onedio
Adana'da İki Otobüsün Bagajında Gümrük Kaçağı 188 Kilogram Tütün Ele Geçirildi
ADANA (AA) - Adana'da iki otobüsün bagajında gümrük kaçağı 188 kilogram tütün ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Tarsus-Adana-Gaziantep otoyolunda yaptıkları uygulamada iki yolcu otobüsünde dedektör köpekle arama gerçekleştirdi.Otobüslerin bagajında gümrük kaçağı 188 kilogram tütün ele geçirildi, H.K, B.D. ve H.D. gözaltına alındı.
Sadakatsiz 16. Bölüm Fragmanı Yayınlandı: Derin'in Hamlesi Volkan'ı Çıldırtıyor!
Sadakatsiz 16. yeni bölüm fragmanı yayınladı. Yayınlanan fragmanda; Ali annesinin yanında kaldığı sürece Volkan'ın sürekli Asya ile görüşmesinden rahatsız olan Derin duruma bir çözüm bulur. Ali'nin eve dönmesine izin vermeyen Derin amacına ulaşır. Oğlunun sağlığını düşünen Volkan ise bu durumu fark eder ve Derin'e oldukça öfkelenir. Asya'nın kapısına giden Volkan bu durumu düzelteceğini söylerken, Turgay'ın Asya'nın arkasında belirmesi Volkan'ı sinirlendirir. Peki Sadakatsiz yeni bölümde başka ne gibi sürprizler yaşanacak?  İşte Sadakatsiz yeni bölüm fragmanı...
Dünyanın En Güvenli Şehirleri Açıklandı: İlk 10’da Türkiye'den Bir Şehir Var!
Ünlü araştırma şirketi Numbeo, her yıl açıkladığı dünyanın en güvenli şehirleri listesini açıkladı. Listenin zirvesinde, Birleşik Arab Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi yer alırken Eskişehir sekizinci oldu. Listenin sonunda Venezuela'nın başkenti Karakas bulunurken Antalya 61’nci, İzmir 77’nci, başkent Ankara 182’nci, İstanbul ise 263’ncü oldu. Listede Avrupa’nın önemli başkentlerinden Paris ise 312’nci oldu.
Geleneksel Yöntemlerle Ürettikleri Yoğurt 63 Yıldır Sofralara Lezzet Katıyor
KOCAELİ (AA) - TAHİR TURAN EROĞLU - Kocaeli'nin Körfez ilçesinde dedeleri ve babalarının amcası tarafından 63 yıl önce kurulan yoğurthaneyi devralan Mızrak kardeşler, nohut mayası ve geleneksel yöntemle ürettikleri yoğurtları ilk günkü lezzetiyle sofralara ulaştırıyor. Türkiye'de bir zamanlar hemen her semtte olan yoğurthanelerin sayısı yıllar geçtikçe azalsa da geleneksel yöntemlerle yoğurt üretimi sürdürülüyor.Bu geleneği devam ettirenlerden biri de dedeleri ve babalarının amcası tarafından 1958 yılında Körfez ilçesinde kurulan yoğurthaneyi babalarından devralarak işleten Yücel (40) ve Celil Mızrak (34) kardeşler. Nohuttan elde edilen 'kara maya' dedikleri doğal mayayı, elle tek tek satışa sunacakları ambalajlarda sütle buluşturarak fermente eden kardeşler, günde 1 ton geleneksel yöntemle ürettikleri lezzetli yoğurtları sofralara taşıyor.Koruyucu ve katkı maddesi kullanılmadığı için yaklaşık bir haftada ekşiyen ve 10 gün içinde tüketilmesi gereken yoğurdu 2018'e kadar ilçe dışına gönderemeyen firma, Körfez Ticaret Odasının 'Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi' kapsamında aldığı destekle artık ürünleri kentin tüm ilçeleri ve İstanbul'un Anadolu yakasına ulaştırıyor.Yoğurthanede ürettikleri kefir, yayık ayran ve yoğurtları depoda hiç bekletmeden satışa sunan kardeşler, bu ürünlerin asırlar boyunca sofraları lezzetlendirmesini istiyor.'Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz'İşletmeci Celil Mızrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 yıldır üçüncü kuşak olarak ağabeyiyle yoğurthaneyi işlettiğini, aynı usul ve geleneksel yöntemlerle yarım asrı aşkın süredir yoğurt ürettiklerini söyledi.Türkiye'de bir zamanlar çok yaygın olan yoğurthanelerin azaldığına dikkati çeken Mızrak, 'Seneler geçtikçe yoğurthane kavramı ortadan kalktı. Bizim gibi üretim yapan çok az sayıda yoğurthane kalmıştır.' dedi.Mızrak, 2018'de Körfez Ticaret Odasının Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi kapsamında ürünleri Körfez'in dışına çıkarma imkanı bulduklarını ifade ederek, 'Bu sayede Kocaeli'nin tüm ilçelerine ürünlerimizi sevk ederek İstanbul Anadolu yakasına kadar pazar ağımızı genişlettik. Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz. Yoğurtları tek tek elle mayalayarak, depomuzda hiç bekletmeden satışa sunuyoruz.' dedi. Yoğurthanede kefir, yayık ayran gibi 5-6 ürün çıkardıklarını dile getiren Mızrak, bu ürünlerde kullanılan sütlerin 40 yılı aşkın süredir aynı köy ve üreticilerden toplanıp günlük işlendiğini anlattı.'Babaanne yoğurdu zannedenler var'Mızrak, koruyucu ve katkı maddesi kullanmadıkları için yoğurtlarının yaklaşık bir haftada ekşimeye başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:'Ekşime aslında içinde bakteri sayısının artmasıyla alakalı, insan sağlığı için daha faydalı. Raf ömrümüz fazla olmadığı için İstanbul'un Avrupa yakası hariç Kocaeli dışına çıkamadık. Dağıtım yerlerine bir haftada tüketilebilecek şekilde ulaştırıyoruz. Müşterilerden olumlu tepkiler alıyoruz, özellikle ekşimesi konusunda olumlu tepkiler geliyor. 'Babaannemin evde mayaladığı yoğurt gibi, aynı o tadı alıyorum.' diyenler var.'Yoğurdun gönül rahatlığıyla tüketilebileceğini dile getiren Celil Mızrak, 'Geleneksel yöntemlerle 60 yıl önceki mayalama sistemimizle üretim yapıyoruz. Mayasını nohuttan üretip yapıyoruz. Evde yoğurt yapmak isteyen de yoğurdumuzu maya olarak kullanabilir. Bir yoğurt ne kadar kısa sürede ekşiyorsa ve o yoğurdu ne kadar çok ekşi olarak tüketiyorsak aslında doğal antibiyotik tüketmiş oluyoruz. Ekşiyen yoğurt, bozuk yoğurt değildir. Ekşiyen yoğurt, içinde hayat olan, insanın hayatına hayat katacak bakteri ve besin değerlerine sahiptir.' ifadelerini kullandı. Mızrak, kısa raf ömrünü uzatıp yurt geneline yayılmak yerine lezzetlerini muhafaza ederek butik imalata devam etmeyi, geleneksel yoğurdun tadının bu şekilde kalmasını arzuladıklarını sözlerine ekledi.
