Hangi Ressam Senin Ruh İkizin?
Duygularını dışavurup Dali mi olacaksın, yoksa Rönesans'a gidip mükemmel uyumu mu yakalayacaksın. Hangi ressam senin ruh ikizin diyoruz yani. Testi çöz, rengin hangi üstadıyla aynı kafa yapısına sahip olduğunu öğren!
Sosyal Medyayı Karıştıran Montaj
İspanya'daki bir yarışma programında sorulduğu iddia edilen bir soru sosyal medyada tartışma yarattı.Programdan alıntılandığı öne sürülen ekran görüntüsünün montajlanmış olduğu anlaşıldı. Söz konusu programda yarışmacıya yöneltilen sorunun 'Hangi diktatör Twitter'daki yorumlarından ötürü bir kişiyi gözaltına aldırır?' olduğu iddia ediliyordu. Şıklar ise 'Suudi Arabistan, Türkiye, İran ve İspanya' şeklindeydi. Bir İspanyol televizyon kanalında yayınlandığı öne sürülen programdan alındığı iddia edilen ekran görüntüsü, başta Twitter olmak üzere sosyal medyada birçok kullanıcı tarafından paylaşıldı. Ancak tartışma yaratan görüntünün gerçek olmadığı ve üzerinde bilgisayar ortamında oynanarak hazırlandığı ortaya çıktı.ensonhaber.com
Bebeğini Gelinliğinin Kuyruğuna Bağladı
ABD'de yaşanan ilginç olayda Shona Carter-Brooks isimli kadın evlenirken kendi bebeğini gelinliğinin kuyruğunda gezdirdi. Tepki çeken olayda yeni doğmuş henüz 1 aylık minik bebek nikah sıarasında genç annenin gelinliğinin kuyruğundaydı. ABD’nin Tennessee eyaletinde gerçekleşen olayda hem anne Shona Carter-Brooks hem de baba Johnathan Brooks’a tepki yağdı.milliyet.com.tr
Rihanna'dan Transparanlı Twerk
Rihanna, Moda Ödülleri gecesinde bütün dikkati kendisinde toplamayı başardı. Transparan bir kıyafetle geceye katılan Barbados'lu ünlü şarkıcı, Instagram'da çıplak fotoğraflarından ötürü hesabının askıya alınmasına inat adeta şov yaptı.
Instagram Çıplaklık Yasağı Konusunda Kararlı
Popüler sosyal ağ Instagram bir süredir üstsüz kadın fotoğraflarına karşı tolerans göstermiyor ve bu tarz fotoğrafların paylaşılmasına izin vermiyor. Görünüşe göre, sosyal ağ bu kararının arkasında durmaya devam ediyor. Geçtiğimiz mayıs ayında Fransız Lui Magazine adlı dergiye verdiği çıplak fotoğrafları Instagram üzerinden yayınlayan Barbadoslu şarkıcı Rihanna, bu fotoğraflar yüzünden Instagram tarafından uyarıldı. Sebep olarak da paylaşılan içeriklerin Instagram kurallarına aykırı olduğu belirtildi. Instagram, üstsüz fotoğrafları kaldırdığı için kimileri tarafından eleştirilmişti. CEO Kevin Systrom BBC’ye yapığı açıklamasında, kuralların Instagram’ı hem yetişkinler hem de ergenlik çağındaki kullanıcılar için mümkün olan en güvenli yer haline getirmeyi amaçladığını söyledi. Öte yandan, Instagram’ın kullanım koşullarında şu şekilde bir ifade yer alıyor: “Şiddet içeren, çıplak, kısmen çıplak, pornografik ya da müstehcen fotoğraf paylaşamazsınız.” Bruce Willis ve Demi Moore’un kızı Scout Willis’in fotoğraflarından biri Instagram’dan kaldırıldı ve Wills bunu Twitter’da üstsüz fotoğraflarını paylaşarak protesto etti. Rihanna da Willis’e Instagram hesabını kapatarak destek verdi. Kuralların ünlü ya da ünsüz herkes için geçerli olduğunu belirten Kevin Systrom, “Kurallarımızın amacı Instagram’ı herkesin kullanabilmesini sağlamak.” dedi. Uzmanlar ise Instagram’ın hızlı büyümesi ve oldukça popüler olması sebebiyle platformda paylaşılan fotoğrafların artık daha göz önünde olduğunu belirtiyor.Stuff
