Gine'de Cumhurbaşkanı Seçimi Sonrası Tansiyon Yükseldi: 9 Ölü
DAKAR (AA) - Gine'de pazar günü düzenlenen cumhurbaşkanı seçimi sonrasında oy sayma işlemi devam ederken, ülke çapında çıkan olaylarda biri polis 9 kişi yaşamını yitirdi.Yerel basında çıkan haberlere göre, mevcut Cumhurbaşkanı Alpha Conde'nin partisi Halkın Yürüyüşü Partisinden (RPG) yapılan açıklamada, pazartesiden bu yana güvenlik güçleriyle eylemciler arasında yaşanan olaylarda 6'sı silahla olmak üzere 9 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.Hayatını kaybedenler arasında linç edilerek öldürülen bir polisin de bulunduğu ifade edildi. Conde'nin en yakın rakibi Gine Demokratik Güçleri Birliğinin (UFDG) lideri ve adayı Cellou Dalein Diallo ise bu rakamın 16 olduğunu iddia etti. Zafer ilanı gerginliğin fitilini ateşlediDiallo, seçimden sonraki gün yaptığı açıklamada, kendilerine ulaşan sonuçlara göre ilk turdan zaferle çıktığını belirtmişti.UFDG de kendilerine ulaşan sonuçlara göre hareket edileceğini, Bağımsız Seçim Komisyonu (CENI) ya da Anayasa Mahkemesinin açıklamalarının beklenmeyeceğini bildirmişti. Diallo'nun bu açıklaması, CENI ve Conde'nin partisi Halkın Yürüyüşü Partisi tarafından tepkiyle karşılanmıştı.Diallo taraftarları 'zaferi' kutlamak için muhalefet liderinin evinin ve partisinin önünde toplanmış ancak güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmıştı.Twitter'dan açıklama yapan Diallo da evinin bulunduğu bölgedeki tüm yolların güvenlik güçleri tarafından kapatıldığını ve 'evinde kıpırdayamaz halde' beklediğini ifade etmişti.İlk sonuçlara göre Conde öndeCENI, salı günü, 38 seçim bölgesinden 4'ünün geçici sonuçlarını açıklamıştı.Buna göre, mevcut Cumhurbaşkanı Conde'nin, 4 bölgede de tüm rakiplerini geride bırakarak ilk sıraya yerleştiği görülmüştü.Conde, bu sonuçların ardından yaptığı açıklamada, halkı sükunete davet etmiş, kazanması durumunda herkesle diyalog kurma niyetinde olduğunu söylemişti.İlk turda 12 adayın yarıştığı seçimde, gerekmesi halinde ikinci tur, 24 Kasım'da yapılacak.Üçüncü dönem adaylık tartışmalarıÜlkenin 1958'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk demokratik güç değişimiyle Aralık 2010'da 5 yıllığına seçilerek göreve gelen Conde, 2015'te yeniden Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuştu.Cumhurbaşkanının en fazla 2 dönem üst üste görev yapabildiği ülkede, ikinci dönemi aralıkta sona erecek 82 yaşındaki Conde'nin üçüncü dönem de seçilebilmesine imkan sağlayacak anayasa değişikliği referandumu 22 Mart'ta yapılmıştı.Conde'nin 3'üncü dönem adaylığı, o tarihten bu yana ülkenin en çok tartışılan gündem maddesi olmuştu.Muhalefet, Conde'nin adaylığını yasa dışı ilan etmiş, birçok sokak gösterisi düzenlenmişti.Muhalif hareket Anayasanın Korunması Ulusal Cephesi, Ekim 2019'dan bu yana Conde karşıtı gösterilerde 90 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.
Kahramanmaraş'ta Oğlu Tarafından Kazara Vurulduğu İddia Edilen Kadın Öldü
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesinde, oğlu tarafından kazara av tüfeğiyle vurulduğu iddia edilen kadın hayatını kaybetti. İddiaya göre, Hüyük Mahallesi'nde oturan A.K. (27) av dönüşü bahçede tüfeğiyle uğraştığı sırada pencerede bekleyen annesi Servet K'yi (50) kazara vurdu. İhbar üzerine bölgeye gelen 112 Acil Servis ekipleri tarafından Elbistan Devlet Hastanesine kaldırılan Servet K. kurtarılamadı. A.K. ve beraberindeki H.C. ile tüfeğin ruhsat sahibi olduğu öğrenilen A.C. gözaltına alındı.
