onedio
Thy'den Yurtiçi İndirim Kampanyası
İSTANBUL (AA) - Türk Hava Yolları (THY) iç hatlar için indirim kampanyası başlattı.THY'nin resmi internet sitesinden yapılan duyuruda, başlatılan kampanya ile yolculara 99.99 TL’ye uçuş imkanı sunulduğu belirtildi. Kampanyanın 26 Ekim-27 Ekim 2020 arası düzenlenen ve seyahat tarihi 1 Aralık 2020- 21 Ocak 2021 arasındaki biletler için geçerli olacağı kaydedildi. Açıklamada, İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı çıkışlı ya da varışlı yurtiçi tek yön ekonomi sınıfı uçuşlarda geçerli olan kampanya KKTC ve Hopa’ya yapılacak uçuşları kapsamayacağı belirtilirken şu ifadelere yer yerildi:“Memleket özleminizi giderirken sevdiklerinize sağlık ve güvenle kavuşun diye şimdi Türkiye'nin her yerine uçuşlar 99.99 TL. 26 ve 27 ekimde biletinizi alın, Güvenli Seyahat Standartlarımız ve geliştirilmiş özel hijyen önlemleriyle Türk Hava Yolları'nın her zamanki misafirperverliği eşliğinde seyahatinizi gerçekleştirin.”
İstanbul'un Barajlarındaki Su Seviyesi Yüzde 30,89'A İndi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 30,89 ile son 10 yılın en düşük ikinci seviyesine indi.İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla 30,89 olarak ölçüldü.Su miktarı Istrancalar'da yüzde 20,93, Terkos'ta yüzde 31,98, Sazlıdere'de yüzde 6,93, Alibey'de yüzde 22,55, Büyükçekmece'de yüzde 16,37, Ömerli'de yüzde 43,55 Darlık'ta yüzde 61,53 olarak kaydedildi.Melen ve Yeşilçay’dan 439 milyon metreküp su alındıİstanbul'a su sağlayan baraj ve göletler azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı 260 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor.İstanbul'da günlük ortalama 3 milyon metreküp su tüketiliyor.Öte yandan İSKİ verilerine göre barajlar dışında İstanbul’a su sağlayan Yeşilçay ve Melen’den 2020 yılının ilk dokuz ayında 439 milyon 851 bin metreküp su alındı.Barajlardaki doluluk oranı, 26 Ekim tarihi baz alındığında, 2011'de yüzde 60,69, 2012'de yüzde 49,50, 2013'te yüzde 45,09, 2014'te yüzde 24,32, 2015'te yüzde 69,62, 2016'da yüzde 39,35, 2017'de yüzde 55,37, 2018'de yüzde 51,67, 2019'da 43,02, 2020'de ise 30,89 oldu.
İstanbul'un Barajlarındaki Su Seviyesi Yüzde 30,89'A İndi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 30,89 ile son 10 yılın en düşük ikinci seviyesine indi.İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla 30,89 olarak ölçüldü.Su miktarı Istrancalar'da yüzde 20,93, Terkos'ta yüzde 31,98, Sazlıdere'de yüzde 6,93, Alibey'de yüzde 22,55, Büyükçekmece'de yüzde 16,37, Ömerli'de yüzde 43,55 Darlık'ta yüzde 61,53 olarak kaydedildi.Melen ve Yeşilçay’dan 439 milyon metreküp su alındıİstanbul'a su sağlayan baraj ve göletler azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı 260 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor.İstanbul'da günlük ortalama 3 milyon metreküp su tüketiliyor.Öte yandan İSKİ verilerine göre barajlar dışında İstanbul’a su sağlayan Yeşilçay ve Melen’den 2020 yılının ilk dokuz ayında 439 milyon 851 bin metreküp su alındı.Barajlardaki doluluk oranı, 26 Ekim tarihi baz alındığında, 2011'de yüzde 60,69, 2012'de yüzde 49,50, 2013'te yüzde 45,09, 2014'te yüzde 24,32, 2015'te yüzde 69,62, 2016'da yüzde 39,35, 2017'de yüzde 55,37, 2018'de yüzde 51,67, 2019'da 43,02, 2020'de ise 30,89 oldu.
Türk-İş "Ekim Ayı Açlık Ve Yoksulluk Sınırı" Araştırmasını Açıkladı
ANKARA (AA) - Türk-İş'in araştırmasına göre, ekim ayında dört kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 482, yoksulluk sınırı 8 bin 86 lira oldu.Türk-İş'in çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması'nın ekim ayı sonuçları açıklandı.Araştırmaya göre, bu ay dört kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden 'açlık sınırı' 2 bin 482 lira olarak belirlendi.Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen 'yoksulluk sınırı' ise 8 bin 86 lira oldu. Bekar bir çalışanın 'yaşama maliyeti' aylık 3 bin 35 lira olarak hesaplandı.Ankara'da yaşayan dört kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 1,41 artış gösterdi. Yılın 10 aylık bölümü itibarıyla fiyatlardaki artış yüzde 14,78'i bulurken, gıda enflasyonunda 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 20,59 oldu. Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 14,54 olarak hesaplandı. Yumurta fiyatında artış bu ay da devam ettiEkim ayında, süt ve yoğurt fiyatında önemli bir değişiklik olmadı ancak peynir fiyatında hareketlenme ve promosyonlu satışlar dikkati çekti. Kıyma fiyatı arttı fakat kuşbaşı et fiyatı aynı kaldı. Aynı şekilde tavuk fiyatı değişmedi, sakatat ürünlerinin (ciğer, yürek, böbrek) tümünün fiyatında artış tespit edildi. Balık fiyatları ise tezgahlarda artan çeşitlilik ile biraz geriledi.Yumurta fiyatında artış bu ay da devam etti.Bakliyat ürünlerinin fiyatlarında kırmızı mercimekteki artış dışında değişiklik olmadı.Yaş sebze-meyve ortalama kilogram fiyatı önceki aya göre artarken, bu artış sebzeden kaynaklandı. Geçtiğimiz ay 6,57 lira olarak hesaplanan sebze-meyve ortalama kilogram fiyatı bu ay 6,82 liraya yükseldi. Eylül ayında 5,94 lira olan sebze ortalama kilogram fiyatı bu ay 6,48 lira olarak hesaplandı. Meyve ortalama kilogram fiyatı ise 7,59 liradan 7,45 liraya düştü.Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; bu ay önemli bir fiyat değişikliği tespit edilmedi.Tereyağı ve margarin ile zeytinyağı fiyatı da aynı kaldı ancak ayçiçeği yağı fiyatında artış görüldü. Hesaplamada dikkate alınan ve açıkta kilo olarak satılan siyah ve yeşil zeytin ortalama fiyatı çok düşük oranda arttı. Çay ve ıhlamur fiyatının yanı sıra bal, reçel, pekmez, şeker, tuz ve salça fiyatı aynı kaldı.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - Kovid-19'U Atlatan 10 Yaşındaki Yusuf: "Bu Hastalığın Yaşı Yok"
GAZİANTEP (AA) - RIDVAN KORKULUTAŞ - Gaziantep'te yakalandıkları yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalığını yenen 24 ve 10 yaşlarındaki iki kardeş, hastalığın gençler ve çocuklarda da ağır geçebileceğini belirterek, herkesi tedbirli olmaya çağırdı.10 yaşındaki Yusuf Alper Altunbaş, iki ay önce yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayetiyle ailesi tarafından Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine götürüldü.Yapılan testin sonucu pozitif çıkan Altunbaş, semptomların ağır olmaması nedeniyle evinde karantinaya alındı.İlk günlerde yüksek ateş ve boğaz ağrıları devam eden Altunbaş, evde kullandığı ilaçların ardından Kovid-19'u atlattı.Altunbaş'ın Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenim gören 24 yaşındaki ağabeyi Mehmet Emre Altunbaş da 9 Ekim'de baş ve boğaz ağrıları üzerine gittiği aynı hastanede, Kovid-19'a yakalandığını öğrendi.Karantinaya alınan genç, hastalığı, baş ve boğaz ağrıları yaşadıktan sonra atlattı. 'Çocuklar kolay atlatıyor, diye bir şey yok'10 yaşındaki Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığının ilk günlerinin zor geçtiğini, baş ve boğaz ağrısının dayanılmaz hale geldiğini söyledi.Çocukların da maske, mesafe ve temizliğe çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Altunbaş, şöyle konuştu:'Çocuklar Kovid-19'u kolay atlatıyor, diye bir şey yok. Herkes kolay da zor da atlatabilir. Bu hastalığın yaşı, başı yok. Herkesin maske, mesafe ve temizliğe dikkat etmesi gerekir. Anne ve babalar çocuklarınıza dikkat edin, çocuklarınızı maske takmaya zorlayın ve sizler de takın. Ben de entübe edilebilirdim, zor geçebilirdi benim için. Hastanede tedavi görmedim, evde karantinaya alındım. Yaşıtlarıma şunu söylemek istiyorum; ben kolay geçirdim ama sizler zor geçirebilirsiniz, o zaman maskenizi takın.'Mehmet Emre Altunbaş da baş ve boğaz ağrılarının ardından kendisine destek tedavisinin uygulandığını, karantinadaki 9. gününde semptomlarının gerilediğini anlattı.Hastalığın 4. gününde koku almamaya başladığını ifade eden Altunbaş, şunları kaydetti:'Benim gibi ailesiyle yaşayan bir insansanız ciddi anlamda dikkatli olmanız gerekiyor. Maskeyi kolunda ve boynunda taşımamak lazım. Maskeyi doğru bir şekilde takmamız gerekiyor. Genellikle dışarıda yan yana geziliyor, bu yanlış bence. Gençlerde hastalığın hafif geçirdiği söylense de hastalıkta ağır geçen durumlar olabiliyor. Benimki o kadar değildi ama baş ağrılarından bir süre sonra sıkılıyorsunuz. Baş ağrısı basit bir semptom gibi gözükse de aslında hiç de kolay bir şey olmadığını görüyoruz. O yüzden yakalanmamak gerek. Özellikle maske, mesafe, hijyen kuralına çok dikkat etmek gerekiyor.'
