onedio
İstanbulda Trafik Kazası
İstanbul Kartal Sahilyolu'nda bariyerlere çarpan spor otomobilin sürücüsü Mert Daştan ağır yaralandı Olay yerine gelen yakınları sinir krizi geçirdi.Güvenlik kamerasına yansıyan kaza akşam saat 20:00 sıralarında Kartal sahilyolu Maltepe istikametinde meydana geldi. aşırı süratli olduğu idda edilen Mert Daştan, bir anda direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan otomobil önce kaldırıma çıktı ardından da karşı şeride geçerek bariyerlere çarparak durabildi Çarpmanın etkisiyle araç bariyerlere saplanırken sürücü Mert Daştan araç içinde sıkıştı.Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Daştan'ın  yaralı olduğu tespit edildi.  Olay yerinde incelemeler sürmektedir.
'Recep İvedik' Üniversitede Araştırma Konusu Oldu!
Uşak Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağlar Deniz, üniversite eğitimine yeni başlayan öğrencilerin, 'Recep İvedik' filmleriyle kurdukları ilişkiyi ortaya koymaya çalışan yarı yapılandırılmış mülakat formuyla birlikte, 100 üniversite öğrencisi üzerinde bir araştırma yaptı. Üniversite eğitimine yeni başlayan öğrencilerin, 'Recep İvedik' filmleriyle kurdukları ilişkiyi ortaya koymaya çalışan Yrd. Doç. Dr. Çağlar Deniz, yaş ortalaması 19,74 olan, 59’u kız, 41’i erkek öğrenci üzerinde yaptığı çalışmada ilgi çekici sonuçlarla karşılaştı. 'SOSYAL MEDYA GENÇLERİN TERCİHLERİNDE ÖNEMLİ' Konuyla ilgili görüştüğümüz öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağlar Deniz, araştırma ile ilgili şunları aktardı: “Recep İvedik serisi, toplumun bazı kesimleri nezdinde sert eleştirilerin hedefi olmasına rağmen, 4. filmiyle daha önce edindiği gişe başarısına devam ediyor. Filmin özellikle gençler arasında yayılan popülaritesi malum, ama bu konuda az sayıda araştırma yapılmış durumda. Ben de üniversite eğitimine yeni başlayan öğrencilerin 'Recep İvedik' filmleriyle kurdukları ilişkiyi ortaya koymaya çalışan bir çalışma yaptım. Yaş ortalaması 19,74 olan, 59’u kız, 41’i erkek öğrenci üzerinde yaptığımız çalışmaya göre, örneklem dahilindeki öğrencilerin 26’sı parasızlık, filmin saçma ve kalitesiz görülmesi, ana karakterin tavırlarının kaba ve itici bulunması, filmdeki esprilerin zekadan yoksun ve bel altı bulunması ve filmin ahlaki değerleri gözetmemesi yüzünden, serinin hiçbir filmini izlemediklerini ve izlemeyi düşünmediklerini ifade ettiler. 70 öğrenci ise filmi arkadaşlarının ısrarı ve onlarla bir aktivitede yer almak istemeleri, filmin sosyal medyada görünürlülüğünün yüksek olması, magazinden haber bültenlerine değin, serinin filmlerinin televizyon ekranlarında da geniş yer kaplaması, kamusal alanlarda reklamının fazla yapılması, filmin genel itibariyle komik olduğunu düşünmeleri, film içindeki diyaloglarda kullanılan tuhaf şiveli argo dilini komik bulmaları, karaktere hayranlık duymaları, herkesin filmden bahsetmesi, serinin eski filmlerini