onedio
A Milli Takım Ata'nın Huzurunda..
İsveç ile Ankara'da bu akşam özel maçta karşı karşıya gelecek A Milliler, müsabaka öncesinde Anıtkabir'e bir ziyaret gerçekleştirdi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıktı.Anıtkabir ziyaretinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1. Başkanvekili Ufuk Özerten ve Yönetim Kurulu Üyesi Ergün Tekin ile Milli Takım Teknik Heyeti ve Futbolcular hazır bulundu.Aslanlı yoldan geçerek Anıtkabir'e gelen kafile, burada Atatürk'e saygı duruşunda bulundu. TFF 1. Başkanvekili Özerten, Atatürk'ün mozolesine çelenk koydu ve Anıtkabir Özel Defteri için kısa bir yazı kaleme aldı. Özerten yazısında, şu satırlara yer verdi: 'Yüce Atatürk, Türkiye Futbol Federasyonu ve A Milli Takım olarak, ilke ve inkılâplarınızın yılmaz bekçisi olduğumuzu hiç kimsenin unutmaması gerektiğini ve Gençliğe Hitabenizin her satırını hiçbir zaman unutmayacağımızı bütün kalbimle temenni ediyorum. Nur içinde yatın. Sizi her zaman özlüyoruz.'Kafile daha sonra Atatürk Müzesi'ni gezerek yetkililerden bilgi aldı, ardından otele dönerek maç saatini beklemeye başladı.Ankara-DHA
IFFHS ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' Sıralaması
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu’nun (IFFHS) ”Dünyanın En İyi Futbol Takımları” şubat ayı değerlendirmesinde Türk takımları düşüş yaşadı. IFFHS’nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Mart 2013 ile 28 Şubat 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreyi kapsayan rapor açıklandı. Değerlendirmede, geçen aya oranla Trabzonspor 6, Galatasaray 1, Fenerbahçe ise 26 basamak birden geriledi. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde başarılı sonuçlar alan ve son olarak İtalya’nın Juventus takımına elenen Trabzonspor, şubat ayı değerlendirmesinde 185 puanla 31. sırada yer aldı. Bordo-mavililer, geçen ay 25. sıradaydı. Geçen ay 55. sırada yer alan Galatasaray ise 1 sıra gerileyip, 153 puanla 56. oldu. Türk takımları içinde en büyük düşüşü yaşayan Fenerbahçe ise, geçen ay 33. sıradayken, şubat ayında 151,50 puanla 59. oldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içinde yer almadı. Bayern Münih zirvede IFFHS’nin ”Dünyanın En İyi Futbol Takımları” değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih 370 puanla zirvedeki yerini korudu. Bayern Münih’i 301 puanla Real Madrid, 267 puanla da Barcelona izledi. Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki rakibi Chelsea ise 262 puanla 4. sırada yer aldı. İSTANBUL (AA)
Lars Von Trier'den Türkiye'ye Hindili Nymphomaniac Tepkisi
14 Mart'ta ilk bölümü vizyona girmesi planlanan Lars von Trier'in 'Nymphomaniac' filmine Türkiye'de yasak geldi. Vizyona girecek filmlere rayting değerlendirmesi yapan kurul oy çokluğuyla filmin vizyona girmesine izin vermedi. Dünyaca ünlü Danimarkalı yönetmen Lars von Trier ise, en iddialı filmler arasında gösterilen ‘Nymphomaniac’ filminin Türkiye’deki gösterimine yasak getirilmesine twitterdan tepki gösterdi. 'HİNDİ'Lİ GÖNDERME Kültür Bakanlığı’na bağlı Denetleme Kurulu, önceki gün oy çokluğuyla filmin vizyona girmemesi yönünde karar vermişti. Trier, “Filmimin Türkiye’de neden yasaklandığını anlayamıyorum. Film Şükran Günü’yle alakalı bile değil” (İngilizce’de Türkiye’nin karşılığı, hindi ile eşanlamlı olan Turkey kelimesi kullanılıyor. Hindi aynı zamanda Şükran Günü’nün resmi yemeğidir) diye yazdı. Ardından “Filmimde Türkiye’ye karşı saygısızlık da yok. Hindi’nin kutsal bir hayvan olduğunu biliyorum. Lütfen bunu duyuralım” sözleriyle filminin kaldırılmasını alaycı bir şekilde yorumladı. Demokrat Haber
