Neymar'dan Kaleci Beyni Yakan Penaltı Vuruşu
Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olan Brezilya hazırlıklarına tüm hızıyla devam ediyor. Bu turnuvada seyircisi önünde zafere uzanmak isteyen Sambacılarda takımın yıldızı Neymar antrenmanlardaki şovları ile büyülüyor.Penaltı çalışması sırasında ilginç bir vuruşla arkadaşını mağlup eden Neymar ne kadar formda olduğunu gösterdi.
'Kendimi Sözlerle Daha İyi İfade Edebilseydim Sinemaya Bulaşmazdım'
“Kış Uykusu” filmiyle 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan yönetmen Nuri Bilge Ceylan , “Kendimi ifade etmek konusunda görüntüler yerine sözlerde daha becerikli olduğumu düşünseydim hiç sinemaya bulaşmazdım. Çünkü yalnızlığı seven bir insanım. Bir romancının yalnızlığını, bir tiyatro yazarının yalnızlığını hep kıskanmışımdır. Ama bu konuda çok yetenekli, becerikli değilim, sözleri kullanmak konusunda” dedi. Star gazetesinden Alin Taşçıyan ’a konuşan Nuri Bilge Ceylan’ın sözleri şöyle: “Kasaba filminde çok uzun diyaloglu bir bölüm vardır, çok iyi beceremediğimiz bir bölüm. O sahneyi yaşatamamış olmak beni çok korkuttu o zaman. O yüzden bir süre diyalogdan kaçmış olabilirim, ben beceremiyorum bu işi, diye. Ama o sahneyi çekememiş olmak bana sinemada çok şey öğretti. Bunun nedenleri üzerine çok düşünmek ve araştırmak zorunda kaldım. Hayattaki gerçek diyalogları gizli gizli kaydettim. Onların yapısını inceledim diyaloğu oluşturan şey nedir diye… Diyaloğun doğallığına çok takmıştım o zamanlar. Birçok yönetmen için de bir meseleydi o zamanlar… Tam da geldiğim bu noktada diyalogda doğallık o kadar da önemli görünmemeye başladı bana… Nedense… ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ da çok uğraştım o işle, biraz daha fazla diyalog vardı ve onların birbirinden çok farklı kasabalı karakterlerin ağzına oturtturulması gerekiyordu. Onda da Çehov’dan yararlandık, en az bu filmdeki (Kış Uykusu) kadar. ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’dan sonra bu filmde, o filme ait daha farklı bir dünya yaratma özgürlüğünü zannediyorum olsun istedim biraz. Tıpkı bir romancının daha özgür hissetmesi gibi diyalog konusunda. Sinemada da sırıtmayacak bir hale getirilebilir mi diye… Çünkü bana diyaloglar da çok keyif verir zaman zaman bir Çehov oyununda olsun ya da bir Dostoyevski romanında, Shakespeare oyununda falan… Bazen bir şeylerden sıkılıyorsunuz, bir şeyler deniyorsunuz.Girmediğiniz bölgeler, hala anlatmak istediğiniz, sizin için çok önemli, başat olan şeyler barındırıyor. Girmek istiyorsunuz, sırasını bekliyor bir şekilde”.   Amatörlerden profesyonel oyunculara… Amatör oyuncuyla da, profesyonel oyuncuyla da çalıştım. İkisinin de özelliklerini biliyorum. Amatör oyuncuyla çalışıyorsanız çok doğal, çok sahici şeyler almanız mümkün. Ama yazdığınız diyalogları kesinlikle değiştirmeniz lazım, her an! Onun yapabileceği, onun ağzına oturabilecek, sürekli yeni şeyler keşfetmek zorundasınız. Ama bu filmde (Kış Uykusu) biz yazdığımız diyalogları aynen istiyorduk. Çok dikkatli yazdık, tek bir kelimenin bile değişmesi, vurgusu bizim için çok önemliydi. O yüzden amatör oyuncu düşünülemezdi. Bir de amatör oyuncu zannedildiği kadar kolay değildir. En beklemediğiniz konularda sorun çıkarır. Çok naz yaparlar, mesela! Bu filmde iki üç tane amatör vardı. Bir hizmetçi karakteri var, otelde. Yani üçüncü çekimi yapmaya kalktığınızda neden, bitmedi mi, niye olmadı, ne gerek var diye soran birisi! Ama bir profesyonelle ellinciyi çekseniz de hala elli birinciyi çekmek için bir iştah görüyorum. O da insanın hoşuna gidiyor doğrusu.   Senaryodan kurguya… Senaryo nehir gibi… Bir nehrin doğuşu gibi oradan buradan bir sürü damla toplanıyor. Bir bakıyorsunuz bir gün yorgun bir ırmak akıyor. Nasıl ortaya çıktığı konusunda fazla bir fikrim yok. Her senaryoda da değişiyor bu, bazısında bir görüntü başlatabilirken bazısında bir konuşma… Eninde sonunda her şey! Daha doğrusu bir sanat yapıtının ortaya çıkması gibi bir kolaj, bir sürü şeyin harmonik, uyumlu biçimde bir araya gelmesi. Ama senaryo yazımı benim için didaktik bir süreç. Senaryo yazımı sırasında insan daha akademik düşünüyor sanki. O yüzden senaryo yazımını sette de kurguda da devam ettirmek gerektiğini düşünüyorum ya da bunu yapabilceğim