Esed Rejimi Ordusundan 40 Asker Muhaliflere Sığındı
İDLİB (AA) - Suriye'de Esed rejimi ordusuna bağlı 40 asker firar ederek muhaliflere teslim oldu. AA muhabirinin güvenilir kaynaklardan edindiği bilgilere göre, ülkenin çeşitli bölgelerinde görev yapan rejim askerleri bulundukları görev yerlerinden firar ederek İdlib'e geldi. İdlib kentinde askeri muhaliflere teslim olan rejim unsurları, kendi istekleriyle silah bıraktı. Firar eden askerlerin ailelerinin güvenliği için askerler ve rütbeleri hakkında bilgi paylaşılmadı. Askeri muhaliflerin, Esed rejimi ordusunu terk etmek ve yurt dışına çıkmak isteyen askerlere kolaylık sağladığı biliniyor.
Ordu'da Eziyet Edildiği Öne Sürülen Sokak Köpeğini Belediye Başkanı Sahiplendi
ORDU (AA) - Ordu'nun Altınordu Belediye Başkanı Aşkın Tören, eziyet edildiği öne sürülen sokak köpeğini sahiplendi.Başkan Tören'e, Altınordu ilçesine bağlı Bucak Mahallesi'nde bir sokak köpeğine eziyet edildiği yönünde, sosyal medya aracılığıyla ihbar ulaştı.Bunun üzerine Tören, bölgeye zabıta ekiplerini yönlendirdi. Mahalleye gelen ekiplerin aldığı köpek, veteriner kontrolünden geçirildi.Sağlık sorunu bulunmayan köpeği, Başkan Tören sahiplendi. Aşkın Tören, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:'Her zaman dediğimiz gibi bu şehirde her can bize emanet. Canlarımızın ne pahasına olursa olsun 24 saat hizmetindeyiz. Bu şehirde elimizle, kalbimizle, dilimizle, vicdanımızla her şartta her canın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu tür talihsiz münferit olaylar karşısında şehrimizin, insanımızın hassasiyetine çok teşekkür ederim.'
Yemen Ordusu: Hudeyde'de Husi Komutan Ve Beraberindekiler Öldürüldü
HUDEYDE (AA) - Yemen ordusu, ülkenin batısındaki Hudeyde'de askeri takviye kuvvetlerine liderlik eden Husi komutan ile beraberindeki bazı kişilerin öldürüldüğünü duyurdu.Yemen ordusuna bağlı Amalika Tugayları'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, orduya bağlı ortak güçler, Husi milislerin, Hudeyde'nin doğusundaki 'Kilo 16' bölgesine yönelik askeri takviye girişimlerini engelledi. Takviye kuvvetlerine liderlik eden Husi komutan İbrahim Ed-Deylemi ile beraberindekiler bölgedeki temas hatlarına girmeye çalışırken öldürüldü. Açıklamada olayın detaylarına ilişkin bilgi verilmezken Husilerden henüz konuya dair açıklama yapılmadı. Yemen'deki krize çözüm kapsamında İsveç'in başkenti Stockholm'de Husiler ile hükümet arasında Aralık 2018'de imzalanan anlaşma, Hudeyde'de kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını öngörse de tarafların karşılıklı yönelttiği suçlamalar gölgesinde şu ana kadar kağıt üzerinde kalmaktan ileriye geçemedi.
ABD, Guantanamo'daki Tutuklulara Kovid-19 Aşısı Yaptırmayacak
WASHINGTON (AA) - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Küba'nın Guantanamo Körfezi'ndeki tutukevinde bulunanları, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşılama planının durdurulduğunu açıkladı.Kirby, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, cezaevinde görevli askerlerin Kovid-19'dan korunması için alınan önlemlerin gözden geçirildiğini kaydetti.Askerlerin güvende olması için yükümlülüklere uyulduğuna dikkati çeken Kirby, hiçbir Guantanamo tutuklusunun aşılanmayacağını ifade etti.İlk zamanlar üslerdeki vaka sayısı açıklanmamıştıGuantanamo'daki mahkumlar arasında şimdiye kadar Kovid-19 vakası bildirilmedi, ancak ABD ordusu, salgının ortaya çıktığı ilk dönemde, güvenlik sebebiyle üslerdeki vaka sayısını açıklamama kararı almıştı.ABD ordusundan bu ay yapılan açıklamada, aşılama kampanyasının, tutukevinde görevli tüm personelin yanı sıra tutuklulara da uygulanacağı belirtilmişti.Guantanamo'da 40 tutuklunun bulunduğu biliniyor44. ABD Başkanı Barack Obama, 2001'deki 11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin yurt dışında yakalayıp tutukladığı terör şüphelilerini topladığı Guantanamo Hapishanesi'ni kapatmayı taahhüt etmişti.Obama, Ocak 2017'nin başlarında, görevi Donald Trump'a devretmeden hemen önce Guantanamo'dan tutuklu nakletmiş ve hapishanede 40 kişi kalmıştı.Eski ABD Başkanı Trump, seçim kampanyası sırasında insan hakları ihlallerinin de söz konusu olduğu tartışmalı tutukevini kapatmayacağını açıklamıştı.
