Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Muhammed: "Somali'nin İstikrarı Tehlikede"
İSTANBUL (AA) - Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, Somali'de seçimlerin yapılamaması üzerine yükselen siyasi tansiyona ilişkin, ülkenin istikrarının tehlikede olduğu uyarısında bulundu. Muhammed, görev süresi bugün dolmasına rağmen seçim sürecini tamamlayamayan Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu'ya ve eyalet yöneticilerine siyasi farklılıklarını kenara bırakarak bir an önce seçime gitme çağrısı yaptı. Siyasi tansiyonun hem Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM) hem de Somali güvenlik güçlerinin terörle mücadelede sağladığı kazanımları tehdit ettiğine dikkati çeken Muhammed, 'Somali'nin istikrarı tehlikede. Tüm Somalili tarafları ulusal çıkarlarını ön planda tutmaya ve anlaşmazlıklara diyalog yoluyla yapıcı şekilde çözüm aramaya çağırıyorum.' ifadesini kullandı. Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu ve eyalet başkanları, 17 Eylül 2020'de bir araya gelip, cumhurbaşkanlığı seçiminin 8 Şubat'ta yapılması konusunda mutabık kaldılarsa da hükümetin açıkladığı federal seçim komisyonlarından doğan anlaşmazlıklar nedeniyle seçim takvimi henüz belirlenemedi.Cumhurbaşkanı Fermacu, seçim takvimini belirlemek amacıyla eyalet başkanlarıyla 3-6 Şubat'ta tekrar bir araya geldi ancak görüşmede anlaşma sağlanamadı.Seçim takvimindeki belirsizliğin yanı sıra terör örgütü Eş-Şebab'ın da son haftalarda saldırılarını artırması endişeye yol açıyor.
Çağlayan Çetin, Trendyol Grup'a Başkan Olarak Atandı
İSTANBUL (AA) - Finans sektöründe yurt içi ve dışında birçok üst düzey görev üstlenen Çağlayan Çetin, Trendyol Grup'a başkan olarak atandı. Trendyol'dan yapılan açıklamaya göre, Trendyol Grup, liderlik ekibini yeni katılımlarla güçlendiriyor. Trendyol Grup'a başkan olarak atanan Çağlayan Çetin, görevine yarın itibarıyla başlayacak. Çetin, grubun yeni yatırımlar, yatırımcı ilişkileri ve büyüme stratejisinden sorumlu olacak. Londra merkezli ilk Türk yatırım bankası Dome Group'un kurucu ortağı Çağlayan Çetin, daha önce de Goldman Sachs Türkiye Başkanlığı ve Deutsche Bank Avrupa Eş Başkanlığı görevlerinde bulunmuştu. Açıklamada görüşlerine yer verilen Trendyol Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Demet Mutlu, 'Trendyol Grup olarak, uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda liderlik ekibimizi de güçlendiriyoruz. Çağlayan Çetin'in aramıza katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Çetin, deneyimleri ve vizyonuyla grubun yurt içi ve yurt dışındaki stratejik büyümesini destekleyecektir.' ifadelerini kullandı. Çağlayan Çetin de Trendyol Grup'un, 19,3 milyon aktif müşterisi ve ekonomiye yaptığı 1,1 milyon kişilik istihdam katkısıyla Türkiye'nin teknoloji alanındaki en büyük başarı hikayelerinden olduğunu belirterek, 'Sayıları 100 bini aşan işletme ve 1,1 milyon bireysel satıcımız ile birlikte hedefimiz, ülkemize yaptığımız pozitif etkiyi artırmak ve Trendyol'u Avrupa pazarının lider e-ticaret platformlarından biri haline getirmektir. Trendyol Grup'un orta ve uzun vadeli büyümesine katkı sağlayacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.' değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlar Uyardı! Koronavirüse Yakalanma Riskini 5 Kat Artırıyor
Elektronik sigara kullanan kişilerin koronavirüse yakalanma riski 5 kat daha fazla. Amerika’da yapılan bu araştırmanın sonuçlarının korkutucu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu uyardı. Akkoyunlu, “Elektronik sigara kullanırken ortamda maskeler indiriliyor, tedbirsiz davranılıyor. Dumanı derin çekme ile ortamdaki havayı virüs parçacıkları da daha derin çekilmiş oluyor. Birde üstüne varyant virüsün eklenmesi ile koronavirüsün bulaş riski kat kat artıyor” dedi.
8 Şubat Reyting Sonuçları Belli Oldu! Çukur, Uyanış Büyük Selçuklu, Maraşlı, Yasak Elma...
8 Şubat Pazartesi akşamının reyting sonuçları belli oldu. Dün gece Maraşlı, Çukur, Sefirin Kızı, Uyanış Büyük Selçuklu ve Yasak Elma yeni bölümleriyle zirve mücadelesinde kıyasıya yarıştı. Total izleyici grubunda birinciliği Uyanış Büyük Selçuklu, ikinciliği Çukur, üçüncülüğü Esra Erol'da aldı. AB Grubunda ise birinci sırada Uyanış Büyük Selçuklu, İkinci sırada Selçuk Tepeli ile FOX Ana Haber, üçüncü sırada Maraşlı yer aldı. İşte 8 Şubat Total ve AB reyting sıralamasında ilk 10 yapım...
