onedio
Cezaevlerinde E-Görüş Dönemi Başlıyor
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, cezaevlerinde dijital dönüşümü başlatacak Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi ile artık hükümlülerin eş, çocuk, aile ve yakınlarıyla görüntülü görüşebileceklerini, elektronik sayım yapılacağını, elektronik ortamda sağlık hizmetlerine erişileceğini, dilekçe hakkının kullanılacağını bildirdi. Adalet Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliğinde ceza infaz kurumlarında dijital dönüşümü başlatan ve pilot uygulaması Ankara Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirilecek Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi tanıtım toplantısı, Sheraton Otel'de yapıldı. Törene, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Türk Telekom Genel Müdürü Ümit Önal katıldı. Konuşmasına, koronavirüs salgını döneminde özveriyle çalışan cezaevi personeline teşekkür ederek başlayan Bakan Gül, sağlık çalışanları başta olmak üzere süreçte hizmet verenlere şükranlarını sundu. Kamusal hizmetlerin sunumunda temel kriterlerinin vatandaş memnuniyeti olduğunu belirten Gül, AK Parti'nin göreve geldiğinden bu yana hep insanı merkeze koyan reform adımları attığını söyledi.E-dönüşüm kapsamında hayata geçirilen uygulamalarla vatandaşların hizmetlere en hızlı, en az maliyetle ulaşmasının amaçlandığını aktaran Adalet Bakanı Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde de yargıda dijital dönüşümün hedeflendiğini anlattı. Gül, esas amaçlarının, vatandaşların yargısal hizmetlere daha az masrafla, daha kolay ulaşmasını sağlamak olduğunu kaydetti.'Hükümlü yakınları açısından da çok faydalı olacağına inanıyoruz'Ceza infaz kurumlarında da insanı temel alan tüm yaklaşımlara büyük hassasiyet gösterdiklerini belirten Gül, şunları söyledi: 'Bu proje ile artık hükümlüler eş, çocuk, aile ve yakınlarıyla irtibatlarını sağlayabilecek, bağlarını güçlü tutacaklardır. Bu imkanın, aynı zamanda hükümlülerin rehabilitasyonuna da katkı sağlayacağına inanıyoruz. Görüntülü görüşme imkanının, hükümlü yakınları açısından da çok faydalı olacağına inanıyoruz. Yakınları hükümlülerle görüntülü görüşecekler, böylece seyahat etmek, masraf yapmak zorunda kalmayacakları gibi bir ilden başka bir ile gitme ya da rahatsızlığı, hastalığı nedeniyle gidemeyecek olanların yakınlarıyla görüşme imkanına sahip olması sağlanacak. Çocukların cezaevinin o ortamına girip örselenmesini önleyecek şekilde görüntülü görüşme yapılması da çocuğun üstün yararına matuf çok önemli adım olarak değerlendirilmeli. Salgın süreci de projenin ne kadar anlamlı olduğunu ortaya koymuştur.' 'Hükümlüler sistemi parmak iziyle girecek'Adalet Bakanı Gül, görüntülü görüşmenin yanı sıra elektronik sayım, sağlık hizmetlerine erişim, dilekçe hakkının kullanılması, kitaplara erişim, kantin siparişi ve ödemeleri gibi çok önemli hizmetlerin de projede yer aldığını ifade etti. Gül, artık cezaevlerindeki kantin siparişinin elektronik ortamda yapılacağını, bu nedenle artık kurumlardaki emanet para bürolarının ortadan kaldırılacağını bildirdi. Hükümlülerin sisteme parmak iziyle gireceğini ve tüm taleplerini ilgili yere ulaştıracağını kaydeden Gül, projenin personele de önemli katkı sağlayacağını, personelin artık diğer alanlardaki faaliyetlere daha fazla zaman ayırabileceğini söyledi. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yılmaz Çiftçi de proje ile tutuklu ve hükümlülerin odalarına yerleştirilecek cihazlarla görüntülü görüş yapılmasının sağlanacağını belirtti. Çiftçi, bunun yanı sıra e-doktor, e-kütüphane, on-line kantin alışverişi, parmak izi ile hızlı sayım gibi uygulamaların hayata geçirileceğini, sistem üzerinden kantin siparişi verip ödemelerin bu yolla yapılacağını, bakanlık iletişim uygulamasıyla dilekçe ve e-posta gönderilmesinin sağlanacağını anlattı.
Muğla'da Otomobil Denize Devrildi: 2 Yaralı
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Fethiye ilçesinde denize devrilen otomobildeki 2 kişi yaralandı. Ekrem Gök (23) idaresindeki 48 AAD 433 plakalı otomobil, Karagözler Mahallesi Fevzi Çakmak Caddesi'nde denize devrildi. Kazada, sürücü Gök ile Masuma Rzayeva (21) yaralandı.Kendi imkanlarıyla otomobilden çıkan yaralılar, 112 Acil Servis ekibince Fethiye Devlet Hastanesine kaldırıldı.Yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Salgın Hastanesinin Hemşireleri Var Güçleriyle Çalışıyor
MALATYA (AA) - VOLKAN KAŞİK - Malatya'da yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede en ön safta yer alan hemşireler, virüse yakalanan hastaların hayatını kurtarabilmek için canla başla çalışırken, vatandaşlardan da daha dikkatli olmalarını bekliyor. Salgın hastanesine dönüştürülen Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli doktorların en büyük yardımcısı hemşireler, salgınla mücadelede hastaları iyileştirebilmek için büyük çaba sarf ediyor.Türkiye'de kararlılıkla yürütülen Kovid-19 ile mücadelede ön cephede yer alan, görevini en iyi şekilde yerine getirebilmek için gayret gösteren sağlık personelleri, vatandaşların maske, sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uyarak tedbiri kesinlikle elden bırakmamasını istiyor.Yoğun bakım servisinde görevli hemşire Buket Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, marttan bu yana zorlu bir süreç yaşadıklarını ifade etti.Yıldız, 22 yıllık meslek hayatının en yoğun dönemlerinden birini yaşadığının altını çizerek, şöyle devam etti:'Yoğun bakım servisinde ise 18 yıldır çalışıyorum ancak 18 yılın en zor sürecini yaşıyorum. Yoğun bakımda yaşadıklarımızı videoya çekebilsek de insanlar hastaların, bizlerin neler yaşadığını görseler, o zaman evden dışarı bile çıkmak istemeyeceklerdir. İnsanların su içerken ne kadar zorlandıklarını, bir yudum suyu içerken bile 'nefes alamıyorum' diye yardım istediklerini, nefes alamadıkları için yemek yemekten, su içmekten vazgeçtiklerini görse