onedio
Öğrencilerin Projesi Köylü Kadınlara İlham Oldu
İZMİR (AA) - TURGAY KONURALP - İzmir'in Ödemiş ilçesinde, ortaokul öğrencilerinin hazırladığı tarım projesi, kadın velilerin çalışmalarıyla hayata geçirildi. Çocukların yaylalardan topladığı kantaronlar, kadınların elinde sabuna dönüştü. Bademli Mahallesi'ndeki Bademli Ortaokulunda öğrenim gören 7 ve 8. sınıf öğrencisi 8 çocuk, yaklaşık 2 yıl önce yaşadıkları bölgenin iklim ve toprak koşullarında yetişen bitkileri faydalı birer ürüne dönüştürmek için harekete geçti.Bademlili çocuklar, bölgedeki yaylalarda büyüyen kantaronlardan sabun elde edilebildiğini öğrendi. Bunun üzerine mayıs ve haziranda yaylalara çıkarak kantaron toplayan öğrenciler, bitkilerle doldurdukları şişeleri güneşte bekletti. Çocukların emekleri kadın velilerin tecrübesiyle birleştiProjenin kalan kısmında projeye mahalle sakini kadın veliler dahil oldu. Zeytinyağından sabun yapmakta tecrübeli kadınlar, kantaronları sabuna dönüştürmek için kolları sıvadı. Odun ateşi yakarak kaynattıkları suya kantaron yağı ekleyen kadınlar, kazana ara ara kostik ilave etti.Çocuklarının emekleriyle kendi tecrübelerini birleştiren anneler, koyulaşan karışımı kaplarla alarak teneke leğenlere döküp katılaşmalarını bekledi.Bir süre sonra katılaşan karışım bıçakla kare şeklinde kesilerek çuvalların üzerinde kurumaya bırakıldı.Çocuklarının projesini uygulayan 5 kadın, 80 kilogram sabun elde etmeyi başardı. Bu sabunlar, projede emeği geçenlerce paylaşıldı.İmece usulü çalıştılarBademli Ortaokulu Müdürü Ramazan Göçen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin amacına ulaşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.Kadın velilerin sahip çıktığı çalışmada çevredeki bitkilerin faydalı ürünlere dönüştürüldüğünü kaydeden Göçen, şunları söyledi:'Yüzyıllardır sürdürülen zeytinyağından sabun geleneği kantaron projesinde de uygulandı. Mahalle halkımızın projeyi özümseyerek sahip çıkmaları, imece usulü de bir araya gelen kadınlarımız burada bu sabunu yapmaları takdire şayan. Kantaron yağının faydalarını sabunda da göreceğiz. Kantaronun yaralara ya da kaşıntılara karşı faydalı olduğunu biliyoruz.' Sabun hazırlayan kadınlardan Leyla Göçen de öğrenci projesini hayata geçirmekten mutluluk duyduklarını ifade etti.İlk kez böyle bir çalışma yapmalarına rağmen hedefe ulaştıklarını belirten Göçen, 'Kantaron bitkisinden sabun imalatımız başarıyla tamamlandı. Mahalleli kadınlar olarak imece usulü başarmanın mutluluğu içindeyiz.' dedi. Öğrenci velilerinden Fatma Görgün ise örnek bir çalışmaya imza attıklarını, başarmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
Pamuk, Elyafından Bitkisinin Sapına Kadar Ekonomiye Değer Katıyor
ADANA (AA) - İSMİHAN ÖZGÜVEN - Çukurova'da çiftçilerin 'beyaz altın' olarak adlandırdığı pamuk, elyafından çiğidine, linterinden bitkisinin sapına kadar her parçasıyla ülke ekonomisine değer katıyor.Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pamuğun elyafı ve sapıyla ülke ekonomisi için çok değerli bir ürün olduğunu söyledi.Birçok sektör için önemli olan pamuğa, gereken değerin ve desteğin verilmesinin ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Bilgiç, 'Pamuğun elyafı tekstil, çekirdeği yağ sanayisinde, küspesi hayvan yemi ve sapı da elektrik enerjisi olarak geri kazanılıyor. Pamuk, hiçbir şeyi israf olmadan tamamı kullanılan ürünlerden biri. Bu ürüne gereken desteğin verilmesi gerek.' dedi.'Türkiye'nin petrolü pamuktur'Pakmil Yağ ve Pamuk Sanayi firmasının sahibi Rafet Milli de tesislerinde pamuğun her parçasını değerlendirdiklerini ifade etti.Kütlü pamuğu ön temizlemeden geçirdikten sonra çırçırlarda elyafını ve çekirdeğini ayırdıklarını belirten Milli, çiğidinden de hem yağ elde ettiklerini hem de hayvan yemi olarak kullanılan küspe ve linter pamuğu ürettiklerini kaydetti.Milli, özellikle linter pamuğunun ihracattaki önemine işaret ederek 'Geçen yıl elde ettiğimiz barut ve kağıt sanayisinin önemli ham maddesi olan linter pamuğunun tamamını Çin'e ihraç ettik ve 1 milyon doların üzerinde dış satım gerçekleştirdik.' diye konuştu.Hasat edildikten sonra pamuğun tarlada kalan bitkisinin sapını da biyokütle enerji tesisinde yakıp elektrik enerjisi ürettiklerini anlatan Milli, 'Aldığımız kütlü pamuğun burada elyafı iplik sanayisine, çiğidi yağ sanayisine, atığı elektriğe ayrılıyor. Pamuğun çöpü bile boşa gitmiyor, onu bile kazanıp ülke ekonomisine katma değer kazandırıyoruz. Böyle değerli bir bitki. Türkiye'nin petrolü pamuktur.' ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Afet Stratejisi: Risk Azaltma Planlarıyla Her Şehir Afetlere Dirençli Hale Getirilecek