Geleneksel Yöntemlerle Ürettikleri Yoğurt 63 Yıldır Sofralara Lezzet Katıyor
KOCAELİ (AA) - TAHİR TURAN EROĞLU - Kocaeli'nin Körfez ilçesinde dedeleri ve babalarının amcası tarafından 63 yıl önce kurulan yoğurthaneyi devralan Mızrak kardeşler, nohut mayası ve geleneksel yöntemle ürettikleri yoğurtları ilk günkü lezzetiyle sofralara ulaştırıyor. Türkiye'de bir zamanlar hemen her semtte olan yoğurthanelerin sayısı yıllar geçtikçe azalsa da geleneksel yöntemlerle yoğurt üretimi sürdürülüyor.Bu geleneği devam ettirenlerden biri de dedeleri ve babalarının amcası tarafından 1958 yılında Körfez ilçesinde kurulan yoğurthaneyi babalarından devralarak işleten Yücel (40) ve Celil Mızrak (34) kardeşler. Nohuttan elde edilen 'kara maya' dedikleri doğal mayayı, elle tek tek satışa sunacakları ambalajlarda sütle buluşturarak fermente eden kardeşler, günde 1 ton geleneksel yöntemle ürettikleri lezzetli yoğurtları sofralara taşıyor.Koruyucu ve katkı maddesi kullanılmadığı için yaklaşık bir haftada ekşiyen ve 10 gün içinde tüketilmesi gereken yoğurdu 2018'e kadar ilçe dışına gönderemeyen firma, Körfez Ticaret Odasının 'Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi' kapsamında aldığı destekle artık ürünleri kentin tüm ilçeleri ve İstanbul'un Anadolu yakasına ulaştırıyor.Yoğurthanede ürettikleri kefir, yayık ayran ve yoğurtları depoda hiç bekletmeden satışa sunan kardeşler, bu ürünlerin asırlar boyunca sofraları lezzetlendirmesini istiyor.'Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz'İşletmeci Celil Mızrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 yıldır üçüncü kuşak olarak ağabeyiyle yoğurthaneyi işlettiğini, aynı usul ve geleneksel yöntemlerle yarım asrı aşkın süredir yoğurt ürettiklerini söyledi.Türkiye'de bir zamanlar çok yaygın olan yoğurthanelerin azaldığına dikkati çeken Mızrak, 'Seneler geçtikçe yoğurthane kavramı ortadan kalktı. Bizim gibi üretim yapan çok az sayıda yoğurthane kalmıştır.' dedi.Mızrak, 2018'de Körfez Ticaret Odasının Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi kapsamında ürünleri Körfez'in dışına çıkarma imkanı bulduklarını ifade ederek, 'Bu sayede Kocaeli'nin tüm ilçelerine ürünlerimizi sevk ederek İstanbul Anadolu yakasına kadar pazar ağımızı genişlettik. Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz. Yoğurtları tek tek elle mayalayarak, depomuzda hiç bekletmeden satışa sunuyoruz.' dedi. Yoğurthanede kefir, yayık ayran gibi 5-6 ürün çıkardıklarını dile getiren Mızrak, bu ürünlerde kullanılan sütlerin 40 yılı aşkın süredir aynı köy ve üreticilerden toplanıp günlük işlendiğini anlattı.'Babaanne yoğurdu zannedenler var'Mızrak, koruyucu ve katkı maddesi kullanmadıkları için yoğurtlarının yaklaşık bir haftada ekşimeye başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:'Ekşime aslında içinde bakteri sayısının artmasıyla alakalı, insan sağlığı için daha faydalı. Raf ömrümüz fazla olmadığı için İstanbul'un Avrupa yakası hariç Kocaeli dışına çıkamadık. Dağıtım yerlerine bir haftada tüketilebilecek şekilde ulaştırıyoruz. Müşterilerden olumlu tepkiler alıyoruz, özellikle ekşimesi konusunda olumlu tepkiler geliyor. 'Babaannemin evde mayaladığı yoğurt gibi, aynı o tadı alıyorum.' diyenler var.'Yoğurdun gönül rahatlığıyla tüketilebileceğini dile getiren Celil Mızrak, 'Geleneksel yöntemlerle 60 yıl önceki mayalama sistemimizle üretim yapıyoruz. Mayasını nohuttan üretip yapıyoruz. Evde yoğurt yapmak isteyen de yoğurdumuzu maya olarak kullanabilir. Bir yoğurt ne kadar kısa sürede ekşiyorsa ve o yoğurdu ne kadar çok ekşi olarak tüketiyorsak aslında doğal antibiyotik tüketmiş oluyoruz. Ekşiyen yoğurt, bozuk yoğurt değildir. Ekşiyen yoğurt, içinde hayat olan, insanın hayatına hayat katacak bakteri ve besin değerlerine sahiptir.' ifadelerini kullandı. Mızrak, kısa raf ömrünü uzatıp yurt geneline yayılmak yerine lezzetlerini muhafaza ederek butik imalata devam etmeyi, geleneksel yoğurdun tadının bu şekilde kalmasını arzuladıklarını sözlerine ekledi.
Geleneksel Yöntemlerle Ürettikleri Yoğurt 63 Yıldır Sofralara Lezzet Katıyor
KOCAELİ (AA) - TAHİR TURAN EROĞLU - Kocaeli'nin Körfez ilçesinde dedeleri ve babalarının amcası tarafından 63 yıl önce kurulan yoğurthaneyi devralan Mızrak kardeşler, nohut mayası ve geleneksel yöntemle ürettikleri yoğurtları ilk günkü lezzetiyle sofralara ulaştırıyor. Türkiye'de bir zamanlar hemen her semtte olan yoğurthanelerin sayısı yıllar geçtikçe azalsa da geleneksel yöntemlerle yoğurt üretimi sürdürülüyor.Bu geleneği devam ettirenlerden biri de dedeleri ve babalarının amcası tarafından 1958 yılında Körfez ilçesinde kurulan yoğurthaneyi babalarından devralarak işleten Yücel (40) ve Celil Mızrak (34) kardeşler. Nohuttan elde edilen 'kara maya' dedikleri doğal mayayı, elle tek tek satışa sunacakları ambalajlarda sütle buluşturarak fermente eden kardeşler, günde 1 ton geleneksel yöntemle ürettikleri lezzetli yoğurtları sofralara taşıyor.Koruyucu ve katkı maddesi kullanılmadığı için yaklaşık bir haftada ekşiyen ve 10 gün içinde tüketilmesi gereken yoğurdu 2018'e kadar ilçe dışına gönderemeyen firma, Körfez Ticaret Odasının 'Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi' kapsamında aldığı destekle artık ürünleri kentin tüm ilçeleri ve İstanbul'un Anadolu yakasına ulaştırıyor.Yoğurthanede ürettikleri kefir, yayık ayran ve yoğurtları depoda hiç bekletmeden satışa sunan kardeşler, bu ürünlerin asırlar boyunca sofraları lezzetlendirmesini istiyor.'Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz'İşletmeci Celil Mızrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 yıldır üçüncü kuşak olarak ağabeyiyle yoğurthaneyi işlettiğini, aynı usul ve geleneksel yöntemlerle yarım asrı aşkın süredir yoğurt ürettiklerini söyledi.Türkiye'de bir zamanlar çok yaygın olan yoğurthanelerin azaldığına dikkati çeken Mızrak, 'Seneler geçtikçe yoğurthane kavramı ortadan kalktı. Bizim gibi üretim yapan çok az sayıda yoğurthane kalmıştır.' dedi.Mızrak, 2018'de Körfez Ticaret Odasının Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi kapsamında ürünleri Körfez'in dışına çıkarma imkanı bulduklarını ifade ederek, 'Bu sayede Kocaeli'nin tüm ilçelerine ürünlerimizi sevk ederek İstanbul Anadolu yakasına kadar pazar ağımızı genişlettik. Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz. Yoğurtları tek tek elle mayalayarak, depomuzda hiç bekletmeden satışa sunuyoruz.' dedi. Yoğurthanede kefir, yayık ayran gibi 5-6 ürün çıkardıklarını dile getiren Mızrak, bu ürünlerde kullanılan sütlerin 40 yılı aşkın süredir aynı köy ve üreticilerden toplanıp günlük işlendiğini anlattı.'Babaanne yoğurdu zannedenler var'Mızrak, koruyucu ve katkı maddesi kullanmadıkları için yoğurtlarının yaklaşık bir haftada ekşimeye başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:'Ekşime aslında içinde bakteri sayısının artmasıyla alakalı, insan sağlığı için daha faydalı. Raf ömrümüz fazla olmadığı için İstanbul'un Avrupa yakası hariç Kocaeli dışına çıkamadık. Dağıtım yerlerine bir haftada tüketilebilecek şekilde ulaştırıyoruz. Müşterilerden olumlu tepkiler alıyoruz, özellikle ekşimesi konusunda olumlu tepkiler geliyor. 'Babaannemin evde mayaladığı yoğurt gibi, aynı o tadı alıyorum.' diyenler var.'Yoğurdun gönül rahatlığıyla tüketilebileceğini dile getiren Celil Mızrak, 'Geleneksel yöntemlerle 60 yıl önceki mayalama sistemimizle üretim yapıyoruz. Mayasını nohuttan üretip yapıyoruz. Evde yoğurt yapmak isteyen de yoğurdumuzu maya olarak kullanabilir. Bir yoğurt ne kadar kısa sürede ekşiyorsa ve o yoğurdu ne kadar çok ekşi olarak tüketiyorsak aslında doğal antibiyotik tüketmiş oluyoruz. Ekşiyen yoğurt, bozuk yoğurt değildir. Ekşiyen yoğurt, içinde hayat olan, insanın hayatına hayat katacak bakteri ve besin değerlerine sahiptir.' ifadelerini kullandı. Mızrak, kısa raf ömrünü uzatıp yurt geneline yayılmak yerine lezzetlerini muhafaza ederek butik imalata devam etmeyi, geleneksel yoğurdun tadının bu şekilde kalmasını arzuladıklarını sözlerine ekledi.
Reklam
Geleneksel Yöntemlerle Ürettikleri Yoğurt 63 Yıldır Sofralara Lezzet Katıyor
KOCAELİ (AA) - TAHİR TURAN EROĞLU - Kocaeli'nin Körfez ilçesinde dedeleri ve babalarının amcası tarafından 63 yıl önce kurulan yoğurthaneyi devralan Mızrak kardeşler, nohut mayası ve geleneksel yöntemle ürettikleri yoğurtları ilk günkü lezzetiyle sofralara ulaştırıyor. Türkiye'de bir zamanlar hemen her semtte olan yoğurthanelerin sayısı yıllar geçtikçe azalsa da geleneksel yöntemlerle yoğurt üretimi sürdürülüyor.Bu geleneği devam ettirenlerden biri de dedeleri ve babalarının amcası tarafından 1958 yılında Körfez ilçesinde kurulan yoğurthaneyi babalarından devralarak işleten Yücel (40) ve Celil Mızrak (34) kardeşler. Nohuttan elde edilen 'kara maya' dedikleri doğal mayayı, elle tek tek satışa sunacakları ambalajlarda sütle buluşturarak fermente eden kardeşler, günde 1 ton geleneksel yöntemle ürettikleri lezzetli yoğurtları sofralara taşıyor.Koruyucu ve katkı maddesi kullanılmadığı için yaklaşık bir haftada ekşiyen ve 10 gün içinde tüketilmesi gereken yoğurdu 2018'e kadar ilçe dışına gönderemeyen firma, Körfez Ticaret Odasının 'Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi' kapsamında aldığı destekle artık ürünleri kentin tüm ilçeleri ve İstanbul'un Anadolu yakasına ulaştırıyor.Yoğurthanede ürettikleri kefir, yayık ayran ve yoğurtları depoda hiç bekletmeden satışa sunan kardeşler, bu ürünlerin asırlar boyunca sofraları lezzetlendirmesini istiyor.'Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz'İşletmeci Celil Mızrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 yıldır üçüncü kuşak olarak ağabeyiyle yoğurthaneyi işlettiğini, aynı usul ve geleneksel yöntemlerle yarım asrı aşkın süredir yoğurt ürettiklerini söyledi.Türkiye'de bir zamanlar çok yaygın olan yoğurthanelerin azaldığına dikkati çeken Mızrak, 'Seneler geçtikçe yoğurthane kavramı ortadan kalktı. Bizim gibi üretim yapan çok az sayıda yoğurthane kalmıştır.' dedi.Mızrak, 2018'de Körfez Ticaret Odasının Yerel Ticareti Kalkındırma Projesi kapsamında ürünleri Körfez'in dışına çıkarma imkanı bulduklarını ifade ederek, 'Bu sayede Kocaeli'nin tüm ilçelerine ürünlerimizi sevk ederek İstanbul Anadolu yakasına kadar pazar ağımızı genişlettik. Günlük yaklaşık 1 ton yoğurt üretiyoruz. Yoğurtları tek tek elle mayalayarak, depomuzda hiç bekletmeden satışa sunuyoruz.' dedi. Yoğurthanede kefir, yayık ayran gibi 5-6 ürün çıkardıklarını dile getiren Mızrak, bu ürünlerde kullanılan sütlerin 40 yılı aşkın süredir aynı köy ve üreticilerden toplanıp günlük işlendiğini anlattı.'Babaanne yoğurdu zannedenler var'Mızrak, koruyucu ve katkı maddesi kullanmadıkları için yoğurtlarının yaklaşık bir haftada ekşimeye başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:'Ekşime aslında içinde bakteri sayısının artmasıyla alakalı, insan sağlığı için daha faydalı. Raf ömrümüz fazla olmadığı için İstanbul'un Avrupa yakası hariç Kocaeli dışına çıkamadık. Dağıtım yerlerine bir haftada tüketilebilecek şekilde ulaştırıyoruz. Müşterilerden olumlu tepkiler alıyoruz, özellikle ekşimesi konusunda olumlu tepkiler geliyor. 'Babaannemin evde mayaladığı yoğurt gibi, aynı o tadı alıyorum.' diyenler var.'Yoğurdun gönül rahatlığıyla tüketilebileceğini dile getiren Celil Mızrak, 'Geleneksel yöntemlerle 60 yıl önceki mayalama sistemimizle üretim yapıyoruz. Mayasını nohuttan üretip yapıyoruz. Evde yoğurt yapmak isteyen de yoğurdumuzu maya olarak kullanabilir. Bir yoğurt ne kadar kısa sürede ekşiyorsa ve o yoğurdu ne kadar çok ekşi olarak tüketiyorsak aslında doğal antibiyotik tüketmiş oluyoruz. Ekşiyen yoğurt, bozuk yoğurt değildir. Ekşiyen yoğurt, içinde hayat olan, insanın hayatına hayat katacak bakteri ve besin değerlerine sahiptir.' ifadelerini kullandı. Mızrak, kısa raf ömrünü uzatıp yurt geneline yayılmak yerine lezzetlerini muhafaza ederek butik imalata devam etmeyi, geleneksel yoğurdun tadının bu şekilde kalmasını arzuladıklarını sözlerine ekledi.
