Finlandiya'da Paraşütçülerin Uçağı Düştü: 8 Ölü
Finlandiya'da gökyüzü dalışı yapan paraşütçüleri taşıyan uçak düştü. Kazada 8 paraşütçü hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı. Gökyüzü dalışı yapmak isteyen paraşütçüleri taşıyan uçak, Jamijarvi kenti yakınında düştü. Aralarında pilotun da bulunduğu 3 kişi, düşmeden önce uçaktan atlamayı başardı. Uçak kazasında 8 paraşütçü yaşamını yitirdi. Aralarında pilotun da bulunduğu 3 kişi de yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili açıklama yapan kurtarma ekibinin başkanı İsmo Aaltonen, “Paraşütçüler atlamayı tercih etselerdi bugün hayatta olurlardı. Neden atlamadılar anlayamadık' dedi. Uçağın motor arızası nedeniyle düştüğü sanılıyor. http://www.yeryuzuhaber.com/finlandiyada-parasutculerin-ucagi-dustu-8-olu-haberi-73969.html
İnternet Pantheon'unun 12 Tanrısı
İnternet ailesi gün geçtikçe büyüyor, kendi ortamını oluşturuyor. Böyle büyük bir topluluğu yönlendiren tanrıların olmadığını düşünmek saflık olur dedik ve sizin için internetin 12 tanrısını belirledik.
CHP Milletvekili Binnaz Toprak: 'Erdoğan Halkın Adamı'
Seçim sonuçlarını ve CHP'yi değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Binnaz Toprak, Habertürk’ten Kübra Par’a konuştu. CHP milletvekili Toprak şunları söyledi: Yerel seçimlerin ardından 3 hafta geçti ama tartışmalar bitmiyor. Muhalefetin beklentisi; yolsuzluk iddiaları, tapeler, Twitter ve Youtube yasakları gibi yıpratıcı etkenlerle AK Parti’nin oylarının düşmesi yönündeydi ama beklenen olmadı. MHP ve BDP oylarını artırsa da CHP’nin yüzde 30’ları aşamaması çok eleştirildi. Peki Türkiye’nin kurucu partisi olmasına rağmen CHP kabuğunu neden kıramıyor, seçim haritasını neden değiştiremiyor? Muhafazakâr kesimle niye temas kuramıyor? Ne olacak bu Beyaz Türklerin hali? Prof. Binnaz Toprak’la buluştum, CHP Milletvekili gömleğini çıkarıp siyaset bilimci kimliğiyle seçim sonuçlarını değerlendirmesini istedim. Çuvaldızını iktidara batırsa da özeleştiri yapmaktan, CHP’nin eksiklerini sıralamaktan kaçınmadı… Seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdiniz? Bu rakamları bekliyor muydunuz? CHP’nin çok büyük bir sıçrama yapacağını düşünmüyordum. 1950’den beri seçmen hep sağ partilere oy veriyor. Yüzde 30 psikolojik eşikti, aşarız diye düşünüyordum, olmadı. Türkiye’de iki kesim var. 3’te bir daha kentli, eğitimli, modern, laik ve sola yakın. Kalan 3’te ikisi ise daha az eğitimli, dar gelirli, taşralı, kendini sağ çizgiye yakın görüyor. Böyle bir sosyolojik tablo varken CHP’nin yüzde 40’lar alması çok zor. Dünya konjonktürü de buna uygun değil. Ecevit’in yüzde 40’lar aldığı dönemde tüm dünyada sol yükselişteydi. Sovyetlerin dağılmasıyla sol bütün dünyada bocaladı. 80 Darbesi Türkiye’de solun belini kırdı. 79 İran devriminden sonra İslamcı söylem kentlerin çeperlerinde yaşayanlara devrimci bir alternatif olarak göründü. Zamanında solun olduğu yerlere İslamcılar yerleşti. Bunda kendi çabalarının büyük olduğunu da kabul etmek lazım. Bu konjonktürü göz önüne almadan CHP’yi eleştirmek haksızlık. “DİNDAR KESİM AK PARTİ DÖNEMİNDE KENDİNİ ONURLU VE EŞİT VATANDAŞLAR OLARAK GÖRDÜ”  AK Parti başarısında muhafazakâr söylem mi yoksa ekonomik nedenler mi daha baskın? Dindarlık da önemli ekonomik çıkarlar da. Mitinglerde Başbakan için çıldıran başörtülü kadınların olması tesadüf değil. AKP onlara ilk defa bu ülkenin onurlu eşit vatandaşları olduklarını hissettirdi. Başbakan’ın onların anlam dünyasına hitap eden bir tarafı var. Hayat boyu Türkiye’nin elitleri tarafından aşağılanmış küçük görülmüşseniz, sizi üste taşıyan bir iktidarı tabii ki desteklersiniz. Refah Partisi döneminden itibaren o güne kadar kendi halinde yaşamış mütedeyyin kesimin başörtülü kadınları mobilize oldu, kapı kapı dolaştı. Bu çok oy getirdi. Sünni ve Müslüman olmanın da büyük payı var tabi. İnsanlar bir arkası varsa iş bulabileceğini düşünüyor. Bugün devlet dairelerindeki temizlik işlerine kadar “yandaş” değilseniz iş bulmanız çok zor. Ekonominin payı olmuştur ama asıl etmen toplumun kutuplaşmasıydı. “Aman sıkı duralım, Başbakan’a sahip çıkalım” dediler. Yolsuzluk iddialarını görmemiş olmaları mümkün değil. “Bal tutan parmağını yalar” hesabı; “çalıyor ama iş de yapıyor” diye düşündüler sanırım. Partilere bağlılığın tek bir nedeni yok. Fakirseniz bulgur makarna getiren partiye elbette oy verebilirsiniz. Biz aile sigortası önerdik, hayali bir şey gibi geldi. İnsanlar sağlık sigortasından ya da bize çirkin görünen TOKİ’lerden çok memnun. Hayatında ev sahibi olamamış insanlar için hoş herhalde. Tayyip Erdoğan