Fetö'nün Emniyet İmamı Firari Kozanlı Ömer'in Avukatına 15 Yıla Kadar Hapis İstemi
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) talimatıyla 2014'te Bank Asya'ya 2,5 milyon lira yatıran, örgütün firari emniyet imamı 'Kozanlı Ömer' kod adlı Osman Hilmi Özdil'in avukatı Orhan Karakuş'un, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, sanık Orhan Karakuş ile tutuklu bulunduğu cezaevinden videokonferans yöntemiyle bağlantı kuruldu, sanığın avukatı duruşma salonunda hazır bulundu.Duruşmada savunması için söz verilen sanık Karakuş, FETÖ'nün firari emniyet mahrem imamı 'Kozanlı Ömer' kod adlı Osman Hilmi Özdil'in avukatlığını yapmasının örgütsel bir bağ olmadığını, Özdil'in trafik davasına baktığını, daha sonra basında Özdil hakkında çıkan haberler üzerine açılan davaları takip ettiğini öne sürdü.Örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğuna yönelik tespiti de reddeden Karakuş, 'O programı indirmedim, kullanmadım. Bana gösterilen listede örgütsel olarak gizli konuşacağım kimse yok.' savunmasını yaptı. FETÖ elebaşının talimatıyla 2014'te bir bankadaki 2,5 milyon lirasını Bank Asya'ya yatırdığı belirlenen Karakuş, talimatla para yatırmadığını, bir işletmeyi devralmak için bu bankaya parasını havale ettiğini öne sürdü.Özdil'in müvekkili olduğu davalarda avukatlık ücreti alıp almadığı, fatura kesip kesmediği soruları üzerine sanık Orhan Karakuş, ücret aldığını ancak fatura kesmediğini iddia etti.Esasa ilişkin mütalaa Duruşmada daha sonra Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.Mütalaada, sanığın telefonuna örgüt içi haberleşmede kullanmak üzere örgütün haberleşme programı ByLock yüklendiği, FETÖ elebaşı Gülen'in talimatı üzerine örgütün bankasında mevduat artışına gittiği belirtildi.Esas hakkındaki mütalaada, sanık Karakuş'un 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, Orhan Karakuş'a esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için ek süre verilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.
Şanlıurfa'da Uyuşturucu Operasyonlarında Yakalanan 6 Zanlı Tutuklandı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınan 18 zanlıdan 6'sı tutuklandı.Akçakale İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, uyuşturucu kullanımı ve satışıyla mücadele çalışmaları kapsamında çeşitli tarihlerde bazı adreslere eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.Adreslerde yapılan aramalarda 1796 uyuşturucu hap, 24 gram eroin ve metamfetamin ele geçirildi.Gözaltına alınan 18 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Zanlılardan 6'sı çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 2'si adli kontrol şartları uygulanmak üzere serbest bırakıldı, diğerleri de salıverildi.
Eskişehir'de Elini Et Kıyma Makinesine Kaptıran 3 Yaşındaki Çocuk Tedavi Altına Alındı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de elini et kıyma makinesine kaptıran 3 yaşındaki çocuk hastanede tedavi altına alındı. Çamlıca Mahallesi Budaklı Sokak'taki bir evde yaşayan Suriye uyruklu ailenin 3 yaşındaki çocuğu Ali Al Ahmet, dün akşam saatlerinde evde et çekildiği sırada elini kıyma makinesine sıkıştırdı.Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ve itfaiye ekipleri, kıyma makinesinin etlerin konulduğu kısmını söktü.Buradaki ilk müdahalenin ardından Eskişehir Şehir Hastanesine kaldırılan Ali Al Ahmet'in kesik ve ezik bulunan sol eli, acil serviste makineden çıkarıldı. Çocuk ameliyata alındı. Uzman Cerrah Dr. Kenan Güvenç'in yer aldığı operasyon yaklaşık 3 saat sürdü. Küçük çocuğun sol el üçüncü parmağı ampute edilirken, diğer parmakları ve eli başarılı bir operasyonla kurtarıldı.Dr. Güvenç, gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Ameliyatla küçük çocuğun elini ve diğer parmaklarını kurtardık. Şu anda takiplerini yapıyoruz. Bir süre sonra tüm el ve parmaklarını kullanmaya başlayacak.' bilgisini paylaştı.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Özer Bursa'da Togg İçin Teknik Eleman Yetiştirecek Liseyi Ziyaret Etti
