onedio
Bakan Akar'ın Ziyareti, Irak Türkmenleri İçin Moral Kaynağı Oldu
ERBİL (AA) - BEKİR AYDOĞAN - Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi (ITC) Yürütme Kurulu Üyesi Aydın Maruf, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Irak'taki temasları kapsamında ITC'ye gerçekleştirdiği ziyaretinin hem manevi hem de siyasi açıdan çok önemli olduğunu belirterek, Irak Türkmenleri için moral kaynağı olduğunu söyledi.Türkmen Bakan Maruf, Akar'ın beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in de yer aldığı heyet ile Bağdat ve Erbil'de gerçekleştirdiği yoğun temaslarının Türkmenler için önemini AA muhabirine değerlendirdi.Bakan Akar'a ITC Erbil İl Başkanlığını ziyaret etmesinden dolayı Irak Türkmenleri adına şükranlarını ileten Maruf, bu ziyaretin hem manevi ve siyasi hem de zamanlama açısından Irak Türkmenleri için önemli olduğunu kaydetti.Maruf, Akar'ın Irak Türkmenleriyle bir araya gelmesinin kendileri için moral kaynağı olduğunu vurgulayarak, Irak Türkmenlerinin bu tarz ziyaretlere her zaman ihtiyacı olduğunu söyledi.Akar ile Türkmenlerin eğitim ve kültür konuları görüşüldüDaha önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da Irak ziyaretleri kapsamında ITC merkezini ziyaret ettiğini hatırlatan Maruf, Akar'ın ziyaretine ilişkin, 'Türkmenler olarak çok sevindik. Sadece Erbil'de değil, bütün Irak'ta yaşayan Türkmenler gerçekten ITC'ye ziyaret yapılmasından dolayı sevindi ve mutlu oldular. Biz bu ziyaretle ilgili bütün taraflardan olumlu destek aldık.' diye konuştu.Maruf, Akar'ın ITC'ye ziyaretinin, bütün Irak'taki Türkmenlere destek olması anlamına da geldiğine işaret ederek, Akar ile görüşmeleri sırasında, Iraklı Türkmenlerin siyasi, kültürel ve eğitim durumlarının konuşulduğunu ve Akar'ın kendilerine eğitim ve kültür çalışmalarıyla ilgili bazı tavsiyelerde bulunduğunu aktardı.'Sincar konusunda Erbil, Bağdat ve Ankara arasında iş birliği gerekli'Akar'ın Irak'taki ziyaretlerinde Sincar meselesinin de gündeme geldiğini hatırlatan Maruf, 'Sincar'da biliyorsunuz bugün yasa dışı birçok silahlı gruplar var. Özellikle o bölgede olan PKK'nın varlığı bütün taraflara bir tehdit oluşturuyor. Bu yasa dışı grupların veya yasa dışı bu silahlı güçlerin bir an evvel orada sonlandırılması ve normalleşme süreci başlaması gerekir.' şeklinde konuştu. Bağdat ve Erbil arasında 9 Ekim'de imzalanan ve terör örgütü PKK'nın Sincar'daki varlığını sonlandıracak anlaşmayı anımsatan Maruf, Irak hükümetinin Sincar bölgesinde bu anlaşmayı uygulaması gerektiğinin altını çizdi.Türkmen Bakan, 'Bugün Erbil, Bağdat ve Ankara arasında iş birliği gereklidir. Birlikte hareket edilmesi çok önemlidir. Çünkü orada olan yasa dışı gruplar sadece bir tarafa tehdit değil; Irak'ı, Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti ve sınır bölgelerinin hepsini tehdit ediyor. O yüzden Sincar konusunda birlikte hareket etme ve iş birliği önemlidir.' ifadelerini kullandı.'Türkiye her zaman barışa destek verdi'Irak Türkmenleri olarak, her zaman Türkiye ile Irak ve IKBY arasındaki ilişkileri desteklediklerine dikkati çeken Maruf, Türkiye'nin hem Irak hem bölge hem de Orta Doğu için önemli bir ülke olduğunu ve her zaman mazlum insanların yanında durduğunu vurguladı.Türkiye'nin her zaman barışa destek verdiğini belirten Maruf, 'Türkiye zor şartlar altında olan insanlara, etnik gruplara hiçbir ayrım yapmadan destek vermiştir. Bu da bizim için önemlidir. Burada yaşayan halk için de önemlidir.' dedi.Maruf, Türkmenlerin her zaman barıştan yana olduğunu ve diyalog yoluyla haklarını elde etmeye çalıştıklarını söyledi.
Diyarbakır'da 695 Tarihi Eser Ele Geçirildi, 3 Kişi Gözaltına Alındı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'da düzenlenen operasyonda, 695 tarihi eser ele geçirildi, 3 zanlı yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kent merkezinde ikamet eden şüphelilerin tarihi eserleri 400 bin karşılığında satmak için müşteri aradıkları yönünde bilgi edindi.Şüpheliler, Çınar ilçesinin Beşpınar Mahallesi'nde tarihi eserleri satmaya çalıştıkları sırasında suçüstü yakalandı.Zanlıların araçları ve üst aramalarında, 660 bronz ve gümüş sikke ile 35 tarihi obje ele geçirildi.Tarihi eserler muhafaza altına alınarak Müze Müdürlüğüne teslim edildi.Üç şüpheli hakkında soruşturma başlatıldı.
