onedio
Azerbaycan, Ermenistan'a Ait Bir İha'yı Daha Düşürdü
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun Ermenistan'a ait bir insansız hava aracını (İHA) daha düşürdüğü bildirildi. Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, bugün öğle saatlerinde Ermenistan'a ait bir İHA'nın Ağcabedi istikametinde keşif uçuşu gerçekleştirdiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu İHA'nın Azerbaycan hava savunma güçlerince vurularak düşürüldüğü kaydedildi.Azerbaycan hava savunma güçleri bugün Ermenistan'a ait 2 İHA'yı vurarak düşürmüş, 2 İHA ise teknik araçlarla yere indirilmişti.
Bağışçı Ülkeler Filistin Bütçesine Verdikleri Desteği Kademeli Şekilde Çekiyor
RAMALLAH (AA) - MUHAMMED HABİSA - Filistin'e yönelik yardımlar, ABD başta olmak üzere bağışçı ülkelerin bütçeye verdiği desteği çekmesi ve Arap ülkelerinin hazineye yaptığı hibelerde keskin düşüşe gitmesiyle bu yıl durma noktasına geldi. Filistin genel bütçesine verilen ortalama yıllık destek 2013'e kadar yaklaşık 1,1 milyar dolardı. Sonrasında kademeli şekilde azalan bu yardımlar 2019'da ortalama 500 milyon dolara kadar geriledi.Filistin Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, ABD ve Suudi Arabistan 2016'ya kadar Filistin bütçesinin en büyük destekçileriydi.Öyle ki ABD'nin Filistin bütçesine desteği 2013'te 350 milyon dolara kadar ulaşmıştı. Ancak Filistin'in 2012'de Birleşmiş Milletler'de 'üye olmayan gözlemci devlet' statüsünü elde etmesinin ardından uluslararası örgütlere katılmaya başlaması, ABD'nin desteğini azaltmasına yol açtı.ABD son olarak 2016'da 76 milyon dolar, Donald Trump başkanlık koltuğuna oturmadan kısa bir süre önce de 65 milyon dolar yardımda bulundu. Filistin Maliye Bakanlığı verileri, Mart 2017'den bu yana ABD yönetiminin Filistin bütçesine tek kuruş yardımda bulunmadığını gösteriyor. Beyaz Saray'ın bu şekilde İsrail'le müzakere masasına oturması için Filistin'e baskı yapmayı hedeflediği belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın desteği de azaldıSuudi Arabistan'ın Filistin bütçesine yaptığı aylık ortalama 20 milyon dolarlık destek, ana gelir kaynağı durumundaki ham petrol fiyatlarında yaşanan sıkıntı nedeniyle 2016, 2017 ve 2018 yıllarında 10-12 milyon dolar seviyesine düştü. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, Filistin bütçesine de en büyük mali katkıyı sağlayan Arap ülkesi konumunda.Suudi Arabistan'ın Filistin bütçesine verdiği destek, 2019'un ilk sekiz ayında 130 milyon dolarken, 2020'de yüzde 77,2 azalarak 30,8 milyon dolara geriledi. Son zamanlarda Filistin'e yardımları azaltan tek ülke Suudi Arabistan olmadı. ABD Başkanı Trump, geçen ay İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasındaki normalleşme anlaşması için Beyaz Saray'da yapılan imza töreninde zengin ülkelerden Filistinlilere ödeme yapmamalarını istemişti.Arap ülkeleri de yardımları azalttıFilistin Maliye ve Planlama Bakanı Şükri Beşşare, temmuz ayında yaptığı açıklamada, 'kardeş ülkelerin' Filistin bütçesini desteklemeye yönelik hibe ve yardımlarını bir gerekçe gösterilmeksizin askıya aldığını duyurdu. Filistin resmi makamları, 'dış yardımların kesilmesi' şeklinde ortaya çıkan mali baskıları, Yüzyılın Anlaşması adı verilen sözde Orta Doğu barış planı ve Arap ülkelerinin İsrail'le normalleşmelerini kabul ettirme çabası olarak değerlendiriyor. Avrupa Birliği ve Dünya Bankası, mevcut durumda Filistin bütçesine yapılan toplam dış yardımların yaklaşık yüzde 86'sını sağlayan en büyük iki bağışçı haline geldi. Filistin Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, ağustos ayı sonuna kadar Filistin genel bütçesine yapılan toplam yardım tutarı 280 milyon dolar oldu. Bu yardımların 241 milyon doları Avrupa Birliği'nden ve Dünya Bankası aracılığıyla bağışçılardan geliyor.
Doğu Anadolu'da Gece Sıcaklık Sıfırın Altında 5 Dereceye Düştü
ERZURUM (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 5 dereceyle Erzurum'un Tekman ilçesinde ölçüldü. Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava az bulutlu ve açık olacak. Sıcaklığın mevsim normallerinin 2 ila 4 derece üzerinde seyredeceği bölgede, rüzgar güneybatıdan hafif, zaman zaman orta kuvvette esecek.Bölgede gece en düşük hava sıcaklıklığı, sıfırın altında 5 dereceyle Erzurum'un Tekman ilçesinde kaydedildi. Gece sıcaklık, Tunceli'de 7, Iğdır'da 5, Erzurum, Erzincan ve Ardahan'da 2, Ağrı ve Kars'ta sıfır derece ölçüldü.Gün içinde en yüksek sıcaklıkların ise Tunceli'de 26, Erzincan'da 25, Iğdır'da 24, Ağrı'da 23, Kars'ta 20, Erzurum'da 19, Ardahan'da 17 derece olması bekleniyor.
İtalyanlar, Salgının Yeni Dalgası Karşısında Hem Endişeli Hem De İhtiyatlı
ROMA (AA) - BARIŞ SEÇKİN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Avrupa'da ikinci dalgayı sert şekilde hissetmeye başlayan İtalya'da farklı alanlardan işletmelerin yöneticileri, yeni dalga karşısında alınan önlemlere uymakla birlikte belirsizlikler içeren bu duruma dair endişelerini ve sorunlarını gizlemiyor. Avrupa'da, Kovid-19 salgınının ilk ve en ciddi oranda etkilediği yer İtalya, son günlerde salgının ikinci dalgasında, ilkine göre daha yüksek vaka sayılarıyla karşı karşıya. Vakalardaki hızlı yükseliş, endişeleri arttırırken; hükümet mümkün olduğunca bütünüyle kapanmayı gerektirmeyen önlemleri tercih ediyor. Ekonomik olarak yılı geçen seneye göre büyük zararla kapatan işletmeler de ikinci dalgayı, yeni tedbirlerle geçirme ve kendilerini koruma derdinde. AA muhabiri, başkent Roma'nın işlek muhitlerindeki işletme sahiplerinin nabzını tuttu. '2021 baharına güveniyoruz'Başkentin merkezi tren garı Termini'nin yanı başında işlek bir konumda olan NH Collection Palazzo Cinquecento Oteli'nin Genel Müdürü Salvatore Trani, salgının olumsuz etkilerini fazlasıyla hissettiklerini belirterek, 'Biz de biraz Kovid-19'un ceremesini çektik. Bunun için sadece ciromuzda, geçen yıla göre yüzde 80'lik düşüşe bakmak ve halen belirsiz olan mevcut durumun, bizim sakinlememizi sağlayacak şekilde gitmediğini düşünmek yeterlidir.' dedi. Trani, son önlemlerin olumlu yanı bulunduğuna işaret ederek, 'Misafirlerimizi ağırlamada uygulamaya koyduğumuz protokoller, standartlarda yapılan 700'ü aşkın değişikliğin otellerimizi kesinlikle daha da güvenli hale getirdiğini söyleyebilirim.' diye konuştu. Trani, şu ifadeleri kullandı:'Geleceğe endişeyle ama aynı zamanda kuvvetli bir iyimserlikle bakıyoruz. Çünkü kısa sürede yeniden uluslararası düzeyde müşterilerimizi ağırlayacağımıza inanıyoruz. Aynı şekilde Türk misafirlerimizi de kollarımız açık şekilde bekliyoruz. Kısa sürede yeniden harekete geçeceğimize inanıyoruz. 2021 baharına güveniyoruz. Muhtemelen her şeyin yeniden başlaması için halen biraz zamana ihtiyaç var. Güvenle ve seyahat etme isteğinin getirdiği bilinçle yeniden başlayacağımızı düşünüyorum.'Trani, bahar dönemindeki gibi bir kapanma, karantina hali olacağını düşünmediğine işaret ederek, 'Gezginler, güçlü şekilde yeniden seyahat etmeye başlamak istiyor, bu da haliyle bizim iyi şeyler ümit etmemizi sağlıyor. Yönergeler de bizim umutlarımızı artırıyor. Alınan önlemler, yeni vaka sayılarını kontrol altında tutma konusunda işliyor gibi. Yeni bir karantina olmayacağına güveniyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. 