Hindistan'da Protestocu Çiftçiler, 1 Şubat'ta Düzenlenecek Parlamento Yürüyüşünü İptal Etti
ANKARA (AA) - Hindistan’da yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçiler, Cumhuriyet Bayramı'nda yaşanan olaylı gösterilerin ardından 1 Şubat'ta düzenlenecek parlamento yürüyüşünü iptal etti.Al Jazeera’nin haberine göre, Hindistan Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman’ın yıllık bütçeyi sunması planlanan 1 Şubat Pazartesi günü, protestocu çiftçiler düzenlenecek parlamento yürüyüşünü iptal etti.Protesto liderlerinden Balbir Rajewal, yaptığı açıklamada, Meclise yürüyüşün ertelendiğini ancak eylemlerin devam edeceğini söyledi.Sendikaların cumartesi günü miting ve açlık grevi düzenleyeceğini ancak parlamentoya yapılacak yürüyüşün iptal edildiği kaydedildi.Gösterileri düzenleyen çiftçi sendikası Samyukt Kisan Morcha, protestocuların tarihi Kızıl Kale'ye girmesi üzerine polisin cop ve göz yaşartıcı gazla müdahalesini kınadı.Protestoculara 'şartlara ve koşullara uyulmadığı için' müdahale edildiÇiftçi lideri Darshan Pal ise 'Bu olaylar sadece mücadelemizi erteledi.' dedi.Hint polisi, bir çiftçinin yaşamını yitirdiği gösterilerde 394 polisin yaralandığını ve protestoculara 'şartlara ve koşullara uyulmadığı için' müdahale edildiğini söyledi.Çiftçiler, protestolarda polis barikatlarını aşarak şehre ilerlemiş, 'Kızıl Kale' adı verilen 17. yüzyıldan kalan tarihi kaleyi işgal etmişti.​​​​​​​Yeni tarım yasaları ve çiftçi protestolarıHindistan'da Eylül 2020'de kabul edilen ve tarım sektörüne serbestleşme getiren 2 yasa, taban fiyatı ve destekleme alımı politikalarını sona erdireceği, aracı şirketlerin fiyatları düşürerek sonunda kendilerini topraksız bırakacağı gerekçesiyle çiftçiler tarafından protesto ediliyor.Başbakan Narendra Modi hükümeti ise yeni yasaların, çiftçilere ürünlerini pazarlama özgürlüğü tanıyarak özel yatırımla tarımsal büyümeyi teşvik edeceğini savunuyor.11 tur müzakere sonuçsuz kaldıHükümet ile çiftçiler arasındaki taleplerin uzlaştırılması için yapılan 11 tur müzakere sonuçsuz kalmıştı. Hükümetin kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.Sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.Ülkede, çiftçilerin yarısından fazlasının borç içinde olduğu, 2018 ve 2019'da 20 bin 638 çiftçinin canına kıydığı ifade ediliyor.
Afganistan Cumhurbaşkanı Gani, Almanya Başbakanı Merkel İle "Barışı" Konusunu Görüştü
KABİL (AA) - Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile 'barış' konusunu görüştü.Cumhurbaşkanlığı Sarayından yapılan açıklamaya göre, videokonferans yöntemiyle yapılan görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Taliban ile barış görüşmeleri de ele alındı.Merkel, görüşmede, Taliban ile müzakerelerin başlamasıyla şiddet olaylarının artmasının kabul edilir olmadığını belirtti.Almanya Başbakanı Merkel, Almanya'nın bağımsız, gelişmiş ve demokratik bir Afganistan'ı desteklediğini ifade etti.Almanya'nın Afganistan'a olan yardımlarının devam edeceği vurgulandı.Görüşmede, Cumhurbaşkanı Gani de Taliban ile yürütülen barış görüşmeleri konusunda Merkel'e bilgi verdi.
Kilis'te Göçmen Kaçakçılığı Operasyonu: 6 Gözaltı
KİLİS (AA) - Kilis'te göçmen kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla 6 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, 11 yabancı uyruklu kişinin farklı tarihlerde yasa dışı yollarla Akçabağlar ve Demirışık köylerine getirildikleri bilgisi üzerine çalışma başlattı.Yapılan çalışmada göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen 6 şüphelinin adresleri belirlendi.Adreslere operasyon düzenleyen ekipler, 6 zanlıyı gözaltına aldı.Şüphelilerden Z.A. emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılırken, F.A, B.K, M.G, A.Ç. ve H.A. adliyeye sevk edildi.
Türkiye, Kktc'ye 20 Bin Doz Daha Sinovac Aşısı Gönderdi
LEFKOŞA (AA) - Türkiye, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) 20 bin doz Sinovac aşısı daha ulaştırdı.Türkiye Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla 20 bin doz Sinovac aşısı KKTC'ye getirildi. Uçak, saat 09.38'de Ercan Havalimanı'na indi. KKTC Sağlık Bakanı Ali Pilli, AA muhabirine, Türkiye'den gelen aşılarla ilgili açıklamalarda bulundu.Bakan Pilli, 'Ana vatan Türkiye bugüne kadar hep bizim yanımızdaydı, bu aşılar, bundan sonra da hep yanımızda olacağının ispatıdır. Sadece sağlıkta değil her alanda Türkiye bizim yanımızdadır. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya şahsım ve ülkem adına yürekten teşekkür ederim.' diye konuştu.Şu ana kadar 20 bin Kovid-19 aşısı yaptıklarını aktaran Pilli, Türkiye'den bir miktar daha aşı talep ettiklerini ve aşıların gelmeye devam edeceğini söyledi.Pilli, daha önce yapılan temaslarda, Türkiye'den KKTC'ye yaklaşık 500 bin aşının gelmesiyle alakalı mutabık kalındığının ve bunun yakın zamanda netleşeceğinin altını çizdi. 'Aşılamalara devam edeceğiz'Pilli, 'Türkiye her an bizim imdadımıza yetişiyor. Tam aşılar bugün bitiyordu, 20 bin aşıyı tamamladık, hemen akabinde bir 20 bin aşı daha ülkemize geldi. Aşılamalara devam edeceğiz.' ifadesini kullandı.Türkiye'den 14 Ocak 2021'de Kovid-19'la mücadele kapsamında KKTC'ye 20 bin doz Sinovac aşısı gönderilmişti.KKTC'de Kovid-19'a karşı ilk aşılama programı 15 Ocak'ta başlamış ve 22 Ocak'ta tamamlanmıştı.
