onedio
Beyonce NASA'yı Kızdırdı
Son şarkısında Challenger faciasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce, NASA ve kazada yakınlarını kaybedenler tarafından eleştirildi. NASA tarihinin en büyük faciası olarak kabul edilen Challenger kazasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce'ye tepki çığ gibi büyüyor. Ünlü şarkıcının yeni albümünde yayınladığı 'XO' adlı şarkısının ilk 6 saniyesinde NASA eski çalışanı Steve Nesbitt'in kazanın ardından 'Uçuş teknisyenleri durumu dikkatli bir şekilde inceliyor. Muhtemelen büyük bir arıza gerçekleşti' sözleri duyuluyor.NASA yetkilileri endişelerini dile getirirken, kazada yakınlarını kaybedenler şarkının hayalkırıklığı yarattığını ve duygusal açıdan zor anlar yaşattığını ifade etti. Eski NASA çalışanı Keith Cowing ise ses kaydının şarkının içinde tamamen kaldırılmasını talep etti. YAZILI AÇIKLAMA YAPTI Beyonce yaptığı yazılı açıklamada, 'Kalbim yakınlarını Challenger faciasında kaybedenlerle. Bu şarkı sevdiklerini kaybeden insanlara yardım etmek, hayatta hiç beklenmedik olayların olabileciğini hatırlatmak bu yüzden yaşadığımız her anın tadını çıkartmayı değerini bilmeyi hatırlatmak için kaydedildi. Söz yazarları, o ses kaydını Challenger'ı anmak ve hiçbir zaman unutulmamaları için kullandı' ifadelerini kullandı. UZAY MEKİĞİ ATEŞLENDİ Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden 28 Ocak 1986'da ateşlenen Challenger uzay mekiği, ateşlenmesinden 73 saniye sonra katı yakıt motorundaki arıza nedeniyle havada infilak etmiş, parçaları Atlantik Okyanusu'na çakılmış ve faciada 7 kişi hayattını kaybetmişti. sondakika.com
Römorkör Kazasının Yürek Burkan Görüntüleri
İzmir’de, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait römorkörün yan yatması sonucu meydana gelen kazada 8'i asker 10 kişi şehit olmuş, 17 kişi de yaralanmıştı. Kazayla ilgili ortaya çıkan amatör kamera görüntüleri yaşanan dehşeti gözler önüne serdi.Cihan
İhsan Oktay Anar’dan Yeni Kitap: Gâliz Kahraman
 Çağdaş Türkiye edebiyatının en özgün ve önemli isimlerinden İhsan Oktay Anar yeni romanı Galiz Kahraman 17 Ocak'ta kitapçılarda... İhsan Oktay Anar'ın yeni romanı İletişim Yayınları böyle tarafından böyle duyuruldu:  https://twitter.com/iletisimyayin/status/418351570464415744 Yazarın yayımlanmış diğer kitapları: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005),  Suskunlar (2007),  Yedinci Gün (2012).
Ebru Gündeş'in Zarrab'ı Ziyaretleri Tepki Çekti
17 Aralık soruşturmasında tutuklanan Reza Zarrab'ı cezaevinde eşi şarkıcı Ebru Gündeş'in görüş günleri dışında sık sık ziyaret etmesi ve her gün 45 dakika görüşme izni aldığı yönündeki iddialar, tutuklu ve hükümlü yakınlarının tepkisini çekti. Bu haberlere Balyoz ve Ergenekon davalarının tutuklu ve hükümlülerinin yakınları, tepki gösterdi. Balyoz davası hükümlüsü olan ancak sağlık sorunları nedeniyle tutuklu bulunmayan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un kızı Ece Saygun, Twitter'dan, 'Silivri'de ayda 1, sadece 45 dakika açık görüş yapılabilirken, Reza Zarrab'ı Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses nasıl ziyaret edebiliyor? Ben hasta babamı bile her gün ziyaret etmek için özel izin alamamıştım. Ebru Gündeş nasıl bir sebeple almış bu izni?' dedi. Ergenekon davası sanığı gazeteci Tuncay Özkan'ın kızı Nazlıcan Özkan ise yine Twitter'dan, 'Bunun Ebru Gündeş özelinde kinlenmesine karşıyım ama her gün 45 dakika görüş izni veren savcı: Ben niye yılda 12 kez sarılabiliyorum babama?' diye sordu. Milliyet'in sorularını yanıtlayan Ece Saygun, 'Sıklıkla cezaevine yapılan ziyaretleri görünce insan haliyle düşünüyor. Babam tutuklandığının ertesi günü açık görüş bile yapamadık. Her ayın ilk çarşambasında görüşebildik' dedi. Odatv davasında 1 yıla yakın Silivri Cezaevi'nde tutuklu kaldıktan sonra serbest kalan gazeteci Doğan Yurdakul ise 'Tutuklu bulunduğum süreçte de kanser hastası olan eşim Güngör Yurdakul vefat etti. Eşimle son kez görüşüp gözlerinin içine bakabilmek ve vedalaşabilmek için izin istedim ancak kabul edilmedi' diye konuştu. Balyoz davası hükümlüsü emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin eşi Nilgün Tanyeri, 'Bunun çifte standart olduğunu düşünüyorum. Annesinin babasının cenazesine yetişemeyenler, gidemeyenler oldu. 3 yıl bitti 4. yıla giriyoruz, bizim çığlıklarımızı kimse