ANKARA (AA) - ORHAN ONUR GEMİCİ - Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, 'Afetler olmadan önce hangi kurumun ne yapması gerektiğinin net bir şekilde ortaya konulduğu İl Afet Risk Azaltma Planları ve Türkiye Afet Risk Azaltma Planı, Türkiye'nin geleceğinin afetlere hazırlanması için çok önemli. Umarım hep birlikte gerçekleştirebiliriz.' dedi.Afetler olduktan sonra değil, olmadan önce yapılması gerekenlere yoğunlaşan Türkiye, AFAD koordinesinde, ulusal çapta Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve bunun iller bazındaki karşılığı İl Afet Risk Azaltma Planlarını (İRAP) hazırlıyor.Planlarla risk azaltarak afetlere dirençli şehirler oluşturmayı amaçlayan Türkiye, bu alandaki ilk adımını pilot il Kahramanmaraş'ta attı.Afet geçmişi de göz önünde bulundurulan Kahramanmaraş'ta afet tehlike ve riskleri belirlendi, önlemler alınmaya başlandı.Halihazırda 6 ilde daha devam eden İRAP'ların, tüm illerde 2021'in aralık ayına kadar, taslağı hazır olan TARAP'ın ise tüm illerden verilerin gelmesinin ardından tamamlanması planlanıyor.'Risk azaltma çalışmalarının artmasını temenni ediyoruz'AFAD Başkanı Güllüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, afet süreçlerinin risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme olmak üzere 4 safhadan oluştuğunu belirterek, afet yönetiminde yıllarca akıllara ilk olarak müdahale ve iyileştirmenin geldiğini ancak bunun dünyada ve Türkiye'de değiştiğini ifade etti.Risk azaltmaya yönelik çalışmaların artmasını temenni ettiklerini kaydeden Güllüoğlu, AFAD olarak bir yandan müdahale ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirirken diğer yandan da afetler olmadan önce yapılması gerekenlerden oluşan risk azaltma planlarını hem kendi bünyelerinde hem de başka kurumlarla iş birliği halinde yürütmeye çalıştıklarını bildirdi.Güllüoğlu, her şehrin afetselliğinin birbirinden farklı olduğuna işaret ederek bu nedenle her kente özel İRAP hazırlandığını söyledi.'Bizim için heyecan verici bir proje'Kahramanmaraş İRAP'ın tamamlandığını hatırlatan Güllüoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:'Bir şehrin fiziki yapısı, afetselliği, yakınından geçen bir fay hattı var mı, o fay hattı diri mi, ne sıklıkla deprem üretebilir? Yine heyelan, sel, kaya ve çığ düşmesi... Daha önce yaşanmış bu tür afetler var mı? Teknolojik afetler açısından organize sanayi bölgelerinin durumu nedir, ne tür fabrikalar var? Bir sonraki aşamada, yer altından yer üstüne çıkıyoruz, binaların durumu nedir? Belediye ve ilgili kuruluşların bu konuda yaptığı çalışmalar ve elimizdeki envanter bilgisi nedir, diye artık çok daha detaylı bir şekilde, genel ifadelerin haricinde artık o ile özel çalışmaların toplandığı plan, İRAP oluyor. Bu, bizim için heyecan verici bir projeydi.'Güllüoğlu, Kahramanmaraş İRAP'ı duyurdukları 19 Ağustos'ta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, 81 ilin planlarının 2021'in aralık ayı itibarıyla bitirilmesi hedefi belirlediğini, 6 ilin planını ise 2020 bitmeden bitirmeyi planladıklarını kaydetti.İRAP'larla, ilgili ildeki afet risklerinin anlaşılmasını ve alınacak önlemlerin belirlenip bilinmesini istediklerini ifade eden Güllüoğlu, 'Biz afetlerden sonra müdahale ve iyileştirme konusunda ciddi bir kapasiteye sahibiz. Ama Türkiye'yi geleceğe taşımak için ülkenin afet risklerini azaltmamız gerekiyor. Bunu da sadece AFAD olarak biz gerçekleştiremeyiz.' ifadelerini kullandı.'Herkes üzerine düşeni yapmalı'Güllüoğlu, ilgili bakanlıkların, belediyelerin, sivil toplum kuruluşları ve bireylerin, kentin afetselliği hakkında bilgi sahibi olması ve üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgulayarak 'Türkiye'nin geleceğinde afetlerin etkisini ancak böyle azaltabilir, afetler açısından daha güvenli bir Türkiye'yi ancak böyle gerçekleştirebiliriz.' dedi.İRAP'ların toplanmasıyla üst plan olarak TARAP'ın ortaya çıkacağını belirten Güllüoğlu, TARAP'ın genel şablonunun hazır olduğunu ancak illerden gelecek verilerle son halinin verileceğini bildirdi.Güllüoğlu, 'Afetler olmadan önce hangi kurumun, ne yapması gerektiğinin net bir şekilde ortaya konulduğu, yerel ve merkezi yönetimin kendi görevlerini bildiği ve planlama yaptığı bir yaklaşım olarak İRAP'lar ve TARAP, Türkiye'nin geleceğinin afetlere hazırlanması için çok önemli. Umarım hep birlikte gerçekleştirebiliriz.' ifadelerini kullandı.'Tehlike ve risk kavramları daha çok konuşulmalı'Afet literatüründe tehlike, risk ve kriz kelimelerinin çok önemli olduğunu ve genelde afet denilince akla kriz anının geldiğini ifade eden Güllüoğlu, tehlike ve risk kavramlarının daha çok konuşulmasını istediklerini söyledi.Güllüoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Türkiye'nin bir deprem tehlikesi gerçeği var. Yerin 7-10 kilometre altından geçen fay hatları var. Bu fay hatlarını değiştiremeyiz. Bitki örtüsü, yağış rejimi, iklim değişikliği gibi bir ülkenin kendi elinde olmayan, bütün dünyanın küresel olarak etkilendiği kavramlar var. Bunlar deprem, sel, heyelan tehlikesini ifade eder. Ama sonra insanın kendi eliyle yaptıkları ya da yapmadıkları devreye girer. Siz fay hattının geçtiği yere sağlam bir bina yapmak zorundasınız. Hatta fay hattına yakınsanız çok daha sağlam bina yapmak zorundasınız. Yerleşim yeri olarak seçilen yer, heyelan ve sel açısından doğru planlanmış olmalıdır. Yani artık