Kemal Kılıçdaroğlu: "Başbakan Kapatırsa Destek Veririz"
'Açık söylüyorum. Kürecik radar istasyonu devre dışı bırakılsın hep beraber savunuruz. 'Doğu yapmıştır hükümet' deriz.'</> KILIÇDAROĞLU: BAŞBAKAN KÜRECİK RADARINI KAPATSIN, DESTEK VERİRİZ CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Giresun'un CHP'li Belediye Başkanı Kerim Aksu'yu ziyaret etti. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, 'Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili önünüzde anket var mı?' şeklindeki soruyu yanıtlarken şunları söyledi: 'Elimizde somut bir anket yok. Zaman zaman gazetelerden okuyoruz. En son 10 gün önce bir anket ulaştı. Ekmeleddin Bey'in durumu çok iyi. Yukarıya doğru gidiyor çıtası. Gezdiği oranda, halkla kucaklaştığı oranda çok daha başarılı bir sonuç alacak. Sadece bizim parti değil, 9 parti Ekmeleddin Bey'e destek veriyor. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk kez 9 parti bir araya gelerek bir adaya destek veriyor. Bu, o odaya duyulan güvenin sonucudur. Ekmeleddin Bey son derece değerli bir insan. Tüm siyasi partilere eşit mesafede olan bir insan. Hiç kimse Ekmeleddin Bey aleyhine olumsuz bir şey söylemiyor. Bir kişi hariç; o da Recep Tayyip Erdoğan. Dün yine kinden, öfkeden bahsetti. Oysa Ekmeleleddin Bey'in dilinde, gönlünde kin de öfke de yok. O güzel şeylerden bahsediyor. Huzurdan, barıştan bahsediyor. Bir arada yaşamaktan, kavgasız bir Türkiye'de yaşamaktan bahsediyor. Onun da bizim de arzumuz bu. Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak kişinin kendi iç dünyasıyla barışık olması lazım. Erdoğan gibi olmaması lazım. Erdoğan girdiği her yeri kırıp döküyor. Hakaretin her türlüsünü yapıyor. Oysa Ekmeleddin bey bilim insanı. Toplumun her kesimi ona saygı duyuyor.ö Kılıçdaroğlu, 'Seçmenlerin tatil nedeniyle sandığa gitmemesi konusunda ne düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu da şöyle yanıtladı: 'Sadece CHP'liler değil her vatandaşın sandığa gitmesini isterim. CHP'lilerin sandığa gitmesi konusunda hiçbir tereddüdüm yok. O makama layık olan birini seçmek zorundayız. Ahlakı temiz olan birinin o makama oturması lazım. Oraya oturacak olan Türkiye Cumhuriyeti'ni ve bayrağı temsil edecek. Bu kadar değerli ve önemli bir makam. İsteriz ve arzu ederiz ki, tüm yurttaşlarımız gidip oylarını kullansınlar.' GAZZE KONUSU Gazze'deki olaylarla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: 'Gazze konusunda yapılacak iki üç şey var. Eğer gerçekten Gazze'de Filistinliler'in kanı akmasın, çocuklar ölmesin istiyorsanız yapacağınız birinci şey Kürecik radar istasyonunu devre dışı bırakmaktır. Nato malı falan da değildir. Sayın Erdoğan bu konuda açıkça yalan söylüyor. Zaten bir yalan abidesi kendisi. Söylediği her şey yalan. NATO bile 'burası bana ait değil' diyor. 'Hayır size aittir' diyor hala. 2014'ün sonunda devredilecek orası NATO'ya. İkinci olarak ticari ilişkilerimizi dondurmak zorundayız. Hükümetin çok net adımlar atması lazım. 'Lafla peynir gemisi yürümez' diye çok güzel bir laf var. Bağırıp çağırmakla dış politika olmaz. Kıbrıs'ta kan gövdeyi götürüyordu. Rahmetli Ecevit, tak diye çıkarmasını yaptı. Kesti olayı. Bu kadar açık. Orada insanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, burada habire konuşuyor. Konuşmakla iş çözülseydi zaten çoktan çözülürdü, onun kadar konuşan yok. Öfkeyle çözülseydi zaten çoktan çözülürdü, onun kadar öfkelenen de yok. İş yapmak lazım iş. Başbakanlık makamı şikayet makamı değildir. Orada iş üreteceksiniz. Önlemi alacaksınız, gereğini yapacaksınız. Önlemini alır gereğini yaparsa biz de ona destek veririz. Açık söylüyorum. Kürecik radar istasyonu devre dışı bırakılsın hep beraber savunuruz. 