'Sadece aşıyla mümkün olabilir'Roma'da lüks otellerin bulunduğu Via Veneto Caddesi ile tarihi İspanyol Merdivenleri arasında bulunan Vladimiro restoranının sahibi Vladimiro Bruno da Kovid-19 salgının yol açtığı bu kriz halini, daha önce hiç görmediğini söyledi. Bruno, 1992'den beri başında bulunduğu işletmesinde insanlarla temas halinde olmanın önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ama şimdi adeta bir savaş hali gibi ki, daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Gerçekten çok zordayız. Turistik Via Veneto Caddesi'ne yakın bir yerdeyiz ve burada Roma’nın önde gelen otelleri ya kapalı ya da yüzde 10 kapasiteyle çalışıyor, doğal olarak biz de bu krizi hissediyoruz. Bizim kaynaklarımız, bizi ne zamana kadar ayakta tutabilir bilemiyorum. Bizim hükümetten laftan ziyade bir yardım görmeye ihtiyacımız var.'Geleceğe yönelik beklentilerine ilişkin ise Bruno, 'Ben bu noktada, aşıya inanıyorum. Eğer 3-4 ay içinde etkisini gösterirse, Kovid-19 biter. Bu sadece aşıyla mümkün olabilir. Kim evden 'acaba bana virüs bulaşır mı' korkusuyla çıkmak ister ya da tam tersi. Eğer aşı olursa, hepimiz aşı olursak daha huzurlu oluruz, öyle değil mi?' diye konuştu.Bruno, restoranında hükümetin aldığı son tedbirleri, en güncel haliyle müşterilerinin rahatını da gözeterek aldıklarını vurguladı. 'Turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yok'Roma'nın merkezindeki dünyaca ünlü Trevi Çeşmesi'ndeki 'News Cafe'nin sorumlusu Cristian Russo da şunları söyledi:'17 yıldır burada çalışıyorum. Biliyorsunuz, burası Trevi Çeşmesi’nde ve ben hiçbir zaman için böyle bir kriz görmedim. Ne Fransa'daki terör saldırılarında ne de 2001'deki İkiz Kulelere yönelik terör saldırılarından sonra gördüm böyle bir şey. Geçen yıla göre, ciroda yüzde 80'e yakın bir kayıp söz konusu. Roma’nın merkezinde her şey turizm odaklı. Bizimki gibi işletmeler için turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yoktur.' Marttan bu yana arka arkaya kısıtlamaların geldiğine, bu nedenle de endişeleri olduğuna dikkati çeken Russo, 'İnsanlar, nasıl davranacaklarını bilmiyor. Bu nedenle riske etmek, bara, restoranlara gitmek istemiyorlar. Evde kalmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden bizim işlerimizde güçlü bir düşüş var.' dedi. Russo, hükümetin açıkladığı son tedbirlerde ayakta tüketimin yasaklandığını hatırlatarak, 'Evet, 18.00'dan sonra sadece masalara servis yapabiliyoruz. İtalyan adetlerini biliyorsunuz; barın tezgahından hemen bir kahve ya da başka bir şey içip gidilir. Şimdi bu önlemlere alışmak, hem biz çalışanlar için hem de müşterilerimiz için biraz zor bir durum. Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız.' ifadesini kullandı. Avrupa'da ve genel olarak salgına ilişkin durumu iyimser bulmadığını dile getiren Russo, 'Şu ana kadar dayandık. Dayanabildiğimiz müddetçe de dayanacağız. Geleceğe de güvenle bakmalıyız.' dedi.
Türk, Bulgar Ve Makedon Ressamlar "Yeşil Azdavay"I Tuvallerine Yansıtıyor
KASTAMONU (AA) - ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde bölgenin doğal güzelliklerini resmetmek için 3 ülkeden 15 ressam yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen bir araya geldi. Azdavay Belediyesinin ev sahipliğinde Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya'dan 15 ressamın katılımıyla gerçekleştirilen Uluslararası Resim Çalıştayı devam ediyor. İki gün boyunca Azdavay'ın doğal güzelliklerini inceleyen ressamlar, gözlemledikleri renklerin harmonisini tuvallerine yansıtıyor. 'Azdavay'ın kültürel yönden tanınmasına büyük katkısı olacak' Belediye Başkanı Osman Nuri Civelek, AA muhabirine, Azdavay'ın doğa turizminde marka olabilecek nitelikte olduğunu söyledi. İlçenin kültürel ve doğal güzelliklerini ressamların resmettiğini belirten Civelek, 'Kültürel değerlerimiz ve doğal güzelliklerimizin ressamlar eliyle çizilmiş olmasından dolayı çok mutluyuz. 600 yıllık doğal kıyafetimiz, Çatak Kanyonu cam teras ve iç bölgesi, yaylalarımız ve atlı turizm merkezimizin ressamlarca çizilmiş olması bizi çok mutlu etti. Bu eserlerin Azdavay'ın kültürel yönden tanınmasına çok büyük katkısı olacak.' dedi. Civelek, resimleri ilçenin ön plana çıkan yerlerinde teşhir edeceklerini aktararak, 'İlçemizi ziyarete gelenler, dünyaca ünlü ressamların çizdiği bu eserleri ziyaret ettikleri yerlerde görecekler. Doğal bir müze olan ilçemizin, uluslararası ressamların yorumları ile çizilmesi sayesinde ortaya muhteşem eserler çıkacak.' diye konuştu. Çalıştayın küratörü Aynur Mahmudova Kaplan ise İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün başlattığı Kastamonu'yu adım adım tanıtmak projesi kapsamında ilçelerde çalıştaylar yaptıklarını dile getirdi. Azdavay'daki çalıştayın da projenin bir parçası olduğunu anlatan Kaplan, şöyle devam etti: 'Bugüne kadar 12 ilçede bu projeyi gerçekleştirdik. Azdavay bölgenin en özel ilçelerinden biri. Kültürel ve sanatsal yönüyle ilgi çekiyor. Doğası da çok muhteşem. Azdavay'ın güzelliklerini çiziyoruz. Sadece havası ve iklimi değil ilçede karşımıza çıkan 600 yıllık kıyafetleriyle kadınları da etkileyiciydi. Adeta doğanın güzelliğini kıyafetlerine nakşetmişlerdi.''Bazı sanatçılarımız biletini almasına rağmen salgın nedeniyle gelemedi' Salgın dönemlerinde bu tür çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Kaplan, 'Sanatın insanlar üzerinde iyileştirici bir gücü var. Bütün dünya pandemi ile uğraşırken biz cennet bir ilçemizde insanların ve sanatçıların moralini yükseltmek adına böyle bir çalışma yapıyoruz. İnsanların psikolojik sıkıntılar yaşadığı dönemde kurtarıcı olarak belki de en önemli unsur sanattır. Bazı sanatçılarımız biletini almasına rağmen salgın nedeniyle gelemedi. İranlı bir sanatçımız bunlardan biri. Şu anda çalıştayımızda Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya'dan 15 sanatçımız bulunuyor.' ifadelerini kullandı.'Doğanın güzellikleri kıyafetlere yansımış'Bulgaristan'dan Mariana Mateva, yıllardır resimle uğraştığına işaret ederek, şöyle konuştu: 'Azdavay'dan çok etkilendim. Gökyüzünün bu kadar mavi, bulutların bu kadar beyaz ve şehrin bu kadar yeşil olması beni çok etkiledi. Şehirde bir huzur var ve bu huzur insanlara yansıyor. Doğanın güzellikleri kıyafetlere yansımış. Kadınların kıyafetleri çok güzel. Bana göre kadın kültürün yaratıcısı. Bu nedenle iki kadını resimlerimde kullandım.' Bulgar sanatçı Simeon Krastev de '60 yıldır sanatla ilgileniyorum. Buradan çok etkilendim. Dünyanın birçok yerinde çalıştaylara katıldım ama bu çalıştay unutulmaz. Çok güzel misafirperverlik var. Hiç unutmayacağımız anılarla döneceğim.' şeklinde konuştu.