bir esneklik yaratmaya çalışıyorum. Senaryodan hiçbir zaman emin olmuyorum. Çekimde daha iyi bir şey arıyorum. Kurguda çalışmayabileceği korkusu beni çekimde başka alternatiflere yöneltiyor. Çünkü insan psikolojisi o kadar tahmin edilmez ve bilinmez bir şey ki kurguda neyin çalışacağına emin olmak gerçekten çok zor. Muhakkak hepimiz birer maskeyle yaşıyoruz; toplumsal hayatta bu maskenin nasıl kendi duygusunu gizlemek, başkalarını kandırmak ve bir sürü şey için ne şekiller alacağını bilmek, bütün o detaylar insanın senaryo aşamasında tümüyle hakim olabileceği bir konu değil. Hiç aklınıza gelmeyecek bir yüz ifadesini başka bir şeyle çarpıştırdığınızda duygusal olarak, etkisel olarak, ‘İşte bu insan doğasına daha uygun,’ diyorsunuz mesela. Hiç düşünmediğiniz bir şey! Bu yüzden kurguya biraz fazla malzemeyle girmek gerektiğini düşünüyorum. O yüzden son filmde bayağı bir malzeme çektik, 200 saatlik çekim var.   Görüntülerden stile… Kendimi ifade etmek konusunda görüntüler yerine sözlerde daha becerikli olduğumu düşünseydim hiç sinemaya bulaşmazdım. Çünkü yalnızlığı seven bir insanım. Bir romancının yalnızlığını, bir tiyatro yazarının yalnızlığını hep kıskanmışımdır. Ama bu konuda çok yetenekli, becerikli değilim, sözleri kullanmak konusunda. Görüntülerde de reflekslerim daha gelişmiş. Daha doğrusu film yaparken görüntü konusundaki kararları çok daha net veriyorum. Uzun düşünceler harcamama gerek olmuyor. O yüzden fotoğraf, sinema gibi sanatlara zorunlu oldum. Hatta doğama çok daha aykırı bir üretim süreci var sinemanın. Pek çok insanla cebelleşmek zorundasınız, bittikten sonra bile! Fakat onları nasıl yaptığımı da bilmiyorum ayrıca, görüntü konusunda gerçekten hiçbir stratejim yok. Ben senaryoda da şuradan çekerim, buradan çekerim diye çok düşünmem. Hele bunca filmden sonra! Çok rahat sete giderim nereden çekeceğimi bilmeden. O teknik elemanlar, odanın şekli falan hemen nasıl çekeceğim konusunda kafamda şekillenir. Çok çeşitleme yapmam, kamerayı oraya koy, buraya koy gibi bir çeşitleme değil de oyuncuların oyunlarında, söyledikleri sözlerde bir çeşitleme yaparım. Tekrarla oluşan şeyler, anlatabileceğim, analitik biçimde ele alabileceğim konular değil. Ama stil konusu benim için çok önemli. Bir filmin anlatım şekli, neredeye içerikten daha önemlidir. Çünkü hayatımızda bile bir insan size bir şey söyler, dinlemezsiniz, ikna olmazsınız ya da çok şey ilgilenmezsiniz. Ama başka biri başka bir şekilde söyler başka bir ilgi uyandırır. Söyleyiş şekli çok önemlidir, her şeyde! Dolayısıyla bir insanı belli bir dünyaya sokmak için bir yol bulmak zorundasınızdır. Bu yolu sürekli araştırırız, insanlar üzerinde daha etkili olmak isteriz, söylediklerimiz dinlensin isteriz. Bunu hayatta nasıl arıyorsak, sinemacı da söyleyeceği yolu bulma, stil konusunda kafa yormak zorundadır. Bu konu en çok dikkat ettiğim şeydir, ama içsel bir süreç. Dikkat ederim ama kendiliğinden olan bir şey. İzah etmem biraz zor ama böyle bir şey. En önemli şey benim için, özellikle kurguda çok dikkat ederim. Bir yönetmenin eninde sonunda bir filmde hesabını veremeyeceği bir tek karenin olmaması gerektiğini düşünüyorum. En küçük ayrıntının da hesabını verebilirim. Kurguya zaman çok ayırırım. Beni utandırmamalı sonradan çünkü ufacık bir şeye dikkat etmezseniz o yirmi yıl sonra bile gözünüze batmaya devam eder.  Denemelerden ustalığa… Kendi en sevdiğim yönetmenlere baktığımda çok da denemeci tipler olduğunu düşünmüyorum. Mesela Ozu denemeci bir insan değildir. Hep aynı filmi çekerdi, ama sadece git gide daha sofistike bir hale getirdi. Sanki bir Çinli ressam elemanları git gide daha azaltır gibi. Son filmleri iyice rafinedir. Keza Bresson öyledir, nitelikleri son filmlerinde ortaya çıkmaya başladı. Cesaret tek başına saygı duyulacak bir şey değil bana göre. Nereye gittiğine bakmak lazım. Sonuçta aptal cesareti diye de bir şey var. Sofistikeleşmeye başladığı zaman bir sinema içten gelen bir yere doğru gitmeye başladığını görüyorsunuz.  