duymadı. Cezaevine yaptığım ilk ziyaret sırasında telli çamaşır giymem nedeniyle X-ray'den geçerken durduruldum. Kızım manto tutarak perdeleme yaptı, herkesin içinde çamaşırımı çıkarmak zorunda kaldım' dedi. Balyoz ve Ergenekon davalarında bazı sanıkların avukatlığını yapan Celal Ülgen uygulamayı şöyle eleştirdi: 'Ziyaretçiler kapsamında yasa ve yönetmelikler önünde tutuklu olan Cumhurbaşkanı'nın akrabası ya da işçi Mehmet efendinin de çocuğu olsun aynı statüdedir. Herhangi bir farklılık yoktur. Ergenekon ve Balyoz sanıklarına uygulanan, düşman ceza infaz hukukuydu. Şimdi de dost infaz hukuku uygulanıyor.' Cezaevinde görüşmeler Hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmeleri hakkında yönetmeliğe göre yapılıyor. Yönetmelikte 'Hükümlü ve tutuklular,yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere ayda dört kez görüşme yapabilir. Belirlenen ziyaret günü ve saatleri dışındaki ziyaretleri ile tutuklu ve hükümlü yakınları dışında kalan kişilerin ziyaretlerine, makul sebep bulunması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir' deniyor. Reza Zarrab'ın avukatı Şeyda Yıldırım ise Gündeş'in sık sık eşini cezaevinde ziyaret etmesiyle ilgili, 'Öyle her gün görüşmesi söz konusu değil. Ebru Gündeş ile 2 haftada kez gittik. Normal eş ziyaret günleri var. Salı günleri ona gidiyor. Onun dışında da 2 kez savcılıktan izin alarak gittik. Görüşlerde kapalı olarak yapılıyor cam arkasından. İbrahim Tatlıses ise kendisi izin almış, biz orada tesadüfen karşılaştık. İnsanlar tuhaf tuhaf şeyler yazıyorlar. Üstelik Twitter'da beni de ekleyerek yazıyorlar. Bir araştırın, bir öğrenin de gerçeği ondan sonra çemkirin' dedi. Zarrab 21 Aralık sabahı tutuklanıp Metris Cezaevi'ne gönderildikten sonra eşi Ebru Gündeş'in cezaevini sık sık ziyaret ettiği ortaya çıktı. DHA muhabirleri Gündeş'i 23 Aralık'ta, 25 Aralık'ta ve en son 30 Aralık'ta cezaevine girerken görüntüledi. Gündeş'in savcılıktan her gün 45 dakika görüşme izni aldığı iddia edildi. Zarrab'ın annesi, babası ve kız kardeşi de 24 Aralık'ta ziyarete gitti. ensonhaber.com
Akşamdan Kalmalara Tavsiyeler
Akşamdan kalma durumu Aşırı alkol yüzünden vücuttaki su ve şeker oranının düşmesi durumu, mideyi etkiler ve uyku düzenini bozar. Otomobil kullanma West England Üniversitesi uzmanlar akşamdan kalma insanların daha fazla hata yaptığını tespit etti. Bu kişilerin direksiyona geçmesi önerilmiyor. Kadınları neden alkol daha fazla çarpar Kadınların vücutlarında erkeklere oranla daha fazla yağ ve daha az su bulunur. Bu yüzden alkolün yol açtığı vücuttaki su kaybı daha olur. Ne içmeli Bira, şampanya gibi asitli içeceklerde bulunan karbonmonoksit kabarcıklar alkolün kana daha hızlı karışmasına neden olur. Diğer alkollere oranla daha fazla çarpar. İçmeden önce önlem Alkol almadan önce haşlanmış patates ve tereyağı ile yapılan püre yenmesi mide rahatsızlıklarına engel olur. Daha uzun sürede sarhoş olmayı sağlar. Ayrıca alkolden önce su içmek öneriliyor. Karıştırmak Aynı gece içinde farklı farklı alkol tüketimlerinin daha fazla sarhoş ve akyamdan kalma durumuna yol açtığı hakkında toplumda yanlış bir kanı var. Uzmanlara göre alkolü karıştırmak değil ne kadar içtiğiniz önemli ve vücudunuzun alkole ne kadar alışık olduğuyla alakalı. Yatmadan önce Uzmanlar yatmadan önce vücuttaki su kaybını minimuma indirmek için su tüketilmesini tavsiye ediyor. Ancak Migren hastaları için süt içmelerinin daha iyi olacağına dikkat çekiliyor. Mayo Clinic'in yaptığı araştırmalara göre yatmadan önce bir tane aspirin alımı da ağrıların hafiflemesine yardımcı oluyor. Çivi Çiviyi sökmez Akşamdan kalmaların uyandıktan sonra bir tane bira veya asitli içecek içerek ayılmaya çalışması tamamen yanlış. Bu içecekler içildiği anda bir rahatlama hissi verse de vücudun daha fazla su kaybına neden oluyor. Bol bol su içmek daha faydalı. Acı kahve ayıltmaz Sert kahve tüketiminin aşırı alkolden sonra insanı ayılttığı söyleniyor. Ancak Brigham Hastanesi'nin yaptığı araştırmaya göre kahve sadece ihtiva ettiği uyarıcılar sayesinde başınızı kaldırmaya biraz faydası dokunur. Vatan
Reklam
Bu Yıl Guinness'e 11 Rekorla Girdik
