Suriye'de Kampta Yaşayan Aile, Görme Engelli Dört Çocuğunun Tedavi Olmasını İstiyor
AZEZ (AA) - ÖMER KOPARAN - Suriye'nin Halep iline bağlı Azez ilçesindeki kamplara sığınan, dört çocuğu doğuştan görme engelli olan aile tedavi için yardım bekliyor.Yedi kişilik aile, Beşşar Esed rejimi ve destekçileri ile terör örgütü YPG/PKK'nın saldırıları nedeniyle 2016 yılında Halep'in Deyr Hafir ilçesinden göç etmek zorunda kalarak Türkiye sınırında bulunan Azez’in Şemarık kampına sığındı.Kampta 9 metrekarelik çadırda yaşam mücadelesi veren aile, çocuklarının diğer çocuklar gibi görmesini istiyor.Baba Cuma Hemas, AA muhabirine yaşadıkları zorlu şartları anlatarak '2016 yılında Esed rejimi saldırıları sonrası doğup büyüdüğüm evi terk etmek zorunda kaldım. Daha sonrasında YPG/PKK saldırıları nedeniyle geri dönüş yapamadım.' dedi.Hemas, '4 yıldır aynı kampta, aynı çadırda görme engelli 4 çocuğum, eşim ve annemle yaşıyorum. Rahatsızlığım sebebiyle iş de bulamıyorum. Bölgede iş imkanı oldukça az. Yardımlarla yaşamımızı sürdürüyoruz. Tek isteğim doğuştan görme engelli çocuklarımın tedavi olması ve diğer çocuklar gibi eğlenebilmeleri.' ifadelerini kullandı.Kamp hayatının ve tek çadırda yaşamanın çok zor olduğunu belirten Hemas, 'Doğduğum, büyüdüğüm yerlere dönüp düzgün bir hayat yaşamak istiyorum.' diye konuştu.Gözleri görmeyen 11 yaşındaki Fadile Hemas da 'Ailemin yardımıyla yaşıyorum. Kardeşlerimi görebilmek ve kimsenin yardımı olmadan yürümek istiyorum.' dedi.Engelli çocukların babaannesi Üm Cuma da 'Torunlarımı bu şekilde görmekten dolayı üzülüyorum. Kampta yaşam şartları zor. Tedavi olma imkanları varsa görmelerini istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Suriye'de Kampta Yaşayan Aile, Görme Engelli Dört Çocuğunun Tedavi Olmasını İstiyor
AZEZ (AA) - ÖMER KOPARAN - Suriye'nin Halep iline bağlı Azez ilçesindeki kamplara sığınan, dört çocuğu doğuştan görme engelli olan aile tedavi için yardım bekliyor.Yedi kişilik aile, Beşşar Esed rejimi ve destekçileri ile terör örgütü YPG/PKK'nın saldırıları nedeniyle 2016 yılında Halep'in Deyr Hafir ilçesinden göç etmek zorunda kalarak Türkiye sınırında bulunan Azez’in Şemarık kampına sığındı.Kampta 9 metrekarelik çadırda yaşam mücadelesi veren aile, çocuklarının diğer çocuklar gibi görmesini istiyor.Baba Cuma Hemas, AA muhabirine yaşadıkları zorlu şartları anlatarak '2016 yılında Esed rejimi saldırıları sonrası doğup büyüdüğüm evi terk etmek zorunda kaldım. Daha sonrasında YPG/PKK saldırıları nedeniyle geri dönüş yapamadım.' dedi.Hemas, '4 yıldır aynı kampta, aynı çadırda görme engelli 4 çocuğum, eşim ve annemle yaşıyorum. Rahatsızlığım sebebiyle iş de bulamıyorum. Bölgede iş imkanı oldukça az. Yardımlarla yaşamımızı sürdürüyoruz. Tek isteğim doğuştan görme engelli çocuklarımın tedavi olması ve diğer çocuklar gibi eğlenebilmeleri.' ifadelerini kullandı.Kamp hayatının ve tek çadırda yaşamanın çok zor olduğunu belirten Hemas, 'Doğduğum, büyüdüğüm yerlere dönüp düzgün bir hayat yaşamak istiyorum.' diye konuştu.Gözleri görmeyen 11 yaşındaki Fadile Hemas da 'Ailemin yardımıyla yaşıyorum. Kardeşlerimi görebilmek ve kimsenin yardımı olmadan yürümek istiyorum.' dedi.Engelli çocukların babaannesi Üm Cuma da 'Torunlarımı bu şekilde görmekten dolayı üzülüyorum. Kampta yaşam şartları zor. Tedavi olma imkanları varsa görmelerini istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Fetö, "Şirin Baba" Kod Adlı Sanık Aracılığıyla Örgüt Mensuplarına Para Dağıtmış