Sudan Da İsrail İle İlişkilerin Normalleştirilmesi Kararı Aldı
KUDÜS (AA) – Sudan, ABD aracılığıyla yürütülen müzakerelerin ardından İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi kararı aldı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Isarel Hayom gazetesinin haberinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn'in İsrail ile yaptığı ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmalarından sonra Sudan'ın da bu sürece dahil olduğu belirtildi.Haberde, Sudan ile ABD arasında devam eden müzakerelerin ardından Hartum yönetiminin Tel Aviv ile ilişkilerin normalleştirilmesi kararı aldığı ifade edildi.Kararın, 'tarihi bir adım' olarak nitelendirildiği haberde, ABD'nin de bu adımın bir parçası olarak Sudan'ı 'terörizmi destekleyen ülkeler listesi'nden çıkaracağı kaydedildi.İsrail'in Walla haber sitesini göre, dün İsrail'e ait özel bir jet, direkt uçuşla Hartum'a gitmişti. Haberde, bu durumun ABD'nin arabuluculuğuyla Tel Aviv ile Hartum arasındaki normalleşme anlaşmasının sonuçlanması çerçevesinde devam eden temaslarla ilgili olduğu ifade edilmişti.ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da dün verdiği basın brifinginde, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 335 milyon doları ödemesinin ardından Sudan'ı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma işlemlerine başladıklarını açıklamıştı. Bunun nihai sonuca ulaşmasının İsrail ile normalleşme sürecine de bağlı olduğunu ifade eden Pompeo, Hartum yönetiminden normalleşme sürecinin hızlı şekilde gerçekleştirilmesini umduğunu söylemişti.Pompeo, 'Sudan yönetiminin İsrail'i tanımasını ve ilişkilerini geliştirmesini istiyoruz. Bu bağımsız kararı vermenin neden Sudan hükümetinin çıkarına olduğunu vurgulamak adına onlarla gayretle çalışıyoruz.' demişti.Uzun süredir başta BAE olmak üzere Körfez ülkeleri ile İsrail arasında perde arkasında yürütülen ciddi temas süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta BAE'nin, 11 Eylül'de de Bahreyn'in İsrail ile anlaşmaya vardığını açıklamasıyla aleni hale geldi.15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen resmi törende, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında 'ilişkilerin normalleştirilmesine' yönelik anlaşmalar imzalanmıştı.İsrail basını ve uzmanlara göre, İsrail ile normalleşme sürecinde sırada Umman ile Suudi Arabistan'ın yanı sıra Sudan vardı.Sudan'ın bu kararına ilişkin Hartum ve Tel Aviv makamlarından henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
AB, Kanada'yı Seyahat Kısıtlamalarının Kaldırıldığı Ülkeler Listesinden Çıkardı
TORONTO (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle mart ayında sınırlarını kapatan Avrupa Birliği (AB), Kanada'yı, seyahat kısıtlamalarının kaldırıldığı ülkeler listesinden çıkardı.Kanada resmi yayın kuruluşu CBC'nin haberine göre, Kanada'yı, seyahat kısıtlamalarının kaldırıldığı ülkeler listesinden çıkaran AB, bundan böyle Kanada vatandaşlarına 14 günlük karantina başta olmak üzere Kovid-19 tedbirlerini uygulayacak.AB'nin kararına gerekçe olarak, Kovid-19 salgınında ikinci dalganın etkin biçimde yaşandığı Kanada'da vaka sayısında yaşanan artış gösterildi. Yapılan bu değişiklikle, AB'nin Kovid-19 kısıtlaması uygulamadığı ülke sayısı 9'a geriledi. Listede, Avustralya, Çin, Japonya, Yeni Zelanda, Ruanda, Singapur, Güney Kore, Tayland ve Uruguay bulunuyor. Üye ülkeler için bağlayıcılığı bulunmayan liste, tavsiye niteliği taşıyor.Yaşlı bakım merkezinden Kızılhaç'a çağrıÖte yandan, Kanada'nın federal başkenti Ottawa'daki bir yaşlı bakım merkezi, salgınla mücadelede çaresiz kalınca Kızılhaç'ı yardıma çağırdı.Ottawa'nın doğusundaki Hawkersbury kasabasında bulunan ve belediye tarafından işletilen yaşlı bakım merkezinin yöneticisi Alexandre Gorman, bir kişinin öldüğü merkezde 31 yaşlı ve 17 personelin testlerinin pozitif çıktığını belirtti. Gorman, 'Kızıl Haç, temizlik ve yüksek yoğunluklu dezenfeksiyonda bize yardımcı olacak. Sadece yaşlıların odalarına bir tabak yemek götürseler bile harika.' dedi.Son 3 günde 68 kişi öldüKanada Federal Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkede Kovid-19 nedeniyle son 3 günde 68 kişi hayatını kaybetti. Vaka sayısı ise 9 bin 421 artarak 196 bin 915'den 206 bin 336'ya yükseldi.
Maduro: Rusya Ve Çin'den Gelecek Kovid-19 Aşıları Aralıkta Hazır Olabilir
ANKARA (AA) - Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Rusya ve Çin'den gelecek yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarının aralık ayında hazır olabileceğini bildirdi. Venezuela basınında çıkan haberlere göre, Maduro, Rusya ve Çin'den Kovid-19 aşısı geleceğini, aralık ayında hazır olacak aşıların ülke nüfusunun tümüne yetmesi için çalışma yaptıklarını belirtti. Maduro, halkın, ücretsiz olarak yapılacak aşı uygulamasına hazır olmasını istedi. Öte yandan, Venezuela'da salgın tedbirleri kapsamında kısıtlama getirilen bazı sektörlerde işletmelerin yeniden faaliyete geçeceği açıklandı. Venezuela'da virüs nedeniyle şu ana kadar 747 kişi hayatını kaybetti, vaka sayısı 87 bin 644 oldu.
Yemen Planlama Bakanı: "Ülke Ekonomisi Son 5 Yılda 88 Milyar Dolar Zarar Etti"
İSTANBUL (AA) - Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Necib el-Avec, ülke ekonomisinin son 5 yılda yaklaşık 88 milyar dolar zarar ettiğini belirtti.Yemen resmi haber ajansı SABA'nın haberine göre, Bakan Avec, Dünya Bankası Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Ferid Bilhac ile videokonferans yöntemiyle görüştü.Görüşmede, savaş şartları nedeniyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın son 5 yılda yaklaşık yüzde 50 küçüldüğüne dikkati çeken Avec, Yemen riyalinin yüzde 180 değer kaybettiğini bildirdi.'Ülke ekonomisi son 5 yılda yaklaşık 88 milyar dolar zarar etti.' diyen Avec, Yemen'deki 3,6 milyon sığınmacının da devlet için ek bir yük haline geldiğini kaydetti.Yemen'de yaklaşık 6 yıldır savaş var Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor. Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor. Ülkede yaklaşık 6 yıldır süren çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen'de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz de korkunç boyutlara ulaştı.
