onedio
Sivas'ta Otomobil Devrildi: 1 Ölü, 5 Yaralı
SİVAS (AA) - Sivas'ın Kangal ilçesinde otomobilin devrilmesi sonucu bir kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Hatice Çiçekal (34) yönetimindeki 78 SU 028 plakalı otomobil, Kangal-Divriği kara yolunun Mürsel köyü Çeşme mevkisinde şarampole devrildi. Kazada sürücü ile otomobilde bulunan Saray (65) ve Sümeyye Çiçekal (26), Ayşe (37) ve Aysima Nihal (1) ile Muhammed Berkay Kürekçi (18) yaralandı. Kangal Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Kürekçi, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Bakan Koca: 'Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçti'
Koronavirüs salgınının Türkiye genelinde yeniden tırmanışa geçtiğini açıklayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır' dedi. Koca, İstanbul Büyükçehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de görüşeceğini belirtti.
"Korucuyu Aile" Afganistanlı 3 Gencin Dilleri Ve Gönüllerine Tercüman Oldu
ERZURUM (AA) - FAHRETTİN GÖK - Erzurum'daki Çocuk Destek Merkezinde (ÇODEM) kalan Afganistanlı 3 gencin sıcak yuva özlemi, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 'Koruyucu Aile Projesi' kapsamında, kurum bünyesinde tercüman olarak görev yapan Fatih Dursun'un başvurusuyla sona erdi.İl Müdürlüğünde tercüman olarak çalışan Dursun, ülkelerinde yaşanan iç savaş nedeniyle yaklaşık 2 yıl önce Türkiye'ye gelen ve derslerinde başarılı olan Afganistanlı Fazıl Ahmad, Özmuhammed Bağri ve Amir Kasimi'nin koruyucu ailesi olmak istediklerini kurum yetkililerine iletti. Başvurunun kabul edilmesinin ardından eşi Rafiye ile ÇODEM'e giden Dursun, 16 yaşındaki Ahmad, Bağri ve Kasimi'yi aldıktan sonra aracıyla kurumdan ayrıldı.İl Müdürü Cemil İlbaş, AA muhabirine, kentte 56'ncı koruyucu aileye kavuştuklarını, kimsesiz çocukların koruyucu ailelere verilmesi konusunda çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Koruyucu aile olmak isteyenlerin başvuruları incelendikten sonra çocukların ailelerin yanına yerleştirildiğini belirten İlbaş, 'Tabii bunların izleme süreçleri oluyor. Bizim ailelere küçük de olsa bir desteğimiz söz konusu.' dedi. 'Çocuklar onu baba gibi gördü'Bakanlığın, 'kimsesizlerin kimsesi olma' konusunda önemli çalışmalar yaptığını vurgulayan İlbaş, şöyle devam etti:'Dezavantajlı kimselere hizmet etmekten gurur duyuyoruz. Koruyucu aile de hizmet alanlarımızdan birisi, belki de en güzeli diyebilirim. Çünkü çocuklar ailelere kavuşuyor. Bir balığın suya duyduğu ihtiyaç kadar bir çocuk da aileye ihtiyaç duyuyor. Hem fiziksel hem de kişilik ve ahlaki gelişimini aileden çok şeyler alarak bütünleştiriyor. Kurumumuzda tercüman olarak çalışan arkadaşımız çocuklarla çok güzel bir muhabbet kurdu. Çocuklar da onu baba gibi gördü, o da bir baba gibi davrandı. Aile olarak çok ciddi ilgi gösterdiler. Bugün 3 çocuğumuzu bu ailemizin yanına mutlu ve heyecanlı şekilde yerleştiriyoruz. Çocuklar lise 1 ve 2. sınıfta okuyor. Bu çalışmalarla çok güzel sonuçlar elde ediyoruz. Onlar artık bu ailemizin çocukları.''Eğitimleri süresince sevgi bağı daha fazla gelişti'Fatih Dursun ise 2 yıldır eğitimlerini üstlendiği gençlerin derslerinde başarılı olmalarının koruyucu aile sürecinde önemli etken olduğunu dile getirdi. Çocukların eğitimleri sırasında aralarında bir sevgi bağı oluştuğunu anlatan Dursun, şu ifadeleri kullandı:'Onların gösterdiği sıcaklık, okullarındaki başarı ve bu süre içindeki iletişimimiz sonucu karşılıklı duygusallık gelişti. Biz de bunu aynı çatı altında devam ettirmek istedik. Çocuklar da bundan mutlu olacak. Eşimle çok heyecanlıyız. Kurumda onların tercümanlığını yaptım, bundan sonra farklı bir şekilde tercümanları olacağız. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan onları eve götürüyor olmamız çok hoş bir duygu. Çok şanslıyız diyebilirim. Okuldaki eğitimleri sırasında onlara yardımcı olmaya çalışıyordum. Eğitimleri süresince sevgi bağı daha fazla gelişti. İnşallah diğer çocukları da başka aileler alır ve sahipsiz çocuklara evlerinde bakarlar.''Bir anda üçüzlerim oldu'Rafiye Dursun da gençlere öz evladı gibi bakacağını vurgulayarak, 'Ben onlara üçüzlerim diyorum, bir anda üçüzlerimiz oldu. Allah hayırlı etsin, gururluyuz. Eşim bana durumu anlattığında hiç farklı bir tepki göstermedim, olgunlukla karşıladım. Bu bir emanet sonuçta, Erzurum'a geldiklerinde biz zaten bu emaneti üstlenmişiz.' diye konuştu. 'Şimdi hem anne hem de babamız var'Fazıl Ahmad ise yaklaşık 2 yıl önce geldiği Erzurum'da ÇODEM'e yerleştirildiğini anlatarak, 'Hem eğitim hem de diğer konularda herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Zamanımızı iyi bir şekilde değerlendirdik. Koruyucu aileye gittiğimiz için mutluyuz.' ifadesini kullandı.Özmuhammed Bağri ise Türkiye'de bir ailesi olduğu için mutluluk yaşadığını belirterek, 'Hocamız hep yanımızda olacak. Önce tercümanımızdı, şimdi hem anne hem de babamız var. Allah'a şükür çok iyi oldu.' dedi.
