Nazife Nine Eşine Özlemle Pazar Tezgahında "Vasiyet" Nöbeti Tutuyor
KONYA (AA) - SERHAT ÇETİNKAYA - Konya'da 40 yıldır esnaflık yapan 70 yaşındaki Nazife Akkaş, ilerleyen yaşına rağmen 11 yıl önce kaybettiği hayat arkadaşının vasiyetini yerine getirebilmek için halk arasında 'Kadınlar Pazarı' olarak bilinen çarşıda her gün tezgah açıyor.Karatay ilçesinde, halk arasında 'Kadınlar Pazarı' olarak da bilinen tarihi Melike Hatun Çarşısı'nda hayat arkadaşıyla uzun yıllar tezgah açan Nazife Akkaş, eşiyle yarım asra yakın mutlu bir hayat sürdü.Evliliklerinden 4 çocuğu ve çok sayıda torunu olan Nazife nine, hayat arkadaşı Veli Akkaş'ı 2010'da kaybetti.Eşine özlemi her geçen gün büyüyen Nazife Akkaş, kocasının ölmeden önce 'ekmek teknemizi kör koyma' vasiyetini yerine getirebilmek için ilerleyen yaşına rağmen tezgahını kapatmadı.Kovid-19 salgını sürecinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle pazara nadiren de olsa gelebilen Aktaş, müşteri ve komşu tezgahtar arkadaşlarıyla samimi diyaloglar kuruyor.'Rahmetlim' diye dilinden düşürmediği eşinin anısını sevgiyle yaşatan Akkaş, AA muhabirine, beraber tezgah açtıkları yılların çok güzel olduğunu, birbirlerini hiç üzmeden, neşeyle çalıştıklarını anlattı.Hayat arkadaşına kavuşacağı günü beklediğini ifade eden Akkaş, ömrünün geri kalanını eşinin vasiyetine adadığını söyledi.Akkaş, 'Rahmetlim ölmeden önce bana, 'Bu zamana kadar beraber çalıştık. Ekmek teknemizi kör koyma. Naçar kalıp, umudun kesilinceye kadar çalıştır.' dedi. Ben de rahmetlimin vasiyeti için çalışıyorum.' diye konuştu.Salgın nedeniyle alınan tedbirlerde belirli saatlerde tezgahının başında olduğunu aktaran Akkaş, işleri daha çok oğlunun takip ettiğini kaydetti. 'Ak alnımızın kara yazısıymış'Eşinin öldüğü günü anlatırken gözyaşlarını tutamayan Akkaş, duygularını şöyle dile getirdi:'Şeker hastasıydı. Kalbinden rahatsızlandı. 'Kurtarabilir miyiz?' diye ameliyat ettirdik. Başarılı da çıkmıştı, çok sevinmiştik ama sonradan yoğun bakıma aldılar. Kurtaramadık. Ne yapalım, 'ak alnımızın kara yazısı' dedik. Ben de 70 yaşıma girdim. Urgan dürülmüş, ucuna gelmiş. Şu ellerim neler gördü, neler geçirdi. Her şey boşmuş.''Mezarına gidemediğim zaman sıkıntı basıyor'Akkaş, eşinin kabrine sık sık ziyarete gittiğini ifade etti.Mezarının başında eşiyle konuştuğunu, özlem giderdiğini ve bunun kendisini çok rahatlattığını kaydeden Akkaş, şöyle konuştu:'İki haftada bir ziyaretine gidiyorum. Daha üç gün önce gittim. Rahmetlime senin işini devam ettiriyorum dedim. Kabrinin başında Fatiha okudum. Öleceğinde bana 'Sık sık yanıma gel. Sen beri göremezsin de ben seni görürüm belki.' demişti. Yanına giderken çok sevinçli oluyorum. Mezarına gidemediğim zaman içimi sıkıntı basıyor.'Dünya hayatını, çocukların evcilik oyununa benzeten Akkaş, 'Hayat arkadaşımla pazarda geçirdiğim yılların hatıralarıyla yaşıyorum. Pazarda oturduğu, gezdiği, durduğu yerleri düşünerek akşamı yapıyorum. Hiçbir şeyim olmasaydı, bir ekmeğim olsaydı da keşke rahmetlim yanımda sağ olsaydı. Dünyada çok mutlu geçinmiştik. Onun ömrü benden kısaymış.' dedi.'Baba rahmet kapısı, cennetin anahtarıdır'Nazife Akkaş'ın oğlu Ayvaz Akkaş da ticarete 7 yaşında başladığını, bir süre ayakkabı imalatçılığı yaptıktan sonra babasının yanında çalışmaya karar verdiğini anlattı. 'Bizden önce babama annem destek oldu. İkisi birlikte mücadele etti. Biz yetiştikten sonra anneme gelmene gerek yok dedik ama o çalışmaya devam etmek istedi.' diye konuşan Akkaş, 'Babam vasiyetini anneme demiş. Benimle ilgili de 'Ölürsem sana emanet. Ben ölünceye kadar arkasında durdum sen de arkasında duracaksın.' demiş. Ayakta duruyorsam annemin duası sayesindedir. Baba rahmet kapısı, cennetin anahtarıdır. Anne de cennetin tapusudur.' ifadelerini kullandı.