Saddam Hüseyin'in "Sağ Kolu" İzzet Ed-Duri Öldü
BAĞDAT (AA) - Irak'ın devrik Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in Yardımcısı İzzet İbrahim ed-Duri, 78 yaşında vefat etti.Irak'ta yasaklı parti Arap Sosyalist Baas Partisi'nin sosyal medya hesabı Facebook üzerinden yayınlanan ses kaydında İzzet İbrahim ed-Duri'nin 78 yaşında hayatını kaybettiği belirtildi.Kayıtta, parti ilkelerine bağlı kalma konusunda sebat gösterme çağrısı yapan Duri'nin vasiyetine uyacakları konusunda parti mensuplarına güvendikleri aktarıldı.Irak yönetiminden Duri'nin vefatına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.İzzet ed-Duri kimdi?Baas rejiminin son bulduğu Nisan 2003 tarihine kadar Saddam Hüseyin'in yardımcılığı görevini yürüten ve dönemin ikinci adamı olarak bilinen İzzet İbrahim ed-Duri, ABD tarafından arananlar listesinde yer alıyordu. 1942 doğumlu Duri, partide üst düzey görevlerin yanı sıra İçişleri ve Tarım Bakanlığı da yapmıştı.1998 yılında Kerbela kentini ziyareti sırasında uğradığı suikast girişiminden sağ kurtulan Duri, Saddam'ın 2006 Nisan'ında idam edilmesinden sonra yer altına çekilen Baas Partisi'nin liderliğini yapıyordu.Saddam Hüseyin'in 'gölge adamı' olarak da bilinen Duri'nin 5 yıl önce Tikrit yakınlarında çıkan çatışmalarda Şii milis gücü Irak Hizbullah'ı tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti.
Reklam
"Yüzde 30 Yerli Tütün Zorunluluğu" Tütün Üreticilerini Sevindirdi
MUŞ (AA) - İBRAHİM YALDIZ - Yurt içi piyasaya arz amacıyla üretilen tütün mamullerinde yüzde 30 yerli tütün kullanım zorunluluğunun getirilmesini içeren düzenlemenin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi üreticileri sevindirdi.Tütün Üretim ve Pazarlama Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Şeyhmus Solgun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 26 ilde, 113 ilçede ve 2 bin 300 köy ile mahallede yaklaşık 80 bin üretici ailenin bulunduğunu söyledi.Yeni yasayla 80 bin üreticinin yüzünün güldüğünü, rahat nefes aldığını belirten Solgun, şöyle konuştu:'Ülkemizdeki sigara firmaları yüzde 12 oranında ülke ürünü kullanmaktaydı. Bu yasa ile üreticilere 2022'de yüzde 17, 2023'te yüzde 21, 2024'te yüzde 25, 2025'te de yüzde 30 ülke ürünü kullanma zorunluluğu geldi. Bunu uygulamayan sigara firmalarına kilo başına 8 ile 10 lira arasında ceza verilecek. Dünya lideri olan, tek başına içilir özelliğe sahip tütün Türk tütünüdür. Kırgızistan ve Kazakistan tütünlerini denedik. Amerika'nın Virginia, Makedonya'nın tütününü denedik. Ülkemizin Doğu, Ege ve Karadeniz bölgelerinde de ayrı çeşitler yetişiyor. Bu vesileyle öncelikle bu yasaya destek veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere üreticisine destek veren siyasi partilere teşekkür ediyorum. Bu ülkemizin üreticisi ve ekonomisi adına önemli bir başlangıç oldu.''Hayalimiz gerçek oldu'Türkiye'nin, oryantal tip tütün üretiminde dünya lideri olduğunu vurgulayan Solgun, tütün üretim kapasitesinin artırılması için Türk tütününe destek verilmesi gerektiğini ifade etti. Bu konuda Samsun'da bir çalıştay düzenlediklerini anlatan Solgun, 'Sonuç raporunu Sayın Cumhurbaşkanımıza iletmiştik. Yüzde 30 ülke tütünü kullanmasını hep hayal ediyorduk. Bu hayalimiz gerçekleşti. Ülke üreticimize hayırlı olsun. Artık ithalatı azaltma zamanı geldi. Türkiye, hiçbir tarım ürününde ithalatı hak etmiyor. İthalata artık 'dur' demenin zamanı geldi. Bize hayırlı müjdeleri veren, bu yasalarımızı geçiren ve destek veren herkese ülke üreticisi adına teşekkür ediyorum. Bundan sonra da durmayacağız ve çalışmaya devam edeceğiz. Bu yıl sayın Cumhurbaşkanımız tütün vergisini yüzde 60'lardan yüzde 40'lara indirdi. Hayırlı bir haberi orada da verdik.'Bu hafta tütün kooperatifleriyle ilgili bir düzenlemenin daha Meclis'te kabul edilmesini beklediklerini aktaran Solgun, üreticiler adına son zamanlarda sevindirici gelişmelerin yaşandığını, çok büyük desteklerin verildiğini dile getirdi. Solgun, 'Gecemizi gündüzümüze katarak tütün üreticilerimiz için çalışıyoruz. Bugüne kadar 26 ilimizde tütün ekim izni vardı. Bunu 35'e çıkarmayı hedefliyoruz. Tütün ekimine yakın olan illerimizi tütün ile buluşturacağız. Hedeflerimiz büyük.' dedi.
Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Kaşgar'da 4,7 Milyon Kişiye Kovid-19 Testi Uyguluyor
ANKARA (AA) - Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne bağlı Kaşgar kentinde 4,7 milyon kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapılmaya başlandığı bildirildi.BBC'nin haberine göre, pazar günü uygulanmaya başlanan testlerde şimdiye kadar Kovid-19 taşıdığı halde hastalık belirtisi göstermeyen ve 'asemptomatik' olarak değerlendiren 137 vakaya rastlandı.Kaşgar'da kitlesel Kovid-19 taramalarında 2,8 milyon test yapıldığı ve uygulamanın 2 günde tamamlanmasının beklendiği belirtildi.Eğitime ara verilen kentte, test sonucu pozitif çıkanların bölgeden ayrılmasına izin verilmiyor.Kaşgar'da tekstil atölyesindeki bir çalışanın 'asemptomatik' olarak değerlendirilmesinin ardından tüm kentte kitlesel test yapılması kararı alınmıştı.Çin, büyük ölçüde salgını kontrol altına almayı başardığını iddia etse de ülkenin bazı bölgelerinde normal vakaların yanı sıra asemptomatik olarak değerlendirilen yeni vakalara rastlanıyor.Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, asemptomatik vakaları resmi koronavirüs vaka sayılarına eklemiyor.Virüsün 85 bin 810 kişide saptandığı ülkede, Kovid-19 nedeniyle 4 bin 634 kişi yaşamını yitirdi.
