Rusya İle Azerbaycan Ve Ermenistan Arasında Uçuşlar Tekrar Başlıyor
MOSKOVA (AA) – Rusya ile Azerbaycan ve Ermenistan arasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında durdurulan uluslararası uçuşların tekrar başlayacağı bildirildi. Rus hükümetinin internet sitesinde yer alan karara göre, Rusya ile Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki uluslararası hava yolu ulaşımı 15 Şubat tarihi itibarıyla tekrar başlayacak. Karar uyarınca, Moskova – Bakü arasında haftada iki uçuş, Moskova – Erivan arasında ise haftada dört uçuş gerçekleştirilebilecek
Kahramanmaraş'ta Evde Çıkan Yangında 3 Kişi Dumandan Etkilendi
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesinde evde çıkan yangında dumandan etkilenen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Fatih Mahallesi Kahramanlı Caddesi'ndeki 3 katlı evin giriş katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.Kısa sürede alevlerin sardığı evdeki yangın, itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.Yangın sırasında yoğun dumandan etkilenen ev sahibi Mustafa Onaran ile eşi Fatma ve annesi Fatik Onaran ambulanslarla Çağlayancerit Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Eşcinsel Argosuna Ne Kadar Hakimsin?
Geçmişi 17. yüzyıla kadar uzanan ve Kelavca ya da Lubunca diye de adlandırılan, kelimelerinin pek çok farklı dilden kökenlere sahip olduğu yaklaşık 400 kelimelik eşcinsel argosunu merak edenler ya da kendini test etmek isteyenler buraya! Bakalım bu kelimelere ne kadar hakimsin?
Baraj Doluluk Oranları Değişti! İSKİ'den 3 Şubat Baraj Doluluk Oranları Açıklaması...
Kış mevsiminin ortalamanın çok altında yağışlı geçmesi sebebiyle İstanbul barajları alarm seviyesine doğru gerilemişti. İstanbul baraj doluluk oranları iki hafta önce yaklaşık yüzde 19 doluluk oranını sahipti. İki haftadır etkili olan kar ve yağmur yağışı sonrası İstanbul baraj doluluk oranları da  yüzde 43.45'e yükseldi. Peki İstanbul'dai brajların doluluk oranlarında son durum ne? İşte İSKİ’nin açıkladığı İstanbul baraj doluluk oranları…
İnsan Hakları İzleme Örgütü Lübnan Makamlarını Beyrut Limanı'ndaki Patlamada Adaleti Sağlamamakla Suçladı
BEYRUT (AA) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Lübnan makamlarını, yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili 6 aydır adaletin sağlanmamasından sorumlu tutarak uluslararası soruşturma çağrısı yaptı.New York merkezli HRW, yayımladığı raporda, 4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'nda 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin infilak etmesiyle oluşan felaketle ilgili yerel soruşturmanın aylardır sonuçlanmamasına tepki gösterdi.Lübnan yargısınca başlatılan soruşturmanın 17 Aralık'tan beri durdurulduğuna işaret edilen raporda, ciddi yasal prosedür ihlalleriyle dolu soruşturmanın siyasi liderlerin müdahale girişimlerine maruz kaldığı ifade edildi.Lübnan makamlarının 6 aydan beri adaleti sağlamamakla suçlandığı raporda, Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili uluslararası bağımsız bir soruşturmaya ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.Açıklamada sözlerine yer verilen HRW yetkililerinden Aye Meczub, 'Lübnan makamları, 200'den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kentin neredeyse yarısını harap eden patlamayla ilgili soruşturmanın 5 gün süreceğini açıkça duyurdu ancak üzerinden 6 ay geçti.' ifadelerini kullandı.İnsanların akıllarında patlamayla ilgili hala soru işaretleri olduğunu aktaran Meczub, 'Uluslararası bağımsız bir soruşturmanın gerçekleşmesi ve Lübnan'daki yargı prosedürleri için acil reformlar, insanların hak ettiği cevapları almalarını sağlayacak en iyi garanti yol olacaktır.' değerlendirmesinde bulundu.Beyrut Limanı'ndaki patlama ve soruşturma süreciBeyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de patlayıcı maddelerin bulunduğu bir depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti.Cumhurbaşkanı Mişel Avn, patlamaya 6 yıldır limandaki bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın yol açtığını söylemişti.Patlamada yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği, 6 bini aşkın kişinin yaralandığı ve 300 bin kişinin patlama nedeniyle yerinden olduğu açıklanmıştı.Patlamayı soruşturan Yargıç Fadi Savvan, 10 Aralık'ta Başbakan Hassan Diyab'ın yanı sıra eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma bakanları Gazi Zuaytir ile Yusuf Finyanus'u, 'yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına yol açan ihmal ve kusur' ile suçlamıştı.Başbakan Diyab ve eski bakanların 'görevi ihmal' ile suçlanması ülkede tartışma konusu olmuştu.Yargıç Savvan, 17 Aralık'ta eski bakanların kendisine karşı Başsavcılığa yaptığı başvuru üzerine soruşturmayı geçici olarak durdurma kararı almıştı.Ülkenin resmi ajansı NNA da 12 Ocak'ta Uluslararası Polis Teşkilatının (Interpol), Beyrut Limanı'ndaki patlamaya sebep olan amonyum nitrat maddesinin taciri Portekiz uyruklu bir kişinin yanı sıra kimyasal maddeyi Lübnan'a ulaştıran MV Rhosus isimli geminin sahibi ile kaptanı için kırmızı bülten yayımladığını duyurmuştu.