BURSA (AA) - Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Bakanlığın açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonu'nun ülke gerçeklerine uygun olarak mesleki ve teknik eğitime de yeni bir yol haritası sunduğunu belirterek, 'Yeni yol haritası, sektöre duyarlı ve kendisini ülke önceliklerine göre sürekli güncelleyen dinamik bir mesleki eğitim yapısını öngörüyor.' değerlendirmesinde bulundu.Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Özer, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubunca (TOGG) Gemlik ilçesinde yapımı sürdürülen fabrikada elektrikli otomobil üretiminde görev alacak teknik elemanların yetiştirileceği Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ziyaret etti.Okul yöneticilerinden bilgi alan Özer, OİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Sabuncu ve Genel Sekreter Mümin Karacakayalılar ile görüştü.Açıklamada ziyaretteki konuşmasına yer verilen Özer, sektörün mesleki eğitime verdiği desteğin önemli olduğuna dikkati çekerek bundan dolayı OİB ailesine teşekkür etti.Mesleki ve teknik eğitimin, ülkelerin ekonomik kalkınmasındaki önemi dolayısıyla küresel ölçekte bir eğitim alanı olduğuna değinen Özer, ülkelerin mesleki ve teknik eğitimlerini, ekonomilerinin mevcut durumuna ve yönelimlerine göre yeniden organize ettiğini, gözden geçirdiğini ve dönüştürdüğünü belirtti.Her ülkenin mesleki ve teknik eğitiminin kendi coğrafyasının gerçeklerini yansıttığını vurgulayan Özer, şu ifadeleri kullandı:'Türkiye, güçlendirilmiş mesleki eğitimle neler başarabileceğini biliyor ve buna göre hareket ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2023 Eğitim Vizyonu, ülke gerçeklerine uygun olarak mesleki ve teknik eğitime de yeni bir yol haritası sunuyor. Yeni yol haritası, sektöre duyarlı ve kendisini ülke önceliklerine göre sürekli güncelleyen dinamik bir mesleki eğitim yapısını öngörüyor. Bizim katma değeri yüksek ürünleri elde edecek hale gelmemiz lazım. İhracatın lokomotifi olan otomotiv sektöründe istihdam garantili eğitim veren proje okullar arasına dahil edilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, tüm öğrencilerini bu yıl ilk defa merkezi sınavla aldı. Okul bünyesinde açılan ve ülke genelinde bir ilk olan elektrikli araçlar dalında Türkiye'nin Otomobili'nin üretiminde ihtiyaç duyulacak teknik elemanlar yetişecek. Aynı zamanda Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü AR-GE Merkezleri bünyesinde de yer alan okulumuzda, bilişimden metale tüm alanlarda yenilikçi fikirler doğrultusunda ürün geliştirme çalışmalarının başladığını görüyoruz. Bu heyecan, bizleri daha da heyecanlandırıyor. Katkı sunan tüm paydaşlarımıza, emek veren tüm yönetici ve öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Türkiye'de nitelikli iş gücünü artırarak ekonomiyi ve sosyal kalkınmayı desteklemek istiyoruz. İnanıyorum ki mesleki eğitim Bursa ile ayaklanacak.'
Ikby Peşmerge Bakanlığı: Irak Ordusuna Karşı Bir Konuşlandırma Söz Konusu Değil
İSTANBUL (AA) - Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge Bakanlığı, güçlerinin Musul'daki bazı bölgelerde Irak ordusuna karşı değil terör örgütü DEAŞ'a karşı hazır bekletildiğini bildirdi. Peşmerge Bakanlığından yapılan açıklamada, Musul'un Karaçuğ Dağı ve Mahmur bölgelerinde Irak ordusuna karşı Peşmerge güçlerinin konuşlandırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Son dönemde Karaçuğ ve Mahmur civarında DEAŞ saldırılarının arttığının gözlemlendiğine işaret edilen açıklamada, 'İstihbarat bilgileri DEAŞ'ın bu bölgelerde terör eylemleri gerçekleştirmek istediğini teyit ediyor. DEAŞ'ın olası saldırılarına karşılık vermek üzere Karaçuğ Dağı ve Mahmur'un kuzeyindeki bazı Peşmerge birlikleri hazır bekletiliyor.' ifadeleri kullanıldı. Kerkük Ortak Operasyonlar Komutanlığı, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada, Peşmerge'nin kente ilerlemesi üzerine Irak ordusundan takviye kuvvet talebinde bulunulduğunu belirtmişti.Açıklamada, talep üzerine kentin kuzeybatı bölgesinde konuşlanan Irak ordu güçlerinin Sergaran nahiyesine ilerlediği aktarılmıştı.