Samsun'da 5 Kilogram Uyuşturucuyla Yakalanan 2 Kişi Gözaltına Alındı
SAMSUN (AA) - Samsun'un İlkadım ilçesinde düzenlenen operasyonda 5 kilo 395 gram uyuşturucu ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, 'torbacı' olarak tabir edilen sokak satıcılarına yönelik çalışma yürüttü.İlyasköy Mahallesi'nde irtibatlı olduğu kişilere uyuşturucu sattığı bilgisi edinilen B.K'nin ikametine operasyon düzenleyen ekipler, 2 kilo 301 gram esrar ele geçirdi.B.K. ile birlikte hareket ettikleri belirlenen C.K'nin ikametinde de arama yapan ekipler, burada da 3 kilo 94,55 gram daha esrar buldu.Polis, B.K. ve C.K'yi uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına aldı.
Reklam
Çıralı, Turist Ağırlamaya Devam Ediyor
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Kemer ilçesindeki Çıralı turizm bölgesi, yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya devam ediyor. Kemer Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, denizi, sahili, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle tatilcilerin ilgisini çeken Çıralı, sakin ve doğal ortamıyla özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde en fazla tercih edilen bölgelerden biri oldu. Yat turların yapıldığı bölge, caretta caretta yuvalarının koruma alanı olmasıyla da dikkati çekiyor. Çıralı'nın yer aldığı Ulupınar Mahallesi Muhtarı Habib Altınkaya, bölgenin korunması, gelecek nesillere taşınması için önemli hizmetlerde bulunulduğunu belirtti. Ulupınar Çıralı Koruma Kooperatifi ile imzalanan protokol kapsamında bölgede çalışan 4 personelin maaşının Kemer Belediyesince ödendiğini kaydeden Altınkaya, bu durumun örnek bir davranış olduğunu ifade etti. Altınkaya, bölgenin temiz tutulması için de gereken özverinin sergilendiğini bildirdi. Çıralı'da turizm işletmeciliği yapan Erdal Köylüoğlu da 1980'den bu yana turizmle ilgilendiklerini kaydetti. Bölgenin eşsiz bir doğaya hakim olduğunu vurgulayan Köylüoğlu, altyapı sorununun da en kısa zamanda çözülmesini beklediklerini belirtti.İşletmeci Mehmet Ütü, salgın sürecinde tedbirler konusunda gereken özeni gösterdiklerini ifade etti.İsviçre'den Çıralı'ya tatil için gelen Nuray Celayir Allak da Çıralı'daki ortamı çok sevdiğini dile getirdi.Bölgenin temiz sahile ve denize sahip olduğuna değinen Allak, Çıralı'yı herkese tavsiye ettiğini kaydetti.
Anadolu Isuzu Grı Kılavuzuna Uyumlu İkinci "Sürdürülebilirlik Raporu"Nu Yayınladı
İSTANBUL (AA) - Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, sürdürülebilirlik eksenindeki taahhütleri ile 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkılarını pekiştirmeye devam edeceklerini aktardı. Anadolu Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, Anadolu Isuzu, çevresel etkisini en düşük düzeye düşürmeyi öngören sürdürülebilir büyüme anlayışı ile sosyal, çevresel ve ekonomik alanlardaki performansını iyileştirmeye devam ediyor. Uzun vadeli bakış açısıyla ortaya koyduğu iş ve sürdürülebilirlik stratejileri paralelinde tüm paydaşları ve toplum için artı değer yaratmayı hedefleyen Anadolu Isuzu, bu doğrultuda yürüttüğü çalışmalara yer verdiği ikinci 'Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayınladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Anadolu Isuzu’nun 2019 yılında ekonomik, sosyal, kurumsal yönetişim ve çevre eksenlerinde değerli başarılara imza attığını belirterek sürdürülebilirlik eksenindeki taahhütleri ile 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkılarını pekiştirmeye devam edeceklerini vurguladı. Arıkan, 'Sürdürülebilir gelişme ve kalkınma, Anadolu Isuzu’nun stratejisinin temel bir öğesi. Anadolu Isuzu olarak müşteri beklentilerine odaklanıyor, kişisel talepleri karşılamayı, müşteri deneyimini yeni ufuklara taşımayı ve fark yaratmayı hedefliyoruz. Dijitalleşmeye yönelik çalışmalarımızla geleceğe yönelik olarak kapsamlı yapılanmalar ve yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Dijitalleşme, akıllı ürünler ve elektrikli araçlara geçişi ana stratejik yönelimlerimiz olarak kabul ediyoruz. Müşteri beklentilerini odak noktasına alan, kişisel talepleri karşılamayı, müşteri deneyimini yeni ufuklara taşımayı ve fark yaratmayı hedefleyen dijitalleşme çalışmalarımız, geleceğe yönelik olarak kapsamlı yatırımlar için bizi teşvik ediyor.' ifadelerini kullandı.'Sektördeki varlığımızı geliştirmek sürdürülebilirlik yaklaşımımızın temel hedeflerinden biri'İnsana dokunan ve fayda sağlayan çalışmalara odaklandıklarını belirten Arıkan, şöyle devam etti:'Sahip olduğumuz değerler ve kurum kültürümüz ışığında dil, din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeden 'önce insana' hizmet etme yaklaşımını benimsiyoruz. Fırsat eşitliğinin sağlanması ve çeşitliliğin oluşturulmasına önem veriyoruz. Bu doğrultuda belirlediğimiz istihdam politikası sonucunda, 5 yılda çalışan kadın sayımızı toplam çalışan sayısı içinde yüzde 2,5 artırdık. Çevreye karşı sorumluluğumuz doğrultusunda çevre dostu teknolojileri üretim süreçlerine entegre ettik. Ürün yaşam döngüsü boyunca oluşan çevresel etki alanlarını çevre politikamızın temeli olarak görüyor, üretim faaliyetlerimizin tüm aşamalarında çevresel ayak izimizi sürekli ölçümleyerek azaltmaya odaklı projeler geliştiriyoruz.'Anadolu Isuzu’nun, Mart 2020’de başlayan pandemi sürecini doğru bir yaklaşımla yönettiğini ve mali sağlığını koruduğunu vurgulayan Arıkan, 'Pandemi ile hayatlarımızı dönüştüren yeni normalde daha da güçlendik. Müşterimize daha yakın olmaya ve müşteri memnuniyetini geliştirmeye odaklandık. Bu alana yapmakta olduğumuz yatırımların önümüzdeki dönemde dış pazar varlığımızı önemli oranda geliştireceğini düşünüyoruz. Ticari araç üretimi alanındaki varlığımızı yenilikçi yaklaşımımız desteğinde geliştirmek, kurumsal stratejimizin olduğu kadar sürdürülebilirlik yaklaşımımızın da temel çıpalarından ve hedeflerinden biri.' açıklamasında bulundu.