Arnavutköy'de Takla Atan Ticari Araçtaki 3 Kişi Yaralandı
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de yol kenarındaki duvara çarptıktan sonra takla atan ticari araçta bulunan 3 kişi yaralandı. M.B, idaresindeki 34 EC 7587 plakalı ticari araçla seyir halindeyken Sultangazi yolu Memba mevkisinde direksiyon hakimiyetini kaybetti.Kontrolden çıkan araç, yol kenarındaki duvara çarptıktan sonra takla attı. Kazada, sürücü ile eşi ve oğlu yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılardan M.B, Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne, hafif yaralı olduğu öğrenilen sürücünün eşi ve çocuğu ise Sultangazi Haseki Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Kaza nedeniyle bir süre aksayan trafik, aracın olay yerinden kaldırılmasının ardından normale döndü.
Reklam
Güncelleme - Ümraniye'de Kazı Çalışması Sırasında Toprak Kayması
İSTANBUL (AA) - Ümraniye'de atık su ve kanalizasyon kazı çalışması sırasında meydana gelen göçükte toprak altında kalan kişi kurtarıldı.Alınan bilgiye göre, Aşağı Dudullu Mahallesi Baran Sokak'taki bir sitenin atık su kanalizasyon ve kazı çalışması sırasında toprak kayması meydana geldi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.Vücudunun bir kısmı toprak altına kalan işçi, ekiplerin çalışması sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı.Sağlık ekiplerince olay yerindeki ilk müdahalesi yapılan işçi, daha sonra ambulansla Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Burdur'da Kaçak İçki Operasyonunda 3 Şüpheli Yakalandı
BURDUR (AA) - Burdur'da düzenlenen kaçak içki operasyonunda 3 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent girişindeki Kışla uygulama noktasında üç aracı durdurdu. Araçlarda yapılan aramada, 35 şişe kaçak içki ele geçirildi, sürücüler H.E.Ç, M.T. ve M.D. gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüpheliler hakkında 'Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet' suçundan işlem yapıldı.
Reklam
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - ABD'nin Ankara Büyükelçisi Satterfield, Türkiye-ABD Ekonomik İlişkilerini Aa'ya Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - ŞERİFE ÇETİN - ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, ABD'nin Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürdüğünü, mevcut ticari bağları güçlendirmek istediğini belirtti. Satterfield, Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerine dair sorularını yazılı olarak yanıtladı. İki ülke arasında güçlü ticari ilişkiler bulunduğuna ve bu ilişkilerin birçok sektörü kapsadığına dikkati çeken Satterfield, tanınmış birçok Amerikan şirketinin üretim tesislerinin Türkiye'de bulunduğunun altını çizdi.Satterfield, bu şirketlerin Türkiye'den Avrupa'ya, Avrasya'ya ve Orta Doğu'ya ihracat yaptığını, Türkiye'de bin 700'den fazla Amerikan şirketinin faaliyet gösterdiğini ve 78 bin Türk çalışana istihdam sağlayan bu firmaların toplam varlıklarının 31,2 milyar dolara ulaştığını kaydetti.'ABD köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürüyor''ABD, Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürmektedir.' ifadesini kullanan Satterfield, mevcut ticari bağların, uzun yıllardır çok sayıda Amerikalı ve Türk ortak için fayda sağladığını ifade etti.Satterfield, Amerikan ve Türk işletmelerinin her gün birlikte çalışmakta olduğuna ve iki ülkedeki iş imkanlarını desteklediğine dikkati çekerek, ticari bağların, jeopolitik ittifakın yaşadığı iniş ve çıkışların çok ötesine geçtiğini ve iki ülke arasında devam etmekte olan karşılıklı taahhüt açısından önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Büyükelçi Satterfield, 'Mevcut ticari bağlarımız güçlü de olsa, ABD hükümeti bu bağları güçlendirmeye ve ikili ticareti artırmaya devam etme arzusundadır. İkili ticaretin ülkelerimizin refahına yaptığı katkının yanında, birlikte çalışmak, pandemi döneminde önemi bir kez daha anlaşılan tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.' ifadelerini kullandı.'Tıbbı tedarik zincirimizi çeşitlendirmek için Türkiye'yi ciddi potansiyele sahip üretim merkezi olarak görüyoruz'İkili ticaret hacminin 2019 yılında 20 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini aktaran Satterfield, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ekonomi üzerindeki ciddi etkilerine rağmen, 2020 yılında toplam ticaretin bu rakamı geçebilecek bir hıza ulaştığını belirtti.Satterfield, ihracat ve ithalatın