Fransa'nın "Özür Dilemeksizin" Hazırlattığı Raporla Sömürge Geçmişiyle Yüzleşme Çabası Cezayir'de Tepkiyle Karşılandı
CEZAYİR (AA) - HÜSAMEDDİN İSLAM / ENES CANLI - Fransa'nın, özür dilemeksizin Cezayir'deki sömürge geçmişiyle yüzleşme çabası, 'tarihin saptırılması' ve 'cellatla kurbanı bir tutma' girişimi olarak değerlendirildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız tarihçi Benjamin Stora'yı Temmuz 2020'de 'sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı' konusunu araştırarak 'iki halk arasında uzlaşıyı' sağlamak üzere görevlendirdi. Elysee Sarayı, Macron'un 20 Ocak 2021'de raporu teslim aldığını, bu konudaki çalışmaları sürdürmek istediğini ve bu raporun ışığında bazı inisiyatifler alacağını açıkladı.Rapor sonucunda iki ülke arasındaki geçmişin daha geniş biçimde aydınlatılması için bir 'hakikat komisyonu' kurulması tavsiye edildi. Stora'nın çalışmasında Fransa'daki eğitim müfredatının değiştirilmesi, sömürge tarihine ilişkin arşivlerin bilim adamlarına açılması gibi tavsiyeler yer aldı. Macron, Cezayir sömürge geçmişi konusunda kendisinden önceki altı cumhurbaşkanından daha ileri gitmesine rağmen rapor Cezayir'in öncelikli talebi olan Fransa'nın sömürge dönemine ilişkin resmi bir özür dilemesinin aksine tavsiyede bulundu. Bunun üzerine, Macron'un makamından sömürge konusunda özür dilemeyeceğinin resmi olarak belirtilmesi, Kuzey Afrika ülkesinde yoğun tepkiyle karşılandı. Stora raporunda, özrün aksine bu konuda atılacak somut adımların normalleşmeyi teşvik etmek için daha etkili olacağını savundu. Stora, raporunda, çalışmasının 'Fransa'nın sömürge geçmişi ve Cezayir savaşının geride bıraktığı konularda kapağı kaldırmayı amaçladığını' belirterek, 'Eğer ki tüm kapakları birer birer kaldırırsanız, sömürgenin hakiki tarihine bir genel bakış elde edersiniz.' ifadelerine yer verdi. Raporda, Fransa'nın uzunca süredir tam manasıyla kabul etmediği Cezayir'deki nükleer denemeleri itiraf etmesi gibi yeni unsurlar bulunmasına rağmen, Fransız sömürge ordusunda görev yapan 'Harki' Cezayirlilerin ülkelerini ziyaret etmesi ve her yıl 25 Eylül'de bunların anılması gibi unsurlar Cezayirliler tarafından eleştirildi. Cezayir, Fransız sömürge idaresinin ülkeden ayrılırken Cezayir'in Osmanlı dönemine de ait yüz binlerce evrakı kaçırdığını ve bunların iadesini vurgularken, raporda tarih arşivlerinin açılmasından bahsedilirken bunların iadesi konusunda sessiz kalınması dikkat çekti.-Cezayirli yetkili: 'Rapor elimize ulaşmadı'Cezayir Cumhurbaşkanlığı Sömürge Geçmişi'nden Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, yerel basına yaptığı açıklamada, raporun kendilerine resmi yollardan gönderilmediğini ve ülkeler arasındaki ilişkilerin basında çıkan raporlardan yürütülemeyeceğini söyledi. Şeyhi, 'Rapor elimize resmi yollardan ulaştığı zaman yanıt vereceğiz.' dedi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya'da tedavi gören Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile yaptığı telefon görüşmesinde, 'iki ülkeyi ilgilendiren ortak geçmiş ve çıkarlar konusunda birlikte çalışma' arzusunu aktardı.Cezayir Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre, Tebbun da tedavisinin tamamlanmasının ardından ülkesine döndüğünde bu konuyla ilgileneceğini söyledi ancak açıklamada rapora herhangi bir referans verilmedi.-Cezayir kamuoyu rapora sert tepki gösterdi Fransa'nın travmatik sömürge dönemine ilişkin söz konusu rapora Cezayir'in siyaset, basın, sivil toplum ve entelektüel çevreleri ortak tavır gösterdi. Cezayirli İslami eğilimli Barış Toplumu Hareketi Lideri Abdurrezak Mukri, rapora ilişkin açıklamasında, 'Raporu okuduğunuzda, sanki 'aynı toprak üzerinde hak sahibi iki ayrı grubun savaşından' bahsediyor gibi hissediyorsunuz. Rapor, sanki insanlığın tanıdığı en kötü işgallerden birini anlatıyor gibi değil.' İfadelerini kullandı. Cezayir Üniversitesi'nden tarihçi Prof. Dr. Mevlüd Uveymer, rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 'tarihçi Stora'nın Fransız ve Cezayirli siyaset ve bilim dünyasından isimlerle görüşmelerine, çoğu da Fransızca kaynaklarda yayınlanmış bilgilere dayanarak bu raporu hazırladığını' söyledi. Raporda