İstanbul’da Üniversiteli Olmak: Faydaları ve Zararları
İstanbul’da Üniversiteli Olmak – Faydaları İstanbul kendinizi geliştirebilmenizi sağlamaktadır. Entelektüel birikim için ideal bir şehir, kültürel etkinlikler çok fazla. Mesela çok sevdiğiniz yabancı bir grup konser için Türkiye’ye gelecek olsa, İstanbul’a gelir. İstanbul’a çok fazla turist gelir, yabancı ülkeden insanlara tanışabilir, vizyonunuzu genişletebilirsiniz. İstanbul’da üniversite eğitimi dışında hobilerinizi uygulamaya geçireceğiniz birçok kurs var. Adeta bilgiye ulaşmanın şehri İstanbul. Staj olanakları oldukça geniştir, özellikle mühendislik öğrencileri için. Kaldı ki mühendislik okuyacak öğrencilerin ilk tercihidir İstanbul, öyle güzel şehir. Kadıköy, Beşiktaş, Bebek, Ortaköy, Caddebostan, Taksim ve daha birçok yer, eğlencenin önemli noktaları, sosyalleşmenin merkezi. Canınız mı sıkıldı? Boğaz var yahu. Metro, Metrobüs, Marmaray, Vapur olsun, her yere ulaşabilirsiniz. Ulaşımı bir öğrenci için oldukça ucuzdur. Tarihi açıdan çok zengin bir şehir İstanbul, gezip öğrenme meraklıları için avantaj. Bölümünüzle ilgili semirnerlere, konferanslara katılabilirsiniz. Bu eksikliği hiçbir zaman çekmezsiniz. En önemlisi de hayatı diğer şehirlere kıyasla daha çabuk öğrenir, tanırsınız. İstanbul öğrenci şehridir! İstanbul’da Üniversiteli Olmak - Zararları İstanbul’un kalabalığı ve trafiği çekilecek gibi değil. Hele ki metrobüs! İstanbul pahalı bir şehir; evinizden ya da yurdunuzdan dışarı adım attığınızda para harcamadan edemiyorsunuz. Eğer ki İstanbul dışından bir ilden gelmişseniz ve yurtta kalamam, en iyisi ev kiralayayım diyorsanız, bilin ki yüksek kiralar ödemek zorundasınız. NOT: İstanbul’da üniversite okumanın faydalarına ve zararlarına bir madde de sen eklemek istersen yorum yaz, paylaşalım!
Kavimler Göçü Olmasaydı...
İşte tam olarak bu soru üzerinden yola çıkarak sizlere görsel ve sebep-sonuç ilişkisi kapsamında aklımızdan geçen kurguyu betimledik.
Reklam
Onur Yaser Can'ın Babası Konuştu
Uyuşturucu bulundurmaktan yakalanan, işkence gördüğü karakola yeniden çağrılınca da oraya gitmek yerine intiharı seçen Onur Yaser Can’ın annesi ise Pazar günü intihar etmişti. Oğlunu ve eşini yitiren acılı baba Mevlüt Can, bir televizyon programına konuk olup “hukuksuzluk” olarak değerlendirdiği yaşananları anlattı.4 yıl önce esrar satın aldığı iddiasıyla nezarete götürülüp işkence gördüğü, ardından gerçekleşen intiharının yaşadıklarıyla bağlantılı olduğu söylenen ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can’ın uzun süredir psikolojik destek alan annesi Hatice Can da önceki gün intihar etti. Oğlunu ve eşini yitiren baba Mevlüt Can, CNN Türk’te yayınlanan 5N1K programına konuk oldu. İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin kararını okuyarak konuşmasına başlayan Mevlüt Can, şunları söyledi: HUKUKSUZLUK YAŞANDI Benim oğlum kayıt dışı yakalanmış, işkence görmüş, serbest bırakılmış bu süreç sonrasında da intihara sürüklenmiştir. Hiçbir Cumhuriyet Savcısının oğlumun yakalandığından, serbest bırakıldığından haberi olmamış. 