Grafikli - "Yeşilçam'ın Ömercik'i: Ömer Dönmez"
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Yeşilçam'da canlandırdığı Ömercik karakteriyle tanınan oyuncu Ömer Dönmez'in vefatının üzerinden bir yıl geçti.Ömercik filmleri ve sevimli bir ikili oluşturduğu Zeynep Değirmencioğlu ile birlikte, çocuk oyuncu olarak filmlerde rol alan Ömer Dönmez, 13 Ağustos 1959'da Sakarya'da dünyaya geldi.Sakarya'da dedesinin şeker imalathanesi, babasının da şekerleme dükkanı olan Dönmez'i, 4 yaşındayken eniştesi Hamdi Bey sarışın mavi gözlü olması sebebiyle İstanbul'a getirip Ses dergisinin Çocuk Yıldızlar Yarışması'na kaydetti.Yarışmada ikinci olan Dönmez, İstanbul'a, teyzesinin evine yerleşti. Burada Ayşecik rolüyle tanınan teyzesinin kızı Zeynep Değirmencioğlu birlikte yaşadı.Dönmez, ilkokulu Maçka ilkokulunda okudu. Ortaokul eğitimini ise ikinci sınıftayken yarıda bıraktı.'Size baba diyebilir miyim amca?'Senaryosunu Erdoğan Tünaş'ın yazdığı, yönetmenliğini Süreyya Duru'nun yaptığı başrollerinde Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın, Cahide Sonku, Avni Dilligil'in oynadığı 'Sevgim ve Gururum' adlı sinema filmiyle Dönmez, 1965'te çocuk oyuncu olarak sinema hayatına başladı.Ömer Dönmez, Zeynep Değirmencioğlu ile birlikte 'Pamuk Prenses ve 7 Cüceler', 'Ayşecik ve Ömercik' dizisi, 'Hayat Sevince Güzel', 'Özleyiş' ve 'Yuvanın Bekçileri' gibi unutulmayan birçok filme imza attı.Ediz Hun'a yönelttiği 'Size baba diyebilir miyim amca?' repliğiyle hafızalarda yer eden Ömer Dönmez, 13 yılda 65 filmde rol aldı. Başrollerinde Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun'un yer aldığı 'Tanrı Misafiri' ve senaryosunu Safa Önal'ın yazdığı, yönetmenliğini Türker İnanoğlu'nun yaptığı, Filiz Akın, İzzet Günay ve Ekrem Bora'nın da başrollerinde yer aldığı 'Arkadaşımın Aşkısın' filmi Dönmez'in rol aldığı yapımlar arasında yer aldı.'Türkan Şoray'la, Cüneyt Arkın'la, Ayhan Işık'la birlikte oynadım'Oynadığı filmler sebebiyle çocukluğunu yaşayamadığını bir söyleşide anlatan Dönmez, aynı röportajda şu ifadeleri kullanmıştı:'Oynuyordum ama yalnızca filmlerde. 15 günde iki film bitirirdik. Türkan Şoray'la, Cüneyt Arkın'la, Ayhan Işık'la birlikte oynadım. Yorulurdum ama eğlenceliydi, yeni kıyafetler, değişik yerler. İyi de para kazanıyordum. Bir keresinde Adapazarı'nda film çekimine gitmiştik, üstümde yine yırtık pırtık kıyafetler, delik bir şapka, set arasında dedemi ziyaret etmeye gidecektim. İstasyondan geçerken elinde bavulu olan bir adam, 'gel şunu taşı da para vereyim' demişti, ben, 'sen taşı da ben vereyim' dedim, kızmıştı bana, hem dökülüyor hem de para istemiyor diye.' Dönmez'in ailesi 1970'te yılında Adapazarı'ndan İstanbul'a taşınıp Selimiye'ye, çiçekçi semtine yerleşti. Babası, filmlerden kazanılan paralarla 4 taksi alarak esas mesleği olan şekerciliği bıraktı. Ömer Dönmez, 1978'de taksilerinden birinin kelebek camını tornavida ile tamir ederken geçirdiği kaza ile sol gözünden yaralandı, görme yetisini kısmen kaybetti.Bu sebeple sinema hayatını ardında bırakan Dönmez, bundan sonra Kapalıçarşı'da bir dükkanda konfeksiyon işine başladı. Bir gün motosikletten düştü ve ayakları kırıldı, uzun süre yatağa bağlı kaldı. Avşa'da bir süre büfe işleten Dönmez, ardından Zeynep Değirmencioğlu'nun emlak ofisinde çalıştı.Ömer Dönmez, 1 Şubat'ta, 61 yaşındayken KOAH hastalığı sebebiyle hayatını kaybetti. Dönmez'in cenazesi Üsküdar Selimiye Camisi'nde öğle namazına müteakip düzenlenen cenaze namazının ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığına defnedildi.
Muş'ta Ekipler Kapalı Yolları Açmak İçin Dondurucu Soğukta Karla Mücadele Ediyor
MUŞ (AA) - Muş'ta karla mücadele ekipleri, kar kalınlığının metrelerce yüksekliğe ulaştığı bölgelerde kapalı yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Yoğun kar ve tipi nedeniyle, birçok köy yoluna ulaşımın sağlanamadığı kentte, Muş-Mutki kara yolu da geçen hafta kapandı. Yolun açılması için çalışma başlatan Karayolları 113'üncü Şube Şefliği ekipleri, dondurucu soğuğa rağmen gece gündüz mesai yapıyor.Ekip Şefi İdris Kaya, AA muhabirine, olumsuz hava koşulları nedeniyle bir hafta önce kapanan Muş-Mutki kara yolunda zorlu şartlara rağmen çalışma yürüttüklerini söyledi. Son günlerde yoğun kar dolayısıyla yolların sürekli kapandığını belirten Kaya, şöyle konuştu:'Vatandaşlara sağlıklı ulaşım imkanı sunmak için yaklaşık bir haftadan beri bölgede eksi 30 derecede karla mücadele çalışmasını yürütüyoruz. 3 iş makinesiyle yolu ulaşıma açıyoruz. Burası 2 bin 500 rakımlı olduğundan dolayı tipi hemen kapatıyor. Yolu açık tutmak için sürekli burada çalışma yapıyoruz. Kar kalınlığı yer yer 3 metre civarında. Zor koşullarda görev yapıyoruz. Tek derdimiz devletimizin verdiği imkanlarla vatandaşın ulaşımını sağlamak.'Kepçe operatörü Nedim Gök ise ekip olarak yolu açık tutmak için mücadele verdiklerini ifade ederek, 'Fırtına, açtığımız yolu hemen dolduruyor. Bölgede çok sayıda köy var. Orada yaşayanların mağdur olmaması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. 18 kilometre uzunluğundaki yolda yaklaşık bir haftadır karla mücadele ediyoruz.' dedi.