yeni bir unsura rastlamadığını belirten Uveymer, çalışmanın Fransa'daki seçim dönemi öncesinde 'aceleyle' hazırlandığına dikkati çekti. Cezayirli tarihçi, Stora'nın raporunda sadece ülkesinin bağımsızlık savaşı başlattığı dönem 1954-1962 yılına odaklandığına işaret ederek, 'Stora, raporunda Cezayir toplumunun mülkiyetine ve unsurlarına 132 yıl boyunca el konulmasına değinmedi. Tüm sömürgeyi sadece 20. yüzyıla indirgedi.' dedi.Aynı şekilde, Cezayirli tarih araştırmacısı Lizaher Bugambuz da raporun 'cellatla kurbanını bir tuttuğunu' ifade ederek, 'Stora'nın raporu, sömürge şiddetini Cezayirli bağımsızlık savaşçılarının ülkesini savunmasına bağlayarak geçmişi saptırıyor.' ifadelerini kullandı.Raporun Cezayir'i uzaktan yakından ilgilendirmediği yorumunu yapan Bugambuz, 'tarih kitaplarının kaydettiği biçimde Fransa'nın Cezayir'de milyondan fazla kişiyi infaz ettiği sömürge geçmişini resmi olarak tanıması, özür dilemesi ve kurbanlara tazminat ödemesi gerektiğini' belirtti. Bugambuz, geri kalan unsurların ikincil olduğunu ve iki ülke arasındaki ortak komitelerin bununla ilgilenebileceğini paylaştı. -Stora, Cezayir basınına raporu savundu Raporu kaleme alan Fransız tarihçi Stora, Cezayir'de Fransızca yayın yapan bir gazetedeki makalesinde, Cezayir tarafının en çok tepki gösterdiği resmi özüre işaret etti. Stora, 'Özür beyanları, bir an dile getirilip daha çok derin bir sorunu ertesi gün giderecek sözcükler değildir.' ifadelerine yer verdi.Fransa ve Cezayir arasındaki geçmişe ilişkin yeni bir metodoloji üzerinde çalıştığını savunan Stora, eğitim ve kültür aracılığıyla iki tarafın birbirini daha iyi tanıması amacı güttüğünü paylaştı.Fransa'nın Afrika kıtasındaki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir, 1954'te bağımsızlık mücadelesine başladı. Cezayir, 8 yıl süren bağımsızlık mücadelesiyle bu uğurda en ağır bedel ödeyen ülkelerden biri kabul edilirken, yaşanan büyük acılar Fransa'nın Afrika'dan çekilirken bıraktığı 'kara leke' olarak tarihe yazıldı. Ülkede yıllar süren insanlık dışı savaşta yaklaşık 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden oldu.Fransız tarihçinin de raporunda yer verdiğine göre, Fransa Cezayir topraklarında 17 ayrı nükleer deneme yaptı ve Fransız güçlerinin bu topraklara döşediği mayın ve patlayıcılar binlerce Cezayirlinin canına mal oldu.
Tanzanyalı Belediye Başkanı, Meclis Üyelerine Maskelerini Çıkarmalarını Emretti
İSTANBUL (AA) - Tanzanya'da bir şehrin belediye başkanı, bölgesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını olmadığını ileri sürerek toplantıya katılan meclis üyelerine maskelerini çıkarmalarını emretti. Kovid-19 salgınını hafife aldığı için eleştirilere maruz kalan ve aşılama planları olmadığını açıklayan Tanzanya yönetimi, şimdi de maske takanlara tepki göstermeye başladı. The Citizen gazetesinin haberine göre, Kilimanjaro bölgesinin başkenti Moshi'nin belediye başkanı Juma Raibu Juma, şehirde virüsün olmadığını ileri sürerek toplantıya girdiği meclis üyelerinden maskelerini çıkarmalarını istedi. Juma, 'Oturumumuza başlamadan önce maske takan herkesten ayağa kalkmalarını rica ediyorum. Maskelerinizi çıkarın, şehrimiz güvenli. Ben belediye başkanı olarak maske takmıyorum buna rağmen sizin takıyor olmanız kendinizi çok fazla sevdiğiniz anlamına geliyor.' diye konuştu. Belediye başkanının verdiği sözlü emre tüm meclis üyelerinin uyduğu belirtildi.'Aşılar tehlikelidir'Tanzanya Devlet Başkanı John Magufuli, 27 Ocak'ta, halkı yabancı devletlerin ürettiği Kovid-19 aşılarına karşı uyarmıştı. Ülkesinde Kovid-19 salgını olmadığını yineleyen Magufuli, 'Aşılar tehlikelidir. Eğer beyaz adam aşı bulabiliyor olsaydı şimdiye kadar AIDS için aşıyı bulmuş olmalıydı, veremin aşısını, sıtmanın aşısını...' ifadesini kullanmıştı. Kovid-19 vakalarına ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşmayan Tanzanya, Madagaskar'ın Kovid-19'a karşı geliştirdiği bitkisel ilacı satın alan ilk ülkelerden biriydi.Magufuli'nin daha önce laboratuvara gizlice insan isimleri vererek hayvan, meyve ve yağ örnekleri gönderdiğini ve bir papaya ve keçinin sonuçlarının pozitif çıktığını söylemesi ülkede gündem olmuştu.