Koronavirüsle Değişen Hayat - Öğrencileri İçin Mutfağını Sınıfa, Buzdolabını Tahtaya, Oyuncakları Deney Materyaline Dönüştürdü
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK - Fen Bilgisi Öğretmeni Esma Şahiner, uzaktan eğitimde öğrencilerinin derse olan ilgilerini artırmak amacıyla evinin mutfağını küçük bir laboratuvar sınıfı gibi kullanırken, buzdolabını yazı tahtasına, mutfak eşyalarını ve çocuklarının oyuncaklarını da eğlenceli deney materyallerine dönüştürdü. Sincan Süleyman Şah Ortaokulu Fen Bilgisi Öğretmeni Şahiner, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle uzaktan eğitim yoluyla bir araya geldiği öğrencilerinin fen bilimlerine ilgisini artırmak ve derslerden geri kalmamalarını sağlamak için evdeki imkanlarla farklı öğretim yöntemleri uygulamaya başladı. Mutfağını küçük bir laboratuvar sınıfına, buzdolabını tahtaya dönüştürerek öğrencileriyle birlikte eğlenceli deneyler yapan Şahiner, çocuklarının oyuncaklarını da bu çalışmalara dahil etti. Mart 2020'den itibaren ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle okullarına devam eden öğrenciler, öğretmenlerinin bu çabası sayesinde fen bilgisini ev deneyleriyle keyifle öğrenmeyi sürdürüyor.'Bu şartlarda öğrencilere verilebilecek en iyi eğitimin verildiğini düşünüyorum' Öğretmen Şahiner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır öğretmenlik yaptığını, 10 yaşında bir kızı ve 5 yaşında bir oğlu olduğunu anlattı. Salgınla birlikte hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin ilk kez uzaktan eğitimi tecrübe ettiklerine dikkati çeken Şahiner, başlangıçta adaptasyon konusunda zorluklar yaşandığını ama şu anda sistemin çok güzel oturduğunu vurguladı. Şahiner, ekrandan çocuklara bir şeyler aktarabilmek için devamlı yeni yöntemler bulmanın gerekliliğine işaret ederek, 'Ben de fen bilgisi dersleri için evimde bulunan malzemeleri kullanmaya başladım. Oğlumun legolarından periyodik cetvel yaptım. Buzdolabımı tahtaya dönüştürdüm, ekran görüntüsünü oraya yansıtarak öğrencilerime bir şeyler aktarmaya çalışıyorum. Sistemimiz oturdu, her şey rayında ilerliyor. Bu şartlarda öğrencilere verilebilecek en iyi eğitimin verildiğini düşünüyorum.' dedi. 'Oyuncak toplara elementlerin sembollerini yazdım' Fen bilgisi derslerinin deneysiz olamayacağının altını çizen Şahiner, sözlerini şöyle sürdürdü:'Örneğin derste basınç konusunu işlerken mutfaktaki malzemeleri kullandım. Katı basıncını oğlumun 'Jenga' oyununu kullanarak anlattım. Öğrencilerimin ilgisini çekebilmek için oyuncak toplara elementlerin sembollerini yazdım, bana bir renk söyleyin o renkteki elementi tahmin etmeye çalışalım şeklinde sürdürdüm dersleri. Bunları yapmaya çalışıyorum çünkü çocuklar beni çok küçük bir ekrandan görebiliyor. Ne kadar çok materyal kullanırsam ilgilerini de o kadar çekebilirim demek. Çocuklarımın oyuncakları, mutfaktaki kaplar, eşyalar hepsi benim için bir deney materyali haline geldi. Öğrencilerim de bu durumdan çok memnun. Onlar için de güzel bir deneyim olmaya başladı.''Öğrenmeleri çok daha kalıcı hale geliyor' Şahiner, Kovid-19'un tüm olumsuz etkilerine karşın öğrencilerinin medya okuryazarlığı ve öz denetim becerileri konusunda bilinç kazandığını, sabah erkenden kalkıp ekran karşısına geçtiklerini belirtti. Evde yapılan deneylerin çocukların kalıcı öğrenmesine çok önemli katkılar sağladığını vurgulayan Şahiner, 'Ders öncesinde çocuklara şu malzemeleri hazırlayıp ekran karşısında olalım diyorum. Hepsi evimizde bulunan bardak, su, kağıt gibi malzemeler zaten. Çok küçük materyaller ama akılda kalıcılığı inanılmaz yüksek. Ekran karşısında kendileri deney yaptığında öğrenmeleri çok daha kalıcı hale geliyor.' değerlendirmesinde bulundu. Şahiner, soru yelpazesi, konu tekrarı ve müfredata uyum açısından EBA yayınlarının öğretmenlerin en büyük kurtarıcısı olduğunun altını çizdi. Türkiye genelinden yüzlerce öğrenci sokak hayvanları için barınak tasarladı Fen bilgisi derslerinin yanı sıra öğrencileriyle farklı sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Şahiner, şunları kaydetti: 'Ayrıca öğrencilerimle 'Her Can Değerlidir' isimli bir eTwinning projesi uyguladık. Çıkış temamız pandemiydi. Sokağa çıkma yasaklarında sokak hayvanlarının insanlara ihtiyaç duyduğu temasından yola çıkıldı. Öğrencilerle birlikte sokak hayvanları için barınaklar yaptık. Şırnak, Cizre, Antalya, Kilis, Bursa gibi çok çeşitli illerden öğretmenlerimiz yüzlerce öğrenciyle birlikte sokak hayvanları için barınaklar tasarlayıp düzenli olarak onları beslemeye başladı. Öğrencilerde de bu konuda bir duyarlılık, farkındalık gözlemliyoruz. Öğrencilerle birbirimizi görmeden, sadece iletişim sağlayarak 50'ye yakın barınak tasarladık.' 'Gözlerindeki o ışığı görmeyi çok özledim' Yüz yüze eğitimin başlamasını büyük bir heyecanla beklediğini de vurgulayan Şahiner, 'Öğrencilerimi inanılmaz özledim. Nöbet günlerinde gelip bana sarılmalarını, 'öğretmenim size yardımcı olalım, birlikte nöbet tutalım' demelerini ya da derste anlattığım bir konuyu anladıkları anda gözlerinde oluşan o ışığı görmeyi çok özledim. İnşallah en kısa zamanda kavuşacağız.' diye konuştu.
Osmaniye'de Evde Kumar Oynarken Yakalanan 14 Kişiye 48 Bin 566 Lira Ceza
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Hasanbeyli ilçesinde evde kumar oynarken yakalanan 14 kişiye 48 bin 566 lira ceza kesildi.Alınan bilgiye göre, Hasanbeyli İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Y.B'nin Sarayova köyündeki evinde kumar oynattığı ihbarı üzerine adrese operasyon düzenledi.Adreste kumar oynadığı belirlenen 14 kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle 48 bin 566 lira ceza uygulandı.Ev sahibi Y.B'ye kumar oynamak için yer temin etme ve kumar oynatma suçlarından işlem yapıldı.
Rize'de Geri Manevra Yapan Kamyonet Yamaçtan Yuvarlandı: 3 Yaralı
RİZE (AA) - Rize'de geri manevra yapan kamyonetin yamaçtan yuvarlanması sonucu 3 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Halil Yığcı yönetimindeki 53 AAZ 387 plakalı kamyonet, Güneysu ilçesi Seyfettin Yılmaz Sokak mevkisinde sürücünün geri manevra yaptığı sırada yamaçtan yaklaşık 100 metre yuvarlandı.Kazada sürücü Yığcı ile araçtaki Emre Avcı ve Bulutbey Kara yaralandı.Yaralılar, ambulansla Rize'deki hastanelere kaldırıldı.