izlediği için yeni filmi merak etmeleri, filmin gişe rakamlarının yüksekliği, son filmi izleyen seyirci kitlesi tarafından övülmesi ve eğlence amaçlı olarak izlemiş, yahut izlemeyi düşündüklerini ifade ettiler. Serinin önceki filmlerini izlemesine rağmen, son filmi izlemediklerini ve izlemeyi de düşünmediklerini ifade eden 3 öğrenci, buna sebep olarak esprilerin sıradanlığını ve kendi espri anlayışlarının da zaman içinde olgunlaştığını düşündüklerini söylediler. Filmin esprilerini kalitesiz bulan bir öğrenci ise, arkadaşlarının baskıları sonucu filmi gene izlemek zorunda kalacak.' Gençlerin kolay tüketilebilen, kolay dolaşıma sokulan, anlamak için üzerinde fazla düşünmelerine gerek olamayan kültür ürünlerini tüketmeye meyilli olmalarının, popüler kültürün gençlik kültürünü nasıl şekillendirdiğini gösterdiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Çağlar Deniz, “Adeta sabun köpüğü ağırlığındaki bu tüketim nesnelerinin, televizyon programları, reklamlar ve sosyal medya yoluyla gençler arasında trend haline gelmesi, günümüz üniversite gençliğinin gündelik hayatında kitle iletişim araçlarının ne denli önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir” dedi. Medyatava
CHP'liler Genelev Çalışanlarını Ziyaret Etti, Oy İstedi
CHP'liler genelev çalışanlarını ziyaret etti, oy istediManisa'da CHP Yunusemre İlçe Başkanı Engin Uzun ve partililer, seçim çalışmaları kapsamında Manisa genelevini ziyaret ettii, çalışanlardan oy istedi. Uzun, 'Ayrım yapmayan bir anlayışa sahibiz. Onlar da bizim insanımız, onlara da hizmet götüreceğiz. İlk defa insan yerine konulduklarını söylediler' dedi. Yunusemre İlçe Başkanı Engin Uzun ve partililer Turgut Özal Mahallesi'ndeki genelevde bir saat vakit geçirerek burada çalışan kadınlardan ve personelden oy istedi. Manisa'da ilk kez bir siyasi partinin genelevdeki kadınları ziyaret edip onları önemsediğini söyleyen Uzun, genelev çıkışında açıklama yaptı. Uzun, 'Seçimlere 5 gün gibi kısa bir zaman kaldı. CHP olarak kentin her yerini gezmeye devam ediyoruz. Bugün de sıra dışı bir çalışma gerçekleştirdik. Toplumun ötekileştirdiği, unuttuğu insanları CHP hatırlamaya devam ediyor. Burada çalışanlara bu bölgenin ihtiyaçlarını ve isteklerini sorduk. Onların da bir oyu olduğunu ve oylarının kıymetli olduğunu söyledik. Önemli olduklarını hatırlatarak, adaylarımızın projelerini anlattık. CHP kimsesizlerin kimsesidir. Mağdur insanların her zaman yanındadır. Kader mağdurları ile bir saatimizi geçirerek adaylarımıza oy istedik' dedi. Manisa Genelevi'nde çalışanların bu ziyaretten çok mutlu olduklarını kaydeden Uzun, kendilerine isteklerini anlattıklarını dile getirdi.
Bu Vosvos'lar Sizi Hayran Bırakacak!
Onların yeni arabalar gibi çok gelişmiş elektronik sistemleri yok yada hava yastıkları. Onları efsane yapan insanların tutkusu. İngiltere'deki Vosvos Kulübünün hazırladığı mükemmel video.