İzmir'de Ağaca Çarpan Otomobildeki 2 Kişi Öldü, 3 Kişi Yaralandı
İZMİR (AA) - İzmir'in Ödemiş ilçesinde otomobilin ağaca çarpması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı.Ödemiş'ten Kayaköy Mahallesi'ne giden Erhan Abacı (23) idaresindeki 35 SH 605 plakalı otomobil, Demircili Mahallesi Tahtacıkuyu mevkisinde yol kenarındaki zeytin ağacına çarptı. Otomobildeki Emre Başol (23) ve Sergen Metin (24) kaza yerinde yaşamını yitirdi, sürücü Arabacı, Onur Karahayıt (24) ve İsmail Tosun (21) yaralandı.Yaralılar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Servis ekiplerince Ödemiş Devlet Hastanesine kaldırıldı.Demircili Mahallesi Muhtarı Ülkü Coşkun, gazetecilere, kaza haberini duyunca olay yerine gittiklerini söyledi. Coşkun, 'Otomobil adeta demir yığınına dönmüş durumdaydı.' dedi.Öte yandan, otomobildeki 5 kişinin çalışmak için çiçek serasına gittiği öğrenildi.
Kapadokya'da "Kar Beyaz" Güzellik
NEVŞEHİR (AA) - Peribacaları, kayadan oyma tarihi şapel ve kiliseleri, yeraltı yerleşim alanlarıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Kapadokya bölgesi, gece etkili olan kar yağışıyla beyaza büründü.Yaklaşık bir saat yağan kar, Ürgüp, Göreme, Zelve, Paşabağları, Uçhisar ve Çavuşin'deki peribacalarına ayrı güzellik kattı.Yerli ve yabancı turistler karla kaplanan peribacaları ile doğal kaya oluşumlarının önünde fotoğraf çektirdi.Göreme ve Uçhisar'daki vadilere renk katan güvercinlerin, beyaz örtüyle buluşan peribacaları arasında uçması güzel görüntü oluştururken, esnaf aç kalmamaları için kuşlara yem verdi.Ordu'dan arkadaşlarıyla Kapadokya'ya gelen Uğur Büyüköksüz, AA muhabirine, bölgede karla karşılaşmanın sürpriz olduğunu belirtti.Kapadokya'da doğanın sunduğu manzaranın doyumsuz seyir keyfi yaşattığını ifade eden Büyüköksüz, 'Geçen yıl yaz sezonunda gelmiştim. Yazın ayrı bir güzelliği var, kar yağınca da muhteşem görüntüye bürünüyor. Dün gece kar yağınca burayı beyazlar içinde görmek de nasip oldu. Ülkemizin çok farklı güzellikleri var ama Kapadokya bambaşka manzaraya sahip. Herkesin görmesini tavsiye ederim.' diye konuştu.Peribacaları arasında gezinti yapan ABD'li turist Tiffany Butler de ilk kez geldiği Kapadokya'nın doğal, tarihi ve kültürel dokusuna hayran kaldığını söyledi.
Tkyb, Türkiye'nin İlk Düşük Karbonlu Ekonomiye Geçiş Tahvil İhracına Aracılık Etti
İSTANBUL (AA) - Sürdürülebilir kalkınmaya sağladığı destek ve sorumlu bankacılık anlayışıyla çalışmalarına 2021’de de devam eden Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), 200 milyon TL tutarındaki Türkiye’nin ilk düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvil ihracına aracılık etti.Bankadan yapılan açıklamaya göre, TKYB, Türkiye’nin en yoğun endüstriyel bölgesi olan Kuzey Marmara’da doğalgaz dağıtımı yapan Palgaz’ın, 200 milyon TL tutarındaki Türkiye’nin ilk düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvil ihracında münhasır finansal danışman olarak görev aldı.Satış aracılığı Ziraat Yatırım Menkul Değerler tarafından yürütülen ihracın, sürdürülebilirlik çerçevesi, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası ve Metsims Sustainability Consulting tarafından oluşturuldu.UNDP İstanbul International Center for Private Sector in Development (IICPSD), düşük karbonlu ekonomiye geçiş çabalarını desteklemek amacıyla özellikle küresel uygulamaları paylaşarak çerçeve geliştirme sürecine katkı sağladı.'Bizim içim ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağı'Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, 'Yatırım Bankacılığı çatımız altında hem özel sektör hem de kamu kuruluşlarına finansal danışmanlık hizmetleri veriyor, firmaların farklı finansman kaynaklarına erişimine aracılık ediyoruz. Ülkemizin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine önemli bir katkı sağlayan bu yatırım ile Palgaz, 5,3 milyar kWh temiz ve yenilebilir enerji üreterek, karbon salınımında mevcut duruma göre yüzde 63 azalma kaydedecek. Sürdürülebilir finans konusunda pek çok ilki gerçekleştirmiş bir banka olarak, ülkemizin ilk düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvil ihracında görev almak bizim içim ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağıdır.' ifadelerini kullandı.'Kredi portföyümüzün yüzde 63’ü sürdürülebilirlik temalı projelerden oluşuyor'İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma için en kalıcı çözümün düşük karbon ekonomisine geçmek olduğunu belirten Öztop, 'Banka olarak, düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda pek çok yenilikçi çözüm sunuyoruz. Sadece finansal riskleri değil çevresel ve sosyal riskleri de kredi süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Kredi portföyümüzün yüzde 63’ü sürdürülebilirlik temalı projelerden oluşuyor. Özellikle GES, RES, JES ve Biyogaz projelerini büyük bir titizlikle takip ediyor ve hayata geçirilmelerine destek oluyoruz. 31 Aralık 2020 itibarıyla kurulu gücü 2.811MW olan 295 adet enerji yatırım projesine yaklaşık 9,5 milyar TL tutarında finansman desteği sağladık. Bundan sonra da bu hassasiyetle tematik sermaye piyasası ürünlerinin yaygınlaşmasında öncü rol üstlenerek, düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvili ve yeşil tahvil çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz.' bilgilerini verdi.'Yatırımımız ile karbon salınımında yüzde 63 azalma olacaktır'Palmet Enerji Grubu Mali İşler Direktörü (CFO) Bora Kıraç da, 'Daha önce olduğu gibi sermaye piyasalarında ve sektörümüzde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası ile yine bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. İhraçtan elde edilen 200 milyon TL’lik fon ile gerçekleştirmeyi planladığımız yatırım neticesinde, CO2 emisyonunu mevcut duruma göre 1,9 milyon ton düşürmüş olacağız. Bu yatırımımız ile karbon salınımında yüzde 63 azalma olacaktır. Farklı finansman kaynaklarına erişim sağlayarak yaptığımız yatırımlarımız hız kesmeden devam edecektir. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uygun olarak yaptığımız yatırımların iklim değişikliği ve hava kirliliği ile mücadele başta olmak üzere insanların ve toplumun daha iyi standartlarda yaşamasını sağlayan, sürdürülebilir az karbonlu ekonomiye geçiş için kaldıraç etkisi yaratacağını düşünüyoruz.' değerlendirmesini yaptı. Ziraat Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü Uğur Boğday ise konuyla ilgili olarak, 'Daha temiz bir çevre ve sürdürülebilir ekonomiye geçiş sürecine büyük katkı yapacağına inandığımız, ülkemizin ilk düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvil ihracına aracılık etmekten büyük mutluluk duyduk. Sektörün de bu tip ürünlere ilgi göstermesi bizi ayrıca sevindirmiştir. Bu yöndeki projelere destek vermeye devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Çin Aşısını Tercih Edecek
BUDAPEŞTE (AA) - Macaristan Başbakanı Viktor Orban, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı Çin aşısını tercih edeceğini söyledi.Orban, devlet radyosu Kossuth'taki haftalık konuşmasında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Ülkedeki aşı programının iyi yürüdüğünü, sağlık çalışanları ve bakımevi sakinlerine yönelik aşı programının tamamlandığını ifade eden Orban, gelecek hafta itibariyle ise kayıt yaptıran diğer vatandaşların aşılanmasına başlanacağını söyledi.Orban, bugüne kadar 2 milyon kişinin aşı olmak için kayıt yaptırdığını belirterek, ülkesinin yakın zamanda Çin'den aşı alımı konusunda anlaşma imzalayacağını, kendisinin de Çin aşısına güvendiğini ve bu yüzden Çin aşısını bekleyeceğini anlattı.Avrupa Birliği'nden (AB) yeterli miktarda aşı gelmediğini hatırlatan Orban, bu yüzden farklı kaynaklardan aşı temin etmeye çalıştıklarına işaret etti. Orban, halihazırdaki plana göre mart sonuna kadar 880 bin kişiyi aşılayabileceklerini, Çin aşısının gelmesi durumunda ise bu sayının iki katına çıkabileceğini kaydetti.Macaristan'da 28 Ocak itibarıyla 187 bin 508 kişiye aşı uygulandı.Macaristan Sağlık Bakanlığının paylaştığı verilere göre, son 24 saatte 1459 yeni vaka tespit edildi, toplam vaka sayısı 364 bin 909'a, hayatını kaybedenlerin sayısı 83 artışla 12 bin 374'e çıktı.