Reklam
Reklam
Barış Manço'nun Oğlu Doğukan Manço: "Barış Manço, Türk İnsanını Kendisiyle Tanıştırdı"
İSTANBUL (AA) - SALİH ŞEREF - FATİH TÜRKYILMAZ- Anadolu rock müziğinin usta ismi, şarkıcı, besteci, söz yazarı ve televizyon programcısı Barış Manço, vefatının 22. yılında anılıyor.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle çevrim içi düzenlenen anma etkinliklerinin gölgesinde oğulları Doğukan ve Batıkan Zorbey Manço, babaları olmadan geçirdikleri 22 yılı AA muhabirine anlattı.Geleneksel Barış Manço vapuru, bu yıl yolcusuz hareket edecekDoğukan Manço, Kovid-19 salgınından ötürü bu yıl hayranlarının Barış Manço'yu anmak için fiziksel olarak bir araya gelemediğini söyledi.Herkesin babasıyla ilgili bir şeyler yapmak istediğini aktaran Manço, 'Bize özellikle çocuklardan sürekli olarak videolar, çizimler ve bu tip şeyler geliyor. Bu yıl maalesef sadece çevrim içi anmalar düzenleyebileceğiz. Fakat gelenekselleşmiş Barış Manço vapuru, Allah nasip ederse her şubatın ilk pazarı olduğu gibi bu yıl da yolcusuz olarak hareket edecek. Vapur yolculuğu, Barış Manço'yu selamlama görevini yerine getirecek, bizler de bunu Barış Manço Instagram hesabı üzerinden canlı yayın olarak yayınlayacağız.' dedi.Manço, babasının çifte yaşantısı olduğuna değinerek, şunları söyledi:'Belçika yapımı bir televizyon programı vardı. TV programında babam kendi kendini anlatıyor. Orada diyor ki, 'Barış Manço'nun iki hayatı var. Biri Belçikalı Barış diğeri ise Türkiye'deki Barış. Türkiye'deki Barış hepinizin bildiği Barış. Ama o Belçikalı Barış normal bir vatandaş. O yüzden ben hayatımın bir kısmını Belçika'da geçiriyorum.' Belçika'da evinde istediği gibi oturup ailesiyle vakit geçirebiliyor. O yüzden babamda Belçika'nın özel bir yeri vardı. Bunu Barış Manço'nun çifte hayatı diye anlatırdı.''Ben size sizin türkünüzü söyledim'Barış Manço'nun en büyük özelliklerinden birinin eski öğretileri ve atasözlerini modernize edip Türk toplumuna yeniden sunmak olduğuna dikkati çeken Doğukan Manço, şu değerlendirmede bulundu:'Özellikle eski albümlerinde çok fazla anonim eserler yer alır. Bunlar modernize edilmiş haliyle yeni neslin kulağına da hitap ediyor. Yeni müzik tarzıyla eski eserleri yaşatmış oluyor. Hep söylediği bir sözü vardır, 'Ben size sizin türkünüzü söyledim.' Yani 'siz esasında ne iseniz ben size onu anlatıyorum' derdi. Şarkı sözlerine de dikkat ederseniz her zaman bizim kültürümüz, değerlerimiz arasında olan öğretileri vurgulamıştır. Mesela kul hakkından söz eder, çok ciddi bir misyon bu, her zaman için bu toprağın insanlarına ve dünya insanına bir şeyler katmayı amaçlamıştır.'​​​​​​​- 'Barış Manço'nun 2023 algısına odaklanmalı'Doğukan Manço, babasının kendi kendini yetiştirmiş bir insan olduğunun da altını çizerek, onun gerçek anlamda ilhamının yine sanat eserleri olduğunu belirtti.'Adam Olacak Çocuk' ve 'Barış Manço ile 7'den 77'ye' programlarıyla babasının yeni bir nesil yetiştirdiğini vurgulayan oğlu, 'Sadece çocukları değil aileleri de eğitti. Şimdi o çocuklar büyüdü, kendi çocuklarını yetiştiriyorlar. Barış Manço mesajlarla doludur aslında. Özellikle şarkılarını dikkatli dinlemek gerekir, o mesajı ondan almak isteyen alır. Yani bana pek düşmez ama insanlar birazcık daha Barış Manço'nun 2023 algısına odaklanmalıdır diye düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.'Batıkan, batı kafalıdır, ben biraz daha doğuluyumdur'Manço, babasıyla günümüzde kıyaslanacak bir sanatçı göremediğinin altını çizerek, şu açıklamayı yaptı: 'Haluk Levent mesela benim de çok başarılı bulduğum bir isim. Yardım faaliyetleriyle onun izinden gidiyor denilebilir ama bu konu babamın sadece bir yönüydü. Tüm dünyada Türkiye'nin marka yüzü olarak Türkiye'yi taşıdı. Türk insanını kendisiyle tanıştırdı. Barış Manço gibi bir isimden bahsetmek için birçok farklı alanda daha iş yapan birilerinin olması lazım. Bugün her görüşten insan Barış Manço'nun evini ziyarete gelir. Her görüşten, her dinden, her dilden, her ırktan. Kimse de kalkıp bu adam bize aykırı demez. Çünkü herkes kendinden bir şey buluyor. Öyle bir örnek verin ki bana onun yolundan gidiyor diyebileyim.'Kardeşi Batıkan ile isimlerinin karakterlerine de yansıdığını düşündüğünü belirten Doğukan Manço, 'Batıkan daha biraz Avrupai birazcık da Batı kafalıdır. O bana göre biraz daha entel düşünür, yapısı da böyledir. Ben biraz daha Doğuluyumdur. Saz olarak da mesela Doğu ezgilerine düşkünümdür. Birazcık daha oraya, o tarafa ait hissederim kendimi. Mesela Batıkan Belçika'yı sever. Ben Adana'yı, Erzurum'u, Azerbaycan'ı severim.' şeklinde konuştu.'Barış Manço, insanlara bir şeyler söylemek için gönderildi'Batıkan Manço ise Barış Manço vapurunun 22 senedir sadece bir kez hava muhalefeti sebebiyle ertelenmesinin dışında başladığı ilk yılından beri sürekli olarak gerçekleşen bir gelenek haline geldiğini ve bu yıl 19. kez yolculuğuna çıkacağını hatırlattı. Barış Manço'yu sadece müzisyen olarak tanımlamanın yetersiz olacağına işaret eden oğlu, onun insanlara bir şeyler söylemek için gönderildiğine inandığını söyledi.Manço, babasının halkın içinden bir sanatçı olduğuna dikkati çekerek, 'Geçmişini hiçbir zaman unutmayan birisiydi. Yani çok zor zamanlarda yaşamış, sadece sosyal anlamda değil ülke çapında belki siyasi anlamda bizim bilmediğimiz zamanları gördüğü için geçmişi onu çok güçlü kılmıştır.' dedi.'Adam Olacak Çocuk' ve 'Barış Manço'yla 7'den 77'ye' programlarına katılmış çocuklarla hala iletişim halinde olduklarına da değinen Manço, 'Son 10 yıl içerisinde internet sayesinde iletişim biraz daha kolaylaştı. Ben ve Doğukan mesajlar alıyoruz, 'Şu yıl katılmıştım' diye ve biz de onları not alıyoruz tabii ki. Yıllar içerisinde o programa katılmış farklı nesillerle çeşitli programlarımız oldu. Hem bizlerin yaşıtı hem de bizlerden böyle 5, 6 yaş küçüklerle bir araya geldik. 10 yıl süren bir programa zannediyorum yaklaşık 2 bin çocuk katılmıştır. Şu an o kadar kişiyi bulmak zor. Ama internet sayesinde ulaşım daha kolay.' şeklinde konuştu.Batıkan Manço, babasının en büyük özelliğini, çok iyi bir iletişimci ve birleştirici olabilmesi olarak açıklayarak, bunun onun doğal yeteneği olduğunu da sözlerine ekledi.