Sanal Müzelerin Ziyaretçi Sayısı 10 Ayda 12 Milyona Ulaştı
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında hayata geçirilen sanal müze uygulamasıyla Türkiye'nin en büyük 32 müze ve ören yeri ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ndeki Milli Mücadele Sergisi 12 milyon kez ziyaret edildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kovid-19 salgını nedeniyle 25 Mart'ta sanal müze uygulamasını hayata geçirdi.Turizmi en çok besleyen kültür sanat alanlarından milyonlarca nadide esere ev sahipliği yapan müze ve ören yerlerinden 32'si ise bu süreçte 'https://sanalmuze.gov.tr' adresinde ziyarete açıldı.AA muhabirinin Bakanlık yetkililerinden edindiği bilgiye göre, Göbeklitepe Ören Yeri, Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci Meclis Binası), Efes Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Troya Müzesi, Cumhuriyet Müzesi, Gazi Müzesi Samsun, Etnografya Müzesi, Antalya Müzesi, Çorum Boğazköy Müzesi, Çorum Müzesi, Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Gaziantep Zeugma Müzesi sanal ortama taşındı.İzmir Atatürk Müzesi, İzmir Efes Ören Yeri, Adıyaman Nemrut Ören Yeri, Denizli Hierapolis Ören Yeri, Denizli Laodikeia Ören Yeri, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul Havalimanı Müzesi, Bitlis Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı Ören Yeri, Uşak Müzesi, Mersin Arkeoloji Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Van Müzesi, Adana Müzesi, Çanakkale Assos Ören Yeri, Nevşehir Göreme Açıkhava Müzesi, Aksaray Ihlara Vadisi, Çorum Hattuşa Ören Yeri, Hatay Arkeoloji Müzesi ve süreli olarak açılan Ankara Cumhurbaşkanlığı Milli Mücadele Sergisi de sanal ortamda tarih meraklılarına açıldı.Bu müze ve ören yerleri geride kalan sürede 12 milyon kez ziyaret edilirken, tarihin sıfır noktası olarak bilinen, yabancı ve yerli turistlerce Güneydoğu Anadolu'nun en çok ziyaret edilen tarihi mekanlarının başında gelen Göbeklitepe Ören Yeri 3 milyon 488 bin 337 kez gezilerek, sanal müzeler içerisinde en çok görülen yer oldu.Cumhuriyet'in dönüm noktasına şahitlik yapan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının çalışmalarını yürüttüğü Birinci Meclis Binası olan Kurtuluş Savaşı Müzesi ise 1 milyon 965 bin 251 kez gezildi.Efes Müzesi de sanal müzeler içerisinde en çok gezilenler arasında yer alırken, bunu sırasıyla Troya Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi takip etti. Efes Müzesi 1 milyon 418 bin 132, Çanakkale'deki Troya Müzesi 1 milyon 158 bin 501, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ise 1 milyon 85 bin 521 kez ziyaret edildi.Müzelerde sergilenenler yakından incelenebiliyorSanal müze uygulamasında ziyaretçiler, müzeyi gezmeye istediği bölümden başlayabiliyor.Tarih meraklıları eserleri yakınlaştırarak inceleme fırsatı bulurken, gezenlere müzelerle ilgili mekanın ve eserlerin tarihçesi de sunuluyor.3 boyutlu olarak ziyaretçilere kapılarını açan müzelerde, camekanlı yapıların içinde muhafaza edilen nadide eserler net bir şekilde incelenebiliyor, müzelerin krokileri ve bölümleri de sanal müzelerde tanıtılıyor.
Reklam
Sanal Müzelerin Ziyaretçi Sayısı 10 Ayda 12 Milyona Ulaştı
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında hayata geçirilen sanal müze uygulamasıyla Türkiye'nin en büyük 32 müze ve ören yeri ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ndeki Milli Mücadele Sergisi 12 milyon kez ziyaret edildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kovid-19 salgını nedeniyle 25 Mart'ta sanal müze uygulamasını hayata geçirdi.Turizmi en çok besleyen kültür sanat alanlarından milyonlarca nadide esere ev sahipliği yapan müze ve ören yerlerinden 32'si ise bu süreçte 'https://sanalmuze.gov.tr' adresinde ziyarete açıldı.AA muhabirinin Bakanlık yetkililerinden edindiği bilgiye göre, Göbeklitepe Ören Yeri, Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci Meclis Binası), Efes Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Troya Müzesi, Cumhuriyet Müzesi, Gazi Müzesi Samsun, Etnografya Müzesi, Antalya Müzesi, Çorum Boğazköy Müzesi, Çorum Müzesi, Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Gaziantep Zeugma Müzesi sanal ortama taşındı.İzmir Atatürk Müzesi, İzmir Efes Ören Yeri, Adıyaman Nemrut Ören Yeri, Denizli Hierapolis Ören Yeri, Denizli Laodikeia Ören Yeri, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul Havalimanı Müzesi, Bitlis Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı Ören Yeri, Uşak Müzesi, Mersin Arkeoloji Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Van Müzesi, Adana Müzesi, Çanakkale Assos Ören Yeri, Nevşehir Göreme Açıkhava Müzesi, Aksaray Ihlara Vadisi, Çorum Hattuşa Ören Yeri, Hatay Arkeoloji Müzesi ve süreli olarak açılan Ankara Cumhurbaşkanlığı Milli Mücadele Sergisi de sanal ortamda tarih meraklılarına açıldı.Bu müze ve ören yerleri geride kalan sürede 12 milyon kez ziyaret edilirken, tarihin sıfır noktası olarak bilinen, yabancı ve yerli turistlerce Güneydoğu Anadolu'nun en çok ziyaret edilen tarihi mekanlarının başında gelen Göbeklitepe Ören Yeri 3 milyon 488 bin 337 kez gezilerek, sanal müzeler içerisinde en çok görülen yer oldu.Cumhuriyet'in dönüm noktasına şahitlik yapan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının çalışmalarını yürüttüğü Birinci Meclis Binası olan Kurtuluş Savaşı Müzesi ise 1 milyon 965 bin 251 kez gezildi.Efes Müzesi de sanal müzeler içerisinde en çok gezilenler arasında yer alırken, bunu sırasıyla Troya Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi takip etti. Efes Müzesi 1 milyon 418 bin 132, Çanakkale'deki Troya Müzesi 1 milyon 158 bin 501, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ise 1 milyon 85 bin 521 kez ziyaret edildi.Müzelerde sergilenenler yakından incelenebiliyorSanal müze uygulamasında ziyaretçiler, müzeyi gezmeye istediği bölümden başlayabiliyor.Tarih meraklıları eserleri yakınlaştırarak inceleme fırsatı bulurken, gezenlere müzelerle ilgili mekanın ve eserlerin tarihçesi de sunuluyor.3 boyutlu olarak ziyaretçilere kapılarını açan müzelerde, camekanlı yapıların içinde muhafaza edilen nadide eserler net bir şekilde incelenebiliyor, müzelerin krokileri ve bölümleri de sanal müzelerde tanıtılıyor.
