onedio
Sakarya'daki Sivil Toplum Kuruluşları Fransa İle Ticaretin Durdurulması Çağrısı Yaptı
SAKARYA (AA) - Sakarya'da, 67 sivil toplum kuruluşunu (STK) temsil eden Sakarya Milli İrade Sivil Toplum Kuruluşları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtlığı nedeniyle, bu ülkeyle ticaretin durdurulması çağrısında bulundu. Sakarya Milli İrade Sivil Toplum Kuruluşlarından yapılan açıklamada, 'İslam karşıtı açıklamaları ve ülkesindeki İslami kurumlara adeta savaş açmasıyla büyük tepki toplayan' Macron'un, Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin devlet kurumlarına ait binalarda gösterilmesiyle yeni bir skandala daha imza attığı kaydedildi. Fransız İçişleri Bakanı Gerald Darmanin'in, ülkedeki marketlerde 'helal gıda' ürünlerine özel reyonların bulunmasından rahatsız olduğu yönündeki açıklamaları hatırlatılarak, 'Fransa'daki bu girişimlere kayıtsız kalamayacağımız aşikardır, çünkü bu girişimler, Fransa'da herhangi birisi tarafından değil, bizzat ülkenin en üst yöneticileri tarafından gerçekleştirilmektedir. Macron'un, inancımıza yaptığı sözlü ve fiili hareketleri, 'ifade ve düşünce özgürlüğü' kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Bu İslam düşmanlığının ta kendisidir.' ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Müslümanların öncelikli görevinin Fransız ürünlerine boykot uygulamak olduğu savunularak, şunlar kaydedildi:'Ancak bu yeterli değildir. Fransız ürünlerine boykottan daha çok, Fransa ile yapılan ticaretin durdurulması gerekmektedir. Sağduyulu ithalat ve ihracatçılar, bunu derhal gerçekleştirmelidir. Benzer şekilde devletimizle yapılmış ticari anlaşmaları askıya alınmalıdır. Devletimiz Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesmelidir ve biz biliyoruz ki; bu düşmanlık yeni değildir. Bu düşmanlık sadece bir karikatürle, ibadethanelerimiz ve helal gıda ile sınırlı değildir.' Fransız yöneticilerinin, 'kışkırtıcı tavırlarına son verme ve Müslümanların yaşamını zorlaştıracak kanuni düzenlemelerden vazgeçmeye' davet edildiği açıklamada, Fransız halkına da 'bu ayrıştırıcı tavrı sergileyen kim varsa onlara engel olma, tahrik edilen Müslümanları anlama ve hangi inanca ait olursa olsun tüm inançların kutsallarına hürmet etme' çağrısında bulunuldu.
Sakarya'daki Sivil Toplum Kuruluşları Fransa İle Ticaretin Durdurulması Çağrısı Yaptı
SAKARYA (AA) - Sakarya'da, 67 sivil toplum kuruluşunu (STK) temsil eden Sakarya Milli İrade Sivil Toplum Kuruluşları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtlığı nedeniyle, bu ülkeyle ticaretin durdurulması çağrısında bulundu. Sakarya Milli İrade Sivil Toplum Kuruluşlarından yapılan açıklamada, 'İslam karşıtı açıklamaları ve ülkesindeki İslami kurumlara adeta savaş açmasıyla büyük tepki toplayan' Macron'un, Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin devlet kurumlarına ait binalarda gösterilmesiyle yeni bir skandala daha imza attığı kaydedildi. Fransız İçişleri Bakanı Gerald Darmanin'in, ülkedeki marketlerde 'helal gıda' ürünlerine özel reyonların bulunmasından rahatsız olduğu yönündeki açıklamaları hatırlatılarak, 'Fransa'daki bu girişimlere kayıtsız kalamayacağımız aşikardır, çünkü bu girişimler, Fransa'da herhangi birisi tarafından değil, bizzat ülkenin en üst yöneticileri tarafından gerçekleştirilmektedir. Macron'un, inancımıza yaptığı sözlü ve fiili hareketleri, 'ifade ve düşünce özgürlüğü' kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Bu İslam düşmanlığının ta kendisidir.' ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Müslümanların öncelikli görevinin Fransız ürünlerine boykot uygulamak olduğu savunularak, şunlar kaydedildi:'Ancak bu yeterli değildir. Fransız ürünlerine boykottan daha çok, Fransa ile yapılan ticaretin durdurulması gerekmektedir. Sağduyulu ithalat ve ihracatçılar, bunu derhal gerçekleştirmelidir. Benzer şekilde devletimizle yapılmış ticari anlaşmaları askıya alınmalıdır. Devletimiz Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesmelidir ve biz biliyoruz ki; bu düşmanlık yeni değildir. Bu düşmanlık sadece bir karikatürle, ibadethanelerimiz ve helal gıda ile sınırlı değildir.' Fransız yöneticilerinin, 'kışkırtıcı tavırlarına son verme ve Müslümanların yaşamını zorlaştıracak kanuni düzenlemelerden vazgeçmeye' davet edildiği açıklamada, Fransız halkına da 'bu ayrıştırıcı tavrı sergileyen kim varsa onlara engel olma, tahrik edilen Müslümanları anlama ve hangi inanca ait olursa olsun tüm inançların kutsallarına hürmet etme' çağrısında bulunuldu.
