onedio
Güney Kore'de Gemi Faciası: 291 Yolcu İçin Bekleyiş Sürüyor
Güney Kore’de 459 yolcusuyla batan gemiden 164 kişi kurtarılırken, havanın kararması kurtarma çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Yetkililer kaybolan 291 kişinin kurtulma şansını azaldığını söylüyor.Gemide yolcuların yanı sıra 150 de araç bulunuyordu. Aileler, kurtarılanların getirildiği limana gidiyor Batan gemide Danwon Lisesi'nden 324 öğrenci ve 14 öğretmen vardı. Öğrencilerin aileleri kaza haberini almalarının ardından önce bilgi almak için liseye gittiler. Daha sonra da kurtulan kazazedelerin getirildiği Jindo Limanı'na doğru yola çıktılar. 330 anne buraya 8 otobüsle götürülüyor. Bu annelerden 43 yaşındaki Jung Kyeong, otobüse binmeden önce Reuters'e şu açıklamayı yaptı; 'Haberi aldığımda kalbim durdu sanki. Şu an ne hissettiğimi kelimelerle anlatamam. Şok içindeyim. Daha fazla konuşamayacağım' İki saat içinde tamamen battı Kazanın nedeni araştırılırken, kurtulanlar gemi batmadan önce büyük bir gürültü duyduklarını söyledi. Bu ifadeler geminin büyük bir kayaya çarpmış olabileceğini akıllara getirdi. Kazazedelerden 57 yaşındaki Yoo, “Restoranlar, marketler ve eğlence merkezlerinin bulunduğu bulunduğu alt katta çok insan vardı. Onlar kaçamamış olabilirler” dedi. İçişleri Bakan Yardımcısı Lee Gyeong-og ise hükümetin kurtarma çalışmalarına yoğunlaştığını anlatırken, “Kurtarma çalışması bitince kazanın nedenlerini bulmaya çalışacağız” dedi. 1994’te inşa edilen gemi 146 metre uzunluğunda ve 22 metre genişliğinde. 921 yolcu kapasiteli gemi 180 araç ve 152 konteyner taşıyabiliyor. Haftada iki kez Incheon ve Jesu arasında sefer yapıyordu. Kaynak: Reuters ve AFP
Moldova da Karıştı, Transdinyester Rusya'dan Bağımsızlığını Tanımasını İstedi
Moldova'nın Rusya yanlısı ayrılıkçı bölgesi Transdinyester Moskova'dan bağımsızlığını tanımasını istedi. Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerindeki ayaklanmalar ise Moldova sınırına kadar dayanmış durumda. Moldova'ya komşu olan Odessa bölgesi bugün kendi bağımsızlığını ilan etmişti.Moldova'nın Rusya yanlısı ayrılıkçı bölgesi Transdinyester Moskova'dan bağımsızlığını tanımasını istedi. İtar-Tass'ın haberine göre Transdinyester Yüksek Konseyi, bağımsızlıklarının tanınması ile ilgili resmi başvuruyu Rusya parlamentosu alt kanadı Duma, üst kanadı Federasyon Konseyi ve Kremlin'e iletti. Transdinyester Yüksek Konseyi yaptığı açıklamada, kararın 2006'da yapılan referandum çerçevesinde alındığı belirtildi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Moldova içerisinde kalan Transdinyester'de yapılan referandumda halkın yüzde 97'si bağımsızlığı ve Rusya ile birleşmeyi desteklemişti. Moldova'nın ayrılıkçı bölgesi daha önce de Rusya'ya tanınma başvurusunda bulunmuş, ancak olumlu cevap alamamıştı. Transdinyester yeni başvurusunda Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasını örnek gösteriyor. Ukrayna sınırında yer alan Transdinyester 1990'da bağımsızlığını ilan etmiş, Gürcistan'dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya ve Abhazya tanımıştı. Transdinyester Yüksek Konseyi Başkanı Mihail Burla başkanlığındaki bir grup milletvekilinin yarın Moskova'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Burada Rusya Devlet Duması Başkanı Sergey Narışkin ile görüşmeyi planlıyorlar. Bölge milletvekili Vıçıslav Tobuh, 'Transdinyester'in durumu yasal olarak Kırım'dan farklı değil. Kırım'ın Rusya ile birleşme senaryosu aynıyla uygulanabilir.' dedi. (CİHAN)
Hindistan'da Üçüncü Cinsiyet Resmen Tanındı
Hindistan'da LGBT hakları açısından dönüm noktası olarak değerlendirilen kararla hükümet, translar için azınlık gruplarında olduğu gibi istihdam ve eğitim kotası oluşturmak zorunda. Kendilerini ne kadın ne de erkek olarak tanımlayan bireylere haklarını iade eden mahkeme, kararında “Cinsiyetini seçmek her insanın hakkıdır” dedi. Tahminlere göre Hindistan’da iki milyon trans birey yaşıyor. Mahkeme hükümetin transları, azınlık gruplarına olduğu gibi resmi olarak 'sosyal ve ekonomik olarak geri' kategorisinde değerlendirmesi gerektiğine ve istihdam ve eğitim konusunda kotadan faydalanmalarına karar verdi. Salı günü açıklanan kararda mahkeme “translar da Hindistan vatandaşıdır” ve “gelişmeleri için eşit fırsat tanınmalıdır” dedi. Mahkeme aynı zamanda hükümetin üçüncü cinsiyet konusunda farkındalığı artıracak çalışmalar yapması gerektiğine ve transların sağlık hizmetine erişimlerinin ve tuvaletler gibi tesislerden faydalanmalarının sağlanması gerektiğine hükmetti. YOKSULLUK İÇİNDE YAŞIYORLAR Hindistan toplumsal cinsiyet eşitliği karnesindeki kötü notuyla ve sıklıkla yaşanan tecavüz vakalarıyla gündemde. Mahkeme kararında “Anayasa’nın ruhu her vatandaşa gelişmeleri, potansiyellerini gerçekleştirmeleri için kastlarından, dinlerinden ya da cinsiyetlerinden bağımsız olarak eşit fırsatlar tanınmasını gerektirir” dedi. Mahkemenin kararına kadar, trans bireyler cinsiyetlerini kadın ya da erkek olarak belirtmek durumundaydı. Karara göre Hindistan’da eşcinsel ya da transseksüeller resmi belgelerde cinsiyetlerini tanımlayabilecek. Trans hakları için çalışan aktivistler trans bireylerin genellikle toplumun kıyıda kalmış kesimlerinde yoksulluk içinde yaşadığını, cinsel kimlikleri nedeniyle dışlandıklarını söylüyor. Ülkedeki trans bireylerin çoğu şarkı söyleyerek, dans ederek, dilencilikle ya da seks işçiliğiyle para kazanıyor.Aktivistler trans bireyler karşılaştığı ayrımcılığın büyük olduğunu, bazen hastanelerde tedavilerinin reddedildiğini söylüyor. Benzeri bir mücadele Pakistan'da da yaşanıyor. 'Hadım edilmiş erkekler' olarak bilinen enüşler sosyal hakları için yıllardır mücadele veriyor.CNN TÜRK