Hayallerinin Peşinden Giderek Afganistan'ın İlk Kadın Animasyon Sanatçısı Oldu
İSTANBUL (AA) - MEHMET KARA - Afganistan'ın ilk kadın animasyon sanatçısı ve illüstratörü unvanına sahip Sara Barackzay, zor koşullarda başlattığı 'dijital sanat' mücadelesine Türkiye'de devam ederken bir yandan da ülkesinde yüzlerce kadının animasyon, illüstrasyon ve grafik tasarımı öğrenmesine öncülük ediyor. Afganistan'ın batısında yer alan sanatsal mimarisiyle bilinen tarihi şehir Herat'ta doğan 27 yaşındaki Barackzay, 7 yaşındayken ülkesinde çıkan savaşın yıkıcı sonuçları altında bir çocukluk ve gençlik geçirdi.Lise yıllarında bir yandan izlediği çizgi filmlerdeki karakterleri, bir yandan da ülkesindeki atmosferi çizimleriyle dijital ortama yansıtmaya başlayan Barackzay, lise eğitiminin ardından Türkiye Bursları'na başvurarak Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon programına girmeye hak kazandı. Barackzay, ülkesinde zor şartlarda öğrenmeye çalıştığı dijital sanatları eğitimiyle üst noktalara taşımayı başardı, aynı zamanda eğitimi devam ederken Afganistan'a gittiği zamanlarda 30'dan fazla animasyon ve illüstrasyon kursu düzenledi. Barackzay zaman zaman çevrim içi eğitimlerle bu kursları sürdürüyor. Açtığı kurslarda yüzlerce kadının dijital sanatla tanışmasını sağlayan Barackzay, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen elde ettiği başarılarla Afganistan'ın ilk kadın animasyon sanatçısı unvanını kazandı. Üniversite eğitiminin ardından UNICEF ve UNESCO'yla birlikte başladığı çocuk kitapları projelerine Ankara ve İstanbul'da devam eden Barackzay, Pixar ve Disney gibi dünyaca bilinen animasyon stüdyoları için içerik üretmek ve Afganistan'da Dijital Tasarım ve Animasyon Bölümü açmak istiyor. 'Hala okulları patlatıyorlar ama tüm sorunlara rağmen hayallerime ulaşmak istiyorum'Barackzay, kendisini Afganistan'ın ilk kadın animasyon sanatçısı olmaya götüren süreci ve hayallerini, AA muhabirine anlattı. Herat şehrinde doğduğunu ve ülkesindeki güvensizlik ortamından dolayı sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirdiğini belirten Barackzay, 'Kızların okula gitmesinde sıkıntılar oluyor. Halen okulları patlatıyorlar. Hala aynı şeyleri yaşıyoruz. Kızların da hayalleri, hedefleri var. Her şeye rağmen bunlara ulaşmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri de benim. Tüm bu sorunlara rağmen hayallerime ulaşmak istiyorum. Ailem de çok yardım etti. Başta sanata devam etmemi istemiyorlardı ama onları ikna ettim.' diye konuştu.Özellikle kadınların hayallerine ulaşmasında birçok engelin olduğunu söyleyen Barackzay, savaş ortamının bu durumu daha da zorlaştırdığının altını çizdi. Barackzay, sanat ve tasarıma olan ilgisinin 4-5 yaşında başladığını anlatarak, şöyle devam etti:'Afganistan'da güvensizlik olduğu için insanlar hedeflerine kolaylıkla ulaşamıyor. Ben çocukluğumdan beri sanatı ve tasarımı çok seviyordum. Kendim çizim yapmaya başladım. Bu tarz sanatlara maalesef fazla değer verilmiyor. Tıp ve mühendisliğe daha fazla değer veriliyor. Çocukken sanat bölümünde okumak istiyordum. Çok fazla engelle karşılaştım ama vazgeçmedim. Resim kursuna gittim. Hayalim animasyon ve çizgi filmdi. Afganistan'da bu alan zayıf, medya da. 'Kızlar bu tarz işleri yapmamalı' diyorlar. Bu kötü bir iş olarak adlandırılıyor. Animasyon ve çizgi film benim en büyük hayalim. Çizerken onların hareket etmesini, konuşmasını istiyordum. Bunun için çalıştım ve Türkiye Bursları programını kazandım. ' 'Afganistan'ın ilk animasyon takımını kurduk'Türkiye'de aldığı eğitimlerle hayallerine bir adım daha yaklaştığını belirten Barackzay, şunları söyledi: 'Afganistan'da yaşadığım yıllarda resim, animasyon ve illüstrasyonu özellikle kadınlara tanıtmaya ve öğretmeye çalıştım. Türkiye'ye geldikten sonra bu alanı iyice öğrendim. Afganistan'da bir sürü kurs açtım ve eğitim verdim. 30 defa yüz yüze ve online kurs programı düzenledim. Ülkem için çizgi filmler ve çocuk kitapları için tasarımlar yaptım. UNESCO ve UNICEF'le birlikte çizimler yaptım, bu kitaplar okullara dağıtıldı.Animasyona başladıktan sonra eserlerimle alay ediyorlardı. Çünkü çok bilinmiyordu ülkemde. Çok zor durumdaydım. Ders vermek istiyordum ama öğrenciler gelmiyordu. Bazen elektrik kesiliyordu, ders verecek yer yoktu. Kızların gelmesine izin vermiyorlardı. Yavaş yavaş bu engelleri aşmaya çalışıyoruz. Hatta elektrik olmadan karanlıkta çalışmayı başardık. Afganistan'ın ilk animasyon takımını kurduk. Bu grupta şimdi 400 öğrenci var. Çok mutluyum çünkü birlikte animasyon ve kitap tasarımları yapıyoruz.'UNICEF için hazırladığı çocuk kitapları çizimlerinin özellikle köylü, okula gidemeyen çocuklara ulaştığını aktaran Barackzay, koronavirüs salgınıyla mücadele için özellikle çocukların anlayabileceği basit çizimler yaptığını belirtti. 'Afganistan'da Dijital Tasarım ve Animasyon Bölümü açmayı hedefliyorum' Afganistan'da ilk kadın animasyon ve dijital tasarım sanatçısı olarak tanımlanmasındaki rolü için Türkiye'ye teşekkür eden Barackzay, hayallerine ilişkin şunları söyledi:'Türkiye sayesinde bu bölümü okuyabildim, hayalime kavuştum. Şimdi Afganistan'da animasyon ve çizgi film alanını genişletmek ve stüdyo kurmak istiyorum. Pixar ve Disney ile birlikte diğer ülkelerle de çalışmak istiyorum. Ülkemiz için özellikle kızlara bu alanı tanıtmak ve öğretmek istiyorum. Afganistan'da Dijital Tasarım ve Animasyon Bölümü açmayı hedefliyorum.'Barackzay, İstanbul'un da sanat çalışmalarında önemli esin kaynağı olduğunu belirterek, 'Benim sanatıma en çok ilham olan şehir İstanbul. Burası hem tarihi mekanlarıyla deniziyle doğasıyla güzel. Bunları görünce insan sanatçı olmak istiyor çünkü İstanbul'un kendisi bir sanat eseri gibi. Türkiye'de yaşamaktan çok mutluyum.' ifadelerini kullandı.