Noterliklerde Randevu Ve İnternet Üzerinden İşlem Uygulaması Başladı
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, vatandaşların noterlik işlemleri için internet üzerinden randevu alabilmelerini, bazı işlemlerin noterliklere gidilmeden yapılmasını sağlayan 'e-Noter' uygulamasının bugün başladığını bildirdi.Gül, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen 'Noterliklerde Dijital Dönüşüm e-Noter Uygulamaları Tanıtım Toplantısı'nda, noterlerin adalet sisteminin önemli paydaşları arasında bulunduğunu belirtti.Noterlerin, birçok ihtilafın yargıya gelmeden çözüme kavuşturulması, yargıya intikal edenlerin de gecikmeden sonuçlandırılması misyonunu üstlendiğinin altını çizen Gül, bağımsız, tarafsız, mesleki yetkinliği güçlü noterlik sisteminin hukuki hizmetlerin kaliteli şekilde sunulmasına katkı sunacağını dile getirdi.Gül, 2019-2020 arasında toplam 319 yeni noterlik kurulduğunu, 2002 yılında 1231 olan noter sayısının yüzde 83 artışla 2 bin 250'ye ulaştığını aktardı.Geçen yılın nisan ayından itibaren hafta sonu nöbetçi noterlik uygulamasının hayata geçtiğini hatırlatan Gül, nöbetçi noterliklerde 810 bin 448 işlemin yapıldığını anlattı.Abdulhamit Gül, 6 Nisan 2019'da yurt dışındaki noterlik işlemlerinin Türkiye'de yetkilendirilen kişiler aracılığıyla alınmasının da sağlandığını, bu kapsamda 30 bin 361 işlem gerçekleştirildiğini söyledi.Noter ücretlerinin kredi kartı ya da banka kartıyla ödenmesine de 3 Şubat 2020'den itibaren başlandığını vurgulayan Gül, 1 milyon 650 bin işlemin de bu yolla yapıldığına işaret etti.Bakan Gül, noterliklerdeki güvenli ödeme sistemi uygulamasının da sahteciliği, dolandırıcılığı önlediğini vurguladı.Dijital kimlik doğrulama kapsamındaki çalışmalara da değinen Gül, kimlik kartı çiplerinde bulunan verilerin noterliklerdeki cihazlara aktarılmasına devam edildiğini, sıfır riskle işlemlerin güvenli şekilde yapılmasının sağlanacağını belirtti.'Vatandaşların zaman kaybetmesinin önüne geçilecek'Adalet Bakanı Gül, şöyle devam etti:'Bugün 'e-Noter' uygulamasıyla vatandaşlarımıza ve noterliklerimize yeni kolaylıklar getiriyoruz. Vatandaşlarımız, 'e-Noter' uygulamasıyla Türkiye Noterler Birliğinin internet sayfasından 7 gün 24 saat randevu alma imkanına sahip olacak. Vatandaşlarımız cep telefonu, bilgisayar üzerinden üyelik şartı aranmadan istediği noterlikten randevu alabilecektir. Böylece, vatandaşların zaman kaybetmesinin önüne geçilecektir. e-Noter uygulaması kapsamında noterliklere gitmeden ihbarname, ihtarname, çeviri gibi işlemler 'e-İmza' ile gerçekleştirilebilecek. Ayrıca noterliğe gidilmeden önce hangi işlem tesis edilecekse onlarla ilgili talepler, bilgiler iletecek vatandaşlar noterliğe gittiğinde hazır işlemle karşılaşacak, imzasını atarak işlemini gerçekleştirecek.''e-Noter' uygulamasından avukatların da yararlanabileceğini söyleyen Gül, avukatların bürolarından anında noter işlemlerini yerine getirebileceğinin altını çizdi.Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın getirildiğini hatırlatan Gül, noter olmak isteyenlerin de hukuk fakültesinden mezun olanların bu sınavda başarılı olduktan sonra noterlik için yapılacak sınava gireceğine, bunun da niteliği artıracağına dikkati çekti.Abdulhamit Gül, noterlik hizmetlerinin yetkisinin genişletilmesine yönelik de çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi:'Yargının iş yükünü azaltacak, vatandaşların hizmetleri daha kaliteli almasını sağlayacak şekilde noterlerimizin yetkisinin genişletilmesinin doğru olduğuna inanıyoruz. Bazı çekişmesiz yargı işlerinin, henüz davanın açılmamış olduğu dönemle sınırlı olmak üzere delil tespitinin noterlikler tarafından yapılabilmesi, tapu işlemleri gibi bazı işlemlerin de güven duyulan noterlik hizmetleri tarafından yapılabilmesinin doğru ve faydalı olacağına inanıyoruz.'Noterlik mesleğinin çıtasının yükselmesine katkı sunacaklarına işaret eden Gül, noterliğin bir güven ve istikrar kurumu olduğunu kaydetti.'Dijital dönüşüm sürecek'Türkiye Noterler Birliği Başkanı Dursun Cin ise noterlik hizmetlerinde bugüne kadar yapılanları anlattı.'e-Noter' uygulaması kapsamında vatandaşların Türkiye Noterler Birliğinin internet sitesi üzerinden 'e-Randevu' bölümünden noterlik işlemleri için randevu alabileceğini belirten Cin, ihbarname, ihtarname, çeviri gibi işlemlerin Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemi'ne üye olma ve e-imza şartıyla internet üzerinden yapılabileceğini bildirdi.Başkan Cin, noterliklerde dijital dönüşümün süreceğini sözlerine ekledi.Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar ise 'e-Noter' uygulamasının işlemlerin hızlı ve güvenli gerçekleştirilmesini sağlayacağını söyledi.Programa, Adalet Bakan Yardımcıları, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz ve yargı mensupları katıldı.
Noterliklerde Randevu Ve İnternet Üzerinden İşlem Uygulaması Başladı