GAZİANTEP (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden tutuklu örgüt mensuplarının ailelerine maddi yardımda bulundukları gerekçesiyle yakalanan 8 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, paraların 'Şirin baba' kod adlı sanık aracılığıyla dağıtıldığı belirtildi.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün kentteki finans yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 8 sanık hakkında hazırlanan 134 sayfalık iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan örgüt mensuplarının kentteki yakınlarına örgütün sözde üst düzey yöneticileri tarafından gönderilen paraların dağıtıldığı ifade edilen iddianamede, böylelikle örgütün yeniden yapılanmasının sağlanması ve örgütten kopmaların önlenmesinin amaçlandığı bildirildi.Tutuklu sanık Yusuf Ö'nün ByLock kullanıcısı olduğu ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan çok sayıda derneğe üyeliğinin bulunduğu belirtilen iddianamede, sanığın 'Şirin Baba' kod adını kullandığı ve paraların dağıtılmasından sorumlu olduğu kaydedildi.Örgütün finans ve yardım yapılanması deşifre edildiİddianamede, örgütün finans ve yardım yapılanmasının deşifre edildiği, bu yapılanmanın ihraç edilmiş örgüt mensupları veya ailelerine para yardımı ve iş imkanı sağladığı, örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle yakalama emri bulunan şüphelilere saklanmaları için güvenli barınma yerleri temin ettiği, bu süreçte gıda ve iaşeleri karşılanan kişilerin örgütten kopmalarını engellemeye çalıştığına ilişkin tespitler yer aldı.Örgüt tabanında tepki sesleri FETÖ'nün eylem ve faaliyetlerinin deşifresi ile örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyonların yanı sıra örgütün finans ayağına da darbe vurulmasının ardından örgüt üyelerinin ekonomik açıdan zorluk çektiğine işaret edilen iddianamede, 'Şahıslara örgüt tarafından yapılan para yardımının azaltılması/kesilmesinin örgütün maddi açıdan zayıfladığı, bu durumun da örgüt tabanında yer alan kitlenin örgütsel manada moral ve motivasyonunun düşmesine ve örgüte tepki göstermelerine yol açtığı değerlendirilmektedir.' ifadesi yer aldı.Para trafiği sanık ifadesindeİddianamede ifadelerine yer verilen sanık B.Ö, FETÖ'ye yönelik soruşturmada tutuklandığını, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'ev hapsi' ile tahliye edildiğini, bu süreçte Yusuf Ö'nün kendisiyle irtibat kurduğunu kaydetti.Yusuf Ö. ile diğer örgüt mensuplarının yakınlarıyla para alışverişinde aracı olduğunu itiraf eden B.Ö, 'O süreçle birlikte FETÖ'den tutuklu şahısların ailelerine örgütsel anlamda maddi yardımda bulunma işinde aracılık yapmaya başladım. Hatırladığım kadarıyla 2018 yılının Aralık ayından itibaren 'Şirin Baba' kod isimli Yusuf Ö. tarafından bana gönderilen paraları bana isimleri verilmiş olan şahıslara vermeye başladım.' ifadelerini kullandı.F.Y'nin İstanbul'dan Gaziantep'teki yapılanmayı yönlendirdiğini anlatan B.Ö, şunları kaydetti:'F.Y, 2019 yılının Şubat ayında tekrar beni arayarak 30 bin dolar daha göndereceğini ve bu parayı 'Şirin Baba' kod adlı Yusuf Ö'ye vermem gerektiğini söyledi ancak kendi hesabıma göndermesinin riskli olduğunu, bu nedenle başka birinin hesabını vermem gerektiğini söyledi. Ben de bunun üzerine K.G. isimli şahsın hesabını verdim. K.G, hesabından parayı çekti ve bana verdi. Ben de bu parayı Yusuf Ö'ye teslim ettim. Bu paranın nereye ne amaçlı olarak kullanıldığını bilmiyorum. O dönem örgüt yapılanması içinde Yusuf Ö. bana tutuklu ailelerden sorumlu kişi olduğunu söylemişti.'Gaziantep'te 7 Şubat 2020’de örgütün finans ve yardım yapılanmasına yönelik operasyonda 8 şüpheli gözaltına alınmış, Yusuf. Ö. tutuklanmış, diğer zanlılar adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Şüpheliler hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı.