Arka Sokaklar Selin Komiser Oya Akar'a Hırsızlık Şoku! Oya Akar Kimdir?
Ekranların sevilen dizisi Arka Sokaklar dizisinde Selin Komiseri canlandıran Oya Akar'ın geçen hafta evi soyuldu. Ziynet eşyaları ve kapısının önündeki otomobili çalınan Oya Akar şok yaşadı. Görgü tanıkları hırsızların, çakar lambası olan bir araçla geldiğini belirtti. Peki Oya Akar kimdir? Oya Akar'ın evinde neler yaşandı? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Nevşehir'de "Ucuz Altın" Vaadiyle Dolandırıcılık Yaptıkları İddiasıyla Baba Ve İki Oğlu Tutuklandı
NEVŞEHİR (AA) - Nevşehir'de sosyal medya üzerinden iletişime geçtikleri kişiyi 'ucuz altın' satma vaadiyle dolandırdıkları ileri sürülen baba ve iki oğlu tutuklandı.Ürgüp İlçe Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Suç Araştırma Timi ekipleri, sosyal medya üzerinden tanıştığı kişilerin ucuz altın satma vaadiyle 26 bin lirasını dolandırdıklarını iddia eden F.D'nin şikayeti üzerine çalışma başlattı.Ekipler yaptıkları çalışmada, F.D'yi dolandıranların Niğde merkeze bağlı Kömürcü köyünde ikamet eden U.D. ve kardeşi O.D. olduğunu belirledi.İki kardeş ile dolandırıcılık olayını organize ettiği tespit edilen babaları G.D, evlerinde gözaltına alındı.İkamette yapılan aramada F.D'ye ait olduğu değerlendirilen 26 bin lira ele geçirildi.Ürgüp'e getirilen baba ve iki oğlu, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.Şüphelilerin, aynı yöntemle Aksaray'da da bir kişinin 140 bin lirasını alarak dolandırdıkları öğrenildi.
Reklam
California'da Şiddetli Fırtına Nedeniyle Yol Çöktü
ANKARA (AA) - ABD’nin California eyaletinde cuma günü etkisini gösteren fırtına yolun çökmesine neden oldu.CBS News’ün haberine göre, California Ulaşım Dairesi Twitter'dan Big Sur kıyı şeridindeki Rat Creek 1. Karayolu'nda yaşanan çökmeye dair drone görüntülerini yayınlandı.Görüntülerde, günler önce olumsuz hava koşulları nedeniyle kapatılan kara yolunun çöktüğü görüldü. Ayrıca fırtına nedeniyle 2 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.ABD Kuraklık İzleme Merkezi, fırtına öncesi şiddetli kuraklık yaşandığını kaydetti.​​​​​​​Cuma günü etkisini göstererek şiddetini artıran fırtınaya ilişkin California Valisi Gavin Newsom, Monterey ve San Luis Obispo için 'acil durum' ilan etmişti.
Bakan Selçuk, Ocak Ayı İşsizlik Ve Kısa Çalışma Ödemelerinin 5 Şubat'ta Hesaplara Yatırılacağını Bildirdi
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ocak ayına ilişkin işsizlik ve kısa çalışma ödemelerinin, 5 Şubat'ta hesaplara yatırılacağını açıkladı. Bakan Selçuk, yaptığı yazılı açıklamada, ödemelerin banka hesaplarına yatırılacağını, IBAN bilgileri bulunmayan vatandaşlara da PTT üzerinden ödeme yapılacağını hatırlatarak, 'İşsizlik ve kısa çalışma ödeneği ödemelerini 5 Şubat 2021 tarihinde hesaplara yatıracağız.' ifadesini kullandı.
