onedio
Suç Duyurusu Yapılmıştı: İngiliz'in Demre Üçağız Yarımadası'ndaki Villası İçin Yıkım Kararı
Antalya'nın Demre ilçesine bağlı 'Kekova' olarak da adlandırılan bölgedeki Üçağız Yarımadası'nda, İngiliz Cloudya Jamey Hankes'in 10 yıl önce satın aldığı kaçak yapının yerine inşa ettiği denize sıfır villanın Yapı Kayıt Belgesi, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından iptal edildi. Villanın yıkımı, Demre Belediyesi tarafından gerçekleştirilicek.
Afganistan'da Taliban Saldırısında 20 Güvenlik Görevlisi Öldü
KABİL (AA) - Taliban militanlarının, Afganistan'ın batısındaki Nimruz vilayetinin Haşrud ilçesindeki askeri karakola düzenlediği saldırıda 20 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.Haşrud ilçe Kaymakamı Celil Vatandost, basına yaptığı açıklamada, militanların, Haşrud'un Dehmezeng bölgesindeki askeri karakola silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Saldırıda 20 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Vatandost, 6 askerin de militanlar tarafından esir alındığını belirtti.Taliban'dan henüz konuyla ilgili açıklama yapılmadı.Öte yandan Afganistan Savunma Bakanlığı, militanların son 24 saat içerisinde 24 vilayette saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı.
Afganistan'da Taliban Saldırısında 20 Güvenlik Görevlisi Öldü
KABİL (AA) - Taliban militanlarının, Afganistan'ın batısındaki Nimruz vilayetinin Haşrud ilçesindeki askeri karakola düzenlediği saldırıda 20 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.Haşrud ilçe Kaymakamı Celil Vatandost, basına yaptığı açıklamada, militanların, Haşrud'un Dehmezeng bölgesindeki askeri karakola silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Saldırıda 20 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Vatandost, 6 askerin de militanlar tarafından esir alındığını belirtti.Taliban'dan henüz konuyla ilgili açıklama yapılmadı.Öte yandan Afganistan Savunma Bakanlığı, militanların son 24 saat içerisinde 24 vilayette saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı.
Adana'da Çıkan Orman Yangınına Müdahale Ediliyor
ADANA (AA) - Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor.Alınan bilgiye göre, Orçan Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.Yangın, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen 1 helikopter, 10 arazöz, 4 su tankı ve 60 personelin müdahalesiyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor.
E-Duruşma 5 Adliye Ve 47 Mahkemede Uygulamaya Geçti
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, e-duruşma uygulamasının 5 adliye ve 47 mahkemede faaliyette olduğunu bildirdi. Gül, Twitter hesabından 'e-duruşma' uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paylaşımında e-duruşma uygulamasına ilişkin infografiğe de yer veren Gül, 'E-duruşma, güven veren ve erişilebilir adalet hedefimize doğru önemli bir adım. Artık 5 adliye ve 47 mahkemede faaliyette. Bu hizmeti tüm adliyelerde, avukat meslektaşlarımızın ve vatandaşlarımızın istifadelerine sunmaya kararlıyız.' ifadelerini kullandı. E-duruşmanın nasıl yapılacağına ilişkin bilgilerin yer aldığı, 'Adalet Bakanlığı e- duruşma uygulamasının kapsamını genişletiyor' başlıklı infografikte, e-duruşmanın pilot uygulamasının 15 Eylül'den bu yana Ankara Batı Adliyesi'ndeki 5 mahkemede devam ettiği bilgisi paylaşıldı. Ayrıca uygulamanın Ankara (14), Ankara Batı (5), İstanbul (13), İstanbul Anadolu (7), ve Bakırköy (8) adliyelerindeki 47 mahkemede 22 Ekim'den itibaren uygulandığı aktarıldı.
Kardeşi Tarafından Öldürülen Melek Aslan'ın Adresini Eski Sevgilisi Vermiş
Diyarbakır'da, ablası Melek Aslan'ı, eski sevgilisi Orhan Vatansever'in 'fuhuş' ve 'dolandırıcılık' yaptığı suçlamalarıyla sokak ortasında öldüren Mustafa Aslan, savcılığa verdiği ifadede cinayetin tüm detaylarını anlattı. Adıyaman'da yaşadığını ve ablası Melek'in Diyarbakır'da kaldığı adresi Orhan Vatansever'den aldığını söyleyen Aslan, 'Ona Diyarbakır'da ablamı nasıl bulacağım diye sorduğumda bana, 'Ben sana yardımcı olurum, yerini bulurum. Diyarbakır'da arkadaşlarım var, takipteler. Ben istediğimi istediğim zaman bulurum, sen merak etme. Sana şimdi ablanın bir fotoğrafını göndereceğim' diyerek ablamın ev içinde, ağzında sigara, bakışları sarhoş gibi baygın bakar halde resmini yolladı' dedi.