İstanbul'daki Kaçak Alkol Ve Sigara Operasyonlarında 7 Kişi Yakalandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, 3 bin 210 litre kaçak alkol ile 1 ton 414 kilo kaçak nargile tütünü ele geçirildi.İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Üsküdar ve Avcılar'da dezenfektan ve kolonya üretme bahanesiyle kiralanan depoların alkol imalathanesine dönüştürüldüğü ve buralarda sahte içki üretilip piyasaya sürüldüğü bilgisi üzerine çalışma başlattı.Belirlenen adreslere 27-28 Ocak'ta operasyon düzenleyen ekipler, 4 şüpheliyi gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda 3 ton 210 litre kaçak alkol, 792 boş alkol şişesi, 520 boş bidon, 1650 alkol şişesi kapağı ele geçirildi.Ayrıca Küçükçekmece'de, merdiven altı olarak tabir edilen bir iş yerine gerçekleştirilen operasyonda, 3 şüpheli yakalandı.İş yerinde yapılan aramada, 1 ton 414 kilo 450 gram kaçak nargile tütünü, 254 bin 200 makaron, 61 kilo sigara tütünü, 230 paket sigara, 32 bin doldurulmuş makaron, 985 puro, 51 bin 440 sigara filtresi, 42 elektronik sigara makinesi ve 50 elektronik sigara aparatı ele geçirildi.Gözaltına alınan 7 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Reklam
Tbmm Başkanı Şentop, Misak-I Milli Anma Programı'nda Konuştu: (1)
İSTANBUL (AA) - TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 'Milli mücadelemizin mazlum milletlere emsal olması, Cezayir, Fas, Tunus, Vietnam, Çin gibi çok değişik coğrafyada bulunan ülkelerde hala ders kitaplarında okutulması milletimizin ne kadar büyük bir iş başardığını göstermesi bakımından önemlidir.' dedi. Şentop, TBMM'nin himayesinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) iş birliğinde 'Bir Asrı Geçen Birikimle Misak-ı Milli'ye Yeniden Bakmak' temasıyla MSGSÜ Fındıklı Yerleşkesinde düzenlenen Misak-ı Milli Anma Programı'nda konuştu. Şu anda her köşesi tarih kokan bir mekanda bulunulduğunu dile getiren Şentop, bulunulan mekanın ilk parlamento olan Meclis-i Mebusan'a yedi yıl hizmet veren bina olduğunu söyledi. Toplantının düzenlediği salonun, Meclis-i Mebusan'ın istikbale matuf sonuçları olan Misak-ı Milli'nin kabul edildiği salon olduğunu aktaran Şentop, 'Misak-ı Milli'nin kabulü, milli mücadele tarihimiz açısından son derecede önemli olmasına rağmen maalesef mahiyeti ve tarihi önemi üzerinde hakkıyla durulmamıştır. Oysa Misak-ı Milli; milletimizin haklı mücadelesinin gerekçelerini ve yöntemini açıkça ortaya koyduğu, tüm dünyaya ve özellikle işgalci emperyal güçlere karşı ilan ettiği bir istiklal bildirisidir.' diye konuştu.Şentop, Misak-ı Milli'nin ülkenin istiklal ve istikbalinin kuruluşunun resmi belgesi olduğunu, milletin egemenliğini şahsında cisimleştiren Meclis tarafından alınmış bir karar olması sebebiyle de meşruiyetinin tartışmasız, benzersiz olduğunu söyledi. Öyle ki Misak-ı Milli ile ortaya konulan gerekçe ve yöntemlerin, milletin kendi varlığını ve bağımsızlığını koruma konusunda çizdiği sınırların, emperyalizmin zulmü altında yaşayan birçok millete örnek olduğuna işaret eden Şentop, ezilenler coğrafyasında özgürlük ve bağımsızlık ateşinin yanmasını sağladığını söyledi. Şentop, 'Milli mücadelemizin mazlum milletlere emsal olması, Cezayir, Fas, Tunus, Vietnam, Çin gibi çok değişik coğrafyada bulunan ülkelerde hala ders kitaplarında okutulması milletimizin ne kadar büyük bir iş başardığını göstermesi bakımından önemlidir.' ifadelerini kullandı. 'Misak-ı Milli ile milli mücadelenin hedefi ve gayesi belirlenmiştir'TBMM Başkanı Mustafa Şentop, fertlerin, toplumların ve devletlerin tarihine ve talihine tesir eden, kılavuzluk eden önemli anlar ve kararlar olduğunu belirterek, o anlardan birinin Meclis-i Mebusan'ın 28 ocak 1920 tarihli oturumu olduğunu söyledi.Şentop, 'Misak-ı Milli, milli yeminle milli mücadelenin hedefi ve gayesi belirlenmiştir. Meclis-i Mebusan üyeleri Misak-ı Milli ile yemin ettiklerinde dünya ve ülkemiz yangın yeriydi. tarihte kurduğumuz en kudretli devletimiz son demlerini yaşıyordu. Bir tarafta korku, diğer tarafta ümit hakimdi. Yüzlerce yıl kendini en güçlü gören milletimiz istiklalinden ve istikbalinden mahrumiyet tehlikesiyle karşı karşıya idi.' diye konuştu.Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, dünyada artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının görüldüğünü ifade eden Şentop, uluslararası düzenin yeniden tanzim edilmesinin söz konusu olduğunu söyledi.