hiç kimse evinden dışarı çıkmaz. Salgının ne kadar önemli olduğunu böylece daha iyi anlayabilirlerdi.' Yıldız, hastaları taburcu ettiklerinde veya normal servise çıkarttıklarında çok büyük mutluluk yaşadıklarını ifade etti.'Gerçekten zor bir süreç hala da çok zorlanıyoruz'Salgın sürecinde çok ilginç olaylarla da karşılaştığını anlatan Yıldız, şöyle devam etti:'Bir aile vardı onları unutamıyorum. Çocukları İstanbul'da. Anne ve babası virüse yakalanmasın diye Malatya'ya gönderiyor ama yolculuk sırasında Kovid-19'a yakalanıyor. İkisi ayrı ayrı odalarda kaldı. Teyzemizi taburcu ettik ama amcayı kaybettik. Kaybettiğimiz amcadan hiç haberi yoktu eşinin. Oğlu İstanbul'dan gelip babasının cenazesini aldı ama annesini bile göremeden gitti.'Yıldız, hastaları taburcu ederken alkışlayarak uğurladıklarını hatırlatarak, 'Hastalarımızı taburcu ederken alkışlayarak çıkarıyorduk, o teyzemiz, 'Ben gelin olurken bile bu kadar mutlu olmamıştım, heyecanlanmamıştım çok sevindim.' dedi. Hala telefonla arayıp bizleri soruyor. Bize 'Ben eşimi kaybettim ama siz bana canımı bağışladınız.' diyor. Bu gibi o kadar çok olay yaşadık ki... Gerçekten zor bir süreç hala da çok zorlanıyoruz.''Herkesin daha dikkatli olması gerekiyor'Yıldız, beraber mesai yaptığı bir arkadaşının Kovid-19'a yakalandığını, bundan çok etkilendiğini belirterek, şunları kaydetti:'Arkadaşımın testinin pozitif olduğunu nöbetteyken öğrendik. Hayatımda çaresiz olduğum zamanlar olmuştur ama bu kadar çaresizliği ilk defa yaşadım. Arkadaşımızı nöbetten eve gönderdik, evde ciddi solunum sıkıntısı oldu. Diğer hastalar gibi yemeye, içmeye hali yoktu ve nefes almakta zorlanıyordu. Onu kaybetmekten çok korktuk. Hastalığı atlattı ama çok zorlandık. Arkadaşımızın pozitif olduğunu gördüğümüzde hepimizin bu hastalığa yakalanma ihtimalinin arttığını gördük. Şu anda da öyle. Çevremizde doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personeli arkadaşlarımızdan pozitif olan çıkıyor. Çember herkes için giderek daralıyor. Herkes bir gün Kovid-19 pozitif olabilir, o nedenle herkesin daha dikkatli olması gerekiyor.''Bizi çok yoran bir süreç geçiriyoruz'Hemşire Gökçe Hatun Uzun ise salgının başından bu yana mücadelelerinin sürdüğünü söyledi.Yaşadıkları sürecin çok zor olduğunu aktaran Uzun, 'Psikolojik açıdan bizi çok yoran bir süreç geçiriyoruz. Sürece zamanla alıştık ama hala kabullenemediğimiz çok farklı manzaralarla karşılaşıyoruz. Bu zamana kadar yükümüz hep ağırdı. Yoğun bakım yaşam ile ölüm arasındaki çizgi. Kovid-19 sürecinden sonra bedensel yükümüzün üzerine psikolojik yükümüzün daha da arttığını gördük.' şeklinde konuştu.Yoğun bakımda saatlerce özel tulumlarla görev yaptıklarını anlatan Uzun, şunları kaydetti:'Saatlerce kaldığımız odadan arkadaşımla aynı anda odadan çıktık, göz göze geldiğimizde ağladık. 'Ne zamana kadar sürecek bu durum, nereye kadar gücümüz yetecek?' diye düşündük. Dualar içerisinde çalışıyoruz. İyileşen her hastamız bizim için motivasyon kaynağımız oluyor. Kurtarılamayanlar için ise çok üzülüyoruz. Empati, hemşireliğin birinci kuralı.' 'İzolasyonu daha çok artırmalıyız'Hastanenin yeni doğan yoğun bakım servisinde görev yapan hemşire İclal Berber ise 28 yıllık meslek hayatının 24 yılını yeni doğan bölümünde geçirdiğini söyledi.Salgın nedeniyle yoğun bir dönem geçirdiklerini dile getiren Berber, riski az olan bölüm gibi görünseler de son dönemde yeni doğanlarda da Kovid-19 pozitif vakalarına rastlandığını ifade etti.Bebeklerin büyükler gibi virüsü ağır geçirmediğini anlatan Berber, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bebeklerimizin genel durumları iyi, taburcu ettiklerimiz var. Şu ana kadar 4 pozitif vakamız oldu ama yeni doğanlarda pozitif olabildiği için insanların kendilerine daha çok dikkat etmeleri lazım. İzolasyonu daha çok artırmalıyız. Anne baba pozitifse bebek de pozitif çıkıyor. O nedenle anne ve babaların kendilerini iyi korumaları gerekiyor. Maske, mesafe ve hijyen çok önemli. Artık yeni doğanlarda da Kovid-19 pozitif vakalar çıktığı için özellikle anne ve babalar ile gebeleri dikkatle uyarıyoruz. Lütfen kendilerine dikkat etsinler.'
Mesleki Yeterlilik Kurumu 15. Olağan Genel Kurulu Yapıldı
ANKARA (AA) - Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Adem Ceylan, 'Hükümetimizin 2023 yılı için belirlediği 1 milyon 500 bin mesleki yeterlilik belgeli iş gücü hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı etkin bir şekilde sürdürüyoruz.' ifadelerini kullandı.MYK'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Kurumun 15'inci Olağan Genel Kurulu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adnan Ertem, işçi ve işveren konfederasyonları ile meslek kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla dün yapıldı. Kurumun konferans salonundaki Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan MYK Başkanı Ceylan, çalışma hayatına nitelikli ve belgeli iş gücü kazandırmak, üretimde etkinlik ve verimliliği artırmak, iş kazalarını asgariye indirmek amacıyla çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini belirtti.Sınav ve belgelendirmeye 820 milyon lira destekMYK'nin paydaşı olan tüm tarafların katkılarıyla hedeflerine emin adımlarla yürüdüğünü ifade eden Ceylan, şunları kaydetti:'Ulusal meslek standardı sayısında 856'ya, ulusal yeterlilik sayısında 510'a, uluslararası akredite sınav ve belgelendirme kuruluşu sayısında 233'e, mesleki yeterlilik belgeli iş gücü sayısında 1 milyon 220 bine, çalışanlara ve işverenlere sağlanan sınav ve belgelendirme desteği tutarında ise 820 milyon liraya ulaştık. Hükümetimizin 2023 yılı için belirlediği 1 milyon 500 bin mesleki yeterlilik belgeli iş gücü hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı etkin bir şekilde sürdürüyoruz.'MYK Yönetim Kurulunun ibra edildiği Genel Kurulda, Kurumun 2019 mali yılı kesin hesabı ve 2021 yılı bütçeleri oy birliği ile kabul edildi.
