Tarihi Kırkgöz Köprüsü Turizme Kazandırılacak
ANKARA (AA) - SEFA ŞENGÜL - Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Afyonkarahisar'daki tarihi Kırkgöz Köprüsü'nün yürütülecek çalışmalarla turizme kazandırılacağını belirterek, 'Tarihi köprüleri gün yüzüne çıkarıp, vatandaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Kırkgöz Köprüsü de buna güzel bir örnek olacak.' dedi. Bakan Karaismailoğlu, AA muhabirine, Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesindeki tarihi Kırkgöz Köprüsü'ne yönelik çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminden kalma, 400 metre uzunluğa ve 57 kemere sahip tarihi Kırkgöz Köprüsü'nde incelemede bulunan Karaismailoğlu, köprünün Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında restore edildiğini söyledi.Karaismailoğlu, 'Tarihi köprüleri gün yüzüne çıkarıp, vatandaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Kırkgöz Köprüsü de buna güzel bir örnek olacak. Bölge kurulları ile görüşmeler yapıp, buraları turizme kazandıracağız. Bu tarihi köprüler ülkemizin önemli değerleridir.' dedi.Mimar Sinan'ın onarımından geçtiUlaştırma ve Altyapı Bakanlığı uhdesindeki Karayolları Genel Müdürlüğünce söz konusu köprü gibi tarihi değerlere sahip çıktıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, ülkenin çeşitli noktalarında diğer köprü restorasyonlarının da devam ettiğini bildirdi. Karaismailoğlu, 'Dünya çapında yaptığımız büyük ölçekli projeler yanında bu çalışmalar çok detaylı gözükmese de tarihi değerlere sahip çıkılması açısından çok önemli projeler. Tarihi Kırkgöz Köprümüz de bunun için güzel bir örnek.' değerlendirmesinde bulundu.10 Kasım 1988'de Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenen tarihi Kırkgöz Köprüsü, 2004'te Karayolları Genel Müdürlüğünce restore edilmişti. Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminden kalma İpek Yolu üzerindeki tarihi köprü, 16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine hazırlık yapması üzerine Mimar Sinan tarafından onarımdan geçirilmiş ve 64 göze kadar uzatılmıştı.
Gaziosmanpaşa'da Fuzuli Kültür Sanat Sezonu Başladı
İSTANBUL (AA) - Gaziosmanpaşa'da '2020-2021 Fuzuli Kültür Sanat Sezonu'nun açılışı yapıldı.Açılış programı 'İstanbul'dan Karabağ'a Gönül Köprüsü' temasıyla Şehir Tiyatroları Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde gerçekleştirildi.Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, programda yaptığı konuşmada, köklü bir medeniyetten gelmenin sorumluluğunun gereğini yerine getirmek için kültür ve sanatın çok büyük önem taşıdığını ifade etti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri nedeniyle gecikmeli de olsa kültür sanat faaliyetlerine başlandığını dile getiren Usta, 'Bu anlamda kültür ve sanatla ilgili sürecin başladığını sizlerle paylaşmak ve sizlerin desteğini almak düşüncesiyle bu buluşmayı gerçekleştirdik.' dedi.'Şehirlere ruh veren kültür ve sanatla ilgili çalışmalardır'Azerbaycan ile dostluğun pekişmesi ve bir millet iki devlet olarak kardeş ülkeyle yürümenin sorumluluğunu yerine getirmek için bu yılki kültür sanat sezonuna Azerbaycanlı divan şairi Fuzuli'nin adını verdiklerini anlatan Usta, şunları kaydetti:'Fuzuli'nin Azerbaycan'la ilgili ifadeleri malum. Hem onu yad etmek hem de bugün kendi topraklarını, değerlerini, ülkesini, milletini ve sınırlarını korumak için Azerbaycan'ın verdiği mücadelenin savunucusu ve destekçisi olmanın sorumluluğunu taşıdığımız düşüncesiyle Fuzuliyi burada anmak bizim görevimizdir diye düşündük. Azerbaycan'ın yıllardır topraklarını işgal eden Ermenistan'a karşı kendi yurdunu korumanın onurlu mücadelesini vermiş olmasının da yanında olduğumuzu bir kere daha ifade etmek istiyorum.'Gaziosmanpaşa Belediyesinin kültür sanat alanında gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Usta, 'Tabii ki şehirlerimizi kültür ve sanat eserleriyle geleceğe taşımak zorundayız. Eserleri, imkanları, mekanları aslında ecdadımızın bize bırakmış olduğu köklü medeniyetin sorumluluğuyla yeniden kültür ve sanatla buluşma imkanı sunarak sizlerle birlikte bu şehrin geleceğini oluşturmayı amaçlıyoruz. İlimden irfandan, kültür ve sanattan yoksun kalmış olan bir şehir ruhsuz bir şehir gibidir. Şehirlere ruh veren insanlar kadar insanların ortaya koymuş olduğu kültür ve sanatla ilgili çalışmalardır. Sanat yoluyla gelişmek, sanatla gençlerimizi geleceğe taşımak, ülkemizin değerlerini sahiplenip korumak hepimizin asli borcudur.' değerlendirmesinde bulundu.'Kültür ve sanatı olmayan bir dünya huzur ortamı olamaz'İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik ise konuşmasında toplumların her ne kadar maddi bir medeniyet içinde var olsa da, arka planda o topluma yön veren bir kültür ve sanat dünyasının da bulunduğunu söyledi.Kültür ve sanatın toplumun dördüncü boyutu olarak görüldüğünü aktaran Çelik, 'Kültür ve sanatı olmayan bir dünya asla huzur ortamı olamaz. Bütün klasik dünya medeniyetleri kültür ve sanatı fark etmişler ve belli bir zaman sonrasında o şehrin egemenliğinde bu alana yönelmişler ve onunla huzur bulmuşlar.' ifadesini kullandı.Azerbaycan'da yaşananların, Ermenilerin işgal ettiği bölgeyi terkiyle sona ermesi temennisini dile getiren Çelik, 'Medeniyetimize dayalı, kültür ve sanat mirasımızın ortaya çıktığı, Fuzuli'nin de katkısıyla çok daha bereketli bir yarında birlikte olacağız.' diye konuştu.'Kültür ve sanat geçmişi bize, bizi geleceğe taşır'AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, sembol şahsiyetlerin isimlerinin kültür sanat sezonlarına verilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Sezonun ana temasının Fuzuli olarak belirlenmesinin Azerbaycan'ın mücadelesine destek vermek adına önemli olduğunu vurgulayan Turan, şunları söyledi:'Kültür ve sanat geçmişimizi bize, bizi de geleceğe taşır. İnsan ruh ve bedenden oluşuyor bedenimizi onarırken ruhumuzu da güncelleyip onarmamız gerekiyor. Bu da ancak kültür, sanat, edebiyat ve fikir faaliyetleriyle olur. Bunun için belediyelerin içinde bulunduğumuz çağın yıkıcı ve olumsuz etkilerine karşı yapacakları en büyük etkinlik kültür sanat faaliyetleridir.'Katılımcıların Mevlit Kandili'ni tebrik eden Turan, 'Gençlerimiz için göstereceğimiz rol model olan Peygamber Efendimiz başta olmak üzere onun yolundan ve izinden gidenler Mevlana, Yunus Emre ve Fuzuli gibi tarihimizdeki sembol şahsiyetlerdir.' ifadesini kullandı.Türkiye ve Azerbaycan bayrakları eşlik ettiAzerbaycan ile dayanışma içinde olmak amacıyla 'İstanbul'dan Karabağ'a Gönül Köprüsü' temasıyla gerçekleştirilen etkinlik konser ve dinletilerle devam etti.Konukların Türkiye ve Azerbaycan bayraklarıyla eşlik ettiği programda 'Yeni Normal Karma Resim Sergisi' de sanatseverlerin beğenisine sunuldu.Gaziosmanpaşa Senfoni Orkestrası, Gençlik Korosu ve Sanat Akademisi Öğretmen Orkestrası'nın konser verdiği etkinlikte, Azerbaycanlı sanatçı Brilyant Kiymetli piyano dinletisi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Sami Dural ise solo dinletisiyle müzik ziyafeti sundu.