Taş Oymacılığı Ustası Kendi Mezar Taşını Da Hazırladı
TRABZON (AA) - DUYGU AVUNDUK - Trabzon'un Maçka ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki Yadigar Birinci, kendi çabalarıyla öğrendiği taş oymacılığını sürdürürken, kendi mezar taşını yapıp, doğum tarihini yazarak ölüm tarihini boş bıraktı. İlçenin Köprüyanı Mahallesi'nde ikamet eden 4 çocuk babası Birinci, taş ocaklarından getirdiği 10 kilogram ağırlığındaki taş parçalarına çekiç ve kendisinin yaptığı kesici aletlerini kullanarak şekiller veriyor.Eşinin vefatının ardından 16 yıldır tek başına yaşayan 9 torun sahibi Birinci, evinin yanında oluşturduğu atölyesinde, oğlunun taşlara çizdiği figürleri işliyor. Birinci, 70 yaşında başladığı taş oymacılığında Mustafa Kemal Atatürk, Sümela Manastırı, Türk bayrağı, çift başlı kartal, Osmanlı dönemine ait eserlerin motifleri, Trabzonspor logosu, hat yazıları, çeşitli hayvan figürleri ve özlü sözlerin işlemesini yapıyor.Yaklaşık 10 metrekare olan atölyesinde radyoda çalan türküler eşliğinde günde üç saat çalışan Birinci, kendi mezarını ve mezar taşını da hazırladı.Birinci, AA muhabirine, uzun yol ve dolmuş şoförlüğünün yanı sıra uluslararası nakliyecilik yaparak emekli olduğunu belirterek, yurt dışında çıktığında mutlaka müze ve tarihi eserleri ziyaret ettiğini söyledi.Eşi vefat ettikten sonra yalnız kaldığını ifade eden Birinci, zamanla eski evlerden ve taş ocaklarından aldığı taşları işleyerek yeteneğini keşfettiğini dile getirdi.Birinci, taş oymacılığına yavaş yavaş başladığını anlatarak, 'Usta ya da çırak görmedim. Ne şekil, nasıl yapılır bilmeden başladım. Bu işten geri adım da atmadım. Azmettim, 'ben bu işi yapacağım' dedim ve bu duruma kadar geldim. Taşlarım için ölçü veririm, biçtiririm, getirip atölyemde yavaş yavaş yaparım.' dedi.Taş üzerine yapmak istediği figürleri oğluna çizdirdiğini belirten Birinci, 'Yapıyorum ama sonunda oğlumun da onayını alıyorum. Bu taş işi çok zor bir iş. Kağıda yapılan resimler gibi değil, kağıda yaparsın olmazsa siler değişirsin ama bizim geri dönüşümüz yok. Bir resmi 23 gün çalışıp yaptığım zamanlar oldu. En son bitireceğin gün bile yaptığın bir hata sonucu bütün zamanı ve yaptığın resmi heba edersin. İtinalı ve dikkatli yapman gerek.' diye konuştu.'Heves etmek her şeyin üstündedir'Birinci, birkaç yıl önce kendisini geliştirerek, taşlara yazı yazmayı da öğrendiğini ifade etti.Heves etmenin her şeyin üstünde olduğunu vurgulayan Birinci, 300'ün üzerinde eser yaptığını, kıymetini bilenlere isteği üzerine sipariş alıp, yapıp verdiğini ancak maddi yönden bir beklentisinin olmadığını da kaydetti.Taşa ve yapacağı figüre göre 5 ila 10 gün arasında eserleri tamamladığını aktaran Birinci, şunları kaydetti:'Sağlığım el verdiği sürece bunlarla zamanımı vaktimi geçireceğim. Çırak bulup, öğretmem için söyleyenler oldu ama artık eski el sanatlarına ilgi yok. Figürlerin resimlerini yapan oğlumun emekli olduktan sonra taş değil ama ahşap üzerine bir şeyler yapacağını düşünüyorum. Allah ne kadar zaman verirse vaktimi bunlarla geçireceğim.'Birinci, ilerleyen yaşına rağmen her yere yürüyerek gittiğini dile getirerek, 'Yaptığım ağır işleri gençler bile zor yapar, birçok ameliyat ve operasyon geçirdiğim halde, hala sağlığım çok iyidir şükürler olsun, araba kullanırım, evimin temizliğini, ütümü, yemeğimi kendim yaparım.' dedi.'Doğum tarihimi yazıp, ölüm tarihimi boş bıraktım'Yaklaşık 7 ay önce evinin 50 metre yukarısında bulunan aile mezarlığına kendi mezarını ve mezar taşını yaptığını da ifade eden Birinci, 'Eşim 2005 yılında vefat etti. O zamanlar onun yanında kendim için mezar ayırt ettim. Sağlığımda kendi mezarımı elimle yapmak istedim. Mezar taşımı da kendim yaptım. Doğum tarihimi yazıp, ölüm tarihimi boş bıraktım. Bana öyle geliyor ki yine öyle sağlığımızdaki gibi bir yastıkta ve yatakta yatar gibi kendimi öyle hissederek mezarımı açıp hazırladım. Onun yanında kalmayı tercih ettim. Allah ne kadar ömür verir bilemem ama mezarımı onun yanında hazır ettim.' diye konuştu.
Doğu Anadolu'da Dondurucu Soğuklar
ERZURUM (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olan dondurucu soğuklar hayatı olumsuz etkiliyor.Erzurum'da son bir haftadır aralıklarla devam eden kar yağışının ardından etkili olan soğuk hava yaşamı zorlaştırıyor.Şadırvanların buz tuttuğu kentte, belediye ekipleri kaldırımlarda ve yollarda buz temizleme çalışması yürüttü.Vatandaşların sabah araçlarını çalıştırmakta zorlandığı kentte, bina çatılarında ise buz sarkıtları oluştu.ArdahanArdahan'da ise ağaçlar kırağıyla kaplandı.Yol ve kaldırımlarda buzlanmaların oluştuğu kentte, vatandaşlar araçlarını güçlükle çalıştırabildi.Kura Nehri'nde soğuk hava kaynaklı buharlaşmayla kartpostallık manzaralar oluştu.Ağrı Sıcaklığın gece sıfırın altında 32 derece ölçüldüğü Ağrı'da da soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor.Hayvanlarını satmak için erken saatlerde pazara gelen vatandaşlar, dondurucu soğuklar nedeniyle zor anlar yaşadı.Vatandaşlar ile hayvanların çene ile kirpiklerinde kırağı oluştu.Dere ve nehirlerin buzla kaplandığı kentte, çok sayıda aracın yakıt deposu dondu. Sürücüler yakıt depolarının altına ateş yaktı.Kentte ayrıca binaların çatılarında metrelerce uzunluğunda buz sarkıtları oluştu.