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, vatandaşların noterlik işlemleri için internet üzerinden randevu alabilmelerini, bazı işlemlerin noterliklere gidilmeden yapılmasını sağlayan 'e-Noter' uygulamasının bugün başladığını bildirdi.Gül, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen 'Noterliklerde Dijital Dönüşüm e-Noter Uygulamaları Tanıtım Toplantısı'nda, noterlerin adalet sisteminin önemli paydaşları arasında bulunduğunu belirtti.Noterlerin, birçok ihtilafın yargıya gelmeden çözüme kavuşturulması, yargıya intikal edenlerin de gecikmeden sonuçlandırılması misyonunu üstlendiğinin altını çizen Gül, bağımsız, tarafsız, mesleki yetkinliği güçlü noterlik sisteminin hukuki hizmetlerin kaliteli şekilde sunulmasına katkı sunacağını dile getirdi.Gül, 2019-2020 arasında toplam 319 yeni noterlik kurulduğunu, 2002 yılında 1231 olan noter sayısının yüzde 83 artışla 2 bin 250'ye ulaştığını aktardı.Geçen yılın nisan ayından itibaren hafta sonu nöbetçi noterlik uygulamasının hayata geçtiğini hatırlatan Gül, nöbetçi noterliklerde 810 bin 448 işlemin yapıldığını anlattı.Abdulhamit Gül, 6 Nisan 2019'da yurt dışındaki noterlik işlemlerinin Türkiye'de yetkilendirilen kişiler aracılığıyla alınmasının da sağlandığını, bu kapsamda 30 bin 361 işlem gerçekleştirildiğini söyledi.Noter ücretlerinin kredi kartı ya da banka kartıyla ödenmesine de 3 Şubat 2020'den itibaren başlandığını vurgulayan Gül, 1 milyon 650 bin işlemin de bu yolla yapıldığına işaret etti.Bakan Gül, noterliklerdeki güvenli ödeme sistemi uygulamasının da sahteciliği, dolandırıcılığı önlediğini vurguladı.Dijital kimlik doğrulama kapsamındaki çalışmalara da değinen Gül, kimlik kartı çiplerinde bulunan verilerin noterliklerdeki cihazlara aktarılmasına devam edildiğini, sıfır riskle işlemlerin güvenli şekilde yapılmasının sağlanacağını belirtti.'Vatandaşların zaman kaybetmesinin önüne geçilecek'Adalet Bakanı Gül, şöyle devam etti:'Bugün 'e-Noter' uygulamasıyla vatandaşlarımıza ve noterliklerimize yeni kolaylıklar getiriyoruz. Vatandaşlarımız, 'e-Noter' uygulamasıyla Türkiye Noterler Birliğinin internet sayfasından 7 gün 24 saat randevu alma imkanına sahip olacak. Vatandaşlarımız cep telefonu, bilgisayar üzerinden üyelik şartı aranmadan istediği noterlikten randevu alabilecektir. Böylece, vatandaşların zaman kaybetmesinin önüne geçilecektir. e-Noter uygulaması kapsamında noterliklere gitmeden ihbarname, ihtarname, çeviri gibi işlemler 'e-İmza' ile gerçekleştirilebilecek. Ayrıca noterliğe gidilmeden önce hangi işlem tesis edilecekse onlarla ilgili talepler, bilgiler iletecek vatandaşlar noterliğe gittiğinde hazır işlemle karşılaşacak, imzasını atarak işlemini gerçekleştirecek.''e-Noter' uygulamasından avukatların da yararlanabileceğini söyleyen Gül, avukatların bürolarından anında noter işlemlerini yerine getirebileceğinin altını çizdi.Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın getirildiğini hatırlatan Gül, noter olmak isteyenlerin de hukuk fakültesinden mezun olanların bu sınavda başarılı olduktan sonra noterlik için yapılacak sınava gireceğine, bunun da niteliği artıracağına dikkati çekti.Abdulhamit Gül, noterlik hizmetlerinin yetkisinin genişletilmesine yönelik de çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi:'Yargının iş yükünü azaltacak, vatandaşların hizmetleri daha kaliteli almasını sağlayacak şekilde noterlerimizin yetkisinin genişletilmesinin doğru olduğuna inanıyoruz. Bazı çekişmesiz yargı işlerinin, henüz davanın açılmamış olduğu dönemle sınırlı olmak üzere delil tespitinin noterlikler tarafından yapılabilmesi, tapu işlemleri gibi bazı işlemlerin de güven duyulan noterlik hizmetleri tarafından yapılabilmesinin doğru ve faydalı olacağına inanıyoruz.'Noterlik mesleğinin çıtasının yükselmesine katkı sunacaklarına işaret eden Gül, noterliğin bir güven ve istikrar kurumu olduğunu kaydetti.'Dijital dönüşüm sürecek'Türkiye Noterler Birliği Başkanı Dursun Cin ise noterlik hizmetlerinde bugüne kadar yapılanları anlattı.'e-Noter' uygulaması kapsamında vatandaşların Türkiye Noterler Birliğinin internet sitesi üzerinden 'e-Randevu' bölümünden noterlik işlemleri için randevu alabileceğini belirten Cin, ihbarname, ihtarname, çeviri gibi işlemlerin Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemi'ne üye olma ve e-imza şartıyla internet üzerinden yapılabileceğini bildirdi.Başkan Cin, noterliklerde dijital dönüşümün süreceğini sözlerine ekledi.Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar ise 'e-Noter' uygulamasının işlemlerin hızlı ve güvenli gerçekleştirilmesini sağlayacağını söyledi.Programa, Adalet Bakan Yardımcıları, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz ve yargı mensupları katıldı.
Şanlıurfa'da Otomobilin Çarptığı Kişi Yaşamını Yitirdi
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da yolun karşısına geçerken otomobilin çarptığı kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgiye göre, Şanlıurfa-Diyarbakır kara yolunun merkez Karaköprü ilçesi çıkışında yolun karşısına geçmeye çalışan Hasan Tutluoğlu'na (75) henüz sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir otomobil çarptı.Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil Servis ekibi Tutluoğlu'nun kazada hayatını kaybettiğini belirledi.Tutluoğlu'nun cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi.Polis ekipleri kaçan sürücünün yakalanması için çalışma başlattı.
Reklam
Şanlıurfa'da Otomobilin Çarptığı Kişi Yaşamını Yitirdi
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da yolun karşısına geçerken otomobilin çarptığı kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgiye göre, Şanlıurfa-Diyarbakır kara yolunun merkez Karaköprü ilçesi çıkışında yolun karşısına geçmeye çalışan Hasan Tutluoğlu'na (75) henüz sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir otomobil çarptı.Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil Servis ekibi Tutluoğlu'nun kazada hayatını kaybettiğini belirledi.Tutluoğlu'nun cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi.Polis ekipleri kaçan sürücünün yakalanması için çalışma başlattı.