Güncelleme - Samsun'da 42 Gündür Kayıp Olan Kadın Ormanlık Alanda Ölü Bulundu
SAMSUN (AA) - Samsun'da 42 gündür haber alınamayan kadın ormanlık alanda ölü bulundu.Atakum ilçesinde geçen yıl 17 Aralık'ta evden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan iki çocuk annesi Arzu Aygün'ün (35) yakınları, Denizevleri Polis Merkezi'ne kayıp başvurusunda bulundu. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Büro Amirliği ekipleri, Aygün'ü bulmak için çalışma başlattı. Polis, Aygün ile yaşadığı öne sürülen M.C'yi gözaltına aldı.M.C, emniyetteki ifadesinde Aygün'ü öldürdüğünü, cesedini Terme ilçesine bağlı Kozluk Mahallesi'nde ormanlık alana attığını itiraf etti. Olay günü birlikte Terme sahiline gezmeye gittiklerini belirten M.C, 'Aramızda kıskançlık yüzünden tartışma çıktı. Arabadan indik, o sıra tartışmamız alevlendi. Ben de üzerimdeki tabancayla ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi bilmiyorum. Sonra yere düştü. Ben de panik oldum. Öldüğünden emin olunca da gurbetçilerin yazlıklarının olduğu alana çuvala koyup attım. Böyle olmasını istemezdim. Pişmanım.' ifadelerini kullandı.Şüphelinin ifadesi doğrultusunda polis ekipleri, kadının cesedini ormanlık alanda buldu. Aygün'ün cesedi, otopsi yapılmak üzere Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
Güney Afrika'ya Gelecek Hafta 1 Milyon Doz Astrazeneca Aşısı Ulaşacak
İSTANBUL (AA) - Güney Afrika Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Zweli Mkhize, 1 milyon doz yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının 1 Şubat'ta ülkede olacağını duyurdu. Mkhize, aşı sürecine ilişkin sağlık uzmanlarıyla düzenlediği çevrim içi toplantıda, 2 hafta içerisinde tüm teknik süreci tamamlayıp aşıları tüm bölgelere dağıtmaya başlayacaklarını belirtti. Hindistan Serum Enstitüsünün ürettiği AstraZeneca aşılarının 1 Şubat'ta ülkede olacağını kaydeden Mkhize, yıl sonuna kadar sürü bağışıklığına ulaşabilmek için toplumun tüm kesimleriyle ortak çalışacaklarını söyledi.Şubat ayı içerisinde ilave 500 bin doz aşı daha almayı bekleyen Güney Afrika, haziran ayına kadar farklı üreticilerden 20 milyon doz aşıyı ülkeye getirmeyi planlıyor. Afrika kıtasında Kovid-19'un en yoğun görüldüğü ülkede, güncel vaka sayısı 1 milyon 430 bin 648'i geçerken, ölü sayısı da 42 bin 550'ye ulaştı. İlk defa ülkede görülen ve daha hızlı bulaştığı anlaşılan Kovid-19'un yeni bir türü ise bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor.
Reklam
Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, Yoğunlaştırılmış Süt Alımına İlişkin Haberler Nedeniyle Medyayı Eleştirdi
ANKARA (AA) - Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, yönetiminin 2020'de yoğunlaştırılmış kutu sütlere 3 milyon dolar harcadığıyla ilgili haberlerin ardından medyayı ağır ifadelerle eleştirdi.Brezilya'da 'yoğunlaştırılmış süte geçen yıl 3 milyon dolar harcanması'yla ilgili 26 Ocak'ta yayımlanan haberler, kısa sürede sosyal medyada günün konusu oldu. Bolsonaro, ülkesindeki restoranda destekçilerine hitabında, medyanın bu konudaki tutumunu eleştirdi, gazetecilere küfür ve hakaretler yağdırdı.Yoğunlaştırılmış sütün en sevdiği tatlı olduğunu, satın alınan 2,5 milyon kutu yoğunlaştırılmış sütün, diğer görevlilerin yanı sıra 370 binden fazla silahlı kuvvetler üyesini besleyeceğini belirten Bolsonaro, bunun çoğunlukla taze sütün gönderilemediği bölgelerde faaliyet göstermeleri nedeniyle askerler için ideal olduğunu dile getirdi. Bolsonaro, seçimleri kazandığı 2018'den bu yana yoğunlaştırılmış sütle kaplı ekmek yediği fotoğraflarını da sosyal medyada yayımladı. Bolsonaro, önceki yönetimlerin yoğunlaştırılmış süte kendisinden daha fazla para harcadığının da altını çizdi.Birçok sosyal medya kanalında yayımlanan videoda da destekçileri ve bakanlarının kendisini alkışladığını vurgulayan Bolsonaro, 'Bu yoğunlaştırılmış kutu sütleri siz de krakerlerinize sürün. Bu anlamsız suçlamalar bizi hiçbir yere götürmüyor ve beni bununla suçluyorlarsa nedeni suçlayacak başka hiçbir şey olmamasıdır.' ifadelerini kullandı.Bolsonaro hükümetinin bu satın alımı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde yürütülen pandemi yardım programını uzatmayı reddetmesinden kısa süre sonra olması sebebiyle ülkede en dikkati çeken olay oldu. Hükümetin yaptığı harcamaları gösteren internet sitesi, Brezilyalıların ilgisi sebebiyle çökerek bir gün boyunca erişime açılamadı.Brezilya Devlet Başkanı