onedio
Bankaların Yeni Mağdurları Üniversite Öğrencileri
ARİFE KABİL HABERLER PazarTüketici şikâyetlerinde ilk sıralardan hiç inmeyen bankalar, mağdur yelpazesine üniversite öğrencilerini de ekledi. Kampüslerde tezgâh açan bankalar, öğrencilerden hiçbir gelir beyanı ya da teminat istemeden kredi kartı pazarlıyor.“Kartı alırım da benim bir gelirim yok ki” sözlerine karşılık, tatlı dille pazarlanan kredi kartlarında sıra borçları tahsil etmeye gelince o tatlı dil yerini mutsuz yüzlere bırakıyor. Tüketici haklarıyla ilgili derneklere ulaşan şikâyetlere göre bugün binlerce öğrencinin başı kredi kartı borcuyla dertte. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu ‘gizli yoksulluk’ çekiyor.Öğrencilere kredi kartı pazarlamak için üniversite kampüslerinde konuşlanan bankalar, kayıt işlemleri sırasında hiçbir teminat ya da gelir beyanı istemiyor. İlk olarak ortalama 500 lira limitle açılan kredi kartları daha sonra yine hiçbir teminata gerek kalmadan 3 bine kadar yükseltiliyor. Oysa 2006’da çıkan kredi kartı yasasına göre bin TL üzeri kredi kartlarında limit ilk yıl en fazla aylık gelirin iki katı, ikinci yıl ise dört katı kadar yükseltilebilir. Bin liranın altındaki kartların muaf tutulduğu yasa, bankaların öğrencilere kredi kartı dağıtmasının önünü açıyor. Ancak binlerce mağdurun dosyasını inceleyen tüketici dernekleri, bin TL’nin de bir öğrenci için ödenebilir bir miktar olmadığı görüşünde. Düzenlemelerdeki eksiklik ve denetimsizliğin en açık örneği ise öğrenciler için açılan hesaplar. Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencisi Ahmet Ç., öğrenci kartı çıkarırken üniversitenin anlaşmalı olduğu bankaya 10 lira verince kredi kartı alabildiklerini söylüyor. Geçtiğimiz yıl kredi kartını açtırmak isterken kendisine geçmişte bir kez bile sigortalı gözükmüşse 3 bin TL’ye kadar limitinin artırılabileceği söylenmiş. Nitekim SSK kaydını gösteren Ahmet, kartının limitini 3 bin liraya çıkarmış. Ancak hâlihazırda öğrenci olan ve düzenli bir geliri olmayan Ahmet, bugün ailesinden sakladığı borçları nasıl ödeyeceğini düşünüyor.‘Daha rahat harcarım dedim, borçtan kurtulamıyorum’Mahmut, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğrenci. Beş yıl önce Diyarbakır’dan İstanbul’a okumaya gelen Mahmut, ilk olarak okula kayıt yaptırdığı yıl bir bankadan kredi kartı alır. Ailesinin maddi durumunun iyi olmadığını söyleyen genç, “Daha rahat harcama yapmak için kredi kartı alsam iyi olacak diye düşündüm.” diyor. Düşük limitle başlayan kart, zamanla 750 TL’ye yükselir. Ancak borcunu ödeyemeyince bütçesini döndürmek için başka bir bankaya kart başvurusu yapar. O banka da hiçbir teminat istemeden üniversite öğrencisine kartı verir. Mahmut, bu şekilde tam dört bankadan kredi kartı alır ancak hiçbirinin borcunu ödeyemez. Bunun üzerine memleketteki babasına tebligat gelir. Bunca hesaplar açılırken velinin onayını almaya gerek duymayan bankalar, sıra borcu tahsil etmeye gelince baba hakkında icra takibi başlatır.Öğrencilerin anlattıklarında dikkat çeken diğer husus ise kampüsteki kredi kartı pazarlama yöntemi. Kız öğrencilere erkekler, erkek öğrencilere ise kadınlar iletişim kuruyor. Konuştuğumuz bir öğrenci, “Benimle çok samimiydi. ‘Almazsan çok üzülürüm, bana bir iyilik yapmaz mısın’ gibi sözler, gençlerin nasıl suistimal edildiğini ortaya koyuyor. Kampüste şahit olduğumuz bir konuşmada, bir öğrenciye, “Lütfen hedefimi tamamlamaya yardım edin” diye yalvaran genç kız, o kadar ısrar ediyor ki, öğrencilerden biri, “Düzenli gelirim yok. Borç yapsam ödeyemem ama yerime birini bulamazsam kendim alacağım.” diyecek noktaya geliyor.”diyorBin lira kredi limiti, öğrenci için çok fazlaTüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, “Klasik pazarlama yöntemlerini üniversitelilere uyguluyorlar. Kampüste bunu yapmak hiç ahlaki değil.” diyor. BDDK’nın bize yaptığı açıklamada, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik’in ‘Kredi kartı limitli’ başlıklı maddesindeki, “İlk defa kredi kartı sahibi olacak kişinin aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyinin tespit edilememesi durumunda tüm kart çıkaran kuruluşlardan edinilebilecek toplam kredi kartı limiti en fazla bin Türk Lirası’dır.” ifadesi söz konusu. Ancak bankalar bu maddeye riayet etmezken, öğrencinin başka bir bankaya borcu olup olmadığına da bakmıyor. “Bin lira banka için az bir meblağ olabilir ama bu parayı ödeyemediği için bunalıma giren, ailesiyle sorun yaşayan onlarca gençle tanıştık.” diyen Çakar, hayatın başındaki gençleri borca sokarak bankaların ipoteği altında ezmenin ahlaki olmadığını savunuyor.