İstanbul'da 126 Asker Hakkında Darbe Girişimine İlişkin Yeni Dava Açıldı
İSTANBUL (AA) - ENES CAN - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin aralarında muvazzafların da bulunduğu 17'i subay, 28'i astsubay olmak üzere 94'ü tutuklu 126 asker hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme' suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, 2 er hakkında da 'kamu malına zarar vermek' suçundan altışar yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 630 sayfalık iddianamede, Ömer Yüksek 'mağdur', Karayolları Genel Müdürlüğü, darbe girişimi sırasında Deniz Harp Okulu Komutanı olan tümamiral Mesut Özel, Hakan Kıyan, İhsan Canpulat, Muhammed Murat Hacımustafaoğulları, Mustafa Hacımustafaoğulları ve Ömer Sefa Hacımustafaoğulları ise 'müşteki' sıfatıyla yer alıyor.İddianamede, 2 binbaşı, 6 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 6 asteğmen, 28 astsubay olmak üzere 128 sanık askerin 2'sinin darbe girişimi sırasında er, 74'ünün muvazzaf diğerlerinin de KHK ile meslekten çıkarılmış veya sözleşmesinin fesh edildiği aktarıldı.İddianamede, 126 sanık hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme' suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, darbe girişimi sırasında er olan 2 sanık hakkında ise müştekiler Hakan Kıyan ve İhsan Canpulat'a yönelik eylemleri nedeniyle 'mala zarar vermek' suçundan sekizer aydan altışar yıla kadar hapis cezası istendi.Haklarında ağırlaştırılmış müebbet istenen 14 sanık hakkında 'Birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit', 12 sanık hakkında 'Kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma', 4 sanık hakkında 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak', 4 sanık hakkında 'Kamu malına zarar verme' ve 2 sanık hakkında 'Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 1 ila 45 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası talep edildi.İddianameİstanbul Anadolu yakasında yer alan 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında görevli bir kısım askeri personelin iştirak ettikleri eylemler ile Harp Akademilerinden 2. Zırhlı Tugay Komutanlığına gelerek burada faaliyetlerde bulunan askeri personel hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 2017 yılında iddianame düzenlenerek İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anımsatılan iddianamede, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı içerisinde faaliyet göstermiş olabilecekleri değerlendirilen ve ancak sayıları henüz tam olarak belirlenemeyen şüphelilerle ilgili olarak evrak tefrik olunarak mevcut soruşturma dosyasına kaydedildiği vurgulandı.Bu kapsamda savcılıkça 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken darbeye teşebbüs eylemlerine katıldıkları iddiasıyla haklarında soruşturma başlatılan şahısların ifade tutanaklarına göre 2. Mekanize Piyade Bölük Komutanı olarak görev yapan üsteğmen tutuklu sanık Onur Karan'ın suç tarihinde birlik içerisinde bulunduğu, bölükte görevli er ve erbaşları içtima alanında topladığı anlatılan iddianamede, Karan'ın ana darbe davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Kurmay Yarbay Fatih Karakaya ile görüşmeler yaptığının anlaşıldığı, bu şahsın darbeye teşebbüs fiiline iştirak etmiş olabileceğinin değerlendirildiği, adı geçen şahısla ilgili araştırma ve inceleme yapıldığı belirtildi.İddianamede, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında yapılan “İdari Tahkikat Raporu” ve rapor ekinde bulunan bin 95 şahsa ait bilgi alma tutanaklarının fotokopileri temin edilerek gerekli incelemelerin yapıldığı ve raporda adı geçen bazı şahısların T.C. kimlik numaralarının ve şu anda görev yaptıkları yerin belli olmadığı ifade edildi.İddianamede, idari tahkikat heyetince alınan ifade tutanakları, yakalanan şüphelilerin ifadeleri, müşteki ifadeleri, tanık ifadeleri ve olay tutanaklarının tetkiki neticesinde, darbe kalkışmasından haberdar oldukları halde eylemlerini sonlandırmayarak aksine 2. Zırhlı Tugay Komutanlığından çıkış yaparak Anadolu yakasındaki olaylara katıldıkları anlatıldı.Adı geçen şahısların olaylar kapsamında 57 kişinin şehit edilmesi, ateşli silahla yaralama veya mala zarar verme veya hürriyeti kısıtlama gibi suçlara maruz kalan yaklaşık 650 kişinin müşteki sıfatıyla yer aldığı olaylara katılan askeri şahıslara zırhlı araç sevkiyatı yapmaya çalışmaya devam ettikleri kaydedildi.Sanıkların darbe kalkışmasına yönelik açılan kamu davalarından haklarında mahkumiyet kararı verilen ve olay tarihinde aynı birlik içerisinde beraber görev yaptıkları rütbelilerin emirlerini fikir, irade ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, bilerek ve isteyerek harfiyen yerine getirdikleri, bu suretle de eylemlerin icrasına ilişkin olarak etkin ve fonksiyonel katkı sağladıkları belirtilen iddianamede, söz konusu tugaydan çıkan ve çıkışına izin verilmeyen takviye araçlara ilişkin detaylı bilgilere yer verildi.9 farklı noktaİddianamede, sanıkların olay tarihinde, Balıkesir Caddesi'nin ZMA ve tankla kapatılması, Kuleli Askeri Lisesin'e 2 Adet ZMA ile (zırhlı araç) takviyeye gidilmesi, 1 ve 2 numaralı nizamiye kapısında tedbir alınması, Üsküdar Çevik Kuvvet'e takviye için hazırlanan ancak halk tarafından nizamiyeden çıkışına izin verilmeyen tanklar, gece yarısından sonra Sabiha Gökçen Havalimanı'na takviye gönderilmek üzere 14 adet tankın hazırlanması, obüs toplarının hazırlanması, kışla içerisinde bulunan askeri cezaevi ve helikopter pistinde tedbir alınması ve kışla içerisinde darbe teşebbüsü kapsamında yaptıkları çeşitli faaliyetler detaylı anlatıldı.İddianamede, mevcut soruşturmada yer alan sanıkların mesai sonrasında kışlaya gelerek darbe girişimine ilişkin faaliyetlere iştirak ettikleri ve bir kısım askeri personelin ise mesai sonrası nöbetleri olmamakla birlikte kalkışma girişimine fiilen katıldıkları vurgulandı.Müşteki, mağdur, tanık veya sanıkların beyanlarına da yer verilen iddianamede, sanıkların FETÖ ile irtibatın olup olmadığına ilişkin ankesör kaydı dahil birden çok kritere de tek tek bakıldığı vurgulandı.Sanıklardan 63'nün FETÖ'nün örgüt içi haberleşme amacıyla kullanılan ankesör-sabit kontörlü hat üzerinden iletişim kaydı bulunduğu, bazı sanıkların da Türkiye genelinde yapılan örgüt soruşturmasında alınan ifadelerde isimlerinin geçtiği belirtilen iddianamede, söz konusu ifadelere de kısaca yer verildi.Sanıklar ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkacak.
Reklam
Hdp Esenyurt İlçe Binasına Yönelik Operasyonda Gözaltına Alınan 2 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi
İSTANBUL (AA) - HDP Esenyurt ilçe binasına terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterlerini asanların yakalanmasına yönelik operasyonun ardından 'terör örgütüne üye olmak' suçundan gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Ocak'ta gerçekleştirilen operasyonda 'terör örgütüne üye olmak' suçundan gözaltına alınan HDP Esenyurt İlçe Başkanı Ercan S. ve Dilan K'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Şüpheliler işlemlerinin ardından Çağlayan Adliyesi'ne sevk edildi.OperasyonEsenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Esenyurt Belediyesi personelinin HDP ilçe binasında dezenfekte işlemi yaparken çekilen ve sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, örgüt elebaşının afiş ve posterlerinin görülmesi üzerine çalışma başlatmış, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığından alınan arama kararı sonrası HDP ilçe binasına girmişti.Binada yapılan aramalar sonucunda, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın poster ve resimleri, üzerinde YPJ yazılı bez flama, 1000 afiş, örgüt propagandasının yapıldığı çeşitli dergiler ile çok sayıda kitap, 3 harddisk, 2 laptop, 2 DVD ve 2 video kaset bulunmuş, ayrıca 4 yıldır kaçak elektrik kullanıldığının belirlenmesi üzerine binanın elektriği kesilmişti.HDP Esenyurt İlçe Başkanı Ercan S. ve Dilan K, 'terör örgütü propagandası yapmak' suçundan emniyette ifade vermiş, şüpheliler ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 'terör örgütü üyeliği' soruşturması kapsamında 2 şüpheli yeniden gözaltına alınmıştı.