Niğde'de İş Makinesiyle İzinsiz Kazı Yapan 6 Kişi Suçüstü Yakalandı
NİĞDE (AA) - Niğde'nin Bor ilçesinde, sit alanında iş makinesiyle izinsiz kazı yapan 6 kişi gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Çukurkuyu beldesi Kule mevkisindeki sit alanında izinsiz kazı gerçekleştirildiği bilgisi üzerine çalışma başlattı.Ekipler, düzenledikleri operasyonda, 6 kişiyi iş makinesiyle kazı yaparken suçüstü yakaladı.İş makinesine el koyan ekipler, şüphelileri gözaltına aldı.
Reklam
Eğitim Neferleri, Karlı Yolları Aşarak Öğrencilerin Canlı Derslere Katılmalarını Sağlıyor
BİTLİS (AA) - ŞENER TOKTAŞ - Kış mevsiminin çetin geçtiği Bitlis'te, Milli Eğitim Müdürlüğü görevlileri, EBA mobil destek aracıyla karlı yolları aşarak gittikleri köylerde öğrencilere canlı derslere bağlanma imkanı sunuyor. Bitlis Milli Eğitim Müdürlüğü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında başlatılan uzaktan sürecinde öğrencilerin derslerinden geri kalmamaları için imkanlarını seferber ediyor. Bu süreçte kırsal kesimlerde yaşayan, evlerinde bilgisayar ve internet imkanı olmayan öğrencileri ihmal etmeyen İl Milli Eğitim Müdürlüğü, gezici EBA destek aracıyla derslere bağlanmalarını sağlıyor.En çok kar alan kentlerden biri olan Bitlis'te, zorlu coğrafyaya rağmen karla kaplı yolları aşarak köylere giden İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevlileri, belirlenen program dahilinde öğrencilerin EBA mobil destek aracını kullanarak canlı derslere katılmalarına imkan tanıyor. Kimi zaman yolda kalan kimi zaman olumsuz hava koşullarına yakalanan eğitim neferleri, tüm zorlukları aşarak öğrencilerin derslerinden geri kalmaması için fedakarca görev yapıyor.Bitlis Milli Eğitim Şube Müdürü Özcan Taşcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgının yüz yüze eğitime katılamayan, öğretmenleri ve arkadaşlarından uzak kalan öğrencileri etkilediğini söyledi. 'Öğrencilerimize kaynak desteği sağlıyoruz'Çocukların derslerinden geri kalmamaları için uzaktan eğitime ağırlık verdiklerini ve tüm imkanlarını bunun için seferber ettiklerini aktaran Taşcan, şöyle konuştu:'Uzaktan eğitim sürecinin yüz yüze eğitime göre daha zor olduğunu gördük. Bunun zorluklarını aşabilmek için Milli Eğitim Bakanlığımızın destekleriyle tüm önlemleri aldık. İl genelinde internet imkanı olmayan 71 köy okulumuzun uydu üzerinden internet bağlantısını tamamlamayı planlıyoruz. Liselere geçiş kapsamında merkezi sınava hazırlanan 8. sınıf öğrencilerimiz için bakanlığımızın yayınladığı örnek soruları basılı hale getirerek ulaştırıyoruz. EBA'ya erişim olanağı bulunmayanlara da basılı kaynak desteği sağlıyoruz, gezici ekiplerimizle derslere bağlanmalarına imkan veriyoruz.''Bu süreçte öğrencilerimizin çoğuna ulaştık'İl genelindeki 63 okulda EBA destek noktası oluşturduklarını kaydeden Taşcan, mobil aracıyla da belirli günlerde köylere giderek öğrencilerin canlı derslere bağlanmalarını sağladıklarını belirtti.Evlerinde internet, tablet ya da bilgisayar imkanı olmayan öğrencilerin büyük bölümüne ulaştıklarını vurgulayan Taşcan, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Öğrencilerimiz okullarda EBA destek noktalarını kullanabiliyorlar. İl genelinde 87 bin öğrencimiz var. Bugün mobil gezici aracımızın köye ulaşırken nasıl zorluklar yaşadığını gördük. Bu zorlukları sürekli yaşıyoruz. Öğrencilerimize ulaşmak ve derslere katılmalarını sağlamak için tüm imkanları seferber ettik. Bundan sonra da öğrencilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Çocuklarımızın eğitim hayatı ve geleceği çok önemli. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, eğitim neferleri olarak öğrencilerimizin eğitimine katkı sunmaya devam edeceğiz.'Tatvan ilçesine bağlı Çekmece köyüne giderken araçlarının iki kez yolda kaldığını, buna rağmen karlı yolları aşarak öğrencilerin derse bağlanmalarını sağladıklarını anlatan Taşcan, desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a, Bitlis Valisi Oktay Çağatay'a teşekkür etti. 'EBA destek aracı dezavantajı ortadan kaldırdı'Çekmece Köyü Ortaokulunda görevli Türkçe öğretmeni Ayşegül Büyükarslan ise uzaktan eğitim sürecinde sunulan imkanlar sayesinde kırsaldaki öğrencilerin yaşadığı dezavantajın ortadan kaldırıldığını aktardı. Öğrencilerin gezici araçlar ve EBA destek noktaları sayesinde derslere katılabildiğini anlatan Büyükarslan, 'Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerimizin rahatlıkla interneti kullanabilmeleri için gezici araçlar kırsal kesimdeki okullara gönderildi. Bu sayede internet ve bilgisayarlardan istifade eden öğrencilerimiz, EBA'ya ulaşım sağlayarak derslerini takip ediyor. Bu özverili çalışma sayesinde öğrencilerimiz eğitimlerine devam ediyor. Uzaktan eğitim zorlu bir süreç. Öğrencileri görmek, onların sıcaklığını hissetmek istiyoruz. Uzaktan bunu sağlamanız kolay olmuyor, dersten düşebiliyorlar.' diye konuştu. Tüm zorluklara rağmen görevlerinin başında olduklarını belirten Büyükarslan, ellerinden geldikçe öğrencileri motive etmeye çalıştıklarını söyledi. 'Okula gelmek büyük nimetmiş'8. sınıf öğrencisi Kübra Yazı da salgından dolayı zorluklar yaşadıklarını aktararak 'Öğretmenlerimiz ve Milli Eğitim Bakanlığı bize EBA destek noktası kurdu. Onlar sayesinde sınava daha iyi hazırlanabiliyoruz. Aslında okula gelmek çok büyük nimetmiş. Bu sene onu gördük. Çünkü okulda öğretmenlerimizle yüz yüze bakıyoruz, onlardan daha iyi şeyler öğreniyoruz.' dedi. Diğer öğrenciler de EBA destek noktaları sayesinde derslere katılabildiklerini ifade ederek, yetkililere teşekkür etti.