Reklam
3. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali'nin Ana Jürisi Belli Oldu
İSTANBUL (AA) - '3. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali', 4 Aralık'ta sinemaseverlerle buluşacak.'Nefes: Vatan Sağolsun', 'Sen Aydınlatırsın Geceyi', 'Rauf' ve 'Ceviz Ağacı' adlı filmlerin görüntü yönetmeni Vedat Özdemir'in başkanlığını üstlendiği ana jüride, ilk uzun metraj filmi 'Holly Boom' ile festivallerden ödülle dönen Yunan yönetmen Maria Lafi, 'In Between Dying' filmiyle bu yılki Venedik Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma bölümünde yarışan Azerbaycanlı yönetmen Hilal Baydarov, oyuncu İrem Altuğ ve senaryo doktoru, akademisyen Öktem Başol yer alıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Kızılay, Beyoğlu Belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi destekleriyle Yunus Emre anısına düzenlenen festivale, birçok ülkeden başvuru yapıldı. Direktörlüğünü Faysal Soysal’ın, genel koordinatörlüğünü Mehmet Lütfi Şen'in üstlendiği festival, 6 Aralık'ta sona erecek.Festivalde, Yarışma, Kırk Yıllık Hatır, Panorama ve özel gösterim seçkileri sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.
Azerbaycan'da Ermenistan'ın Saldırılarında 65 Sivil Yaşamını Yitirdi, 297 Kişi Yaralandı
BAKÜ (AA) - Ermenistan'ın, Azerbaycan yerleşim birimlerine top ve füzelerle düzenlediği saldırılarda bugüne kadar 65 sivil hayatını kaybetti, 297 sivil yaralandı.Azerbaycan Başsavcılığı, 27 Eylül'den 26 Ekim'e kadar Ermenistan'ın saldırıları nedeniyle meydana gelen can kayıplarını açıkladı.Buna göre, söz konusu dönemde 65 Azerbaycanlı sivil yaşamını yitirdi, 297 kişi yaralandı.Hayatını kaybeden sivillerden 18'inin kadın, 10'unun çocuk olduğu açıklandı. Yaralı sivillerden de 69'unun kadın, 32'sinin ise çocuk olduğu kaydedildi.
Almanya'da Restoran Ve Kafe Sahipleri Salgının Getirdiği Belirsizlikten Şikayet Ediyor
BERLİN (AA) - ERBİL BAŞAY - Almanya’da yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) en fazla etkilenen sektörlerin başında gelen restoran ve kafe işletmecileri salgının yarattığı belirsizlikten şikayet ediyor.Ülkede artan vaka sayılarından dolayı Almanya Başbakanı Angela Merkel ve diğer politikacılar halka evde kalmaları ve mümkün olduğunca az insanla temas kurulması çağrısında bulunuyor.Restoran ve kafe sahipleri ise salgının yayılmasını önlemek için alınan tedbirlere uymakla birlikte müşterilerin yokluğunda ay sonunda, çalıştırdıkları elemanların maaşlarını ve faturaları nasıl ödeyeceğini düşünüyor.Salgın yüzünden iflasın eşiğine gelen Berlin'deki restoran ve kafe sahipleri yaşadıkları zorlukları AA muhabirine anlattı.Şehir merkezinde bir kafe ve restoran işleten Yaşar Karataş, salgından olumsuz etkilendiğini belirterek, 'Müşteri gelmiyor, en başlıca sorunumuz budur. Müşteri gelmediği zaman ne plan yapabiliyoruz ne hesap yapabiliyoruz. Eskiden yapabildiğimiz işin yüzde 50’sini bile yapamıyoruz.' dedi.45 yıldan beri Berlin’de yaşadığını söyleyen Karataş, burada ülkenin idaresinden kaynaklanan bazı eksikliklerin de bulunduğunu ifade ederek, 'Başbakan olarak kalkıp insanlara 'evinizde kalın, çıkmayın' dersen, insanlar da gelmez. Gelmediği vakit biz nasıl geçineceğiz. Ay sonunda kiramızı, elemanların maşlarını ve faturaları nasıl ödeyeceğiz. Ciddi bir sorun. Bununla karşı karşıyayız.” şeklinde konuştu.İşletmesinde elemanların maske taktığını, restoranın her tarafına dezenfektan koyduğunu, müşterilerin mesafeli oturmaları için bazı masalara müşteri oturtmadığını anlatan Karataş, bu şekilde ayakta durmaya çalıştıklarını ifade etti.'Kış zor geçecek'Karataş, salgında ikinci dalga geldiğinde daha kötü bir durumla karşı karşıya kalınacağını dile getirerek, 'Ben şimdiden nasıl olacağını kestiremiyorum. Ama şunu biliyorum. Kış zaten sorunlu geçer. Şubat’ın ortasında Berlin’de fuarlar başlardı. Film festivali vardı. Uluslararası Turizm Fuarı başlardı. Ama onlar da bu sene olmayacak gibi gözüküyor. Hal böyle olduktan sonra daha da zor geçecek. Kesinlikle ciddi sorunlar yaşayacağız.' değerlendirmesinde bulundu.Berlin’de 23.00-06.00 saatlerinde restoran, kafe ve barların kapatılması yönünde bu ayın başında alınan karardan çok olumsuz etkilendiğini aktaran Karataş, bu karar alındıktan sonra işlerin daha da düştüğünü ifade etti.Karataş, 'Birikimin yoksa kilidi vurup kapatmak gerekiyor. İnsan ufukta bir ışık görse, 'bir, iki ay dişimi sıkayım' dersin. Gider kendim yaparım, çalışırım. Ama yok görünürde bir şey yok.' şeklinde konuştu.'Zararın nasıl telafi edileceğini bilmiyorum'Soyadını açıklamak istemeyen bir restoran sahibi Volker de en büyük sorunun virüsün bulaşmasından endişe eden müşterilerin gelmemesi olduğunu söyledi.Siyasetçilerin halka yönelik 'evde kalın' söylemlerini de eleştiren Volker, bunun yerine dikkatli ve temkinli bir şekilde restoranlara gidilmesinin ve güvendikleri arkadaşlarla bir araya gelinmesinin tavsiye edilebileceğini ifade etti. Volker, salgının kendilerini çok etkilediğini, mart ayından mayısa kadar karantina uygulandığını ve restoranların kapalı tutulduğunu anımsatarak, 'Ekonomik zararın nasıl telafi edileceği ve bu zararın nasıl tamir edileceği sorulara bir cevap bulamıyorum. Zaman gösterecek. Günden güne, haftadan hafta bakmak lazım. Orta ve uzun vade için hesap yapamıyorum. Çünkü her an hükümet tarafından bize sınırlama getirebilecek yeni bir karar çıkabilir.' şeklinde konuştu.'Rezervasyonlar iptal ediliyor, koronavirüs boynumuzu kırdı'Gelecek aylardaki durumu şimdiden öngöremediğini anlatan Volker, normal dönemlerde şimdiden yakın gelecekteki hafta sonlarının özellikle cuma ve cumartesi günlerinde restoranın tamamen dolu olduğunu belirterek, 'Ancak şimdi çok yer var. Yapılan rezervasyonlar iptal ediliyor. Açık söylemek gerekirse korona bizim boynumuzu kırdı. Ciromuz yüzde 20’lere kadar düştü. Bu çok zor.' dedi.Volker, bu zararı restoran gibi işletmelerde telafi etmenin zor olduğunu ifade ederek, biraz gelir elde etmek için gelecek hafta 'al-götür' uygulamasına geçeceklerini kaydetti.Ölümlere, vaka sayılarına ve bulaşma oranına bakıldığında Almanya'da salgınla mücadelede şimdiye kadar iyi bir kriz yönetiminin ortaya koyulduğunu aktaran Volker, bu açıdan siyasetçilere bir eleştiri getiremediğini vurguladı.Volker, Kovid-19'dan zarar gören işletmelere devletin verdiği yardımların bu işletmelere daha hızlı ulaşması gerektiğinin altını çizerek, taleplerin incelenmesinin 4 ila 8 hafta arasında sürdüğünü, bu süre içinde işletmelerin iflasla karşı karşıya kaldığına işaret etti.Salgın sırasında çok büyük etkinliklere gidilmemesi gerektiğini vurgulayan Volker, ancak restoranlarda salgına karşı alınabilecek önlemlerin alındığını ve müşterilere hizmet etmek istediklerini kaydetti.