Korkulardan cesarete İçten baktığım zaman kendimi çok cesur görmüyorum, tam tersine çok korkak görüyorum. Onu da söylemem lazım. Sinema bir anlamda da korkuyla yapılan bir şey. Attığım her adım korkularla ve endişelerle de yaratılıyor. Daha sonra birisi cesaret diye de nitelendirmiş olabilir ama aslında süreç öyle işlemiyor. Sinema cesaretle yapılan bir şey değil bence, tam tersine sorular, korkular, kaygılar, zayıflık, yalnızlıkla yapılır. Bir sanatçının yalnızlık hissettiği için üretim yaptığını düşünüyorum. Benim için de en büyük meselelerden biri o. O korkunç yalnızlıktan kurtulmak için biraz… Bazen… Bunlar derin konular… Nefretten sevgiye… Ben gıcık olma potansiyeli yüksek karakterlerle uğraşmayı tabii ki seviyorum. Anlamaya çalıştığım karakterler de onlar. Gıcık olma kapasitemizin ardında kendimizi koruma güdüsü bazen yatar. Mesela alaycı birine gıcık oluruz ama ondan korkarız da. Gıcık olduğumuz karakterlere gıcık olmakla hayran olmak arasında ince bir çizgi var. Bir lafla, bir tek şeyle öbürüne bir anda dönüşebilir. Sinema yazarlığının anlamı da belki burada, bir şey hep göründüğü gibi değildir. Anlamı birden değişebilir. Sanat eserleriyle ilişkide ben katalizörlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İyi bir sinema yazarının da böyle bir katalizör olabileceğini düşünüyorum. Ben kendi tarihimden biliyorum. Hem insanlarla hem sinemayla ilişkimde. Bugün en hayran olduğum insanlar önce en gıcık olduklarım aslında! İlk görüşte sevdiğin bir insanı uzun süre sevemezsin. Kısa vadeli olur. Filmde de öyle olur. İlk gördüğümde yarıda çıktıklarım sonradan hayatımın en önemli filmleri haline gelmiştir. Ya da yıllarca sinir olduğum bir insan ilişkinin bir anda yön değiştirmesiyle en yakın dostlarımdan biri olmuştur. Öyledir hayat, sürekli kendimizi koruyarak, kollayarak sağ kalmaya çalışıyoruz aynı geminin içinde. Tehlikeli bulduğumuz insanları, belli bir formülasyonla hayatımızdan uzak tutmaya çalışıyoruz, kafamızın içinde. Ben ilginç bulduğum karakterleri filme koymaya çalışıyorum, sevgi duymuyorum onlara, sevgi duymam gerekmiyor daha doğrusu.” T24
Gazi Mahallesinde Çatışma: 1 Ölü 4 Yaralı
İstanbul Sultangazi’de iki grup arasında çıkan silahlı çatışmada bir kişinin hayatını kaybetti. DHA’dan Uzay Kesmen’in haberine göre olay, saat 19.00 sıralarında Sultangazi Yunus Emre Mahallesi 1398. Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, kimliği belirlenemeyen bir grup kişi, aralarında daha önceden husumet bulunan Ercan Ateş ‘e sokak üzerinde ateş açtı. Birden fazla tabanca ve uzun namlulu silahların kullanıldığı çatışmada, Ercan Ateş de silahına davranarak gruba karşılık verdi. Uzun süre devam eden çatışma sonucunda Ercan Ateş başına isabet eden kurşunla olay yerinde yaşamını yitirdi. Yakındaki bir büfenin önünde oturan Cengiz Kavak, Eyüp Torun ve kimliği henüz belirlenemeyen 18 yaşındaki bir kişi de seken kurşunların isabet etmesi sonucu çeşitli yerlerinden yaralandı. Çatışmanın ardından, saldırganlar olay yeri yakınına bıraktıkları otomobillere binerek kaçtı. Vatandaşların ihbarı üzerine mahalleye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay Yeri İnceleme ekipleri, çatışmanın meydana geldiği 1398 Sokak’ta ve cadde üzerinde inceleme yaptı. Ercan Ateş’in cesedi de, yapılan incelemenin ardından otopsi için İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Bölgede öğle saatlerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan ‘a özgürlük talebiyle açılan imza standına bir grup silah ve satırlarla saldırmış ve dört kişi yaralanmıştı. BDP Gaziosmanpaşa İlçe Eş Başkanı Yaşar Arat, Mehmet Karadağ ile SYKP üyesi Cavit Umut taburcu edilirken, saldırıda ağır yaralanan Ömer Delibaş ‘ın tedavisi ise sürüyor.diken.com.tr
HES, Cenneti Çöle Çevirdi
ERZURUM’un Olur İlçesi’ne bağlı Oltu Çayı üzerinde yapımı devam eden Ayvalı Barajı HES inşaatı nedeniyle önceleri cennet gibi doğaya sahip Çukurbağlar Mahallesi, çöle döndü. Deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte Karadeniz iklimi özellikleri taşıyan ve narenciye ile pamuk dışında tüm meyve sebzenin organik olarak yetiştirildiği Ormanağzı, Çataksu ile Taşlı köyleri arazilerin çok düşük fiyatla kamulaştırılmasına yöre sakinleri tepki gösterdi. Sözleşme bedeli 201 milyon TL olan ve bu yılın sonuna kadar tamamlanacak Ayvalı Barajı ve HES’in, çevrenin doğal yapısının bozulduğunu belirten çevreciler bu durumu eleştirdi. 