Katil, Maktul ve Dedektif Aynı Sahnede
Onur Ünlü'nün son filmi 'İtirazım Var', bağlama çalan, boksörlük yapmış bir imamın hikâyesini anlatıyor. Selman Bulut adındaki karakter daha ilk sahneden itibaren sizi alıp, peşine takıyor. Senarist ve yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi ‘İtirazım Var’ 15 Nisan'da İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilmesinin ardından 18 Nisan Cuma günü vizyona giriyor. Selman Bulut adında boksör, bağlama çalan bir imamın polisiye bir maceranın ortasında kaldığı ‘İtirazım Var’ gerek hikâyesi, gerek ana karakteri, gerekse anlatım dili itibariyle büyük bir film. İmam olarak görev yaptığı camide namaz kılıp, kıldırırken cemaatinden birinin gizemli bir şekilde vurulması ile başlayan hikâyede Selman Bulut, katilin peşine düşüyor. Klasik polisiyelere selam veren sahnelerinin yanında zekice oluşturulmuş polisiye kısmı sürükleyici, sıcak ama yüz göz olmayan, komik ama izleyiciyi hafife almayan bir film. ‘İtirazım Var’ başka bir isimle yıllar önce yazılmış bir senaryosuydu Onur’un. Ben de iki yıl kadar önce okumuş, meraklanmıştım. Selman Bulut, kâğıt üzerinde okurken, büyük laflar eden, sahip olduğu vasıflarla fazla övünen, bir deyişle insanın canını sıkan bir adamdı. Merak ettiğim ise insanın hassasiyetlerini çok iyi bilen Onur Ünlü gibi bir yönetmenin bu ‘ukala’ adamdan yani Selman Bulut’tan nasıl bir kahraman yaratacağıydı. Bu arada Onur bu iki yılda iki film daha yaptı. Biri ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’, diğeri ise ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi.’ İkisi de birbirinden çok farklı filmlerdi. İkisi de çok sevildi. Leyla İle Mecnun ve Ben De Özledim dizilerini çekti televizyon için. ‘Bir Selman Bulut polisiyesi’ Meşguldü yani Onur. Hastalığı ve tedavi süreci bir yandan, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda kaldıkları diğer yandan uğraşıp durdu. Sonunda vakit buldu ve bir ay içerisinde çekimlerini tamamladığı ‘İtirazım Var’ı nihayet hazır etti. Geçen hafta izlediğim filmde, daha ilk sahneden itibaren nereye gittiğinizi sorgulamadan Selman Bulut’un peşine takılıyorsunuz. Onunla birlikte katilin de izini sürüyorsunuz haliyle. Belli ki aradan geçen tüm bu zamanda Selman Bulut, Onur’un aklının bir köşesinde dönüp durmuş. Döne döne de bir dervişe, gerçek bir kahramana benzemiş. Serkan Keskin’le birlikte filmin 98 sahnesinin 96’sında olup da insanın yine de daha fazla görmek istediği bir karakter kurmuşlar. Hayatta vicdanlı ve iyi insan olmayı kendine düstur edinmiş, Allah sevgisini didaktik olmadan, aracı unsurları, kurumları, ahlak, çevre, mahalle baskısı gibi etkenleri devre dışı bırakarak yaşayan Selman Bulut, bu sevgi haricindeki her şeyi sorgulanabilir kılmış. Selman Bulut’un bir başka özelliği de katili ararken de kendine ait, sıra dışı yöntemler kullanması. Bu arayışta çoğu zaman komik durumlar ortaya çıksa da, bunlar zorla yapılan şakalar ya da yaratılan komiklikler değil. Ayrıca Onur Ünlü’nün diğer filmlerinden farklı olarak mekân duygusunu çok daha fazla aktaran bir film olmuş bu. ‘İtirazım Var’ 30 farklı mekânda çekilmiş bir İstanbul filmi olarak da düşünülebilir aynı zamanda. Selman Bulut, katili İstanbul’un 30 ayrı yerinde ararken kimi zaman şu an evcil balık alıp satan emekli asker rolündeki Sırrı Süreyya Önder’den, kimi zaman da devasa bir Gustav Klimt heykelinden yardım alabiliyor. Dünyalar arasında Kısacası, bir Onur Ünlü filmiyle daha karşı karşıyayız. Ama bu defa dünya izleyicisine de daha çok hitap edecek, 2010’ların İstanbul’unda geçen, toplumun sosyal yapısından, günün hassasiyetlerine kadar pek çok ayrıntıyı bulabileceğimiz zamansız bir film izleyeceksiniz. Tabii Onur Ünlü sinemasının bazı değişmez unsurlarını da bulacaksınız. Mesela duygularınızla asla oynanmayacak zira bu film izleyicinin daha çok aklı, vicdanı ve kalbiyle meşgul oluyor. Onur Ünlü, İtirazım Var’daki yönetmenlik performansının ötesinde, kendi filmlerini insanları daha fazla ağlatma ya da acıtma deneyleri yaptığı bir laboratuvar gibi kullanmadığı için ayrıca önemli bir yönetmen. Bu yüzden bu büyük filmin yolculuğuna tanıklık etmek gerekiyor. Selman Bulut’un devamı gelecek maceralarının ilkinin bir parçası olmak için ‘İtirazım Var’ şahane bir başlangıç filmi. Zira bu maceralar, bizim bilmediğimiz bir dünya ile bizim bilmediğimiz bir başka dünya arasında yaşanmaya devam edecek. Bedia Ceylan Güzelce|Al Jazeera
Reklam
Odessa da Bağımsızlığını İlan Etti!
Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinde federasyon yanlıları gösterilerini sürdürüyor. Bölgede operasyon yapan Ukrayna ordusundan bazı birliklerin direnişçilerin tarafına geçtiği ifade edilirken, Odessa kenti de bağımsızlığını ilan etti ve Odessa Cumhuriyeti'ni kurduklarını açıkladı.Ukrayna'nın güneybatısında yer alan liman şehri Odessa da bağımsızlığını ilan etti. Göstericiler trafiği kapatırken yaptıkları açıklamada, 'Bugünden itibaren Odessa Halk Cumhuriyeti kuruldu. Burada tüm yetki bölgede yaşayan halka ait..' ifadeleri yer aldı. Eylemciler yaptıkları çağrı ile vatandaşlardan ambulanslar hariç trafiği tamamı ile durdurmalarını talep etti. Daha önce de Harkov ve Donetsk Cumhuriyetleri'nin kurulduğu ilan edilmişti. Ukrayna ordusu bölgeye yönelik operasyonlarda sert adım atamıyor. Rusya'nın müdahale ihtimali, içerde kamuoyu tepkisi, Batılı ülkelerin ölümlerin artması durumunda desteğini çekme riski ve ekonomik kriz Kiev yönetimini endişelendiriyor.(CİHAN)
Reklam
Testi Yapın, İçinizde Yaşayan Kötü Karakteri Öğrenin!
etiket
Hepimizin içinde çoğunlukla iyilikle denge halinde kötülük mevcut. Yer yer iyiliği yenince ortaya çıkan türde bir kötülük. Ama sinema dünyasında acımasız, zalim, gaddar kötüler mevcut. Eğer siz kötülüğünüzü dengede tutamasaydınız nasıl bir kötü olurdunuz hiç düşündünüz mü? İşte biz düşündük ve içinizde yatan kötü karakteri ortaya çıkarmaya karar verdik.
Üç Gündür Mağarada Kalan Defineciye Ulaşıldı
MEHMET KURU - HABERLER GÜNDEM ESKIŞEHIR Eskişehir'in Mihalgazi İlçesi yakınlarında, define aramak için girdiği mağaradaki 25 metre derinliğindeki kuyuya düşerek yaralanan ve 3 gündür burada mahsur kalan Ramazan Yörük'e ulaşıldı. Şiddeti düşük patlatıcılarla kayalar parçalanarak ulaşılan Yörük, kendisine ulaşan ekiplerden meyve suyu ve bisküvi istedi. Vücudundaki kırıklar nedeniyle şiddetli ağrısı oluşan ve ateşi çıkan defineci Yörük'e, kurtarma ekipleri ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç verdi. Mağaradan çıkarma çalışmaları süren Yörük'ün sağlık durumunun iyi olduğu ve bir adet serum takıldığı belirtildi. Dar olan mağaranın iç kısımları ise kara barutla patlatılarak genişletilmeye çalışılıyor. Küçük patlamalar sonucu mağaranın ağzına giden kaya parçaları parçalanıyor. Parçalanan kaya parçaları daha sonra kurtarma ekipleri tarafından küçük torbalara konularak dışarıya çıkılıyor. Alınan bilgiye göre, tekstil fabrikası işçisi, evli ve 3 çocuk babası 40 yaşındaki Ramazan Yörük, 7 arkadaşıyla birlikte geçtiğimiz Pazar günü saat 22.00 sıralarında Mihalgazi İlçesi'nin Alpagut Mahallesi Kavşukkaya Mevki'ndeki Yarasa İni Mağaraları'nın olduğu bölgeye define aramak için gitti. Ancak, Yörük define ararken mağara içinde yaklaşık 25 metre derinliğindeki kuyuya düştü. Arkadaşları Yörük'ten haber alamayınca durumu jandarma yetkililerine bildirdi. Yörük'ün girdiği mağarada kaybolduğu belirlenince aramak için Jandarma, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), Arama Kurtarma Ekibi (AKUT), Nilüfer Arama Kurtarma (NAK) ve Anadolu Üniversitesi Doğa Sporları Kulübü (ANADOSK) ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Dağcılık Kulübü, Eskişehir, Ankara ve İzmir Mağara Araştırma Dernekleri ekiplerinden yardım istendi. Söz konusu ekipler daha sonra mağaraya gelerek çalışmalara başladı. 40 kişiden oluşan 8 ekip Pazar gecesi saat:22.00'den bu yana kesintisiz Yörük'ü kurtarmak için çalışıyor. SONAR CİHAZIYLA YERİ TESPİT EDİLDİ Yörük'ten hummalı çalışmanın ardından sevindirici haber geldi. Pazar günü gece saat 02.00 sıralarında çalışmaya başlayan ekipler, yoğun çalışmaların ardından Yörük'ün mağara içinde 25 metre derinliğindeki kuyuda yerini seyyar sonar cihazları ile tespit etti. Akabinde 5 kişilik ekip, Yörük'ün bulunduğu yerin bulunduğu bölgeye indi. Sonrasında Yörük'ün ekiplerin direktifleriyle kendini mağara içinde düştüğü yerden daha güvenli bölgeye geçmesi sağlandı. EKİPLERDEN MEYVE SUYU İSTEDİ, SERUM TAKILDI Defineci Yörük, kendini bulan kurtarma ekiplerinden ilk olarak meyve suyu istedi. Bunun üzerine ekiplerde meyve suyu ile bisküvi ikram etti. Vücudunun iki yerinde kırık ve omuriliğinde zedelenme olduğu tespit edilen Yörük'ün bu nedenle vücudunda şiddetli ağrı oluştu ve ateşi çıktı. Yörük, sıkıntısını görevlilere