Afad'ın Van Teşkilatı, 9 Yılda Yenilenen Ekipmanıyla Güven Veriyor
VAN (AA) - NECAT HAZAR - Van'da 23 Ekim 2011'de yaşanan depremden hemen sonra enkaz altında kalanları kurtarmak için harekete geçen Van İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, 9 yılda teknik ekipmanını yenileyip lojistik imkanlarını geliştirerek olası doğal afetlere en kısa sürede müdahale edebilecek imkanlara kavuştu.Depremden kısa süre sonra yıkılan binaların bulunduğu bölgeye ulaşan, insanları kurtarabilmek için tüm imkanlarını seferber eden AFAD ekipleri, saatler süren çalışmalar sonunda enkazların altından yüzlerce kişiyi kurtararak depremin adeta kahramanları oldu.'Sesimi duyan var mı?' çağrısıyla enkaz altındaki insanlara ulaşmaya çalışan AFAD ekipleri, bir taraftan da evleri yıkılanların beslenme, barınma ve ısınma ihtiyaçlarının karşılamak için devletin tüm imkanlarını seferber etti. Van depreminde başarılı bir sınav veren İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, 2011'den bu yana devletin sağladığı imkanlarla teknik ekipmanını yeniledi, aynı anda binlerce kişinin ihtiyacının karşılanabileceği bölgenin en büyük lojistik depolarından birini kurdu. Bu sayede doğal afetlerin yanı sıra boğulma, trafik kazası gibi olaylara kısa sürede müdahale etme imkanına kavuşan Müdürlük, 23 Şubat'ta Başkale ilçesinde yaşanan sarsıntıda kısa sürede vatandaşların sıcak yemek, geçici barınma ve ısınma sorununu çözerek devletin gücünü ve şefkat elini depremzedelere hissettirdi.'Van birlik ve beraberlikle tekrar ayağa kaldırıldı'İl Afet ve Acil Durum Müdürü Osman Uçar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 644 kişinin yaşamını yitirdiği 23 Ekim ve 9 Kasım depremleriyle yıkılan Van'ın, devletin gücü, vatandaşların birlik ve beraberliğiyle tekrar ayağa kaldırıldığını söyledi. Depremin ardından insanların bilinçlenmesini sağlamak amacıyla eğitim seferberliği başlattıklarını belirten Uçar, nüfusa oranla eğitim verenlerin sayısı bakımından Türkiye'de ilk sırada yer aldıklarını vurguladı. Türkiye'de Van'ın da aralarında bulunduğu 27 bölgede lojistik depoların kurulduğunu anlatan Uçar, şöyle devam etti:'Depomuzda 25 bin çadır, 8 bin katlanır yatak, 100 bin battaniye ve olası afet durumlarda kullanılacak binlerce yaşamsal malzeme bulunuyor. Hükümetimizin büyük özverisi ve AFAD Başkanlığımızın koordinesinde kurum ve kurumların iş birliğiyle çok güzel, çok büyük hizmetler verildi. Lojistik anlamda da görülen aksaklık ve eksikler, hükümetimiz ve AFAD Başkanlığımız tarafından hızlı şekilde programa alınarak giderildi. 2011 depreminde en çok ihtiyaç duyulan demirbaş çadırdı ve bunu karşılamak için diğer illerden buraya sevkiyat yapılmıştı. Şimdi depomuzda afet durumunda ihtiyaç duyulacak malzemeler hazır bulunduruluyor. Afet anında malzemeler 12 dakikada yola çıkar ve vatandaşlarımıza ulaştırılır. Bunun yanında araç ve gereç anlamında da eksiklikler giderildi.''Lojistik depoların önemini son depremlerde gördük'Yenilenen teknik ekipmanı ve geliştirilen lojistik imkanlarıyla Van, Hakkari, Bitlis, Muş, Siirt ve Ağrı'ya hitap edecek duruma geldiklerini ifade eden Uçar, 23 Şubat'ta Başkale'de yaşanan ve Özalp ilçesine bağlı bazı kırsal mahallelerde de etkili olan depremde lojistik deponun öneminin görüldüğünü vurguladı.Vatandaşların ihtiyaç duyduğu malzemelerin kısa sürede deprem bölgesine ulaştırıldığını dile getiren Uçar, şunları kaydetti:'Başkale ilçemizdeki depremde bize 150 kilometre uzaklıktaki bölgeye aynı gece 400 çadır kurarak vatandaşımızı yerleştirdik. Depremden 2 saat sonra insanların iaşe ihtiyacını karşılayarak lojistik deponun önemini gösterdik. Depomuz online sistemle çalışıyor. AFAD Başkanlığı koordinesinde sistem üzerinde buradaki malzemeler takip ediliyor. Yine lojistik deponun alanında bulunan konteynerleri kısa sürede afetzedelerimize teslim ettik. Bu da işin ne kadar hızlı, sağlıklı ve koordineli yürüdüğünün bir örneği olarak gösterilebilir.''Depremden sonra müdahale kapasitemizi artırdık'Van İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Birlik Müdürü Sadi Ekin ise depremlerden sonra müdahale kapasitesinin artırılması için AFAD Başkanlığı tarafından hafif, orta ve ağır tonajlı arama kurtarma araçları tahsis edildiğini belirtti.Personelin hizmet içi eğitimlerinin aralıksız sürdürüldüğünü anlatan Ekin, 'Başkale ve Özalp depremlerinde kısa sürede araç ve ekiplerle afet bölgesine ulaştık. İyileştirme çalışmalarına katkı sunduk. Personelimiz 2011'de ciddi bir tecrübe kazanmıştı ve daha profesyonelce bir müdahale gerçekleştirdi.' dedi.
Reklam
Antalya Akvaryum Kovid-19 Tedbirleriyle Ziyaretçi Ağırlıyor
ANTALYA (AA) - Antalya'da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında Antalya Akvaryum ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.Antalya Akvaryum, barındırdığı deniz canlılarıyla kente gelenlerin ilgi gösterdiği yerler arasında bulunuyor.Türkiye'nin en uzun tünel akvaryumlarından birini bünyesinde barındıran işletmede yer alan Kar Dünyası, Wildpark ve bal mumu heykel müzesiyle ziyaretçilerin farklı bir deneyim sunuyor.İşletmede Kovid-19 tedbirleri de üst seviyede tutuluyor. Ziyaretçiler tedbirlere uymaları konusunda uyarılıyor. Düzenli ilaçlama çalışmalarının yapıldığı tesiste, ziyaretçilerin gün boyu yoğun olarak temas ettiği alanlar ile akvaryum camları özel sıvılarla dezenfekte ediliyor. Antalya Akvaryum Genel Müdürü İsmail Arık, salgın sürecinde ziyaretçi sayısının düşeceğini ön gördüklerini, buna uygun şekilde tedbirleri almaya çalıştıklarını söyledi.Salgın dönemindeki beklentilerinin üstünde bir rakamla sezonu geride bırakacaklarını anlatan Arık, şunları kaydetti:'Salgın nedeniyle gerekli tüm önlemleri aldık. Misafirlerimize bu konuda güven verdik. Zaman zaman sosyal sorumluluk projeleri ve kampanyalar yapıyoruz. Bu yıl 21-29 Kasım döneminde tüm öğretmenlerimizi ücretsiz, yakınlarını da indirimli olarak misafir edeceğiz. Ayrıca aralıkta tüm sağlık çalışanlarımızı da işletmemizde ücretsiz şekilde ağırlamaya hazırlanıyoruz. Her iki kampanyamız da Türkiye çapından gelen tüm misafirlerimiz için geçerli olacak.'
Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Yaşlılar İçin "Yagep" Projesini Başlatıyor
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca başlatılacak 'Yaşlılar için Gündüz ve Evde Bakım Hizmetlerinin Geliştirilmesi Projesi' (YAGEP) ile bölgesel farklılıkların gözetildiği, Türkiye'ye özgü yeni bir yaşlı bakım modeli geliştirilecek. AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı iş birliğinde, AB Türkiye Delegasyonu desteğiyle gelecek yıl YAGEP'in hayata geçirilmesi planlanıyor. Yaşlı vatandaşlar için özellikle evde bakım ve gündüz hizmetlerinin yaygınlaştırılması, aktif yaşlanma konularında yeni uygulamaların başlatılmasının hedeflendiği proje ile yaşlılara yönelik merkezi ve yerel kurumların kapasiteleri ve hizmet kaliteleri bütüncül bir yaklaşımla geliştirilecek. Bu amaçla projenin ilk ayağında yaşlılara hizmet veren 10 gündüz merkezinin güçlendirilmesine yönelik malzeme ve ekipman desteği sağlanacak. Türkiye'ye özgü yaşlı bakım modeli geliştirilecek Bakanlık, proje kapsamında ayrıca 'Türkiye'ye Özgü ve Bölgesel Nitelikli Entegre Yaşlı Bakım Modeli'ni hayata geçirecek. Söz konusu çalışmada kurumsal bakımın yanında evde bakım ve gündüz hizmetlerini odağa alan, yaşlı vatandaşlar için sosyal hayatın içerisinde, aktif yaşlanmayı destekleyen yapı ve alanların oluşturulması hedefleniyor. Bakanlık, Türk aile yapısına uygun, bölgelerin özelliklerine göre farklılık gösterecek yeni bakım modelinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda farklı ülkelerdeki örnekleri de inceleyecek. Bu çerçevede farkındalık etkinlikleri, çalıştay ve personel eğitimleri de düzenlenecek. Ayrıca Türkiye'ye Özgü ve Bölgesel Nitelikli Entegre Yaşlı Bakım Modeli'nin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ışık tutması amacıyla yaşlı bakım araştırması yapılacak.