Üretim-ticaret-hizmet döngüsündeki çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyor Açıklamaya göre, sürdürülebilirliği, faaliyet döngüsü kapsamında ekonomik, çevresel ve sosyal eksenlerde içselleştiren Anadolu Isuzu, tasarladığı çok sayıda proje ve inisiyatifi paydaşları ile yakın iş birliği içinde hayata geçiriyor. Ürettiği yenilikçi, kaliteli ve güvenli araçlarla, yerkürenin farklı noktalarında milyonlarca insana mobilite ve lojistik çözümleri sunan Anadolu Isuzu, toplumun sürdürülebilir kalkınmasına çok yönlü katkıda bulunuyor. Tüm kaynakların doğru ve verimli kullanımına odaklanan Anadolu Isuzu, üretim-ticaret-hizmet döngüsündeki çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyor. İklim değişikliği konusunda sorumlu bir yaklaşım benimsiyorÇevre dostu teknolojileri üretim süreçlerine entegre eden Anadolu Isuzu, ürün yaşam döngüsü boyunca oluşan çevresel etki alanlarını çevre politikasının temeli olarak görüyor, üretim faaliyetlerinin tüm aşamalarında çevresel ayak izini sürekli ölçümleme ve azaltma odaklı projeler geliştiriyor. Anadolu Isuzu faaliyetlerden kaynaklanabilecek emisyonların, su kirliliğinin, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların çevresel etkilerinin kaynağında azaltılması, geri kazanımının geliştirilmesi ve teşvik edilmesini amaçlıyor. Türkiye ve Avrupa’da yayınlanan çevresel mevzuatları yakından takip eden Anadolu Isuzu’nun fabrikasında ISO 14001 Çevre Yönetim Standardı çerçevesinde yapılandırılmış Çevre Yönetim Sistemi bulunuyor. Şirket faaliyetlerinin ISO 14001 Çevre Yönetim Standardı’na uyumu, bağımsız periyodik dış denetimlerle takip ediliyor ve doğrulanıyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında enerji tüketimi ve emisyon miktarları sürekli izleniyor, planlanan enerji verimliliği projeleriyle tüketimlerin azaltılması ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesi hedefleniyor. Satış sonrası hizmetler yapılanmasını geliştirmeye devam ediyorAnadolu Isuzu, hizmet sunduğu tüm segmentlerde müşterilerinin satış sonrası talep ve beklentilerini, Türkiye’nin dört bir yanındaki hizmet ağı ile hızlı ve mükemmel bir şekilde karşılamaya odaklanıyor. Asıl hizmetin satıştan sonra başladığının bilincinde olan Anadolu Isuzu, 2019 yılında da satış sonrası hizmetler yapılanmasını geliştirmeye devam etti. Müşteriler ile yapılan memnuniyet anketlerinden elde edilen sonuçların ışığında, Anadolu Isuzu müşteri memnuniyet oranını 2019 yılında da yüksek seviyeye ulaştırmayı başardı. Tüm müşterilerine kişiselleştirilmiş ve özel hizmet vermeyi kendine görev edinen Anadolu Isuzu, müşteri beklentilerini karşılamak ve müşterinin taleplerini daha yakından dinlemek için 2019 yılında toplamda 17 bin adet anket yaptı ve müşteri memnuniyetini titizlikle takip etti. Güçlü CRM yapısı ile müşterilerini her kanaldan izleyerek sadık bir müşteri kitlesi oluşturan Anadolu Isuzu, pazardaki yeni müşterilere ulaşma yönünde hızlı ve emin adımlarla ilerliyor.
Reklam
Kars'taki Asırlık Koç Katım Geleneği Renkli Görüntüler Oluşturdu
KARS (AA) - Kars'ın Arpaçay ilçesindeki besicilerin sürdüğü koç katım geleneğinde, koçlarını süsleyerek sürüye katmaları renkli görüntüler oluşturdu.İlçenin Koçköy köyünde besicilik yapan vatandaşlar asırlardır yaşatılan koç katım geleneğini sürdürüyor. Kuzuların kışın soğuğa ve açlığa dayanıksız oluşlarından dolayı, koyunların yavrulama zamanlarının denetim altına alınması amacıyla mayıs ayında sürülerden ayrılan koçlar, sonbaharda sürüye dahil ediliyor. Sonbaharda ise koçlar bayram havasında geçen etkinlikte davul, zurna, kaval eşliğinde sürüye katılıyor.Bu gelenek çerçevesinde Arpaçay ilçesinde çobanlarca şu sıralar yayladan indirilen sürüler için köy sakinleri bazı hazırlıklar yaptı. Köy sakinleri önce çeşitli renklere boyadıkları, ardından bereketin sembolü yiyeceklerden elma, nar ve şekerlemeleri boyun ve boynuzlarına taktıkları koçları süsleyip sürüye kattı.Koçköy sakinlerinden Alparslan Bakar, gazetecilere, köyde koç katımının eylülde başladığını ve ekimin sonuna kadar peyderpey devam ettiğini anlattı.Koçların boyalarla süslenip, boynuzlarına elmalar takıldığını ifade eden Bakar, 'Köyümüz koçuyla anılan bilinen bir yer, koç katımında erkek çocukları koçun üzerine bindirdik amacı koyunların erkek doğurması. Bugünkü koç katım günü besicilerimizden Ümit Bey'in sırası, koçları süsleyerek sürünün gelmesini bekledi. Süslenen koçlar daha sonra Türk bayrağının altından geçirilerek sürüye dahil edildi.' dedi.Sürü sahibi Ümit Biçer ise asırlardır koç katım geleneğini sürdürdüklerini dile getirerek, 'Atadan, dededen gelen geleneği sürdürüyoruz, eskiden beri hayvancılıkla uğraşıyoruz. Ekim ayı geldiğinde koyunlarımız yayladan gelir, koçlarımızı boyayıp boynuzlarına elmasını takıp süslüyoruz. Komşularımızı davet edip koçları davul zurna eşliğinde sürüye dahil ederiz.' diye konuştu.