karizmatik bir lider. Halk adamı olmasının payı var. Yaptıkları iyi şeyleri göz ardı etmek gerekmez. Fakat kutuplaşma siyaseti güdüyorlar ve her seferinde mağduru oynuyorlar. Bu sefer de mağdurlar çünkü “paralel yapı” var. Siyasi strateji açısından zekice değil mi? Oy için bunu yapmak doğru değil. Türkiye bu söylemlerle çok kutuplaşıyor, insanlarda nefret birikiyor. Daha öne “AKP ekonomiyi iyi yönetti” demiştiniz… Türkiye ekonomisi tabii ki büyüdü ama AKP olmasaydı da büyüyecekti. Ecevit hükümetinde Kemal Derviş’in başlattığı politikaları devam ettirdiler. Geçen zamanda gelir dağılımı bozuldu, uçurum açıldı. Önümüzdeki süreçte giderek otoriterleşen politik ortam yabancı sermayeyi kaçırabilir ve ekonomik kriz çıkabilir. Fakat AKP’nin en önemli başarısı nedir diye sorarsanız, orduyu siyasetin dışına çekmesidir. Türkiye’de bugün siyaset sıkışmışsa bunun nedeni 1980 darbesi ve ordunun siyasete müdahalesidir. “CHP DEĞİŞİYOR AMA HEMEN SONUÇ ALMAK ZOR” CHP’nin uzun süredir birinci parti olamamasını neye bağlıyorsunuz? Tek Parti döneminden kalmış, “CHP vesayetçi ve darbe yanlısıdır, din düşmanıdır” diye önyargılar var. CHP’nin muhafazakâr kesimle temas kuramadığı doğru değil mi? Doğru ama temas kurmak için çaba sarf ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu “Bizim kılık kıyafetle işimiz yok, isteyen istediği gibi giyinir” sözünün ertesi günü YÖK Başkanı üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğunu açıkladı. CHP içinde farklı görüşler var ama partinin gidişatına bakmak lazım. Başörtüsü meselesine ses etmedik. Memurlara ve milletvekillerine serbest bırakılmasıyla kıyamet kopacak sandılar ama kopmadı. Laik hukuk, laik eğitim Türkiye’nin kazanımlarıdır, bunlardan elbette vazgeçemeyiz. Ama bu mütedeyyin kitlenin dışlanması anlamına gelmez. Başörtüsüne ses çıkarmamak, muhafazakâr kesimi ikna etmek için yeterli mi? Laiklik konusunu uzun yıllar siyasetinin merkezine koymuş bir parti şimdi farklı bir tutum almaya çalışıyor. Bunun parti içinde ve halk tarafından bugünden yarına kabul görmesi, hemen oya dönüşmesi mümkün değil. Muhafazakâr kesim, CHP iktidara gelirse eski ayrımcı reflekslerin geri gelmesinden ve bu dönemde kazandıkları hakları kaybetmekten mi korkuyor? Bilmiyorum, olabilir. “Kindar nesil” lafını Başbakan kullandı. Sosyal medyaya baktığınızda büyük bir nefret söylemi var. CHP’nin oturup Güneydoğu’da, Orta Anadolu’da, Karadeniz’de neden oy alamadığına kafa yorması lazım. CHP için “halka yakın değil” eleştirisi de yapılıyor. Parti örgütlerine gitseniz, elitist diyebileceğiniz bir iki kişiyi zor bulursunuz. Aksine çok halktan insanlar. Bu önyargıları kırmak zaman alacak. CHP’nin bundan önceki kadrolarının blucin giyip Gezi’de dolaşmalarını, LGBTİ bireyleri hakkında önerge vereceklerini, mahkeme mahkeme dolaşıp davaları takip edeceklerini, hapishane raporları yazacaklarını düşünebilir miydik? CHP değişiyor, kimse farkında değil. Ama bu neredeyse 100 yıllık bir parti ve değişim kolay olmuyor. “OY VE ÖTESİ”VEYA “OCUPY CHP” GİBİ OLUŞUMLAR ÇOK ÖNEMLİ” Aziz Kocaoğlu da “CHP’nin eksiği mutfakta. Dünyayı bilen danışmanlara ihtiyaç var” dedi. Daha genç insanların partiye entegre olması gerektiğine katılıyorum. “Oy ve Ötesi”ve “Ocupy CHP” gibi oluşumlar çok önemli. Gezi sürecinde gençler CHP dahil tüm partilerden nefret ediyorlardı ama zaman içinde siyasi partiler içinde hareket etmek gerektiğini anladılar. Bu gençleri bağrımıza basmamız lazım. Tamirhanelerde, merdiven altı atölyelerinde çalışan, çok az parayla geçinmeye çalışan başka bir gençlik de var. Onlara da ulaşabilmemiz lazım. “CEMAAT BENİMLE DE ÇOK UĞRAŞTI” 30 Mart öncesi CHP’nin yolsuzluk iddiaları ve tapeler üzerinden siyaset gütmesinin stratejik bir hata olduğunu düşünenler var. CHP 17 Aralık sürecinde yanlış tutum mu aldı? Yolsuzluklar konusunda hiç ses etmemek mümkün değildi. Fakat tüm seçim kampanyası buna indirgenmek yerine acaba bunların yanında başka temalar da işlenmeli miydi diye düşünmek lazım. Ya Cemaat tartışması? 