Analiz - Bolivya'da Boşa Çıkan Darbe Ve Latin Amerika Siyasetine Etkileri
İSTANBUL (AA) -MEHMET NECATİ KUTLU- İçinde bulunduğumuz günlerden yaklaşık olarak bir yıl önce Bolivya’da meydana gelen olaylar tüm dünyanın ilgisinin söz konusu Güney Amerika ülkesine çevrilmesine neden olmuştu. [1] Bolivya’da 20 Ekim 2019 tarihinde düzenlenen seçimleri Evo Morales yeniden geçerli oyların yüzde 47’sini alarak kazanmıştı. Seçimlerin ardından başını muhalefetin çektiği bazı gruplar, Morales’in yeniden seçilmesini sağlayan anayasa değişikliğinin usulsüz olduğunu ve seçimlere hile karıştırıldığını öne sürerek basın-yayın organları ve sokak gösterileriyle ülkeyi bir kaos ortamına sürüklemişti. Başlıca eyaletlerde meydana gelen şiddet olayları ve yağmalamalar ülke geneline yayılmış ve ne asayişi sağlamakla mükellef güçler ne de ordu yaygınlaşan düzensizliği bastırabilmişti. Bolivya Genelkurmay Başkanı Williams Kaliman daha da ileri giderek, Cumhurbaşkanını istifaya davet ettiklerini televizyon aracılığıyla kamuoyuna açıklamıştı. Tırmanarak kontrolden çıkan şiddet olaylarına engel olamayan, vazifesi bu engellemeyi yapmak olan kolluk kuvvetlerinin görevini yapmasını sağlamak bir yana, bizzat ordunun başındaki general tarafından tehditvari bir üslûpla istifaya davet edilen Başkan Morales 10 Kasım 2019 günü istifasını açıklamış ve Meksika’ya iltica etmişti. Bundan sonra Morales’in partisi Sosyalizm Hareketi Partisi (MAS) üyelerine yönelik adeta bir cadı avı başlatılmış ve Anayasa uyarınca geçici olarak başkanlık koltuğuna oturması gereken başkan yardımcısı ve meclis başkanı görevi devralamadıkları için, muhalefet mensubu Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı Jeanine Anez geçici olarak başkanlığı devralmıştı.Darbe sonrası başlatılan 'cadı avı' Bundan sonraki süreçte ise olaylar şöyle gelişti: 12 Kasım 2019 tarihinde cumhurbaşkanlığı makamına oturan Anez, anayasa uyarınca ülkeyi seçime götürecek süreçte en fazla üç ay oturması gereken koltukta yaptığı ilk açıklamalarında anayasaya uygun davranacağını belirtmesine karşın, düzenlenmesi gereken seçimleri iki kez erteleyerek iktidarını zamana yayma yoluna gitti. Ülkede MAS karşıtlığı adeta bir devlet politikası haline gelerek yürütme ve yargı elbirliğiyle on bir ay boyunca başta sâbık Başkan Evo Morales olmak üzere önde gelen MAS üyelerini soruşturmalar ve davalarla yıpratmak ve devlet erkini kullanmak suretiyle iç ve dış kamuoyunu etkileyerek ilgili partiyi zayıflatmak için çalıştı. Jeanine Anez başkanlığa kesinlikle aday olmayacağını açıklamasına rağmen birkaç ay sonra kamuoyuna “ülkenin iyiliği ve istikrarı için” başkanlığa adaylığını koyma kararı aldığını duyurdu ve devletin tüm imkânlarını kullanarak başlattığı kampanya sürecinde oy oranı bir türlü yüzde 10 civarında rakamları aşamayınca 18 Eylül 2020 tarihinde “özgürlük ve demokrasinin sağlanabilmesi için” adaylıktan çekildi. Anez’in 11 aylık başkanlık serüveni ise irili ufaklı skandallarla örülü olarak tarihe geçti. Kızına askeri helikopter tahsis etmesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde acil olarak satın alınan solunum cihazlarının fahiş fiyata alındığının ortaya çıkması ile yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları 11 aylık sürecin fiyaskolarından ilk akla gelenler. Bu ve bunlara benzer suiistimal örneklerine, geçici iktidarı ellerinde tutanların sâbık Morales dönemi yöneticileri hakkında ortaya koydukları iddialar çerçevesinde harekete geçen, soruşturmalar yürüten ve davalar açan yargı unsurlarını da eklemek gerek. Darbe dönemi sonrasında yaşanan on bir aylık süreçte Bolivya’nın siyasal ve toplumsal dinamikleri bunlar oldu. Kovid-19 pandemisinin getirdiği toplumsal ve ekonomik zorluklar da sıkıntılara tuz-biber ekti.Sonuç olarak Bolivya, Cumhurbaşkanı Evo Morales’in istifasından ancak 11 ay sonra yeniden sandığa gidebildi. 18 Ekim 2020 Pazar günü yapılan seçimleri ise kahir ekseriyetle MAS partisinin adayı, eski Ekonomi Bakanı Luis Arce kazandı. Sandıkların yüzde 100’ü açıldıktan sonra açıklanan kesin sonuçlar MAS adayı Luis Arce’nin yüzde 55,1 oy oranına ulaştığını ve en yakın takipçisi olan Yurttaş Birliği Partisine (CC) mensup muhalif aday Carlos Mesa’ya yüzde 25 oranında fark attığını ortaya koydu. Kesin sonuçların açıklanması sonrasında Dışişleri Bakanlığımız “Seçilen yeni Cumhurbaşkanı Sayın Luis Arce’ye başarılar diliyor, seçim sonuçlarının dost Bolivya halkı için hayırlı olmasını temenni ediyoruz” açıklamasını yaptı.Şimdi, gelelim ibret hikâyesine dönüşen bu sürecin düşündürdüklerine ve bundan sonra beklenebilecek olası sonuçlara:Düşünceler1) Latin Amerika’da sivil/askeri darbeler döneminin can çekişmekte olduğu bir kez daha ortaya konulmuş oldu. Kitleler bilişim çağının sağladığı tüm imkânlarıyla önceki dönemlerle kıyaslanamayacak oranda donanımlı ve iletişimleri neredeyse engellenemez düzeyde. Vesayet kabul etmiyorlar ve vesayet girişimlerini er ya da geç bertaraf ediyorlar. Ekvador’un sâbık Devlet Başkanı Rafael Correa’ya karşı 2010 yılında gerçekleştirmeye çalışılan ve başarısız olan darbe girişimi, Venezuela’da, Millet Meclisi Başkanı Juan Guaido’nun bir parkta elini kaldırıp yandaşlarının önünde yemin ederek gerçekleştirmeye çalıştığı sivil darbe ve bu yazının konusu olan ve Başkan Evo Morales’e karşı 2019 yılında Bolivya’da ortaya konan sivil-askeri işbirlikli darbe bunlara örnek teşkil ediyor. Sayılan tüm girişimler farklı şekillerde olsa da toplum tarafından bertaraf edildi.2) Yolsuzluk, kötü idare ve adam kayırmacılık kısa vadede fark