Fetö, "Şirin Baba" Kod Adlı Sanık Aracılığıyla Örgüt Mensuplarına Para Dağıtmış
GAZİANTEP (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden tutuklu örgüt mensuplarının ailelerine maddi yardımda bulundukları gerekçesiyle yakalanan 8 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, paraların 'Şirin baba' kod adlı sanık aracılığıyla dağıtıldığı belirtildi.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün kentteki finans yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 8 sanık hakkında hazırlanan 134 sayfalık iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan örgüt mensuplarının kentteki yakınlarına örgütün sözde üst düzey yöneticileri tarafından gönderilen paraların dağıtıldığı ifade edilen iddianamede, böylelikle örgütün yeniden yapılanmasının sağlanması ve örgütten kopmaların önlenmesinin amaçlandığı bildirildi.Tutuklu sanık Yusuf Ö'nün ByLock kullanıcısı olduğu ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan çok sayıda derneğe üyeliğinin bulunduğu belirtilen iddianamede, sanığın 'Şirin Baba' kod adını kullandığı ve paraların dağıtılmasından sorumlu olduğu kaydedildi.Örgütün finans ve yardım yapılanması deşifre edildiİddianamede, örgütün finans ve yardım yapılanmasının deşifre edildiği, bu yapılanmanın ihraç edilmiş örgüt mensupları veya ailelerine para yardımı ve iş imkanı sağladığı, örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle yakalama emri bulunan şüphelilere saklanmaları için güvenli barınma yerleri temin ettiği, bu süreçte gıda ve iaşeleri karşılanan kişilerin örgütten kopmalarını engellemeye çalıştığına ilişkin tespitler yer aldı.Örgüt tabanında tepki sesleri FETÖ'nün eylem ve faaliyetlerinin deşifresi ile örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyonların yanı sıra örgütün finans ayağına da darbe vurulmasının ardından örgüt üyelerinin ekonomik açıdan zorluk çektiğine işaret edilen iddianamede, 'Şahıslara örgüt tarafından yapılan para yardımının azaltılması/kesilmesinin örgütün maddi açıdan zayıfladığı, bu durumun da örgüt tabanında yer alan kitlenin örgütsel manada moral ve motivasyonunun düşmesine ve örgüte tepki göstermelerine yol açtığı değerlendirilmektedir.' ifadesi yer aldı.Para trafiği sanık ifadesindeİddianamede ifadelerine yer verilen sanık B.Ö, FETÖ'ye yönelik soruşturmada tutuklandığını, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'ev hapsi' ile tahliye edildiğini, bu süreçte Yusuf Ö'nün kendisiyle irtibat kurduğunu kaydetti.Yusuf Ö. ile diğer örgüt mensuplarının yakınlarıyla para alışverişinde aracı olduğunu itiraf eden B.Ö, 'O süreçle birlikte FETÖ'den tutuklu şahısların ailelerine örgütsel anlamda maddi yardımda bulunma işinde aracılık yapmaya başladım. Hatırladığım kadarıyla 2018 yılının Aralık ayından itibaren 'Şirin Baba' kod isimli Yusuf Ö. tarafından bana gönderilen paraları bana isimleri verilmiş olan şahıslara vermeye başladım.' ifadelerini kullandı.F.Y'nin İstanbul'dan Gaziantep'teki yapılanmayı yönlendirdiğini anlatan B.Ö, şunları kaydetti:'F.Y, 2019 yılının Şubat ayında tekrar beni arayarak 30 bin dolar daha göndereceğini ve bu parayı 'Şirin Baba' kod adlı Yusuf Ö'ye vermem gerektiğini söyledi ancak kendi hesabıma göndermesinin riskli olduğunu, bu nedenle başka birinin hesabını vermem gerektiğini söyledi. Ben de bunun üzerine K.G. isimli şahsın hesabını verdim. K.G, hesabından parayı çekti ve bana verdi. Ben de bu parayı Yusuf Ö'ye teslim ettim. Bu paranın nereye ne amaçlı olarak kullanıldığını bilmiyorum. O dönem örgüt yapılanması içinde Yusuf Ö. bana tutuklu ailelerden sorumlu kişi olduğunu söylemişti.'Gaziantep'te 7 Şubat 2020’de örgütün finans ve yardım yapılanmasına yönelik operasyonda 8 şüpheli gözaltına alınmış, Yusuf. Ö. tutuklanmış, diğer zanlılar adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Şüpheliler hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı.
