onedio
1 Milyon Dolar Harçlıkla Dünyayı Gezecek Biri Aranıyor!
Luxury Travel Intelligence, VeryFirsttoKnow.com sitesi aracılığıyla 1 milyon dolar harçlıkla dünyayı gezecek kişileri aradıklarını duyurdu. Luxury Travel Intelligence, VeryFirsttoKnow.com sitesi aracılığıyla 1 milyon dolar harçlıkla dünyayı gezecek birini aradıklarını duyurdu. İlanda, “1 milyon dolarla dünyayı bedava gezecek bir aday aranıyor. İşe alınacak kişi bir yılını dünyanın en iyi lokantalarında yemekler yiyerek, beş yıldızlı otellerde kalarak ve dünyanın en elit gece kulüpleri ve tesislerinde eğlenerek geçirecek. Kaynak: İkigezginiz
Lady Gaga Türkiye'ye mi Geliyor?
Bir dünya starı daha Türkiye yolcusu… Dünya turnesine çıkan Lady Gaga’nın ekim ayında İstanbul’da konser vereceği konuşuluyor. Marjinal popçu, sahneye çıkarsa 4.2 milyon lira alacak!Dünyaca ünlü bir isim daha İstanbul yolunda… Pozitif Live; uluslararası menajerlik ve organizasyon şirketi Live Nation partnerliğinde gerçekleştirilen Madonna (2012) ve Rihanna (2013) konserlerinin başarısı sonrası çıtayı yükseltti. 2012 yılında Türkiye'ye geleceği dedikoduları çıkan Lady Gaga’nın İstanbul’da konser vermesi için devreye girdi. ÖNDER SARIAHMETOĞLU  | Akşam
Cem Yılmaz'dan, LÖSEV'e Reklam Desteği
Cem Yılmaz kolları sıvadı. Yılmaz, LÖSEV tarafından 'Sizin İçin Küsurat, Lösemili Kardeşlerimiz İçin Bir Hayat' sloganıyla başlattığı bağış kampanyasında kameraların karşısına geçti. Kampanyadan elde edilecek küsuratlar, lösemili çocuklar için inşa edilmesi planlanan tam donanımlı hastane için kullanılacak. Onedio
En Fazla Bu Meslek Sahibi Aranıyor
İHA / Türkiye’de Şubat itibariyle en fazla açık iş imalat sektöründe olurken, en fazla aranan meslek ise makineci oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Şubat ayı verilerine göre, Türkiye’de işverenler 118 bin 431 işçi arıyor. İşverenler en fazla makineci arıyor. Mesleklere göre sıralamada makineciler 3 bin 293 iş ilanıyla ilk sırada, çağrı merkezi görevlisi 3 bin 285 ile ikinci, satışdanışmanları 3 bin 249 iş ilanıyla üçüncü, güvenlik görevlisi 3 bin 144 ile dördüncü, büro memuru 2 bin 956 ile beşinci, müşteri temsilcisi 2 bin 909 ile altıncı, kasiyer 2 bin 465 ile yedinci, garson sekizinci, müşteri hizmetleri görevlisi/asistan bin 529 ile dokuzuncu, elektrikçiise bin 479 ile onuncu sırada yer aldı. Nitelik gerektirmeyen mesleklerde ise 45 bin 508 işçi aranıyor. Şubat ayında işverenin en çok aradığı personel imalat sektöründe. Bu sektörde aranan personel sayısı 41 bin 892. Toptan ve perakende ticaret motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarım grubu 15 bin 418, diğer hizmet faaliyetleri grubunda ise 12 bin 573 personel aranıyor. En az işçi aranan sektörler ise 7 işçi ile uluslararası örgütler ve temsilcilikler, 38 işçi ile hane halklarının işverenler olarak faaliyetleri, 350 işçi ile Kamu yönetimi ve savunma, zorunlu sosyal güvenlik ve 294 işçi ile gayrimenkul faaliyetleri grupları oldu.
Reklam
Dünyanın İlk ‘Robot Gözü’
Görme sıkıntısı yaşayan bir sanatçı, geliştirilen bir “göz robotu” sayesinde renklerin seslerini duymaya başladığını söyledi.Sadece siyah beyaz gören Neil Harbisson, kafatasına yerleştirilen bir “robot” sayesinde artık renklerin sesini duyabiliyor. Harbisson doktorlarını kafatasının içine bir çip yerleştirme konusunda ikna etti. Göz robotu çiple bağlantılı kamera sayesinde harekete geçiyor. Kafatasına yerleştirilen robot, renklere göre elektromanyetik etkileşime giriyor ve renkleri sesli bir şekilde söylüyor. 10 YILDIR ELEKTRONİK GÖZ KULLANIYORDU Harbisson, yaklaşık 10 yıldır renkleri görmek için elektronik bir göz takıyordu. Harbisson, akromatopsi yani renk körü olarak doğdu. “Göz robotu” içinde yer alan bir WiFi alıcı sayesinde baktığı zamanlarda bile cep telefonu arayıcılığıyla renkleri söylüyor. Harbisson, “göz robotunu” kafasının üzerine yerleştirdiği için artık önünde br robotla yürüyecek. BU YENİ BİR TEKNOLOJİ DEĞİL… Harbisson konuyla ilgili İngiliz basınına yaptığı açıklamada, “Bu yeni bir teknolojinin duyurulması değil, bu yeni bir ürün de değil. Bu bizim duyularımızı akıl almaz bir yöntemle kullanmamızı sağlayan bir organ, vücudumuzun bir parçası olacak” dedi. Harbisson eğer başka kişiler de kafatasına çip yerleştirirse onlarla iletişime geçebilecek. Ancak şu anda dünyada bu göz robotundan sadece bir tane var.Teknogram
Kadınların Erkekleri Bir Türlü İkna Edemediği 24 Şey
Her defasında sebeplerini tane tane açıklasalar da erkeklerin kadınlar konusunda bir türlü ikna olmadığı şeyleri sizler için araştırdık. Neden 1 saatten aşağı hazırlanamazlar, neden tuvalete grup halinde giderler, neden depresyona girince soluğu kuaförde alırlar. İşte kadınların pek çok defa izah etmesine karşın erkekleri bir türlü ikna edemedikleri başlıca 24 şey.