iletti. Ramazan Yörük'ün ateşi sağlık görevlilerince verilen ilaçla düşürüldü, ağrısı giderildi. Yörük, bu çalışmaların akabinde sabit bir hale getirilirken, sağlık durumunun şuan için iyi olduğu kaydedildi. Çıkarma çalışmaları süren Yörük'e serum takıldığı kaydedildi. KÜÇÜK PATLAYICILARLA MAĞARA GENİŞLETİLİYOR Mağara içinin ve giriş kısmının çok dar olması nedeniyle ekiplerde yer alan fiziken küçük ve zayıf olan kadın kurtarma ekibi elemanları mağara içine girerek, çalışmaları yürütüyor. Kadın kurtarma ekipleri, kuvvetli patlayıcı olmayan 'kara barut' kullanarak, mağaradaki kayaları kırarak, mağaranın ağzını genişletiyor. Daha sonra patlama ile parçalanan kayalar, torbalarla dışarı çıkarılıyor. Bu şekilde mağara genişletilmeye çalışılıyor. HER ŞEY KONTROL ALTINDA İzmir Mağara Araştırma Derneği üyesi Yusuf Öğrenecek, Yörük'ü kurtarmak için gerekli önlemlerin alındığını söyledi. Öğrenecek, 'UMKE'den bir sağlık ekibi de aşağı indi ve şahsın durumu iyi. Birkaç ezilme, kesik, kırık var. Ama yaralı stabil halde tutuluyor. Tüm mağaracılar, AKUT ve AFAD ekibinin katkısıyla çalışmalar sürdürülüyor. Mağara oldukça dar bir alan. Yaralının mevcut durumuyla taşınması çok mümkün değildi. Türkiye Mağaracılık Federasyonunun deneyimli ve eğitimli mağaracıları tarafından genişletme çalışması yapıldı. Bu konuda da bize diğer ekipler de destek verdi.' diye konuştu. İzmir Mağara Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Samur ise, 'Yörük'ün vücudunun belli bölgelerinde kırıklar, çatlaklar var. Ama UMKE'nin medikal ekibi içeride zaten sürekli kazazedenin başında değişmeli olarak bulunuyor. Sürekli rutin kontrolleri yapılıyor. Tansiyonu, vücut ısısı ve diğer tıbbi olarak ölçülmesi gereken değerleri ölçülüyor. Kazazedenin durumuyla ilgili merak edilecek herhangi bir durum yok.' dedi.
Reklam
Türkiye'yi Instagram’la Tanıtma Hamlesi: ComeSeeTurkey
Twitter ve Youtube yasaklarının tartışıldığı Türkiye'de, Cumhurbaşkanlığı'nın himayesinde önemli bir sosyal medya projesinin startı verildi. Türkiye'nin instagram üzerinden tanıtımını amaçlayan 'ComeSeeTurkey' projesi ile 26 Mayıs tarihine kadar dünya genelinde 26 milyon kişiye ulaşılması planlanıyor. 26 Mayıs'tan sonraki ikinci etapta bu rakamın 100 milyon kişiyi geçmesi hedefleniyor. 800 bin liradan fazla bütçe ayrılan projenin amacı ise fotoğrafın ve sosyal medyanın gücünden faydalanarak turizmin canlandırılması. Milyonlarca üyesi bulunan fotoğraf paylaşım sitesi İnstagram'da en çok takipçisi bulunan 20 fotoğrafçı, Türkiye'de 24 günde 24 şehri gezerek sosyal medya üzerinden tanıtım yapacak. 'ComeSeeTurkey' adı verilen proje için İstanbul'da biraraya gelen dünyaca ünlü fotoğrafçılar, düzenlenledikleri basın toplantısında Türk kamuoyunu bilgilendirdi. 13 farklı ülkeden gelen 20 tanınmış fotoğrafçı 'ComeSeeTurkey' projesi kapsamında iki ayrı seyahat rotası takip edecek. Proje ile birlikte fotoğraf sanatçıları, çektikleri kareleri sosyal medya üzerinden paylaşarak bir anlamda Türkiye'nin kültür elçisi görevini üstlenecekler. 'ComeSeeTurkey' projesi ile milyonlarca İnstagram kullanıcısının Türkiye'ye olan ilgisinin arttırılması ve turizmin canlandırılması hedefleniyor. Cumhurbaşkanlığı'nın himayesinde gerçekleştirilen projeye, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği destek verirken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ise sponsorluğunu üstleniyor. 24 günde 7 bin kilometre yol katedecek fotoğrafçılara seyahatleri sırasında Türkiye’nin en fazla takip edilen fotoğrafçılarından biri olan ve dünyanın sayılı Instagram fotoğrafçıları arasında gösterilen Mustafa Seven'in eşlik edeceği belirtildi. Seyahatler sırasında çekilen fotoğraf ve videolar ise kişisel instagram hesapları ile kampanyanın resmi instagram, Facebook, Twitter, Pinterest, Youtube, Vine hesapları ve bloğundan izlenebilecek. ComeSeeTurkey seyahatleri ile ortaya çıkacak Türkiye fotoğraflarının gezici sergiler ile dünyayı dolaşması ve kitaplaştırılması planlanırken, TRT ise proje kapsamında fotoğrafçıları izleyerek bir belgesel hazırlayacak. İşte o fotoğrafçılar: A rotası @aditzt Aditya Zulizar (Indonesia) 317K @cucinadigitale Nicolee Drake (Italy)469K @dariszcahyadi Darisz Cahyadi (Indonesia) 395K @felecool Fedja Salihbasic (Denmark) 284K @grether Morgan Stone Grethet (USA) 606K @puanindya Putri Anindya (Indonesia) 394K @samhorine Sam Horine (USA) 302K @sezyilmaz Sezgin Yılmaz (Turkey) 761K @thomas_k Thomas Kakareko(Germany) 516K @wisslaren Christopher Collin (Sweden) 583K B rotası @croyable Eelco Roos (Hollanda) 372K @finn Finn Brales (İngiltere) 300K @goldie_berlin Sylvia Matzkowiak (Almanya) 189K @moonlightice Masaya Suzuki (Tokyo) 485K @paulyvella Pauly Vella (Avustralya) 285K @pketron Pei Ketron (Amerika) 701K @punkodelish Kael Rebick (Kanada) 264K @sezyilmaz Sezgin Yılmaz (Türkiye) 761KVATAN