Şentop, Anadolu'nun işgal edildiği yıllarda, yeryüzünde hür ve bağımsız tek bir Müslüman devlet olmadığını belirterek, şunları kaydetti:'Kazandıkları Birinci Dünya Savaşı ile 850 yıllık bir hesabı toptan görme imkanı yakaladıklarını düşünüyorlardı. Bunun ilk adımını da 30 Ekim 1918'de imzaladığımız Mondros Mütarekesi ile attılar. Bizim ateşkes dediğimiz anlaşmayı, onlar Anadolu'yu hiçbir dirençle karşılaşmadan işgal etmenin belgesi olarak değerlendirmek istediler. Amaçlarına ulaşmak için her aracı kullanmayı mübah gördüklerinden, Osmanlı Devleti'ne istedikleri şartları kabul ettirmek üzere işgal ve istilayı baskı olarak kullandılar. Bunun için de ateşkes anlaşmasından bir hafta sonra İzmir kıyılarına gemileriyle yanaştılar. İki hafta sonra gemilerini Dolmabahçe Sarayı'nın karşısında demirlediler. Devam eden süreçte de akın akın Anadolu'yu istila etmeye başladılar. Esasında beklenen bir durumdu. İmza edilecek anlaşma ile vatanın işgal edileceği öngörülebiliyordu. Meselenin gelişme istikametini hemen fark eden milletimiz de harekete geçti.''Paris Konferansı'nı iyi değerlendirmek gerekiyor'Bu doğrultuda ilk etapta mahalli kanaat önderlerin, askerlerin, medrese hocalarının, doktorların, sivil yöneticilerin, eşrafın ileri gelenlerinin harekete geçtiğini, sivil direniş teşkilatlarını onlardan başkasının kurmasının mümkün olmadığını, dönemin sosyolojisi başka bir seçenek sunmadığını, ilk teşkilatlanmaya Trakya'da gidildiğini anlatan Şentop, Mondros Mütarekesi'nden üç gün sonra 2 Kasım 1918'de Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulduğunu aktardı. Şentop, ardından Kars İslam Şurası, Ardahan, Trabzon, İzmir, Alaşehir, Balıkesir, Nazilli, Muğla kongrelerinin toplandığını, Mustafa Kemal Şaşanın milli mücadeleyi başlatmak için Samsun'a ayak basmasından önce başlatılan kongrelerin, devam eden süreçte Erzurum ve Sivas kongrelerinin zeminini hazırladığını belirtti. Şentop, Anadolu'da istiklal ve hürriyet mücadelesi devam ederken, 18 Ocak 1919'da Paris Konferansının toplandığını, bu konferansı ulusal ve uluslararası boyutuyla iyi değerlendirmek gerektiğini dile getirerek, 'Ulusal boyutu bizi ve bizimle birlikte yaşayan Rumları, Kürtleri, Arapları, Ermenileri ve Yahudileri ilgilendiriyordu. Uluslararası boyutu bütün dünyayı ilgilendiriyordu. Çünkü Ocak 1920'ye kadar süren konferansta devletlerin ve milletlerin geleceği, yeni dünya düzeninin esasları görüşüldü. Bu sebeple Ocak 1919'dan, Haziran 1919'a kadar devletlerin ve milletlerin gözü, kulağı Paris'teydi.' diye konuştu. 'Erzurum Kongresi'nde Anadolu'yu aralarında pay edenlere mesaj verilmiştir'Misak-ı Milli'yi anlamak için Paris Konferansı ve sonrasında toplanan Londra Konferansı görüşme ve kararlarını bilmek gerektiğine vurgu yapan Şentop, Osmanlı Devleti'nin mirasına konmak isteyen Rumlara, Ermenilere, Araplara, Yahudilere ne istediklerinin sorulduğunu söyledi. Şentop, Yunanistan'ın, isteklerini 3-4 Şubat 1919'da 10'lar Konseyi'ne sunduğunu, Batı Anadolu, Trakya ve Ege adalarını istediğini, isteklerini de Wilson Prensipleri'ne dayandırdığını, Batı Anadolu ve Trakya'da nüfus çoğunluğuna sahip olduklarını iddia ettiklerini ifade etti.Konferansta yaşanan diğer gelişmeleri de anlatan Şentop, Milli Mücadele'nin safhalarının Paris Konferansıyla paralel bir süreci takip ettiğini söyledi. Mustafa Kemal Paşa'nın milli mücadeleyi başlatmak üzere Samsun'a gidişini, Amasya'da yayımlanan genelgeyi, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarını Paris Konferansı görüşmeleriyle birlikte değerlendirmek gerektiğine işaret eden Şentop, 22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya genelgesinde 'Milletin istiklalini, milletin azim ve kararı kurtaracaktır' sözünün, Paris Konferansından sonuçları itibarıyla lehe bir sonuç çıkmayacağına kanaat getirilmesi sebebiyle söylendiğini aktardı. Şentop, '23 Temmuz 1919'da toplanan Erzurum Kongresi'nde alınan kararlarla Anadolu'yu aralarında pay edenlere mesaj verilmiştir. 'Milli sınırlar içinde bulunan vatan bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.' 'Manda ve himaye kabul olunamaz.' 'Hristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez.' ifadelerini kullandı. (Sürecek)
Kahramanmaraş'ta Kar Nedeniyle 130 Mahalle Yolu Ulaşıma Kapandı
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta kar yağışı nedeniyle 130 kırsal mahalle yolunda ulaşım sağlanamıyor.Kentte yüksek kesimlerde gece saatlerinden itibaren etkisini arttıran kar ve tipi, yaşamı ve ulaşımı olumsuz etkiledi.Kar nedeniyle Onikişubat'ta 36, Göksun'da 22, Ekinözü'nde 16, Elbistan'da 16, Afşin'de 11, Nurhak'ta 10, Pazarcık'ta 10, Çağlayancerit'te 6, Türkoğlu'nda 2, Andırın'da 1 mahalle yolu ulaşıma kapandı.Karla mücadele ekipleri, kapanan yolları ulaşıma açmak için aralıksız çalışıyor.
Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Heyeti Yargıtayı Ziyaret Etti
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesinin misafiri olarak Türkiye'de bulunan Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Salih Murat ve beraberindeki heyet, Yargıtaya ziyaret gerçekleştirdi.Yargıtay Başkanlığındaki ziyarette Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Eyüp Yeşil, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak, Yargıtay Genel Sekreteri Fevzi Yıldırım, Yargıtay Üyesi Bilgin Başaran, Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Saldırım ile Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Salih Murat, mahkemenin üyeleri Elena Gosheva, Jovan Josifovski, Osman Kadriu ve Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Danışmanı Ljubica Angelova hazır bulundu.Konuk heyete Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Şen de eşlik etti.Ziyarette konuşan Yargıtay Başkanı Akarca, iki ülkenin yargı başta olmak üzere birçok alanda iş birliği bulunduğunu hatırlattı. Ziyaretin iş birliğine daha fazla katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Akarca, iş birliğine katkılarından ötürü Murat'a teşekkürlerini iletti.Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Murat da Türkiye'de ve Yargıtayda bulunmaktan şeref duyduğunu dile getirdi ve 'Evladı Fatihan'dan selam getirdik.' diye konuştu.Türkiye ziyareti kapsamında dün Anayasa Mahkemesinde temaslarda bulunduklarını aktaran Murat, iki ülke arasında dostane ve kardeşlik üzerine kurulu ilişkiler olduğunu ve karşılıklı tecrübe paylaşımında bulunduklarını ifade etti.
Reklam
Adıyaman'da 21 Ev Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 21 evde karantina uygulaması başlatıldı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni karar aldı.Karar gereğince farklı mahallelerdeki 21 ev karantinaya alındı.
Adıyaman'da Kar Yağışı Nedeniyle 261 Yerleşim Birimine Ulaşım Sağlanamıyor
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da kar yağışı nedeniyle 116 köy yolu ve 145 mezraya ulaşım sağlanamıyor. İl Özel İdaresinden yapılan açıklamaya göre, kentte dün geceden bu yana kar yağışı etkisini sürdürüyor.Kar nedeniyle Kahta, Çelikhan, Gölbaşı, Sincik, Besni ve Tut ilçelerine bağlı 116 köy ile 145 mezranın yolu ulaşıma kapandı.Ekipler, yolları ulaşıma açmak için çalışıyor.
Reklam
Doğu'da Soğuk Hava Ve Kar Yağışı Hayatı Olumsuz Etkiliyor
ERZURUM (AA) - Erzurum, Ardahan, Ağrı, Tunceli, Erzincan ve Kars'ta kar yağışı ve soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor.Kar yağışının beyaz örtüyle kapladığı Erzurum'da bir süredir etkili olan soğuk havanın etkisiyle şehir merkezindeki çeşmeler, şadırvanlar, kırsaldaki dere ve nehirler buz tuttu.Hava sıcaklığının sıfırın altında 1 derece ölçüldüğü kentte binaların çatılarında buz sarkıtları oluştu. Kar yağışının aralıklarla etkisini sürdürdüğü Erzurum'da, belediye ekipleri yollarda buz ve kar temizleme çalışmalarına devam ediyor.ArdahanArdahan'da gece kısa süreliğine yağan karın ardından soğuk hava etkisini gösterdi.Ardahan Belediyesi itfaiye ekipleri, çatılarda oluşan buz sakıtlarını temizleme çalışması başlattı. Kars Soğuk havanın etkisini gösterdiği Kars’ta gece saatlerinde başlayan ve aralıklarla devam eden kar yağışı hayatı olumsuz etkiledi. Yağışın ardından Kars Belediyesi ekipleri yol ve caddelerde kar küreme çalışması yürütüyor.Kar yağışının ardından sabah saatlerinde aniden bastıran sis de sürücülere zor anlar yaşattı. Sürücüler, görüş mesafesinin yer yer 10 metreye düşmesi üzerine yollarda ilerlemekte güçlük çekti.AğrıAğrı'da gece başlayarak sabaha kadar etkisini sürdüren kar yağışı sebebiyle cadde ve sokaklar beyaz örtüyle kaplandı.Kentte, Karayolları 123. Şube Şefliği ve belediye ekipleri, sorumluluk alanındaki yollarda karla mücadele çalışması gerçekleştiriyor.Esnaf da iş yerlerinin önündeki karı küreklerle temizledi. ErzincanErzincan'da gece başlayan yağmur sabah saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı. Karayolları ekiplerince Erzincan-Erzurum, Erzincan-Sivas ve Erzincan-Gümüşhane kara yollarında başlatılan tuzlama ve kar küreme çalışmaları devam ediyor.Erzincan Belediyesi ekipleri de kaldırım ve yollarda tuzlama ve kar temizleme çalışması yürütüyor.TunceliTunceli'de sabah etkisini artıran kar, cadde ve sokakları beyaza bürüdü.Güne karla uyanan vatandaşlar, araçlarının üzerinde biriken karları temizledi.Belediye ekipleri, kentin işlek caddelerinde küreme ve tuzlama çalışması başlattı.