'Doğu yapmıştır hükümet' deriz. Ama bunun için bir adamda yürek ve ülke sevgisi lazım. Bunlar yoksa Erdoğan bunu yapamaz. Mısır, İsrail ile Filistin arasında ateşkesin sağlanması konusunda önemli adımlar attı. Sayın Mahmut Abbas, 'Biz Mısır'dan böyle bir talepten bulunduk' dedi. Türkiye'den böyle bir talepte bulunmuyorlar, Mısır'dan bulunuyorlar. Mısır Dışişleri Bakanı diyor ki, 'Türkiye ve Katar ateşkese engel oluyor'. Daha bunun cevabını almadık Erdoğan'dan. Mısır Dışişleri Bakanı herhalde yalan söylemiyor. Mahmut Abbas da herhalde yalan söylemiyor. O zaman yalan söyleyen kim? Mısır Ortadoğu'nun kilit taşıdır. Gazze'ye gidecek yardımların Mısır üzerinden gitmesi en sağlıklı yoldur. Ama maalesef Kahire'de bizim büyükelçiliğimiz yoktur. Ortadoğu'da Türkiye ciddi bir açmazla karşı karşıya. Üç büyük başkentte Türkiye'nin büyükelçiliği yoktur. Ama Gazze'de Kızılay'ın bir yeri var. Kızılay'la da talep halindeyiz. Oradan ne tür talepler geliyorsa bizim belediyelerimiz Kızılay aracılığıyla yardımları Gazze'ye göndermeye hazırlar.' EMNİYET'TEKİ OPERASYON YORUMU Kılıçdaroğlu, Emniyet'teki operasyonla ilgili bir soruyu da şöyle yanıtladı: 'Bugün bir gazetede 'Vardiya bizde değişti' diye haber vardı. Hukuk herkese lazımdır, adalet herkese lazımdır. Bir polis müdürünün kollarının arkadan kelepçelenmesi doğru değildir. Adalet istiyorsak herkes için isteyeceğiz. Polislerin, müdürlerinin ellerine kelepçe vurularak gözaltına alınmalarını asla doğru bulmayız. Balyoz ve Ergenekon olayları sırasında sabahın köründe insanların evlerine baskın yapılarak gözaltına alınmalarını da doğru bulmadık. Aynı şeyi bu polisler için de düşünüyoruz. Sabahın köründe evine baskın yapıyorsunuz,. Ellerine kelepçe vuruyorsunuz. Çoluk, çocuk herkes orada. Onlar devlete kin besler sonra. Oysa onların kaçacak yeri yok. Davet ederseniz gelirler. Kaçan adam suçludur, onu da baştan söyleyeyim. Ama o ailelerin söylediği güzel bir şey var. 'Bizim evimizden ayakkabı kutusu ve içinden dolarlar çıkmadı' diye. Karşılıklı intikam alma operasyonudur bu. İntikamla adalet sağlanmaz. Yapılan bu tür operasyonların doğru olmadığına inanıyorum. Bir devlete yakışan operasyonlar değil.' GÜNEYDOĞU'DAKİ ŞEHİTLER Kılıçdaroğlu, Güneydoğu'daki 3 şehit ve İŞİD tehlikesi konusundaki bir soruyu da şöyle yanıtladı: 'İŞİD bir terör örgütü. İnsanları diri diri yere yatırıp kesen bir örgüte herhalde siz demokrasi örgütü demeyeceksiniz. Bir terör örgütü. Adalet yok, hukuk yok, tam bir vahşet var. Bütün dünya buna terör örgütü der. Ama bir kişi söyleyemiyor bunu; Recep Tayyip Erdoğan. Neden terör örgütü diyemiyor? Çünkü onların kullandığı silahı TIR'larla o gönderdi. Belgelerini bizim arkadaşlarımız yayınladı. Ortadoğu'da eğer kan akıyorsa, Müslüman Müslüman'ı öldürüyorsa, Recep Tayyip Erdoğan'ın elleri kanlıdır. O silahları o göndermiştir. Şimdi inkar edemez noktaya geldi artık. Güneydoğu'da barışın ve huzurun olmasını isteriz. Kendi ülkemiz ve hiçbir ülkede çatışma istemeyiz. Bunun koşulları nedir, neyi görüşüyorlar, biz bilmiyoruz. 17 madde halinde nelerin yapılması gerektiğini kamuoyuna açıkladık CHP olarak. Ama Erdoğan ve arkadaşları kapalı kapılar arkasında bu görüşmeleri yapıyorlar. Hangi ödünleri verecekler bilmiyoruz. Karadeniz halkının özellikle milliyetçi damarının çok güçlü olduğuna inanıyorum. Karadeniz halkına seslenmek istiyorum; Türk bayrağı kimin zamanında indirildi? Türk askerinin başına kimin zamanında çuval geçirildi? Çuval geçirildiği zaman ABD'yi proteste etti mi? Hayır? Musul konsolosluğundaki Türk bayrağı kimin zamanında indirildi? Hepsi Recep Tayyip Erdoğan zamanında oldu. Milliyetçiliği ayaklar altına alan kimdi? Kendi bayrağını indirten, konsolosluk görevlileri rehin alınan, İŞİD'e terör örgütü diyemeyen birini Karadenizli nasıl cumhurbaşkanı seçecek? Bayrakla, devletle, milletle sorunu var. Milliyetçilik vatanseverliktir. Bizim tavrımız çok net. Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin temiz insan olmasını istiyoruz. Bayrağı her ortamda savunması lazım. Erdoğan hiçbir dönem savunmadı. Sıkıştığı zaman savundu. Hepimiz milliyetçiyiz. Ben de milliyetçiyim. Kendi ülkemi, ülkemin insanlarını seviyorum. Bayrağımı seviyorum. Ben her tünlü milliyetçiliği ayaklarımın altına almam. Kafatası milliyetçiliğini reddederim. Ama vatan sevgisi olarak tanımladığımız bir milliyetçiliği ben ayaklarımın altına almam.Alan kişiye de 'kusura bakma sen bu ülkede cumhurbaşkanlığı yapamazsın' derim. Bizim aradığımız budur.' Kılıçdaroğlu, son olarak; 'Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı seçilirse başbakan olarak kalacak Recep Tayyip Erdoğan'la çalışması konusunda sorun olur mu?' sorusunu da şöyle yanıtladı: 'Devletin işleyişi güzel olacak. Şu anda Ekmeleddin Bey'e halkın deyimiyle söyleyeyim, saldıran bir tek Recep Tayyip Erdoğan'dır. Kendisini aşağılamaya çalışan Recep Tayyip Erdoğan'dır. Ekmeleddin Bey son derece düzgün bir insan. Erdoğan aleyhine söylenmiş tek cümlesi bile yoktur. Çünkü onun devlete, ülkeye, bayrağa saygısı vardır. Devleti huzur içinde söylemek istiyor. Erdoğan yukarı çıkarsa asıl kriz o zaman çıkacak. Başbakan'a 'şunu yapma, bunu yapma' diyecek. Başbakan da 'ben kukla mıyım kardeşim, bana bunu söylüyorsun' diyecek. Ekmeleddin Bey, Başbakan'ın görevini yapacağını söylüyor. Ekmeleddin Bey kendi iç dünyasında barışık birisi. Ama Erdoğan değil.' Basın toplantısının ardından Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, Kılıçdaroğlu'na ziyaretin anısına işlemeli vazo ve bir sepet fındık hediye etti. AK PARTİLİ BAŞKAN'DAN PLAKET Bu arada Karadeniz gezisi kapsamında daha önce Trabzon'un Beşikdüzü ilçesine uğrayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na ilçenin Ak Partili Belediye Başkanı Orhan Bıçakçıoğlu tarafından plaket verildi. Beşikdüzü'ndeki konuşmasının ardından otobüsün önünde halkla sohbet eden Kılıçdaroğlu'nun yanına gelen Bıçakçıoğlu, CHP liderine ilçeyi ziyaretinin anısına bir plaket takdim etti. Ak Parti'den son seçimlerde Beşikdüzü belediye başkanı seçilen Orhan Bıçakçıoğlu, bir dönem MHP Trabzon milletvekilliği yapmıştı.Haber-Kamera: Ömür AVCI - Osman ŞİŞKO /GİRESUN,(DHA)
"Başbakan'a Yönelik İki Suikast Girişimini Önledik"
22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra bugün adliyeye sevk edilen şüpheli polislerden eski emniyet müdürü Halil Karakuzulu, ifadesinde, çalıştığı süre zarfında Başbakan'a yönelik iki ciddi suikast girişimini önlediklerini söylediği öğrenildi. 4 Temmuz 2014 tarihinde polislikten atıldığı öğrenilen 4. sınıf emniyet müdürü şüpheli Halil Karakuzulu'nun, poliste verdiği ifadede, Başbakan Erdoğan'a yönelik iki ciddi suikastı önlediklerini söylediği iddia edildi. 'BAŞBAKAN'A YÖNELİK İKİ CİDDİ SUİKASTI ÖNLEDİK' İDDİASI Birçok kişiyi usulsüz dinlemekle suçlanan Karakuzulu'ya son sözünün sorulması üzerine, çalıştığı süre boyunca aldığı ödüller ile ilgili bilgilerin soruşturma dosyasına konulmasını istediği belirtildi. Karakuzulu'nun, ardından, “Çalıştığım süre zarfında, illegal terör örgütlerine yönelik birçok başarılı operasyon ifa edilmiştir. Bunlar içerisinde sayın Başbakanımıza yönelik ciddi anlamda 2 suikast girişimi, yapılan üstün gayretli çalışmalar neticesinde engellenmiştir' dediği öne sürüldü. Karakuzulu'nun iddiasına göre, suikast girişimlerinden biri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlunun düğünü sırasında önlendi. Yüksel KOÇ / İstanbul DHA
PlayStation 4, 3. Boyuta Geçiyor
Blu-ray koleksiyonu yapmayı sevenlere müjde: Çok yakında 3D Blu-ray disklerinizi PlayStation 4 konsollarınızdan da izleyebileceksiniz. İşte detaylar. Sony'nin yeni nesil konsolunu sadece oyun değil, aynı zamanda bireğlence aracı olarak görenlerin PlayStation 4'ten iki beklentisi var: MP3 ve 3D Blu-ray desteği. Microsoft'un Xbox One için yaptığı duyuruya Fransız kalmayan Sony, önümüzdeki hafta yayınlanacak 1.75 yazılımgüncellemesinde PS4'e 3D Blu-ray desteğini getireceğini duyurdu. Xbox One için 3D güncellemesi Ağustos ayı içerisinde gelecek, Sony ise Temmuz sonuna 3D Blu-ray'i yetiştirerek rakibine küçük bir adım da olsafark atmak istiyor. Ancak Xbox'ın getirdiği akış güncellemeleri, ana ekrandagenişletilmiş arkadaşlar bölümü gibi özellikler Microsoft'un konsolunun eveğlence merkezi konumunu daha da sağlamlaştırıyor. Shift Delete