Tescilli "Urfa Ciğer Kebabı"Na İlgi Salgın Döneminde De Hız Kesmedi
ŞANLIURFA (AA) - MÜSLÜM ETGÜ - Zengin yemek kültürü ve gastronomi alanındaki lezzetleriyle adından söz ettiren Şanlıurfa'da tescilli 'Urfa ciğer kebabı' yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde paket servisiyle de olsa vatandaşların damaklarını tatlandırmaya devam ediyor.Kendine has mutfağı, birbirinden lezzetli yemekleriyle öne çıkan peygamberler şehri Şanlıurfa'da, ciğer kebabı tüketimi salgına rağmen ilgi görüyor.Şanlıurfalılar, bu yıl koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında iş yerlerinin kapalı olması nedeniyle ciğer kebabını ocak başında yiyemese de verdikleri siparişlerle bu eşsiz lezzetten vazgeçemiyor.Kentteki lokantalar, Kovid-19 tedbirleri kapsamında müşterilerine sadece paket servis hizmeti vermelerine rağmen vatandaşların talepleri sevindiriyor.'Ciğer kebabında düşüş olmadı'Restoran işletmecisi Faruk Akbaş, AA muhabirine yaptığı açıklmada, ciğer kebabının Şanlıurfa'nın vazgeçilmezi olduğunu ve özellikle kış mevsiminde daha çok tüketildiğini söyledi.Kuzu ciğerinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini ifade eden Akbaş, şöyle konuştu:'Tecilli Urfa ciğerini Diyarbakır, Adana veya başka yerlerin ciğerleriyle karıştırmayın. Şanlıurfa'da ciğer yememişseniz bilin ki siz ciğer yememişsiniz. Şanlıurfa ciğerinin kendine has özellikleri vardır. Şanlıurfa ciğeri Karacadağ bölgesinde ve meralarda yetişen kuzuların ciğerlerinden yapılır. Kuzu ciğerimiz küçük parçalar halinde doğranır ve erkek kuzunun kuyruk yağıyla beraber şişe saplanarak pişirilir.'Akbaş, salgın sürecine ve sadece paket satışı yapmalarına rağmen ciğer satışlarında bir düşüş olmadığına dikkati çekerek, 'Herkesi Şanlıurfa'da kuzu ciğeri yemeye davet ediyorum. Şanlıurfalılar olarak ciğer bizim her şeyimizdir. Şanlıurfa'ya gelen misafirlerimiz kuzu ciğerimizi yedikten sonra 'Biz daha önce ciğer yememişiz' diyorlar.' diye konuştu.Akbaş, yetkililerden, lokantalar ve restoranların tedbirler kapsamında açılmasını da talep etti.Vatandaşlardan Bakır Nacaroğlu da salgın nedeniyle ciğer kebabını lokantalarda yiyemediklerini ancak sipariş vererek evlerinde ve iş yerlerinde tükettiklerini ifade etti.
Reklam
Beyaza Bürünen Yıldız Dağları Ve Balkan Köyleri Görenleri Hayran Bırakıyor
KIRKLARELİ (AA) - ÖZGÜN TİRAN - Trakya'da, Karadeniz kıyılarına paralel uzanan Yıldız Dağları ile Istranca Ormanları, kar yağışı ile muhteşem manzarasına bambaşka güzellikler katıyor. Türkiye ile Bulgaristan sınırında bulunan, Istranca Ormanları'nı da içerisinde barındıran Yıldız Dağları, beyaz örtüsüyle de ilgi görüyor. Bulgaristan'a ulaşımın sağlandığı Dereköy Sınır Kapısı ile Demirköy ilçesindeki dağ ve ormanda oluşan güzellik, insana ayrı bir keyif veriyor.Bir yandan 'beyaz gelinliği' giyen dağlar, diğer yanda eteklerindeki Balkan köyleri, özellikle gün batımında ayrı bir güzelliğe bürünüyor.İçerisinde birçok güzelliği barındıran ormanlar, kar yağışıyla coşan dereler ve kuşların yankılanan sesleri ile insana huzur veriyor.AA ekibi dağları, ormanları ve Balkan köylerinin bir kısmını drone ile görüntüledi.'Beyaza bürünen dağlar ve orman ayrı bir güzel'Kırklareli Valisi Osman Bilgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kar yağışı ile beyaza bürünen Yıldız Dağları ile Istranca Ormanları'nın ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.Kar yağışının ardından birçok vatandaşın bölgeye giderek dağ ve ormanları fotoğrafladığını anlatan Bilgin, 'Her mevsim ayrı bir güzelliğe bürünen ormanlarımız, dağlarımız ve köylerimiz kar yağışı ile adeta görsel şölen sunuyor. Bu güzellikler görülmeye değer. Dünyanın birçok ülkesini gezdim ancak böyle bir güzelliğe henüz rastlayamadım.' dedi.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Aklınıza Çocuklarınızın Size Sarılmadan Gömülme İhtimaliniz Geliyor"
KOCAELİ (AA) - ŞAHİN OKTAY - Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) ilaç tedavisiyle yenerek görevine dönen Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Adem Çakır, hastaların iyileşmesi için fedakarca çalışmayı sürdürüyor. Çakır, idari birimde çalışan bir personelin enfekte olması üzerine 7 Ocak'ta tedbir amaçlı Kovid-19 testi yaptırdı.Hiçbir belirtisi olmayan ancak test sonucu pozitif çıkan Çakır, evinde karantinaya girerek tedavi görmeye başladı.Erken başlayan ilaç tedavisi sayesinde hastalığı hafif şekilde geçiren ve 18 Ocak'ta görevinin başına dönen Çakır, sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.'İlaç kullanmanın, tabloyu hafifleştirmesinde çok önemli olduğunu düşünüyorum'Adem Çakır, AA muhabirine, bu ay başında bir idari personelin enfekte olması üzerine tedbir amaçlı test yaptırdığını söyledi.Hastalığın erken teşhis edilmesinin kendisi için büyük şans olduğunu dile getiren Çakır, virüs erken tespit edilince tedavisinin de erkenden başladığını, ilacı 5 gün boyunca kullandığını ve herhangi bir yan etkisini görmediğini anlattı.Çakır, 'İlaç kullanmanın, erken aşamada antiviral etki göstererek tabloyu hafifleştirmesinde çok önemli olduğunu düşünüyorum. O anlamda en ufak bir belirti olduğunda insanlar test yaptırmaktan çekinmesinler.' diye konuştu.Hastalık ve tedavi sürecinde yaşadıklarından bahseden Çakır, şöyle devam etti:'Test sonucu akşam üzeri işteyken belli oldu. Sonuç pozitif çıktıktan sonra eve haber verdim. Şeker ve hipertansiyon olmak üzere iki önemli kronik rahatsızlığım var. Teşhis konulduğu zaman hiçbir semptom yoktu. 