Reklam
CHP, YGS ve LYS'yi TBMM Gündemine Taşıdı
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya yönelttiği soru önergesinde yanıt bekleyen sorular şöyle: 1.      Bu yıl yapılacak YGS ve LYS’deki soruların sınav sonrasında açıklanmaması kararı neden alındı?2.      ÖSYM Başkanı Ali Demir’in, 'Ölçme kabiliyeti yüksek olan sorular bazı düzenlemelerle yeniden kullanılabilir. Bu hedef doğrultusunda sınavlarda sorulan soruların sadece yüzde 10’unun paylaşımının yeterli olacağını düşünüyoruz' açıklamasını yapma gerekçesi nedir?3.      ÖSYM’de yeterli miktarda “ölçme kabiliyeti yüksek” soru yok mu? ÖSYM’nin elinde YGS ve LYS için alan türlerine göre ölçme kabiliyeti yüksek kaçar adet soru var?4.      “Soru Havuzu Yazılımı”nı kim veya kimler geliştirdi? Bunun için kime ne kadarlık ödeme yapıldı?5.      Sınava girecek 2,7 milyon öğrenci de kendi sınav kitapçığını görmek isterse bu nasıl mümkün olabilecek, fiziki güçlükler nasıl aşılacak? Kitapçığını incelemek isteyen adaylar ÖSYM’den nasıl randevu alacak?6.      Hatalı soru olup olmadığına yönelik tartışmalar nasıl önlenecek? Geçmişte yaşanan usulsüzlükler karşısında sınavda şeffaflık ve şaibenin önlenmesi nasıl sağlanacak?7.      Açık uçlu yazılı sınavlar, sübjektif değerlendirmelere ve suistimale uygun ortam yaratmıyor mu? Bu tür kayırma tartışmaları nasıl önlenecek?8.      Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı’na verdiği talimat sonucunda 2010 yılında yaşanan kopya skandalının sorumluları ortaya çıkarıldı mı, bu konuda MİT’ten herhangi bir bilgi, istihbarat, duyum, rapor size ve bağlı kuruluşlarınıza iletildi mi? Kopya skandalıyla ilgili olarak kime hangi cezalar verildi?”
Aşırı Stres Altında Olduğunuzun 8 İşareti
Sürekli gerilim altında olmak vücudun fiziksel ve ruhsal durumunu etkiliyor. Hatta uzmanlar, hastalıkların yüzde 90′ının stresle bağlantılı olduğunu sıklıkla tekrarlıyor. Stresli olduğunuzu gösteren sekiz işaret şöyle: 1. Sürekli hastaysanız ve atlatamıyorsanız : Baskı altındayken vücut ‘kortizol’ adlı stres hormonunu salgılar. Bu hormon, bağışıklık sisteminin stresle başa çıkmasına kısa vadede yardımcı olur. Ancak sürekli baskı yaşandığında bu hormonlar tükeniyor ve vücut hastalıklara daha açık hale geliyor. Stres, yaraların iyileşme süresini bile uzatıyor. Vücudunuzu kulak vermeli ve biraz dinlenmelisiniz. 2. Konsantrasyon sorunu yaşıyorsanız Uzmanlar, kortizola uzun süre maruz kalmanın beynin hafıza bölümünde daralmaya neden olduğunu söylüyor. Uzun süreli stres, proteinlerin çoğalmasını tetikleyerek Alzheimer’a bile yol açabiliyor. Böyle durumlarda derin nefes alıp vermek baskıyı hafifletir. 3. Sürekli baş ağrısı çekiyorsanız Eğer baş ağrınızı ‘ migren gibi’ , ‘ hayatımın en kötü başağrısı ‘, ‘ başım yüzünden uyuyamadım ‘ şeklinde tanımlıyorsanız, bunlar stresin belirtileridir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 4. Boynunuz ya da sırtınız sürekli ağrıyorsa Hayır, bu şikayetler sadece yanlış oturmaktan kaynaklanmaz. Stres ve tansiyon kasları sıkıştırır ve kas spazmlarına neden olur. Boyun ağrısı baş ağrısına da neden olur. Esneme hareketlerine dayanan yoga gibi sporlara başvurmak iyi bir çözüm olabilir. 5. İyi uyumakta sorun yaşıyorsanız : Uzun bir günün ardından yorgun hissetmenize karşın uykuya dalmakta sorun çekiyorsanız, bu stres kaynaklı bir yorgunluk yaşadığınızı göstergesidir. Kafein ve alkolü kesmeli, biraz egzersiz yapmaya başlamalısınız. 6. Saçınız her zamankinden fazla dökülüyorsa : Bu da bağışıklık sisteminin saç foliküllerine saldırmasıyla ilgili bir sorundur. Daha çok genç kadınlarda görülür. 7. İdrar yolu enfeksiyonları yaşıyorsanız Uzun saatler ara vermeden masa başında kalırsanız bu sorunu yaşamanız olası. 8. Cinsel hayatınız kötüye gidiyorsa Stresin yatak odalarını etkilediği bilinen bir gerçek. Erkeklerde ereksiyon bozukluğuna yol açan stres, doktorlara göre haplarla giderilecek bir şey değil. Öncelikle stresten kurtulmak gerekiyor.Kaynak: Diken
Reklam
Ölümün Kıyısından Dönenler Kulübü
Trafikte meydana gelecek kazalar veya çarpmalardan kıl payı kurtulan şanslı insanlardan bir kolaj video yapmışlar. Ölümün kıyısından dönen insanları göreceksiniz.