Reklam
İslam Dünyası, Hazreti Muhammed'e Hakareti Destekleyen Fransa'ya Karşı Tek Ses Oldu
ANKARA (AA) - Fransa'da başta Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere Fransız yetkililerin Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunmaları ve İslam karşıtı açıklamaları, Müslüman ülkelerin sert tepkisine neden olurken Fransız ürünlerine karşı başlatılan boykot kampanyaları Paris yönetimini endişelendirdi. Önceki yıllarda da İslam karşıtı eylemlerin merkezi konumundaki Fransa'da Cumhurbaşkanı Macron'un, 2 Ekim’de, 'İslam'ın yapılandırılması gerektiğine' dair açıklamaları tüm dünyadaki Müslümanların tepkisini çekti. İslam'ı 'bugün dünyanın her yerinde krizde olan bir din' şeklinde niteleyen Macron, 'Fransa'daki Müslümanlar'ın ayrılıkçı fikirleri savunan bir ideolojilerinin olduğunu' ileri sürerek İslam dinini hedef gösterdi. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ise 13 Ekim'de yaptığı açıklamada, 'radikal İslamcılık ile mücadele' iddiasıyla yılın başından itibaren 73 cami, özel okul ve iş yerlerinin kapatıldığını belirtti. Bununla da kalmayan Fransız bakanın marketlerdeki helal gıda reyonlarından rahatsız olduğunu açıklaması hükümet yetkililerinin inanç özgürlüğüne bakışını ortaya koydu. Fransa'da 16 Ekim'de Hz. Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin öldürülmesinin ardından, Fransız hükümeti İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulundu. Macron ise cinayeti, 'İslami terör' olarak niteledi. Ülke yönetiminin Müslümanlara karşı tutumu islamofobik eylemlerin ve ırkçı saldırıların artışına yol açtı. Son günlerde, Fransa’da Cezayir asıllı iki Müslüman kadın Paris'teki Eyfel Kulesi yakınlarında bıçaklandı, dün de Ürdün vatandaşı iki kardeş Paris'te ırkçı şiddete maruz kaldı.Buna rağmen Fransız yetkililer 'ifade özgürlüğü' kisvesi altında Hz. Muhammed'e yönelik Charlie Hebdo dergisi tarafından çizilen hakaret içerikli karikatürlerin yayımlanmasını teşvik etmeye ve İslam'ı hedef alan açıklamalar yapmaya devam etti. Macron'un Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını açıklamasının ardından ülkedeki bazı kamu binalarına İslam Peygamberi'ne hakaret içeren karikatürler yansıtıldı.İslam ülkelerinde Fransız ürünlerine karşı boykot kampanyaları Türkiye ile birlikte birçok İslam ülkesi tek ses halinde Fransa'nın İslam'a karşı eylemlerini kınarken sosyal medyada Fransız mallarına karşı boykot kampanyaları başlatıldı. Bazı ülkelerde Fransız ürünleri market raflarından indirildi. Fransa'nın İslam karşıtı tutumuna karşı gelişen boykotun çığ gibi büyümesi üzerine panik yaşayan Fransa Dışişleri Bakanlığı, dün yaptığı yazılı açıklamada, İslam ülkelerinde Fransız mallarına yönelik boykotun durdurulması çağrısında bulundu. Buna karşılık sosyal medyada Fransız ürünleri ve Fransa'ya seyahate karşı boykot çağrıları yükseliyor. İslam ülkelerindeki halklar da düzenlenen gösterilerle Fransa'nın İslam'ın mukaddesatına saldırılarına öfkelerini yansıtıyor.-Türkiye'den en üst düzeyde tepkilerCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim'de yaptığı bir konuşmasında, Macron’un “İslam krizde” açıklamasının saygısızlıktan öte açık bir provokasyon olduğunu belirterek, “İslam’ın yapılandırılmasından” bahsetmesini ise “hadsizlik ve edepsizlik” olarak niteledi. Dışişleri Bakanlığı ise 'Anlamı ‘barış’ olan yüce dinimizi ‘aydınlatma’ bahanesiyle yanlış ve çarpık yaklaşımlara konu etmek hiç kimsenin haddine değildir” açıklamasını yaptı.Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürlerin Fransa'daki kamu binalarına asılmasının İslam düşmanlığının resmi makamlarca desteklendiğini gözler önüne serdiğini belirterek, uluslararası toplumu Müslümanların duygularını inciten eylemlere karşı mücadeleye davet etti.Fransa'da Hz. Muhammed'e hakaret içeren karikatürlerin kamusal alanda sergilenmesine Macron'un destek olması üzerine, Erdoğan, Macron'u 'zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var' sözleriyle eleştirdi.İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan 'Müslümanlara karşı sistematik saldırıyı durdurun' çağrısıİslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından yapılan açıklamada, Fransa'ya İslam'ı hedef alan ve dünya genelinde bir buçuk milyardan fazla Müslümanın duygularını inciten ayrımcı politikalarını gözden geçirme çağrısında bulunuldu.Açıklamada, 'Hazreti Muhammed'in şahsının temsil ettiği dini sembollere hakaret ederek Müslümanların duygularına yapılan sürekli sistematik saldırıyı kınıyoruz.' denildi.Pakistan Başbakanı Han'ın 'İslamofobiyi cesaretlendiriyorsunuz' uyarısıPakistan Başbakanı İmran Han, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Macron'un İslam'a saldırarak, Müslümanların duygularını incittiğini ve İslamofobi'yi cesaretlendirdiğini vurguladı. Hz. Muhammed’i hedef alan çirkin karikatürlerin gösterilmesini teşvik eden Macron'un aralarında kendi vatandaşlarının da olduğu Müslümanları kasten kışkırttığını belirten Han, 'cehaleti temel alan' Fransız yetkililerin açıklamalarının daha çok nefrete, İslamofobi'ye ve aşırılıkçılığa meydan verilmesine sebep olacağını kaydetti. Pakistan Cemaat-i İslami Partisi lideri Sirac-ül Hak da Macron'un açıklamalarını kınayarak Hz. Muhammed'e hakarete karşı Müslüman liderlerin ortak tepki vermesi gerektiğini vurguladı.İran'dan Fransız liderlere tepki Fransız yetkililerin İslam karşıtı eylemleri İran'da da hükümetin ve meclisin tepkisine neden oldu. Dışişleri Bakanlığı, Hz. Muhammed'e yönelik hakaret ve saygısızlığın kabul edilemeyeceğini ve Fransız hükümetinin Müslümanlara karşı tutumunun nefretin her zamankinden daha fazla artmasına neden olduğunu açıkladı.Bazı milletvekilleri ve siyasetçiler de sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamalarla Fransa'ya tepki gösterdi. İran'dan Fransa'ya en sert tepki ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi. Kalibaf, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'Müslümanlar ve tevhide inananlar, Fransa'nın inatçı ve akılsız liderlerinin Rahmet Peygamberi'ne karşı alçakça düşmanlığını hep bir ağızdan şiddetle kınıyor. Bu onursuz kişilerin kötülükleri, Allah'a olan inançsızlıklarını ve bütün semavi dinlere karşı düşmanlıklarını ortaya koyuyor.' ifadelerini kullandı.Irak'ta Macron'a tepki konvoyu, Suriye ve Yemen'deki protestolarda boykot çağrısıIrak'ın başkenti Bağdat'da dün bir grup, üzerinde kırmızı çarpı işaretli Macron'un posterlerini taşıyan araç konvoyuyla tepki gösterisi düzenledi. Macron'a tepki konvoyuna yoldan geçen vatandaşlar da destek verdi.Suriye ve Yemen'de düzenlenen protesto gösterilerinde ise 'Hazreti Muhammed kırmızı çizgimizdir' yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, Fransız mallarına karşı boykot çağrısı yaptı. Gösterilerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a ait posterler de ateşe verildi.Yemen Vakıflar Bakanı Ahmed Atiyye de Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'Fransız ürünlerini boykot edin, Macron ve Fransa, ümmetin peygamberine hakaret ediyor. Resulullah kırmızı çizgimizdir.' yazılı bir fotoğraf paylaştı.Filistin'deki göstericiler Türk Bayrağı taşıdıFilistin'de düzenlenen gösterilerde protestocular Türk bayrağı taşıdı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un posterlerini yaktı. Gazze'de düzenlenen gösteriye katılan yüzlerce Filistinli, Macron'un açıklamalarını reddettiklerini belirtti.Göstericiler, sürekli olarak İslam'ı ve Hazreti Muhammed'i savunmasını gerekçe göstererek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın posterlerini ve Türk bayrakları taşıdı.İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinin batısındaki Naleyn beldesinde bir araya gelen Filistinliler de 'Peygamberimiz kırmızı çizgidir. Anam babam sana feda ey Resul. Fransa terörist ve ırkçı bir devlettir.' yazılı pankartlar açtı. Filistin İslami Cihad Hareketinden yapılan yazılı açıklamada da Macron'un Müslümanların duygularını önemsememesinin, aşırılık ve ırkçılığı geliştirdiği ifade edildi. Hareketin Sözcüsü Davud Şihab da AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Türkiye, Batı ırkçılığıyla yüzleşmede İslam dünyasını temsil ediyor ve Türkiye Müslümanların canlı vicdanıdır.' dedi.Aynı şekilde, Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, ifade özgürlüğü gerekçesiyle hakaret içerikli karikatürlerin yayınlandığı Fransa'daki resmi ve gayri resmi ifadelerin öfkeyle takip edildiği belirtildi.