Yemen'de Tarafların Yaptığı Yolsuzlukların Ülkedeki İnsani Krizi Derinleştirdiği Belirtiliyor
ADEN (AA) - Yemen'de, meşru hükümet ve Husilerin yıllardır süren iç savaşın yol açtığı ekonomik durumdan faydalanarak yaptığı yolsuzlukların, Arap dünyasının en fakir ülkelerinden biri olan Yemen'de insani durumun daha da kötüleşmesine neden olduğu ifade ediliyor.Yemen'de bir yanda büyük bir insani kriz yaşanırken diğer yanda da savaş ekonomisi ve yasa dışı zenginlik ortaya çıktı.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Yaptırım Komitesi 27 Ocak'ta yayımladığı raporda, Yemen'deki tüm tarafları 'ekonomik vurgunculuk' yapmakla suçladı. İran destekli Husilerin kara para aklamak ve yüksek miktardaki meblağlara kanunsuz bir şekilde el koymakla suçlandığı raporda, Yemen hükümeti de gıda tedariki için sağlanan kaynaklarla 'para aklamak ve yolsuzluk yapmak'la itham edildi.Raporda ayrıca, Yemen hükümetinin 2018 yılında Suudi Arabistan'dan gelen 2 milyar dolar değerindeki fonların 423 milyon dolarını yasa dışı yollarla Yemen Merkez Bankasına transfer ettiği öne sürüldü.'Husiler, yalnızca Yemen hükümetinin yetkisi dahilinde olmasına rağmen vergi ve diğer devlet gelirlerini topluyor ve savaş için kullanıyor.' ifadesine yer verilen raporda, Husilerin maaşların ödenmesi ve temel hizmetler için kullanılması gereken 1,8 milyar dolarlık devlet gelirine de el koyduğu açıklandı.Yemen'de tarafların işlediği kara para aklama suçu ve yaptığı yolsuzluklar sebebiyle ortaya çıkan ekonomik darboğaz ve bu ekonomik sıkıntıların sebep olduğu acı insani durumu Yemenli uzmanlar AA'ya değerlendirdi.Hükümet raporu inkar ediyor, Husiler ise şaşkınBM tarafından yayımlanan raporda yöneltilen suçlamalara meşru hükümet itiraz ederken, Husiler arasında ise rapor şaşkınlıkla karşılandı ve 'garip' şeklinde nitelendi.Yemen resmi ajansına göre, hükümete bağlı Yemen Merkez Bankasından, 28 Ocak'ta yapılan açıklamada BM raporunun ortaya koyduğu sonuçlar 'yanıltıcı iddialar' olarak değerlendirildi.Husiler de BM raporuna tepki gösterdi. Husilere bağlı Yüksek Devrim Komitesi Başkanı Muhammed Ali el-Husi Twitter hesabından kısa bir paylaşımda bulunarak, 'Uzmanların raporu garipliklerle dolu.' ifadelerine yer verdi.BM raporu ve Yemen'de oluşan savaş ekonomisinin yayılmasıyla ilgili Yemenli ekonomist Abdulvahid el-Avbeli, 'Husilerin senelik olarak elde ettiği gelirler 1,8 milyar doları buluyor.' dedi. Husilerin, yıllardır vergi, gümrük ve harç gelirlerini elde ettiğini, bunun da 2014 rakamlarına göre Yemen hükümeti bütçesinin yüzde 30'unu oluşturduğunu söyleyen Avbeli, 'Husiler, BM raporunun ortaya koyduğu meblağlardan daha fazlasını elde ediyor ancak Husilerin gazetecilere uyguladığı terör ve baskı sebebiyle bu gerçeklikler şeffaf bir şekilde aktarılamıyor.' diye konuştu.Avbeli, sözlerine şöyle devam etti:'BM raporu çok tehlikeli bilgiler içeriyor. Bu rapor, Yemen hükümetinin, mali kurumlarında güveni yeniden tesis etme gücünü etkileyecek, çünkü güven herhangi bir bankanın sermayesinin ayrılmaz bir parçasıdır.'Yemenli ekonomist Avbeli ayrıca, Yemen Merkez Bankasının yolsuzluk yaptığını öne süren rapor nedeniyle hükümetin bir güven kaybı yaşayacağını ve Yemen'e yapılan yardımların da bu yüzden gecikeceğini savundu.'Fırsatçılık kök saldı, Yemenliler fakirleşti'Yemenli gazeteci Affaf el-Abare de 'Yemen'de savaşın başladığı ilk zamanlardan bu yana tarafların yapageldiği ekonomik fırsatçılık kök saldı. Bu fırsatçılık sayesinde ister hükümete ister Husilere yakın olsun birçok kişi zenginleşti.' değerlendirmesinde bulundu.Gazeteci Abare, 'Hükümet ya da Husilere yakın kişilerin elde ettiği yasa dışı servet ve yaptığı yolsuzluk, ülkede sömürü operasyonlarının yayılması ve uluslararası yardımın bir ticarete dönüşmesi, zaten büyük bir dram içinde yaşayan ve açlıkla boğuşan Yemenlileri tüketen faktörlerdir.' ifadelerini kullandı. Abare, sözlerini şöyle tamamladı:'Bir milyondan fazla memur, özellikle Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde maaşsız yaşıyor. Bu bölgelerde büyük bir ekonomik vurgun yapılıyor ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise milyonlarca Yemenli acı içinde, çile içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu büyük problem, savaş bitmeden sona ermeyecek çünkü savaştan nemalanan taraflar var.'Ekonomik raporlara göre, Husilerin kontrolü altında yaşayan bir milyondan fazla Yemenli memur, silahlı grubun ödeme gücü olmasına rağmen yıllardır hayatlarını maaşsız bir şekilde sürdürüyor. Maaşsız kalan memurların ailelerine bakmakta zorlanmasıyla insani kriz daha da derinleşiyor.