Çorum'da Restore Edilecek Dikiciler Arastası'nda Geleneksel El Sanatları Yaşatılacak
ÇORUM (AA) - KEMAL CEYLAN - Çorum'daki 65 yıllık Dikiciler Arastası, restorasyon sonrasında kazanacağı yeni nostaljik görünümüyle kentte geleneksel el sanatlarının yaşatıldığı bir çarşı olmaya hazırlanıyor. Kentin en işlek yerlerinden Hürriyet Meydanı'na komşu olan 30 metre uzunluğunda, 1,5 metre genişliğindeki arasta, bir kısmı faal, kalanı depo amacıyla kullanılan ortalama 1,5 metrekarelik 29 dükkandan oluşuyor. Etrafında yer alan tarihi Saat Kulesi, Ulu Cami, Gupür Hamamı gibi yüzlerce yıllık geçmişe sahip eserlerle dikkati çeken arasta, 'Dünyanın ticaret yapılan en dar sokakları' arasında gösteriliyor. Kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından olan tarihi sokak, taş döşemesi zemini, arastayla yaşıt asma ağaçlarının dallarının sardığı tavanı ve nostaljik görüntüsüyle özellikle fotoğraf meraklılarının en çok ziyaret ettiği mekanlar arasında yer alıyor.'Restorasyon çalışmasıyla ilimiz turizmine katkı sağlayacağız'Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, AA muhabirine, Dikiciler Arastası'nın fiziki özellikleri dolayısıyla müstesna bir mekan olduğunu söyledi. Bu alanda 1956 yılında çıkan yangının ardından belediye binası, hükümet konağı ve askeri cezaevi gibi binaların yıkılıp yerine Dikiciler Arastası'nın inşa edildiğini anlatan Yağbat, 'Zemindeki taş döşemesi korunarak eski alanın üzerine günümüzdeki iş yerleri yapıldı. Dükkanların küçük ve yakın olması, Ahilik geleneğinin yaşatılmasına katkı sağlıyor. Burası 'dünyanın en dar çarşısı' olarak bilinen müstesna bir yapı.' dedi. Zamanla yıpranın tarihi sokağın korunup gelecek nesillere aktarılması için restore edilmesi gerektiğine işaret eden Yağbat, restorasyon ihalesinin yapıldığını, bahar aylarında çalışmaların başlayacağını aktardı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da restorasyon için 2 milyon lira hibe desteği sağladığını belirten Yağbat, 'Burayı aslına uygun olarak, özelliklerini koruyarak, ağırlıklı ahşap malzeme kullanarak restore edeceğiz. Kent merkezinde yürüttüğümüz cephe sağlıklaştırma projesiyle birlikte değerlendirdiğimiz restorasyon çalışmasıyla ilimiz turizmine katkı sağlayacağız.' diye konuştu. Yağbat, arastayı daha çok yaşayan, insanların daha çok uğradığı bir yer haline getirmeyi, yöresel el sanatlarının yaşatıldığı bir merkez olarak değerlendirmeyi planladıklarını dile getirdi.'Burası çok dar, nasıl yaşıyorsunuz?' diye soruyorlar'1980 yılından bu yana Dikiciler Arastası'nda ayakkabı tamir eden Kemal Ceyhan da restorasyon haberini sevinçle karşıladıklarını belirterek, 'Restore edilince dükkanlarımız çok daha güzel olacak. Allah, Belediye Başkanımız Halil İbrahim Aşgın'dan ve emeği geçenlerden razı olsun. Arastanın özellikle taş zemininin korunması da çok önemli.' dedi. Arastanın en yaşlı esnafı 78 yaşındaki İsmet Burunsuz ise 1997 yılından bu yana hem müşterileri hem de ziyaretçileri ağırladıklarını anlatarak, 'Buranın namını duyup gelenler, ilk gördüklerinde genelde çok beğeniyor. Kimileri de bize, 'Burası çok dar, nasıl yaşıyorsunuz?' diye soruyorlar. Buranın restore edilecek olması hem bizim hem de şehrimizin tarihi değerinin yaşatılması için çok önemli.' ifadesini kullandı.
Antalya'da Otomobil İle Kamyonetin Çarpışması Sonucu 2 Kişi Öldü
ANTALYA (AA) - Antalya'da otomobil ile kamyonetin çarpışması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti.Celil Tetik'in (51) kullandığı 07 AKY 739 plakalı domates yüklü kamyonet, Aksu ilçesi Hacıaliler Mahallesi'nde Hüseyin Mehmet Bayrakdar (31) idaresindeki 31 AAT 570 plakalı otomobille çarpıştı. Vatandaşların ihbarı üzerine kaza yerine gelen 112 Acil Servis ekibi, sürücülerin yaşamını yitirdiğini belirledi.Cenazeler, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.Otopsinin ardından cenazeler, ailelerine teslim edildi.
Reklam
Samsun Merkezli 4 İldeki Fetö/Pdy Operasyonunda Yakalanan 2 Kişi Adliyede
SAMSUN (AA) - Samsun merkezli 4 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan, aralarında kapatılan askeri okul öğrencileri ve muvazzafların da bulunduğu şüphelilerden 2'si daha adliyeye sevk edildi.Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 14 şüpheliden 2'sinin daha emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, adliyeye gönderildi.Şüphelilerden birinin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor. FETÖ/PDY'nin mahrem askeri imamlarınca kontörlü/ankesörlü telefonlardan ardışık arandıkları tespit edilen ve HTS raporları tamamlanan şüphelilerin yakalanması amacıyla Samsun merkezli 4 ilde, 5 Şubat'ta eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda aralarında kapatılan askeri okul öğrencileri ve muvazzafların da olduğu 14 şüpheli gözaltına alınmıştı. Zanlılardan biri emniyetten, 10'u ise çıkarıldıkları hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Adana'da Dolandırıcılık Sanığı "Sahte Astsubaya" 4 Yıl Hapis Ve 75 Bin Lira Ceza
ADANA (AA) - Adana'da, sosyal medya üzerinden sahte hesaplar açarak kendisini 'astsubay başçavuş' olarak tanıtıp iki kişiyi kamu kurumunda işe yerleştireceği vaadiyle 45 bin lira dolandırdığı iddiasıyla yargılanan sanık, 4 yıl 2 ay hapis ve 75 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.13. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya, hakkında dolandırıcılık suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuksuz sanık A.A. ile avukatı katıldı.Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanık A.A'nın müştekiler A.Ö. ve M.Ç. ile bir sosyal medya paylaşım sitesi üzerinden sahte hesaplar açarak irtibat kurduğunu ve kendisini 'astsubay başçavuş' olarak tanıttığını belirtti.Savcı, sanığın kamu kurumunda işe yerleştirme vaadiyle müştekileri 45 bin lira dolandırdığının belirlendiğini ifade ederek A.A'nın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasını istedi.Sanık A.A. savunmasında, suçlamaları kabul etmeyerek, 'Hakkımdaki iddialar doğru değildir. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadesini kullandı.Mahkeme heyeti, 'kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık' suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 75 bin lira adli para cezasına çarptırdığı sanığın mevcut halinin devamına karar verdi.