Cem Yılmaz Artık O İsimle Ortak
Cem Yılmaz yeni bir ortakla 4 yıl aradan sonra yeniden yapımcılık heyecanı yaşıyor. Daha önce iki filmde Murat Akdilek'le ortak olan Yılmaz, Russell Crowe'un 'The Water Diviner'ın Türkiye çekimlerindeki yürütücü yapımcısı olan Muzaffer Yıldırım'ın çalışmasına hayran kalarak 'Pek Yakında' için ortaklık teklifinde bulundu. Yılmaz ile Murat Akdilek ortak oldukları 'A.R.O.G' ve 'Yahşi Batı' ile 6 milyon 30 bin 147 kişiye ulaşmıştı. Ancak ikili 2010 yapımı 'Yahşi Batı'dan sonra yeni bir projeyi hayata geçiremedi. Teklif Yılmaz'dan geldi Komedyenle yeni ortağı Muzaffer Yıldırım'ın yolu önce Avustralya'da kesişti. Yılmaz'la Yıldırım, 'The Water Diviner'ın Avustralya'daki çekimleri sırasında birbirlerinin sinema anlayışları ve çalışma ilkeleri hakkında bilgi sahibi oldular. Yılmaz, 'The Water Diviner'ın İstanbul'daki çekimleri sırasında da başarılı bir iş çıkaran Yıldırım'a ortaklık teklifinde bulundu. Yıldırım, ortağı Menderes Utku'nun onay vermesiyle CMYLMZ Fikir Sanat ile mutabakata vararak el sıkıştı.Tgrthaber
Bursa Ulu Cami Evrenin Sırrına Işık Tutuyor
Dünyanın haberi yokken biz minbere işlemişiz!Bursa'da, güneş sisteminin tasvir edildiği Ulucami'nin tarihi minberi çok şaşırtıyor. Cami ziyaretçi akınına uğruyor. Güneş ve etrafında dönen gezegenlerin gerçek uzaklıklarına göre işlendiği tarihi minber, bugün dahi bilim dünyasının görevini net tespit edemediği çift yıldızlar hakkında da ip uçları veriyor. Yüzlerce parça ahşabın çivi kullanılmadan bir araya getirilmesiyle oluşturulan minber göz kamaştırıyor. TAM 230 YIL ÖNCE... Ulucami'nin minberi, Galileo 'nin 'Dünya dönüyor' dediği için engizisyon mahkemesince idam mahkum edildiği tarihten tam 230 yıl önce yapıldı. Minberdeki güneş sisteminin planını, Osmanlı'nın ilk şeyhülislamı büyük İslam alimi Molla Fenari Hazretlerinin tasvir edip ustaya verdiği tahmin ediliyor. Bursa'da kendi adını taşıyan semtte medfun bulunan Molla Fenari hazretlerinin el yazması bir astronomi kitabının İngiltere 'de olduğu biliniyor. 'SİMETRİ YOKSA MUTLAKA MESAJ VARDIR' 1980 yılında Ulucami'nin minberindeki güneş sistemini ilk fark eden emekli öğretmen Feyzi Ülgü, '20 yıl önce Ulucami'nin içini dolaşırken minber dikkatimi çekti. Minberi incelemeye başladım. Cuma namazını kıldım, yine gözlemeye başladım. İkindi, akşam ve yatsı namazından sonra da incelemeye devam ettim. Biri yanıma geldi, 'Camiyi kapatacağız' dedi. Sanat tarihi öğretmenim bana çok önemli bir tavsiyesi vardı; 'Geniş yüzeye yapılan ahşap süslemelerde simetri yoksa o yapıda mutlaka mesaj vardır' derdi. Ben minberin üzerinde inceleme yaparken gördüm ki simetri yok, hemen o öğretmenimin sözü aklıma geldi ve burada ne mesaj var diye araştırmaya başladım. Minberin doğu cephesine baktım. On tane küresel kabartma motifi var, bunlardan bir tanesinin çevresinde boyutları farklı dokuz tane küresel kabartma var. Ben eski bir fen öğretmeniyim, hemen aklıma güneş ve dokuz gezegen geldi. Daha sonra Ulucami'ye çok sık gelerek bunları dikkatlice inceledim. Bunları astronomi bilgileriyle karşılaştırdığımda bire bir büyüklük, uzaklık ve yakınlık ölçülerine uygun olarak yerleştirilmiş olduğunu belirledim. Güneş ve dokuz gezegen olduğunu gördüm' dedi. 