‘Hiçbir İktidarın Dili Olamayız’
Ekranların Behzat Ç’si Erdal Beşikçioğlu, bugünlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile İstanbul’da. Oyundan sonra, merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri önüne atılıyor: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bir adamsın ya!’Üsküdar Stüdyo Sahne, oyunu bekleyen insanlarla tıklım tıklım. Bazıları şanslı. Satışa sunulduğunda dakikalar içinde tükenen biletlerden alabilmiş. 2008’den beri bu böyle. Diğerleri bir ihtimal, sahnede boş yer kalmasını dileyerek bekliyor. Onların sayısı da hiç az değil.Oyun başlıyor. Yaklaşık 1.5 saatlik, tek perdelik, tek kişilik bir oyun. Tiyatro sanatçısının enstrümanı bedenidir derler. Sahnedeki oyuncu bu ifadenin saf karşılığı. Hareketli vincin üzerinde, Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” eserini, alın teri sahneye yağarken, tek an soluğu kesilmeden oynuyor.Kalabalık da nefesini tutmuş, 7. sınıf memur Poprişçin’i sistemin nasıl delirttiğini izliyor. Oyun bitince alkış kıyamet.Ama aradan yarım saat geçmesine rağmen kimsenin Stüdyo Sahne’den ayrılacağı yok. Sanatçının yanlarına gelmesini bekliyorlar. Alkışlamak yetmemiş, bir kez de yüz yüze teşekkür etme hevesindeler.Merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri, sanatçının önüne atılıyor. Hayranlık ve içtenlikle “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bi adamsın ya!” diyor.Gence gülümseyip göz kırpan o abi, Erdal Beşikçioğlu. Bu kez Behzat Ç. değil, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun turnedeki oyuncusu olarak seyircilerin arasında.Tüm bunlar olup biterken, kapıda, Devlet Tiyatroları’nı lağvedecek, hükümetin Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı imza kampanyası var.‘Sistem değişmediği sürece…’‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ klasik bir eser. Ama bugünleri de çok iyi anlatıyor değil mi?Sistemler değişmediği sürece dertler de değişmiyor. Dertler değişmediği zaman, bilmem kaç tarihinde yazılmış bir oyunun bugünde karşılığını bulabiliyorsunuz. Zaten edebiyat böyle bir şey. Şimdi bir de yaşadığımız hikâyeyle, Gogol’ün anlattığı hikâye arasında paralellik kurulunca...‘Gençler sorguluyor’Aslında metaforlarla yüklü ağır bir hiciv. Oyuna gençlerin ilgisi de muazzam. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?Gençler her şeyi araştırıyor, sorguluyor. İnternet, kitabın yerini almış durumda, okumaya ön ayak oluyor. Biz biraz daha romantik insanlar olduğumuz için, elimizdeki kitapla, onun yazarı tarafından var edilip elle tutulur bir hale geldikten sonraki durumuyla ilgileniyoruz.Ama gençler bilgi açlığına düştükleri için, neredeyse bütün dünyadaki bilgileri emiyorlar. Biz onların yaşlarındayken tek kanal televizyonumuz vardı, üzerinde dantel örtülü. Onlar ceplerindeki telefonlarla her şeye ulaşabiliyorlar. Her ne kadar engellenmeye çalışılsa da bir yolu bulunup o bilgiye ulaşıyor.‘Senaryo inandırıcı değil’Engel demişken, konu mecburen internet yasaklarına geliyor…Başbakan “Bundan 10 yıl önce SSK’de kuyruktaydınız” diyor. 10 yıl önce benim 226 KB’lik bir bilgisayarım vardı. Şimdi dünya bambaşka bir teknolojiye ulaştı. Devletin işletilmesine talip olan bir iktidarın zaten bu değişimin gereğini yapması gerekiyor. Bu çok normal, yapmazsa ayıp.Ama bunun yanında Twitter’ı kapatmaya çalışıyor. Bu hareket çok gülünç. Bir de diyorlar ki yargı gereği kapatmak zorunda kaldık. Böyle bir bahane olabilir mi?Bu senaryoyu kimse beğenmiyor. İnandırıcı bulmuyor. İnandırıcı bulmayınca da bu filmin gişesi olmaz.