Türkiye bu yıl, dünyanın en büyük resim mozaiği, bir saat içinde en fazla organ bağışı, bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme, en kalabalık DNA sarmalı oluşturma, en kalabalık pilates gösterisi ve sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme gibi birbirinden ilginç 11 rekorla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girdi. Guinness Dünya Rekorları Türkiye Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı Gemici, yaptığı açıklamada, rekor denemesinin her aşamasını kontrol ettiklerini ve Guinness dünya rekorlarına sahip olmanın kolay bir şey olmadığını söyledi. Şirket merkezlerinin Londra’da olduğunu, şirkette 4 yıldır temsilcilik ve hakemlik yaptığını anlatan Gemici, rekor denemesi için ‘standart’ ya da ‘hızlı takip’ seçeneklerinden biri tercih edilerek, direkt veya internet adresinden online olarak başvurulabileceğini kaydetti. Türkiye’nin bugüne kadar 110’dan fazla rekora imza attığını hatırlatan Gemici, Türkiye’den daha fazla başvuru beklediklerini dile getirerek, “Mutlaka Guinness’e başvurun. Paranın satın alamayacağı hayallerinizi gerçekleştirin. Rekortmen oluyorsunuz. Sertifika alıyorsunuz. Dünyaca tanınıyorsunuz’ diye konuştu. En büyük gelirlerinin kitap satışından olduğunu ve her yıl eylül ayında Guinness Rekorlar Kitabı’nın yayımlandığını hatırlatan Gemici, Guinness dünya rekorlarının 3 önemli kriterini; rekorun kırılabilir, ispatlanabilir ve ölçülebilir olması şeklinde sıraladı. Gemici, Guinness Rekorlar Kitabı’nda en çok dikkati çeken ilk 5 Türk rekortmenin; 2 metre 51 santim boyuyla “En Uzun Boylu Adam” Sultan Kösen, “İlk Kadın Savaş Pilotu” Sabiha Gökçen, 8.8 santimetrelik burun uzunluğuyla “En Uzun Burunlu Adam” Mehmet Özyürek, “Kürekle Üç Okyanusu Geçen İlk Kişi” Erden Eruç ve 11 saniyede attığı golle “Dünya Kupası’nda Atılan En Hızlı Gol”ün sahibi Hakan Şükür olduğunu söyledi. Bu yıl Guinness dünya rekorları hakemi olarak birçok ülkeye gittiğini anlatan Gemici, bu yılki unutamadığı rekor denemesini, “24 Mayıs’ta, aynı anda en çok gökyüzü feneri uçurma rekor denemesi için Filipinler’e gittik. Toplam 15 bin 185 gökyüzü feneri ayni anda uçuruldu. Görüntü muhteşemdi. Rekor denemesi hava karardıktan sonra yapıldığı için gökyüzü ışıl ışıldı. Gökyüzü rüyalardaki gibiydi” sözleriyle anlattı. Türkiye’de bu yıl Guinness dünya rekorları arasına giren rekorlar şöyle: Bir saat içinde en fazla organ bağışı rekoru: Antalya Valiliği koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen Guinness dünya rekoru denemesinde, daha önce Çin’e ait olan rekor 7 dakikada 475 organ bağışıyla kırıldı. Rekor denemesine destek vermek için gelenler arasında, Türkiye’nin yüz nakli ameliyatı olan hastaları Uğur Acar ve Turan Çolak da yer aldı. 2011’de Londra’da 321 kişi, 2012’de Çin’de 474 kişiyle kırılan rekorun Antalya denemesinde, ilk yarım saatte 1981 kişi organ bağışında bulundu. Kayısı tatlısı rekor denemesi: 21. Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali kapsamında gerçekleştirilen Guinness dünya rekoru denemesinde, 342 kilo 700 gramlık kayısı tatlısıyla rekor kırıldı. Kayısısıyla tüm dünyada tanınan Malatya’da kırılan rekorda, gün kurusu kayısı tatlısı hazırlandı. Tencerelerde yapılan ve tabaklarda ikiye bölünerek arasına kaymak konulan kayısı tatlısı yapımı yaklaşık 6 saat sürdü. Rekorun kırıldığının açıklanmasının ardından tatlı, rekor denemesini izlemeye gelen 3 bin 600 kişiye servis edildi. Üç boyutlu kaldırım resim rekoru: Büyükçekmece’deki rekor denemesinde, İngiltere’deki 318 metrekarelik üç boyutlu kaldırım resim rekoru 488.83 metrekareyle geçilerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girildi. Kordonboyu’ndaki deneme, ressam Abidin Yurdakul tarafından yapıldı. Etkinlikte 33 devlet okulu, 12 özel okul, 19 resim atölyesi,12 sivil toplum kuruluşu ve 492 bireysel katılımcı yer aldı. Dünyanın en büyük resim mozaiği rekoru: Adana’da Güney Rotary Kulübü üyelerince gerçekleştirilen rekor denemesi, nisan ayında Adana Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında Uğur Mumcu Meydanı’nda yapıldı. 1111.78 metrekare büyüklüğündeki resim mozaiğiyle Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanan çalışmada, 17 bin 800 adet A4 kağıdı, bin 346 metre kraft kağıt, 32 kilogram yapıştırıcı ile 972 kutu pastel ve kuru boya kullanıldı. 