Reklam
Bakan Koca: "Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçmiş Durumdadır"
BURSA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm ülkede yeniden tırmanışa geçtiğini bildirdi.Salgınla mücadelede Bursa ve çevre illerdeki durumla ilgili toplantılar yapmak üzere kente gelen Koca, Heykel semtindeki tarihi Valilik Binası'nda Vali Yakup Canbolat'ı ziyaret etti.Koca, ziyaretinin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Bursa'da bulunmasının birçok sebebi olduğunu, bunlardan en önemlisinin Kovid-19'a karşı yürüttükleri mücadeleye Bursa, Balıkesir, Bilecik, Yalova ve Çanakkale sakinlerinden, şimdiye kadar olduğundan daha büyük bir destek talebinde bulunmak olduğunu söyledi.Sağlık çalışanlarının hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, halkın da tedbirlere uymak için göstermesini beklediklerini belirten Koca, 'Salgınla mücadelede şu an tedbirlerden daha güçlü bir silahımız yok. Biliyoruz ki böyle bir mücadele, sadece hasta tedavi ederek kazanılmaz, yayılmayı önleyerek kazanılır. Bu ise ancak ve ancak tedbirlere uymakla mümkündür. Şehir şehir dolaşıp çağrılarımızı tekrarlıyoruz.' dedi.Koca, çalışma toplantıları düzenledikleri her yerde salgına karşı verilen mücadelede gelinen noktayı, hastanelerin durumunu, alınacak ek tedbirleri ve sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını değerlendirdiklerini aktardı. Bursa'daki çalışmalarına, Vali Yakup Canbolat ile durum değerlendirmesi yaparak başladıklarını ifade eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:'3 milyonu aşkın nüfusuyla Bursa, Kovid-19'a karşı verdiğimiz savaşın merkezlerinden biridir. Sosyal hareketliliği ve diğer şehirlerle yoğun ilişkileri önemini daha artırıyor. Burada kazanacağımız başarı, Bursa ile sınırlı kalmayacak, tüm ülkeyi olumlu yönde etkileyecektir. Ziyaretlerimize yoğun bir program sığdırdık. Bu açıklamanın ardından Bursa Şehir Hastanemizi ziyaret edeceğim. Daha sonra Bursa'dan başlayarak Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova İl Sağlık Müdürlerimiz, hastane başhekimlerimiz, sahada görevli koordinatörlerimizle il bazında ayrı ayrı toplantı yapacağız.''Salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir'Bakan Koca, toplantılar tamamladıktan sonra söz konusu illerin sakinlerine yönelik açıklamalarının olacağını duyurdu.Ülkenin bir noktasındaki riskin aslında yurdun her noktasını ilgilendirdiğini bilen ve son durumu öğrenmek isteyen vatandaşlar için de gerekli bilgileri paylaşacaklarını anlatan Koca, şunları kaydetti:'Koronavirüs salgını tüm ülkede yeniden tırmanışa geçmiş durumdadır. Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır. Salgın bize şunu öğretti ki virüsün yayılması sadece daha fazla sayıda insanımızın hasta olması değil, tüm hayatın sekteye uğramasıdır. Bu nedenle salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir. Sayın Vali ile görüşmemde ifade ettiğim gibi Bursa halkından salgınla mücadeleyi hayatı koruma mücadelesi olarak görmesini rica ediyorum.'Bilim Kurulu, İstanbul'da toplanacakFahrettin Koca, Bursa'dan 83 milyonun kalbi İstanbul'a da seslenmek istediğini belirtti.İstanbul'da vaka sayısının Türkiye genelinin yüzde 40'ına ulaştığına değinen Koca, şunları kaydetti:'İstanbulluları kurallara, gerekirse fedakarlıkta bulunarak uymaya davet ediyorum. Hafta sonundan başlayarak 5 gün İstanbul'da çalışma arkadaşlarımla olacağım. İstanbul Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, İl Emniyet Müdürü ile görüşmeler yapmayı planlıyorum. Bilim Kurulu toplantısını da İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bugün denetimler, günlük hayat düzeni ve toplu taşıma konusunda mücadeleyi kolaylaştırıcı sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Sağlık çalışanlarımız, her gün fedakarlığın yeni bir örneğini gösteriyor. Onların hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, bizler de tedbirlere uymak için gösterelim.'
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: “Tap Boru Hattının Açılışı Haftalar İçerisinde Gerçekleşecek”
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan'ın Şah Deniz 2 sahasındaki doğal gazı Avrupa'ya taşıyacak Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TAP) tamamlandığını belirterek, “Artık haftalar içerisinde resmi açılışı yapılacak. Bakü’den Avrupa’ya tarihi bir boru hattı tamamlandı.” dedi.Aliyev, Japonya merkezli Nikkei gazetesine verdiği mülakatta, Dağlık Karabağ’daki statükonun artık değiştiğini söyledi.Azerbaycan ile Ermenistan dışişleri bakanlarının ABD’de görüşmeler yapacaklarına işaret eden Aliyev, “Buna benzer görüşmeler daha önce de yapılmıştı. Ancak mevcut Ermenistan hükümetiyle sürecin barışçıl bir şekilde çözülme ihtimali oldukça düşük.” diye konuştu.Aliyev, Ermenistan’ın Azerbaycan’daki boru hatlarına yönelik saldırı tehditlerinde bulunduğunu belirterek, “Eğer böyle bir adım atarlarsa cezasını çekerler. TAP boru hattı tamamlandı. Artık haftalar içerisinde resmi açılışı yapılacak. Bakü’den Avrupa’ya tarihi bir boru hattı tamamlandı.” değerlendirmesinde bulundu.Azerbaycan’daki boru hatlarının sürekli korunduğunu anlatan Aliyev, “Bu boru hatlarına çok sayıda ülke ve kurum milyarlarca dolar yatırım yaptı. Ermenistan bu boru hatlarına saldırı yaparsa bu ülkelerin tepkisi ne olacak? Ermenistan bu hatlara saldırı yapacaksa iki defa düşünmeli.” dedi.“Türkiye en yakın müttefikimizdir”Aliyev, Türkiye’nin Kafkasya’nın yanı sıra dünyada da önemli bir rol oynadığının altını çizerek, “Bu bir gerçekliktir ve bizi de mutlu eden bir gerçekliktir. Çünkü Türkiye bizim kardeş ülkemiz ve en yakın müttefikimizdir.” diye konuştu.Türkiye ile Rusya arasında da Dağlık Karabağ konusunun istişare edildiğini anımsatan Aliyev, şu ifadeleri kullandı:“Bu nedenle Ermenistan’ın Türkiye’nin sürece dahil edilmemesi için yaptığı açıklamalar anlamsız. Türkiye zaten sürecin içerisinde ve istikrarın sağlanması için de burada olmalıdır. Türkiye üç Kafkasya ülkesiyle de sınırlara sahip tek ülke. Başka hiçbir ülke üçüyle sınırlara sahip değil, dolayısıyla Türkiye’nin süreçte etkin bir şekilde yer almasını güçlü bir şekilde destekliyoruz.”TAP boru hattıAzerbaycan'ın Şah Deniz 2 sahasından çıkarılan gazı Avrupa'ya taşıyacak TAP, Türkiye-Yunanistan sınırında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'na (TANAP) bağlanmıştı. Projede inşaat 4,5 yılın ardından tamamlandığı 13 Ekim’de açıklanmıştı.Güney Gaz Koridoru'nun Avrupa ayağını oluşturan TAP, Yunanistan, Arnavutluk ve Adriyatik Denizi'nden geçerek İtalya'ya yılda 10 milyar metreküp gaz taşıyacak.TAP'ın yüzde 20'şer hissesini BP, SOCAR ve Snam kontrol ederken, projede Fluxys yüzde 19, Enagas yüzde 16 ve Axpo da yüzde 5 hisseye sahip bulunuyor.