2 Haziran 2010 yılında esrar almak üzere bir telefon görüşmesi yapmış. Bu konuşma, teknik takibe takılıyor bunun üzerine oğlum suç üstü yakalanıyor. Bu aşamadan itibaren hukuksuzluk başlıyor. Yakalayan ekibin teknik dinlemeden yakalamadığı ortaya çıkıyor. Oğlumun nereye götürüldüğünü bilmiyoruz. CANINA KIYANA KADAR TAKİP EDİLMİŞ İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden mahkeme dosyasına gönderilen yazıda, oğlumuzun nezarethaneye konulmadığı, gözaltına alınmadığı tespiti yapılmıştır. Asıl itiraf ettirmek istedikleri torbacının telefon numarasını kimden aldığı. Bundan önce zaten çırılçıplak aranıyor. İnce aramaya tabii tutuluyor. Kaç paralık mimarsın deniliyor. Hakaret ediliyor. Bir süre sonra itirafı alamıyorlar ve doktora götürülüyor. Doktor raporu sadece bir darp raporu. Götüren kişiler de işkenceyi yapan 3 kişilik bir ekip. Savcılık gözaltına alınmama kararı veriyor. Ertesi gün iyi polis rolü oynayan bir polis memuru Onur’un bilmediği bir polis memuru. Soner diye bir polis memuru. Oğlumuzu arıyor ve diyor ki; senin imzaladığın tutanaklarda bir takım hatalar var. Bunları düzeltmemiz gerekiyor. Lütfen gelir misiniz? Onur da acaba hafta sonu gelsem olur mu diyor. Cumartesi günü, Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nün girişindeki bir kafeteryada bir polis memuru tarafından karşılanıyor. Loş, karanlık olan bu yerde çok iyi okumadığı tutanaklar yeniden imzalattırılıyor. Korkutarak, telaşla yaptırıyorlar. Sonrasında imzaladığı tutanak örnekleri verilmiyor. ‘İşte arkadaşlarla uçuyorduk’ gibi bir takım ilave bilginin ifadesine konulduğunu okuyor. Bunun başına büyük bir bela olacağını düşünüyor. Kendisini şüphe altında hissediyor. Sonra Onur, 3 kişilik ekip tarafından, canına kıyana kadar, takip ediliyor. ONLARCA POLİS OPERASYONA DAHİL Onur, arkadaşlarına uzun süredir izlendiğini söylüyor. Bu kadar izlendikten sonra bunalıyor ve 21 Haziran’da bir avukata vekalet veriyor. Vekaletten sonra 13 Nisan’da başlayan ilk mahkeme kararı ile başlayan ve 22 Haziran’da iki mahkeme kararı varken yeni teknik takip kararı varken operasyon sonlanıyor. Çete üyeleri yakalanıyor. 550 gram esrar yakalıyorlar. Koskocaman çete. Onlarca polis bu operasyona dahil oluyor. İŞKENCE GÖRMESİN DİYE İNTİHAR EDİYOR Onur, vekâlet verdiği avukattan 24 Haziran’da yeniden ifadesine başvurulacağını öğreniyor. Tekrar polisin eline düşmemek, çırılçıplak soyulup işkence görmemek için kendisini bulunduğu 4. kattan çırılçıplak olarak maalesef atıyor. Bu süreçte dava açmamız kolay olmadı. Soruşturmamızda 3 tane Cumhuriyet savcısı değişti. Son olarak atanan Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş, işkence cinsel saldırı, kötü muamele nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığını, ancak iki polis memurunun resmi evrakta sahtecilik yaptıklarından dolayı haklarında iddianame açılmasına ilişkin bir karar veriliyor. Yargılama sonrasında, 2 polis memuruna 2,5 yıl hapis ve devlet memurluğundan men cezası veriliyor. Zete
UNICEF Yılın Fotoğrafını Seçti
Fotoğrafçı Niclas Hammarström, Suriye’deki savaş çocuklarını konu alan fotoğrafıyla “UNICEF-2013 Yılının Fotoğrafı” ödülüne layık görüldü. İsveçli fotoğrafçının ödül kazanan fotoğrafı 15 Ekim 2012 tarihli. Fotoğrafta Halep'te oyun oynarken bir bombanın patlaması sonucu yaralanan 11 yaşındaki bir kız çocuğu görülüyor. Yüzünden yaralanan kızın başını dikkatlice tutan ellerse ağabeyine ait. Fotoğrafçıya ödülü Berlin'de törenle takdim edildi. Törende UNICEF Almanya Hamisi Daniela Schadt bir konuşma yaptı. Schadt, “Çocuğun bakışı tüm bir neslin kaybolup gitmemesi için, dünyaya tüm diplomatik ve insanî çabaları güçlendirme çağrısıdır” dedi. Fotoğrafçı Hammarström kasın ayında gazeteci Magnus Falkehed ile Suriye'de kaçırılmış ve ocak ayının başında serbest bırakılmıştı. 'GEO' dergisi tarafından desteklenen uluslararası yarışmaya 27 ülkeden 82 fotoğrafçı katılmıştı.Cumhuriyet
Reklam
Cem'in Ailesinden Münevver'in Ailesine İcra