Kovid-19 sürecini de yönetememekle suçlanıyorBrezilya'da Kovid-19 salgınıyla mücadele sürecinde Bolsonaro'ya destek verenlerin sayısı da düşmüştü.Bir anket, Kovid-19 salgınıyla mücadelede başarısız olması ve aşılama sürecini yönetme biçimi nedeniyle Bolsonaro'ya desteğin azaldığını ortaya koymuştu.Ankete göre, salgınla mücadelede Bolsonaro yönetimini 'kötü' ya da 'çok kötü' şeklinde değerlendirenlerin oranı yüzde 40'a çıkarken 'iyi' ya da 'çok iyi' şeklinde değerlendirenlerin oranı yüzde 32'ye düşmüştü. Bu oranın, daha önceki anketlerde yüzde 38 olduğuna işaret edilmişti.Brezilya'da 2020'de hükümeti eleştirenlerin oranında da artış yaşandığı belirtilmişti.Brezilya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 220 bin 237 kişi Kovid-19'dan yaşamını yitirdi, vaka sayısı 9 milyon 485'e yükseldi.Brezilya, dünyada ABD ile Hindistan'ın ardından en çok Kovid-19 vakasının görüldüğü ülke konumunda bulunuyor.
Manisa'da Bir İş Yerinde Çıkan Yangında 6 Kişi Dumandan Etkilendi
MANİSA (AA) - Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde bir iş yerinde çıkan yangında 6 kişi dumandan etkilendi. Dr. Sadık Ahmet Caddesi'nde bir apartmanın zemin katında hac malzemeleri satılan işletmede henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, ambulans ve polis ekibi sevk edildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerinin söndürdüğü yangında, işletme çalışanları ile apartman sakini 6 kişi dumandan etkilendi. Dumandan etkilenenlerden 4'üne ambulans ekipleri olay yerinde müdahalede bulundu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine kaldırılan 2 kişinin ise hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
Reklam
Erzurum Ve Ağrı'da Soğuk Hava Etkisini Sürdürüyor
ERZURUM (AA) - Erzurum ve Ağrı'da soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor.Erzurum'da soğuk havanın etkisiyle şehir merkezindeki çeşmeler, şadırvanlar, kırsaldaki dere ve nehirler buz tuttu.Çatılarda buz sarkıtlarının oluştuğu kentte, belediye ekipleri yollarda buz ve kar temizleme çalışmalarını sürdürüyor.Dere ve nehirlerin yüzeyinin donduğu Ağrı'da da çatılarda buz sarkıtları oluştu.Vatandaşların araçlarının üstünü naylon ve battaniyelerle örterek soğuktan korumaya çalıştığı kentte, belediye ekiplerinin karla mücadele çalışması devam ediyor.
Reklam
Şanlıurfa'da Yaban Hayvanları İçin Doğaya Yem Bırakıldı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da olumsuz hava koşulları nedeniyle beslenmekte güçlük çeken yaban hayvanları için doğaya 650 kilogram yem bırakıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şanlıurfa Şube Müdürlüğü ekipleri, kış nedeniyle açlık tehlikesi yaşayan yaban hayvanları için çalışma başlattı.Ekipler, bu kapsamda kentin yüksek kesimlerine 250 kilogram arpa, 400 kilogram yonca bıraktı. Doğaya yem bırakma çalışmalarının kış boyunca süreceği belirtildi.
İhracatın 10 Milyar Doları Geçtiği ABD'ye Lojistik Merkezi Kurulacak
İSTANBUL (AA) - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin Türk ihracatçısının yeni pazarlara erişmesine hız kazandıracağını belirterek, 'ABD’de açmayı planladığımız lojistik merkezi için detaylı bir çalışma gerçekleştirdik. ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefimiz var. Bu hedefe hızla ulaşmamız adına, açılacak lojistik merkezinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz.' dedi.TİM tarafından tekstil, mobilya ve halı sektörlerine yönelik, sektör temsilcilerinin katılımıyla 'ABD Lojistik Merkezi Fırsatları' konulu çerim içi toplantı düzenlendi.Burada konuşan Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin faaliyete geçmesi için bir süredir Ticaret Bakanlığı öncülüğünde çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi.Lojistik merkezlerin konumu olarak Batı Afrika ve Kuzey Amerika’nın öne çıktığını dile getiren Gülle, 'Batı Afrika'da Gana özelinde faaliyetler devam ediyor. Kuzey Amerika'da ise ABD’de açmayı planladığımız lojistik merkezi için detaylı bir çalışma gerçekleştirdik. ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefimiz var. Bu hedefe hızla ulaşmamız adına, açılacak lojistik merkezlerinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Lojistik merkezinin konumunu ise sektörlerimizin maksimum faydasını gözeterek belirlememiz gerekiyor. Sektörel kümelenme, üstün rekabet gücüne sahip olmanın ve ekonomik kalkınmanın temelini oluşturan önemli bir faktör. Lojistik merkezlerimiz özelinde oluşacak sektörel kümelenme ile ihracatçımızın maliyetlerinde önemli düşüşler yaşanacak. Ayrıca ihracatçılarımız Bakanlığımız tarafından verilen desteklerden de faydalanacak.' ifadelerini kullandı.'Maine Eyaleti'nde halı sektörünün pazar payı yüzde 78'Lojistik merkezlerinin konumunun doğru belirlenmesi gayesiyle Türkiye’nin ABD’nin eyaletlerine göre ihracatını analiz ettiklerini vurgulayan Gülle, şunları kaydetti:'Bilhassa halı, mobilya ve ev tekstili sektörlerinin eyaletlerdeki pazar paylarını hesapladık. Halı sektörümüzün, 2020 yılının ilk 11 ayında pazar payı Maine eyaletinde yüzde 78, Güney Carolina’da yüzde 60, New Jersey’de yüzde 48, New York’ta ise yüzde 45 seviyesinde. Mobilya sektörümüzün aynı dönemde pazar payı Delaware eyaletinde yüzde 11, Missouri’de yüzde 5,4, New Jersey’de yüzde 1,7, Washington’da ise yüzde 1,4 seviyesinde. Mobilya sektöründe diğer eyaletlerde pazar payımızın yüzde 1’in altında olduğunu görüyoruz. Ev tekstilinde de aynı dönemde pazar payımız Connecticut’ta yüzde 25,4, Maine’de yüzde 8,3, Wisconsin’de yüzde 7,3, Massachusetts’te yüzde 6,7, Güney Dakota’da ise yüzde 5,9… Özellikle halı ve ev tekstilinde bazı eyaletlerde ülkemizin pazarda ciddi hakimiyet sağladığı anlaşılıyor. Lojistik merkezleri için konum ve sektörlerin belirlenmesinde bu verileri dikkate almamız şart. Bunun yanında pandemi sürecinde elektronik ticaretin önemi de hızla arttı.''Yeni pazarlara erişmemize hız kazandıracak'Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin ihracatçı için bir bölgesel üs görevi göreceğini; pazara erişim maliyetlerini düşüreceğini ve yeni pazarlara erişilmesine hız kazandıracağını belirterek, 'Lojistik merkezlerimizin konumlarını belirlerken ihracatçımızın bölgeye fiziksel ihracatının yanında e-ihracat olanaklarını dikkate alacak; e-ihracat yapan firmalarımızın da ihtiyaçlarına cevap vereceğiz. Sektörlerden gelecek katkılarla bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırarak en kısa sürede, yurt dışı lojistik merkezlerimizi faaliyete geçirme arzusundayız.' dedi.'ABD'ye ihracat 2020’de her ay artış gösterdi'Öte yandan toplantıda verilen bilgiye göre 61 ihracatçı birliği, 27 sektör ile 100 bin ihracatçının tek çatı kuruluşu olan TİM, dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefine hızla ulaşılması için çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. Geçen yıl 226 ülke ve bölgede Türk bayrağını dalgalandıran Türk ihracatçısı, salgından dolayı küresel talep daralmasına rağmen 2020 yılında ABD’ye yüzde 13,5 artışla 10 milyar 186 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterdi. Türk ihracatçısının salgı sürecinde yoğun çalışmalar yaptığı pazarlardan ABD’ye ihracatı 2020’de her ay artış gösterdi ve en fazla ihracat gerçekleştirilen üçüncü ülke oldu.ABD’ye ihracatta en dikkati çekici artışlar ise halı (yüzde 40,2 artışla 932 milyon 355 bin dolar), çelik (yüzde 59 artışla 430 milyon 830 bin dolar), mücevher (yüzde 54, 5 artışla 485 milyon 206 bin dolar), hazır giyim ve konfeksiyon (yüzde 22,6 artışla 793 milyon 626 bin dolara) sektörlerinde yaşandı. Türkiye’nin en önemli 5 pazarından biri olan ABD’ye ilişkin TİM tarafından hazırlanan raporda 'Türkiye’nin küresel ticarette en çok konu edilen 1000 ürünün 192’sinde ABD pazarı için önemli bir potansiyeli mevcut' tespitine yer verildi.Salgın sürecinin sona ermesinin ardından özellikle ihracatın ABD’ye daha da artması ve ilerleyen dönemlerde 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefine ulaşılacağı öngörülüyor. Bu kapsamda ABD’de lojistik merkezi açılması amacıyla çalışmalar yapılıyor.
Bitlisliler Sezonun Açıldığı Kayak Merkezinde Yoğunluk Oluşturdu
BİTLİS (AA) - Bitlis'teki El Aman Hanı Kayak Merkezi, geçen hafta etkili olan yağışların ardından kar kalınlığının beklenen seviyeye ulaşmasıyla sezonu açtı. Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren merkeze gelen kayakseverler, kayak ve snowboard yapmanın keyfini çıkardı.Yarı yıl tatili nedeniyle yoğunluğun yaşandığı kayak merkezinde, yeni kayak öğrenen vatandaşlar renkli görüntüler oluşturdu. Kayakseverlerden Mesut Aslan, bu yıl yoğun kar nedeniyle kar kalınlığının beklenenden daha fazla olduğunu söyledi.Bunu fırsat bilerek kayak yapmaya geldiklerini anlatan Aslan, şöyle konuştu:'Burada güzel bir ortam var. Hava da çok güzel. İnsanlar aileleriyle burada keyifli anlar yaşıyor. İnşallah bu sene böyle devam eder.'