neredeyse eşit bir dağılım sergilediğini ve her ikisinin de 10 milyar dolar düzeyinde olduğunu bildirerek, 'Bu rakamlar, çeşitliliğe dayalı ve dengeli ticari ilişkimizi yansıtmaktadır.' açıklamasında bulundu. Kovid-19 öncesinde örneğin Türkiye'nin ABD'ye cüzi miktarda tek kullanımlık önlük sattığını anımsatan Satterfield, Türkiye'nin pandeminin başlamasından bu yana ABD'ye yaklaşık 190 milyon dolarlık önlük ihracatı gerçekleştirdiğini kaydetti.Satterfield, 'Bu, iki ülke ekonomisinin birlikte ne kadar etkin bir şekilde çalışabileceğinin mükemmel bir örneği. Bu önlükler insanlarımızın güvende olmasını ve hiç kuşku yok ki birçok hayatın kurtarılmasını sağladı. Bundan ötürü Türkiye’ye son derece müteşekkiriz. Tıbbi tedarik zincirimizi daha da çeşitlendirmek istediğimiz için Türkiye'yi bu konuda ciddi potansiyele sahip bir üretim merkezi olarak görüyoruz.' mesajını verdi.'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri nüfusu ve coğrafi konumu'Türkiye'deki ABD yatırımlarının önemli bir bölümünün imalat sektöründe olduğuna dikkati çeken Satterfield, Türkiye'de halihazırda çok sayıda ABD yatırımı olduğuna, ancak bunları daha da artırma potansiyeli bulunduğuna dikkati çekti.Satterfield, 'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri, ülkenin elverişli nüfusu ve içinde bulunduğu bölgedeki çok sayıda pazara erişim sağlayan önemli coğrafi konumudur.' ifadesini kullandı. Türkiye'nin eğitimli bir iş gücüne de sahip olduğunu kaydeden Satterfield, aynı zamanda ülkenin gelişmiş bir altyapısı ve sağlam bir tüketim ekonomisi bulunduğuna işaret etti. Birçok Amerikan firmasının Türkiye pazarıyla yakından ilgilendiğine dikkati çeken Büyükelçi Satterfield, 'Ancak şeffaf ve öngörülebilir geleneksel ekonomi politikalarının eksikliği yönündeki kanaatten kaynaklanan endişeler nedeniyle tereddütleri bulunuyor. Tıbbi alandaki borçlar ve uluslararası tıbbi cihaz şirketlerine halen yapılmamış olan ödemeler de potansiyel yatırımcıları endişelendiriyor.' açıklamasında bulundu.Satterfield, aynı zamanda Türk firmalarının ABD'de aktif şekilde faaliyet gösterdiğini hatırlattı. 'İlerleme kat edebileceğimiz alanları tespit ettik'Türkiye ve ABD'nin ekonomik alanda birlikte ilerleme kat edebileceği alanları tespit ettiğini bildiren Satterfield, bu plan çerçevesinde ortak çalışmalar yürütüldüğünü aktardı. Satterfield, 2019 Ekim'de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) konusunda ABD ve Türkiye'den temsilcilerin katıldığı sanal bir konferansa ev sahipliği yaptığını, bunun daha fazla LNG satma imkanı bulan Amerikalı üreticiler için olduğu kadar ucuz ithalattan yararlanan Türk tüketiciler için de olumlu bir konu olduğunu kaydetti.Satterfield, pandemiye rağmen ABD’ye yaptıkları satışları artıran mobilya ihracatçılarıyla da birlikte çalıştıklarını belirterek, bu yıl şimdiye kadar, ABD'nin Türkiye'den yaptığı ahşap mobilya ithalatında yüzde 77 oranında bir artış kaydedildiği bilgisini paylaştı. Öte yandan, ilerlemenin umut edilen hızda gerçekleşmediğini ve daha yapılması gereken çok iş olduğunu belirten Satterfield, 'Bu yıl, Ticaret Bakanı Sayın (Ruhsar) Pekcan ve Hazine ve Maliye Bakanı Sayın (Lütfi) Elvan ile bu konuda (ekonomik alanda ilerleme) birlikte çalışmayı arzu ediyoruz.' vurgusunda bulundu. 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için birlikte çalışabilecek önemli yollar bulunuyor'Ekonomik ilişkileri daha iyi bir noktaya taşımak için 'bir sihir ya da acil bir yol bulunmadığına' işaret eden Satterfield, ABD ile Türkiye arasında ticareti artırmanın anahtarının belirlenen önemli ikili ekonomik meseleler üzerinde çalışmak ve Amerikan ve Türk şirketlerinin önündeki gereksiz engelleri ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı. Satterfield, 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için iki hükümetin birlikte çalışabileceği önemli yollar bulunmakla beraber, sonuç itibarıyla bu alanda esas iş Amerikan ve Türk iş insanlarına düşmektedir.' ifadesini kullandı. ABD'li yatırımcıların sırf ABD hükümetinin demesiyle Türkiye'ye yatırım yapmayacağına işaret eden Büyükelçi Satterfield, 'Ne bizim sistemimiz ne de uluslararası ticaret ve yatırım böyle işliyor. Eğer yatırımcılar istikrarlı bir para politikası, kamu borçları için zamanında yapılan ödemeler, şeffaf ihale süreçleri ve tarafsız bir yargı sistemi görürlerse Türk pazarına yatırım yapmak için adeta akın edeceklerdir.' mesajını verdi.