Kırım Bağımsızlık İlan Edip, Rusya'ya Başvurdu
Kırım'da parlamento, resmen Ukrayna'dan bağımsızlık ilan etti ve Rusya Federasyonu'na katılmak için başvuru yaptı. Pazar günü düzenlenen referandumda, oylamaya katılan Kırımlıların yüzde 97'si Ukrayna'dan bağımsızlık yönünde oy kullanmıştı. Kiev sonuçları tanımayacağını açıkladı. ABD ve Avrupa Birliği, oylamanın yasadışı olduğunu belirterek, Rusya'ya yaptırım uygulamayı planladıklarını söylüyor. Mokova askerlerin savunma amaçlı olduğunu ve doğrudan Rusya'nın kontrolünde olmadıklarını savunuyor. Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Kırım'da Moskova tarafından desteklenen referandumun ardından, Rusya'ya uygulanacak yaptırımları tartışmak üzere biraraya geliyor. 28 üyeli AB'nin gündeminde, bazı Rus yetkililere karşı vize yasağı ve mal varlıklarının dondurulması da var. Kırım'da yapılan referanduma katılanların yüzde 96,6'sı bölgenin yeniden Rusya'ya bağlanması yönünde görüş bildirdiği açıklandı. Kırımlı yetkililer Rusya ile birleşmek için gerekli resmî başvuruyu da bugün yapacaklarını açıkladı. Ukrayna'daki yeni yönetimin yanısıra Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok Batılı ülke referandumu yasa dışı sayarken, Rusya referandumun sonucuna saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyor. AB dışişleri bakanlarının önümüzdeki saatlerde yapılacak toplantısı öncesinde Brüksel, Rusya'yla devam eden ekonomik işbirliği anlaşması ve vize uygulamalarında kolaylık görüşmelerini askıya almıştı. Bugünkü görüşmede gündeme gelecek yeni yaptırımlar çerçevesinde, gözler, vize yasağı ve mal varlıklarının dondurulması gündeme gelecek isimlerin sadece Kırım'a müdahale eden Rus yetkililere mi yoksa Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'e yakın isimlere mi uzanacağında olacak. Ukrayna ve birçok Batılı ülke referandumu yasa dışı sayarken, Rusya referandumun sonucuna saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyor. Rusya, 22 Şubat'ta Moskova yanlısı cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in devrilmesinden sonra Kırım'a müdahale etmişti. Çoğunluğunu etnik Rusların oluşturduğu bölge fiilen Rus askerlerinin denetiminde. Kırımlı Tatarlar oylamayı boykot etti. Referandumda halka Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasını isteyip istemedikleri soruldu. İkinci bir soruda da Ukrayna'nın 1992 Anayasası'ndaki statüsüne dönüp dönmemesi gerektiği sorusu yer aldı. Bu düzenleme bölgenin özerkliğini genişletiyor. Yaklaşık 1,5 milyon kişinin oy kullanma hakkı olan referandumda katılımın yüksek olduğu belirtiliyor. Kırım'da nüfusun yüzde 58,5'ini Rus kökenliler oluşturuyor. Oy kullanmadan önce BBC'nin sorularunu yanıtlayan bir Kırımlı kadın, 'Putin (Rusya Federasyonu Başkanı) ve Rusya'yı seviyoruz. Rusya'yı istiyoruz. Çünkü burada faşistleri görmek istemiyoruz' dedi. Putin, Ukrayna'da Yanukoviç'in devrilmesiyle sonuçlanan protestolarda 'faşistler' ve 'aşırı sağcı radikallerin' başı çektiğini savunmuştu. Ukrayna bu iddiayı reddediyor. Kırım'da bölgenin daha fazla özerklikle Ukrayna'ya bağlı kalmasını isteyen bir kesim de bulunuyor. Serhiy Reştenik adlı bir Kırımlı BBC'ye 'Kırım tam özerkliğe sahip olmalı. Kendi ekonomisi olmalı. Hükümetten baskı olmamalı. Bağımsızlığı destekliyorum' dedi. Moskova Cumartesi günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde referandumu gayrimeşru sayan bir karar tasarısını veto etti. Karar tasarısına 15 üyeden 13 üye destek verdi. Rusya gibi veto hakkına sahip beş daimi üyeden biri olan Çin ise oylamada çekimser kaldı. Pekin, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediğini açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, referandumun gerçekleşmesi halinde Rus yetkililere yaptırım uygulayacağını açıklamıştı. ABD ve Avrupa Birliği'nin desteğine sahip olan Ukrayna Hükümeti de referandumu gayrimeşru ilan etmişti. Kiev, silahların gölgesinde seçim yapılamayacağını söylüyor. Ukrayna Parlamentosu, Kırım Bölgesel Meclisi'ni de lağvetmişti. Ancak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'nın 'Kırım halkının iradesine saygı göstereceğini' söyledi. Kırım 1954'e kadar Rusya'nın parçasıydı. Rusya'nın Karadeniz donanması da Kırım'da bulunuyor. Rusya Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne saygı göstereceğine ilişkin anlaşmalara imza atmıştı. Devrik Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç geçen yıl AB ile bağları güçlendirecek bir işbirliği anlaşmasını son anda imzalamaktan vazgeçmiş ve Rusya'yla yakınlaşmayı tercih etmişti. Cumhurbaşkanı'nın bu kararı aylar süren gösterilerle protesto edilmişti.BBC Türkçe