Grafikli - Terör Örgütü PKK'nın İzi Amanoslar'dan Silindi
HATAY (AA) - LALE KÖKLÜ - İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi'nde 'mavi' ve 'gri' kategoride yer alan teröristlerin de aralarında bulunduğu 11 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiği 'Yıldırım-5 Operasyonu' kapsamında, Amanoslar'da bölücü terör örgütünün izleri silindi.Adana İl Jandarma Komutanlığının idaresinde 12 Ağustos'ta başlatılan 'Yıldırım-5 Amanoslar Operasyonu' kapsamında, Hatay-Osmaniye ve Gaziantep il jandarma komutanlıklarında görevli Jandarma Komando, Jandarma Özel Harekat (JÖH), Polis Özel Harekat (PÖH) ve Güvenlik Korucularından 97 operasyonel timdeki 1448 personelin terörle mücadelesi 'tarihi sonuç' verdi.Güvenlik güçleri, başarılı operasyonlarıyla aralarında örgütün sözde 'üst düzey' yöneticilerinin de bulunduğu teröristlere Amanonslar'ı dar etti.Bölgede, İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi'nin 'mavi' ve 'gri' kategorilerinde yer alanların da bulunduğu biri sağ yakalanan 11 terörist etkisiz hale getirildi.Sözde 'üst düzey' teröristler de etkisizHatay-Amanos kırsalında 22 Ağustos'ta düzenlenen hava destekli operasyonda, Terörden Arananlar Listesi'nde 500 bin liraya kadar ödülle 'gri' kategoride yer alan 3 terörist etkisiz hale getirildi.Gri kategorideki teröristlerin, örgütte sözde İskenderun Hassa grubu takım sorumlusu Hüseyin kod adlı Cihan Erbaş, sözde İskenderun Hassa grubu halkla ilişkiler sorumlusu Ciğer-Amed kod adlı Serhat Aykul ve sözde Dörtyol-İslahiye grubunda faaliyet yürüten Ali Norşin kod adlı Şefik Körman olduğu saptandı. Etkisiz hale getirilen teröristlerin beraberinde 3 M-16 piyade tüfeği ile çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildi.Hatay-Dörtyol kırsalında ise 18 Ekim'de Hava Kuvvetleri Komutanlığı destekli operasyonda silahlı 4 terörist etkisiz hale getirildi. Başarılı operasyonda etkisiz hale getirilenler arasında, terör örgütü PKK'nın sözde Amanoslar Saha Dörtyol-İslahiye grup sorumlusu Hüseyin Acar da yer aldı.Terör örgütü PKK'nın dağ kadrosunda 23 yıldır faaliyet yürüten sözde Amanoslar Dörtyol-İslahiye grubu sorumlusu Acar'ın, Terörden Arananlar Listesi'nde 3 milyon liraya kadar ödülle 'mavi' kategoride yer aldığı ve 'Dilşer' kod adını kullandığı belirlendi.Terörist Acar'ın ayrıca 1997'de Hatay/Erzin/Yoncadüzü bölgesinde, Kahramanmaraş Göksun İlçe Jandarma Komutanlığından izine gelen 1 jandarma ve 3 vatandaşın şehit edilmesi, 2 güvenlik korucusunun yaralanması, Hatay'da 1999'da sivil halka ait mülk ve tesislere yönelik sabotaj ve kundaklama olayı ile Hatay/Dörtyol ilçesi Çatköy köyü kırsalında 2017'de bir jandarma uzman çavuşun şehit edilmesi saldırılarına katıldığı, birçok eylemin planlayıcı ve faillerinden olduğu tespit edildi.Firari eski HDP milletvekilinin 'gri kategori'de aranan oğlu tutuklandıİçişleri Bakanlığı, 21 Ekim'de ise Amanoslar'da güvenlik korucularının operasyonuyla 1 teröristin öldürüldüğünü, 1 teröristin de sağ yakalandığını bildirdi. Sağ yakalanan teröristin, halen yurt dışında kaçak olan eski BDP Genel Başkanı, 24. Dönem HDP Muş Milletvekili Demir Çelik'in 'gri kategori'de aranan oğlu 'Savaş' kod adlı Yoldaş Selim Çelik olduğu belirlendi.İki uzun namlulu silah, tabanca ve çok sayıda mühimmatla yakalanan terörist Çelik, Hatay'da, 'terör örgütüne üye olmak' ve 'kasten adam öldürme' suçlarından tutuklandı.Sığınak, mağara ve yaşam malzemeleri imha edildiGüvenlik güçleri, bölgede PKK'nın kullandığı birçok sığınak ile teröristlerin gizlendiği mağara ve yaşam malzemelerine de darbe vurdu.Operasyonlar kapsamında, Amanoslar'ın Osmaniye kısmında PKK'ya ait mağara ve sığınaklarda çok sayıda yaşam malzemesi ele geçirildi.Teröristlerin kullandığı sığınaklar patlatılarak imha edildi.'Amanoslar'da PKK terör örgütü imha edilmiştir'İskenderun ilçesinde ise dün 2 terörist, güvenlik güçlerinin başarısı ve dikkati sayesinde etkisiz hale getirildi. Hatay Valisi Rahmi Doğan, 2 teröristin güvenlik birimlerinin Amanoslar'da sıkıştırması neticesinde kaçtığını belirti. 'Amanoslar'da terör örgütü PKK imha edilmiştir ve herhangi bir PKK terör örgütü birimi de kalmamıştır.' ifadesini kullanan Doğan, bölgenin PKK'dan arındırıldığını kaydetti.