tehlikeden başka faktörler devreye girer ve bütün bunların toplamı da o şehrin deprem, sel veya heyelan riskini ortaya koyar.''Dere kenarı ve ovalarda yapılaşma afet riskini artırıyor''Tehlike, değiştiremeyeceğimiz veya çok az değiştirebileceğimiz şeyleri ifade etse de insanoğlu coğrafya ve tabiatla yaşamayı becerdiğinde aslında çok iyi bir ilişki kurabilir.' diyen Güllüoğlu, geçmişte yerleşim yerlerinin, daha dağlara doğru kurulduğunu ve tarım arazilerinin boş kaldığını ancak son zamanlarda dere kenarı ve ovalarda yapılaşma olmasının, deprem, sel ve heyelan riskini artırdığını vurguladı.Güllüoğlu, bireylerin, oturdukları evin deprem ya da sel tehlikesi ve riski ile sağlamlığını araştırmalarını, afetlere hazır olup olmadıklarını sorgulamalarını isteyerek 'Risk azaltma planlarının varmak istediği noktalardan biri, vatandaşlarımızın bu konudaki bilincini artırmak.' dedi.Bu yılın, 'Afet Eğitimi Seferberliği Yılı' ilan edildiğini ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin buna engel olduğunu belirten Güllüoğlu, yılın ilk 3 ayında 1,5 milyondan fazla insana afet bilinci eğitimi verdiklerini ancak salgın nedeniyle eğitimlerin sekteye uğradığını söyledi.Pandemi el verdiği ölçüde 2021 için de afet eğitimi seferberliği planladıklarını belirten Güllüoğlu, insanların evlerinde kaldıkları bu süreçte AFAD Gönüllüğü Sistemi ile de afet bilinci eğitimleri verdiklerini hatırlattı.Güllüoğlu, 'Vatandaşlarımızın katılımı bu planlarımızın olmazsa olmazı. Sadece kamu kuruluşlarının, özel sektörün ya da sivil toplum kuruluşlarının değil, her bir bireyin katkısıyla bu çalışmalarda başarıya erişebiliriz.' dedi.İklim değişikliğinin afete döndüğü noktalarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Güllüoğlu, 'Risk azaltma planlarını bu anlamda ne kadar hızlı hayata geçirip oradaki eylemleri hızlı bir şekilde uygularsak iklim ya da bitki örtüsü kaynaklı değişikliklerin etkilerini de minimuma indiririz diye umuyoruz.' ifadesini kullandı.'Sürdürülebilir çalışmalar olmalı'Risk azaltma planlarının, hayatın birçok noktasıyla ilgili olduğuna işaret eden Güllüoğlu, şunları kaydetti:'Mesela Karadeniz'de en çok üretilen ticari ürün çay ve fındığın toprağa çok az köklenmesi var. Öyle olunca da toprağı az tutuyor. Bu da ne yazık ki sel ve heyelan tehlikesini artırıyor. Orada insan da varsa risk artmış oluyor. O yüzden bu konuştuğumuz şeylerin, ekonomiye, tarıma ve insanların hayatına dokunması anlamında birçok parametrenin harekete geçmesi gerekiyor. Biz afet bilinci eğitimlerinde de bunlara değiniyoruz. Bir taraftan vatandaşlarımızın ekonomik hayatının devam etmesi gerekiyor ama diğer yandan da sürdürülebilir çalışmalar olmalı.'
Sosyal Medyanın Altın Ödülü 4 Yıldır Gratis'in Oluyor
İSTANBUL (AA) - Kişisel bakım marketi Gratis, sosyal medyaya damgasını vuran markaların ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey’de Mağazalar Kategorisi’nde 4’üncü kez altın ödülün sahibi oldu.Gratis'ten yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin en kapsamlı ilk sosyal medya yarışması Social Media Awards Turkey, Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliği ile bu yıl 4’üncü kez düzenlendi. Kişisel bakım ürünleri perakendesinin önde gelen markalarından Gratis, Social Media Awards Turkey 2020’de SocialBrands Veri Analizi Ödülleri kapsamında Mağazalar Kategorisi’nde rakiplerini geride bırakarak altın ödülün sahibi oldu. Gratis, tüm sektörlerden markaların yıl boyunca sosyal medya performanslarını tamamen tarafsız ve veriye dayalı olarak hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka endeksi sonuçlarına göre verilen SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri’nde, hiçbir başvuruda bulunmadan yalnızca performansı ile jürinin dikkatini çekerek 1’inciliği aldı. Yarışmanın düzenlendiği ilk yıldan itibaren Mağazalar Kategorisi’nde altın ödül alan Gratis, yarışmanın 4’üncü yılında da liderliği bırakmadı. Ödül değerlendirmesi Gratis’in sosyal medya hesaplarının toplam etkileşim ve hayran sayıları, hayran artışı, performans istikrarı, etkileşimleri, sektörel performansı, hashtag ve mention kullanımı gibi kriterler üzerinden yapıldı.Uzmanlığı ve fark yaratan servis anlayışı ile müşterilerine ayrıcalıklı hizmet sunarken sosyal medyadaki performansıyla da öne çıkan Gratis, özel günlerde gerçekleştirdiği dijital projeler ile yıl boyunca milyonlarca erişim ve izlenme oranına ulaştı. Evdekal sürecinde sosyal medya hesaplarındaki izlenme ve etkileşimi maksimum düzeye taşıyan Gratis, 15 milyon izlenme ve 4 milyon etkileşim rakamına ulaştı. Anneler Günü’nde gerçekleştirdiği “Güzeller Güzeli Anneme” dijital projesi ile binlerce kullanıcısının annelerine özel kişiselleştirilmiş görsel tasarımlar göndermesini sağlayan Gratis, bu kampanyasıyla da 30 milyon erişim ve 14 milyonluk izlenme sağladı. Gratis, sosyal medya kanallarından Instagram'da yıl içerisinde 1 milyon yeni takipçi kazanarak 3,1 milyon, Facebook'ta ise 2,2 milyon takipçi sayısına ulaştı.