Reklam
Nijerya'da Silahlı Saldırı: 20 Ölü
ABUJA (AA) - Batı Afrika ülkesi Nijerya'nın kuzeybatısında bir köye düzenlenen silahlı saldırıda 20 kişi hayatını kaybetti.Ulusal basında yer alan haberlere göre silahlı bir grup, motosikletlerle geldikleri Zamfara eyaletine bağlı Tungar Kwana köyüne saldırdı.Zamfara Eyalet Polis Sözcüsü Muhammed Shehu, saldırıda 20 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.Shehu, bölgeye güvenlik güçlerinin sevk edildiğini ve soruşturma başlatıldığını söyledi.Otlak kavgasıZamfara eyaleti, 4 yıldır hayvancılıkla uğraşan Fulaniler ile çiftçilik yapan bazı kabilelerin şiddetli çatışmalarına sahne oluyor. Hayvanlarını otlatmak için ülkenin güneyine göç eden Fulaniler, çiftçilerin hayvanlarını çalmaya çalıştığını ve kendilerine saldırdığını iddia ediyor. Bölgede yaşanan çatışmalar nedeniyle yaklaşık 2 bin kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi de evini terk etmek zorunda kaldı.Zamfara Eyaleti Valisi Bello Mohammed Matawalle öncülüğünde geçen sene bu iki grup arasında barış anlaşması imzalanmış ve bu kapsamda 2 binden fazla çete üyesi silahlarını hükümete teslim etmişti.
Ecowas Başkanı Akuffo-Addo: "Nijerya'daki Protestolar Diyalog Yoluyla Çözülebilir"
ABUJA (AA) - Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) Başkanı Nana Akuffo-Addo, Nijerya'da polis bünyesinde oluşturulan Özel Hırsızlıkla Mücadele Ekibine (SARS) karşı devam eden gösterilerle ilgili olarak, 'Ülkedeki protestolar diyalog yoluyla çözülebilir.' ifadesini kullandı.ECOWAS ve Gana Devlet Başkanı Akuffo-Addo, yaptığı açıklamada, Nijeryalı mevkidaşı Muhammed Buhari ile görüştüğünü belirtti.Akuffo-Addo, Buhari'nin, SARS'a karşı devam eden protestolara çözüm bulmakta kararlı olduğunu ve bunun için çalışma başlattığını bildirdi.Ülkedeki protestoların diyalog yoluyla çözülebileceğini kaydeden Akuffo-Addo, 'İster polis ister protestocular olsun, şiddet çözüm olamaz. Protestolarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.' ifadesini kullandı.Gösteriler ülke geneline yayıldıNijerya'nın Delta eyaletinde iki hafta önce bir gencin SARS tarafından öldürülmesinin ardından sosyal medyada ünlüler ve aktivistlerin çağrısıyla Lagos ve başkent Abuja'da başlatılan gösteriler ülke geneline yayıldı.Protesto eylemlerine karşı dün erken saatlerde farklı bölgelerde asker konuşlandırıldı, Edo ve Osun gibi eyaletlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.Uluslararası Af Örgütüne göre, geçen haftadan bu yana devam eden protestolarda 54 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Reklam
Trump Yönetiminin Maduro'nun Görevden Ayrılması İçin Venezuelalı Yetkiliyle Görüştüğü İddia Edildi
WASHINGTON (AA) - ABD'de Donald Trump yönetiminden bir yetkilinin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun 'barışçıl bir şekilde görevini bırakması' için geçen ay Meksika'da Venezuelalı bir yetkiliyle gizlice görüştüğü ileri sürüldü. Bloomberg'in 3 kaynağa dayandırdığı haberinde, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Richard Grenell'in, Maduro'ya yakın olan Venezuelalı siyasetçi Jorge Rodriguez ile geçen ay Meksika'nın başkenti Mexico City'de bir araya geldiği ifade edildi. Grenell'in, Maduro'nun görevini 'barışçıl bir şekilde' bırakması konusunu gündeme getirdiği ancak bu görüşmede başarı elde edilemediği belirtildi. Beyaz Saray yetkilisinin rehine müzakereleri için Suriye'ye gittiği iddiasıWall Street Journal gazetesi de pazar günü verdiği ve üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde, 10 yıldan uzun bir sürenin ardından Suriye rejimi ile ABD hükümeti arasında ilk temasın kurulduğunu ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Yardımcı Asistanı ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Terörle Mücadele Direktörü Kash Patel'in bu yılın başında Şam'a gittiğini öne sürmüştü. Patel'in Şam ziyareti sırasında Esed rejiminin elinde rehin tutulduğuna inanılan 2 ABD vatandaşının salıverilmesi için 'gizli görüşmeler' yaptığı belirtilmişti. Haberde ayrıca, Trump'ın mart ayında Beşşar Esed'e gizli bir mektup yazarak ABD'li rehinelerden birinin bırakılmasını istediği iddia edilmişti.
Libya'da Geçiş Sürecinin Sonuna Yaklaşılıyor
RABAT (AA) - Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Libya'da geçiş dönemini sonlandırmak üzere doğru bir çerçevede çalıştıklarını söyledi. Fas'ı ziyaret eden Mişri, Rabat'ta Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında konuştu. Mişri, devletin yüksek makamları ve seçimlere nasıl gidileceği konusunda varılan anlaşmanın etkin hale getirilmesi üzerinde çalıştıklarını belirterek, 'Geçiş sürecinin sonlandırılması için doğru bir çerçevede Faslı kardeşlerimizle birlikte çalışıyoruz.' dedi. Fas'ta ulaşılan anlaşmanın nasıl uygulanacağını değerlendirdiklerini dile getiren Mişri, Libya'da ekonomik dengeyi yeniden sağlayacak kurumlara ilişkin anlaşma sağlandığını, dolayısıyla büyük çözümlere ulaşılma konusunda ümitlerinin yeniden canlandığını ifade etti. Burita da ülkesinin, krizin çözümünde Libya'daki iki meclise de önemli iki oluşum olarak destek vermesinin gayet uygun bir tutum olduğunu söyledi. Fas'taki görüşmelerin ardından Libya'da taraflar, 6 Ekim'de devlette yüksek makamlara getirilecek kişilerin seçimine ilişkin bir anlaşma taslağına imza atmıştı.