Malezyalı Kuruluşlardan Macron'un İslam Karşıtı Açıklamalarına Sert Tepki
KUALA LUMPUR (AA) - ÖMER FARUK YILDIZ - Malezyalı sivil toplum kuruluşları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam peygamberi Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunması ve İslam karşıtı açıklamalarını kınadı.AA muhabirine konuşan Malezya İslam Teşekkülü Danışma Kurulu (MAPIM) Başkanı Mohd Azmi Abdul Hamid, “İzlediği politikayla İslam’ı ve Müslümanları hedef alan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un son açıklamalarından ötürü hayal kırıklığı yaşıyoruz.” dedi.Azmi, Macron’un İslam dininin kriz içinde olduğuna yönelik açıklamasına ise “An itibariyle krizde olan İslam değil, Fransadır ve asıl tartışılması gereken şey budur.” şeklinde cevap verdi.Dine hakaretleri hoş görmek ifade özgürlüğü değilMacron’un, Hazreti Muhammed’e hakaret içeren karikatürleri desteklemesini eleştiren Azmi, şu açıklamalarda bulundu:“Dine yönelik saldırıları ve hakaretleri hoş görmek, ifade özgürlüğü anlamına gelmez. İslam karşıtı karikatürleri desteklemek oldukça tehlikeli bir hamledir. Macron’a, bu hamleden geri durması çağrısında bulunuyoruz. Macron’un İslam hakkındaki değerlendirmeleri tamamen yanlıştır. İslam’a hakaret etme özgürlüğü, uyum içinde yaşayan Fransız halkının ve Fransa’nın bir parçası olmamalı.”Azmi, ülkedeki Müslümanların haklarını korumak için Fransa halkına birlik olma çağrısında bulundu.Filistin için İsrail'i Boykot Girişimi'nin (BDS) Malezya Şubesi Yöneticisi Prof. Dr. Nazari İsmail ise Macron'un İslam hakkındaki politikalarını büyük talihsizlik olarak niteleyerek, 'An itibariyle Cumhurbaşkanı Macron'un başörtüsüne dair getirdiği bir takım yasaklar ve İslam hakkındaki yorumları aşırıcılıktır. Fransa hükümeti, bu uygulamalarla Müslümanları tahrik etmeye çalışıyor.' dedi.Macron'un İslam karşıtı karikatürlere izin vermesi kasıtlıHazreti Muhammed'e yönelik hakaret içeren karikatürlere müsaade etmenin ifade özgürlüğü ve laiklikle alakası olmadığını belirten Nazari, 'Demokrasinin olduğu bir ülkede yasaların böyle bir şeye müsaade etmemesi gerekirdi. Macron'un bu karikatürlere izin vermesi kasıtlı bir eylem.' şeklinde konuştu.Nazari, Macron'un ülkedeki bir takım aşırı Müslümanları bahane ederek İslam dinini topyekun yargıladığını söyledi ve 'Aşırı fikirler ve radikalizm her dinin mensuplarında olur. Müslümanlarda da var. Charlie Hebdo karikatürlerini destekleyen öğretmenin infaz edilmesi yanlış bir şey. Bunu yapanlara ceza verilmeli, fakat Müslümanların hepsine genellemek adaletsizlik olur.' ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Macron'un İslam karşıtı söylemlerinin Avrupa'daki aşırı sağcı ve İslam düşmanı grupları cesaretlendirdiğini öne süren Nazari, 'Fransa yönetimi, ülkedeki dini azınlıklara muamele konusunda başarılı bir örnek sergilemiyor. Bu konuda Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'i örnek almaların tavsiye ederim.' dedi.Nazari, Macron’un İslam karşıtı politikalarının kasıtlı olduğunu ve hükümetin, Fransa’da artan Müslüman nüfusu tehdit olarak gördüğünü söyledi.'Malezyalı Müslümanları, Fransız ürünlerini boykota davet ediyoruz'Malezya Müslüman Gençlik Hareketi (ABIM) Başkanı Muhammed Faysal Abdul Aziz ise Macron'un açıklamalarına, 'Cumhurbaşkanı Macron'un Müslümanlara yönelik nefret söylemlerinden geri adım atmaması üzerine İslam dünyasında yapılan boykot çağrılarını destekliyor ve Malezyalı Müslümanları, Fransız ürünlerini boykota davet ediyoruz.' ifadeleriyle cevap verdi.Fransa'da farklı din mensupları arası uyum ve dayanışma ortamının gelişmesini temenni eden Faysal, 'Birlikte yaşama ve toplumsal huzurun sağlanması için her dinden grupların diyalog içinde olması gerekir.' şeklinde konuştu.Malezya Filistin Kültür Organizasyonu (PCOM) Başkanı Muslim İmran da İslamofobinin özellikle Batı toplumlarında gittikçe artan bir problem olduğuna dikkati çekerek, 'Bu düşünce cehaleti ve şiddeti beraberinde getirmektedir. Avrupalı liderlerin bu sorunu çözmeye çalışmak yerine ülkelerindeki aşırı gruplara prim vermeleri çok vahim bir durum.' dedi.Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un İslam karşıtı politikalarıyla ülkesindeki milyonlarca Müslümanı yabancılaştırmaya çalıştığını belirten İmran, 'Macron biraz zaman harcayıp Hazreti Muhammed'in hayatına dair bir şeyler öğrenseydi bu tür yorumlar yapmazdı.' ifadelerini kullandı.İmran, Müslümanların ifade özgürlüğünü her daim desteklediğini ancak farklı dinlere hakaret etmenin ifade özgürlüğü olamayacağını vurguladı.
Reklam
Başarı Merdivenlerini Tek Koluyla Yaptığı Pastalarla Çıktı
GAZİANTEP (AA) - FERİDE PELİN İNAL - Gaziantep'te 6 yıl önce geçirdiği rahatsızlık nedeniyle bir kolu alınan pasta ustası 38 yaşındaki Hamza Taşdemir, tek koluyla sürdürdüğü mesleğinde başarı merdivenlerini çıkmanın gururunu yaşıyor. Sağ kolundaki rahatsızlık üzerine 6 yıl önce yapılan tetkiklerde tümör tespit edilen ve ciddi sağlık sorunu yaşamaya başlayan evli, 3 çocuk babası Taşdemir'in kolu ameliyatla alındı. Bu süreçte işinden bir yıl ayrı kalan Taşdemir, iyileştikten sonra ise mesleğinden kopmama kararı aldı.Hazırladığı pastalarla ulusal ve uluslararası yarışmalara katılan Taşdemir, 1 altın, 6 gümüş ve 3 bronz madalya elde etti.Taşdemir, kendi dükkanını açma hayalini de 3 yıl önce gerçekleştirdi.'Eğitimler aldım, kendimi motive ettim'Hamza Taşdemir, AA muhabirine, 25 yıl önce bir baklavacıda çırak olarak işe başladığını, aradan geçen sürede Gaziantep'teki çeşitli pastanelerde çıraklık, kalfalık, ustalık yaptığını söyledi.Kolunu kaybettikten sonra çok zor zamanlar yaşadığını anlatan Taşdemir, 'Herkes bana 'İşini yapamazsın' demeye başladı. Kendimden endişe etmeye başladım. Bir meslek büyüğümün telkinleri sayesinde yeniden başladım. Eğitimler aldım, kendimi motive ettim. Şimdi herkes iki kollu bir ustadan daha iyi olduğumu söylüyor.' dedi.Başına gelenlere inat mesleğinde iyi olmak için çok çalıştığının altını çizen Taşdemir, şöyle devam etti:'Her şeye rağmen Rabb'ime hep şükür ettim. Kolumu kaybettikten sonra birçok uluslararası yarışmalara katıldım. Türkiye birinciliği, uluslararası derecelerim var. İlk katıldığım yarışmada İstanbul Gastronomi Festivali'nde 21 ülkeden katılım olmuştu. Ben gümüş madalya aldım. Tarihi bir figürle katılmıştım. Selçuklu Sultanı Alparslan'ı canlandıran bir betimleme yapmıştım. Hatta İngiliz juri başkanı beni yanına çağırarak tebrik etti. Çok özel bir andı. İşimi zevk alarak yapıyorum. Yapmaya da devam edeceğim.'Mesleğe başladığı günden beri kendi dükkanını açma hayali olduğunu dile getiren Taşdemir, 'Dükkan açma hayalimden vazgeçmedim. Engel insanların hayallerine engel olmamalı. Bana da olmadı. Dükkanımı daha iyi yerlere getirmek için çalışıyorum. Çalışmaya da devam edeceğim.' diye konuştu.Taşdemir, kendini geliştirerek daha iyi yerlere gelmeyi istediğini sözlerine ekledi.
Karadeniz Teknik Üniversitesine 9 Öğretim Görevlisi Alınacak
TRABZON (AA) - Karadeniz Teknik Üniversitesine (KTÜ) 9 öğretim görevlisi alınacak.KTÜ'den yapılan açıklamaya göre, Rektörlük örgütü bünyesindeki Uzaktan Eğitim Merkezinde 3, İş Sağlığı ve Güvenliği, Merkezi Araştırma Laboratuvarı, Teknoloji Transfer Ofisi ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığında ise birer öğretim görevlisi görevlendirilecek.Ayrıca Maçka Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü ile Trabzon Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Teknolojileri Bölümüne de birer öğretim görevlisi atanacak.Kadrolara başvurular 9 Kasım'a kadar yapılabilecek.
