onedio
'Erdoğan Ayakta Kalabilmek İçin Ülkeyi Savaşa Bile Sürükler'
AKP’nin kurucu üyelerinden Abdüllatif Şener, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, 2007 yılında yolunu ayırdığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski partisine yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şener, BirGün’ün son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı. »Başbakan Erdoğan ile oğlu arasındaki telefon görüşmesine ilişkin ses kayıtlarına dair tartışmalar sürüyor. Erdoğan ve AKP’nin “montaj” iddiasını inandırıcı buluyor musunuz?Montaj ihtimali yüzde sıfır. AKP’nin kurulmasından önce de Erdoğan’la beraberdim. 5 yıl boyunca da AKP hükümetinde Başbakan Yardımcılığını yaptım. Korkunç bir para eğilimi olduğunu o günlerde tespit ettim. En çok da bu huyundan rahatsız oldum. Erdoğan, tapeler yayımlandıktan sonra “kriptolu telefonlarımızı bile dinlemişler” dedi. Bu, ses kayıtlarının kendisine ait olduğunun itirafıydı. Bu ülke, tarihinde hiç görülmediği kadar soyulmuş ve yağmalanmıştır. Rakamlar korkunçtur. Geçmişte, Özal döneminde İsmail Özdağlar 15 bin dolar için yargılanmıştı. Burada oğlu Bilal sabahtan akşama kadar para taşıyor ve elinde kalan 30 milyon avrodan söz ediyor. Cumhuriyet tarihi dönemindeki bütün yolsuzluk olaylarını üst üste toplasanız yine de bu yolsuzluk olayındaki rakamların yüzde 1’i yapmaz. »Kuruluşundan itibaren AKP’ye bakıldığında Erdoğan’ın yakın çevresindeki isimlerin değiştiğini görüyoruz. Bu tercihinin nedeni nedir sizce?Eğer kirli bir siyaset izliyorsanız, yolsuzluğa batmış ve tüm hukuk düzenini ihlal etmiş, ceza kanunlarına aykırı iş yapmışsanız, bunu gizlemek, sürdebilmek ve boynununuzu giyotinden kurtarmak için bir şeylere mahkûm olursunuz. Bu kadar pisliğe bulaşmış batmış bir insanın yola başladığı ekiple devam etmesi mümkün değil. Sürekli rakipsiz, bir numara olarak kalmak istemektedir. Ayrıca uzun süre yakınında bulunanlar onun neler yaptığını, kirli taraflarını göreceği, içlerinde isyan edenler çıkacağı için sürekli değiştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Erdoğan, her seçimde milletvekillerinin neredeyse üçte ikisini değiştiriyor. İl, ilçe teşkilatları da sürekli değiştiriliyor. Zaten izlediği kirli siyaset ve pislikleri ortalığa dökülmesin dile yıllardır medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını da baskı altında tutuyor, hukuk devletini tahrip ediyor. Şimdi mahkemeleri kendisine karşı işleyemez hale getiriyor.” »Yargıyla ilgili süreç, HSYK’de yapılan değişiklikle yeni bir boyut kazandı. Bu düzenleme süreci nasıl etkiler?Başbakan şu anda Türkiye’yi çoklu hukuk sistemine sokmuştur. Başbakan ve yakınlarının tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, halkın tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, Başbakan’ın sevmediklerinin yargılandığı mahkemeler ayrı. Kendinden emin olsa basın özgürlüğünü destekler, interneti susturmaya kalkmaz . Bunları yapıyorsa bu bile ses kayıtlarının doğru olduğunun delilidir. HSYK ile ilgili düzenleme tüm hukuk düzenini altüst edecek.  Bakan çocuklarının yargılanma sürecini baştan sona tahrip edecek bir düzenleme bu. Anayasa’ya aykırılığı net olan düzenlemeler var. CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi HSYK yasasını iptal edebilir, iş normala döner diye düşünenler olabilir. Ancak bir ay, hatta bir hafta sonra Anayasa Mahkemesi bu yasayla ilgili iptal kararı verse de artık çok geç kalınmış, Türkiye’nin çivisi çıkmış olacak. »Çivinin çıkmaması için ne yapılmalı?Anayasa Mahkemesi “yok hükmünde sayma” kararı vermeli. Bu yapılmaz eğer sadece iptal yönünde bir karar verilirse iptal hükümleri geriye yürümediğinden, hukuk düzenini, anayasal düzeni koruma konusunda gerekli hassasiyetin gösterilemediği anlamına gelir. Ya da yeteri kadar bu felaketin algılanamadığı anlamına gelir Anayasa Mahkemisi yok hükmüne sayma opsiyonunu her zaman elinde bulundurmalı. Bu sadece HSYK için geçerli değil bundan sonra da öyle felaket kanunları geçecek ki Meclis’ten, bunları anayasaya kökten aykırı olduğu için yok hükmünde sayma kararını kendi idaresiyle, yorumuyla elinde bulundurma yetkisi elinden alınan Anayasa Mahkemesi anayasal düzeni koruma gücünü kaybetmiş olacaktır. Bu nedenle HSYK ile ilgili yüksek mahkemenin vereceği karar kurulduğu günden bugüne verdiği ve vereceği tüm kararlardan daha önemli. »Erdoğan son gelişmeler üzerine hızla çıkarılan yasalarla kendisine koruma kalkanı oluşturma çabasında. Onu yakından tanıyorsunuz, bunların ötesinde nasıl bir tavır izlemesini bekliyorsunuz?O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Ayakta kalabilmek için ülkenin çok kanlı bir savaşa girmesi gerektiğini düşünürse ülkeyi öyle bir kanlı savaşa bile sokar. Ayakta kalmak için her şeyi yapacaktır. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan, bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra her şeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz, evrensel değerleri, yaptığı bir işin anasaya aykırılığını hiç önemsemez. Nitekim bu ana kadar yaptıkları da bunu gösteriyor. »AKP tabanının bu süreçten nasıl etkilendiğini düşünüyorsunuz?Aidiyet duygusuyla hareket ediliyor. Parti tabanında mutlaka çok temiz yürekli insanlar var. Ama gerek partinin parlemento grubunda gerekse örgüt tabanında ilkelere,  ideallerine göre hareket eden insan sayısı çok fazla değil. Geçenlerde bu iktidar döneminde defterdarlık yapmış biri geldi. Muhafazakâr bir insan. Şu anda emekli. İlgili Bakan’ın, çocuklarının işi ile ilgili bir konuda kendisine gayri meşru işi yapması için baskı yaptığını, genel müdürlük vaadinde bulunduğunu anlattı. Baskıya direnince ilgili Bakan’ın kendisine rüşvet dahi teklif ettiğini anlattı. Kabul etmemiş ve sonunda emekliye ayrılmış. Düşünebiliyor musunuz, Bakan, memuruna rüşvet teklif ediyor... Para bunların elinde, güçle aşamadıkları bütün süreçleri aşmak için kullanıyorlar. Rüşvet almasını bilen rüşvet vermesini de en iyi bilendir. Çözemedikleri bütün mekanizmaları son kertede, parayla, rüşvetle çözüyorlar. Cenneti dağıtıyor, cehennemi gösteriyor, unvan verip sonra geri alıyor... Paranın üstüne yatmışlar. Bunların gayri meşru zenginleştirdiği insanların serveti legalleşse TÜSİAD orta sınıf olur demiştim ta yıllar önce. »Sahip olunan siyasi ve ekonomik gücü yetersiz bulmanın nedeni ne olabilir?Bu psikolojik bir şey. Psikolog değilim ama evinde olduğu belirtilen paralardan sonra Başbakan’ı daha iyi yorumlamaya başladım. Anadolu’nun belli başlı kentlerindeki bütün bankaların bütün şubelerindeki paraları toplasanız, Başbakan’ın evinde bulunduğu söylenen paraların yarısı kadar etmez. Bir hırs, bir haram tutkunluğu, insanların hakkını gasp etmenin verdiği bir zevk var demek ki. Daha çok çalıp çırparak, yaşadığını hissetme duygusu... Yazık, peşinden giden insanlar neye destek veriyor; görmüyorlar mı? »Bu yaşananlar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili beklentilerini nasıl etkiler?30 Mart’ta öngördüğü oranda bir oy alırsa Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçmez. Yani bu konudaki kesin kararını yerel seçim sonuçlarına göre verir. O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra herşeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz SEBAHAT KARAKOYUN / senyaprak@gmail.com / @ssenyaprakBirgün
Mesajını Çok Vahşi Bir Yoldan Veren Kamu Spotu!
İngiltere'nin ve belki de dünyanın en iyi otomobil programı Top Gear, demek istediğini anlatılabilecek en vahşi yoldan anlatan bir kamu spotu meydana getirmiş. Mottosu ise şu: 'Ey bisikletçiler, yeşilde geçin; kırmızıda durun! Öğrenin artık şu lanet farkı!'
"Ben Hesabımı Veririm Ama..."
Eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Mardin Milletvekili Muammer Güler, 'Ben hesabımı veririm ama başka hesap vereceklere sıra geldiği zaman onlar da hesabını verecek. Kim, ne yapmışsa onun hesabını görür ama siz asıl hesabı sandıkta göreceksiniz' dedi. Güler, Kızıltepe ilçesinde Cumhuriyet Mahallesi'ndeki AK Parti seçim bürosunda yaptığı konuşmada, 30 Mart'ın sadece yerel seçimlerden ibaret olmayacağını söyledi. Cnntürk
Çocuklar Belediye Başkanını Seçse Ne Olur?
Culture Multure İstanbul, 6 Şubat 2014 günü Göztepe Parkı’nda ve Caddebostan Sahili’nde oynayan çocuklara “İstanbul’un belediye başkanı kim olsun?” diye sordu ve birbirinden renkli cevaplar aldı.
Reklam
'Nymphomaniac' Filmini İzlemek İçin Son Fırsat!
