Mersin'de 239 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
MERSİN (AA) - Mersin'in Silifke ilçesinde 239 litre sahte içki ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçede kaçak içki üretildiği ihbarı üzerine bir eve operasyon düzenledi.Adreste, satışa hazır 239 litre sahte içki bulundu, 1 şüpheli gözaltına altına alındı.
Bursa'da Kağıt Deposunda Çıkan Yangın Söndürüldü
BURSA (AA) - Bursa'da kağıt deposu olarak kullanılan 2 katlı iş yerinde çıkan yangın hasara yol açtı.Yıldırım ilçesi Duaçınarı Mahallesi'ndeki binada henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangını fark eden iş yeri sahipleri durumu itfaiyeye bildirdi.Bunun üzerine bölgeye Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yaklaşık 1 saatlik müdahalesi sonucu alevler kontrol altına alınarak soğutma çalışması yapıldı.Binada hasara neden olan yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
MHP Heyeti, Azerbaycan'ın Şuşa Kentinde Okul Binası İçin Yer Tespiti Yapacak
ANKARA (AA) - MHP heyeti, Ermenistan'ın işgalinden kurtarılan Şuşa'da yapılması planlanan okul için yer tespitinde bulunmak üzere yarın Azerbaycan'a gidecek.MHP'den yapılan açıklamaya göre, Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve eski Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın, ilk olarak Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de temaslarda bulunacak.Daha sonra Azerbaycanlı yetkililerle Şuşa'da incelemeler yapacak heyet, ayrıca okulun inşa edileceği alanı tespit edecek.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 16 Ocak'ta sosyal medyadan yaptığı açıklamada, 'Şayet Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın müsaadeleri olursa, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de uygun bulursa, bizatihi talimatımla Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Şuşa'da dokuz derslikli bir ilkokulun yapılması hedefimizdir.' ifadesini kullanmıştı. Bahçeli, okulun adının Azerbaycan Ulusal Marşı'nın bestecisi Şuşa doğumlu Üzeyir Hacıbeyli, temel atma gününün ise 30 Ocak 2021 olabileceğini belirtmişti.
50 M2 Dizisi Aysel Cansu Dağdelen Kimdir? Rol Aldığı Dizi ve Filmler...
Netflix'in merakla beklenen dizisi 50 M2 27 Ocak Çarşamba günü gösterime girdi. 1. sezonu 8 bölümden oluşan dizinin oyuncu kadrosunda ise birbirinden başarılı isimler yer alıyor. Bu isimlerden biride çeşitli filmlerden ve dizilerden tanıdığımız güzel oyuncu Cansu Dağdelen... 50 M2 dizisinde Aysel karakterini canlandıran Cansu Dağdelen kimdir? Cansu Dağdelen kaç yaşında ve nereli? Detayları haberimizde sizler için derledik...
50 M2 Dizisi Özlem Tuğçe Karabacak Kimdir? Rol Aldığı Diziler ve Filmler...
Netflix'in merakla beklenen dizisi 50 M2 27 Ocak Çarşamba günü gösterime girdi. 1. sezonu 8 bölümden oluşan dizinin oyuncu kadrosunda ise birbirinden başarılı isimler yer alıyor. Bu isimlerden biri de başarılı oyuncu Tuğçe Karabacak... 50 M2 dizisinde Özlem karakterine hayat veren güzel oyuncunun kim olduğu merak ediliyor. Peki Tuğçe Karabacak kimdir? Tuğçe Karabacak kaç yaşında ve nereli? İşte merak edilen tüm detaylar...