2 gün sonra solunum yolu şikayetleri oldu. Değişik bir tabloyla göz yaşarması, hapşırma, akıntı oldu. Kas ağrıları hafif oldu, nefes darlığı çok olmadı ama öksürük oldu. Boğazda bir gıcıklanma şikayeti oldu. Metalik tat ve koku oldu. İlaçları düzenli kullanarak şikayetleri hızlı bir şekilde atlattım.' 'Hasta olunca bıçakla keser gibi bir izolasyona geçtik'Çakır, izolasyon sürecinde ailesinden ayrı kalmanın zorluğuna işaret ederek, 'Zaten bu sürecin öncesinde de kendimizi izole etmiştik. Bana sitem ediyorlardı, 'Niye sen ayrı odadasın.' diye. Her an başımıza gelebilir diye onlara da bulaştırmak istemiyordum ama arada bir aşağı iniyordum, yemekte beraber oluyorduk. Hasta olunca bıçakla keser gibi bir izolasyona geçmiş olduk. Burada uzaktan gördükleri zaman gülerek tepki verdiler, sonrasında alıştılar. Bahçeden el sallayarak uzaktan konuşmalar şeklinde iletişim kurduk. Kapı arkasından konuşmalar, çok değişik bir deneyimdi.' ifadelerini kullandı.Hastalık sürecinin psikolojik olarak da olumsuz etkileri olduğunu dile getiren Çakır, 'Bu hastalığın en önemli boyutlarından biri de çok fazla yaşa bakmaması. Mücadeleyi kaybettiğiniz anda ölebilirsiniz. Çocuklarınızın size sarılmadan gömülme ihtimali aklınıza geliyor. Bu çok kötü bir duygu.' dedi.Evde geçen 10 günlük karantina sürecinin ardından testinin negatif çıkması üzerine görevinin başına döndüğünü aktaran Çakır, iyileştikten sonra çabuk yorulma dışında bir şikayetinin olmadığını kaydetti.Çakır, vatandaşlara aşılarını yaptırma ve bulaş riskini düşürmek için maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat etmeleri çağrısında bulundu.
Şehidin Emaneti Babası İçin Herkes "Kalpten Seferber" Oldu
ANTALYA (AA) - SÜLEYMAN ELÇİN - Antalya'da yaşayan İdlib şehidi Piyade Uzman Onbaşı Turgut Burkay Korkmaz'ın babası Salih Korkmaz'ın kalbine giden ana damarındaki yırtık, hastaneye koşan vatandaşlardan temin edilen kanı kullanan doktorların 7,5 saat süren başarılı operasyonuyla onarıldı.Suriye'nin İdlib kentinde Esed rejimi unsurlarının hava saldırısı sonucu 28 Şubat 2020'de şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Turgut Burkay Korkmaz'ın Finike ilçesinde yaşayan babası Salih Korkmaz, rahatsızlanınca hastaneye kaldırıldı.İlk müdahalesi burada yapılarak Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Korkmaz'ın tetkiklerinde kanın kalpten organlara ulaşmasını sağlayan aort damarında yırtık tespit edildi.O saatten sonra herkes şehidin emaneti babası için seferber oldu.Ameliyat için 6 ünite kan ve 2 ünite trombosit ihtiyacının olduğu sosyal medyada paylaşılınca çok sayıda polis, jandarma ve vatandaş hastaneye ve Kızılay merkezlerine koşarak gönüllü oldu.Gereken kan ve trombositin kısa sürede karşılanması üzerine ameliyata alınan Korkmaz'ın, yaklaşık 7,5 saat süren operasyonda vücut ısısı düşürülüp kan dolaşımı, kalp ve beyin fonksiyonları bir süre durduruldu.Kalpteki bir damar ile aort damarı değiştirilen Korkmaz, sağlığına kavuştu. 'Hem devletimiz hem de milletimiz seferber oldu'Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oğlunun şehit olması ile ister istemez üzüntü yaşadığını, bu nedenle tansiyonun sürekli arttığını söyledi.Son zamanlarda kalbinde ağrılar hissettiğini aktaran Korkmaz, şöyle konuştu:'O akşam kendimi kaybetmiştim. Gözlerimi açtığımda yoğun bakım ünitesindeydim. Sağ olsunlar herkes yardımımıza koşmuş. Devlet bizim devletimiz. Sağ olsun, var olsun, başımızdan eksik olmasın. Bu vatana bir evlat verdik ama bir sürü evlat kazanmışız. Hem devletimiz hem de milletimiz seferber oldu. Geçmiş olsun için her arayan 'baba' diyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Doktorlarım da izinde olmalarına rağmen yardımıma koştu. Hakları ödenmez.' Korkmaz'ın kardeşi Yasin Korkmaz ise ağabeyine yardım etmek için birbirleriyle yarıştığını belirterek, 'Birçok kişi hastaneye geldi. Polisler, jandarmalar ve vatandaşlar geldi. Telefonla hastaneyi ve bizi arayan çok kişi oldu. Polis ve askerlerimizden kan almak hepimizi duygulandırdı. Hepsinden Allah razı olsun.' ifadesini kullandı.'Tüm damarı bir zar şeklinde kabuğu tutuyordu'Ameliyatı gerçekleştiren Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Tansel Darçın da bu tip yırtılmalarda birçok hastanın hastaneye ulaşmadan hayatını kaybedebildiğini dile getirdi.Her hastada olduğu gibi şehit babasını da yaşatmaya vesile oldukları için mutlu olduklarını vurgulayan Darçın, şunları kaydetti:'Şehit ailesini ikinci bir acıdan kurtarmaya vesile olduğumuz için sevinçliyiz. Kalpten çıkan aort damarında ileri derecede yırtık vardı. Tüm damarı bir zar şeklinde kabuğu tutuyordu. Her an yırtılıp hayati tehlike oluşturabilirdi. Tıptaki en riskli ameliyatlardan birini gerçekleştirerek bu damarı kalpten çıkan bir damarla değiştirdik. Kalp kapakçığına da işlem yaptık. Sağlığı gayet iyi.'Ameliyatta yer alan Doç. Dr. Birkan Akbulut ise sigara içen ve yüksek tansiyonu olan hastalarda aort damarında yırtık görülebildiğini ifade etti. Bu hastalara acil müdahale edilmemesi halinde yaşama tutunmalarının zor olduğuna dikkati çeken Akbulut, 'Hastanede bu tip ameliyatları 24 saat yapabiliyoruz. Şehit babası olduğu için her hastamızda olduğu gibi özenle yaklaşım gösterdik. Sağlığına kavuşmasına vesile olduk. Mutluyuz.' diye konuştu.