Reklam
Analiz - Batı Medyasında Azerbaycan Karşıtlığı
İSTANBUL (AA) -YUSUF ÖZKIR- Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır Ermenistan işgalindeki Dağlık Karabağ bölgesinin bazı kısımlarını yeniden ele geçirmesiyle Kafkasya’daki statüko sarsılmış oldu. Yaygın ifadeyle, cin şişeden çıkmış durumda. Türk ve dünya medyasının bölgeye dair bilgi ihtiyacının karşılanmasında öne çıkan isimlerden biri olan gazeteci Ceyhun Aşirov’un ifadesiyle söylersek, Ermenistan’ın Kafkasya’da yaptığı “mağlup halk” propagandası çöpe atıldı. Azerbaycan Türkleri “muzaffer millet” olduğunu Dağlık Karabağ’daki ilerleyişiyle teyit etmiş durumda. “Hani nerede Ermenistan ordusu? Karşımızda duramadılar, kaçıyorlar” sözleriyle cephedeki ilerleyişe atıfta bulunan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yıllardır küresel medyanın omuz vermesiyle şişirilen Ermenistan algısının kâğıttan kaplan olduğunu dünya kamuoyuna tekrar duyurmuş oldu. Ermenistan’dan gelen açıklamalarda ise tüm bu kayıplar ve yenilgiler bir “gerçi çekilme” olarak sunulmaya çalışılıyor. Fakat görünen tablo gerçek durumun çok farklı olduğunu ve Ermenilerin çatışmaların yaşandığı cephelerde mağlup olduğunu bariz şekilde gösteriyor.Cephede yenilen Ermenistan ordusunun başvurduğu yöntemlerden biri ise sivil katliamlarına devam etmek. 1990’lı yılların başında, başta Hocalı bölgesinde olmak üzere sivil katliamlar yapan Ermenistan, şimdi de cephedeki yenilgilerini örtmek için Azerbaycan’ın Gence şehrine füze saldırıları yapıyor. Şu ana kadar onlarca sivil bu saldırılarda hayatını kaybetti; onlarca ev enkaza dönüştü.Çatışma bölgesinin dışında yer alan bu bölgelere yapılan saldırılar aslında uluslararası sözleşmelere göre savaş suçu kapsamında. Fakat daha önce de benzer suçları işlemesine rağmen, Ermenistan devleti, bir yaptırımla yüzleşmeyeceğini bildiği için, benzer suçları tekrar işlemekten kaçınmıyor. Küresel örgütlerin sessizliğini bir onay şeklinde değerlendiren Ermenistan’ın sivil yerleşim bölgelerine saldırılarını sürdürme ihtimali yüksek. Oysa uluslararası toplumun kendi ilke ve kurumlarının prestiji için bile olsa bu saldırılar karşısında sessiz kalmaması gerekirdi.Batı medyası üç maymunu oynuyorÖte taraftan uluslararası ölçekte yayın yapan büyük medya kuruluşlarının Gence saldırısı ve genelde sivil katliamlar karşısındaki yaklaşım biçimi başlangıcından bu yana problemli. Küresel örgütlerin ve politik güç merkezlerinin taraflı olduğu bir düzlemde, aynı ülkelerin uzantısı konumundaki medyadan tarafsızlık beklemek rasyonel olmasa da, gazetecilik ilkeleri konusunda evrensel vaazlar vermekte tereddüt göstermeyen medya kuruluşlarının tutumları Ermenistan taraftarlığı konusunda bir adım öne çıkıyor. Haber ve yorumlarda “Türk saldırganlığı” ifadesine yoğun şekilde rastlanabiliyor.Bu bağlamda Rusya’nın Sputnik, Fransa’nın Agence France Presse (AFP) ve France 24, İngiltere’nin BBC ve Reuters ile ABD’nin Associated Press (AP) haber ajansları tarafından sürdürülen genel yayın politikası sorunlu içeriklere sahip. Gence saldırısından sonra New York Times, Wall Street Journal ve CNN gibi kuruluşlar saldırıya yer vermediler. Örneğin AP tarafından geçilen haberde önce Ermenistan Savunma Bakanlığı’nın saldırıyı inkâr haberi verildi; sonrasında ise AP konuya ilişkin haberinin giriş cümlesinde 'Azerbaycan Ermenistan'ı ikinci büyük kentini balistik füzeyle vurmakla suçladı' ifadesi kullanılarak saldırganın, katliamı yapan tarafın açıklaması öne çıkarıldı. Genel olarak yayınlarda Ermenistan Başbakanı Paşinyan’a mikrofon uzatılarak Ermeni tezlerinin dolaşıma sokulması yönünde yaygın bir çaba var. Öte taraftan İran devlet televizyonu Press TV de bu halkanın içinde. Press TV yayınlarında net ifadelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik karalama kampanyasına girişmiş durumda ve bu söylemini tipik yeni oryantalist yaklaşımın örtülerinden “sultan”, “imparatorluk” türünden ifadelerle donatmış durumda. Yayınlarda genelde Ermenistan’ın tezleri savunuluyor. Katar’a bağlı İngilizce yayın yapan El-Cezire’deki bazı haberlerde de Ermenistan yanlısı içerikleri görmek mümkün. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan tarafından fonlanan medya kuruluşlarında ise tümüyle Ermenistan tezleri yer alıyor.Büyük medya kuruluşları aslında gerçeği bilmelerine rağmen “görmedim, duymadım, bilmiyorum” şeklinde üç maymunu oynamaya devam ediyorlar. Bu tavırlarını yedi maddede özetlemek mümkün.Batı medyasının yedi günahıBirincisi, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Azerbaycan toprağı olarak defalarca tanımlanan Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenistan işgali açık şekilde vurgulanmıyor. Ermenistan’ın oradaki varlığı BM tarafından “işgal” olarak tanımlanmış olmasına rağmen, Ermenistan’ın bu toprakları sahiplerine bırakarak barışçıl bir şekilde neden geri çekilmediği (muhtemelen Ermenistan’ı üzmemek için) yeterince sorgulanmıyor. Yayınlarda bu bölge için genelde “ihtilaflı bölge” ifadesine yer veriliyor veya “Azerbaycan’ın iddiasına göre” ifadesi öne ekleniyor.