‘Tedavi görmeli…’Geçende Türk Tabipleri Birliği, Başbakan’ın ruh sağlığından endişe duyduğunu açıkladı. Siz 6 yıla yakın zamandır, sahnede “deli”yi canlandıran biri olarak, nasıl buluyorsunuz ruh halini?3 yıl boyunca Behzat Ç. gibi bir karakteri canlandırdım. 3 yıl boyunca sabahtan gece yarılarına kadar bir rolle beraber yaşamak zorunda kaldım. Her şeyi aynı şekilde kodladığınızda, bir süre sonra kendinizi öyle zannetmeye başlıyorsunuz. Bu büyük bir hastalıktır.On yıllık bir iktidar süresince, hikâyenin böyle geliştiğini düşünürsek, birtakım ruhsal değişiklikler çok normaldir. O da insan. Ama bunun kişi tarafından fark edilip tedavisinin yapılması gerekiyor.Bazen insanlar devlet işletmesine geldiklerini unutabilir. Bunun hatırlatılması gerekiyor. Devlet başka bir şey. Onun işletmesine gelen siyasi iktidarlar başka.Hizmeti görmezden gelmek…Yıllardır biletleri yok satan bir oyunun kahramanı, bir devlet sanatçısı olarak, TÜSAK tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?TÜSAK büyük bir saçmalık. İngiltere sistemi diyorlar, ama dünyada en fazla DVD’nin satıldığı ülke İngiltere’dir. Eğitim seviyesi o kadar yukarıda ki. Ben Diyarbakır’da mecburi görevimi yaptığım zaman, Güneydoğu’daki kasabalara, köylere gidiyorduk. Sahneleri yoktu, yemekhanelerde masaları yan yana koyup sahne haline getiriyorduk. Şimdi sistem böyleyken, Devlet Tiyatroları’nın yaptığı hizmeti görmezden gelmek korkunç. Bir de aranızda çalışmayan adamlar var diyorlar.‘TÜSAK büyük bir yalan’‘Bankamatik sanatçıları’ söylemi...Evet, ama o bankamatik sanatçılarını biz yaratmadık. Devlet Tiyatroları kurulduğundan bugüne kadarki hükümetlerin kayırmalarıyla gelen birtakım arkadaşlar eğer oradaysa, bu kurumun problemi değildir. Siyasi iktidar Devlet Tiyatrosu’nun üzerinde hâkimiyet kurduğu sürece bankamatik sanatçıları maalesef oluşacaktır.Siz siyasi iktidarlar olarak elinizi ayağınızı çekeceksiniz ki biz kendi kıstasımızda, kendi entelektüel seviyemizdeki insanlarla beraber sorunlarımızı çözelim.Bir kere olsun tiyatroya gelmemiş bir insanın tiyatronun sıkıntılarını bilmesi mümkün değildir. O yüzden TÜSAK büyük bir yalan, kandırmaca ve umarım bu konuda halk desteğini bizden esirgemez.Sadece bizim için değil, Shakespeare çok önemli bir laf söylemiş: “Bir tek bilgili dost bilgisiz bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.” Halkın desteği bunun için gerekli. Güneydoğu için, Doğu Karadeniz için, İç Anadolu için... En azından herkese soru sormasını öğretebilmemiz için gerekli.‘İçeride de oynarım…’İşin bir de repertuvar boyutu var. Malum, genel ahlak kriteri vb. Diyelim “Bir Delinin Hatıra Defteri” uygun bulunmadı, ne yaparsınız?Bedenim kaldırabildiği ölçüde, kendi imkânlarımızla oynarız. Yasaklarlar, ben yine oynamaya devam ederim. Suç işledin derlerse içeride de oynarım. Çünkü benim başka derdim yok.Bir kavram kargaşası var. Bunu yaratan da hükümetin lideri. Sanatçının tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Değersizleştirmeye çalıştığı ölçüde hepimizi aynı kefenin içine koyuyor. Bizi niye basitleştiriyorsun? Niye değersizleştiriyorsun? Öyle kolay yetişen insanlar değiliz biz.Geçenlerde çok üzüldüm. Bunları söylediğimiz için ateist olduk biz. Benim nüfus kâğıdımda İslam yazıyor kardeşim! O değerlendirdiğin kitle içindeyim, ama ateist değilim. Bir başbakana bunun için dava açabilir miyim diye çok düşündüm. Belki şimdi burada söylemek bile yeterli: Ben ateist değilim. O senin söylediğin standartlardayım, nüfus kâğıdımda da İslam yazıyor.