Türkiye'de vizyona girmesi yasaklanan Lars von Trier'in sansasyonel filmi 'Nymphomaniac'ı sinemada izlemek için son bir şans var, İstanbul Film Festivali. Türkiye ’de vizyona girmesi Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’nun kararıyla yasaklanan Lars von Trier’in sansasyonel filmi ‘Nymphomaniac’, 5-20 Nisan tarihlerinde yapılacak İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Milliyet
Türkiye ve Azerbaycan'dan Bilimsel Ortaklık
Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji işbirliği.Türkiye ve Azerbaycan arasında ortak bilimsel ve teknolojik araştırma ve projelelerin hazırlanması için yarışma ilan edildi. Azerbaycan Milli İlimler Akademisinden (AMİA) yapılan açıklamada, Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji alanında ortak araştırma ve projelerin hazırlanmasına yönelik tekliflerle ilgili yarışma ilan edildiği belirtildi. Açıklamada, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Kasım 2013'te Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret zamanı AMİA ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında bilim ve teknoloji alanında işbirliği protokolü imzalandığı, bu protokole göre tarafların işbirliğini geliştirmek için teklifler paketi hazırlayacağı kaydedildi. Azerbaycan tarafının konuya ilişkin çalışmalara başladığı bu nedenle iki ülke arasında bilim ve teknoloji işbirliğinin ilerletilmesine yönelik teklifler konusunda yarışma başlatıldığı bildirildi. Yarışmaya sunulacak tekliflerin 11 Temmuz'a kadar AMİA'ya ulaştırılması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, tekliflerin TÜBİTAK ve AMİA tarafından ortaklaşa değerlendirilerek seçileceği kaydedildi.veteknoloji
Reklam
Pistorius'un Komşuları: Kavga Sesiyle Uyandık
Güney Afrikalı ampute atlet Oscar Pistorius'un yargılandığı cinayet davasının ikinci gününde, avukatları atletin komşularını sorguladı. 27 yaşındaki Pistorius, kız arkadaşı manken ve televizyon yıldızı Reeva Steenkamp'ı Pretoria'daki evinin tuvaletinde öldürmekle suçlanıyor. Ünlü atlet eve birisinin girdiğini zannettiğini ve kız arakadaşını kazayla vurduğunu söylüyor. Ancak atletin komşusu Estelle Van Der Merwe atletin kız arkadaşı ile bir saat kadar tartıştığını söyledi. Ampute atletle aynı sitede oturan Van Der Merwe 'birileri kavga ediyor gibiydi' dedi. Bu kavganın ardından da peşpeşe dört kez yüksek ses duyduğunu kaydetti. Michelle Burger adlı görgü tanığı da, bir kadının 'korkunç çığlıkları' ile uyandığını ve çığlıklar sonrası silah sesleri duymasının ardından cep telefonundan güvenliği aradığını söylemişti. Oscar Pistorius'un evinden yaklaşık 200 metre uzakta yaşayan Berger'in sözleri Pistorius'u zor durumda bırakacak nitelikte. Zira ünlü atlet kız arkadaşını, evine giren bir hırsız zannederek öldürdüğünü belirtmişti. Pistorius'un avukatlarından Barry Roux salı günü sorguya, Berger'in güvenilirliğine odaklanacağını söyleyerek başladı. Roux Berger'e 'Duyduklarınızın silah sesi olduğundan emin misiniz?' diye sordu. Savunma avukatı, Berger'in silah sesi ile Pistorius'un tuvalet kapısını kriket sopası ile kırması sırasında çıkan sesi ve çığlık seslerini karıştırmış olabileceğini belirtti. Bir ara gözyaşlarını tutamayan Berger ifadesinin arkasında dururken, yargıç Thokozile Masipa medyayı hiçbir görgü tanığının görüntülerinin yayınlanmaması yolunda uyardı. Güney Afrika'nın tarihinde ilk kez bir dava kısmen de olsa televizyonlardan naklen yayınlanıyor. Pretoria'da salı günkü duruşmayı izleyen BBC muhabiri Pumza Fihlani ise sağanak yağış nedeniyle mahkeme binası önünde düne kıyasla daha az kişinin olduğunu ancak medyanın davayı büyük bir ilgiyle takip ettiğini aktardı. Savcılara göre Pistorius cinayeti önceden tasarladı ve Steenkamp'ı bir tartışma sonrası öldürdü. Yasadışı mühimmat bulundurmakla da suçlanan ampute atlet, cinayetten suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir. Oscar Pistorius ise Steenkamp'ın hayatının kaybetmesinin birinci yılında kısa bir yazılı açıklama yaptı. Pistorius açıklamasında, 'Reeva'nın kaybı ve o gün yaşadığım travmanın izlerini ömür boyu taşıyacağım' dedi. Ülkesinde ulusal bir kahraman olan Pistorius; 2004'te Atina'da, 2008'de Pekin'de ve 2012'de Londra'da düzenlenen Paralimpik Oyunları'nda altın madalyalar kazandı. Pistorius Londra'da Olimpiyatlarda da yarışmıştı. Cinayetle suçlanan Pistorius'un tutuklanması Güney Afrika'da şok etkisi yaratmıştı.BBC Türkçe
Hey Üniversiteli, IEFT  Başlıyor!
