Halepçe Katliamı'nın Üzerinden 26 Yıl Geçti
Dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak kabul edilen Halepçe Katliamı'nın üzerinden 26 yıl geçti16 Mart 1988 günü Irak Baas Rejimi’ne ait uçak ve helikopterlerin eşliğinde yaptığı ve en az 5 bin Kürdün yaşamına mal olan Halepçe Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçti. İran-Irak Savaşı’nın sonlarına doğru gelindiği bir dönemde, 16 Mart 1988’de yaşanan Halepçe Katliamı’nda çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan en az 5 bin Kürt yaşamını yitirirken, 7 ila 10 bin arasında kişi de yaralandı. Katliamdan sağ kurtulanlar ise birçok hastalığa maruz kaldı. Binlerce insan sinir sistemi, deri, akciğer hastalıklarınına yakalanırken, tümör oluşumu ve özürlü doğum da birçok kişi de görülen rahatsızlıkların başında geliyor. Fırat Haber Ajansı'da Halapçe katliamının anlatıldığı haber analizi şöyle yer aldı: Katliam, dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin ve Baas Rejimi’nin Kürt politikasının bir parçası idi sadece. İlk işaretleri 70’li yıllara dayanan Kürtleri topraklarından sürerek, Arap halkı içinde eritme ve Kürdistanı yavaş yavaş boşaltma politikası, İran-Irak Savaşı’nın doruğa ulaştığı yıllarda giderek bir soykırım politikasına dönüştü. Katliamın olduğu Halepçe’de 15 Mart 1988 günü İran askeri birlikleri ‘Zafer-7 Harekatı’ adlı genel bir taarruz başlatmıştı. Celal Talabani liderliğindeki YNK’ye bağlı güçler de İran Ordusu ile ortak hareket ediyordu. İran ordusu ve YNK güçleri Halepçe’yi geçerek, kent yakınlarındaki Derbendihan Gölü’nün güneyine çıkmışlar ve Süleymaniye karayolunu tutmuşlardı. Bölgede konumlanan binlerce Irak askeri arasında onlarca üst rütbeli kurmay da bulunuyordu. Ancak, buradaki birliklerin ve bölgenin Irak’ın diğer bölgeleri ile ilişkisi kesildi. Irak ise, hem İran ordusunun girişi, hem de bölgenin Kürt Peşmergesinin denetimine geçtiğini ve isyan başladığını görünce paniğe kapılmıştı. Durumun vehametini gören Saddam Hüseyin ise, İran Ordusu’nun ilerlemesini durdurmak için Kuzey Cephesi Komutanı ‘Kimyasal Ali’ lakaplı Korgeneral Alî Hasan al-Majîd al-Tikritî’ye kimyasal silah kullanmasını emretti. 16 Mart sabahı, Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı Sovyet yapımı Mig – 23 uçakları Halepçe, Dûceyde, İnab, Hurmal ile Sirva kasaba ve köylerini kimyasal bombardımana tabi tuttular. Uçak ve helikopterler hardal, sinir ve siyanit gazı bombaları kullanıyordu. Bombalamanın kurbanlarının başında ise, erkeklerin önemli bir kısmının savaşta olması nedeniyle kadın ve çocuklar geliyordu. Kimi kaynaklara göre 5 bin, kimilerine göre ise 6 bini aşkın kişi yaşamını yitirirken, bunların dörtte birinden fazlasını kadın ve çocuklar oluşturuyordu. 'Önce çöp gibi kötü, sonra elma gibi güzel bir koku geldi' Katliamdan sonra yüzlerce hatta binlerce tanık anlatmıştı o günü. Aradan geçen süre içinde devletler sussa da, birçok medya mensubu olay yerine gitmiş ve geçte olsa soykırımın bu vahşi anını dünyaya göstermişlerdi. 16 Mart 1988 saat 11’de evlerindeki sığınakta olan Halepçeli bir genç kız, şöyle anlatacaktı katliamı: “Önce helikopterler geldi, sonra uçaklar. Bir bir atıldı bombalar. Başlangıçta çöp gibi kötü bir kokuydu. Sonra elma kokusu gibi güzel bir kokuya dönüştü. Ardından yumurta gibi koktu. Dışarı baktım. Çok sessizdi, ama hayvanlar ölüyordu. Koyunlar ve keçiler ölüyordu. Herkese yanlış giden bir şeyler olduğunu söyledim. Havada ters giden bir şeyler vardı. Rahatsızlanmaya başlasak da saklanmaya devam etmeye karar verdik. Gözlerimde çok şiddetli bir acı hissettim. Kız kardeşim yüzüme yaklaştı