Sevgilisi Cem Garipoğlu'nun başını testere ile keserek hunharca öldürdüğü Münevver Karabulut'un ailesi Küçükçekmece 5. aile mahkemesi'ne 2 milyon liralık manevi 37 bin liralık da maddi tazminat davası açmıştı. Mahkeme geçen yıl 8 Ekim'de verdiği kararında talep edilen manevi tazmiat tutarının 750 bin TL'sini reddederek Garipoğlu ailesinin Karabulut Ailesine 1 Milyon 250 bin lira manevi 37 bin lira da manevi taziminat ödemesine karar verdi. Habertürk'ten Güngör Karakuş'un haberine göre, mahkeme ayrıca kararında Cem Garipoğlu ve Mehmet Nida Garipoğlu'nun davada avukatları bulunduğunu, reddedilen 750 bin tllik tutarın ekarşılığı olan topelam 60 bin tl olan avukatlık ücretinin Karabulut ailesinden alınmasını de karara bağladı. Paranın ödenmemesi halinde Karabulut ailesine para tutarınca icra geleceği bildirildi. Ayrıca aile fertlerine de ayrı ayrı icra takibi başlatıldığı belirtildi. Paranın ödenmesi için aileye 7 gün süre verildi. Para ödenmediği takdirde kızlarını kaybeden ailene evine haciz gelecek. Cumhuriyet
Reklam
Babaların Araba Kullanmayı Öğretmede Başarılı Olmasının 10 Nedeni
Ergenlik döneminde her yerinizi sivilce basmasının ardından basa gelen en ağır ve atlatması en zor travmalardan birisi de babanızın size araba kullanmayı öğretme çabasıdır. Evde adeta atlet pijamalı bir melek olan babanın nasıl bir şeytana dönüştüğünü yakından gözleme fırsatı bulursunuz.
WhatsApp'ten Gelen 'Bir Dost' Mesajlarına Dikkat
Kaspersky Lab tarafından yayınlanan ocak ayı spam raporuna göre, marketler zinciri WalMart’tan gelen “yönetici” e-postalarıyla WhatsApp’ten gelen “bir dost” mesajlarına dikkat etmekte fayda var. Kaspersky Lab, bu yılın ilk ‘spam raporu’nu yayınladı. Bu rapora göre, tüm dünyada istenmeyen e-postaların payı, ocak ayında 7,6 puan azalarak, yüzde 65,7’ye geriledi. Bu düşüşte, ocak ayında iş etkinliklerinin azalması ve çok sayıda botnet’in kapalı olmasıydı. Firmanın ocak ayına yönelik istenmeyen e-postalar raporu, bu e-postaların içeriği ve kaynaklarıyla ilgili de bilgi sunuyor. Mesela, bir sonraki ayın önemli etkinliği Sevgililer Günü, istenmeyen e-postalarda patlamaya yol açtı. Romantik bir akşam yemeği veya gezi sunan klasik ‘çiçek’ e-postalarının yanı sıra bazı İngilizce istenmeyen e-postalar ‘gökyüzünde bir yıldız’ gibi pek de alışılmadık hediyeler öneren reklamlar içeriyordu. Dolandırıcılar tarafından kullanılan bir diğer önemli olay ise Soçi Olimpiyat Oyunları oldu. Ocak ayında Olimpiyat Oyunlarının logosunu taşıyan sahte tasarım ürünleri ve aksesuarların reklamlarını içeren toplu e-postalar tespit edildi. Ocak ayında, özel ve ticari tesisler için video gözetim sistemleri satma ve bu sistemleri kurmayı öneren toplu e-postaların sayısında bir artış gözlendi. Bu tür tekliflere uzun yıllardan bu yana rastlıyoruz. Bunlar temel olarak, video gözetim sistemlerinde uzman farklı kuruluşların adına yazılmış olan istenmeyen e-postalardır. Bir kural olarak bu e-postalarda şirketin adı göndericinin adresinde belirtilmez. Bunun yerine adres, her seferinde mesajın içeriğindeki yöneticiyle aynı adı taşımayan göndericinin adını veya soyadını içerir. Ancak bu kez istenmeyen e-postalar, kişisel güvenlik ve karı kocaların birbirlerini gözetleme olasılığına odaklanıyordu. Ayrıca ev çalışanlarıyla ve temizlik işçilerinin gözetlenmesi de konu ediliyordu. Mesajlar genellikle, bir telefon numarası yerine gözetleme kameraları satan yüklenicinin sitesine veya bir çevrimiçi mağazaya bir bağlantı içeriyordu. Ülkelerin listedeki konumuna gelince… Tüm istenmeyen e-postaların yüzde 21,9′unun kaynağı olan ABD, yaklaşık 3 puanlık artışla ikinci