Endonezyalılar, Hükümetin "Filistin" Sorununda Taviz Vermemesini İstiyor
CAKARTA (AA) - MAHMUT ATANUR - Endonezya halkı, hükümetin, İsrail ile normalleşme sürecine giren bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerinde 'Filistin' meselesine karşı taviz vermemesini istiyor.Endonezyalı Müslümanlar, AA muhabirine, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi’deki bir ana caddeye Devlet Başkanı Joko Widodo’nun isminin verilmesi, İsrail ile yakınlaşan Arap ülkeleriyle ikili ilişkiler ve Filistin meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İslami yardım kuruluşunda çalışan Muhammed Azmi, ''Son dönemde İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında gelişen normalleşme sürecine bakıldığında İsrail, Filistin işgalini meşrulaştırmak veya Müslüman ülkeleri susturmak için elinden geleni yapıyor.'' dedi.Endonezya hükümetinin, Filistin meselesinde taviz vermemesi gerektiğini belirten Azmi, Widodo’nun sömürgeciliğe kesin bir şekilde karşı çıkan ülke anayasasına bağlı kalması gerektiğini söyledi.Azmi, BAE’de bir caddeye Widodo’nun isminin verilmesine ilişkin son dönemde BAE ve Bahreyn ile gelişen ilişkiler göz önüne alındığında, İsrail’in üçüncü taraflar üzerinden Müslüman ülkelerle yakın ilişki kurma çabasının bir parçası olmasından endişelendiğini dile getirdi.'Kudüs’ün İslam ümmetinin başkenti olmasını istiyorum'Kitap editörlüğü yapan Saiful Hamiwanto, ''Endonezya vatandaşı olarak bizim anayasamız her türlü sömürgeciliğe karşıdır. Bu nedenle Endonezyalı olarak İsrail’in, Filistin topraklarındaki işgaline ve İsrail ile diplomatik ilişki kurulması fikirlerine de karşıyız.'' diye konuştu.Hamiwanto, bir Müslüman olarak Mescid-i Aksa’nın içinde olduğu Kudüs’ün İslam ümmetinin başkenti olmasını arzuladığını kaydetti.BAE ile gelişen ilişkilerin sonucu olarak Widodo’nun isminin bir caddeye verilmesinden gurur duyduğunu aktaran üniversite öğrencisi 24 yaşındaki Azim Arrasyid ise ''Bu ilişki içinde umarım Devlet Başkanı Widodo, Filistin sorununa karşı tavrını değiştirmez ve desteğini sürdürmeye devam eder.'' ifadesini kullandı. Dergi editörü Dadang Kusmayad, iki ülkenin yakın ilişkinin göstergesi olarak BAE’deki bir caddeye ismi verilen Widodo’nun, Filistin ve Endonezya halkını incitecek bir girişimin içinde yer almamasını ümit ettiğini kaydetti.Kusmayad, Endonezya halkının, Filistin halkının mücadelesine olan desteğinin süreceğinin altını çizdi.''Endonezya, İsrail ile yakınlaşanların adımlarını izlememeli’’Serbest çalışan 56 yaşındaki Rifnaldi Rusli, ''Filistinli kardeşlerimiz, açık bir şekilde topraklarından edildi. İsrail’in insan hakları ihlalcisi devletlerin en önünde olduğu apaçık ortada.'' dedi.Rusli, Endonezya’nın, İslam ümmetinin düşmanı haline gelen İsrail ile yakınlaşan ''bazı ülkelerin'' attığı adımları izlememesi gerektiğini ifade etti.Özel şirket çalışanı 43 yaşındaki Aan Hadipurna da İslam ülkeleri olarak İsrail’i yalnızlaştırmanın, Filistin’deki Müslümanlara tavırlarını değiştirmesini umut ettiğini kaydetti.Bu arada Bazı Temsilciler Meclisi yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları, BAE-Endonezya ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine karşı hükümetin BAE’nin İsrail tutumunu benimsememesi konusunda uyarıda bulunuyor.BAE-Endonezya ilişkilerine katkılarından dolayı Widodo’yu onurlandırmak amacıyla BAE’nin başkenti Abu Dabi’deki bir caddenin adı, pazartesi günü düzenlenen törenle ''President Joko Widodo'' olarak değiştirilmişti.
Reklam
Grafikli - ABD, Yakın Tarihinin En "Kaotik" Başkanlık Seçimlerine Hazırlanıyor
WASHINGTON (AA) - DİLDAR BAYKAN - 59. başkanlık seçimleri için gün sayan ABD'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 80 milyona yakın kişinin postayla oy kullanacak olması ve bu kullanılan oyların sayım sürecindeki farklılıklar ile seçim sonuçlarının 3 Kasım gecesi netleşmeme ihtimali gibi nedenlerden dolayı ülkeyi yakın tarihinin en 'kaotik' seçim süreci bekliyor.ABD'de Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump ile Demokrat rakibi Joe Biden arasındaki başkanlık yarışı, tüm hızıyla devam ediyor.Bir yandan postayla ya da sandık başında erken oy kullanma işlemleri devam ederken, öte yandan Trump ile Biden arasındaki siyasi polemikler hız kesmeden sürüyor.Ülkede ulusal bazda yapılan tüm önemli anketleri derleyen analiz sitesi Real Clear Politics'e göre, ulusal çaptaki anketlerde, Biden, Trump'ın yaklaşık 7,5 puan önünde görünüyor.Seçimin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerin tamamında da Biden'ın yarışı önde götürdüğü ancak Trump'ın arayı yavaş yavaş kapadığı gözlemleniyor.Biden ile Trump arasında kritik eyaletlerin başında gelen Florida'da 2,1, Pennsylvania'da 4,9, Michigan'da 7,8, Wisconsin'de 7,6, Kuzey Carolina'da 1,8, Arizona'da ise 3,2 puan fark bulunuyor.Postayla oy kullanma süreci, kaosu da beraberinde getirebilirABD'de esasen uzun zamandır var olan 'posta yoluyla oy kullanma' yönteminin, salgın nedeniyle neredeyse seçmenlerin yüzde 70'ini kapsayacak şekilde genişletilmesinin, bu oyların seçim sonuçlarının şekillenmesinde önemli rol oynaması bekleniyor.Posta yoluyla oy kullanma sürecinde, bazı eyaletlerin 3 Kasım gününe kadar oy sayım sürecine başlayamaması ve bazı eyaletlerin seçim gününden sonra da gelen onaylı oyları kabul edecek olması ise hem yeni tartışmaları doğurarak hem de seçim sonuçlarının gecikmesi ihtimalini beraberinde getirerek süreci daha da kaotik hale sokuyor. Kritik eyaletlerdeki sayım süreci, seçim gündemini belirleyecekEyaletlerde postayla oy talep etme ve oy pusulalarının adreslere gönderilmesi işlemleri, şu anda tüm eyaletlerde sona ermiş durumda.Postayla gönderilen oy pusulalarının üzerine vurulan posta damgası için son gün 3 Kasım olsa da hangi tarihe kadar gelen oyların kabul edileceği ya da oyların resmi sayım sürecine ne zaman başlanacağı konusunda her eyaletin farklı uygulaması bulunuyor.Seçimin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerden Florida'da 3 Kasım'dan sonra seçim merkezlerine ulaşan ve posta yoluyla kullanılan oylar, kabul edilmeyecek.Eyalette posta yoluyla gelen oyların sayımına, seçim gününden 22 gün önce başlandı. Gerek seçim gününden sonra oyların kabul edilmeyecek olması gerekse de sayım sürecine erken başlanması sebebiyle bu eyaletteki sonuçların 3 Kasım gecesi büyük oranda netleşmesi bekleniyor.Bir diğer kritik eyalet Pennsylvania'da ise ABD Yüksek Mahkemesi, 6 Kasım'a kadar seçim merkezlerine ulaşan oyların kabul edilmesine hükmetti. Postayla ulaşan oyların sayımına, seçim gününden önce başlanamayacak olan eyalette, sonuçların büyük ihtimalle gecikmesi bekleniyor.Seçim sonuçlarının kafa kafaya çıkması durumunda, Florida'nın 29, Pennsylvania'nın ise 20 Seçiciler Kurulu Delegesi, muhtemelen seçimlerin kaderini belirleyecek.Diğer kritik eyaletlerden Wisconsin ve Arizona'da, 3 Kasım'dan sonra ulaşan oy pusulaları kabul edilmezken; Kuzey Carolina 6 Kasım'a, Michigan'da ise 17 Kasım'a kadar ulaşan oy pusulaları geçerli sayacak.Kuzey Carolina ve Arizona'da oyların sayım işlemine seçimlerden 14 gün önce başlandı ancak Michigan ve Wisconsin'de oyların sayımı, seçim gününe kadar mümkün olmayacak.Seçiciler Kurulu bakımından Michigan'ın 16, Wisconsin'in 10, Kuzey Carolina'nın 15, Arizona'nın ise 11 delegeye sahip olması, tüm bu eyaletleri yeni başkanın belirlenmesi noktasında hayli önemli konuma taşıyor.40 milyonu aşkın seçmen 'erken oy' kullandıYakın tarihteki seçimlere bakıldığında, sandığa gitme oranının yüzde 60'ı bulmadığı ABD'de, bu yıl sandık başında ya da posta yoluyla kullanılan erken oyların sayısındaki fazlalık dikkati çekiyor.Ülkede 47 milyonu aşkın kişi, halihazırda oyunu kullanmış durumda. Bu kişilerin 30 milyondan fazlasının posta yoluyla, 12 milyondan fazlasının da bire bir erken seçim merkezlerine giderek oyunu kullandığı belirtiliyor. Kullanılan 42 milyon oyun 21,2 milyonunun da kritik eyaletlerde olması dikkati çekiyor. ABD'de sadece erken kullanılan oylarla 2016'daki toplam kullanılan oy sayısının yaklaşık 3'te 1'ine ulaşıldığı ve Cumhuriyetçi seçmenlerin büyük oranının oy için 3 Kasım'ı beklediği göz önüne alındığında, bu yılki seçimlere katılımın fazla olacağı tahminleri de yapılıyor. Seçim öncesi 'dış müdahale' tartışmaları yine gündemdeABD'deki seçimlerle ilgili uzun süredir 'dış güçlerin' müdahalesi de önemli konu başlıklarından birini teşkil ediyor. Çin, İran ve Rusya gibi ülkelerin, ABD seçimlerine müdahale etmek istediği konuşulurken; bu konuda önceki gün Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğünden (DNI) açıklama geldi.DNI Direktörü John Ratcliffe, İran ve Rusya'nın seçimlere müdahale etmeye çalıştıklarını tespit ettiklerini açıkladı.Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien, İran ve Rusya'nın yanı sıra Çin'in de seçimlere müdahale etmeye çalıştığını bildirdi.Beyaz Saray'a giden yol, '270 delegeden' geçiyorABD'de başkanlık seçimlerinde en fazla oyu alan aday değil en fazla delegeyi kazanan aday, başkanlık koltuğuna oturuyor.'Delegeler Kurulu' (Electoral College) adı verilen sistemde, her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delege bulunuyor. Bu sayının yarıdan 1 fazlasına, yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor.2016'daki son seçimleri kazanan Trump 304 delegeye ulaşmış ancak rakibi Hillary Clinton, Trump'tan yaklaşık 3 milyon daha fazla oy almıştı. 3 Kasım'dan sonra ABD'yi nasıl bir süreç bekliyor? ABD'de seçim süreci, esasen seçim gününden sonra da uzun bir süreyi kapsıyor. Seçim sonuçlarının gecikmesi durumunda, sonraki aşamalar için Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş bazı tarihlerin değiştirilmesi söz konusu olmadığından, bu durum da beraberinde yeni bir kaos getirebilir.Tarihler, eyaletlere göre farklılık gösterse de tüm eyaletlerin 10 Kasım-11 Aralık'ta seçim sonuçlarını resmen onaylaması gerekiyor.Tüm eyaletler, 8 Aralık'a kadar tüm oyları sayıp, hangi adayın delege oyu kazandığına karar vermek zorunda. 14 Aralık'a kadar her eyaletin Seçiciler Kurulu üyesi, başkan adayına oyunu verip, bu oyları Washington'a göndermeli. Gönderilen oyların en geç 23 Aralık'a kadar ABD Kongresine ulaşması gerekiyor.3 Kasım'da yapılacak seçimlerde görevine seçilen Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri, 3 Ocak'ta yemin ederek görevlerine başlayacak.6 Ocak'ta ise hem Temsilciler Meclisi hem de Senato Üyeleri, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu salonunda bir araya gelecek. Aynı zamanda Senato Başkanı da olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in başkanlığında, Kongre'nin her iki kanadından 1'er temsilcisi eyaletlerden gelen oyları alfabetik sıraya göre okuyup sayacak. Bu süreç tamamlandıktan sonra kendisine teslim edilen sonuçları Pence, resmi olarak duyuracak ve varsa itirazları dinleyecek.Tüm bu takvimin normal olarak işlemesi durumunda, ABD'nin yeni başkanı 20 Ocak'ta düzenlenecek yemin töreniyle görevine resmen başlayacak.
Adana'da Sit Alanında Kaçak Kazı Yapan 2 Şüpheli Suçüstü Yakalandı
ADANA (AA) - Adana'nın Aladağ ilçesinde, sit alanında kaçak kazı yapan biri maden teknikeri 2 zanlı suçüstü yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Ceritler Mahallesi'ndeki sit alanında kaçak kazı yapıldığı bilgisi üzerine harekete geçti.Ekipler, kaçak kazı yapan maden teknikeri F.Y. (39) ile E.A'yı (48) suçüstü yakaladı.Yanlarında alan tarayıcı cihaz, arama dedektörü, iki gaz maskesi, kazma, kürek ve el feneri bulunan şüpheliler karakola götürüldü.
Reklam
Afet Eğitimleri, Gönüllüleri Depreme Karşı Önlem Almaya Hazırlıyor
İSTANBUL (AA) - KAAN BOZDOĞAN- 'Asrın felaketi' olarak nitelendirilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından ülke genelinde başlatılan ve bugüne kadar İstanbul'da yaklaşık 2 milyon kişiye verilen afet ve acil durum eğitimleri, başta beklenen İstanbul depremi olmak üzere, olası afetlere karşı vatandaşın bilinçlenmesine katkı sağlıyor.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İstanbul İl Müdürlüğü bünyesindeki Afet Eğitim Merkezi'nde gönüllü vatandaşlara ve kuruluşlara, deprem, arama kurtarma, ilk yardım ve KBRN gibi çeşitli konularda eğitimler veriliyor. Her türlü afete karşı bilinç kazandırmak amacıyla verilen bu eğitimlerde katılımcılar, kimi zaman bir binada ya da su kuyusunda mahsur kalan kişiyi kurtarırken, bazen de sel sularının sürükleyici gücünü yerinde deneyimliyorlar.Katılımcılar aynı zamanda eğitim kapsamında simülasyon ile Türkiye'de bugüne kadar yaşanmış 10 depremin şiddeti ve yıkıcı etkisini tecrübe edip, deprem konusunda doğru bilinen yanlışları öğreniyorlar.Afet Eğitim Merkezi Eğitim Sorumlusu Arzu Aksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 1999 Marmara Depremi'nin ardından afet konusunda farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştığını söyledi.2018 yılına kadar müdürlük bünyesinde verilen eğitimlerin artık Afet Eğitim Merkezi çatısı altında verildiğini belirten Aksoy, son iki yılda 52 bin kişinin merkezdeki eğitimlerden istifade ettiğini anlattı. Son 21 yılda eğitimlerle afet bilinci konusunda aşama katedildiğini dile getiren Aksoy, 'O güne (1999 Marmara Depremi) kadar hep müdahale aşamasında olan eğitimler ondan sonra artık, 'planla, hazırlan, bilgilen' boyutuna geçti. Bu kapsamda 1999'dan bugüne kadar yaklaşık 2 milyon kişiye eğitim verildi.' dedi.Aksoy, eğitim alan 2 milyon kişinin etkileşimi düşünüldüğünde AFAD'ın bu konuda 5 milyondan fazla insana dokunduğunu aktardı. 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli'7'den 70'e herkesin bu eğitimleri alabildiğini ifade eden Aksoy, afet bilinci eğitimlerinin 'deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası' hazırlıkları içerdiğine dikkati çekti.Olası afetlerde ilk 3 günün önemine değinen Aksoy, şöyle konuştu: 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli. Profesyonel ekipler gelene kadar kendi bilgimizle, kendi hazırlığımızla aslında baş başayız. Bizler öncelikle ilk 72 saate hazırlanmamız gerekiyor. Bunları aslında herkese anlatmaya çalışıyoruz. Afet bilinci kültürü bu ilk 72 saate hazırlık aşamasıdır. Mesela neler yapacağız bu 72 saat için? Öncelikle aile afet planımızı yapmamız gerekiyor. Aile afet planında evimizdeki düşüp bize zarar verebilecek eşyaların duvara sabitlenmesi, gerekirse yerlerinin değiştirilmesi, toplanma alanlarının önceden planlanıp belirlenmesi ve daha sonra bir afet çantasının oluşturulması önem arz ediyor. Her vatandaşın bu şekilde hazırlık yapmış olması önemli. Diyoruz ki bir birey afete hazırsa tüm toplum afete hazırdır.'Kişinin afet bilincinin gerekliliklerini öncelikle evinde ve kendi çevresinde hayata geçirmesi gerektiğini anlatan Aksoy, afet konusunda eğitim almak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu ifade etti.'Herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz'Merkezde deprem özelinde farkındalık eğitimleriyle beraber simülasyon eğitimlerinin de bulunduğunu dile getiren Aksoy, 'Afet simülasyonumuz Türkiye'de yaşanmış 10 tane depremi simüle eder. Bu sarsma tablasında eğitim alan tüm katılımcılar simülasyonu yaşarlar. Gerçek depremi orada yaşarlar aslında. Bunu yaşadıklarında farkındalık daha fazla oluşuyor.' şeklinde konuştu.Merkeze ulaşamayanlar için gezici deprem simülasyon tırının dönem dönem kent meydanlarında vatandaşlarla buluştuğunu belirten Aksoy, isteyenlerin merkezde sel simülasyonundan, enkaz ve kuyu alanlarında yapılan çalışmalardan da faydalanabileceklerini söyledi. Eğitim sonrası geri bildirimlerin de memnuniyet verici olduğunu aktaran Aksoy, 'Herkes bazı durumların bildikleri doğruların yanlış olduğunu ya da aslında neleri yapması gerektiğini çok daha net görmüş oluyor. Simülasyonlar da bunu destekliyor aslında. Doğru davranış burada yaşayarak, yüz yüze eğitimlerle çok daha farkındalık sağlıyor. Bu anlamda öncelikle enkaz alanında yapmaması gerekenleri öğreniyor. Doğru müdahaleyi, evinde hazırlığı, tahliye konusunu öğreniyor.' değerlendirmesinde bulundu.Her bireyin AFAD gönüllüsü olabileceğinin altını çizen Aksoy, 'AFAD gönüllüsü olmak için internet üzerinden bir portalımız var. Eğitimlerini uzaktan tamamlıyorlar. Uzaktan eğitimlerini tamamlayan tüm gönüllülere hafif arama kurtarma, yangın, afet bilinci gibi eğitimlerimizi yüz yüze de gerçekleştiriyoruz. Böylelikle AFAD gönüllüsü olarak bizlere destekte bulunabiliyorlar.' ifadesini kullandı.Aksoy, olası İstanbul depremine karşı hazırlıklı olunması çağrısında bulunurken, şunları kaydetti:'İstanbul'da olası bir depreme karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu anlamda eğitimlerimizi alalım. 'Bilgilen, hazırlan' diyoruz. Bu anlamda herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz. Afet Eğitim Merkezimizde bize ulaşabilirler, herkese kapımız açık. Eğitimlerimizi yüz yüze gerçekleştirebiliyoruz. Burada eğitimlerini alabilirler. 'Herkes bilgilensin, hazırlansın ve doğru davranışı afet sırasında gerçekleştirsin.' diyoruz.'