Trabzon'da Kuvvetli Rüzgar Nedeniyle Balıkçı Tekneleri Denize Açılamadı
TRABZON (AA) - Trabzon'da kuvvetli rüzgar hayatı olumsuz etkiledi.Büyükşehir Belediyesi, saatteki hızı zaman zaman 30 kilometreyi aşan rüzgar nedeniyle il merkezinde anonslar yaparak vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmasını istedi.Kuvvetli rüzgar dolayısıyla denize açılamayan balıkçılar, tekne ve ağlarında onarım yapmayı tercih etti.Sahilde yiyecek bulma sıkıntısı çeken martı ve karabataklar ise vatandaşların attığı ekmeklerle beslendi. Kuşların yiyecek mücadelesi renkli görüntüler oluşturdu.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Chilcott, Diplomasi Muhabirleri Derneği Üyelerinin Sorularını Yanıtladı:
ANKARA (AA) - İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin, 'İki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez. Kendileri anlaşmak zorundalar. Ancak iki tarafın ortak zemin bulmasına yardımcı olmak ve meselenin karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşması için Birleşmiş Milletler'i (BM) destekleme konusunda elimizden geleni yapacağız.' dedi. Chilcott, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyesi gazetecilerin, Türkiye-İngiltere ilişkilerinin geleceği, Brexit süreciyle Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılan İngiltere'nin Kıbrıs meselesinin çözümünde oynayacağı rol ve Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin yönelttiği soruları çevrim içi düzenlenen toplantıda yanıtladı. İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'na (STA) ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Chilcott, İngiliz ve Türk şirketleri ile her iki ülkedeki tüketicilerin birbirlerinin ürünlerini satın almak konusunda güçlü istek duyduğunu bildiklerini söyledi. Chilcott, ülkesinin, Türkiye'nin ihracatında ikinci sırada yer aldığı ve Türkiye'nin çok önemli bir ticaret ortağı olduğunun altını çizdi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin önemi göz önünde bulundurulduğunda imzalanan anlaşmanın taraflarda büyük bir rahatlama ve memnuniyete sebep olduğunu dile getiren Chilcott, 'Daha kapsamlı STA müzakerelerine iki yıl içinde başlama taahhüdümüz var. Ancak hazır olduğumuzda Türk meslektaşlarımızla müzakere masasına döneceğiz ve daha da büyük bir STA'yı tüm potansiyeliyle sonuçlandırıp sonuçlandıramayacağımızı göreceğiz.' diye konuştu. 'Kıbrıs meselesinin çözümünde iki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez'Büyükelçi Chilcott, Brexit süreciyle AB'den ayrılan ülkesinin, ilerleyen dönemde Kıbrıs meselesine ilişkin tutumunun ne yönde olacağı sorusuna verdiği yanıtta, adadaki bölünmenin Doğu Akdeniz'deki gerilimin nedenlerinden biri olduğuna dair güçlü görüşlerinin devam ettiğini ve Türkiye ile Birlik arasında var olan bazı sorunların sebebi olduğunu kaydetti. Kıbrıs meselesinin çözümüne inandıklarını dile getiren Chilcott, bunun, adadaki iki toplumu da mutlu edecek bir anlama geldiği ve Doğu Akdeniz'deki jeostratejik tabloyu daha iyi bir hale getireceği görüşünü paylaştı. Chilcott, şöyle devam etti:'Kıbrıs meselesinde garantör ülkelerden biri ve Kıbrıs ile pek çok tarihi geçmişe sahip bir ülke olarak, BM Genel Sekreteri'nin (Antonio Guterres) meseleyi çözüme kavuşturmak için yürüttüğü çabaları destekleme sorumluluğunu hissediyoruz. İki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez. Kendileri anlaşmak zorundalar. Ancak nerede olursa olsun, iki tarafın ortak zemin bulmasına yardımcı olmak ve meselenin karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşması için BM'yi destekleme konusunda elimizden geleni yapacağız.'Kıbrıs meselesinin çözümünün her iki toplumda da refah ve ekonomik büyüme beklentilerini büyük ölçüde artıracağı değerlendirmesinde bulunan Chilcott, bunun büyük ölçüde arzu edilen bir sonuç olduğunu ifade etti. Chilcott, ülkesinin, garantör ülke ve adadaki her iki toplumun da dostu olarak rolünü oynayacağını ve BM'nin çabalarını destekleyeceğini kaydetti. Chilcott, meselenin çözümü noktasında halihazırda BM'nin öncülük ettiği bazı girişimlerin olduğunu hatırlatarak, gelecek haftalarda BM Genel Sekreteri tarafından bir toplantının düzenleneceğine yönelik beklentilerini dile getirdi. Büyükelçi Chilcott, 'Adadaki iki topluluk ve üç garantörün gücüyle, toplumlar arasında çözüme giden süreci yeniden başlatacak bir sürecin mümkün kılınacağı ortak zemini belirleyebileceğimizi ümit ediyoruz.' dedi. 