Reklam
Almanya'nın İhracatı Kovid-19 Etkisiyle 2020’De Düştü
BERLİN (AA) - Almanya'nın 2020 yılı ihracatı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu ekonomik krizin etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 9,3 düşerek 1 trilyon 204,7 milyar dolara geriledi.Almanya Federal İstatistik Ofisinin (Destatis) yayınladığı geçici verilere göre, ülkede mevsimsellik ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat geçen yıl yaklaşık 1 trilyon 204,7 milyar avro, ithalat ise 1 trilyon 25,6 milyar avro oldu. Ülkenin dış ticaret fazlası ise 179,1 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. Ülkenin, 2020’de bir önceki yıla göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracatı yüzde 9,3, ithalatı ise yüzde 7,1 düştü. Destatis, küresel finansal krizin yaşandığı 2009'da ihracattaki düşüşün yüzde 18,4 olduğunu hatırlattı. Almanya, 2019’da 1 trilyon 327,6 milyar avro ihracat yaparken, 1 trilyon 104,1 milyar avro ithalat yaparak rekor yenilemişti. 2019’da dış ticaret fazlası 223,5 milyar avro olarak kayıtlara geçmişti.Almanya'nın geçen yıl yaptığı ihracatın 634,4 milyar avrosu Avrupa Birliği (AB) ülkelerine olurken, ithalatın 372,8 milyar avroluk kısmı AB’den gerçekleştirildi. 2019’a göre AB ülkelerine yapılan ihracatta yüzde 9,2 ve bu ülkelerden yapılan ithalatta yüzde 7,7 düşüş görüldü.Destatis verilerine göre, Almanya'nın, en önemli ticaret ortağı ABD’ye ihracatı 2020’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 12,5 düşerek 103,8 milyar avroya geriledi.Diğer önemli ticaret ortağı Çin'e ihracatı ise yüzde 0,1 azalarak 95,9 milyar avroya düştü. Çin'den ithalat ise geçen yıl yüzde 5,4 artarak 116,2 milyar avroya yükseldiCari işlemler fazlası 236,2 milyar avroÜlkede, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat Aralık 2020’de 107,3 milyar avro, ithalat 91,3 milyar avro oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat, aralıkta kasım ayına göre 0,1 artış, ithalat da yüzde 0,1 düşüş kaydetti. Böylece Almanya'da ihracat, Kovid-19 salgınında ikinci dalgaya rağmen Aralık 2020’de, Çin'e yapılan satışların etkisiyle yükseliş serisini 8'inci aya taşıdı.Almanya’nın Türkiye’ye ihracatı 2020’de yüzde 8,8 artarak 21 milyar 301 milyon avro, Türkiye’den ithalatı ise yüzde 3,5 azalarak 15 milyar 310 milyon avro oldu.Öte yandan, Almanya'nın cari işlemler fazlası 2020'de 2019’a göre 30 milyar avro azalarak 236,2 milyar avroya geriledi. ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 'İhracattaki ivme kazanma 2020'nin son çeyreğinde Alman ekonomisinde bir daralmanın önlenmesine yardımcı oldu. Bununla birlikte, uzun vadeli görünüme bakıldığında, sektörün potansiyeline dönmesi biraz zaman alacaktır.' ifadesini kullandı.
İran'da İlk Kovid-19 Aşısı Sağlık Bakanı Nemeki'nin Oğluna Yapıldı
TAHRAN (AA) - İran'da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı ilk aşı Sağlık Bakanı Said Nemeki'nin oğlu Parsa Nemeki'ye vuruldu. İran'ın Rusya'dan aldığı ve 4 Şubat'ta Tahran'a ulaşan Sputnik V aşısı bugün ülke genelindeki 635 hastanede sağlık çalışanlarına uygulanmaya başlandı. Tahran İmam Humeyni Hastanesinde Sağlık Bakanı Nemeki'nin katılımıyla düzenlenen aşılama programına Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de video konferans yoluyla bağlandı. İlk aşı teşvik amacıyla Sağlık Bakanı Nemeki'nin oğlu Parsa Nemeki'ye vuruldu ve ardından sağlık çalışanlarına yönelik genel aşılama başladı. Cumhurbaşkanı Ruhani, video konferansla yaptığı konuşmada, teyit ettikleri aşıya güvendiklerini ve kendisinin de aşıyı vurulan ilk gönüllü olmak için teklifte bulunduğunu söyledi. Bakan Nemeki ise öncelikli olarak yoğun bakın ünitelerindeki doktor, hemşire ve diğer çalışanların aşılanacağını, ardından 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlara geçileceğini aktardı. Çin, Hindistan ve Avrupa'dan aşı temini için görüşmelerin devam ettiğini belirten Nemeki, Dünya Sağlık Örgütü eş güdümünde yürütülen Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programından (COVAX) ve Oxford-AstraZeneca'dan aldıkları aşılarla aşılama çalışmalarını sürdüreceklerini dile getirdi.
Yalova'daki Hersek Lagünü'nde Kuş Türü Sayısı 233'E Yükseldi
YALOVA (AA) - Yalova'nın Altınova ilçesinde, Marmara Denizi'nin kıyısındaki Hersek Lagünü'nde, çulhagiller familyasından çulha kuşunun da tespit edilmesiyle tür sayısı 233'e çıktı.Kuşların belirli dönemlerde konaklamasından dolayı 'Kuş Oteli' olarak nitelendirilen lagün, kıyılarında yeni bir türü daha misafir etti.Gazetecilere açıklamalarda bulunan Altınova Belediye Başkanı Metin Oral, ulusal ve uluslararası kuş gözlemcileri, fotoğrafçıları ve doğaseverlerin nadir türlere ev sahipliği yapan lagüne ilgisinin arttığını belirtti.Oral, 'Hersek Lagünü, sadece bölgemizin değil ülkemizin de en önemli sulak alanı olma yolunda ilerliyor.' ifadesini kullandı.Altınova Belediyesi Kuş Gözlemcisi Fatih Bülbül ise Hersek Lagünü'nün göl, deniz, bataklık, çayır, orman gibi ekosistemlerden oluştuğunu bildirdi.Flora ve fauna zenginliğiyle dikkati çeken lagünün, 152 hektarlık yüzeyi ve çevresindeki arazilerle 200 hektar alanda yer aldığı bilgisini veren Bülbül, şunları kaydetti:'Lagün, yerleşik kuşların olduğu kadar göçmen kuşların da beslenme barınma ve üreme ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Düzenli olarak yapılan gözlem çalışmalarıyla kuş çeşitliliği artmakta, alan, yurt içi ve yurt dışı kuş gözlemcilerinin odağı haline gelmektedir. Son çalışmada lagün kıyısındaki çalılıklarda gözlenen çulhagiller familyasından çulha kuşu ile Hersek Lagünü'nde kuş türü sayısı 233'e çıkmıştır. Bu sayı da Türkiye sınırları içinde gözlenen 470 civarındaki kuş türünün yarısına yakındır.'Kış aylarında, aşırı soğuk havalar ve buzlanmadan etkilenen su kuşlarının, Kuzey Avrupa'dan güney bölgelere indiğini aktaran Bülbül, bunlardan bazılarının Hersek Lagünü'nde konakladığını vurguladı.Lagünün, beslenme ve barınma bakımından çok elverişli bir sulak alan olduğuna işaret eden Bülbül, 'Lagünün güneybatı kıyısındaki tuzcul bataklık bitkileri arasında 2010 yılı şubat ayı başlarında görülen baykuşgiller familyasından kır baykuşu tam 11 yıl sonra yine aynı bölgede gözlenip kayıtlara geçirilmiştir.' bilgisini paylaştı.