150 KİLOMETRE UZAKTA Erzurum’a 150 kilometre uzaklıktaki Olur İlçesi’ne bağlı Taşlıköy, Ormanağzı ve Çataksu köyünde yapılan Ayvalı Barajı, köylüleri sıkıntıya düşürdü. Kamulaştırma, baraj ve yol inşaat çalışmalarında sorunla karşılaşan köylüler, hak edilen kamulaştırma bedelinin ödenmemesine tepki gösterdi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ’Kafkas Arı Irkının Gen Koruma Alanı’ ilan edildiği, UNESCO tarafından belirlenen ülkemizin ilk ve tek ’Biyosfer Rezerv Alanı’nın Çoruh Vadisi’nde olduğunu vurgulayanlar, şunları söyledi: 3000 DÖNÜM ARAZİ KAMULAŞTIRILACAK 'Bizler şimdiye kadar hep hukukun üstünlüğüne inandık. Ayvalı Barajı yapımı nedeniyle vatandaşlara ait yaklaşık 3000 dönüm arazi kamulaştırılacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 3 Mart 2010 günü bizleri Ayvalı Köyünde topladı, kamulaştırma bedeli olarak da arazinin metrekaresine 5 lira gibi komik rakam teklif etti. İstimlaklardan umduğumuzu bulamadık. İstimlak edilen bir bahçeye önce 1 milyon 600 bin lira değer biçtiler. Bahçede çalışma yapıldı, tahrip edildi. Daha sonra fiyat 800 bin liraya düştü. Atalarımız dedelerimiz burada kan dökmüş. Burada doğduk ve burada ölmek istiyoruz. Köyümüzden çıkmak istemiyoruz.' Çukurbağlar daha önce böyleydi (yukarıda) sonra böyle oldu (aşağıda) Biçilen değerleri çok yetersiz bulan köylülerin dava açmaya başlaması döneminde Olur Adliyesi’nin kapatıldığını, davaların Oltu Adliyesi’nde görülmeye başlandığını anımsatan köylüler, bu süreçte, baraj inşaatı ve yol yapım çalışmalarının hızlı başladığını ve davalar sonuçlanmadan cennet gibi arazinin çöle dönüştürüldüğünü bildirdi. 30-40 kilometre uzaklıktaki benzer arazi, coğrafi ve iklim özelliklerini taşıyan Artvin’in Yusufeli İlçesi’nde yıllar önce yapılan kamulaştırmalarda metrekareye 50-60 lira değer verildiğini anlatan köylüler, 'Ornagik sebze ve meyveciliğin yapıldığı yeşil Ayvalı yöresini 3 yıl içinde tanınmaz hale getirildi. Çevre katliamı yapılan yörede mağduriyetimizin acilen giderilmesini bekliyoruz. Bütün umudumuz, üst mahkemelere kaldı' diye konuştu. Eskiden yemyeşildi... Kadir SABUNCUOĞLU/ERZURUM, (DHA)
Reklam
Reklam
4 Yaşındaki Tatlı Velet, Erkek Modelleri Taklit Ederken
Daha önce Onedio'da Dünyanın en Şık Çocuğu Alfonso Mateo'ya yer vermiştik.Ryker ise Matteo'nun adeta rakibi. 4 yaşındaki Ryker ve annesi Collette Wixom, Instagram'da en son erkek modasını canlandırıyorlar. http://instagram.com/ministylehacker
"Yalova CHP'nin..."
YALOVA’da 30 Mart’ta yapılan ancak itiraz üzerine Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilen ve bugün yenilenen Yalova Belediye Başkanlığı seçimini gayri resmi sonuçlara göre CHP adayı Vefa Salman kazandı.CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, seçimi 206 oy farkla kazandıklarını açıklayarak, “Bu Bir hakkın geri verilmesi oldu. Bir mağduriyetin giderilmesi oldu” dedi. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülhamit Gül de, Yalova halkının verdiği karara saygılı olduklarını belirterek, “Şu anda ilgili avukat arkadaşlarımız seçim kurulunda gerekli itirazları yapıyorlar. 800-900 civarında oyla ilgili itirazımız var. Gerek sandık esnasında gerekse seçim kurulunda baki olan itirazlarımız var. Kesin sonuçları Seçim Kurulu paylaşacak” dedi.30 Mart’ta yapılan belediye başkanlığı seçimlerinin ardından sonuçlar açıklanmaya başlandığında Yalova'da başkanlık, itirazlar nedeniyle Ak Parti ile CHP adayı arasında yer değişmesiyle Türkiye gündemine oturdu. Yalova'da açıklanan ilk sonuçlarda seçimi Ak Parti adayı Yakup Koçal’ın bir oy farkla kazandığı açıklandı. CHP’nin itirazı üzerine il seçim kurulu tarafından sayım ve inceleme sonucu CHP adayı Vefa Salman’ın 6 oy farkla seçimin galibi olduğu ilan edildi. Bu açıklama üzerine Vefa Salman, Yalova Belediye Başkanlığı görevine 7 Nisan günü başladı. Sonuçlara itiraz eden Ak Parti bu kez YSK’ya başvurdu. Ak Parti'nin kısıtlılar, askerler ve sandık kurulu üyelerinin seçmen olmadığı halde oy kullandığı yönündeki itirazı üzerine YSK, İl Seçim Kurulu'ndan gelen sonuçları toplantıda değerlendirdi. YSK, CHP’nin 6 oy farkla kazandığı seçimi 7 kısıtlı seçmenin oy kullandığı gerekçesiyle iptal etti. Karar, 9 kabul oyuna karşın 2 ret oyu ile alındı. CHP İNCE: SEÇİMİ KAZANDIKYSK’nın iptal ettiği seçimler bugün yapıldı. Yalova’da kayıtlı 75 bin 813 seçmen 245 