Toplumsal Uyuşturucu İle Mücadele Eğitim Federasyonu'ndan, Uyuşturucu Mücadelesine Destek Çağrısı:
ANKARA (AA) - Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele Eğitim Federasyonu (TUMEF) İç Anadolu Bölge Teşkilat Başkanı Dünya Karadağ, uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğünü belirtti. Karadağ, yaptığı yazılı açıklamada, uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin ciddi oranda artmasının sivil toplum kuruluşu olarak kendilerini endişelendirdiğini vurguladı.Uyuşturucuyla mücadelede devletin çalışmalarının yanı sıra STK'ların da bu konuya destek vermesinin önemine değinen Karadağ, 'Devletimizin de hassasiyetle üzerinde durduğu bu konularda güvenlik güçlerimizin her zaman yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Madde bağımlılığının önlenmesi için 7/24 çalışan federasyonun, ulaştığı gençleri sanat ve spor faaliyetlerine yönlendirdiğini anlatan Karadağ, 'Uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğüne inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Özellikle okul önlerinde polis denetimlerinin arttırılmasının önemine işaret eden Karadağ, bağımlılıkla mücadelede ebeveynlere, esnafa ve tüm vatandaşlara büyük görevler düştüğünü vurguladı.Dünya Karadağ, uyuşturucu ile mücadele konusunda her türlü göreve hazır olduklarının altını çizdi.
Reklam
Uludağ'da Bir Kişinin Öldüğü Silahlı Kavgayla İlgili Davada Savcı Mütalaasını Açıkladı
BURSA (AA) - Uludağ'da 2 yıl önce 2 grup arasında çıkan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kavgayla ilgili biri tutuklu 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Mustafa S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklardan Ferit S. ve taraf avukatları ise mahkeme salonunda hazır bulundu.Mütalaasını veren savcı, Mustafa S'nin 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapis, Erol B. ve Emrah Ç'nin 'silahla kasten yaralama' suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar 4'er kez, Ferit S'nin 'suç delilerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar, Taner S'nin de 'ruhsatsız mermi bulundurma' suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan Ferit S, mütalaayı kabul etmediğini belirtti. 'Olay yerinde kimseye vurmadım ve yaralamadım.' diyen Ferit S, beraatini talep etti.Mustafa Sancar da mütalaaya katılmadığını ifade ederek, tahliyesini istedi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.OlayUludağ 1. Oteller Bölgesi'ndeki bir otelin önünde 11 Şubat 2019'da kış festivalinin güvenlik görevlileri ile kayak kiralama işi yapan esnaf arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, silahla vurulan Yusuf Kösedağ (19) hayatını kaybetmişti. Gözaltına alınan 17 şüpheliden Mustafa Sancar tutuklanmış, 4'ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Diğer zanlılar ise salıverilmişti.