Reklam
İto'nun Cep Şubesi "İto Mobil" Devreye Girdi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Ticaret Odası (İTO), tüm online işlemleri cep telefonlarından yapmayı sağlayan 'İTO Mobil' uygulamasını İstanbul'daki 410 binden fazla firmanın kullanımına sundu.İTO'dan yapılan açıklamaya göre, İstanbullu firmalar, e-imzalı faaliyet belgesi, dış ticaret belgeleri, tescil başvuru sonucu sorgulama, aidat sorgulama, ödeme dekontu sorgulama gibi işlemleri İTO Mobil uygulamasıyla yapabilecek. İTO'nun bilgi bankası, fuar, etkinlik gibi diğer birçok faaliyetine de uygulamadaki menü üzerinden erişilebilecek.Uygulamayı cep telefonu ya da tablete indirmek için GooglePlay ya da AppStore mağazalarında 'İstanbul Ticaret Odası' kelimeleriyle arama yaptıktan sonra İTO'nun turkuaz renkli logosuna tıklamak yeterli olacak. Kullanıcılar, telefon ya da tabletlerindeki internet tarayıcı üzerinden 'http://bit.ly/ITOMobilGooglePlay' ya da 'http://bit.ly/ITOMobilAppStore' linklerine bağlanarak da uygulamayı indirebilecek.'Mobil cihazlardan girişlerin yüzde 73 arttı'Açıklamada görüşlerine yer verilen İTO Başkanı Şekib Avdagiç, 'İnternet portalımız olan ito.org.tr'yi yenileme projemizin son halkası olan İTO Mobil uygulamamız yayına girdi. Üyelerimiz, mobil uygulamamızı cep telefonlarına yükleyebilecek ve tüm online işlemlerini artık cep uygulamamız aracılığıyla da gerçekleştirebilecek.' ifadelerini kullandı.Online hizmette güçlü bir altyapı ve başarılı bir dönüşüm süreci yaşadıkları bu dönemde, Dijital İTO hedefine ulaşma yönünde büyük bir adım daha atmaktan mutluluk duyduklarını belirten Avdagiç, oda üyesi firmalara 7 gün 24 saat online faaliyet belgesi vermeye başladıklarını vurguladı.Bu hizmetin de üyelerin işlerini hızlandıracağını umduklarını aktaran Avdagiç, 'Odamız web portalını yenileyerek 2020 yılının hemen başında hizmete almıştık. İstatistikler genel ziyaretçi sayımızın yüzde 30, işlem hızının yüzde 52, online belge alımının yüzde 48 ve mobil cihazlardan girişlerin yüzde 73 arttığını gösteriyor. Bu da dijital dönüşüme verdiğimiz önemin üyelerimiz nezdinde yankı bulduğunu ve salgın döneminde işlerini kolaylaştırdığını ortaya koyuyor.' değerlendirmelerini yaptı.
Bitlis'te Bir Otomobilde 17 Kilo 228 Gram Sentetik Uyuşturucu Bulundu
BİTLİS (AA) - Bitlis'te bir otomobilde 17 kilo 228 gram sentetik uyuşturucu ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, Bitlis ve Ağrı Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince ortak çalışma yürütüldü.Bu kapsamda dün, durdurulan bir otomobilde narkotik dedektör köpeği 'Dark' ile yapılan aramada, 17 kilo 228 gram sentetik uyuşturucu bulundu.Polis ekipleri sürücüyü gözaltına aldı.
Gaziantep'te Güvenlik Kamerasıyla Tespit Edilen 2 Hırsızlık Zanlısı Tutuklandı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Nizip ilçesinde, 6 hırsızlık olayına karıştığı güvenlik kameralarınca tespit edilen 2 kişi tutuklandı.Farklı tarihlerde 3 motosiklet çalınması ile 2 evden ve 1 otomobilden gerçekleştirilen hırsızlık olaylarının aydınlatılmasına yönelik çalışma başlatan Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası kayıtlarını inceledi.İncelemede, hırsızlık şüphelilerin S.S, M.Ş. ve E.B. olduğunu belirleyen ekipler, şüphelileri düzenledikleri operasyonla yakaladı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden S.S. ve M.Ş. nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, E.B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Çalışmalar kapsamında bulunan 2 motosiklet ise sahiplerine teslim edildi.Öte yandan, güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, kaldırımda yürüyen şüphelinin kapısı açık kalan ve içerisinde motosiklet bulunan evin etrafında bir süre gezdiği ve kontrol ettikten sonra motosikleti alıp bölgeden uzaklaştığı yer aldı. Bir başka kamera kaydında ise bir evin önüne gelen şüphelinin, içeriye girdikten kısa süre sonra motosikletle olay yerinden uzaklaştığı görüldü.
Reklam
Lübnan'da Halk Kovid-19 Aşısı Yaptırma Konusunda Bölündü
BEYRUT (AA) - RAYA ŞARTUNİ - Lübnan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle son günlerde can kayıpları ve vaka sayıları ciddi bir biçimde artarken, aşı konusu tartışmalara neden oluyor.Ekonomik ve siyasi krizlerin yanı sıra salgın hastalıkla mücadele eden Lübnan'da, Kovid-19 aşısı hakkındaki söylentiler halkta kafa karışıklığına yol açıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Pfizer/BioNTech aşısının şubat ayında ülkeye ulaşmasının beklendiğini açıklarken, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ise gelecek ay ülkeye 2 milyon 730 bin doz aşı geleceğini duyurdu.Sağlık Bakanı Hamed Hasan, 15 Şubat'ta aşının uygulanmaya başlanacağını belirtirken aşı konusunda vatandaşların çeşitli endişeleri bulunuyor.'Önemli olan aşının ülkeye ulaşması'Lübnanlı Hişam el-Şami, AA muhabirine, aşı olmak istediğini belirterek, 'Bilime inanan herkes aşı olmalı.' dedi.Aşı konusunda gecikmeden dolayı Lübnan devletini sorumlu tutan Şami, 'Önemli olan aşının nasıl dağıtıldığından çok aşının ülkeye ulaşması.' ifadelerini kullandı. Şami, aşının saklama koşullarından dolayı endişe duyduğuna işaret ederek, bu konuda devlete güvenmediğini kaydetti.'Aşı tam anlamıyla başarılı bir sonuç vermedi'Aşı olmak istemediğini söyleyen Ahmed Dauk, 'Ne kendim ne de ailem aşı olmayacağız. Hijyenimize dikkat ederek ve maske takarak virüsten korunmaya çalışacağız.' diye konuştu.Dauk, 'Aşı tam anlamıyla başarılı bir sonuç vermedi, ayrıca Lübnan'da devletin verdiği sağlık hizmetlerine güvenmiyorum.' şeklinde konuştu.Muhammed bin Abdulkadir ise aşı yaptırma konusunda kararsız olduğunu dile getirerek, 'İnsanlar üzerindeki etkisini gördükten sonra aşı yaptıracağım, birçok söylenti var ve çevremdeki insanlara zarar vermek istemiyorum.' ifadelerini kullandı.Lübnan Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, Kovid-19 nedeniyle 3 bin 677 kişi hayatını kaybederken, 321 bin 980 vaka tespit edildi, 211 bin 879 kişi ise sağlığına kavuştu.