-Kuveyt'te resmi ve ticari tepki Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır El Muhammed El Sabah, Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) siyasi kanadı İslami Anayasa Hareketi Partisi (HADES) ve bazı milletvekilleri Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un açıklamalarını ve Hz. Muhammed'e hakaret içeren karikatürlerin yayınlanmasını kınadı.Öte yandan Kuveyt'teki 70'den fazla perakende zincirinin üyesi olduğu Tüketici Kooperatifler Birliği, 23 Ekim'den itibaren raflarındaki tüm Fransız ürünlerinin kaldırıldığını duyurdu.-Katar ve Körfez'de tepkiler Katar Üniversitesi, 'İslam dininin ve sembollerinin kasıtlı suistimali' gerekçesiyle Fransız Kültürü Haftası'nı süresiz olarak ertelediğini duyurdu. Üniversite açıklamasında, 'İslami değerlerin, sembollerin ve inançların aşağılanması ya da ihlali kesinlikle reddedilmektedir. Bu tür hakaretler, evrensel insani değerlere ve tüm toplumların ulvi değerlerine zarar veriyor.' ifadelerine yer verildi. Aynı şekilde, Katar'ın önde gelen perakende zincirleri, Fransız ürünlerinin raflardan kaldırılacağını duyurdu. Bahreyn'de düzenlenen gösterilerde ise 'Canlar sana feda olsun ya Resulallah' yazılı dövizlerle Fransa'nın İslam karşıtı tutumu protesto edildi.Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ise Macron'un açıklamalarını 'sorumsuz' şeklinde tanımlayarak halklar arasında nefret kültürü yaymayı hedeflediğini belirtti.-Suudlu STK'dan Fransa'ya destekSuudi Arabistan'dan Fransız süpermarket zincirinin boykot edilmesi çağrısı sosyal medyada en çok kullanılan ikinci etiket oldu. Suud sosyal medyasındaki bu tepkiye rağmen, Suudi Arabistan merkezli Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Suudi televizyonu MBC’ye verdiği mülakatta, 'Müslümanları azınlıkta oldukları ülkelerin uygulamalarına ses çıkarmamaya, yasalarına uymaya' çağırdı.Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a yakınlığıyla tanınan ve dini konulardaki danışmanlarından olan el-İsa, Müslümanlardan bulundukları ülkelerin uygulamalarını, yasalarını ve kurumlarını sorgulamamalarını isteyerek, bu uygulamaların yasa ve kurumların ülkenin güvenlik ve istikrarını temin ettiğini, sosyal uyumu güçlendirdiğini ileri sürdü.Rabıta’nın resmi Twitter hesabında, 'ayrılıkçılık' etiketiyle çok sayıda mesaj ve açıklama paylaşıldı. Açıklamalarda, el-İsa’nın 'tüm şiddet ve aşırıcılık şekillerini sonlandırmak için gerekli çabaları göstereceklerine dair Fransız yetkililere tam güvenini' bildirmesiyle, 'Fransız milletinin, güvenlik ve istikrarına zarar verebilecek her şeye karşı birleşerek gücünü göstermesi' ifadeleri dikkati çekti.-Libya'da hükümete 'Fransız enerji şirketi ile anlaşmayı iptal edin' çağrısıFransa'nın uzunca bir süredir ülkedeki gayri meşru darbeci lideri desteklemekle suçlandığı Libya'da Başkanlık Konseyi Üyesi Muhammed Amari Zayid, Macron'un ifadelerini kınadı. Devlet Yüksek Konseyi ise yaptığı yazılı açıklamada, Fransa ile ekonomik ilişkilerin durdurulması ve Fransız petrol devi Total ile yapılan petrol anlaşmasının feshedilmesi için hükümete çağrıda bulundu.Aynı şekilde, Libyalı sosyal medya kullanıcıları ülkede yaygın olarak satılan gıda ve hızlı tüketim maddeleri başta olmak üzere Fransız mallarına boykot çağrısı yaptı. Beni Velid ve Terhune kentlerinde protesto gösterileri düzenlendi. Ülkede #HzMuhammed ve #PeygamberKırmızıÇizgimizdir etiketli Arapça paylaşımlar Twitter'da güncel konular sıralamasında en üst sıraya yerleşti.-Cezayir yönetimine 'Macron'a karşı tutum sergileyin' çağrısıFransa'nın sömürgeci tarihinin en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir'deki Barış Toplumu Hareketi'nden yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'dan, Macron'a karşı tutum sergilemesi talep edildi.Başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere ülkenin tüm devlet kurumlarından Macron'un ifadelerini kınaması, diplomatik, siyasi ve ekonomik adımlarla cevap verilmesi istendi.Aynı şekilde, Cezayirli sosyal medya kullanıcıları, geniş biçimde Fransa'ya boykot çağrısı yaparken, Macron'un açıklamalarını eleştiren paylaşımlar yaptı. Fas'ta boykot kampanyasına büyük destekFas Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, 'Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmasındaki ısrar, faillerinin olgunluktan uzak olduklarını gösteriyor.' ifadesi kullanıldı. Açıklamada ayrıca, İslam dinine hakaretin ve kışkırtmaların her ne sebeple olursa olsun ifade özgürlüğü olamayacağı vurgulandı. Faslıların, 'Fransız ürünlerini boykot' etiketiyle cuma günü başlattığı kampanya, sosyal medyada ilgi görmeye devam ediyor. Fikir adamı, akademisyen ve entelektüellerin de aralarında bulunduğu binlerce kişi, sosyal medya üzerinden boykota destek veriyor.Lübnan'da Fransız bayrağı yakıldıFransa'nın işgalci bir tarihe sahip olduğu Lübnan'da hem sokaktan hem de dini otoritelerden Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a tepkiler yükseldi.Lübnan'ın Trablus kentinde toplanan bir grup eylemci, Fransa'nın İslam karşıtı tutumunu protesto etti. Göstericiler, Fransız bayrağı yakarak, Macron'a tepki gösterdi.Sayda kentinde de Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürler yayımlanması protesto edildi.İslami Cemaatin çağrısıyla toplanan ve arabalarla konvoy oluşturan eylemciler, Fransız yetkililere tepki gösterdi. Çeşitli caddelerde dolaşan konvoyda çalan ilahilerle göstericiler, Hazreti Muhammed'e duydukları sevgiyi ifade etti. Ayrıca, sosyal medyada Fransız ürünlerine ilişkin boykot çağrıları geldi.Lübnan Müftüsü Abdullatif Deryan da yazılı açıklamasında, inançlara ve değerlere yönelik hakaretlerin özgürlük sayılamayacağını belirterek, 'İslam Peygamberi'ne hakaret, tüm Müslüman alemine karşı saldırganlığı körükler.' ifadesini kullandı.-Ürdün'de ürünler raflardan kaldırıldıÜrdün Dışişleri Bakanlığı yazılı açıklamasında, ifade özgürlüğü altında karikatürlerin yayınlanmasını ve 'İslam'ı terörizmle ilişkilendirme hedefindeki yanıltıcı ve ayrımcı girişimleri' kınadı.Ürdün'deki Müslüman Kardeşler Cemaati (İhvan) yaptığı açıklamada, Fransa'nın halklar arasında nefreti kışkırtan ve aşırılığa hizmet etmekten başka bir işe yaramayan bu hakaretlerden dolayı İslam ümmetinden özür dilemesi gerektiğini belirtti. Aynı şekilde, sosyal medyada Fransız ürünlerine yönelik geniş boykot çağrıları yapılırken, ülkedeki bazı perakende zincirlerinin Fransız ürünlerini raflardan kaldırırken fotoğrafları basına yansıdı.Mısır'da Ezher'den tepkiMısır'da El-Ezher Şeyhi Ahmed Tayyib yaptığı açıklamada, 'Şimdi İslam'ı politik çatışmaya sürükleme, Peygamber'e karşı maksatlı bir saldırıyla başlayan kaos yaratma konusunda planlı bir kampanyaya tanık oluyoruz.' ifadesini kullandı. Öte yandan, Türkiye'de yaşayan Mısırlılar da yapılanların ifade özgürlüğü adı altında Peygamber'e hakareti kışkırtmak olduğunu belirterek, Fransız malları ve Fransa'ya seyahata karşı boykot çağrısında bulundu.-Tunus'ta 'Frankafoni zirvesi iptal edilsin' çağrısıÜlkenin güneyindeki Tatavin vilayetinde toplanan yüzlerce protestocu, ellerinde 'Hazreti Muhammed kırmızı çizgimizdir' ve 'Anam babam sana feda olsun ya Resulallah' yazan pankartlarla Fransız mallarını boykot çağrısında bulundu.Tunus Parlamentosu'ndaki bağımsız milletvekili Yasin el-Ayari, Fransa'da Hz. Muhammed'e ve Müslümanların inançlarına hakaret edilmesine tepki olarak, Tunus'ta düzenlenmesi planlanan Frankofoni Zirvesi'nin iptal edilmesini istedi.MalezyaMalezya'da ise İslam Teşekkülü Danışma Kurulu (MAPIM) Başkanı Mohd Azmi Abdul Hamid, yaptığı yazılı açıklamada, 'Macron'un açıklamaları, İslam ve Müslümanların durumuna dair cehaletini açıkça ortaya koymaktadır.' ifadelerini kullandı.Mohd Azmi, Müslümanların içindeki radikal eğilimlerden bahseden Macron'un tek taraflı konuştuğunu belirterek, 'İslamofobi ve Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarını kınayamayan Macron'un bu politikası, ülkesindeki ve Avrupa'daki İslam karşıtı grupları cesaretlendirmektedir.' açıklamasında bulundu.