Gazze'deki Sivil Ölümlere Batı Dünyasından İlk Ciddi Tepki İngiltere'den
İngiltere Dışişleri Bakanı Jacob Hammond, Batı kamuoyunun Gazze ile ilgili görüşünün Filistin lehine değişmeye başladığını ve endişelerin arttığını söylediİngiltere Dışişleri Bakanı Jacop Hammond İsrail ziyareti sırasında Sky News televizyonuna verdiği mülakatta, “Operasyon sürdükçe ve Gazze’de sivil kayıplar arttıkça Batı ülkelerindeki kamuoyunun endişeleri artıyor ve İsrail’e gittikçe daha az sempatiyle bakılmasına sebep oluyor” ifadelerini kullandı. Al Jazeera'da yer alan haberde Hammond, “İsrailli yetkililere, meşru bir şekilde kendilerini savunma haklarını yerine getirirken kayıpları en aza indirmeleri çağrısında bulunuyorum” dedi. İsrail’in Gazze’deki saldırıları başladığı günden bu yana Batı ülkeleri İsrail’e açıktan destek vererek, Tel Aviv’in meşru savunma hakkını kullandığını öne sürüyor. Batı ülkelerinden yapılan açıklamalarda İsrail’e hemen hemen hiç eleştiri yapılmazken Hamas kınanıyor. Gazze'de sivillere yönelik saldırısını aralıksız sürdüren İsrail ordusu son olarak Birleşmiş Milletler'e ait bir okulu vurdu. Saldırılardan kaçan sivillerin sığındığı okulda çoğu çocuk en az 15 kişi öldü, 120'den fazla kişi yaralandı. Gazze'de 7 Temmuz'da başlayan İsrail saldırılarında şimdiye kadar en az 774 Filistinli öldü, 5 bine yakın kişi yaralandı. Bölgede ateşkes sağlanması için diplomatik girişimler de sürüyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry , Gazze'de ateşkes konusunu görüşmek için dün Kahire’deydi. Burada Mısırlı mevkidaşı Sami Şükri ile bir araya gelen Kerry, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile telefonda görüşmüştü. Filistin haber ajansı WAFA'ya göre, görüşme sırasında Kerry ve Abbas herhangi bir ateşkes anlaşmasının Mısır'ın girişimiyle uyumlu olması gerektiği konusunda aynı görüşü paylaşmıştı. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ise salı günü, Gazze'deki şiddetin durması için İsrail ile Hamas arasında yaptığı ateşkes çağrısını yinelemişti.T24
Reklam
'Erdoğan'a Verdiğim Cemaat Listesinin Başında Ali Fuat Yılmazer Vardı'
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, görevi sırasında cemaat yapılanmasıyla ilgili Başbakan Erdoğan'a bir liste verdiğini ve bu listenin başında, şimdi gözaltında olan İstihbarattan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer 'in olduğunu söyledi. Star Haber Genel Yayın Yönetmen i Nazlı Çelik' in sorularını yanıtlayan Başbuğ, Emniyet mensuplarına yönelik 'paralel yapı' operasyonu ile ilgili, 'Bu gözaltılar sadece 17 ve 25 Aralık süreciyle mi ilişkili kalacak?' diye sordu. Başbuğ, Yılmazer'in, 'Başbuğ'un tutuklanması talimatını Başbakan verdi' sözlerini ise 'İnanmıyorum' diyerek değerlendirdi. ''Paralel yapı'ya yönelik operasyonları izlerken neler hissettiniz?' sorusuna, 'Karmaşık duygular içindeyim' yanıtını veren Başbuğ’un, söyleşinin ilk bölümü şöyle: Türkiye ‘gözaltı dalgası’ deyimiyle Egenekon'da tanışmıştı. ‘Paralel yapı’ya yönelik operasyondaki gözaltıları gördüğünüzde ne hissettiniz? Samimi olarak söylemek gerekirse, karmaşık ve tuhaf duygular içindeyim. Neden derseniz, bir tarafta Ergenekon, Balyoz, Oda tv, Poyrazköy gibi davalarda önemli rol oynadıkları ifade edilen o günün polis şefleri gözaltında. Diğer taraftta, özellikle gözaltına alınma süreçlerinde yaşananlara bakarsanız, insanı tedirgin eden bir durum. İnsanı çok mutlu eden görüntüler değil. Tabi şunu da ifade etmek lazım, ‘efendim bu görüntüler daha önce de yaşandı’. Evet ama, daha önce yaşanan yanlışlıklar bugünün yanlışlıklarına mazeret olmamalı. Dolayısıyla ben gerçekten karmaşık düşünceler içindeyim. Hatırlarsınız, 7 Mart 2014 günü cezaevinden çıkarken, ‘Bizlere gerçekten büyük haksızlık, büyük zulüm yapıldı. Ama, bütün bunlara rağmen biz hiçbir zaman intikam ve kin duyguları içinde değiliz' demiştim. Ama bir isteğimiz