Reklam
"Gladyatörler Kenti"Nin 1550 Yıllık Kilise Tabanı Özenle İşleniyor
MUĞLA (AA) - DURMUŞ GENÇ - Muğla'nın Yatağan ilçesindeki 'gladyatörler kenti' olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkan Bizans kilisesinin tabanı, çalışmalarda bulunan renkli mermerlerle eski görüntüsüne kavuşturuluyor.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia Antik Kenti'nde kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.Stratonikeia ve Lagina Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, AA muhabirine, antik kentin Helenistik, Roma, Bizans, Menteşe Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de önemini sürdüren, dünyanın en büyük mermer kenti olduğunu söyledi.Batı Caddede yürütülen kazı çalışmalarında milattan sonra (MS) 365 yılındaki deprem sonrası alana inşa edilen kiliseye ulaştıklarını hatırlatan Söğüt, ilk verilere göre kilisenin varlığının 7. yüzyılın ilk çeyreğine kadar devam ettiğini, ondan sonra da bu alanın mezarlık olarak kullanıldığını tespit ettiklerini dile getirdi.Kilisenin tabanı eski haline kavuşturulacakKazı çalışmalarının büyük bir bölümünü kentin Batı Caddesi olarak adlandırılan alanda yürüttüklerini anlatan Söğüt, 'Burada sütunlu cadde üzerine kilise yapılmıştı. Daha sonra kilise yıkılınca, Bizans döneminde, MS 7. yüzyılda mezarlığa dönüştü. Şimdi hem mezarların hem de kilisenin bulunduğu alanı ortaya çıkarıyoruz. Şu anda da kilisenin taban döşemelerini yürüttüğümüz çalışmalarla eski haline kavuşturuyoruz.' diye konuştu.Kazı çalışmalarında çıkarılan ve Bizans döneminde mezarlığa dönüştüğünde tahrip olmuş parçaların getirildiği 'taş hastanesi'nde aslına uygun şekilde düzenlendiğini aktaran Söğüt, kilise tabanı için kullanılacak mermer parçaların onarımının yapıldıktan sonra, bulunan zemin taşlarının aslına uygun ve orijinalliği bozulmadan titizlikle yerleştirildiğini kaydetti.Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan kilise tabanının günümüzden yaklaşık 1550 yıl öncesine ait olduğuna değinen Söğüt, 'Burada hem Bizans döneminde yapılan kilise tabanında yapılan döşemeyi hem de kilisenin tabanı tahrip edilerek yapılan Bizans mezarlarına ait örnekleri sergiliyoruz.' dedi. Ziyaretçilerin o dönemi görmesi sağlanıyorSöğüt, kilise tabanındaki döşemelerin plaka mermerlerinin geometrik şekilde döşenmesiyle oluşturulduğunu, bu parçaların yürütülen kazı çalışmalarında toplandığını belirterek, şöyle konuştu:'Kilisenin tabanı renkli mermerlerden oluşuyor. Kent içinde ilk defa bu şekilde güzel bir döşemeye rastladık. Bunlar ayrı panolarda ama bu panoların hepsi geometrik desenler ve motiflerden oluşuyor. En az 4 ayrı renk mermer kullanılmış. Bunların hepsi de doğal taşlardan oluşuyor. Biz de kazı çalışmalarında bulduğumuz bu taşları kendi orijinalinde olduğu şekliyle döşeyerek doğrudan ziyaretçilerin o dönemi görmelerini sağlıyoruz. Kilisenin bulunduğu alanda şu ana kadar yürüttüğümüz çalışmalarda 62 mezar tespit ettik. Bunlardan en iyi korunmuş olanları kilisenin mimarisiyle birlikte caddede sergileyeceğiz.'Bölgede kazı ekibinin yanı sıra çizim ekibinin de görev yaptığını anlatan Söğüt, yapıların dijital ortamda da üç boyutlu olarak ayağa kaldırıldığını dile getirdi.Söğüt, hazırlanan üç boyutlu görüntülerin atölye içinde turistlere izlettirileceğini sözlerine ekledi.
Kovid-19'La Mücadelenin Kahramanları Sokak Hayvanlarının Da "Can Dostu" Oldu
MUŞ (AA) - İBRAHİM YALDIZ - Muş'ta yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede ön safta yer alan sağlık çalışanları, gösterdikleri duyarlılıkla hastane bahçesindeki sokak hayvanlarının da 'can dostu' oldu.Korkut Devlet Hastanesi Kovid-19 biriminde hastaların sağlığına kavuşması için gece gündüz çaba gösteren pratisyen hekimler Işıl Işık ve Zeki Özay, bir yandan da hastane bahçesine gelen köpeklere sahip çıkıyor. Hastanede görevli diğer doktor ve sağlık çalışanlarının da destek verdiği Işık ve Özay, kar ve soğuk hava nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan hayvanlar için hastane bahçesine kulübe kurdu.Kendi imkanlarıyla aldıkları mama ve artan yiyeceklerle besledikleri hayvanlar için sıcak bir ortam oluşturan doktorlar, boş zamanlarında onlarla oynayarak Kovid-19 sürecinin stresini bir nebze de olsa atmaya çalışıyor.'Boş vakitlerimizi onlara ayırıyoruz'Işıl Işık, AA muhabirine, Kovid-19 sürecinde hastaların iyileşmesi için meslektaşlarıyla canla başla çalıştıklarını söyledi.Hastane başhekimi, doktorlar ve sağlık çalışanlarıyla sokak hayvanları için sıcak bir ortam oluşturmak istediklerini anlatan Işık, şöyle konuştu:'Kar ve soğuk havadan dolayı sokak hayvanları sıkıntı yaşıyor. Biz de mama vererek onları bir şekilde hayatta tutmaya çalışıyoruz. Yemeklerimizi onlarla paylaşıyoruz. Başhekimimiz öncülüğünde bir kulübe aldık. Sokak hayvanlarına sahip çıkmak herkesin görevi. Elimizden geldiğince yardımlarımızı esirgemeyelim. Onların karnı doyunca kendinizi çok iyi hissediyorsunuz. Çünkü sizden başka ulaşabilecekleri kimseleri yok. Onlar da mutluluklarını size hissettiriyorlar. Boş vakitlerimizin büyük kısmını onlara ayırıyoruz.''Farkındalık oluşturmak istedik'Zeki Özay ise sağlık çalışanları olarak sokakta yaşayan 'can dostlarını' yalnız bırakmak istemediklerini belirtti.Ellerinden geldiğince sokak hayvanlarına sahip çıktıklarını, düzenli beslediklerini aktaran Özay, 'Hastane bahçesine gelen köpekler için kulübe aldık. İşlerimizden fırsat buldukça onlarla ilgileniyoruz. Farkındalık oluşturmak için bu işe başladık. Umarım devamı gelir. Sokaktaki dostlarımız da bu şekilde yalnız kalmazlar.' diye konuştu. Hemşire Sıla Elif Yıldırım da sokak hayvanlarının da hayatın bir parçası olduğunun unutulmaması gerektiğini dile getirerek, 'Biz onları besledikçe onlar da bizi sahipleniyor. Elimizden geldiğince mama veriyoruz. Onları beslemek için işe erken geliyoruz. Ya da nöbetçi arkadaşlarımıza devrediyoruz.' ifadelerini kullandı.