Reklam
Antalya'daki Ptt Şubesini Soyan Sanığın Rahat Tavırları Kamerada
ANTALYA (AA) - GÜLSEM ADAM - Antalya'da, kargo gönderme bahanesiyle girdiği PTT şubesinden bıçak zoruyla soygun yapıp kaçan ve daha sonra polis ekiplerince yakalanan zanlı hakkında, 'nitelikli yağma' suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.Kepez ilçesi Habipler Mahallesi Sütçüler Caddesi'ndeki PTT şubesinde 30 Eylül'de kadın görevliyi bıçakla tehdit ederek 7 bin lira çaldığı gerekçesiyle tutuklanan Okan C. hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Olayın ayrıntılarına yer verilen iddianamede, sanığın çevredeki PTT şubelerini gezdiği, Sütçüler Caddesi'ndeki şubeyi soymaya karar verdiği belirtildi. Sanığın tanınmamak için boya lekeli kıyafetler giyip, şapka taktığı belirtilen iddianamede, Okan C'nin yanında getirdiği kutunun içine bıçağı koyarak şubeye girdiği, daha sonra çıkardığı bıçağı doğrultup 'kasayı aç' diyerek görevliyi tehdit ettiği kaydedildi. Kasadaki 7 bin lirayı kutuya koyduğu sırada sanığın şube görevlisine 'Abla bankaya borcum var, zaten cezaevine gireceğim' diyerek aldığı paralarla kaçtığı aktarılan iddianamede, PTT çalışanının ise bu sırada panik butonuna basarak polisi aradığı bildirildi. İddianamede, çalınan paraların Okan C. tarafından harcandığı için bulunamadığı belirtildi. Sanığın 'nitelikli yağma' suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.Sakin tavırları görüntülerdeDava dosyasında güvenlik kamerası görüntüleri delil olarak yer aldı. Görüntülerde, elindeki kutuyla kargo gönderme bahanesiyle şubeye gelen Okan C'nin sakin ve rahat tavırlarıyla paraları kutuya doldurduktan sonra yürüyerek şubeden ayrılması dikkati çekiyor.
İran Sokağından Müslümanlara Fransa'ya Karşı Ortak Hareket Çağrısı
TAHRAN (AA) - MUHAMMET KURŞUN - İranlılar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililerin Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunmaları ve İslam aleyhindeki açıklamalarına karşı tüm Müslümanlara birlik çağrısı yaptı. Fransa'da Macron'un Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin önünü açması ve buna destek vermesi İslam dünyasının birçok yerinde tepkilere ve gösterilere neden oldu. İran'da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ve diğer yetkililer İslam'a ve Peygamberi'ne yapılan hakaretlere sert tepki gösterdi. AA Tahran muhabirine konuşan İranlılar, Müslümanların birlik içinde hareket etmesini, İslam ülkelerinin de Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a gereken cevabı vermesini ve Fransız mallarının boykot edilmesini istedi. 'İslam'ın savunulması tüm Müslümanların görevidir'Şii din adamı Selim Mansuri, İslam'ın toplumları idare edebileceği düşüncesinin Müslüman karşıtlarını öfkelendirdiğini ve Fransız yöneticilerin İslam'a karşı oldukları için Hazreti Muhammed'e saldırdıklarını söyledi. Fransız yöneticiler ve Macron'un İslam karşıtı tutumunu şiddetle kınadığını belirten Mensuri, 'Peygamberimizin mevlidi haftasındayız. Hepimiz birlik içinde meydana çıkmalı ve duruşumuzu göstermeliyiz. Müslümanlar yapacakları gösterilerle tepkilerini ortaya koymalıdır. Bu şeytanca komplolara karşı Müslümanlar el ele vermelidir.' ifadelerini kullandı. İslam'a hakaret edilmesi nedeniyle Fransız mallarının boykot edilmesi ve bu konuda aktif olunması çağrısında bulunan Mensuri, şöyle konuştu:'Bunlara öyle bir darbe vurmalıyız ki bir daha böyle bir şeye kalkışmasınlar. İslam'ın savunulması tüm Müslümanların görevidir. Müslümanlar birlik içinde hareket etmelidir.''Müslüman ülkeler ortak tavır sergilemelidir'Esnaf Müslüm Nejad da Fransa'da ifade hürriyeti adına dinlere yapılan hakaretlerin özgürlüğe aykırı aykırı olduğuna vurgu yaparak, 'Özgürlük, kişinin kendi düşüncesini ifade edebilmesidir, başka dinlere hakaret etmesi değildir.' dedi. Fransa halkının da hakaretlere karşı olduğuna dikkati çeken Nejad, şöyle devam etti: 'Düşüncelere saygısı olan biri, başka dinlere hakaret edilmesine karşı çıkar. Fransa'da düşünce özgürlüğü adına yapılan hakaretlerin arkasında siyonist rejim vardır. Müslümanlar olarak bu hareketleri şiddetle kınıyoruz.' Bir Müslüman kişi olarak hakaretlerden çok rahatsız olduğunu ve bunu şiddetle kınadığını ifade eden Nejad, 'Müslüman ülkeler ortak tavır sergilemelidir. Bu çirkin eylemlere karşı tepkilerini ortaya koymalıdır. Bazı Müslüman ülkeler emperyalizmle iş birliği yaptığı için halklar rahatsız. Tepkilerini ortaya koydular ve gösteri yaptılar.' diye konuştu. 'Fransızlar, Macron ve Charlie Hebdo dergisi yöneticilerinin İslam ile sorunları var'Tahranlı işçi Hüseyin Asgari de İslam Peygamberi'nin alemlere rahmet olarak gönderildiğine işaret ederek, 'Fransızlar, Macron ve Charlie Hebdo dergisi yöneticilerinin İslam ile sorunları var. İslam merhamet, şefkat, dayanışma, hoşgörü ve iyilik dinidir. Bunlar ise emperyalisttir, sömürge ruhu taşıdıkları için bunu kabul etmek istemiyorlar.' görüşlerini paylaştı. Fransa'da aynı şeyin birkaç yıl önce de yapıldığını hatırlatan Asgari, şunları kaydetti: 'Allah'ın kelamı olan Kur'an-ı Kerim'i de yaktılar. İslam güçlenirse bunların sömürge alanları azalacaktır. Bunların temelde merhamet ve İslam diniyle sorunları var. İslam birlik ve kardeşlik dinidir. Allah omuz omuza vermemizi emrediyor. İslam sadece namaz kılmaktan ibaret değildir. Saldırılara karşı en büyük cevap Müslümanların birliğidir. Müslümanlar çok dağınık, birlik içinde değil.''Hakaret özgürlüğün göstergesi olamaz'Ev hanımı Rukiye Sermedi de tüm dinlere saygı gösterilmesini isteyerek, duygularını şöyle dile getirdi:'Her din kendi bağlıları için saygındır ve ona saygı gösterilmelidir. Hakaret özgürlüğün göstergesi olamaz. Müslümanlar olarak biz Hazreti Musa'ya da Hazreti İsa'ya da inanıyoruz. Dünyada herkes tüm dinlere saygı göstermelidir.'Sermedi, 'İslam ülkeleri temel bazı adımlar atmalıdır. Müslümanlar toplumların düşüncelerine hitap etmelidir. Savaş, şiddet ve tehdit yerine barışçıl mesajlar vermelidir. Peygamberimiz rahmet için gelmişti. Biz onların hakaretlerine karşı aynı şekilde cevap veremeyiz.' ifadelerini kullandı.'Müslüman devletler, hakaretlere destek veren Fransa Cumhurbaşkanına tepki göstermelidir'Şii din adamı İbrahim İftihari ise İslam ülkelerine Fransa'nın bu eylemini şiddetle kınamaları çağrısında bulunarak, 'Müslüman devletler, hakaretlere destek veren Fransa Cumhurbaşkanı'na tepki göstermelidir. Müslümanlar gösteri yapmalı ve Fransa'nın çirkin eylemini kınamalıdır.' diye konuştu. İslam Peygamberi'nin bir millet için değil tüm dünya için rahmet olduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ise Allah'a, dine ve ahirete inanmadığı için hakaret edebildiğini söyleyen İftihari, sözlerini şöyle noktaladı: 'Peygamber'e inananlar ona kendilerini yanlış yoldan doğruya ilettikleri için ücretinin ne olduğunu sordular. Resulullah vahyi tebliğ karşılığında ücret istemediğini söyledi. Peygamber insanları yanlış yoldan ve kaybolmaktan kurtardı. Hakaret edenler hem dünyada hem de ahirette zarar görecektir. Kimse ağzına ne gelirse söyleyemez. Bunu şiddetle kınıyoruz.'