var. TSK'ya karşı yapılan, yaşatılan bu komploların mutlaka planlayıcılarının, icracılarının ve destekleyicilerinin bulunup adalet karşısına çıkarılarak adil yargılanmasını istiyoruz. Bizim isteğimiz bu. Başbakan operasyonun genişleyebileceğini söyledi, bundan sonraki süreçle ilgili ne düşünüyorsunuz? Süreci takip ediyoruz. Aslında ilk sorunuzun devamı olarak bir noktaya değinmek isterim. Ben 6 Ocak 2012 günü tutuklanmıştım. Tutuklanmamdan önce benim hakkımda 4 Ocak 2012 tarihli bir tespit raporu hazırlanıyor. Bu raporu hazırlayan, şu anda gözaltına alınanlardan biri. Rapora bakıyoruz 41 sayfa. Sonra, savcının benimle ilgili hazırladığı iddianameye bakıyoruz, 39 sayfa. Bu da işin bir garip yönü. Yani hep söylendi ya, ‘polisler raporları hazırladılar’ diye. Tespit tutanaklarını hazırladılar ve bunlar adeta iddianameye dönüştü. Bu da bir noktada insanı gerçekten düşündürüyor. Sorunuzla devam edersek, salı günü gerçekten büyük boyutta emniyet güçlerine yönelik gözaltı olayları yaşadık ve devam da ediyor. Şimdi burada önemli olan soru bence şu: Salı günkü gözaltıların amacı ne? Acaba bu gözaltılar sadece 17 - 25 Aralık süreciyle mi ilişkili olacak ya da daha açık bir deyimiyle bu gözaltılar 17 - 25 Aralık süreciyle mi sınırlı kalacak. Bu tabiki doğru ve uygun yaklaşım olmaz. Ben böyle düşünüyorum. Bizim düşüncemiz, arzumuz ve isteğimiz, başta da ifade ettiğimiz gibi, bu gözaltına alınan emniyet mensuplarının büyük bölümünün silahlı kuvvetlere karşı yürütülen komplo davalarında rol aldığını görüyoruz... Siz bu mücadelenin neresindesiniz? Biz şunu istiyoruz. Silahlı kuvvetlere karşı işlenen komploların müsebbibleri de ortaya çıkartılsın ve yargılansın. Bu konuda atılacak adımların yanında oluruz. Gayet tabi buna karşı pozisyon almamız söz konusu değil. Yanında olmamız ve desteklememiz lazım, bunda hiç tereddüt yok. Bu soruşturmalar, 17 - 25 Aralık olaylarıyla sınırlı kalmamalı. Bu fevkalade yanlış olur. Bu arada yeri gelmişken, şunu söylemekte yarar var. Biz Türkiye'de her olayda olduğu gibi bu olayda da toplama bakıyoruz. Siyah beyaz gözlüğüyle bakılıyor. Artık siyah beyaz gözlüğüyle bakmaktan vazgeçmeliyiz. Ne demek mi istiyorum. Diyorum ki; önümüzdeki süreçte TSK'ya karşı yapılanların planlayıcıları, icracıları, destekleyicileri adalet karşına çıkarılsın. Bunun yanında, iddia edildiği gibi 17 -25 Aralık sürecinde de komplolar yapılmış ise, bu komplonun müsebbibleri de ortaya çıkarılsın, yargı karşısına çakırılsın. Ama bunun yanında, 17-25 Aralık sürecinde ileri sürelen ididalar da incelensin, bunlar da açıklığa kavuşturulsun. Dolayısıyla olaya bir bütün olarak bakmak lazım. Sadece kendi açınızdan baktığınız takdirde, siyah ya da beyaz görüyorsunuz. Anlatmak istediğim bu. TSK’ya yönelik yapılan tüm operasyonlarda ‘paralel yapı’ ya da cemaat hep dillendirildi. Siz ‘paralel yapı’yı ne zaman tehdit olarak gördünüz? ‘Paralel yapı’ demeyelim de cemaat diyelim açık olarak. MİT'in, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün istihbarat raporlarına baktığınız zaman, cemaatle ilgili bilgiler son yıllara kadar yer alıyordu. Biz bunları görüyorduk. Bu raporlarda yer aldığına göre risk ve tehdit olarak görülüyordu. Dolayısıyla bu durum yeni bir şey değil. Yıllarca görülen ve yaşanan bir durum. Ben hep şunun altını çizmek istiyorum. Milli ordu, TSK milli ordudur ve milli ordu niteliğine zarar verecek her türli risk ve tehditle mücadele etmek komutanların görevidir. Milli ordu dediğimiz zaman da, hep söylediğim gibi, ne etnik farklılıklar, ne mezhep farklılıkları olmamalıdır. Demek ki devlet cemaati risk olarak görmüş. Son yıllar hariç, MİT ve EGM raporlarına bakarsınız maddelerden biri cemaatle ilgilidir. Benim Genelkurmay Başkanlığı dönemimde üzerinde durduğum konu, milli ordudur. Milli orduda ne etnik ne de mezhepsel ayrımcılık vardır. Dışarıdan gelecek her türlü tehditlere karşı mücadale etmek komutanların görevidir. Bu nedenle, özellikle Genelkurmay Başkanı