Fetö'nün "Mahrem İmamları"Nın Ardışık Aradığı Sanığa 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezası
ADANA (AA) - Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 'mahrem imamları' ile ankesörlü ve büfe telefonlarından periyodik ve ardışık arama yöntemiyle haberleştiği iddiasıyla yargılanan eski askeri okul öğrencisine 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık S.D. ve avukatı katıldı.Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın kentteki sabit-ankesörlü telefon hattından ardışık nitelikte 22 kez arandığını ve FETÖ'nün askeri okul 'mahrem imamı' ile irtibatının tespit edildiğini belirterek, S.D'nin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan cezalandırılmasını istedi.Sanık S.D. savunmasında, mütalaayı kabul etmediğini ve FETÖ/PDY'nin 'mahrem imamları' ile ankesörlü ve büfe telefonlarından periyodik ve ardışık arama yöntemiyle haberleşmediğini ileri sürdü.Örgütün mahrem yapılanmasıyla bağlantısının olmadığını savunan S.D, 'Telefonuma ByLock yüklemedim ve kullanmadım. Örgütsel bir konumum bulunmamaktadır. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadelerini kullandı.Mahkeme heyeti, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı sanığın mevcut halinin devamına karar verdi.
Ankara'da Uyuşturucu Operasyonu: 4 Gözaltı
ANKARA (AA) - Ankara'nın Beypazarı ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 4 şüpheli gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Beypazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, otomobille uyuşturucu satıldığı istihbaratına ulaştı. Şüpheli iki otomobili takibe alan ekipler, operasyon düzenledi. Araçlarda bulunan S.S, S.Y, M.D. ve A.M. gözaltına alındı. Şüphelilerin üst aramasında, araç ve evlerinde 250 gram eroin, 3 gram esrar, 12 gram sentetik uyuşturucu ve 11 uyuşturucu hap ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Reklam
Türkiye'de Mavi Tur Pazarının Büyüklüğü 300 Milyon Dolara Ulaştı
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Türkiye'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yerli turistlerin, bu yaz tatil tercihlerinde değişikliğe giderek izolasyonun mümkün olduğu yat turizmine yönelmesiyle mavi tur pazarına ilgi arttı.Kovid-19 dolayısıyla denize komşu ülkeler ve Türkiye'de güvenli tatil yapma ihtiyacı bu yaz tekne ve yat tatilini ön plana çıkardı. Bu eğilim sonucunda verilere göre, mavi tur pazarının büyüklüğü 300 milyon dolara ulaştı.Türkiye'nin online hizmet veren tek tekne kiralama platformu olan ve 40 ülkede hizmet veren Viravira.co'nun kurucusu ve CEO'su Baran Yıldırım, AA muhabirine, yeni dönemde büyüyen mavi tur pazarı ve ülkedeki yat turizmi hakkındaki gelişmeleri anlattı.Türkiye'de turizmin yüzde 20'sinin denizlerde oluştuğunu belirten Yıldırım, pandemi öncesi dönemde 35 milyar dolarlık turizm gelirinin yüzde 20'sinin, denizin üzerinde seyir halinde olan tekne, yat, cruise gibi deniz turizminin ayaklarından sağlandığını vurguladı.Yıldırım, kurulduklarında ülkede deniz turizmi alanında özelleşmiş bir platform olmadığını, Avrupa'da 2013 yılında online olarak deniz deneyimi, turizmi yapanların yeni yeni çıktığını belirtti.Baran Yıldırım, sistemlerinde 12 bin teknenin kayıtlı olduğunu, bunların binin üzerinde olan kısmının Türkiye'de, kalan kısmının ise 40 ülkeye dağıldığını, 960 farklı lokasyonda deniz turizmi yaptıklarını söyledi.Küçük tekneler hızla dolduYıldırım, turizmin diğer ayaklarına göre mavi tur pazarının pandemiden çok olumsuz etkilenmediğini belirterek, yerli turistlerin korunaklı bir ortamda, tanıdıkları insanlarla bir arada olmak için tekne ve yat turizmine eğilim gösterdiğini ve yeni turistler kazandıklarını kaydetti.Kapasitesi 4 kişi ile başlayan ve 30 kişiye kadar çıkan teknelerin doluluğunun, mayıs ayı öncesi ile sonrası arasında ciddi farklılık gösterdiğini ifade eden Yıldırım, haziran, temmuz ve ağustos aylarında teknelerin hızlı şekilde dolduğunu aktardı.Sistemlerindeki 4-12 kişilik teknelerin, daha büyüklerine nazaran çok hızlı dolduğunu, temmuz ayının ortalarına gelindiğinde bu teknelerin hepsinin mavi denizlere açıldığını kaydeden Yıldırım, 'Yat turizmi sektörü, pandemiden en az hasarla çıkan sektörlerden biri oldu.' dedi.'Yat turizmine yönelen yerli turistte çok iyi bir sıçrama oldu'Koronavirüsün yat turizmine ilgiyi arttırdığına dikkati çeken Yıldırım, tatile çıkmak isteyenlere yat turizminin daha steril ve güvenli olduğunu anlattıklarını söyledi.Yıldırım, 'Bu sene ilk defa mavi tur yapanların sayısı çok fazla. Yat turizmine yönelen yerli turistte çok iyi bir sıçrama oldu. Hiç deneyimlemeyenler bu turizme yöneldi bu yaz. Teknelerimizde Kovid-19 nedeniyle olumsuzluk yaşanmadı. Tekne sahiplerimiz de böyle bir sıkıntıyla karşılaşmadı. Teknede herkes sağlıklı gıda tüketiyor. Mürettebatın dışarıyla bağlantısı olmuyor. Mavi tur bir haftalık olduğundan, teknelerde herkes izole olmayı başardı.' diye konuştu.2022 hedefi 500 milyon dolar Yerli turist sayısı artarken, yabancı turist sayısında önemli bir kaybın da yaşandığına işaret eden Yıldırım, büyük charter firmalarının yabancı turistin az sayıda gelmesinden etkilendiğini aktardı.Yıldırım, 2021'de pandemiye yönelik aşının bulunmasıyla deniz turizminde yine ciddi büyümenin olacağını öngördüklerini belirterek, şöyle devam etti: '2022'de Türkiye'de mavi tur pazarının 500 milyon dolar seviyesine geleceğini düşünüyoruz. Gün içi kiralamalar, cruise turları veya yelken ve dalgıçlık eğitimleri gibi deniz üzerindeki tüm deneyimleri dikkate aldığımızda ise dünyada mavi tur pazar büyüklüğü 65 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye özelinde baktığımızda, mavi tur pazarı büyüklüğü 300 milyon dolar, toplam deniz deneyimleri pazarının ise 1 milyar doları aştığını söyleyebiliriz.'Türkiye'nin profesyonel yat filosu 5 bin civarındaDeniz Ticareti Örgütü verilerine göre Türk denizlerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığından onaylı 1700 civarında Türk bayraklı, yaklaşık 200 yabancı bayraklı deniz turizm aracı işletme belgeli tekne olduğu bilgisini veren Yıldırım, bu 1900 teknenin yüzde 60'ının kendi sistemlerine kayıtlı olduğunu, mavi tur pazarında bu rakamı, 2021'de yüzde 80'e çıkarmak istediklerini söyledi.Yıldırım, '1900 mavi tur teknesinin yanı sıra günlük kiralanan 3 bin civarında tekne var. Bunların 2 bini denizlerde, geri kalanı iç sularda faaliyet gösteriyor. Türkiye, 5 bin civarında profesyonel yat filosuna sahip.' ifadelerini kullandı.'Doğu Akdeniz'de mavi tur için daha fazla pay almalıyız'Son 4 yılda Türk deniz turizminde büyük gelişmeler olduğunu, bu turizmin yılda yüzde 300 büyüdüğünü vurgulayan Yıldırım, 2021'de bu çıtanın yükseleceğine dikkati çekti.Yıldırım, bu yıl toplam 1 milyon civarında ziyaretçileri olduğunu, pandemiden dolayı yabancı talebinin sınırlı kaldığını dile getirerek, eylül ve ekimde özellikle yat turizmine yönelik yurt dışından Türkiye'ye ciddi talep başladığını ifade etti.Baran Yıldırım, şunları kaydetti:'Biz Türk deniz turizmi oyuncusu olarak yurt dışında söz sahibi olmak istiyoruz. Dünyada yat kiralama pazarının büyüklüğü 15 milyar dolar civarında. Bu büyük bir pazar. Bunun yarısı Akdeniz çanağında oluşuyor. Akdeniz'deki bu kısmın yarısı ise Doğu Akdeniz'de yani Türkiye, Yunanistan ve Hırvatistan'ı içine alan bir bölgede oluşuyor. Bizim bu iki ülkeye göre çok avantajımız var, potansiyelimiz yüksek. Doğu Akdeniz'de mavi tur için daha fazla pay almalıyız. Global pazar, alternatif turizme olan ilgi ve gelir seviyesindeki artışla birlikte her yıl dolar bazında yüzde 10 civarında büyüme kaydediyor. Özellikle genç kuşakların ciddi ilgisi olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu güçlü büyüme devam edecektir.'