Nijerya'daki Sars Karşıtı Protesto Eylemlerinde İki Haftada 54 Kişi Öldü
ABUJA (AA) - Nijerya'da polis bünyesinde oluşturulan Özel Hırsızlıkla Mücadele Ekibine (SARS) karşı devam eden gösterilerde iki haftada 54 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Uluslararası Af Örgütünden yapılan açıklamada, özel polis biriminin 'insan haklarını ihlal ettiği' gerekçesiyle 7 Ekim'den bu yana ülke genelinde devam eden protestoların şiddet eylemlerine dönüştüğü belirtildi.Açıklamada, ülkede devam eden protesto gösterilerinde iki haftada 54 kişinin yaşamını yitirdiğini, yüzlerce kişinin de yaralandığı kaydedildi.Lagos eyaletindeki Lekki bölgesinde dün protestoculara yönelik silahların da kullanıldığı saldırıda ölenlerin olduğu, 30 kişinin de yaralandığı belirtildi. Gösteriler, ülke geneline yayıldıNijerya'nın Delta eyaletinde iki hafta önce, bir gencin SARS tarafından öldürülmesi ile sosyal medyada ünlüler ve aktivistlerin çağrısıyla Lagos ve başkent Abuja'da başlatılan gösteriler, ülke geneline yayıldı.Edo eyaletinde de dün protestocuların bir cezaevine düzenlediği baskında yaklaşık 200 mahkum firar etmişti.Ülkede devam eden protesto eylemlerinde, pazartesi günü erken saatlerde farklı bölgelere askerler konuşlandırılırken Lagos, Edo ve Plateau gibi 8 eyalette sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.
Reklam
Rus Wagner Paralı Askerlerinin İnfazından Kurtulan Libyalı: "Üzerimize Kurşun Yağdırdılar"
TRABLUS (AA) - Libya'da Rus güvenlik şirketi Wagner Grubu'na bağlı paralı askerlerce babası, kardeşi ve kayınbiraderi öldürülen Libyalı Muhammed Ebu Acila Enbis, ölü numarası yaparak şans eseri hayatta kaldığını söyledi.Middle East Eye internet sitesinin Daniel Hilton imzalı haberine göre, 28 yaşındaki Muhammed, Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'in başkent Trablus'a yönelik saldırılarının yoğunlaştığı 23 Eylül 2019'da evini terk etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Muhammed, bir süre sonra çatışmaların yoğunluğunun azalmasının ardından Trablus'un 50 kilometre güneyindeki Esbia'da bulunan terk ettiği evinin durumunu kontrol etmek için karşılaşabileceği tehlikeleri göze alarak buraya gittiğini ifade ediyor. Burada Wagner'e bağlı paralı askerlerce fark edilen ve takip edildiğini dile getiren Muhammed, El-Hurriyye bölgesinde ailesiyle geçici olarak yaşadıkları evde, babası Ebu Acila, kardeşleri Hüsam ve Muhammed, kayınbiraderi Hamza ile yakalandıklarını anlatıyor. Wagner askerlerinin, kimliklerine ve cep telefonlarına el koyduklarını kaydeden Muhammed, savaşçıların üzerinde birçok askeri teçhizat bulunduğunu ve kendi aralarında Rusça konuştuklarını aktarıyor.'Rusların her biri iri ve sağlam yapılıydı'Yakalandıktan sonra birkaç saat içinde ailenin bir yerden bir yere taşındığı belirtilen haberde, Muhammed'in şu ifadelerine yer veriliyor: 'Sıcak bir geceydi ve bizi bir minibüsün arkasında tutarak başımızdan aşağı su döktüler. Su, gözümüze bağladıkları bandajı şeffaflaştırdı. Parlak kırmızı yüzlerini ve yeşil gözlerini görebiliyordum. Rusların her biri iri ve sağlam yapılıydı. İçlerinden birinin protez bacağı var gibi görünüyordu.''Üzerimize kurşun yağdırdılar. Kendimi yere atarak ölmüş numarası yaptım'Sonunda ailesiyle birlikte bir çiftlikte betonarme bir eve götürüldüklerini, burada elleri ve gözleri bağlı şekilde teker teker diz çöktürüldüklerini anlatan Muhammed, o anlara ilişkin şunları söylüyor:'Sıraya en son ben girdim. Sonra üzerimize kurşun yağdırdılar. Kendimi yere attım ve ölmüş numarası yaptım.'Haberde, Muhammed'in şans eseri sağ kurtulduğu, kardeşi Hüsam'ın ayağına birkaç kurşun isabet ettiği, diğerlerinin ise hayatlarını kaybettiği aktarılıyor. Wagner Grubu'na bağlı paralı askerlerin, Libya'daki çatışmalarda kilit rol üstlendiği vurgulanan haberde, 'Rusya'nın bu savaşa dahil olduğunun inkar edilemeyeceği' ifade ediliyor.Libya'da Wagner grubuna ait binlerce paralı asker bulunuyorBirleşmiş Milletler (BM) raporları ve ABD'nin Afrika Komutanlığı'ndan yapılan açıklamalara göre, Libya'da Wagner'e mensup 2 bin ila 2 bin 500 yabancı paralı asker olduğu düşünülüyor. Wagner Grubu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakın, Kremlin Sarayı'nın yemek işini yönettiği için 'Şef' lakabıyla anılan Yevgeniy Prigojin'e ait. ABD, daha önce yayımladığı açıklamalarda, Wagner'in Libya'daki varlığı nedeniyle doğrudan Moskova yönetimini sorumlu tutmuştu.Libya ordu kaynaklarından edinilen bilgiler de Rusya'nın Hafter'e paralı savaşçı ve askeri destek sevkiyatı yapmak için 'hava köprüsü' kurduğunu teyit ediyor. AA ekibinin görüntülediği, Hafter milislerinin geri çekildiği Trablus'un güneyinde sivillere ait evlerin duvarlarına yazılan Rusça birçok askeri bilgi notları, buralarda ele geçirilen Rusça kitaplar ve Rus menşeli ürünler de Wagner'in Libya'daki varlığını teyit ediyor. Wagner'e mensup paralı askerler, Libya ordusunun, sahil kenti Sirte ve Trablus'un güneydoğusundaki Cufra Hava Üssü'nü kurtarma operasyonlarının önündeki en büyük tehdit olarak görülüyor.