Önlenebilir Ölümlerin En Önemli Nedenleri Arasında Tuz Ve Hareketsizlik Yer Alıyor
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, tuz alımı ve fiziksel hareketsizliğin azaltılmasının, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını düşürmeye yönelik büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, 'Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' dedi. AA muhabirine yaptığı açıklamada bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün, küresel ölçekte arttığını dile getiren Prof. Dr. Ergüder, bulaşıcı olmayan hastalıkların yüksek sosyal ve ekonomik maliyetlerine bakıldığında Türkiye'deki yaşlı nüfusun beklenen artışıyla birlikte hükümetin 'Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara yönelik Türkiye'de Çok Sektörlü Eylem Planı'nı uygulamaya koyduğunu aktardı. Ergüder, şöyle devam etti:'DSÖ Avrupa Bölge Ofisi uzmanları tarafından yazılan ve The Lancet dergisinde yayımlanan makale, Türkiye'nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30 ve fiziksel hareketsizliği yüzde 10 oranında azaltmayı hedefleyen tedbirlerin tahmini etkilerini hesaplamıştır. Bu analizde 2017'deki rakamlar incelenmiş ve hedeflere ulaşılsaydı ölüm sayılarında ne kadar bir azalma olacağı hesaplanmıştır. Mevcut kalite istatistiklerinin analizi yalnızca 2017'de dahi 20 bin 281 daha az ölümün gerçekleşmiş olacağını göstermektedir.' 'Günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi gerekiyor'Bu kanıta dayalı DSÖ Avrupa Bölge Ofisi yaklaşımının yalnızca Türkiye'nin bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik eylem planının olası etkilerini değerlendirmekle kalmadığını, kendilerine en etkili önlemleri bulma noktasında yardımcı olacağını dile getiren Ergüder, şunları kaydetti:'Türkiye, Avrupa Bölgesi'ndeki diğer ülkeler gibi, 2030'a kadar bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranını üçte bir oranında azaltma yönündeki, sürdürülebilir kalkınma amaçları hedefine ulaşmak için çaba göstermektedir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin Avrupa Çalışma Programı 2020-2025 - 'Daha İyi Sağlık için Birleşik Eylem', bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik etkili müdahaleler konusunda teknik rehberlik yönündeki talebe dikkat çekmektedir.' Prof. Dr. Toker Ergüder, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırmasının Türkiye'ye yönelik en önemli bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerini bir öncelik sıralamasına yerleştirdiğini, bunları tuz alımı, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, (yetersiz) meyve sebze tüketimi ve alkol tüketimi olarak belirlediğini anlattı. 'Tuz alımı ve fiziksel hareketsizlik üzerine nüfus düzeyinde gerçekleştirilen azaltmalar, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını azaltmaya yönelik büyük bir fırsat sunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' diyen Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:'Diğer bir önemli sonuç ise günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi ihtiyacıdır. Meyve ve sebze tüketimi bulaşıcı olmayan hastalıklara yorulabilecek sağlık risklerini azaltabilecek kritik bir faktördür ve ulusal politikalar planlanırken bu konu ihmal edilmemelidir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırması, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümleri azaltmak üzere en iyi uygulama örneklerini arayan diğer ülkeler için faydalıdır. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin farklı risk faktörü hedefleri etkilerinin modellenmesi yaklaşımı, uygun önceliklerin bulunmasında ve onların bölge genelinde, ulusal çapta uyarlanmış politika hedeflerine dönüştürülmesinde kullanılabilir.'