‘Bursumu direkt kart borcuna yatırıyorum’Üniversiteye kaydolurken okulun kendilerine hesap açtığını söyleyen Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinden Zeynep Ç., “Bilgimiz olmadan kredi kartı hesabı açılmış ama aktifleştirilmemişti.” diyor. Bursunun yatacağı bankadan hesap açtırmak için gittiğinde kendisine kredi kartı teklif ettiklerini söylüyor Zeynep “Üst limit 750 TL idi. Her ay en azından asgarisini yatırsam da bir türlü borcu kapatamıyorum. Sanki harcadığımdan çok ödüyormuşum gibi geliyor. Çünkü önceki aylar faiziyle sürekli üzerine ekleniyor.” Aldığı burs da aynı bankaya yattığı için daha eline geçmeden kartın borcuna gittiğini söyleyen Zeynep, “Bu yüzden elimde nakit para olmayınca yine kartla harcama yapmak zorunda kalıyorum.” diyerek, bankaların bursla geçinen öğrencileri soktuğu çıkmazı ortaya koyuyor.Tüketici Hakları Merkezi’nden Avukat Faruk Hançer, 2006’da yürürlüğe giren yasayla stant kurarak kredi kartı pazarlamasının yasaklandığını söylüyor. Ancak denetim eksikliğinden dolayı kanunun düzgün uygulanmadığını anlatan Hançer, “Kanuna göre gelir beyanı olmadan kredi kartı verilemiyor. Ek kartın dışında bir kart çıkarmak için gelir durumunun yapılması şart.” diyor. Denetim olmadan kanun çıkarmanın bir önemi olmadığına dikkat çekiyor: “Bankacılık bakış açısı insanları sisteme bir şekilde dahil etmek. Daha sonrası bir şekilde geliyor.” Bu konuda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun görevini yapmadığını düşünen Hançer, BDDK’nın denetimsizliğinden bankaların cesaret aldığını savunup, hukuksuzlukların her geçen gün arttığını ekliyor: “Bankalar ne yazık ki öğrencilerimizin iki kuruşuna göz dikti.”
Sokak Sanatı Hareketlenirse!
Giflerin de sanat eseri olabileceğini gösteren yaratıcı çalışmalar!Photoshop'un sihirbazı ABVH tarafından yapılmıştır.
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BU AŞK ONLARA PAHALIYA PATLADI Ebru Şallı'nın adı, 11 yıllık eşi Harun Tan'dan boşandıktan sonra Sinan Akçıl'la anılıyordu. Herkes bu aşk hakkında konuşuyor ancak görüntü olmadığı için de kafalarda acaba böyle bir ilişki yok mu sorusu dolaşıyordu. Magazin basınının da el ele görüntü almak için teyakkuzda olduğu sırada, Ebru Şallı-Sinan Akçıl çiftinin ilk fotoğrafı sizden geldi. Yılın ilk bomba karesinin yansımaları nasıl oldu? Fotoğrafı yayınladığımız andan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü. Twitter'da da olay oldu, yorumlar yağdı. Televizyon programlarında konuşuldu. Hatta son olarak Salih Keçeci ile Pelin Çinili'nin programında Günaydın konuşuldu. Fotoğrafın çok samimi ve güzel oluşu da etkili oldu sanırım. Aylardır konuşulan ilişki sonunda belgelenmiş oldu. Ancak bununla birlikte Sinan'ın korktuğu başına geldi. Ben abartıldığını düşünüyordum ama gerçekmiş; Sinan'ın fanları fotoğraf üzerine Twitter'da Ebru'ya demediklerini bırakmadılar. Sinan bir Brad Pitt'miş meğer. Kız hayranlarının sayısı o kadar fazla ki, onu kimseyle paylaşamıyorlar. Hem Sinan'a hem de Ebru'ya hakaretler yağdırdılar. Sinan'ın Ebru'yla el ele ortaya çıkmama nedeni bu tepkiden korktuğu içinmiş; korktuğu da başına geldi. Bu durum kaçınılmazdı, kaç kaç nereye kadar! Ben Sinan'ın kaçmasının nedenini bir gazeteci olarak şimdi daha iyi anladım.    