Bitlis'te Arama Yapılan Otomobilde Uyuşturucu, Ruhsatsız Tabancalar, Altın Ve Para Bulundu
BİTLİS (AA) - Bitlis'in Tatvan ilçesinde durdurulan bir otomobilde, uyuşturucu, altın, para ve 2 ruhsatsız tabanca ile mermi ele geçirildi. Valilikten yapılan açıklamada, Tatvan Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerinin dün şüphelendikleri bir otomobili durdurduğu belirtildi.Açıklamada, şunlar kaydedildi:'Araçta yapılan aramalarda, 305,2 gram esrar, 68,86 gram eroin, 42,28 gram sentetik uyuşturucu, 2 ruhsatsız tabanca, 37 fişek,2 bilezik, altın zincir kolye ve 6 bin 640 lira ele geçirilmiştir.Araçtaki şüpheli C.A. gözaltına alınmıştır.'Açıklamada, kentte suç ve suçlulara karşı yürütülen kararlı mücadelenin devam edeceği vurgulandı.
İstanbul'da Terör Örgütü Deaş'a Yönelik Operasyon
İSTANBUL (AA) - İstanbul’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda çok sayıda şüpheli gözaltına alındı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Suriye’de terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı oldukları tespit edilen şüphelilerin adreslerine operasyon düzenledi. 21 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonda, çok sayıda şüpheli gözaltına alınırken, adreslerdeki aramalar devam ediyor.
Reklam
Hamas: Hasan Yusuf'un Tutuklanması Filistin Uzlaşısını Engelleme Girişimidir
GAZZE (AA) - Hamas, İsrail tarafından hareketin yöneticilerinden Hasan Yusuf hakkında 6 ay idari tutukluluk cezası verilmesini 'Filistin uzlaşısını engellemeye yönelik başarısız bir girişim' şeklinde değerlendirdi. Hamas Sözcüsü Abdullatif el-Kanu, yaptığı yazılı açıklamada, 'Yusuf aleyhindeki idari hapis kararı, Filistin uzlaşı sürecini engellemeye ve onun başarılı olması, ulusal birliğin sağlanması için atılan adımları durdurmaya yönelik başarısız bir girişim.' ifadesini kullandı. Yusuf'un Filistinli gruplar ve Filistinliler arasında ulusal bir sembol olduğunu belirten Kanu, siyonist işgal güçlerinin Yusuf'u defalarca tutuklayarak, aleyhinde idari tutukluluk kararı vererek, iradesini baltalamayı, vatanseverlik duygularını kırmayı hedeflediğini kaydetti. Kanu, Yusuf'un 20 yıldan fazla süreyi işgal güçlerinin hapishanelerinde geçirdiğini, bu sürede sarsılmadan, azmini kırmadan ve boyun eğmeden ayakta kaldığını aktardı. Hamas Sözcüsü ayrıca idari tutukluluğun, tüm uluslararası ve insan hakları yasalarının açık bir ihlali olduğunu vurguladı.İsrail güçleri, yaklaşık iki ay önce serbest bırakılan Hasan Yusuf'u 2 Ekim'de Ramallah'taki evinde gözaltına almıştı. Hamas'a bağlı Tutuklular Danışma Ofisi dün yaptığı açıklamada, İsrail Askeri Mahkemesi'nin Hasan Yusuf'a 6 ay idari tutukluluk kararı verdiğini aktarmıştı.Filistin son zamanlarda, ülkedeki siyasi grupların uzlaşı arayışı kapsamında Hamas ile Fetih Hareketi'nin yakınlaşmasına sahne oluyor.İsrail'in idari tutukluluk uygulamasıİsrail, 'idari tutukluluk' adını verdiği uygulamayla Filistinlileri istihbarata dayalı olarak 1 ila 6 ay alıkoyabiliyor.Tutuklunun, 'İsrail'in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine' karar verilmesi halinde askeri hakim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabiliyor.
Erzurum'da Bir Mahalle Kovid-19 Nedeniyle Karantinaya Alındı
ERZURUM (AA) - Erzurum'un Oltu ilçesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında bir mahallede karantina uygulaması başlatıldı. Oltu Kaymakamlığından yapılan açıklamaya göre, Ballıca Mahallesi'nde bazı kişilerin Kovid-19 testi pozitif çıktı.İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, Ballıca Mahallesi'nin 14 gün süreyle karantina altına alınmasına, bu süre zarfında mahalleye tüm giriş ve çıkışların da yasaklanmasına karar verdi. Karar doğrultusunda son dönemde mahalle sakinleriyle temas eden vatandaşların da İlçe Sağlık Müdürlüğüne başvurması istendi.