Önlenebilir Ölümlerin En Önemli Nedenleri Arasında Tuz Ve Hareketsizlik Yer Alıyor
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, tuz alımı ve fiziksel hareketsizliğin azaltılmasının, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını düşürmeye yönelik büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, 'Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' dedi. AA muhabirine yaptığı açıklamada bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün, küresel ölçekte arttığını dile getiren Prof. Dr. Ergüder, bulaşıcı olmayan hastalıkların yüksek sosyal ve ekonomik maliyetlerine bakıldığında Türkiye'deki yaşlı nüfusun beklenen artışıyla birlikte hükümetin 'Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara yönelik Türkiye'de Çok Sektörlü Eylem Planı'nı uygulamaya koyduğunu aktardı. Ergüder, şöyle devam etti:'DSÖ Avrupa Bölge Ofisi uzmanları tarafından yazılan ve The Lancet dergisinde yayımlanan makale, Türkiye'nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30 ve fiziksel hareketsizliği yüzde 10 oranında azaltmayı hedefleyen tedbirlerin tahmini etkilerini hesaplamıştır. Bu analizde 2017'deki rakamlar incelenmiş ve hedeflere ulaşılsaydı ölüm sayılarında ne kadar bir azalma olacağı hesaplanmıştır. Mevcut kalite istatistiklerinin analizi yalnızca 2017'de dahi 20 bin 281 daha az ölümün gerçekleşmiş olacağını göstermektedir.' 'Günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi gerekiyor'Bu kanıta dayalı DSÖ Avrupa Bölge Ofisi yaklaşımının yalnızca Türkiye'nin bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik eylem planının olası etkilerini değerlendirmekle kalmadığını, kendilerine en etkili önlemleri bulma noktasında yardımcı olacağını dile getiren Ergüder, şunları kaydetti:'Türkiye, Avrupa Bölgesi'ndeki diğer ülkeler gibi, 2030'a kadar bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranını üçte bir oranında azaltma yönündeki, sürdürülebilir kalkınma amaçları hedefine ulaşmak için çaba göstermektedir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin Avrupa Çalışma Programı 2020-2025 - 'Daha İyi Sağlık için Birleşik Eylem', bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik etkili müdahaleler konusunda teknik rehberlik yönündeki talebe dikkat çekmektedir.' Prof. Dr. Toker Ergüder, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırmasının Türkiye'ye yönelik en önemli bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerini bir öncelik sıralamasına yerleştirdiğini, bunları tuz alımı, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, (yetersiz) meyve sebze tüketimi ve alkol tüketimi olarak belirlediğini anlattı. 'Tuz alımı ve fiziksel hareketsizlik üzerine nüfus düzeyinde gerçekleştirilen azaltmalar, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını azaltmaya yönelik büyük bir fırsat sunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' diyen Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:'Diğer bir önemli sonuç ise günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi ihtiyacıdır. Meyve ve sebze tüketimi bulaşıcı olmayan hastalıklara yorulabilecek sağlık risklerini azaltabilecek kritik bir faktördür ve ulusal politikalar planlanırken bu konu ihmal edilmemelidir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırması, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümleri azaltmak üzere en iyi uygulama örneklerini arayan diğer ülkeler için faydalıdır. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin farklı risk faktörü hedefleri etkilerinin modellenmesi yaklaşımı, uygun önceliklerin bulunmasında ve onların bölge genelinde, ulusal çapta uyarlanmış politika hedeflerine dönüştürülmesinde kullanılabilir.'
Reklam
Adalet Bakanı Gül: 'Kaynar Kazan Döküyor Serbest Kalıyor, Süt Kazanına Giriyor Tutuklanıyor'
etiket
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yargıya yönelik eleştirilere yanıt verdi. 'Kaynar kazanı döküyor serbest kalıyor, süt kazanına giriyor tutuklanıyor' örneği vererek kamu vicdanını yaralayan kararlara rastlanıldığını belirten Gül, ancak eleştirinin asıl muhatabının hakimler değil kanunlar olduğunu söyledi. Sosyal medyada yapılan tutuklama çağrılarına da tepki gösteren Gül, 'siparişle tutuklama olmaz' mesajı verdi. 