Reklam
Ümraniye'de İşçilerin Kaldığı Konteynerlerde Çıkan Yangın Söndürüldü
İSTANBUL (AA) - Ümraniye'deki bir inşaatta işçilerin kaldığı konteynerlerde çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü.İlçedeki bir inşaat alanında yer alan işçi konteynerlerinde henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İşçiler tahliye edilirken yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.İki konteynerde hasara neden olan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Analiz - AB Stratejik Körlüğünü Aşabilecek Mi?
İSTANBUL (AA) -ENES BAYRAKLI- Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik serüveni 1959 yılında Birliğin öncülü Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortaklık başvurusuyla başladı. Bu serüvenin aradan geçen 61 yıla rağmen hâlâ üyelikle sonuçlanmamış olması her fırsatta dile getirilen bir husus. Bu süre içerisinde aralarında eski Varşova Paktı üyesi ülkeler olmak üzere onlarca ülke üyelik müzakerelerine başlayıp üye olmasına rağmen Türkiye halen AB’nin kapısında bekliyor. Türkiye-AB ilişkilerinin inişli çıkışlı tarihine bakıldığında ilk göze çarpan, Türkiye’nin başka hiçbir üye ya da aday ülkeye benzemeyen bir muameleye tabi tutulduğu gerçeğidir.Avrupa’daki muhafazakâr ve aşırı sağcı çevreler Türkiye’nin farklı bir kültüre sahip olmasını gerekçe göstererek Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık önerisinde bulunmaktalar. Buradan açıkça anlıyoruz ki Türkiye seküler bir devlet olmasına rağmen bu çevreler tarafından nüfusunun çoğunun Müslüman olması ve İslami kültürü nedeniyle açıkça Avrupa’nın ötekisi olarak konumlandırılıyor. Dolayısıyla 83 milyonluk nüfusu ile Türkiye’nin AB’ye üye olması sadece birlik içerisindeki güç dengelerini ciddi olarak değiştirecek olması bakımından değil aynı zamanda AB’nin kimliğini yeniden tanımlamasını gerektirecek kadar büyük bir meydan okuma olarak görülüyor. AB’yi Hristiyan-Yahudi kültürü temelinde yükselen bir birlik olarak gören bu çevrelerin İslam’ın ve Müslümanların Avrupa tarihinin ve Müslüman göçmenler üzerinden de bugünün bir parçası oldukları gerçeğini görmezden geldikleri açık. Dolayısıyla Türkiye’nin üye olduğu bir AB ister istemez daha kapsayıcı bir AB haline gelecektir. Aşırı sağın her geçen gün yükseldiği AB’nin bilhassa bugün böyle bir dönüşüme açık olmadığı ortada. Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin önündeki en temel sorun da bu.Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili üretilen literatüre Avrupa merkezci ve kolaycı bir yaklaşım hâkim durumda. İlişkiler genelde Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmeler üzerinden analiz edilerek Türkiye’nin neyi doğru ya da yanlış yaptığı gündeme getirilmek suretiyle Türkiye’nin önüne ev ödevleri konulmakta. Halbuki tüm ikili ilişkilerde olduğu gibi Türkiye-AB ilişkilerini etkileyen faktörler üç düzlemde incelenmeli: Türkiye’de yaşanan iç siyasi gelişmeler, AB’de yaşanan iç siyasi gelişmeler ve uluslararası sistemde yaşanan değişimler. Aday bir ülke olmasından dolayı Türkiye ile AB arasında asimetrik bir ilişki bulunuyor. Bu asimetriden dolayı da AB’de yaşanan iç gelişmelerin Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecine etkisi genelde göz ardı ediliyor. Bu hikâyenin Türkiye’yle ilgili tarafı çokça yazıldı çizildi. Üzerinde yeterince durulmayan konu ise uluslararası sistem ve AB’de yaşanan değişimlerin ilişkiler üzerindeki etkileri. Uluslararası sistemde yaşanan değişimlerİkili ilişkileri etkileyen en temel unsurun uluslararası sistemin yapısı ve bu sistemde yaşanan değişimler olduğu açıktır. Uluslararası sistem açısından bakılacak olursa; son 30 yılda Soğuk Savaşın sona ermesi, terörle savaş doktrininin ortaya çıkması, Çin’in yükselişi ve son olarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi gibi ciddi kırılmalar ve güç kaymalarının yaşandığı görülüyor. Bugün Soğuk Savaşın sonra ermesinden bu yana 30, Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasından bu yana ise 15 yıl geçmiş durumda. Bu süre içerisinde yepyeni bir Türkiye ve AB ortaya çıktı. Ne Türkiye eski Türkiye ne de AB eski AB’dir. Zira her iki aktör ve uluslararası sistem statik değil epeyce dinamik bir süreçten geçiyor.Soğuk Savaş sonrası dönemde tarihin sonunun ilan edildiği ve ABD’nin hâkim olduğu bir dünya düzeninden bugün çok kutuplu bir dünya düzenine gidildiğine dair ciddi emareler var. Dolayısıyla yeni bir dünya kurulduğu açık; Kovid-19 pandemisinin ise bu dönüşümü daha da hızlandırması bekleniyor. Etrafı krizler ve iç savaşlarla çevrili olan ve bu krizlerin ürettiği göç, mülteciler ve terör tarafından istikrarı tehdit edilen AB, belirsizliklerle dolu bu uluslararası sistemde kendisine nasıl bir rol biçiyor? AB’nin ABD’nin düzenleyici rolüne ilanihaye güvenemeyeceği Trump döneminde açıkça ortaya çıkmış oldu. Bu açılardan bakıldığında çevresindeki krizleri şekillendirmek ya da en azından dondurmak için AB, Türkiye gibi bir aktörle işbirliği yapmak zorunda. Bütün bunlara rağmen AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik bir körlüğün hâkim olduğu görülüyor. AB, Türkiye ile ilişkilerini hâlâ sadece üyelik perspektifi çerçevesindeki asimetrik ilişki üzerinden sürdürmek istemekte, bundan dolayı da çevresinde ortaya çıkan krizlere hızlı cevap üretememekte ve yeni şartlara adapte olamamakta. Dış politika ve güvenlik açısından birlik adeta kısmi bir felç içerisinde.