Belçika Yeni Kovid-19 Önlemleri Alıyor
BRÜKSEL (AA) - Belçika hükümeti, artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakaları nedeniyle yeni önlemler açıkladı. Ülkede bahar aylarındaki gibi 'tam kapanma' olmayacak ancak eğitim, kültür, spor gibi alanlarda bazı kısıtlamalara gidilecek.Belçika Başbakanı Alexander de Croo, dün gece geç saatlere kadar devam eden İstişare Komitesi toplantısında ilk etapta 19 Kasım'a kadar uygulanacak kararları açıkladı. 'Zor haftalar, belki aylar bizi bekliyor.' diyen de Croo, Belçikalılardan 'ulusal dayanışma' göstermelerini istedi. De Croo ve bölgesel hükümetlerin yetkililerinin duyurduğu yeni kararlara göre, amatör spor müsabakaları yapılmayacak, profesyonel spor karşılaşmalarında stadyumlara seyirci alınmayacak. Daha önce ise kısıtlı sayıda seyirci alınıyordu. 18 yaş altı müsabakalar ise devam edecek. Ayrıca sporcular ve takımlar açık havada idman yapabilecek.Kültürel etkinlikler devam edecek ancak topluluk sayısı en fazla 200 olacak ve katılımcılar arasında 1,5 metre mesafe sağlanması şart koşulacak.Eğlence parkları kapatılacak. Hayvanat bahçeleri açık kalacak ancak kapalı alanlara ziyaretçi alınmayacak.Anaokulları, ilkokullar ve ortaokul ile liselerde eğitim devam edecek. Yüksek öğretimde ise sınıflarda kapasitenin yüzde 20'si kadar öğrenci maske takarak bulunabilecek. Birinci sınıftaki öğrenciler için bu oran yüzde 50 olacak.Günlük vaka 10 binin üzerindeBelçika'da Kovid-19 vakalarında son haftalarda büyük artış görüldü. Haftalık sayıların günlük ortalamasının duyurulduğu ülkede yeni vaka sayısı ortalama 10 bini aştı. 13-19 Ekim haftasında ortalama günlük yeni vaka sayısı önceki haftaya göre yüzde 69 artarak 10 bin 453 oldu.11,4 milyon nüfuslu ülkede bugüne kadar 270 bin 132 kişi virüse yakalandı, bu kişilerin 10 bin 588'i hayatını kaybetti. Hastanelerde de doluluk artıyor. Belçika genelindeki hastanelerde 3 bin 649 kişi Kovid-19 tedavisi görüyor. Bu kişilerin 573'ü yoğun bakımda tutuluyor. Ülkedeki yoğun bakım yatak sayısının 2 bin civarında olduğu belirtildi.Hasta sayısındaki artış üzerine yoğun bakımların yarısının Kovid-19 hastaları için ayrılması kararlaştırılmıştı. Ayrıca hastanelere acil olmayan ameliyatlar ve tedavilerin 4 hafta boyunca ertelenmesi talimatı verilmişti.Ülkede durumun giderek kötüleşmesi üzerine, hükümet geçen hafta yeni tedbirler açıklamıştı. Bunlar arasında restoranlar, barlar ve kafelerin 1 ay boyunca kapatılması, gece yarısından sabah 05.00'e kadar sokağa çıkma kısıtlaması, mümkün olan iş kollarında evden çalışma zorunluluğu gibi uygulamalar yer almıştı.
Kütahya'da Cezaevinde Yangın Çıktı
Kütahya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 26 mahkumun kaldığı koğuşta henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu kısa sürede kontrol altına alınıp, söndürüldü.
Reklam
Prof. Dr. Aksun: "Metil Alkol Zehirlenmesi, Uzun Vadede Kalıcı Hastalıklara Neden Oluyor"
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksun, metil alkol zehirlenmesi vakalarında hayata tutunan hastaların uzun vadede böbrek yetmezliği, görme bozukluğu, felç gibi kalıcı hasarlarla karşı karşıya kalabildiğini belirtti. Türkiye'de metil alkol zehirlenmesi nedeniyle 9 Ekim'den bu yana 69 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce hastanın yoğun bakım servislerindeki tedavileri devam ediyor.Hastaların, metil alkolden yapılan sahte içkileri tüketmelerinin ardından 10 ile 24 saat arasında baş ağrısı, mide bulantısı, geçici görme kaybı şikayetleriyle hastanelerin acil servislerine başvurmalarının ardından tedavi süreçleri başlıyor.Metil alkol zehirlenmesi nedeniyle hastanelere gelenlerin büyük bölümü, bilinci kapalı olarak acil servisten giriş yapıyor. Yoğun bakıma alınanların tamamına yakınına solunum cihazı desteği verilirken, hastalara diyaliz tedavisi uygulanarak vücutlarındaki zehirli maddenin atılmasına çalışılıyor. Tedavi süreçleri başarılı geçen ve yoğun bakımdan kurtulan birçok hasta, hayat boyu sağlık sorunlarıyla uğraşmaya devam ediyor. 'Kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yaratıyor'Prof. Dr. Murat Aksun, AA muhabirine, 9 Ekim'den bu yana hastanelerine metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle onlarca hastanın başvurduğunu, yoğun bakım servisinde halen tedavisi sürenlerin olduğunu söyledi.Etil alkolle yapılan içkilerin uzun süreli kullanılması durumunda kronik organ yetmezlikleri ve nörolojik bozukluklar görüldüğünü belirten Aksun, 'Metil alkolde ise durum çok farklı. Tüketiminin ardından etkileri yaklaşık 10 saat içinde başlıyor. 30 mililitreden daha az, örneğin bir bardak bile içilmesi durumunda kan yoluyla karaciğere gelen metil alkol, formaldehite ve sonra da formik aside dönüşmekte. Kandaki pH düzeyinin düşmesinin ardından vücuttaki tüm organların fonksiyonları bozuluyor.' dedi. Aksun, hastalara yoğun bakımda etil alkol tedavisi uygulandığını, hastaların ölüm ve yaşam arasındaki ana belirleyici etkenin ise içilen metil alkolün miktarı ve acil servise başvurma zamanı olduğunu ifade etti.Metil alkol zehirlenmesinin kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yarattığına işaret eden Aksun, şöyle konuştu:'Hastalarımızın büyük kısmını kaybediyoruz. Metil alkol zehirlenmesi, adı üzerinde bir zehirlenme tablosu. Hastayı, sanki fare zehri içmiş gibi saatler içinde öldürebilir ya da günler sonra ortaya çıkan organ fonksiyonlarındaki bozulmalara bağlı olarak kaybedebiliriz. Akut dönemde hastalarımız böbrek, karaciğer, santral sinir sistemi ve kalple ilgili problemin yanı sıra kalıcı görme kaybı yaşayabiliyor. Metil alkol, ölümden kurtulan hastalarda da uzun vadede kalıcı böbrek yetmezliği, kalıcı görme bozukluğu, kalp rahatsızlığı, felç, beyin fonksiyonlarında bozukluklara neden olabilir. Vücutlarında fonksiyon bozuklukları olduğu için hastalarımız yaşamlarına bundan sonra böyle devam etmek zorunda kalıyor.''Kovid-19'dan daha ölümcül'Hastalarından sık sık metil alkol zehirlenmesi ile yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) karşılaştıran sorular aldığını belirten Aksun, iki hastalığın çok farklı ancak metil alkol zehirlenmesinin çok daha ölümcül olduğunu söyledi.Kovid-19'un en büyük etkisinin akciğerler üzerinde görüldüğünü, pek çok organın da etkilenebildiğini ifade eden Aksun, şunları kaydetti:'Metil alkol zehirlenmesi ise karaciğer, böbrek, kalp, göz ve sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden oluyor. Kovid-19 hastalarının yoğun bakım sürecinde iyileşme imkanı, uygulanan tedaviler sayesinde daha yüz güldürücü olabilmekte. Elbette Kovid nedeniyle de pek çok hastayı kaybediyoruz ama çoğu hastayı da tedavi ederek taburcu edebiliyoruz. Bu anlamda Kovid-19 teşhisi konulan hastaların kurtulma imkanı, metil alkol zehirlenmesi teşhisi gören hastalara göre daha yüksek.'