MERVE İÇİN BU SON OLMAYACAK Oyuncu Merve Boluğur'un adı, her gün başka bir ünlüyle anılır oldu. Bunları sonuncusu ise Eser Yenenler oldu. Bir çekimde tanışan iki oyuncunun çevresi de, 'Şu anda ilişkinin adını koymadılar ama birlikte iyi vakit geçiriyorlar' dedi. Adı sürekli başka kişilerle anılan Boluğur ile Yenenler arasında bir aşk mı başladı? Aşk başlayıp başlamadığını bilmiyorum ama bir yakınlık olduğu belli. Bunun nedeni çok basit; Merve kadar gezen bir oyuncu daha yok. Her gece bir yerde fotoğrafı çekilebiliyor.Dizi seti olmadığı zamanlarda sürekli sokaklarda. Ya yemekte, ya barda ya da eğlencede. Güzel de bir kız olduğu için etrafındaki erkekler de onu boş bırakmıyor. Bu kişiler de genellikle kendi çevresinden oluyor. Anladığım kadarıyla sevgilisiz bir hayat düşünemeyen bir insan. Eser de şu sıralar çok yoğun. Birbirlerine ne kadar zaman ayırabilirler ki! Bu yakınlaşmanın sonucu ne olur bilmiyorum ama Merve'nin adının bu haberlerle anılması son olmayacak. Hayatında bir erkek olmadığı sürede hakkında hep bu tür haberler çıkacak.    REKLAM AŞKI MI? Dizi aşıklarına bir çift daha eklendi. İddialara göre dizi setinde yakınlaşan Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy'un arkadaşlığı 1 ay önce aşka dönüştü. İkilinin beraberliklerini setteki arkadaşlarıyla da paylaştığı, 'Birbirimize iyi geliyoruz ve çok mutluyuz' dedikleri öğrenildi. Sarıkaya, 14 Kasım'da evli ve iki çocuk babası işadamı Murat Süğlün'legörüntülenmişti. Fotoğraflarının basına yansımasının ardından ünlü oyuncu ilişkisini bitirmişti. Hayranlarının tepkisiyle karşılaşan Sarıkaya'yı sıkıntılı günlerinde rol arkadaşı Ulusoy yalnız bırakmadı. Sarıkaya da, uyuşturucu temin etmek suçundan hâkim karşısına çıkan Ulusoy'un hep yanında oldu. Çiftin bu zorlu süreçlerde yakınlaştığı konuşuluyor. Zor günler geçiren iki oyuncu, teselliyi birbirlerinde mi buldu? İddialar üzerine ikiliden yalanlama gelmemesi aşk haberlerini doğruluyor mu? Birlikte fotoğrafları henüz olmadığı için kesin konuşamam ama bana dizinin reklamını yapıyorlar gibi geldi. Çağatay yaşadığı kötü günler atlatmaya çalışıyor. Serenay da terkedildiği için sıkıntılı günler geçiriyor. Sürekli sette yan yanalar ve zor günlerinde birbirlerine destek oluyorlar. Bu durum da bir yakınlaşmayı doğurmuş olabilir. Birlikte fotoğraflandıkları takdirde gerçek mi dizi aşkı mı olduğu ortaya çıkacaktır.    CEM YILMAZ ESKİ AŞKI CANSU DERE'YE Mİ DÖNDÜ? 2012 yılında evlenen ve Kemal adında bir oğulları olan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu çiftinin boşanacağı haberi geçtiğimiz hafta magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Herkes, araya giren arkadaşlarının çifti barıştırma çabasının işe yarayacağını düşünürken bir bomba haber daha geldi. Yılmaz ile Yağtu, 2014'e 8.5 saat kala yapılan sürpriz bir duruşma ile resmen boşandı. Yılmaz'ın boşanmak için Yağtu'ya 3 daire, lüks bir cip ve oğlu Kemal için aylık 15 bin lira nafaka verdiği iddia edildi. Ünlü komedyenin Yağtu'ya, kendisine iş kurması için yüklü bir ödeme yapacağı da iddialar arasında. Boşanma haberinin şok etkisi geçmeden Cem Yılmaz'ın yılbaşına eski sevgilisi Lal Dedeoğlu'nun işlettiği Karaköy'deki Bej Bar'da girmesi kafaları karıştırdı. Boşanma olayından Yılmaz'ın hiç etkilenmemiş olması size de garip gelmedi mi? Cem'in boşanması, son 1 yıldır yaşanan ayrılık ve boşanmalar arasında en şok edeni oldu. Her şey tahmin edilebilirdi ama bu edilemezdi çünkü dedikodusu bile çıkmadan olay bitti. Boşanmanın ardında gerçekte ne var ne yok bilinmez, zamanla ortaya çıkacaktır ancak dedikodular doğruysa Cem eski aşkı Cansu Dere'ye dönmüş. Burada insanların kafasında evliyken mi Cansu'ya döndü gibi soru işaretleri oluşabilir. Ben kesinlikle böyle olduğuna inanmıyorum. Cem böyle bir insan değil. Ahu ile ilişkisini sonlandırmadan Cansu'yu hayatına dâhil etmemiştir. Cansu'nun hayatında kimse olmaması, Cem evlendiğinde yıkılması ve sonrasındaki aşk denemelerinde başarısız olması nedeniyle de böyle dedikodular çıkıyor olabilir. Henüz kesin bir bilgi yok elimizde. Yılbaşı gecesi de dışarıda olması çok normal, ayrıldı diye evde oturacak hali yok. Lal Dedeoğlu ile Cem çok iyi arkadaşlar. Ahu varken de görüşüyorlardı. Onun işlettiği mekâna gitmesinde bir gariplik yok. Cansu ile yeniden bir araya geldiler mi bunu bize zaman gösterecek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir laf var. Tekrar bir araya gelirlerse ilginç olur hepimiz için. Yeniden başlarlarsa artık Cem'in onunla evlenmesi gerekir. Fakat Cem'in de arkadaşlarına 'evlilik bana göre değil' dediği konuşuluyor. Bu belki de doğru. Evlilik olayı Cem'e göre bir şey değil. Özgürlüğüne, rahatlığa düşkün biri o. Ben de evleneceğini duyduğumda şaşırmıştım çünkü evlilik olayıyla Cem'i bağdaştıramıyorum bir türlü. Eşini aldattı iddialarının da gerçek olduğuna inanmıyorum. Cem'in çapkın olduğu söyleniyor ama bakılırsa hep uzun süreli düzgün ilişkileri oldu. Evliyken eşine bir saygısızlığı olmamıştır. Ne başkasıyla anıldı ne de görüntülendi. Artık boşandı ve bundan sonrasında Cansu ile yan yana gelirlerse de aslında şaşırmamak lazım çünkü Cansu hiçbir zaman Cem'i unutmadı.    