Reklam
Hatay'da 5 Hırsızlık Şüphelisi Tutuklandı
HATAY (AA) - Hatay'ın Samandağ ve Arsuz ilçelerinde, hırsızlık yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 5 zanlı tutuklandı.Jandarma ekipleri, Samandağ ilçesi Meydan Mahallesi ile Arsuz ilçesi Kale Mahallesi'ndeki 13 hırsızlık olayının aydınlatılmasına yönelik çalışma başlattı.Adresleri belirlenen şüphelilerin ikametlerine düzenlenen operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı.İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Traktör İhracatında Artış Gözlemlendi
SAKARYA (AA) - İBRAHİM YOZOĞLU - TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle şubat ayında durağanlaşan traktör pazarının, mayıs-hazirandan sonra tekrar hareketlendiğini; ihracat rakamlarında da artış gözlemlediklerini belirtti.Özüner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın ilk 8 ayında 18 bin traktör ürettiklerini söyledi. Üretim rakamlarında, geçen yıla göre yüzde 37'lik artış olduğuna dikkati çeken Özüner, 'Bu artışın ana sebebi ağırlıklı olarak iç pazarda artan talepten kaynaklı. İlk 8 ayda 10 bin 800 adet iç pazarda satışımız oldu. Pazarda 22 bin 300 adet ile yüzde 47'lik bir payımız var.' dedi. Bu yılın ilk 8 ayında 7 bin 900 traktör ihracatı gerçekleştirdiklerini belirten Özüner, geçen yıla göre ihracatta bir miktar azalma gerçekleştiğini anlattı. Kovid-19 döneminde yurt dışı pazarlarının daha uzun süre etkilenmesinden dolayı ihracatta bir miktar azalma olduğunu belirten Özüner, şöyle devam etti:'Özellikle mayıs-hazirandan sonra ihracat rakamlarında da siparişlerde de tekrar artış gözlemlemeye başladık. Yılın son 4 ayına geldiğimizde ise yoğun bir şekilde ihracat pazarlarına üretimimizi artırmaya devam ediyoruz. Geçen yıl ilk 8 ayda ihracatta 10 bin 4 adet sattık bu sene de yaklaşık 7 bin 950 adet sattık. Yüzde 20'lik bir daralma gerçekleşti ama bunun önemli bir nedeni özellikle şubat ile nisan döneminde yurt dışı pazarların Kovid'den daha çok etkilenmiş olması. Bu kayıp özellikle şubat-nisan döneminde gerçekleşti. Mayıstan sonraki ihraç taleplerine baktığımızda aslında aylık temposu geçen seneye paralel bir şekilde devam ediyor. Yıl sonunda da yaklaşık ihracatın 11 bin ila 12 bin 500 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. Geçen yıl 14 bin 900 adet gerçekleşmişti.' Türkiye traktör pazarının yurt dışına göre daha hareketli olduğunu vurgulayan Özüner, Türkiye'nin aldığı önlemler sayesinde iç piyasada talep durgunluğu yaşamadıklarını aktardı. Türkiye Kovid-19 dönemini çok daha iyi yönettiÖzellikle çiftçi açısından 2020'nin olumlu bir yıl olduğunu dile getiren Özüner, bu sene iç pazardaki talebin iyi olmasının birkaç sebebi olduğunu anlattı. 'Kovid döneminin özellikle Türkiye'de çok uzun negatif bir etkisi olmadı. Talep sene başında başladığı gibi zaten devam ediyordu. Dolayısıyla diğer Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye Kovid dönemini çok daha iyi yönetti.' diyen Özüner, şunları kaydetti: 'İkincisi, tarımı ve çiftçiyi etkileyen faktörlerin hep olumlu seyretmesi, devlet desteklerinin yoğun bir şeklide devam etmesi... İlk 6 ayda 16 milyar liralık ödeme yapıldı. Ziraat Bankasının düşük faizli kredisi sene başından beri çiftçiye destek oluyor ama en önemlisi ürün fiyatlarında yaklaşık yüzde 20'lik bir artış gerçekleşti. Girdi fiyatları 2017-2018'de dövizle birlikte çok yükselmişti o da normalize oldu. Bu sene genel olarak yağış, verimlilik rekolte de iyi. Dolayısıyla bütün bu faktörlerden dolayı çiftçinin gelirinde de olumlu bir yansıma var. Bizim gibi tarım sektöründeki şirketleri de olumlu etkiliyor. Bu yıl tarım sektörü açısından da bizim açımızdan traktör satışı açısından da iyi bir yıl olarak geçtiğini söyleyebilirim.' Özüner, bu yıl ürettikleri 18 bin traktörden 7 bin 900'ünü ihraç ettiklerini söyleyerek, Türkiye'den yapılan toplam traktör ihracatının yüzde 89'unu TürkTraktör'ün gerçekleştirdiğini bildirdi. Bu yıl sonunda iç pazarın traktör satışlarının 41-46 bin adet seviyelerinde olacağını beklediklerini vurgulayan Özüner, 'Geçen yıl bu 26 bin adetti. Dolayısıyla ilk 8 aydaki gördüğümüz pazardaki ürünlerin sene sonuna kadar devam edeceğini öngörüyoruz. Bizim şu anki pazar payımız yüzde 47, gene pazar payımızı bu seviyelerde korumayı hedefliyoruz. İhracatta da 12 bin 500 aralığında yılı kapatmayı öngörüyoruz.' diye konuştu.Türkiye'de koronavirüs vakası görülmeden önce ortaklarının dünyanın birçok yerine iş yaptığı için bu konuda bilgilendiklerini anlatan Özüner, şubat ayında hemen pandemi kurulu kurduklarını anlattı.Pandeminin etkisinin Türkiye'de görülmeye başlamasıyla o dönemde 3 hafta fabrikayı kapattıklarını aktaran Özüner, bu dönemde üretim alanlarında birçok tedbir alma fırsatı yakaladıklarını dile getirdi. Özüner, üretimde bugün hala bütün tedbirleri uygulamaya devam ettiklerini belirterek, 'Kendi sektörümüzde TSE Covid19 Güvenli Üretim Belgesi alan ilk firma biziz. Bu belgeyi hem Ankara hem Sakarya fabrikamız için aldık. Bu da yaptığımız bu uygulamaların oturduğunu, sürdürülebilir olduğunu gösteriyor.' dedi.