olarak 14 Nisan 2009'daki yıllık değerlendirme toplantısında cemaat konusuna açıkca değinmiştim. Genelkurmay Başkanılığı döneminde Başbakan ile yakın çalıştınız. ‘Paralel yapı’yla ilgili Başbakan ile paylaşımınız oldu mu? TSK'ya karşı yargı ve polis yoluyla yürütülen operasyonları yaşamaya başlayınca, bu operasyonun arkasında kimlerin olduğunu imkanlarımız dahilinde araştırmaya çalıştık. Çeşitli yerlerden aldığımız bilgiler, özellikle bu kompla operasyonunun arkasında emniyetteki bazı polis şeflerinin olduğunu gösteriyordu. Çeşitli kanallardan aldığımız bilgiler dahilinde, emniyetle ilgili bir liste hazırladık. Tabi düşünce ve endişelerimizi birkaç defa sayın Başbakan’la paylaştım. Ve bu polislerle ilgili kendisine bir liste verdik. Hatırladığım kadarıyla, bu listenin başında da, Ali Fuat Yılmazer var. Kendisi aldı, ilgileneceğini söyledi. Sonuç alamadık, gelişme olmadı. ‘Daha fazlası yapılabilirdi’ diyor musunuz? Evet yapılabilirdi. Bu polis şeflerinden bazıları Ahmet Şık ve Nedim Şener olayından sonra görevden alındı. Bunlar daha önce görevden alınabilirdi. Cezaevinden çıktıktan sonra Başbakan ile yüzyüze görüştünüz mü? Cezaevinden çıktığım akşam Sayın Başbakan beni aradı, telefonla görüşmemiz oldu. Bu görüşme esnasında, bir zaman diliminde benimle görüşmeyi azru ettiklerini söylediler. Ama bu görüşmenin gerçekleşmesi açısından karşı tataftan bir talep olmadı. Geriye dönüp baktığınızda, bir kırgınlık, kızgınlık var mı? Kimseye karşı kırgın olduğumu ifade edemem. Ancak, TSK komutanlığı yapmış biriyim. Dolayısıyla, TSK boyutuyla baktımda bizi rencide eden çok önemli konular var. Bunlardan bir tanesi, Genelkurmay Başkanı’na terör örgütü yeneticisi denmesi. Benim gibi yaptıkları çok ortada olan, sözleri ve davranışları herkes tarafından bilenen bir kişiye, darbeci denilmesi beni çok rahatsız ve rencide etti. İki sene Kara Kuvvetleri Komutanlığı, iki sene Genelkurmay Başkanlığı yaptım. Özellikle Genelkurmay Başkanlığı döneminde neredeyse her hafta Sayın Başbakan’la bir araya geldik. Bana ‘siyasiler arasında sizi en yakıyan tanıyan kimdir?’ diye sorulsa, Sayın Başbakan'ın tanımış olması gerekir derim. Ben 26 ay tutuklu kaldım, az bir süre değil. Sayın Başbakan, sizin tutuksuz yargılanmanız konusunda defalarca açıklama yaptı... Tutukluluk durumuma karşı net tavır aldı, bunda hiçbir tereddüttüm yok ancak bu tutukluluk 26 ay sürdü ve Sayın Başbakan bu süreçte, özellikle benim ve karargahımın darbeci olarak nitelenmesine karşı net bir tavır almadı. Burada da net bir tavır almasını beklerdim. Tutukluluk konusunu sordunuz, o konuya da açıklık getirmek lazım. Tutukluluğum polemik konusu yapıldı. Buna da bir açıklık getirelim. Ali Fuat Yılmazer'in açıklamaları oldu yakın bir zamanda. Ben 6 Ocak 10212 günü tutuklandım, cuma günü. Ben tutuklanacağımın haberini bir hafta önce aldım. Bir kaynak tarafından bilgi geldi, genellikle sağlıklı bilgilerdir ve doğru da çıktı. Bazı çevreler tutuklanmama bir hafta önce karar vermiş. Ali Fuat Yılmazer'in benim tutuklanmamla ilgili açıklamaları var, bunların üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Ali Fuat Yılmazer, ‘Başbuğ ile ilgili Başbakan atlimat verdi’ dedi. Yani tutuklama talimatını Başbakan’ın verdiğini söyledi... ‘Başsavcıvekili telaşlanarak bana geldi, böyle birşey var; benim ne yapmam lazım diye bana sordu. Dosya gereği neyse onu yapın dedim’ dedi. Bu konuşmalardaki ifadeler grçekten çok vahip. Bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Yani savcı, tutuklama kararı verip vermeden önce gidip emniyet mensubuna soruyor. Siz şimdi bunu nereye oturtacaksınız. Gerçekten çok vahim. Polis müdürüne sorması üzerine daha fazla söylenecek birşey olacağını düşünemiyorum. HUKUK yerle bir edilmiş, daha ne konuşacağız, ne söyleyeceğiz... Başbakan Ali Fuat Yılmazer'in açıklamalarını hemen yalanladı. ‘A’dan z'ye kadar yalan’ dedi. Daha sonra bana getirenen bilgiler işığında Başbakan'ın benim tutuklanmama yönelik böyle talimat verdiğine de inanmıyorum. Bugün TSK’ya karşı komplaları daha iyi anladığınızı söyleyebilir misiniz? Kesinlikle. Komplodaki bazı köşe taşlarını dikkate sunmakta yarar var. Şöyle ifade etmeye çalışacağım. Tarihler yalan söylemez. tarihleri karşınıza koyun, olayları daha iyi anlıyorsunuz. Olayların içindeyken fark edemiyorsunuz. 