2008’deki “Türkiye’de Farklı Olmak” araştırmasından sonra Cemaat benimle de çok uğraştı. Araştırmayı birlikte yaptığımız Nedim Şener kitap yazdığı için hapis yattı. Türkiye’de farklı kimliklere karşı baskı var mı diye yola çıkmıştık. Anadolu kentlerinde sorduğumuz herkes Cemaat’i işaret etmişti. O dönem AKP ile birlikte hareket ettikleri için çok güçlülerdi. Anadolu kentlerinde işinizde ilerlemek için Cemaat-AKP koalisyonunun bir parçası olmanız gerektiğini söylüyorlardı. Cemaat’in yargı ve poliste çok güçlü olduğu yıllardır söyleniyor. Bunun ipuçlarını da gördük. Ahmet Şık, Hanefi Avcı vakaları tesadüf değil. Bunlar AKP’nin gözü önünde oluyordu. Kandırıldık iddiasına inanmıyorum, birlikte hareket ediyorlardı ama ortaklık bozuldu. Şimdi AKP, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sındaki hayali düşman gibi “paralel yapı”yı gösterip kendini mağdur olarak konumlandırıyor. Seçimlerde Cemaat’in CHP’yi destekleyeceği iddia edildi, yakınlaşma eleştirildi… Belli ki CHP’ye oy vermediler. Genel Başkanımız defalarca Cemaat’le formel bir temasımız olmadığını söyledi. Biz kitle partisiyiz, “Cemaat neden bize oy veriyor” diyemezdik. Kemal Derviş’in “muhalefet kendi gücünü yeniden keşfetmeli, kasetlere odaklanmaktan kaçınmalı, ekonomiye yoğunlaşmalı” yorumuna ne diyorsunuz? Daha yapıcı bir siyaset üzerinden kendi proje ve politikalarımızı açıklayan bir yol seçmemiz gerektiğine katılıyorum. Kutuplaşma siyaseti kimseye yaramıyor. AKP bir dönem yüzde 60’larda oy almayı bekliyordu, onların da oyları düştü. “CHP AVRUPA’DAKİ SOSYAL DEMOKRAT PARTİLER GİBİ OLMALI” CHP’yi bundan sonra nasıl bir yol bekliyor? Eski ulusalcı çizgi mi baskın çıkar yoksa sağa açılımla merkez parti olma adımları devam eder mi? Bekleyip göreceğiz. Tercihim CHP’nin Avrupa’daki sosyal demokrat partiler gibi olması. Ama Avrupa’da da sosyal demokrat partiler düşüşte, sağ yükselişte… Evet, dünya gerçeği böyle. Marksist ütopya öldü, sınıflar yerine kimlikler öne çıktı. Sosyal demokrat partilerin kendilerini yeniden kurgulayabilmeleri kolay değil. Kılıçdaroğlu’nun bozkurt işareti yapması eleştirildi. Sağa açılım sosyal demokrat değerlerle çelişir mi? Hayır, adaya bağlı. Örneğin Mansur Yavaş sola yatkın olan, kapitalizmi eleştiren seçmen tarafından da çok sevildi. Türkiye’de bu sağ sol kategorilerini nasıl tanımlayacağımız çok karıştı zaten… “BEYAZ TÜRKLER APTAL DEĞİL” Beyaz Türklerin çok yalnız ve mutsuz oldukları söyleniyor. Siz daha önce “Marksist ve Weberian tanımlar getirmiş, Beyaz Türkler tüm iktidar araçlarını kaybetti” demiştiniz. Bu seçim sonuçları onları daha da mı yalnızlaştırdı? Beyaz Türkler tedirginler ama ümitsiz değiller. Gezi olayları umut yarattı. Gezi romantizmi biraz fazla abartılmıyor mu? Sandığa yansıyan bir sonuç çıkmadı… Romantizm meselesi değil. Türkiye’de hiç beklemediğimiz bir anda susturulmuş korkutulmuş insanlar, “Bu ülke diktatörlüğü kabul edemez” dediler. Beyaz Türk olmak küçümsenen bir değer değil mi aynı zamanda? Bugünün Beyaz Türkleri iktidarı ve parayı elinde tutanlar değil ama Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere sahip çıkan insanlar. Diğer kesimden kaç tane sanatçı çıkıyor? Gusto, yaşam tarzı, yemek kültürü, eğlence hayatı Beyaz Türklerle bağlantılı... İnsan haklarına sahip çıkanlar da Beyaz Türkler. Küçümsemeyi doğru bulmuyorum. KÜBRA PAR-HT GAZETE
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Tarihi Yarımada’ya Hançer
Deniz altındaki tünel kazı çalışmalarına başlanan Avrasya Tüneli Projesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Tarihi Yarımada’da 8 şeritli bir ‘otoban’ öngörüyor. Uzmanlar, projenin bölgenin tarihi dokusunu tahrip edeceğini belirtiyor.İstanbul Boğazı’nın iki yakasını Kazlıçeşme-Göztepe hattında karayolu tüneliyle bağlayacak Avrasya Tüneli Projesi’nin deniz altındaki tünel kazı çalışmalarının başlaması projeye ilişkin tartışmaları da tekrar gündeme getirdi. Birgün gazetesinden Olgun Kundakçı'nın haberine göre, uzmanlar, UNESCO tarafından 1985 yılından bu yana Dünya Miras Listesi’nde yer alan Tarihi Yarımada’nın projeden olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Tarihi Yarımada’yı denizin altından tünel ile Anadolu yakasında bağlayan proje, İstanbul’un anayasası kabul edilen 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer almıyor. Çevre Düzeni Planı’nda başta Tarihi Yarımada olmak üzere kentin tarihi dokuya sahip alanlarında araç trafiğinin azaltılması öngörülürken, projeyle birlikte Tarihi Yarımada’nın sahil yolu olan Kennedy Caddesi, mevcut 6 şeritten, 8 şeride çıkarılacak.‘SURLARDA TAHRİBAT ARTAR’Sultanahmet Arkeolojik Parkı içinde yer alan Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camii ile Marmara Deniz surları ve Yenikapı’daki arkeolojik miras proje güzergahı boyunca etkilenecek  kültür varlıklarının başında geliyor.  Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk, Tarihi Yarımada’da trafik yoğunluğunu artıracak projenin evrensel koruma ve planlama ilkelerine aykırı olduğunu söyledi.Tarihi Yarımada’yla ilgili bugüne kadar hazırlanmış tüm planlarda bölgedeki trafik yoğunluğunun azaltılmasının en temel planlama ilkesi olarak kabul edildiğini belirten Yılmaztürk, “Tarihi ve arkeolojik sit alanı olan, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almış bir bölgeye böylesi yoğun bir trafiğin sokulması kabul edilemez. Ayasofya’nın önlerinde Çatladıkapı’dan itibaren sahil yolunun 8 şerit haline getirilmesi denizin doldurulmasına neden olacak.  8 Şeritli transit yol deniz kıyısındaki tarihi surlardan geçerek, surlar bu yolun orta refüjünde kalarak, trafik ortasında ulaşılamaz, izlenemez bir hale gelecek, tahribat daha da artacak. Tarihi geçmişimize, kültürel ve arkeolojik mirasımıza, Tarihi Yarımada’nın dünya miras listesine girmesinin kriteri olan tüm değerlerimize aykırı bir proje” dedi.‘SİLUETİ ETKİLER’Projeyle birlikte Anadolu yakasında Haydarpaşa’da  Avrupa Yakası’nda ise Sultanahmet-Çatladıkapı önünde egzos salımını dış ortama taşıyacak havalandırma bacası yapılacak. Yılmaztürk, “1600 yıllık, tüm dünyaca bugün ortak miras olarak kabul edilen Ayasofya’nın önüne denk gelecek şekilde havalandırma bacası yapılması silüeti de olumsuz etklileyecek” dedi.‘İSTANBUL İÇİN KAYIP’Öte yandan, İstanbul’un trafiğini rahatlatacağı öne sürülen proje, Şehir Plancıları Odası’nın raporuna göre Boğaziçi Köprüsü’nün trafiğinde yalnızca yüzde 7’lik bir azalma sağlayacak. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, “Proje, İstanbul’un trafiğinde ilk etapta suni bir rahatlama yaratır, ancak ne kadar yol arz ederseniz, bu o kadar talep yaratacaktır ve trafikte  tıkanmalar kaçınılmaz olacaktır” dedi. Projenin boğaz köprülerinin çok altında bir günlük kapasiteyle çalışacağını belirten Kahraman, “Marmaray’ın ardından böyle bir projeyi yapmanın hiçbir anlaşılabilir yanı yok. Tamamıyla zorlama bir proje. Tarihi Yarımada dünyaya korumaya söz verdiğimiz bir alan. Bu alan içerisine otoban niteliğinde bir ulaşım yolu yapmak, bölgenin ulaşılabilirliğini artıracak, ancak köhnemeyi de beraberinde getirecek. İstanbul için bir kayıp” diye konuştu.Olgun Kundakçı | Birgün
Patronunun Olmazsa Olmaz 15 İlham Verici Özelliği
Patron dedik ama illa şirket sahibi olmasına gerek yok, amiriniz olur, yöneticiniz olur, supervisor olur yani şirketinizde bir üstünüzde kim var, işte onun 15 hayranlık uyandırıcı özelliğini sıraladık. İleride müdür, yönetici falan olmak gibi bir hedefiniz varsa kağıdı kalemi çıkarıp notunuzu alın. Ya da direkt çıktısını alın. Ha bir de son cümleyi okumayı unutmayın.
Reklam
Depresyona Giren Pandaya LCD Televizyon Verdiler
Çin’de arkadaşı başka bir doğal yaşam parkına gönderilen panda, yalnız kalıp depresyona girince parkın içine LCD televizyon yerleştirildi. Chinanews.com’un haberine göre Sijia adlı panda birlikte kaldıkları arkadaşı Meixi ‘nin başka bir parka gönderilmesinin ardından ‘anormal hareketler’ sergilemeye başladı. Bunun üzerine ne yapacaklarını bilemeyen yetkililer, parkın içine arkadaşının görüntülerinin döndüğü bir LCD ekran yerleştirdi. Meixi ‘yi canlı göremese de TV’den seyreden Sijia ‘nın psikolojisinin biraz da olsa düzeldiği gözlemlendi.Diken
Ziraat Türkiye Kupası Finalinin Adresi Belli Oldu
Ziraat Türkiye Kupası final maçının oynanacağı stat açıklandı...Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklama şöyle: 'Ziraat Türkiye Kupası Türkiye'yi Kucaklıyor' sloganı ile bu yıl 52.'si düzenlenen ve Eskişehirspor ile Galatasaray'ın karşılaşacağı Ziraat Türkiye Kupası Finali, Konya'daki Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadı'nda oynanacak.7 Mayıs Çarşamba günü oynanacak final maçının saati daha sonra açıklanacak.' TFF yetkilileri daha önce final maçı için Şanlıurfa'da bulunan GAP Arena'da incelemeler yapmıştı.Şampiy10
Reklam
Hazal Kaya, Ali Atay'la İlk Kez Yan Yana Görüntülendi
5 aydır aşk yaşayan Hazal Kaya ve Ali Atay, ilk kez 33. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni'nin ardından Taksim'de düzenlenen partide görüntülendi. Beş aydır aşk yaşayan Hazal Kaya ve Ali Atay, ilk kez önceki gece 33. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni’nin ardından Taksim’de düzenlenen partide görüntülendi. HASRET GİDERDİLER Mekâna sonradan gelen Kaya, sevgilisinin yanına gidip ona sarıldı. Görüntülendiklerinden habersiz olan Atay, gazetecilere yakalanmamak için partiden erken ayrıldı.sondakika.com
İnternetten Dizi İzleyenlerin 7 Büyük Günahı
Genç nesil artık dizileri TV'den değil, internet üzerinden takip ediyor. Sadece yabancı dizileri değil artık yerli dizileri de internet üzerinden izliyoruz. Peki internet üzerinden dizi izlemek bizi nasıl etkiliyor? İşte size internetten dizi izleyenlerin sıklıkla işlediği 7 büyük günah.