Reklam
Reklam
Hindistan'da Vahşet
Geçtiğimiz hafta iki genç kızın tecavüze uğradıktan sonra ağaca asılmasıyla sarsılan Hindistan, bu kez de bir kadının tecavüze uğradıktan sonra tanınmaması için yüzünün asitle yakılmasına sahne oldu. Press Trust of India’nın haberine göre, Uttar Pradeş eyaletine bağlı Bareilly kentinin Aithpura kasabasında 22 yaşlarında bir genç kız bir grubun tecavüzüne uğradı. Genç kızı öldüren tecavüzcüler kimliğinin belirlenememesi için de yüzünü asitle yaktı. Yapılan otopside genç kıza zorla asit içirildiği ve tecavüz edildikten sonra boğularak öldürüldüğü ve ardından yüzüne asit döküldüğü anlaşıldı. Polis genç kızın kimliğini ve tecavüzcüleri saptamak için araştırma başlattı.DHA
Rihanna'nın Olay Yaratan 18 Cesur Kıyafeti
Yılın moda ikonu olan Rihanna'nın çoğu bayanın giymeye cesaret edemeyeceği kadar cesur olan kıyafet seçimlerini derledik.İşte Rihanna'nın gerek davet ve konserlerde gerekse günlük hayatında oldukça cesur olduğunu kanıtlayan 18 hali.
Reklam
Vali Mutlu'dan Portakal Ağacı Önünde ve Müzik Eşliğinde Nazım Şiiri
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Nazım Hikmet Ran’ın ölüm yıldönümü için şiir okudu.  Açık havada çekilen ve arkasında portakal ağacının göründüğü video Vali Mutlu'nun şairin şu dizelerini okumasıyla başlıyor: 'En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır... En güzel çocuk : henüz büyümedi. En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz : henüz söylememiş olduğum sözdür...' Girişin ardından “Toplumcu gerçekçilik akımıyla yazdığı şiirleriyle devrimci hisleri ve düşünceleri yansıtan Nazım Hikmet romantik duygularını da aynı derinlikle sanatına yansıttı. Bu toprakların yetiştirdiği ama kabri bu toprakların dışında kalmış büyük şairi anıyor ve sevgi dolu şiirlerinden birini paylaşmak istiyorum” diyen Vali şairin “Seviyorum Seni” şiirini müzik eşliğinde okuyor. Vali Mutlu önceki gün de Ahmet Arif’in ölüm yıldönümü için benzer bir video yayınlamıştı. Kaynak: Bianet
Titanik'e Binemeyen Tek Yolcu: Besim Ömer Akalın
Efsane Titanik gemisinde 2223 yolcu vardı, ama aslında gemide 2224 yolcu olması gerekiyordu. Satılan bir biletin yolcusu Titanik’e geç kaldığından binemedi, bu bilet bir doktor tarafından Avrupa seyahati sırasında alınmıştı. Ancak doktor Fransa’dan başladığı yolculuğunu kötü hava koşulları nedeniyle Southampton limanına kadar sürdüremedi ve Titanik gemisini kaçırdı. Bileti olduğu halde 1.514 kişinin yaşamını yitirdiği gemiye binemeyen tek yolcu, Türk doktor Besim Ömer Akalın ’dı. Titanik 15 Nisan 1912 gecesi daha ilk seferinde bir buz dağına çarpmış ve yaklaşık iki saat kırk dakika içinde Kuzey Atlantik’in buzlu sularına gömülmüştür. Batışı 1.514 kişinin ölümüyle sonuçlandı ve dünya savaşları dışındaki en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Besim Ömer Akalın (d. 1 Temmuz 1862, İstanbul - ö. 19 Mart 1940, Ankara), Türk bilim adamı, sivil toplum örgütçüsü