IEFT Yurtdışı Eğitim Fuarları bu yıl 8-17 Mart tarihleri arasında6 ayrı merkezde düzenlenecek. Fuarlar süresince 1000 kişiye ücretsiz on-line İngilizce dil kursu armağan edilecek. Ücretsiz İngilizce Kursları nı kaçırma! 2002 yılından bu yana hızla gelişerek Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük yurtdışı eğitim organizasyonu olan IEFT Fuarları (International Education Fairs of Turkey), bu yıl 25’inci kez kapılarını açıyor. 8-17 Mart tarihleri arasında 6 merkezde düzenlenecek olan “25. IEFT Yurtdışı Eğitim Fuarları”na 35 ülkeden 200’e yakın üniversite ve kolejin katılması bekleniyor. Gençleri, öğrencileri ve ailelerini yurtdışındaki eğitim kurumlarıyla buluşturan ve bu kurumların sunduğu burs ve benzeri imkanları ziyaretçilere tanıtan IEFT Fuarları, Ankara, İzmir, İstanbul (Avrupa Yakası), İstanbul (Anadolu Yakası), Eskişehir ve Adana’da düzenlenecek. IEFT Fuarları IEFT Yurtdışı Eğitim Günleri 25. Fuar Armağanı: Ücretsiz Dil Kursu IEFT Fuarları’nın bu yıl 25’inci kez düzenlenmesi nedeniyle, katılımcılara özel armağanlar verilecek. Fuarı ziyaret edenler arasından 25 kişi ücretsiz İngilizce Dil Kursu, 1.000 kişi ise ücretsiz on-line İngilizce Dil Kursu kazanacak. Fuarların İstanbul (Avrupa Yakası) bacağı, artan ziyaretçi hacmi nedeniyle bu yıl Avrupa’nın en büyük kongre merkezlerinden biri olan “İstanbul Kongre Merkezi”nde gerçekleştirilecek. 100’den fazla seminere ev sahipliği yapacak olan fuarlara bu yıl özellikle Kanada ve Almanya’dan önemli bir katılım söz konusu. Kanada’dan 20 üniversitenin yanı sıra 4 lisenin temsilcileri hazır bulunacak; Almanya’dan ise bazıları ücretsiz olmak üzere 12 üniversite katılacak. ABD ve İngiltere’den 50’nin üzerinde olmak üzere, Almanya, Kanada, Rusya, Fransa, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, Macaristan, Polonya, Çin, Danimarka, Litvanya, Avusturya, Estonya, Kazakistan, Bosna gibi dünyanın değişik ülkelerinden 200’ün üzerinde eğitim kurumu IEFT Fuarları’na katılarak, sundukları imkanları Türk öğrenci ve ailelerine tanıtacaklar. Fuarlara katılacak kurumlar arasında, University of Southampton, University of York, Cardiff University, California State University, New York Institute of Technology, New York University School of Engineering, State University of New York, University of Buffalo, University of Nevada, University of San Francisco (School of Management), University of Southern California, University of Washington, The University of British Columbia, Frankfurt School of Finance & Management, Martin-Luther-Universität Halle-Wittenberg, Fachhochschule Frankfurt am Main, Universität Konstanz, The American University of Paris, Tallinn University, University of Applied Sciences Upper Austria, MIP-Politecnico di Milano, Danish Business Academies, Tomsk Polytechnic University, Sophiahemmet University, University Sarajevo (Faculty of Adminstration) gibi dünyaca ünlü üniversiteler de yer alıyor. Her yıl yaklaşık 50 bin kişinin ziyaret ettiği IEFT Fuarları’na gelen ziyaretçiler, üniversite hazırlık, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora, üniversite transfer, dil okulları, yaz okulları, sertifika-diploma programları, staj, lise eğitimi ve burslu yurtdışı eğitim konularında kurum temsilcilerinden bilgi alabilecek, ülkelerin eğitim ortamları konusunda merak ettikleri soruları yöneltebilecekler. Burs İmkanları ve Ücretsiz Seminerler Üniversite ve kolejlerin her yıl çok sayıda öğrenciye kısmi veya tam eğitim bursu
'Hayal Edin Gerçekleştirelim'
Kredi Kayıt Bürosu (KKB), Türkiye genelinde tüm lisans öğrencilerinin katılabileceği, onlara sosyal sorumlulukları hakkında bilinçlendirmek, toplumsal sorunlar karşısında duyarlılıklarını arttırmak ve karşılaştıkları sorunlar karşısında düşünmelerini ve harekete geçmelerini sağlamak amacıyla bir sosyal sorumluluk proje fikirleri yarışması düzenliyor: Hayal Edin Gerçekleştirelim “Hayal Edin Gerçekleştirelim” isimli sosyal sorumluluk yarışmasında Çevre, Eğitim, Sağlık, Spor, Kültür Sanat ve Toplumsal konulardaki projeler yarışacak ve yarışmada birinci gelen üniversite öğrencisi büyük ödül olan “İngiltere’de 2014 Yaz Dönemi Eğitim Programı”na gitme hakkı kazanacak. Bununla birlikte tüm kategorilerde ilk üçe kalan projeler Facebook’ta halk