sıradan birinciliğe yükseldi. Buna karşılık Çin’in katkısı (yüzde 16) 7 puan düştü ve ülkenin ikinci sıraya gerilemesine neden oldu. Güney Kore (yüzde 12,5) listenin üçüncü sırasında yer aldı. Popüler sosyal ağ siteleri ve anlık mesajlaşma hizmetleri, zararlı yazılımlar içeren sahte bildirimler için yine tercih edilen hedefler oldu. Ocak ayında, akıllı telefonlarda kullanılan WhatsApp platformlar arası mesajlaşma hizmetinden gönderilmiş gibi görünen zararlı yazılım içeren bildirimler görüldü. Ocak ayında, kullanıcının arkadaşlarından birinin ya da sadece “bir arkadaşının” ona WhatsApp uygulamasından bir fotoğraf veya görüntü gönderdiğini bildiren sahte bildirimlerle karşılaştık. Ekli arşiv aslında, Kaspersky Lab tarafından algılanan, ana işlevi hedef bilgisayara başka bir zararlı yazılım indirmek olan zararlı bir arka kapı, Backdoor.Win32.Androm.bjkd. adlı zararlı programı içermekteydi. Ocak ayında kimlik avcılarının çok sayıda çevrimiçi mağazadan sahte bildirimler gönderdiği görüldü. Amerikalı perakende zinciri Walmart’ın “yöneticisi” imzalı hileli e-postaları alanlara siparişlerinin teslim edilemediği bildirilmiştir. Sorunu çözmek için bir form doldurmaları ve bir hafta içinde göndermeleri istenmiştir. Mesaj resmi kurumsal tarzda tasarlanmıştı, şirketin logosunu içermekteydi ve mesajın altında bir otomatik mesaj bulunmaktaydı; tüm bunlar kullanıcıyı e-postanın gerçek olduğuna inandırmak için düzenlenmişti. Yine de alıcının, e-postanın kendilerine ismen gönderilmemiş olmasından ve teslimatın gerçekleştirilememesine birden fazla neden gösterilmiş olmasından şüphelenmesi gerekirdi. Ocak ayında ayrıca, Amazon mağazasının adını taşıyan Almanca toplu kimlik avı e-postalarıyla da karşılaştık. Alıcı, hesabına başka bir bilgisayardan erişim sağlanmaya çalışıldığının tespit edildiği konusunda bilgilendiriliyordu. Alıcının hesap bilgilerini 48 saat içinde onaylaması gerektiği, aksi halde hesabın engelleneceği bildirilmişti. E-posta kimlik avı sayfasına bir bağlantı içermekteydi. E-postanın yasal bir mesaja en ufak bir benzerliğinin olmadığını da belirtmekte fayda var.Stuff
Reklam
Dershanelerden Sonra Üniversite Sınavı da Kalkıyor
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesini öngören düzenlemenin ardından üniversiteye giriş sistemini de değiştirmek için kolları sıvadı. Sabah’tan Yaşar Özay’ın haberine göre yeni düzenlemede Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) kalkacak. Yerine bu yıl ilk uygulaması yapılan temel eğitimden orta öğretime geçiş sınavı benzeri bir model gelecek. Lisans Yerleştirme Sınavı'nın (LYS) da formatı da değiştirilecek. 2 FORMÜL ÇALIŞMASI TÜBİTAK, YÖK ve ÖSYM ile birlikte yürütülen çalışmanın 2016 yılında tamamlanması hedefleniyor. Üzerinde çalışılan ilk model, bu yıl SBS yerine ilk uygulaması yapılan temel eğitimden orta öğretime geçiş sınavı benzeri bir modeli öngörüyor. Lise son sınıf öğrencileri 2 ay aralıklarla 5 dersten sınava girecek ve öğrenci en yüksek notu aldığı sınavla üniversiteye başvurusunu yapabilecek. Üzerinde çalışılan diğer modelde öğrencinin lise birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar olan tüm sınavları esas alınacak. Merkezi sınavlara girecek lise öğrencilerinin ders durumları da ölçülecek ve çıkan puana göre üniversite tercihi yapılabilecek. Sınavlarda testin yanı sıra kısa açık uçlu soruların sorulması da gündemde. TEK DERS KURSLARI DEVAM EDECEK MiliEğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, ek ders ihtiyacı bulunan öğrencilere yönelik okullarda ve halk eğitim merkezlerinde açılacak