İkincisi, Ermenistan’ın Gence’ye yaptığı balistik füze saldırısında hayatını kaybeden onlarca sivile dair haberler hem vaktinde verilmedi hem de katliamın boyutlarını göstermeye yetecek kadar görüntü haberlere eklenmedi. Ermenistan ile “katliam” kavramını yan yana getirmekten itinayla uzak durulan bir tavır egemen durumda. Halbuki sivil katliamlar yapıldı ve devamının geleceğine dair bir karamsarlığı hem bu sessizlik hem de Ermeni tarafının açıklamaları maalesef düşündürüyor.Üçüncüsü, sivillerin hayatını kaybettiği saldırıya dair haberde gerçek bilgi açıkça ortada olmasına rağmen, bunun yerine sivil ölümler “Azerbaycan’ın suçlaması ve iddiası” şeklinde sunuldu. Böylesi sivil katliamlar karşısında, savaşan iki taraftan birinin söylemini besleyecek bir dil kullanılması ve olguyu zayıflatmak için “iddia” kelimesinin araya sıkıştırılması planlı bir tutuma işaret ediyor. Yani “Ey okuyucu! İnanmasanız da olur; bu zaten savaşan taraflardan birinin iddiası ve bunu rakibini karalamak için yapıyor” denilmiş oluyor.Dördüncüsü, Ermenistan devleti Dağlık Karabağ bölgesine (başta Latin Amerika, Suriye ve Lübnan olmak üzere) çeşitli bölgelerden yabancı teröristler taşımasına rağmen, Batı medyası buna hak ettiği şekilde yer vermedi. Halbuki terör örgütü PKK unsurlarının da içinde yer aldığı grupların İran üzerinden bölgeye taşındığı konusunda çokça görüntü ve ses kaydı mevcuttu. Bunun aksine, gerçek olmamasına rağmen, Azerbaycan’ın bölgeye yabancı savaşçı getirdiği yönündeki Ermeni propagandasını tekrarladı.Beşincisi, uluslararası medyaya bağlı gazeteciler çatışmayı takip edebilmek için büyük ölçüde Ermenistan tarafına seyahat etti ve etmeye devam ediyor. Halbuki olması gereken, bölgedeki durumun her iki taraftan da takip edilmesiydi. Fakat tek taraflı bir takip süreci, doğal olarak önyargıyı da beraberinde getiriyor. Bunun yansımalarını haberlerde görmek mümkün.Altıncısı, küresel medyadaki Ermenistanlı veya Ermeni diasporasına yakın gazetecilerin çabası ideolojik gazeteciliğin yansımalarına sahip. Bu tür haberlerden biri The Washington Post tarafından Isabelle Khurshudyan (üç yazardan biri) imzasıyla yayımlandı [1] ve haberin başlığında bile Suriyeli paralı askerlerin Dağlık Karabağ’daki çatışmalarda öldüğü yalanı, Türkiye bağlantısı kurularak verildi. Benzer şekilde Sputnik ve Russia Today’in Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan’ın Ermeni kökenli olması, bu yayın organlarında taraflı bir dil kullanılmasında Rusya’nın devlet politikasından daha fazla rol oynuyor.Sputnik Türkçe’de dengeli bir dil kullanılırken bu etki özellikle Sputnik’in İngilizce yayınlarında daha belirgin. Putin’in Dağlık Karabağ’a yabancı teröristlerin getirilmesi konusundaki yaklaşımını, gerçek dışı olmasına rağmen, Suriye ve Libya’dan buraya Azerbaycan tarafından getirildiği iddia edilen savaşçılar bağlamında ele almışlar. Gerçekte bölgeye Ermenistan tarafından (başta PKK’lı teröristler olmak üzere) çeşitli bölgelerden getirilen yabancı teröristlere ise hiç değinilmiyor. Sputnik İngilizce yayınlarının sosyal medya hesabından sürece dair yapılan paylaşımlarda bir kilise görselinin sürekli kullanılması ise ilginç. Konuyla hiç ilgisi olmamasına rağmen, herhangi bir haber için bile kilise görseli tercih edilmiş. Bir diğer detay ise Minsk grubu olarak ABD, Fransa ve Rusya’nın Karabağ’daki sorunun çözümü konusunda barışçıl müzakerelere çağrıda bulunması konusu aktarıldıktan sonra, sürekli Türkiye’nin Azerbaycan’ı saldırganlığa teşvik ettiği ve bu yönde desteklediği bağlamında cümlelere yer verilmesinde öne çıkıyor. Bu doğrudan Türkiye’yi ötekileştiren bir yaklaşım olarak okunabilir. Yedincisi, Batı medyası uzun süredir kapıldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığını yeniden tedavüle sokmuş durumda. Azerbaycan devletinin işgal edilmiş topraklarını geri alma sürecinde Batı medyasında çıkan analizlerde bu karşıtlığın izlerini görmek mümkün. Hatta hikâyeyi İlham Aliyev’den daha çok Erdoğan karşıtlığı üzerinden kurgulama çabasındalar.Dolayısıyla küresel ağa sahip, etki kapasitesi yüksek medya kuruluşlarının böylesine taraflı bir yaklaşıma mahkûm olmaları, gazeteciliğin temel kriterleri bakımından büyük bir hayal kırıklığını ve çoğu yerde ideolojik gazeteciliğin izlerini barındırıyor. Türkiye’nin son 200 yıllık serüveninde yakından tanıdığı ve artık kanıksadığı bu önyargı mekanizması, bugün Azerbaycan’ın haklı davasını örtmek ve sesinin duyulmasını engellemek için çalıştırılmış durumda. Fakat eskisi kadar etkili olamıyor.[İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi olan Doç. Dr. Yusuf Özkır aynı zamanda Kriter dergisinin yayın koordinatörüdür][1] https://www.washingtonpost.com/world/middleeast/azerbaijan-armenia-turkey-nagorno-karabakh/2020/10/13/2cdca1e6-08bf-11eb-8719-0df159d14794story.html
Afganistan'da Rumen Askerlere Saldırı: 2 Yaralı
KABİL (AA) - Afganistan'ın güneyindeki Kandahar vilayetinde, NATO bünyesinde görev yapan Rumen askerlere yönelik bombalı saldırıda 2 asker yaralandı.Afganistan'daki NATO kuvvetleri, 21 Ekim'de Kandahar'da devriye gezen askerlerin aracının, yol kenarına yerleştirilen bombaya çarptığını bildirdi.Açıklamada, saldırıda 2 Rumen askerin yaralandığı belirtildi.29 Şubat'ta Taliban ile ABD arasında barış anlaşmasının imzalanmasının ardından ilk kez NATO askerlerine yönelik saldırı düzenlendi. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.