oylamasına sunulacak, her biri ayrı ayrı ödüllendirilecek. Yarışmada ilk 30 arasına giren projelerden biri ise Kredi Kayıt Bürosu tarafından hayata geçirilecek. Üniversite öğrencileri, yarışmaya bireysel ya da grup olarak katılabiliyor. Yarışmaya katılan sosyal sorumluluk projeleri; aralarında Halkla İlişkiler Duayeni Betül Mardin , Sivil Toplum Gönüllüsü İbrahim Betil , ünlü televizyoncu ve sunucu Okan Bayülgen , Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü , Sabah Gazetesi yazarı Şelale Kadak , KKB Genel Müdürü ve ARPR Kurucu ortağı Arzu Çekirge Paksoy ’un yer aldığı jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek. Sahipliğini Kredi Kayıt Bürosu’nun üstlendiği “Hayal Edin Gerçekleştirelim” adlı sosyal sorumluluk yarışmasının organizasyonu ARPR İletişim, medya iletişimi IMAGE Halkla İlişkiler tarafından gerçekleştiriliyor. Yarışmaya Katılmak İçin: www.hayaledingerceklestirelim.com
Reklam
Her Mitingde Aynı Nakarat: 3 Liderin Yerel Seçim Klişeleri
30 Mart yerel seçimleri yaklaşırken, liderler de mitinglerini sıklaştırdı. Ancak Başbakan Tayyip Erdoğan ve ana muhalefet liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçelii her gün televizyonlarda canlı yayınlanan konuşmalarda neredeyse aynı cümleleri tekrarlıyor. DİKEN, üç liderin Eskişehir’den Kırklareli’ne fazla değişmeyen ‘yerel seçim klişeleri’ni derledi: ‘Yol yapan yolsuzluk yapmaz’ Başbakan Tayyip Erdoğan, hangi kentte olursa olsun İstanbul’da yapılan yatırımları tekrarlamayı seviyor: 1- Yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz milli geliri böyle arttırabilir misiniz? 10 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık Türkiye’de. Eğer yolsuzlukların olduğu bir iktidar olsa bunları yapabilir miydi? 2- Göreve geldiğimizde kaç tane havaalanı, havalimanı vardı biliyor musunuz? 26 tane… Şimdi kaç tane oldu biliyor musunuz? 52 tane havaalanı, havalimanı oldu. 3- Bunları biz yaparız. Bunları CHP zihniyeti yapamaz. MHP yapamaz. 4- Kapılarınıza ablalar gelebilir. Bunların da hesabını soracağız. Kapı çalanlara başka kapıya deyin. 5- Biz ödedik bunları şimdi IMF bizden borç istiyor. ’Tüyü bitmemiş yetimin hakkını…’ CHP lideri Kılıçdaroğlu’ysa, konuşmalarında ortaya saçılan yolsuzluk iddialarını genelde şu cümleler etrafında gündeme getiriyor: 1- Dünya tarihinde böyle bir hırsız görülmemiştir. 2- Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorlar. 3- Onun adı Başçalan. 4- Erdoğan nerede boş arazi bulsa villa yapıyor. 5- Elinizi vicdanınıza koyun.    Hesap adamı Bahçeli MHP lideri Bahçeli’nin söylemiyse daha geniş bir yelpazede tekrar ediyor kendini. En sık gündeme getirdiği mesele, İmralı… 1- Türkiye Oslo’dan İmralı’ya, İmralı’dan Diyarbakır ve Kandil’e kadar uzanan bir müzakere süreci içerisinde bölünmenin eşiğine getirilmiştir. (…) Birileri Kuzey Kürdistan özerk yönetimini oluşturmak için bir ihanet içine düşüyor. AKP bunun altından kalkamaz. 2- Recep Tayyip Erdoğan’ın birlikte yürüyelim şarkısına artık katılmayın ve inanmayın. O yol kirli, kara, haram, hırsız ve o yol ne olduğu belli olmayan bir yoldur. 3- Sayın Recep Tayyip Erdoğan, [gittiği şehri buraya ekliyor] sana sesleniyorum, omzundaki bu sorumlulukla bu yolsuzluk ve rüşvet torbasıyla ayakkabı kutularıyla Çankaya yokuşundan çıkamazsın, yolda nefesin kesilir. 4- Devlet dairelerinde sildiğin TC’yi tekrar yazdırmazsam namerdim. Bunların alayının hesabını sormazsam namerdim.” 5- 51’le gelen 51’le gider. Bu nasıl hesaptır diye yazıyorlar. Bunlar herhalde ilkokul okumamış. 51’le gelmişse 49 dışarda kalır. Erdoğan’ın hesabına dönmeyelim…. Trabzon 1461’de fethediliyor. Plakası 61. Hükümet 61. hükümet. Öyleyse oylar da 61 olacaktır.’ Bu hesapları en iyi biz biliriz. MHP hesap adamlarının olduğu yerdir.” (Kalıp olarak kullandığı bir cümle değil fakat Bahçeli sık sık bu tarz hesaplar yapıyor.) Kaynak: Diken
Gündemin Kalabalığında Kaybolan 10 Konu
Hepimiz haklı olarak yolsuzluk, medyaya müdahale, Fenerbahçe'nin durumu, yeniden yargılama, seçim gündemine odaklandık. fakat bu arada ülkenin gerçek ve önemli gündemini ıskalama noktasına geldik. Bütün hayatımız tapeler, seçimler, adaylar ekseninde dönerken bakın neleri kaçırıyoruz.
Dünya Yerinden Oyna! 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'ne Çağrı...