Analiz - Körfez-İsrail Normalleşmesi Bölgede Yeni Dengelerin Oluşumuna Zemin Hazırlıyor
İSTANBUL (AA) -NECMETTİN ACAR- Başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Körfez ülkelerinin son dönemde İsrail’le zaten normal olan ilişkilerini alenileştirme kararı alması Orta Doğu bölgesindeki güç ve güvenlik mimarisinde yeni dengeler ortaya çıkaracak bir potansiyel taşıyor. BAE-Suudi ekseni, son dönemde takip ettiği politikalarla, bölgenin geleneksel ağırlık merkezini Kahire’den uzaklaştırarak Körfez ülkelerini Orta Doğu'nun yeni hegemon gücü haline getirme çabası Mısır, Ürdün ve Irak gibi ülkelerde derin bir rahatsızlığa neden oldu. Türkiye ve Katar’ın, Körfez bloğunun bölgesel politikalarından duyduğu rahatsızlığa ilaveten bölgenin sayılan önemli aktörlerinin de Körfez-İsrail yakınlaşmasını kendi çıkarları açısından bir tehdit olarak algılaması, bölgede oluşacak yeni dengelerin en önemli habercisi.Körfez-İsrail yakınlaşmasını takiben bölgede oluşabilecek yeni dengelerin ilk işareti 13 Ekim’de Mısır, Ürdün ve Irak Dışişleri Bakanları arasında Kahire’de düzenlenen üçlü zirve oldu. 14 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Mısır’a yönelik mesajları, 22 Eylül’de el- Fetih ve Hamas yetkililerinin Ankara’da gerçekleştirdikleri uzlaşma gündemli toplantı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şeyh es-Sabah’ın vefatı üzerine Kuveyt’e düzenlediği taziye ziyareti de oluşabilecek bu yeni dengenin işaretleri olarak okunmalıdır.Orta Doğu’nun geleneksel ağırlık merkezi Kahire’den uzaklaşırkenSon dönemde küresel siyasetin gündemine her ne kadar ağırlıklı olarak Doğu Akdeniz ve Kafkaslardaki gerginlikler hâkim olsa da Orta Doğu bölgesinde birbiri ardınca tarihi kırılmalar meydana geliyor. İlk olarak Körfez-İsrail normalleşmesi ile bölge siyasetinde önemli bir kırılma yaşanırken, ikinci olarak normalleşme anlaşmasının da doğal bir sonucu olarak Arap dünyasının ve Orta Doğu bölgesinin geleneksel ağırlık merkezinin Kahire’den uzaklaştığına şahit olduk. Her iki gelişme de bölge güç ve güvenlik mimarisinde önemli sonuçlar ortaya çıkaracak jeopolitik dönüşümlerdir.Aslında bölgenin geleneksel ağırlık merkezi bir süredir Kahire’den uzaklaşmaktaydı. Özellikle Arap Baharı sürecinde Mısır’ın içeride yaşadığı istikrarsızlıklar ve ulusal gücünün azalması, üstüne Körfez’in statükocu bloğunun Bahreyn müdahalesi, Yemen savaşı gibi agresif politikaları, Riyad-Dubai eksenini bölge siyasetinde öncelikli bir konuma yükseltmişti. 3 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleşen darbenin ardından iktidara gelen Sisi yönetiminin ekonomik, diplomatik ve siyasi açıdan Körfez monarşilerine dayanmak zorunda kalması, bölgedeki güç dengesinin üzerinde önemli sonuçları olmuştu. Kızıldeniz’deki Tiran ve Sanafir adalarının Suudi Arabistan’a terk edilmesi, Mısır’ın Yemen savaşı ve Katar krizinde Körfeze eklemlenmek zorunda bırakılması ve son olarak Libya’da, Körfez’in bölgesel politikaları için Mısır ordusunun sahaya sürülmeye zorlanması Kahire’nin bölgesel güç denklemindeki rolünün azalmasının en önemli göstergeleri/sonuçlarıdır. Tüm bu gelişmelere ilaveten Körfez-İsrail normalleşmesi, Orta Doğu bölgesinin geleneksel ağırlık merkezini kesin bir şekilde Kahire’den uzaklaştırdı. Son dönemde yaşanan bu gelişmelerle Mısır sadece Arap-İsrail ilişkilerinde ve Filistin meselesindeki ayrıcalıklı konumunu kaybetmekle kalmadı; bu gelişmeler aynı zamanda Mısır’ın bölge jeopolitiğindeki eşsiz konumunu sarstı ve bölgedeki askeri avantajlarını da yok etti.Bölgesel düzlemde Mısır’ın yaşadığı bu kayıpların sebeplerinden üç tanesi özellikle öne çıkıyor; Suudilerin Kızıldeniz kıyısına inşa etmeyi düşündükleri devasa turizm merkezi (NEOM), Körfez enerji kaynaklarının Kızıldeniz’in bay-pas edilerek Doğu Akdeniz’e taşınmasına yönelik projeler ve İran-Körfez rekabetinde Mısır’ın askeri, demografik ve entelektüel avantajlarının kaybolması.İlk olarak, Kızıldeniz geleneksel olarak Mısır’ın nüfuz sahası iken son dönemde Yemen savaşı ve Vizyon 2030 projesi ile Körfez aksının yakından ilgilendiği bir bölge olmaya başladı. Bu dönemde Körfez ülkelerinin Kızıldeniz’i bir iç deniz haline getirmek için yoğun bir çaba içine girdiklerine şahit olduk. Suudilerin Kızıldeniz’deki insansız 50 adayı seçkin bir turizm merkezine dönüştürmeyi de içeren projenin toplam alanı 34 bin kilometrekare olup (yaklaşık Belçika kadar) Maldivler, Seyşeller, Bali ve Hawaii’nin toplam büyüklüğü kadardır. NEOM projesi, milli geliri önemli ölçüde turizm gelirlerine bağlı olan Mısır için ciddi ekonomik zorluklara yol açacaktır. Mısır’ın, Suudilerin bu alanda yapacakları trilyon dolarlık bir yatırımla rekabet edebilmesinin imkânsız olması, bölgedeki ekonomik avantajların Körfez’e kaptırılması sonucunu doğuracaktır. İsrail’in Kızıldeniz’e çıkış kapısı olan Akabe körfezinin ağzındaki Tiran ve Sanafir adalarının Suudilere kaptırılması da Kızıldeniz jeopolitiğinde Mısır’ın azalan gücünün başka bir işaretidir.