sandıkta oy kullandı. Oy verme işleminin tamamlanmasının ardından sandıklardan seçim kuruluna ulaşan ve gayri resmi olan sonuçlara göre CHP adayı Vefa Salman’ın seçimi kazandığı belirtildi. CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce de yaptığı açıklamada Yalova Belediye Başkanlığı’nı kazandıklarını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, milletvekili irtibat bürosu önünde gazetecilere açıklama yaptı. Yalova Belediye Başkanlığı yarışını 206 oy farkla kendilerinin kazandığını söyleyen İnce, “Seçimi aldık. Zaten biz 30 Mart’ta seçimi almıştık. Bir hakkın geri verilmesi oldu bu. Bir mağduriyetin giderilmesi oldu. Bir sıkıntı çıkmayacak ama şimdi adliyeyi yeniden basıp, eski filmi yeniden oynatmak isteyecekler. Buna izin vermeyeceğiz. Bunu da herkes görecek' dedi. Bu arada CHP’li Vefa Salman da milletvekili irtibat bürosu önünde ilk tebrikleri kabul etti. Ardından İnce ve Salman, Yalova Adliyesi’ne gitti. Bu arada, CHP’liler Cumhuriyet Caddesi’nde toplanarak seçim zaferini kutlamaya başladı. AK PARTİLİ GÜL: İTİRAZ EDİYORUZAk Parti Genel Başkan Yardımcı Abdülhamit Gül, Ak Parti İl Başkanlığı'nda yaptığı açıklamada, temel felsefelerinin sandık iradesinin her şeyin üstünde, bu iradeye milletin iradesine sahip ve saygılı olan bir parti olduklarını söyledi. Gül, şöyle devam etti: “Bugün Yalova’da kesin olmayan sonuçlar var. Ama Yalova halkının verdiği karara saygılıyız. Şu anda ilgili avukat arkadaşlarımız seçim kurulunda gerekli itirazları yapıyorlar. 800-900 civarında oyla ilgili itirazımız var. Gerek sandık esnasında, gerekse seçim kurulunda baki olan itirazlarımız var. Kesin sonuçları seçim kurulu paylaşacak. Seçim sonuçları ülkemiz için Yalova için hayırlı olmasını diliyoruz. Yalova halkı ve tüm milletimiz çok güzel hizmetleri Ak Parti hükümeti ile yaşadı bundan sonrada yaşayacaktır. Bundan sonra biz yine milletimizin halkımızın yanında güzel hizmetler yapmaya devam edeceğiz. Yalova halkına göstermiş oldukları teveccühten ötürü teşekkür ederim.'Abdülhamit Gül, itiraz gerekçelerinin belli olup olmadığı sorusu üzerine, 'Seçim kurulunda ve sandık başında 298 Sayılı Seçimin Temel Hükümlerine İlişkin Kanunla alakalı yasal itirazlarımızı arkadaşlarımız yapacaklar. Biz de gerekli bilgiyi alacağız' yanıtını verdi.VEFA SALMAN KİMDİR?Resmi olmayan sonuçlara göre Yalova Belediye Başkanı seçildiği belirtilen CHP'li Vefa Salman, 1965 yılında Yalova’da doğdu. 1987 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirerek iş hayatına atıldı. 20 yıldır Yalova’da ticari yaşamının içerisinde bulunan Salman, İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yalova Temsilciliği ve Yalova Üniversitesi Yaptırma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini yaptı. Yalova'da, Fenerbahçeliler Derneği Başkanlığı, 3 dönem Yalova Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Murahhas üyeliği, 1 dönem Yalova Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı mütevelli heyeti üyeliği ile çeşitli sivil toplum örgütlerinin kuruculuğu, yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinde bulunan Salman'ın, kaleme aldığı şiirlerini iki ayrı kitapta topladı.İngilizce öğretmeni Dilek Salman ile evli olan Vefa Salman'ın, Özgün Salman adındaki oğulları, 14 Ağustos 2012’de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Vefa Salman, 30 Mart’taki seçimden sonra 7 Nisan’da belediye başkanlığı koltuğuna oturmuş, YSK’nın seçimi iptal etmesi üzerine 22 Nisan’dan görevden ayrılmıştı.DHA
Reklam
Twitter Yazı Tipini Değiştirdi
Dünyanın en büyük sosyal ağlarından birisi olan Twitter yeniliklerine devam ediyor. Geçtiğimiz ay yeni tasarımını tüm kullanıcılara açan Twitter , şimdi ise yeni yazı tipini kullanıcılarının kullanımına sundu. Twitter , Helvetica Neue olan yazı tipini, Gotham Narrow SSm ile değiştirdi. Twitter'ın resmi Twitter hesabı üzerinden de Twitter'ın yazı tipinin değiştirildiği duyuruldu. Twitter'ı sık kullananların ilk etapta alışmasının zor olacağı yeni yazı tipinden memnun olanların sayısı bir hayli az. Ancak bunun alışma sürecinden kaynaklandığı düşünülüyor. teknokulis
'Dünyanın En Kalabalık Kahvaltı Sofrası' Rekoru Kırıldı