'BATI PLÜTON'U 6 ASIR SONRA KEŞF ETTİ' Sonra araştırmasını derinleştirerek, minberin batı cephesinde 'Devaklı Abdülazizoğlu Mehmet'in işidir' yazdığını gördüğünü anlatan Ülgü, 'Bu minberin ustası Devaklı Abdülazizoğlu Mehmet'miş. Bu minber 1399 yılında yapılmış. Minberin doğu cephesine baktığınızda, gezegenler Dünya, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton görülüyor. Güneş sisteminin 8 gezegeni aynı açıyla aynı düzlemde dolanırlar, Plüton ise farklı açıyla farklı düzlemde dolanır. Minberde Plüton ayrı düzleme yerleştirilmiş. Bugün bile bilim dünyası dış merkezli gezegen tabirini kullanır. Minber günümüzden 600 yıl önce yapılmış. Karşılaştırma yaparsak Plüton gezegeni batı dünyası tarafından 1929 yılında tespit edilmiştir. Bu karşılaştırma o tarihlerde Türk dünyasının bilime çok önem verdiğini gösteriyor' diye konuştu. DÜNYANIN 7 HARİKASI İÇİNDE YER ALMASI GEREKİYOR Bu minberin benzerinin dünyanın hiçbir yerinde olmadığına dikkat çeken Feyzi Ülgü, 'Bu eser dünyanın 7 harikası arasında yer alması gereken ve gözümüz gibi korumamız gereken bir eser. Minbere çok dikkatlice baktığımızda, küresel kabartma motiflerinin yanı sıra, ince hatemi işçilik yapılarak detayları hakkında da bilgi verilmiştir. Mesela Plüton'un bulunduğu düzlemin en altında üç çekirdekli kuyruklu yıldıza rastlarsınız. Bu şu bakımdan önemlidir. Plüton'un bulunduğu ikinci sistemde kuyruklu yıldız ağılıklı bir sistem vardır. Hatemi işçiliği kuyruk detayına kadar özetlenerek yerleştirilmiştir ve mini metrik bir inceleme vardır. Aynı şekilde Jüpiter'in tavan katmanına baktığınızda, zengin hatemi işçiliklerle detaylı bilgi verildiğini görürsünüz. Minberin batı cephesine ise galaksi sistemleri yerleştirilmiş. Ana motif olarak tam ortada Samanyolu galaksisi olduğunu görüyoruz. Çok dikkatli baktığımızda, kainatın yedi katman halinde oluşturulduğuna dair bilgiyi görüyoruz. Bugün dahi bilim dünyasının görevini net tespit edemediği çift yıldızların detaylarını görmek mümkün. Çift yıldızlar galaksiler arasındaki dengeyi sağlayan sistemlerdir' diye konuştu.veteknoloji
Reklam
Beşiktaş Efsanesi Baba Hakkı Bugün Anılıyor
Beşiktaş'ın efsane ismi Hakkı Yeten, ölümünün 25. yıl dönümünde bugün anılıyorT24 Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde hem futbolcu hem teknik direktör hem de başkan olarak görev yapan 'Baba' lakaplı Hakkı Yeten , ölümünün 25. yıl dönümünde 16 Nisan Çarşamba günü kabri başında anılacak. Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, anma töreninin saat 11.00'de, Yeten'in Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında yapılacağı bildirildi. Tören için saat 10.00'da Akaretler'deki kulüp binası önünden servis kaldırılacağı kaydedildi. Açıklamada ayrıca, 'Ömrünü Beşiktaş'a adamış, kulübümüze hem futbolcu hem teknik direktör hem de başkan olarak maddi manevi birçok katkı sağlamış, nesiller boyu Beşiktaşlı olmanın ne demek olduğunu ondan öğrendiğimiz 'Baba' Hakkı Yeten'i ölümünün 25. yılında saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyoruz' denildi. Vodina’dan Beşiktaş’a 1910 yılında o dönem Osmanlı toprağı olan Vodina’da doğan Hakkı Yeten, 1 yaşında iken eli kulağındaki Balkan Savaşı’ndan kaçarak ailesi ile birlikte İstanbul'da Beşiktaş semtine yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914'de I. Dünya Savaşı'nda şehit olunca o da asker olmaya karar verdi. 5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten, Halıcıoğlu Askeri Lisesi’ne yazıldı. Bu dönemde Karagümrük'te futbola başladı. Sandalla geldi, 6 gol attı Karagümrük'te oynadığı dönemde; Bozkurt Kulübü, Karagümrükle bir maç yapma konusunda anlaşmıştı. Bozkurt takımı devrin kuvvetli kulüplerinin futbolcularıyla takviye edilmişti. Rakip kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden; Harbiyeli Paşa Sırrı koruyordu. Maç Halıcıoğlu Sahası'nda yapılacaktı. Maç günü takımlar karşılıklı dizildiği zaman, Baba Hakkı'nın orada olmadığı fark edildi. Maç başladıktan az sonra Hakkı Yeten, Balat istikametinden gelen bir sandal içinde göründü. Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı. Maça geç kaldığını anlamış olacak ki; sandalda soyunuyordu. O sahile çıktı, idareciler da takım kaptanı Sebahattin’e geldiğini haber verdi. Fakat kaptan, Hakkı'nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı. Maçın ikinci yarısında Hakkı'nın oynaması için idareciler, Sabahattin'i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı yeterli görerek Hakkı Yeten'i oyuna dahil etti. O gün yarım devre oynayan Hakkı Yeten, Bozkurt takımına 6 gol attı. ‘Dönüş biletinizi yırtarım, İstanbul’a yürürsünüz’ 1931 yılında Hakkı Karagümrük'te oynarken Şeref Bey, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel'den daha atik davranarak Hakkı Yeten’i Beşiktaş'a transfer etti. “Baba Hakkı”nın otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlardan birine örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce Hakkı Yeten’e dönerek, 'Çıkayım mı?' diye sorması ve o 'Evet' deyince çıkması gösterilir. Hakkı Yeten’in takım üzerindeki ağırlığına gösterilen bir başka örnek ise, Harp Okulu ile Ankara'da oynanan ve ilk yarısı 3-0 yenik kapanan maçın devre arasında soyunma odasında 'Dönüş biletlerinizi yırtarım, yürüyerek İstanbul'a dönersiniz'” demesi ve maçın ikinci yarısında Beşiktaş'ın 6 gol atarak maçı 6-3 kazanmasıdır. ‘Arkadaşlarına söyle maça asılsın, böyle maç olmaz’ Ne kadar güçlü bir ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir; Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu zemininde oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der: 'Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz.” Baklava dilimli süveter unutulmadı Hakkı Yeten denince akla gelen ilk akla gelenlerden birisi de hasta çıktığı bir maçta, beyaz trikonun üzerine baklava dilimli bir süveter giymesidir. Hakemin süveterini çıkarması üzerine Hakkı Yeten, 'Hocam biraz hastayım' der ve karşısındakine kabulden başka seçenek bırakmaz. Beşiktaş bu olaydan yıllar sonra, 2009-2010 sezonunda baklava dilimi desenli bir forma dizaynıyla oynayarak, ölümünün 20. yılında Hakkı Yeten’e saygı duruşunda bulunacaktır. Islıklandığı gün futbolu bırakma kararı aldı Hakkı Yeten, Beşiktaş forvetinde özellikle sağ açık olarak yer aldı. Takım üzerindeki hâkimiyeti ve teknik kapasitesiyle kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi. 17 yıl boyunca Beşiktaş formasını giydi ve bu dönemde takım kaptanlığı yaptı. 439 maçta 382 gol atan, 7 şampiyonluk kazandıran Hakkı Yeten 1948′de İnönü Stadı’nın açılış maçında ıslıklandığını duyunca iki elini beline koydu ve taraftarına son kez baktı. Ertesi gün futbolu bıraktığını açıklamıştı. Hakkı Yeten’den Süleyman Seba’ya geçen miras Hakkı Yeten, futbolu bıraktıktan sonra Beşiktaş’tan kopmadı. Üç kez Beşiktaş’ın başkanlığını yapan Hakkı Yeten’in kurduğu kadın voleybol takımı ilk yılında şampiyon olarak kurucusunun başını öne eğdirmedi. Ömrünün sonuna kadar taraftarlarla birlikte tribünde maç izleyen Hakkı Yeten’in o zamanki Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba’yı alnından öptüğü fotoğraf, Beşiktaş’ı simgeleyen bir görüntü olarak her evin odasına asıldı. 16 Nisan 1989 tarihinin akşamüstünde Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün telefonları acı acı çalmaya başladı. Avize kaldırıldığındaysa acı haber duyuldu. 79 yıl boyunca lekesiz ve tertemiz yaşamış Hakkı Yeten hayatını kaybetmişti. Beşiktaş Jimnastik kulübü ilk Onursal Başkanı “Baba” Hakkı Yeten, duruşuyla yarının “Baba Hakkı”larına örnek olmaya devam ediyor.
10 Gün Oyun Oynayan Babanın Çocuğu Öldü
Güney Kore'de birkaç gün boyunca bilgisayar oyunu oynayan babanın 2 yaşındaki oğlu evde ölü bulundu. Polis babayı gözaltına aldı. Olayın saplantılı şekilde oyun oynamanın etkileri ile ilgili uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirmesi bekleniyor. Ülkenin başkenti Seul'un 238 km güneydoğusunda dördüncü büyük şehir Daegu'nun polis teşkilatı yaptığı açıklamada 22 yaşındaki şüphelinin çocuğunu Şubat ayının sonunda 10 gün boyunca evde tek başına bıraktığını kabul ettiğini belirtti. Polis çocuğun geçen ayın başlarında hayatını kaybettiğini de kaydetti. Polis, soyadı Jeong olarak açıklanan babanın cesedi evden çıkarmak için bir ay beklediğini ve Cuma günü battaniyeye sardığı cesedi plastik bir kutu içerisinde evinden 1,5 km uzaklıktaki bir çiçek bahçesine bıraktığını da açıkladı. İlk etapta Pazar günü çocuğunun kaybolduğunu polise bildiren baba yapılan sorgulama sırasında suçunu kabul etti. Bu olay, ebeveynleri video oyunları oynarken çocuklarının öldüğü son zamanlarda yaşanan diğer vakalar ardından geldi. Güney Koreliler bu nedenle oyunlar konusunda düzenlemeler getirilmesini istiyor. Geçen yıl parlamentodan anti-bağımlılık yasası geçmiş bu yasanın kapsamına ise video oyunlarının yani sıra alkol, uyuşturucu ve kumar da dahil edilmişti. Ancak sınıflandırmanın çok geniş olduğu gerekçesi ile yasa öfkeleri de üzerine çekmişti. 