19 Karede Doğumdan Ölüme
2010 İsviçre yapımı kısa film Le Miroir'de anlatılan hikayeden oluşturulmuş bir galeri. Bebeklikten ihtiyarlığa kadar olan hikayeyi 6 dakikada özetliyor. Bir çok ödül almış kısa filmin en çok beğeni topladığı nokta ise yaş değiştikçe değişen oyuncuların birbiriyle harika uyumu..Kısa filmi izlemek için: Le Miroir - Kısa Film
Reklam
'Gezi İçin Twitter Kullanmaya Başladım'
Ekranlara 'Kara Para Aşk' dizisiyle dönen Tuba Büyüküstün, ikizleri ve eşiyle mütevazı bir hayat sürdürüyor. L'officiel dergisinin oyuncuyla gerçekleştirdiği röportajda, Büyüküstün'ün iç dünyasından ziyade toplumla, sanatla, doğayla kurduğu bağ ön planda. Hayatına dair samimi açıklamalarda bulunan Büyüküstün'ün verdiği röportajdan öne çıkan başlıklar... 'Kara Para Aşk' dizisine nasıl dahil oldunuz? '20 Dakika' bittikten hemen sonra gelmişti. Fakat o dönem bebeklerimle biraz daha vakit geçirmek için dizi projelerine ara verme kararı almıştım. Ara verdiğim dönem 'Kara Para Aşk' dizisinin yönetmeni Ahmet Katıksız ile karşılaştığımızda karakter için henüz karar verilmediğini öğrendim. Sonuçta dizi döndü dolaştı altı ay sonra beni dinlenmiş halimle yine buldu. 'İLGİ ÇOK ŞAŞIRTMIYOR' Ortadoğu'da çok büyük bir hayran kitlesine sahip olmak sizi hâlâ şaşırtıyor mu? Şaşırtıyordu... Uzun zaman oldu; artık alıştım. Şu sıralar beni daha çok bu durumun Avrupa'nın Kuzey ülkelerinde ve Balkanlar'da da devam etmesi şaşırtıyor. Yaptığımız işin Arap kültürüne hitap ettiğini gördük. Yunanistan'a da, Balkan ülkelerine de hitap ettiğini görmek, içinde yer aldığımız projelerin evrensel olduğunu kanıtlıyor. 'FRANSIZ DİLİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ SEVİYORUM' Paris'te evlendiniz, hatta bir dönem oraya taşındığınıza dair haberler çıkmıştı. Bu şehri sizin için özel kılan nedir? Orada olmayı, Fransız dilini ve kültürünü seviyorum. Paris'teyken gerçekten nefes aldığımı ve kendimi evimdeymiş gibi hissediyorum. Bana iyi bir enerji veriyor. Şöhretin üzerinizde ne gibi etkisi var? Kendime ait özel alanın oldukça kısıtlı olmasının hayatım üzerinde büyük bir etkisi var. Güzel yanı ise inandığın şeylerin karşılığını alabilmek. Örneğin sosyal yardım konularıyla ilgili yer aldığınız projelerle toplumda bir farkındalık uyandırabiliyor olmak. 'İŞE YARIYORUM' Tohum Otizm Vakfı gibi entegre olduğunuz projeler sizi ne ölçüde tatmin ediyor? Bir projenin içinde yer alıyorsunuz fakat sonrasında ne tür bir etki yarattığını tam olarak bilemiyorsunuz. Ta ki bizzat yardımınızın dokunduğu kişiler sizinle iletişim kurana dek. Size 'işe yarıyorum' duygusu veriyor ve buna paralel olarak hayatınıza anlam katıyor. Kimileri izleyeceği filmi yönetmenine göre seçer, bazılarıysa oyuncuya güvenerek karar verir. Peki ya siz? Ben yönetmenlerden çok oyuncu takip edenlerdenim. Mesela Cate Blanchett'in, Juliette Binoche'un, Julia Roberts'ın, Meryl Streep'in tüm filmlerinim izlerim. Son olarak, şimdi sizi neler bekliyor? Kızlar ve Onur bekliyor. Onun dışında ne bekliyor bilmiyorum. Bilseydim güzel olabilirdi. 'SOSYAL MEDYAYI GEZİ İÇİN KULLANMAYA BAŞLADIM' Sosyal medya ile aranız nasıl? Sosyal medya pek fazla kullandığım bir alan değil aslında. Geçtiğimiz Haziran ayından itibaren GeziDirenişi'nden haber alabilmek adına Twitter'ı kullanmaya başladım. O günden beri kayıp çocuk ilanları, kana ihtiyacı olanlar, organ nakli için bekleyenler ile ilgili mesajları paylaşmaya özen gösteriyorum. Sonuçta bir insanın 'en değerlisi' kaybolmuş, başına bir şey gelmiş ya da hayatı tehlikede... Twitter'ı bu açıdan yararlı buluyorum. 'HALA MEKTUP YAZIYORUM' En son ne zaman elle mektup yazdınız? Çok uzun zaman olmadı. Yaklaşık altı ay önce... Kendimi yazarak daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Bazen eşime, anneme ya da babama mektup yazıyorum. RAHATLIĞIM ÖN PLANDA Gardırobunuza gizlice girsek en çok nelerle karşılaşırız? En çok tişörtlerle karşılaşırsınız. Beyaz, siyah ve çizgili tişörtler... Benim için her şeyden önce giydiklerimin rahat olması gerekir. Elimi, kolumu, bacağımı rahat ettirebileceğim kıyafetleri tercih ederim. Bir de şapkalarla karşılaşırsınız. Mini bir şapka koleksiyonum var. Görünmez olsaydınız yapacağınız ilk şey ne olurdu? İnsanlara yakından bakabilmek ve inceleyebilmek. Gazeteport
Reklam
'Bülent Ersoy ile Abi Kardeş Gibiydik, Neden Böyle Olduk?'