Evinin Zemininden Çıkan Suya Çözüm Bulamayınca Odaya Kuyu Yaptı
SİVAS (AA) - MUZAFFER AKYÜZ - Sivas’ın Hafik ilçesinde evinin zemininden çıkan suya engel olamayan muhtar, çareyi odaya su kuyusu yapmakta buldu. İlçeye 31 kilometre uzaklıkta bulunan Kamış köyünün muhtarı Şemsettin Erdem, yaklaşık 10 yıl önce ailesi için ev inşaatına başladı.Erdem, o dönem inşaat aşamasındaki evinin temelinden su çıktığını görünce bunu betonla kapatmaya çalıştı. Evin duvarları örüldükten sonra su, duvarlardan ve zeminden sızmaya başladı. Su sızıntısına engel olamayan Erdem, sızıntının olduğu odaya su kuyusu yapıp içme suyunu temin etmeye başladı.'Çok güzel, tatlı ve içmeye değer bir su' Şemsettin Erdem, AA muhabirine, evinin temelinden çıkan suya engel olamayınca çareyi odaya su kuyusu yapmakta bulduğunu söyledi. Köyüne yaptığı evin inşaatı aşamasında temelden su çıktığını anlatan Erdem, 'On yıl önce evin inşaatını yaparken su çıktı. Suyu kapatmak için çaba sarf ettik. Sonra evin duvarlarından sızmaya başladı.' dedi. Çözümü su kuyusu yapmakta bulduğunu ifade eden muhtar Erdem, 'Sızıntının önüne geçemeyince bunu lehimize çevirmeye çalıştık ve evin içine su kuyusu yaptık. Kuyu suyunu evin ihtiyaçlarında ve borularla dışarıya kadar çıkarıp yaptığımız çeşmede kullanıyoruz. Çok güzel ve tatlı bir su.' diye konuştu. Şemsettin Erdem, evlerinde su kesintisi yaşamadan taze su içmenin keyfini yaşadıklarını dile getirdi.
Reklam
Ihlara'nın Giriş Kapısı Selime, Tarihi Ve Doğallığıyla Büyülüyor
AKSARAY (AA) - ZEKERİYA KARADAVUT - Hristiyanlar tarafından yaklaşık 1700 yıl önce ilk yüksek sesli ayinin yapıldığı yer olarak bilinen Selime Katedrali'nin de bulunduğu bölge, kiliseleri, manastırları, kervan yolu, irili ufaklı yüzlerce peri bacası ve eşsiz manzarasıyla ziyaretçilerini büyülüyor.Kayaların oyulmasıyla iki katlı inşa edilen ve Kapadokya bölgesinin en büyük katedrali olma özelliğine sahip Selime, Ihlara Vadisi'nin giriş kapısı niteliği taşıyor. Çoğu kilise olarak inşa edilen katedralde, mutfaklar, ambar damları ve odalar gibi yaşam alanları Bizans sanatının izlerini taşıyor. Duvarlarda Hazreti İsa'nın göğe çıkışı ile Meryem Ana gibi tasvirler yer alıyor.Kaya oyma mekanları arasından geçerek zirveye ulaşan ziyaretçiler, yeşilin ve yüzlerce peri bacasının buluştuğu manzarada dinlenerek, fotoğraf makineleriyle eşsiz anı ölümsüzleştiriyor.Kapadokya'ya gelen turistlerin gözdesi haline gelen Selime Katedrali'ni yılda yaklaşık 500 bin kişi ziyaret ediyor. 'Yukarıdan manzarayı seyrettim harika'ABD'li turist Ryan Hennig, AA muhabirine, Kapadokya bölgesini görmek için arkadaşlarıyla birlikte geldiğini söyledi.Ihlara Vadisi'nin ardından Selime Katedrali'nin bulunduğu bölgeyi ziyaret ettiklerini anlatan Hennig, şunları kaydetti:'Çok güzel tarihi ve doğal güzellikleri olan bir yer. Muhteşem. Herkese tavsiye ediyorum, burayı görmek gerekir. Katedralin içerisindeki freskler harika. Çok uzun yıllar önce yapılmış şeyleri görmek harika bir his. Onlara bu kadar yakın olmak çok ilginç. Peribacalarına bayıldım. Yukarıdan manzarayı seyrettim, harika. Büyüleyici bir alan. Daha önce bir arkadaşım gelmiş, bu bölgeyi ziyaret etmişti. Onun tavsiyesiyle geldim ve çok mutlu oldum.'Kosovalı turist Adaline Emine ise iki gündür bölgede olduğunu ifade etti.Kayadan oyma mağaralara, kiliselere, katedrale hayran kaldığını anlatan Emine, 'Her yeri gezmek istiyorum. İki gün yeterli olmadı. Buraları görmek için bir kez daha geleceğim ve daha çok zaman ayıracağım. İçerideki kayadan oyma odaları, depoları, kiliseyi ve evleri çok beğendim.' dedi.'Manzarasına ve doğasına bayıldım'Malatya'dan gelen Alparslan Tokgöz de Selime Katedrali ve Ihlara Vadisi'nin güzelliklerini bildiğini ancak daha önce bir türlü gelemediğini belirtti.Ailesiyle bölgeyi gezdiğini söyleyen Tokgöz, şunları kaydetti:'İnsanların bu taşları nasıl oyduğunu ve yaşam alanı yaptığını herkesin görmesi gerekiyor. Buraları gördüğüm için mutluyum. Daha önce Derinkuyu yer altı şehrini gezmiştim. Burası da çok güzel bir yer. Manzarasına ve doğasına bayıldım. Peribacaları da harika görünüyor. İnsanları tarihin derinliklerine götürüyor, bu anlamda gezilip görülmesi gereken yerler.'
Üsküp'ün Türk, Arnavut Ve Boşnak Çocukları "Osmanlı" Formasında Buluştu
ÜSKÜP (AA) - SEYYİD EMİN - Osmanlı dönemine ait çok sayıda eseri içinde barındıran Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'te kurulan Ottoman (Osmanlı) Futbol Kulübü, şehirdeki Türk, Arnavut ve Boşnak ailelerin çocuklarını aynı formada buluşturdu.Tarihi camilerden Türk Çarşısı'na ve Vardar Nehri üzerindeki Taşköprü'ye kadar onlarca Osmanlı yapısına sahip olan ve o döneme ait birçok geleneğin hala yaşatıldığı Üsküp, 'Osmanlı' adını 3 yıl önce kurulan amatör futbol kulübünde de yaşatıyor.Üsküp'teki Türk, Arnavut ve Boşnak ailelerin çocuklarının forma giydiği kulüp, üç milletin de ortak değeri sayılan Osmanlı'nın adını taşıyor.Kulübün kurucusu ve aynı zamanda antrenörü Recep Süleymani, AA'ya yaptığı açıklamada, kulüp kurma fikrinin antrenman yaptıkları halı sahanın sahibi ve birkaç ebeveynle yaptıkları istişareler sonucu ortaya çıktığını söyledi. İlk zamanlarda çok küçük yaşlarda az sayıda çocukla antrenmanlara başladıklarını anlatan Süleymani, çocuk sayısının zamanla arttığını ifade etti.Süleymani, kulüp çatısı altında sadece Arnavut değil, Türk ve Boşnak çocukların da bulunduğunu belirterek, 'Ailelerle yaptığımız görüşmeler sonrasında herkese aynı olacak bir isim bulmayı başardık ve bu ismin 'Ottoman' olmasına karar verdik.' dedi.Yaşadıkları semtte çocukların sokaklarda çok fazla vakit geçirdiğini gözlemledikten sonra kendi ve halı saha sahibinin girişimiyle 3 yıl önce kulübü kurduklarını anlatan Süleymani, şu an kulüpte 3 farklı yaş grubunda 50'ye yakın çocuğun top koşturduğunu söyledi.Üç oyuncuları Vardar'a transfer olduKuzey Makedonya Futbol Federasyonundan lisanslarının da olduğunu aktaran Süleymani, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle resmi müsabakalara ara verildiğini, bu nedenle dostluk maçları yaptıklarını söyledi.Süleymani, çocuklarla yapılan çalışmaların meyvesini almaya başladıklarını belirterek, birkaç ay önce ülkenin köklü kulüplerinden Vardar ile hazırlık maçı oynadıklarını ve o maçtan sonra 3 oyuncularının Vardar tarafından transfer edildiğini ifade etti.Biri 8, diğer 10 yaşındaki iki çocuğu kulüpte forma giyen Adnan Ademi, yapılan antrenmanlardan çok memnun olduklarını belirterek, kulüpte çok yetenekli çocuklar olduğunu ve her geçen gün yeteneklerini daha iyi gösterdiklerini söyledi.Kulübün adının kendisine Osmanlı İmparatorluğunu hatırlattığını kaydeden Ademi, 'Osmanlı İmparatorluğu gibi devasa bir imparatorluk, futbolcuların bu ismi layıkıyla temsil etmeleri için teşviktir.' dedi.Kiminin hayali Beşiktaş, kimininki Real MadridOttoman'da forma giyen 12 yaşındaki Kadir Kurtiş, büyüdüğünde Beşiktaş'a transfer olmak istediğini belirterek, 'Kulübün isminin Osmanlı olması bizi daha çok gururlandırıyor ve maçlarımızda daha iyi ve daha gururlu oluyoruz.' diye konuştu. 11 yaşındaki Betim Sadiki ise 3 yıldır Ottoman'da antrenman yaptığını ve geçen yılki bir turnuvada 'en iyi oyuncu' seçildiğini belirterek, 'Büyüyünce Real Madrid'de, tıpkı Sergio Ramos gibi savunmada oynamak istiyorum.' ifadesini kullandı.