İkinci olarak, Körfez-İsrail yakınlaşmasıyla, yaklaşık 150 yıldan beri küresel enerji ve ticaret için hayati önemde olan Süveyş kanalı, İsrail üzerinden Körfez’den Doğu Akdeniz’e oluşturulacak yeni alternatif rotalarla bu önemini kaybedecektir. Suudi hava sahasının İsrail uçaklarına açılması, İsrail-Körfez arasında yeni raylı sistemler ve petrol boru hatları projeleri, Süveyş’in hem jeopolitik önemini hem de Mısır ulusal refahı için sağlaması beklenen katkıyı anlamsız kılacaktır. Bu noktada Sisi’nin darbe ile yönetime geldiğinde Mısır’ın kıt kaynaklarından 8 milyar dolardan fazla para harcayarak Süveyş kanalını genişlettiğini hatırlatmak gerekiyor. Son dönemde yaşanan bu gelişmeler hem Süveyş kanalının geleneksel önemini azaltacak hem de Sisi yönetiminin yaptığı bu büyük yatırımı çöp haline getirecek bir potansiyel taşıyor.Son olarak Mısır yaklaşık elli yıldan bu yana Körfez-İran rekabetinde Körfez güvenliğinin en önemli dayanaklarından biri olmuştur. Körfezin statükocu ekseni açısından, bu yönüyle, Mısır, Körfez güvenliğinin ve istikrarının en önemli güvencesidir. Özellikle günümüze kadar, İran’ın Levant bölgesinde ve Doğu Akdeniz’deki nüfuzunu sınırlayabilecek yegâne aktör olması, Mısır’ı Körfez açısından vazgeçilmez kılan önemli faktörlerden biriydi. Ancak Körfez-İsrail yakınlaşması hem İran’ın bölgede askeri olarak dengelenmesinde hem de İran nüfuzunun Doğu Akdeniz ve Levant’da sınırlandırılmasında Mısır’ın bu ayrıcalıklı rolünü ortadan kaldırdı. Çünkü İsrail, hem askeri kapasitesine hem de Batı ile kurduğu yakın ilişkilere güvenerek gerektiğinde Suriye, Lübnan, Irak ve bölgenin diğer ülkelerinde hava saldırıları ile İran karşısında sahada etkili bir mücadele yürütebiliyor. Son dönemde Mısır ordusunun Körfez ekseni tarafından Libya çöllerinde Mısır ulusal çıkarı için hiçbir değeri olmayan bir mücadeleye zorlanması da Mısır’ı geleneksel nüfuz alanlarından uzak tutma çabalarından biri olmuştu.Türkiye’nin bölge siyasetinde yükselen profiliArap Dünyası’nın ve Orta Doğu’nun geleneksel ağırlık merkezinin Kahire’den uzaklaşmasına yol açan ikinci etken Türkiye’nin bölge siyasetinde yükselen profilidir. Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve Orta Doğu bölgesindeki kriz alanlarında Türkiye’nin artan ağırlığı bölgede Türkiye’nin dışlandığı bir politikanın başarı şansını azaltmakta. Orta Doğu özelinde Filistin meselesinde Türkiye’nin Körfez ve Mısır’ın geleneksel ağırlığına meydan okuyacak bir kapasiteye ulaşması bu kanaatin en önemli göstergesidir.Geçtiğimiz Ağustos ayı itibarıyla Körfez’in İsrail ile normalleşme girişimleri ortaya çıktığında hem ülkemizde hem de küresel ölçekte Katar’ın da Körfez ekseni gibi İsrail’le normalleşeceği, Türkiye’den uzaklaşarak Körfez ekseninin peşine takılacağına dair çok sayıda analiz yayımlandı. Ancak gelinen süreçte Katar’ın takip ettiği politika bu varsayımları haklı çıkarmadı. Üstelik son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuveyt ve Katar ziyaretleri ile Türkiye, Körfez’de İsrail ile normalleşmeden rahatsız olan önemli bir aktör Kuveyt’le ilişkilerini güçlendirmeye başladı. Bu son girişim, Körfez’de Filistin meselesindeki çatlağı derinleştirecek bir sonuç doğuracaktır. Bir taraftan Filistin meselesine sırtını dönme pahasına İsrail ile ilişkileri normalleştirme politikası takip eden BAE-Suudi ekseni, diğer taraftan İsrail’e mesafeli durarak Filistin davasına sahip çıkan Katar ve Kuveyt. Türkiye’nin bu iki Körfez ülkesi ile geliştirdiği yakın ilişkiler bölge siyasetindeki rolünü güçlendiriyor. Eylül ayı sonunda Filistinli gurupların (el-Fetih ve Hamas) Ankara’da gerçekleştirdikleri buluşma ise uzun yıllardır bu tür diplomatik girişimlerin mekânı olan Kahire’nin bölgesel meselelerdeki azalan önemini simgeleyen başka bir olay olmuştur.Bölgede oluşması muhtemel yeni dengelerKörfez’in İsrail ile normalleşerek Orta Doğu bölgesinin siyasi, ekonomik ve diplomatik merkezi haline gelme girişimi, bölgenin tüm aktörleri tarafından ciddi bir rahatsızlık kaynağı olarak görülüyor. Mısır, Ürdün ve Irak Dışişleri Bakanlarının Kahire’de düzenledikleri ve bu yıl üçüncüsü gerçekleşen zirve ile bu ülkeler bölgede oluşum aşamasında olan askeri, ekonomik ve diplomatik yeni bir bloğun işaret fişeğini ateşlemiş oldular. Her üç ülke de, başta Filistin meselesi olmak üzere bölge siyasetinden dışlanmışlık algısı ile İsrail-Körfez yakınlaşmasının kendi çıkarlarına vereceği olası zararları engellemek istiyor. Nitekim bu toplantıda görüşülen Irak’tan Akabe körfezine bir petrol boru hattı projesi, Körfez’in İsrail’in Aşkelon limanı üzerinden Doğu Akdeniz’e uzanacak boru hattına yönelik önemli bir meydan okumadır. Çünkü Irak’ın Ürdün ile kara sınırı, İsrail ile Körfez arasında doğrudan bir kara bağlantısını