Van'da gerçekleşen 'Dünyanın en kalabalık kahvaltı sofrası' rekoru denemesi, 51 bin 793 kişi ile kırıldı.VAN Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) öncülüğünde Van Valiliği, Van Büyükşehir Belediyesi ile çok sayıda kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütünün desteklediği etkinlik, Atatürk Kültür Parkı'nda yapıldı. Sabah 07.00'den itibaren başlayan etkinlik kapsamında turnikelerden geçerek alanı dolduran kalabalık, aynı sofrada bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. Çeşitli müzik gruplarının sahne aldığı ve halk oyunları gösterilerinin yapıldığı etkinlikte, binlerce kişi, saat 09.00'da turnikelerin kapanması ve Guinness Türkiye Temsilcisi Şeyda Subaşı Gemici'nin startı ile kahvaltı yapmanın keyfini sürdü. Guinness Türkiye Temsilcisi ve Tescilli Hakemi Gemici, yaptığı açıklamada, 2001 yılından beri rekorun kırılmadığını belirterek, 'Bu rekor 18 bin 941 kişiyle Amerika'ya aitti. Amerika için üzülüyorum, Van'a hayırlı, uğurlu olsun. Yeni bir dünya rekoru. Van 51 bin 793 kişi ile rekoru kırdı' dedi. Gemici, konuşmasının ardından Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya ile Van TSO Başkanı Necdet Takva'ya Guinness tarafından hazırlanan sertifikayı verdi. Van TSO Başkanı Takva da tüm katılımcılara teşekkür ederek, 'Bu rekoru hep beraber kırdık. Bu rekor ile barış ve kardeşlik sofrasını birlikte kurduk. Van'a hayırlı, uğurlu olsun' diye konuştu. Guinness rekorunu sevinçle karşılayan vatandaşlar ise halk oyunları ekipleri ile halay çekip horon tepti.AA
Gangnam Style Rekor Kırmaya Devam Ediyor
Geçen yılın fenomen olan şarkısı Gangnam Style, YouTube üzerinde izlenme rekorları kırmıştı.15 Temmuz 2012'de YouTube'a yüklenen Gangnam Style'ın klibi iki yıl olmasına rağmen halen rekorlar kırıyor. 2012 yılının sonlarında 1 milyar izlenme rakamına ulaşan ilk video olarak rekor kırmayı başaran Gangnam Style YouTube'ta 2 milyar izlenme ile kendi rekorunu krarakikinci bir rekor daha yaptı. Beğeni konusunda da rekor kıran videoyu beğenenlerin sayısı 8 milyon 325 bini buldu.teknolojioku
Reklam
Veli de Öğretmen de Bu Yaz Çok Terleyecek
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, önceki gece geç saatlere kadar süren yemekli toplantıda, gazetecileri ağırladı, yeni yapılan üç önemli düzenlemeyle ilgili olarak ayrıntılı bilgiler verdi. Bu yıl ilk kez uygulanacak olan liselere giriş sistemini, ne Bakan ve Bakanlık bürokratları tam olarak anlatabildi ne de biz anlayabildik. Fen ve Anadolu liseleri ile kolejlere yerleştirme sistemi, iddia edilenin aksine, eskisinden çok daha karmaşık hale geldi. Dershanelerin okula dönüştürülmeleri konusunda ise en büyük mağduriyeti, görünen o ki öğretmen dışındaki idari personel çekecek. Çünkü hiç biri için kadro söz konusu değil. Öğretmen olanların ise ne kadarının, ne zaman ve hangi kriterlere göre atanacağı da henüz belli değilmiş! Üçüncü önemli nokta ise müdür atamalarıydı. Neden böyle bir uygulamaya gidildiği soruldu. Cevap ilginçti: Biz görevden alıyoruz, yargı iade ediyor!.. Toplantının ayrıntılarıyla ilgili bilgileri yan sütunlarda okudukça, eminim ki siz de şok olacaksınız. Çocuklarını, yıllardır kolejlere hazırlayan veliler de çılgına dönerse, bu da hiç şaşırtıcı olmaz. Bakanlık, kolejlere girişle ilgili kuralları, maç başında değil de, maç sonunda koyuyor ve bu “anlaşılamayan” sistemle, kontenjanların dolması çok zor gözüküyor... Peki çok daha fazla öğretmen alınacak mı? Hayır, daha önce ne açıklandıysa o kadar atama yapılacakmış. Yönetici atama kriterleri ise eminim ki çok tartışılacak! Çünkü, yönetici olmak isteyenlere 100’e yakın kriter getirilmiş ama onları o makama seçecek olanlar için bu kriterlerin hiçbirisi geçerli değil. Gerekçe de ilginç: Yanlış yaparsak, bunu siyaseten öderiz! Bakan Avcı ve ekibi tam kadro İstanbul’daydı. Teknik konulardaki açıklamaları bürokratlar, genel değerlendirmeleri ise Bakan Bey direkt kendisi yaptı. Peki MEB kurmayları göz doldurdu mu, gelecek için umut verdi mi? Artıları da vardı, eksileri de. Ama Başta Bakan Avcı olmak üzere hemen hepsi iyi niyetliydi. Sorunsuz bir dönem geçirmemek için olağanüstü bir çaba içerisindeydiler. Sorunsuz bir yaz için bu kadarı yeter mi? Bunu da zaman gösterecek... Bakan Avcı’dan şok açıklamalarMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, eğitimde yapılacak köklü