Körfez'de Uzlaşı Sağlansa Da Bazı Anlaşmazlıklar Halen Çözüm Bekliyor
İSTANBUL (AA) - İHSAN EL FAKİH - Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır'ın Katar'la ilişkileri kesmesinin üzerinden üç yıldan fazla sürenin ardından El-Ula'da düzenlenen 41. Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi, Körfez krizinin sona ermesinde tarihi bir kilometre taşı olarak görülse de hala bazı eksiklikler olduğu değerlendiriliyor.El-Ula'da düzenlenen Zirve'nin en önemli maddeleri arasında Körfez ülkelerinin egemenliklerine saygı duyulması, güvenliklerinin hedef alınmaması, Körfez'in iç işlerinin açık esaslar üzerine yeniden restore edilmesine acilen başlanması yer alıyor.Söz konusu dört ülkenin Katar'la ilişkilerini normalleştirme kararını duyurmasından kısa bir süre önce saldırgan hatta bazen düşmanca niteliğe sahip medya söylemlerinin karşılıklı olarak şiddetinin hafiflediği ve iyileştiği gözlemlendi. Katar ile ilişkilerini yeniden şekillendirme konusunda bu dört ülkenin aynı tutumları sergilemediği ve Doha ile çok sayıda anlaşmazlık dosyalarının mevcut olduğu görülüyor.Körfez uzlaşısı yeni ABD yönetimine bir iyi niyet gösterisiKörfez'de uzlaşı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'ın en güvenilir müttefiki, BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettaf es-Sisi'nin de derin ilişkiler içinde olduğu eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Kasım'da başkanlık seçimini kaybetmesinin ardından sağlandı.Arap ve Batı siyasi çevrelerinde Trump'ın başkanlık seçimini kaybetmesi ve Biden yönetiminin uygulama niyetinde olduğu yeni politikaların Suudi Arabistan, BAE ve Mısır'ın endişelerini artırdığına dair bir inanç hakim.Biden yönetimi, insan hakları ile ilişkili dosyalar konusunda Trump yönetiminden farklı bir politika benimsediğini, Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan'a verilen ABD desteği ve BAE ile yapılan F-35 anlaşması konularının yeniden değerlendirileceğine dair görüşlerini beyan etti.Aynı durum ABD'nin Mısır'a yaptığı askeri yardımlar konusunda da geçerli. Eski ABD Başkanı Barack Obama ve o dönem yardımcısı olan Biden yönetimi döneminde Mısır'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye mevcut Cumhurbaşkanı Sisi tarafından yapılan darbe nedeniyle ABD Mısır'a yaptığı askeri yardımları durdurmuştu.Analistler, Kuveyt'in, Trump yönetiminin ve diğer arabulucuların üç yıldan fazla süren çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen Körfez uzlaşısının bu kadar hızlı meyve vermesini söz konusu ülkelerin yeni ABD yönetimine karşı iyi niyet gösterisi olarak değerlendiriyor.Biden yönetimi de bir önceki ABD yönetimi ile aynı şekilde KİK ülkelerinin birliğinin İran'ın izole edilmesi için bir gereklilik olduğu ve Körfez krizinin ABD'nin bölgedeki çıkarlarına zarar verdiği konularında aynı görüşü paylaşıyor.Suudi Arabistan-Katar arasındaki anlaşmazlık dosyalarıUla'daki Körfez Zirvesi'nde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman İran'ın nükleer meydan okumasıyla yüzleşmenin zorunlu olduğunu ifade ederken, Dışişleri Bakanı Faysal Bin Ferhan da İran'a karşı Körfez ülkelerinin birlik içinde olması gerektiği vurgusunu yaptı.Katar'ın ise İran tutumu Suudi Arabistan'ınkiyle uyuşmuyor. Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdurrahman Al Sani açıklamasında ikili ilişkilerde temel olarak ulusal çıkarların gözetildiğini ve ülkesinin İran ve Türkiye ile ilişkilerinde değişme olmadığını ifade etmişti.BAE ve Bahreyn-Katar anlaşmazlık dosyalarıKatar ve söz konusu dört ülke arasında özellikle BAE ve Bahreyn'le ilişkilerinde halen anlaşmazlıkların mevcut olduğu çok sayıda dosya var ve Katar uzlaşıyla sağlanan olumlu havayı bulandırma çabalarının olduğunu düşünüyor.Katar Dışişleri Bakanlığı Medya Ofisi Müdürü Ahmed bin Said er-Rumeyhi, BAE Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş'ın Ula'daki KİK Zirvesi'nden üç gün sonra yaptığı açıklamadaki 'Diplomatik ilişkilerin tam olarak kurulması vakit alacak. Bu Katar'ın gelecekte İran, Türkiye ve radikal İslami gruplarla ilişkilerindeki tutumuna bağlı.' ifadelerini üzüntüyle karşıladıklarını dile getirmişti.Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamalarda, İran ve Türkiye ile ilişkiler, siyasi İslami hareketler konularına işaret edilerek BAE ile anlaşmazlıkların çözülmesi için hala 'bazı ek çabalara' ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.Bahreynli yetkililerin açıklamalarına göre, Umman'ın çabalarıyla bir kısmı serbest bırakılmış olsa bile Katar hala 50'nin üzerinde balıkçıyı alıkoymaya devam ediyor.Ula'da varılan uzlaşıyı memnuniyetle karşılayan Bahreyn, Katar'ı iki ülke arasında askıda bekleyen sorunların çözümüne yönelik girişimlere olumlu dönüş yapmamakla, anlaşmazlıkların çözümü ve uzlaşının hayata geçirilmesi için Manama'ya resmi bir heyet göndermesine yönelik yaptıkları daveti 11 Ocak'tan beri cevapsız bırakmakla suçluyor.Suudi Arabistan, Bahreyn ve Mısır'ın Katar ile arasındaki anlaşmazlık dosyalarına göre BAE ile olan anlaşmazlıklar daha karmaşık ve bu sorunların çözümü için daha derin ikili diyaloga ihtiyaç duyulacak.Mısır-Katar anlaşmazlık dosyalarıUla Zirvesi'nden sonra açıklanan bildirinin hemen ardından Katar'ın Ed-Diyar şirketinin dönemin ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin'in katılımıyla Kahire'de bir otel açması iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileştiğinin açık bir işaretiydi.Katar Maliye Bakanı Ali Şerif el-İmadi söz konusu otelin açılışında yaptığı konuşmada, Katar'ın Mısır'da toplam yatırımlarının 5 milyar doları aştığını ve ülkesinin Mısır'da ekonomik kalkınma ve iş fırsatları yaratılması açısından hayati öneme haiz turizm sektörünü destekleyeceğini taahhüt etti. İki ülke arsında 3 buçuk yıldır yapılmayan uçak seferleri Ula Zirvesi'nin üzerinden iki hafta süre geçmeden yeniden başlatıldı.Katar'ın El-Cezire televizyon kanalının kullandığı medya söylemi ve Doha'nın siyasal İslami hareketlere verdiği destek iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların odağını teşkil ediyor.Mısır rejimi, El-Cezire'nin Kahire karşıtı söylemlerinden ve Mısır'da yasaklanan İhvan yöneticilerini Katar'da misafir edilmesinden şikayet ediyor ve halen kendisi üzerinde en önemli tehdit unsuru ve tehlike olarak görüyor. Siyasi yönü bir tarafa bırakılırsa ekonomik açıdan Katar ile ilişkilerin yeniden başlamasında Mısır'ın muazzam çıkarı var.Mısır ekonomisi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkileri, turizm sektöründeki gerileme, nüfusta yaşanan hızlı artış ve yabancı yatırımcının Mısır'a yatırımlarını azaltmasından sıkıntı çekiyor.Resmi verilere göre, Katar'da 300 binin üzerinde Mısırlı işçi çalışıyor ve bu işçilerin ülkeye yaptığı döviz transferi zor durumda olan Mısır ekonomisi ve para birimi açısından önemli bir kaynak teşkil ediyor.Ancak tüm bunlar Mısır-Katar ilişkilerinin 2013 darbe öncesindeki döneme döneceği anlamına gelmiyor.Hala iki ülke arasında gerilim oluşturabilecek ve ilişkilerin tam olarak normalleşme sürecine girmesine engel teşkil edecek dosyalar var.Katar ve Mısır Libya'da savaşın iki zıt tarafında duruyor. Doha, Ankara ile birlikte Libya'da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Fayiz es-Serrac liderliğindeki Libya hükümetine destek verirken, Kahire ve Abu Dabi darbeci general Halife Hafter'i destekliyor.Katar ayrıca İran ve Türkiye ile ilişkilerinde Mısır'ın aksine farklı bir tutum benimsiyor ve Gazze'de Mısır rejiminin İhvan'ın bir uzantısı olarak gördüğü Hamas'a destek veriyor.Mısır, 2013 darbesinin ardından Hamas'ı Sina'da radikal grupları desteklediğini iddia ederek Gazze'ye karşı katı bir politika benimsedi. Sınır kapılarını kapattı ve Gazze-Mısır arasındaki tünelleri tahrip etti.Mısır ve Katar arasındaki anlaşmazlıkların Körfezde uzlaşı sağlanmış, iki ülke arasında uçuşlar yeniden başlamış ve diğer normalleşme adımları atılmış olsa bile devam etme olasılığı görünüyor.İki ülke arasındaki anlaşmazlıkların kökeni 4 yıl önceki krizden çok daha eskiye, Mısır'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye yapılan darbeye ve İhvan'a verilen destekte Katar'ın rolüne dayanıyor.Körfez uzlaşısı, sınır kapılarının açılmasına, krizin yaşandığı ülkelerin arasında diplomatik ilişkilerin başlamasına ve karşılıklı büyükelçilerin tayin edilmesine rağmen söz konusu anlaşmazlık dosyaları nedeniyle hala bazı eksiklikleri barındırıyor.