Yunanistan'da İşletmeciler Kovid-19 Tedbirleri Nedeniyle İşlerinin Azalmasından Dert Yanıyor
ATİNA (AA) - AYHAN MEHMET - Yunanistan'daki işletmeler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarındaki hızlı artıştan dolayı alınan tedbirler nedeniyle zor günler geçiriyor.Vaka sayısındaki yükseliş, genel bir sokağa çıkma yasağından kaçınan ülke hükümetini yeni önlemler almaya mecbur bırakırken, işletmeler de bu duruma ayak uydurmaya çalışıyor.Başkent Atina'da, turistlerin en yoğun ziyaret ettiği yerlerin başında gelen Monastiraki bölgesindeki işletme sahipleri, AA muhabirine, bu sene cirolarının geçen yıllara oranla belirgin şekilde düştüğünü söyledi.Geçen cumartesiden itibaren 00.30-05.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağının uygulanmaya başladığı kentte, salgının olumsuz etkilerini derinden hisseden kafe ve restoran sahipleri, yaşadıkları ekonomik zorluklara dikkati çekti.'İşletme sahipleri iflasın eşiğinde'Monastiraki ve kentteki diğer turistik bölgelerde restoranları bulunan işletmeci Akis, kendisi gibi diğer restoran sahiplerinin de 'Kovid-19 kurbanı' olduğunu söyleyerek, 'Sanırım bu virüsten en çok kafe ve restoran sahipleri etkilendi. Bazı işletme sahipleri iflasın eşiğinde.' ifadelerini kullandı.Özellikle Monastiraki gibi bölgelerdeki işletmelerin turistler sayesinde iş yaptığını söyleyen Akis, Kovid-19 önlemleri kapsamında getirilen seyahat kısıtlamalarından dolayı ülkeye az sayıda turistin gelmesi nedeniyle cirolarındaki düşüşün kaçınılmaz olduğunu kaydetti.Restoranlarında, sosyal mesafe, maske ve hijyen gibi tüm güvenlik kurallarının uygulandığını anlatan Akis, 'Virüs aşısı bulunmadığı müddetçe insanlar haklı olarak korkmaya devam edecek ve dışarı çıkmaktan olabildiğince kaçınacaklar. Dolayısıyla mekanlarımız boş kalmaya devem edecek.' dedi.'İşletmem kapısına kilit vurma noktasına geldi'Başkentin eğlence mekanlarıyla ünlü bir başka noktası olan Koukaki bölgesinde kafe işletmecisi Nezi, 'Ekonomik krizle ilk darbeyi alan işletmem şimdi de Kovid-19 önlemleriyle kapısına kilit vurma noktasına geldi.' diye konuştu.Kovid-19'dan önce müşteri sayısında gece yarısından sonra artış olduğunu belirten Nezi, şöyle devam etti:'En çok kar elde ettiğimiz saatler gece yarısından sonraki saatler. En çok müşteri o saatlerde gelir. Şimdi ise saat 00.00'da işletmelerimizi kapatıyoruz. Bu durumdan müşterilerimiz de çok rahatsız. Özellikle genç müşterilerimiz eğlencelerine meydanlarda devam ediyor.'Aynı bölgede bulunan ismini vermek istemeyen bir başka kafe işletmecisi de benzer kaygıları dile getirerek, bu durumun ancak aşının bulunmasıyla sonlanacağını belirtti.Eskiye oranla belirgin bir müşteri kaybı yaşandığını söyleyen işletmeci, 'Birbirleriyle konuşmaya çekinen insanların nasıl kafelere gelmesini bekleyebiliriz. Yeni düzen bu. Beklentilerimiz buna göre olmalı.' ifadesini kullandı.
'Meleklerle Yaşamak' Kitabının Yazarı Beki İkala Erikli'yi Öldüren Sinem Koç'a Ağırlaştırılmış Müebbet
Yaşam koçu ve 'Meleklerle Yaşamak' adlı kitabın yazarı Beki İkala Erikli 'yi öldürdüğü iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ancak adli tıp kurumu raporlarındaki çelişki nedeniyle davası Yargıtay da bozularak yeniden yargılanan Sinem Koç, 'Tasarlayarak kasten öldürme' suçundan bir kez daha ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Reklam
Şehirlerin Otopark Sorununa "Dijital Değnekçi" Teknolojisi Geliyor
ANKARA (AA) - SELMA KASAP - Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu 'Dijital Değnekçiler' ekibi, kişisel otoparkların, kullanılmadığı zamanlarda diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Muhammet Abdullah Bülbül danışmanlığında, üniversitenin mühendislik fakültesi öğrencileri Muratcan Yıldız, Abdülkadir Yaldız, Beyza Öztürk, Büşra Çaldiran, Hümeyranur Telci, Yunus Emre Mavi ve Abdurrahman Kocaağa'nın oluşturduğu 'Dijital Değnekçiler' ekibinin geliştirdiği 'Self Garage' isimli sistem, TEKNOFEST'te akıllı ulaşım teknolojileri alanında da ödül aldı. Teknolojiyle, park yeri sahibi kendi alanını kullanıma açacak, diğer araç sürücüleri de mobil uygulama üzerinden rezervasyon yaptırabilecek. Sürücülere zaman ve yakıt tasarrufu kazandırmayı amaçlayan uygulamayla kişisel park yeri sahipleri ile apartmanlara ek gelir de sağlanabilecek.Abdullah Bülbül, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun trafiğin, birçok şehrin problemlerden biri haline geldiğini ifade etti. Marmara Üniversitesinde yayınlanan bir makaleye göre, şehirlerdeki trafiğin yüzde 20'sini park yeri arayan araçların oluşturduğunu aktaran Bülbül, 'Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde, park yeri arayan bir sürücü ortalama 12 dakika zaman harcamakta ve bu süreç içerisinde ortalama 3-5 litre yakıt tüketmektedir. Bunlarla birlikte park yeri ararken çok yüksek stres yaşanıyor, düzensiz park yerleri oluşmakta ve çok fazla trafik cezalarına neden oluyor.' şeklinde konuştu.Bülbül, bu sıkıntıların, kamusal alanların yasa dışı değnekçilerin eline geçmesine neden olabildiğini vurguladı. Trafik ve park problemlerinin çözümü için yeni yolların, yeni ticari otoparkların yapılması gibi olağan çözümler bulunduğuna işaret eden Bülbül, 'Fakat trafikte sürekli artan araç sayısı ile, bu çözümler hem çok maliyetli hem de kesin olarak bir çözüm getirmede yetersiz kalabiliyor. Bu problemleri gidermek için kesin çözüm, ulaşım ve park sistemlerinde dijital dönüşümü sağlamak ve akıllı şehirler inşa etmekten geçiyor.' diye konuştu.Bülbül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da akıllı ulaşım sistemlerinin (AUS) hayata geçirilmesinin önemine ilişkin sözlerini hatırlatarak, bu sistemlerin ulaşımın izlenmesi, analizi ve yönetimi için bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalandığını anlattı. Dijital değnekçiler ekibinin kurulması Danışmanlığını yaptığı proje kapsamında, şehirlerdeki park alanların eksikliklerinden ziyade verimsiz kullanılmasına çözüm geliştirmek için çalışmalar yaptıklarına değinen Bülbül, şu bilgileri verdi: 'Öğrencilerimiz, Dijital Değnekçiler ekibi olarak, 'Self Garage Projesi' ile trafik ve park problemlerine, var olanlardan çok daha farklı bir çözüm getirerek, kişisel otoparkların, sahibi tarafından kullanılmadığı zamanlarda, diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan bir sistem tasarladı. Sistem, kişisel ve apartman otopark sahiplerine ek gelir, araç sürücülerine de zaman ve yakıt tasarrufu kazandıracak. Proje ile şehirlerdeki trafiğin yüzde 20'sini oluşturan park probleminin çözülerek trafiğin rahatlatılması amaçlanıyor.'Otopark ücreti otomatik kesilecekProjeyi geliştiren öğrencilerden Muratcan Yıldız ise sistemin mekanik, elektronik ve yazılımdan