Iğdır'a Özgü Patlıcan Reçeli Yörenin Kadınlarına Kazanç Kapısı Oldu
IĞDIR (AA) - HÜSEYİN YILDIZ - Iğdır'a has lezzetlerden patlıcan reçeli, Küllük köyünde kurulan doğal üretim alanındaki dev kazanlarda yöredeki kadınlarca özenle pişirilip ülkenin dört bir yanına satılıyor. Küllük köyünde kurulan 'Aras Doğa Köyü' isimli doğal üretim tesisinde, kentte tüketilen yöresel tatlar ev usulüyle üretiliyor. Kentte en fazla talep gören ürünlerden olup Iğdır Tarım ve Orman Müdürlüğünce coğrafi işaret belgesi alınan patlıcan reçeli de köydeki kadınlarca bu tesiste özenle hazırlanıyor. Yöredeki tarlalarda yetiştirilen patlıcanlar, tesise getirilip burada gerekli işlemlerden geçtikten sonra dev kazanlarda pişirilip şişelenerek e-ticaret sistemiyle satışa sunuluyor. 'Doğa köyünde' çalışan kadınlar, geçmişteki yöntemlerle hazırladıkları patlıcanları bakır kazanlarda, odun ateşinde reçel haline getirip hem bir geleneği yaşatıyor hem de gelir elde ediyor. Aras Doğa Köyü Koordinatörü Erdinç Koşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tesislerinde sadece yöresel ürünlerin doğal yöntemlerle üretildiğini söyledi. Ürünlere oldukça talep geldiğini belirten Koşkun, 'Bu tesiste çevrenin, yörenin ürünlerini değerlendirerek ülkemize katkı sağlıyoruz. Bu mevsimde, coğrafi işaretini aldığımız patlıcan reçelinin üretimini yapıyoruz. Üretim yaparken çevre köylerdeki kadınları istihdam ederek onlara da ekonomik bir katkı sağlıyoruz.' dedi. Koşkun, ürettikleri patlıcan reçelinin tanıtımı için de yoğun çaba sarf ettiklerini ifade ederek 'Yapılan reçelleri tamamen yöresel ve doğal ortamda yapıyoruz, hiçbir katkı maddesi kullanılmıyor. Değerli olan şey atalarımızın, annelerimizin yaptığı yöntemlerle üretim yapmak, fabrikasyon yok, hiçbir katkı maddesi yok. Sadece pancar şekeri ile üretiliyor ama aşamaları çok fazla. Bu aşamalar sağlıklı yapıldığı zaman kalitesi meydana çıkıyor.' diye konuştu. 'Patlıcan reçeli ninelerimizden, dedelerimizden gelen bir tat' Üretim tesisinde çalışan kadınlardan Çiğdem Yıldız ise daha önce kışlık hazırlık olarak yaptıkları lezzetleri burada da ürettiklerini belirterek şöyle konuştu: 'Evde ne yapıyorsak burada da aynısını yapıyoruz. Burası bizim için çok iyi oldu. Bu iş, ev ekonomimize destek oldu, eşime yardımcı oldum. Dört çocuğum var, onları okutmak, daha rahat bir hayat sağlamak için çalışıyoruz. Patlıcan reçeli Iğdır'da çok tutulan bir ürün, ninelerimizden, dedelerimizden gelen bir tat.' ifadelerini kullandı. Tesiste çalışan üniversite öğrencisi Muhabbet Sinay da kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bu işe girdiğini anlattı. Sinay, patlıcanları da tarladan kadınların toplayarak tesise getirdiklerini belirterek 'Burada yıkanıyor, başları kesiliyor ve soyuluyor. Patlıcan acı olmaması için bir süre tuzlu suda bekletiliyor. Ardından haşlanıyor ve sonrasında soğuk suda bekletiliyor. Patlıcanlar belli işlemlerin ardından şerbetin içine konulup bir süre pişirildikten sonra reçel halini alıyor.'
Fırıncılar, Buğday, Arpa Ve Mısır İthalatında Gümrük Vergisinin Geçici Sıfırlanmasından Memnun
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin, buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin 1 Ocak 2021'e kadar sıfırlandığını belirterek, 'Biz fırıncılar olarak devletimizin aldığı bu kararı yerinde ve olumlu buluyoruz.' dedi. Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de bu yıl ilk buğday hasat döneminin yüzleri güldürdüğünü ancak daha sonra yapılan hasatlarda rekoltenin düştüğünü ifade etti.Başta Trakya ve sonraki günlerde Anadolu'da kış döneminde yaşanan kuraklık neticesinde ciddi oranlarda rekolte düşüklüğü tespit edildiğini dile getiren Çetin, 'Türkiye genelinde buğdayda ortalama yüzde 15-20 arasında rekolte düşüklüğü hesaplanmaktadır.' diye konuştu.Çetin, Türkiye'nin değişik bölgelerinde de hasat dönemine denk gelen aşırı yağışların ürün kalitesini olumsuz etkilediğini ve bunun da un fiyatlarına yansıdığını anlatarak, şöyle devam etti:'Bu gelişmelerin ardından ürün verimliliği azaldı. Buğdayın az olması un fiyatını arttırdı. Fırıncılarımız artan fiyatlar neticesinde İstanbul'da ekmek fiyatlarına zam yapmak zorunda kaldı. Hatta öyle bir durumdayız ki yeni fiyat tarifesi talebinde bulunacağız. Bu gelişmeler neticesinde devletimiz arpa, buğday ve mısırla ilgili bir takım kararlar aldı. Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisi 1 Ocak 2021'e kadar sıfırlandı. Biz fırıncılar olarak devletimizin aldığı bu kararı yerinde ve olumlu buluyoruz.''TMO yurt dışından daha fazla buğday getirerek piyasaya sürmeli' Türkiye'de rekolte düşüklüğünü bazı kişilerin fırsata dönüştürdüğünü, stokçuların elindeki buğdayı piyasaya sürmediği öne süren Çetin, bu durumun buğday fiyatlarını arttırdığını, gümrük vergisinin geçici sıfırlanmasının tekelleşmenin bir nebze olsun önüne geçeceğini ifade etti. İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) verilen ithalat izninin en az 2 milyon tona çıkarılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:'TMO, yurt dışından daha fazla buğday getirerek piyasaya sürmeli, ithal ettiği buğdayı tahsis yöntemiyle fabrikalara sübvanse fiyatlar ile satmalıdır. Bu sayede hem fabrikanın paçal maliyeti düşecek hem de stokçuların elinde tuttuğu malı piyasaya arz etmesinin yolu açılacaktır. Bakanlığımızın yapacağı tespitler neticesinde kimin elinde ne var, kim stok yapmış belirlenmeli ve piyasa arzı sağlanmalıdır. Stokçuklara karşı yaptırım uygulanmalıdır. Stok tespitleri yapılıp eldeki mal görülene kadar un ihracatının kısıtlandırılması da gündemde tutulmalıdır. Bu durum buğdayda fiyatları 1 lira 75 kuruş seviyesine indirecektir.'