BU İLİŞKİ HACI İSTEDİĞİ SÜRECE DEVAM EDER Yaklaşık 1 ay önce Hacı Sabancı ile Deniz Akkaya'nın yeni bir aşka yelken açtığı haberi gündeme bomba gibi düşmüştü. Birlikte görüntüleri olmadığı için herkes bu ilişkinin duyulmasının ardından son bulduğunu düşünüyordu ancak çift geçtiğimiz günlerde ilk kez birlikte görüntülendi. İlişkilerini en yakınlarından bile gizleyen ve gözlerden uzak yerlerde görüşen ikili, yılbaşı öncesi Caddebostan'daki Bistro 33'te görüntülendi. İkili arasındaki ilişki sonunda belgelendi. Sabancı'nın Özge Ulusoy aşkının da ailesi nedeniyle bittiğini düşünürsek bu ilişkiye ne kadar bir süre biçiyorsunuz? Bu ilişkiye hiç uzun süre biçmiyorum. Daha önce de söylemiştim yine söylüyorum; Hacı-Deniz ilişkisi, bir Hacı-Özge ilişkisi olmayacak. Görüşmeye devam edecekler, hatta daha da çok birlikte orada burada görüntüleneceklerdir. Ancak bu ilişki Hacı istediği sürece devam edecek. Canı sıkıldığı anda ise bu ilişki bitecektir. Bu kadar da iddialı konuşuyorum.    BÜLENT ERSOY EVLENMEZ ÇÜNKÜ… Sanatçı Bülent Ersoy, kendisinden 38 yaş küçük sevgilisi Berk Yılmaz ile evleneceğini ilan etti. Yaz aylarında evlenmeyi planladığını söyleyen Diva, 'İzmir'e gelin gidiyorum' dedi. Yılbaşı gecesi Kıbrıs'ta sahne alan sanatçı, gece boyu şarkılarını sahnenin hemen önündeki masada oturan Yılmaz'ın gözlerine bakarak seslendirdi. Daha önce iki kez nikâh masasına oturan Bülent Ersoy, Berk Yılmaz ile evliliğin eşiğinden dönmüştü. Son zamanlarda ikili arasında yeniden alevlenen ilişki, nikâh masasına taşınır mı? Bülent Ersoy ne zaman bir gazinoda sahne alacak olsa yanında bir sevgilisi olurdu, şimdi de ne zaman bir televizyon programına başlasa bir sevgili yapıyor. Çok uyanık ve akıllı bir sanatçı. Televizyonda program yaptığı için gündemde kalmak istiyor. Tek başına bir yerlerde görüntülenerek ne kadar gündemde kalabilir? Ancak bir sevgilisi olursa daha çok gazetelere haber olur, bu da programına katkı sağlar. Bülent Ersoy bu saatten sonra evliliğe gitmez. Bu kişiyle gerçekten bir ilişki yaşayıp yaşamadığı da şüphelidir. Bülent Ersoy, Berk Yılmaz olayını kendi lehine çok güzel bir şekilde kullanıyor. İşin özeti budur. Program biterse bu kişiyle olan ilişkisi de bitecektir.    'KOCASINI KIVANÇ İÇİN BIRAKTI' YORUMUNDAN KORKTU Kıvanç Tatlıtuğ'un 'gazetecilerden kaçış planı' başarıya ulaşmadı. 2013'ün son ayında gönlünü bir dönem rol aldığı 'Aşk-ı Memnu' dizisinin de stil danışmanlığını yapan BaşakDizer'e kaptıran Tatlıtuğ, dizi çekimlerinden dolayı yurt dışına gidemeyince yılbaşında Çeşme'nin yolunu tuttu. Ünlü oyuncu ile modacı sevgilisi, ortak arkadaşları Hakan Öztürk'ün evindeki yeni yıl yemeğinin ardından soluğu Alaçatı sokaklarında aldı. Magazin basınından kaçmak için gittiği Alaçatı'da da tedbiri elden bırakmayan oyuncu, gece boyu kapüşonuyla gezdi. Tatlıtuğ ile sevgilisi, kalabalıkta dolaşırken de aralarına arkadaşları Öztürk'ü aldı. Buna rağmen gazetecilerin kendisini tanıyıp fotoğraflarının çekildiğini fark eden oyuncu, objektiflere sert bakışlar fırlattı. FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Reklam
30 Harika Fotoğrafla Eşsiz Bir Seyahate Çıkın
'İnviv0' isimli Deviantart kullanıcısı, gezdiği yerlerin harika fotoğraflarını çekip, bunları hem Facebook sayfasında, hem de Deviantart profilinde paylaşıyor. Almanya'da yaşayan fakat memleketi İstanbul olan inviv0'nun, gerçek ismini maalesef bilemiyoruz. Profesyonel bir fotoğrafçı olmadığını, sadece seyahat ettiği yerlerin fotoğraflarını çekmekten hoşlandığını dile getiren inviv0'nun objektifinden 30 fotoğraf sizlerle...