‘Tiyatroda ısınalım…’Devlet sanatçıları, özel tiyatrolardakiler gibi, kendini halka teslim edemez mi? Bu da bir alternatif olamaz mı?Oyuncular iyiyse tabii ki seyirciyle buluşmaya devam edecekler. Ama bizim amacımız seyircilere 50 lira karşılığında bu işi sunmak değil. Bizim amacımız 5 liraya, 10 liraya sunmak. Kısıtlı bütçesi olan bir insanın evde yakacak odunu yoksa bu gece tiyatroda ısınalım diyebilmesini sağlamak.İkinci Dünya Savaşı sırasında bu yapıldı zaten. Almanya bombalanırken Alman tiyatroları doluydu. Toplu halde ısınabildikleri için... Kalben, ruhen, zihnen ısınmak manasında da söylüyorum bunu.‘Mesleğim gereği…’ Bir tarafta TÜSAK tartışması varken, Ankara’daki Devlet Tiyatroları arazisindeki talan yaşandı. Siz oradaki manzarayı gördünüz, manzara nasıldı?O olay çok korkunç. Bir devlet kurumunun özel bir şirkete karşı yalnız bırakılması korkunç. Teamüllere aykırı. Biz devletin kurumuyuz ve devlet ayakta kaldığı sürece biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmakla mükellefiz.Biz hiçbir siyasi iktidarın dili ya da söylemi olamayız. Ben buna inanıyorum, bu inancımı da insan gibi sonuna kadar söylemeye, anlatmaya çalışacağım. Çünkü benim mesleğim bunu gerektiriyor.‘Baba, ben bu ülkeden…’Erdal Beşikçioğlu’yla sohbet ederken, “Geçen gün çok önemli bir şey oldu” diyerek anlatmaya başlıyor. O çok önemli şey, Berkin Elvan’ın ölümünün ardından, 13 yaşındaki kızının eve gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” demesi.Sonrasını yine ondan dinleyelim:Kızımla 3 yaşından beri Anıtkabir’e gideriz. Orada olmak, o hikâyeleri anlatmak, Cumhuriyetin ne manaya geldiğini anlatmak...Bütün gelişim sürecinde böyle bir ortamda büyümüş bir genç kız adayı okuldan gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Neden kızım diye sorduğumda yanıtı “Bu ülkenin başbakanı çocukları öldürüyor” oldu.Bu noktadan sonra beni ilgilendiren ne ayakkabı kutusu, ne yolsuzluklar, ne başka bir şey. 13 yaşında bir kız çocuğu, kalbiyle, ruhuyla hareket edip hayatı sorgulamaya başladığında böyle bir örnekle karşılaşıyor. Bu reva mıdır?Bir çocuk ölmüş. Allah rahmet eylesin demek çok mu zor? Bir ölümü siyasi rant haline getirmek bu kadar basit mi?Benim ailemin içine böyle hastalıklı bir düşünce düşmüşse o zaman ben bir baba olarak sorgulamaya başlarım. Bunu yapmaya bu devlette yaşayan hiç kimsenin hakkı yok. Başbakan’ın bile.Aslı Uluşahin / Cumhuriyet
Reklam
Tecavüz Mağduru Çocuğa Rapor İşkencesi
Tecavüze uğradığı iddia edilen 13 yaşındaki F.S için 3 ayrı rapor bulunmasına rağmen mahkeme yeni rapor istedi. Mağdur muayeneyi reddedince, polis zoruyla götürülmesine karar verildi Diyarbakır'da okula giderken alıkonulup, tecavüze uğradığı iddia edilen 13 yaşındaki F.S. adlı erkek çocuk için 3 ayrı kurumdan rapor alındı. Davanın görüldüğü Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi, bu raporlarla yetinmeyip, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 'mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin kurul raporu' istedi. F.S. yeniden muayeneye gitmeyi reddedince, mahkeme heyeti, polis zoruyla götürülmesine karar verdi. Felat Özarslan ’ın Doğan Haber Ajansı’nda yer alan haberine göre, geçen yıl Ocak ayında, okula gitmek için evinden çıkan F.S. yolda karşılaştığı 25 yaşındaki B.Ç. tarafından ölümle tehdit edilip, şiddet uygulanarak, bir binanın bodrum katına götürüldü. Burada iki kez tecavüze uğradığı ileri sürülen F.S., olayı ailesine anlattı. Durumun polise bildirilmesi üzerine, F.S.'nin psikolog gözetiminde ifadesi alınarak, soruşturma başlatıldı. F.S.'nin teşhis ettiği şüpheli B.Ç. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak hakkında 'yağma', 'hırsızlık', 'mağdurun beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'mala zarar verme' suçlarından 40 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. B.Ç. ifadesinde mağduru zorla yanında götürdüğünü ve iki kez cinsel ilişkiye girdiğini kabul etti. B.Ç.'nin daha önceden çok sayıda cinsel istismar, taciz, tecavüz ve hırsızlık suçundan sabıkasının bulunduğu ve halen çok sayıda dosyadan yargılandığı ortaya çıktı. 3 ayrı yerden rapor alındı Olaydan sonra rapor için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilen F.S.'ye tecavüz edildiği belirlendi. Daha sonra Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edilen F.S.'nin ruh sağlığının bozulduğu tespit edildi. Son olarak Sağlık Bakanlığı Çocuk İzlem Merkezi'ne götürülen F.S., muayene ve görüşmeye alındı. Adli Tıp Kurumu, Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Çocuk İzlem Merkezi'nden alınan 3 ayrı rapor, dava dosyasına konulurken, tecavüzün meydana geldiği bodrum katında inceleme yapan polis, boş bir kağıt mendil poşeti bularak kriminal incelemeye gönderdi. İncelemede poşetin üzerinde şüphelinin sol el orta parmak izi tespit edildi. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı'nın hazırladığı iddianamede de sanığın mağdura birden fazla nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu ve mağdurun ruh sağlığının bozulduğu belirtildi. Rapor almaya gitmedi F.S.'nin tecavüze uğramasına ilişkin davanın bir önceki duruşmasında mahkeme heyeti, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin kurul raporu aldırılmasına karar verdi. Yaşadığı tecavüz olayı ve 3 ayrı muayene sonucu psikolojisi bozulan F.S. ise mahkeme kararına rağmen rapor için hastaneye gitmedi. Polis zoruyla rapor aldırılmasına karar Davanın görülmesine Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık B.Ç. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz alan F.S.'nin avukatı Gülşen Özbek, dosyadaki doktor raporunun yeterli olduğunu ve mağdurun psikolojisinin daha fazla bozulmaması için bir daha rapora gönderilmemesini istedi. Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, F.S. için daha önce alınan raporun bilirkişi doktor tarafından yazıldığını ve Yargıtay içtihatları kapsamında hükme esas alınamayacağını belirtti. Mahkeme heyeti, mağdurun Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden kurul kararı aldırılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, mağdurun babası ve annesinin rızasına bakılmayarak rapor için zorla götürülmesine ve hastaneye götürülmesi sırasında sosyal hizmet uzmanının da refakat etmesine karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, rapor sonucunun beklenmesi için duruşmayı erteledi.T24
Reklam
Mila Kunis-Ashton Kutcher Çifti Bebek mi Bekliyor?
Ünlü yıldızın hamile olduğu iddiası Hollywood gündemine bomba gibi düştü. İki yıldır birlikte olan Mila Kunis ve Ashton Kutcher çifti, aile olma yolunda ilerliyor. E! News sitesinin çifte yakın kaynaklardan doğrulattığı habere göre, 30 yaşındaki Kunis hamile . Kunis ve Kutcher'ın menajerleri henüz iddiaları doğrulamadı. 11 yıl önce tanışan ve yakında dünyaevine girmeye hazırlanan çift, geçtiğimiz Şubat ayında nişanlandıklarını duyurmuştu. Kutcher ve Kunis ilk kez 1998-2006 yıllarında yayınlanan 'That '70s Show ' adlı televizyon dizisinde bir çifti canlandırmıştı. Kunis, ilk defa kamera karşısında öptüğü kişinin Kutcher olduğunu itiraf etmişti.Gazeteport
Reklam
'Kürt Zannediyorduk, Kurt Kökenli Çıktı'