Ünlü sanatçı Ajda Pekkan , geçtiğimiz yıl katıldıkları iftar davetinde kendisine selam vermediği gerekçesiyle sert şekilde eleştiren Bülent Ersoy için, 'Bülent Ersoy’la aramızda husumet yok ama ayıp etti. Biz onunla abi-kardeş gibiydik. İftara iki dakika geç gittim. Ezan okununca oturdum. Herkese tek tek merhaba diyecek halim yoktu' dedi. STAR TV’de yayınlanan Kenan Erçetingöz'le Yüz Yüze adlı programa konuk olan Ajda Pekkan şu açıklamalarda bulundu: Zirvedeki insanlar kendi yalnızlıklarını kendileri seçiyorlar. Yalnız başıma çok mutluyum, çok eğleniyorum. Ben evliyken Sezen (Aksu) bıraktığım boşluğu doldurdu. Onlar beni örnek alıyordu. 'Onunla abi kardeş gibiydik' Bülent Ersoy’la aramızda husumet yok ama ayıp etti. Biz onunla abi-kardeş gibiydik. İftara iki dakika geç gittim. Ezan okununca oturdum. Herkese tek tek merhaba diyecek halim yoktu. Tarkan star, kutusundan çıkmıyor. Benim gibi ortalarda gezinmeyi sevmiyor. Titizliğine hayran oldum. Tatile gidince unutuyorum, yüzecek miydim, güneşlenecek miydim? Kafam proleter. 17 yaşından beri emekçi gibi çalıştım. Takı bile takmak istemiyorum. Programa geliyorum diye taktım. Her şeyden tiksinti geldi.T24
Sorular Neden Açıklanmıyor?
23 Mart’ta 2 milyon 7 bin 685 aday sınava girecek. Artık kimin hangi salonda sınava gireceği belli. Soru kitapçıkları basıldı, sonuncusu da çarşamba günü bitiyor. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir , bu yıl sınav sorularının tamamının yayınlanmayacak olmasına gerekçe olarak, 'Ölçme kabiliyeti yüksek olan sorular bazı düzenlemelerle yeniden kullanılabilir. Bu hedef doğrultusunda sınavlarda sorulan soruların sadece yüzde 10’unun paylaşamının yeterli olacağını düşünüyoruz' dedi. 2014’te bazı sınavların 'Yazılı Sınav' olarak yapılacağını açıklayan Demir,' Açık uçlu diye bilinen yazılı sınav için çok yoğun ve yaygın bir gayretimiz var. Bu gayret içinde bugüne kadar bir deneme, iki de gerçek sınav yaptık' ifadesini kullandı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir'in Hürriyet'ten Nuran Çakmakçı 'ya verdiği söyleşi şöyle: Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı sistemin değişeceğini söyledi. Size bu konuda bir bilgi geldi mi, hazırlık yapılıyor mu? Somut olan tek bir şey var. O da geçtiğimiz yıl Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nda alınan karar. Oradaki karar şu: üniversite giriş sistemi yeniden tasarlansın. O zamandan söylüyorum 2013’ten 2015 sonu idi. Ama o günden bugüne ne tür bir açık faaliyet yapıldığı konusunda ben bilgi sahibi değilim. Çünkü kanun böyle bir sorumluluğu YÖK’e veriyor. Yüksek Kurul’da bunu YÖK’e vermişti. Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, TÜBİTAK, ÖSYM ortak bir çalışmayla hepsini konuşuyordur. Açıklanan modelle ilgili bilginiz var mı? Türkiye’de üniversiteye giriş koşullarını belirleme yetkisi YÖK’e verilmiştir. ÖSYM olarak biz üzerimize düşen her türlü desteği veriyoruz. Ülkemiz için en uygun olan sistem belirlenecektir. ÖSYM de bu kapsamda olabildiğince aktif olacaktır. Sizin kafanızdaki model nedir? Bizim söyleyeceğimiz aslında çok bir şey yok. Bize ne söyleniyorsa onu yapmak durumundayız. Kamuoyunda konuşulan YGS’nin çoklu yapılması bence en hızlı adapte edilebilecek bir işlemdi. 