Amasya'dan Dünyaya Lojistik Hava Yastığı İhracatı
AMASYA (AA) - CİHAN OKUR - Amasya'nın Merzifon ilçesinde bir firmanın ürettiği taşımacılıkta kullanılan hava yastıklarının tamamına yakını, başta ABD olmak üzere pek çok ülkeye ihraç ediliyor.Deniz, demir yolu veya kara taşımacılığında hassas yüklerin zarar görmesini engellemek amacıyla üretilen hava yastıklarını imal etmek üzere 2015 yılında kurulan Atlas Dunnage Ambalaj AŞ, Merzifon Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) 11 bin 700 metrekarelik alanda faaliyet gösteriyor.Firma, 320 çalışanıyla ürettiği ürünlerin yüzde 99'unu ihraç ediyor. Bu ürünlerin yüzde 70'i Amerika'ya, diğer bölümü ise başta Avrupa olmak üzere 30'dan fazla ülkeye gönderiliyor.Geçen yıl 12 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren firma, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen bu yıl ihracatını 15 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor.'Anadolu'nun bir ilçesinden bu üretimi yapmak bizi mutlu ediyor' Fabrika müdürü Ertan Tandıroğlu, AA muhabirine, üretimlerinin tamamen hava yastığı üzerine olduğunu, dünyada önemli üreticiler arasına girmeyi hedeflediklerini söyledi.Yenilikçi teknoloji ve kalite odaklı üretimle hava yastıkları ürettiklerini anlatan Tandıroğlu, 'Lojistikte kullanılan hava yastıklarını üretiyoruz. Üretimimizin tamamına yakını ihracata gidiyor. Pandemiden dolayı sıkıntılı bir süreç ancak üretime hakim olduğumuz için çok zorlanmıyoruz.' dedi.Firmalarının geride kalan 5 yılda önemli mesafe katettiğini ama önlerinde uzun bir yol bulunduğunu dile getiren Tandıroğlu, 'Hayallerimiz var. Hem kurumsallaşma hem de Türkiye'nin ihracatında yer alma adına önümüzde ciddi bir mesafe var. 2015'ten bu yana Amasya'da vergi listesinde ilk 3'e giriyoruz ve bundan gurur duyuyoruz.' ifadesini kullandı.Tandıroğlu, her yıl ihracat rakamlarını artırmaya, farklı ülkelere ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:'Pandemi sürecinde hiç üretimi durdurmadık, Amerika'da bize ait olan pazarlama şirketimiz epeyce mesafe aldı. Amerika'nın ciddi şirketleriyle önemli anlaşmalar yaptık. Buna bağlı olarak ciddi üretim ve istihdam artışı oldu. Yeni projelerimiz var, kapasitemizi ve üretimimizi daha da artıracağız. Üretim yaptığımız pazar, büyük bir pazar. Kalite ve müşteri memnuniyeti anlamında ödün vermememiz tercih edilmemize neden oluyor. Anadolu'nun bir ilçesinden bu üretimi yapıp ihraç etmemiz, ülke ekonomisine katkı sağlamamız, bizi mutlu ediyor ve gururlandırıyor.'
Reklam
Arap Sokağında Fransa'ya Öfke Büyüyor
BEYRUT / KUDÜS / BAĞDAT (AA) - EKİP - Fransa'da Hazreti Muhammed'e ve Müslümanlara hakaret edilmesine öfkeli Arap toplumları, özür bekledikleri Fransızlara ait ürünlerin boykot edilmesini istiyor.Fransa yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasının yanı sıra İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmasının önünü açması, İslam dünyasında büyük tepki çekti. AA muhabirleri, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un yanı sıra işgal altındaki Doğu Kudüs ve Irak’ın başkenti Bağdat’ta mikrofon uzattığı vatandaşlardan, İslam ülkelerinin Fransız ürünlerini tümüyle boykot etmesi ve Fransız yetkililerin Müslümanlardan en kısa sürede özür dilemesi gerektiği yönünde görüşler aldı.Muhammed Mardini isimli Lübnanlı vatandaş, İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakarete yeltenen her insanı kınadıklarını belirtti.Mardini, 'Ben buradan bu kimseleri, Hazreti Muhammed'i, güzel ahlakını ve ona nazil olan Kuran'ı öğrenmeye davet ediyorum.' dedi.Hakaret içerikli karikatürleri yayınlayanları İslam dinine davet eden Mardini, sözlerini şöyle sürdürdü:'İslam kurtuluş dinidir. İslam Peygamberi de yeryüzünün tanıklık ettiği faziletli insandır. Ben şahsen, Hazreti Muhammed'in kim olduğunu bilmeden onun aleyhinde konuşanlara acıyorum. Dolayısıyla onları, bu şahsiyeti tanımaya ve ahlakını öğrenmeye davet etmek istiyorum.'Mardini, İslam dinine yönelik nefret söylemlerine karşı sessizliğe bürünen Müslüman ve Arap yönetimlerini de kınadığını aktararak, 'Hazreti Muhammed, bütün Arapların yanı sıra Müslümanlar ve dünyadaki herkes için rahmettir. Müslüman halkların ve yönetimlerinin en azından Fransa'daki hakaret içerikli yayınları kınamalarını bekliyoruz.' diye konuştu.Soyadını vermek istemeyen Cihan isimli Lübnanlı vatandaş da İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri şiddetle kınayarak, 'Fransa'daki Müslümanların inancına karşı tahammülsüzlük, halkların arasına fitne sokmayı hedefliyor. İslam aslında bütün halkları birleştiren birlik dinidir.' diye konuştu.İnsani olarak da dini simge ve kutsalların hedef alınmasına müsade edilmediğine dikkati çeken Cihan, 'Dolayısıyla Müslümanların kutsallarına olan saygısızlığı her türlü kınıyorum. Ayrıca Fransızları sadece Müslümanlardan değil, her insandan özür dilemeye davet ediyoruz. Çünkü kutsallara yönelik hakaretler, bütün insanlığı etkileyen küresel niteliktedir.' dedi.'Fransa’nın bu terbiyesizliği, kültürünü ve kimliğini temsil ediyor'Kudüslü esnaf Nebil Daana da Fransa'nın Müslümanların inançlarına yönelik tutumuna sert tepki göstererek, 'Fransa’nın bu terbiyesizliği aslında kültürünü ve kimliğini temsil ediyor. Eğer sen insana saygı göstermiyorsan insanlığa saygı göstermiyorsun demektir. Hazreti Muhammed’in peygamberliğine saygı göstermiyorsan bari insanlığına saygı göster. Bu çok önemlidir hem kültürel olarak hem de uygarlık açısından.' tespitini yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un seçimlerde belli bir kesimden oy almak ve cumhurbaşkanlığını garanti etmek için bu saygısızlığını yaptığına işaret eden Daana, 'Macron'un bu saygısızlığı, sadece Fransa’nın iç barışına değil, Fransa’nın dış dünyayla ilişkilerine de zarar veriyor.' değerlendirmesinde bulundu.Macron'un bilinçli olarak böyle davrandığına işaret eden Daana, şöyle devam etti:'Dolayısıyla bu insan hem Avrupa hem de insanlık için tehlike arz ediyor. Nefret dili kullanıyor ve körüklüyor. Müslüman halklar ile Avrupa halkları arasında nefrete yol açıyor. Biz onlardan sadece dinimize saygı göstermelerini bekliyoruz. Ya da gerçek yüzünüzü ortaya koyun, biz de ona göre sizinle ilişki kuralım.''Peygamberimize dil uzatamazsınız'Kudüslü Avukat Abdülgani Abdülgani de