9 Mükemmel Fotoğrafla Kendi Ay'ı ile Dünya Turuna Çıkan Rus Doktor
İlk bakışta fotoğraflar photoshop teknikleri kullanılarak manipüle edilmiş gibi görünse de aslında fotoğrafların hiçbir yerinde orjinal olmayan bir şey yok. Bu fotoğrafların mimarı ise Rus doktor Leonid Tishkov. Bir sanat festivali için özel üretilen bu yapay Ay, son olarak Leonid Tishkov'un eline geçti. Bu yapay Ay ile dünya turuna çıkan ve dünyanın farklı yerlerinde kendi Ay'ı ile inanılmaz fotoğraflar çektiren Tishkov 'Ay, farklı milletlerden ve kültürlerden, farklı ülkelerden insanları bir araya getiren parlak bir noktadır. Bizim sıkıcı dünyamızdaki masal ve şiirlere ilham kaynağı olur.' diyor. İşte bahsettiğimiz mükemmel fotoğraflar...
Reklam
Öncesi ve Sonrasıyla Bakmanız Gereken 15 İnanılmaz Değişim
Fazla kilolar, hem kadınların, hem erkeklerin ortak sorunu. Yine de kadın-erkek özelinde değerlendirecek olursak, kadınların fazla kilolara olan takıntısı erkeklere oranla daha fazla. Galeride spor yaparak inanılmaz değişime uğrayan 15 kadını görüyoruz. Midelerine kelepçe taktırmadılar, zayıflama hapı içip sağlıklarını tehlikeye atmadılar ve yeni hallerinden oldukça memnun gibi gözüküyorlar.  Kızlar tarafından reddedilince gaza gelen şişman gencin yeni halinden 8 fotoğraf , 1 yılda 75 kilo veren kadının fotoğraflarla inanılmaz değişimi galerileri de konuyla yakından alakalı...
Shia LaBeouf Özürde Çığır Açtı
Ünlü oyuncu Shia LaBeouf, çalışmalarından intihal yaptığı çizgi roman yazarı Daniel Clowes'dan özür dilemek için ilginç bir yol buldu. People'ın haberine göre; gökyüzüne uçakla 'Üzgünüm Daniel Clowes' yazdıran LaBeouf, yönetmenliğini üstlendiği kısa film “HowardCantour.com”da intihal yaptığı iddialarını da kabul etmiş oldu.Howard Cantour adlı bir sinema eleştirmenin hikayesini anlatan filmin konusunu, Daniel Clowes imzalı bir çizgi romanından aldığı iddia edilmişti. Hürriyet
4.7 ve 5.7 inçlik iPhone Modelleri Geliyor
Geçtiğimiz günlerde Çin'de yayınlanan bir rapora göre Apple yeni yılda iPhone telefonların boyutlarında radikal değişikliklere gidecek. iPhone 5 ile ekranı 4-inç seviyesine yükselten Apple, iPhone 5S'te ise 4-inç seviyesini devam ettirdi. Apple'ın bir numaralı üretici kuruluşlarından olan Foxconn içerisindeki bazı çalışanlardan edinilen bilgilere göre yeni iPhone'un ekran boyutu 4.7-inç boyutunda olacak. Söz konusu modelde parmak izi ve göz tarayıcılarının yer alması bekleniyor.Apple'ın hazırlıklarını sürdürdüğü bir diğer model ise 5.7-inç ekrana sahip olacak. Halihazırda Samsung 'un hakimiyeti altında olan pazara sunulacak büyük ekranlı bir iPhone bu kategoride dengeleri değiştirebilir. Apple geçtiğimiz yıl eylül ayında iki iPhone modeli duyurdu ve yine aynı dönemde tam da Galaxy Note serisinin tanıtım dönemine denk gelecek aralıkta 5.7-inç ekrana sahip dev ekranlı iPhone'u karşımıza çıkarması sürpriz olmaz.
Reklam
Dünya'nın En Eski Aşk Şiiri
Sümer inancına göre Sümer kralı her sene bereket ve aşk tanrıçası İnanna’nın yeryüzündeki temsilcileri kabul edilen rahibelerden bir tanesiyle evlenirdi.Bu şiir Sümer kralı Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından tapınakta yapılan düğününde söylenmek için yazılmıştı ve müzik ve dans eşliğinde söyleniliyordu.Yazıtın çevirisi şöyledir :canlar canıey sevgili güvey, canımın içiey güzeller güzeli, ballar balı,canıma can katan arslanım benim,güzellikte bir tane, ballar balı.büyüledin beni, bak titriyorum,güvey, beni yatak odana götür.büyüledin beni, bak titriyorum,al, yatak odana götür arslanım.gel, güvey, koynuma gir sevişelim,baldan tatlıdır benimle sevişmek.dört yanından bal damlayan gerdektegüzelliğinin tadına varayım.arslanım, koynuma gir, sarılalım,baldan tatlıdır benimle sevişmek.sevgili güvey, tadıma vardın ya,anam kuş sütüyle beslesin seni,babam armağanlar yağdırsın sana.ben bilirim gönlün nerede şenlenir,bizde uyu güvey şafağa kadar.bilirim nerede sevinir yüreğin,arslanım bizde uyu sabaha dek.sen seviyorsun beni, yalvarırımsarıl bana, okşa beni, öp beni.benim efendim, koruyucu tanrım!enlil’in yüreğini şenlendirenşusin’im, sarıl bana, okşa beni.yerin baldan tatlı, okşa elinle,güzelim giysileri okşar gibi,elini doldursun cânım dokusu.Bu eşsiz yazıt İstanbul Arkeoloji Müze şark eserleri bölümünde sergilenmektedir.