Rusya'da Kovid-19 Vaka Sayısı 1 Milyon 463 Bini Geçti
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası sayısı 1 milyon 463 bin 306'ya, ölenlerin sayısı 25 bin 242'ye yükseldi.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 15 bin 971 kişi virüse yakalandı ve böylece Kovid-19 vaka sayısı 1 milyon 463 bin 306'ya çıktı.Ülkede Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 290 artarak 25 bin 242'ye, sağlığına kavuşan sayısı da 11 bin 428 artışla 1 milyon 107 bin 988'e ulaştı.Rusya genelinde yeni vakaların yüzde 25,9'unda hastalık belirtileri görünmezken, vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,2'den yüzde 1,1'e indi.Rusya genelinde vaka sayısındaki günlük artış yüzde 1,1 olurken, yeni vakaların yüzde 25,8'inde semptom görülmedi.Son 24 saatte 512 bin test yapıldıBaşkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 413 artarak 381 bin 430'a, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 66 artışla 6 bin 187'ye yükseldi.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 512 bin Kovid-19 testinin yapılmasıyla toplam test sayısının 55 milyon 600 bini geçtiğini duyurdu.Rusya'da Kovid-19Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, salgının başlamasında bu yana 20 Ekim'de 16 bin 319 kişide virüsün tespit edilmesiyle en yüksek günlük vaka sayısı, dün de 317 kişinin hayatını kaybetmesiyle en yüksek günlük ölü sayısı görülmüştü.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Reklam
Afrika'da Kovid-19 Vaka Sayısı 1 Milyon 685 Bini Aştı
ABUJA (AA) - Afrika kıtasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tespit edilenlerin sayısı 1 milyon 685 bini geçti.Kovid-19 verilerinin derlendiği 'Worldometer' internet sitesine göre, kıta genelinde virüs bulaşan kişi sayısı 1 milyon 685 bin 455'e çıktı.Salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 454'e ulaştı.Kıtada Kovid-19 kaynaklı en fazla can kaybı, 18 bin 741 ölümle Güney Afrika'da gerçekleşti, Mısır'da 6 bin 155, Fas'ta ise 3 bin 79 kişi hayatını kaybetti.Morityus'ta aktif Kovid-19 vakası kalmazken Seyşeller ve Eritre'de ölüm rapor edilmedi.Güney Afrika'da vaka sayısı 708 bin 359'a ulaştı, bu ülkeyi 182 bin 580 vakayla Fas ve 105 bin 883 vakayla Mısır izledi.Afrika'da Kovid-19'a yakalanan 1 milyon 384 bin 275 kişi iyileşti.
Bozuk Orman Arazilerinde Yetiştirilen Cevizler Ekonomiye Katkı Sağlıyor
EDİRNE (AA) - GÖKHAN BALCI - Edirne'de üreticilere tahsis edilerek ceviz yetiştirilen bozuk orman arazileri ekonomiye kazandırılıyor.Edirne Valiliği koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda 61 bin dönüm bozuk orman arazisi, talepte bulunan üreticilere tahsis edildi. Toprakla buluşturulan ceviz fidanları aradan geçen yılların ardından meyve vermeye başladı. Ceviz yetiştiren üretici sayısının her geçen yıl arttığı Uzunköprü ilçesinde de 12 bin dönüm alanda ceviz üretimi yapılıyor.Uzunköprü Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçede yetiştirilen cevizin 9 bin dönümlük alanın, bozuk orman arazisinin tahsisiyle elde edildiğini söyledi.Üreticilerin, bozuk orman arazilerinden yararlanabilmek için köyde 1 yıl ikamet etmesinin yeterli olduğunu belirten Erdoğan, orman işletme müdürlüklerinin yaptığı değerlendirme sonucu arazi tahsisinin yapıldığını, isteyenlere fidan desteği de sağlandığını ifade etti.Ceviz ağaçlarından 5 yıl sonra verim alınmaya başlandığını belirten Erdoğan, 'Yaklaşık 10 yıl sonra verimlilik en üst noktaya ulaşıyor. Buğday ile ceviz alanlarını karşılaştırmak gerekirse ikisi de bayır alanlarda ekilebilir türler. Buğdayda elde edilen 1 ürünse cevizde bunun 5 yıl sonra 10 katını almak mümkün oluyor.' dedi.'550-600 kilo almak işten bile değil'Uzunköprü'de bin 500 dönümlük arazisinde 2011 yılından bu yana ceviz yetiştiren Hakkı Akhan da ceviz üretmenin ülke ekonomisine katkı sunan keyifli bir iş olduğunu söyledi.Ceviz üretimini artırmak için geleneksel yöntemlerden uzaklaşılması gerektiğini belirten Akhan, 'Bizim bildiğimiz gibi 'Ceviz ağacını dikelim, sırt üstü yatalım bakmadan devam edelim' dediğimizde bizim ülkemizde olduğu gibi dönüm başına yaklaşık 150-200 kilo ürün alırsınız ama bu işi bilimsel yaparsanız, dünya literatürlerini takip ederseniz, dönüm başına 550-600 kilo ürün almak işten bile değil.' diye konuştu.Akhan, Tarım ve Orman Bakanlığının Edirne'de 2000'li yıllardan bu yana ülke ekonomisine katkı yaparak bozuk orman arazilerini üreticilere dağıttığını, ceviz yetiştirmenin, meşakkatli ama karlı bir iş olduğunu ifade etti.Edirne'deki 61 bin dönüm arazinin büyük bölümünde teknik tarım yapılmadığı için az ürün alındığını belirten Akhan, 'Edirne'yi Türkiye'nin ceviz başkenti yapmamak işten bile değil. Benim çiftliğimin şu anda bin 100 dönümü dikili. Dönüm başına hedefimiz 550-600 kilo ürün almak. Türkiye'de dönüm başına maksimum 200 kilo alınırken dünya ortalaması 750 kilo. Bu da bilgi ve teknolojiyle oluyor. Bilgiyle yapıldığı vakit, bu işi ıslah ettiğimiz vakit 61 bin dönüm arazide 500 kilogram aldığımızda bu Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 40-50'si demek.' dedi.Biri sallıyor, diğeri dökülenleri süpürüyorAkhan'ın ceviz çiftliğinde modern cihazlarla ceviz hasadı yapılıyor. Traktörün arkasına bağlanan ve bir görevli tarafından kumanda edilen ceviz silkme makinesi, ağaçları incitmeden sarsarak mahsulün yere dökülmesini sağlıyor. Silkme makinesin ardından ceviz süpürücü makine ağaçların arasında dolaşarak yerdeki cevizleri topluyor. Cevizlerin yapraklarını da ayıran makinenin topladığı cevizler, traktör römorkuna aktarılarak işlenmek üzere fabrikaya götürülüyor. Fabrikada yeşil kabuğu ayrılan, suyla yıkanan cevizler işçilerin gözetiminde ayıklanarak paketlemeye hazır hale geliyor.