oluştuğunu anlattı. Tamamen otonom olarak tasarlanan sistemde, otopark sahibinin kendi alanlarını panel üzerinden istediği zaman kullanıma açabileceğini, araç sürücülerinin ise mobil uygulamada, en yakın otopark alanlarını görerek rezervasyon yaptırabileceğine işaret eden Yıldız, şöyle konuştu:'Uydu üzerinden araç sürücüsünün lokasyonu belirlenerek, sürücü elektronik olarak tasarlanan akıllı dubaya 10 metre yaklaştığında duba otomatik olarak açılacak, çıkış yaptığında ise üzerindeki sensörler tarafından algılanıp otomatik kapanacak. Böylece ücret de otomatik olarak kesilecek. Birçok problemle karşılaşan araç sürücüsü sadece tek bir tuşla hızlı ve kolay bir şekilde park yeri bulabilecek.'Projenin kazandırdıkları Yıldız, proje ile birlikte trafiğin yüzde 20'sini oluşturan park yeri arayan araçlarda ciddi bir düşüş yaşanarak trafiğin belirli bölgelerde rahatlatılmasının hedeflendiğine dikkati çekti.Park yeri arayan araç sürücülerinin ise zamandan ve yakıttan tasarruf edebileceklerini ifade eden Yıldız, kişisel ve apartman otopark sahiplerinin ise kendi alanlarını kullanmadıkları zaman bu sistemle ek gelir elde edebileceği bilgisini verdi.Proje Türksat himayesinde devam edecek Muratcan Yıldız, projelerinin ilk olarak 2019 Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayesinde Türksat tarafından düzenlenen Dijital Türkiye Fikir Maratonu'nda 169 takım ve 584 üniversite öğrencisi arasından birinci seçilerek 15 bin lira ödül almaya hak kazandığını vurguladı. Projenin TEKNOFEST 2020 yarışmasında da 3 ayrı elemeden geçerek ortalama 100 takım arasından Akıllı Ulaşım Üniversite ve Üzeri Seviyesi kategorisinde birinciliğe layık görüldüğünü ve ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan aldıklarını hatırlatan Yıldız, 'Bundan sonra proje Türksat himayelerinde devam edecek ve hedef bu konuda çözüm getiren startup şirketi kurmak olacak.' dedi.
Kaspersky'den Banka Dolandırıcılarının Neden Olduğu Hasar Araştırması
İSTANBUL (AA) - Kaspersky tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, banka dolandırıcılarının neden olduğu ortalama hasar olay başına 46 dolar oldu.Kaspersky'den yapılan açıklamaya göre, META bölgesini (Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesi) kapsayan ankete katılanların yüzde 50'si 2020'nin ilk yarısında en az bir kez bankacılık dolandırıcılığıyla karşı karşıya kaldı. Vakaların yüzde 72'den fazlasında dolandırıcılık telefon aracılığıyla gerçekleşirken, aramalar daha çok saat 11.00-18.00 arası yapıldı. Dolandırıcılar bu tür aramalar için ciddi hazırlık yapıyor ve sosyal mühendislik tekniklerini aktif olarak kullanıyor. Vakaların yüzde 46'sında aradıkları kişinin doğru adını ve soyadını belirten dolandırıcılar, yüzde 24'ünde banka kartı bilgilerini bile biliyorlardı. Öne sürülen en yaygın bahaneler; veri doğrulama talebi, banka kartı bloke bilgisi ve kredi teklifi olarak sıralandı. Dolandırıcılar, vakaların yüzde 36'sında SMS kodunu veya kart verilerini almaya çalışırken, her beş vakadan birini de güvenli olduğu iddia edilen bir hesaba para aktarmak için ikna etmeye çalıştı.Bankacılık dolandırıcılardan korunmaya yardımcı ipuçları Açıklamada, bankacılık dolandırıcılardan korunmaya ilişkin, 'Banka çalışanı olduğunu iddia eden kişilerin aramalarına karşı dikkatli olunması, SMS'lerle veya mesajlaşma programlarıyla gelen şüpheli bağlantılara tıklanmaması, SMS veya anlık bildirimlerle gelen CVV ve diğer kodları asla kimseye söylenmemesi, şüphelenme durumunda derhal telefonu kapatıp kartın arkasındaki numaradan bankayla iletişime geçilmesi, telefonda siber güvenlik yazılım kullanılması ve Kaspersky Security Cloud'un kurulması.' tavsiyelerine yer verildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Orta Doğu Araştırma Merkezi Başkanı Amin Hasbini, şunları kaydetti:'Finansal dolandırıcılık büyümeye devam ediyor. Özellikle 2020'nin ilk yarısında META bölgesinde finansal kötü amaçlı yazılımlarda yüzde 55 artış gördük. Ancak ne yazık ki birçok kişi hala basit dolandırıcılık yöntemlerinin nasıl işlediğini, suçluları nasıl tanıyacağını ve para kaybedeceğini bilmiyor. Telefon dolandırıcılığı şüphesinde yapılacak en iyi şey, sohbeti sonlandırıp bankanın resmi numarasını aramaktır.'
Reklam
"Pastırma" Sıcakları Türkiye'yi Çarşamba Günü Terk Edecek
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, pastırma sıcaklıklarının Türkiye'yi çarşamba günü batıdan gelen yağışlı ve serin havanın etkisiyle terk edeceğini belirterek, 'Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar, çarşamba günü batı bölgelerimizden başlayarak etkisini gösterecek serin ve yağışlı sistemle mevsim normallerine düşecek.' dedi. Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pastırma sıcaklıklarının genelde kuzey yarım kürede ekim sonu ve kasım ayı başlarında görüldüğünü söyledi.Türkiye'de bu yıl pastırma sıcaklıklarının etkili olduğunu belirten Toros, 'Türkiye genelinde farklı bölgelerde pastırma sıcaklıkları kendini gösterdi. Bu sıcaklıklar bu dönemlerde bir kaç kez görülebilir.' diye konuştu.Toros, Türkiye'nin bu dönemde yüksek basınç etkisi altında olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:'Türkiye genelinde şu anda hava sıcakları gündüzleri genel olarak 20-30 derece, geceleri ise 10-20 derece arasında görülüyor. İnsanlar şu anda bilhassa gündüzleri yaz havasını yaşıyorlar. Pastırma sıcaklıkları, Türkiye'yi çarşamba günü batıdan gelen yağışlı ve serin hava etkisiyle terk edecek. Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar, çarşamba günü batı bölgelerimizden başlayarak etkisini gösterecek serin ve yağışlı sistemle mevsim normallerine düşecek. Ayrıca son günlerde ülke genelinde sisli ve puslu hava ülkenin batı kesimlerinde görülüyor. Bunun nedeni ise bölgede yer alan yüksek basınç alanı etkisidir. Sisli ve puslu havalar, çarşamba gününden itibaren alçak basınç alanı etkisiyle son bulacak.' 'Çarşamba günü gelen yağışla hava kirliliği de azalacak'Türkiye'nin çöl tozu etkisi altında olduğunu da dile getiren Toros, çarşamba günü gelen yağışla batıdan başlayarak çöl tozunun etkisini kaybedeceğini vurguladı.Toros, gelen yağmurla çöl tozunun çamurlu yağışa dönüşebileceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:'Bunun yanında yüksek basınç ve çöl tozu alanı etkisiyle Türkiye genelinde hava kirliliği artmış durumda. Çarşamba günü gelen yağışla hava kirliliği de azalacak. Vatandaşlar, bulundukları bölgedeki hava kalitesini Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinden takip ederek hayat kaliteleri için gerekli önlemleri alabilir. Meteorolojik şartlardan vatandaşların olumsuz etkilenmesi için, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarına dikkat edelim.'