Beş Kişi Bir Piyanoyu Nasıl Çalar?
Klasik ve pop müzik şarkılarını kendilerine özgü tarzlarıyla yorumlayan grup BBC'de katıldıkları programda, grubun sadece bir üyesinin piyanist olmasına rağmen yaptıkları çalışmalarda tüm üyelerinin piyano çaldıklarını, hem de 'aynı piyanoyu' çaldıklarını anlattı. İşte 'Beş kişi bir piyanoyu nasıl çalar?' sorusunun yanıtı. Kaynak: ThePianoGuys.com Müzik: 'What Makes You Beautiful' - Sony Classical
Reklam
Sabahları Erken Kalkabilmenin 10 Yolu
Herkes yoğun bir iş gününün ardından eve gelip yemek yedikten sonra erkenden uyumak ister. Ancak çoğu kişinin geç vakitlere kadar televizyon veya bilgisayar başından ayrılamaması nedeniyle bu sabahları uykusunu alamadan uyanmak zorunda kalır. Peki bu durumda ne yapmalısınız? İşte erken kalkıp buna rağmen gün boyu kendinizi dinç ve enerjik hissetmek ister misiniz? İşte size bazı tavsiyeler Erken yatın : Sabahları erken kalkamamanızın nedeni yeterince uyuyamamanız olabilir. Geceleri erken yatarsanız, uykunuzu alırsınız ve sabah da rahatça uyanırsınız. Gece yarısına kadar ya da daha geç saatlere kadar ayakta kalmaya gerçekten ihtiyacınız var mı? Geç saate kadar uyanık kalırsanız ertesi gün verimli ya da faydalı olamayabilirsiniz. Gereksiz televizyon şovları ya da sosyal medya olmasa da olur, zamanınızı boşa harcamayın. Uyku saatlerinizde düzenli olun : Haftasonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatlerde yatıp aynı saatte kalkarsanız vücudunuz düzenli bir uyku programına alışır. Bunu alışkanlık haline getirirseniz sabahları erken kalkmakta zorlanmazsınız. Yatmadan önce asla yemek yemeyin : Gecenin ilerleyen saatlerinde atıştırmalıklar aklınızı çelebilir fakat, bu sabah erken kalkmak ve kendinizi dinlenmiş hissetmek istediğinizde bu pek de iyi bir fikir olmaz. Uyku vücudunuzun dinlenme, onarım ve yeniden şarj olması için gereklidir. Yediğiniz atıştırmalık uykuya dalmanızı zorlaştırır. Ayrıca gece boyunca mideniz dolu olunca rahatsızlık hissedersiniz. 8 saat deliksiz uyusanız bile sabah uyanınca kendinizi yorgun ve tükenmiş hissedersiniz. Kafein tüketimini azaltın : Öğleden sonra kafeinli içecek tüketimini azaltarak ya da tamamen keserek sabahları daha kolay uyanabilirsiniz. Bu ilk başlarda size zor gelebilir, fakat bu kafein isteğine karşı çıkmanız gerekir. Erken kalkmak için iyi bir nedeniniz olsun : Sabahları erken kalkmak ilk başlarda sizin için zor olabilir. Bunun için kendinize iyi bir sebep bularak motive edin. Erken kalktığınızda güzel bir sabah yürüyüşü gibi şeylerle kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Erken kalkmayı mücadeleye dönüştürün : Erken kalkmayı mücadeleye dönüştürün, sabah namazına kalkın ve ardından tekrar yatmayın, kitap okuyun, sabah yürüyüşü yapın. Bu alışkanlığınızdan asla vazgeçmeyin. Egzersiz yapın : Erken kalkmak için egzersiz eğlenceli bir araçtır. Çünkü öğleden sonra ya da akşam saatlerinde yapılan egzersiz erken yatıp vücudunuzun iyice dinlenmesini sağlar. Ayrıca sabahları egzersiz yapmak da kendinizi enerjik hissetmenizi sağlar. Alarmınızı uzanamayacağınız bir yere koyun : Oldukça eski bir yöntem olsa da erken kalkmada en etkilisidir. Saatinizi akşamdan kurun ve odanın diğer tarafına yerleştirin. Böylece sabah alarm çalınca yataktan kalkıp alarmı kapatırsınız ve uykunuz daha çabuk açılır. Yatağa sakin ve gevşemiş olarak gidin : Gece yatmadan önce sinirlenirseniz, kafanızı bir şeye takarsanız uykuya dalmakta zorlanırsınız. Bu nedenle yatmadan önce gerginseniz sıcak bir papatya çayı içip gevşedikten sonra yatmaya gidin. Heyecanlı bir kahvaltı planlayın : Sabah muhteşem, lezzetli bir kahvaltı yapmayı planlayıp da yatarsanız yorgunluğunuz azalır ve daha çabuk uykuya dalarsınız. Yapacağınız kahvaltı taze meyveden hazırlanan meyve suyu da içerirse ilgi çekici olabilir.