279 kişinin destek verdiği rekor denemesinde barış temalı mozaiğin ortasında turna kuşu oluşturuldu. Rekor, 2002’de 643 metrekareyle İngiltere’de, son olarak da 2010’da 1024 metrekareyle Japonya’da kırılmıştı. Bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme rekoru: Maltepe Park AVM’nin ev sahipliğinde yapılan organizasyonda, dünyaca ünlü Arjantinli top cambazı Victor Rubilar, bir dakikada futbol topunu yüzünde 35 defa çevirerek yeni rekorun sahibi oldu. Böylelikle bugüne kadar 3’ü aynı gün olmak üzere 4 kez Guinness Rekorlar Kitabı’na girme hakkı kazanan Rubilar, 5. rekorunu İstanbul’da kırmış oldu. Dünyanın en büyük kazağı rekoru: Enerji tasarrufuna dikkati çekmek için Bayrampaşa Belediyesi’nin ve trikocuların başlattığı “Kazak giyelim, enerjide yüzde 20 tasarruf edelim” kampanyası kapsamında, BATİAD tarafından dünyanın en büyük kazağı üretildi. Bayrampaşa Belediyesi Semih Erden Spor Salonu’nda, Guinness’in İngiltere hakemi Kirsty Bennett tarafından ölçümü yapılan kazak, “dünyanın en büyük kazağı” unvanını alarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. 18 metre boyunda ve 45 metre enindeki kazak, 30 işçi tarafından 45 günde üretildi. Dünyanın en büyük yeryüzü çizim rekoru: 19 Mayıs Atatürk ’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen rekor denemesi, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nin yanındaki Hazine Müsteşarlığına ait arazide 260 genç tarafından yapıldı. Barış ve dostluk temalı karikatür yarışmasında birinci seçilen Akın Candemir’e ait karikatürün son çizgisini, dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç çekerken, karikatür için 12 bin metrekarelik alanda 12 ton boya kullanıldı. 104 saat 43 dakikada tamamlanan rekor, daha önce 12 Haziran 1998’de Amerika’da kırılmıştı. En kalabalık pilates gösterisi rekoru: Denizli Belediyesinin “Ailemi Seviyorum Projesi” kapsamında 8 mahallede ücretsiz düzenlenen pilates kurslarına katılan 3 bin 486 kadın, aynı anda pilates yaparak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Rekor, 2009’da İspanya’nın Madrid şehrinde 862 kişiyle kırılmıştı. En büyük paketlenmiş ürünlerden oluşan teşhir alanı rekoru: Yıldız Holding şirketlerinden Horizon Gıda’nın satışını gerçekleştirdiği markalardan Komili Konfor isimli temizlik kağıdı ürünleri, Tokat’taki tek bir mağaza içerisinde 11 bin 600 adet üründen oluşan teşhirle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. Sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme rekoru: İstanbul’daki Dünya Gençler Futbol Şampiyonası kura çekiminde kırılan rekorda, İngiliz Billy Wingrove (30) ve Jeremy Lynch (25), sırt sırta verip bir dakikada topu yere düşürmeden 125 kere sektirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Radikal
Reklam
Dünya'nın En Büyük Eğlence Parkı (Cedar Point)
Cedar Point Sandusky,Ohio,ABD'de Erie Gölü'nün kenarındaki 1,5 km² bir yarımadada bulunan bir eğlence parkı dır.68 ride ve 16 rollercoaster ile dünyanın en büyük eğlence parkıdır.Dünyanın ikinci en yüksek ve ikinci en hızlı rollercoasterı buradadır,Top Thrill Dragster.Parkta ayrıca 1.5 km uzunluğunda plaj,iki su parkı (Soak City ve Castaway Bay),marina,bir kaç otel ile go-kart ve minyatür golf sahası gibi değişik etkinliklerin yapıldığı 'Challenge Park' bulunur.'America's Roller Coast' olarakta adlandırılan park 9 yıldır Amusement Today tarafından 'Dünyanın En İyi Parkı' seçilmiştir.
Reklam
İstanbul Emniyeti'nde Sular Durulmuyor
İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra başlayan görevden alma ve tayinlerde bazı değişiklikler yaptı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu gerçekleştiren şubelerden Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı iken görevden alınarak, Sancaktepe'den Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı yapılan Mahir Çakallı yeniden görevden alındı ve Deniz Liman Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. Çakallı'nın yerine Hakan Boydak getirildi. Mahir Çakallı, Hüseyin Çapkın görevden alınmadan önce ilk dalgada görevinden alınarak Sancaktepe'den sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı yapılmıştı. Hürriyet
Markalar Logo ve Kurumsal Renklerini Neye Göre Seçiyor?
Neden McDonalds logosu sarı-kırmızı, BP yeşil, Facebook ve Twitter mavi? Rastlantı olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Mesela sarı, opimizm, berraklık ve sıcaklık demek.  Aşağıdaki infografik renklerin anlamını ve o renkleri kullanan dünya markalarını gösteriyor.
Yapıldığı Döneme Damgasını Vuran ve Büyük Sansasyon Yaratan 6 Yapıt !