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Gördünüz CHP Genel Başkanı, bozkurt işareti yapıyor. Bana diyor, 'MHP'lilerin oyları da lazım, o yüzden bozkurt işareti yapıyorum' Biz kendisini Kürt kökenli zannediyorduk, kurt kökenli çıktı' dedi.Partisinin seçim çalışmaları kapsamında Siirt Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuşan Demirtaş, oy almak için insanın ilkelerinden taviz vermemesi gerektiğini belirtti. 'Gördünüz CHP Genel Başkanı, bozkurt işareti yapıyor. Bana diyor, 'MHP'lilerin oyları da lazım, o yüzden bozkurt işareti yapıyorum'. Biz kendisini Kürt kökenli zannediyorduk, kurt kökenli çıktı. Oy almak için insan ilkelerinden taviz verir mi? ' diyen Demirtaş, ilke ve duruşlarından taviz vermedikleri için bugün Türkiye'nin en güçlü halk hareketi haline geldiklerini savundu. Seçim sonuçları ile BDP'nin Türkiye'de en büyük büyümeyi ve en ciddi sıçramayı yaptığının görüleceğini kaydeden Demirtaş, 'Herkes o akşam sizi konuşacak. Bu halkın başarısını, yiğitliğini konuşmuş olacak. O zaman göreceğiz el mi yaman, bey mi yaman, o zaman belli olacak' diye konuştu. Onurlu ve dürüst siyasetin her zaman kazandırdığını anlatan Demirtaş, her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını söyledi. Aday gösterilmeyince partisinden istifa edip başka partilere geçen adaylara değinen Demirtaş, 'Sen birini belediye başkan adayı yapmayınca, çıkıp hemen öbür partiye gidiyor. Dikkat edin, AKP'den aday olamayınca istifa edip CHP'ye gidiyor. CHP'den aday olamayınca istifa edip MHP'ye gidiyor. Böyle bir ilkesizlik, insan bu kadar omurgasız olur mu? Çünkü, CHP, MHP, AKP aralarında fark yok' ifadelerini kullandı.Medyanın BDP'yi görmezden geldiğini ve bu nedenle dün İstanbul'da kutlanan nevruzun haberlerde yer almadığını savunan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Akşam televizyonlara bakıyorsunuz BDP yok. 1 milyon insan toplanmış, 1 saniye bile haber yok. BDP'yi görmezden geliyorlar. Peki, 30 Mart'ta sandıklar açıldığında BDP'nin oy sonuçlarını vermeyecek misiniz? Sesleniyorum merkez medyaya, seçim akşamı ne yapacaksınız? BDP'nin kazandığı belediyeleri vermeyecek misiniz? Ana haber bültenlerinde AKP, CHP, MHP propagandası yapan kanallar, seçim akşamı Ardahan, Kars, Ağrı, Muş, Van, Hakkari, Şırnak, Batman, Mardin, Amed, Siirt, Şanlıurfa'ya ekranlarınızı kapatabilecek misiniz bakalım? Buralarda BDP'nin meşesi göğe erince yüzünüz kızarmayacak mı İstanbul'da, Ankara'da?'CNN Türk
'X-Men: Days of Future Past' Yeni Fragmanı
Yönetmenliğini Bryan Singer yaptığı başrollerini Hugh Jackman,Michael Fassbender, Jennifer Lawrence gibi ünlülerin yaptığı 'X-Men: Geçmiş Günler Gelecek' filminin yeni fragmanı yayınlandı.X-Men'ler zamanda yolculuk yapmak zorunda kalacaktır. Amaçları dünyadaki tüm canlılar üzerinde evrensel bir etkisi olacak önemli bir tarihi olayı değiştirmektir.X-Men: Days of Future Past’ın gösterime giriş tarihi 23 Mayıs 2014 olarak açıklandı. Büyük bir heyecan ile bekliyoruz..
Reklam
Suriye ile Türkiye'nin Aslında Ne Kadar Benzer Olduğunu Gösteren 20 Şey
Zaten aylardır gergin olan ilişkilerimiz seçim öncesinde Suriye uçağını düşürmemizle birlikte iyice gerildi. Türkiye'nin teröristlere destek olduğunu iddia eden Suriye yetkililerine, 'hava sahamıza girersen bedelini ödersin' diye cevap verdik. Peki gazetelerin Türkiye ile Suriye'nin silahlı kuvvetlerini karşılaştırdığı şu günlerde neden Suriye ile savaşmamamız gerektiğini hiç düşündünüz mü?  Savaşın başlı başına yıkım ve felaketten başka bir şey getirmediği gerçeğinin yanında komşumuz Suriye ile neden savaşmamalıyız sorusuna cevap niteliğinde 20 benzerliği sizler için hazırladık.