Türkiye Ve Ukrayna Savunma Alanında Ortaklık Anlaşması İmzaladı
KİEV (AA) - Türk şirketi LODOS Propulsion Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ ile Ukrayna devlet savunma şirketi Ukroboronprom bünyesindeki gaz türbini üretim şirketi Zorya-Mashproekt ortaklık anlaşması imzaladı.Zorya-Mashproekt şirketinden yapılan açıklamada, Türk şirketi LODOS Propulsion Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Haluk Bayraktar başkanlığındaki temsilcileri ile Ukroboronprom yetkililerinin bir araya gelerek şirketin tesislerinde incelemelerde bulunduğu ifade edildi.Görüşmede tarafların, sivil ve askeri ürünlerin üretimi ve tedarikinde iş birliği olanakları ile enerji ve altyapı alanında potansiyel ortak projeleri değerlendirdikleri belirtilen açıklamada, tarafların ilişkileri derinleştirmek için mutabakat imzaladıkları belirtildi.Söz konusu mutabakatın, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin geçen hafta Türkiye’ye düzenlediği resmi ziyaret esnasında imzalanan anlaşmaya dayandığı açıklandı.Zorya-Mashproekt Üst Yöneticisi Denis Gordienko, eylül ayındaki Türkiye ziyareti sırasında tarafların iş birliği için karşılıklı ilgi gösterdiğini belirterek, imzalanan mutabakatın Zorya-Mashproekt'in Türk piyasasına girmesi konusunda yeni bir adım olduğunu kaydetti.
Reklam
Sinop'ta Bir Köy Karantinaya Alındı
SİNOP (AA) - Sinop'ta bir köyde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarına rastlanılması üzerine karantina uygulaması başlatıldı. Valilikten yapılan açıklamada, İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla Kovid-19 vakaları görülen merkeze bağlı Sarıkum köyünde 14 gün süreyle karantina uygulaması başlatıldığı duyuruldu.Açıklamada, mahalleye giriş ve çıkışların güvenlik güçlerince kapatıldığı ve sağlık ekiplerince tarama çalışmalarının başlatıldığı kaydedildi. Kurul tarafından Akbaş köyü Merkez Mahallesi'nde daha önce alınan karantina uygulamasının ise sona erdirildiği ifade edildi.
CHP'li Torun'dan İstanbul'daki Kovid-19 Toplantısına Eleştiri:
ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İstanbul'daki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) toplantısına ilişkin, 'İstanbul halkının yüzde 54'ünün oyuyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun davet edilmemesi, müellifi saray olan partizan politikaların ulaştığı boyutu gösteren bir skandaldır.' iddiasında bulundu.Torun, yazılı açıklamasında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın İstanbul'da düzenlediği Kovid-19 toplantısına ilişkin eleştiride bulundu.Toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun davet edilmediğini belirten Torun, 'İstanbul'da düzenlenen Kovid-19 toplantısına, İstanbul halkının yüzde 54'ünün oyuyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun davet edilmemesi, müellifi saray olan partizan politikaların ulaştığı boyutu gösteren bir skandaldır.' görüşünü savundu.Koca'nın tüm konuşmalarında 'birlikte mücadele' vurgusu yaptığını hatırlatan Torun, şöyle devam etti:'Sayın Koca'ya soruyoruz: Siyasi hırslarınız, 'birlikte mücadele' anlayışınızla birlikte, aklınızı ve vicdanınızı da mı kör etti? Yine açıklamalarında 'mücadelede tüm tarafların iş birliğinin önemine' dikkati çeken Sayın Koca'ya soruyoruz, İstanbul'da yükselen hastalığa karşı, İstanbul'u yöneten Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaktan nasıl bir sakınca duyuyorsunuz?'CHP'nin sağlığı için mücadele eden millete elinden gelen desteği vereceğini aktaran Seyit Torun, 'Onlar ayrıştırsa da biz birleştireceğiz. Onlar kutuplaşmadan beslenseler de biz birlikte olmaktan güç alacağız. İnanıyoruz ki milletimiz, vatandaşın sağlığı değil kendi siyasi çıkarı için hareket eden bu iktidara ilk seçimde 'yeter' diyecektir.' ifadelerini kullandı.
Güncelleme - Kütahya'da Cezaevinin Yatakhane Bölümünde Çıkan Yangın Söndürüldü
KÜTAHYA (AA) - Kütahya'da cezaevinin yatakhane bölümünde çıkan yangın söndürüldü.Kütahya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu D Blok 5 numarada adli mahkumların kaldığı, toplam 26 kişinin bulunduğu yatakhane bölümünde yangın çıktı.Kütahya Belediye itfaiyesi ve cezaevi ekiplerince yangın kısa sürede söndürüldü.Yangında herhangi can kaybı ve yaralanma olmadı.