Adıyaman'da Hayırseverlerle İhtiyaç Sahipleri Arasında Din Görevlisi Köprü Oluyor
ADIYAMAN (AA) - ORHAN PEHLÜL - Adıyaman'da din görevlisi olarak çalışan Abdullah Sağlam, kentte yaşayan hayırseverlerden topladığı gıda, yakacak ve maddi yardımları ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyor. Yeni Sanayi Mahallesi'nde bulunan Buldukbaba Camisi'nde din görevlisi olarak hizmet veren Sağlam, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisini gösterdiği geçen yıl mart ayında bir çalışma başlattı.Çevresindeki ihtiyaç sahibi aileleri belirleyen Sağlam, daha sonra bu kişilere yardım ulaştırabilmek için harekete geçti. Cami cemaati, iş insanları, çevresindeki hayırseverlerle görüşerek desteklerini alan Sağlam, 10 aylık süreçte düzenli olarak 200'ü aşkın aileye hayırseverlerin yardımlarını ulaştırdı.Sağlam, her gün kendi aracıyla yola çıkarak yardımları ihtiyaç sahiplerinin kapısına kadar götürüyor. Abdullah Sağlam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgının etkisini artırmasıyla bazı ailelerin zor zamanlar geçirdiğini söyledi.Ailelere katkı sağlamak adına kendi imkanlarıyla çalışma başlattığını anlatan Sağlam, tüm kesimlerin desteğini gördüğünü belirtti.İhtiyaç sahiplerine gıda, yakacak gibi malzemeleri ulaştırdığını aktaran Sağlam, aileler ile hayırseverler arasında köprü vazifesi gördüğünü kaydetti.Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü de olan Sağlam, 'Hayırseverlerimiz yardımları temin ediyorlar, bizler de uygun olan adreslere teslim ediyoruz. 200'ü aşkın ailemizi belirledim ve bunlara 10 aydır düzenli olarak hayırseverlerin verdiği yardımları götürüyorum. Allah hayırseverlerimizden razı olsun, bizler sadece aracıyız.' şeklinde konuştu. 'Kendisi kentimizde örnek oldu' İl Müftüsü Mehmet Taşcı da Abdullah Sağlam'ın salgın döneminde gece gündüz demeden hayırseverler ile ihtiyaç sahiplerini buluşturduğunu söyledi.Sağlam'ın belirlediği ihtiyaç sahiplerini titizlikle incelediğini kaydeden Taşcı, şöyle devam etti:'Din görevlimiz herhangi bir talimat almadan gönüllü olarak bu görevi üstlenmektedir. Kendisi kentimizde örnek oldu. Bu olayı duyan hayırseverler yardımları kendisine ulaştırmaya başladı. Bir kısım hayırseverler de kendisiyle beraber kapı kapı dolaşıyor.'
Adıyaman'da Hayırseverlerle İhtiyaç Sahipleri Arasında Din Görevlisi Köprü Oluyor
ADIYAMAN (AA) - ORHAN PEHLÜL - Adıyaman'da din görevlisi olarak çalışan Abdullah Sağlam, kentte yaşayan hayırseverlerden topladığı gıda, yakacak ve maddi yardımları ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyor. Yeni Sanayi Mahallesi'nde bulunan Buldukbaba Camisi'nde din görevlisi olarak hizmet veren Sağlam, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisini gösterdiği geçen yıl mart ayında bir çalışma başlattı.Çevresindeki ihtiyaç sahibi aileleri belirleyen Sağlam, daha sonra bu kişilere yardım ulaştırabilmek için harekete geçti. Cami cemaati, iş insanları, çevresindeki hayırseverlerle görüşerek desteklerini alan Sağlam, 10 aylık süreçte düzenli olarak 200'ü aşkın aileye hayırseverlerin yardımlarını ulaştırdı.Sağlam, her gün kendi aracıyla yola çıkarak yardımları ihtiyaç sahiplerinin kapısına kadar götürüyor. Abdullah Sağlam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgının etkisini artırmasıyla bazı ailelerin zor zamanlar geçirdiğini söyledi.Ailelere katkı sağlamak adına kendi imkanlarıyla çalışma başlattığını anlatan Sağlam, tüm kesimlerin desteğini gördüğünü belirtti.İhtiyaç sahiplerine gıda, yakacak gibi malzemeleri ulaştırdığını aktaran Sağlam, aileler ile hayırseverler arasında köprü vazifesi gördüğünü kaydetti.Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü de olan Sağlam, 'Hayırseverlerimiz yardımları temin ediyorlar, bizler de uygun olan adreslere teslim ediyoruz. 200'ü aşkın ailemizi belirledim ve bunlara 10 aydır düzenli olarak hayırseverlerin verdiği yardımları götürüyorum. Allah hayırseverlerimizden razı olsun, bizler sadece aracıyız.' şeklinde konuştu. 'Kendisi kentimizde örnek oldu' İl Müftüsü Mehmet Taşcı da Abdullah Sağlam'ın salgın döneminde gece gündüz demeden hayırseverler ile ihtiyaç sahiplerini buluşturduğunu söyledi.Sağlam'ın belirlediği ihtiyaç sahiplerini titizlikle incelediğini kaydeden Taşcı, şöyle devam etti:'Din görevlimiz herhangi bir talimat almadan gönüllü olarak bu görevi üstlenmektedir. Kendisi kentimizde örnek oldu. Bu olayı duyan hayırseverler yardımları kendisine ulaştırmaya başladı. Bir kısım hayırseverler de kendisiyle beraber kapı kapı dolaşıyor.'