Notre Dame İstanbul'da
Victor Hugo’nun ‘Notre Dame de Paris’ adlı romanından uyarlanan aynı isimli müzikal İstanbul’da sahnelenecek. Dünya edebiyatının klasikleri arasında yer alan Notre Dame’ın Kamburu (Notre Dame de Paris), ilk kez 1998 yılında ‘Notre Dame de Paris’ ismiyle Paris’te sahnelenmişti. Kadrosunda tanınmış Fransız sanatçılardan Garou (Quasimodo), Helene Segara (Esmeralda), Daniel Lavoie (Frollo), Patrick Fiori (Phoebus) yer almıştı. O dönem müzikleri ve rejisiyle büyük ses getiren müzikal, sonrasında birçok ülkede yeniden farklı kadrolarla canlandırıldı. Notre Dame de Paris müzikali, 22 Nisan'dan itibaren İstanbul'da aynı isimle, orijinal rejisi ve müzikleriyle, İngilizce olarak sahnelenecek. Dünyada en çok bilet satışına sahip prodüksiyon olma özelliğiyle Guinness Rekorlar Kitabı’na giren müzikal, iki hafta süreyle İstanbul’da Zorlu PSM’de olacak. Dünya çapında CD ve DVD’leri 10 milyondan fazla satan Notre Dame de Paris, edebiyat tarihinin en romantik aşk hikayelerinden de biri. Çingeneler tarafından bir katedrale terk edilen Quasimodo adlı kambur bir karakterin öyküsünü anlatan romandan uyarlanan müzikalde büyük bir aşk hikayesi var. Çingene kızı Esmeralda’ya aşık olan Quasimodo’nun rakipleri Prens Phoebus ve katedralin rahibi Frollo ile mücadele etmesi ve Esmeralda’yı aşkına ikna etmesi gerekir.aljazeera.com.tr
Reklam
Genetiğin Gücünü Gösteren 14 Fotoğraf Çalışması
Fotoğrafçımız genetiğin ne kadar güçlü olduğunu ispat etmek için, kardeşlerin, anne kızların, baba kızların, kuzenlerin yüzlerini birleştirmiş. Fotoğraflarda yüzler iki farklı kişinin yüzlerinin birleştirilmesinden oluşuyor.
Reklam
Mardin'de Koltuk Tartışması
Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Ahmet Türk ve Februniye Akyol'un oturduğu koltuklar tartışma yarattı.Mardin'de BDP'nin desteklediği Ahmet Türk ve Februniye Akyol seçime girmişti. Eşbaşkanlar seçimi kazanıp belediye başkanlığı koltuklarına oturdu. Ancak, Ahmet Türk'ün oturduğu koltuk ve Februniye Akyol'un oturduğu koltuğun farklı olması eşitlik tartışmalarına neden oldu. Seçimlerde en fazla kadın aday gösteren BDP'nin Mardin Belediyesi'ndeki bu fotoğrafı vermesi şaşırttı.haberartibir.com.tr
Çerkesler Hakkında Yanlış Bilinenler
Yakın zaman da ulusal bir kanalda sokaktaki insanlara bu soru yöneltilmiş ve ilginç cevaplar alınmıştı.Türk olduklarından tutun da, kızları,yemekleri,dansları gibi ezbere yada alakasız birçok sözler edildi.150 yılı aşkın bu topraklarda yaşayan ,Osmanlı ve anadolu tarihinde önemli yeri olan bu halk hakkında neden bu kadar bilgisiz bu halk azçok tahmin edebiliyorum. Gelin kısa olarak yanlışlara ve bilinmeyenlere değinelim.1- ÇERKES, ADIGE HALKINA VERİLEN BİR İSİMDİR.Bugün Çerkes dediğimiz halk, ülkelerine verilen Çerkesya adı ;Kuzeybatı Kafkaslarda bir halkın ve ülkesinin adı olarak 13. y.y.’dan itibaren Avrupa,!!Ermeni,Gürcü,Arap,Pers,Türk!! ve diğer tarihi kaynaklarda ortaya çıkar. Genel olarak Avrupa ve Rus kaynaklarında ‘Çerkes’ adının kullanılması ise 13.- 18 y.y.lardır ve halen bu adlandırma devam etmektedir.Aynı zamanda yerli halk kendini değişmez bir şekilde Adıge olarak adlandırmıştır. Yani Çerkes adı bilinenin aksine Adıge halkını tarif etmektedir.Ülkemizde ise tüm Kuzeykafkas göçmenlerine Osmanlı döneminde ilk sürgün yıllarında ortak giyim kuşamları,gelenlerin büyük çoğunluğunun Adıge olması ve Çerkes adının popularitesi nedeniyle 'Çerkes' denmiştir ancak, birkaç yıl sonra bu tanım doğru anlamına kavuşmuştur.Çeçenler,Osetler,Abhazlar,Karaçaylar v.s. Çerkesler ile komşu,boydan boya değişen bir ortak kültür ve tarihe sahip halklardır ve kendi isimleri ile anılırlar.2- ŞEYH ŞAMİL ÇERKES DEĞİLDİR,TÜRK VE ÇEÇEN'DE DEĞİLDİR. Şamil, Kafkas-Rus savaşları dönemine damga vurmuş,Çerkeslerin özgürlükçü,devletçi savaşı aksine daha çok dini ve cihadçı anlayışı benimseyerek İslamı bayraklaştırarak Ruslara karşı din savaşı vermiş savaşçı bir kişiliktir,önderdir.Kendisi Dağıstan-Avar kökenlidir; Kafkas Avarları Türk değildirler,Çeçen de değildirler.Dilleri farklı bir halktır. Çeçenler ile adının anılmasının nedeni ise Şamil'in Rus yanlısı Dağıstan beylerine karşı çıkarak Çeçen halkının bağımsızlık savaşında onlara önderlik ettiği için Çeçenlerin Lideri olarak görülmüş olmasındandır.