edilmemiş ya da unutulmuş gibi görünse de kitlesel yanıt, kitlesel hareketler şeklinde tezahür ediyor; toplumsal rahatsızlıklar kısa ve orta vadede sokaklara ve sandığa yansıyor. Morales’in anayasaya aykırı şekilde dördüncü kez seçilmek üzere yaptığı hukuki ve siyasal manevralar sonrasında meydana gelen huzursuzluklar ve Şili’de geçtiğimiz yıl toplu taşıma ücretlerine yapılan zammın ardından yaşanan karışıklıklar bu duruma örnek teşkil ediyor. Bununla beraber bu tür toplumsal olayların iç ve dış mihraklar tarafından çıkarılması ya da yönlendirilmesi ihtimalini de göz ardı etmemek gerek. Bununla birlikte iletişim imkânları, eğitim ve bilinç düzeyindeki toplumsal artış, bu tür olası manipülasyonları genellikle akamete uğratabiliyor ve halkın gerçek iradesi çoğu zaman sandıklara yansıyarak nihai sonucu belirliyor.3) Sandıkta yapıldığı söylenen hile ve düzenler çoğu zaman birebir kontrol yöntemiyle önleniyor. Geleneksel oy verme yöntemlerini içeren, salt elektronik olmayan sistemler halk iradesini neredeyse tamamen seçimlere yansıtabiliyor. Sandıkların temsilciler eliyle kontrolü ve temsilcilerin bağımsız bir merkeze yaptıkları bildirimler usulsüzlükleri büyük ölçüde bertaraf edebiliyor. Geçtiğimiz 18 Ekim Pazar günü Bolivya’da yaşananlar buna örnek teşkil edebilir. Darbe sonrası hükümetin kontrolündeki bir siyasal ve toplumsal ortamda yapılan seçimler dahi, erki elinde tutanlara karşı halk iradesini ortaya koyabildi.4) Mağduriyet görünümü, birbirine toplumsal olarak benzerlikler gösteren Latin Amerika toplumlarında halkın iradesi üzerinde etkili olabiliyor. Cumhurbaşkanlığı sarayından kaçan, MAS partisinin kalesi sayılan Cochabamba bölgesinde üzerinde bir gömlekle neredeyse açıkta yatıp kalkan, aile fertlerine ait evler basılan ve yağmalanan Morales görüntüleri, halkın üzerinde darbecilerin hiç istemedikleri bir etki yaptı. 2019 seçimlerinde Morales oyların yüzde 47’sini almışken, yakın çalışma arkadaşlarından olan Luis Arce geçtiğimiz 18 Ekim günü düzenlenen seçimleri yüzde 55 oy oranıyla kazandı.Muhtemel sonuçlar1) MAS Partisi, Evo Morales önderliğinde önemli bir ilerleme göstermiş, kitlelere mal olmuş bir siyasi oluşum konumunda üç iktidar dönemini tamamladı ve ülke vatandaşlarının refah düzeyini görece de olsa düzeltti. 2019 sonunda düzenlenen seçimler sonrasında yaşanan olaylar ise partinin gerek prestijini gerekse üye ve taraftarları nezdindeki güvenilirliğini örseledi. Arce önderliğinde kazanılan yüzde 55’lik seçim galibiyeti bir yandan darbeye karşı bir meşru rövanş teşkil ederken, diğer yandan MAS çevrelerinin kendilerine ve partilerine olan güvenlerini yeniden tesis etti ve güçlendirdi. 2) Evo Morales Latin Amerika siyasetinde en dikkat çeken isimlerinden. Ünü ülkesinin sınırlarını aşan yerli kökenli bir lider. 2019 yılı sonunda anayasal sınırları fazlaca zorlayarak girdiği dördüncü seçim sonucunda aldığı galibiyetin bedelini sivil-askeri bir darbeyle ve ülkeden ayrılmak zorunda kalarak ödedi. Bununla birlikte mağdur durumunda olması bir yandan seçmenlerini parti etrafında toplarken diğer taraftan oy oranını artırdı. Usta siyasetçi seçim sürecine Arjantin’den katkı sağladı ve sonuçları attığı şu tweetle değerlendirdi: “Kardeşlerim, halkın iradesi kazandı, MAS-IPSB çok büyük bir zafer kazandı. Siyasal hareketimiz her iki mecliste de çoğunluğu elde edecek. Milyonlar olduk ve geri döndük; şimdi onuru ve özgürlüğü halka iade etme zamanı...” Morales’in dört kez başkanlık seçimine girmiş ve kazanmış bir siyasetçi olarak politikanın dışında kalması olası görünmüyor. Bununla birlikte başkanlık koltuğuna oturan Arce’nin de koltuğu Morales’e devretmesi şimdilik mümkün görünmüyor. Morales’in başkanlığı dönemindeki ekonomik başarıların mimarı olan eski Ekonomi ve Maliye Bakanı Arce bu dönemde sakin kişiliğiyle öne çıkan isim olacaktır. Altmış bir yaşındaki Morales’in bir dönem âkil adam, usta siyasetçi ve belki de parti başkanı görünümüyle kamuoyunun gündeminde tutularak, bir dahaki seçimlere hazırlanması bir ihtimal olabilir. Bununla birlikte siyaset dünyasında şu ya da bu nedenle giden koltukların geri gelmediği, gelemediği durumlara dair de birçok örnek var.3) Chavez’in ölümü sonrasında Nicolas Maduro tarafından az farkla kazanılan seçimlerle Venezuela solu iktidarı muhafaza edebilmişti. Bununla birlikte, bölgedeki önemli sol eğilimli liderlerin iktidarı birer birer sağ görüşlü liderlere kaptırmaları bu önemli petrol ülkesini kıtada yalnızlaştırdı. Peru’da Ollanta Humala, Brezilya’da Lula da Silva ve Dilma Roussef, Şili’de Michelle Bachelet, Arjantin’de Cristina Kirchner, Uruguay’da Jose Mujica son yıllarda iktidarlarını sağ eğilimli iktidarlara bırakarak siyasi arenadan çekilen önemli liderler. Hugo Chavez ve Fidel Castro’nun ölümleri de Latin Amerika soluna etki eden önemli unsurlar oldu. Venezuela’nın Küba ve Nikaragua ile olan işbirliğiyle hafifletmeye çalıştığı yalnızlığı, Arjantin’de Mauricio Macri iktidarının son bularak Alberto Fernandez önderliğinde sol iktidarın tesis edilmesiyle en azından psikolojik olarak görece moral kazanmıştı. Bu kez Morales’e karşı düzenlenen darbenin boşa çıkması ve ülkede sağlam bir MAS iktidarının tesis edilmesi, bir yandan Venezuela açısından psikolojik bir destek olurken iki ülke arasındaki dayanışmanın artması ve işbirliğinin maddi sonuçlarının olması daha kolay hale gelecek.4) Çin ve Rusya Federasyonu Latin Amerika’da Amerika Birleşik Devletleri’nin baskıları ve hegemonya tesisi çabaları karşısında sol eğilimli hükümetlerin doğal işbirliği adresleri olarak öne