ve ‘gözlerin kıpkırmızı’ dedi. Sonra çocuklar kusmaya başladılar. Çok fazla acı çekiyorlar ve sürekli ağlıyorlardı. Annem ağlıyordu. Sonra yaşlılar kusmaya başladı. Havada kimyasal maddeler olduğunu anlamıştık. Gözlerimiz gittikçe kızarıyordu ve bazılarımızın gözleri yaşarıyordu. Kaçmaya karar verdik. İneğimiz bir köşede yatıyordu. Koşuyormuş gibi hızlı hızlı nefes alıyordu. Sonbahardaymışız gibi ağaçların yaprakları dökülüyordu. Etrafta yere çöken duman bulutları vardı. Çocuklar yürüyemiyorlardı. Kusmaktan bitkin düşmüşlerdi. İnab köyüne doğru giderken çoğu kadın ve çocuk ölmeye başladı. Kimyasal bulutlar yere yakındı. Ağırdılar. Onları görebiliyorduk. Her tarafta insanlar ölüyordu. Bir çocuk daha ileri gidemeyecek duruma geldiğinde korkudan çılgına dönen ebeveynleri çocuğu yolun kenarında bırakıyorlardı. Aynı şekilde yaşlılar da bırakılıyordu. Koşuyorlar, nefes alamaz duruma geliyorlar ve ölüyorlardı.” 'Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü' Katliamdan sonra 21 Mart’ta Halepçe’ye ilk girenlerden olan ve katliam ile özdeşleşen, Kürt bir babanın minik bebeğini kurtarmak isterken yere düşerek öldüğü anı gösteren ‘Sessiz Tanık’ fotoğrafı ile bilinen gazeteci Ramazan Öztürk, o günü daha sonra şöyle anlatacaktı: “Bütün sokaklar cesetlerle doluydu. Etrafta dayanılmaz bir koku hakimdi. Körpecik bebelerden bazılarının derileri kavrulmuş, bazılarının vücudu mosmor kesilmişti. Cesetlerin çoğu kadın, çocuk ve yaşlı insanlara aitti. Bazı bebekler annelerinin kucağından fırlamış yerde sere serpe yatıyorlardı. Kimi evinin avlusunda kurulmuş sofra başında; kimi kapının eşiğinde; kimi bebeğini emzirirken; kimi oyun oynarken yakalanmıştı zehirli ölümün pençesine... Şehrin dışındaki boş tarlalarda ise, toplu halde ölmüş yüzlerce insan vardı. Uzaktan bakıldığında, sanki tarlalarda ot yerine insan bedenleri biçilmişti. Bu açık hava mezarlığında, yine kadın ve çocuklar çoğunluktaydı. Hepsi birbirlerine sokulmuş, korkunç ölüme teslim olmuşlardı. Bazıları ise, su birikintilerinin başında ölüvermişlerdi. Bunlar da, kimyasal gazların yaktığı vücutlarını suyla ıslatarak kurtulmaya çalışanlardı. Toplu cesetlerin arka planında, otlarken yine zehirli gazın etkisiyle telef olmuş ve vücutları şişmiş hayvanların görüntüsü göze çarpıyordu. Kısacası, bomba isabeti almış birkaç binanın dışında her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü.” Katlimın bıraktığı izler halen belirgin Halepçe Katliamı, hem Kürtler hem de uluslararası gözlemciler tarafından 23 Şubat- 6 Eylül 1988 arasında süren Enfal Operasyonu’nun doruk noktası olarak görülüyor. Katliamdan sonra kent ve çevresinde yaşayan insanlar diğer Güney Kürdistan halkının da yaptığı gibi Kuzey ve Doğu Kürdistan’a kaçmak zorunda kaldı. Savaşların sona ermesi ile birlikte evlerine geri dönen insanların yaşamlarını yeniden eski düzene koymaları bir daha asla mümkün olmadı. Her ne kadar tüm Enfal Harekatı boyunca katledilen Kürtlerin sayısı 100 ila 200 bin arasında olsa da, yaşanan vahşetin boyutu ve sonrasında yarattığı tahribatlar ile Halepçe Katliamı, hem Kürt hem de insanlık tarihinde belki de Enfal’den daha derin izler bıraktı. Halen binlerce kişi çeşitli hastalıklarla boğuşurken, birçok kadın doğum sonrası çocuklarını kaybedebiliyor. Yapılan araştırmalara göre, 2000’li yıllara kadar Halepçe’de özürlü doğum oranı Hiroşima ve Nagazaki’den bir kaç kat daha fazla idi. Katliamdan kurtulan birçok insan gözlerini kaybederken, binlerce insan deri, akciğer, boğaz ve diğer sinir sistemi hastalıkları ile mücadele etmek zorunda kaldı. Katliam sonrasında Güney Kürdistan’ın 2000’li yıllara kadar sürekli bir çatışma halinde olması ve yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle sağ kurtulanların rehabilitasyonuna ilişkin ciddi bir çalışma da yapılamadı.T24