İlişkilerin ana taşıyıcısı Türkiye'nin üyelik hedefiSoğuk Savaş sonrasında bütün bunlar olup biterken Avrupa siyasetinde de çok hızlı bir dönüşüm yaşandı. Çok kültürlülüğün bittiği ilan edildi, aşırı sağcı partiler normalleşti ve AB’nin genişlemesiyle ilgili bir yorgunluk hali ortaya çıktı. Neticesinde 1990’ların ve 2000’lerin sürekli genişleyen ve entegrasyonunu derinleştiren AB, 2009 ekonomik krizi sonrasında gün geçtikçe içine kapanmaya ve etrafına duvarlar örmeye başladı. Böyle bir AB’nin, kendisinden istenen tüm şartları yerine getirse dahi Türkiye’yi üye olarak kabul etmesi içinde bulunduğu karmaşadan dolayı bir hayli zor görünüyor.Bütün bunlara rağmen bugün gelinen noktada Türkiye ve AB ekonomi, güvenlik, göç ve mülteciler gibi birçok açıdan karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde. Bundan dolayı da her iki aktör birbirlerine sırtlarını dönme lüksüne sahip değiller. Bu mecburiyet ve Türkiye’nin uzun vadeli olarak AB’ye üyeliği stratejik bir hedef olarak tanımlamış olması müzakereler dondurulmuş olmasına rağmen bugün ilişkilerin ana taşıyıcısı haline gelmiş durumda. Bu mecburiyetin tam manasıyla bir stratejik iş birliğine evrildiğini söylemek pek mümkün değil. Stratejik bir işbirliğine evrilmese dahi Türkiye ve AB’nin ideolojik önyargıları ya da irrasyonel korkuları bir kenara bırakarak maksimum düzeyde işbirliği yapmaları her iki aktörün de çıkarları açısından en rasyonel yol. Gümrük Birliği ve vize liberalizasyonu bu noktada ön plana çıkıyor. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, pandemi sonrası dönemde her iki tarafa ciddi ekonomik faydalar sağlayacaktır. Vize liberalizasyonu ise insani düzlemde ilişkileri yoğunlaştırarak AB’nin son dönemde zarar gören imajını onarmasına ve Türkiye’nin üyelik hedefini sürdürmesine çok olumlu bir katkı sağlayacaktır.[Türk Alman Üniversitesi (TAÜ) Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Enes Bayraklı aynı zamanda SETA Avrupa Araştırmaları Direktörüdür]
Reklam
Duvar Saati Üreten Çift, Devlet Desteğiyle Yurt Dışına Açıldı
NİĞDE (AA) - ABDULLAH ÖZKUL - Niğde'de yaşayan Oğuz ve Şule Ertuğrul çifti, hobi olarak başladıkları duvar saati üretiminde, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB) desteğiyle yurt dışına da ürün göndermeye başladı. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi otomotiv teknolojisi bölümünden mezun olan Oğuz ile aynı üniversitenin fen bilgisi öğretmenliği bölümünü bitiren eşi Şule Ertuğrul, evlerinin dekorasyonunda kullanmak için internetten aldıkları duvar saatini beğenmeyince ürünün tasarımında bazı değişiklikler yaptı.Daha sonra amatör olarak duvar saati tasarlayıp üretmeye başlayan çift, talep artınca atölye açmaya karar verdi.KOSGEB'den yaklaşık 50 lira nakit, kira ve makine ekipman desteği alan çift, tasarımları kendilerine ait olan, büyüklüğü 60 santimetre ile 2 metre arasında değişen el işçilikli duvar saatlerini, internetten yurdun dört bir yanına ve yurt dışına satmaya başladı.'KOSGEB'in desteği bizi bu işi yapabileceğimize inandırdı'Oğuz Ertuğrul (29), AA muhabirine, ilk başta amatör olarak üretim yaptıklarını söyledi. Ürünler satılmaya başlayınca atölye açma kararı aldıklarını belirten Ertuğrul, 'O süreçte kendi maddi olanaklarımızı oluşturduk. Aynı zamanda KOSGEB de bizi destekledi. Yaklaşık 50 bin liralık nakit, ve kira desteği aldık. Makinelerimizin belirli bir kısmını da KOSGEB karşıladı. İlk başta bize çok büyük destek oldu. KOSGEB'in desteği bizi bu işi yapabileceğimize inandırdı, bize çok faydası oldu.' dedi.Ertuğrul, dijital baskı kullanmadıkları el yapımı duvar saatlerinin çok beğenildiğini dile getirdi.Şule Ertuğrul da profesyonel olarak çektiği saat fotoğraflarını, sosyal medya ve e-ticaret sitelerinde paylaşarak ürünlerini sattıklarını ifade etti.'İngiltere ve birkaç ülkeye saatlerimizi sattık'Yaklaşık 3 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra bu işe başladığını belirten Ertuğrul, saatleri, severek resim yapar gibi boyadığını söyledi. 'Müşterilerimizin, ürünleri beğenmeleri 'fotoğraftakinden daha güzel bir ürün geldi.' demeleri bizi çok mutlu ediyor.' diyen Ertuğrul, şunları kaydetti:'İlk başta hobi olarak başladık. Maddi olanağımız olmadığı için dükkan açamazdık veya atölye kuramazdık. Araştırmalarımız sonucu KOSGEB'i keşfettik. KOSGEB ile görüştüğümüzde bize dört dörtlük bir destek sağladılar. Hep arkamızda durdular. Bu sayede ilk başta küçük bir atölyemiz oldu daha sonra ticarethanemizi büyüttük ve kocaman bir sanat atölyesi haline getirdik. Bunların hepsini KOSGEB sayesinde başardık. Yurt dışına bir adım attık. İngiltere ve birkaç ülkeye saatlerimizi sattık. Dönüşler de çok güzel oldu. Bundan sonraki hedefimiz her yerde 'Köhne Clock' saatlerini görmek.'