'İngiltere, savunma sanayi sektöründe Türkiye'yle iş birliğini sürdürmeye kararlı'Chilcott, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin yönelik soruya verdiği yanıta Türkiye ile İngiltere arasında savunma alanındaki iş birliğine değinerek başladı.'İngiltere ve Türkiye, NATO'da iki müttefik ülke. İngiltere ve Türkiye'nin savunma sanayi sektörü alanındaki iş birliği, ilişkilerinin önemli bileşenlerini oluşturuyor.' diyen Chilcott, ülkesinin savunma sektöründe Türkiye ile çalışmaya ve savunma sanayi sektörleri arasında iş birliğini sürdürmeye oldukça kararlı olduğunu bildirdi. Büyükelçi Chilcott, sözlerini şöyle tamamladı:'Türkiye, bir NATO müttefiki. NATO'nun Rusya'dan ekipman satın alma konusunda bazı doktrinleri var. Temelde NATO müttefikleri bunu yapmamaları konusunda kendi aralarında anlaştı. Dolayısıyla NATO müttefiklerinin Rusya kaynaklı ekipman satın almaması veya ekipmanı kullanmaması gerektiği konusunda İngiltere hükümetinin tutumu, NATO'nun yanında olduğumuzdur. Soğuk Savaş günlerinden kalma eski ekipmana sahip ülkeler, bazı istisnalar var ama bence tek istisna bu. Dolayısıyla Türkiye'nin gelecekte uluslararası savunma sanayi iş birliği için Rusya'ya değil, NATO müttefiklerine ve İngiltere'ye önem vereceğini umduğumuzun açık olduğunu düşünüyorum.'
Bm: Yemen'in Hudeyde İlinde İki Haftada En Az 700 Kişi Yerinden Edildi
ADEN (AA) - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Yemen'in batısındaki Hudeyde ilinde artan çatışmaların, iki haftada en az 700 kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu açıkladı.UNDP Yemen Koordinatörü Auke Lootsma, yaptığı yazılı açıklamada, Hudeyde'nin güney bölgelerinde ocak ayının ortalarından bu yana tırmanan çatışmalara işaret ederek, binlerce kişinin hayatını riske ederek yerleşim alanlarının da bombalandığını belirtti. Lootsma, bölgede tırmanan çatışmalar nedeniyle siviller için duyulan endişenin arttığını aktardı. İlk raporlara göre, 8 sivilin yaşamını yitirdiği çatışmalarda, Hays ve Dureyhimi ilçelerinde evlerin ve tarım arazilerinin zarar gördüğüne işaret eden Lootsma, 'Çatışmalar nedeniyle 100'den fazla aile, yani en az 700 kişi yerinden edildi.' ifadesini kullandı. 'Saldırılara son verilmesi gerekiyor'Lootsma, yerleşim birimlerine yönelik hedef gözetmeksizin yapılan saldırıların uluslararası insan hakları yasalarını ihlal ettiğine dikkati çekerek, bu saldırılara ivedilikle son verilmesi gerektiğini belirtti. Çatışma taraflarının, sivillerin her daim korunması, insani yardım çalışanlarının yaralılara ve sığınmacılara ulaşabilmesine izin verilmesi için gerekli tüm önlemleri almanın kendi görevleri olduğunu hatırlamaları gerektiğini vurgulayan Lootsma, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:'İnsani yardım çalışanlarının ihtiyaç değerlendirmesi yapmalarına, yaralı sivillere gerekli tıbbi desteği ulaştırmalarına ve geçim kaynağı olmayan sığınmacılar için maddi destek sağlamalarına izin verilmesi için çatışmaların acilen sonlandırılması gerekiyor.' Lootsma, Hudeyde'deki sivil can kayıplarının endişe verici olduğuna dikkati çekerek, 2020'nin son üç ayındaki çatışmalarda 153 sivilin öldüğü ve yaralandığı bilgisini paylaştı. BM yetkilisi, bunun ülkede aynı tarihlerde kayıt altına alınan diğer illere göre en yüksek rakam olduğunu belirtti. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.Yemen'deki krize çözüm kapsamında İsveç'in başkenti Stockholm'de Husiler ile hükümet arasında Aralık 2018'de imzalanan anlaşma, Hudeyde'de kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını öngörse de tarafların karşılıklı yönelttiği suçlamalar gölgesinde şu ana kadar kağıt üzerinde kalmaktan ileriye geçemedi.