17-24 Mart 2014 Astroloji & Burç Yorumları
Lütfen  burç yorumlarını 'Yükselen Burcunuza'göre de izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisine sorup hemen öğrenebilirsiniz. Sorularınız için LÜTFEN TIKLAYIN
Bilimin Sanatsal Hali: TED Konuşmacısı Fabian Oefner'den Sürreal Fotoğraflar
ted.com sitesinin bir klasiği olan  ''TED Talk'' sunumlarının konuğu olan sanatçı ve tasarımcı  Fabian Oefner harika bir çalışmaya imza atmış. Oefner tarafından çekilen fotoğraflar, bilim ve sanatın ortak çalışması sonucunda nefes kesen görüntüler ortaya çıkacağının sağlam bir kanıtı.  Aslında sanat ve tasarım eğitimi görmüş olan Oefner, bilimin de her zaman ikinci aşkı olduğunu belirtiyor. Bu ikisini bir arada götürebileceğini fark ettikten sonra bu tür çalışmalara imza atmaya başlamış. Aşağıdaki videoda Oefner bazı deneylerini sahnede tekrarlıyor ve diğer çalışmalarının detaylarını açıklıyor. Bu videoyu da mutlaka izlemelisiniz.
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Herkes Bunu Mutlaka Düşünmüştür! Sokakta Yürüme Yarışı Yapmak
Herkesin mutlaka aklına gelmiştir, ancak şöyle bir düşününce ne kadar saçma olduğunu anlayabilrsiniz. Neden insanlar, sokakta yan yana yüremeye çekinir ya da neden hızını artırıp bu durumdan kurtulmaya çalışır. Bununla ilgili ilginç ve bir o kadar komik bir tespiti izliyoruz.
Reklam
Gerçek Terapi: Sıcak Hava Balonuyla Kapadokya Üzerinde Uçmak
Fotoğrafçı Afonso Salcedo turist olarak geldiği Kapadokya'yı 'Sıcak hava balonları güneş ile uyum içinde yavaş yavaş yükseliyor. Havanın sessizliği... Peri bacaları, mağaralar ve kayalar ayaklarının altında. Ne büyük keyif! '' sözleriyle tarif etmiş. Bir de yabancıların objektifinden Kapadokya sizlerle...
Reklam
iPhone 6 Air Çok İnce Olacak
iPhone modelleriyle çıktığı her döneme damgasını vuran Apple firması anlaşılan iPhone 6 ya da göre iPhone Air ile 2014 yılına damgasını vuracak. Yeni gelen iddialar cihazın ince bir tasarıma ve yüksek donanıma sahip olacağını söylüyor. Apple'a yakınlığı ile tanınan 'Sonny Dickson' tarafından paylaşılan bilgilere göre iPhone 6 ince bir kasaya sahip olacak. Cihazın 5.58mm inceliğinde olacağını söyleyen Dickson, iPhone 6'nın ayrıca, 389ppi piksel yoğunluğuna sahip Ultra Retina bir ekranla geleceğini söylüyor. Donanım kısmında ise cihaz 2.6GHz saat hızında çalışan A8 işlemciden güç alacak. Bu arada iPhone 6'nın 4.7 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip olacağı söyleniyor ancak Apple bir sürpriz yapabilir. Son olarak Apple'ın yeni iPhone modelini de önceki yıllarda da olduğu gibi eylül ayı içerisinde tanıtması bekleniyor.teknolojioku
Facebook, Kimin Kime Aşık Olduğunu Anlıyormuş
Facebook, kimin kime aşık olduğunu, ilişkinin ne zaman başlayacağını anlayabiliyor-muş!Facebook mühendisleri, 2010 ve 2013 arasındaki kullanıcı istatistiklerine dayanarak, ilişkiye başlayacak olan kullanıcılarını haftalar öncesinden fark edebiliyormuş...Bu istatistiklere göre, aralarında bir aşk başlayacak ve ilişki durumlarını resmen 'ilişkide' olarak güncelleyecek olan kullanıcıların 100 gün önceden başlayan bir 'paylaşım' maratonu ortaya çıkıyor. Çiftler, henüz ilişkileri başlamadan birbirlerinin profil sayfalarında görünecek şekilde paylaşımlar yapmaya başlıyorlar ve bu paylaşımların sayısı giderek sıklaşıyor.