Kitap Ve Defterin Arasına Uyuşturucu Gizleyerek Sattıkları İddiasıyla 4 Şüpheli Yakalandı
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde kitap ve defterin arasına uyuşturucu gizleyerek sattıkları iddia edilen 4 zanlı gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu madde ticareti yapan şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.Özel harekat polislerinin desteğiyle Yayla Mahallesi'nde düzenlenen operasyonda M.C, O.Z, B.Z. ve Ö.Y. gözaltına alındı.Zanlıların uyuşturucuyu kitap ve defter arasına gizleyerek sattıkları tespit edildi.İki adreste yapılan aramada 4.21 gram sentetik uyuşturucu ile 48 uyuşturucu hap ele geçirildi.
Zerzevan Kalesi'nden Çıkarılan Eserler İlham Kaynağı Oldu
DİYARBAKIR (AA) - BESTAMİ BODRUK - Diyarbakır'ın Çınar ilçesi yakınlarındaki Roma İmparatorluğu döneminde 'askeri yerleşim' olarak kullanılan ve yer altı tapınağı Mithras'ın da bulunduğu 3 bin yıllık Zerzevan Kalesinde çıkarılan eserler üzerindeki motifler takı ve çeşitli ürünlerde kullanılıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde 2014'ten bu yana kazı çalışması devam eden UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki Zerzevan Kalesi'nde şimdiye kadar Roma dönemi Mithras yer altı tapınağı, savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, sığınaklar, kaya mezarları, su kanallarının yanı sıra birçok yaşamsal eser ortaya çıkarıldı. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü ve Roma İmparatorluğu döneminde 'askeri yerleşim' olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'ndeki kazı ekibi başkanlığı iş birliğiyle 'Zerzevan Kalesi Hayat Buluyor' adlı çalışma hayata geçirildi.Çalışma kapsamında gün yüzüne çıkarılan eserler üzerindeki motifler üretilen takı ve ürünlere ilham oluyor.Belirli günlerde kazı alanında çalışan takı tasarım atölyesi çalışanları, çıkarılan tarihi eserler üzerindeki motifleri kullanarak hazırladıkları örnek ürünleri Zerzevan Kalesi'nde düzenleyecekleri bir defileyle sergileyecek. 'Çok ince işçilikli takılarımız var'Kazı ekibi başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, AA muhabirine, kazı alanında askerlerin ve sivillerin kullandığı ürünleri gün yüzüne çıkardıklarını, bunlar arasındaki takıların çok önemli olduğunu söyledi.Kemer tokalarından kolye ve bileziklere, yüzüklerden küpelere kadar birçok takı çeşidi çıkardıklarını bildiren Coşkun, 'Lejyon askerlerinin eşleriyle kaldığını biliyoruz. Çünkü çok ince işçilikli takılarımız var. Bununla birlikte sivil halk var. Onların eşlerine ve çocuklarına ait takılar çıkarıldı.' diye konuştu.Eserler üzerindeki motifler için Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsüyle bir çalışma başlattıklarını kaydeden Coşkun, motiflerin sadece takı değil kıyafetler ve birçok üründe değerlendirileceğini aktardı.'Eserler gün yüzüne çıkarılmalı ve somutlaştırılmalı'Olgunlaşma Enstitüsünden sorumlu İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şirine Eronat da kazı alanında elde edilen eserleri yerinde inceleyip değerlendirmek için Zerzevan Kalesi'nde bulunduklarını belirtti.Daha önce Ulu Cami ve İçkale yerleşkesindeki motifleri çalıştıklarını şimdi de kadim kentin kültürel değerlerinden olan Zerzevan Kalesi'nde çalışma yürüttüklerini dile getiren Eronat, şöyle konuştu: 'Burada tarihte var olan eserler gün yüzüne çıkarılmalı ve somutlaştırılmalı. Bu nedenle kazı ekibinin elde ettiği ürünleri kuyumculuk atölyemizdeki usta öğreticilerimiz ve öğretmenlerimizle takılara ve giyime yansıtıyoruz. Sonrasında istihdama dönüştürmek ve yaygınlaştırmak hedefi içerisindeyiz.' 'İlham almak için Zerzevan Kalesi'ne geliyoruz'Kuyumculuk Teknolojisi Öğretmeni Sevcan Aydoğan ise çalışmalarına ilham olması için belirli günlerde Zerzevan Kalesi'nde bulunduklarını dile getirdi.Yapılan çalışmanın çok aşamalı olduğunu aktaran Aydoğan, 'Burada çıkan takı ve süs eşyası gibi tarihi eserler üzerindeki motifleri günümüze uyarlayıp takı ve aksesuar haline getiriyoruz. Kadın ve erkekler için tasarımlar yapıyoruz. Bunları hediyelik eşyalarda da kullanacağız. İlham almak için Zerzevan Kalesi'ne geliyoruz.' ifadesini kullandı.
İran Milletvekili Musevi: "Azerbaycan Ve Ermenistan Savaşında Hiçbir Devleti Desteklemek İstemiyoruz"
TAHRAN (AA) - MUHAMMET KURŞUN - İran Meclisi Tahran Milletvekili Nizameddin Musevi, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'daki işgalinden kaynaklı Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşta hiçbir devleti desteklemediklerini söyledi. Muhafazakar milletvekili Musevi, Dağlık Karabağ'daki çatışmalarla ilgili AA muhabirine açıklamada bulundu. Azerbaycan ile aynı mezhepten ve dinden olduklarını, Ermenistan'ın da komşuları olduğunu dile getiren Musevi, 'Azerbaycan ve Ermenistan savaşında hiçbir devleti desteklemek istemiyoruz ve savaşı doğru bulmuyoruz. Bence BM kararları bu konuda esas alınmalıdır. BM'nin bu konudaki kararları açıktır. Bu konuda Rusya, İran, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir komite kurulabilir. Bu çerçevede barış için bir zemin sağlanabilir.' ifadelerini kullandı.-'İran'ın hem Ermenistan hem de Azerbaycan ile iyi ilişkilere sahiptir'İsfahan Milletvekili Asgar Selimi de BM'nin ve bölgede sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesi için oluşturulan komitelerin şu ana kadar sonuç vermediğini hatırlatarak, 'BM ve Azerbaycan ile Ermenistan'a komşu ülkelerin meseleye daha etkili girmesini ümit ediyoruz. İki ülke sorunlarını müzakere masasında halletmelidir.' dedi. Krizin barışçıl yöntemlerle çözülmesi için İran'ın yardımcı olabileceğine işaret eden Selimi, 'İran hem Ermenistan hem de Azerbaycan ile iyi ilişkilere sahiptir. En iyi çözüm müzakere masasıdır. Çatışmalar sürekli oldu ancak kriz hallolmadı. Bölgede haklı olanın hakkına kavuşmasını temenni ediyorum.' görüşlerini paylaştı. ِRezevi Horasan Milletvekili Cevad Nikbin ise uluslararası kuruluşlar, savaşan taraflar ve bağımsız devletler arasında oluşturulacak bir komitenin Dağlık Karabağ'daki sorunu çözebileceğini ifade ederek, 'İki ülke arasındaki diyalog ve müzakere olursa mesele hallolur.' dedi. Tahran Milletvekili Sümeyye Refii de konuyla ilgili 'Ülkeler Karabağ meselesine Karabağ zaviyesinden bakmalıdır, kendi istekleri ve gayeleri temelinden değil.' sözlerini dile getirmekle yetindi.
Reklam