Reklam
ABD Hazine Bakanı Yellen'ın Özel Kalem Müdürü Bir Türk Olacak
ANKARA (AA) - ABD Başkanı Joe Biden'ın Hazine Bakanlığına atadığı Janet Yellen'ın özel kalem müdürünün Türk asıllı Didem Nişancı olacağı duyuruldu.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Nişancı'nın, Yellen'ın atamasının Senatoda onaylanmasının ardından görevine başlayacağı belirtildi.Nişancı, Yellen'a en yakın isimlerden biri olacak. Özel kalem müdürü, bakanlık makamının faaliyetlerini koordine etmenin yanında, tüm bakanlık personelinin amiri konumunda bulunuyor.Finansal veri hizmetleri ve medya şirketi Bloomberg'in kamu politikaları bölümünde yöneticilik yapan Didem Nişancı daha önce eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunda (SEC) özel kalem müdürlüğü yapmıştı.Nişancı, 2018'de Bloomberg'deki görevine başlamadan Promontory Finansal Grup şirketinde çalışmıştı.ABD Senatosunun bankacılık komitesinde de görev alan Nişancı, 1998-2001 yılları arasında ise Hazine Bakanlığında görev yapmıştı.ABD Başkanlığına seçilen Joe Biden, Kasım 2020'de eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen'ın Hazine Bakanı adayı olduğunu duyurmuştu. Janet Yellen, atamanın ABD Senatosunda onaylanması durumunda ülke tarihinde bu göreve getirilen ilk kadın olacak.
Kastamonu Jak Timinden Ilgaz Dağı'nda Arama Kurtarma Tatbikatı
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timleri tarafından Ilgaz Dağı'nda arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi.JAK timleri, Ilgaz Dağı'ndaki tatbikatta senaryo gereği telesiyejde mahsur kalan bir kişiyi halat yardımıyla kurtardı. İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, JAK timlerinin kışın Ilgaz, yazın da Valla ve Horma kanyonlarında faaliyetlerine devam ettiği belirtildi.İl Jandarma Komutanlığına bağlı JAK timlerinin İzmir depreminde ve Giresun'da meydana gelen sel felaketinde arama kurtarma faaliyetlerine katıldığı aktarılan açıklamada, Küçük Hacet Dağı'ndaki dağcılık faaliyetlerinde rehberlik de yapan JAK timlerinin off-road yarışlarında kurtarma faaliyetlerinde yer aldığı ifade edildi.Açıklamada, alanında uzman personelden oluşan Kastamonu JAK timinin çevre illerde yeni kurulan JAK timlerinin eğitim faaliyetlerine de katkı sağladığı kaydedildi.
Reklam
Dolar Ne Kadar Oldu? İşte 21 Ocak Dolar ve Euro Fiyatları...
Haftanın dördüncü işlem gününde dolar fiyatları merak ediliyor. Döviz kurlarında dün yaşanan sakinlik bugün de devam ediyor. Güne hafif bir düşüşle başlayan dolar akşam saatlerinde de etkisini sürdürüyor, 17.30 itibariyle 7,36 seviyelerinden işlem görüyor. İşte 21 Ocak 2021 dolar ve euro fiyatları...
Reklam
20 Ocak Reyting Sonuçları Açıklandı! Dün Geceye Hangi Yapımlar Damga Vurdu? İşte Reyting Sıralaması...
20 Ocak 2021 Çarşamba akşamının reyting sonuçları belli oldu. Dün Kuruluş Osman, Sadakatsiz, Doğduğun Ev Kaderindir gibi diziler ekranana geldi. Dün Total'de 1.sırada ATV’de ekrana gelen “Kuruluş Osman”, 2. Sırada Kanal D’de yayınlanan “Sadakatsiz”, 3.sırada ATV’de izleyiciyle buluşan “Esra Erol’da” programı yer aldı. AB'de ise 1.sırada “Sadakatsiz”, 2.sırada “Kuruluş Osman”, 3.sırada TV8’de yayınlanan “Doğduğun Ev Kaderindir” yer aldı. İşte Total ve AB Reyting Sıralaması...