Reklam
Aşk Acısı Çeken De Kovid-19 Kısıtlamasını Merak Eden De 112'Yi Arıyor
EDİRNE (AA) - CİHAN DEMİRCİ - Edirne'de 112 Acil Çağrı Merkezine gelen 'Aşk acısı çekiyorum itfaiye ve sağlık ekibi gönderin' ya da 'Kısıtlamada ben de dışarı çıkabilir miyim' gibi asılsız ve gereksiz ihbarlar, çalışanları hem meşgul ediyor hem de şaşırtıyor.Acil çağrıların tek merkezden yönetilmesine ilişkin proje kapsamında sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekiplerine çağrıların ulaştırılmasını 112 Acil Çağrı Merkezleri sağlıyor.Salgın döneminde vefa grubu ve Kovid-19 hastalarına yönelik ihbarların eklenmesiyle de merkezde çağrılarda yoğunluk yaşanıyor. Acil çağrı merkezine gelen asılsız ihbarlar ise hem sistemi hem de görevlileri meşgul ediyor. Asılsız ihbarda bulunanlar sistem üzerinden tespit edilip, para cezası uygulanıyor. Üç kez asılsız ihbarda bulunanlar hakkında adli süreç başlatılıyor.Merkeze, 'Aşk acısı çekiyorum itfaiye ve sağlık ekibi gönderin.', 'Burada çok sayıda ölü var çabuk yetişin.', 'Kovid-19 tedbirlerini ve kısıtlama bilgilerini öğrenebilir miyim?', 'Kısıtlamada ben de dışarı çıkabilir miyim?' şeklinde çok sayıda çağrı geliyor.Edirne 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü İsmail Öztuna, AA muhabirine, kentte meydana gelen olaylara acil müdahale edebilmek ve can kayıplarını önleyebilmek için ekiplerin 24 saat görev yaptığını söyledi.Vatandaşların tek çağrı numarasına henüz tam anlamıyla alışamadığını belirten Öztuna, 'Jandarma için aradıklarında 112 Acil Sağlık Merkezi ile karşılaşınca 'acaba yanlış mı aradık' diyerek telefonu kapatıyorlar. Bu, yüzde 30 civarında vaka oluşturmayan çağrıları kapsıyor. Vatandaşlarımız emniyeti de jandarmayı da sağlığı da arasalar karşılarına 112 Acil Sağlık Merkezi çalışanı çıkacaktır. Lütfen 112'nin anonsunu duyduktan sonra telefonlarını kapatmasınlar.' dedi. Asılsız ihbarları genellikle çocukların yaptığını anlatan Öztuna, şöyle devam etti:'Ekibimiz olay yerine gittiğinde bir vakayla karşılaşmıyor. Mesela çocuklarımızdan biri çağrı merkezimizi arıyor, adres veriyor, ambulans ekiplerimiz olay yerine gidiyorlar ve mezarlıkla karşılaşıyorlar. Bu, ekiplerimizin zaman kaybına neden oluyor. Trafik kazalarıyla ilgili çok sayıda asılsız ihbar geliyor. Vatandaşlarımızdan biri Keşan'da kaza olduğunu söylüyor. Ambulans ekiplerimiz olay yerine gidiyor ve ne bir kaza ne de bir yaralıyla karşılaşıyor. Asılsız çağrılar, acil çağrıya ihtiyacı olan vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oluyor.'Asılsız ihbarda bulunan 28 kişiye 8 bin 350 lira ceza uygulandıGeçen yıl merkeze gelen yaklaşık 507 bin çağrıdan yalnızca 173 bininin vakaya dönüştüğünü anlatan Öztuna, 'Asılsız ihbarda bulunan 28 kişiye 8 bin 350 lira idari yaptırım kararı uygulandı. Asılsız ihbar için bu yıl 570 lira ceza uygulanıyor, asılsız ihbar tekrar ederse iki katına çıkıyor, bir daha tekrar ederse adli işlem uygulanıyor.' diye konuştu.Çağrı karşılama personeli Şebnem Eroğlan da asılsız çağrılar yüzünden büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti.Merkezin zaman zaman dalga geçilmek için arandığını anlatan Eroğlan, '112 Acil Çağrı Merkezi, 155, 156 ve 110 itfaiye birimimiz tek numarada toplandı. Vatandaşlarımız bu konuda bilinçli değil. Kovid-19 sürecinde 'şu saatte çıkabilir miyim' diyerek izin isteyenler oluyor. Biz buradan kimseye izin vermiyoruz ama vatandaşlarımız aramaya devam ediyor. Bu dönemde aldığımız en fazla çağrı Kovid-19 kısıtlaması ve izinlerle ilgili.' ifadelerini kullandı. Çağrı merkezi çalışanı Şeymanur Mantar ise bazı ihbarlarda adrese ulaşmakta zorluk yaşandığını belirterek, 'Bununla ilgili bazen haritalarımıza tam konum düşmüyor. Cep telefonundan konum bilgisi paylaşılabiliyor. Vatandaşlarımızın özellikle acil durumdayken konum bilgisini açması hayati önem taşıyabiliyor.' dedi.
İsrail İşgali Altındaki Doğu Kudüs'te Seçime İlişkin Belirsizlik Ve Umutsuzluk Sürüyor
KUDÜS (AA) - ABDURRAUF ARNAVUT - Filistin Yönetimi yapılması planlanan milletvekili ve devlet başkanlığı seçimlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs'ü de kapsaması yönündeki ısrarını sürdürürken burada ikamet eden Filistinliler seçimlerin kendilerine bir fayda sağlamayacağını düşünüyor.İşgal altındaki Doğu Kudüs'te yaşamlarını sürdüren Filistinliler, 1996 ve 2006 yılındaki milletvekilliği seçimlerinin yanında 2005 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerine de katıldı.Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinliler kentteki İsrail'e bağlı postanelere giderek oylarını İsrailli memurların gözetiminde kullanmıştı. İsrail tarafı sonrasında bu oyları sayılmak üzere Batı Şeria'daki Filistin Yönetimine teslim etmişti.Amerika'nın 6 Aralık 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından ve 22 Mart'ta yapılacak İsrail seçimlerinin çok yaklaştığı göz önüne alındığında, Tel Aviv'in Doğu Kudüs'te seçimleri düzenlemeyi kabul edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.Filistin yönetimi Doğu Kudüs konusunda ısrarcıAA muhabirine açıklamalarda bulunan Filistin Yönetiminin Kudüs Bakanı Fadi El-Hedmi, 'Kudüs, Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve başkanlık kararnamesinde belirtildiği gibi Kudüs'te de seçimler yapılacaktır. Geçmişte Kudüs'te seçimler yapıldı. Gelecek seçimler de aynı şekilde Kudüs'te yapılacak.' dedi.Hedmi, İsrail'in Doğu Kudüs'te seçimlerin yapılmasını engellemesi durumunda ne yapılacağı hakkında bir bilgi paylaşmazken, ismini vermek istemeyen başka bir Filistinli yönetici, AA muhabirine verdiği demeçte, önümüzdeki haftalarda birçok Avrupa ve Arap ülkesinin Doğu Kudüs'teki seçimleri engellemesini önlemek için İsrail'e baskı yapacağı tahmininde bulundu.Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, geçtiğimiz yıllarda birçok kez Kudüs olmadan Filistin seçimlerinin olmayacağını söyledi.Devlet Başkanı Abbas'ın imzaladığı son seçim kararnamesinde 'Kudüs'teki Filistin halkı ve anavatanın tüm illeri özgür ve doğrudan genel seçimlere çağrılıyor.' ifadelerine yer verildi.Doğu Kudüslüler kendilerini yalnız hissediyorDoğu Kudüs nüfusunun büyük çoğunluğu, İsrail vatandaşlığına geçmeyi reddediyor; bu sebeple İsrail parlamento (Knesset) seçimlerinde oy kullanma hakları bulunmuyor.Bunun yanında Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinlilere Kudüs'teki İsrail Belediye Meclisi seçimlerinde oy kullanmalarına izin veriliyor, ancak Filistinliler 1967 yılındaki İsrail işgalinden beri bu seçimleri boykot ediyor.İsrail kanunlarına göre, Doğu Kudüs Filistinlileri, İsrail vatandaşı sayılmıyor.İsrail'in Doğu Kudüs'teki Filistinlilere karşı artan olumsuz siyaseti göz önüne alındığında, şehrin Arap sakinleri, Filistin yönetiminde şehirdeki mevcut durumu değiştirecek gücü göremediğini söylüyor.Kudüslüler bu konuda büyük bir hayal kırıklığını ifade eden olumsuz görüşlere sahip.AA muhabirine konuşan eski şehir Doğu Küdüs'te restoran sahibi olan Salah eş-Şavis, 'Biz kimse tarafından tanınmayan Kudüslüler gibiyiz. İsrail de tanımıyor; Filistin de. Kudüs yalnızdır.' diye konuştu.'Seçimlerin bir işe yarayacağını sanmıyorum. Yüzler değişecek ama Kudüs İsrail ve ABD'nin hedefi olarak kalmaya devam edecek. Kudüs sakinlerine gelince, onlar bu çatışmada yalnız.' diyen Saviş, insanlar arasındaki direnç unsurlarının tükendiğini belirterek, Doğu Kudüs'te seçimler yapılsa da yapılmasa da kimse tarafından yardım görmediklerini söyledi.'Bana yardım etmek isteyen insanları seçmek istiyorum'Şahsi olarak seçimlere katılmayacağını kaydeden Saviş, 'Tabi ki katılmayacağım çünkü ben bana yardım etmek isteyen insanları seçmek istiyorum; onlar zaten bize bir fayda sağlayamayacaklar. Gelecek seçimler Filistin halkına yeni bir komplo' şeklinde konuştu. AA'ya konuşan Doğu Kudüslü Ümmü Şadi el-Muhtesib ise, 'Ne zaman seçimler yaklaşıyor ancak o zaman Filistin yönetiminin adı Doğu Kudüs'te duyuluyor. Kudüs ahalisi için seçimlerin bir şey değiştireceğine inanmıyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Seçimlerin bir fayda sağlamayacağını ifade eden Muhtesip, 'Seçimlere katılmayacağım. Niye katılayım ki? Bize bir şey sunduklarında biz de katılırız, ancak onlar Filistinlilerin mallarını kendileri için çalıyorlar.' dedi.Muhtesib ayrıca seçimlere düşük katılımının esas sebebinin ise İsrail'in önleyici önlemleri olduğunu belirterek, 'Kudüslüler de, tıpkı Batı Şeria ve Gazze Şeridi halkı gibi özgür, adil ve düzenli seçimlere katılmak istiyor. Bu nedenle Kutsal Kudüs'te daha iyi ve daha onurlu yöntemler ve oy kullanmanın zamanı geldi.' ifadelerini kullandı.En son 2006 milletvekilliği seçimleri yapıldıFilistin Seçim Komisyonunun verilerine göre, en son 2006 yılında yapılan Filistin parlamento seçimlerine 360 bin Filistinlinin yaşadığı Doğu Kudüs'te 18 binden fazla seçmen katıldı.2006 yılındaki seçimlerden sonra İsrail, Hamas listesinden seçimi kazanan temsilcileri tutuklamış ve daha sonrasında ise Doğu Kudüs'teki ikametlerini iptal ederek Batı Şeria'ya göndermişti.Seçim Komisyonuna göre, 2006 yılında yapılan milletvekilliği seçimlerinde Kudüs banliyölerinde 14 sandık merkezi kuruldu.