Reklam
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Canlı Yayında Soruları Yanıtladı: (3)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Avrupa Birliği'ne ilişkin, 'Hristiyan kulübüne dönüşen bir yapıya girdiği andan itibaren ve sadece futbol takımı tutar gibi 'bendense haklıdır. Onun penceresinden bakmak zorundayım' diye gittiğinde o zaman adaleti dağıtma, haklının yanında olma şansı yok. Böyle bir sistemin çok uzun vadede ayakta kalma şansı da yok.' dedi. Oktay, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 'Türkiye'de yeni yasakların gündemde olduğu' iddialarının sorulması üzerine Oktay, salgınla mücadelenin yasaklar, serbestlikler değil, il il, ilçe ilçe günlük veriler üzerinden yapılan detaylı analizlerle sürdürüldüğünü vurguladı. 'Bizim genel yaklaşımımız olabildiğince normal şartlar altında bunu götürüyor olabilmek.' diyen Oktay, sadece Kovid-19'un en tepe etkisinin olduğu mart, nisan aylarında hafta sonunu kapsayan sokağa çıkma kısıtlamalarının uygulandığını anımsattı.Salgınla mücadelenin temelinde TaMaM olarak adlandırılan 'temizlik, maske ve mesafe' kuralının bulunduğuna işaret eden Oktay, 'İlave tedbirler gerekirse her zaman düşünülebilecek şeyler ama şu anda böyle bir şey gündemimizde yok. Vardır, yoktur anlamında Kovid-19'la mücadelemizi bu çerçevede yürütmüyoruz. Her kabinede mutlak o veriler gelir, önceden analizleri yapılmıştır, kabinede tekrar değerlendirilir ve o çerçevede alınması gereken tamamen veriye dayalı kararlarla gidiyoruz. Kesinlikle popülist yaklaşımlarla gitmeyiz. Cumhurbaşkanımızın tarzı da asla bu değildir.' diye konuştu.Vaka sayılarında yoğunlaşma olup olmadığına ilişkin soru üzerine Oktay, bölgesel yoğunlaşmaların yaşandığını söyledi. Ankara'da vaka artışının görüldüğünü sonra azaldığını, şimdi İstanbul'da bir artışın başladığını dile getiren Oktay, bunun doğrudan temizlik, maske ve mesafe kuralına uyup uymamak ve düğün, cenaze törenleri gibi toplu etkileşimlerle ilgili olduğunu ifade etti. Oktay, koronavirüsle mücadelede bireysel alınacak tedbirlerin vaka sayısını azaltmadaki önemine dikkati çekti.'Kurumlarımızla da vatandaşımızla da siyaseten de gerekli tepki verilmiştir'Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Anayasa Mahkemesi (AYM) Üyesi Engin Yıldırım'ın 'Işıklar yanıyor' paylaşımıyla ilgili soru üzerine, Türk milletinin geçmişinde acı tecrübeler olan bir millet olduğunu ifade etti. 15 Temmuz darbe girişiminin yakın tarihte yaşandığına dikkati çeken Oktay, yaşanan bu tecrübelerin vesayet rejimlerini, ortamlarını hatırlatabilecek her söyleme karşı son derece dikkatli olunması gerektiğini gösterdiğini vurguladı. Oktay, 'Bazı kavramlar vardır ki ne anlama geldiğini bırakın o seviyelere gelmiş arkadaşların bilip bilmemesini, ilkokuldaki, ortaokuldaki çocuklar bile bilir. 'Bilmem nerenin ışıkları yanıyor' dediğinizde bu artık Türkiye'nin, hele hele yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kabul edebileceği veya bu anlamda tolerans gösterebileceği bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla buradaki hassasiyet haklı bir hassasiyettir. Kurumlarımızla da vatandaşımızla da siyaseten de gerekli tepki verilmiştir. Bu sadece 'geçerken baktım ışıklar da yanıyordu dedim, pardon yanlış anlaşıldı' deyip, o seviyede geçilebilecek bir konu değildir.' değerlendirmesini yaptı.'İstifasını bekliyor musunuz?' sorusuna karşılık Oktay, bunun AYM'nin kendi içindeki değerlendirmeleri olduğunu vurguladı. Oktay, 'Bu şık bir tartışma değildi. Böyle bir söylemin Türkiye'deki Anayasal rejimin, Anayasanın, kanunların, hukuk devleti olmanın gereğinin garantisi olması gereken bir yapıdan çıkıyor olması en üzüntü verici tarafı oldu. Ümit ediyoruz ki gerçekten bunu demek istememiştir ama herkes burada dikkatli olmak zorunda.' diye konuştu. AYM'nin güvenlik soruşturmasına ilişkin düzenlemeyi iptal kararıCumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde üç erkin olabildiğince birbirinden bağımsız bir yapısının bulunduğuna işaret ederek, kanunların çıkarılma sürecinde önce ihtiyaçların çalışıldığını ama bu çalışmanın kesin olarak Meclis'ten geçeceği anlamına gelmediğini anlattı.AYM'nin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin düzenlemeyi iptal kararına yönelik değerlendirmelerde bulunan Oktay, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) her alana kadar girmesinin yaşattığı sıkıntılar ve özellikle 15 Temmuz sonrasında kamuya alınacak her personelle ilgili liyakat, yerli ve milli olması ile ilgili konularda ciddi hassas olunması gerektiğini ifade etti. Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bununla ilgili bütün kanunlar birden bire Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Anlatmaya çalıştık, 'bu bizim ihtiyacımız.' Sonrasında yeniden düzenlemeyle getirmeye çalışıyoruz ama öyle bir noktaya geliyor ki bu çalışmalar, izah etmekte zorlanıyoruz. Üç erk birbirinden bağımsız olmakla birlikte aslında aynı zamanda da birbirinin ihtiyacını anlamak ve Türk milletinin, devletin bekasıyla, geleceğiyle ilgili de ortak bir paydada. Aynı geminin içerisindeyiz, başka bir ülkenin çıkarlarını düşünmüyoruz. Aslında bağımsız denen erkler, birbirlerini de çok iyi anlamak ve iletişim kanalları çok daha iyi olmak durumunda. Biz burada yürütme olarak da elimizden gelen her türlü gayreti sarf ediyoruz ve çıkardığımız her türlü kararnameler zaten Anayasa Mahkemesinin denetimine açıktır. Ama bazı konularda Anayasa Mahkemesi çok hassas davranıp da ihtiyaçların dışında farklı kararlar almaya başladığında zafiyet oluşmaya başlıyor. Bir güvenlik soruşturmasının yapılabilmesiyle alakalı bu kadar zor olmamalı.'Oktay, tarafların iletişiminin daha güçlü olması, birbirini anlamanın önemine vurgu yaparak, 'Yani restleşmeyle, ışıkların yakılıp kapanmasıyla. Türkiye o günleri geride bıraktı.' dedi. Türkiye'ye karşı her türlü hainliği yapmış bir örgüt olan FETÖ'nün bir elemanının kamuda çalıştırılmasının söz konusu olmayacağını vurgulayan Oktay, 'Bununla ilgili yeni alımlarda güvenlik soruşturması yapmak zorundayız ki burada bile risk var. Ama hiç yapmazsınız tespit etme şansınız yok.' ifadelerini kullandı. 'O dönem geride kaldı' Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, AYM'nin Enis Berberoğlu hakkındaki kararı ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin yeniden yargılama talebini reddetmesine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine, her iki kurumun da kendi yetkileri içinde karar aldığını ve kendi aralarında zaten bir çözüme ulaşacaklarını aktardı.Oktay, 'Bu çözüme ulaşmanın yolu o mesaj değildir. Yargı kendi içinde konuşamayacaksa, kendi içinde farklı düşündüğü konularda ortak bir noktaya ulaşamayacaksa, hukuk sistemi içerisinde yargı farklı vesayet terimlerini kullanmayı düşünecekse kusura bakmasınlar o dönem geride kaldı. Bizim söylediğimiz, kararlılığımız bu.' değerlendirmesini yaptı. 'Böyle bir sistemin çok uzun vadede ayakta kalma şansı yok' Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de attığı adımlara yönelik Avrupa Birliği'nin (AB) tavrına ilişkin değerlendirmesi sorulan Oktay, AB'nin yapısında Brexit'le birlikte başlayan ciddi çatırdamalara işaret etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti:'Ekonomik anlamda birliktelikle başlayan, sonrasında siyasi birlikteliğe doğru yol alan ve belirli değerler üzerinden giden bir yapı birden bire daha değerler ve özellikle din anlayışı boyutunda daha ırkçı bir yapıya doğru gitti. Ötekileştiren bir yapıya doğru gitti. Halbuki demokratik değerlerden, demokrasilerden, çok seslilikten bahseden değerler bütünü birden bire tek sesliliğe dönüştü. Bu yapı yine kendi içerisinde çok hantal olması sebebiyle de üye ülkeler bazında bahsediyorum, daha küçük ülkelerin neredeyse tutsak ettiği yapılara dönüştü. Belirli değer yargıları üzerine oluşturulmuş bir sistemin bu şekilde gittiğinde uzun vadede ayakta kalma şansı asla yoktur. Hristiyan kulübüne dönüşen bir yapıya girdiği andan itibaren ve sadece futbol takımı tutar gibi 'bendense haklıdır. Onun penceresinden bakmak zorundayım' diye gittiğinde o zaman adaleti dağıtma, haklının yanında olma şansı yok. Böyle bir sistemin çok uzun vadede ayakta kalma şansı da yok. Belli bir süre sonra zaten kendi içinde kargaşalar da başlar ki başlamış durumda da zaten.' Oktay, AB'nin 'Yunanistan haksız ama AB üyesi, biz onun yanındayız' yaklaşımında olduğunu vurgulayarak, AB'ye bakıldığında kimsenin Meis Adası'yla ilgili Yunanistan'ın haklı olduğunu söylemediğini, açıkça da ifade edilmediğini dile getirdi.'Kapalı kapılar ardında size haklısınız diyorlar mı?' sorusuna karşılık Oktay, 'Tabii ki diyorlar. Cumhurbaşkanımız da çok net bir şekilde, her görüşmesinde tüm liderlere, sadece Meis Adası ile ilgili her türlü konuda, haritalarla, görsellerle anlatıyor.' yanıtını verdi. 'Türkiye sahadan da masadan da kaçan bir ülke değil'Oruç Reis'in çalışmalarına belli süre ara verilmesiyle alakalı Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan 'Biraz zaman tanırsanız, bu sorunla alakalı daha ileri aşamada çözüm üretebiliriz.' diye özel ricası olduğunu belirten Fuat Oktay, 'Türkiye sahadan da, masadan da kaçan bir ülke değil. Cumhurbaşkanımızın böyle bir rahatlığı var, Türkiye'nin böyle bir rahatlığı var. Binlerce yıl geriye giden de diplomatik devlet geleneği var, diplomasi zenginliği var.' ifadelerini kullandı. Fuat Oktay, bir aylık sürenin sonunda Mısır ile yapılan anlaşmanın karşılarına geldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:'Şimdi Avrupa Birliği ile görüştüğünüzde 'evet haklısınız.' Ama yine aynı noktaya geliyor 'ama', aması ne? Bir AB üyesi. Güney Kıbrıs'ı nasıl AB üyesi yaptığınızı biliyoruz. Siz de bunu ifade ediyorsunuz ama sonuç değişmiyor. Peki nereye