Sanat tarihinin en çok sansasyonu seven sürrealizm yani gerçek üstücülük akımında bile gerçek üstü duran sanatçımızı Salvador Dali.Salvador Dali ne tanrıya inanıyordu nede bir dine mensuptu. Yaptığı resimler ve sergilediği garip davranışları ile hep ilgi çeken bir sanatçı olmuştur.Ancak yaptığı bu resim yüzünden kocaman Hristiyan alemini bir birine düşürmeyi başarmış ve döneminde büyük sansasyon yaratmıştır.Bu resim diğer çarmıha gerilmiş İsa resimlerine benzemiyordu. Sanat tarihinde yüz binlerce çarmıhta İsa konusu işlenmişti ama hiçbiri bu şekilde ele alınmamış ve tanrı tanımaz biri tarafından yapılmamıştır.Katolik rahip ve din adamları bu resim sonrasında bir birine girdiler. Bir kısmı resmin inancı daha da körükleyen çok etkili ve güzel bir çalışma olduğunu savundular. Diğer taraf ise İsa'nın hoyratça çarpıtıldığını onu sanki bir yaratık gibi işlediklerini ve büyük bir saygısızlık örneği olduğunu savundular.Tartışmalar uzunca süre dinmedi. Ancak Bu resim bu gün bile en çarpıcı İsa resimlerinden biridir.Meraklısına Not: Resimdeki model Hollywood Stüdyolarında dublör olarak kullanılan bir aktör, stüdyoda iplerle havaya asılarak fotoğrafı çekmişler, Dali de bu açıdan çekilen fotoğrafı kullanmış.
Reklam
Twitter'da Tehditler Havada Uçuştu
Sosyal medyada 'Bingöllü Kenan' ismiyle adını duyuran birçok suçtan 10 yıl hapis yatmış 29 yaşındaki Kenan Yayla, Twitter'da Nihat Doğan ile birbirine girdi. Milliyet'in haberine göre, laf dalaşıyla başlayan ikili arasındaki kavga, dün gece sosyal medyaya da gecenin en çok konuşulan konularından biri oldu. Niaht Doğan'ın ' Twitter çıktı ağzı süt kokan bebeler 2 resim koyup kolpacılık yapmaya basladı. Sever misin sabaha mı bırakırsın arkadaş' şeklindeki açıklamasına Bingöllü Kenan 'Şerefin kadar konuş desem ömür boyu susacak insanlar tanıyorum' sözleriyle yanıt verdi. SENİ OTEL ODASINA KİTLERİM Bu sözler sonrası öfkelenen Nihat Doğan 'Benim lafimi bana satme seni otel odasina kitlerim kenooo' şeklinde bir tweet daha attı. Bingöllü Kenan Nihat Doğan'ın bu sözlerine de 'Otel odalarında grup seks yaparken yakalanan biri bana nasıl atarlanıyo anlamıyorum' tweetiyle yanıt verdi. Vatan
2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Reklam
2013'ün En Çok Kazanan Filmi 'Iron Man 3'
2013 yılının en çok gişe başarısı kazanan filmleri belirlendi, ilk sırayı 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' aldı Marvel'ın süper kahramanı Tony Stark'ın maceralarını konu alan 'Demir Adam' serisinin 3. filmi, 2013'ün en çok kazanan filmi oldu. 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' 1.2 milyar dolardan fazla gişe başarısı sağlayarak listenin tepesine yerleşti. Listenin tamamı şu şekilde; 1. 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' - $1,215,439,994 2. 'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' - $918,573,535 3. 'Hızlı ve Öfkeli 6 / Fast & Furious 6' - $788,679,850 4. 'Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak / The Hunger Games: Catching Fire' - $771,484,011 5. 'Sevimli Canavarlar Üniversitesi / Monsters University' - $743,559,607 6. 'Çelik Adam / Man of Steel' - $662,845,518 8. 'Thor: Karanlık Dünya / Thor: The Dark World' - $627,858,622 9. 'Crood'lar / The Croods' - $587,204,668 10. 'Dünya Savaşı Z / World War Z' - $540,007,876 11. 'Muhteşem ve Kudretli Oz / Oz the Great and Powerful' - $493,311,825 12. 'Star Trek: Bilinmeze Doğru / Star Trek Into Darkness' - $467,365,246 13. 'Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları / The Hobbit: The Desolation of Smaug' - $426,244,000 14. 'The Wolverine' - $414,828,246 15. 'Pasifik Savaşı / Pacific Rim' - $407,602,906 16. 'GI Joe: Misilleme / GI Joe: Retaliation' - $375,740,705 17. 'Karlar Ülkesi / Frozen' - $363,012,773 18. 'Sihirbazlar Çetesi /Now You See Me' - $351,723,989 19. 'Felekten Bir Gece 3 / The Hangover Part III' - $351,000,072 20. 'Muhteşem Gatsby / The Great Gatsby' - $348,840,419Milliyet Sanat
2014'te Futbolun Zirvesine Kimler Çıkacak?