Sivas'ta Dağ Keçisi Popülasyonu Giderek Artıyor
SİVAS (AA) - SERHAT ZAFER - Sivas'ta son üç yılda alınan önlemler sayesinde dağ keçisi popülasyonunda yaklaşık yüzde 60 artış sağlandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar 15. Bölge Müdürü Ahmet Çörtük, AA muhabirine, Sivas'ın biyolojik çeşitlik anlamında çok zengin olduğunu söyledi. Müdürlük olarak av ve yaban hayatının korunması, geliştirilmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanarak gelecek nesillere aktarılmasının en önemli görevleri olduğunu belirten Çörtük, 'Bu sene av koruma ve kontrol faaliyetlerine hız verdik. Tüm ekiplerimiz 7 gün 24 saat, mesai mefhumu gözetmeksizin av koruma faaliyetlerine devam etmekte.' dedi. Çörtük, av ve yaban hayatının korunması faaliyetlerini emniyet güçleri, muhtarlar, fahri av müfettişleri ve yereldeki vatandaşlarla sürdürdüklerini, aynı zamanda sürekli eğitim faaliyetlerinde bulunduklarını anlattı. 827 kişiye 2 milyon ceza Malatya, Sivas, Elazığ, Kahramanmaraş, Tunceli, Batman ve Diyarbakır'ın da sorumluluk sahalarında olduğunu aktaran Çörtük, '15. Bölge Müdürlüğü olarak 2020 yılında bölgemizde 827 kişiye idari işlem yaptık, yaklaşık 2 milyon idari para cezası kestik. Sivas'ta ise 276 kişiye işlem yaptık, yaklaşık 500 bin lira idari para cezası kestik.' diye konuştu. Çörtük, Sivas'ın Divriği ilçesinde kaçak avcıları drone ile tespit ederek yakaladıklarını ve bunun Türkiye'de ilk olduğunu dile getirerek, 'Genel müdürümüz bize talimat vermişti ve bu talimat doğrultusunda biz bunu Sivas'ta gerçekleştirdik ve başarıya da ulaştık. Bundan sonra teknolojiyi daha etkin şekilde kullanmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Yaban keçisi sayısı yüzde 50-60 oranında arttıKullandıkları teknoloji sayesinde kaçak avcılığın önüne geçtiklerini ve dağ keçisi popülasyonunun artmasına önemli katkı sağladıklarını vurgulayan Çörtük, şunları kaydetti:'Sivas'ta envanter çalışması yapmaya 2018 yılında başladık. İlk başladığımızda yaban keçisi sayısı 600'lerdeydi, 2019 yılında 725 yaban keçisi envanteri yaptık, şu anda 925. Son 1 yılda yüzde 25 artış oldu ama geçmişe dönük yüzde 50-60'a ulaştık. Bu bizim sadece doğrudan gözlem metoduyla ve teknolojik aletlerle yaptığımız gözlemler neticesindeki rakam. Bu rakamın daha yüksek olduğunu tahmin ediyoruz. Fotokapanlar kuruyoruz, droneler ile takip ediyoruz bu da bir farkındalık yarattı. Artık bu kaçak avcılara yönelik örnek uygulama oldu ve tüm Türkiye'ye yayıldı.' Çörtük, bu yıl 129 ton yemleme çalışmasıyla yaban hayatına destek vereceklerini dile getirerek, 'Sivas'taki rakam ise 30 ton. Çetin kış şartlarından dolayı yaban hayatının desteklenmesi için arazide yemleme çalışmalarına devam edeceğiz.' bilgisini paylaştı.
Kartal'da Taksiyle Çarpışan Hafif Ticari Aracın Sürücüsü Hayatını Kaybetti
İSTANBUL (AA) - Kartal'da taksi ile hafif ticari aracın çarpıştığı kazada bir kişi öldü, bir kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Muhammed Çati'nin (20) kullandığı 41 AFA 038 plakalı hafif ticari araç, Yakacık Mahallesi Vatansever Caddesi'nde, aynı yönde seyreden İbrahim A.'nın kullandığı 34 TDN 19 taksi ile çarpıştı. Kazada, araçtan fırlayan Muhammed Çati, olay yerinde hayatını kaybetti.Araç içinde sıkışan taksi sürücüsü İbrahim A., İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından kurtarılarak sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı.Kazanın haberini alarak bölgeye gelen Çati'nin çalışma arkadaşları büyük üzüntü yaşadı.
Reklam
Dijitalleşmeye Rağmen Plağa İlgi Arttı
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Dijitalleşmenin müzik sektöründeki etkisine rağmen nostaljik müziği dinleyicinin kulağına en iyi yansıtan araçların başında gelen plakların satışları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde yükselişe geçti.Kovid-19 salgını nedeniyle günlerinin büyük bir bölümünü evlerinde geçirenlerin yeni hobilere yönelmesi, yalnızca meraklılarının ilgi gösterdiği nostaljik plağa ilgiyi artırdı. Bir yıla yaklaşan salgın süreci, insanların evlerinde yeni uğraşlar edindiği de bir dönem oldu. Dizi, film, kitap, el sanatları ve müzikle boş vakitleri değerlendirmek adeta hayatın bir parçası haline geldi. Uzun yıllar dijitalleşmeden nasibini alan plaklar, dizi ve filmlerde kullanılan müziklerin de etkisiyle yeniden hatırlanır oldu. Bu süreçte plakları en çok ilgi gören sanatçılar listesinde Ferdi Özbeğen birinci sıraya yükseldi.Plak satıcılarının da yüzü güldüBu beklenmedik ilgi dolayısıyla salgın süreci başladığında satışların düşeceğinden endişe eden plakçıların da yüzü güldü. İstanbul'da antika pazarında ve internet üzerinden çevrim içi plak satışı yapan Vedat İspir de bu durumdan son derece memnun olan esnaftan biri.Türkiye'deki en büyük yabancı plak seçkisini elinde bulunduran İspir, eskiye olan merakı nedeniyle yaklaşık 30 yıldır bu piyasanın içinde yer alıyor.İlk olarak Kadıköy'deki antika pazarında plak satışı yapmaya başlayan İspir, plak piyasasının yıllar sonra özellikle salgın süreci gibi bir dönemde geldiği noktadan mutlu. 'Ferdi Özbeğen'in plak satışları patlama yaptı'Geçmiş yıllarda plağa ilginin olmadığını, belli bir zaman sonra bu alakanın yükseldiğini ve meraklılarının günden güne arttığını anlatan İspir, sözlerine şöyle devam etti:'Eskiden plaklar atılıyordu. Ben de zamanında biriktirmedim, o ilgiyi göstermedim. Özellikle filmler çıktıktan sonra plağa olan ilgi yoğunlaştı, satışlar arttı. Eski sanatçılar revaçta. Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Zeki Müren ve ismini sayamadığım birçok sanatçı var. Bunlara ilgi her zaman fazla. Şu an Semiramis Pekkan çıktı ona yoğun bir ilgi var. Her geçen gün daha iyiye gidiyor.' İspir, bu yıl bir çevrim içi platformda yayınlanan dizinin etkisiyle Ferdi Özbeğen şarkılarına ilginin arttığını, elindeki stokların tükendiğini ve satışların patlama yaptığını belirtti. Türkiye'de plak satışı yapanların da satın alanların da günden güne arttığını dile getiren İspir, 'Plak daha da yaygınlaşacak gibi görünüyor. Özellikle salgın döneminde çok ilgi var. Satışlar arttı. Satıcılar olarak biz memnunuz bu durumdan. İnsanlar evde kaldıkça plağa daha fazla önem veriyorlar. Hobi olarak değerlendiriyorlar. Müziğe ilgisi olan insanlar evde kaldıkça illaki plak alıyor.' diye konuştu.'En kötü plak 8 kondisyon olmalı'Plak alırken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi veren İspir, 'Dönem baskılarda kondisyon çok önemli. Üzerindeki çiziklere göre kondisyonu belirleyen unsurlar var, bu unsurlara dikkat etmek gerekiyor. En kötü plak dediğimiz 8 kondisyon olmak zorunda. Onun haricindekiler pikapta atlama, takılma, farklı ses gibi sorunlar yapabiliyor.' dedi.İspir, artık taş plak üretilmediğini, bu devrin 1800'lü yıllarda başlayıp 1950'li yıllarda sona erdiğini anlattı.Eski dönem plakları 200-250 TL Vedat İspir, dönem plakları koleksiyonluk olduğu için fiyatlarının 200-250 TL, yeni basım plakların fiyatlarının ise 100 TL olduğunu belirtti. Türkiye'de en zengin yabancı plak seçkisini elinde bulundurduğunu aktaran İspir, bu plakları da yurt dışından satın aldığını söyledi.Her plağı dinlediği için çok istemesine rağmen kendi koleksiyonunu oluşturamadığını anlatan İspir, 'Her plağı gördüğüm için bende o doyum var çok şükür. Çocukluğumdan beri dinliyorum severek. Bir koleksiyon yapmıyorum açıkçası ama koleksiyon yapan çok değerli müşterilerim var, onları takdir ediyorum açıkçası.' ifadelerini kullandı.İspir, eski dönem plakları yönünden oldukça zengin olan Türkiye'de bir plak fabrikasının bulunmaması nedeniyle yeni dönem plaklarının çoğunlukla yurt dışında basıldığını belirtti.Plak satışı yapılabilecek ortamların yaygınlaştırılmasını istediklerini ifade eden İspir, yetkililerden, İstanbul ve farklı illerde pazar ve etkinlik ortamlarının oluşturulmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.