Samsun'daki Tarihi Taşhan Ve Saathane Meydanı Tarihi Dokusuna Kavuşuyor
SAMSUN (AA) - Samsun Büyükşehir Belediyesi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan tarihi Taşhan ve Saathane Meydanı'nı tarihi dokusuna kavuşturuyor.Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentle ilgili turizm yatırımları tek tek hayata geçiriliyor.Saathane Meydanı'nda ticari canlılığı yeniden başlatmak için estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapılar yıkılırken, tarihi Taşhan ise restore edildi.Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Samsun'u tarih ve turizm merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.Büyükşehir Belediyesinin 7 bin 900 metrekarelik alanı kapsayan Saathane Meydanı Projesi'nin yüzde 50'lik kısmında yer alan 15. yüzyıl eseri Şifa Hamamı, Osmanlı mimarisinin 15. yüzyıla ait tek sivil örneği Taşhan, 1803 yılında hizmete açılan medrese ile caminin restorasyonlarını tamamladığına işaret eden Demir, 'Sultan 2. Abdülhamit'in tahta çıkışının anısına 1887 yılında diktirdiği Saat Kulesi'nin çevresinde çalışmaları da yoğunlaştırdık. Belediye olarak estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapıları yıkarak tarihi meydanı genişletiyoruz.' ifadesini kullandı.Demir, Saathane Meydanı Rekreasyon Projesi'nin yeni kültür ve turistik konseptiyle ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkartacağını belirterek, şöyle devam etti:'Saathane Meydanı ikinci etabındaki tescilsiz bina yıkımlarının büyük kısmı tamamlandı. Projeyi Atatürk Bulvarı'na kadar genişletiyoruz. Genişletme çalışmalarının tamamlanmasıyla peyzaj düzenlemelerine başlayacağız. Saathane Meydanı, tarihimizle buluşma, kültürel mirasımıza sahip çıkma, koruma ve taşınmaz eserlerimizle turizme kazandırılma projesidir. Dolayısıyla projeye büyük önem veriyoruz. Acele etmeden, dokularımıza zarar vermeden titizlikle çalışıyoruz. Proje tamamlandığında Saathane Meydanı, eşsiz konseptiyle gezip görenlerin keyifli zamanlar geçireceği, tarihi dokusuyla büyüleyen bir turizm alanı haline gelecek.' Proje kapsamında yüksek binaların yerini yatay mimarinin alacağına işaret eden Demir, şunları kaydetti:'Esnafımızla uzlaşarak, kimseyi mağdur etmemeye özen göstererek projeyi hayata geçiriyoruz. Yüksek katlı binalar yerine yatay mimarili iki katlı yapıların inşasıyla meydanın görselliğini ve estetiğini artırıyoruz. Büyük Camii'nin önünde kalan dükkan ve iş hanlarının imarını da iki kata indirdik. İmarla ilgili çalışma bitti. Bu sene ihaleye çıkacak. Tarihi meydan çevresinde bulunan ve meydanın dokusuna uygun olmayan bütün binalar iki kata düşürülerek bir bütünlük oluşturulacak. Subaşı Meydanı, Kuyumcular Çarşısı, Bankalar Caddesi, akıllı otopark ile de bütünleştirdiğimizle hem bu bölgedeki ticaret, canlılık yeniden artacak hem de eski cazibesini kazanarak turizme katkı sağlayacak.'
İran'ın Astrazeneca'dan Aldığı 4,2 Milyon Doz Aşının Teslimatı Bu Ay Başlıyor
TAHRAN (AA) - İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) eş güdümünde yürütülen 'Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı' (COVAX) aracılığıyla, İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının teslimatının bu ay başlayacağını söyledi. Nemeki, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında Kovid-19'a karşı planlanan aşılama çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.İran Sağlık Bakanı, tarih belirtmeksizin COVAX aracılığıyla İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının bu ay içinde teslim edilmeye başlanacağını söyledi. Nemeki, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Merkez Bankası, Ulaştırma ve Yol Bakanlığının girişimleriyle aşıları ülkeye getirmeyi ve 21 Şubat'a kadar önceliklere dikkat ederek aşılamaya başlamayı temenni ettiklerini belirtti.
Reklam
Yozgat'ta Bir Hasta İstediği İlacı Yazmayan Doktoru Darbetti
YOZGAT (AA) - Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde bir hasta, istediği ilacı yazmadığı gerekçesiyle doktoru darbetti. İddiaya göre, E.Ş. (26), psikiyatri polikliniğinde görevli Uzman Dr. Hayriye Mihrimah Öztürk'ten istediği ilacı yazmasını istedi. Doktorun başka ilaç yazılması gerektiğini söylemesi üzerine sinirlenen E.Ş, Öztürk'ü saçından çekerek darbetti. Sesleri duyan güvenlik görevlileri odaya girerek E.Ş'yi etkisiz hale getirdi. Ayak bileğinde ezilme ve kırıklar oluşan Öztürk, ameliyata alındı. Gözaltına alınan E.Ş'nin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Sinop'ta Ağlar İstavrit Ve Mezgit İçin Denize Bırakılıyor
SİNOP (AA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce hamsi avının kısmi olarak durdurulması nedeniyle Sinop'ta balıkçılar, istavrit ve mezgit için denize açılıyor.Sinop açıklarında ağlarını istavrit ve mezgit için denize bırakan balıkçılar, bir yandan 7 Şubat'ta başlayacak hamsi avı serbestliğini bekliyor.Sinop Abalı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ömer Tuncer, AA muhabirine, hamsi avının yasak olduğu dönemde mezgit, istavrit, barbunya ve zargana gibi balıkların avlanmasına devam edildiğini söyledi.Balıkçıların ağlarını denize bırakarak nasiplerini beklediğini vurgulayan Tuncer, 'Az çok demeden balıkçılarımız avlanmaya devam ediyor. Bu balık türleri çok miktarlarda avlanmıyor. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte başka seçenek yok.' dedi.Hamsi avı serbestliğiyle bölgede yoğun bir avcılık beklediklerini dile getiren Tuncer, tezgahlarda tekrar bol hamsi olacağını tahmin ettiklerini bildirdi.