Reklam
Gökçen Gökçebağ Yazio: Gelir Adaleti Üzerine
etiket
Aslında oyun eleştirileri yazmak istiyordum ama korkunç bir pandemi patlak verdi ve tiyatrolar kapandı. Ben de pencereden bakıp, gördüklerimi eleştireceğim:Şu sıra ailemin yanına taşındım. 4. Levent’te onların yanında kalıyorum. Burası bağımsız bir kasaba olsaydı geçimini berber ve kuaförlerden, güzellik salonlarından sağlıyor olurdu. İnsanlar farklı farklı semtlerden bu dükkanlara akın ediyor, çoğu zaman farklı bir görünüşle evlerine dönüyor.
Reklam
İzmirli Taksici Aracında Unutulan Ve İçinde Para İle Pasaport Bulunan Çantayı Sahibine Teslim Etti
İZMİR (AA) - İzmir'de bir taksi şoförü, aracında unutulmuş, içinde bir miktar para ve pasaportun bulunduğu çantayı sahibine ulaştırdı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından yapılan açıklamaya göre, yurt dışında yaşayan Mehdi Akıncı içinde 1500 avro, 6 bin lira ve pasaport bulunan çantasını tatil için geldiği İzmir'de bindiği takside unuttu.Akıncı çantasının bulunması için İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından yardım istedi. Durumu fark eden taksici Recep Alpboğa da olayı durağına ve emniyet ekiplerine bildirdi.Ekiplerin ve odanın çalışmasının ardından çanta Akıncı'ya teslim edildi.Oda Başkanı Celil Anık davranışı dolayısıyla tebrik ettiği taksici Alpboğa’ya plaket verdi. Anık, İzmir’deki tüm taksicilerin aynı duyarlılıkta olduğunu belirterek, 'Araçlarımızda unutulan, düşürülen eşyaların tesliminde örnek başarıya sahibiz. Bundan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz.” ifadesini kullandı.Mehdi Akıncı da 'Doğrusu umudumu kesmiştim. Benim için büyük sürpriz oldu. Ne kadar teşekkür etsem az.' dedi.
Trump'ın Avukatı Giuliani'nin, Cohen'in Son Filmindeki Görüntüleri Tartışma Yarattı
ANKARA (AA) - ABD Başkanı Donald Trump'ın avukatı Rudy Giuliani'nin, İngiliz komedyen ve oyuncu Sacha Baron Cohen'in son filmindeki görüntüleri, tartışmalara neden oldu.BBC'deki habere göre, Trump'ın avukatı aynı zamanda eski New York Belediye Başkanı Giuliani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Cohen'in filminde kendisinin yer aldığı sahnenin 'tamamen uydurma' olduğunu belirtti.Giuliani, 2006 yapımı 'Borat'ın devam filmindeki bir oyuncunun kendisini muhabir olarak tanıttığını, bunun üzerine ciddi bir röportaj yapılacağını sandığını dile getirdi.Geçen temmuzda çekilen görüntülerde 76 yaşındaki Giuliani, Borat’ın kızı rolünü canlandıran ve kendisini muhabir olarak tanıtan Maria Bakalova’yla röportaj yaparken görülüyor. İlerleyen bölümde, Bakalova konuşmaya odasında devam etmeyi teklif ederken, Giuliani de bunu kabul ediyor.Çekilen görüntülere ilişkin Giuliani, elektronik ekipmanları çıkarması gerektiğini, onları çıkarırken de kıyafetinin dağıldığını ifade etti.Giuliani, röportajın kurmaca olduğunu anladığında hemen polisi aradığını kaydetti.
Kars Merkezli Dolandırıcılık Operasyonunda Gözaltına Alınan 30 Kişi Adliyeye Sevk Edildi
KARS (AA) - Kars merkezli 5 ilde, kendilerini banka personeli olarak tanıtıp vatandaşları dolandırdığı iddia edilen suç örgütüne yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan 30 kişi adliyeye sevk edildi.Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışması sonucu, vatandaşları arayıp kendilerini banka personeli olarak tanıttıktan sonra kimlik ve banka kart bilgilerini alıp dolandırıcılık yaptığı belirlenen suç örgütüne yönelik soruşturma sürüyor.Suç örgütünün elebaşı ve üyelerine yönelik 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' ve 'nitelikli dolandırıcılık' suçlarından Kars'ın yanı sıra İstanbul, Adana, Şanlıurfa ve Afyonkarahisar'da belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan 30 kişinin emniyetteki sorgusu tamamlandı.Zanlılar, polislerce yoğun güvenlik önlemleri altında Kars Adliyesi'ne götürüldü.Haklarında yakalama kararı olan 4 kişi ise aranıyor.