takviye kurslara ilişkin düzenlemenin hazır olduğunu bildirdi. Milli Eğitim müfredatına uygun olduğu takdirde tek bir derse yönelik kurslara itirazları olmadığına işaret eden Tekin, 'Çocuğunuz matematiğe eğilimli, İngilizce'ye eğilimli buna yönelik kurs aldırabilirsiniz. Bizim derdimiz sadece bir sınava yönelik hazırlık mahiyetinde çocukları ısrarla test çözmeye zorlayan analitik düşünmesine engel olan farklı bir eğitim uygulayan yapıları ortadan kaldırmak' diye konuştu. Tekin 'Mesela çocuğun fizik dersinden takviyeye ihtiyacı var. Bizim fizik öğretmenimiz takviye kursu açacak. Bunlar için öğretmenlere ek ders ücreti vereceğiz ama vatandaşlardan bunun için ücret almayacağız' açıklamasını yaptı. Dershanelerin 2015 Eylül ayına kadar faaliyetlerine mevcut şekliyle devam edeceğini belirten Tekin, sektör temsilcilerinin bu yöndeki talepleri doğrultusunda bu kararı aldıklarını söyledi. Tekin, 2015 Eylül ayına kadar dönüşüm için başvuran dershanelere arsa, kredi, vergi indirimi, okul kiralama gibi destekler vereceklerini vurguladı. Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
10 Maddede Sabahçılık mı Öğlencilik mi?
Şimdilerde ilkokul öğrencilerinin sabahçı olma gibi bir zorunluluğu, tekli öğretime bir geçiş söz konusu olsa da yılların sabahçılık mı öğlencilik mi tartışmasına 10 madde ile değinmeyi uygun gördük.
Reklam
Kurt Seyit ve Şura İlk Gününde Sosyal Medyayı Salladı
İlk bölümüyle ekrana gelen ve dün akşam TT listesine giren 'Kurt Seyit ve Şura' sosyal medyanın başlıca gündem maddelerinden oldu.Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah'ın rol aldığı 'Kurt Seyit ve Şura' dizisi dün akşam Star TV'de ilk bölümüyle ekrana geldi. Ay Yapım yapımcılığında gerçekleşen dizinin yönetmenliğini Hilal Saral senaristliğini ise Ece Yörenç üstleniyor. 'Kurt Seyit ve Şura, saltanat günlerinden Karpatlar cephesine, Aluşta'dan işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına kadar uzanan macera ve aşk dolu yolculukları konu alıyor. Dizi Twitter'da en çok konuşulan konular arasına girdi. İşte, 'Kurt Seyit ve Şura' için Twitter'da yapılan yorumlar: Nilgün Belgün ‏@nildaybelday Eve geldim ve kaydettiğim kurt seyit ve şura'yı izledim.Çekimler görüntüler kostümler çok iyi..Kıvanç rolünü gayet başarılı oynuyor. Ugur Vardan ‏@LezzzetAbi 'Kurtlar Vadisi'nden 'Kurt Seyit ve Şura'ya... Bardağın dolu tarafından bakalım, bu da bir gelişme:))) Nil Burak ‏@NilBurakk Kurt Seyit Sura mukemmel..Mekanlar, kostum, makyaj, aksesuarlar , renkler ve oyun gucu tek kelimeyle harkulade. Kutlarim ... Alper Turgut ‏@AlperTurgut01 Kurt Seyit ve Şura, tüm enerjimi yedi bitirdi, Lenin, Rusya'da devrim yapmakta çok haklıymış. Gülben ‏@GeErgen Yüzün özlediğim herseyden daha güzel... #kurtseyit ipektuzcuoglu ‏@ipektuzcuoglu @startv Kurt Seyit Ve Şura gibi harika bir diznin arka jeneriğinin daha yavaş akmasını ve emeği geçenlerin isimlerini okuyabilmeği isterdim Bergüzar Korel ‏@brgzrkorel Bize bu akşam bir şölen izlettiniz..Her anlamda..Teşekkürler tüm Kurt Seyit ve Şura ekibi.. Emel Sayin ‏@sayinemell KURT SEYİT..Çok başarılı,kutluyorum. Ayça Tekindor ‏@tekindorayca Vallahi ilk kez maç dışında gözlük taktım. Kıvanç'ı daha yakından görebilmek için ahahahahha.medyatava
Dünya Dilleri İnsanın Kulağına Nasıl Geliyor? İşte Cevabı
Smoukahontas adlı bu Youtube kullanıcısı, inanılmaz bir yeteneğe sahip: bazı dilleri inanılmaz bir şekilde, aksanının gereğince, hakkını vererek konuşuyor. Çalışmanın ikinci boyutu ise, bazı dillerin insanın kulağına nasıl geldiği. Her yönüyle çok ilginç bir çalışma!..