Çerkesler ile alakası ise gönderdiği Naiblerin İslamı yaymaya çalışması ve kısmen bundan  başarılı olup,bir kaç Çerkes kabilesini bu sefer İslam bayrağı altında ruslara karşı savaşmaya ikna etmesi ile alakalıdır.Bir kaç Çerkes kabilesi bu savaşlar da Şamilin Naibi Muhammed Emini önder kabul ederek Ruslara karşı bu sefer İslam bayrağı altında mücadele etmeye devam etmişlerdir.Aynı zaman da Şamil'in kız torunlarından Nefiset Şamil bir Çerkes(Adıge-Ubıh) paşası ile evlendiğinden Çerkesler ile akrabalık kurulmuştur.3- ÇERKES KIZI, ÇERKES TAVUĞU,CARİYELİK VE ÇERKES KÖLELİĞİ HAKKINDA: Çerkes adı 18-19 yüzyıllarda daha çok dönemin avrupalı kaynakların da masalsı,oryantalizme hizmet eden populer bir isim haline gelmişti. Çerkesya'ya gelen yabancı seyyahların ve diplomatların,komutanların anıları ve kitapları, dönemin gazetelerin de Çerkes kızları,Çerkes savaşçıları ve ülkesi hakkında çokça iltifat ve hayranlık ifadeleri ve anlatımlar yayınlanmıştır.Çerkes kızları soluk beyaz tenli,ince belli, uzun boylu ve dik duruşları ile bahsedilir olduğundan ; Çerkes adı bu özellikleri sahip insanlara,yemeklere dahi isim olarak konulmaya başlanmış, bir Çerkes modası meydana gelmiştir.Hatta ilgi çektiğinden ticari anlamda bir marka isim haline getirilmiştir. Bizim yemekler ile alakası olmayan Çerkes tavuğu olarak bilinen yemek bile bu beyaz, yumuşak, soluk görüntüsü sebebiyle Çerkes adı ile anılmıştır. Köle ticaretinin çok yoğun olduğu dönemlerden geçildi.Çerkes tüccarlar da bu avantajı kendi lehlerine kullanarak çeşitli bakım ürünleri ve eğitimle Çerkes kızlarına benzettikleri savaş ganimeti olan köle kızları dönemin köle pazarlarında yüksek fiyatlara 'Çerkes Kızı' adı ile satmışlardır. Çünkü o dönemler Çerkes adı marka olduğundan bu isimle anılan kızlar çok yüksek fiyata satılıyorlardı.Osmanlı sarayı gibi saraylara cariye olan kızlar bu türden kızlardı(Çakma Çerkeslerdi yani).Ancak herkes onları Çerkes olarak bilmekte, hatta çerkeslerin öz kızlarını sattıkları bile yazılmış,çizilmiştir..Oysa Osmanlı padişahlarına, Kırım hanlarına,Rus çarlarına eş olan,nikahlı eşleri olan soylu ailelerden Çerkes prensesleri hariç hiçbir cariye aslen Çerkes kökenli değildi.(Azda olsa Çerkes kökenli olanları, Çerkes Xabzesi sonucu cezaya çaptırılan ,ailesi sürgün edilen ,toplumdan dışlanan Çerkes ailelerinin kızları ve çocukları idiler,bunlar köle sınıfına düşürülerek köle pazarlarında satılmışlardır.)Bunun yanında kırım tatarları tarafından köylerden kaçırılan özgür Çerkes kızları ve erkek çocukları da olmuştur.Bu nedenle Tatar-Çerkes savaşları kafkas tarihinin önemli bir bölümünü teşkil eder.)- Mesela Kanuni sultan Süleymanın eşi Mahidevran Sultan Çerkes Prensi İdar Temruko'nun Kırım Giray Prensesi Nazcan Hatundan olma kızıdır.Padişahlar köle pazarlarından satın alınan kızlarla nikahlanmazlardı.Bunun gibi Çerkes prenslerinin kız ve erkek çocukları birçok hanlık,imparatorluk,beylik ve hanedanlığa gelin ve damat olmuş,böylece siyasi bağlar,akrabalık kurulmuştur.Şimdilik bu kadar değerli arkadaşlar, devam edeceğiz!NOT: Sizlerden ricam şudur. Bu ülkede yaşayan hiçbir halk birbirinden üstün değildir..Tanıdıkça herkesin güzelliklerinin farkına varacaksınız, bu ülke halklarının ne kadar da asil,soylu,savaşçı,özgürlükçü bir karaktere sahip olduğunu anlayacaksınız. bu anadolu bu boyun eğmez insanların göç ettiği, birleştiği , toplandığı bir coğrafyadır.Tarih bilimi eğer ilgili ve tarafsız olursanız sizler,bizler için çok önemli bir ilim dalıdır ve yaşadığımız coğrafyayı,kimliğimizi anlamamıza çok büyük yardımcı olacaktır.Saygılarımla,
Akıllı Telefonun Hafızası Dolduğunda Ne Yapmalı?