Siirtli Çocuklar Naylon Ve Tahtadan Yaptıkları Kızaklarla Kar Keyfi Yaşıyor
SİİRT (AA) - Siirt'in Pervari ilçesinde kar yağışının ardından çocuklar, naylon ve tahtadan yaptıkları kızaklarla kaymanın keyfini çıkarıyor.Kış mevsiminin çetin geçtiği Pervari'nin yüksek rakımlı Geçittepe bölgesindeki Gökbudak köyünde kar yağışı çocukların yüzünü güldürüyor. Kar kalınlığının yarım metreyi bulduğu köyde, yağışın ardından bir araya gelen çocuklar, karlı tepeleri oyun alanına çevirdi.Naylon ve tahtadan yaptıkları kızaklarla tepelerden kayan çocuklar, karın keyfini doyasıya yaşadı.Çocuklar, okulların tatil olmasını fırsat bilerek kaymanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Reklam
Eşiyle Kurduğu Dernekle İhtiyaç Sahiplerine Yardım Elini Uzatıyor
İSTANBUL (AA) - KÜBRA KARA - Eşiyle birlikte Acil Yardım Gönüllüleri Derneğini kurarak 4 yılda 58 bin 972 bin kişiye yardım eli uzatan Menderes Sarıcan, bağışçılarla ihtiyaç sahipleri arasında köprü vazifesi görüyor. Yardım faaliyetlerine daha fazla vakit ayırmak için iş yerini kapatıp 5 yıl önce eşiyle Acil Yardım Gönüllüleri Derneğini kuran Menderes Sarıcan, farklı ülkelerden gelip Türkiye'de yaşayanlara da hayırseverlerle yardım elini uzatıyor.Dernek Başkanı Sarıcan, derneğin çalışmalarını AA muhabirine anlattı.Eşiyle beraber gittikleri bir evde yaşadıklarından etkilenerek dernek kurmaya karar verdiklerini ifade eden Sarıcan, yaklaşık 20 metrekarelik bir mekanda birkaç aile birlikte yaşayanları gördüklerini söyledi.Bu evde tüpün de olmadığını fark ettiklerini dile getiren Sarıcan, '(Aileye) 'Neyle pişireceksiniz bunları?' diye sorduk. Dışarıda ateş yakacaklarını söylediler. Eşim o arada dayanamadı, çocukların durumu görünce ağlamaya başladı. Oradan bakkala gittik, bir tüp aldık getirdik. 'Nerede pişireceksiniz?' dedik, küçücük bir tencereleri vardı sadece. Sonra tencere ihtiyaçlarını karşıladık.' dedi.Sarıcan, daha sonra başka evlere de giderek yardımda bulunduklarını, komşularının verdiklerini de ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını belirtti.Aradan geçen sürede kendilerine daha fazla yardım malzemesi ulaşması üzerine dernek kurmaya karar verdiklerini kaydeden Sarıcan, bağışçıyla ihtiyaç sahibi arasında köprü vazifesi gördüklerini söyledi.'Ne verirsek ahirette onu bulacağız.'Sarıcan, ikinci el kıyafet ve eşyasını da yardım olarak kabul ettiklerini, tamire ihtiyacı olan eşyaların önce bakım atölyesine gittiğini belirtti.Herkesin ihtiyacı olan eşyayı alarak dernekten ayrılabildiğine dikkati çeken Sarıcan, eşyaları ihtiyaca göre kendilerinin seçtiğini kaydetti.Sarıcan, 4 yılda 58 bin 972 kişiye yardım edildiğini kaydederek, 'Türkiye'de yaşayan 57 farklı ülkeden insan, yardım almak için derneğe kayıtlı. Biz ihtiyaç sahiplerine yardım ediyoruz ancak diğer boyutuyla esas biz kendimize yardım etmiş oluyoruz. Çünkü ne verirsek ahirette onu bulacağız. Öbür bıraktıklarımız mirasçılara kalacak. Mirasçılar da kavga ederek paylaşacak onu. Yiyelim, içelim ama fazlalıkları ahirete transfer edelim.' şeklinde konuştu.
Doğu'da 4 İlde 168 Yerleşim Birimine Ulaşım Sağlanamıyor
VAN (AA) - Van, Bitlis, Hakkari ve Muş'ta kar ve tipi nedeniyle 168 yerleşim biriminin yolu kapandı.Van Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, olumsuz hava koşullarından dolayı Bahçesaray'da 74 ve Çatak'ta 3 yerleşim biriminin yolu kapandı.Van-Bahçesaray kara yolunun da kapandığı bölgede, karla mücadele ekipleri söz konusu bölgelerde ulaşımın sağlanması için çalışmalarını sürdürüyor. Hakkari Hakkari'de de gece başlayan kar, ulaşımda aksamalara neden olduOlumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelinde 13 köy ve 53 mezra yolu ulaşıma kapandı. İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri, söz konusu yolların açılması için çalışma başlattı. Belediye ekipleri ise şehir merkezindeki yol ve caddelerde kar temizleme ve tuzlama çalışması yaptı. Güne karla uyanan kent sakinleri, evlerinin, iş yerlerinin önünde ve araçlarının üzerinde biriken karı temizledi. Muş Muş İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, dün gece başlayan kardan dolayı 24 köy yolunun kapandığını belirtti.Geçen hafta etkili olan karın ardından tüm yolları açtıklarını anımsatan Yentür, yağış nedeniyle tekrar kapanan yolların açılması için çalışmaların devam ettiğini aktardı.Belediye ekipleri, kent merkezindeki yollarda ve kaldırımlarda biriken karları temizledi.Bitlis İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürü Ümit Kurtkan, kar nedeniyle kentte bir köye ulaşımın sağlanamadığını belirtti.