Reklam
Milli Savunma Bakanı Akar, "Ateş Serbest-2020" Faaliyetinde Konuştu:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 'İster Irak'ın ister Suriye'nin kuzeyinde nerede terörist, terör ini varsa, bu inlere girildi, bu inler teröristlerin başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Mehmetçik, 'girilemez' denilen yerlere girdi, girmeye devam ediyor.' dedi.Akar, Polatlı'daki General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesi'nde gerçekleştirilen Ateş Serbest-2020 faaliyetindeki konuşmasında, hedeflerin en az atışta tam isabetle vurulmasının önemine değindi. 'Attığımızı vurmamız lazım' diyen Akar, bunun için eğitimin önemine işaret etti. Bu sayede vatana ve millete faydalı olunacağını belirten Akar, 'Biz tabii ki barış, diyalog diyor, bütün problemlerimizin siyasi şekilde çözülmesini istiyoruz. Diplomasiden yanayız, görüşmekten, konuşmaktan yanayız ama tüm bunlara rağmen bizim Türk Silahlı Kuvvetleri olarak olmamız gereken şey, atalarımızın ortaya koyduğu gibi, 'Hazır ol cenge istersen sulh-ü salah', cenge hazır olacağız.' diye konuştu.Hassas bir dönemden geçildiğine, bölgede önemli gelişmelerin yaşandığına, sadece nicelik değil nitelik olarak da tehdit ve tehlikelerin arttığına dikkati çeken Akar, 'Çeşitli şekillerdeki gelişmeleri takip ediyor, bunlara karşı devlet olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak proaktif aldığımız tedbirlerle ülkemize, milletimize yapmamız gereken güvenlik ve savunma hizmetini yapmaya çalışıyoruz.' dedi.'Bu terör belasından ülkemizi kurtaracağız'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin uluslararası ortamda özne olduğunu vurgulayan Akar, 'Karada, denizde, havada 83 milyon halkımızın, 780 bin kilometrekarelik vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın egemenliği, bağımsızlığı ve güvenliği, bu bizim sorumluluğumuz. Bunu sağlamak için elimizden gelen ne varsa yaptık, yapmaya çalışıyoruz. Şu anda dahi karada, denizde, havada Silahlı Kuvvetler mensupları 'Ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışı içinde zorlu arazi ve hava şartlarında kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.' ifadesini kullandı.Başta FETÖ olmak üzere PKK/YPG, DEAŞ ve benzeri terör örgütleri ile her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadele ettiklerini dile getiren Akar, 'İster Irak'ın ister Suriye'nin kuzeyinde nerede terörist, terör ini varsa, bu inlere girildi, bu inler teröristlerin başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Mehmetçik, 'girilemez' denilen yerlere girdi, girmeye devam ediyor. En son teröristi de etkisiz hale getirerek 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallattan olan bu terör belasından inşallah ülkemizi kurtaracağız.' diye konuştu.'Bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor'Suriye'nin kuzeyinde kurulmak istenen 'terör koridoru'nu yapılan operasyonlarla parçaladıklarını anımsatan Akar, 'Bu bitti mi? Mücadele bitmez. Yeni teşebbüsler olabilir mi? Olabilir. Bunun için de her zaman olduğu gibi daima etkin, caydırıcı ruhu ile Silahlı Kuvvetlerimizin müteyakkız olması gerekmektedir.' açıklamasında bulundu.İdlib'de sağlanan barış ve huzur ortamı sayesinde daha önce evini ve toprağını terk etmek zorunda kalan Suriyelilerden 411 bininin gönüllü ve güvenli şekilde evlerine döndüğünü ifade eden Akar, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin ise şunları söyledi:'Tüm samimiyetimizle diyalog, görüşme, konuşma, iyi komşuluk ilişkileri, uluslararası hukuk, anlaşmalar ve bu çerçevede sorunlarımızı konuşup halledelim diyoruz. Kendi kendimize, iki komşu olarak oturup bunları çözelim diyoruz. Fakat bir anda olay uluslararası kuruluşlara aktarılıyor, basın üzerinden birtakım saldırılar oluyor, tahrikler, provokasyonlar oluyor, bunların hiçbiri görünmüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tamamen bilimsel ve teknik yaptıkları araştırmalar, çalışmalar bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor.''Beyhude bir gayret'Türkiye'ye 1950 metre, Yunanistan'a ise 580 kilometre mesafede olan 10 kilometrekarelik Meis Adası'nın 40 bin kilometrekarelik deniz yetki alanının olamayacağını, bunun kabul edilemeyeceğini vurgulayan Akar, şöyle konuştu: 'Hayır dediğimiz zaman biz gerginlik, gerilim yaratıyor, tahrikte bulunuyoruz gibi koro halinde karşımızda bunu söylüyorlar. Biz haklıyız, güçlüyüz. Biz ne kadar diyalogdan, siyasi çözümden yanaysak diğer taraftan da hakkımızı çiğnetmeyeceğimizi, bir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi de tekrar tekrar dile getiriyoruz. Bunun anlaşılması lazım. Dolayısıyla biz komşularımızı, diğer kurum ve kuruluşları diyaloğa davet ediyoruz. Gelin görüşelim, konuşalım, tartışalım, kurallar çerçevesinde bu konuları çözelim. Bizim dileğimiz budur. Bunun dışında akla, mantığa, hukuka uymayan, özellikle üçüncü tarafların, hadlerini ve boylarını aşarak birtakım kurallar koymaya çalışması veya o kuralların tarafımızdan kabul edilmesini beklemeleri beyhude bir gayrettir. Bu konuda kararlı, azimli olduğumuzu, hak alaka ve menfaatlerimizi korumakta da muktedir olduğumuzu, bu konuda her şeyi göze alacağımızı herkesin bilmesi lazım. Bizim dileğimiz, umudumuz, temennimiz bir an önce medeni bir şekilde karşılıklı diyalog çerçevesinde konuların özellikle asker, sivil uzmanlar tarafından konuşulup, görüşülüp bir karara bağlanması ve bölgede barışın, huzurun istikrarın sağlanması, iki komşu ülke olarak rahat, huzur, güven içinde yaşamın sağlanması.'Kıbrıs'ta garantör olan Türkiye'nin sorumluluklarını bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da aynı hassasiyetle yerine getirmeye devam edeceğini aktaran Akar, 'Kıbrıs meselesi, bizim milli davamızdır. Siz, bir taraftan deniz yetki alanlarını kendinize göre dizayn etmeye çalışacaksınız, diğer taraftan Kıbrıs Türkü'nü yok sayacaksınız ve çözüm isteyeceksiniz. Bu çözümsüzlüğün ta kendisidir. Eğer siyasi çözüm, uygun bir ortamın sağlanması isteniyorsa Kıbrıslı kardeşlerimizin varlığını kabul edeceksiniz, deniz yetki alanları konusunda kendi bildiklerinizi değil aklıselimi takip etmek suretiyle doğruyu bulacaksınız.' diye konuştu.'Azerbaycan'ın haklı davası...'Ermenistan'ın Azerbaycan'daki sivil hedeflere yönelik saldırıları sonrasında Azerbaycan'ın öz topraklarını işgalden kurtarmaya yönelik başlattığı harekata da değinen Akar, şunları kaydetti:'30 senede ne yapıldı? Koskocaman bir hiç. Ne zaman ki Azerbaycanlı kardeşlerimiz Ermenistan'ın saldırılarını artırmasının ardından öz topraklarını almak için faaliyetlere başlayınca 30 seneden beri susanlar, barıştan, ateşkesten, görüşmelerden, müzakereden bahsetmeye başladılar. Bu hiç samimi değil, bu kimseyi tatmin etmiyor. Bu işin çok basit bir yolu var, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk edecek, bölgeye getirdiği paralı askerleri çıkaracak, teröristleri bölgeden gönderecek ve meseleyi bitirecek. Bu kadar basit. Biz de Azerbaycan'ın haklı davasını sonuna kadar desteklediğimizi en üst düzeyde Cumhurbaşkanımızdan başlayarak her seviyede söyledik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ettik, etmeye devam edeceğiz.''Silahlı Kuvvetlerimizin her zamankinden daha etkin ve caydırıcı olmaya mecburiyeti var, bu bir seçim değil zorunluluk.' diyen Akar, bu konuda tüm personelin sorumluluğu olduğunu belirtti.Koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan önlemlere de değinen Akar, tedbirleri katı, sıkı ve tavizsiz şekilde uygulamaya devam edeceklerini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, alınan tedbirler sayesinde dünyada en az yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası görülen orduların arasında yer almayı sürdürdüğünü ifade eden Akar, vaka sayılarının personel mevcudu oranına bakıldığında en az pozitif hastaların olduğu ordular arasında yer alan TSK'nın bu başarısıyla birçok önemli orduyu geride bıraktığını da söyledi.Sözlerinin sonunda şehit ve gazileri minnetle yad eden Akar, 'Peygamber ocağı olarak da bilinen ve bu milletin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, aklın ve bilimin ışığında, anayasa ve yasalar çerçevesinde Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda 'Ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışı' içinde her türlü zorluğa göğüs gererek milletinin emrinde, görevinin başındadır.' ifadelerini kullandı.