Reklam
Sakarya'da Sahte İçki Operasyonunda 2 Kişi Gözaltına Alındı
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Hendek ilçesinde sahte içki operasyonunda 2 kişi gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, kaçak ve sahte içki üretimi ve satışı yapıldığı bilgisine ulaşan Hendek Jandarma Komutanlığı Asayiş Timleri ile KOM Şube ekipleri çalışma başlattı.Ekiplerce İ.Ö. ve M.E'nin ikamet ettiği evlerde eş zamanlı arama yapıldı. Aramalarda çok sayıda satışa hazır sahte içki ele geçirildi.Gözaltına alınan İ.Ö. ve M.E'nin jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Uzmanlara Göre, Paşinyan Halkını Cepheye Çağırarak Azerbaycan'ı Sivil Kayıplardan Sorumlu Tutmaya Çalışıyor
ANKARA (AA) - EKİP - Uzmanlar, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın halkı 'cephede savaşmaya' çağırmasının Azerbaycan'ı sivil kayıplardan sorumlu tutma çabası olarak da değerlendirilebileceğini söyledi.Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Başkanı Alev Kılıç ve Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı, Paşinyan'ın Ermenistan vatandaşlarını 'cephede savaşmaya' çağırmasını AA muhabirine değerlendirdi.Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Caşın, Karabağ'da sivillerin hedef alınmasıyla bölgedeki durumun artık uluslararası ceza hukukunun konusu haline geldiğine dikkati çekti.Caşın, bölgede işlenen suçları değerlendirmek için temel olarak Lahey ve Cenevre Sözleşmelerinin hükümlerine bakmak gerektiğini ifade etti.Karabağ'da dolaylı olarak, Azerbaycan ve Ermenistan'ın taraf olmadığı Roma Statüsü ve Uluslararası Ceza Mahkemesini ilgilendirecek suçlar işlendiğine dikkati çeken Caşın, özellikle sivillerin hedef alınmış olmasının ciddi bir savaş suçu olduğunu belirtti.Caşın, ateşkese rağmen Gence'nin 2 kez bombalandığını, çocuk ve sivillerin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, Ermenistan'ın muharebe alanındaki hedefler yerine bilinçli olarak sivilleri hedef aldığını dile getirdi.Nürnberg ile Tokyo Uluslararası Ceza Mahkemelerine ve Sırpların Bosna'da yaptığı katliamlara iştirak edenlerin Lahey'de yargılanmalarına atıf yapan Caşın, Karabağ'da da bu savaş suçlarını işleyenlerin bireysel olarak da cezalandırılabileceğini kaydetti.'Sivilleri hedef alın' emri verenler Pinochet gibi yargılanmalıCaşın, Karabağ'da ulusal, etnik ve dini bir grubun kısmen veya tamamen yok edilmesinin amaçlandığını, bunun bir soykırım ve savaş suçu olduğunu vurguladı.Sivillerin ve çocukların sistematik olarak hedef alınmasının cezalandırılması gerektiğini belirten Caşın, 'Sivillerin hedef alınması emrini veren Ermeni yetkililer, (Şilili diktatör Augusto) Pinochet davasında olduğu gibi ferdi sorumluluk davasında yargılanmalı.' dedi. Paşinyan'ın, Türkiye'ye karşı uluslararası toplumu tepki vermeye çağırmasının hedef saptırmak ve işlediği suçları örtmek amacı taşıdığını söyleyen Caşın, NATO'nun sivillere karşı saldırıların durdurulması, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler'in (BM) ateşkese uyulması çağrısı yaptığını hatırlattı.Caşın, şunları kaydetti:'Azerbaycan savaş hukukunun gerekliliklerine riayet ederek savaşı dar tutmak ve kendi topraklarını özgürleştirmek istiyor. Sivillere karşı hassasiyet gösterdiğini ve yaralıları tedavi ettiğini görüyoruz. Buna karşılık, öte yanda cepheyi genişletmek isteyen, işgal ettiği topraklardan çıkma niyeti olmayan ve sivilleri hedef alarak aleni savaş suçu işleyen bir Ermenistan görüyoruz. Ermenistan bu suçları kendi toprağı olmayan, işgal altında tuttuğu bir bölgede işliyor. Sivillere karşı işledikleri suçlar da göz önüne alındığında katledilen o çocukların aileleri de dava açarak Ermenistan yetkililerinin cezalandırılmalarını muhakkak talep edecektir. Bu sadece bu sebeple Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir dava konusu değildir.'Roma Statüsünün temel dayanağını oluşturduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi, işledikleri suçlara bağlı olarak bireyleri yargılama yetkisini elinde bulunduruyor. Uluslararası hukukta devlet görevlilerinin eylemleri ve aldığı kararlardan kaynaklanan sorumluluğu bir bütün olarak ilgili devlete yüklediği görülüyor.Bu genel kurala istisna getirilen durumlar bulunuyor ve bu istisnaların en önemlisini uluslararası suçlar oluşturuyor. İlgili suçları devlet adına işledikleri yönünde veya yetkililerin emrine uyduklarına yönelik savunma yapılması halinde dahi kişisel ceza sorumlulukları ortadan kalkmıyor. Mahkeme, savaş hukukuna riayet edilmemesi, sivillerin hedef alınması gibi suçlarda ihlali yapan ve emreden kişilerin bireysel olarak cezalandırılmasını sağlıyor. Yargılama sonucunda ortaya çıkan ceza ve tazminatlardan doğrudan ilgili bireyler sorumlu oluyor.'(Paşinyan) Nasıl tutunabilirim diye son çırpınmalarını yapıyor'AVİM Başkanı Kılıç, Paşinyan'ın 'panik içinde' olduğunu belirterek, kamuoyuna 'siyasi, uluslararası temaslar açısından ve askeri olarak güçlüyüz, Azerbaycan'a her zaman karşı durabiliriz' propagandası yaptığını kaydetti. Süreçte bunların hiçbirinin tutarlı ve doğru olmadığının açığa çıktığını aktaran Kılıç, 'Dolayısıyla bu Paşinyan'ın kendi iç kamuoyunda da çok zor duruma düşmesine neden oldu. Paşinyan açıkçası gidici. Nasıl tutunabilirim diye son çırpınmalarını yapıyor. Şimdi kendi halkından medet umuyor. 'Eğer bir şey yapabiliyorsanız hadi buyrun siz yapın' demeye getiriyor.' değerlendirmesinde bulundu. Kılıç, Paşinyan'ın Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmeden 'ben müzakere yaparım, diplomatik çözüm ararım' derse bunun bu şekilde çözümü olmayacağını vurguladı.Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesinin uluslararası hukukun ve BM kararlarının bir gereği olduğunu anımsatan Kılıç, 'Eğer (Paşinyan) bunu söylemek istiyorsa, 'ben çekilmeden diplomatik çözüm istiyorum' bu şekilde diplomatik çözüm olmaz, bir görüşme olmaz. Görüşmeler ancak hukuk yeniden sağlandığında işgal ettiği topraklardan çekilmeyi kabul ettiğinde görüşme olabilir.' diye konuştu. Paşinyan Ermeni halkını cepheye çağırarak Azerbaycan'ı sivil kayıplardan sorumlu tutmaya çalışıyorYakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pazarcı da Paşinyan'ın açıklamasının arkasında Karabağ'ı bırakmamak olduğunu ancak Azerbaycan'a ait bu topraklar hakkında yaptığı bu beyanatın özel bir hukuki etkisinin olamayacağını belirtti.Pazarcı, şunları kaydetti:'Paşinyan'ın Ermeni halkını cepheye davet etmesi, Azerbaycan'ı sivil kayıplardan sorumlu tutma çabası olarak da değerlendirilebilir. Bu durum Ermenistan'ın Dağlık Karabağ bölgesinden çıkmamak için elinden geleni yapacağını gösterse de sahadan gelen verilerin onların aleyhine işlediğini görüyoruz. Bu veriler Azerbaycan'ın bir hayli başarılı bir strateji yürüttüğünü gösteriyor.' Pazarcı, Rusya'nın Dağlık-Karabağ meselesindeki rolüne de değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:''Rusya bu bölgede özellikle sınırlarını koruması ve üslere sahip olmasından dolayı Ermenistan üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Ancak yaşanan süreçte Rusya bölge üzerinde bütün hesaplarını gözeterek bir tutum alıyor ve burada aldığı tutumda tamamen Ermenistan taraftarı görülmüyor. Bunun nedeni ise Paşinyan'ın Amerikan etkisinde görülmesi. Dolayısıyla Rusya'nın bu meseleye yaklaşımının özü bölgedeki kontrolünü devam ettirebilmek. Bu doğrultuda yaklaşık 30 yıldır Minsk Grubu çerçevesinde ipe un serpiyor.'Dağlık Karabağ konusunun gelinen noktada diplomatik olarak çözülemeyeceğini iddia eden Paşinyan, diplomatik çözüme ulaşılana kadar tüm Ermeni halkının ellerinde silahla savaşması gerektiğini söylemişti.
Reklam
Toyota Ve Hino Trucks'tan Hidrojen Yakıt Hücreli Ağır Ticari Araç
İSTANBUL (AA) - Toyota, ağır ticari araçlara olan talebin artmasıyla birlikte Toyota Motor Kuzey Amerika (TMNA) ve Hino Trucks iş birliğiyle Kuzey Amerika pazarı için hidrojen yakıt hücreli elektrikli ağır ticari araç geliştirme kararı aldı.Toyota açıklamasına göre, her iki şirket, Toyota’nın yakıt hücresi teknolojisini ve yeni geliştirilen Hino XL Serisi şasisini kullanarak, zararlı emisyonları olmayan, yüksek kapasiteli bir ağır ticari araç üretecek. 2020 yılının başında Japonya pazarı için geliştirileceği açıklanan 25 tonluk yakıt hücreli elektrikli ağır ticari araç çalışmasının ardından, Kuzey Amerika pazarına yönelik bu yeni çalışmayla Toyota-Hino Trucks işbirliği daha da genişletildi. Açıklamaya göre, yeni yakıt hücreli araç ile ilgili ilk tanıtımın 2021’in ilk yarısında gerçekleşmesi planlanıyor. Sessiz ve güçlü bir performans sunacak olan yakıt hücreli ağır ticari araç, sadece su buharı salımına sahip olacak. Toyota, 20 yılı aşkın yakıt hücresi teknolojisi çalışmalarını Hino’nun ağır ticari araç deneyimiyle birleştirerek yenilikçi ve yüksek kapasiteli bir ürün ortaya çıkaracak. Aynı zamanda Toyota yakıt hücresi teknolojisi, artırılmış menzille birlikte ticari açıdan kullanıma uygun ve çevreci bir çözüm sunacak.
Hazırlık Sınıfında Başarısız Olan Öğrencilere Türkçe Programlara Kayıt İmkanı
ANKARA (AA) - Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM), zorunlu yabancı dil hazırlık sınıflarında başarısız olan öğrencilerin Türkçe öğretim yapan yükseköğretim programlarına yerleştirme işlemleri için başvuruları alınmaya başlandı.ÖSYM'nin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, devam etmelerine rağmen zorunlu hazırlık sınıfını 2 yıl içinde başarıyla tamamlayamayıp ilişiği kesilen öğrenciler, başvurmaları halinde başka bir üniversite veya kayıtlarının bulunduğu üniversitede Türkçe öğretim yapılan programların birinci sınıflarına yerleştirilecek. Yerleştirme işlemleri için başvurular, ÖSYM tarafından bugünden itibaren 2 Kasım'a kadar alınacak.Adaylara başvuru öncesinde, ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan kılavuzu dikkatle incelemeleri tavsiye edildi.
Adana'da Atlı Polis Birliği Göreve Başladı
ADANA (AA) - Adana'da atlı polis birliği, toplumsal olaylara müdahale tatbikatıyla göreve başladı.İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan Atlı Birlik Grup Amirliği ekipleri, Merkez Park'ta toplumsal olaya müdahale tatbikatı yaptı.Senaryo gereği, göstericilerin dağıtılması ve kontrol altına alınması gibi olaylara müdahale edilen tatbikatta, bir polis atına Türk bayrağı karşısında selam da verdirdi.Daha sonra kent merkezinde göreve başlayarak park ve caddelerde devriye atan atlı polisler, vatandaşların ilgisini çekti.Bazı caddelerde çocuklar atları sevdi, bazı vatandaşlar da cep telefonlarıyla fotoğraf çekti.'Amacımız, toplumsal olaylarda atlarımızın etkinliğinden faydalanmak'İl Emniyet Müdür Yardımcısı Seyfullah Özdemir, gazetecilere yaptığı açıklamada, atlı birliğin Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bünyesinde göreve başladığını belirterek, 'Amacımız, kalabalık toplulukların agresif olarak toplumsal olaylara dönüşmesi esnasında, atlarımızın etkinliğinden üst düzeyde faydalanmaktır. İnşallah bundan sonra Adana'da huzur ve güven ortamının tesisinde, aramıza yeni katılan birliğimizin faydasını üst düzeyde alırız.' diye konuştu.Birliğin eğitimi için kente gelen Atlı Birlik Grup Amiri Mahmut Kılınç da atlı polislerin toplumsal olaylarda ve devriye görevlerinde kullanıldığını anlatarak, 'Toplumsal olaylarda fiziki yapıları yüksek olan atlar, kalabalık toplulukları kontrol altına alma veya onları yönlendirme açısından etkin rol oynamaktadır. Atlarımız yaya devriyeye göre daha hızlı hareket edebilmektedir.' ifadelerini kullandı.Atlı polis birliği, park ve caddelerde devriye görevi yapacak, bazı toplumsal olaylara da müdahale edecek.
