyen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz.”Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş’un kazananı takdim etmesiyle devam eden dijital törene ABD’den canlı bağlantıyla katılan Sabri Ülker Bilim Ödülü’nün sahibi Doç. Dr. Elçin Ünal, “Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne layık görülmekten büyük onur duydum. Bu ödül, bilimsel çalışmalarımda yalnız olmadığımı hatırlatması açısından benim için çok değerli. Başta Sabri Ülker Bilim Ödülü Jürisi olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum. Umuyorum ki ben de çalışmalarımla diğer araştırmalara ve buluşlara katkıda bulunabilirim.” ifadelerini kullandı.Bilimsel kariyerini mayoz bölünme ve yaşlanmanın ilişkileri üzerine kuran Doç. Dr. Elçin Ünal, hücrelerde yaşlanma sonucunda biriken hasarların doğal yollarla nasıl tedavi edilebileceğini araştırıyor. Ünal ve ekibinin temel amacı, hücresel yaşlanmayı anlayıp geriye çevirmeyi başarmak. Lisedeki bir öğretmeninden ilham alarak Bilkent Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyan Ünal, ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde doktorasını yaparken mayoz bölünme üzerine odaklanmaya başladı. Doktora sonrası dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan MIT’te mayoz bölünme konusuna ağırlık veren Ünal, sahadaki birçok araştırmacı, “yaşlanmanın mayoz bölünme üzerine etkisini” araştırırken, bunun tersini yaparak “mayoz bölünmenin yaşlanma üzerine etkisini” araştırmaya karar verdi. Mayotik farklılaşmanın ilkelerini tanımlamayı hedefleyen Ünal, 2014’te UC Berkeley’de Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü’ne katıldı ve yenilikçi araştırmalarını burada kendi adıyla kurduğu laboratuvarda devam ettirdi. Beslenme stili, egzersiz, uyku düzeni, sigara, alkol kullanımı ve stres gibi etkenlerin hem hücre hem de organizma yaşlanmasını etkilediğini belirten Ünal, “Yaşlanma sonucunda hücrelerde protein kalite kontrolü ve organel fonksiyonlarında düşüş gözlenir. Vücudumuzdaki üreme hücreleri bu hasarları doğal olarak etkisiz hale getirebiliyor. Eğer üreme hücrelerinin bunu nasıl başardığını anlayabilirsek, diğer hücrelere de bu mekanizmaları uygulayabiliriz. Yaşlanma, kanser ya da Alzheimer gibi çok değişik tipteki hastalıkların birinci risk faktörü. Eğer yaşlılık sonucunda ortaya çıkan hasarları hücre seviyesinde tedavi edebilirsek, değişik tipteki hastalıkların ortaya çıkma şansını da azaltabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Tören, önceki yıllarda ödüle layık görülen, UCLA Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Erbay, Rockefeller Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Birsoy, Massachusetts Institute of Technology (MIT) Kanser Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Yılmaz ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tamer Önder’in bilim dünyasındaki son gelişmeleri değerlendirmesiyle son buldu.
Bm: Libyalı Taraflar Kalıcı Ateşkes İçin Anlaşmaya Vardı
CENEVRE (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunda, Libyalı tarafların ülke genelinde kalıcı ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurdu.BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen imza töreninde konuştu. Libyalı tarafların da hazır bulunduğu törende, konuşmasını Arapça yapan Williams, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Libyalı taraflar da anlaşma metinlerini imzaladıktan sonra kararı ayakta alkışladı.Williams, çarşamba günü yaptığı basın toplantısında da 5+5 Komisyon toplantılarına katılan Libya hükümeti ve ülkenin doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri darbeci Halife Hafter heyetlerinin (LNA), Libya'da tüm bölgeleri birbirine bağlayan kara ve hava güzergahlarının açılması da dahil bazı konularda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.Williams, tarafların kalıcı bir ateşkes üzerinde anlaşması hususunda da 'oldukça iyimser' olduğunu kaydetmişti.Öte yandan, BM Cenevre Ofisi de sosyal medya hesabından anlaşmayı, 'Libyalılar için müjde' şeklinde duyurdu. Libyalı tarafların ülke genelinde kalıcı ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını aktarılan açıklamada anlaşma 'tarihi' olarak nitelendirildi. Özel Temsilci vekili Williams'ın, anlaşmanın detayına ilişkin basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.