İlişkinin resmen ilan edilmesinden önceki 12 günde bu paylaşım sayısı ortalama günde 1.67 adete kadar çıkıyor. Böylece Facebook, iki kişinin aşk yaşıyor olduğunu ve kısa süre sonra birbiriyle 'ilişkide' olduklarını deklare edeceklerini anlayabiliyor. Elbette bu veriler düğün/nikah hazırlığı, mobilya, emlak gibi alanlarda faaliyet gösteren reklam verenleri çok mutlu ediyor ve bu çiftlerin sayfalarında bol bol bu ilanlardan gösterilmeye başlanıyor. Zaten bu 'tahmin' olayının ortaya çıkış nedeni de, reklam verenlerden başkası değil.Facebook'un yaptığı bir diğer araştırmaya göre de, ilişkiye başlayan kullanıcıların paylaşım sayıları, ilişkinin resmen ilan edildiği tarihten itibaren keskin biçimde düşmeye başlıyor. Yani, aşık çiftler aslında Facebook'un çok işine gelmiyor. Ancak bir diğer istatistiğe göre de, çiftlerin ilişki durumunu resmen açıklamalarından sonra, aşk, mutluluk, iyi dilekler gibi ifadelerin yer aldığı ' pozitif ' paylaşımların büyük oranda arttığı görülüyor. Bunun yanında, yalnız kişilerin paylaşımlarında nefret ve olumsuz duygular içeren kelimelerin daha fazla paylaşıldığı dikkat çekiyor.
Reklam
Reklam
Apple Boykot mu Edilecek?
Apple’ın zarar verici maddeler kullandığını iddia eden Green Group, Apple ürünleri için boykot çağrısı yaptıDünya teknoloji devi Apple ‘a boykot çağrısı geldi. ABD ‘li çevreci organizasyon Green Group , Apple ‘a karşı boykot çağrısı yaptı.Apple cihazlarının üretimi aşamasında toksik maddeler kullanıldığını öner süren Green Group , bu maddelerin hem çevreye hem de çalışanlara zarar verdiğini açıkladı.Üretim esnasında n-hexen ve benzen maddelerinin kullanıldığını açıklayan Green Group , Apple ‘a bu maddelerden vazgeçmeleri gerektiğini açıkladı.Green Group , Apple ‘ın fabrikalarında çalışıp hastalanan kişiler için de fon oluşturulmasını istedi ve fona her satılan Apple cihazı için 1 dolar eklenmesi gerektiğini duyurdu.Apple ise bu iddiaları yanıtsız bırakmadı. Apple yaptığı açıklamada pek çok zararlı maddeyi teknoloji endüstrisinden uzaklaştıran firma olduğunu belirtti.
Samsung'dan Yüksek Çözünürlüklü Amoled Tablet
Ocak ayında düzenlenen CES 2014'te Galaxy Tab Pro ve Galaxy Note Pro ailesine mensup farklı ekran boyutlarına sahip tablet tanıtımları gerçekleştiren Samsung, halihazırda Android dünyasının bir numaralı tablet üreticisi olsa da, Apple ile arasında hala ciddi bir fark var. Üst sınıf tabletleri birçok ülkede satışa sunan Güney Koreli ücreti ayrıca giriş ve orta seviye iddialı tablet modellerle de rekabete dahil oluyor. Samsung'un 2014 tablet planlaması sadece bunlarla sınırlı değil. Galaxy S ve Galaxy Note akıllı telefon serisinde AMOLED ekrana yer veren şirket ilk ve tek AMOLED ekranlı tableti ise 2011 yılında duyurmuştu. Galaxy Tab 7.7 ile AMOLED ekranı tabletlere taşıyan Samsung bu yıl daha iddialı bir çözümle bir kez daha tüketicilerin huzuruna çıkmaya hazırlanıyor. Samsung ile yakın ilişkiler içerisinde olan ve bu noktada güvenilir bir kaynak olarak gösterilen SamMobile sitesinde yer alan habere göre Samsung, SM-T800 kod adına sahip yeni bir tablet hazırlıyor. SM-T801 ve SM-805 tabletin 3G ve Wi-Fi modellerini temsil ederken, 10.1-inç ekrana sahip tablette 2.560 × 1.600p çözünürlüklü Super AMOLED ekran yer alacak. Android 4.4.2 KitKat işletim sistemine sahip tablette Samsung'un son dönemde üst sınıf cihazlarda yer verdiği TouchWiz Magazine kullanıcı arayüzü yer alacak. Söz konusu tablette ayrıca Galaxy S5'te yer verilen Ultra Güç Tasarruf Modu da bulunacak.teknolojioku
Reklam
Gerçek Hayatta GTA
ABD’de otobanda otomobillere çarparak araçları silahla alıkoyan suçlu uzun polis takibinden sonra yakalandı. GTA bilgisayar oyununu anımsatan kovalamaca heyecanlı anlara sahne oldu.