'Soru havuzu oluşturuyoruz' Çoklu sınava geçme hedefiniz var mı? Tabii çok iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü YGS, LYS ile birlikte değerlendirilerek yerleştirme puanları oluşturuluyor. Eylülde, ocak, şubatta, martta, haziranda yapılacak YGS’lerin olası kadroları bunlar. Bunlarda en yüksek puanı almak mı söz konusu olacak? Yoksa bir başarı çıtası belirleyip “Başarılmıştır” deyip ona göre mi işlem yapılacak? Bütün bunların iyi tartışılması gerekir. Ciddi bir sistem var. Bunları kaldırıp yerine şöyle ya da böyle olsun demek ayaküstü yapılacak bir şey değil. Sadece lise sonlar mı girecek? Ben bir model söylemiyorum. Bir tek önerimiz vardı bizim çoklu YGS onu söylüyorum. Bu Milli Eğitim’i yakından ilgilendiren bir konu olur. Eğer siz, “sene içerisinde sınav yapacağım” derseniz tamamen Milli Eğitim’in konusu olmaya başlar. Çünkü, eğitimi etkiler. Bu yıl soruların tamamını yayınlamayacaksınız? Neden? ÖSYM çok yoğun bir biçimde soru havuzunu genişletme gayreti içinde. Bunun için bir “Soru Havuzu Yazılımı” kullanımına başladık. Tüm sınavlarımız için “Soru Hazırlama Çalıştayları” yaptık. Türkiye’deki akademisyenlerin birikimlerini değerlendiren soru hazırlama çalışmalarına başladık. Ölçme kabiliyeti yüksek olan sorular bazı düzenlemelerle yeniden kullanılabilir. Soruları tekrar kullanmanız mümkün o halde? Yoğun bir soru havuzu oluşturma gayretimiz var. Özellikle sınavlarda denenmiş ve ölçme niteliği yüksek soruların bazı değişikliklerle yeniden kullanımını hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda sınavlarda sorulan soruların sadece yüzde 10’unun paylaşamının yeterli olacağını düşünüyoruz. Yüzde 10’luk uygulamayı da sınava hazırlanan adayların bilgi edinmeleri ve sınava girmeleri halinde kendi sınavlarını cevap kâğıtları ile birlikte fiili olarak değerlendirebilmeleri için uygun gördük. Ama sadece bu YGS’ye 2 milyondan fazla aday katılacağı için yönetim kurulu soruların yüzde 20’sini açıklama kararı aldı. Bir soru birkaç yıl sonra sorulabilir mi? Sınav yapan bir kurum olarak bizim çok zengin bir soru havuzumuz var. Çünkü her geçen gün sınav yükümüz artıyor. Çok hızlı reaksiyon vermemiz gerek durumlar söz konusu olabiliyor. Soru havuzumuzu genişletmenin yollarından biri de sorularımızı sokağa dökmemek, tüm dünyada da bunun böyle olduğunu görüyoruz. Dünyada benzeri sınav yapan kurumların hiçbiri geçmişte yaptığımız gibi sınav sorularını açıklamıyorlar. Belli bir kısmını açıklıyorlar, bilgi veriyorlar. Soruları tekrar tekrar kullanmak amacıyla muhafaza ediyorlar. Bir sorunun gerçekten kullanışlı bir hale gelebilmesi için 2-3 sene gerekiyor. Gerçek sınavda soruların denenmesi çok önemli. Eğer siz sorularınızı sınavdan sonra açıklarsanız deneme şansınız olmuyor. O zaman ölçme yeteneği belirsiz olan sorularla sınav yapmak durumunda kalıyorsunuz. ÖSYM havuzu genişletme, ölçme niteliğini iyileştirme gayreti içerisinde çalışırken önümüzdeki tek zorlayan konu bilgi edinme yayasıydı. Meclis’ten sorularımızın bilgi edinme yasası kapsamı dışında olmasını sağladık. 'İsteyen aday sınav kağıdını görebilir' Adaylar ne yaptıklarını bilemeyecek mi? Bu durum, adayların bireysel olarak sınavda kendi kullandıkları soru kitapçıklarını ve cevap kâğıtlarını kendilerinin incelemesine engel değil. Adaylar ÖSYM’den randevu alarak kendi kitapçıklarının asıllarını inceleyebilirler. Kişisel bilgi edinmeye bir itirazımız yok. Her yıl tartışılan soruları şimdi kimse bilemeyecek. Bu hataların hepsini matbaa analizi dediğimiz analiz gösteriyor aslında. Matbaa analizi şu: adayların çoğunluğu hangi soruya hangi seçeneğe gitmiş. Başarılı adaylar yani soruların yüzde 100’üne yakınına doğru cevap verenler, o soruda nasıl cevap vermiş. Bu analizlerle eğer 5 seçenekli bir soru, doğru seçenek “D” ama adayların tamamı “C”ye gitmişse burada bir sorun var demektir. Bunu tekrar uzmanına gösterip, incelettirip burada bir hata varsa direkt iptal ederiz. Sonrasında siz mi analiz yapacaksınız? Tabii. Sınav bittiği an bütün sınavlarımızda bunu yapıyoruz. Cevap kâğıtları okunduğu an bakıyoruz hangi sorularımızda sorun var diye inceliyoruz. Doğru cevap “D” ise adayların yüzde 95’i “C” ye gitmişse o zaman bariz bir hata var demektir. O konunun uzmanlarına tekrar gösteriyoruz. Benzer şekilde siz doğru cevaba “B” demişsiniz. Ama adayların yüzde 20’si “A”ya yüzde 20’si “B”ye yüzde 20’si “C”ye yüzde 20’si “D”ye böyle bir şey de olamaz, sıkıntı olur. Bütün bu analizler bize hatalarımızı da gösteriyor. Bunlara bağlı olarak biz de gerekiyorsa sorularımızı iptal ederiz. Bu yıl sınav müfredatında bir değişiklik olacak mı? Geçen yıldan bu yana ortaöğretim müfredatında bir değişme olmadığından soruların kapsamında bir değişiklik söz konusu değil. 