ve milletvekili. Türkiye’de çağdaş doğum biliminin öncülerindendir; ülkedeki ilk doğum kliniğini açan, doğum üzerine ilk çağdaş kitabı yayımlayan kişidir. “Ebelerin ebesi” adı ile anılır; ebelik mesleğinin kurumsallaşmasına, ayrıca hemşirelik ve hastabakıcılık mesleğine büyük katkıları olmuştur. Ülkede tıbbi yayıncılığı başlatan bilimadamıdır. Titanik faciası ile sonuçlanan yolculuk için bileti olup da yolculuğa geç kaldığı için katılamayarak felaketten kurtulmuş tek kişi olması ile de tanınır.T24
Reklam
Söyleşi: Kötü Ruhlu Malefiz Olarak Angelina Jolie
Geçirdiği ameliyatlar nedeniyle kariyerine ara veren ve bu süre zarfında kendini meme kanseriyle mücadeleye adayan Angelina Jolie, Disney’in kötü kalpli cadısı Malefiz rolüyle geri dönüyor. İlk defa bir Disney filminde boy gösterecek olan Angelina Jolie, rolünün gereksinimlerini, çocuklarının Malefiz’e bakışını ve sağlık durumunu kamuoyuyla paylaşma kararını CinéLive dergisine anlattı. Kötü kapli Malefiz’i oynayacağınız açıklandığında, bir çok insan “Angelina Jolie bu rolde harika olur” dedi. Bunu iltifat olarak mı yoksa hakaret olarak mı alıyorsunuz? İnsanlar, bazı aktör ya da aktrisleri kaba ya da kötü adam rollerine yakıştırdıklarında gülümsüyorum. Malefiz beni küçüklüğümden beri etkilemiştir. Bir yandan beni çok korkuturdu, diğer yandan da ondan çok etkilenirdim. Onu her zaman çok sevdim. Teklifi kabul etmeden önce çok düşündüm ama bir gün kardeşim “Bunu gerçekten yapmalısın” gibi bir mesaj bıraktı ve kabul ettim. Ama Malefiz gerçekten kötü kalpli… Çok karanlık bir karakter. Bu noktadan sonra, Malefiz’i nasıl gizemli ve ilginç kılabiliriz, onu düşünmemiz gerekiyordu. Tehlikeli bir rol olduğu doğru. Linda Woolverton’un yazdığı senaryo oldukça tutarlıydı. Ana fikir sadece kötü kalpli birini oynamaktan zevk almak değil, bu tarz karakterlerin neden bu kadar cani ve agresif olduğunu da anlamak. Onu bu kadar gaddar olmaya iten nedir? Dışlanmışlığın kurbanı mı?Çocuklarınız Malefiz hakkında ne düşündü? Onu çok korkutucu buluyorlardı ama kendilerine Malefiz’in gerçek hikayesini anlatacağımı söyledim. Başkalarına anlatmayacaklarına söz verdiler. Onlara senaryoyu anlattım, benim için de küçük bir sınavdı. Bir gün sonra oğullarımdan biri arkadaşına Malefiz’i savunarak “Sen onu anlamıyorsun!” diyordu. Demek ki başarmışım. Bunu yapmak için bir çok nedenim vardı. Çocuklar adaletsizliği sevmezler. İyi ya da kötü olsun, çocuklar karakterlerin savaşçı olmasını isterler ve karakter, Malefiz gibi hata yaptığında, sınırı aştığında sinirlenirler, anlam veremezler. Böylece, tanımadıkları şeylerin varlığını keşfederler.Malefiz kılığına girdiğinizde neler hissettiniz? Aslında çok zarif ve kontrollü biri. Oynaması zor bir rol oldu. Benim için yepyeni bir meydan okumaydı. Malefiz’i sesim sayesinde kontrol edebildim. Bunun için çok çalıştım. Malefiz normalde benden çok daha büyük, kendine her zaman güvenen, gururlu biri. Kendime daha teatral, daha ‘British’ bir ses seçtim. Sesimi çocuklarım üzerinde denedim, pek bir değişiklik fark etmediler. Ben de bu karanlık sese daha melodik bir hava katmaya