Feministler, İstanbul Feminist Kolektif'inin çağrısıyla 12'nci 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü için İstanbul'da Galatasaray Lisesi önünde buluşacak İstanbul Feminist Kolektif'i, bütün kadınları ve trans bireylere 12. Feminist Gece Yürüyüşü'ne katılım çağrısı yaptı. 8 Mart Cumartesi günü, İstanbul'da Galatasaray Lisesi önünden başlayacak yürüyüşte 'patriyarkaya', erkek şiddetine, cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme, emperyalizme ve savaşa karşı' ses çıkartılacak. Saat 19.00'da başlayacak yürüyüş için İstanbul Feminist Kolektif tarafından, geçmiş yıllardaki yürüyüşlerden görüntüler içeren video eşliğinde yapılan çağrı şöyle: 'Geçen 8 Mart'tan bu yana kadınlara yönelik saldırıların artarak devam ettiği bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni gün bir başka kadının ölüm haberini okuyoruz. Katiller, tecavüzcüler cezasız kalıyor. Devlet erkek şiddetini değil, boşanmaları engellemeye çalışıyor. AKP kürtaj hakkımıza yasal olarak dokunmaya cesaret edemedi ama bu hakkı fiili olarak elimizden aldı, devlet hastanelerinin kapılarından geri gönderiliyoruz. Bizleri esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edecek yasalar hazırlıyorlar. Üzerimizdeki baskılar artarak devam ederken, mücadele etmekten, erkek egemenliğine isyandan vazgeçmiyoruz!' '11 yıldır her 8 Mart'ta feministler olarak Taksim'de gece yürüyüşü yapıyoruz. Hayatımızın bütün alanlarına saldıran AKP hükümeti, yürüdüğümüz yolu da bizden almaya çalışıyor. Bizler ise tüm yasaklara rağmen yine Taksim'de buluşacağız ve sesimizi yükselteceğiz. Feminist gece yürüyüşümüzün 12. yılında, patriyarkaya, erkek şiddetine, cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme, emperyalizme ve savaşa karşı ses çıkaracağımız bir 8 Mart'ta daha gece sokakta olacağız.'T24
Reklam
Dünyanın En Tuhaf Trafik Kuralları
Polis bir aracı neden çevirir sorusunun cevabı her zaman aşırı hız veya alkol kontrolü olmayabiliyor. Yasaların kimisi güncellenmediği için geçerli olan, kimileri ise bölgenin özel şartlarının getirdiği zorunluluklardan kaynaklansa da, bu kadar tuhaflaşabilecekleri doğrusu akla gelmiyor. İşte Dünya’dan tuhaf trafik kuralları: Rusya: Kirli arabaları kullanmak yasak. Kulağa biraz tuhaf geliyor değil mi? Eğer plaka okunmayacak kadar kirliyse ehliyete de el konuyor. Fakat genel kanı Rus polisinin aslında trafikteki her aracı pek de bir neden olmaksızın durdurabildiği yönünde. Güney Afrika: Otomobiller çobanlara ve sürüye yol vermek zorundalar. Yasal olan sürüye yaklaşmadan 150 metre önce ve sonra ikaz lambalarını yakmak. Güney Afrika’da sürü gördüyseniz, geceleri kırmızı ışıkla, gündüzse kırmızı bayrakla uyarmak zorundasınız. Bulgaristan: Yangın Söndürücüsüz araba kullanmak yasak . Bulgaristan deyince akla ilk gelen güvenlik değil sanki diyorsanız haklısınız. Her zaman yangın söndürücü bulundurmanız Bulgaristan’da yeterli değil, kırmızı üçgen reflektörünüz, ışığı yansıtan yeleğiniz ve ilk yardım çantanız da olmak zorunda. Böylece aracınızda yangın çıkarsa çarpıcı kıyafetinizle yoldan geçenleri etkileyebiliyorsunuz. Avustralya/İngiltere: Taksi Şoförleri Atları Beslemek Zorunda. Şu anda Londra’daki veya Sidney’deki taksilerin atları beslemek için durduklarını hayal etmek zor. Ama tarihte bir dönem taksi şoförü olmanın gereklerinden biri de atları beslemekti. Tabii o zamanın taksileri de at arabalarıydı. Bu iki ülke o zamanlardan bu yana bu yasaları güncellemedikleri için yasa halen geçerli.Sırbistan: Sürücüler yanlarında römork bağlantısı ve 3m ip bulundurmak zorunda. Bulgarlar gibi Sırplar da otomotiv güvenliği konusunda hassas ülkelerden. Yangın söndürücü zorunlu değil ama yine de parlak ceket, reflektör ve ilk yardım kiti burda da şart. Yangın söndürücü yerine burada römork bağlantısı ve ip gelmiş.Danimarka: Aracınızı altında biri varken çalıştırmayın. Yasalarda yer alan böyle cümleler bürokrasinin nerelere kadar gidebileceğine güzel bir örnek. Fakat diğer taraftan bu hükmün yasaya konmasını gerektirecek bir durum oluşmuş ki ifade edilmek zorunda kalınmış.İsviçre: Pazar günleri araba yıkamak yasak. Suyu korumak veya çevrecilik adına koyulmuş bir kural değil eğer merak ettiyseniz. Burada amaç başka türlü bir kirliliği önlemek: gürültü kirliliğini. Sadece Pazar sabahları araba yıkamak değil, aynı zamanda ülkede Pazar akşamları gürültü yapmak da yasak.Kanada: Taksiye kötü kokan bir nefesle binmek yasak. Ontario’da kötü kokan nefes suç unsuru sayılıyor. Toronto’da baharatlı yedikten sonra taksiye binme yasağı var. Yaptırımın çok sıkı uygulanmadığına emin olsak da, yasa buraya da gelse hiç fena olmazdı.Thailand: Üst giymek zorunlu. Araba kullanıyorsanız gömlek, bluz tişört giymek zorundasınız. Çıplak araç kullanmak yasak.