Yeryüzünün İlk Mabedi Ve Tevhit İnancının Merkezi: Kabe
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - İslam inancına göre yeryüzünde yapılan ilk mabet ve Müslümanların kıblesi olan Kabe-i Muazzama, asırlar boyunca dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların büyük bir sevgi ve samimiyetle bağlı olduğu en kutsal mabet olarak varlığını sürdürüyor.AA muhabirinin İslam kaynaklarından derlediği bilgiye göre, sözlükte 'dört köşeli veya küp şeklinde olmak' anlamındaki 'ka'b' kökünden türeyen 'ka'be' 'küp şeklinde nesne' anlamına geliyor.Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde Mescid-i Haram'ın ortasında bulunan Kabe'nin ilk defa ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı hususunda ihtilaf bulunsa da Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetlerden Kabe'nin Hazreti İbrahim'den önce de var olduğu biliniyor.Kur'an-ı Kerim'de 'Mukaddes makam', 'Beyt-i Atik (en eski ev)', 'Beytullah (Allah'ın evi)', 'Saygıdeğer bir ev', 'Müslümanların kıblesi' ve 'Miraç mucizesinin başladığı makam' olarak anılan Kabe hakkında halk arasında daha çok 'Kabe-i Muazzama' tabiri kullanılıyor.Tevhidin merkezi ve emniyet yurdu olma özelliğini taşıyan Kabe, asırlar boyunca dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların büyük bir sevgi ve samimiyetle bağlı olduğu en kutsal mabet olarak varlığını koruyor.'Boğaziçi Üniversitesindeki olayda bütün Müslümanların ana sembollerinden biri seçildi'Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İslam inancında Kabe'nin önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.Boğaziçi Üniversitesi önünde Kabe fotoğrafının yere serilmesine ilişkin konuyu değerlendiren Düzgün, bu konunun öncelikle siyasi ve provokatif tarafının olup olmadığına bakılması gerektiğini vurguladı.Düzgün, şunları kaydetti:'Bu bir sembol seçimi. Dolayısıyla çok hassasiyet taşıyan, sadece Türkiye'deki değil, bütün dünyadaki Müslümanların ana sembollerinden biri seçildi. Bu seçimin arkasında sanki bir yarayı, Türkiye'deki hassasiyetleri kaşıma niyeti var. Çok iyi niyetli bir girişim olmadığı açık. Orada ne işi var Kabe resminin ve arkasında anılan grupların? Orada bir sembol üzerinden Türkiye'deki farklı grupların ya da insan varlığının karşı karşıya getirilmesi talihsiz bir durum.''İki kültürü karşı karşıya getirme durumu var'Düzgün, Haremi Şerif fotoğrafının ortasında Kabe'nin yerine Şahmeran figürünün asılmasına da değinerek, şöyle devam etti:'Kabe dediğiniz şey somut bir kültür ve dini varlık değil. Kabe'nin temsil ettiği bir anlam dünyası var. O anlam dünyasının tepesinde şüphesiz Allah var. Bir de o Kabe'ye sahip çıkan yeryüzündeki inanan insanlar var. Kabe'yi bu iki boyutuyla düşünmek lazım. Şartlı konuşuyorum, Kabe eğer kasıtlı olarak oraya getirilip üzerine de Şahmeran kasıtlı olarak oturtulduysa iki kültürü ve varlık alanını karşı karşıya getirme durumu var. Bir tarafta Anadolu, kadın üstünlüğü gibi bir simge dünyası var. Bir de onun altına serilen dini dünya var. Bu ikisinin karşı karşıya getirilmesi. Provokasyon dediğim budur ama burada sağduyunun gösterilmesi gerekir. O ikisi de inanan bir insan için, benim için çok değerlidir. Kabe'nin temsil ettiği bütün değerler ve Anadolu'daki kültürde Şahmeran'ın temsil ettiği kadın da benim için çok değerli. Bu ikisinin karşı karşıya getirilmesi çok ince işlenmiş bir provokasyonsa bu yaşanan olaya sadece inanan insanlar değil, Türkiye'deki bütün kültür unsurları karşı durmalıdır.'Bu olayın çok kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Düzgün, 'Bence burada akademinin dışında bir tezgahtan bahsetmek lazım. Akademinin, öğretim üyesi hocalarımızın ve orada iyi bir birikimle Boğaziçi Üniversitesine giren öğrencilerin böyle bir pespaye denilebilecek çatışma ortamını, saygı gören bir unsuru çatışmanın tam ortasına getirip de onun üzerinden hassasiyetleri kaşıyabileceğine ihtimal vermiyorum. Bu tür hassasiyetleri fırsat olarak kollayan içeri ve dışarıdaki unsurlara dikkat çekilmesi gerekiyor.' değerlendirmesini yaptı.Düzgün, üniversite çatısı altında yaşanan olayların bilgi ve enformasyonla çözüme kavuşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Reklam