Reklam
Rusya'da Tutuklu Bulunan Navalnıy'ın Kardeşi, Avukatı Ve Şahsi Doktoru Gözaltına Alındı
MOSKOVA (AA) - Rusya'da tutuklu muhalif Aleksey Navalnıy'ın kardeşi Oleg Navalnıy, avukatı Lubov Sobol ve şahsi doktoru Anastasiya Vasilyeva gözaltına alındı.Rusya Adalet Bakanlığının 'yabancı ajan' listesine aldığı Yolsuzlukla Mücadele Vakfı Müdürü İvan Jdanov, Twitter'dan yaptığı açıklamada, polisin tutuklu Navalnıy'ın kardeşi Oleg Navalnıy, avukatı Sobol ve şahsi doktoru olan ve Doktorlar Birliği Sendika Yöneticisi Anastasiya Vasilyeva'yı 48 saatliğine gözaltına aldığını belirtti.Rus polisi, Navalnıy'ın başkent Moskova'daki daireleri ve kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfının ofisinde 'sıhhi ve epidemiyolojik kuralların ihlal edildiği' gerekçesiyle arama yapmıştı.Navalnıy'ın serbest kalması için gösteri yapılmıştıRusya’da, tutuklu Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın serbest bırakılması için on binlerce kişinin katıldığı izinsiz gösteri, 23 Ocak'ta düzenlenmişti.Ülke genelinde yapılan gösterilerde, 3 binden fazla kişinin gözaltına alındığı ifade edilmişti.Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Navalnıy'a destek amacıyla yapılan gösterilerin 'yasa dışı ve kabul edilemez' olduğunu savunmuştu.Navalnıy da 31 Ocak'ta gösterilerin yeniden yapılacağını duyurmuştu.
Diyarbakır'da Yeni Evlenecek Çiftler İçin "Evlilik Okulu" Açıldı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'da Bismil Belediyesi tarafından yeni evlenecek çiftler için 'Evlilik Okulu' açıldı.Bismil Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünün öncülüğünde, aile kurumunun sağlıklı yapıda oluşmasına ve güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanan proje kapsamında açılışı gerçekleştirilen 'Evlilik Okulu'nda eğitim verilmeye başlandı. Belediyeye evlenmek için başvuran ve tavsiye üzerine eğitimi kabul eden çiftlere, Müftülük, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve sosyal hizmet personeli ile psikolog ve avukatlar tarafından 'etkili iletişim', 'öfke kontrolü', 'empati', 'ben dili', 'sağlıklı ebeveyn ilişkileri', 'dinimizde evlilik', 'aile hayatı', 'evlilikte ibadetin yeri ve önemi', 'temizlik ve hijyen', 'sağlıklı beslenme', 'aile bütçesi hazırlama ve sürdürülebilirliği', 'doğru alışveriş usulleri ve dinimizde israf', 'güvenli internet ve dolandırıcılardan korunma' gibi konularında dersler verildi.Yaklaşık 2 saat süren eğitimlerin ardından çiftlere, sertifika ve hediye takdim edildi.Bismil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Hamza Türkmen, eşi Pınar Türkmen ile okulda çiftlerle bir araya geldi.Türkmen, yaptığı açıklamada, evlenmek amacıyla belediyeye müracaat eden ve eğitim almak isteyen çiftleri programa dahil ettiklerini söyledi.Etkili iletişim kuran çiftlerin, daha mutlu olduğunu dile getiren Türkmen, eğitimlerle kadına yönelik şiddetin engellendiği aileler kurmayı ümit ettiklerini aktardı.Eğitimlerle çiftlere birbirine saygı duymayı ve sabır göstermeyi anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Türkmen, evlilik kurumunun ciddiyeti konusunda çiftlere bilgi verdiklerini belirtti.Hizmeti sadece yeni evlenen çiftlere değil beraberliklerinin üzerinden yıllar geçen çiftlere de vermeyi planladıklarını bildiren Türkmen, birçok çiftin arasındaki diyalogun günde 15 dakikayı bulmadığını kaydetti.Türkmen, 'Aile içerisinde iletişimi artırarak birçok sorunu yok edeceğimize inanıyoruz. Bu sorunların içerisinde kadına şiddet ön planda. Bunun dışında ailelerimizin daha mutlu yuva kurabileceklerine inanıyoruz. Mutlu çiftler, mutlu çocuklar, mutlu çocuklar mutlu bir nesil demek.' ifadelerini kullandı. Nişanlısıyla eğitim alan Mahsun Bilgin de evlilik için belediyeye müracaatlarında tavsiye üzerine eğitime katıldıklarını söyledi.Eğitimlerde birlikte saygı çerçevesinde yaşam sürdürülmesinin öneminin anlatıldığını belirten Bilgin, 'Sinirli zamanlarda alttan almamız, sabırlı olmamız, fedakarlık gösterip anlayışla karşılamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu eğitimi almaktan mutluyuz, tavsiye ederiz. Eğitimin bize faydasının olacağına inanıyorum. Sorunlar tek taraflı değil. Hem erkeğin hem de kadının bu eğitimi alması gerekiyor.' dedi.