Kendine Gel Üniversiteli, Ot Gibi Davranıyorsun!
Üniversite eğitimi yalnızca diploma sahibi olmak mı demek senin için? Üniversiteli, ders çalışmak senin için vizeler ve finallerde kampa girmek ve dersi geçmek mi? Eğer böyleyse, kusura bakma ama ot öğrencisin! Niçin mi bunları söylüyoruz? Açıklayalım: Bunların dışında kalan vakitlerde Twitter’ın başına geçip nasıl daha iyi tweet atarım da daha çok retweet alabilirim diye düşünüyor musun? Instagram’da nasıl daha çok beğeni alabilirim, nasıl insanların beğenebileceği fotoğraflar paylaşmalıyım diye düşünüp o anlamsız sanal yarışa giriyor musun? Facebook’ta kim kimi beğenmiş, kim kime yorum atmış ya da kim kimden hoşlanmış, bunlar seni çok mu ilgilendiriyor? YouTube’da saatlerce kimselerin bilmediği şarkıları arayıp sosyal ağlarda paylaşıp havalı olmaya çalıştığın oluyor mu? Bir de Vine var ki ondan hiç bahsetmiyoruz! Üniversiteli! Kendine gel! Ve zamanın nasıl geçtiğini sorgula! Yukarıda sıralamış olduğumuz maddeler ne yazık ki -özellikle üniversiteli- gençlerin ciddi vakit harcadıkları aktiviteler oldu. Yukarıdaki maddeleri öyle ya da böyle yapıyorsan, bil ki sana hiçbir faydası dokunmayan bir çaba içindesin! Hayatını, değerli üniversite yıllarını bilgisayar başında faydasız geçirme, bunu kendine yapma, ot gibi yaşama be üniversiteli! Mesele mezun olmak değil arkadaş, kendini geliştirmek! Üniversite yıllarınızın hayatınızdaki en değerli ve en özgür yıllar olduğunu er ya da geç anlayacaksınız, ama isteriz ki geç olmadan anla ki pişmanlık duymayasın. Hep diyoruz, daha kaç kere diyelim: Sıradan bir mezun olmak için hayatının en değerli yıllarını boşa harcama be üniversiteli! Cevap verin: Gelecekte hangi hayatı yaşamayı seçtiğinin gerçekten farkındasın değil mi? Bir şey üretmiyorsun, okumaya gelince sızlanıyorsun, kendini geliştirmiyorsun! Belki de alelade bir bilgi yarışmasına bile katılacak özgüvene sahip değil değilsin. Mezun olacaksın öyle ya da böyle, onu yaparsın, peki ya sonra ne yapacaksın? İşte bunu bilmiyorsun. Bilinmezliklerle dolusun. Ve bilinmezlikten daha kötü bir şey yoktur. Eh, bunu da iyi biliyorsun. O halde ne...
Reklam
Erdoğan’ın Yargıya Talimatı, Alevi Hâkim Fişlemesi ve FB Mahkûmiyeti TBMM'de
Umut Oran: Hakim savcılar etnik kökenlerine göre mi ayrılıyor? Adalet Bakanı’nın dava takipçiliği görevi var mı? FB yöneticileri için de Yargıtay girişiminiz oldu mu? ANKARA CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Recep Tayyip Erdoğan’ın, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in telefonla yaptığı telefon görüşmesinde işadamı Aydın Doğan'ın, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) isteği doğrultusunda mutlaka mahkûm olması için Yargıtay nezdinde girişimde bulunması talimatı vermesi, Sadullah Ergin’in ise davaya bakan hâkimin “Alevi” olmasından bahsetmesini TBMM’ye taşıdı. Oran, Erdoğan’ın, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın davasının Yargıtay’da onanması için girişimde bulunup bulunmadığının da açıklanmasını istedi. Erdoğan’dan, Ergin’e, işadamına ceza verilsin talimatı CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde dün gece sosyal medyaya düşen son telefon kaydını gündeme getirdi. Umut Oran önergesinde şunları kaydetti: “Sosyal medyaya yansıyan yasal dinleme kayıtlarına göre Recep Tayyip Erdoğan selefiniz dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i telefonla aramış, aralarında yaptıkları konuşmada halen sürmekte olan bir davayı takip etmesi talimatını kendisine vermiş, yine davada çıkan sonucun kabul edilemez olduğunu ve sanıkların SPK’nın da istediği biçimde mutlaka ceza alması gerektiğini bildirmiştir. Sadullah Ergin ise,  davada karar veren hâkimin “Alevi” ve “kendilerine karşı olumsuz” bir kişi olduğunu ifade etmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda Erdoğan’ın istediği sonucun alınacağını beyan etmiştir. Daha sonra aralarında yargıya “transfer edilen” hâkimler hakkında konuşulmuş, konunun Ali Babacan ve Sadullah Ergin tarafından takip edilmesi noktasında anlaşılmıştır.” Hakim