Estetik Operasyon Geçiren Kadının Ölümüne İlişkin Dava Açıldı
İSTANBUL (AA) - Beylikdüzü’nde bir güzellik merkezinde estetik operasyon geçiren Kübra Boyraz’ın ölümüne ilişkin biri doktor 4 sanık hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “Diploması olmadığı halde hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınma” ve “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na Muhalefet” suçlarından ayrı ayrı 1 yıldan 17 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezalarına çarptırılmaları istemiyle dava açıldı.Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların ruhsatsız olarak bir yeri işlettikleri ve sanık Öner Özsoyeri’nin ilçe sağlık müdürlüğünden gelen yazıda pratisyen hekim olup, uzmanlık eğitimi ve sertifikasının bulunmadığı belirtildi.İddianamede, 9 Temmuz 2020’de maktul Kübra Boyraz’ın 'Melih' ismiyle kendini tanıtan sanık Ömer Elmalı’nın aracılığıyla işyerinden randevu aldığı, sanık Öner Özsoyeri tarafından maktule kalça dolgusu yapıldığı, 19 Eylül 2020’de tekrar randevu alan maktulün saat 17.54’te siteye girdiği ve personel ile görüştükten sonra işyerine yöneldiği kaydedildi.Saat 20.20 sıralarında site içerisinde çıkış kapısına yarı baygın şekilde maktulün yöneldiği, sanıkların koluna girdikleri maktulü dışarı çıkarttıkları anlatılan iddianamede, maktulün sanıkların biri tarafından bacaklarından kucaklanarak gelen araca bindirildiği, akabinde Kadriye Arslan’ın kolunda ikametine götürülerek, babasına teslim edildiği ifade edildi.Maktul Boyraz’ın babası Ekrem Solmazgül tarafından kızının rahatsız olduğunu görmesi üzerine 112 ekiplerine haber verdiği aktarılan iddianamede, maktulün hastaneye kaldırıldığı 20 Eylül 2020’de hastanede hayatını kaybettiği kaydedildi.Kamera görüntülerinde de sanıkların işyerinden malzemeleri 21 Eylül’de çıkardıkları tespit edilen iddianamede, sanıkların ifadesine yer verildi.Sanık Öner Özsoyeri'nin ifadesinde, olay günü yorgun ve boynundaki fıtık olması nedeniyle gelen maktule dolgu yaptırmak istemediğini, sanık Erdal Doğruya’nın 'ben yaparım' diyerek branül cihazı ile 4-5 kez sol kalça deri altına enjeksiyon yaptığını, maktulün ağrısı olduğunu söyleyince ara verdiğini, tansiyonunun düştüğünü söyleyen maktule hastaneye götürmeyi teklif ettiklerini, maktulün kabul etmemesi üzerine evine götürdüklerini söylediği iddianamede belirtildi.Sanık Ömer Elmalı’nın da ifadesinde, müdahalenin doktor Öner Özsoyeri tarafından yapıldığını beyan ettiği, sanık Bülent Bostancı da işyerini kendisinin kiraladığını, ayak işleri ile şoförlük yaptığını, müdahaleden haberi olmadığını beyan ettiği kaydedildi.Sanık Erdal Doğruya'nın da ifadesine yer verilen iddianamede, Doğruya’nın sanık Öner Özsoyeri'nin söz konusu işlemi yaptığını söylediği belirtildi.Doktor olan sanık Öner Özsoyeri'nin 2009 tarihli disiplin ve suç duyurusu raporlarına da yer verilen iddianamede, sanığın birçok kişiye tıbben uygun olmayan maddeleri estetik amaçlı enjekte sonucu yaralanmalarından dolayı şikayetlere maruz kaldığı bildirildi.Otopsi raporuİddianamede, otopsi raporunda, maktulün kimyasal ve toksikolojik inceleme sonucunda kanında ve akciğer dokusunda silisyum tespit edildiği, kişinin ölümünün yağ embolisi (silisyum içerikli madde enjeksiyonunda ileri gelen) ve beraberinde gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.