kesiyor. Ürdün’ün Körfez karşıtı bir blokta yer alması Körfez-İsrail ilişkilerindeki derinleşmeye önemli bir darbe vuracaktır. Mısır’ın bölgede alternatif blokların oluşumu için başlattığı diplomatik girişimler, Körfez ülkelerinin, içinde bulundukları ekonomik krizle de bağlantılı olsa da, Sisi yönetimini fonlamayı kesmelerinin en önemli sebeplerinden.Türkiye, bu süreçte bir taraftan Katar ve Kuveyt’le ilişkilerini sıkılaştırma politikası takip ederek BAE-Suudi eksenini dengelerken diğer taraftan geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın Mısır’a yönelik mesajları ile son dönemde bölgede yaşanan gelişmelerle önemi azalan Mısır ile yakın ilişkiler kurma niyetini gösteriyor. Türkiye ve Mısır arasında buzları eritecek bir yakınlaşma Körfez-İsrail yakınlaşması ile bölgede oluşan dengesizliği bertaraf edebilecek bir girişimdir.Bölge siyaseti yakından takip edildiğinde son dönemde Körfez-İsrail yakınlaşmasının, başta Türkiye, Mısır ve Irak olmak üzere bölgedeki tüm aktörler nezdinde ciddi bir rahatsızlık ortaya çıkardığı kolaylıkla anlaşılabilir. Özellikle Körfez ülkelerinin iddialı ve maceracı politikalarının en önemli hamisi konumundaki Trump yönetiminin yaklaşan ABD seçimleri nedeniyle bir belirsizlik içinde olması bölgede Körfez-İsrail yakınlaşmasını kendi ulusal çıkarları açısından tehdit olarak algılayan aktörlerde bir hareketlenmeye sebep oldu. Şimdilik bazı işaretlerini gözlemlediğimiz Orta Doğu bölgesindeki muhtemel yeni dengelerin, ABD seçimleri sonucuna da bağlı olarak, önümüzdeki dönemde daha görünür bir hal alacağını söyleyebiliriz.[Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanıdır]
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19'La İlgili Gelişmeler
NUR SULTAN (AA) - Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan ve Özbekistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 7 bin 517 kişide virüsün görülmesiyle günlük en yüksek rakamın saptandığını, vaka sayısının 330 bin 396'ya çıktığını bildirdi.Son 24 saatte 63 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktaran Stepanov, ölü sayısının 121 artışla 6 bin 164 olduğunu kaydetti.Virüse yakalanan 1032 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşen sayısının ise 2 bin 680 artarak 137 bin 578'e ulaştığını ifade etti.ErmenistanErmenistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 2 bin 474 kişide Kovid-19 tespit edilmesiyle günlük en yüksek rakama ulaşıldı, toplam vaka sayısı 73 bin 310'a çıktı.Kovid-19 nedeniyle 14 kişinin yaşamını yitirdiği ülkede, ölü sayısı 1145'e yükseldi.Ülkede bugüne kadar 50 bin 276 Kovid-19 hastası iyileşti, 21 bin 560 kişinin ise tedavisi sürüyor.Gürcistan Gürcistan Başbakanlığından yapılan açıklamada, ülkede son 24 saatte 1759 kişide Kovid-19 tespit edilerek günlük vakalarda en yüksek sayıya ulaşıldığı, toplam vaka sayısının 24 bin 603'e yükseldiği belirtildi.Açıklamada, sağlığına kavuşanların sayısının 350 artarak 9 bin 751'e, hayatını kaybedenlerin sayısının 5 artarak 183'e ulaştığı kaydedildi.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 4 bin 408 kişi karantinada, 3 bin 155 kişi hastanelerde ve 1848 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 179 artarak 110 bin 86'ya yükseldi.Virüsten iyileşenlerin sayısı 108 artarak 105 bin 493'e, ölenlerin sayısı ise 5 artarak 1811'e ulaştı.Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vakası sayısı son 24 saatte 186 artarak 36 bin 567'ye çıktı.Zatürreden 27 kişini iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 28 bin 390'a ulaştı, ölenlerin sayısı 1 artarak 391'e yükseldi.Öte yandan Ülkenin Sıhhi Başhekimi Yerlan Kiyasov, sınırlarda salgına karşı önlemlerin alınmasına ilişkin yeni kararname yayımladı.Kararnameye göre, 27 Ekim'den itibaren havayoluyla Kazakistan'a gelen yabancılar için ülkeye girişte geçerlilik süresi 3 günü geçmeyen Kovid-19 test sonuçlarını gösteren belge zorunluluğu getirildi. Bu uygulamaya yabancı heyet üyeleri, uluslararası örgüt temsilcileri, onların aileleri, uluslararası yük taşımacılığı yapanlar tabi tutulmayacak.Yurt dışından ülkeye dönen ve yanında Kovid-19 test sonuçlarını gösteren belge bulundurmayan Kazak vatandaşları 2 günlük süreyle test yaptırmak üzere karantinaya alınacak.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vakası sayısının 115 artarak 64 bin 633'e, virüs kaynaklı ölen sayısının ise 1 artarak 541'e çıktığı bildirildi.Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 76 artarak 61 bin 734 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkede hastanelerde 2 bin 358 hastanın tedavisi sürüyor.Karantina tedbirlerinin 15 Ağustos'tan itibaren aşamalı olarak gevşetildiği Özbekistan'da, ağustos ayının sonundan başlayarak 300'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, eylülde yükselişe geçerek 700'ün üzerine çıkarken, ekimden itibaren ise 300 civarında gerçekleşiyor.