Babadağ'dan 4,5 Ayda 64 Bin Kişi Yamaç Paraşütüyle Uçtu
MUĞLA (AA) - ALİ RIZA AKKIR - Her yıl on binlerce macera tutkununun atlayış yaptığı Muğla'nın Fethiye ilçesindeki Babadağ Hava Sporları ve Rekreasyon Merkezi'nden, 1 Haziran-15 Ekim döneminde 64 bin 96 kişi uçuş yaptı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde sessizliğe bürünen ve normalleşme adımlarının ardından 1 Haziran'da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan Muğla'nın Fethiye ilçesindeki Babadağ'da hareketlilik yaşanıyor. Ölüdeniz Mahallesi'ndeki 1965 rakımlı Babadağ, her yıl yamaç paraşütü yapmak isteyen binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Babadağ'daki pistlerden yamaç paraşütleriyle havalanan tatilciler, Ölüdeniz'in muhteşem manzarasını kuş bakışı izleme fırsatı buluyor. Adrenalin tutkunu tatilciler, pilotların yaptığı akrobasi hareketleriyle yerden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte heyecan dolu dakikalar yaşıyor. Ölüdeniz manzarası eşliğinde 30 ile 45 dakika havada kalabilen tatilciler, hafızalarından silinmeyecek aktivitenin ardından Belcekız sahiline iniş yapıyor. Merkezden 1 Haziran-15 Ekim döneminde 64 bin 96 kişi uçuş yaptı.Teleferiğin tamamlanmasıyla ziyaretçi sayısında artış bekleniyor Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası (FTSO) Başkanı Osman Çıralı, AA muhabirine, dünya genelinde etkili olan Kovid-19 nedeniyle Babadağ'daki uçuş sayısında geçen yıllara oranla düşüş yaşandığını söyledi. Babadağ'dan 2018'de 162 bin 776, 2019'da 166 bin 813 kişinin yamaç paraşütüyle uçuş gerçekleştirdiğini aktaran Çıralı, 'Haziranda başlayan uçuşlar, 15 Ekim itibarıyla 64 bine ulaştı. Bu yıl 200 binleri yakalamayı düşünüyorduk. Yıl sonunda 70 binlerde kalacağız. Neredeyse 2019'un yarısı kadar bir kaybımız var. Çinli turistler bizim için çok önemliydi. Geçmiş yıllarda yapılan uçuşların neredeyse yüzde 50'sini Çinliler oluşturuyordu. Bu yıl İngiliz ve Rus turist sayısında artış oldu.' diye konuştu. Çıralı, Babadağ'da yapımı devam eden teleferiğin tamamlanmasıyla yamaç paraşütü yapanların sayısının 200 binlere, dağa çıkan kişi sayısının da 1 milyona ulaşacağını tahmin ettiklerini kaydetti. Geçen yıl havada görüntü çekimi dahil 750 lira olan uçuş fiyatının bu yıl 550 liraya kadar düştüğünü anlatan Çıralı, yaşanan yoğunluk dolayısıyla yılın geri kalanın daha güzel geçeceğini belirtti. Yoğunluk memnun ettiÖlüdeniz Yamaç Paraşütü Pilotları Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akçay da yıl başından hazirana kadar virüs nedeniyle tedbir amaçlı uçuş yapmadıklarını ifade etti. Haziranda yamaç paraşütü pilotlarının ve misafirlerin maskeyle uçuş yapmaya başladığını dile getiren Akçay, şöyle konuştu: 'Geçmiş yıllara göre sayısal olarak düşüş görülse de uçuşa başladığımız günden bugüne Babadağ'da yoğunluk yaşanıyor. Yılın ilk yarısından sonra yaşanan yoğunluk bizleri memnun etti. Havaların da güzel gitmesiyle bölgedeki yoğunluğumuz devam ediyor. Yamaç paraşütü için gelen yerli ve yabancı misafirleri güvenli şekilde gökyüzünde ağırlıyoruz. Babadağ, yamaç paraşütünde marka olmuş bir merkez. Önümüzdeki yıllarda yapılacak uçuş sayılarının geçmiş yılları da geride bırakacağından şüphemiz yok.'
Hatay'da 3 Bin 230 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
HATAY (AA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde 3 bin 230 litre sahte içki ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Büyükdere Mahallesi'nde bir evin bahçesinde sahte içki üretimi ve satışı yapıldığı bilgisi üzerine operasyon düzenledi.Evin bahçesinde yapılan aramada 3 bin 230 litre sahte içki ele geçirildi.Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyete götürüldü.
Reklam
Hatay'da 3 Bin 230 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
HATAY (AA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde 3 bin 230 litre sahte içki ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Büyükdere Mahallesi'nde bir evin bahçesinde sahte içki üretimi ve satışı yapıldığı bilgisi üzerine operasyon düzenledi.Evin bahçesinde yapılan aramada 3 bin 230 litre sahte içki ele geçirildi.Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyete götürüldü.