Angelina Jolie, Brad Pitt'e Şelale Aldı
Angelina Jolie, Brad Pitt'e doğumgünü hediyesi olarak şelale aldı. ABD'de 'sürdürülebilir mimari'yi popüler hale getiren isimlerden olan Pitt'in buraya 'hayal ev'ini yapacağı iddia ediliyor.Daily Mail gazetesinin haberine göre ünlü oyuncu Angeline Jolie, Brad Pitt’e 48’inci doğumgünü için California’da tam yeri belirtilmeyen bir bölgede şelale aldı. Gazeteye konuşan kaynak, “Angelina Brad’e çok çok özel bir şey almak istiyordu, Brad’in mimariye olan ilgisini bildiğinden bunun harika bir hediye olacağını düşündü” dedi. Şelale fikri ise 2006 yılında çiftin Frank Lloyd Wright’ın Pennsylvania’daki Fallingwater malikanesini ziyaretinde doğdu. 1935 yılında yapılan ve doğrudan bir şelalenin üzerine oturtulan bu mimari harikası, Smithsonian’ın ‘Ölmeden Önce Ziyaret Etmeniz Gereken 28 Yer’ listesinde de yer alıyor. Brat Pitt’in kendi ‘hayal ev’ini ne zaman yapmaya başlayacağı belli değil. YEŞİL MİMARİYİ SEVDİRDİ “Oyunculuk işim, mimarlık ise tutkum” diyen Pitt, ABD’de ‘sürdürülebilir mimari’ akımını popülerleştiren isimler arasında gösteriliyor. Pitt 2007’de New Orleans’ın Katrina Kasırgası’nda evsiz kalanlar için ‘yeşil’ evler inşa eden bir vakıf kurdu. Kullandıkları kadar enerji üreten, düşük maliyetli prefabrik evler, ABD’de bu tür evlere ilgiyi artırdı. Radikal
Reklam
Bu Hafta 4 Yeni Film Vizyonda
'Kusursuzlar', 'Halam Geldi', 'Oldboy' ve 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı' bu hafta vizyona giren filmler... Bu hafta 2'si yerli 4 film vizyona girdi. Kusursuzlar  50- Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen', 4. Malatya Film Festivali'nde ise 'En İyi Kadın Oyuncu' ödüllerine layık görülen 'Kusursuzlar' izleyici ile buluşuyor. Başrollerini İpek Türktan ile Esra Bezen Bilgin paylaştığı filmde, İbrahim Selim, Mehmet Ali Nuroğlu, Suna Selen ve Melih Düzenli de rol alıyor. Yönetmenliğini Deniz Eyüboğlu Aydın, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, müziklerini Barış Diri, kurgusunu ise Theron Patterson'ın yaptığı film, İstanbul'dan kaçarak Çeşme'ye anneannelerinin yazlığına giden iki kız kardeşin, sırlarla örülü, gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Lale ve Yasemin dışarıdan bakıldığında birlikte vakit geçirmek için tatile gelmiş gibi gözükseler de onları İstanbul'dan Çeşme'ye sürükleyen bir olay vardır. Lale ve Yasemin arasında yılların biriktirdiği karşılıklı hayal kırıklıkları, ortak bir sırrı taşımanın verdiği yükle beraber su yüzüne çıkmaya başlar. Yan komşuları Kerim'le tanışmalarının ardından kardeşler arasında ilk günden beri devam eden gerilim giderek tırmanır. Kardeşler bir yandan öfke, hayal kırıklığı ve intikam duygularıyla öte yandan kan bağının verdiği ağırlıkla mücadele etmek zorunda kalırlar. Halam Geldi Gazeteci Evrim Kanpolat'ın gerçek bir olaydan uyarlayarak yazdığı 'Halam Geldi' filminin çekimleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde medeniyetlerin iç içe geçtiği, birden fazla kültürün bir arada yaşadığı köylerden biri olan Akıncılar'da gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Erhan Kozan'ın yaptığı filmde, Akıncılar'da yaşayan Diyarbakırlı 13 yaşındaki üç genç kızın hikayesi anlatılıyor. Küçük yaşta yapılan evlilikler ile akraba evliliğinden doğan engelli çocukların yaşamını çocukların gözünden beyazperdeye taşıyan filmde, aynı zamanda Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki sınır sorunu da insani yönleriyle ele alınıyor. 50- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde özel bir gösterimle galası yapılan filmde, Burçin Terzioğlu, Turgay Tanülkü, Dilek Çelebi, Necip Memili, Berke Hürcan rol alıyor. Oldboy Spike Lee'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 'Oldboy' da Josh Brolin, Elizabeth Olsen, Sharlto Copley ile Samuel L. Jackson rol alıyor. Gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmesi beklenen filmin konusu şöyle: 'Joe Doucett kaçırılır ve dış dünyayla hiçbir iletişiminin olmadığı karanlık bir yere götürülür. Bu karanlık mahsende neden kaçırıldığını dahi bilmeden yirmi yıl boyunca tutsak edilir. Hiçbir kurtulma umudu kalmamışken televizyondan gösterilen bir haberde karısının öldürüldüğünü ve baş şüpheli olarak arandığını öğrenir ve günü gelip dışarı çıktığında öncelikli amacı karısının katillerini ve kendini kaçıranları bulup esaslı bir intikam almaktır. Ne var ki soruşturmaya başladığında zannettiği kadar özgür bir adam olmadığını ve tuzaklarla dolu bir suç ağına karşı zorlu bir yoldan geçmesi gerektiğini anlar.' Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı Ben Stiller'in yönettiği 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı'nın oyuncu kadrosunda, Ben Stiller, Kristen Wiig, Sean Penn ile Kathryn Hahn yer alıyor. Macera ve dramatik türündeki filmin konusu şöyle: 'Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek 'Life!' dergisinin fotoğraf arşivinde çalışan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl ile flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir.' Cnntürk
Efsane Dizi Friends Geri mi Dönüyor?