Okul Gıdası Düzenlemelerine Erteleme
ANKARA (AA) - Okullarda öğrencilere satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdalar için okul gıdası onayı alma zorunluluğu 6 Eylül 2021'den itibaren uygulanacak.Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Okul Gıdası Hakkında Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Tebliğ, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, yemekhane, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde doğrudan öğrenciye satışa ve tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdaların okul gıdası onay şartlarını ve bu gıdalarda kullanılacak 'Okul Gıdası' logosuna ilişkin hususları düzenliyor.Buna göre, tebliğin uygulanmasında Tarım ve Orman, Sağlık ile Milli Eğitim bakanlıkları iş birliği yapacak.Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, yemekhane, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde doğrudan öğrenciye satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdalar için Tarım ve Orman Bakanlığından okul gıdası onayı alınması zorunlu olacak.Bakanlıktan okul gıdası onayı almamış gıdalarda bu logo kullanılamayacak.Söz konusu onay zorunluluğu, logo kullanımı ve okul gıdası onayı alım süreciyle ilgili hükümlerin uygulanması 6 Eylül 2021'de yürürlüğe girecek, diğer hükümler bugünden itibaren uygulamaya konulacak. Uygulamaya uyum sağlamak için işletmelere daha önce 7 Eylül 2020'ye kadar süre verilmişti.Uygulamanın esaslarıTebliğ kapsamındaki işletmelerde doğrudan öğrenciye satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdaların ambalajında 'Okul Gıdası' logosu bulunacak.İşletmelerde Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyulacak.Oyuncak Güvenliği Yönetmeliği kapsamında yer alan ve/veya oyuncak olarak kullanılması muhtemel madde ve malzemeler gıda ambalajı olarak kullanılamayacak.Okul gıdası kriterleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Sağlık Bakanlığı belirlemiş olduğu kriterleri Tarım ve Orman ile Millî Eğitim bakanlıklarına resmi yazıyla iletecek. Okul gıdası kriterleri iki bakanlığın internet sayfasında yayımlanacak.'Okul Gıdası' logosu bulunan ürünler bakkal, market ve benzeri perakende işletmelerde de satışa sunulabilecek.Okul Gıdası KomisyonuOkul gıdasına ilişkin yeni başvuruları ve okul gıdası kriterlerine ilişkin değişiklik taleplerini değerlendirmek üzere Okul Gıdası Komisyonu kurulacak. Komisyon; Tarım ve Orman Bakanlığından 3, Sağlık Bakanlığından 2, Milli Eğitim Bakanlığından 2 temsilci olmak üzere konusunda uzman toplam 7 üyeden oluşacak. Gerekli hallerde komisyon toplantılarına ilgili diğer bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşları da davet edilebilecek.Komisyon üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanacak ve kararlar oy çokluğuyla alınacak. Oyların eşitliği durumunda Başkanın oyu yönünde karar alınmış sayılacak. Komisyon yılda en az 6 kez toplanacak. Okul gıdası kriterleri belirlenecek gıdalar için başvurular Komisyonda değerlendirilmek üzere Tarım ve Orman Bakanlığına yapılacak. Komisyon, okul gıdası kriterlerinin belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yapılan başvuruları değerlendirecek. Bakanlık, Komisyon görüşünü Sağlık Bakanlığına bildirecek.Onay süreciGıda işletmecisi, okul gıdası onay işlemleri için il tarım ve orman müdürlüğüne müracaat edecek.Okul gıdası onay başvurusunda bulunan gıda işletmesine il müdürlüğü tarafından yerinde denetim yapılacak. İşletmenin asgari teknik ve hijyenik şartlarının uygun bulunması durumunda başvuru dosyası incelemeye alınacak.İl müdürlüğü, bakanlık internet sayfasında yayımlanacak okul gıdası kriterleri ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre dosyaya ilişkin gerekli incelemeleri yapacak.Dosyadaki bilgi ve belgelerin eksik ve/veya yanlış hazırlanmış olması durumunda il müdürlüğü bunları gıda işletmecisine 15 gün içinde resmi yazıyla iletecek. Gıda işletmecisi yazının teslim alınmasından itibaren 20 gün içinde gerekli düzenlemeleri yaparak il müdürlüğüne bildirecek. 20 gün içinde gerekli düzenlemeleri yapmayan gıda işletmecilerinin başvuru dosyaları iade edilecek.Dosyadaki bilgi ve belgelerin tam ve doğru olması durumunda il müdürlüğü onaylamış olduğu Okul Gıdası logosu kullanılacak ürünleri gıda işletmecisine, Onay Takip Formu'nu ise resmi yazıyla Bakanlığa gönderecek.Okul gıdası onayı almış gıda işletmeleri ve ürünler bakanlık internet sayfasında yayımlanacak.Logonun özellikleriAmbalaj üzerinde yer alacak Okul Gıdası logosunun çapı en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, en geniş yüzeyi 25 ile 80 santimetrekare arasında olan ambalajlarda veya kaplarda 2 santimetre, en geniş yüzeyi 25 santimetrekareden küçük ambalajlarda veya kaplarda 1,5 santimetre olarak uygulanacak.Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller etikette kullanılan zemin ile kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.Okul gıdası denetimleriOkul gıdalarının denetimi Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılacak. Gerekli görülmesi halinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il müdürlükleri temsilcilerinden de birer kişi katılım sağlayacak.Bakanlık il/ilçe müdürlükleri tarafından yapılan denetimlerde, Okul Gıdası logosu bulunmayan gıdaların satışını/sunumu yapan gıda işletmelerinin tespiti halinde işletmeler ile bulundukları okulları, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla aylık olarak Milli Eğitim Bakanlığı il/ilçe müdürlüklerine bildirilecek. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurum müdürlükleri, Okul Gıdası logosu bulunmayan gıda satışı yapan işletmeler hakkında Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliği kapsamında gerekli tedbirleri alacak, Tarım ve Orman Bakanlığını bilgilendirecek.Tebliğ hükümlerine aykırı davrananlar hakkında bakanlıklar ilgili mevzuat çerçevesince idari yaptırımlar uygulayacak.Düzenlemeyle 30807 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırıldı.
Reklam
Daikin'den "Doğru Hava Hayat Kalitenizi Yükseltir, Sağlığınızı Korur" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Kapalı alanlarda daha çok vakit geçirmeye başlanan günler yaklaşırken Daikin'den, 'Doğru hava hayat kalitenizi yükseltir, sağlığınızı korur.' uyarısında bulunuldu.Daikin'den yapılan yazılı açıklamaya göre, dünyanın en büyük sorunlarından biri olan hava kirliliği nedeniyle her yıl yaklaşık 9 milyon kişi 2 yıl erken hayata veda ediyor. Hava kirliliğinin sebep olduğu kardiovasküler hastalıklar, solunum yolları hastalıkları ve akciğer kanserine yakalanma olasılığı ise insan sağlığı için büyük tehdit oluşturuyor. Ağırlıklı olarak fosil yakıt kullanımının neden olduğu hava kirliliğini önlemek için acilen yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek gerekiyor. Araştırmalar, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması halinde küresel ısınmanın etkilerinin azaltılmasının yanı sıra hava kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde 50 düşeceğine işaret ediyor.Açıklamada, dışardaki havada kirlilik oranı yüksekken iç ortamlardaki hava kalitesinin daha da önem kazandığına işaret edilerek, vaktin