Parkta Halay Çekerek Çalışan Temizlik İşçisi Çevresindekilere Neşe Saçıyor
SİİRT (AA) - Siirt Belediyesi temizlik personeli 24 yaşındaki Faruk Atlağ, parkta halay çekip temizlik yaparak çevresindekilere neşe saçıyor Çocuk yaşta geçirdiği bir kaza sonucu ortopedik engelli olarak yaşamını sürdüren Atlağ, lise eğitimini yarıda bırakarak uzun süre yatalak babasına baktı.Evlenen Atlağ geçimini sağlamak için bir süre günlük işlerde ve inşaatta çalıştı.Eşinin önerisi üzerine düzenli bir iş hayali ile Siirt Belediyesine başvuru yapan Atlağ, Park ve Bahçeler Müdürlüğünde 3 ay önce kura ile işe alındı.Düzenli bir işe kavuşan, evinin geçimini sağlamanın yanı sıra kardeşlerine de destek olan Atlağ, görevlendirildiği Şahinbey Çocuk Dünyası Parkı'nda çevreyi temizlerken cep telefonundan çaldığı müzik eşliğinde halay çekiyor, vatandaşlara kolonya ikram ediyor. Atlağ'ın, neşeli tavırları, işini mutlulukla yapması hem moral veriyor hem de vatandaşlardan takdir topluyor.Belediye personelinin sosyal medyada paylaşılan, temizlik yaparken halay çektiği görüntüler de ilgi görüyor. 'Sağ olsunlar elimden tuttular, beni işe aldılar'Atlağ, AA muhabirine, bu zamana kadar günlük işler yaptığını, Türk Kızılay Siirt Şubesi ve Siirt Gençlik Merkezinde gönüllü olarak faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.Personel alımı yapılacağını öğrenince Belediyeye başvurduğunu ifade eden Atlağ, 3 ay önce kura ile yıllardır hayalini kurduğu sürekli bir işe kavuştuğunu belirtti.Atlağ, huzurla çalışıp evine ekmek götürmenin mutluluğunu yaşadığını anlatarak, 'Sabah namazından sonra temizlik yapmaya başlıyorum. İşimi severek yapıyorum. Aşkla şevkle yaptığım iş çevredeki esnaf ve vatandaşların da dikkatini çekiyor.' dedi.'Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar elimden tuttular, beni işe aldılar. Onları mahcup etmemek için elimden geleni yapıyorum.' diyen Atlağ, görevini hakkıyla yerine getirmek için gayretle çalıştığını aktardı.'İşimi severek yapmaya devam edeceğim'Atlağ, topluma iyi bir hizmet sunmak için erkenden işe başladığını, parkta temizlik yaptığını, güler yüzle kolonya ikramında bulunduğunu ifade ederek herkesin görevini en iyi şekilde yerine getirmesi gerektiğini belirtti.Halay çekmeyi ve müzik dinlemeyi çok sevdiğini, hobilerini mesleğiyle bütünleştirerek işini daha eğlenceli hale getirdiğini anlatan Atlağ, 'Müzik dinlemek benim için farklı bir duygu. Halay çekiyor, işime daha çok konsantre oluyorum.' diye konuştu.Atlağ şöyle konuştu:'Müzik işimin bir parçası haline gelmiş. Hatta çocuklar başta olmak üzere bazı vatandaşlar da gelip halay çekiyor. Halay çekerken temizlik yaptığım görüntünün sosyal medyaya yansıdığını bir arkadaşımdan öğrendim ve çok mutlu oldum. İşimi severek yapmaya devam edeceğim.''İşini bu kadar severek yapması çok hoşumuza gidiyor'Vatandaşlardan Murat Yolcu, her sabah işe giderken evlerinin karşısındaki parkta görev yapan Atlağ'ın neşeli tavırlarının dikkatini çektiğini söyledi.Atlağ'ın görevini en iyi şekilde yerine getirdiğine şahit olduklarını dile getiren Yolcu, 'Müzik eşliğinde temizlik yapıyor. İşini bu kadar severek yapması çok hoşumuza gidiyor. Temizliği de güzel yapıyor hem de müzik dinleyerek, keyif alıyor. Hatta sosyal medyada görüntüsünü gördüm, çok sevindim. Bir insanın hangi görevde olursa olsun işini severek ve samimiyetle yapması gerekir.' şeklinde konuştu.Esnaf Sabri Yıldırım da iş yerinin hemen karşısında görev yapan Atlağ'ın mahallenin sempatisini kazandığını belirtti.Atlağ'a emeklerinden dolayı teşekkür eden Yıldırım, 'Faruk kardeşimiz son 3 aydır parkın temizliğini yapıyor. Mahallenin sevimli yüzü haline geldi. Kardeşimizi ne zaman görsem temizlik yapıyor. Aynı zamanda müziğin ritmine ayak uydurarak halay çekiyor. Kendisini kutluyorum.' ifadesini kullandı.Parka gelen çocuklardan Erkan Epönder, Atlağ'ı halay çekerken gördüklerinde kendisine eşlik ettiklerini anlattı. 'Faruk ağabey burada temizlik yapıyor. Parka geldiğimizde onun işini severek yaptığını görüyoruz. Küçük bir çöpü bile topluyor. Bu çok hoşumuza gidiyor. Hatta temizlik yararken halay çekiyor, biz de oynuyoruz.' ifadesini kullanan Epönder, temiz bir park için elinden gelen gayreti gösteren Atlağ'a teşekkür etti.
Reklam