Kaybolan Köpeğin 7 Ay Sonra Sahipleri Tarafından Bulunması
Dora adlı köpek 7 ay önce havai fişeklerden korkarak sahiplerinin elinden kaçar. Aile uzun aramalar sonunda Dora'yı bulur. İşte şimdi aylar sonra kavuşan köpekle sahibinin harika tepkilerini izleyeceksiniz!..Not: Aile, köpeği bir mikroçip sayesinde bulmuş. Video da aslında bu mikroçipi tanıtma amaçlı çekilmiş!
Myrleia: Süpermarket Bodrumunda Bir Antik Kent...
Bursa'daki Myrelia antik kenti, üstünde yapımına izin verilen süpermarketin bodrumuna hapsoldu. Antik kentte 5 katlı yapılaşmaya da izin çıktı. Radikal'den İdris Emen'in haberine göre, Uludağ Üniversitesi, 2010 yılında Bursa’nın Mudanya ilçesinde 1. derece SİT alanı olan bölgenin yakınında yaptığı yüzey çalışması sırasında yoğun seramik parçalarına rastlayınca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na bölgenin 1. derece SİT alanı ilan edilmesini önerdi. Koruma kuruluysa tarihi limanı 3. derece SİT alanı ilan ederek imara açtı. 1. derece sit alanını 3. derece yaptılar Uludağ Üniversitesi, 2010 yılında Bursa’nın Mudanya ilçesinde 1. derece SİT alanı olan bölgenin yakınında yaptığı yüzey çalışması sırasında yoğun seramik parçalarına rastlayınca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na bölgenin 1. derece SİT alanı ilan edilmesini önerdi. Koruma kuruluysa tarihi limanı 3. derece SİT alanı ilan ederek imara açtı. Ardından Tesco Kipa Kitle Pazarlama Şirketi de 23 Eylül 2012 tarihinde aldığı ruhsatla bölgede süpermarket yapımına başladı. Ancak süpermarketin temel kazıları sırasında antik kentin M.Ö. 7. Yüzyıl’a ait duvarı ile heykellere rastlanınca bölge halkı süpermarket inşaatının durdurulması için koruma kuruluna başvurdu. İki ay süreyle bölgede incelemede bulunan koruma kurulu, tarihi Myrelia kentinin 3. derece SİT alanı olarak kalmasını uygun bularak kent üzerine yapılan alışveriş merkezinin devam ettirilmesine karar verdi. 2700 yıllık tarihe 5 kat Kurul tarafından verilen özel izinle antik kentin üzerinde yapılan süpermarketin inşaatı bitti. Yaklaşık 20 metre uzunluğa ve iki metre genişliğe sahip 2700 yıllık kent duvarları ve tarihi kalıntılar, süpermarketin bodrum katında cam çerçeve içine konulmuş. Etrafı cam çerçeveyle çevrilen tarihi kalıntılar süpermarketin içinde müşterilere sergilenecek. Bölge halkı ise antik kent üzerine kurulan süpermarketin yıkılması ve yerine müze yapılmasını istiyor. Antik kent üzerine kurulan süpermarketin yıkılması için açılan dava devam ederken, Mudanya Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik kentin bina kat yüksekliğini 2’den 5’e çıkartan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nâzım imar planı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanarak koruma kuruluna gönderildi. Plan kurul tarafından da onaylandığı takdirde tarihi Myrelia antik kentinde 2 olan kat yüksekliği 5’e çıkarılacak, Myrelia antik kentinin liman kısmında bulunan 50 bin metrekarelik alan ise turizm alanı olarak imara açılacak. İdris Emen | Radikal Kaynak: Milliyet
Külüne Muhtaç Olmak İstemeyeceğiniz 16 Komşu Tipi
Ev alma komşu al, komşu komşunun külüne muhtaçtır gibi güzel atasözlerimizi kulaklarımızda çınlatan komşulardan bahsedeceğiz sizlere, bunlardan bahsederken 'kötü komşu insanı ev sahibi yapar' atasözünü de aklınızdan çıkarmamanızı isteyeceğiz. Olumlu yanlarını da görmek lazım bu komuşularımızın.
Reklam