büyük kısmının geçirildiği ev, ofis ve kapalı alana sahip diğer çalışma mekanlarını sağlıklı havanın solunabileceği ortamlar haline getirmenin önemine vurgu yapıldı ve bu konularda Daikin uzmanlarının önerilerine yer verildi.Kullanılan temizlik ürünlerinden, boya ve yapı malzemelerinin yaydığı gazlara kadar birçok nedenin iç ortamlarını daha kirli hale getirdiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Hava temizleme cihazı ya da hava temizleme özelliği olan klimaları tercih edin. İç ortam hava kalitesi açısından hava temizleme cihazları çok uygundur. Özellikle alerjik bünyeye sahipseniz ya da bulunduğunuz ortamda pencerelerin açılma imkanı yoksa bu tür cihazlar büyük fayda sağlar. Eğer klima kullanıyorsanız, zararlı partikülleri süzme özelliği olan filtrelere sahip ve detaylı hava temizliği sunabilen cihazları tercih etmelisiniz. Çünkü bu teknolojiler ortam havasındaki zararlı partikülleri yüzde 99,9 oranında temizleme gücüne sahipler. Klimalarınızın periyodik bakımlarını ve özellikle filtre temizliklerini yetkili servislere yaptırarak performanslarını artırın. Ortamdaki doğru havanın sağlığınız ve konforunuz için çok önemli olduğunu unutmayın.''Evinizi temiz tutun, temizliği çevre dostu ürünlerle yapın'Evin temiz tutulmasının gerekliliğine vurgu yapılan açıklamada, konuya ilişkin şu önerilerde bulunuldu:'Mümkünse doğal temizleyiciler kullanarak sık sık temizlik yapın. Böylece zararlı partiküllerin yüzeylere yerleşmesini önler, solunum yollarını etkileyecek hastalıklara neden olma riskini azaltırsınız. Kullandığınız nevresim takımlarını sıklıkla değiştirin, tozların birikmesinin kolay olduğu yatak, kanepe ve koltukların altını daha sık temizleyin. Evde beslediğiniz can dostlarınız varsa, ekstradan temizliğe ihtiyaç duyacaksınız. Tüy ve dökülen kepeklerin temizliğine uygun aparatlar edinin. Temizlik sırasında kullanacağınız ürünlerin kimyasal içerikleri sağlığınızı tehdit edebilir. O yüzden sirke, karbonat, limon suyu gibi doğal malzemelerle kendi doğal deterjanlarınızı hazırlayabilirsiniz. Kimyasal içerikli deterjanları kullanacaksanız havalandırma yapmayı asla ihmal etmeyin. ''Ortamı sık sık havalandırın'Açıklamada, hava dolaşımının yeterli olmamasının ortamdaki partiküllerin havada tutunmasına neden olduğu belirtilerek, şöyle devam edildi:'Dolayısıyla sağlıksız bir hava solumuş oluyorsunuz. Bunun önüne geçmek için her saat başı 5-10 dakikalık havalandırma yapmanızı tavsiye ederiz. Eğer hava koşulları bunu yapmanızı engelliyorsa ya da ofisinizin pencereleri açılmıyorsa o zaman hava temizleme cihazı ya da hava temizleme fonksiyonu olan bir klima edinmelisiniz. Klimanız varsa filtre temizliğini ve bakımını mutlaka yaptırmalısınız. Hem sağlığınız hem de daha düşük faturalar ödemeniz için bu çok önemlidir.'Evde toksik olmayan yapı malzemeleri ve doğal boyalar kullanılması gerektiği vurgulanan açıklamada, 'Yapı malzemeleri ve boyalar toksik içeriklere sahip olabilir. Bu, çoğu kez gözden kaçan bir unsurdur. Boyaların içinde koruyucu kimyasallar ve uçucu organik birleşikler (VOC) bulunur. Doğal boyalarda ise VOC bulunmaz. İç ortam havasının kalitesini ve sağlığınızı düşünüyorsanız, doğal boyaları kullanmayı tercih edin.' değerlendirmesinde bulunuldu.'İç ortamda doğal kokular kullanın'İç ortamlarda doğal kokuların kullanılması tavsiye edilen açıklamada, konuya ilişkin şunlar kaydedildi:'Kokulu deterjanlar, yumuşatıcılar, temizlik malzemeleri, iç ortamlarda kullanılan oda kokuları, spreyler genellikle zararlı kimyasallar içeriyor. Güzel kokuları için bol bol kullandığımız bu ürünlerin yerine doğal ve zararsız seçenekleri tercih etmek gerekiyor. Aromalı meyve kabukları, tarçın, limon ve doğal esanslarla rahatlıkla sevdiğiniz bir oda kokusu yaratabilirsiniz.' 'Kapalı alanda sigara içilmemesini sağlayın'Daikin açıklamasında, kapalı alanda sigara içilmesi konusunda bir duyarlılık oluşmuş olsa da hala evlerde ve ofislerde sigara içilebildiğine işaret edilerek, 'Sigara dumanı hava sirkülasyonunun düşük olduğu yerlerde hava kalitesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkiliyor. Aile bireylerini veya ofis arkadaşlarınızı pasif içici olmaktan ve solunumla ilgili sorunlar yaşamaktan kurtarmanın en iyi yolu, kesin bir dille iç mekanlarda sigara içmeyi yasaklamak.' ifadelerine yer verildi.
Reklam
Bilim Kurulu Üyesi Kara: 'Okulda Olmayan Çocuklarda Pozitifleşme Daha Yüksek'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, kademeli yüz yüze eğitime geçiş ile birlikte okula giden çocuklarda ciddi bir vaka artışı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Kara, 'Bilakis aynı yaş grubunda okulda olması gerekirken okulda olmayan çocuklara baktığımızda virüsün pozitifleşmesinin biraz daha yüksek olduğunu görüyoruz' dedi.
Yunanistan'a Kaçarken Yakalanan Fetö'cü Hakim-Savcı Çiftinin Yalanı Tutmadı
ADANA (AA) - SATUK TOPALOĞLU - Adli kontrol tedbiri kapsamında yurt dışına çıkış yasakları bulunan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) hükümlüsü hakim-savcı çift, Edirne'den Yunanistan'a kaçmaya çalışırken yakalanıp tutuklandıktan sonra mahkemeye gönderdikleri dilekçede, 'gezmeye gidiyorduk, geri dönecektik' yalanına başvurdu.Adana'da, FETÖ soruşturması kapsamında, meslekten ihraç edilen ve örgütün 'hakim-savcı sınav çalışma evi'nde kaldıkları gerekçesiyle 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanan eski savcı Veysel K. ve karısı eski hakim Beray Büşra K, 6'şar yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı.Mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan çift hakkında yurt dışına çıkış yasağıyla mevcut hallerinin devamına karar verdi. FETÖ üyeliğinden hükümlü çiftin karara bağlanan dosyası, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Dairesince 'hukuka uygun' bulunarak Yargıtay'a gönderildi.Eski hakim-savcı çift, dosyaları Yargıtay 16. Ceza Dairesince incelendiği sırada Edirne'nin Enez ilçesinde 14 Ekim'de yasa dışı yollarla Yunanistan'a kaçmaya çalışırken yakalandı.Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmalarına karar verilen çift, mahkemeye savunma dilekçesi gönderdi.'Gezmeye gidiyorduk, geri dönecektik' yalanına sığındılarVeysel K. dilekçesinde, bir süre İstanbul'da gezdiklerini belirterek, 'Enez ilçesinde jandarmalar tarafından durdurulduk. Yurt dışında gezme ve tatil amacımız vardı. Hava almak istedik. Gezip geri dönecektik. Amacımız tatildi, serbest bırakılmayı talep ediyorum.' ifadelerini kullandı.Beray Büşra K. de yurt dışına gezmek amacıyla gittiklerini ileri sürdü. Yurt dışına kaçma gibi bir fikirlerinin bulunmadığını savunan Beray Büşra K, 'Pandemi sürecinden dolayı bunalmıştık. Kafa dağıtacaktık. Ayrıca gezdikten sonra geri dönecektik. Suçlamaları kabul etmiyorum.' iddiasında bulundu.Tutuklu çift, Yargıtay 16. Ceza Dairesince incelenen dosyalarının kesinleşmesi halinde hapse girecek.FETÖ hükümlüsü eski savcı Veysel K. ve ve eşi eski hakim Beray Büşra K'nin, yargılandığı sırada mahkemece beyanlarına başvurulan tanıklar E.D. ve A.A, çiftin ayrı ayrı 'hakim-savcı sınav çalışma evi'nde sınavlara hazırlandığını ve örgüte ait evlerde kaldıklarını belirtmişti.