Fransa'nın İslam dinine yönelik uygulamalarına tepki göstererek, 'Öncelikle biz Filistinlileri iki şey yaralıyor. Mescid-i Aksa ve Filistinli esirler. Müslümanlar olarak ise iki şey bizim için önemli, dinimiz ve peygamberimiz.' dedi.Abdülgani, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bize karışmayın, biz de size karışmayalım. Peygamberimize dil uzatamazsınız. Ben senin dinine karışmıyorum, sen de benim dinime karışamazsın. Biz bütün peygamberlere saygı gösteriyoruz. Hepsi bizim peygamberlerimiz.''Fransız ürünlerini boykota çağırıyorum'Umm Muntasır İdris isimli Filistinli kadın Müslüman ise Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürler yayınlayan Fransızları kınayarak, 'Allah onlardan intikam alsın. Onlara karşı Allah bize yeter. Allah İslam’ı ve Müslümanları özgürlüğe kavuştursun. İslam’ı inkarcılara karşı muzaffer eylesin.' temennilerini paylaştı.Umm Muntasır, Müslümanların inançlarına karşı haddini aşanların tepkisiz kalmaması gerektiğinin altını çizerek, 'Fransa’nın ürünlerini de boykot ediyor ve boykota çağırıyorum.' diye konuştu.'Fransızların bu hakaretlerine çok sert tepki gösterilmeli'Filistinli Müslüman kadın Naime Uveysat, 'Fransızların bu hakaretlerine çok sert tepki gösterilmeli. Cezalarını ahirette alacaklarını beklememek lazım. Çok sert tepki verilmelidir.' dedi.Fransa’nın son zamanlarda İslam dinine karşı yaptıklarını kınayarak reddeden Uveysat, şunları kaydetti:'Yani mesela ben onların herhangi bir sembol ismine hakaret etsem, ahirete mi bırakırlar? Hayır, bilakis bu dünyada perişan ederler beni. Dolayısıyla Müslüman liderler tepki göstermeli çünkü bu hakaret Hazreti Peygamber’den önce o liderlere yapılmıştır. Eğer gerçekten Müslümanlarsa bir dakika bile durmaz, buna tepki gösterirlerdi.'Uveysat, 'Dinimiz bize, 'benim dinim bana, senin dinin sana' mesajı veriyor. Biz tüm peygamberlere iman ediyoruz. Dolayısıyla her insanın inancı, medeniyeti ve kültürü var. Buna saygı gösterilmelidir.' diye konuştu.'Tüm Müslümanların Fransız mallarını boykot etmesini istiyoruz'Iraklı sivil aktivist İbrahim Mahmud da “Fransa yönetimi, insan hakları ve din özgürlüğünden dem vururken Macron’un açıklamalarıyla bunun tersini görüyoruz. Yeryüzünün yarısından fazlasını oluşturan (Müslüman) camianın dini sembolüne hakaret edilmesi asla kabul edilir bir şey değildir. Fransız Cumhurbaşkanının Peygamberimize yönelik sözlerini şiddetle kınıyoruz ve tüm Müslümanların Fransız mallarını boykot etmesini istiyoruz.” dedi.Bağdatlı Ebu Yusuf da ne Avrupa’dan ne de başka yerden Hazreti Muhammed'e yönelik saldırıları kabul etmediklerini ifade ederek, “Tüm Müslüman ülke yönetimleri, İslam dinini ucuz göstermeye kalkışan ve peygamberimize saldırıyı rutin hale getiren projelere karşı çıkmalı.” ifadelerini kullandı.
Muş'ta Şeker Pancarından 450 Milyon Lira Gelir Beklentisi
MUŞ (AA) - İBRAHİM YALDIZ - Türkiye'nin şeker ihtiyacının bir bölümünün karşılandığı Muş'ta, tarlalardan sökülen pancarın fabrikada şekere dönüştürülmesiyle ekonomiye 450 milyon lira katkı sağlanması hedefleniyorMuş Ovası'nda çiftçiler tarafından 50 bin dönüm alana ekilen şeker pancarının hasadı devam ediyor.Mevsimlik işçiler tarafından tarladan toplanan pancarlar, traktör veya kamyonlarla Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ tesisine getiriliyor. Bant sistemiyle taşındıkları bölümde basınçlı suyla yıkanarak toprak ve çamurlarından arındırılan pancarlar, kanallar vasıtasıyla fabrikaya ulaştırılıyor. Makinede soyma, kesme, rendeleme, haşlama ve pres aşamalarından geçirilen pancar, yüksek sıcaklıkta şerbet filtrelerinden geçirilerek belirli bir sıcaklık düzeyinde kristalleştirilip, şeker haline dönüştürülüyor.Çayın ve tatlıların vazgeçilmezi olan şeker, 50 kilogramlık torbalara doldurularak satışa sunuluyor.'450 milyon lira katma değer hedefliyoruz'Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ Genel Müdürü Turgut Kızılkaya, AA muhabirine, bu yıl ekim yapılan 50 bin dönümlük alandan yaklaşık 300 bin ton pancar hasadı beklediklerini söyledi. Bölgede yetişen pancarın şeker oranının yüksek olduğunu, 300 bin ton pancardan yaklaşık 42 bin ton şeker elde etmeyi hedeflediklerini belirten Kızılkaya, şöyle konuştu:'Ayrıca 11 bin ton civarında melas ve 80 bin ton küspe üretimi bekliyoruz. Bu süreç içinde çiftçilerimizin getireceği 300 bin ton pancardan elde edeceği gelir yaklaşık 150 milyon lira. 150 milyon lira çiftçimizin cebine girecek. Bu da Muş'un ekonomisinde önemli bir sirkülasyon oluşturuyor. Şeker ve melas satışımızla toplamda ilin ekonomisine sunmayı öngördüğümüz katma değer yaklaşık 450 milyon lira.''Bir günde 5 bin 100 ton pancar kestik'Muş'ta 1500 çiftçinin şeker pancarı ekimi yaptığını aktaran Kızılkaya, bu yıl küspe paketleme işlemini de başlatarak 35 kişiye daha istihdam sağladıklarını vurguladı. Küspenin paketlenmesinin çiftçiler açısından önemli bir avantaj olduğunu ifade eden Kızılkaya, şunları belirtti:'Açık küspenin yüzde 30'u zayi olmaktaydı. Çiftçi satın aldığı küspenin 3'te birini çöpe atıyordu. Dolayısıyla bu tür zayiatlar paketleme sayesinde önlenmiş oldu. Kapasitemizi de artırdık. Bir günde 5 bin 100 ton pancar kestik ve 753 ton şeker elde ettik. Yaptığımız iyileştirme ve yatırımların meyvesini almaya başladık. Fabrikanın pancar kesme kapasitesi 3 bin 600 ton iken şu anda aynı fabrika ve ekipmanla 5 bin 100 ton pancar kesiyoruz. Devamı da gelecek. Fabrikada 457 personel istihdam ediliyor. Ayrıca 35 kişi de küspe paketleme bölümünde çalışıyor.' 'Muş, Doğu'nun en kaliteli şekerini üreten bölge' Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ Ziraat Müdürü Ahmet Sever ise 24 saat esasına göre pancar alımının yapıldığını aktardı. Çiftçilere gereken desteğin verildiğini dile getiren Sever, 'Muş, Doğu'nun en kaliteli şekerini üreten bölge. Ziraat servisi olarak 5 mühendis ve 11 çavuşla ekimden hasada kadar tüm aşamalarda çiftçilerimizi bilgilendiriyoruz.' dedi.Şeker pancarı hasadı yapan Abdurrahman Durmaz da bu yıl 20 dönüm alanda şeker pancarı ektiğini belirterek, 'Sabah erken saatlerde tarlaya gelerek çalışmaya başlıyoruz. Şeker pancarlarını traktörlerle fabrikaya gönderiyoruz. Çok zahmetli bir iş. Dönüm başına 5 ton şeker pancarı bekliyorum. Tek geçim kaynağımız pancar.' ifadelerini kullandı.