geliyor sonuç, tehditlere geliyor. Tehdit nedir yaptırım. Türk milletine, Türkiye'de yaşayan herhangi bir kişiye nereden olursa olsun hangi görüşten olursa olsun, bir şey yaptırmak istiyorsanız tehdit edin. Yaptırımlarla tehdit edin, başka bir şey ile tehdit edin, bu bizim sadece kararlılığımızı artırır.'Avrupa Birliği'nin bu anlamdaki tehditlerinin bir şey ifade etmediğini kendilerine izah ettiklerini vurgulayan Oktay, 'Şunu söylüyoruz, tehditler üzerinden bir çözüm çıkma şansı yok. Uluslararası ilişkilerde tehditler üzerinden gitmesi kadar yanlış bir şey yok. Dolayısıyla tehditlerden ziyade çözüm önerileri veya farklı mekanizmaların kurulması çerçevesinde gider. Avrupa Birliği'ni de buna davet ediyoruz biz sürekli. Türkiye açısından baktığımızda da tehditlerle iş yapan ne bir milletiz ne bir ülkeyiz.' diye konuştu.'Türk halk müziği ve Türkülere merakım var'Memleketi Yozgat'a yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla daha az gittiğini belirten Oktay, Yozgat'ta katıldığı program sonrası bir vatandaşın klasik arabasını kullandığı görüntülerin hatırlatılması üzerine de 'Benim için de nostalji oldu.' ifadesini kullandı.Oktay, kullanırken zorlanmadığını belirttiği aracı, sahiplerinin çok güzel koruduğunu anlattı.Türk halk müziği ve türkülere olan merakına değinen Oktay, boş zamanında bağlamayla ilgilendiğini kaydetti.(Bitti)
İzmir'de İki Otomobil Çarpıştı: 4 Yaralı
İZMİR (AA) - İzmir'in Ödemiş ilçesinde iki otomobilin çarpışması sonucu 4 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Mehmet Yele (50) idaresindeki 35 Z 2796 plakalı otomobil, Ödemiş-Kiraz kara yolunda, Mustafa Sarıoğlu'nun kullandığı 35 BRD 33 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada, sürücüler ile Zeynep (44) ve Havva Sarıoğlu (65) yaralandı. Yaralılar, 112 Acil Servis ekiplerince Ödemiş Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
Manisa'da Uyuşturucu Operasyonu
MANİSA (AA) - Manisa'nın Yunusemre ilçesindeki bir evde 1 kilo 320 gram esrar ele geçirilirken, gözaltına alınan şüpheli tutuklandı. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapan, nakleden ve kullanan kişilere yönelik yaptığı çalışma kapsamında Yunusemre ilçesinde bir eve operasyonda düzenlendi. Evde yapılan aramada, 3 parça halinde 1 kilo 321 gram esrar ele geçirildi, evdeki 1 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Myanmar'da Azınlık Bölgelerinde Seçime Katılımın Önündeki Engellerin Kaldırılması İstendi
LONDRA (AA) - Burma İnsan Hakları Ağı, Myanmar yönetiminin, genel seçime sadece haftalar kala azınlıkların yaşadıkları bölgelerde oy verilmesini engellemeye yönelik kararının geri alınmasını istedi.Londra merkezli sivil toplum kuruluşu Burma İnsan Hakları Ağı'ndan yapılan açıklamada, Arakan, Kaçin, Kayin, Mon, Şan ve Bago bölgelerinin bazı kısımlarında 8 Kasım'daki seçimlerde oy verilemeyeceğinin açıklandığına işaret edildi. Gerekçe olarak bu bölgelerin özgür ve adil seçimleri garanti edemeyeceğinin gösterildiği belirtilen açıklamada, bu kararla sadece Arakan'da 1 milyondan fazla seçmenin oy verme hakkının ellerinden alındığı vurgulandı. Bir seçimin demokratik olmasını sağlamak için azınlıkların oy vermesinin engellenmesinin saçma olduğu ifade edilen açıklamada, bu kararın tarihsel olarak asker ve hükümet tarafından ezilenlerin genel seçimlerde söz sahibi olamayacakları anlamına geldiği vurgulandı. 'Azınlıkların temsili engelleniyor'Genel seçimlerin azınlık bölgelerini temsil eden partilerin parlamentoda sandalye kazanmaları için bir fırsat olduğuna dikkatin çekildiği açıklamada, 'Seçim komisyonu, bu bölgelerin bazı kısımlarında genel seçimlerde oy vermeyi iptal ederek, esasen azınlıkların temsil edilmesini engelliyor.' değerlendirmesi yapıldı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Burma İnsan Hakları Ağı Direktörü Kyaw Win, 'Seçim Komisyonu, Arakan'da bile kararı geri almalı ve azınlıkları temel haklardan mahrum bırakmanın bir çözüm olduğunu düşünmek yerine seçimlerin güvenliği ve şeffaflığını sağlamaya çalışmalıdır.' ifadesini kullandı. Zulüm altındaki insanlarBirleşmiş Milletler (BM) tarafından 'dünyanın en çok zulüm gören halkı' olarak tanımlanan Arakanlılar, gittikçe artan saldırılarla karşı karşıya. Uluslararası Af Örgütüne göre, 2012'den sonra çoğu kadın ve çocuk 750 binden fazla Arakanlı sığınmacı Myanmar'dan kaçmak zorunda kaldı.2017'deki yeni saldırı dalgasının ardından da komşu Bangladeş'e sığınanların sayısı 1,2 milyonu geçti.Ontario Uluslararası Kalkınma Ajansının (OIDA) bir raporuna göre, 25 Ağustos 2017'den bu yana yaklaşık 24 bin Arakanlı Müslüman, Myanmar devlet güçlerince öldürüldü. 34 binden fazla Müslüman ateşe atılırken, 114 binden fazla kişi de fiziksel şiddet gördü.18 bin Arakanlı kadın ve genç kıza Myanmar askerleri ve polislerince tecavüz edilirken, 115 binden fazla ev yakılıp, 113 bin ev de tahrip edildi.
Reklam