Analiz - Myanmar'da Darbenin Ardından Demokratikleşme Sürecini Bekleyenler
KUALA LUMPUR (AA) -ÖMER FARUK YILDIZ- Bağımsızlığından bu yana siyasi istikrarsızlık, iç çatışma ve etnik sorunların eksik olmadığı Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar’da, uzun süren askeri yönetimin ardından ordudan bağımsız ilk sivil idare olarak görülen Aung San Suu Çii’nin önderliğindeki Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) iktidarını deviren 1 Şubat askeri darbesi, ülkede 2015’ten bu yana zaten ağır adımlarla ilerleyen demokratikleşme sürecini akamete uğrattı.Suu Çii ve beraberindeki hükümet yetkililerinin sabah vakti beklenmedik bir şekilde gözaltına alınmasının ardından ordunun yönetime el koyup askeri idareyi uzun süre sonra Myanmar’a geri getirmesi, 2015’te başlayan tam demokratikleşme ve reform sürecinin 2020 seçimlerinden sonra da devam edeceğine yönelik umutları boşa çıkardı.Darbeden önce siyasette kısa süreli sivilleşme tecrübesinde yaşananlar hatırlanırsa, aslında demokrasi ve reform umutlarını söndüren tek unsur Myanmar ordusu değildi. Çok iddialı reform vaatleriyle iktidara gelen Suu Çii ve ekibinin de Myanmar’daki demokrasi umutlarının boşa çıkmasında hatırı sayılır payı vardı.Suu Çii yönetiminin zayıf demokrasi karnesiSuu Çii’nin sadece Myanmar’da değil, kendisini demokrasi kahramanı olarak vasıflandıran Batı ülkeleri nezdinde yarattığı en büyük hayal kırıklığı, 2017'de Arakan’da yaşanan dehşet verici insani krize yaklaşımı oldu. Arakan’daki Müslümanlara karşı silahlandırılmış fanatik Budist grupların orduyla el ele vererek uyguladığı etnik temizliğe sessiz kalmak bir yana, bu yaşananları “ordu ile isyancılar arasında çatışma” şeklinde niteleyip adeta Myanmar ordusunu savunması Suu Çii’ye asla geri getiremeyeceği bir itibar kaybı yaşattı.Arakan’daki krizin uluslararası boyuta taşınmasıyla Myanmar’daki insan hakları meselesi görünür oldu. Zira Suu Çii iktidarı döneminde sorunları çözülememiş etnik gruplar birden fazlaydı. Tıpkı Arakanlı Müslümanlar gibi kültürel ve dini asimilasyona maruz kalan Hristiyan Chinler ve bugün bir kısmı hala Myanmar-Tayland sınırındaki mülteci kamplarında yaşayan Karenler de kendilerine 2015 seçimlerinden önce vaat edilen reformlardan nasiplenemediler. Suu Çii’nin -belki ordunun baskısından korkarak- gerçekleştirmediği etnik azınlık reformları, 2020 seçimlerinde de bu azınlıkların büyük oranda NLD’ye desteklerini çekmesi şeklinde tecelli etti.Myanmar ordusunun 2008 anayasası gereği parlamento ve senatoda yüzde 25 sandalye hakkına sahip olması, kabinedeki 3 bakanlığın ordu tarafından atanması ve ordunun, ülke çoğunluğunu oluşturan Bamar etnik grubu ile Budizmin baskınlığını koruma hususunda katılığı göz önünde bulundurulunca, Suu Çii’nin bu alandaki reformlarda başarısızlığı bir yönüyle mazur görülebilirdi. Keza 2015 seçimlerindeki mutlak iktidarına rağmen eşinin yabancı olduğu gerekçesiyle resmi olarak devlet başkanlığı yapamaması, önünde engel teşkil ediyordu.Lakin Suu Çii yönetiminin, ordunun siyasetteki baskınlığından bağımsız hataları da yok değildi. Bundan önceki askeri veya asker kontrolündeki sivil yönetimlerde yolsuzluk ve liyakatsiz görevlendirmelere karşı ağır eleştirileriyle bilinen Suu Çii, ülkenin fiili lideri olarak göreve geldikten sonra yaptığı kabine atamalarında çok farklı bir tutum izlemedi. 2016’daki kabine atamalarında alanında uzman, teknokrat isimlerin yerine, NLD ve Suu Çii’ye mutlak sadakat besleyen isimler seçildi. 2015’ten bu yana iki bakanın evrakta sahtecilik, bir bakanın da yolsuzluk yaptığının tespit edilmesi, Myanmar’ın ilk demokratik iktidarındaki kronizm örneklerinden bazılarıydı.Reuters çalışanı iki gazetecinin, Ağustos 2017’de 10 Arakanlı Müslümanın Budist militanlar tarafından katledilmesine ilişkin yaptıkları haberlerden ötürü Devlet Sırları Kanununu ihlalden gözaltına alınmaları, göreve gelmeden önce ülkesinde ifade ve basın özgürlüğü olmadığından şikayet eden Suu Çii’nin bu konudaki samimiyetini sorgulatır nitelikteydi.Suu Çii ve NLD iktidarının bütün olumsuzlukları ve yarattığı hayal kırıklıklarına karşın, bu hataların hiçbirinin darbeye meşruiyet kazandıramayacağını belirtmek gerekir. Her ne kadar uygulamada kendilerinden önceki yönetimlerden büyük farklılıklar gösterememiş olsa da Suu Çii’nin iktidarı, ülkedeki sivilleşmenin öncüsü olarak Myanmar için kritik önem arz ediyordu.Askeri darbede Çin’in rol oynadığı iddialarıÜlkenin siyasi tarihindeki üçüncü askeri darbe olan 1 Şubat hareketinin hangi sebeplerle yapıldığı ve bundan sonra Myanmar’da demokrasinin akıbetinin ne olacağı, uluslararası kamuoyunda en çok tartışılan meseleler arasında. Darbenin sebepleriyle başlamak gerekirse, ordunun açıklamasında, 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddialarına cevap olarak bu darbenin yapıldığı kaydedildi. Lakin 5 yıldır süren ve Myanmar’ın tarihinde belki de en önemli dönüm noktası olabilecek demokratikleşme sürecini bir günde alt üst eden bu müdahalenin seçim hilesi üzerine vuku bulmuş olduğu makul bir izah değil.Myanmar’ın ulusal iradesini tam olarak yansıtamamış olmasına rağmen 8 Kasım seçimlerinde, sonuçları büyük oranda manipüle edecek türden bir hilenin yapıldığı ispatlanmış değil. Suu Çii iktidarının, güvenlik sorunlarını gerekçe gösterip etnik azınlıkların bulunduğu 9 bölgede sandıkları iptal ederek 1,5 milyon seçmenin oy kullanma hakkını dolaylı olarak önlemesi, seçimlerin adil koşullarda yapılmadığı eleştirilerini tetikleyebilirdi. Fakat 1990’dan bu yana katıldığı her seçimde en az