Beyaz Aslan İle Bengal Kaplanının Dostluğu Görenleri Hayrete Düşürüyor
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK- Vahşi kediler dünyasının iki ayrı türüne mensup beyaz aslan 'Pamuk' ile Bengal kaplanı 'Toby'nin 2 aylıkken başlayan dostluğu görenleri şaşırtıyor. Tuzla'daki Aslan Park'ta 18 ay önce dünyaya gelen aslan 'Pamuk' ile kaplan 'Toby', birbirinden ayrılmayan iki dost. Her ikisinin de annelerinin, bakımlarını bırakması nedeniyle bakıcıları tarafından beslenip büyütülen 'Pamuk' ve 'Toby', bu süreçte arkadaş oldu. İki ayrı tür olmalarına rağmen iki ayda arkadaşlıklarını pekiştiren aslan 'Pamuk' ve Bengal 'Toby', 4 aylık olduklarında bakıcıları tarafından ayrılarak, farklı alanlarda yaşamlarını sürdürmeye başladı.'Pamuk' ve 'Toby'deki huzursuzluğu ve mutsuzluğu fark eden Aslan Park'taki bakıcılar, bu mutsuzluğun her ikisinin da ayrı olmalarından kaynaklandığını anladı. Yeniden bir araya getirilen 'Pamuk ve 'Toby'nin doğada, hayvanat bahçelerinde veya milli parklarda nadiren görülen bu dostluğunu ziyaretçiler de gözlemleme imkanı buluyor. Günün büyük bir bölümünü uykuda geçiren Pamuk ve Toby, geriye kalan zamanlarda ise birlikte oyun oynamaktan büyük keyif alıyor, bakım, tedavi veya aşı dahi olsa kısa süreli ayrılıklara dayanamıyor.'Farklı türler olmalarına rağmen güzel bir dostluk başladı'Aslan Park Direktörü Gökmen Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aslan Park'ta bir çok yavrunun dünyaya geldiğini, annelerin yavrularına maksimum iki yıl baktığını, bazen de çok erken terk edebildiğini söyledi.Anneleri tarafından kısa süre bakılan bu aslan ve kaplanın bakımının, bakıcılar tarafından üstlenildiğini belirten Aydın, 'O dönemde tanıştılar ve bir araya geldiler. Yaklaşık 4 ay boyunca bir arada kaldılar ancak her ikisi farklı türler olduğu için ayırmak istedik. Bir baktık ki hayvanlarda bir huzursuzluk var. Bu huzursuzluğun nedenini araştırmaya başladık. Daha sonra bir araya geldiklerinde gördük ki aslında birbirlerini istiyorlar. 4 ay içinde arkadaş olmuşlar. Doğada farklı bölgede yaşamalarına ve farklı türler olmalarına rağmen güzel bir dostluk başladı. Daha sonra tekrar ayırma teşebbüsümüz oldu. Çünkü yeni bir barınağa geçip yuva kurmaları gerekiyor. Ama yine bir huzursuzluk oldu, birbirlerini özlediler. Bir bakım, tedavi, aşı için kısa süreliğine ayırdığımızda bile birbirlerini görmek istiyorlar. Tabiri caizse kanka oldular. Şu an iki yaşını doldurana kadar bu canlılar bir arada kalacaklar. İki yaşından sonra kendi yuvalarını kurmak üzere farklı bir barınağa alınacaklar.' diye konuştu.'Arada birbirlerine sarılarak uyuyorlar' Akşam olunca hayvanları kapalı alanlara aldıklarını, bakıcı sabah temizliğini tamamladıktan sonra her ikisini ortak bir bahçeye bıraktıklarını anlatan Aydın, şunları kaydetti:'Kedi oldukları için günün 18 saatini uykuda geçiriyorlar, arada birbirlerine sarılarak uyuduklarını da gözlemliyor ziyaretçiler. Ziyaretçiler ilk başta 'aslan ile kaplan bir arada nasıl olur?' gibi tepkiler veriyor ama arkadaşlık öyküsünü öğrendiklerinde onların da ilgisini çekiyor. Gün içinde oyun zamanında hoş görüntüler verdikleri için ziyaretçiler keyifli vakit geçiriyor. Bizim buradaki temel amacımız hayvanların korunması ve soy devamlılığının sağlanması. O nedenle belirli bir süreden sonra onlar kendi türüyle eşleşip yeni yavrular dünyaya getirecekler. Bu tatlı arkadaşlıkları belli bir süre sonra son bulacak. Ama birbirlerini özleyeceklerini düşünüyoruz.'
Sakarya'daki Patlamada Yaralanan Ve İşsiz Kalan Kadın Personele Psikososyal Destek Ve İstihdam Müjdesi
SAKARYA (AA) - Sakarya'da, havai fişek fabrikasındaki patlamadan etkilenen ve işsiz kalan personelin de aralarında bulunduğu kadınlara, psikososyal destek sunulup istihdamlarına yönelik mesleki eğitimlerin verilmesi amacıyla 'Hendek Psikososyal Destek ve Nitelikli İstihdam Merkezi' projesi hayata geçirilecek.Valilikten yapılan açıklamaya göre, proje kapsamında merkezde, çeşitli atölyelerin kurulması da planlanıyor. İçerisinde kitap kafenin de bulunacağı merkezde, aşçılık, pastacılık ve çikolata üretimi gibi konularda nitelikli eğitim alacak kişiler, çeşitli iş alanlarında istihdam edilecek.Vali Çetin Oktay Kaldırım, Doğu Marmara Kalkınma Ajansının (MARKA) destekleriyle Sakarya Valiliği ve Hendek Belediyesince kadınlara yönelik yürütülecek projenin destek sözleşmesi imza törenine katılmadan önce Hendek Gençlik Merkezinde incelemede bulundu. Faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi alan Kaldırım, gençlerle bazı etkinliklere katıldı. 'Kadınlarımız daha fazla beceri kazanacak' Hendek Gençlik Merkezinde düzenlenen imza töreninde konuşan Vali Kaldırım, 2020 Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programına (SOGEP) başvurusu kabul edilen projenin kente hayırlı olmasını temenni etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın projeye önemli destekleri olduğunu aktaran Kaldırım, 'İnşallah bu merkezde kadınlarımızın daha fazla beceri kazanmasına yardımcı olunacaktır. Onlara meslek ve sosyal beceri kazandırması, daha farklı alanlarda çalışmalarının önünü açması, aynı zamanda yaşam alanı olarak hoşça vakit geçirmelerinin sağlanması, kitap okumaları, benzeri aktivitelerde bulunmaları ve kaynaşmaları için gerçekten güzel proje geliştirilmiş. Hem Belediye Başkanımızı hem de kalkınma ajansımızı tebrik ediyor, sayın Bakanımıza şükranlarımı sunuyorum.' ifadelerini kullandı.Vali Kaldırım, havai fişek fabrikasında yaşanan elim olaydan dolayı desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya da teşekkür etti.Hendek Belediye Başkanı Turgut Babaoğlu ve MARKA Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu ile destek sözleşmesini imzalayan Kaldırım, projenin hayırlı olmasını temenni etti.3 Temmuz'da 7 kişinin hayatını kaybettiği 127 kişinin yaralandığı Hendek ilçesinde patlama olan havai fişek fabrikasına ait patlayıcıların 9 Temmuz'da Sakarya'nın Adapazarı ilçesi Taşkısığı mevkisinde kontrollü imhası amacıyla kamyondan indirilmesi sırasında yaşanan patlama nedeniyle 3 asker şehit olmuş, 1'i kamyon şoförü 9 kişi yaralanmıştı.
Reklam