çıkıyor ve bu vesileyle bölgedeki etkinliklerini artırıyorlar. Bolivya’da darbe girişiminin boşa çıkması ve büyük ekseriyetle tesis edilen MAS iktidarı Çin’in ve Rusya Federasyonu’nun özelde Bolivya’da genelde bölgede etkinliğini sağlamlaştıracak. Bu çerçevede, bağımsız ve milli bir politika yürüten Türkiye’nin bölgeye verdiği önemi muhafaza etmesi ve artırması uygun olacaktır. Milli menfaatler uyarınca ve uyguladığımız bağımsız denge politikası sayesinde gerek sol eğilimli gerekse ABD yanlısı hükümetlerle işbirliği yapabilmemiz, dünyanın en güçlü ve etkin ülkelerinin bile sahip olmadıkları bir ayrıcalık. Bu önemli ayrıcalığın desteğiyle, THY açılımımızı genişleterek sürdürmemiz, müteahhitlik firmalarımızın bölgedeki etkinliğinin artması, enerji yatırımlarına ortak olmamız ve turizm-ticaret rakamlarımızı artırmamız bölgede halen var olan yeni ve büyük Türkiye imgesini kuvvetlendirecektir. Bölgesel güç düzeyinden küresel aktör konumuna geçmemizin önemli köşe taşlarından biri Latin Amerika’da artacak etkinliğimizdir. Dışişleri Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu Latin Amerika açılımı çerçevesinde bölge ülkelerinde açılan büyükelçiliklerimizin, büyük bir kısmı İspanyolca ve Portekizce konuşan bu 600 milyonluk coğrafyadaki etkinlik düzeylerinin artırılması ve bahse konu ülkelerle siyasi, akademik, kültürel ve ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi ülkemizin Latin Amerika’daki varlığını ve görünürlüğünü artıracaktır.[Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdürüdür] [1] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/latin-amerikada-baskaldiri-kamplasma-ve-darbeler-yili-2019/1693836
Reklam
Analiz - Bolivya'da Boşa Çıkan Darbe Ve Latin Amerika Siyasetine Etkileri
İSTANBUL (AA) -MEHMET NECATİ KUTLU- İçinde bulunduğumuz günlerden yaklaşık olarak bir yıl önce Bolivya’da meydana gelen olaylar tüm dünyanın ilgisinin söz konusu Güney Amerika ülkesine çevrilmesine neden olmuştu. [1] Bolivya’da 20 Ekim 2019 tarihinde düzenlenen seçimleri Evo Morales yeniden geçerli oyların yüzde 47’sini alarak kazanmıştı. Seçimlerin ardından başını muhalefetin çektiği bazı gruplar, Morales’in yeniden seçilmesini sağlayan anayasa değişikliğinin usulsüz olduğunu ve seçimlere hile karıştırıldığını öne sürerek basın-yayın organları ve sokak gösterileriyle ülkeyi bir kaos ortamına sürüklemişti. Başlıca eyaletlerde meydana gelen şiddet olayları ve yağmalamalar ülke geneline yayılmış ve ne asayişi sağlamakla mükellef güçler ne de ordu yaygınlaşan düzensizliği bastırabilmişti. Bolivya Genelkurmay Başkanı Williams Kaliman daha da ileri giderek, Cumhurbaşkanını istifaya davet ettiklerini televizyon aracılığıyla kamuoyuna açıklamıştı. Tırmanarak kontrolden çıkan şiddet olaylarına engel olamayan, vazifesi bu engellemeyi yapmak olan kolluk kuvvetlerinin görevini yapmasını sağlamak bir yana, bizzat ordunun başındaki general tarafından tehditvari bir üslûpla istifaya davet edilen Başkan Morales 10 Kasım 2019 günü istifasını açıklamış ve Meksika’ya iltica etmişti. Bundan sonra Morales’in partisi Sosyalizm Hareketi Partisi (MAS) üyelerine yönelik adeta bir cadı avı başlatılmış ve Anayasa uyarınca geçici olarak başkanlık koltuğuna oturması gereken başkan yardımcısı ve meclis başkanı görevi devralamadıkları için, muhalefet mensubu Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı Jeanine Anez geçici olarak başkanlığı devralmıştı.Darbe sonrası başlatılan 'cadı avı' Bundan sonraki süreçte ise olaylar şöyle gelişti: 12 Kasım 2019 tarihinde cumhurbaşkanlığı makamına oturan Anez, anayasa uyarınca ülkeyi seçime götürecek süreçte en fazla üç ay oturması gereken koltukta yaptığı ilk açıklamalarında anayasaya uygun davranacağını belirtmesine karşın, düzenlenmesi gereken seçimleri iki kez erteleyerek iktidarını zamana yayma yoluna gitti. Ülkede MAS karşıtlığı adeta bir devlet politikası haline gelerek yürütme ve yargı elbirliğiyle on bir ay boyunca başta sâbık Başkan Evo Morales olmak üzere önde gelen MAS üyelerini soruşturmalar ve davalarla yıpratmak ve devlet erkini kullanmak suretiyle iç ve dış kamuoyunu etkileyerek ilgili partiyi zayıflatmak için çalıştı. Jeanine Anez başkanlığa kesinlikle aday olmayacağını açıklamasına rağmen birkaç ay sonra kamuoyuna “ülkenin iyiliği ve istikrarı için” başkanlığa adaylığını koyma kararı aldığını duyurdu ve devletin tüm imkânlarını kullanarak başlattığı kampanya sürecinde oy oranı bir türlü yüzde 10 civarında rakamları aşamayınca 18 Eylül 2020 tarihinde “özgürlük ve demokrasinin sağlanabilmesi için” adaylıktan çekildi. Anez’in 11 aylık başkanlık serüveni ise irili ufaklı skandallarla örülü olarak tarihe geçti. Kızına askeri helikopter tahsis etmesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde acil olarak satın alınan solunum cihazlarının fahiş fiyata alındığının ortaya çıkması ile yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları 11 aylık sürecin fiyaskolarından ilk akla gelenler. Bu ve bunlara benzer suiistimal örneklerine, geçici iktidarı ellerinde tutanların sâbık Morales dönemi yöneticileri hakkında ortaya koydukları iddialar çerçevesinde harekete geçen, soruşturmalar yürüten ve davalar açan yargı unsurlarını da eklemek gerek. Darbe dönemi sonrasında yaşanan on bir aylık süreçte Bolivya’nın siyasal ve toplumsal dinamikleri bunlar oldu. Kovid-19 pandemisinin getirdiği toplumsal ve ekonomik zorluklar da sıkıntılara tuz-biber ekti.Sonuç olarak Bolivya, Cumhurbaşkanı Evo Morales’in istifasından ancak 11 ay sonra yeniden sandığa gidebildi. 