değişiklikleri anlattı: Liselere girişte yerleştirme sistemi tümüyle değişiyor; 4 yılını tamamlayan okul müdürlerinin görev süreleri sona eriyor; dershaneleri okula dönüştürme operasyonu yarın başlıyor Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, önceki akşam eğitim editörleriyle bir araya gelerek, eğitimde önümüzdeki dönem yapılacak köklü değişiklikler hakkında bilgi verdi. Toplantıda, liselere yerleştirme, dershanelerin özel okula dönüştürülmesi, okullarda 4 yıl ve üzeri görev yapan müdür ile müdür yardımcılarının görev sürelerinin son erdirilmesi konuları öne çıktı. Bakan Avcı’nın verdiği bilgilere göre bu yıl, liselere yerleştirme işlemleri tek seferde ve tek bir takvimle yapılacak. Öğrenciler A ve B olmak üzere iki ayrı grupta tercih yapacaklar. A Grubunda, farklı okul türleri arasından, Galatasaray, Kabataş, Ankara Fen lisesi gibi okul adına göre 15 tercih yapılacak. B Grubunda ise Fen, Sosyal Bilimler, Anadolu İmam Hatip, Anadolu, Meslek ve Teknik Anadolu liseleri şeklinde, sadece okul türüne göre tercih yapılabilecek. Burada öğrenci hangi okula gitmek istiyorsa, o okul türüne sıralamasında öncelik verecek. Puanına göre bir yere yerleşemeyen öğrenci, B Grubu’ndaki tercihleri arasından ikamet ettikleri adrese en yakın boş kontenjanı olan okula, puan üstünlüğü esasına dayalı olarak yerleştirilecek. Öğretmen liseleri kalktı Bu öğretim yılından itibaren Anadolu Öğretmen Liseleri, Sosyal Bilimler, Anadolu ya da Fen liselerine dönüştürülecek. Okula dönüşmek isteyen dershaneler için ise başvurular yarın başlıyor. Bu kurumlarda görev yapan ve 1 Ocak 2014 itibariyle 6 yıl ve üzeri sigortalı çalışan öğretmenler devlet kadrolarına geçmek için başvuruda bulunabilecekler. Dört yıl ve üzeri okul müdürlüğü, müdür yardımcılığı yapanların görev süresi bu eğitim-öğretim yılı sonunda bitiyor. Ancak yapılacak değerlendirmeler sonunda, başarılı olanların aynı veya başka eğitim kurumunda dört yıl daha görev yapmalarına imkan tanınacak. Öğrencilerden velilere, dershanelerden okul müdürlerine geniş bir kitleyi ilgilendiren toplantıdan notlar şöyle: Milliyet gazetesi eğitim yazarı Abbas Güçlü, Bakan Avcı’nın toplantısına katıldı. Liselere tek yerleştirme Tüm okul türlerine yerleştirme işlemleri, 6, 7 ve 8’inci sınıf yılsonu başarı puanlarıyla öğrencilerin 8’inci sınıfta girmiş oldukları merkezi sınav puanının değerlendirmesi sonucu elde edilen Yerleştirmeye Esas Puan (YEP) ile tek seferde ve tek takvimle yapılacak. Öğrenciler, A ve B olmak üzere iki grupta tercih yapacaklar. A Grubu için öğrencilerden tüm okul türlerini içeren 15 adet tercih alınacak. A Grubu tercihler, tercih listelerinde yer alan okulların tercih kodlarına göre, B Grubu tercihleri ise sadece okul türlerine göre yapılacak. A Grubu tercihlerinden birine yerleşemeyen öğrenciler, B Grubu tür önceliğini içeren tercih başvurularına göre ikamet adreslerine en yakın boş kontenjanı olan okula, puan üstünlüğü esasına göre yerleştirilecek. Yerleştirme sonrasında boş kalan kontenjanlara nakil yoluyla öğrenci kaydedilecek. Anadolu lisesine yeni dönüştürülen okullarda şube kontenjanı 34, ihtiyaç olması halinde en fazla 40 olacak. Fen liselerinde yeni eğitim-öğretim yılından itibaren hazırlık sınıfı zorunlu olacak. Özel okulların burslu öğrenci kontenjanlarına yerleştirme işlemleri TEOG kapsamında yapılacak. Özel okullar tam burslu olarak alacakları öğrencileri Türkiye çapında puan üstünlüğüne göre ilk yüzde 5’lik dilim içerisinden seçecekler. Yerel şartları dolayısıyla Türkiye geneli yüzde 5’lik dilimden öğrenci alamayan özel okullar tam bursluluğa karşılık gelen boş kontenjanlarını il çapındaki yüzde 5’lik dilimden doldurabilecekler. Burslu öğrenci kontenjanı yüzde 10 ile sınırlandırıldı. Özel okullar ne yapacak? Bakan’ın tek listede, tek yerleştirme yapacaklarını açıklamasının ardından Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı Cem Gülan şu açıklamada bulundu: “Özel okulların kendi sistemleriyle yerleştirme yapabileceği ama onlara bilgi verilmeyeceği yönünde açıklama yapıldı. Biz Sayın Müsteşara gidip kişisel bilgiler içermeyen ama öğrencilerin puanlarını içeren bilgileri talep edeceğiz. Ama vermezlerse, öğrencilerin e-okul karnesinden Türkçe, matematik ve fen bilgisinden aldığı