İddianamede, “Sanıkların iştirak halinde yetkisiz oldukları halde sağlık hizmeti veren ruhsatsız meskeni işyeri olarak işletmek suretiyle 3359 sayılı yasanın ek 11. maddesine aykırı faaliyette bulundukları, sanıklar Erdal Doğruya ile Öner Ö’nün tıbben uygun olmayan dolgu maddesini hatalı şekilde maktule enjekte etmek suretiyle bilinçli taksir niteliğindeki eylemleri sonucu ölüme sebebiyet oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca sanık Erdal Doğruya’nın maktule karşı eyleminin subütu halinde doktor olmadığı halde hasta tedavi ettiğinden dolayı 1219 sayılı yasanın 25. Maddesine aykırılık oluşturmuştur. Sanıkların bu şekilde atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açmaya yeterli şüphelinin elde edildiği anlaşılmaktadır.’’ denildi.İddianamede, sanıklardan Erdal Doğruya hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “Diploması olmadığı halde hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınma” ve “Sağlık hizmetleri temel Kanunu’na muhalefet” suçundan 5 yıl 8 aydan 17 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Diğer sanıklardan Öner Özsoyeri hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma” ve “Sağlık hizmetleri temel Kanunu’na muhalefet” suçlarından 3 yıl 8 aydan 12 yıla, sanıklar Bülent Bostancı ve Ömer Elmalı hakkında da “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na muhalefet” suçundan 1 yıldan 3 yıla hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor.Sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Marmara Üniversitesi, Sınavda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsminin "Yakışıksız Şekilde" Kullanılmasına İlişkin İdari Soruşturma Başlattı
İSTANBUL (AA) - Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, Siyasal Bilgiler Fakültesinde yapılan final sınavındaki şıklarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin 'yakışıksız şekilde' kullanılmasıyla ilgili idari soruşturma başlattı.Marmara Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada, İktisat Fakültesi İktisat Bölümünden bir öğretim elemanının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 40/a maddesi ile görevlendirildiği Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 'Introduction to Economics I' dersinin final sınavını test olarak yaptığı belirtildi.Açıklamada, 'Final sınavındaki seçeneklerden bazılarında, Sayın Cumhurbaşkanımızın adına yakışıksız bir biçimde gönderme yapıldığı ve öğrenciler üzerinde algı yaratılmaya çalışıldığı iddiaları üzerine adı geçen hakkında derhal idari soruşturma başlatılmıştır.' ifadelerine yer verildi.
Sinop'ta Kablo Hırsızlığı Operasyonu: 3 Gözaltı
SİNOP (AA) - Sinop'ta kablo hırsızlığı yaptıkları öne sürülen 3 kişi jandarma ekiplerince yakalandı.İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Gerze ilçesinde haberleşme kabloları ve ağaç direklerinin çalındığı ihbarı üzerine Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerince çalışma başlatıldı.Ekiplerce, yapılan izleme ve takip sonucunda hırsızlık olayına karıştıkları tespit edilen 3 şüpheli saklandıkları evde gözaltına alındı.Zanlılara ait evde yapılan aramalarda 130 kilogram eritilmiş kablo, 30 metre kablodan çıkan çelik halat, 4 adet telefon direği, bir ruhsatsız av tüfeği, 3 adet tabanca ile direkleri kesmek için kullanıldığı değerlendirilen motorlu testere ele geçirildi.