'Sonuçları açıklamada her an sürpriz yapabiliriz' Sınava giren öğrenci sayısı her yıl daha da artıyor? Sınav devam ederken, başvuru sayısı artarken dershanelerin kapanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yürürlükte olan zorunlu eğitim süreci 4+4+4 sistemi ile daha fazla sayıda öğrenci ortaöğretim kurumlarından mezun olacak ve üniversiteye girmek için talepte bulunacak. Bu yıl 2 milyon 7 bin 685 aday sınava girecek. 2015’te bu sayının daha da yükseleceğini öngörüyoruz. Zorunlu ortaöğretimi tamamlayan öğrencilerimizi mesleki eğitime yönlendirmediğimiz sürece bu talep devam edecek. Geçen yıl sınav sonuçları 1 hafta içinde açıklanmıştı. Bu yılki sınav açıklanma öngörünüz nedir? 2013 yılında yaptığımız tüm sınavları mümkün olan en kısa sürede açıklamak için gayret ettik ve büyük oranda da bunu başardık. Bu gayretimiz 2014 yılı sınavları için de devam edecek. Hedefimiz, sınav bittiği anda sonuçları açıklamak. Her an sürpriz yapabiliriz. Tuvalete gitme yasağı sürecek mi? Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesi. Bu konuda çok hassasım. Sınav salonuna giren birisinin sınav salonundan çıkmaması gerekir. Buna çok önem veririm. Çünkü nereye gittiği konusunda hiçbir bilgiye sahip olamıyorsunuz. Belki ben olurum. Ama o salonda oturan diğer adaylar o ciddi bir endişe kaynağı. Ona fırsat vermek istemiyoruz. Sınav salonundan çıkan bir daha geri dönemez. Sınavın üçte ikilik kısmı zorunludur çıkılamaz. Sonrasında isteyen çıkabilir ama geri gelemez. '140 puan için artık adaylar da 4 testten 4'er net yapsın' 'LYS’ye girmek için 140 barajının ne olduğunu söyleyeyim. YGS’de dört testimiz var. Temel Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Türkçe. Bu testlerin her birinden 4’er doğru yapan 140 puan alır. Bunu da yapsın adaylar artık. O kadar berbat durumda değiliz. Ancak çok kitle olunca, çok alakasız insanlar sınava giriyor. Sadece matematik testini doğru yapanlar var. Biz onların puanlarını hesaplamıyoruz. Arkadaşıyla iddiaya giriyor ve diyor ki, “matematikte 40’ta 40 doğru yaparım.” Sınava giriyor ve sadece bunu yapmak istiyor. Hepsini 40’ta 40 yanlış yapacağım diye sınava giren de var.' 'Tüm adaylar bütün soruları okuyarak cevaplama gayreti içerisinde değil. Aslında o sıfır dediğimiz şeyler bunlar yüzünden oluyor. Giriyor hiçbir soruya doğru cevap vermeden çıkıyor. 2 tane soruyu işaretliyor çıkıyor. Böyle insanlar var, kitleyi bunlar oluşturuyor. ÖSYM’de puan hesabı yapmak için mutlaka en az iki testte soru işaretlemiş olmak gerekiyor. Soruların 4 tanesinin doğru olması gerekiyor 140 alması için. Hepsi yanlış olursa o da olmuyor. Bunu da yapsın artık adaylar.' 'Yazılı sınavlara geçebiliriz' 'Açık uçlu diye bilinen yazılı sınav için çok yoğun ve yaygın bir gayretimiz var. Bu gayret içinde bugüne kadar bir deneme, iki de gerçek sınav yaptık. 2014’te bazı sınavlarımızı “Yazılı Sınav” olarak yapacağız. Yazılı sınav, günümüz bilişim teknolojileri sayesinde objektif (nesnel) olarak yürütülebilir bir sınav sistemidir. Yazılı sınavların üniversiteye girişte kısa bir zaman zarfında uygulanması ise öngörülmüyor. Yeterli deneyim ve altyapı oluştuktan sonra değerlendireceğimiz bir konudur.'T24
'Kanser Köy'de Ölümü Ölçtüler!