Denizli'de Telefonla Dolandırıcılık Operasyonunda 2 Kişi Tutuklandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de kendilerini emniyet müdürü ve başsavcı olarak tanıtarak dolandırıcılık yaptıkları suçlamasıyla yakalanan 2 kişi, tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, telefonla aradıkları bir kişiyi, kendilerini emniyet müdürü ve başsavcı olarak tanıtıp FETÖ soruşturması bahanesiyle 474 bin lira dolandırdıkları belirlenen şüphelilere yönelik soruşturma başlattı.Teknik ve fiziki takibin ardından şüphelilerin kente Kilis plakalı bir otomobille geldikleri ve dolandırıcılığın ardından İzmir'e gittikleri belirlendi.İzmir Emniyet Müdürlüğü ekipleriyle birlikte düzenlenen operasyonda gözaltına alınan zanlılar, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Reklam
Tacikistan Ekonomisi 9 Ayda Yüzde 4,2 Büyüdü
TAŞKENT (AA) - Tacikistan'ın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) yılın ilk dokuz ayında yüzde 4,2'lik büyüme kaydetti.Tacikistan Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre, yılın ocak-eylül döneminde ülkede GSYH yüzde 4,2 artarak 55,6 milyar somona (5,3 milyar dolar) ulaştı.Verilere göre yılın ilk dokuz ayında ülke GSYH’sinde yüzde 23,9 ile en fazla paya tarım sektörü sahip oldu. Bu dönemde ülke GSYH’sinde sanayi sektörü yüzde 17,9, ticaret sektörü yüzde 16,3, vergiler yüzde 9,6, inşaat sektörü yüzde 7,5, taşımacılık sektörü ise yüzde 7,2 pay aldı.Ülkede bu dönemde tarım sektörü yüzde 8,1'lik artış gösterirken, toptan ve perakende ticaret yüzde 7,3, hizmetler sektörü yüzde 4,5, taşımacılık sektörü yüzde 0,6 geriledi.Bu dönemde tüm kaynaklardan ekonomiye yapılan yatırım hacmi yüzde 6,9 azalarak 7,6 milyar somon (737,2 milyon dolar) oldu.Tacik makamları daha önce, 2020'de ülke GSYH'sinin yüzde 7,8 büyüyeceğini tahmin etmiş ancak Kovid-19'dan kaynaklanan kriz nedeniyle bu rakamı revize ederek, bu yıl GSYH'nin yüzde 4,7 büyüyeceğini öngörmüştü.Tacikistan'ın GSYH'si geçen yılın ilk yarısında yüzde 7,5 büyümüş, bu çerçevede sanayi üretimi yüzde 12,5, tarım sektörü ise yüzde 10,8 artış göstermişti.
PKK'nın Sözde Amanoslar Saha Dörtyol-İslahiye Grup Sorumlusu Etkisiz Hale Getirildi
ANKARA (AA) - Terör örgütü PKK'nın dağ kadrosunda 23 yıldır faaliyet yürüten, mavi kategoride aranan, sözde Amanoslar Dörtyol-İslahiye grubu sorumlusu Hüseyin Acar, Hatay'da etkisiz hale getirildi.İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Yıldırım-5 Amanoslar Operasyonu kapsamında, 18 Ekim'de Hatay-Dörtyol ilçesi kırsalında İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Komando ve Jandarma Özel Harekat (JÖH) birliklerince düzenlenen operasyonda 4 teröristin silahlarıyla etkisiz hale getirildiği anımsatıldı.Açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristlerden birinin, 2016-2017 yıllarında örgütün sözde Amanoslar Saha Dörtyol-İslahiye grup sorumlusu ve saha yürütme üyesi olan, örgütün dağ kadrosunda 23 yıldır faaliyet yürüten ve Terörden Arananlar Listesi'nde 3 milyon liraya kadar ödülle 'mavi' kategoride yer alan, Dilşer kod adlı Hüseyin Acar olduğu kaydedildi.Ölü ele geçirilen teröristin örgütsel faaliyetlerine ilişkin bilgi verilen açıklamada, Hüseyin Acar'ın 1997'de Hatay/Erzin/Yoncadüzü bölgesinde, Kahramanmaraş Göksun İlçe Jandarma Komutanlığından izine gelen 1 jandarma ve 3 vatandaşın şehit edilmesi, 2 güvenlik korucusunun yaralanması, Hatay'da 1999'da sivil halka ait mülk ve tesislere yönelik sabotaj ve kundaklama olayı ile Hatay/Dörtyol ilçesi Çatköy köyü kırsalında 2017'de Jandarma Uzman Çavuşun şehit edilmesi saldırılarına katıldığı, teröristin birçok eylemin planlayıcı ve faillerinden olduğunun tespit edildiği belirtildi.
Ing Türkiye'de Üst Düzey Atama
İSTANBUL (AA) - ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcılığı ve İcra Kurulu Üyeliğine, bankada 2018’den bu yana Dijital Bankacılık ve Şube Satış Yönetimi Direktörü olarak görev yapan Ozan Kırmızı getirildi. Bankadan yapılan açıklamaya göre, ING Türkiye’de 2018'den bu yana Dijital Bankacılık ve Şube Satış Yönetimi Direktörü olarak görev yapan Ozan Kırmızı, 26 Ekim 2020'den itibaren geçerli olmak üzere Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak atandı.Açıklamada verilen bilgilere göre, 2006 yılında çalışma hayatına adım atan Kırmızı, ING Türkiye’de Bireysel Bankacılık bünyesindeki konut finansmanı, iş ortaklıkları, şube satış yönetimi alanlarında farklı görevler üstlendi. 2015 yılında Pazarlama ve Satış Direktörü görevine atandı ve son olarak 2018’den bu yana Dijital Bankacılık ve Şube Satış Yönetimi Direktörü görevini yürüttü. Bireysel Bankacılık iş kolunda, satış ve ürün yönetimi konusundaki birçok önemli projeye liderlik eden Kırmızı, dijital kanalların en yeni teknolojilerle müşteri odaklı dönüşümünde de önemli rol üstlendi. Kırmızı, bundan sonra da ING Türkiye’nin dijitalleşme ve veri odaklı bankacılık stratejisine paralel olarak ve mükemmel müşteri deneyimini önceliklendirerek katkı sunmaya devam edecek.
Reklam