İstanbul'da Hava Kirliliği 2020 Yılında Yüzde 10 Azaldı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul'da hava kirliliği oranı 2020 yılında 2019'a göre karşılaştırıldığında yüzde 10 azaldı. Vatandaşlar 2020 yılında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle vakitlerinin bir kısmını evlerinde geçirdi. İnsanların evlerinde kalması havanın kalitesinin de iyileşmesini sağladı.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerine göre, İstanbul'da azot dioksit (NO2) hava kirliliği oranı 2020 yılında 2019'a göre karşılaştırıldığında yüzde 10 azaldı.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, atmosferdeki hava kirliliği oranının artmasının birçok sağlık sorununa neden olduğunu söyledi.Küresel ölçekte hava kirliliğinin azaltılması için birçok çalışma yapıldığını belirten Toros, 'Çalışmalar ve alınan önlemlerle zaman zaman hava kirliliği azalsa da atmosferi kirletmeye devam ediyoruz. 2020 yılında dünyada koronavirüs salgını ortaya çıktı. Salgınla beraber dünyada ve Türkiye'de birçok önlem alındı.' diye konuştu. 'Pandemiyle atmosferdeki kirleticilerin miktarı azaldı'Prof. Dr. Toros, alınan önlemlerle insan faaliyetlerinin azaldığını ve insanların daha fazla evlerinde vakit geçirdiğini anlatarak, şöyle devam etti:'Pandemiyle beraber atmosferdeki kirleticilerin miktarı azaldı. İstanbul'da azot dioksit (NO2) hava kirliliği oranı 2020 yılında bir önceki yılla karşılaştırıldığında yüzde 10 azaldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İBB hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerini aylık dilimler halinde inceledik. Kovid-19 mücadelesi çerçevesinde tedbirlerin veya yoğun tedbirlerin alınmadığı ocak, şubat, mart, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim ayları ile yoğun tedbirlerin alındığı nisan, mayıs, kasım ve aralık aylarının verilerini 2020 ve 2019 yılıyla karşılaştırdık. Buna göre önlem alınan aylarda hava kirliliği oranı önlem alınmayan aylara göre 2020 yılında yüzde 25 azaldı.' Hava kirliliğini hafta içi ve hafta sonu olarak da ayrı ayrı incelediklerini aktaran Toros, '2020 yılında hava kirliliği hafta içleri bir önceki yılın hafta içlerine göre yüzde 10, tedbirlerin uygulandığı aylarda yüzde 23, tedbirlerin uygulanmadığı aylarda yüzde 3 azaldı. Hafta sonu olarak baktığımızda ise 2020 yılında 2019'a göre hava kirliliği genel olarak yüzde 7 azaldı, tedbirlerin uygulandığı hafta sonlarında yüzde 29 azaldı ve tedbirlerin uygulanmadığı hafta sonlarında yüzde 7 arttı.' ifadelerini kullandı.Havanın kalitesinin artmasının yaşam için önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kalitesinin artmasının, insanların sağlığına olumlu etkisinin olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:'Havanın kalitesi için insanlar olarak birlikte hareket etmeli ve önlemler almalıyız. Havayı iyileştirmek için fosil yakıt kullanımını azaltmalı ve doğa dostu yenilenebilir enerjiler kullanmayı artırmalıyız. Enerjileri mümkün mertebe yerinde (evimizde, iş yerimizde) üretmeliyiz. İmkanlar ölçüsünde iş yerlerimize yakın yerlerde ikametgah etmeliyiz. Hepimiz her alanda israfı azaltabilir, kaynakları verimli, idareli vs. kullanabiliriz. Kendi çapımızda değişik şekillerde aldığımız, alacağımız önlemlerle havanın kalitesini iyileştirebiliriz.'
Reklam
Yüzlerce Yıllık Dokuma Kültürüne 700 Yıllık Medrese Ev Sahipliği Yapıyor
MARDİN (AA) - HALİL İBRAHİM SİNCAR - Binlerce yıldır farklı medeniyetlere beşiklik eden Güneydoğu'nun unutulmaya yüz tutmuş eski dokuma türleri, Mardin Olgunlaşma Enstitüsüne dönüştürülen tarihi yapıda hayat buluyor.Mardin Kalesi eteğinde bulunan 700 yıllık Muzafferiye Medresesi'nin kalıntıları üzerinde, 11 Mayıs 1892'de Mekteb-i Rüştiye olarak 2 blok halinde inşası tamamlanan tarihi yapı, sırasıyla ortaokul, Mardin Lisesi, Ticaret Lisesi, Kız Enstitüsü, Kız Meslek Lisesi ve ilkokul olarak hizmet verdi. Valilikçe restore edilerek 2010'dan itibaren Mardin Olgunlaşma Enstitüsü olarak eğitim hizmetini sürdüren ve unutulmaya yüz tutan sanatların yaşatıldığı tarihi binada bölgenin dokuma kültürü de yaşatılıyor.Enstitüsü bünyesindeki araştırma ekibinin, Mardin, Siirt ve Şırnak yöresinde dokuma kültürünü araştırmasının ardından oluşturulan atölyede usta öğreticiler tarafından kilim, battaniye, yolluk, divan örtüsü, seccade ve heybe gibi ürünler aslına uygun dokunuyor.'İlk ürünlerimizi aldık' Mardin Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Metin Değer, AA muhabirine, 700 yıllık medresesinin kalıntıları üzerinde 2. Abdülhamit döneminde kurulan yapının 11 yıl önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın açılışıyla enstitüye dönüştüğünü söyledi.Enstitüde şimdiye kadar araştırma, tanıtma, eğitim alanlarında çalışmaların sürdüğünü aktaran Değer, Mardin, Şırnak ve Siirt yöresine ait bütün kültürel değerleri araştırıp, tasarlayıp, üretip, tanıttıklarını anlattı.Yörenin dokuma kültürünü araştırarak üretimler yaptıklarını kaydeden Değer, şöyle devam etti:'Özellikle Şırnak'a ait jirki kilimi, şal şepik dokuması, Siirt'in tiftik yününden yapılan battaniyeleri, yolluk ve seccadelerini geleneksel yöntemlerle ve tezgahlarla üretiyoruz. Mardin'e ait ise tevn dediğimiz yer tezgahında dokumaya başladık. İlk ürünlerimizi aldık. Çok orijinal ve kaliteli ürünler olduğunu gördük.'Bu yönde çalışmalarının süreceğini dile getiren Değer, enstitüde 300, 400, 500 yıllık gibi farklı tarihlere dayanan ürünlerin bulunduğuna dikkati çekti.Değer, 'Tarih ile bağ kurmamız bizleri heyecanlandırıyor. Geçmişimizle, kültürümüzle, geleneğimizle yeniden bir bağ kurup bu kültürü geleceğe aktarmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Ürünlerin dijital kimliğini oluşturuyoruz'Her ürünün aslına uygun ve özgün olarak işlendiğini, bunları yurt içi ve dışında sergi ve fuarlarda sergileyebildiklerini ifade eden Değer, 'Aynı zamanda arşiv defterine kaydederek ve bir örneğini saklayarak sonraki nesle aktarıyoruz. Her ürünümüzün kendine ait bir kimliği var. Bu ürünlerin dijital kimliğini de oluşturuyoruz.' diye konuştu. Selçuklular dönemindeki dokumayı yapıyorSiirt'e ait dokuma türünü işleyen usta öğretici Gülhayat Acabey de Siirt ve çevresindeki düz dokumaların zengin motif yoğunluğuna sahip olduğunu belirtti.Genellikle koçboynuzu, eli belinde, bereket, pıtrak, el, parmak, tarak, yıldız, su yolu, bukağı, saç bağı ve çengel motiflerinin yer aldığına işaret eden Acabey, 'Selçuklular döneminde keçi yününden tiftiklenerek yapılan Siirt dokuması yapıyoruz. Bunlardan seccade, yolluk, heybe ve battaniye işliyoruz.' dedi.Şırnak'a ait dokuma türünü işleyen Usta öğretici Canan Narcıoğlu ise bölgede önemli bir kültür mirası olan jirki kilimi başta olmak üzere kente özgü dokumalar yaptıklarını söyledi.Kilimlerde hakiki yün iplik ve kök boyası kullanılarak yöreye has kurtağzı, çengel, akrep, gülsarya, şimkubik, şamari, koçboynuzu, küpe, deve ayağı, su yolu ve muhabbet kuşu gibi 50'ye yakın motifin işlendiği kaydeden Narcıoğlu, bu kültürü yaşatmaya çalıştıklarını dile getirdi.Mardin'e ait tevn dokuma türünü yapan Birgül Kaya da daha önceki dönemlerde ilkel yöntemlerle evlerde kurulan tezgahlarda sürdürülen bu el sanatının çok az da olsa tevn denilen tezgahlarda kadınlar tarafından büyük özveriyle dokunduğunu anlattı.Son yıllarda birkaç aile tarafından özellikle günlük kullanım ve çeyizlik amacıyla üretildiğine değinen Kaya, şöyle konuştu:'Yer tezgahında yapılan bir dokuma çeşidi. Çok eski, daha çok göçebe dönemde yapılan bir dokuma. Günümüze uyarlayıp yaşatmaya çalıyoruz. Yöremizde yüzyıllardır bu dokuma yapılmaktadır.'