karar verdim ve işe yaradı! Gülmeye başladılar. Çözümü bulmuştum ve bu yönde çalıştım.Aurora’yı oynayan Elle Fanning’le benzediğinizi söylüyorlar. Fanning ekranda ışık saçarken, siz daha karanlık ve korkutucu görünüyorsunuz… Bunu bir iltifat olarak alıyorum. Elle Fanning gerçekten çok şaşırtıcı biri. Ekranı aydınlatıyor. Ben ise kendimi, sakin ve iyi biri olarak görmek isterim. Özel hayatımda da yapmaya çalıştığım bu. Geri kalan şeyler içinse hayat gerçek bir mücadele olarak geçiyor. İşimizde mücadele ediyoruz, politik olarak mücadele ediyoruz ve özel hayatımızla bile mücadele edebiliyoruz. Ben böyle yaşıyorum. Onun için de insanların düşündüğünden daha ciddi olmaya çalışıyorum. Elle Fanning ise çok şeker ve sempatik olmanın avantajına sahip. Onunla ilk karşılaşmamızı hatırlıyorum. Beni gördüğünde koridorun ucundan koşarak geldi ve bana sarıldı!Kızınız, filmde Aurora’nın gençliğini oynuyor… Her ne kadar Brad’le benim özel bir beklentim olmasa da, çocuklarımızı bir film setinde, küçük bir rolde görmek keyif verici bir şeydi… Hatta oyuncu olmamalarını tercih ederiz! Çekimler sırasında Vivienne 3 ya da 4 yaşındaydı. Film setinde, bütün çocuklar benden korkuyordu. Büyük olanlarla sorun yoktu ama en küçükler yanıma yaklaşamıyordu. Herhalde boynuzların ve tırnakların etkisi! Ama Vivienne, annesiyle oynadığı için sorun olmadı.Gençken karanlık biri olduğunuzu söylemiştiniz. Sizi değiştiren ne oldu? Evet öyleydim. Daha doğrusu öyle olmuştum… Çok seyahat ettim ve dünyada benim sorunlarımdan daha zor mücadelelerin, daha büyük acıların olduğunu anladım. Yardım kuruluşlarıyla çalışmamım sebebi de bu. Ve tabii ki çocuklarım var. Anne olmak, kendin için değil, başkaları için yaşaman anlamına geliyor. Bu sizi hayatınızın geri kalanı için değiştiriyor. Hala tepkimi çeken şeyler olsa da, her sabah uyanıp çocuklarımla oynuyor ve onlarla beraber kendi çocukluğuma geri dönüyorum. Bana bunu getirdiler.Peki sonuç olarak, kötü kalpli olmak Malefiz’in biraz olsun hoşuna gitmiyor mu? Sanırım öyle bir an gelir ki, herkes “Tamam, beni daha fazla zorlama, beni rahat bırak” der. Sanırım herkes hayatında en az bir kere saldırıya, ihanete uğramış, yargılanmıştır. Ve her zaman öyle bir an gelir ki “Tamam! Ben kötü müyüm? O zaman ne kadar kötü olabildiğimi sana göstereceğim” deriz.Böyle bir topluma sahibiz öyle değil mi? Evet ama yaşlandığımızda ve birbirimize benzediğimizi, biraz egoist olduğumuzu anladığımızda, oturup düşünmemiz gerekir. Şiddet ve kötülük her yerde. Dünyanın bazı yerlerinde yaşananlar, hayatımızda gündelik sorunlara ve atışmalara yer olmadığını anlamamızı sağlamalı. Canilik ve dehşet bizi bir araya getirmeli.Siz de son zamanlarda, özel hayatınızda zor dönemlerden geçtiniz, sağlık sorunları yaşadınız. Bugün nasılsınız? Çok iyiyim ve bu kararı aldığım için gurur duyuyorum. İyi doktorlara sahip olmak ve yönettiğim ‘Unbroken’ üzerinde çalışmak büyük bir şanstı. İşim konsantre olabildim.Yaşadıklarınızı, New York Times aracılığıyla insanlarla paylaştınız, kadınları meme kanserine karşı test yaptırmaya çağırdınız. Bu beni insanlara yaklaştırdı. Kadınlarla hastalıkları hakkında konuştum, erkeklerle eşlerinin ya da kızlarının sağlık durumu hakkında görüşlerimi paylaştım. Benimle aynı şeyleri yaşayan, yakınlarını kaybeden ya da ameliyatı düşünen insanlarla tanıştım. Bunu açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmak, onlar kadar bana da yardımcı oldu. Bana gelen destek gerçekten çok çarpıcıydı.  ZETECinéLive’dan çeviren Cem Gelgün