9 Kasım 2002'de Şemdinli olayı var, Ergenekon'un ön prototipi. 2006 yılına geliyoruz, Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası. 3 sefer peşpeşe. Niye bu önlenemedi? 17 Mayıs'a geliyoruz, Danıştay cinayeti. Danıştay’ın hemen akabinde Atabeyler. Suiklast kime, Başbakan'a. 2007 önemli yıl; Hrant Dink olayı. Ben aynı kanaati taşıyorum, cinayetteki parde arkasının açıklığa kavuşturulması gerek. Sabri Uzun, dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı. ‘Bilgi, rapor bana iletilmedi’ diyerek Ali Fuat Yılmazer'i suçluyor... T24
Reklam
Kızıl Gezegen Mars'ın En Detaylı Haritası Çizildi
ABD Jeoloji Araştırma Kurumu (USGS), kızıl gezegen Mars’ın bu zamana kadarki en detaylı haritasını çizdi.Bu zamana kadar hakkında elde edilen tüm bulgulardan yola çıkılarak hazırlanan , insanoğlunun Mars’a dair tüm bilgi birikiminin elle tutulur hale getirilmiş bir hali. Mars’ın yeryüzü şekillerinin yanı sıra, gezegenin ’nın Viking programından bu yana uğradığı değişimler de haritada gözler önüne seriliyor. Mars haritası, USGS’in sitesinden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Haritada, özellikle keşif aracı Curiosity’nin incelediği yerlere dair birçok bilgi yer alıyor.Haber7
Hindistan'daki "Ölüm Oteli"nden 20 İnanılmaz Fotoğraf
etiket
Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Varanasi, Hinduların yedi kutsal şehrinden biri. Ganj Nehri kıyısına kurulmuş şehre her yıl binlerce Hindu ölümü beklemek için geliyor. Ölümden sonra yakılarak Ganj’a bırakılacağını ümit edenler, ölüm-yaşam döngüsünden çıkarak nirvanaya ulaşacaklarına inanıyorlar. Sadece ölümü bekleyenlere hizmet sunan 'Kurtuluş Evi'!
Başbakan Erdoğan: 'Kimse Türkiye'ye İstikamet Çizemez'
Başbakan Erdoğan, '17 Aralık'ta yapamadıklarını monşer bir adayla başarmak istiyorlar. Kimse Türkiye'ye istikamet çizemez' dedi.ANKARA Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı yanında düzenlenen mitingde konuşuyor. Başbakan Erdoğan, 'CHP, MHP, monşer adayları bizi sadece Arap halklarına destek vermekle, Türkmenlere destek vermemekle suçluyor. Bu monşer aday, çıkıyor, 'Türkiye Gazze'de hiçbir şey yapmıyor', 'Gazze'yi bırak Türkmenlere bak' diyor. Bir yandan İsrail zulmüne çanak tutuyor, bir yandan da tam partisi CHP, MHP gibi irkçılık yapıyor. Biz Türkmen kardeşlerimizi madden, manen destekledik desteklemeye devam ediyoruz. Türkmen kardeşlerimize desteği sürdürdük. TİKA, Kızılay, AFAD, THY, AA, TRT ile dünyanın her tarafına ulaştık' dedi. Başbakan Erdoğan, 'CHP ve MHP'nin monşer adayı kısa sürede partilerine uyum sağladı. Yalanlarının bini bir para. Bu monşerin yalan, iftiralarının peşine düşecek değilim, kendisini de zaten muhatap da almıyorum. Partisi CHP, MHP gibi ırkçılık yapıyor. 2 dönem genel sekreterlik yaptı, geride ismini bile bırakamadı. 17 Aralık'ta yapamadıklarını monşer bir adayla başarmak istiyorlar. Kimse Türkiye'ye istikamet çizemez. CHP'nin, MHP'nin, bu monşer adayın, Pensilvanya medyasının yalanlarına inanmayın. Bunlar, İsrail zulmünü örtmenin, perdelemenin peşindeler. İsrail oradan vuruyor, bunlar buradan vuruyor. Er ya da geç kazanan mazlumlar olacaktır'dedi. Başbakan Erdoğan, 'MHP'nin iktidarda olduğu dönemde CHP'nin yavrusuyla beraber dünyada yaptıkları yardım 45 milyon dolardı. Şimdi bizim yaptığımız ne biliyor musunuz, 3.5 milyar dolar. Neredeyse 1'e 9 artırdık' dedi. Başbakan Erdoğan, 'TİKA, Kızılay, AFAD, AA, TRT şartları zorlayarak Gazze'de faaliyet yapıyorlar. Bunu davul zurnayla yapmıyoruz' dedi. Başbakan Erdoğan, 'Başbakanı, bakanları dinleyenler, paralel devletin aktörleri ortaya çıkmaya başladı. Sonuna kadar devam edeceğiz' dedi. Başbakan Erdoğan, 'İsrail bu kafayla giderse kesinlikle uluslararası mahkemelerde yargılanacaktır. Bunu da göreceğiz. Bunun mücadelesini Türkiye olarak vereceğiz' dedi. Muhabir: Aylin SırıklıAA