Hazreti Muhammed Sevgisinin Kültürel Hayata Yansıması: Mevlid Kandili Geleneği
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Hazreti Muhammed'in dünyaya teşrifi dolayısıyla hicri takvime göre rebiülevvel ayının 12'nci günü idrak edilen Mevlid Kandili, İslam toplumlarında peygamber sevgisinin kültürel hayata yansıması olarak asırlardır kutlanıyor.Son peygamber Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Mevlid Kandili, yarın idrak edilecek.Sözlükte 'doğum yeri ve zamanı' anlamına gelen mevlid, İslam kültüründe özellikle Hazreti Muhammed'in doğumunu, bu kapsamda yapılan törenleri ve yazılan eserleri ifade etmek için kullanılıyor.Osmanlı, Memlük, Eyyubi ve Fatimi devletleri döneminde Hazreti Muhammed'in doğum gününün resmi törenlerle kutlanılmasının yanı sıra Türk ve Arap edebiyatında peygamber sevgisinin işlendiği eserler kaleme kalındı.Özellikle İslam toplumlarının büyük bir kısmında yoğun ilgi gören Süleyman Çelebi'nin 'Vesiletü'n Necat (Kurtuluş Vesilesi)' adlı mesnevisi, besteli veya kendine has bir şekilde irticalen mevlid merasimlerinde okundu.'İslam tarihinde zengin bir şölen geleneği oluşturdu'Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halide Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kur'an-ı Kerim'de yer almayan Mevlid Kandili'nin Hazreti Muhammed'in doğum günü olarak Sünniler tarafından rebiülevvel ayının 12'nci, Şiiler'de ise 17'nci gününe denk gelen gecede kutlanıldığını belirtti.Gerek Hazreti Muhammed'in sağlığında gerek dört halife dönemi ile Emevi ve Abbasi devirlerinde mevlidle ilgili uygulamaya rastlanmadığını vurgulayan Aslan, Mısır'da Şii Fatımi Devleti'nde Muiz-Lidinillah döneminden itibaren Hazreti Muhammed'in doğum yıl dönümünün resmi törenlerle kutlanıldığını hatırlattı.Aslan, Hazreti Muhammed'in yanı sıra Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin ile o günkü halifenin mevlidlerinin de kutlandığına işaret ederek, 'Aynı zamanda receb, şaban ve ramazan aylarındaki kandiller ile Ramazan ve Kurban bayramları gibi vesilelerle düzenlenen diğer bazı resmi kutlamaların da ilk örneklerinin yaşandığı bu dönem, İslam tarihinde zengin bir şölen geleneği oluşturmuştur.' ifadesini kullandı.'Osmanlı'da devlet ve askeri erkan kutlamalara katılırdı'Bu törenlerde önceden hazırlıkların yapılıp rebiülevvel ayının 12'nci gününde sabahtan başlamak üzere öğle vaktine kadar 300 tepsi helvanın, idareci ve diğer görevlilere dağıtıldığına değinen Aslan, Selahaddin-i Eyyubi'nin kayınbiraderi Erbil Atabegi Beğteğinli Muzafferüddin Kökböri döneminde, mevlidin büyük törenlerle yeniden kutlanılmaya başladığını aktardı.Aslan, Osmanlı Devleti döneminde yapılan mevlid merasimlerine değinerek, şu bilgileri verdi:'Osmanlı hükümdarı 3. Murad 1588'de merasimle mevlid kutlamalarını başlatmakla birlikte resmi olmasa da Osmanlı Devleti'nde kutlamaların bundan önceki dönemlerde de yapıldığı kayıtlardan anlaşılmaktadır. Sultan Ahmed Camisi'ndeki kutlamalarda padişah, sadrazam, şeyhülislam, vezirler, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, diğer mülki ve askeri erkanla ulema, resmi kıyafetleriyle hazır bulunurdu. Balkanlar'ın fethiyle birlikte bu coğrafyada da mevlid törenleri yapılmaya başlanmış olmalıdır. Saraybosna'daki 1531 tarihli vakfiye kaydında mevlid için yılda 300 dirhem tahsisat ayrıldığı görülmekte, bölgedeki diğer camilere ait vakfiyelerde veya şahsi vasiyetnamelerde de benzeri kayıtlara rastlanmaktadır. Mevlid kutlaması 1910'dan itibaren Osmanlı Devleti'nde resmi bayramlara dahil edildiyse de Cumhuriyet'in ilanından sonra kaldırılmıştır.''Mübarek gecelere medeniyet tarihi açısından bakılması gerektiğini düşünenlerdenim'Aslan, bugün mevlid kutlamalarının Suudi Arabistan hariç Kuzey Afrika'dan Endonezya'ya İslam ülkelerinin bazılarında resmi, bazılarında gayri resmi olarak yaygın biçimde kutlandığını ifade ederek, şöyle devam etti:'Türkiye'de yalnız ramazan ve kurban bayramları resmi bayram kabul edilmekle birlikte, Hazreti Peygamber'in doğum günü, uzun yıllardır Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının ortaklaşa düzenlediği çok yönlü etkinliklerle kutlanmaktadır. Mübarek gecelerin dinde var olup olmadıkları, bidat olup olmadıkları tartışılagelen konular arasında yer almıştır. Bu gecelerin İslam'ın esaslarında yer almadığını bilmeli, bu gecelere özel ibadetler hasretmenin uygun olmadığının farkında olmalıyız. Ancak bir gerçek var ki bu konuya medeniyet tarihi açısından bakılması gerektiğini düşünenlerdenim.'Kültür tarihinde önemli bir yeri olan mübarek gecelerin, isminin bile hayata ışık katıp yolu aydınlattığı düşünüldüğü için 'kandil' olarak adlandırıldığına işaret eden Aslan, 'Bu gecelerin vesile edilerek insanların birbirinin halini hatırını sorması, iyi dileklerde bulunması, güzel ve unutulmuş gelenekler arasındadır. Genelde kandillerin, özelde Mevlid Kandili'nin bizlere kazandırdıkları yadsınamaz. Hazreti Peygamber'in sadece kimlik bilgilerini değil sahip ve örnek olduğu değerlerini içselleştirmemize muhtaç olduğumuz bu zamanlarda böylesi günler vesile olmaktadır ve olmalıdır. Bu kandilin, Hazreti Peygamberi sadece tanımamıza değil aynı zamanda onu sevmemize ve örnek almamıza vesile olduğu kanaatindeyim.' değerlendirmesini yaptı.