Reklam
'Yılın Moda İkonu' Rihanna
Ünlü yıldız kıyafetleriyle magazin gündeminin ilk maddesi haline geldi. Yılın en önemli moda ödüllerinden biri olan CFDA (Council of Fashion Designers of America) Moda Ödülleri dün New Yorkta düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. CFDA (Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi) moda ödülleri dün akşam New York’ta yapılan törenle sahiplerini buldu. Moda ve sanat dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı geceye Rihanna ışıltılarla kaplı transparan elbisesiyle damga vurdu. Moda ikonu ödülünü alan ünlü şarkıcı elbisesiyle ikon olma konusundaki iddiasını gösterdi. Gecede ödül alan isimler şöyle; Yılın Kadın Giyim Tasarımcısı: Joseph Altuzarra Yılın Erkek Giyim Tasarımcısı: Dao-Yi Chow ve Maxwell Osborne (Public School) Yılın Aksesuar Tasarımcısı: Ashley Olsen & Mary-Kate Olsen, (The Row) Kadın Giyim Swarovski Ödülü: Shane Gabier ve Christopher Peters (Creatures of the Wind) Erkek Giyim Swarovski Ödülü: Tim Coppens Aksesuar Swarovski Ödülü: Irene Neuwirth Geoffrey Beene Yaşamboyu Başarı Ödülü: Tom Ford Eleanor Lambert Kurucular Ödülü: Bethann Hardison Antoloji
9 Soruda GDO Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Dünden itibaren Türkiye’de binde 9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) içeren ürünlerin önü açıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznin GDO’lu gıdalara ‘yeşil ışık’ anlamına gelmediğini, sadece yem amaçlı ithal edilen ürünleri kapsadığını savunuyor. Buna karşılık yaygın kaygı fiiliyatta gıdalarda binde 9′a kadar GDO’ya yeşil ışık yakıldığı yönünde. Peki nedir GDO; dünyada kullanımı nasıl; insan sağlığına zararlı mı değil mi? Dokuz Soruda… 1. GDO’lu besin nedir, nasıl elde edilir? GDO’lu besinler genetik mühendisliği tarafından geliştirilen yöntemlerle DNA’sı değiştirilen bitki türlerinden elde ediliyor. Bir organizmaya başka bir organizmadan DNA aktarılarak, o organizmanın DNA’sı ile oynanıp genetiği değiştiriliyor. Dünya çapında en çok mısır, soya, şeker pancarı, pamuk ve kanolanın genetiğiyle oynanıyor. 1994′ten beri ABD’deki süpermarketlerin raflarında yeri almaya başlayan GDO’lu besinlerin ilk örneği, Amerikalıların ‘Flavr Savr domatesleri’ dedikleri, daha geç olgunlaşması için genetiği değiştirilmiş olan domatesler. 2. GDO’lu besinin do ğ al besinden farkı nedir? İnsanoğlu binlerce yıldır hayvanların ve bitki türlerinin çaprazlama yöntemiyle üremelerini sağlıyor. Bu zaten doğal bir süreç. GDO’lu besin yaratmada kullanılan yöntem ise doğal yöntemden farklı olarak, organizmanın genetiğinde yapılan değişikliğin daha detaylı olmasına imkan veriyor. Yani hedefe yönelik değişim yapılabiliyor. Hem de doğal çaprazlama yöntemine oranla çok daha hızlı bir biçimde… 3. Neden GDO’lu besin üretiliyor? 