2014'de futbol dünyasının gözleri Brezilya'daki Dünya Kupası'nda olacak. Turnuvanın en başarılı ekibinin ev sahipliği yapacağı kupayı kimin kazanacağı herkesin aklındaki soru. Şampiyonlar Ligi de bu yıl oldukça çekişmeli olmaya aday. Dünyanın en gözde futbol liglerinden İngiliz Premier Ligi de kuruluşundan bu yana en çekişmeli sezonlardan birini yaşıyor. 2014'te bu turnuvalarda futbolun zirvesine hangi takımlar oturacak? BBC Sport'un futbol yazarı Phil McNulty 'nin değerlendirmesi şöyle: Dünya Kupası'nı kim kazanacak? Brezilya zıt duyguların dalgaları arasında bir inip bir çıkacak. Zarif futbol oynandığında tribünle coşacak, bu eksik olduğunda bunun yerini gürültülü bir hayal kırıklığı alacak. Brezilya Konfederasyon Kupası'nda zafere ulaştı. Ben hocaları Luiz Felipe Scolari liderliğinde Temmuz ayında Dünya Kupası'nı da kaldırmalarını bekliyorum. Sezon öncesinde Ferguson'un emekli olması ve Mourinho'nun Chelsea'ye dönüşü manşetlerdeydi. Bu manşetler yıllardır görülmeyen bir Premier Lig şampiyonluğu yarışı için perdeyi açtı. Manchester City'de de Manuel Pellegrini hocalığı Roberto Mancini'den devraldı. Manchester United'da Wayne Rooney'nin üstün formu devam eder ve menajer Moyes Robin van Persie'nin uzun bir süre sakatlanmamasını sağlayabilirse, United'ın şampiyonluk sayısını 21'e çıkarma şansını yok saymak akılsızlık olacaktır. Chelsea de zaman zaman tökezledi ama onlar da hala yarışın içinde. Dahası Jose Mourinho Premier Ligi kazanmak için ne gerektiğini bilen bir hoca. Liverpool'un, Luis Suarez'in parlaklığından esinlenen, çekici futbolu ve golleri, bazı destekçilerinin 1990 yılından bu yana ilk şampiyonluk hayalleri görmelerine yol açmıştır. Bu menajer Brendan Rodgers'ın çalışmalarına bir övgüdür ama gerçekçi düşünürsek ilk dörde girmeleri mükemmel bir başarı olarak kabul edilmelidir. Ki bu ulaşılabilecek bir hedef Liverpool için. Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger şaşmaz inancı ile desteklediği bir kadronun nihayet meyvelerini toplayacak gibi görünüyor. Sadece saf ilkeleri nedeniyle değil ama oyunun pek çok gözlemcisi arasında popüler birisi olduğu için, 2005 Federasyon Kupası'ndan bu yan hiç bir şey kazanamamış olan Wenger liderliğindeki Arsenal'in bu yılı şampiyon bitirmesinden mutluluk duyacağız . Ligi kazanan bu takımlardan biri olacak. Premier Lig dörtlüsü Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kaldı. Ancak Manchester City, Arsenal, Chelsea ve Manchester United'dan birini kupayı kaldırırken görmek hala zor. City ve Arsenal son 16'da, sırasıyla Barcelona ve Bayern Münih'le karşılaşacak. Pellegrini'nin takımı Katalanlar için gerçek bir tehdit. Ama Arsenal grubu ikinci bitirmenin faturasını ağır ödeyebilir. City'nin Münih'te kazanmış olması onları Şampiyonlar Ligi'nde sürpriz ekip olabileceklerinin işareti. Ama gerçekçiler kupanın Bayern Münih, Real Madrid veya Barcelona'dan birine gitmesini daha muhtemel görecektir. Ve Allianz Arena'da hoca Pep Guardiola olduğu için, ben Bayern'in geçen sezon Wembley'de Dortmund'a karşı kazandıkları kupayı, 2014'te de koruyacağı kanısındayım.
Meslekten Kovulan Eşcinsel Polis Anlattı
Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi. Yaşadıklarını Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu'na anlattı.Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi. Mesleğe iadesi için dava açtı. Duruşma tarihini bekliyor. Kendini muhafazakar olarak tanımlıyor: “Dinime bağlıyım, namazımı kılarım. Eşcinsel olmam, dinsiz yaşayacağım anlamına gelmiyor. Bir heteroseksüel çift, nasıl toplumsal kalıpların içinde ilişkilerini yaşıyorsa, ben de yaşayabilmeli ve mesleğimi yapabilmeliyim. Devlet de bunu normal karşılamalı.” Osman’la buluşup, meslekten ihracına giden süreci ve sonrasını konuştuk. Neden polislik yapmaya başladınız? Vatanımı ve milletimi gerçekten çok seviyorum ve hep onlara hizmet edecek bir iş yapmak istedim. Çocukluğumdan beri, aslında ya doktor ya da bir hukuk adamı olacağım derdim. Keşke avukat olsaydım da, benim gibi ayrımcılığa uğrayan insanların hakkını savunabilseydim diye düşünüyorum şimdi geriye bakınca. 