18 Ekim 2020 Pazar günü yapılan seçimleri ise kahir ekseriyetle MAS partisinin adayı, eski Ekonomi Bakanı Luis Arce kazandı. Sandıkların yüzde 100’ü açıldıktan sonra açıklanan kesin sonuçlar MAS adayı Luis Arce’nin yüzde 55,1 oy oranına ulaştığını ve en yakın takipçisi olan Yurttaş Birliği Partisine (CC) mensup muhalif aday Carlos Mesa’ya yüzde 25 oranında fark attığını ortaya koydu. Kesin sonuçların açıklanması sonrasında Dışişleri Bakanlığımız “Seçilen yeni Cumhurbaşkanı Sayın Luis Arce’ye başarılar diliyor, seçim sonuçlarının dost Bolivya halkı için hayırlı olmasını temenni ediyoruz” açıklamasını yaptı.Şimdi, gelelim ibret hikâyesine dönüşen bu sürecin düşündürdüklerine ve bundan sonra beklenebilecek olası sonuçlara:Düşünceler1) Latin Amerika’da sivil/askeri darbeler döneminin can çekişmekte olduğu bir kez daha ortaya konulmuş oldu. Kitleler bilişim çağının sağladığı tüm imkânlarıyla önceki dönemlerle kıyaslanamayacak oranda donanımlı ve iletişimleri neredeyse engellenemez düzeyde. Vesayet kabul etmiyorlar ve vesayet girişimlerini er ya da geç bertaraf ediyorlar. Ekvador’un sâbık Devlet Başkanı Rafael Correa’ya karşı 2010 yılında gerçekleştirmeye çalışılan ve başarısız olan darbe girişimi, Venezuela’da, Millet Meclisi Başkanı Juan Guaido’nun bir parkta elini kaldırıp yandaşlarının önünde yemin ederek gerçekleştirmeye çalıştığı sivil darbe ve bu yazının konusu olan ve Başkan Evo Morales’e karşı 2019 yılında Bolivya’da ortaya konan sivil-askeri işbirlikli darbe bunlara örnek teşkil ediyor. Sayılan tüm girişimler farklı şekillerde olsa da toplum tarafından bertaraf edildi.2) Yolsuzluk, kötü idare ve adam kayırmacılık kısa vadede fark edilmemiş ya da unutulmuş gibi görünse de kitlesel yanıt, kitlesel hareketler şeklinde tezahür ediyor; toplumsal rahatsızlıklar kısa ve orta vadede sokaklara ve sandığa yansıyor. Morales’in anayasaya aykırı şekilde dördüncü kez seçilmek üzere yaptığı hukuki ve siyasal manevralar sonrasında meydana gelen huzursuzluklar ve Şili’de geçtiğimiz yıl toplu taşıma ücretlerine yapılan zammın ardından yaşanan karışıklıklar bu duruma örnek teşkil ediyor. Bununla beraber bu tür toplumsal olayların iç ve dış mihraklar tarafından çıkarılması ya da yönlendirilmesi ihtimalini de göz ardı etmemek gerek. Bununla birlikte iletişim imkânları, eğitim ve bilinç düzeyindeki toplumsal artış, bu tür olası manipülasyonları genellikle akamete uğratabiliyor ve halkın gerçek iradesi çoğu zaman sandıklara yansıyarak nihai sonucu belirliyor.3) Sandıkta yapıldığı söylenen hile ve düzenler çoğu zaman birebir kontrol yöntemiyle önleniyor. Geleneksel oy verme yöntemlerini içeren, salt elektronik olmayan sistemler halk iradesini neredeyse tamamen seçimlere yansıtabiliyor. Sandıkların temsilciler eliyle kontrolü ve temsilcilerin bağımsız bir merkeze yaptıkları bildirimler usulsüzlükleri büyük ölçüde bertaraf edebiliyor. Geçtiğimiz 18 Ekim Pazar günü Bolivya’da yaşananlar buna örnek teşkil edebilir. Darbe sonrası hükümetin kontrolündeki bir siyasal ve toplumsal ortamda yapılan seçimler dahi, erki elinde tutanlara karşı halk iradesini ortaya koyabildi.4) Mağduriyet görünümü, birbirine toplumsal olarak benzerlikler gösteren Latin Amerika toplumlarında halkın iradesi üzerinde etkili olabiliyor. Cumhurbaşkanlığı sarayından kaçan, MAS partisinin kalesi sayılan Cochabamba bölgesinde üzerinde bir gömlekle neredeyse açıkta yatıp kalkan, aile fertlerine ait evler basılan ve yağmalanan Morales görüntüleri, halkın üzerinde darbecilerin hiç istemedikleri bir etki yaptı. 2019 seçimlerinde Morales oyların yüzde 47’sini almışken, yakın çalışma arkadaşlarından olan Luis Arce geçtiğimiz 18 Ekim günü düzenlenen seçimleri yüzde 55 oy oranıyla kazandı.Muhtemel sonuçlar1) MAS Partisi, Evo Morales önderliğinde önemli bir ilerleme göstermiş, kitlelere mal olmuş bir siyasi oluşum konumunda üç iktidar dönemini tamamladı ve ülke vatandaşlarının refah düzeyini görece de olsa düzeltti. 2019 sonunda düzenlenen seçimler sonrasında yaşanan olaylar ise partinin gerek prestijini gerekse üye ve taraftarları nezdindeki güvenilirliğini örseledi. Arce önderliğinde kazanılan yüzde 55’lik seçim galibiyeti bir yandan darbeye karşı bir meşru rövanş teşkil ederken, diğer yandan MAS çevrelerinin kendilerine ve partilerine olan güvenlerini yeniden tesis etti ve güçlendirdi. 2) Evo Morales Latin Amerika siyasetinde en dikkat çeken isimlerinden. Ünü ülkesinin sınırlarını aşan yerli kökenli bir lider. 2019 yılı sonunda anayasal sınırları fazlaca zorlayarak girdiği dördüncü seçim sonucunda aldığı galibiyetin bedelini sivil-askeri bir darbeyle ve ülkeden ayrılmak zorunda kalarak ödedi. Bununla birlikte mağdur durumunda olması bir yandan seçmenlerini parti etrafında toplarken diğer taraftan oy oranını artırdı. Usta siyasetçi seçim sürecine Arjantin’den katkı sağladı ve sonuçları attığı şu tweetle değerlendirdi: “Kardeşlerim, halkın iradesi kazandı, MAS-IPSB çok büyük bir zafer kazandı. Siyasal hareketimiz her iki mecliste de çoğunluğu elde edecek. Milyonlar olduk ve geri döndük; şimdi onuru ve özgürlüğü halka iade etme zamanı...” Morales’in dört kez başkanlık seçimine girmiş ve kazanmış bir siyasetçi olarak politikanın dışında kalması olası görünmüyor. Bununla birlikte başkanlık koltuğuna oturan Arce’nin de koltuğu Morales’e devretmesi şimdilik mümkün görünmüyor. Morales’in başkanlığı dönemindeki ekonomik başarıların mimarı olan eski Ekonomi ve Maliye Bakanı Arce bu dönemde sakin kişiliğiyle öne çıkan isim olacaktır. Altmış bir yaşındaki Morales’in bir