'Erdoğan Ayakta Kalabilmek İçin Ülkeyi Savaşa Bile Sürükler'
AKP’nin kurucu üyelerinden Abdüllatif Şener, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, 2007 yılında yolunu ayırdığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski partisine yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şener, BirGün’ün son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı. »Başbakan Erdoğan ile oğlu arasındaki telefon görüşmesine ilişkin ses kayıtlarına dair tartışmalar sürüyor. Erdoğan ve AKP’nin “montaj” iddiasını inandırıcı buluyor musunuz?Montaj ihtimali yüzde sıfır. AKP’nin kurulmasından önce de Erdoğan’la beraberdim. 5 yıl boyunca da AKP hükümetinde Başbakan Yardımcılığını yaptım. Korkunç bir para eğilimi olduğunu o günlerde tespit ettim. En çok da bu huyundan rahatsız oldum. Erdoğan, tapeler yayımlandıktan sonra “kriptolu telefonlarımızı bile dinlemişler” dedi. Bu, ses kayıtlarının kendisine ait olduğunun itirafıydı. Bu ülke, tarihinde hiç görülmediği kadar soyulmuş ve yağmalanmıştır. Rakamlar korkunçtur. Geçmişte, Özal döneminde İsmail Özdağlar 15 bin dolar için yargılanmıştı. Burada oğlu Bilal sabahtan akşama kadar para taşıyor ve elinde kalan 30 milyon avrodan söz ediyor. Cumhuriyet tarihi dönemindeki bütün yolsuzluk olaylarını üst üste toplasanız yine de bu yolsuzluk olayındaki rakamların yüzde 1’i yapmaz. »Kuruluşundan itibaren AKP’ye bakıldığında Erdoğan’ın yakın çevresindeki isimlerin değiştiğini görüyoruz. Bu tercihinin nedeni nedir sizce?Eğer kirli bir siyaset izliyorsanız, yolsuzluğa batmış ve tüm hukuk düzenini ihlal etmiş, ceza kanunlarına aykırı iş yapmışsanız, bunu gizlemek, sürdebilmek ve boynununuzu giyotinden kurtarmak için bir şeylere mahkûm olursunuz. Bu kadar pisliğe bulaşmış batmış bir insanın yola başladığı ekiple devam etmesi mümkün değil. Sürekli rakipsiz, bir numara olarak kalmak istemektedir. Ayrıca uzun süre yakınında bulunanlar onun neler yaptığını, kirli taraflarını göreceği, içlerinde isyan edenler çıkacağı için sürekli değiştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Erdoğan, her seçimde milletvekillerinin neredeyse üçte ikisini değiştiriyor. İl, ilçe teşkilatları da sürekli değiştiriliyor. Zaten izlediği kirli siyaset ve pislikleri ortalığa dökülmesin dile yıllardır medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını da baskı altında tutuyor, hukuk devletini tahrip ediyor. Şimdi mahkemeleri kendisine karşı işleyemez hale getiriyor.” »Yargıyla ilgili süreç, HSYK’de yapılan değişiklikle yeni bir boyut kazandı. Bu düzenleme süreci nasıl etkiler?Başbakan şu anda Türkiye’yi çoklu hukuk sistemine sokmuştur. Başbakan ve yakınlarının tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, halkın tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, Başbakan’ın sevmediklerinin yargılandığı mahkemeler ayrı. Kendinden emin olsa basın özgürlüğünü destekler, interneti susturmaya kalkmaz . Bunları yapıyorsa bu bile ses kayıtlarının doğru olduğunun delilidir. HSYK ile ilgili düzenleme tüm hukuk düzenini altüst edecek.  Bakan çocuklarının yargılanma sürecini baştan sona tahrip edecek bir düzenleme bu. Anayasa’ya aykırılığı net olan düzenlemeler var. CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi HSYK yasasını iptal edebilir, iş normala döner diye düşünenler olabilir. Ancak bir ay, hatta bir hafta sonra Anayasa Mahkemesi bu yasayla ilgili iptal kararı verse de artık çok geç kalınmış, Türkiye’nin çivisi çıkmış olacak. »Çivinin çıkmaması için ne yapılmalı?Anayasa Mahkemesi “yok hükmünde sayma” kararı vermeli. Bu yapılmaz eğer sadece iptal yönünde bir karar verilirse iptal hükümleri geriye