Eşini Tornavidayla Öldürmeye Teşebbüs Eden Sanık 10 Yıl Hapisle Cezalandırıldı
İSTANBUL (AA) - Esenler'de, boşanma davası için adliyeye giderken barışma teklifini reddeden eşini tornavidayla öldürmeye çalıştığı gerekçesiyle yargılanan Davut Gençalp, 'kasten öldürmeye teşebbüs etme' suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Davut Gençalp, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Duruşmada, cumhuriyet savcısı bir önceki celse açıkladığı, öldürme kastıyla hareket eden ancak eylemi teşebbüs aşamasında kalan sanığın, 'eşini kasten öldürmeye teşebbüs etme' ve 'tehdit' suçlarından 13 yıl 6 aydan 22 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istediği mütalaasını tekrarladı.Mütalaaya karşı beyanda bulunan sanık Davut Gençalp, 'Böyle bir olay yaşandığı için pişmanım. Yaklaşık bir yıldır cezaevindeyim. Mağdurum. Beraatimi istiyorum.' dedi.Mahkeme heyeti, sanık Davut Gençalp'i, mağdur Büşra Gençalp'e karşı gerçekleştirdiği 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan, suçun işleniş şeklini ve tehlikenin ağırlığını dikkate alarak 13 yıl hapis cezasına çarptırdı.Sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini göz önünde bulundurarak cezayı 10 yıla indiren mahkeme, Davut Gençalp'in tutukluluk halinin devamına hükmetti.Mahkeme, şartları oluşmadığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerini uygulamadı. Sanığı ayrıca 'tehdit' suçundan 5 ay hapisle cezalandıran mahkeme, geçmişteki sabıka durumu, hali ve kişilik özellikleri ile atılı suçun niteliği gereği somut bir zararın bulunmaması dikkate alındığında, sanığın ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluştuğunu belirtti. Mahkeme, bu gerekçeyle sanık hakkında 'tehdit' suçundan verilen ceza hükmünün açıklanmasını geriye bıraktı.Davanın geçmişiBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, müşteki Büşra Gençalp ile sanık Davut Gençalp'in boşanma aşamasında oldukları, anlaşmalı boşanmak için 6 Eylül 2016'da adliyeye gittikleri anlatılıyor. Yolda sanığın barışmak istediğini söylediği ancak müştekinin bunu kabul etmediği aktarılan iddianamede, sinirlenen sanığın aracın torpidosundan aldığı tornavidayı cebine koyduğu, aracını Esenler'de otoban kenarına çektiği, müştekiyi yere yatırarak boğazını sıktığı, burnunu ısırdığı ve 'Ecelin benim elimden olacak.' şeklinde sözler söylediği kaydediliyor.İddianamede, Davut Gençalp'in, doktor raporuna göre eşini tornavidayla basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaraladığı belirtilerek, sanık hakkında 'tehdit' ve 'eşini silahtan sayılan tornavida ile kasten yaralama' suçlarından 1 yıldan 3 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, sanık Davut Gençalp 'kasten yaralama' suçundan 1 yıl 6 ay, 'tehdit' suçundan da 6 ay hapis cezası olmak üzere toplam 2 yıl hapse mahkum edilmişti.İtiraz üzerine hüküm bozulduAile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile sanık avukatının itirazı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, dosya içerisinde bulunan ve olay sonrası Büşra Gençalp'in durumunu gösteren fotoğrafların incelenmesinde baş, boyun ve vücudunun tornavida darbesi sonucu kanlar içinde kaldığının, bitkin vaziyette olduğunun anlaşıldığını belirtmişti. Dairenin kararında, doktor raporunun yetersiz kaldığı ve bu haliyle Büşra Gençalp'e yönelik eylemin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği, sanığın 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan yargılanması gerektiği kaydedilmişti.Dairenin, sanık hakkındaki hükmü bozarak dosyayı gönderdiği Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmada Davut Gençalp hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarmış, ikinci duruşmaya katılan sanık tutuklanmıştı.
Şanlıurfa'da Terör Propagandası İddiasıyla 7 Kişi Gözaltına Alındı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da terör örgütü PKK/KCK propagandası yaptıkları iddiasıyla 7 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şubesi ekiplerince sosyal medyadan terör örgütü PKK/KCK propagandası yaptıkları belirlenen şüphelilere yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi.Operasyonda, 7 şüpheli gözaltına alındı.Şüphelilerin adreslerindeki aramada, dijital materyaller ele geçirildi.Zanlılar, işlemleri için emniyete götürüldü.