puanla 8. sınıf yılsonu başarı puanlarını alarak puanlarını hesaplayacağız. Ancak öğrencilerin tüm özel okula gitmek isteyenler arasında kaçıncı sırada olduğunu, hangi yüzdelik dilime girdiğini söyleyemeyeceğiz. Dolayısıyla okullar taban puanları biraz daha düşük tutarak, daha geniş yelpazeden kayıt yapmaya çalışacaklar.” Başarılı müdür kalacak Dört yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olanların görevlerinin sona ermesi yönünde alınan karar, kamuoyunda çok tartışılmıştı. Toplantıda eğitim kurumu yönetici görevlendirmeleri konusunda şu bilgiler verildi:-n Dört yıllık görev süresini tamamlayanların görevleri ders yılı bitiminde sona erecek. Aynı eğitim kurumunda dört yıllık görev süresini tamamlayanlardan yapılacak değerlendirme sonucunda başarılı olanlar aynı veya başka eğitim kurumunda dört yıl daha görev yapabilecek. Aynı okulda aynı unvanla sekiz yıldan fazla yöneticilik görevi yapılamayacak. Böylece yöneticilerin, zorunlu rotasyon yerine istekleri dahilinde başka eğitim kurumlarına geçişleri sağlanmış olacak. Görev süresi uzatılacak müdürlerin belirlenmesi amacıyla hazırlanan değerlendirme formunda müdürler, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, öğretmenler, okul aile birliği başkanı ve başkan yardımcısı ile öğrenci meclisi başkanı tarafından objektif kriterler üzerinden değerlendirilecek. Bu değerlendirme sonucunda 75 ve üzerinde puan alan müdürlerin görev süreleri uzatılacak. Daha önce müdürlük görevinde bulunmuş olanlarla ilk defa müdürlüğe görevlendirilmek üzere başvuranlar, değerlendirme ve sözlü sınav üzerinden iki aşamalı bir sisteme tabi tutulacaklar. Bu değerlendirme sonucunda başarılı olanlar, tercihleri de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre müdür olarak görevlendirilecek. Görev süreleri uzatılmayan müdürler de yeniden görevlendirilmek üzere başvuruda bulunabilecek. Uyumlu bir ekip oluşturulmsı amacıyla müdür yardımcılarını müdürler belirleyecek. Dershanelerde dönüşüm başlıyor Dershanelerin dönüşüm süreci, toplantının ana maddelerinden biriydi. Dershanelerin özel okula dönüşümüyle ilgili Dönüşüm Başvuru Kılavuzu 29 Mayıs’ta yayınlandı. Başvurular ise yarın başlıyor. Öğretmen Atama Kılavuzu Mart 2015’te yayınlanacak. 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle bu işyerlerinde eğitim personeli olarak ödenmiş prim gün sayısı 6 yıl ve daha fazla olan eğitim personelinin devlet kadrolarına atanmalarına ilişkin başvurular ise 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında alınacak. Dönüşüm programına başvurular 31 Ağustos’ta sona erecek. 2018-2019 eğitim-öğretim yılının bitiminde, dönüşüm programı sona erecek. Dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezleri 1 Eylül 2015 tarihine kadar mevcut faaliyetlerini sürdürebilecek. Dönüşüm programına başvuru usul ve esasları ise şöyle: Başvurular Dönüşüm Programı Modülü üzerinden elektronik ortamda il milli eğitim müdürlüklerince yapılacak. Başvuruları onaylanan kurumlardan Bakanlıkça uygun görülenlere kabul belgesi düzenlenecek. Dönüşüm programına alınmayan ve gerekli şartları sağlamayan dershane ve etüt merkezlerinin faaliyetleri 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle sonlanacak.Dönüşüm sürecinin sonunda özel okula dönüşme taahhüdünde bulunan kurumlar, gerekli şartlara sahip olmaları halinde 2018-2019 öğretim yılının sonuna kadar temel lise, ilkokul, ortaokul veya okul öncesi eğitim kurumu olarak mevcut binalarında veya farklı binada faaliyet gösterebilecek. Bahçe ve bağımsız bina şartı aranmayacak. Dershaneden dönüşen okullara eğitim ve öğretim desteği verilecek. Eğitim-öğretim desteğinden yararlanmak isteyen okul ve öğrencilerin başvuruları ise ağustos ayında alınacak.Milliyet | Abbas Güçlü 
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Allah'ım Ne Kadar Tatlıyım | Polislerle Video Çeken Adam
Geçtiğimiz yıl yaşanan Gezi olaylarını anmak için binler Taksim'e çıkmaya çalışıyor. Kimisi fotoğraf çekip bu anları ölümsüzleştirirken, kimisi video alıyor. Bunlar biride kendisini ve arkasındaki polisleri kameraya çekip sosyal medyada paylaştı. Genç adam kayıttayken'Allah'ım ne kadar tatlıyım, çok tatlıyım dimi' diyor. Video sosyal medyada ilgi çekti. İşte gencin o anları...
Reklam