1 numaralı neden, tarladaki mahsulün maruz kaldığı tarım ilaçlarına daha dayanıklı hale getirilmek istenmesi. Şu an itibariyle Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Kanada. ABD’de yetiştirilen mısırın ve soyanın çoğu (yaklaşık yüzde 85) GDO’lu. 4. GDO’lu ürünler sa ğ lı ğ ımız için zararlı mı? Bazı biliminsanları genetiği değiştirilmiş organizmaların çaprazlama yöntemiyle geliştirilen organizmalardan daha zararlı olmadığını savunsa da, muhalif görüşteki biliminsanları GDO’lu besinlerin bilinmeyen tehlikeler içerdiğine işaret ediyor. Ayrıca genetiği değiştirilen organizmaların insanlar için alerji riski taşıdığını vurguluyorlar. Bu fikir ayrılığının başlıca nedeni, GDO alanında bilim dünyasının elinde yeterince veri olmaması. 5. GDO’lu ürünler çevre için zararlı mı? GDO’lu ürünlerin çevreye zararı konusunda da bilim dünyasında bir görüş birliği sağlanmış değil. Bu husus da biliminsanlarını iki ayrı gruba bölüyor. 6. Dünya çapında GDO’lu besinler nasıl denetleniyor? ABD’de GDO’lu besin üretimi Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından denetleniyor. Ancak bazı GDO karşıtları, kuralların yeterince sıkı olmadığından şikayetçi. Avrupa’da ise durum daha farklı. Avrupa ülkelerinde ABD’ye kıyasla daha az GDO’lu besin tüketiliyor ve bu konuda kurallar çok daha katı. Ürünler pazara sürülmeden önce sıkı incelemeden geçiriliyor. Türkiye’de ise GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasak. Türkiye’de GDO mevzuatı, Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde yürütülüyor. Biyogüvenlik Kurulu geçmişte sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere üç soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermişti. 7. Gıda etiketlerinde GDO içerdi ğ i yazıyor mu? ABD’de bu konuda çıkan farklı sesler şu anda kesin bir yasanın oluşturulmasını engelliyor. Bu, üretici firmanın inisiyatifine bırakılıyor. Ama 64 ülkede genetiği değiştirilmiş besinlerin etiketlerinde bu bilginin yer alması hususunda zorunluluk var. Bunlardan bazıları Fransa, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Avustralya. Hollanda ve Çin’de yapılan araştırmalar, etiketlendirme yasalarının tüketici alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmadığını ortaya koyuyor. 8. GDO’lu besin üretiminden kim kâr ediyor? Tabii ki pastanın en büyük dilimini ABD’deki tohum ve biyo-kimya firmaları yiyor. 9. GDO’lu besinler tüm dünyayı doyurabilmek için gerekli mi? Bu soru da dünya çapında bir münazara konusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretiminden kâr edenler, 2050 senesinde dünya nüfusunun 9.6 milyara ulaşacağını ve bu nedenle hızlı ve kesin sonuç veren GDO’lu besin üretiminin gerekli olduğunu savunuyor. Bu görüşe muhalif olanlar ise, GDO’lu besin üretimini hızlandırmak yerine, açlık sorununu, fakir ülkelerdeki çiftçilere modern tarım yöntemlerini öğreterek ve dünya çapında gıda israfını önleyerek doğal yöntemlerle azaltmayı öneriyor. (vox.com’daki GDO dosyasından yararlanılmıştır)Diken
Reklam