Çakarlı Araçla Durdurduğu Sürücüyü Yaraladığı İddia Edilen Sanığın Yargılanmasına Başlandı
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de çakarlı araçla trafikte durdurup tartıştığı sürücüyü bıçakla yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan Muhammet Enes Uysal'ın, 'kasten öldürmeye teşebbüs, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması' suçlarından 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istemiyle yargılanmasına başlandı.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya tutuklu sanık Muhammet Enes Uysal katıldı. Müşteki Dadaş Aras da avukatıyla duruşmada hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan sanık Uysal, olay günü iş yerinden çıktığını, aracıyla her zamanki güzergahını takip ederek eve gittiğini anlatarak, sağ şeritteyken müştekinin kendisini sollayıp işaret yaptığını ve pencereyi açmasını istediğini savundu.Camı açtığında müştekinin kendisine hakaret ettiğini ve durmasını söylediğini iddia eden belirten Uysal, savunmasına şunları söyledi:'Ben de yavaşlayarak sağ tarafa geçip aracımı durdurdum. Bu süreçte hafif bir kaza da geçirdim. Müştekinin yanına gittiğimde telefonuyla beni ve aracımı kameraya aldığını gördüm. 'Çakarlı polis olduğunu söylüyor' şeklinde ifadeler kullanıyordu. Ben de şaşırdım. Biraz önce bana hakaret ederken şimdi farklı bir pozisyonda kameraya yönelik beyanlarda bulunuyordu. Ben de kendisine, 'amacının ne olduğunu' sordum. Herhangi bir cevap vermedi, akabinde boğazıma sarıldı, beni itekledi. Belinden çıkardığı bıçağı bacağıma dayadı. Boğuşma sırasında eylemlerine engel olmak için elinden bıçağı aldım. Bana savururken ellerimle tutarak bıçağı almak durumunda kaldım. Kendimi korumak için gelişi güzel savurdum. Olay bundan ibarettir. Ben bu olaydan dolayı pişmanım.' Müşteki Dadaş Aras da kamyonuyla Hadımköy rampasına geldiğinde önündeki tırı solladıktan sonra arkasından gelen çakarlı bir aracın ısrarla yol istemesi üzerine sağa geçtiğini anlatarak, 'O sırada sanık arabasıyla yanıma yaklaştı, 'sen kimsin de bana yol vermiyorsun' şeklinde söylenmeye başladı. Polis olduğunu ifade edip sağa çekmemi istedi. Beni geçtikten sonra önüme kırdı ve durmak zorunda kaldım.' dedi. 'Vücudumun 7 yerinden bıçaklandım, şikayetçiyim'Arabadan inerek yanına gelen sanığın bel kısmının kabarık olduğunu, bu kişinin polis olduğunu söyleyerek kendisinden ehliyet ve kimliğini istediğini, silahı olabilir düşüncesiyle cep telefonunun kamarasıyla çekmeye başladığını ve polis olduğunu söylemeyi bıraktığını aktaran Aras, şöyle devam etti:'O an polis olmadığını anladım. 155 polisi bu süreçte arayıp haber vermiştim. Beni çekiştiriyordu. Sağ kapıyı açarak dışarı çıktım aracının çakarlı kısmını çekmeye başladım. Maksadım polis geldiğinde polis olduğunu söylediğini ispat etmekti. Bu süreçte sanık bana devamlı sinkaflı küfür ediyordu. Aracıma döndüğümde sırtımdan bir ses işittim, orada bulanan insanlar, 'adam öldürüyorlar' şeklinde bağırmaya başlamışlardı. Döndüğümde elinde bıçağı gördüm. Sırtıma sapladığını o an fark etmemiştim, kendisini elimle itekledim. Daha sonra kamyonete yaslandım nefes almakta güçlük çekmeye başlamıştım. Arkadan gelerek beni bıçaklamaya devam etti. Yere düştüm. Yerdeyken de karnımın sol tarafından bıçaklandım. O süreçte kapısı açık olan bir araca binerek beni hastaneye götürmesini istedim. Vücudumdan çıkan kanları ellerimle bastırıyordum. Arabaya bindiğimi gören sanık geldi bıçakla camlara vurmaya başladı. Öldüreceğini söylüyor, telefon görüntülerinin kendisine verilmesini istiyordu. Şoför durumu kavradı ve olay yerinden uzaklaştı. Özel kliniğe götürüldüm. Vücudumun 7 yerinden bıçaklandım.' Söz alan müşteki Aras'ın avukatı, sanığın bıçakla yaralanmasının söz konusu olmadığını ve eylemin kasten adam öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğunu belirterek, bu hususun mahkemece gözetilmesini istedi. Sanık avukatı ise, adam öldürmeye teşebbüs suçuyla ilgili nitelemenin doğru olmadığını belirterek, 'İlk yumruğun müşteki tarafından vurulduğu, akabinde kavga başladığı görülmektedir. Müvekkilim bıçağı kendisini korumak maksadıyla sallamıştır. Öldürme maksadı olsa müşteki yerdeyken eylemine devam eder ve sonuç alırdı. Eylem, 'kasten yaralama' olarak nitelendirilmelidir. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum.' şeklinde konuştu. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bir tanığın zorla celbine, diğer tanık için de ikametinde dinlenilmek üzere talimat yazılmasına karar verdi. Suçtan zarar görme ihtimaline göre müştekinin müdahilliğine de hükmeden heyet, sanık Muhammet Enes Uysal'ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.Olayın geçmişiMüşteki Dadaş Aras, 21 Ağustos 2020'de, 06 GE 0633 plakalı kamyonuyla ambalaj malzemelerini Hadımköy'de bulunan bir firmaya naklettikten sonra dönüşte, İstanbul Caddesi'nde sanık Muhammed Enes Uysal'ın kullandığı çakarlı bir araç tarafından durdurulmuş ve aralarında yaşanan olayı telefon kamerasına kaydederek paylaşmıştı.Sanığın bıçakladığı müştekinin paylaştığı görüntüler, tepkiye neden olmuştu.Olaydan bir kaç gün sonra 24 Ağustos'ta 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan tutuklanan Uysal ile ilgili soruşturma yürütün Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını iddianame hazırlanması için ağır ceza yargılamasının bağlı olduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir fezlekeyle göndermişti. Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Muhammet Enes Uysal'ın, 'kasten öldürmeye teşebbüs, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması' suçlarından 11 yıl 3 aydan 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını isteniyor.Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığınca müştekiye ait 30 bin liranın olay sırasında kaybolduğu iddiası üzerine 'yağma' suçundan başlatılan soruşturma ise, delil tespit edilemediği gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlanmıştı.