Reklam
Analiz - Trump'ın Körfez'e Koşulsuz Destek Günleri Geride Kaldı
İSTANBUL (AA) -NECMETTİN ACAR- ABD’de Donald Trump’ın seçim yenilgisinin tüm dünyada olduğu gibi Orta Doğu siyasetinde de önemli sonuçlar doğuracağına yönelik güçlü bir beklenti bulunmaktaydı. Bölgede Trump döneminde ABD’nin koşulsuz desteğini elde eden iddialı ve müdahaleci aktörler bu desteği nüfuz alanlarını genişletmek ve kendi lehlerine politik bir düzen kurmak için kullanmaktan çekinmemişlerdi. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bu süreçte Trump yönetiminin sunduğu bu cömert destekten en çok istifade eden aktör oldu. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in Jared Kushner üzerinden Trump ile kurduğu kişisel yakınlık, BAE yönetiminin kendi güç ve kapasitesinin üzerinde sorumluluklar üstlendiği ve çok geniş bir jeopolitik hat boyunca kendi lehine politik bir düzen kurmak için çalıştığı iddialı ve maceracı politikalar için önemli bir destek sağladı.Biden’ın, Obama dönemindeki çizgisi, seçim sürecindeki söylemi ve en önemlisi de seçimi kazandıktan sonra kabinesini oluştururken seçtiği bazı isimler ABD’nin bölgeye yönelik dış politikasında yaşanması beklenen bu değişimin ilk işaretlileri olarak okunabilir. Biden yönetiminin ilk haftasında BAE’ye F-35, Suudi Arabistan’a silah ve mühimmat satışını askıya alması, Filistin meselesinde iki devletli çözüme dair vurgu ve İran ile nükleer anlaşmaya dönüş sinyalleri Trump döneminde koşulsuz ABD desteğine alışmış olan bölgenin iki iddialı aktörü olan BAE-Suudi ekseninin yöneticilerini zor günlerin beklediğini ortaya koyuyor. Bütün bunlara ilaveten El-Cezire haber sunucusu Ghada Oueiss’in telefonunun hacklenmesi ve uygunsuz resimlerinin servis edilmesine dair ABD’de açılan bir davada Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in sanık olarak mahkemeye çağrılması BAE-Suudi ekseninde ciddi bir paniğe sebep olacaktır.Körfez’de Trump devriTrump’ın dört yıllık görev süresince Orta Doğu’da çok sayıda olağandışı gelişmeye şahit olduk. Özellikle küçük bir Körfez şeyhliği olan BAE’nin kendi güç ve kapasitesinin çok üzerindeki iddialar peşinde koşan etkili bir aktör haline gelme çabası bölge üzerinde çalışan uzmanların en çok dikkatini çeken husus oldu. Çünkü BAE yönetimi bu süreçte Kuzey Afrika’dan Güney Arabistan’a, Kafkaslardan Levant bölgesine çok geniş bir jeopolitik alanda varlık gösterdi ve bölgede kurulması planlanan yeni düzende öncü bir rol oynamaya çalıştı. Trump döneminde BAE yönetiminin takip ettiği üç önemli politikadan bahsedebiliriz.İlk olarak; bu dönemde en dikkat çeken BAE politikası hiç şüphesiz Muhammed bin Zayid’in Jared Khusner üzerinden Trump yönetimi ile kurduğu kişisel ilişkiler sayesinde ABD’yi, Suudi Arabistan’daki veraset düzenine dolaylı yollardan müdahaleye teşvik etmesi öne çıkıyor. ABD’nin dolaylı müdahalelerinin bir sonucu olarak BAE Veliaht Prensi'nin favori adayı da olan Muhammed bin Selman, taht rekabetinde amcaları Ahmed bin Abdülaziz ve Mukrin bin Abdülaziz ile kuzenleri Muhammed bin Nayef ve Mutaib bin Abdullah’ın önüne geçmeyi başardı. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in Suudi veraset sistemi üzerinde etkili olarak kendisine yakın bir prensin tahta oturmasını kolaylaştırmak istemesindeki asıl amaç, BAE’nin iddialı ve müdahaleci dış politikası için Suudileri etkili bir kaldıraç olarak kullanmaktı. Çünkü Suudi Arabistan demografik yoğunluk, jeopolitik pozisyon, askeri/ekonomik kapasite ve sahip olduğu dinsel meşruiyet açısından bölgenin en önemli aktörlerinden biridir. Suudi iç işlerine bu şekilde müdahil olarak genç ve tecrübesiz bir veliahdın fiili yönetici haline geldiği Suudileri kendi peşine takmayı başaran BAE yönetimi bölgesel dizayn girişimleri için çok önemli bir avantaj elde etmiş oldu.İkinci olarak; BAE yönetimi bu dönemde alışılmışın dışında müdahaleci bir politika takip etmeye başladı. Arap Baharı sürecine özellikle de Trump dönemine kadar BAE’nin adı hem bölgesel çapta hem de küresel çapta gıpta ile bakılan iktisadi gelişmelerle anılmaktaydı. Şöyle ki 1971 yılında İngiltere’nin Körfez bölgesinden çekilmesiyle bağımsızlığını kazanan yedi emirliğin birleşmesiyle oluşan BAE, petrol gelirlerinin de katkısıyla 1990’lı yıllardan itibaren göz kamaştırıcı bir ekonomik ivme yakalamıştı. Turizm, inşaat, finansal hizmetler, lojistik ve liman hizmetleri başta olmak üzere önemli sektörlerde elde ettiği başarılar ülkeyi kısa sürede küresel ekonominin parlayan yıldızı haline getirmişti. Genel olarak “rantiyer ekonomiler” olarak tanımlanan hidrokarbon ihracatçısı Körfez ekonomileri arasında en planlı ve sürdürülebilir ekonomiye sahip olan BAE’nin yakaladığı bu ivme ekonomi literatüründe “Dubai modeli” kavramı ile ifade edilmeye başlandı. Ülke 1990’lı yılların başından itibaren öyle hızlı bir ekonomik büyüme ivmesi yakaladı ki 1990 yılında 50 milyar dolar olan milli geliri 2014 yılında 400 milyar dolara kadar ulaştı. Bu haliyle BAE, ekonomilerini petrole bağımlılıktan kurtarmak isteyen Körfez ülkelerine ilham kaynağı oldu. Ancak son dönemde ABD’nin koşulsuz desteğini arkasına alan BAE’nin geniş bir jeopolitik hat boyunca askeri müdahaleler, darbeler, insan hakları ihlalleri ve terör örgütleriyle ittifaklar gibi alışılmışın dışında bir politikaya yöneldiğine şahit olduk.