"Yarım Kalp" İle Dünyaya Gelen Çınar Umut, Geçirdiği Ameliyatlarla Yaşama Tutundu
İSTANBUL (AA) - Hipoplastik sol kalp sendromu (kalbin sol yarısının gelişmemiş olması) ile 2017'de dünyaya gelen Çınar Umut Çubukçu, sağlığına kavuşmak için 3 yılda geçirdiği 4 başarılı ameliyatın ardından yaşama tutundu. Acıbadem Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, Çınar Umut, 4 Nisan 2017'de hipoplastik sol kalp sendromu olarak tanımlanan, kalbin kuvvetli kısmı olan sol yarısının hiç gelişmediği ağır bir kalp sorunuyla dünyaya geldi. Acilen ameliyat olması gereken Çınar Umut bebek, tedavisi için ambulans helikopterle İstanbul'a getirildikten sonra Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz ve ekibi tarafından henüz 6 günlükken 'Norwood operasyonu' diye adlandırılan ameliyata alındı. Ameliyat esnasında Çınar Umut bebeğin kalbinden çıkan aort damarı genişletildi ve akciğerlerinde kan dolaşımı sağlamak için kalpten akciğere yapay damar yerleştirildi. İlk ameliyatının ardından 2018'de 2 operasyon daha geçiren, 2 yıl sonra da son ameliyatına giren Çınar Umut, 3 yılda 4 ameliyat geçirmesinin ardından hayata tutundu.'Çınar Umut'a çok zayıf bir kalple uzun bir yaşam süresi sağlandı'Açıklamada görüşlerine yer verilen Çınar Umut'un ameliyatlarını gerçekleştiren Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz, 'Normal bir kalp iki pompadan oluşuyor. Ancak Çınar Umut gibi çocuklarımızda maalesef ki iki pompa yerine tek pompa oluyor. Yani bir nevi 'yarım kalp' diyebiliriz buna. Bu da kalbinin yeterli çalışmaması, vücuda giden kan miktarının çok az olması anlamına geliyor.' ifadesini kullandı. Müdahale edilmediği takdirde rahatsızlığın ölümcül sonuçları olduğunu belirten Türköz, 'Ameliyatla kalbin akciğere giden pompa kısmını tamamen kaldırıyoruz, bu pompayı sadece vücudunda kan atan kısma bağlıyoruz. Böylece, kalbi daha fazla yeterli kanı pompalayabiliyor.' bilgisini verdi. Prof. Dr. Türköz, kalbinde tek pompa olan çocukların ameliyatlarının riskine de dikkati çekerek, 'Fontan cerrahisi' adı verilen ameliyatla hastayı hayata bağlayabildiklerini ancak doğumundan sonra birden fazla ameliyat ve yakın doktor kontrolü gerektirdiğini kaydetti. Çınar Umut'ın ameliyat süreçlerinin başarıyla tamamlandığını ve bundan sonra başka bir ameliyata ihtiyaç duymadığını aktaran Türköz, 'Çınar Umut'a çok zayıf bir kalple uzun bir yaşam süresi sağlandı. Fontan adını verdiğimiz ameliyat yöntemi sayesinde müdahale edilmezse yüzde 95 ölüme gidecek süreç değiştirildi. Fakat şunu söylemek gerekir ki, hayatı boyunca hiçbir zaman kendisini yoracak beden eğitimi dersi ya da spor gibi aktivitelere katılamayacak.' ifadesini kullandı. 'Onun oyun oynamasını saatlerce seyredelim istiyoruz'Çınar Umut'un annesi Ece Çubukçu ise çok zorlu bir süreç yaşadıklarını, nihayet 4. ameliyatının ardından oğlunun yaşama tutunduğunu belirtti. Oğlunun 3 yıl içinde geçirdiği ameliyatların ciddiyetinin farkında olarak, enfeksiyon kapmaması ve kalbini yoracak hareketleri yapmaması için azami derecede dikkat ettiklerini aktaran Çubukçu, şunları kaydetti: 'Pandemi sürecinden önce de çok dikkat ediyorduk. Gündelik hayatımız bile onu korumak üzerine şekillendi. Şimdi bir de pandemi var. Neredeyse 1 yıldır ne kimseye gidiyoruz ne eve kimseyi kabul ediyoruz. Evde tam bir izolasyon halinde yaşıyoruz. Düşünün doktor kontrolü ve ameliyatlar dışında, Çınar Umut evden dışarı çıkmadı, çocuk parkına bile götüremedik. Bir arkadaşı olmadı. Şimdi tek bir hayalimiz var; pandemi bitsin ve Çınar Umut'la parka gidelim. Onun oyun oynamasını saatlerce seyredelim istiyoruz ama biliyorum ki Çınar Umut gibi kalp hastası olan yüzlerce çocuk var. Onların aileleri de bizim gibi aynı hayali kuruyorlar.'