Adı Kanser Köy’e çıkan Söke’ye bağlı Kisir köyünde geçtiğimiz cuma günü yine kanserden ölen birinin cenazesi kalktı. Aynı gün, köyün Yusufalan Mahallesi’ndeki uranyum sondajlarının olduğu alanda üç farklı ülkeden, üç farklı bilim insanının, üç ayrı cihazla yaptıkları radyasyon ölçümlerinde yıllık güvenli dozun 450 katı radyasyon tespit edildi. Yaşananların büyük bir sorumsuzluğun ürünü olduğunu söyleyen bilim insanları, bölgeyi “afet bölgesi” olarak tanımladı! ÜÇ FARKLI ÜLKE, ÜÇ BİLİM İNSANI, 3 AYRI CİHAZ Evrensel’in Kisir köydeki yüksek kanser oranını ve köy yakınındaki uranyum sondajını gündeme getirdiği “Kanser Köy” haberinin ardından, bilim insanları köyü incelemeye aldı. Son olarak Fukişima’nın yıl dönümünde İzmir’deki nükleer santral karşıtı bir panele katılmak için Amerika ve Almanya’dan gelen iki bilim insanı, Kisir Köy’de ölçümler yaptı. Amerika’da yaşayan nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Almanya’da yaşayan Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliğinin Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Doktor Alper Öktem ve Dokuz Eylül Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül’ün yanı sıra EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Erkalkan ile birlikte gittiğimiz Kisir köyünde, ekibe Kuşadası EKODOSD çevre örgütü temsilcileri de katıldı. Uranyum sondajı alanlarında yapılan radyasyon ölçümlerinde üç farklı ölçüm aleti kullanıldı. Daha önce Manisa Köprübaşı Kasar köyü civarında gerçekleştirilen ve 140 kat fazla radyasyon ölçümü yapan Gamma Scout adlı cihazın yanı sıra, aynı cihazdan Almanya’dan gelirken getiren ve geçtiğimiz perşembe Gaziemir’de yeniden ölçüm yapan Dr. Öktem de ayrı ayrı ölçümler gerçekleştirdi. Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ise sayısal ölçümün yanı sıra sesle de uyarı veren GQ GMC 300 Giger Muller Counter adlı cihazla ölçüm yaptı. 450 KAT FAZLA RADYASYON! Evrensel'den Özer Akdemir'in haberine göre, Kisir köyünün yaylası olan Osmankuyusu bölgesinin girişinden itibaren artmaya başlayan radyasyon değerleri sondaj yapılan alanlarda çok yüksek oranlara ulaştı. Özellikle yörede yaşayan köylülerin 1958’li yıllarda İngilizler tarafından açıldığını söyledikleri alanlarda yapılan ölçümlerde 30, 41, 56 mikro sievert’e ulaşan değerlerde gama radyasyon ölçümleri gerçekleştirildi. İngiliz mühendislerin köylülere “Sakın bunlara dokunmayın” dediği uranyumlu taşların olduğu tepede ölçülen rakam tam 56.1 mikro sievert’e ulaştı. Ölçümü yapan bilim insanları bu değerin yıllık güvenli dozun 450 katı anlamına geldiğini belirttiler. Bölgede evi ve bahçeleri bulunan Yusuf Çenesiz adlı köylünün evindeki ocağın küllerinde, çevredeki bahçeleri birbirine ayırmak için üst üste yığılan taşlarla oluşturulan duvarlarda yüksek oranda radyasyon ölçüldü. Bu radyasyonlu alanlarda hiçbir şekilde önlem alınmazken, herhangi bir uyarı levhası da yoktu. Dere ve çeşmelerdeki sular ise insanlar ve hayvanlar tarafından kullanılmaya devam ediyor. KİRLİLİĞİN TAŞINDIĞI KESİN Ölçüm yapılan arazinin yerleşim yerinden uzak olması nedeniyle direkt etkilenim olmasa da yağmur sularıyla, rüzgarlarla, yeraltı sularıyla kirliliğin taşındığının kesin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hayrettin Kılıç; “Yerleşim alanlarındaki problem, besin zinciri ve radon gazı. Köydeki kanser olaylarının bu kadar artması ile doğrudan bağ kurulabilir. Yüzeydeki taşları ölçtük 56’yı gördük, 10 metre kazsaydık herhalde 1000’i bulurduk. Evlerde kullanılan taş aynı taş. Radyasyonun karıştığı alanları, suları, toprağı tespit etmek, ekilen ürünlerde radyasyon oranını ölçmek lazım” dedi. BURASI AFET BÖLGESİ! Ölçülen değerin yıl boyu insanlar için güvenli olarak kabul edilen değerin 450 katı olduğunu belirten Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül, bölgedeki taramanın üç farklı ülkeden, üç farklı bilim insanı tarafından üç ayrı cihazla yapıldığının altını çizdi. Son gelişmelerle Türkiye’de bir dönem yoğun bir şekilde uranyum araştırması yapıldığını belirten Dr. Alper Öktem ise şunları söyledi; “Bu madenler rehabilite edilmeden terk edilmiş. İşte az önce karşılaştığımız olay uranyum ihtiva eden kaya parçalarını yığmışlar bir köşeye, köylüye de bunları sakın ellemeyin deyip gitmişler. Büyük bir sorumsuzluk örneği ile karşı karşıyayız. Şimdi bu işin geniş çaplı saklanması değil, üzerine gidilmesi lazım. Eğer bu sondaj kuyuları açılmasaydı toprağın üzerinde hiçbir şekilde böylesi büyük rakamlar görmeyecektik. Açıldığı için bu maden milyonlarca yıldır durduğu yerden çıkmış ve hiçbir tedbir alınmadan açıkta bırakılıp gidildiği için, suyla, rüzgarla, canlılarla çevreye yayılıyor, kontamine oluyor. Köyde kanser son derece yaygın. Daha somut adım için şunu yapmak lazım; Bir kere kaynak belli ki burası, buradan giden su. Köyde de hangi yere, hangi bitkiye, hangi toprağa veya yer altı sularına ulaştığının araştırılması lazım. Daha önce Köprübaşında TÜBİTAK destekli yapılan çalışmanın burada da bir an önce yapılması, vatandaşa durumun izah edilmesi ve icabında tahliye edilmesi gereken ev varsa tahliye etmek lazım. Burayı bir afet bölgesi olarak görüyorum!” Özer AKDEMİR | Evrensel
Reklam