Üçüncü olarak; özellikle 2020 ortalarından itibaren İsrail’le perde gerisinde zaten normal olan ilişkilerin alenileştirilmesine öncülük eden bir BAE yönetimi ile karşılaştık. Bu süreçte BAE geçmişte takip ettiği Filistin politikasından uzaklaşarak İsrail’le “normalleşme” dalgasına öncülük eden bir aktör haline geldi. İsrail’in askeri, endüstriyel, nükleer ve Batı başkentlerindeki lobi kabiliyetini arkasına alarak bölgede oluşacak yeni güvenlik mimarisinin başat gücü olmaya soyundu. Şöyle ki; 1970’li yıllara kadar İngiltere bölge güvenlik mimarisinin başat aktörüydü. Bu tarihten sonra Nixon (1969), Carter (1980) ve Bush (1990, 2003) doktrinleriyle ABD bölge güvenlik mimarisinin başat aktörü haline geldi. 2010 sonrası ABD’nin “Asya Pivot” stratejisi gereğince yükselen Çin’i dengelemek için yönünü Asya-Pasifik’e çevirmesi Orta Doğu güvenlik mimarisinde bir değişimi tetikledi. Oluşan bu güç boşluğu BAE’yi İsrail’le de yakınlaşarak bölgesel denklemde profilini yükseltemeye teşvik etti. Özellikle Trump’ın son aylarında imzalanan “İbrahim” anlaşması bir taraftan BAE-İsrail ilişkilerini normalleştirmesini içerirken diğer taraftan İsrail lobisinin de desteğiyle ABD’den F-35’ler dâhil yüklü miktarda silah alımlarıyla BAE’ni bölgesel askeri bir güç haline getirmeyi amaçlıyordu. Burada İsrail yönetimi hem Körfez ülkeleriyle normalleşerek önemli bir diplomatik zafer elde etti hem de Biden yönetiminin F-35 satışını askıya almasıyla bölgede tehlikeye giren askeri üstünlüğünü korumaya devam ederek askeri bir kazanım elde etmiş oldu. BAE'ye F-35 satışının askıya alınmasıyla bu anlaşmanın önemli bir gerekçesi de ortadan kaldırılmış oldu.Biden’ın ilk haftadaki icraatları bölge açısından ne anlama geliyor?Biden’ın, Obama yönetiminin önemli isimlerine kabinede yer vermesi, BAE-Suudi eksenine silah ve mühimmat satışını askıya alması, İran nükleer anlaşmasına dönüş sinyalleri, Filistin meselesinde iki devletli çözüme yaptığı vurgu ve insan hakları odaklı bir dış politika gündemi gibi yaklaşımları BAE yönetiminin geçmişte Trump’ın desteğiyle elde ettiği nispi kazanımları ortadan kaldırabilecek bir kapasiteye sahip. Biden’ın Trump yönetiminin uzun döneme yayılan dış politika adımlarını kısa sürede tersine çevirme konusunda sergilediği kararlı tutum ileriki yıllarda çok daha önemli adımların gelebileceğini göstermesi açısından da oldukça önemli. Burada özellikle silah satışlarının askıya alınması ve El-Cezire haber sunucusuna yönelik bir davada Muhammed bin Zayid’in ABD mahkemesince suçlanıyor olması kritik önemde.Başta F-35 olmak üzere BAE-Suudi eksenine ABD’nin sağlamayı taahhüt ettiği silah ve mühimmat sistemleri, Arap Baharı sürecinde kendi içerisinde bir rejim güvenliği endişesi yaşayan ve bölge genelinde jeopolitik nüfuzunu genişletmek isteyen BAE-Suudi ekseni açısından hayati önemdeydi. Halihazırda BAE-Suudi ekseni Yemen’de doğrudan Suriye ve Libya’da ise dolaylı olarak savaşın tarafı durumunda. Bütün bu çatışmaların sonuçları ABD silah, mühimmat, istihbarat ve diplomatik desteğine oldukça bağımlı. ABD’nin, Trump döneminde şatafatlı törenlerle imzalanan yüz milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları gereğince taahhüt ettiği bu silahları sağlamayı kesmesi ve BAE-Suudi eksenini “insan hakları karnesi” açısından eleştirmesi tüm bu çatışma alanlarında BAE-Suudi ekseninin başarı şansını azaltacaktır. Uzun yıllardır ABD güvenlik garantilerine yaslanarak rejimlerini korumayı başaran bu ülkeler açısından silah ambargosu anlamına gelen bu politikanın psikolojik sonuçları da en az cephedeki sonuçları kadar olarak ağır olacaktır.El-Cezire haber sunucusu Ghada Oueiss’in telefonunun hacklenmesi ve uygunsuz resimlerinin servis edilmesine dair ABD’de açılan davada Muhammed bin Zayid’in sanık olarak mahkemeye çağrılması da insan hakları ihlalleri ve basın özgürlüğü gibi alanlarda BAE-Suudi eksenini zor günlerin beklediğini gösteriyor. Burada Muhammed bin Selman’ı işaret eden Suudi istihbarat yetkilisi Saad el-Cebri’ye yönelik suikast girişimi ve Amazon’un kurucusu ve Washington Post’un sahibi Jef Bezos’un telefonunun Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından hacklendiğine dair çıkan haberle ve her iki ülkede çok sayıda insan hakları savunucusunun maruz kaldığı muamele Biden yönetimi ile BAE-Suudi ekseni arasında yeni bir gerginlik alanı olarak ortaya çıkacaktır.Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla Muhammed bin Zayid’in ABD mahkemelerinde sanık olarak anılmaya başlanması, Kaşıkçı cinayeti ve Yemen’den yansıyan insani kriz manzaralarının Biden döneminde ABD ile BAE-Suudi ekseni ilişkilerinde önemli bir gündem maddesi olarak ön plana çıkacağını göstermesi açısından önemli. Nitekim son günlerinde ABD basınında Kaşıkçı cinayetine ve bu olayda Muhammed bin Selman’ın sorumluluğuna dair çok sayıda yazı çıkmaya başladı bile.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve azalan petrol gelirlerinin yol açtığı ciddi ekonomik sorunlarla uğraşmak zorunda olan BAE-Suudi eksenini önümüzdeki günlerde daha da zor bir sürecin beklediğini söyleyebiliriz. Trump döneminde ABD koşulsuz desteğinin oluşturduğu konformizme alışmış BAE-Suudi ekseninin yönetici kadroları bu günlerde Biden yönetiminin Trump’ın uygulamalarını birer birer geri almasından ve geçmiş dosyaları açma ihtimalinden derin bir endişe duymakta. ABD’nin askeri, diplomatik ve istihbarat desteğini kaybetme ihtimali BAE-Suudi ekseninin son on yıl boyunca tüm bölgede sürdürdüğü iddialı ve müdahaleci politikaların tümünün başarısız olmasına yol açabileceği gibi bu ülkelerin içerisinde de ciddi güvenlik sorunlarına yol açabilir.ABD desteği olmadan BAE yönetiminin, Yemen ve bütün bölge genelinde sürdürdüğü örtülü açık askeri operasyonlarını tehlikeye girebileceği gibi Muhammed bin Selman'ın ülkedeki pozisyonunun zayıflaması durumunda Suudiler üzerindeki nüfuzu da azalabilir. Zaten Yemen meselesinde BAE ile Suudilerin politikaları uzun süredir ayrışmaktaydı. Katar krizinin çözüldüğü El-Ula zirvesinde BAE’nin ablukanın kaldırılmasını öngören anlaşmaya gönülsüzce imza koyması, BAE ile Suudiler arasındaki mevcut çatlağı derinleştirecektir. Suudi Arabistan yönetimi ise uzun süredir gözaltında tuttuğu Ahmed bin Abdülaziz ve Muhammed bin Nayif’in serbest bırakılmasına yönelik bir baskıya maruz kalacaktır. Her iki ismin serbest kalması durumunda Muhammed bin Selman’ın tahta giden yolda oldukça zorlanacağı öngörülebilir. [Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanıdır]
İstanbul'un Barajlarındaki Su Seviyesi Yüzde 36,96'Ya Yükseldi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'a su sağlayan barajların su seviyesi, son yağışlarla birlikte yüzde 36,96'ya yükseldi.İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi 8 Ocak'ta yüzde 19,16 oranına kadar inerken, o günden bu yana etkili olan yağışlı havayla birlikte barajlardaki su miktarı yüzde 17,80 arttı.Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 36,96 olarak ölçüldü. Dünkü yağışların ise barajlara yüzde 2,74'lük bir katkısı oldu.Su miktarı Istrancalar'da yüzde 56,27, Terkos'ta yüzde 36,66, Sazlıdere'de yüzde 16,04, Alibey'de yüzde 48,74, Büyükçekmece'de yüzde 38,51, Ömerli'de yüzde 39,95, Darlık'ta yüzde 52,60, Elmalı'da yüzde 44,29 Kazandere'de yüzde 42,34 ve Pabuçdere'de yüzde 13,04 olarak kaydedildi.Kente su sağlayan baraj ve göletler, 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı dünkü yağışların etkisiyle 24 milyon metreküp artış göstererek 321 milyon metreküp seviyesine yükseldi.İstanbul'a dün itibarıyla verilen su miktarı ise 2 milyon 676 bin metreküp oldu.Son 15 yılın oranlarıBarajlardaki doluluk oranı, 28 Ocak tarihi baz alındığında 2005'te yüzde 49,64, 2006'da yüzde 88,60, 2007'de yüzde 54,62, 2008'de yüzde 25,24, 2009'da yüzde 49,48, 2010'da yüzde 96,15, 2011'de yüzde 88,21, 2012'de yüzde 66,24, 2013'te yüzde 75,18, 2014'te yüzde 32,55, 2015'te yüzde 85,65, 2016'da yüzde 73,98, 2017'de yüzde 84,77, 2018'de yüzde 73,58, 2019'da yüzde 90,68, 2020'de yüzde 55,47, 2021'de ise yüzde 36,96 olarak gerçekleşti.
Polisle Müritler Arasında Gerginlik: Kocaeli'de Tarikat Liderinin Cenazesi, Dernek Bahçesine Gömülmüş
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde Gülzar-ı Hacegan İlim, İrfan Derneği adı altında faaliyet gösteren tarikatın liderinin, derneğin bahçesine gömüldüğü ortaya çıktı. Başlatılan soruşturmanın ardından Kocaeli Valiliği naaşın mezarlığa taşınmasına karar verdi. Dernek bahçesine ekiplerle mezarın kaldırılmasını istemeyen dernek üyeleri arasında gerginlik yaşadı.
Usta Sanatçı Ferdi Özbeğen Anılıyor! Ferdi Özbeğen Kimdir, Neden Vefat Etti?
Bugün sanat hayatına sayısız eserler sığdıran Ferdi Özbeğen'in vefatının 8. yıl dönümü. Bağışçısı olduğu Türk Eğitim Vakfı tarafından 'en kıymetli varlığım' diye adlandırdığı beyaz piyanosunun başında anıldı. Yaklaşık 30 albüm 400 kayıtlı şarkıya imza atan Ferdi Özbeğen aynı zamanda pek çok ödül de almıştır. Peki sevilen sanatçı Ferdi Özbeğen kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam