onedio
Erzurum Ve Ağrı'da Soğuk Hava Etkisini Sürdürüyor
ERZURUM (AA) - Erzurum ve Ağrı'da soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor.Erzurum'da soğuk havanın etkisiyle şehir merkezindeki çeşmeler, şadırvanlar, kırsaldaki dere ve nehirler buz tuttu.Çatılarda buz sarkıtlarının oluştuğu kentte, belediye ekipleri yollarda buz ve kar temizleme çalışmalarını sürdürüyor.Dere ve nehirlerin yüzeyinin donduğu Ağrı'da da çatılarda buz sarkıtları oluştu.Vatandaşların araçlarının üstünü naylon ve battaniyelerle örterek soğuktan korumaya çalıştığı kentte, belediye ekiplerinin karla mücadele çalışması devam ediyor.
Şanlıurfa'da Yaban Hayvanları İçin Doğaya Yem Bırakıldı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da olumsuz hava koşulları nedeniyle beslenmekte güçlük çeken yaban hayvanları için doğaya 650 kilogram yem bırakıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şanlıurfa Şube Müdürlüğü ekipleri, kış nedeniyle açlık tehlikesi yaşayan yaban hayvanları için çalışma başlattı.Ekipler, bu kapsamda kentin yüksek kesimlerine 250 kilogram arpa, 400 kilogram yonca bıraktı. Doğaya yem bırakma çalışmalarının kış boyunca süreceği belirtildi.
İhracatın 10 Milyar Doları Geçtiği ABD'ye Lojistik Merkezi Kurulacak
İSTANBUL (AA) - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin Türk ihracatçısının yeni pazarlara erişmesine hız kazandıracağını belirterek, 'ABD’de açmayı planladığımız lojistik merkezi için detaylı bir çalışma gerçekleştirdik. ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefimiz var. Bu hedefe hızla ulaşmamız adına, açılacak lojistik merkezinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz.' dedi.TİM tarafından tekstil, mobilya ve halı sektörlerine yönelik, sektör temsilcilerinin katılımıyla 'ABD Lojistik Merkezi Fırsatları' konulu çerim içi toplantı düzenlendi.Burada konuşan Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin faaliyete geçmesi için bir süredir Ticaret Bakanlığı öncülüğünde çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi.Lojistik merkezlerin konumu olarak Batı Afrika ve Kuzey Amerika’nın öne çıktığını dile getiren Gülle, 'Batı Afrika'da Gana özelinde faaliyetler devam ediyor. Kuzey Amerika'da ise ABD’de açmayı planladığımız lojistik merkezi için detaylı bir çalışma gerçekleştirdik. ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefimiz var. Bu hedefe hızla ulaşmamız adına, açılacak lojistik merkezlerinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Lojistik merkezinin konumunu ise sektörlerimizin maksimum faydasını gözeterek belirlememiz gerekiyor. Sektörel kümelenme, üstün rekabet gücüne sahip olmanın ve ekonomik kalkınmanın temelini oluşturan önemli bir faktör. Lojistik merkezlerimiz özelinde oluşacak sektörel kümelenme ile ihracatçımızın maliyetlerinde önemli düşüşler yaşanacak. Ayrıca ihracatçılarımız Bakanlığımız tarafından verilen desteklerden de faydalanacak.' ifadelerini kullandı.'Maine Eyaleti'nde halı sektörünün pazar payı yüzde 78'Lojistik merkezlerinin konumunun doğru belirlenmesi gayesiyle Türkiye’nin ABD’nin eyaletlerine göre ihracatını analiz ettiklerini vurgulayan Gülle, şunları kaydetti:'Bilhassa halı, mobilya ve ev tekstili sektörlerinin eyaletlerdeki pazar paylarını hesapladık. Halı sektörümüzün, 2020 yılının ilk 11 ayında pazar payı Maine eyaletinde yüzde 78, Güney Carolina’da yüzde 60, New Jersey’de yüzde 48, New York’ta ise yüzde 45 seviyesinde. Mobilya sektörümüzün aynı dönemde pazar payı Delaware eyaletinde yüzde 11, Missouri’de yüzde 5,4, New Jersey’de yüzde 1,7, Washington’da ise yüzde 1,4 seviyesinde. Mobilya sektöründe diğer eyaletlerde pazar payımızın yüzde 1’in altında olduğunu görüyoruz. Ev tekstilinde de aynı dönemde pazar payımız Connecticut’ta yüzde 25,4, Maine’de yüzde 8,3, Wisconsin’de yüzde 7,3, Massachusetts’te yüzde 6,7, Güney Dakota’da ise yüzde 5,9… Özellikle halı ve ev tekstilinde bazı eyaletlerde ülkemizin pazarda ciddi hakimiyet sağladığı anlaşılıyor. Lojistik merkezleri için konum ve sektörlerin belirlenmesinde bu verileri dikkate almamız şart. Bunun yanında pandemi sürecinde elektronik ticaretin önemi de hızla arttı.''Yeni pazarlara erişmemize hız kazandıracak'Gülle, yurt dışı lojistik merkezlerinin ihracatçı için bir bölgesel üs görevi göreceğini; pazara erişim maliyetlerini düşüreceğini ve yeni pazarlara erişilmesine hız kazandıracağını belirterek, 'Lojistik merkezlerimizin konumlarını belirlerken ihracatçımızın bölgeye fiziksel ihracatının yanında e-ihracat olanaklarını dikkate alacak; e-ihracat yapan firmalarımızın da ihtiyaçlarına cevap vereceğiz. Sektörlerden gelecek katkılarla bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırarak en kısa sürede, yurt dışı lojistik merkezlerimizi faaliyete geçirme arzusundayız.' dedi.'ABD'ye ihracat 2020’de her ay artış gösterdi'Öte yandan toplantıda verilen bilgiye göre 61 ihracatçı birliği, 27 sektör ile 100 bin ihracatçının tek çatı kuruluşu olan TİM, dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD ile 100 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefine hızla ulaşılması için çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. Geçen yıl 226 ülke ve bölgede Türk bayrağını dalgalandıran Türk ihracatçısı, salgından dolayı küresel talep daralmasına rağmen 2020 yılında ABD’ye yüzde 13,5 artışla 10 milyar 186 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterdi. Türk ihracatçısının salgı sürecinde yoğun çalışmalar yaptığı pazarlardan ABD’ye ihracatı 2020’de her ay artış gösterdi ve en fazla ihracat gerçekleştirilen üçüncü ülke oldu.ABD’ye ihracatta en dikkati çekici artışlar ise halı (yüzde 40,2 artışla 932 milyon 355 bin dolar), çelik (yüzde 59 artışla 430 milyon 830 bin dolar), mücevher (yüzde 54, 5 artışla 485 milyon 206 bin dolar), hazır giyim ve konfeksiyon (yüzde 22,6 artışla 793 milyon 626 bin dolara) sektörlerinde yaşandı. Türkiye’nin en önemli 5 pazarından biri olan ABD’ye ilişkin TİM tarafından hazırlanan raporda 'Türkiye’nin küresel ticarette en çok konu edilen 1000 ürünün 192’sinde ABD pazarı için önemli bir potansiyeli mevcut' tespitine yer verildi.Salgın sürecinin sona ermesinin ardından özellikle ihracatın ABD’ye daha da artması ve ilerleyen dönemlerde 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefine ulaşılacağı öngörülüyor. Bu kapsamda ABD’de lojistik merkezi açılması amacıyla çalışmalar yapılıyor.
Bitlisliler Sezonun Açıldığı Kayak Merkezinde Yoğunluk Oluşturdu
BİTLİS (AA) - Bitlis'teki El Aman Hanı Kayak Merkezi, geçen hafta etkili olan yağışların ardından kar kalınlığının beklenen seviyeye ulaşmasıyla sezonu açtı. Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren merkeze gelen kayakseverler, kayak ve snowboard yapmanın keyfini çıkardı.Yarı yıl tatili nedeniyle yoğunluğun yaşandığı kayak merkezinde, yeni kayak öğrenen vatandaşlar renkli görüntüler oluşturdu. Kayakseverlerden Mesut Aslan, bu yıl yoğun kar nedeniyle kar kalınlığının beklenenden daha fazla olduğunu söyledi.Bunu fırsat bilerek kayak yapmaya geldiklerini anlatan Aslan, şöyle konuştu:'Burada güzel bir ortam var. Hava da çok güzel. İnsanlar aileleriyle burada keyifli anlar yaşıyor. İnşallah bu sene böyle devam eder.'
Reklam
Rusya'da Tutuklu Bulunan Navalnıy'ın Kardeşi, Avukatı Ve Şahsi Doktoru Gözaltına Alındı
MOSKOVA (AA) - Rusya'da tutuklu muhalif Aleksey Navalnıy'ın kardeşi Oleg Navalnıy, avukatı Lubov Sobol ve şahsi doktoru Anastasiya Vasilyeva gözaltına alındı.Rusya Adalet Bakanlığının 'yabancı ajan' listesine aldığı Yolsuzlukla Mücadele Vakfı Müdürü İvan Jdanov, Twitter'dan yaptığı açıklamada, polisin tutuklu Navalnıy'ın kardeşi Oleg Navalnıy, avukatı Sobol ve şahsi doktoru olan ve Doktorlar Birliği Sendika Yöneticisi Anastasiya Vasilyeva'yı 48 saatliğine gözaltına aldığını belirtti.Rus polisi, Navalnıy'ın başkent Moskova'daki daireleri ve kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfının ofisinde 'sıhhi ve epidemiyolojik kuralların ihlal edildiği' gerekçesiyle arama yapmıştı.Navalnıy'ın serbest kalması için gösteri yapılmıştıRusya’da, tutuklu Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın serbest bırakılması için on binlerce kişinin katıldığı izinsiz gösteri, 23 Ocak'ta düzenlenmişti.Ülke genelinde yapılan gösterilerde, 3 binden fazla kişinin gözaltına alındığı ifade edilmişti.Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Navalnıy'a destek amacıyla yapılan gösterilerin 'yasa dışı ve kabul edilemez' olduğunu savunmuştu.Navalnıy da 31 Ocak'ta gösterilerin yeniden yapılacağını duyurmuştu.
Diyarbakır'da Yeni Evlenecek Çiftler İçin "Evlilik Okulu" Açıldı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'da Bismil Belediyesi tarafından yeni evlenecek çiftler için 'Evlilik Okulu' açıldı.Bismil Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünün öncülüğünde, aile kurumunun sağlıklı yapıda oluşmasına ve güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanan proje kapsamında açılışı gerçekleştirilen 'Evlilik Okulu'nda eğitim verilmeye başlandı. Belediyeye evlenmek için başvuran ve tavsiye üzerine eğitimi kabul eden çiftlere, Müftülük, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve sosyal hizmet personeli ile psikolog ve avukatlar tarafından 'etkili iletişim', 'öfke kontrolü', 'empati', 'ben dili', 'sağlıklı ebeveyn ilişkileri', 'dinimizde evlilik', 'aile hayatı', 'evlilikte ibadetin yeri ve önemi', 'temizlik ve hijyen', 'sağlıklı beslenme', 'aile bütçesi hazırlama ve sürdürülebilirliği', 'doğru alışveriş usulleri ve dinimizde israf', 'güvenli internet ve dolandırıcılardan korunma' gibi konularında dersler verildi.Yaklaşık 2 saat süren eğitimlerin ardından çiftlere, sertifika ve hediye takdim edildi.Bismil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Hamza Türkmen, eşi Pınar Türkmen ile okulda çiftlerle bir araya geldi.Türkmen, yaptığı açıklamada, evlenmek amacıyla belediyeye müracaat eden ve eğitim almak isteyen çiftleri programa dahil ettiklerini söyledi.Etkili iletişim kuran çiftlerin, daha mutlu olduğunu dile getiren Türkmen, eğitimlerle kadına yönelik şiddetin engellendiği aileler kurmayı ümit ettiklerini aktardı.Eğitimlerle çiftlere birbirine saygı duymayı ve sabır göstermeyi anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Türkmen, evlilik kurumunun ciddiyeti konusunda çiftlere bilgi verdiklerini belirtti.Hizmeti sadece yeni evlenen çiftlere değil beraberliklerinin üzerinden yıllar geçen çiftlere de vermeyi planladıklarını bildiren Türkmen, birçok çiftin arasındaki diyalogun günde 15 dakikayı bulmadığını kaydetti.Türkmen, 'Aile içerisinde iletişimi artırarak birçok sorunu yok edeceğimize inanıyoruz. Bu sorunların içerisinde kadına şiddet ön planda. Bunun dışında ailelerimizin daha mutlu yuva kurabileceklerine inanıyoruz. Mutlu çiftler, mutlu çocuklar, mutlu çocuklar mutlu bir nesil demek.' ifadelerini kullandı. Nişanlısıyla eğitim alan Mahsun Bilgin de evlilik için belediyeye müracaatlarında tavsiye üzerine eğitime katıldıklarını söyledi.Eğitimlerde birlikte saygı çerçevesinde yaşam sürdürülmesinin öneminin anlatıldığını belirten Bilgin, 'Sinirli zamanlarda alttan almamız, sabırlı olmamız, fedakarlık gösterip anlayışla karşılamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu eğitimi almaktan mutluyuz, tavsiye ederiz. Eğitimin bize faydasının olacağına inanıyorum. Sorunlar tek taraflı değil. Hem erkeğin hem de kadının bu eğitimi alması gerekiyor.' dedi.
Reklam
Analiz - Trump'ın Körfez'e Koşulsuz Destek Günleri Geride Kaldı
İSTANBUL (AA) -NECMETTİN ACAR- ABD’de Donald Trump’ın seçim yenilgisinin tüm dünyada olduğu gibi Orta Doğu siyasetinde de önemli sonuçlar doğuracağına yönelik güçlü bir beklenti bulunmaktaydı. Bölgede Trump döneminde ABD’nin koşulsuz desteğini elde eden iddialı ve müdahaleci aktörler bu desteği nüfuz alanlarını genişletmek ve kendi lehlerine politik bir düzen kurmak için kullanmaktan çekinmemişlerdi. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bu süreçte Trump yönetiminin sunduğu bu cömert destekten en çok istifade eden aktör oldu. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in Jared Kushner üzerinden Trump ile kurduğu kişisel yakınlık, BAE yönetiminin kendi güç ve kapasitesinin üzerinde sorumluluklar üstlendiği ve çok geniş bir jeopolitik hat boyunca kendi lehine politik bir düzen kurmak için çalıştığı iddialı ve maceracı politikalar için önemli bir destek sağladı.Biden’ın, Obama dönemindeki çizgisi, seçim sürecindeki söylemi ve en önemlisi de seçimi kazandıktan sonra kabinesini oluştururken seçtiği bazı isimler ABD’nin bölgeye yönelik dış politikasında yaşanması beklenen bu değişimin ilk işaretlileri olarak okunabilir. Biden yönetiminin ilk haftasında BAE’ye F-35, Suudi Arabistan’a silah ve mühimmat satışını askıya alması, Filistin meselesinde iki devletli çözüme dair vurgu ve İran ile nükleer anlaşmaya dönüş sinyalleri Trump döneminde koşulsuz ABD desteğine alışmış olan bölgenin iki iddialı aktörü olan BAE-Suudi ekseninin yöneticilerini zor günlerin beklediğini ortaya koyuyor. Bütün bunlara ilaveten El-Cezire haber sunucusu Ghada Oueiss’in telefonunun hacklenmesi ve uygunsuz resimlerinin servis edilmesine dair ABD’de açılan bir davada Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in sanık olarak mahkemeye çağrılması BAE-Suudi ekseninde ciddi bir paniğe sebep olacaktır.Körfez’de Trump devriTrump’ın dört yıllık görev süresince Orta Doğu’da çok sayıda olağandışı gelişmeye şahit olduk. Özellikle küçük bir Körfez şeyhliği olan BAE’nin kendi güç ve kapasitesinin çok üzerindeki iddialar peşinde koşan etkili bir aktör haline gelme çabası bölge üzerinde çalışan uzmanların en çok dikkatini çeken husus oldu. Çünkü BAE yönetimi bu süreçte Kuzey Afrika’dan Güney Arabistan’a, Kafkaslardan Levant bölgesine çok geniş bir jeopolitik alanda varlık gösterdi ve bölgede kurulması planlanan yeni düzende öncü bir rol oynamaya çalıştı. Trump döneminde BAE yönetiminin takip ettiği üç önemli politikadan bahsedebiliriz.İlk olarak; bu dönemde en dikkat çeken BAE politikası hiç şüphesiz Muhammed bin Zayid’in Jared Khusner üzerinden Trump yönetimi ile kurduğu kişisel ilişkiler sayesinde ABD’yi, Suudi Arabistan’daki veraset düzenine dolaylı yollardan müdahaleye teşvik etmesi öne çıkıyor. ABD’nin dolaylı müdahalelerinin bir sonucu olarak BAE Veliaht Prensi'nin favori adayı da olan Muhammed bin Selman, taht rekabetinde amcaları Ahmed bin Abdülaziz ve Mukrin bin Abdülaziz ile kuzenleri Muhammed bin Nayef ve Mutaib bin Abdullah’ın önüne geçmeyi başardı. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in Suudi veraset sistemi üzerinde etkili olarak kendisine yakın bir prensin tahta oturmasını kolaylaştırmak istemesindeki asıl amaç, BAE’nin iddialı ve müdahaleci dış politikası için Suudileri etkili bir kaldıraç olarak kullanmaktı. Çünkü Suudi Arabistan demografik yoğunluk, jeopolitik pozisyon, askeri/ekonomik kapasite ve sahip olduğu dinsel meşruiyet açısından bölgenin en önemli aktörlerinden biridir. Suudi iç işlerine bu şekilde müdahil olarak genç ve tecrübesiz bir veliahdın fiili yönetici haline geldiği Suudileri kendi peşine takmayı başaran BAE yönetimi bölgesel dizayn girişimleri için çok önemli bir avantaj elde etmiş oldu.İkinci olarak; BAE yönetimi bu dönemde alışılmışın dışında müdahaleci bir politika takip etmeye başladı. Arap Baharı sürecine özellikle de Trump dönemine kadar BAE’nin adı hem bölgesel çapta hem de küresel çapta gıpta ile bakılan iktisadi gelişmelerle anılmaktaydı. Şöyle ki 1971 yılında İngiltere’nin Körfez bölgesinden çekilmesiyle bağımsızlığını kazanan yedi emirliğin birleşmesiyle oluşan BAE, petrol gelirlerinin de katkısıyla 1990’lı yıllardan itibaren göz kamaştırıcı bir ekonomik ivme yakalamıştı. Turizm, inşaat, finansal hizmetler, lojistik ve liman hizmetleri başta olmak üzere önemli sektörlerde elde ettiği başarılar ülkeyi kısa sürede küresel ekonominin parlayan yıldızı haline getirmişti. Genel olarak “rantiyer ekonomiler” olarak tanımlanan hidrokarbon ihracatçısı Körfez ekonomileri arasında en planlı ve sürdürülebilir ekonomiye sahip olan BAE’nin yakaladığı bu ivme ekonomi literatüründe “Dubai modeli” kavramı ile ifade edilmeye başlandı. Ülke 1990’lı yılların başından itibaren öyle hızlı bir ekonomik büyüme ivmesi yakaladı ki 1990 yılında 50 milyar dolar olan milli geliri 2014 yılında 400 milyar dolara kadar ulaştı. Bu haliyle BAE, ekonomilerini petrole bağımlılıktan kurtarmak isteyen Körfez ülkelerine ilham kaynağı oldu. Ancak son dönemde ABD’nin koşulsuz desteğini arkasına alan BAE’nin geniş bir jeopolitik hat boyunca askeri müdahaleler, darbeler, insan hakları ihlalleri ve terör örgütleriyle ittifaklar gibi alışılmışın dışında bir politikaya yöneldiğine şahit olduk.Üçüncü olarak; özellikle 2020 ortalarından itibaren İsrail’le perde gerisinde zaten normal olan ilişkilerin alenileştirilmesine öncülük eden bir BAE yönetimi ile karşılaştık. Bu süreçte BAE geçmişte takip ettiği Filistin politikasından uzaklaşarak İsrail’le “normalleşme” dalgasına öncülük eden bir aktör haline geldi. İsrail’in askeri, endüstriyel, nükleer ve Batı başkentlerindeki lobi kabiliyetini arkasına alarak bölgede oluşacak yeni güvenlik mimarisinin başat gücü olmaya soyundu. Şöyle ki; 1970’li yıllara kadar İngiltere bölge güvenlik mimarisinin başat aktörüydü. Bu tarihten sonra Nixon (1969), Carter (1980) ve Bush (1990, 2003) doktrinleriyle ABD bölge güvenlik mimarisinin başat aktörü haline geldi. 2010 sonrası ABD’nin “Asya Pivot” stratejisi gereğince yükselen Çin’i dengelemek için yönünü Asya-Pasifik’e çevirmesi Orta Doğu güvenlik mimarisinde bir değişimi tetikledi. Oluşan bu güç boşluğu BAE’yi İsrail’le de yakınlaşarak bölgesel denklemde profilini yükseltemeye teşvik etti. Özellikle Trump’ın son aylarında imzalanan “İbrahim” anlaşması bir taraftan BAE-İsrail ilişkilerini normalleştirmesini içerirken diğer taraftan İsrail lobisinin de desteğiyle ABD’den F-35’ler dâhil yüklü miktarda silah alımlarıyla BAE’ni bölgesel askeri bir güç haline getirmeyi amaçlıyordu. Burada İsrail yönetimi hem Körfez ülkeleriyle normalleşerek önemli bir diplomatik zafer elde etti hem de Biden yönetiminin F-35 satışını askıya almasıyla bölgede tehlikeye giren askeri üstünlüğünü korumaya devam ederek askeri bir kazanım elde etmiş oldu. BAE'ye F-35 satışının askıya alınmasıyla bu anlaşmanın önemli bir gerekçesi de ortadan kaldırılmış oldu.Biden’ın ilk haftadaki icraatları bölge açısından ne anlama geliyor?Biden’ın, Obama yönetiminin önemli isimlerine kabinede yer vermesi, BAE-Suudi eksenine silah ve mühimmat satışını askıya alması, İran nükleer anlaşmasına dönüş sinyalleri, Filistin meselesinde iki devletli çözüme yaptığı vurgu ve insan hakları odaklı bir dış politika gündemi gibi yaklaşımları BAE yönetiminin geçmişte Trump’ın desteğiyle elde ettiği nispi kazanımları ortadan kaldırabilecek bir kapasiteye sahip. Biden’ın Trump yönetiminin uzun döneme yayılan dış politika adımlarını kısa sürede tersine çevirme konusunda sergilediği kararlı tutum ileriki yıllarda çok daha önemli adımların gelebileceğini göstermesi açısından da oldukça önemli. Burada özellikle silah satışlarının askıya alınması ve El-Cezire haber sunucusuna yönelik bir davada Muhammed bin Zayid’in ABD mahkemesince suçlanıyor olması kritik önemde.Başta F-35 olmak üzere BAE-Suudi eksenine ABD’nin sağlamayı taahhüt ettiği silah ve mühimmat sistemleri, Arap Baharı sürecinde kendi içerisinde bir rejim güvenliği endişesi yaşayan ve bölge genelinde jeopolitik nüfuzunu genişletmek isteyen BAE-Suudi ekseni açısından hayati önemdeydi. Halihazırda BAE-Suudi ekseni Yemen’de doğrudan Suriye ve Libya’da ise dolaylı olarak savaşın tarafı durumunda. Bütün bu çatışmaların sonuçları ABD silah, mühimmat, istihbarat ve diplomatik desteğine oldukça bağımlı. ABD’nin, Trump döneminde şatafatlı törenlerle imzalanan yüz milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları gereğince taahhüt ettiği bu silahları sağlamayı kesmesi ve BAE-Suudi eksenini “insan hakları karnesi” açısından eleştirmesi tüm bu çatışma alanlarında BAE-Suudi ekseninin başarı şansını azaltacaktır. Uzun yıllardır ABD güvenlik garantilerine yaslanarak rejimlerini korumayı başaran bu ülkeler açısından silah ambargosu anlamına gelen bu politikanın psikolojik sonuçları da en az cephedeki sonuçları kadar olarak ağır olacaktır.El-Cezire haber sunucusu Ghada Oueiss’in telefonunun hacklenmesi ve uygunsuz resimlerinin servis edilmesine dair ABD’de açılan davada Muhammed bin Zayid’in sanık olarak mahkemeye çağrılması da insan hakları ihlalleri ve basın özgürlüğü gibi alanlarda BAE-Suudi eksenini zor günlerin beklediğini gösteriyor. Burada Muhammed bin Selman’ı işaret eden Suudi istihbarat yetkilisi Saad el-Cebri’ye yönelik suikast girişimi ve Amazon’un kurucusu ve Washington Post’un sahibi Jef Bezos’un telefonunun Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından hacklendiğine dair çıkan haberle ve her iki ülkede çok sayıda insan hakları savunucusunun maruz kaldığı muamele Biden yönetimi ile BAE-Suudi ekseni arasında yeni bir gerginlik alanı olarak ortaya çıkacaktır.Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla Muhammed bin Zayid’in ABD mahkemelerinde sanık olarak anılmaya başlanması, Kaşıkçı cinayeti ve Yemen’den yansıyan insani kriz manzaralarının Biden döneminde ABD ile BAE-Suudi ekseni ilişkilerinde önemli bir gündem maddesi olarak ön plana çıkacağını göstermesi açısından önemli. Nitekim son günlerinde ABD basınında Kaşıkçı cinayetine ve bu olayda Muhammed bin Selman’ın sorumluluğuna dair çok sayıda yazı çıkmaya başladı bile.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve azalan petrol gelirlerinin yol açtığı ciddi ekonomik sorunlarla uğraşmak zorunda olan BAE-Suudi eksenini önümüzdeki günlerde daha da zor bir sürecin beklediğini söyleyebiliriz. Trump döneminde ABD koşulsuz desteğinin oluşturduğu konformizme alışmış BAE-Suudi ekseninin yönetici kadroları bu günlerde Biden yönetiminin Trump’ın uygulamalarını birer birer geri almasından ve geçmiş dosyaları açma ihtimalinden derin bir endişe duymakta. ABD’nin askeri, diplomatik ve istihbarat desteğini kaybetme ihtimali BAE-Suudi ekseninin son on yıl boyunca tüm bölgede sürdürdüğü iddialı ve müdahaleci politikaların tümünün başarısız olmasına yol açabileceği gibi bu ülkelerin içerisinde de ciddi güvenlik sorunlarına yol açabilir.ABD desteği olmadan BAE yönetiminin, Yemen ve bütün bölge genelinde sürdürdüğü örtülü açık askeri operasyonlarını tehlikeye girebileceği gibi Muhammed bin Selman'ın ülkedeki pozisyonunun zayıflaması durumunda Suudiler üzerindeki nüfuzu da azalabilir. Zaten Yemen meselesinde BAE ile Suudilerin politikaları uzun süredir ayrışmaktaydı. Katar krizinin çözüldüğü El-Ula zirvesinde BAE’nin ablukanın kaldırılmasını öngören anlaşmaya gönülsüzce imza koyması, BAE ile Suudiler arasındaki mevcut çatlağı derinleştirecektir. Suudi Arabistan yönetimi ise uzun süredir gözaltında tuttuğu Ahmed bin Abdülaziz ve Muhammed bin Nayif’in serbest bırakılmasına yönelik bir baskıya maruz kalacaktır. Her iki ismin serbest kalması durumunda Muhammed bin Selman’ın tahta giden yolda oldukça zorlanacağı öngörülebilir. [Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanıdır]
İstanbul'un Barajlarındaki Su Seviyesi Yüzde 36,96'Ya Yükseldi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'a su sağlayan barajların su seviyesi, son yağışlarla birlikte yüzde 36,96'ya yükseldi.İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi 8 Ocak'ta yüzde 19,16 oranına kadar inerken, o günden bu yana etkili olan yağışlı havayla birlikte barajlardaki su miktarı yüzde 17,80 arttı.Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 36,96 olarak ölçüldü. Dünkü yağışların ise barajlara yüzde 2,74'lük bir katkısı oldu.Su miktarı Istrancalar'da yüzde 56,27, Terkos'ta yüzde 36,66, Sazlıdere'de yüzde 16,04, Alibey'de yüzde 48,74, Büyükçekmece'de yüzde 38,51, Ömerli'de yüzde 39,95, Darlık'ta yüzde 52,60, Elmalı'da yüzde 44,29 Kazandere'de yüzde 42,34 ve Pabuçdere'de yüzde 13,04 olarak kaydedildi.Kente su sağlayan baraj ve göletler, 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı dünkü yağışların etkisiyle 24 milyon metreküp artış göstererek 321 milyon metreküp seviyesine yükseldi.İstanbul'a dün itibarıyla verilen su miktarı ise 2 milyon 676 bin metreküp oldu.Son 15 yılın oranlarıBarajlardaki doluluk oranı, 28 Ocak tarihi baz alındığında 2005'te yüzde 49,64, 2006'da yüzde 88,60, 2007'de yüzde 54,62, 2008'de yüzde 25,24, 2009'da yüzde 49,48, 2010'da yüzde 96,15, 2011'de yüzde 88,21, 2012'de yüzde 66,24, 2013'te yüzde 75,18, 2014'te yüzde 32,55, 2015'te yüzde 85,65, 2016'da yüzde 73,98, 2017'de yüzde 84,77, 2018'de yüzde 73,58, 2019'da yüzde 90,68, 2020'de yüzde 55,47, 2021'de ise yüzde 36,96 olarak gerçekleşti.
Polisle Müritler Arasında Gerginlik: Kocaeli'de Tarikat Liderinin Cenazesi, Dernek Bahçesine Gömülmüş
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde Gülzar-ı Hacegan İlim, İrfan Derneği adı altında faaliyet gösteren tarikatın liderinin, derneğin bahçesine gömüldüğü ortaya çıktı. Başlatılan soruşturmanın ardından Kocaeli Valiliği naaşın mezarlığa taşınmasına karar verdi. Dernek bahçesine ekiplerle mezarın kaldırılmasını istemeyen dernek üyeleri arasında gerginlik yaşadı.
Reklam
Usta Sanatçı Ferdi Özbeğen Anılıyor! Ferdi Özbeğen Kimdir, Neden Vefat Etti?
Bugün sanat hayatına sayısız eserler sığdıran Ferdi Özbeğen'in vefatının 8. yıl dönümü. Bağışçısı olduğu Türk Eğitim Vakfı tarafından 'en kıymetli varlığım' diye adlandırdığı beyaz piyanosunun başında anıldı. Yaklaşık 30 albüm 400 kayıtlı şarkıya imza atan Ferdi Özbeğen aynı zamanda pek çok ödül de almıştır. Peki sevilen sanatçı Ferdi Özbeğen kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Nazife Nine Eşine Özlemle Pazar Tezgahında "Vasiyet" Nöbeti Tutuyor
KONYA (AA) - SERHAT ÇETİNKAYA - Konya'da 40 yıldır esnaflık yapan 70 yaşındaki Nazife Akkaş, ilerleyen yaşına rağmen 11 yıl önce kaybettiği hayat arkadaşının vasiyetini yerine getirebilmek için halk arasında 'Kadınlar Pazarı' olarak bilinen çarşıda her gün tezgah açıyor.Karatay ilçesinde, halk arasında 'Kadınlar Pazarı' olarak da bilinen tarihi Melike Hatun Çarşısı'nda hayat arkadaşıyla uzun yıllar tezgah açan Nazife Akkaş, eşiyle yarım asra yakın mutlu bir hayat sürdü.Evliliklerinden 4 çocuğu ve çok sayıda torunu olan Nazife nine, hayat arkadaşı Veli Akkaş'ı 2010'da kaybetti.Eşine özlemi her geçen gün büyüyen Nazife Akkaş, kocasının ölmeden önce 'ekmek teknemizi kör koyma' vasiyetini yerine getirebilmek için ilerleyen yaşına rağmen tezgahını kapatmadı.Kovid-19 salgını sürecinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle pazara nadiren de olsa gelebilen Aktaş, müşteri ve komşu tezgahtar arkadaşlarıyla samimi diyaloglar kuruyor.'Rahmetlim' diye dilinden düşürmediği eşinin anısını sevgiyle yaşatan Akkaş, AA muhabirine, beraber tezgah açtıkları yılların çok güzel olduğunu, birbirlerini hiç üzmeden, neşeyle çalıştıklarını anlattı.Hayat arkadaşına kavuşacağı günü beklediğini ifade eden Akkaş, ömrünün geri kalanını eşinin vasiyetine adadığını söyledi.Akkaş, 'Rahmetlim ölmeden önce bana, 'Bu zamana kadar beraber çalıştık. Ekmek teknemizi kör koyma. Naçar kalıp, umudun kesilinceye kadar çalıştır.' dedi. Ben de rahmetlimin vasiyeti için çalışıyorum.' diye konuştu.Salgın nedeniyle alınan tedbirlerde belirli saatlerde tezgahının başında olduğunu aktaran Akkaş, işleri daha çok oğlunun takip ettiğini kaydetti. 'Ak alnımızın kara yazısıymış'Eşinin öldüğü günü anlatırken gözyaşlarını tutamayan Akkaş, duygularını şöyle dile getirdi:'Şeker hastasıydı. Kalbinden rahatsızlandı. 'Kurtarabilir miyiz?' diye ameliyat ettirdik. Başarılı da çıkmıştı, çok sevinmiştik ama sonradan yoğun bakıma aldılar. Kurtaramadık. Ne yapalım, 'ak alnımızın kara yazısı' dedik. Ben de 70 yaşıma girdim. Urgan dürülmüş, ucuna gelmiş. Şu ellerim neler gördü, neler geçirdi. Her şey boşmuş.''Mezarına gidemediğim zaman sıkıntı basıyor'Akkaş, eşinin kabrine sık sık ziyarete gittiğini ifade etti.Mezarının başında eşiyle konuştuğunu, özlem giderdiğini ve bunun kendisini çok rahatlattığını kaydeden Akkaş, şöyle konuştu:'İki haftada bir ziyaretine gidiyorum. Daha üç gün önce gittim. Rahmetlime senin işini devam ettiriyorum dedim. Kabrinin başında Fatiha okudum. Öleceğinde bana 'Sık sık yanıma gel. Sen beri göremezsin de ben seni görürüm belki.' demişti. Yanına giderken çok sevinçli oluyorum. Mezarına gidemediğim zaman içimi sıkıntı basıyor.'Dünya hayatını, çocukların evcilik oyununa benzeten Akkaş, 'Hayat arkadaşımla pazarda geçirdiğim yılların hatıralarıyla yaşıyorum. Pazarda oturduğu, gezdiği, durduğu yerleri düşünerek akşamı yapıyorum. Hiçbir şeyim olmasaydı, bir ekmeğim olsaydı da keşke rahmetlim yanımda sağ olsaydı. Dünyada çok mutlu geçinmiştik. Onun ömrü benden kısaymış.' dedi.'Baba rahmet kapısı, cennetin anahtarıdır'Nazife Akkaş'ın oğlu Ayvaz Akkaş da ticarete 7 yaşında başladığını, bir süre ayakkabı imalatçılığı yaptıktan sonra babasının yanında çalışmaya karar verdiğini anlattı. 'Bizden önce babama annem destek oldu. İkisi birlikte mücadele etti. Biz yetiştikten sonra anneme gelmene gerek yok dedik ama o çalışmaya devam etmek istedi.' diye konuşan Akkaş, 'Babam vasiyetini anneme demiş. Benimle ilgili de 'Ölürsem sana emanet. Ben ölünceye kadar arkasında durdum sen de arkasında duracaksın.' demiş. Ayakta duruyorsam annemin duası sayesindedir. Baba rahmet kapısı, cennetin anahtarıdır. Anne de cennetin tapusudur.' ifadelerini kullandı.
Koronavirüsle Değişen Hayat - Öğrencileri İçin Mutfağını Sınıfa, Buzdolabını Tahtaya, Oyuncakları Deney Materyaline Dönüştürdü
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK - Fen Bilgisi Öğretmeni Esma Şahiner, uzaktan eğitimde öğrencilerinin derse olan ilgilerini artırmak amacıyla evinin mutfağını küçük bir laboratuvar sınıfı gibi kullanırken, buzdolabını yazı tahtasına, mutfak eşyalarını ve çocuklarının oyuncaklarını da eğlenceli deney materyallerine dönüştürdü. Sincan Süleyman Şah Ortaokulu Fen Bilgisi Öğretmeni Şahiner, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle uzaktan eğitim yoluyla bir araya geldiği öğrencilerinin fen bilimlerine ilgisini artırmak ve derslerden geri kalmamalarını sağlamak için evdeki imkanlarla farklı öğretim yöntemleri uygulamaya başladı. Mutfağını küçük bir laboratuvar sınıfına, buzdolabını tahtaya dönüştürerek öğrencileriyle birlikte eğlenceli deneyler yapan Şahiner, çocuklarının oyuncaklarını da bu çalışmalara dahil etti. Mart 2020'den itibaren ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle okullarına devam eden öğrenciler, öğretmenlerinin bu çabası sayesinde fen bilgisini ev deneyleriyle keyifle öğrenmeyi sürdürüyor.'Bu şartlarda öğrencilere verilebilecek en iyi eğitimin verildiğini düşünüyorum' Öğretmen Şahiner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır öğretmenlik yaptığını, 10 yaşında bir kızı ve 5 yaşında bir oğlu olduğunu anlattı. Salgınla birlikte hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin ilk kez uzaktan eğitimi tecrübe ettiklerine dikkati çeken Şahiner, başlangıçta adaptasyon konusunda zorluklar yaşandığını ama şu anda sistemin çok güzel oturduğunu vurguladı. Şahiner, ekrandan çocuklara bir şeyler aktarabilmek için devamlı yeni yöntemler bulmanın gerekliliğine işaret ederek, 'Ben de fen bilgisi dersleri için evimde bulunan malzemeleri kullanmaya başladım. Oğlumun legolarından periyodik cetvel yaptım. Buzdolabımı tahtaya dönüştürdüm, ekran görüntüsünü oraya yansıtarak öğrencilerime bir şeyler aktarmaya çalışıyorum. Sistemimiz oturdu, her şey rayında ilerliyor. Bu şartlarda öğrencilere verilebilecek en iyi eğitimin verildiğini düşünüyorum.' dedi. 'Oyuncak toplara elementlerin sembollerini yazdım' Fen bilgisi derslerinin deneysiz olamayacağının altını çizen Şahiner, sözlerini şöyle sürdürdü:'Örneğin derste basınç konusunu işlerken mutfaktaki malzemeleri kullandım. Katı basıncını oğlumun 'Jenga' oyununu kullanarak anlattım. Öğrencilerimin ilgisini çekebilmek için oyuncak toplara elementlerin sembollerini yazdım, bana bir renk söyleyin o renkteki elementi tahmin etmeye çalışalım şeklinde sürdürdüm dersleri. Bunları yapmaya çalışıyorum çünkü çocuklar beni çok küçük bir ekrandan görebiliyor. Ne kadar çok materyal kullanırsam ilgilerini de o kadar çekebilirim demek. Çocuklarımın oyuncakları, mutfaktaki kaplar, eşyalar hepsi benim için bir deney materyali haline geldi. Öğrencilerim de bu durumdan çok memnun. Onlar için de güzel bir deneyim olmaya başladı.''Öğrenmeleri çok daha kalıcı hale geliyor' Şahiner, Kovid-19'un tüm olumsuz etkilerine karşın öğrencilerinin medya okuryazarlığı ve öz denetim becerileri konusunda bilinç kazandığını, sabah erkenden kalkıp ekran karşısına geçtiklerini belirtti. Evde yapılan deneylerin çocukların kalıcı öğrenmesine çok önemli katkılar sağladığını vurgulayan Şahiner, 'Ders öncesinde çocuklara şu malzemeleri hazırlayıp ekran karşısında olalım diyorum. Hepsi evimizde bulunan bardak, su, kağıt gibi malzemeler zaten. Çok küçük materyaller ama akılda kalıcılığı inanılmaz yüksek. Ekran karşısında kendileri deney yaptığında öğrenmeleri çok daha kalıcı hale geliyor.' değerlendirmesinde bulundu. Şahiner, soru yelpazesi, konu tekrarı ve müfredata uyum açısından EBA yayınlarının öğretmenlerin en büyük kurtarıcısı olduğunun altını çizdi. Türkiye genelinden yüzlerce öğrenci sokak hayvanları için barınak tasarladı Fen bilgisi derslerinin yanı sıra öğrencileriyle farklı sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Şahiner, şunları kaydetti: 'Ayrıca öğrencilerimle 'Her Can Değerlidir' isimli bir eTwinning projesi uyguladık. Çıkış temamız pandemiydi. Sokağa çıkma yasaklarında sokak hayvanlarının insanlara ihtiyaç duyduğu temasından yola çıkıldı. Öğrencilerle birlikte sokak hayvanları için barınaklar yaptık. Şırnak, Cizre, Antalya, Kilis, Bursa gibi çok çeşitli illerden öğretmenlerimiz yüzlerce öğrenciyle birlikte sokak hayvanları için barınaklar tasarlayıp düzenli olarak onları beslemeye başladı. Öğrencilerde de bu konuda bir duyarlılık, farkındalık gözlemliyoruz. Öğrencilerle birbirimizi görmeden, sadece iletişim sağlayarak 50'ye yakın barınak tasarladık.' 'Gözlerindeki o ışığı görmeyi çok özledim' Yüz yüze eğitimin başlamasını büyük bir heyecanla beklediğini de vurgulayan Şahiner, 'Öğrencilerimi inanılmaz özledim. Nöbet günlerinde gelip bana sarılmalarını, 'öğretmenim size yardımcı olalım, birlikte nöbet tutalım' demelerini ya da derste anlattığım bir konuyu anladıkları anda gözlerinde oluşan o ışığı görmeyi çok özledim. İnşallah en kısa zamanda kavuşacağız.' diye konuştu.
Reklam
Osmaniye'de Evde Kumar Oynarken Yakalanan 14 Kişiye 48 Bin 566 Lira Ceza
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Hasanbeyli ilçesinde evde kumar oynarken yakalanan 14 kişiye 48 bin 566 lira ceza kesildi.Alınan bilgiye göre, Hasanbeyli İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Y.B'nin Sarayova köyündeki evinde kumar oynattığı ihbarı üzerine adrese operasyon düzenledi.Adreste kumar oynadığı belirlenen 14 kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle 48 bin 566 lira ceza uygulandı.Ev sahibi Y.B'ye kumar oynamak için yer temin etme ve kumar oynatma suçlarından işlem yapıldı.
Rize'de Geri Manevra Yapan Kamyonet Yamaçtan Yuvarlandı: 3 Yaralı
RİZE (AA) - Rize'de geri manevra yapan kamyonetin yamaçtan yuvarlanması sonucu 3 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Halil Yığcı yönetimindeki 53 AAZ 387 plakalı kamyonet, Güneysu ilçesi Seyfettin Yılmaz Sokak mevkisinde sürücünün geri manevra yaptığı sırada yamaçtan yaklaşık 100 metre yuvarlandı.Kazada sürücü Yığcı ile araçtaki Emre Avcı ve Bulutbey Kara yaralandı.Yaralılar, ambulansla Rize'deki hastanelere kaldırıldı.
Reklam
Sivas'ta Dağ Keçisi Popülasyonu Giderek Artıyor
SİVAS (AA) - SERHAT ZAFER - Sivas'ta son üç yılda alınan önlemler sayesinde dağ keçisi popülasyonunda yaklaşık yüzde 60 artış sağlandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar 15. Bölge Müdürü Ahmet Çörtük, AA muhabirine, Sivas'ın biyolojik çeşitlik anlamında çok zengin olduğunu söyledi. Müdürlük olarak av ve yaban hayatının korunması, geliştirilmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanarak gelecek nesillere aktarılmasının en önemli görevleri olduğunu belirten Çörtük, 'Bu sene av koruma ve kontrol faaliyetlerine hız verdik. Tüm ekiplerimiz 7 gün 24 saat, mesai mefhumu gözetmeksizin av koruma faaliyetlerine devam etmekte.' dedi. Çörtük, av ve yaban hayatının korunması faaliyetlerini emniyet güçleri, muhtarlar, fahri av müfettişleri ve yereldeki vatandaşlarla sürdürdüklerini, aynı zamanda sürekli eğitim faaliyetlerinde bulunduklarını anlattı. 827 kişiye 2 milyon ceza Malatya, Sivas, Elazığ, Kahramanmaraş, Tunceli, Batman ve Diyarbakır'ın da sorumluluk sahalarında olduğunu aktaran Çörtük, '15. Bölge Müdürlüğü olarak 2020 yılında bölgemizde 827 kişiye idari işlem yaptık, yaklaşık 2 milyon idari para cezası kestik. Sivas'ta ise 276 kişiye işlem yaptık, yaklaşık 500 bin lira idari para cezası kestik.' diye konuştu. Çörtük, Sivas'ın Divriği ilçesinde kaçak avcıları drone ile tespit ederek yakaladıklarını ve bunun Türkiye'de ilk olduğunu dile getirerek, 'Genel müdürümüz bize talimat vermişti ve bu talimat doğrultusunda biz bunu Sivas'ta gerçekleştirdik ve başarıya da ulaştık. Bundan sonra teknolojiyi daha etkin şekilde kullanmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Yaban keçisi sayısı yüzde 50-60 oranında arttıKullandıkları teknoloji sayesinde kaçak avcılığın önüne geçtiklerini ve dağ keçisi popülasyonunun artmasına önemli katkı sağladıklarını vurgulayan Çörtük, şunları kaydetti:'Sivas'ta envanter çalışması yapmaya 2018 yılında başladık. İlk başladığımızda yaban keçisi sayısı 600'lerdeydi, 2019 yılında 725 yaban keçisi envanteri yaptık, şu anda 925. Son 1 yılda yüzde 25 artış oldu ama geçmişe dönük yüzde 50-60'a ulaştık. Bu bizim sadece doğrudan gözlem metoduyla ve teknolojik aletlerle yaptığımız gözlemler neticesindeki rakam. Bu rakamın daha yüksek olduğunu tahmin ediyoruz. Fotokapanlar kuruyoruz, droneler ile takip ediyoruz bu da bir farkındalık yarattı. Artık bu kaçak avcılara yönelik örnek uygulama oldu ve tüm Türkiye'ye yayıldı.' Çörtük, bu yıl 129 ton yemleme çalışmasıyla yaban hayatına destek vereceklerini dile getirerek, 'Sivas'taki rakam ise 30 ton. Çetin kış şartlarından dolayı yaban hayatının desteklenmesi için arazide yemleme çalışmalarına devam edeceğiz.' bilgisini paylaştı.
Kartal'da Taksiyle Çarpışan Hafif Ticari Aracın Sürücüsü Hayatını Kaybetti
İSTANBUL (AA) - Kartal'da taksi ile hafif ticari aracın çarpıştığı kazada bir kişi öldü, bir kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Muhammed Çati'nin (20) kullandığı 41 AFA 038 plakalı hafif ticari araç, Yakacık Mahallesi Vatansever Caddesi'nde, aynı yönde seyreden İbrahim A.'nın kullandığı 34 TDN 19 taksi ile çarpıştı. Kazada, araçtan fırlayan Muhammed Çati, olay yerinde hayatını kaybetti.Araç içinde sıkışan taksi sürücüsü İbrahim A., İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından kurtarılarak sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı.Kazanın haberini alarak bölgeye gelen Çati'nin çalışma arkadaşları büyük üzüntü yaşadı.
Dijitalleşmeye Rağmen Plağa İlgi Arttı
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Dijitalleşmenin müzik sektöründeki etkisine rağmen nostaljik müziği dinleyicinin kulağına en iyi yansıtan araçların başında gelen plakların satışları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde yükselişe geçti.Kovid-19 salgını nedeniyle günlerinin büyük bir bölümünü evlerinde geçirenlerin yeni hobilere yönelmesi, yalnızca meraklılarının ilgi gösterdiği nostaljik plağa ilgiyi artırdı. Bir yıla yaklaşan salgın süreci, insanların evlerinde yeni uğraşlar edindiği de bir dönem oldu. Dizi, film, kitap, el sanatları ve müzikle boş vakitleri değerlendirmek adeta hayatın bir parçası haline geldi. Uzun yıllar dijitalleşmeden nasibini alan plaklar, dizi ve filmlerde kullanılan müziklerin de etkisiyle yeniden hatırlanır oldu. Bu süreçte plakları en çok ilgi gören sanatçılar listesinde Ferdi Özbeğen birinci sıraya yükseldi.Plak satıcılarının da yüzü güldüBu beklenmedik ilgi dolayısıyla salgın süreci başladığında satışların düşeceğinden endişe eden plakçıların da yüzü güldü. İstanbul'da antika pazarında ve internet üzerinden çevrim içi plak satışı yapan Vedat İspir de bu durumdan son derece memnun olan esnaftan biri.Türkiye'deki en büyük yabancı plak seçkisini elinde bulunduran İspir, eskiye olan merakı nedeniyle yaklaşık 30 yıldır bu piyasanın içinde yer alıyor.İlk olarak Kadıköy'deki antika pazarında plak satışı yapmaya başlayan İspir, plak piyasasının yıllar sonra özellikle salgın süreci gibi bir dönemde geldiği noktadan mutlu. 'Ferdi Özbeğen'in plak satışları patlama yaptı'Geçmiş yıllarda plağa ilginin olmadığını, belli bir zaman sonra bu alakanın yükseldiğini ve meraklılarının günden güne arttığını anlatan İspir, sözlerine şöyle devam etti:'Eskiden plaklar atılıyordu. Ben de zamanında biriktirmedim, o ilgiyi göstermedim. Özellikle filmler çıktıktan sonra plağa olan ilgi yoğunlaştı, satışlar arttı. Eski sanatçılar revaçta. Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Zeki Müren ve ismini sayamadığım birçok sanatçı var. Bunlara ilgi her zaman fazla. Şu an Semiramis Pekkan çıktı ona yoğun bir ilgi var. Her geçen gün daha iyiye gidiyor.' İspir, bu yıl bir çevrim içi platformda yayınlanan dizinin etkisiyle Ferdi Özbeğen şarkılarına ilginin arttığını, elindeki stokların tükendiğini ve satışların patlama yaptığını belirtti. Türkiye'de plak satışı yapanların da satın alanların da günden güne arttığını dile getiren İspir, 'Plak daha da yaygınlaşacak gibi görünüyor. Özellikle salgın döneminde çok ilgi var. Satışlar arttı. Satıcılar olarak biz memnunuz bu durumdan. İnsanlar evde kaldıkça plağa daha fazla önem veriyorlar. Hobi olarak değerlendiriyorlar. Müziğe ilgisi olan insanlar evde kaldıkça illaki plak alıyor.' diye konuştu.'En kötü plak 8 kondisyon olmalı'Plak alırken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi veren İspir, 'Dönem baskılarda kondisyon çok önemli. Üzerindeki çiziklere göre kondisyonu belirleyen unsurlar var, bu unsurlara dikkat etmek gerekiyor. En kötü plak dediğimiz 8 kondisyon olmak zorunda. Onun haricindekiler pikapta atlama, takılma, farklı ses gibi sorunlar yapabiliyor.' dedi.İspir, artık taş plak üretilmediğini, bu devrin 1800'lü yıllarda başlayıp 1950'li yıllarda sona erdiğini anlattı.Eski dönem plakları 200-250 TL Vedat İspir, dönem plakları koleksiyonluk olduğu için fiyatlarının 200-250 TL, yeni basım plakların fiyatlarının ise 100 TL olduğunu belirtti. Türkiye'de en zengin yabancı plak seçkisini elinde bulundurduğunu aktaran İspir, bu plakları da yurt dışından satın aldığını söyledi.Her plağı dinlediği için çok istemesine rağmen kendi koleksiyonunu oluşturamadığını anlatan İspir, 'Her plağı gördüğüm için bende o doyum var çok şükür. Çocukluğumdan beri dinliyorum severek. Bir koleksiyon yapmıyorum açıkçası ama koleksiyon yapan çok değerli müşterilerim var, onları takdir ediyorum açıkçası.' ifadelerini kullandı.İspir, eski dönem plakları yönünden oldukça zengin olan Türkiye'de bir plak fabrikasının bulunmaması nedeniyle yeni dönem plaklarının çoğunlukla yurt dışında basıldığını belirtti.Plak satışı yapılabilecek ortamların yaygınlaştırılmasını istediklerini ifade eden İspir, yetkililerden, İstanbul ve farklı illerde pazar ve etkinlik ortamlarının oluşturulmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.
Siirtli Çocuklar Naylon Ve Tahtadan Yaptıkları Kızaklarla Kar Keyfi Yaşıyor
SİİRT (AA) - Siirt'in Pervari ilçesinde kar yağışının ardından çocuklar, naylon ve tahtadan yaptıkları kızaklarla kaymanın keyfini çıkarıyor.Kış mevsiminin çetin geçtiği Pervari'nin yüksek rakımlı Geçittepe bölgesindeki Gökbudak köyünde kar yağışı çocukların yüzünü güldürüyor. Kar kalınlığının yarım metreyi bulduğu köyde, yağışın ardından bir araya gelen çocuklar, karlı tepeleri oyun alanına çevirdi.Naylon ve tahtadan yaptıkları kızaklarla tepelerden kayan çocuklar, karın keyfini doyasıya yaşadı.Çocuklar, okulların tatil olmasını fırsat bilerek kaymanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Reklam