yürümediğinden, hukuk düzenini, anayasal düzeni koruma konusunda gerekli hassasiyetin gösterilemediği anlamına gelir. Ya da yeteri kadar bu felaketin algılanamadığı anlamına gelir Anayasa Mahkemisi yok hükmüne sayma opsiyonunu her zaman elinde bulundurmalı. Bu sadece HSYK için geçerli değil bundan sonra da öyle felaket kanunları geçecek ki Meclis’ten, bunları anayasaya kökten aykırı olduğu için yok hükmünde sayma kararını kendi idaresiyle, yorumuyla elinde bulundurma yetkisi elinden alınan Anayasa Mahkemesi anayasal düzeni koruma gücünü kaybetmiş olacaktır. Bu nedenle HSYK ile ilgili yüksek mahkemenin vereceği karar kurulduğu günden bugüne verdiği ve vereceği tüm kararlardan daha önemli. »Erdoğan son gelişmeler üzerine hızla çıkarılan yasalarla kendisine koruma kalkanı oluşturma çabasında. Onu yakından tanıyorsunuz, bunların ötesinde nasıl bir tavır izlemesini bekliyorsunuz?O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Ayakta kalabilmek için ülkenin çok kanlı bir savaşa girmesi gerektiğini düşünürse ülkeyi öyle bir kanlı savaşa bile sokar. Ayakta kalmak için her şeyi yapacaktır. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan, bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra her şeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz, evrensel değerleri, yaptığı bir işin anasaya aykırılığını hiç önemsemez. Nitekim bu ana kadar yaptıkları da bunu gösteriyor. »AKP tabanının bu süreçten nasıl etkilendiğini düşünüyorsunuz?Aidiyet duygusuyla hareket ediliyor. Parti tabanında mutlaka çok temiz yürekli insanlar var. Ama gerek partinin parlemento grubunda gerekse örgüt tabanında ilkelere,  ideallerine göre hareket eden insan sayısı çok fazla değil. Geçenlerde bu iktidar döneminde defterdarlık yapmış biri geldi. Muhafazakâr bir insan. Şu anda emekli. İlgili Bakan’ın, çocuklarının işi ile ilgili bir konuda kendisine gayri meşru işi yapması için baskı yaptığını, genel müdürlük vaadinde bulunduğunu anlattı. Baskıya direnince ilgili Bakan’ın kendisine rüşvet dahi teklif ettiğini anlattı. Kabul etmemiş ve sonunda emekliye ayrılmış. Düşünebiliyor musunuz, Bakan, memuruna rüşvet teklif ediyor... Para bunların elinde, güçle aşamadıkları bütün süreçleri aşmak için kullanıyorlar. Rüşvet almasını bilen rüşvet vermesini de en iyi bilendir. Çözemedikleri bütün mekanizmaları son kertede, parayla, rüşvetle çözüyorlar. Cenneti dağıtıyor, cehennemi gösteriyor, unvan verip sonra geri alıyor... Paranın üstüne yatmışlar. Bunların gayri meşru zenginleştirdiği insanların serveti legalleşse TÜSİAD orta sınıf olur demiştim ta yıllar önce. »Sahip olunan siyasi ve ekonomik gücü yetersiz bulmanın nedeni ne olabilir?Bu psikolojik bir şey. Psikolog değilim ama evinde olduğu belirtilen paralardan sonra Başbakan’ı daha iyi yorumlamaya başladım. Anadolu’nun belli başlı kentlerindeki bütün bankaların bütün şubelerindeki paraları toplasanız, Başbakan’ın evinde bulunduğu söylenen paraların yarısı kadar etmez. Bir hırs, bir haram tutkunluğu, insanların hakkını gasp etmenin verdiği bir zevk var demek ki. Daha çok çalıp çırparak, yaşadığını hissetme duygusu... Yazık, peşinden giden insanlar neye destek veriyor; görmüyorlar mı? »Bu yaşananlar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili beklentilerini nasıl etkiler?30 Mart’ta öngördüğü oranda bir oy alırsa Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçmez. Yani bu konudaki kesin kararını yerel seçim sonuçlarına göre verir. O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra herşeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz SEBAHAT KARAKOYUN / senyaprak@gmail.com / @ssenyaprakBirgün
Reklam