2006’da polisliğe başladınız. Polisliğe başlamadan kendinize ya da ailenize, arkadaşlarınıza açılmış mıydınız? Ben bu (eşcinsel) ortamı yaşamıyordum. Kendimi biliyordum, içimde farklı bir duygu vardı. Ama hem inançlarım gereği hem de sosyal baskıdan korkarak bunu hep erteledim. Depresyon ilaçları kullanmaya başladım. Ama ilaçlar işe adaptasyonumu ve sosyal yaşantımı etkileyince ilaçları bıraktım. Daha sonra gittiğim şehirde biriyle tanıştım ve bu konuda dertleşmeye başladım. Zaten ortalıkta beraberlik yaşayan biri değilim, Türkiye gibi bir yerde böyle bir lüksümüz de yok zaten. Bu ilişkiyi mi öğrendiler diğer polisler? Evet ama dolaylı olarak. İstihbarat Şube’ye tayinim çıkmıştı. Ancak biri İstihbarat Şube müdürüne “Dikkat edin, o şahsın erkeklere eğilimi var” demiş. Sonra telefonlarım usulsüz olarak dinlemeye alınmış, hatta İstihbarat Şube’deki arkadaşlar, Emniyet’e hakkımda soruşturma açılması için ilişkilerimle ilgili bir mail atmışlar. Bir gece 22.00 gibi telefonum çaldı. Polis arkadaşlar görüşmemiz gerektiğini söyledi. Aşağı indiğimde Emniyet’e gitmemiz gerektiğini söylediler ve nedeniyle ilgili hiçbir açıklama yapmadılar. Saat 23.00’da Asayiş Şube Müdürü’nün kapısında yarım saat beklettiler. Hiç unutmuyorum, içeride Hande Yener’in şarkısı çalıyordu. Beni içeri aldıklarında Teknik Takip’in komiser yardımcısı da oradaydı. “Buraya neden geldiğini biliyor musun? Tahmin edebiliyor musun?” gibi soruların ardından, cinsel yönelimime ilişkin hakaret ve küfürler etmeye başladılar. Ben bunları hak edecek bir şey yapmadım. Mesleğimde de başarılıydım. Bana gey olduğunu düşündükleri 4-5 kişinin isimlerini söylediler. “Bunların isimlerini de ver ifadende” dediler. “Hayır, ben onları bilmiyorum. Herkesin özel hayatı” dedim. Ama kendi cinsel yönelimimin farklı olduğunu da söyledim. Bir arkadaşımı da içeri almışlar. Onun hali de haraptı. Dövmüşler, hakaret etmişler, hakkımda sorular sormuşlar... O da polis miydi? Hayır. Sivil bir vatandaştı. Onu da ailesine her şeyi anlatmakla tehdit etmişler. Bizim cinsel bir beraberliğimiz yoktu. Sadece dertleştiğim bir insandı. Ona nasıl ulaşmışlar? Telefonumu dinlerken konuşmalarımızı duymuşlar. İşyerinden gidip almışlar “hakkında iddialar var” diyerek. Benim ifadem de sabah mesai saatlerinde alınabilecek bir meseleydi. Ama gece, Teknik Takip’in olduğu büroda ifademi aldılar. Usulsüzlüğün daniskası! Avukat istedim, “Hayır, bu rezaleti hiçbir avukat duymayacak” dediler. İfademi verirken hiç duymadığım küfürler işittim. Bunu ispat edemiyorsun, yaşadığınla kalıyorsun. O gece kendime bir şey yapmayayım diye silahıma el koydular. Sabaha karşı 4’te evdeydim. İki gün sonra ifademi alan arkadaş beni aradı, eve geldi. Tutanağı gösterdi; “Şurada bir yanlışlık olmuş” falan dedi . İfadeyi yazan ve alan kişinin ismi ile ifademin alındığı saat tutanakta değişmişti. Çünkü ifademi alan ve yazan kişinin böyle bir işi yok normalde. Teknik Takip sadece takibi yapar ve bürolara verir işleyiş olarak. Tutanakta yapılan değişiklikle Ahlak Masası’ndan bir komiserle normal bir polis memuru, gündüz saatlerinde ifademi almış gibi gösterildi. Ve bana da bunu imzalattılar. 15 gün sonra beni bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gönderdiler. Orada kurula çıktım. Cinsel yönelimimin farklı olduğunu söyledim. Emniyet Hizmetleri Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilen bir hastalık dilimi verildi. Buna göre görevimi yapmamda herhangi bir sakınca yok. Devlet eşcinsel olduğum için “sen hastasın” diyor ama “kişi kendini iş ortamında belli etmeyecek durumdaysa görevine devam eder” diyor. Sonra? Buradan bir şey yapamayınca hakkımda disiplin soruşturması açtılar. İki müfettiş geldi. Eski bir arkadaşımı da ifadeye çağırmışlar. O da benim bir adamla bir otele gittiğimi söylemiş. Ben ne kadar gizli yaşıyorum, kendimle bile yüzleşmekten korkuyorum. Bir adamla otele gittiğimi iddia ediyorlar. Ki gitsem bile kime ne! Ben de müfettişlere anlatmaya başladım: Önce kendim kabul etmedim. İstanbul’da göreve başladığımda iki kız arkadaşım oldu. İlişkilerimde başarılı olamadım. Kendimle çelişiyordum ve mutlu değildim. Çift kişilikli gibi olmaya başlamıştım. Kendime ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin, dedim ve bu deveyi gütmeye karar verdim. “Ben buyum” dedim. Müfettişler, hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlık duygusunu azaltmak suçuyla dosyamı disiplin kuruluna yönlendirdi. Kurulda zaten beni en başından beri araştırıp, ifademi alan kişiler yer alıyordu. 