Reklam
Instagram'ın Popüler Ninesi
Zach Belden (18), akciğer kanseri teşhisi konulan büüykannesinin fotoğraflarını instagramda paylaşmaya başlaması ile birlikte büyükannesi birden popüler olmaya başladı. Belden ilk başlarda çevresindekilerin büyükannesin görmesi için fotoğrafları paylaştığını söylüyor. Binlerce takipçisi olması ile birlikte telefonları çalmaya başlayan ve bir çok televizyon programına konuk olan büyükanne şimdi biraz zorlansada selfie çekmeyi öğreniyor. Şuan 400 binden falza takipçisi olan büyükannenin tüm fotoğrafları ve videoları için tıklayınız.
Orhan Gencebay Çaldı, Nazlı Ilıcak Oynadı
Nazlı Ilıcak program konuğu Orhan Gencebay'ın çaldığı şarkıya dayanamayıp oynayınca ortaya bu görüntüler çıktı...Nazlı Ilıcak'ın Kanal D'de pazar günleri yayınlanan Pazar Gezmesi programının bu haftaki konuğu Orhan Gencebay'dı... Konuk Orhan Gencebay olunca sohbetin yanında, müzik de vardı elbette. Programda Orhan Gencebay'ın saz çalması bekleniyordu ama Nazlı Ilıcak'ın oynaması sürpriz oldu. Orhan Gencay çaldı, Nazlı Ilıcak oynadı... Kanal D'de yayınlanan Pazar gezmesi programında Orhan Gencebay'ın evine konuk olan Nazlı Ilıcak, bakın nasıl döktürdü.Gazeteciler
'Twitter’a Eşin Adına Porno Koyulsa Ne Yapardın?'
CNN Türk ekranlarında yayınlanan Ankara Günlüğü programının dün akşamki konusu Twitter'ın komple kapatılmasıydı. Hande Fırat, Hüseyin Yayman ve Utku Çakırözer’in yorumladığı programa bu akşam Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek, Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Kartoğlu ve Samanyolu Yayın Grubu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu konuk oldu. Konuk gazeteciler ' Twitter’a erişim neden engellendi?' konusunu tartışırken Ulaştırma ve Habercilik Bakanı Lütfi Elvan da telefonla canlı yayına bağlandı ve Twitter'ın neden kapatıldığına dair açıklamalarda bulundu. 'SİZİN KARINIZ ADINA PORNOGRAFİK GÖRÜNTÜLER KONULSA...' Bakan Elvan, Samanyolu Yayın Grubu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu açıklamalarına dikkat çekerek, 'Yayınınızın son bölümünü dinledim sayın Abdulkadiroğlu'nun konuşmasını izleme imkanım oldu, çok afedersiniz ama ona çok özel bir soru sormak istiyorum. Eğer evli ise kendi eşinin adı ve soyadı kullanılarak veya kız kardeşinin adı ve soyadı kullanılıp herhangi bir Twitter hesabı açılsa ve bu hesaba pornografik görüntüler konulsa o görüntülerin üzerine de eşinin veya kız kardeşinin ismi yazılsa kendisi nasıl karşılar acaba?' dedi. STÜDYODAN TEPKİLER GELDİ Bakan Lütfi Elvan'ın, Abdülkadiroğlu'na ailesiyle ilgili sorusu stüdyoda buz gibi bir hava estirirken, gazeteci Hüseyin Yayman, 'Niye böyle bir soru soruyorsunuz' diyerek Bakan'a tepki gösterdi. BAKAN GERİ ADIM ATTI, ÖZÜR DİLEDİ Abdülkadiroğlu ise 'Türkiye'nin uluslararası imajının zedelenmemesi için ortaya koyduğum hassasiyeti ifade ettim. Vermiş olduğunuz örneği size yakıştıramadım.' dedi. Bunun üzerine Bakan Elvan, tekrar tekrar 'Sizden çok özür diliyorum.' dedi. Finans Gündem
Reklam