15 Temmuz Gazileri Ve Şehit Yakınları "Bağış Paraları"Na İlişkin Asılsız Haberleri Yalanladı
ANKARA (AA) - Başkentte 15 Temmuz gazileri ve şehit yakınlarından bazıları, kendileri adına toplanan bağış paralarıyla ilgili yapılan 'asılsız' haberlere tepki gösterdi.Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı önünde toplanan grup adına açıklama yapan 15 Temmuz gazisi Dilek Kurşun, darbe girişiminden sonra şehitlerin yakınları ve 2 bin 732 gazi için 338 milyon 971 bin lira toplandığını söyledi. Şimdiye kadar 30 milyona yakın desteğin hak sahiplerine dağıtıldığını ifade eden Kurşun, '15 Temmuz gazileri ve şehit yakınları için vakıf tarafından herhangi bir başvuruya gerek olmadan 22 Nisan 2020'den itibaren 10 kez 1000'er liralık nakdi destek hak sahiplerine verilmiş ve verilmeye devam ediliyor.' dedi. Bazı basın kuruluşlarının 15 Temmuz gazileri ve şehit aileleri adına toplanan bağışlarla ilgili 'asılsız' haberler yaptıklarını aktaran Kurşun, 'Bizler, 15 Temmuz şehit yakınları, gazileri ve gazi yakınları olarak vakıf adına yapılan olumsuz ve gerçeği yansıtmayan açıklamaların hepsini reddediyoruz.' ifadesini kullandı.
Hamsi Avcılığında Kısmi Durdurma Kararının Uzatılması Düzce'de Fiyatları Yükseltti
DÜZCE (AA) - Hamsi avcılığında balıkların istenen boya ulaşmaması nedeniyle getirilen kısmi durdurma kararının 7 Şubat'a kadar uzatılması Düzce'de balık fiyatlarını artırdı.Batı Karadeniz'in önemli balıkçı limanlarından Düzce'nin Akçakoca ilçesinde, kararın ardından tezgahlarda kilogramı 20 lira olan hamsinin fiyatı 30 liraya çıktı.Balıkçı Sadık Kara, yaptığı açıklamada, hamsi avı için denize açılmayı umut ettiklerini ancak kararın uzatıldığını dile getirdi. Bu nedenle Marmara hamsisi sattıklarını anlatan Kara, '2 gün önce Marmara hamsisini kilogramı 20 liraya satıyorduk fakat şu anda 30 lira. Fiyat artışının sebeplerinden biri de yasağın uzatılması. Karadeniz'den hamsi çıkmadığı için Marmara'dan tezgahlara hamsi gelmesinin fiyatlara etkisi oluyor.' diye konuştu.Fırtına sebebiyle diğer balıkların da tutulamadığını belirten Kara, mezgittin kilogramının 20-40, istavritin ise 30 liradan satıldığını kaydetti.Vatandaşların hamsi yemek, kendilerinin de hamsi satmak istediğini aktaran Kara, 'Marmara'dan gelen hamsi taze, güzel ama Karadeniz insanı Karadeniz'den çıkan hamsiden başka hamsiyi yemek istemiyor. İnşallah 7 Şubat'ta yasak tekrar uzatılmaz ve Karadeniz'den gelen hamsiyi vatandaşlarımıza sunarız.' ifadelerini kullandı.