Reklam
Muğla'da Uyuşturucu Operasyonunda 5 Şüpheli Yakalandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla 5 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ticareti yapıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli yakalandı.Aramada, 4 ruhsatsız tabanca, 156 fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildi.Şüpheliler, emniyete götürüldü.
Ümraniye'de Kazı Çalışması Sırasında Toprak Kayması
İSTANBUL (AA) - Ümraniye'de atık su ve kanalizasyon kazı çalışması sırasında meydana gelen göçükte bir işçi toprak altında kaldı.Alınan bilgiye göre, Aşağı Dudullu Mahallesi Baran Sokak'taki bir sitenin atık su kanalizasyon ve kazı çalışması sırasında toprak kayması meydana geldi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.Vücudunun bir kısmı toprak altına kalan işçinin kurtarılması için başlatılan çalışma sürüyor.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Özer: "Okul İle Sektör Arasında Kurulan İş Birliklerini Çok Önemsiyoruz"
BURSA (AA) - Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, eğitim kurumları ile sektör arasındaki iş birliklerini önemsediklerini belirterek, 'Bursa'da da örnek iş birlikleri görüyoruz. Sektörün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda otomotiv, endüstri, biyoteknoloji, uzay, havacılık ve saatçilik sektörü gibi birçok alanda kullanılan ve ileri teknolojinin temelini oluşturan mikromekanik alanında istihdam garantili mesleki eğitim verilecek.' ifadesini kullandı.Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Özer, Tophane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ziyarette bulundu.Özer ziyaretinde, MEB ile Tüm Saatçi ve İşadamları Derneği (TÜSAD) arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında açılan mikromekanik alanını gezdi.Açıklamada ziyaretteki konuşmasına yer verilen Bakan Yardımcısı Özer, Bursa'da okul ve sektör arasında kurulan iş birliklerinin Türkiye'ye örnek teşkil ettiğini belirtti.Mikromekanik dalının Türkiye'de bir ilk olduğunu vurgulayan Özer şunları kaydetti:'Okul ile sektör arasında kurulan iş birliklerini çok önemsiyoruz. Bu konuda Bursa'da da örnek iş birlikleri görüyoruz. Sektörün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda otomotiv, endüstri, biyoteknoloji, uzay, havacılık ve saatçilik sektörü gibi birçok alanda kullanılan ve ileri teknolojinin temelini oluşturan mikromekanik alanında istihdam garantili mesleki eğitim verilecek. Mikromekanik mesleğini seçen öğrenciler beceri eğitimlerini TÜSAD üyesi işletmelerde yapacak. Öğrenciler öğrenimleri süresince dernek tarafından burs, sosyal ve kültürel katkılarla desteklenecek ve mezuniyetlerinden sonra da bu işletmelerde istihdam edilecek. Biz de tüm bu süreçler içinde öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve okulumuz için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz. Bu dalda öğrenim görecek öğrencilerimiz ülkemizin gelecek vizyonunun temelini teşkil eden yerli ve milli sanayi için anahtar konumda olacak.'TÜSAD Başkanı Hayrettin Akpınar da Türkiye'de uzun yıllardır bu alanda eğitim verilmesi için oluşan beklentinin karşılığını bulmasından dolayı emeğe geçenlere teşekkürlerini sundu.Özer, ziyarete katılan sektör temsilcilerine kendisinin kaleme aldığı 'Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi: Türkiye’nin Mesleki Eğitim ile İmtihanı' adlı kitabını hediye etti.