Reklam
İstanbul'da Rüşvet Talep Ettiği İddiasıyla Mali Müşavir Ve Vergi Müfettişi Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da bir firma sahibinden 600 bin lira rüşvet aldığı sırada suçüstü yakalanarak gözaltına alınan mali müşavir ve vergi müfettişi tutuklandı.Tuzla'da madeni yağ firması bulunan M.G.(29) temmuz ayında şirket hattını maliye müfettişi olduğunu söyleyen bir kişinin arayarak 2016-2018 yılları arasında mali kayıtların ve tüm defterlerin inceleneceğini söylediği, kendisinin 10 Eylül'de defterleri teslim ettiğini ve kendisinden ceza yememesi için 600 bin lira rüşvet talep edildiğini polis ekiplerine bildirdi.Çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri, seri numaraları önceden alınmış 600 bin lirayı hazırlayarak müştekiye teslim etti.Müştekiyi 19 Ekim'de arayan vergi müfettişi G. G. paranın Beylikdüzü'nde ofisi bulunan mali müşavir A.B'ye teslim edilmesini istedi.Müştekinin parayı teslim etmesi üzerine ofise baskın düzenleyen ekipler, mali müşaviri suçüstü yakalayarak gözaltına aldı. Müfettiş G. G. ise Vergi Denetim Kurumu'nda yakalandı.Emniyetteki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen 2 şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Kayseri'de Yeşil Reçeteli Hap Satan Şüpheli Yakalandı
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de yeşil reçeteye tabi ilaç sattığı iddia edilen zanlı jandarma tarafından yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, İstanbul'dan uyuşturucu içerikli hap getirip Kayseri'de sattığı öne sürülen Y.D'yi, merkez Kocasinan ilçesindeki evinde gözaltına aldı.Şüphelinin ikametinde, yeşil reçeteye tabi 420 hap, pompalı tüfek ve kasatura ele geçirildi.Zanlının jandarmadaki işlemleri devam ediyor.
Samsun'da Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 4 Şüpheliden 2'Si Tutuklandı
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 kişiden 2'si tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan T.D, R.S.E, K.C.Ö. ve M.C.Ö'nün emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen zanlılardan T.D. ve R.S.E. çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, K.C.Ö. ve M.C.Ö. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.İstanbul'dan uyuşturucu getirildiği istihbaratı üzerine çalışma yürüten ekiplerce dün kent girişinde düzenlenen operasyonda 4 şüpheli yakalanmış, şüphelilerin araçlarında ve ikametgahlarında yapılan aramalarda uyuşturucu ele geçirilmişti.
Reklam
Güncelleme - Adana'da Çıkan Orman Yangını Kontrol Altına Alındı
ADANA (AA) - Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangını, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı.Alınan bilgiye göre, Orçan Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.Yangına, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen 1 helikopter, 10 arazöz, 4 su tankı ve 60 personel ile müdahale edildi.Ekipler, yaklaşık 2 saatlik çalışma sonucunda yangını kontrol altına aldı. Soğutma çalışmalarının sürdüğü bölgede, yaklaşık 10 dekar ormanlık alanın zarar gördüğü öğrenildi.
Diyarbakır Annelerinin Evlat Nöbeti Sürüyor
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır annelerinin, dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbeti devam ediyor.Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi, 417. gününde devam ediyor.Kütahya'dan gelerek kızı Fadime için oturma eyleminde yer alan anne Hatice Levent, evladını çok özlediğini söyledi.Kızına seslenen Levent, 'Bizi görüyorsan ne olur dön. Yeter artık bize çektirdiğin hasretlik. Anne deyişini özledim. Bize dön.' dedi.Oturma eylemini 15 aydır sürdürdüğünü dile getiren Levent, HDP'lilerin kendilerini görmezden geldiğini belirtti.Dün HDP'ye yönelik operasyonda bazı yöneticilerin gözaltına alındığını anımsatan Levent, şöyle konuştu:'15 aydır buradayız. HDP'lilerden 'Siz neden buradasınız?' diyen olmadı. Her gün evlat acısıyla yatıp kalkıyoruz. Bize kötü sözler söylüyorlar. Bizim ne suçumuz var? Evlatlarımızı istiyoruz. Çocuklarımızı nasıl götürdülerse öyle de getirsinler. Çocuklarımızın kokusunu özledik. Kendi evlatlarını çıkarsınlar o dağlara, taşlara, inlere. Bizim garibanlarımızdan ne istediler? Bizimkiler okuyup devletimize yararlı evlatlar olacaktı. Ama vicdansızlar evlatlarımızı inlere götürdü. Sayın Cumhurbaşkanım ve tüm bakanlarımıza sesleniyorum, uğraşıyorlar Allah razı olsun. Evlatlarımızı istiyoruz.'Annelerden Hatice Ay da 6 yıl önce 16 yaşındayken dağa kaçırılan oğlu Muhammed Canbey'den haber alamadığını söyledi. Evladının hasta olduğunu ancak ona rağmen kandırılarak dağa kaçırıldığını dile getiren Ay, 'Oğlum için buradayım. Evladımı HDP'den istiyorum. Oğlumu almadan buradan ayrılmayacağım. Oturma eylemini sürdüreceğim. Muhammed, oğlum gel, sen hastasın. 6 yıldır senin için hasta oldum. Oğlum gel, devlete, adalete teslim ol. Sen daha küçüktün.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Mersin'de Hurda Otomobilin Altına Sıkışan Köpek Yavrusunu Esnaf Kurtardı
MERSİN (AA) - Mersin'in Silifke ilçesinde hurda otomobilin altına sıkışan köpek yavrusunu esnaf kurtardı.Silifke Zeyneli Hacı Küçük Sanayi Sitesi'nde esnaf Hasan Göküş, hurda otomobilin altından gelen köpek sesini duydu.Göküş, köpek yavrusunun kafasının otomobilin altındaki demir halkaya sıkıştığını fark etti.Çevredeki esnaftan yardım isteyen Göküş, uzun uğraşlar sonunda köpeği bulunduğu yerden çıkardı. Göküş, gazetecilere, köpeği kurtardığı için mutlu olduğunu söyledi.
Reklam