Kadıköy'deki Gösterilerde 2 Vatandaşın Darbedilmesine İlişkin Gözaltına Alınan Kişi Serbest Bırakıldı
İSTANBUL (AA) - Kadıköy'de, Boğaziçi Üniversitesine Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasını protesto eden göstericilerin arasında kalan 2 vatandaşın darbedilmesine ilişkin gözaltına alınan kişi, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Kadıköy'deki olaylar sırasında göstericiler arasında kalan M.C.A. ve B.G'nin darbedilmesine ilişkin gözaltına alınan üniversite öğrencisi H.D (24) emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adalet Sarayı'na getirildi.Burada, savcılıkça ifadesi alınan H.D, 'silahla kasten yaralama' suçundan adli kontrol altına alınması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.Anadolu Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, şüpheli H.D'nin adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakılmasına karar verdi.Şüpheli H.D'nin emniyette alınan ifadesinde, dün akşam 19.00 sıralarında Kadıköy Rıhtım ve Sögütlüçeşme Caddesi üzerinde eylem yaptıklarını belirterek, 'Eylemin kalabalık olması nedeniyle bir grup sivil vatandaş grubumuza karşı saldırıda bulunmak istedi. Ben ve eyleme katılan diğer arkadaşlarım kendilerini korumak amacıyla refleks olarak sözlü ve fiziki güç kullanmış olabiliriz. Hatırlamıyorum. Şahsımdan şikayetçi olan şahıslar, grubumuza saldırıda bulunan karşıt grup içerisinde olabilirler. Fakat ben kesinlikle şahıslara delici, kesici ya da şişe ile saldırmadım. Eylem kalabalık olduğu için çok fazla arbede yaşandı. Ben kesinlikle hiç kimseyi darbetmedim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.' şeklinde beyanda bulunduğu öğrenildi.Olayın geçmişiKadıköy'de dün akşam saatlerinde Boğaziçi Üniversitesine Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör atanmasını protesto eden göstericilerin arasında kalan B.G. ve M.C.A. darbedilmişti.Polis ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılan 2 kişi, Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı.Polis, olaya ilişkin göstericilerin arasında bulunan H.D'yi gözaltına almıştı.
Nevşehir'de Bir Köy Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Karantinaya Alındı
NEVŞEHİR (AA) - Nevşehir'in Gülşehir ilçesinde bir köyde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında karantina uygulaması başlatıldı.Kaymakamlıktan yapılan yazılı açıklamada, Abuşağı köyünde bazı kişilerin Kovid-19 testinin pozitif çıktığı belirtildi.Köyde Kovid-19'un yeni varyantına ilişkin pozitif vaka görüldüğü ifade edilen açıklamada, köyün, hastalığın yayılımını önlemek amacıyla İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla 14 gün karantinaya alındığı kaydedildi.Açıklamada, köye giriş ve çıkışların yasaklandığı bildirildi.
Sivas'ta Besiciler, Hayvanlarının Günlük Bakımını Çetin Kış Şartlarında Yapıyor
SİVAS (AA) - Türkiye'nin önemli küçükbaş hayvancılık merkezlerinden Sivas'ın kırsal kesimlerinde besiciler, hayvanlarının günlük bakımlarını çetin kış şartlarına rağmen ihmal etmiyor. Bölgede küçükbaş hayvan yetiştiriciliğiyle geçimini sağlayan vatandaşlar, yılın büyük bölümünde olumsuz hava koşullarıyla mücadele ediyor. Besiciler, yaz aylarında yayla ve dağlarda otlattıkları hayvanlarının bakımını, kar ve dondurucu soğuklara rağmen ağıllarında yapmayı sürdürüyor.Sivas'ın Ulaş ilçesinde 'Kangal akkaraman' koyunu yetiştiriciliği yapan Veli Karataş, AA muhabirine, dondurucu soğuklardan çok etkilendiklerini söyledi.Karataş, 4 çocuğunun yardımıyla zorlukların üstesinden gelmeye çalıştığını belirterek, 'Bu mevsimde malzememizi, samanımızı dışarıya yığıyoruz ve soğuk havadan korumak için de üstünü brandayla kapatıyoruz. Şu an kuzulama mevsimindeyiz, koyunlarımız doğum yapıyor. Soğuk hava en çok kuzuları etkiliyor. Bu yüzden çocuklarımla gece gündüz nöbetleşe çalışıyoruz. İşimizden de Allah'a şükür çok memnunuz.' diye konuştu.Sera sistemiyle kurulan çadırlar hayvanları soğuktan koruyor Babası ve kardeşleriyle hayvanların bakımını yapan Yavuz Karataş ise ağılların bir bölümüne sera sisteminden esinlenip çadırlar kurduklarını anlatarak, 'Çadır, koyunların ortamını kışın sıcak, yazın serin yapıyor. Yani hayvanlarda ne üşüme ne de sıcaktan bunalma oluyor. Mevsimine göre burada hayvanlarımızı koruyoruz.' dedi.Karataş, geçimlerini sağladıkları bu işi severek sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
Suriyeli Muhalifler, Anayasa Komitesi'nin Ağustos Ayından Önce Toplanmasını Beklemiyor