Analiz - Kovid-19 Aşılarının Küresel Dağıtım Eşitsizliğinin Muhtemel Sonuçları
İSTANBUL (AA) -JONATHAN FENTON-HARVEY- Novavax ve Johnson & Johnson’ın da kısa bir süre önce ürettikleri aşıların yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı başarılı olduğunu duyurup, Moderna, Pfizer-BioNTech, Oxford-AstraZeneca gibi şirketlere ve bunların Rus ve Çinli rakipleri Sputnik V ile Sinopharm ve Sinovac’a katıldığı bu sıralar dünya çapındaki Kovid-19 aşılama kampanyalarının olumlu sonuçları da görülmeye başladı.Bu gelişmeler, hayatın sonunda “normale” dönebileceğine dair umutları artırsa da koronavirüs salgını birçok alandaki küresel eşitsizliği iyice belirgin bir hale getirdi ve bu durum, dünya toplumlarının daha korunmasız kesimlerinin aşılara erişim konusunda yaşadıkları sıkıntılarla birlikte iyice akut bir hal alabilir. Örneğin siyahiler, Asyalılar ve etnik azınlık gruplarının Kovid-19’a yakalanma riskinin diğer toplum kesimlerine göre daha yüksek olduğu görülmüş durumda. Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yapılan bir araştırma, siyahi, Asyalı ve etnik azınlık mensubu bireylerin devlet desteği alma olasılıklarının diğer vatandaşlara kıyasla daha düşük olduğunu veya sosyal mesafe kuralına uymalarının mümkün olmadığı düşük gelirli işlerde çalıştıklarını ortaya koydu.Piyasaya sürülmüş aşılardan birçoğunun küresel çapta erişilebilir hale gelmesiyle ilgili çok ciddi soru işaretleri mevcut. Düşük gelirli ülkeler, aşı arzının daha zengin ülke hükümetlerinin elinde kalması nedeniyle pandemiye karşı daha savunmasız kalıyorlar.“Ourworldindata” isimli internet sitesine göre 1 Şubat itibariyle 64 ülke vatandaşlarını aşılamaya başlarken, 130 ülke henüz toplu aşılama programlarına başlamamış durumda.Şimdiye kadar uygulanan 101 milyon doz Kovid-19 aşısının kıtalara göre dağılımı ise Kuzey Amerika’da nüfusun yüzde 5,7’si, Avrupa’da yüzde 3,3’ü, Asya’da yüzde 0,9’u, Güney Amerika’da yüzde 0,6’sı Afrika’da ise yüzde 0,01'ine tekabül edecek şekilde.İngiltere, ABD gibi ülkeler ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri halihazırda yüksek miktarlarda aşı temin etmiş durumdalar ve bunları nüfuslarının çoğunluğuna 2021 yılı içinde ulaştırmayı, fakat özellikle de yaşlılar, pandemi mücadelesinin ön saflarında çalışanlar ve sağlık sorunları olanlar gibi öncelikli gruplara 2021 yazından evvel bağışıklık kazandırmayı planlıyorlar.Aşıda 'istifleme' çabalarıEşitsizlik konusu, AB içinde ciddi şekilde göze batıyor. 8 Ocak’ta Birlik, Pfizer-BioNTech ile 300 milyon dozluk aşı almak için bir anlaşma yaptı ve bu rakam o sırada firmanın mevcut kaynaklarının yarısına tekabül ediyordu. AB’nin aşı tedarikinde küresel seviyede başı çeken bir şirketten bu kadar çok doz alabilmesi “aşı istifleme” anlamına geliyor.Çoğu Batı ülkesi, nüfuslarını birçok kez baştan sona aşılayabilecek kadar fazla aşı dozu sipariş etmiş durumda. Örneğin, İngiltere farklı şirketlerden yaklaşık 367 milyon doz aşı aldı ve bu rakam, 67 milyonluk nüfusunun beş katından fazla. Bu arada Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya, nüfuslarını teşkil eden her bir bireye yaklaşık dört doz aşı yapmaya yetecek miktarda doz satın aldılar.Mevcut veriler yüksek düzeyde aşı istiflemesine işaret ederken, Güney Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki birçok ülke çok daha az miktarda aşıya erişim imkânına sahip. Ekonomik İstihbarat Birimi (EIU) tarafından yapılan bir araştırma, 84 fakir ülkenin 2024 yılına kadar aşılara yaygın bir erişim elde edemeyebileceğini ortaya koydu. Bu arada, Uluslararası Af Örgütü, Frontline AIDS, Global Justice Now ve Oxfam dahil olmak üzere bir dizi insan hakları grubu, toplam 67 düşük gelirli ülkenin, önde gelen aşı ürünlerinden herhangi birinden henüz sipariş veremediği için 2021 yılı içinde aşıya erişemeyeceği konusunda uyarıda bulundu. Çok sınırlı kalan dağıtım oranları nedeniyle mevcut durumun özellikle Afrika’yı nasıl etkileyebileceğine dair endişeler var. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerine göre Gine, Ocak ayında Rus Sputnik V aşısının piyasaya sürülmesinin ardından aşılara başlayan tek Afrika ülkesi oldu. Diğer birçok ülke, aşı bileşenlerinin güvence altına alınması, üretim kotaları, teslimatta yaşanan gecikmeler, zayıf tıbbi altyapı ve enjeksiyonları uygulamak için nitelikli sağlık çalışanlarının eksikliği gibi zorluklarla karşı karşıya.Düşük gelirli ülkeler aşıdan mahrum kalacakDüşük gelirli ülkeler Pfizer, Moderna ve Oxford-Astrazeneca gibi büyük ilaç şirketlerinden çok, Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI), Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) ve DSÖ öncülüğünde sürdürülen Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programına (COVAX) daha çok güveniyor. Bu durum ise COVAX’ın aşı tedariki potansiyel olarak daha yavaş olabileceğinden, aşının geç yayılmasına neden olabilir. COVAX, 2021 sonuna kadar Afrika’nın yüzde 20’sinden fazlasını aşılayabileceğini açıkladı.Ortadoğu, bu eşitsizliklerin çoğunun açığa çıktığı bir başka bölge. Örneğin, petrol zengini Körfez ülkeleri aşıları hızla satın alırken ve vatandaşlarını aşılamaya başlarken, Yemen, Suriye ve Libya gibi ülkeler istikrarsızlık ve çatışma koşulları nedeniyle kısıtlılıklarla karşı karşıya. Bu arada, ekonomik bir krizin ortasında olan Lübnan, yakın zamanda satın aldığı bir milyon doz Pfizer aşısına rağmen, henüz herhangi bir aşı uygulaması duyurmadı.Daha zengin ülkelerde bile etnik azınlıklar için daha az erişim söz konusu olabilir. Afrikalı Amerikalıların aşıya erişme olasılığı da beyaz ve Hispanik hemşehrilerine göre daha az. Örneğin, Kuzey Carolina’da siyah Amerikalılar, eyalet nüfusunun yüzde 22’sini oluşturmalarına rağmen aşı yapılanların şimdiye kadar sadece yüzde 11’ini oluşturdular.Uzmanlar, bu düşük oranların arkasında, Afrikalı Amerikalı toplulukların geçmişte maruz kaldıkları ayrımcı muameleden dolayı tıbbi kuruluşlara karşı duyduğu derin güvensizlik ve aşıya erişim eksikliği gibi birkaç faktörün olabileceğini düşünüyor. Bu durum, ABD ve diğer Batı ülkelerinde pandemiden çok önce var olan, sağlık hizmetlerinde görülen ırk temelli eşitsizliklerin yaygınlaşması riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. 'Bağışıklık eşitsizliği'Bu küresel eşitsizlikler dünyadaki çoğu bireye orantısız bir şekilde zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda pandemiye karşı koymaya ve normal hayata dönmeyi sağlamaya yönelik uluslararası çabaları da baltalayabilir. Bill Gates ve eşi Melinda, Kovid-19 aşılarının dağıtımında yaşanabilecek “bağışıklık eşitsizliği” riskleri konusunda uyarıda bulundular.Melinda Gates, vakfın yıllık mektubunda şöyle yazdı: “Zengin ülkeler, kendi halklarına bağışıklık kazandırmaya başlamak için aşıları onaylanır onaylanmaz alabilmek adına aylarını ön sipariş vermekle geçirdiler... Fakat şu anki duruma göre, düşük ve orta gelirli ülkeler, önümüzdeki yıl boyunca bu ülkelerde yaşayan beş kişiden yalnızca birini aşılama kapsamına alabilecekler.”Küresel bağışıklığın sağlanması gerektiği konusunda uyarıda bulunan Gates, yeni kümelerin ortaya çıkıp küresel olarak yayılacağını ve dünya çapındaki salgın nedeniyle kapanma döngüsünü devam ettireceğini sözlerine ekledi.Aşılama konusundaki bu küresel eşitsizlik devam ederse, bu aynı zamanda Çin ve Rusya’nın jeopolitik nüfuzlarını artırmak amacıyla “aşı diplomasisi”ni kullanma fırsatlarını da artırabilir. Örneğin Çin, Sinopharm ve Sinovac ürünlerini piyasaya sürmek için çeşitli Afrika ve Asya ülkeleriyle anlaşmalar yaptı.Ve Batı ülkelerinin fakir ülkelerde virüse karşı mücadelede karşılaştıkları sınırlamalar nedeniyle, Pekin artık birçok Afrika ve Asya ülkesine koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme tedarikinde başı çekiyor. Bu durum, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) olarak adlandırılan proje kapsamında jeopolitik erişiminin genişlemesine yaradığı gibi, aynı zamanda küre çapındaki yardımlarının nasıl bir boşluğu doldurabileceğini ve daha savunmasız bölgelerdeki ekonomik kontrolünü artırabileceğini gösterdi.[Jonathan Fenton-Harvey Ortadoğu, Kuzey Afrika ve özellikle Körfez bölgesiyle alakalı çatışmalara ve jeopolitik meselelere odaklanan bir araştırmacı ve gazetecidir]Mütercim: Ömer Çolakoğlu
Reklam