yüzde 80 oy elde eden NLD’nin, bazı etnik grupların desteğini kaybetmiş olmasına rağmen bu seçimleri de açık ara farkla kazanacağı aşikardı. Ordunun desteklediği ana muhalefet konumundaki Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisinin (USDP) seçimlerde hile yapılmış olsun veya olmasın, NLD’ye karşı en ufak bir şansı yoktu. Zira ordunun darbeyi ilan ederken yaptığı resmi açıklamadaki “seçim hilesi” beyanında kastedilen şey, bazı etnik azınlıkların seçimden dışlanması meselesi değil, oy sayımlarında bazı oyların ikişer veya üçer defa sayıldığına dair USDP’nin dile getirdiği fakat ispat edemediği iddialardı. Dolayısıyla ordunun darbe için sunduğu gerekçenin mesnetsizliği, bu müdahaleye sebebiyet veren şeyin basit bir seçim hilesi iddiasından daha fazlası olduğu fikirlerini güçlendirdi.Dünya basınında yer alan bazı makalelerde 1 Şubat darbesi, Myanmar’daki ABD ve Çin rekabeti üzerinden değerlendirildi. Bu darbeyle Çin’in Myanmar’daki ekonomik ve siyasi nüfuzunu teminata aldığı, bundan önce birçok ülkede uyguladığı gibi Myanmar’a da kendi usulleriyle “demokrasi” getirmeye çalışan ABD’ye karşı bir güç gösterisinde bulunduğu şeklinde fikirler beyan edildi. Darbenin ilk gününden bu yana Çin’in herhangi bir kınama açıklaması yapmaması ve 2 Şubat’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısında darbeyi kınamayı öngören ortak açıklamayı Rusya ile beraber veto etmesi, darbede Çin’in doğrudan veya dolaylı bir tesiri olduğu şüphelerini artırmış olabilir.Somut gerçek ve olgular ekseninde değerlendirildiğinde ise Çin’in bu darbeyi herhangi bir şekilde desteklediğine dair elde bir kanıt bulunmuyor. Bunun aksine, Kuşak ve Yol Projesinin Güneydoğu Asya’daki en kritik durağı olan Myanmar’da Çin’in altyapı, inşaat ve yeraltı kaynakları çıkartma gibi milyar dolarlık yatırımlarının bulunduğu düşünülürse, ülkenin istikrarını tehlikeye atabilecek darbe gibi riskli bir hamleyi Çin’in destekleme ihtimaline şüpheyle yaklaşılabilir. Darbeyi kınayan bir açıklama yapmaması, Çin’in bu müdahaleyi mutlak suretle desteklediği anlamına gelmiyor. Dış politikada kendi ekonomik ve siyasi menfaatleri haricinde şimdiye kadar başka bir kriter benimsediği görülmeyen Çin’in Myanmar’daki darbeye tepkisizliği, yeni rejimle arayı bozup bölgedeki yatırımlarını riske atmama kaygısı olarak da yorumlanabilir. Zira bundan başkasını işaret eden ve kamuoyuna yansıyan bir durum yok. Myanmar ordusuyla yakın ilişkilerine binaen Çin’in, Suu Çii iktidarından rahatsızlık duyduğu için 1 Şubat darbesini desteklemiş olabileceği görüşleri de mevcut. Fakat Suu Çii’nin iktidarı dönemindeki Çin politikası incelendiğinde, Pekin'in bu minvalde bir rahatsızlığı olduğuna kanaat getirmek zor. Myanmar’ın Kuşak ve Yol Projesine resmi olarak dahil edilmesi, Çin’in Bengal körfezine açılması için kritik önem taşıyan Muse-Kyaukphyu demiryolu projesinin yeniden canlandırılması ve Myanmar’ın Kyaukphyu kıyısında Çinli firmaların yatırımıyla özel ekonomik bölge kurulmasının kabulü gibi dev anlaşmaların hepsi, NLD’nin iktidarı döneminde imzalandı. Esasında Suu Çii, Çin’e karşı mesafeli bir politika izlemek şöyle dursun, özellikle 2017’deki Arakan krizinin ardından Batı ülkeleri nezdinde itibar kaybına uğraması üzerine Çin ile samimiyetini artırmıştı bile. ABD başta olmak üzere kendisine umut bağlayan Batı ülkeleri, Arakan krizi karşısında tepkisizliği üzerine Suu Çii’ye sırt çevirirken, bu tür insani krizleri Myanmar ile gelişmekte olan ilişkileri için mesele etmeyen Çin’in ise Suu Çii’ye kapısı her daim açıktı.Sonuç olarak Suu Çii’nin Çin ile yakın ilişkileri ve Myanmar’daki sivil yönetim süresince Çin’in ülkedeki ekonomik nüfuzunu kaybetmemiş olduğu hakikati, bu darbenin ordu ile Suu Çii arasındaki iç hesaplaşmanın bir sonucu olarak yapıldığı ihtimalini güçlendiriyor.Myanmar’da demokrasinin geleceğiYıllar sonra kısmen kazandığı demokrasi mücadelesi boşa giden Suu Çii’yi bu darbeden sonra nasıl bir akıbetin beklediği ise merak konusu. Toplumları baskı altına almaya çalışan demokrasi dışı sistemlerin 21. yüzyılda sürdürülemeyeceğini herkes gibi darbeyi yapan Myanmar ordusu da biliyor. Darbenin ardından başlayan sivil itaatsizlik eylemleri ve sosyal medyanın yasaklanmasına rağmen organize edilen geniş çaplı protestolar, Myanmar’ın artık eski Myanmar olmadığını gösterir nitelikte. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin darbeden dolayı Myanmar’a yaptırım açıklamalarını da dikkate alarak, cuntanın bu seferki iktidar macerasını çok uzun sürdürmeyeceği düşünülebilir. Nitekim askeri yönetim, bir sene sonra demokratik seçimlere gidileceği sözünü verdi.Askeri yönetimin bu konudaki sözünü tutup seneye seçimlere gidilmesi halinde, ülkede sivil siyasetin tek temsilcisi konumundaki NLD’nin yeniden iktidara geleceği öngörülüyor. Fakat bu sefer sivil iktidarı temsil edecek liderin Suu Çii olup olmayacağı kesin değil. Zira Suu Çii’yi hala gözaltında tutan ve bu süreyi uzatabilmek için her türlü hukuki gerekçeyi kullanmaya çalışan cunta, reformist liderin bundan sonra siyaset yapmasına müsaade edecek gibi durmuyor. Suu Çii de bir yandan ordunun baskısından yıpranmışlık, diğer yandan uluslararası camiada yaşadığı itibar kaybıyla, siyasete yeniden dönse bile eski etkinliğini bulamayacağının farkında. Bu sürecin ardından NLD içinde yeni bir reformcu liderin veya partinin çıkması ihtimali masaya yatırılabilir. Myanmar’ın geleceğine dair kesin olan tek şey, orduyu siyasetten tamamen tecrit etmeye yönelik hiçbir senaryonun ömrünün uzun olamayacağı gerçeği.