Suzuki Swift Hibrit, Sınıfının En Çok Satan Otomobili Oldu
İSTANBUL (AA) - Doğan Holding çatısı altında faaliyet gösteren Doğan Trend Otomotiv’in Türkiye’de temsil ettiği, Suzuki ürün ailesinin Türkiye’deki yeni üyesi Swift Hibrit, 2020 yılını kendi segmentinin hibrit sınıfında lider olarak tamamladıSuzuki Motorlu Araçlar açıklamasına göre, Suzuki’nin, en sevilen modellerinden Swift’in hibrit versiyonu, Türkiye pazarında ilk kez yerini aldığı 2020 yılını başarıyla geride bıraktı. Güvenlik özellikleri, yüzde 20’yi aşan yakıt tasarrufu, sınıfında donanımı ve fiyatıyla öne çıkmasıyla Swift Hibrit, yılı kendi kategorisindeki hibrit otomobiller arasında lider olarak tamamladı. Geçen yılın son çeyreğinde satışa sunulan Swift Hibrit’in başarısı, Swift modelinin toplam satışlarına da pozitif ivme kazandırdı. Yılık toplam satışın yüzde 35’i hibrit versiyon satışlarından elde edildi. Yeni yılda, sınıfının en çok satanı Swift Hibrit sahibi olmak isteyenlere, ocak ayına özel 60 bin TL’ye 12 ay vade ve 0 faizli kredi veya 9 bin TL takas desteği uygulaması sunuluyor.'Hibrit otomobiller, ülkemizde de dizel araçların en büyük alternatifi oluyor'Açıklamada görüşlerine yer verilen Suzuki Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Şirin Yurtseven, 'Hibrit otomobiller, Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de dizel araçların en büyük alternatifi konumuna geliyor. Özellikle Swift modelimizin yer aldığı B segment hatchback sınıfında, artık dizel otomatik modellerin eski hakimiyetinin olmadığını görmekteyiz. Bu sınıfta sadece birkaç manuel vites seçeneğinde dizel modelleri görebiliyoruz. Swift Hibrit; Türkiye pazarındaki en donanımlı ve en uygun fiyatlı hibrit model olmasıyla pazarda dizel modellerin yerini almaya başladı ve kısa zamanda beğeni kazandı.' açıklamasında bulundu.Öte yandan açıklamada aktarılanlara göre, Suzuki Akıllı Hibrit Teknolojisi (SHVS) ile donatılan Swift Hibrit’te; içten yanmalı motoru destekleyen bir entegre marş alternatörü (ISG) ve fiş şarjına gerek duymayan 12 Volt’luk lityum iyon batarya yer alıyor. Kendi kendini şarj eden hibrit sistem, yakıt verimliliğini daha da artırıyor. Swift Hibrit’in kaputunun altında ise daha fazla yakıt ekonomisi ve daha düşük karbon dioksit (CO2) emisyon değerleri sunan dört silindirli 1,2 litrelik K12D Dualjet motor yer alıyor.Swift Hibrit’in güvenlik özellikleri arasında ise Adaptif Hız Sabitleme (ACC) Sistemi, Çift Sensörlü Fren Destek Sistemi (DSBS), Şerit Takip Sistemi (LDWS), şerit değiştirme uyarısı, yalpalama uyarısı, Geri Manevra Trafik Uyarı Sistemi (RCTA), Kör Nokta Uyarı Sistemi (BSM), Adaptif Hız Sabitleme (ACC) ve Uzun Far Asistanı (HBA) bulunuyor. Türkiye’de GL Techno ve GLX Premium donanım seviyeleriyle satışa sunulan Swift Hibrit, LED farlar ve LED stop lamba grubu, 16 inç alaşım jantlar, 9 inç dokunmatik multimedya sistemi ve navigasyon, LCD yol bilgi ekranı, anahtarsız çalıştırma sistemi ve çift renk seçenekleriyle sınıfının en donanımlı otomobillerinden birisi olma özelliğini taşıyor.