Reklam
Eşini Öldüren Sanığın Ağırlaştırılmış Müebbet Hapisle Cezalandırılması İstendi
İSTANBUL (AA) - Avcılar'da eşini silahla öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan Hasan Deligözoğlu'nun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi.Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Hasan Deligözoğlu, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Maktul Ayten Deligözoğlu'nun ailesi ile tarafların avukatları da duruşmada hazır bulundu.Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Hasan Deligözoğlu'nun resmi nikahlı eşi Ayten Deligözoğlu'nu öldürdüğü iddiasıyla kamu davası açıldığını, sanığın ise savunmasında maktulün kendisini öldürdüğünü söylediğini belirtti.Mütalaada yer verilen otopsi raporuna göre, Ayten Deligözoğlu'nun ölümüne neden olan atışın bitişik atış mesafesinden olduğu belirtilerek, maktul ile sanığın ellerinden alınan swab numunelerinde atış artığına rastlanmadığı, atıştan sonra yıkanan veya silinen elde atış artıklarının kalmayabileceği anlatıldı. ''Sanık ellerini silmiştir''Şikayetçilerin beyanında, maktul ile sanığın daha önce kavga ettiği, tartışmalar yaşadığı, sanığın maktule silah çektiği aktarılan mütalaada, maktulün intihar eğilimi olmadığı, maktulün kardeşi Murat Adıgüzel'in olaydan sonra eniştesi olan sanığın ellerini sildiğini söylediği belirtildi.Mütalaada, olay akşamı ve olaydan önce sanıkla maktulün tartıştığı, daha sonra sanığın evden çıktığı, döndüğünde tartışmanın devam ettiği anlatılarak, 'Sanığın kendisine ait ruhsatsız silahla eşini öldürdüğü anlaşılmıştır. Maktulün kendisinin intihar ettiği yönündeki savunmasının dosya kapsamı ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Sanığın olaydan sonra eşinin akrabalarını ve arkadaşlarını arayıp olayı anlatması da ne kadar soğukkanlı olduğunu göstermektedir. Sanığın suçu kabul etmediği, tahrik gerektiren herhangi bir savunmada bulunmadığı anlaşıldığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmamaktadır.' denildi.''İntihar olduğuna dair emare yok''Sanığın olay sırasındaki giysilerinin poşet içinde çöpe atıldığı aktarılan mütalaada, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, maktulün ölümüne neden olan atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, bunun da maktulün kendisinin ya da aynı mesafeden bir başkası tarafından da yapılabileceği kaydedildi.Sanığın anlatımları göz önüne alındığında iki insan yere düşerken silahın ateş alması halinde bitişik atış olamayacağı dile getirilen mütalaada, olayın intihar olduğuna dair herhangi bir emarenin bulunamadığı, sanığın savunmasının doğrulanamadığı kaydedildi.Mütalaada, maktulün elinde swab izine rastlanmadığı anlatılarak, sanığın 'eşini kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'ruhsatsız silah bulundurma veya kullanma' suçundan da 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.Duruşma, sanık avukatlarının mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için ertelendi.İddianameBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 25 Aralık 2018'de polise yapılan ihbar sonucunda maktul Ayten Deligözoğlu'nun Avcılar'daki evinin koridorunda başından vurulmuş halde bulunduğu anlatılıyor.İddianamede, sanık Hasan Deligözoğlu hakkında 'eşini kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'ruhsatsız silah bulundurma veya kullanma' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi talep ediliyor.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Erzurum'da
ERZURUM (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Erzurum'da çeşitli ziyaretlerde bulundu.Bazı program ve açılışlara katılmak üzere Erzurum'a gelen Bakan Varank, valiliği ziyaret etti.Burada özel defteri imzalayan Varank, Vali Okay Memiş ile bir süre makamında görüştü. Varank ardından Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Başkanlığına da ziyaretler gerçekleştirdi.
Ar-Ge Harcamalarının Milli Gelire Oranında 10 Yılın Rekoru Kırıldı
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2019'da Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 1,06'ya yükselip son 10 yılın rekorunun kırıldığını belirterek 'Özel sektör, inovasyon ruhunu tam da istediğimiz gibi ortaya koyuyor. Ar-Ge harcamalarının yüzde 64,2'sini, Ar-Ge finansmanının da yüzde 56,3'ünü özel sektör gerçekleştirdi.' ifadelerini kullandı.Bakan Varank, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İstatistik Kurumunun '2019 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması' sonuçlarını değerlendirdi.Ar-Ge konusunda sağlanan ilerlemeye dikkati çeken Varank, '2019'da Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı yüzde 1,06'ya yükseldi. Son 10 yılın rekorunu kırdık. Özel sektör, inovasyon ruhunu tam da istediğimiz gibi ortaya koyuyor. Ar-Ge harcamalarının yüzde 64,2'sini, Ar-Ge finansmanının da yüzde 56,3'ünü özel sektör gerçekleştirdi.' değerlendirmesinde bulundu.Bakan Varank'ın paylaşımında yer verdiği grafiğe göre, 2009'da yüzde 0,8 seviyesinde bulunan Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı, 2013'te yüzde 0,81'e, 2018'de yüzde 1,03'e ve geçen yıl da yüzde 1,06'ya yükseldi.