Reklam
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde Her Atık Ekonomiye Kazandırılıyor
NİĞDE (AA) - ABDULLAH ÖZKUL - Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde yılda yaklaşık 50 ton kağıt, plastik, cam, metal, pil ve organik atık geri dönüşüme kazandırılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın başlattığı Sıfır Atık Projesi kapsamında, üniversite bünyesinde oluşturulan Atık Yönetim Koordinatörlüğü, atıkları ayrıştırmanın davranış haline dönüşmesi için akademik ve idari personel ile öğrencilere seminerler verdi, çeşitli aktiviteler düzenledi.Yaklaşık 1 milyon 200 bin lira maliyetle kurulan 3. Sınıf Atık Getirme Merkezi'nde, üniversiteye ait 6 kampüste toplanan yaklaşık 50 ton kağıt, plastik, cam, metal ve organik atıklar, geri dönüştürülerek ekonomiye kazandırılıyor.Rektör Prof. Dr. Muhsin Kar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversiteye bağlı kampüslerde ayrıştırılan tüm atıkların, düzenli olarak merkez personeli tarafından toplanıp, istiflendiğini söyledi.Türkiye'de, işleyen bir sistemi kuran ilk üniversite olduklarını belirten Kar, tecrübelerinden faydalanmak için bazı üniversite ve belediyelerin kendilerine başvurduklarını anlattı.Kar, sistemi yaklaşık 1,2 milyon lira maliyetle kurduklarına dikkati çekerek, 'Bir eğitim kurumu olarak üzerinde en çok durduğumuz nokta, bu atıkların ekonomik değerinden çok, öğrencilerimize bu davranışın kazandırılması. 4 yıllık süre içinde öğrencilerimizde atıkların ayrıştırılması, ekonomiye kazandırılması konusunda bir bilinç ve davranış değişikliği olursa bu bizim için en büyük kazanım.' diye konuştu.'Her şeyi değerlendiriyoruz'Atık Yönetim Koordinatörü Doç. Dr. Çağdaş Gönen de atıkların geri dönüşebilir, organik ve geri dönüşemeyen atıklar olmak üzere ayrıldığını dile getirdi.Bir yıllık verimli çalışmanın ardından yaklaşık 30 ton kahverengi ve beyaz kağıt, 7 ton plastik, 6 ton cam ve 1 ton da metal atığı dönüşüme kazandırdıklarını aktaran Gönen, başka endüstrinin atık çuvallarını bile değerlendirdiklerine vurgu yaptı.Gönen, her şeyi değerlendirmeye çalıştıklarına işaret ederek, 'Üniversitedeki toner ve kartuşlarımızı, pillerimizi, elektronik ve aydınlatma ekipman atıklarını ve laboratuvarlardan çıkan atık bitkisel yağların tamamını yönetiyoruz. Bu atıkları lisanslı firmalara yönlendirerek üniversitede sıfır atık hedefine ulaşmak üzereyiz.' ifadelerini kullandı.Atık Yönetim Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Ece Ümmü Deveci de yemekhane, Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi ile park ve bahçelerden çıkan organik atıkların da gübreye dönüştürüldüğünü söyledi.Üniversite içindeki organik atıkları sıfırlayarak doğaya kazandırdıklarını vurgulayan Deveci, 'Sıfır atık sisteminin nasıl kurulduğu, kurulum sırasında yaşanılan sorunlar ve bunlara yönelik çözüm önerilerinin bulunduğu ayrıntılı bir kılavuz hazırlandı. Bu dokümanı Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan'a takdim edeceğiz ve sunumunu yapacağız.' dedi.
Eber Gölü'nde Sular Çekilince Batık Tekneler De Gün Yüzüne Çıktı
AFYONKARAHİSAR (AA) - ARİF YAVUZ - Türkiye'nin önemli sulak alanları içerisinde olan, Afyonkarahisar'ın Çay, Bolvadin ve Sultandağı ilçeleri arasındaki Eber Gölü, küresel ısınmaya bağlık kuraklık ve insanların bölgedeki su kaynaklarını bilinçsiz kullanılması sonucu son 4 ayda yaklaşık 2,5 kilometre çekildi. Emir ile Sultandağları arasında Akarçay havzasındaki 125 kilometrekarelik alana sahip Eber Gölü, denizden 967 metre yükseklikte Türkiye'nin 12'nci tatlı su kaynağı olarak biliniyor.Bölge halkına balıkçılık, sazlık alanlarında kamış üretimi, avcılık ve doğa turizmi açısından da ekonomik katkı sağlayan Eber Gölü, barındırdığı 146 çeşit kuş türü ile endemik türleri ve biyoçeşitlilikle de dikkati çekiyor.Çevresindeki suların çekilmesiyle göl her geçen yıl küçülürken daha önce batan tekneler de gün yüzüne çıktı. Daha önce tekne ile ulaşabildiği alana yürüyerek giriş yaptıAfyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Doğa Koruma ve Biyoizlem Araştırma Merkezi (DOKOBİM) Müdürü Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göle en son haziranda geldiğini ve halihazırda bulundukları alana tekne ile giriş yaptıklarını söyledi.Karşılaştığı manzara karşısında şaşkın oluğunu belirten Erişmiş, 'Göle şimdi yürüyerek giriyoruz' dedi. Erişmiş, suların çekilmesinde küresel ısınma ve yağışlara bağlı kuraklıkla, insan kaynaklı bölgedeki tarım arazilerini sulamak için yapılan sondajlar ile çevre kirliliğinin etkisi olduğunu anlatarak şunları kaydetti: 'Dört aylık bir süreçte, burada kıyıdan yaklaşık 2,5 kilometrelik bir alanda sular çekilmiş vaziyette. Bu normal bir durum değil. Burada sular her dönem her mevsim çekiliyordu ama bu yıl inanılmaz bir derecede çekilme söz konusu. Ortalama 50 santimetre ila 1 metre arasında suyun çekildiğini düşünürsek ciddi hacimde bir su kaybı söz konusu.''Gelecek nesillere en güzel şekilde bırakmamız gerekiyor'Eber Gölü'nü besleyen Akarçay Havzası ile Çay deresindeki suyun akışında da bir yavaşlamanın olduğunu tahmin ettiklerini aktaran Erişmiş, şöyle devam etti:'Burası kendiliğinden oluşan tektonik ve doğal bir göl. Ayrıca da 1. derecede korunması gereken sit alanı. Bize miras olan Eber Gölü'nü gelecek nesillere en güzel şekilde bırakmamız gerekiyor. Yetkililerin buraya en kısa süre el atması gerekiyor. Gereken çalışmalar ne ise yapılması lazım. Bu su çekilmesi, hem ülke ekonomisine zarar verirken hem de gölün yapısının bozulmasına sebep oluyor.' 'Eber Gölü yerli kuş türlerinin de üreme alanı'Erişmiş, göldeki endemik türler ile biyoçeşitliliğin de zarar gördüğüne işaret ederek, 'Her kış burada kış ortası yerli kuş türlerin sayımını yapıyoruz. Bu yıl şimdiden kara kara düşünmeye başladık. Buranın hangi kısmındaki kuşları sayacağız? Eber Gölü, yerli kuş türlerinin de üreme alanı olduğu için onları da ciddi anlamda etkiliyor.' diye konuştu.
Reklam
'Eve Ekmek Götüremiyoruz' Diyen Esnaf Konuştu: 'Mecazi Olarak Kullandım; Sözlerim Manası Kasıtlı Olarak Çarpıtıldı'
etiket
Malatya Minibüsçüler ve Umumi Servisçiler Odası Başkanı Mesut İnce, dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılaştığında sarf ettiği 'Eve ekmek götüremiyoruz' sözlerinin çarpıtıldığını söyledi. CHP Milletvekili Veli Ağbaba ve gazeteci İsmail Saymaz'ın sözlerini değiştirdiğini savunan İnce 'Videonun tamamını izlemeden, kesintiler yaparak Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı kirli bir siyasi silah olarak kullanmışlar' dedi.
Reklam