Meb, Yabancı Uyruklu Öğretmenlerin Türkçe Yeterliklerini Ölçmek İçin Sınav Hazırlıklarına Başladı
ANKARA (AA) - SELMA KASAP - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye'de görevlendirilen yabancı uyruklu öğretmenlerin Türkçe yeterliklerinin ölçülmesi için sınav düzenleme hazırlıklarına başladıklarını belirterek, çalışmayı öncelikle Fransa'dan görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yürüteceklerini bildirdi.Bakan Selçuk, Bakanlığın e-sınav merkezlerinin kapasitesinin artırılması hazırlıklarını ve bu merkezlerde yürütülecek dört beceride Türkçe yeterliliklerinin ölçülmesine yönelik yeni planlamalarını AA muhabirine açıkladı. Bakanlık olarak 2019'da hayata geçirdikleri yeni uygulama ile ilk kez okuma, yazma, konuşma ve dinlemeyi kapsayan dört beceride Türkçe sınav pilot çalışması başlattıklarını hatırlatan Selçuk, bu amaçla Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kütahya, Konya, Muğla, Samsun, Trabzon, Şanlıurfa olmak üzere 15 pilot ildeki e-sınav merkezinde dil laboratuvarları kurduklarını söyledi. İlk pilot uygulamayı 7. sınıf öğrencileri için mart ve nisanda gerçekleştirdiklerini anlatan Selçuk, bunun sonuçlarını Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Analiz ve Değerlendirme Raporları Serisinin 11. raporu olarak bu ay 'Dört Beceride Türkçe Dil Sınavı: Pilot Çalışma Sonuçları' başlığıyla kamuoyuyla paylaştıklarını dile getirdi.4, 7 ve 11. sınıf öğrencilerine yönelik dört beceride Türkçe ölçme pilot çalışmalarının, 7. sınıf seviyesini 2019'da başarıyla tamamladıklarını ifade eden Selçuk, projenin 4 ve 11. sınıflara yönelik aşamasını yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelediklerini belirtti.Selçuk, 'Bu çalışmaları 2021'de 81 ilde uygulayacağız. 2020'de bu amaçla 52 e-sınav salonunu Türkçe dört beceride sınav yapacak şekilde kurduk. Bu yılın sonuna kadar e-sınav salon sayısının artırılması kapsamında 81 ilde yaklaşık 400 e-sınav merkezinde Türkçe dört beceride sınav yapılabilecek duruma geleceğiz. Böylece bu uygulamayı 81 ilde yaygınlaştırma imkanımız olacak.' bilgisini paylaştı. Yetişkinler için dört beceri Türkçe ölçmeBakan Selçuk, dört beceride Türkçe ölçme sınavlarına ilişkin yeni bir çalışma yapacaklarını bildirdi.'Çalışma kapsamında planlanan yeni uygulamayla 16 yaş ve üzeri bireylerin ana dili olarak Türkçe dört temel dil beceri seviyelerini ölçebilmek amacıyla test geliştirme çalışmalarına da başladık.' diyen Selçuk, alanında uzman akademisyenler ve Bakanlık uzmanlarının katılımıyla 10-12 Şubat 2020'de Ankara'da kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirdiklerini aktardı. Ziya Selçuk, bu kapsamdaki çalışmaların test uygulamalarını bu yıl tamamlamayı ve 2022'de yaygın şekilde uygulanabilir hale getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Yabancılara yönelik Türkçe dil yeterlikleri çalışması başlatıldı'Yabancıların Türkçe yeterliklerinin değerlendirilmesi için de çalışma başlattık.' bilgisini paylaşan Selçuk, şöyle devam etti:'Bu kapsamdaki çalışmayı öncelikle Fransa'dan ülkemizdeki okullarda çalışmak üzere görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla başlattık. Çalışma kapsamında geliştirilecek sınavın herhangi bir ülkeden Türkiye'ye görevlendirilecek tüm yabancı öğretmenlere uygulanabilecek nitelikte olmasını hedefliyoruz. Böylece ülkemizde görev yapacak yabancı uyruklu çalışanların Türkçe yeterliklerinin, hangi düzeyde olduğunu belirlemeye yönelik bir sınav hizmeti sunabileceğiz. Bu kapsamda yapılacak sınav A1'den C1'e kadar olan tüm dil seviyelerini kapsayacak. Bu çalışma da 2021'de tamamlanacak. 'Bakan Selçuk, MEB olarak nihai hedeflerinin bir taraftan öğrencilerin dört beceride Türkçe yeterliklerini ölçüp iyileştirilmesiyle ilgili destekleri sağlarken diğer taraftan yabancılara yönelik Association of Language Testers in Europe (ALTE) gibi uluslararası kuruluşlarca da tanınan dört beceride Türkçe yeterlikleri ölçme sınavı yapabilmek olduğunu söyledi.ALTE'nin, organize ettiği etkinliklerle üye kurumların değerlendirme standartlarına uyum sağlamalarını teşvik ettiğini, denetiminden geçen kurumların dil sınavlarını onayladığını anlatan Selçuk, şunları kaydetti:'MEB, başta Dört Beceride Türkçe Sınavı olmak üzere dil becerilerine odaklanan değerlendirmeleri ile Ekim 2019 itibarıyla ALTE kurumsal üyeleri arasında yerini aldı. MEB'in 2021'deki hedefi, Dört Beceride Türkçe Sınavının yapısını ALTE'nin standartlarıyla tamamen uyumlu hale getirerek ALTE onayı almak (Q-Mark) ve kuruluşun tam üyeleri arasında yer almaktır.Bu süreçlerde büyük emek veren Bakan Yardımcım Mahmut Özer'e çok teşekkür ediyorum. Ayrıca sürece destek veren Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Sadri Şensoy ve Araştırma-Geliştirme ve Projeler Daire Başkanlığı çalışanlarına, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Burcu Eyisoy Dalkıran, Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Özgür Türk, Bakan Müşavirleri Emine Eroğlu ve Hayri Eren Suna ve bakanlık çalışanlarımıza ve dış paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.'