Fransa'da İmam Farid Slim "Kovid-19 Salgınını Yönetmede Erdoğan'ı, Macron'dan Başarılı Bulmaktan" Yargılanıyor
PARİS (AA) - ALAATTİN DOĞRU - Müslüman toplumun 'ayrılıkçılık' projesiyle hedefe konulduğu Fransa’da, imam Farid Slim, 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını krizini Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan daha iyi yönettiğine' dair sosyal medyada paylaştığı ifadeler nedeniyle yargılanıyor.Chambery Valisi tarafından 'Fransa’yı küçük düşürdüğü, Fransa hükümetini devirmeye çalıştığı ve terör propagandası yaptığı' suçlamasıyla hakkında dava açılan imam Slim, Paris Temyiz Mahkemesinde dün hakim karşısına çıktı.Mahkeme Başkanı, tarafları dinledikten sonra duruşmanın sonucunun 31 Mart'ta açıklanması yönünde karar kıldı.Davada hazır bulunan Cumhuriyet Savcısı da mahkemeden imamın evine yönelik arama kararının 'hukuksuz' olduğuna ilişkin görüş bildirerek kararın kaldırılmasını talep etti.'Gençlerin kendilerini radikal unsurlardan koruması için mücadele veriyorum'Slim, duruşma sonrasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, evine polislerce sabahın 6'sında baskın yapıldığını ve 'terör propagandası yapmakla' suçlandığının kendisine iletildiğini söyledi.Evinde arama yapıldığını ve 'Fransa için bir tehdit olduğu' gerekçesiyle yargılanacağının söylendiğini belirten Slim, 20 yıldan fazla süredir Fransa'da imamlık yaptığına dikkati çekti.İmam Slim, '10 yıldan beri İslami dersler veriyorum ve bu alanda çalışmalar yürütüyorum. Özellikle Fransa'daki gençlerin kendilerini kötü alışkanlıklardan ve radikal unsurlardan koruması için mücadele veriyorum.' diyerek, gençlere devamlı olarak toplumla kaynaşmaları, hoşgörülü olmaları nasihatinde bulunduğunu kaydetti.Evinde yapılan arama sırasında telefonunun, ayrıca kendisi ile eşinin bilgisayarlarının incelemeye alındığını dile getiren Slim, polis raporunda da belirtildiği gibi terörizmle bağlantılı ya da suç unsuru teşkil edecek bir şey bulunmadığını vurguladı.'Erdoğan, salgını Fransa Cumhurbaşkanı'ndan daha iyi yönetiyor dediğim için yargılanıyorum'Slim, ayrıca şunları anlattı:'Hiçbir şey bulamadılar çünkü ortada suç teşkil edecek bir durum yok. Ne ile suçlanıyorum? Her vatandaş gibi kendi görüşümü açıkladığım için suçlanıyorum. Hani ifade özgürlüğü vardı. Güya Fransız vatandaşına yakışmayacak hareketlerde bulunmuşum. Kovid-19 salgınında hükümetin politikasını eleştirdiğim, özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgını Fransa Cumhurbaşkanı'ndan daha iyi yönetiyor dediğim ve bunları Facebook'tan yayınladığım için Fransa yasalarını tehlikeye atmaktan yargılanıyorum. Ben bir vatandaş olarak sadece salgın sürecinden memnun olmadığımı söyledim.'Slim, evli ve 6 çocuk babası olduğunu, eşinin de kendisi gibi İslami çalışmalar yürüttüğünü belirtti.'Bu durum çocuklarım için de şok edici oldu. Çünkü hepsi ifade özgürlüğüne dayalı bir vatandaşlık şuuruyla yetişti. Şimdi bakıyorlar ki babaları görüşünü belirttiği için polis evlerine baskın yapıyor. Bunu onlara nasıl açıklayacağız.' diyen Slim, ondan ders alan gençlerin de kendilerine cumhuriyet değerlerine saygıyı öğreten hocalarının yargılanmasını anlamlandırmakta güçlük çektiklerine dikkati çekti.Türkiye'de bir papaz, Macron'u Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kıyasladığı için evine polis gönderilse ne derdiniz?'İmamın avukatı Sefen Guez Guez de Slim'in, Fransa'daki Müslüman toplum ve Chambery halkı tarafından saygı duyulan biri olduğuna işaret ederek, müvekkiline yönelik terör suçlamalarını 'keyfi' olarak niteledi.Müvekkiline yöneltilen suçlamaların, 'bugün her vatandaşın hakkı olan görüşünü belirtmesi ve ifade özgürlüğü hakkını kullanması' nedeniyle ortaya çıktığını söyleyen Guez Guez, 'Suç olarak gösterilen tek unsur Facebook'ta konuşmasını paylaşmak.' dedi.Guez Guez, Slim'in herhangi yasadışı bir şahısla irtibatının ya da terör organizasyonuyla ilişkisinin saptanmadığını vurguladı.Paylaşımlarına yönelik en komik suçlamanın ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile kıyaslanması olduğunu anımsatan Guez Guez, 'Bunu söylediği için Fransa hükümetini devirmekle suçlanıyor. Buna gülünür ancak tersini hayal edin. Türkiye'de bir Ortodoks papazı, Macron'u Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kıyasladığı için evine terörle mücadele polisi gönderilse ne derdiniz? Herkes şok olur.' diye konuştu.Guez Guez, Fransa'da bir imamın da herkes gibi hükümetin politikalarını eleştirebileceği değerlendirmesinde bulundu.'Fransa diktatörlük ülkesine mi dönüşüyor?''Fransa diktatörlük ülkesine mi dönüşüyor, böyle düşünmek istemem.' diyen Guez Guez, savcılık makamının da lehlerinde tutum sergilediğini belirtti.Avukat Sefen Guez Guez, aile bireylerinde travmalara yol açtığı gerekçesiyle davalı tarafa 10 bin avro manevi tazminat davası açtıklarını kaydetti.İmam Farid Slim, Kovid-19 salgını başlangıcında maske tedarikinde sıkıntı yaşayan Fransa'da Cumhurbaşkanı için 'Macron salgını yönetmede halkına maskeleri ücretsiz dağıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi yönetemedi.' demiş, 'polisin kullandığı göz yaşartıcı gaza para ayrıldığı gibi maske alımı için de gerekli bütçenin ayrılması gerektiğini' belirtmişti. İmam ayrıca, Fransız iki doktorun Afrikalıların aşı çalışmalarında kobay olarak kullanılmasına yönelik 'ırkçı' söylemlerini eleştirmişti.Chambery Valisi de 'Fransa'yı küçük düşürdüğü, hükümeti devirmek istediği ve terör propagandası yaptığı' suçlamasıyla imam Slim'e dava açmıştı.
Reklam