Reklam
Hayalleri İçin 50'Sinde Üniversiteli Olan Kadın, Engelli Çocuklar İçin Merkez Açmak İstiyor
ESKİŞEHİR (AA) - DENİZ AÇIK - Eskişehir'de, ilkokulun ardından okula devam edemeyen ancak önce açık öğretimden ortaokul, daha sonra lise bitirerek üniversiteyi kazanan 53 yaşındaki Binnaz Kalın, öğrenimini tamamlayıp zihinsel engelli çocuklar için merkez açma hayali kuruyor. Evli ve biri zihinsel engelli olmak üzere 6 çocuk annesi Kalın, ilkokulu bitirdikten sonra öğrenim hayatını sürdüremedi. Kalın'ın hayatı ise 2012 yılında değişti.Anadolu Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesinde öğrenim gören oğlu İsmail Kalın'ın hayatını kaybetmesinin ardından onun kitap yazma hayalini gerçekleştirmek için eğitim hayatına devam etme kararı alan Binnaz Kalın, açık öğretim sayesinde önce ortaokulu daha sonra ise liseyi bitirdi. Oğlu İsmail'in yazdığı şiir ve yazıları bir araya getiren Kalın evladının adına 5 kitap bastırdı.Zihinsel engelli oğlu Yusuf ile Sessiz Meleklerin Sesi Derneğinin faaliyetlere katılan Kalın'ın aklına bir rehabilitasyon merkezi açma fikri geldi. Merkez yapmayı planladığı binayı satın almak için evinde yaptığı hamur işlerini satarak para biriktiren Kalın, bu sırada 2019 yılında AÜ Açıköğretim Fakültesi Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Önlisans Programını kazandı. Okuma ve yaşama azmiyle örnek olan Kalın, rehabilitasyon merkezine dönüştürmeyi planladığı binayı satın alması için gerekli olan 250 bin lirayı bir araya getirmek için hayırseverlerden de destek bekliyor.'Bir özel eğitim merkezinde staja başlayacağım'Ev hanımı olan Binnaz Kalın, AA muhabirine, üniversite okumanın çocukluk hayali olduğunu ancak ilkokulu bitirdikten sonra dersleri iyi olduğu halde 'kız çocuğu olduğu için' okutulmadığını söyledi.Hayalini gerçekleştirmek için 9 yıl önce harekete geçtiğini anlatan Kalın şöyle konuştu:'Şu anda 2. sınıf öğrencisiyim. Bu yıl bölümü bitirmek istiyorum. Hukuk fakültesi ya da vefat eden oğlumun yarım kalan yazılarını tamamlamak için edebiyat fakültesi okumayı çok istiyordum. Ancak engellilerin bakımı için bir merkez açmayı düşündüğüm için şimdilik engelli bakımı ve rehabilitasyon bölümünü bitirmeliyim. Sınavlarım başladı, ders çalışıyorum. Bu yıl bir özel eğitim merkezinde de staja başlayacağım.''Kadınlar hayallerinin peşinden gitsin'Kalın, istediklerini gerçekleştirmek için hayallerinin peşinden koştuğunu dile getirerek şöyle devam etti: 'Bazen '107 yaşıma kadar yaşamalıyım. Bu yaştan sonra okumaya başladım. Hayallerimi ancak gerçekleştiririm.' diyorum. 4 yıllık bir fakülteyi de bitirmek için umutluyum. 4 oğlumdan en az birinin imam olması hayali kuruyordum ancak olmadı. En çok da ilahiyat fakültesinde öğrenim görme hayalim var. Kadınlar hayallerinin peşinden gitsin. Benim yaptıklarım için de herkes 'Olmaz, yapamazsın', 'Bu yaştan sonra okuyup da ne yapacaksın?' dedi. Kimseye aldırmayın. En azından bir gayret edersiniz.' Kalın, zihinsel engelli çocuğu olanların bazen ne yapacağını adeta şaşırdığına dikkati çekerek 'Zihinsel engelli çocuklarını acil durumlarda birkaç günlüğüne bırakabilecek bir yerleri olmuyor.' dedi.Engelli çocuğu olan arkadaşlarıyla bir araya gelip bir rehabilitasyon merkezi açma fikrinin doğduğunu aktaran Kalın sözlerini şunları kaydetti:'Aileler engelli çocuklarımızı nerede oyalayacağını adeta şaşırıyor. Çok şükür devletimiz ve belediyeler yardımcı oluyorlar. Çocuklarımız artık, kurslarda boyama yapmaktan, boncuk dizmekten sıkıldı. Sessiz Meleklerin Sesi Derneğinin karşısında bir evin satılık olduğunu gördüm. Burayı satın almak istedim. Böylece zihinsel engelli çocuklar için geçici bir misafirhane kurabilirim diye düşündüm. Evi satın almak için de bir Yörük yiyeceği olan gözlemeye de benzeyen 'göbekli'yi yapıp satmak geldi aklıma. Eğer yeterli parayı biriktirebilirsem o evi satın alıp, bakımevini açtığımda engelli çocukların bakımının yanı sıra orada istihdam da sağlamayı düşünüyorum. Göbekliyi 50 liradan satıyorum. Bir aydır yapıp satıyorum. Şimdilik 600 lira biriktirebildim. Evi satın almam için ise 250-300 bin lira biriktirmem gerekiyor.'Ölen oğlunun şiirlerini ve yazılarını kitaplaştırdıKalın, 2012 yılında bir yakınlarını ziyaret için gittikleri Kütahya'da girdiği gölette boğulan 25 yaşındaki oğlu İsmail'in de en büyük hayalinin şiirlerinin ve yazılarının kitaplaştırılmasını olduğunu belirterek, 'Yazdığı bazı şiirlerle ödül kazandı. Oğlumun bazı şiir ve yazılarını, kitaplaştırıp yayınlattım. Büyükdere Mahallesi'nde çocukluğunu geçirdiği evi satın alıp üniversite öğrencilerinin ücretsiz yemek yiyebileceği, rahatlıkla kitap okuyun zaman geçireceği bir mekan haline getirme hayalim de var.' dedi.
Bolu'da Firari Hükümlüleri "Jasat Dedektifleri" Yakaladı
BOLU (AA) - Bolu'da, haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 kişi, Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) tarafından yakalandı. Alınan bilgiye göre, ekipler kentte yaşadığı belirlenen hakkında 45 suç kaydı ile 21 yıl 3 ay 5 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan Aydın B. ile 4 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan Tamer B'nin yakalanması için çalışma başlattı.İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde bulunan JASAT ekiplerinden oluşturulan özel ekip tarafından 1 hafta süren teknik ve fiziki takip sonucunda, şüphelilerin Mudurnu'ya bağlı Taşkesti Beldesi'nin Karamurat köyünde saklandığı tespit edildi.Ekipler tarafından düzenlenen operasyonda, kuzen olduğu öğrenilen 2 kişi gözaltına alındı.Jandarmadaki işlemlerinin ardından Mudurnu Adliyesine sevk edilen Aydın B. ve Tamer B. cezaevine gönderildi.
Reklam
21 Ocak Reyting Sonuçları Belli Oldu! Dün Akşamın Reyting Sıralamasında Hangi Yapımlar Yer Aldı?
21 Ocak Perşembe akşamının reyting sonuçları açıklandı. Dün akşamın dikkat çeken yapımları arasında arasında Bir Zamanlar Çukurova, Mucize Doktor, Alev Alev vardı.  Total'de birinci sırada Bir Zamanlar Çukurova, ikinci sırada Mucize Doktor, üçüncü sırada Esra Erol'da yer aldı. AB Grubunda birinci sırada Bir Zamanlar Çukurova, ikinci sıradaMucize Doktor, üçüncü sırada Alev Alev yer aldı. İşte 21 Ocak 2021 total ve AB reyting sıralaması...
Reklam