700 Yıllık Kilise Müze Olarak Hizmet Verecek
TRABZON (AA) - DUYGU AVUNDUK - Trabzon'un Akçaabat ilçesinde sosyal ve kültürel faaliyetlerde kullanılmak üzere restore edilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müzeye dönüştürülen 700 yıllık St. Michael Kilisesi, müze olarak kullanılmak üzere yerli ve yabancı turistlerin hizmetine sunulacak. İlçenin 1988'de büyük bölümünün kentsel sit alanı ilan edilerek tarihi dokusu korunan Ortamahalle'de bulunan 7 asırlık tarihi binanın, yaklaşık 2 yılın ardından restorasyonu tamamlandı.Akçaabat Belediyesi tarafından restorasyonu 1,5 milyon liraya ihale edilen bina, bahçe düzenlemesiyle birlikte önümüzdeki yeni turizm sezonuna yetiştirilmeye çalışılıyor.İçerisinde hem arkeoloji hem de etnografik eserleri barındıracak olan tarihi bina, önümüzdeki aylarda 'Ortamahalle Müzesi' olarak geleceğe ışık tutacak.Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilisenin 11. ve 12. yüzyıllardan günümüze kadar geldiğini söyledi.Ekim, restorasyon çalışmalarının önceki dönem belediye başkanı Şefik Türkmen zamanında başladığını ifade ederek, 'Bizim zamanımızda da tamamen bitirilmesi nasip oldu. 1,5 milyon sözleşme bedeliyle birlikte ihalesini yapmıştık.' dedi.Binanın etrafının geçmiş yıllarda tamamen gecekondu ile kaplı olduğunu dile getiren Ekim, 'Biraz meşakkatli oldu ama sonunda güzel bir yapı ortaya çıktı. İhaleden sonra binanın restorasyon işlemleri 2 yıl sürdü. Kilisenin içindeki restorasyon tamamen bitti.' diye konuştu. 'Ortamahalle'de bir nokta daha turizme hitap edecek'Ekim, binanın müzeye dönüştürülmesiyle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığıyla birlikte ortak bir proje yürüttüklerini aktararak, şunları kaydetti:'Şu anda binaya giriş için gişeler yaptırıyoruz. 2021 yılı içinde müze olarak hizmete açmış olacağız. Böylelikle Ortamahalle'de bir nokta daha turizme hitap edecek. O bölgede bizim kiliseyle birlikte konaklamalarımız, günübirlik tesislerimizde var. Mevcut restorasyon planları içerisinde o bölgede bir iki tane daha şapel var. Onların da ileriyle dönük restorasyonlarını yapıp, turizme katkı sağlayacak bir şekilde turizme ve turistlere sunmuş olacağız.' Özellikle kültür turizminde Ortamahalle bölgesi olarak söz sahibi bölgelerden biri olmak için çalıştıklarını ifade eden Ekim, 'Kilise, sokak sağlıklaştırması, günübirlik tesislerimiz, ulaşım ve teleferiğimizle birlikte bunların hepsinin hem ülke turizmine hem de bu bölge turizmine katkı sağlaması için belediye olarak elimizden geleni yapıyoruz.' dedi.Ekim, tarihi binanın içerisinde o döneme ait bazı figürler ve objelerin de olduğunu belirterek, 'Onları da sergileyeceğiz. Bir müze olduğu için bunları çeşitlendirebiliriz. Ama ilk aşamada o döneme ait onun içerisinden alınmış ve kültür varlıklarında saklanan, korunan objeler var. Onları sergileyeceğiz. Detayları çok vermek istemiyorum. İnsanlar merak etsinler ve gelip baksınlar. Salgın el verdiği sürece o bölgeyi bu yıl ki turizm sezonuna açmayı planlıyoruz.' dedi.'Çok özel ve cezbedici bir yapıya sahip'Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr. Coşkun Erüz ise müze olarak hizmet verecek olan binanın, Bizans döneminin özgün mimarisi, dış cephe işlemeleri ve zemin mozaikleri ile çok özel ve cezbedici bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.Erüz, müze bahçesinin de sosyal ve kültürel faaliyetler açısından kullanılmasına uygun olduğunu da vurguladı.
Reklam
Van'da 17 Evden Su Sayacı Çalan 4 Şüpheli Tutuklandı
VAN (AA) - Van'da 17 evden su sayacı çaldıkları iddiasıyla yakalanan 4 şüpheli tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, merkez ilçelerde bir ayda 17 evden su sayacı hırsızlığı gerçekleştiren şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliğinde görevli polislerden oluşturulan ekip, şüphelilerin tespit edilmesi ve yakalanması için olayların yaşandığı bölgelerdeki güvenlik kamera kayıtlarını inceledi.Çalışmalar sonucu eşkalleri belirlenen şüphelilerden İ.Ö. ve N.İ. Bostaniçi Mahallesi'nde kullandıkları araçta, U.T. ile Ç.T. ise sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu dönemde Cumhuriyet Caddesi'ndeki ara sokakta yakalandı.Araçta yapılan aramada, 2 tabanca, 7 fişek ve bir miktar uyuşturucu bulundu.İşlemlerin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Malatya Ve Gaziantep'te Kovid-19 Tedbirlerini İhlal Eden 318 Kişiye Para Cezası
MALATYA/GAZİANTEP (AA) - Malatya ve Gaziantep'te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal eden 318 kişiye para cezası kesildi. Malatya genelinde devam eden Kovid-19 tedbirlerine yönelik denetimler kapsamında dün maske takmayan 1, sosyal mesafe kuralını ihlal eden 6, sokağa çıkma kısıtlamasına uymayan 21 kişiye para cezası uygulandı.İzolasyon kuralını ihlal eden 2 kişi ise yurda yerleştirildi.Öte yandan, 351 iş yeri ile 157 toplu taşıma aracında denetim yapan ekipler, kurallara uymadığı belirlenen 1 iş yeri ile 9 araca işlem yaptı.GaziantepGaziantep İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre kent genelinde Kovid-19 tedbirlerine yönelik denetimler sürüyor.Bu kapsamda, dün kent genelinde gerçekleştirilen denetimlerde, sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 172, sosyal mesafe ve maske kullanma kurallarını ihlal eden 118 kişiye para cezası uygulandı.Ayrıca, sosyal mesafe ve maske kullanma kurallarını ilk kez ihlal ettiği belirlenen 115 kişi de ikaz edildi.Denetlenen 127 iş yerinde herhangi olumsuzluğa rastlanmadı.