6 ay kıdem tenzili verilmesi gerekirken, kurul yüz kızartıcı suç işlediğimi söyleyerek dosyayı İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor. Ancak dosya kapalı gizli ibareli zarfta gelmesi gerekirken, bayrak gibi sallandırılıyor ve bu nedenle olayı duymayan kalmadı. Aslında gizlilik kurallarını ihlal ederek beni istifaya zorladılar, psikolojik baskı uyguladılar. Ama ben yılmadım. Tüm bunlara tek başıma göğüs gerdim. Artık LGBT örgütlerini de tanıyorum. Bu saatten sonra son nefesime kadar bu işin arkasında duracağım. Ben yaşadım, başka devlet memuru arkadaşlar ya da LGBT bireyler bunu yaşamasın. Devlet memurluğundan ihraç edilmeniz nasıl oldu? Dosya İçişleri’ne gittiğinde sözlü savunma vermeye gittim. Müsteşarının bana ilk söylediği şuydu: “Oğlum, ben buna suç demiyorum. Anlat”. Görüşme iyi geçmişti. Ama 2 ay sonra devlet memurluğundan çıkarıldığımı öğrendim. Verilen karar Anayasa’nın 10., AİHS’in 8 ve 14. Maddelerine aykırı. İşin hukukunu da öğrenmişsiniz bu süreçte. Tabii ki. Sonuçta polisler de hukuk insanı. Başıma gelenlerden sonra da çok araştırdım. Bana normalde Emniyet Hizmetleri Disiplin Tüzüğü’ndeki cezalardan verilmesi gerekirken, en ağır ceza verildi. Sicil notlarım 90’dan aşağı değil, daha önce hakkımda hiçbir soruşturma yok. Bu durumda bir alt ceza verilir. Ama bireysel davranıldı, böyle bir şey yaşadım. Ben IPA (Uluslararası Polis Teşkilatı) üyesiydim. IPA’nın, yurtdışındaki eşcinsel polis topluluklarının ve İstanbul Barosu’nun davamı takip etmesini istiyorum. Kimseden yardım istemiyorum ama takip istiyorum. Bir baksınlar, benim hakkım yeniliyor mu yenilmiyor mu? Bu süreçte size destek olanlar oldu mu? Evet, birçok polis arkadaşım da çok destek oldu. “Bugün sana, yarın bizim çocuklarımıza” dediler. Hala arayıp soruyorlar. Hepsi evli, çocuklu, heteroseksüel insanlar. Polis arkadaşlardan darbe yediğim de oldu, destek veren de… Birlikte sohbetlere gittiğimiz, hizmetin içinde olduğum arkadaşların bana destek olmaması, telefonlarıma bile çıkmaması ise beni üzdü. Özellikle çocukluğumdan beri dostum olan bir meslektaşımın aleyhime ifade verip, sonra da bana sırt çevirmesi beni çok kırdı bu süreçte. Hizmet derken? Polis teşkilatında çok net bir ayrım vardır. Onlardan olanlar ve onlardan olmayanlar. Siz bu sohbetlere bu yüzden mi katılıyordunuz? Hayır. İnançlarım gereği gidiyordum. Oraya gittiğimde huzur alıyordum. Böyle bir durumum var ama çok şükür sağlığım yerinde, diyordum. Cinsel yönelimimle ilgili bocalamalarımdan uzaklaşıp huzur buluyordum. Bu yüzden hizmet hareketinin içerisindeydim. Şimdi meslekten ihraç edildiniz. Ne iş yapıyorsunuz? Nasıl sürdürüyorsunuz hayatınızı? Bir esnafın yanında çalışıyorum. Açıkçası hayatımı sürdürmekte çok zorlanıyorum. Ağabeyim ödemelerime yardım ediyor. Aileniz olup bitenlerden haberdar mı? Büyük ağabeyim her şeyi biliyor. Diğerleri hiç bilmiyor, rahatsızlığım nedeniyle bir süre çalışmayacağımı söyledim. Bu konuda bilgili değiller, onları da kaybetmek istemiyorum. Peki tüm bunlardan sonra polisliğe devam mı etmek istiyorsunuz? İleride eder miyim etmez miyim bilmiyorum ama bu hakkın bana verilmesi lazım. Geldiğim yerde benim insanlık onurumu zedelediler. Ben tayinim çıkıp gelirken, utancımdan kimseyle vedalaşamadım. Ben davamı kazanıp, gerekirse kendi onurumla istifa edeyim istiyorum. Ben bunun sınavına girdim, kazandım, bunun eğitimini aldım. Kısacası emek verdim. Anketler, polislerin çoğunun mesleği bırakmak istediğini ya da intiharı düşündüğünü gösteriyor. Siz polislik yaparken hiç böyle düşündünüz mü? Evet, benim de bunu düşündüğüm anlar oldu. Siz hiçbir hobisi olan, bir kursa giden, ya da terapiye giden bir polis gördünüz mü? Hayır. Bakıyorsun, ilişkilerinde sorun yaşıyorlar çünkü 24 saat çalışıyorlar. Amir baskısı haksızlıklar, teşkilat içindeki yapılanmalar… İnsanı o raddeye getiriyor. Polislerin translara sokakta yürürken bile ceza yazdıklarını, LGBT bireylere kötü davrandıklarını biliyoruz. Siz olayın diğer tarafındayken, yani polisken nasıldı durum? Mesleğe ilk başladığımda, kendi yönelimimi kabul etmediğim zamanlarda, karakola bir travesti gelmişti. Ama kolları kan revan içerisinde… Polis arkadaşlar da dalga geçiyor. Çok zoruma gitmişti. Kızı nezarete atacaklardı, hayır, dedim. Onu bizim dinlenme odamıza götürdüm, bir kahve yaptım. Sağlık raporuna da ben götürdüm. Bana dediği tek şey: “İlk defa bir polis tarafından insan muamelesi görüyorum”. Orada çok duygulanmıştım. Burada yine devletin bir sorunu var. Devlet bu insanlara bir iş imkanı açarsa, kurum olarak “gel, çalış” derse, zaten kimse gidip o işi yapmayacak. Kimse o hayattan memnun değil. Bazı şeylerin önünü açacaksın. Kim olursa olsun, din, dil, ırk, cinsel yönelim, kimse hor görülmeyi hak etmiyor. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
Reklam