Tüm zamanların en başarılı komedi dizileri arasında güçlü bir yeri olan ve 10 yıl boyunca yayınlanan Friends geri dönüş hazırlığında. Dizinin Twitter hesabından, “Olacak” notuyla paylaşılan fotoğraf Friends’in 2014 yılında ekranlarda göreceğimizin sinyalini verdi.  Dizinin yeni sezon da aynı kadro rol alacak, ancak Aniston’ın durumu henüz kesinleşmedi.Hürriyet
Reklam
'Anayasa'nın 138. Maddesi Ölmüştür'
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 'Anayasanın 138. maddesi (Mahkemelerin Bağımsızlığı maddesi), bu memlekette ölmüştür' dedi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Meclis'te, 2014 Vizyon Toplantısı'nda konuştu. Bu yıl arka arkaya seçimler yapılacağına dikkati çeken Çiçek, bu yıl ilk kez Cumhurbaşkanını da halkın seçeceğini hatırlattı. Çiçek, 'bağımsızlık, cumhuriyet ve demokrasinin' Türkiye'nin son yüzyıl içerisindeki üç önemli kazanımı olduğunu söyledi. Özeleştiri çağrısı Türkiye'nin daha huzurlu, toplumun daha dinamik ve birbiriyle kucaklaşmış olması için önerilerde bulunan Çiçek, özeleştiri yapmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çiçek, '2014'ün başında herkes bir özeleştiri yaparsa daha önce yaşadığımız sıkıntıların bir kısmını bu dönem yaşamayız. Özeleştiri için sağduyuya, sükunete, normalleşmeye gerginliklerden uzak, birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Açıkca ifade etmek isterim ki bir barış ve kardeşlik diline ihtiyacımız var' dedi. Çiçek, 'birlik ve bütünlüğe ihtiyaç olduğunu' söyleyerek, kullanılan 'dış güçler, iç güçler' kavramlarının doğru yanları olduğunu ifade etti ve 'Kardeşlik ve barış diline var' dedi. Tartışma ortamına eleştiri Demokrasinin özgür tartışma ortamları olduğunu ifade eden Çiçek, kurallar ortaya konularak tartışmanın yapılması gerektiğini, kurallar ortaya konulmadan, yürürlükte olan bir kısım değerler gözardı edilerek tartışma ortamına girilmesi durumunda, bunun hem insan onurunu zedelediğini hem de merkantilist bir anlayışı topluma ve siyasete egemen kılmaya çalıştığını bildirdi. Cemil Çiçek, 'Demokrasi uzlaşı rejimi ise uzlaşabilmek için merkantilist bir anlayıştan ziyade, kuralları da dikkate alarak bir tartışmayı yapabilirsek birbirimizi anlamamız kolay olacaktır' diye konuştu. 'Herkes kendi işine bakmalı' Türkiye'de çok sayıda yetki çatışmasının yaşandığını ifade eden Çiçek, 'Herkes kendi işine bakmalıdır. Yasama yasama görevini yapacak, yürütme yürütme görevini yapacak, yargı da kendi görevini yapacak, başkaca kuruluşlar da kendi görevini yapacak. Herkes kendi işini en iyi şekilde yapacak, birbirinin alanına müdahale etmeyecek' dedi. Erklerden birinin diğerinin alanına müdahale ettiği için Türkiye'nin ne sıkıntılar yaşadığına yakın tarihin canlı şahit olduğunu dile getiren Çiçek, '2014 yılı madem bir çok bakımdan Türkiye için önemli. Bunun huzur ve barış içerisinde başarılı bir yıl olması için, herkesin kendi yetki alanı içerisinde kalmasına bağlıdır. Bu olmadığı taktirde Türkiye'de pek çok sıkıntıyı beraberinde getirir' şeklinde konuştu. Kuvvetler ayrılığı vurgusu TBMM Başkanı Çiçek, demokrasilerde en belirgin ve belirleyici kuralın kuvvetler ayrılığı olduğunu söyledi. Kuvvetler ayrılığının; kuvvetlerin birbirine sırt dönmesi, hasım olması, husumet içerisinde olması anlamına gelmediğine işaret eden Çiçek, tam tersi birbiriyle dayanışma içinde, ama kendi hudutları içerisinde görev yapması anlamına geldiğini kaydetti. Çiçek, 'Demokrasinin nekahat dönemlerinde birinin diğerinin yerine geçerek, birinin yetkilerini gasp ederek, bu alana müdahale etmiş olmasından dolayı bu toplum çok sıkıntılar çekmiştir' dedi. Çiçek, kuvvetler ayrılığının bir çok modeli olduğunu, Türkiye'deki kuvvetler ayrılığının nasıl bir model olduğunun Anayasa'da belli olduğunu bildirdi. 'Mahkemelerin bağımsızlığı ölmüştür' Çiçek, 'Hukuk, adaletin enstrümanıdır, siyasetin enstrümanı değildir' ifadelerini kullandı. Anayasanın, mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin 138. maddesine değinen Çiçek, 'Anayasanın 138. maddesi, bu memlekette ölmüştür' dedi. CNN Türk
Çikolatanın Resimli Tarihi
Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak Saint-Joseph Fransız Lisesi’nin çikolatalı ekmek ve kahveyle ikindi kahvaltısı geleneği uzun yıllar lisede okuyanların en sevdikleri alışkanlıklardan biri olmuş. Şimdi bu gelenek bir sergiye ilham oldu. Lisenin mezunlarının “çikolatalı ekmek günü” diye andıkları bu geleneğin ilham verdiği sergi Osmanlı’dan günümüze çikolatanın tarihini anlatacak. Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak. Nestle sponsorluğunda düzenlenen sergi vesilesiyle, serginin küratörü Saadet Özen’le konuştuk. Çikolatanın tarihi Türkiye’de nasıl kayda alınmış? Sergiyi hazırlarken ne gibi kaynaklardan yola çıktınız? Çikolata tarihi hakkında arşiv kayıtları, gazeteler, hatırat, hatta romanlarda pek çok veri mevcut. Türkiye'deki arşivlerin dışında Nestlé'nin İsviçre, Vevey'deki arşivinde de çalıştık. Fakat bir de çikolatayla ilgili, nasıl bir yer edindiğini, ne gibi anlamlar yüklendiğini gösteren başka türlü malzemeler var: teneke çikolata kutuları, reklam kartları, ilanlar... Müzayedeleri takip ederek, başta Cengiz Kahraman olmak üzere koleksiyoner dostlarımıza danışarak bu tür bir koleksiyonu bir araya getirmeye çalıştık. Çikolatanın yemek kültüründeki yeri nasıl oluşmuş? Refik Halid Karay, Sultan II. Abdülhamid döneminde çikolatayı 'çocuk yiyecekleri' arasında sayıyor. Aslında çikolata o dönemde, yani Osmanlı topraklarında Menier, Compagnie Coloniale gibi büyük markaların çikolatalarının satılmaya başlandığı 19. YY.'nin ikinci yarısında Bonmarşe türü mağazalarda, Pappi, Lannesans gibi içkili kafelerde, Vallaury, Lebon gibi şekercilerde bir de -ilaç olarak kullanılan türü- eczanelerde bulunabiliyordu. Yani çocukları aşan bir müşteri kitlesine sahipti. Yemek kitaplarında, 1880'li yıllarda bazı çikolatalı tarifler varsa da asıl olarak Cumhuriyet sonrasında çikolatalı bisküvi, kurabiye vb. ev mutfaklarında yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı mutfağında çikolatanın nasıl bir yeri var? Çikolatanın Osmanlı mutfağında büyük bir yer tuttuğunu, Avrupalılar gibi sabahları çikolata içmenin Osmanlılar arasında, sözgelimi 17 ya da 18. YY.'de yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Çikolata bir modernizasyon şeması içinde, bir 'Frenk' gıdası olarak gelmiş. Esas olarak 1920'lerden sonra yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı’ya çikolata nasıl girmiş? Çikolatanın Osmanlı topraklarına ilk ne zaman geldiğini söylemek zor. Yine de 19. YY.'da modern ulaşım yöntemleri ithalatı kolaylaştırıp Avrupalı markalar pazara girene kadar çok yaygınlaşmış gibi görünmüyor. 19. YY.'nin ikinci yarısından itibaren Avrupalı çikolata firmaları Osmanlı pazarına girmiş fakat sarayın teveccühünü kazanan firma Nestlé olmuş. Nestlé’nin 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamid döneminde sarayın ilk resmi çikolata tedarikçisi olduğuna dair belgeler var. 1927 yılında ise Türkiye’nin ilk çikolata fabrikasını Feriköy’de kuran Nestlé, bu topraklara geldiği 1875’ten bu yana Türkiye'deki faaliyetine kesintisiz devam etmiş. Ayrıca Balkan Savaşları'nda cepheye kakao ve çikolata sevkiyatına dair belgeler de var. Bunun sebebi çikolatanın o zaman da bir enerji kaynağı olarak bilinmesi, aynı zamanda bir ilaç olarak da kullanılması. Sergideki belge ve fotoğraflardan bahseder misiniz? Sergide işin gastronomi kısmından çok çikolatanın nasıl yaygınlaştığını, pazarda kimler olduğunu, kendilerini nasıl tanıttığını anlatan parçalar olacak: gazete haberleri, fotoğraflar, afişler, çikolataların içinden çıkan, osmanlı piyasası için hazırlanmış küçük reklam kartları, ayrıca çikolata ve pastane kutusu, cezvesi vb. küçük nesneler.Kaynak: Milliyet Sanat
Yaşayan En Büyük Panayır: Pavli Panayırı
Eylül ayı yaklaşırken heyecan başlar Pehlivanköy’ de. Pavli panayırı 1910 yılından beri Panayır geleneğini aksatmaksızın sürdürüyor. Çatalca ve Pavli panayırları Trakya’daki son iki panayır. Pavli Pehlivanköy’ün eski adı. Pavli demeyi tercih eder eskiler… Ama Pavli deyince panayır gelir akla… Bu renkli panayırı  elimden geldiğince fotoğraflamaya çalıştım.. Aslı Bağdadioğlu’nun sesinden Pavli Panayırı
Reklam