Almanya'da Son 24 Saatte 839 Kişi Kovid-19’Dan Hayatını Kaybetti
BERLİN (AA) - Almanya’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son 24 saatte 839 kişi yaşamını yitirdi.Robert Koch Enstitüsünden (RKI) yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 839 kişinin virüs nedeniyle ölmesiyle toplam can kaybı 55 bin 752’ye çıktı.14 bin 22 kişiye Kovid-19 tanısı konulurken, toplam vaka sayısı 2 milyon 192 bin 850'ye yükseldi.Yoğun bakımda yatan hasta sayısı 4 bin 437'ye çıkarken, bunlardan 2 bin 485'i entübe edildi.Ülkede 1 milyon 738 bin 236 kişiye Kovid-19 aşısının ilk dozu, 366 bin 81 kişiye de ikinci dozu yapıldı. Böylece toplam 2 milyon 104 bin 317 doz aşı yapılmış oldu.
Reklam
Güney Afrikalı Caz Sanatçısı Sibongile Khumalo Vefat Etti
ANKARA (AA) - Güney Afrika'nın dünyaca ünlü caz sanatçısı Sibongile Khumalo 63 yaşında hayata gözlerini yumdu.Sanatçının ailesi, Khumalo'nun geçirdiği felçle ilişkili komplikasyonlar nedeniyle dün gece vefat ettiğini bildirdi.Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Khumalo'nun vefatından derin üzüntü duyduğunu kaydederek, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi.Khumalo'nun Güney Afrika'nın önde gelen kadın ve insan hakları savunucularından biri olduğuna değinen Ramaphosa, 'Kariyerinin zirvesinde bir müzik akademisyeni olarak da kendisinden ders alma ayrıcalığına sahip yeni nesillere ilham verdi. Onu çok özleyeceğiz.' ifadelerini kullandı.Ülkesinde ve dünya genelinde geniş ve sadık bir hayran kitlesine sahip olan Khumalo, 'caz ve opera, müzikal alanlarında, Güney Afrika sanatına ve kültürüne sağladığı üstün katkılardan ötürü' Cumhurbaşkanlığı tarafından İkhamanga Nişanı ile ödüllendirilmişti.
ABD'de Kadın Hapishanesinde Şiddet Ve Cinsel Taciz İddiaları Üzerine Cezaevi Memurları Zorunlu İzne Çıkarıldı
ANKARA (AA) – ABD’nin New Jersey eyaletindeki kadın hapishanesinde gardiyanların bir kadına şiddet uyguladığı ve cinsel saldırıda bulunduğu iddiaları üzerine hapishane çalışanları zorunlu izne çıkarıldı.Edna Mahan Kadın Cezaevinde mahkum Ajila Nelson, 11 Ocak'ta cezaevi görevlilerinin kendisini kelepçeleyerek önce yumrukladığını, ardından tekmelediğini ve duşa sürükleyip cinsel tacizde bulunduğunu iddia etti.Cezaevi Birliğinden yapılan açıklamada, cinsel taciz ve şiddet uyguladığı söylenilen 30 cezaevi görevlisinin zorunlu ücretli izne çıkarıldığı bildirildi.Bu arada, transseksüel olduğu belirtilen Nelson’ın annesi bir gazeteye verdiği röportajda, kızının bir grup gardiyan tarafından dövüldüğünü ve tekerlekli sandalyeye mahkum bırakıldığını ifade etti.Saldırının sebebi henüz açıklanmadı ancak Nelson, cezaevi çalışanlarının şikayet edilmeleri nedeniyle kendisine saldırdıklarını söyledi. İddialar, New jersey Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Marcus Hicks'in görevden alınması çağrılarına yol açtı.Devlet Başsavcılığı, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, ilçe savcısının konuyu araştırdığını bildirdi.
Sınırımızda Artçı Depremler Sürerken Kandilli'den İstanbul İçin Korkutan Uyarı Geldi! 3 İlçeye Dikkat...
Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin sınır komşusu Suriye'de meydana gelen deprem başta Diyarbakır olmak üzere çevre illerde de hissedilmiş ve korku yaratmıştı. Kandilli Rasathanesi'nin açıklamasına göre dün Suriye'de iki deprem daha oldu. Bugün ise Kandilli Rasathanesi'nden beklenen İstanbul depremi ile ilgili kritik açıklama geldi. Yapılan çalışmalara göre yer kabuğunda anormallik yaşandığını belirten Kandilli Rasathanesi Silivri, Kumburgaz ve Büyükçekmece ilçelerine dikkat çekti. İşte sınırımızda olan depremler ve Kandilli'den yapılan kritik açıklama....
Reklam