Reklam
Pelin Çini Yazio: Demet Işıl Yılmaz’a “Bana Kanseri Anlat” Dedim. “Koku! Pelin Koku!.. Hasta Olmayan Bilmez, Bilemez. Kemoterapi Bütün Hücrelerini Öldürüyor ve Sen İçin Çürürken Kokusunu Alıyorsun”
etiket
Demet Işıl Yılmaz… Genç, güçlü, etkileyici bir insan. Savaşçı bir kadın, güzel bir anne…Onunla pandemi döneminde, sokağa çıkma yasaklarının göbeğinde tanıştık. Tabi ki sosyal medya üzerinden. Ama hani bazen birileriyle yolumuz kesişir ve sanki uzun zamandır zaten tanışıyormuşuz gibi hissederiz ya. Bize de öyle oldu.Çünkü farklı alanlarda benzer mücadeleler vermiş, benzer yenilgiler elde etmiş ve benzer şekilde “yanlış anlaşılmış”tık.  Zaten bana sorarsanız hayatın bizlere geçtiği en büyük kıyaklardan biri, umudumuzu yitirmeye yaklaştığımız o köşe başlarında aniden bir “benzer”imizle karşılaşmamız ve onun kulağımıza “henüz hiçbir şey bitmedi” diye fısıldamasıdır... Demet ile tanıştığımızda meme kanseriyle mücadelesi devam ediyordu. Şimdiyse savaş bitti. O kazandı. Yaşadıklarını yazdı, “Mecburiyetsiz” isimli kitabı yakında çıkacak ve hepimizi derinden etkileyecek biliyorum. Madem meme kanseri farkındalık ayındayız ve yine madem birçoğumuz etrafta gerçekten ne anlama geldiğini bilmediğimiz o pembe kurdeleyi görüyoruz. Ona sormak istedim: “Farkında mıyız? Demet, Kurdelemizi doğru yere takıyor muyuz?
Aydın'da Sahte İçki Nedeniyle 1 Kişi Öldü
AYDIN (AA) - Aydın'ın Kuşadası ilçesinde sahte içki zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan kişi hayatını kaybetti.Kuşadası'nda yaşayan Umut A. (34 ), dün akşam evinde rahatsızlanınca yakınları tarafından Kuşadası Devlet Hastanesine getirildi.İlk müdahalesi yapılan Umut A, ambulansla Nazilli Devlet Hastanesine sevk edildi. Metil alkolden zehirlendiği değerlendirilen Umut A. yoğun bakım servisindeki yaşam mücadelesini kaybetti.Umut A'nın cenazesi otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Reklam
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Macaristan Milli Günü'nü Kutladı
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macaristan Milli Günü'nü kutladı. Bakan Çavuşoğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Stratejik ortağımız Macaristan’ın Milli Günü'nü en içten duygularla kutluyorum. Dost Macar halkına sağlık, esenlik ve refah diliyorum.' ifadelerini kullandı.
Manisa'da 190 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
MANİSA (AA) - Manisa'nın Salihli ilçesinde bir evde 190 litre sahte rakı ele geçirildi, 1 kişi yakalandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Mersindere Mahallesi'nde devriye görevi sırasında bir evden yoğun anason kokusu gelmesi sonrası alınan arama kararının ardından operasyon düzenledi. Aramada, 190 litre sahte rakı ile sahte içki yapımında kullanılan düzenek ele geçirildi. Evdeki V.S. (69) gözaltına alındı.
Rusya'da Son 24 Saatte 17 Bin 340 Yeni Kovid-19 Vakası Görüldü
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının başlamasından bu yana son 24 saatte 17 bin 340 vakayla 'en yüksek günlük rakam' görülürken, toplam Kovid-19 vakası sayısı 1 milyon 480 bini geçti.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte virüs kaynaklı ölen sayısı 283 artarak 25 bin 525'e, sağlığına kavuşan sayısı da 11 bin 263 artışla 1 milyon 119 bin 251'e ulaştı.Ülkede, son 24 saatte 17 bin 340 kişinin virüse yakalanmasıyla toplam vaka sayısı 1 milyon 480 bin 646'ya çıktı.Rusya genelinde vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,1’den yüzde 1,2’ye yeniden çıkarken, yeni vakaların yüzde 27,7'sinde semptom görülmedi.Son 24 saatte 546 bin test yapıldıBaşkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 5 bin 478 artarak 386 bin 908'e, hayatını kaybedenlerin sayısı da 62 artışla 6 bin 249'a yükseldi.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 546 bin Kovid-19 testinin yapıldığını ve böylece toplam test sayısının 56 milyon 200 bini geçtiğini bildirdi.Rusya'da Kovid-19Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, dün 15 bin 971, 20 Ekim'de 16 bin 319 vaka tespit edilmiş, 21 Ekim'de de 317 kişinin yaşamını yitirmesiyle en yüksek günlük ölü sayısı görülmüştü.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
İstanbul'da Terör Örgütü PKK'ya Yönelik Operasyon
İSTANBUL (AA) - İstanbul’da terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlenen operasyonda, haklarında gözaltı kararı bulunan 7 şüpheliden 5’i yakalandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, farklı sosyal medya hesapları üzerinden PKK propagandası yapan ve şehitler ile güvenlik güçlerine hakaret ettiği belirlenen 7 kişi hakkında gözaltı kararı verdi.Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 4 ilçede 7 adrese düzenledikleri eş zamanlı operasyonda zanlılardan 5’ini yakalandı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel doküman ve dijital malzeme ele geçirildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, firari 2 kişinin yakalanması için ise çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Reklam