CENEVRE (AA) - Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Nasır Hariri, Suriye Anayasa Komitesi'nin yeniden toplanabilmesi için 'topun şimdi Rusya'da olduğunu' belirterek, Beşşar Esed rejiminin temmuzda yapacağı cumhurbaşkanı seçimine kadar Komite'nin yeniden toplanmasını beklemediklerini bildirdi.Hariri, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisine Akredite Basın Mensupları Birliğinin (ACANU) düzenlediği basın toplantısında konuştu.İsviçre'nin Cenevre kentinde 29 Ocak'ta sona eren Suriye Anayasa Komitesi'nin 5'inci turunun başarısızlıkla sonuçlanmasının bir numaralı sorumlusunun Esed rejimini temsil eden heyetin uzlaşmaz tutumu olduğunu vurgulayan Hariri, şöyle konuştu:'Rejim, siyasi sürecin hiçbir aşamasında çözüme odaklı ciddi bir adım atmadı. Rejim için siyasi süreç, kendisini uluslararası topluma empoze edene kadar bir zaman kaybetme taktiğidir. Dünya, bu zalim rejim ile bir yarım yüzyıl daha yaşamaya hazır mı?' Hariri, Esed rejiminin ülkede 10 milyondan fazla insanın yerinden edilmesi ve 1 milyona yakın kişinin ölümünden sorumlu olduğunun altını çizdi.Uluslararası toplumun, BM barış sürecinin başarılı olması ve ülkedeki iç savaşın sona erdirilmesi için rejime baskı yapmasının şart olduğunu vurgulayan Hariri, bu baskı olmadan mevcut rejimle ülkeye barış ve huzurun gelmesinin imkansız olduğuna işaret etti.Pedersen'e 'daha açık sözlü ol' çağrısıHariri, Suriyeli muhalifler olarak son 3 yıldır yaptıkları çalışmalarda Suriye Anayasa Komitesi toplantılarına odaklandıklarını, rejimin ise tam tersine sürekli gündem dışı konularla vakit harcadığını belirtti.5'inci tur toplantılarında uzlaşmaz tarafın rejim olduğunun tüm dünyaca görüldüğüne işaret eden Hariri, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen'e, Komite toplantılarına ilişkin BM Güvenlik Konseyi'ne yapacağı sunumda 'daha açık sözlü' olması çağrısında bulundu.'2254 sayılı kararın uygulanmamasının sorumluluğu Rusya'da'AA muhabirinin Komite'nin 6'ncı turunun akıbetine ilişkin sorusuna ise Hariri, Komite'nin yeniden toplanabilmesi için 'topun şimdi Rusya'da' olduğunu vurguladı.'Anayasa Komitesi'nin kurulma fikri Ruslar tarafından ortaya atıldı.' diyen Hariri, BMGK'nın 2254 sayılı kararının (siyasi çözümün yol haritası) uygulanamamasının sorumlusunun da Rusya olduğunu vurguladı.Hariri, rejimin 20-21 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapmayı öngördüğünü belirterek, 'Rejim, sadece ülkede kendi içinde yapacağı seçimlere odaklandı. Son 10 yıldır şahit olduğumuz gibi siyasi sürece odaklanmıyorlar. Beşşar Esed'in yapacağı seçimlere kadar Anayasa Komitesi'nin yeni bir turunun yapılacağını düşünmüyoruz.' ifadesini kullandı.'Soçi görüşmesi belirleyici olabilir'Rejimin Komite toplantılarında zaman harcayarak Suriye barış sürecini 'felç ettiğini' ifade eden Hariri, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen'in Şam, Tahran ve Moskova'da 6'ncı turun bir an evvel gerçekleştirilebilmesi için temaslarda bulunacağını kaydetti. Suriye meselesi ile ilgili Astana formatının garantörü olan Türkiye, İran ve Rusya'nın, Astana formatı kapsamında Rusya'nın Soçi kentinde 16-17 Şubat'ta bir araya gelmesinin öngörüldüğünü anımsatan Hariri, bu toplantının da Komite toplantılarının geleceğinde belirleyici olabileceğine dikkati çekti.'Biden yönetimi ile temas halindeyiz'Hariri, rejimin destekçilerine ilişkin bir soruya ise şöyle cevap verdi: 'Rejime birincil mali destek İran'dan geliyor. İkinci kaynak ise Rusya'dan. Ama şunu biliyoruz ki Rusya sonsuza kadar (rejime) ödeme yapamaz ve bu yüzden siyasi bir çözüm arıyor. Gelecekte sahada yeni bir istikbal görüyoruz.' Hariri, isim vermeden Suriye muhalefetinin, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin bir çok kademesiyle temas halinde olduğunu sözlerine ekledi.5'inci tur 'hayal kırıklığı' ile sonuçlanmıştıBM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, 25-29 Ocak'ta yapılan Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının 5'inci turu sonunda düzenlediği basın toplantısında ilk kez Esed rejimini temsil eden heyeti hedef almıştı.Pedersen, sunduğu önerileri muhaliflerin eş başkanı Hadi el Bahra'nın kabul ettiğini fakat rejimin eş başkanı Ahmed Kuzbari'nin reddettiğini belirterek, 'Bu hafta, (rejimin) böyle bir yaklaşımının işe yaramadığını gösterdi. Bunu değiştirmezsek (Komite toplantıları için) buluşmaya devam edemeyiz. 45 kişilik yazım ekibine artık bu şeklide devam edemeyeceğimizi söyledim. Benim için bir hayal kırıklığı oldu.' ifadelerini kullanmıştı.