Reklam
Suzuki Swift Hibrit, Sınıfının En Çok Satan Otomobili Oldu
İSTANBUL (AA) - Doğan Holding çatısı altında faaliyet gösteren Doğan Trend Otomotiv’in Türkiye’de temsil ettiği, Suzuki ürün ailesinin Türkiye’deki yeni üyesi Swift Hibrit, 2020 yılını kendi segmentinin hibrit sınıfında lider olarak tamamladıSuzuki Motorlu Araçlar açıklamasına göre, Suzuki’nin, en sevilen modellerinden Swift’in hibrit versiyonu, Türkiye pazarında ilk kez yerini aldığı 2020 yılını başarıyla geride bıraktı. Güvenlik özellikleri, yüzde 20’yi aşan yakıt tasarrufu, sınıfında donanımı ve fiyatıyla öne çıkmasıyla Swift Hibrit, yılı kendi kategorisindeki hibrit otomobiller arasında lider olarak tamamladı. Geçen yılın son çeyreğinde satışa sunulan Swift Hibrit’in başarısı, Swift modelinin toplam satışlarına da pozitif ivme kazandırdı. Yılık toplam satışın yüzde 35’i hibrit versiyon satışlarından elde edildi. Yeni yılda, sınıfının en çok satanı Swift Hibrit sahibi olmak isteyenlere, ocak ayına özel 60 bin TL’ye 12 ay vade ve 0 faizli kredi veya 9 bin TL takas desteği uygulaması sunuluyor.'Hibrit otomobiller, ülkemizde de dizel araçların en büyük alternatifi oluyor'Açıklamada görüşlerine yer verilen Suzuki Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Şirin Yurtseven, 'Hibrit otomobiller, Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de dizel araçların en büyük alternatifi konumuna geliyor. Özellikle Swift modelimizin yer aldığı B segment hatchback sınıfında, artık dizel otomatik modellerin eski hakimiyetinin olmadığını görmekteyiz. Bu sınıfta sadece birkaç manuel vites seçeneğinde dizel modelleri görebiliyoruz. Swift Hibrit; Türkiye pazarındaki en donanımlı ve en uygun fiyatlı hibrit model olmasıyla pazarda dizel modellerin yerini almaya başladı ve kısa zamanda beğeni kazandı.' açıklamasında bulundu.Öte yandan açıklamada aktarılanlara göre, Suzuki Akıllı Hibrit Teknolojisi (SHVS) ile donatılan Swift Hibrit’te; içten yanmalı motoru destekleyen bir entegre marş alternatörü (ISG) ve fiş şarjına gerek duymayan 12 Volt’luk lityum iyon batarya yer alıyor. Kendi kendini şarj eden hibrit sistem, yakıt verimliliğini daha da artırıyor. Swift Hibrit’in kaputunun altında ise daha fazla yakıt ekonomisi ve daha düşük karbon dioksit (CO2) emisyon değerleri sunan dört silindirli 1,2 litrelik K12D Dualjet motor yer alıyor.Swift Hibrit’in güvenlik özellikleri arasında ise Adaptif Hız Sabitleme (ACC) Sistemi, Çift Sensörlü Fren Destek Sistemi (DSBS), Şerit Takip Sistemi (LDWS), şerit değiştirme uyarısı, yalpalama uyarısı, Geri Manevra Trafik Uyarı Sistemi (RCTA), Kör Nokta Uyarı Sistemi (BSM), Adaptif Hız Sabitleme (ACC) ve Uzun Far Asistanı (HBA) bulunuyor. Türkiye’de GL Techno ve GLX Premium donanım seviyeleriyle satışa sunulan Swift Hibrit, LED farlar ve LED stop lamba grubu, 16 inç alaşım jantlar, 9 inç dokunmatik multimedya sistemi ve navigasyon, LCD yol bilgi ekranı, anahtarsız çalıştırma sistemi ve çift renk seçenekleriyle sınıfının en donanımlı otomobillerinden birisi olma özelliğini taşıyor.
Van, Bitlis, Muş İle Hakkari İçin Kuvvetli Buzlanma Ve Don Uyarısı
VAN (AA) - Van, Bitlis, Muş ile Hakkari için kuvvetli buzlanma ve don uyarısı yapıldı. Meteoroloji 14. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava parçalı ve çok bulutlu olacak.Hava sıcaklıklarında bir değişikliğin olmayacağı bölgede rüzgar, güneyli yönlerden hafif, zaman zaman orta kuvvette, Van Gölü'nde ise doğu ve kuzeydoğudan saatte 40 kilometre kuvvetinde esecek.İl merkezleri için beklenen en yüksek sıcaklığın sıfırın altında olmak üzere Bitlis'te 9, Muş ve Bitlis'te 5, Van'da 4 derece olması bekleniyor.Mevcut kar katmanının üzerine kuvvetli yağışların gelmesiyle eğimi dik yamaçlarda yaşanabilecek çığ riskine, yer yer kuvvetli buzlanma ve don olayı ile ulaşımda yaşanacak aksamalara karşı yetkililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekiyor.
Gram Altın Kaç TL Oldu? 21 Ocak 2021 Altın Fiyatları...
Altın fiyatları 21 Ocak 2021 perşembe yani haftanın dördüncü işlem gününe güncel piyasalarda yükselişle başlayan altın akşam saatlerinde hafif bir düşüş yaşadı. Çeyrek ve gram altın piyasasında son durum da merak ediliyor. İşte piyasalarda saat 17.30 itibariyle altın fiyatları...
Reklam