2012 yılında yine Seul'de bir internet kafede bir anne yeni doğan bebeğini boğarak öldürmüş olay ardından kadın yakalanmıştı. Ulusal medya hamile olduğunun farkında olmayan kadının internet kafede iken doğum yaptığını belirtmiş, Koreliler bunu 'PC çarpması' olarak adlandırmıştı. İki yıl önce de Seul'de video oyunları oynarken üç aylık bebeklerinin açlıktan ölmesine neden bir çift polis tarafından gözaltına alınmıştı. Ölümü çocuk yetiştirmek ile ilgili yeterli bilgileri olmamasına bağlayan çift, oyunlarda kazandıkları sanal ürünleri gerçek hayatta satarak elde ettikleri para ile geçindiklerini söylemişti. Daegu polis teşkilatından bir yetkili ailesinin Jeong'un bir video oyun 'bağımlısı' olduğunu kendilerine aktardığını söyledi. Yetkili Jeong'un iddia edilen bağımlılığının psikologlarca tanısı konulup konulmadığını belirtmedi. Polise göre işsiz olan Jeong'un hırsızlıktan sabıka kaydı bulunuyor. editorturkiye@wsj.com
Reklam
Sedat Peker'in 'Reis' Talebine Ret
Ergenekon davası kapsamında uzun tutukluk süresi nedeniyle tahliye olan Sedat Peker’in ‘Reis’ adını resmen alabilmek için açtığı iki ayrı dava da mahkeme tarafından reddedildi. Habertürk'ün haberine göre dedelerinin Reisoğulları olarak tanındığını ve isminin ‘Reis’ olarak bilindiğini belirten Peker’in açtığı davada mahkeme, “Reis’in başkan manasında kullanılması ve toplumsal hayatta kişilerin hitabında kullanılması göz önüne alındığından tanık olarak dinlenen ağabeylerinin dışında herhangi bir delil sunulamadığını” belirterek davayı reddettiğini açıkladı. Peker’in ikinci davası ise aynı davanın ret kararıyla hükme bağlandığı gerekçesiyle usulden reddedildi.Bir internet sitesinin araştırmasına göre ülkemizde 29 bin 448 kişinin adı Reis ve ismin yaygınlık oranı binde 3. Reis Türkiye’de en çok kullanılan 2321’inci isim. 29.448 Reis ismi var. Sedat Peker bugüne kadar çevresindekiler tarafından hep ‘Reis’ olarak anıldı.Milliyet
Rus Bayraklı Tanklar Ukrayna'da
AFP ve Reuters haber ajansları Moskova yanlısı ayrılıkçıların işgal eylemi yaptığı Ukrayna'nın doğusundaki Slaviansk kasabasına Rusya bayrağı taşıyan zırhlı araçların girdiğini bildirdi.Reuters haber ajansının çektiği fotoğraflarda 5-6 adet zırhlı aracın silahlı ve asker kamuflajlı kişilerle birlikte geniş bir caddede ilerlediği görülüyor. Ajans, tankların bir süredir Rusya yanlısı ayrılıkçıların işgal eylemi yaptığı ülkenin doğusundaki Donetsk'e bağlı Slaviansk kasabasında görütülendiğini aktardı. Tankların belirmesinden kısa süre sonra, Rusya yanlısı silahlı milislerin Donetsk'teki belediye meclisi binasını ele geçirdiği bildirildi. Donetks Belediye sözcüsü olayı doğruladı. Ukrayna güvenlik güçleri, eylemcilere karşı salı günü operasyon başlatmıştı. Operasyona Moskova yönetiminden tepki gelmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın iç savaşın eşiğinde olduğunu belirtmişti. Kiev, ülkedeki Rusya yanlısı ayrılıkçı eylemlerden Moskova'yı sorumlu tutuyor, Putin'in Kırım'dakine benzer bir senaryoyu doğu Ukrayna'da da tekrarlamaya çalıştığını savunuyor. Geçen ay Ukrayna'ya bağlı özerk bölge Kırım, Moskova'nın askleri desteğiyle önce bağımsızlığını ilan etmiş, daha sonra da referandumla Rusya'ya bağlanma kararı almıştı. Kaynak: Reuters, AFP
Apple'ın Parası Kasalara Sığmıyor
Apple'ın elindeki nakit, Karun'da yok!Apple kasalarındaki nakit para, en zengin ülkeleri bile solladı. İşte şaşırtan rakamlar...Dünyanın bir numaralı şirketi Apple'ın kasasındaki para, insanoğlunun hayallerinin ötesinde bir boyuta ulaştı.Apple'ın kasasındaki paranın boyutu 159 milyar dolara ulaştı. ABD'nin kasasındaki nakit para ise sadece 49 miyar dolar. Bu da, Apple'ın, ABD hükumetinden 3 kat daha zengin olduğunu gösteriyor. Dünyanın bir diğer zengin ülkesi İngiltere'nin kasasındaki paranın miktarı ise sadece 70 milyar dolar. Yani Apple'ın kasasındaki para, İngiltere'nin kasasındaki paranın iki katı.Teknoloji piyasasındaki tek zengin elbette sadece Apple değil. Microsoft'un kasasındaki 84 milyar dolar da dev devletlerin kasasındaki paradan çok daha fazla.Bir başka rapora göreyse Apple ABD vergilerinden kaçınmak için kazancının %30'unu ABD dışında gösterirken, Microsoft kazancının %50'sini ABD dışında gösteriyor. Böylece yüksek ABD vergilerini ödemek zorunda kalmıyorlar. ABD'deki bir araştırmaya göre, ABD şirketlerinin yurt dışında vergisi ödenmiş gibi gösterdiği gelirlerinin toplam miktarı 1.95 trilyon doları buluyor..veteknoloji
Reklam