Pakistan, Hint Medyasının "Çiftçi Protestolarının Arkasında İslamabad'ın Olduğuna" Dair İddialarını Reddetti
İSLAMABAD (AA) - Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zahid Hafız Çavdri, Hindistan'da devam eden 'çiftçi protestolarının arkasında İslamabad'ın' olduğuna yönelik bazı Hint medya organlarının iddialarını reddetti.Çavdri, başkent İslamabad’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “sözde” dünyanın en büyük demokrasisi Hindistan’ın azınlıklara karşı eylemlerinin ortaya çıktığını belirtti.Pakistan'ın, Hindistan'ın bir demokrasiden ziyade aşırılıkçı Hindutva (Hindu milliyetçiliği) rejimi olduğunu daima dile getirdiğinin altını çizen Çavdri, bazı Hint medya organlarının çiftçi protestolarında Pakistan'ın rolü olduğuna dair iddiaları reddetti.Çavdri, Hindistan Tüketici İşleri, Gıda ve Kamu Dağıtımı Bakan Yardımcısı Danve Raosaheb Dadarao’nun Çin’in ve Pakistan’ın ülkede devam eden çiftçi protestolarının arkasında olduğuna yönelik 10 Aralık 2020’deki açıklamasını anımsatarak, bakan yardımcısının ifadelerini de temelsiz ve sorumsuzca olarak nitelendirdi.Söz konusu açıklamanın ülke içindeki başarısızlıklarda Hindistan’ın komşularını suçlamayı işe yarar bulan Hindistan Halk Partisi (BJP) hükümetinin zihniyetini yansıttığına işaret eden Çavdri, bu zihniyetin sadece ülkedeki azınlıklar için tehlikeli olmakla kalmayıp aynı zamanda bölgesel güvenliği ve barışı da tehlikeye attığını vurguladı.Yeni tarım yasaları ve çiftçi protestolarıHindistan'da Eylül 2020'de kabul edilen ve tarım sektörüne serbestleşme getiren 2 yasa, taban fiyatı ve destekleme alımı politikalarını sona erdireceği, aracı şirketlerin fiyatları düşürerek sonunda kendilerini topraksız bırakacağı gerekçesiyle çiftçiler tarafından protesto ediliyor.Başbakan Narendra Modi hükümeti ise yeni yasaların, çiftçilere ürünlerini pazarlama özgürlüğü tanıyarak özel yatırımla tarımsal büyümeyi teşvik edeceğini savunuyor.11 tur müzakere sonuçsuz kaldıHükümet ile çiftçiler arasındaki taleplerin uzlaştırılması için yapılan 11 tur müzakere sonuçsuz kalmıştı. Hükümetin kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.Sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.Ülkede, çiftçilerin yarısından fazlasının borç içinde olduğu, 2018 ve 2019'da 20 bin 638 çiftçinin canına kıydığı ifade ediliyor.Yeni Delhi'de 1 çiftçi ölmüştü26 Ocak Hindistan Cumhuriyet Bayramı'nda ülke genelinde protesto düzenleyen göstericiler, başkent Yeni Delhi sınırında polis barikatlarını aşarak şehre ilerlemiş, 'Kızıl Kale' adı verilen 17. yüzyıldan kalan tarihi kaleyi işgal etmişti.Olaylarda 1 çiftçi hayatını kaybederken yaklaşık 80 polis memuru yaralanmıştı.Öte yandan, bazı protestocuların Kızıl Kale'de asılı Hindistan bayraklarını indirerek 'Halistan hareketini' temsil eden Sih ayrılıkçıların sözde bayraklarını göndere çekmesi tepkilere yol açmıştı.
Reklam
İstanbul'da 75 Yaş Üzerindeki Vatandaşların Aşılanması Sürüyor
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında dün aşı yapılmaya başlanan 75 yaş üzerindeki vatandaşların kent genelindeki sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca belirlenen 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi'ne göre, 14 Ocak'ta sağlık çalışanlarının aşılanmasıyla başlatılan süreç, öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanmasıyla devam ediyor. Aşılama programı kapsamında dün Türkiye genelindeki 75 yaş üzerindeki vatandaşların randevu aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmasına da başlandı.İstanbul'daki 75 yaş üzeri vatandaşların da randevularını aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. 'Hiç kimse korkmadan gelsin'Bu kapsamda Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne aşı yaptırmaya gelen Hasan Cansever, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşı olduktan sonra herhangi bir rahatsızlık hissetmediğini, rahat olduğunu söyledi. Cansever, yaşıtlarına seslenerek, 'Herkes aşı olsun; millet için devlet için sağlığı için.' dedi. Aşı olmaya beraber gelen Aynur ve Ferit Turguz çifti de 52 yıldır evli olduklarını belirtti. Aynur Turguz, aşı olduğu için hissettiği mutluluğu dile getirerek, 'Çok korkuyordum ama güzel ilgiyle karşılaştık. Herkese tavsiye ediyoruz. Hiç kimse korkmadan gelsin. Yaşlılara büyük saygı ve sevgi var.' diye konuştu. Salgın döneminde çocuklarına, torunlarına sarılmayı, onlarla görüşmeyi özlediğini vurgulayan Turguz, salgının bitmesini ve hepsiyle kucaklaşmayı temenni etti. Ferit Turguz da balığa gitmeyi çok özlediğini ifade etti.Randevu oluşturma Öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanması için randevular, 'mhrs.gov.tr', 'enabiz.gov.tr' siteleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi, e-Nabız mobil uygulamaları ile 'Alo 182' hattı üzerinden alınabiliyor.Vatandaşlar, öncelikli grupta olup olmadığını, aralarında boşluk olacak şekilde 'AŞI', 'T.C. kimlik numarası' ve 'T.C. kimlik seri numarasının son 4 hanesi'ni yazarak 2023'e kısa mesaj (SMS) göndererek sorgulayabiliyor.
Mucize Doktor 48. Bölüm Fragmanı
Mucize Doktor yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda; Hastaneyi satın alan Vuslat Ali'yi avucunun içine almak ister. Ali iyi niyetiyle Vuslat'ın dediklerini yapar fakat Adil Hoca ve Ferman bu durumu fark eder. Adil Hoca Vuslat'ın hastaneyi satın almasındaki asıl sebebi fark eder. İşte Mucize Doktor 48. bölüm fragmanı...
Reklam
Koronavirüs, Mevsimsel İnfluenza Grip Vakalarını Sıfırladı
Koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirler, mevsimsel grip vakalarını büyük oranda düşürdü. Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ümit Savaşçı, koronavirüse karşı alınan tedbirler nedeniyle şu anda grip vakalarının 'sıfır' olduğunu söyledi.
Çin, Uzaya "Uzaktan Algılama Uyduları" Gönderdi
ANKARA (AA) - Çin, 'Yaogan-31' serisi 3 uzaktan algılama uydusunu uzaya gönderdi.Xinhua ajansının haberine göre, 3 'Yaogan-31' uydusundan oluşan ve bu serideki 2. grup olduğu belirtilen uydular, ülkenin Gansu eyaletindeki Ciuçüen Uydu Fırlatma Merkezinden Long March (Uzun Yürüyüş) 4C roketiyle uzaya gönderildi.Fırlatma işleminin ardından uydular, önceden planlanan yörüngelerine girdi. Söz konusu uydular, elektromanyetik çevre gözlem ve bazı teknolojilerin testi için kullanılacak. Fırlatma, Uzun Yürüyüş serisi roketlerin 359. misyonu oldu.Çin, ilk Yaogan-31 uydu grubunu 2018’de uzaya göndermişti.
Japon Youtuber Enomoto'ya "Fahri Zeytinburnulu" Unvanı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'u ve Türk kültürünü tanıtan videolar yayınlayan Japon Youtuber Yoshi Enomoto'ya 'fahri Zeytinburnulu' unvanı verildi.Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, iki hafta önce Anadolu Ajansında yayınlanan röportajda 'Japonsun, akıllı adamsın' diye bin kere söylüyorlar. Cem Yılmaz'ın Gora filmindeki sahneden alıntı yapıp ben de onlara 'Zeytinburnu çocuğuyum' diyorum.' ifadelerini kullanan Enomoto'yu ilçeye davet etti. Arısoy, sosyal medyada eğlenceli videoları ve yardımseverliğiyle bilinen Enomoto'yu 58. Bulvar Caddesi'nde karşılayarak, bir süre sohbet etti. Caddede yürüyerek, Enomoto'yu vatandaşlara tanıtan Arısoy, 'Yoshi, seni burada gördüğümüz için çok mutluyuz. Zeytinburnu farklı kültürleri ve milletleri içine alan zengin bir ilçe. Biz de bu zenginlikleri korumak için çalışıyoruz. Hem dünyanın birçok yerinden hem de 81 ilden gelen vatandaşlarımız Zeytinburnu'nda huzur içinde yaşıyor.' diye konuştu.Enomoto da Arısoy'dan aldığı davetin kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, ilgililere teşekkür etti.Arısoy, Enomoto'ya Zeytinburnu Belediyesi Kazlıçeşme Kültür Merkezi'ni de gezdirdi.Merkezdeki mozaikler hakkında bilgi veren Arısoy, 'Buradaki mozaikler surların dışında olması nedeniyle özel bir öneme sahip. İstanbul'un tarihi zenginliğini göstermesi açısından ve Zeytinburnu için muazzam bir kültürel hazine.' ifadelerini kullandı.Arısoy, Yoshi'yi ilçeye sevgisinden dolayı 'fahri Zeytinburnulu' ilan ettiğini belirterek, 'Buraya gelip bizi ziyaret ettiği için ona buranın tarihi yapılarından, İstanbul'un fethinin sembollerinden Kazlıçeşme'nin bir minyatürünü takdim ediyorum. Bundan sonra Zeytinburnulu hemşehrimizsin. Hayırlı olsun.' dedi.Kazlıçeşme Kültür Merkezi'ndeki çalışmaları anlatan Arısoy, burasının kültür ve sanatın merkezi olacağını kaydetti.'Yoshi'nin de katkısıyla burada daha fazla Japon turist görmek istiyoruz.'Arısoy, özel sanat çalışmaları ile araştırmalar için doktora öğrencilerinin ve araştırma görevlilerinin kullanabileceği zengin bir kütüphane yaptırdıklarını dile getirerek, 'Zeytinburnu'nu kültür ve sanatın merkezi olan bir ilçe yapmak istiyoruz. Yoshi'nin de katkısıyla burada daha fazla Japon turist görmek istiyoruz.' diye konuştu.Arısoy, Enomoto'yla merkez önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.Zeytinburnu Belediyesi Basın Koordinatörü Mustafa Güngör, Enomoto'yu deri sektörünün İstanbul'daki merkezlerinden olan atölyelerindeki bazı ustalarla tanıştırdı. Güngör, Enomoto ile Kazlıçeşme'de hatıra fotoğrafı çekiminin ardından Japon Youtuber'a Balıklı Meryem Ana Rum Ortodoks Manastırı ile Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi'ni gezdirdi.
Ambarlı Limanı'nda İki Konteynere Gizlenmiş 88 Kilogram Kokain Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Ambarlı Limanı'nda gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonunda, iki konteynerin gizli bölmelerinde 88 kilogram kokain bulundu.Alınan bilgiye göre, İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince sorumluluk sahasına gelen konteynerler analiz edilerek uyuşturucu kaçakçılığı yönünden riskli olanlar tespit edildi. Güney Amerika ülkelerinden gelen ve x-ray tarama cihazına sevk edilen muz yüklü konteynerler ile taramada şüpheli yoğunluğa rastlanan konteynerler narkotik dedektör köpeklerle kontrol edildi.Köpeklerin söz konusu konteynerlerin şüpheli yoğunluk tespit edilen bölümlerine tepki vermesi üzerine bu bölümler sökülerek arandı ve tespit edilen ilk konteynerin iç duvarının arkasında gizli bölme oluşturulduğu saptandı.Açılan bölmede kahverengi ve siyah renkli paketlerin gizlendiği tespit edildi ve paketlerdeki maddenin uyuşturucu test cihazıyla yapılan analizinde kokain olduğu belirlendi. Bu bölmede 49 paket içinde 60 kilogram kokain ele geçirildi.İkinci konteynerde ise uyuşturucu kaçakçılarının konteynerin dış duvarında bulunan soğutucu tertibatın içerisine uyuşturucu gizlediği tespit edildi. Soğutucu motorun bulunduğu iki bölmede yapılan aramada, 25 paket içinde 28 kilogram kokain bulundu.Operasyonda ele geçirilen 88 kilogram kokaine ilişkin soruşturmanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ettiği öğrenildi.
Reklam