Reklam
"Turizmin Başkenti"Nde Kayak Sezonu Açıldı
ANTALYA (AA) - Her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği Antalya'da, Beydağları üzerine kurulu Saklıkent Kayak Merkezi'nde kayak sezonu açıldı. Bakırlıtepe mevkisine 1971'de dönemin Valisi Hüseyin Öğütçen öncülüğünde kurulan kayak merkezinde dün kar yağışı etkili oldu.Kar kalınlığının istenilen seviyeye ulaşması üzerine pistlerde çalışma yapılarak, kayak tutkunlarının hizmetine sunuldu. Acemi, orta seviye ve profesyoneller için 4 pistin bulunduğu Saklıkent'te, kayakseverler 5 kilometre kesintisiz kayak ve snowboard yapabiliyor.Yeni kayak odası açılarak, tüm kayak malzemelerinin yenilendiği, 6 milyon liralık yatırımla pistlerden tesisteki halatlara ve telesiyeje kadar yenilenen bölgede, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri de alındı.'Kar kalınlığı 30 santimetreyi geçti'Saklıkent Kayak Kompleksi Genel Müdürü Hasan Sevindi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kar kalınlığının 30 santimetreyi geçtiğini söyledi.Araçlarla pistlerdeki karın ezilerek, kayak için hazırlandığını ifade eden Sevindi, 'Kar bu yıl biraz geç geldi. Dört pistte de kayak yapılabiliyor. Kayak tutkunlarını bekliyoruz. Güzel bir sezon geçmesini umuyoruz.' dedi.
Osmaniye'de Otomobil İle Motosikletin Çarpışması Güvenlik Kamerasında
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'de, otomobil ile motosikletin çarpışması bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.Cevdetiye beldesi Kanalboyu Kavşağı'nda bir motosiklet ile otomobil çarpıştı.Çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde, çarpışma ve ardından motosiklet sürücüsünün yere düşmesi yer alıyor.Ağır yaralanan sürücünün, Osmaniye Devlet Hastanesi'nde tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Telafer'de Deaş'ın Tahrip Ettiği Yüzlerce Ev Onarılmayı Bekliyor
KERKÜK (AA) - ALİ MÜKERREM GARİP - Türkmenlerin yoğunlukta yaşadığı Irak'ın Musul kentine bağlı Telafer'de terör örgütü DEAŞ'ın saldırılarında tahrip olan 650 ev onarılmayı bekliyor. Irak Türkmen Cephesi Musul Milletvekili Lilyen Muhammed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak'ın en büyük ilçesi Telafer'in DEAŞ'tan kurtarılmasının üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala yüzlerce evin kullanılamaz durumda olduğunu söyledi.Muhammed, 3 yıl boyunca DEAŞ'ın kontrolünde kalan Telafer ilçesi ile ilçeye bağlı İyaziye nahiyesinde yaklaşık 650 hanenin yaşanılamaz halde olduğunu belirtti.Altyapı kötü durumda, su ve elektrik verilemiyorSöz konusu bölgelerde altyapının hala çok kötü durumda olduğuna dikkati çeken Muhammed, su ve elektrik gibi en temel hizmetlerin verilemediğini ifade etti.Türkiye'nin yanı sıra Irak'ın Necef, Kerbela ve Kerkük kentlerinde hala binlerce Telaferli göçmen bulunduğu aktaran Muhammed, 'Bağdat hükümetinden 2021 yılı imar ve kalkınma projelerinde Telafer ilçesi ve ilçeye bağlı nahiye ile köylere öncelik vermesini istiyoruz.' dedi.İç göçmen olup Telafer'e geri dönen her aileye hükümetin yaklaşık 1000 dolar teşvik desteği verdiğine işaret eden Muhammed, bu miktarın ailelerin yıkılan evlerini onarmaları için oldukça yetersiz kaldığını belirtti.Muhammed, Irak Meclisinde Türkmen milletvekilleri olarak bu bölgelerin imarı için defalarca yardım paketi talebinde bulunduklarını ancak yanıt alamadıklarını aktardı. Uluslararası imar ve kalkınma örgütlerinden yardım bekleniyorÜlkedeki siyasi ve ekonomik krizler nedeniyle Bağdat hükümetinin yıkılan evlerin imarı meselesinin üstesinden gelemediğini savunan Muhammed, bu konuda uluslararası imar ve kalkınma örgütlerinden yardım beklediklerini dile getirdi.Terör örgütü DEAŞ, Haziran 2014'te Irak'ın üçte birine tekabül eden Musul, Enbar ve Salahaddin vilayetleriyle Diyala ve Kerkük'ün bir kısmını ele geçirmişti.Irak güvenlik güçleri ile DEAŞ mensupları arasındaki şiddetli çatışmalarda Musul'a bağlı Telafer ilçesi, İyaziye nahiyesi ve yüzlerce köyde büyük yıkım yaşanmıştı.Dönemin Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, bilançosu çok ağır olan askeri operasyonlar neticesinde 18 Aralık 2017'de DEAŞ'ın ülkedeki varlığının sonlandırıldığını duyurmuştu.
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut Gaziantep'te Ziyaretlerde Bulundu:
GAZİANTEP (AA) - Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Gaziantep'te Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı'nı ziyaret etti. Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, kentteki programı kapsamında ilk olarak Gaziantep Valiliğine geldi. Burada şeref defterini imzalayan Meyer-Landrut, daha sonra Vali Davut Gül ile basına kapalı görüşme yaptı.Meyer-Landrut, daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'i ziyaret etti. Burada gazetecilere açıklama yapan Meyer-Landrut, Türkiye'de göreve yeni başladığını söyledi.Sorunları yerinde görmek ve çözüm bulmak için geldiklerini ifade eden Meyer-Landrut, şöyle konuştu:'Burada sizinki gibi bir belediye için böyle bir mülteci göçünün ne demek olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Tabii ki sahada durumu görmek ve sizlerle bu durumdan etkilenen insanlarla konuşmak bizim için son derece önemli. İş birliğimiz açısından 2016'da söz vermiş olduğumuz 6 milyar avro destek paketinin sözleşmeye bağlandığını söyleyebiliriz. Bu aşamada artık projelerin hayata geçirilmesi, özellikle en çok etkilenen belediyeler ve illerde projelerin hayata geçirilmesini bekleyeceğiz.'Yerel yönetimler ile çalışmanın önemine değinen Meyer-Landrut, şunları kaydetti:'Önümüzdeki zamanlarda neler yapabiliriz, bu yönde çalışmalarımız olacak. Cumhurbaşkanlığı ve Avrupa Birliği düzeyinde olumlu bir gündem hayata geçirmek için istek ve irade ortaya konulduğunu görüyoruz. Siyasi düzeyde tabii ki bu önemlidir. Bunların hayata geçirilmesini umut ediyoruz. Avrupa Birliğince bu yönde bir siyasi karar alındığı zaman iş birliği açısından en acil olan konular ve ihtiyaçlar nelerdir, bunları yerel idarelerden, sizlerden, belediyelerden duymaya ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışacağız.'Fatma Şahin ise ziyaretten duyduğunu memnuniyeti dile getirerek, beraber çalışmanın olumlu sonuçlar doğuracağını ifade etti.İkili daha sonra basına kapalı görüşme gerçekleştirdi.
Reklam