savcılar etnik kökenlerine göre mi ayrılıyor? CHP’li Oran’ın, Adalet bakanı’na yönelttiği sorular ise şöyle: Bakanlığınız tarafından hâkim ve savcıların etnik kökenleri, dini ve siyasi inanışları takip edilmekte midir, bu bilgiler bir bilgi notuyla Başbakan’a sunulmakta mıdır? Bakanlıkta kaç Alevi hâkim ve savcı çalışmaktadır? Alevilik olumsuz bir özellik mi? Alevi olmak “olumsuz” bir özellik midir? Alevi vatandaşlarımızın hâkim ve savcı olma hakkı yok mudur? Alevi hâkim ve savcıların yaptığı işlemler doğrudan hukuksuz mudur? Hukukta “Aleviler hâkim, savcı olamaz” diye bir mevzuat bulunmakta mıdır? Bakanlar Kurulu’nda bu konuda izahatta bulunulacak kadar bunun alenileşmesi hükümetinizin politikalarından biri midir? Ayrımcılık suçu değil mi? Bir kamu görevlisi, hâkim-savcıyı, vatandaşı “Alevi” diye nitelemek ayrımcılık suçunu oluşturmuyor mu? Hâkim ve savcıları etnik kökenleri, dini ve siyasi inanışları nedeniyle fişleyerek ayrımcılık suçu işleyen personel hakkında tarafınızca başlatılan adli veya idari bir soruşturma bulunmakta mıdır? Bu soruşturma kapsamında kaç bürokrat soruşturulmaktadır, bu emirleri veren amirler hakkında da soruşturma başlatılmış mıdır? Adalet Bakanı’nın dava takipçiliği görevi var mı? Adalet Bakanı’nın görevleri arasında Başbakan’ın emri üzerine dava takipçiliği yapmak bulunmakta mıdır? Bakanlığın ve personelinin bu amaçla kullanılmaması için aldığınız önlemler nelerdir? Göreve geldiğiniz günden bugüne kadar Başbakan’ın şahsen sizin takip etmenizi istediği davalar nelerdir, bu davalarda Başbakan hangi kararların çıkmasını istemiştir, Anayasa’ya aykırı ve yargıya müdahale anlamına gelecek bu kanunsuz emirlere uydunuz mu? Şahsınıza bu kanunsuz emirleri veren şahıs hakkında suç duyurusunda bulunarak adli süreci başlattınız mı? Kamuoyunda Ergenekon, OdaTV, Balyoz, Poyraz, KCK adıyla bilinen davalar Bakanlığınız tarafından takip edilmiş midir, bu davayı görmekte olan mahkemelerin hangi kararları alacağı yönünde Bakanlığınız tarafından verilen sözlü veya yazılı bir talimat bulunmakta mıdır? FB yöneticileri için de Yargıtay girişiminiz oldu mu? Kamuoyunda 3 Temmuz davası adıyla da bilinen, Fenerbahçe ve Beşiktaş yöneticilerini kapsayan dava da Erdoğan ve selefiniz Sadullah Ergin tarafından takip edilmiş midir? Yargıtay 5. Dairesi’ne bu davada Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe yöneticilerine ceza verilmesi yönünde bir talimat gönderilmiş midir?
Kardashian Sinemanın En Kötülerinden Oldu
Oscar ödülleri öncesi Amerikan sinemasının en kötülerine verilen Razzie Awards (Altın Ahududu) ödülleri sahiplerini buldu. ‘Movie 43’ filmi en kötü film seçilirken, filmi yöneten 13 yönetme de ‘en kötü yönetmen’ ödülü verildi. ‘After After Earth/ Dünya : Yeni Bir Başlangıç’ filmini baba-oğul ikilisi Will ve Jaden Smith de Ahududu Ödülü’nü aldı. Oğul Jaden Smith en kötü erkek , baba Will Smith ise en kötü yardımcı erkek ödülüne layık görüldü. En kötü kadın oyuncu ödülü ise erkek oyuncu olmasına rağmen ‘Tyler Perry’s A Madea Christmas’ filminde bir kadını canlandıran Tyler Perry’e gitti. Yardımcı kadın oyuncu kategorisinin de yılın en kötüsü ise ‘Temptation: Confessions of a Marriage Counselor’ filmindeki kötü peformansıyla Kim Kardashian’ın oldu.haber kaynağı: 365haber.org/kültür-sanat haberleri
Scarlett Johannson Hamile mi?
Dünyaca ünlü oyuncu Scarlett Johannson'un hamile olduğu iddia edildi. Fransız gazeteci sevgilisi Romain Dauriac ile yaklaşık 6 ay önce nişanlandığını ilan eden ünlü oyuncu Scarlett Johannson 'un hamile olduğu iddia edildi. E. News'in haberine göre, yakın kaynaklar Johannson'uın hamileliğini doğruluyor. People Magazine ve US Weekly'nin de haberi doğrulattığı belirtiliyor. Ryan Reynolds'tan boşandıktan sonra Sean Penn ile adı anılan güzel oyuncu 6aydır Romain Dauriac ile nişanlı. Oyuncu, verdiği bir röportajda evlilik planları yapmadığını, yakın gelecekte kafasında evlilik olmadığını, tek planının Avengers 2 filmi olduğunu söylemişti. Johannson'un bebeğini doğurup doğurmayacağı merak konusu oldu.T24
Reklam