DENİZ ERGÜREL HABERLER EKONOMİ Fotoğraf, video, eposta, oyun, internet erişimi ve onlarca farklı uygulama derken bir bakmışız, akıllı telefonumuzun depolama alanı doluvermiş. Bu gibi durumlarda bir temizlik yapmak şart ama nereden başlamalı? Eğer akıllı telefonunuzda depolama alanı sıkıntısı yaşıyorsanız öncelikle cihazınızın ne kadar dolu olduğunu ve hangi uygulamaların daha çok yer kapladığını öğrenmelisiniz. Bunun için aşağıdaki adımları takip etmelisiniz. iPhone : Ayarlar > Genel > Kullanım Android : Ayarlar > Depolama Windows Phone : Ayarlar > Telefon Depolama Alanı BlackBerry : Seçenekler > Cihaz > Depolama 1. Fotoğraf ve Video : Yaklaşık olarak bir dakikalık HD video 80 MB, bir fotoğraf dosyası ise 4 MB büyüklüğündedir. Eğer her gün düzenli olarak video ve fotoğraf çeken bir kullanıcıysanız 8 veya 16 GB’lık bir akıllı telefonun depolama alanını birkaç ay içerisinde tüketmek işten bile değil. Bu gibi durumlarda yapmanız gereken en iyi çözüm cihazınızdaki görüntüleri düzenli olarak harici bir depolama alanına aktarmak. Unutmayın! Sosyal ağlara yüklediğiniz fotoğraflara ve birbirinin benzeri pozlara hiç ihtiyacınız yok, gereksiz tüm fotoğrafları silin. Ayrıca Dropbox veya Google+ gibi bulut uygulamaları da kullanabilirsiniz. Bu uygulamalar verilerinizi, internette size özel bir hesapta saklayabilir ve tekrar erişmek de kolaydır. 2. Uygulamalar : Akıllı telefonunuzdaki yüzlerce uygulamanın kaç tanesini sıklıkla kullanıyorsunuz? Çoğu uygulamanın boyutu büyük olmasa da, zamanla sayılarının artmasıyla birlikte depolama alanınızı tüketir. Uzun zamandır kullanmadığınız veya kullanmayı artık düşünmediğiniz uygulamaları hemen silin! Özellikle oyun uygulamaları cihazınızda hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük yer kaplayabilir. 3. E-postalar : Gelen veya giden ekli e-postalar cihazınızda zamanla büyük yer kaplamaya başlar. Lüzumsuz e-postaları silme alışkanlığı edinmenizde yarar var. Ayrıca cihazınızdan kontrol ettiğiniz e-posta hesaplarını azaltma, e-postalarınızı internet tarayıcısı üzerinden kontrol etme veya dosyaları cihazınızda saklamayı durdurma yollarını da tercih edebilirsiniz. 4. Müzik : Müzik dinlemeyi kim sevmez? Ama müzik dosyaları da tıpkı fotoğraf ve video gibi cihazınızda çok yer kaplar. Örneğin 4 dakikalık bir müzik dosyası aşağı yukarı 5 MB büyüklüğündedir. 200 şarkı yaklaşık 1 GB’lık yer kaplar. Tüm müzik arşivinizi yanınızda taşımaya gerek yok, dinlemediklerinizi silin. Eğer internet veri paketinize güveniyorsanız Spotify veya Deezer gibi online müzik servislerini de kullanabilirsiniz. Veya sevdiğiniz radyo kanalını dinlemeye ne dersiniz? 5. İnternet Tarayıcı : Eğer uzun zamandır internet tarayıcı belleğinizi temizlememişseniz şimdi tam zamanı. Telefon ayarlarınızdan tarama geçmişinizi ve önbelleği temizleyin. Bu dosyalar fotoğraf veya müzik kadar yer kaplamaz ama, cihazınızı ne kadar hafifletirseniz o kadar iyi. 6. Harici Bellek Kartı : Android, BlackBerry veya Windows kullanıcısı iseniz, birçok farklı cihaz modelinde microSD harici bellek kartı seçeneği bulunmaktadır. 32 GB’lık bir harici bellek kullanarak binlerce dosya ve uygulamayı bu bellekte saklamanız mümkün. Böylece cihazınızın dahili hafızasından büyük bir yer tasarruf etmiş olacaksınız.DENİZ ERGÜRELzaman.com.tr
Rusya'da Yeni Bir Meteor Vakası
Bir yıl önce Çelyabinsk kenti üzerinde patlayan meteorun ardından, Murmansk kentinde Cumartesi gecesi yeni bir meteor gözlemlendi. Meteor zarar yol açmadan gözden kayboldu. Çelyabinsk kentinde yaklaşık 1200 kişinin yaralanmasına ve binlerce binanın camlarının parçalanmasına neden olan meteor patlamasından bir yıl sonra, bu sefer Rusya'nın kuzeybatısındaki Murmansk kenti bir meteora tanık oldu. Ancak bu kez patlama olmadı ve meteor sessiz sedasız gözden kayboldu. Gazeta.ru sitesi, bir sürücünün aracındaki kamera ile gökyüzündeki ilerleyişi saniye saniye görüntülenen meteorun, Kola Yarımadası'ndaki tüm şehirlerde gözlemlendiğini ancak bir patlama sesi duyulmadığını belirtti. 300 bin nüfuslu Murmansk kentinde yaşayan Rus gökbilimci Viktor Troşenkov, ateş topu olarak beliren meteorun gelecek hafta en yoğun günlerini yaşayacak olan Lyrid meteor yağmurunun bir parçası olabileceğini ifade etti. Çelyabinsk kenti üzerinde geçtiğimiz yıl patlayan 19 metre genişliğindeki meteor, 500 kiloton TNT gücünde bir patlamaya neden olmuştu. Gökbilimciler bu büyüklükte meteorların her 20 yılda bir Dünya'ya uğradığını tahmin ediyor. aljazeera.com.tr
Reklam