Van, 2011 Depreminden Sonra Devletin İmkanlarıyla Yeniden İnşa Edildi
VAN (AA) - MESUT VAROL - 23 Ekim 2011'de meydana gelen ve 604 kişinin ölümüne, binlerce binanın ağır hasar görmesine neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremle büyük hasar gören Van, aradan geçen 9 yıllık sürede yapılan yatırımlarla, yapımı tamamlanan konut, okul ve iş merkezleriyle yeniden inşa edildi. Saat 13.41'de merkez üssü Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 26 saniyede kent merkezi ile Erciş ilçesi ve birçok köyde yıkıma yol açtı. Yüzlerce bina ve evin yıkıldığı depremden hemen sonra başlatılan arama kurtarma çalışmalarıyla binaların enkazında kalan vatandaşların kurtarılması için yoğun bir çaba sarf edildi.Devletin tüm imkanlarının seferber edildiği Van'a 295 ambulans, 56 UMKE aracı, 6 ambulans helikopter, 2 ambulans uçak ile 2 bin 400 sağlık personeli sevk edilerek, arama kurtarma çalışmalarının daha hızlı yürütülmesi, yaralıların tedavilerinin aksamaması sağlandı.Depremin ilk saatlerinde 71 kurtarma ekibi çalışma yürütürken, daha sonra farklı illerden gelen 140 ekip, enkazda kalan insanları sağ çıkarmak için canla başla çalıştı.Özel eğitimli 42 köpeğin de yer aldığı arama kurtarma çalışmalarında yaralanan 1673 kişiden 1037'si kara yoluyla, 194'ü ise ambulans uçak ve helikopterlerle başka illerdeki hastanelere ulaştırıldı. Kırsal mahallelerdeki 12 mobil ekip, 11 bin 500 vatandaşa yerinde sağlık hizmeti sundu. O dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok bakan, siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi depremin hemen ardından kente gelerek, vatandaşların acılarına ortak oldu.Yediden yetmişe tüm ülkenin seferber olduğu Van'da çalışmaları yerinden yöneten bakanlar, depremden kısa süre sonra sağladıkları koordinasyonla önce arama kurtarma çalışmalarına ağırlık verdi, sonra depremzedelerin barınma ve yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladı.Artçı sarsıntılar nedeniyle evlerine giremeyenlerin barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla ilk etapta gönderilen 75 bin çadır vatandaşlara dağıtıldı. Daha sonra kente getirilen 29 bin 500 konteynerle kurulan 35 konteyner kentte geçici barınma ortamı oluşturuldu.Bir ay gibi kısa sürede depremzedeler için inşa edilecek konutların yapımına başlandığı kentte evi ağır hasar gören ya da yıkılanlara kalıcı konutlar sağlamak için temeli atılan binaların yapımı hava sıcaklığı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşmesine devam etti.Depremin üzerinden geçen 9 yıllık süreçte 27 bin konut tamamlanarak depremzedelere teslim edildi, 139 iş merkezi, 17 okul, 33 cami, 9 alışveriş merkezi ve 3 bin 194 ahır yapıldı.AFAD uzmanlarınca söz konusu yerleşimlerdeki 147 bin 622 konut, 18 bin 735 iş yeri ve 20 bin 209 ahırda yaptığı çalışmalarda, 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ile 9 bin 602 ahırın ağır hasar gördüğü tespit edildi, 18 bin 181 konut da orta hasarlı olarak belirlendi.'Yaraların en hızlı sarıldığı deprem oldu'Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki depremi ve yol açtığı yıkımı unutmayacaklarını söyledi.Bölgenin deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle her zaman tedbirli olmaları gerektiğini vurgulayan Bilmez, 'Deprem öldürmüyor, mevzuata uygun yapılmayan yapılar insanları öldürüyor. Onun için depremi hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Sadece bir değil, birden fazla fay hattımız var. Her fay hattımız otuz yılda bir deprem üretiyor. Bu bilinçle hareket etmemiz gerekir.' dedi.Depremin ardından herkesin depremzedelerin yanında olduğunu, onlardan desteğini esirgemediğini anımsatan Bilmez, devletin de tüm birimleriyle yaraların kısa sürede sarılması için imkanlarını seferber ettiğini anımsattı. Kısa sürede insanların önce çadırlara ardından konteynerlere yerleştirildiğini, ihtiyaçlarının karşılandığını aktaran Bilmez, şunları kaydetti:'Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletinin hepsi Van halkının yanındaydı. Belki de tarihimizde yaraları en hızlı sarılan deprem Van depremi oldu. Çünkü o depremden sonra daha Türkiye'de daha profesyonel kurumlar oluştu. Depremlere müdahale etme konusunda sınıf atlattık. Onun için depremlere karşı sürekli hazır olmamız gerekir. Bu sene 23 Mart'ta Başkale ilçemizde meydana gelen depremde üç saat içerisinde bakanlarımız bölgeye geldi. Hepimiz bölgedeydik.'Van depreminden sonra 27 bin konut inşa edildiğini söyleyen Bilmez, 'Bir de köylerde 'evini yapana yardım' kapsamında 13 bin hak sahibine konut yapıldı. Onlarca okul ve cami inşaatı tamamlandı. Bütün yaralarımız çok hızlı bir şekilde sarıldı. Sadece devlet değil, Trabzon'daki bir gencimizin kumbarasındaki parayı bize göndermesi çok anlamlıydı. Bu nedenle bugün, Giresun'da meydana gelen sel felaketinde iş yerlerini kaybeden kuaför ve berberlerin yaralarının sarılmasına Vanlılar koşuyor. Orda sekiz berberimizin tüm malzemeleri Van Berberler Odası tarafından karşılandı.' sözlerine yer verdi.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu'ndan Rekabet Kurumu'na Ziyaret
İSTANBUL (AA) - Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün ve beraberindeki heyet, Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'yi makamında ziyaret etti.TPF'den yapılan açıklamaya göre, nezaket ziyareti kapsamında gerçekleştirilen buluşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi sürecinin gıda perakendesi üzerindeki etkileri değerlendirildi, perakende sektörünün durumu hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.Açıklamada görüşlerine yer verilen TPF Başkanı Düzgün, perakende sektörünün pandemi sürecini başarılı bir şekilde yönettiğini belirterek, şunları kaydetti:'Mart ayından bu yana ülkemizde devam eden pandemi sürecinin beraberinde getirdiği yeni şartlara, perakende sektörü hızlı bir şekilde ayak uydurdu. Avrupa ve Asya'da daha önce baş gösteren salgın o ülkelerdeki tedarik zincirini sürecin başında olumsuz etkilemiş, mağazalar adeta yağmalanmıştı. İtalya, İngiltere ve ABD'den yansıyan görüntülerde insanlar marketlerde izdihamlara yol açmış, kaosu uzun süre kontrol altına alamadıkları görülmüştü. Türkiye'de ise pandemi sürecinde tedarik zincirinin ilk halkasından son halkasına kadar sistem duraksamadan devam etti.''Tüketicinin güvenini kazandık'Ömer Düzgün, pandemi sürecinin perakende sektörü için yeni şartlar getirdiğini ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu aktararak, pandemi sürecinin yeni tecrübeler edinmelerini sağladığını vurguladı. Düzgün, devamla şu değerlendirmelerde bulundu: 'Bu sıra dışı koşullarda sektörümüz de hayatın her alanında olduğu gibi yeni alışkanlıklara, yeni kurallara adapte olmaya çalışıyor. Bu değişim yeni düzenlemeleri de beraberinde getirecektir. Yaşadığımız 8 aylık pandemi tecrübesinin ışığında üyelerimizden, dolayısıyla sahadan gelen geri dönüşleri, sektörümüzü ilgilendiren öngörülerimizi çeşitli ziyaretlerle karar vericilere ve bürokratlarımıza aktarıyoruz. Söz konusu süreçte edindiğimiz tecrübeleri, sektörün yaşayabileceği olası sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini karar vericilerle, bürokratlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.'Pandeminin ilk ve en çetin günlerinde dahi tüketicinin ihtiyaç duyduğu her ürüne kolaylıkla ulaşabildiğini aktaran Düzgün, 'Perakende sektörü tüketicinin güvenini kazandı. Karar vericilerimizin doğru kararlarla pandemi sürecini yönetmesinin yanında tedarik zincirinin ilk halkası olan üreticimizden mağazalarımızdaki kasiyerlere kadar özveriyle çalışan tüm perakende emekçilerinin bu başarıda payı olduğunu düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'yi ziyarette Başkan Ömer Düzgün'ün yanı sıra TPF Başkan Yardımcısı ve Konya Per-Der Başkanı Ali Kaya ile İzmir Per-Der Başkanı Ahmet Karagöz de yer aldı.
Reklam