dönem âkil adam, usta siyasetçi ve belki de parti başkanı görünümüyle kamuoyunun gündeminde tutularak, bir dahaki seçimlere hazırlanması bir ihtimal olabilir. Bununla birlikte siyaset dünyasında şu ya da bu nedenle giden koltukların geri gelmediği, gelemediği durumlara dair de birçok örnek var.3) Chavez’in ölümü sonrasında Nicolas Maduro tarafından az farkla kazanılan seçimlerle Venezuela solu iktidarı muhafaza edebilmişti. Bununla birlikte, bölgedeki önemli sol eğilimli liderlerin iktidarı birer birer sağ görüşlü liderlere kaptırmaları bu önemli petrol ülkesini kıtada yalnızlaştırdı. Peru’da Ollanta Humala, Brezilya’da Lula da Silva ve Dilma Roussef, Şili’de Michelle Bachelet, Arjantin’de Cristina Kirchner, Uruguay’da Jose Mujica son yıllarda iktidarlarını sağ eğilimli iktidarlara bırakarak siyasi arenadan çekilen önemli liderler. Hugo Chavez ve Fidel Castro’nun ölümleri de Latin Amerika soluna etki eden önemli unsurlar oldu. Venezuela’nın Küba ve Nikaragua ile olan işbirliğiyle hafifletmeye çalıştığı yalnızlığı, Arjantin’de Mauricio Macri iktidarının son bularak Alberto Fernandez önderliğinde sol iktidarın tesis edilmesiyle en azından psikolojik olarak görece moral kazanmıştı. Bu kez Morales’e karşı düzenlenen darbenin boşa çıkması ve ülkede sağlam bir MAS iktidarının tesis edilmesi, bir yandan Venezuela açısından psikolojik bir destek olurken iki ülke arasındaki dayanışmanın artması ve işbirliğinin maddi sonuçlarının olması daha kolay hale gelecek.4) Çin ve Rusya Federasyonu Latin Amerika’da Amerika Birleşik Devletleri’nin baskıları ve hegemonya tesisi çabaları karşısında sol eğilimli hükümetlerin doğal işbirliği adresleri olarak öne çıkıyor ve bu vesileyle bölgedeki etkinliklerini artırıyorlar. Bolivya’da darbe girişiminin boşa çıkması ve büyük ekseriyetle tesis edilen MAS iktidarı Çin’in ve Rusya Federasyonu’nun özelde Bolivya’da genelde bölgede etkinliğini sağlamlaştıracak. Bu çerçevede, bağımsız ve milli bir politika yürüten Türkiye’nin bölgeye verdiği önemi muhafaza etmesi ve artırması uygun olacaktır. Milli menfaatler uyarınca ve uyguladığımız bağımsız denge politikası sayesinde gerek sol eğilimli gerekse ABD yanlısı hükümetlerle işbirliği yapabilmemiz, dünyanın en güçlü ve etkin ülkelerinin bile sahip olmadıkları bir ayrıcalık. Bu önemli ayrıcalığın desteğiyle, THY açılımımızı genişleterek sürdürmemiz, müteahhitlik firmalarımızın bölgedeki etkinliğinin artması, enerji yatırımlarına ortak olmamız ve turizm-ticaret rakamlarımızı artırmamız bölgede halen var olan yeni ve büyük Türkiye imgesini kuvvetlendirecektir. Bölgesel güç düzeyinden küresel aktör konumuna geçmemizin önemli köşe taşlarından biri Latin Amerika’da artacak etkinliğimizdir. Dışişleri Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu Latin Amerika açılımı çerçevesinde bölge ülkelerinde açılan büyükelçiliklerimizin, büyük bir kısmı İspanyolca ve Portekizce konuşan bu 600 milyonluk coğrafyadaki etkinlik düzeylerinin artırılması ve bahse konu ülkelerle siyasi, akademik, kültürel ve ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi ülkemizin Latin Amerika’daki varlığını ve görünürlüğünü artıracaktır.[Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdürüdür] [1] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/latin-amerikada-baskaldiri-kamplasma-ve-darbeler-yili-2019/1693836
Muş'ta PKK'lı Teröristlerce Kullanılan İki Sığınakta Patlayıcı Ve Yaşam Malzemeleri Bulundu
MUŞ (AA) - Muş'ta PKK'lı teröristlerce kullanılan iki sığınakta el yapımı patlayıcı ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 20-21 Ekim'de Şenyayla Bölgesi kırsalına operasyon düzenlendi. 'Yıldırım-4' adı verilen operasyonda terör örgütü PKK mensuplarının kullandığı biri 3 odalı 2 sığınak tespit edildi. Sığınaklarda yapılan aramada 50'şer kilogramlık 2 el yapımı patlayıcı düzeneği, dolu büyük tüp, 8'li pil bloku, 2 ateşleme düzenekli 4'lü pil bloku, el yapımı patlayıcılarda kullanılan 2 adet 4'lü pil bloku, 2 kar kıyafeti ve panço, fuel oille çalışan soba, 200 metre brandayla dokümanlar ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.
Muş'ta PKK'lı Teröristlerce Kullanılan İki Sığınakta Patlayıcı Ve Yaşam Malzemeleri Bulundu
MUŞ (AA) - Muş'ta PKK'lı teröristlerce kullanılan iki sığınakta el yapımı patlayıcı ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 20-21 Ekim'de Şenyayla Bölgesi kırsalına operasyon düzenlendi. 'Yıldırım-4' adı verilen operasyonda terör örgütü PKK mensuplarının kullandığı biri 3 odalı 2 sığınak tespit edildi. Sığınaklarda yapılan aramada 50'şer kilogramlık 2 el yapımı patlayıcı düzeneği, dolu büyük tüp, 8'li pil bloku, 2 ateşleme düzenekli 4'lü pil bloku, el yapımı patlayıcılarda kullanılan 2 adet 4'lü pil bloku, 2 kar kıyafeti ve panço, fuel oille çalışan soba, 200 metre brandayla dokümanlar ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.
Reklam
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Reklam
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Reklam
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Bakan Soylu Önemli Tarihi Açıkladı: Artık Sadece 112 Aranacak...
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ankara'da Mülkiye Teftiş Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada Haziran ayının sonunda Türkiye'nin her yerinden 112'nin aranacağını söyledi. Bakan Soylu, yaptığı son dakika açıklamasında, ''Böyle 155, 156, 157 itfaiye, orman, sağlık hepsi bir arada olacak. Bu bizi niye heyecanlandırıyor? Bizi heyecanlandırmasının sebebi konforlu bir şey'' dedi.
Reklam