Reklam
Assassin's Creed Unity'den Yeni Tanıtım Videosu
Ubisoft firması için tanıtım videoları ve küçük belgeselvari videolar yayımlamayı çok sevdiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü muhtemelen piyasadaki tüm firmalardan daha çok tanıtım yapıyorlar ve ellerindeki malzemeyi pazarlamayı gerçekten iyi bildikleri de bir gerçek.Şimdi de aynı durum Fransız İhtilali sırasında geçecek olan ve Anvil Engine ile birlikte PC, PlayStation 4 ve Xbox One platformları için hazırlanan Assassin’s Creed Unity için gerçekleşiyor. Geçtiğimiz günlerde yeni bir oynanış videosu yayımlayan firma şimdi de beş dakikalık yeni bir tanıtım videosu ile daha karşımıza çıktı.Yeni tanıtım videosu ile birlikte yeni nesil konsollara geçişin oyuna neler kattığı, görsellerin nasıl hazırlandığı ve daha detaylı, zengin bir dünya yaratmak için yeni nesil konsolların ne kadar önemli olduğu gibi konulara değiniliyor denebilir.Açıkcası videonun bir hayli iyi göründüğünü söylemek gerek. Yine de son dönemlerde yayımlanan tanıtım videolarında hangi görüntülerin gerçekten oyun içi olduğunu anlamak bir hayli zor hale geldi.Sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri 28 Ekim tarihinde piyasaya sürülecek olan Assassin’s Creed Unity’nin yeni tanıtım videosu ile başbaşa bırakalım.Süper Karga
İsviçre Federal Mahkemesi'nden Fenerbahçe'ye Kötü Haber
İsviçre Federal Mahkemesi, Fenerbahçe'nin CAS kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararını, UEFA'nın, Fenerbahçe'nin haklı çıkması halinde her türlü tazminatı ödemeyi kabul edeceği beyanı üzerine reddetti.İsviçre Federal Mahkemesi (İFM) , CAS ve UEFA'nın savunmalarını Fenerbahçe Kulübü'ne bugün tebliğ etti. İFM, bu savunma ve beyanlara karşı beyanda bulunmak üzere Sarı-Lavivertli kulübe 5 Ağustos 2014 tarihine kadar süre verdi. Bu arada verilen beyanda UEFA, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün davayı kazanması halinde her türlü tazminatı ödemeye hazır olduğunu İFM'ye bildirdi. İşte Fenerbahçe'nin yaptığı açıklama İşte o açıklama İsviçre Federal Mahkemesine yaptığımız başvuru üzerine; UEFA VE CAS'ın savunma ve beyanları tarafımıza 24.07.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu savunma ve beyanlara karşı beyanda bulunmak üzere kulübümüze 5 Ağustos 2014 tarihine kadar süre verilmiştir.Bununla birlikte dosyada yer alan yürütmeyi durdurma talebemiz ise, UEFA'nın Fenerbahçe Spor Kulübü'nün davayı kazanması halinde her türlü tazminatı ödemeye hazır olduğuna dair beyanı kapsamında, mahkeme başkanının bu aşamada ileride telafisi imkansız zararların oluşmadığı gerekçesiyle uygun görülmeyerek, dosya yüksek mahkeme heyetinin nihai kararına sunulmuştur. Kamuoyuna duyurulur. Saygılarımızla, skorerFenerbahçe Futbol A.Ş
Reklam
Venedik Film Festivali'nde İki Türk Yönetmen
Bu yıl 71. kez düzenlenecek, Avrupa'nın üç büyük film festivalinden biri olan Venedik Film Festivali'nin ana yarışma listesi açıklandı. Listede Fatih Akın ve ilk filmini çeken Kaan Müjdeci bulunuyor Bu yıl 27 Ağustos - 6 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek 71. Venedik Film Festivali'nde gösterilecek filmler, Venedik Bienali başkanı Paolo Baratta ve Venedik Film Festivali direktörü Alberto Barbera tarafından Roma'daki St. Regis Oteli'nde düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı. Festivalin ana yarışmasında, Fatih Akın'ın, Mardinli bir Ermeni demircinin 1915 Olayları ile ailesinden ayrı düşmesini ve Havana'dan Kuzey Dakota'ya uzanan yolculuğunu anlatan, ilk iki bölümü 'Duvara Karşı' ve 'Cennetin Kıyısında' olan 'Aşk, Ölüm ve Şeytan' üçlemesinin üçüncü filmi 'The Cut' ile Kaan Müjdeci'nin, 11 yaşındaki Aslan adlı bir çocuk ile Sivas isimli bir kangalın bozkırda geçen hikayesini anlatan ilk filmi 'Sivas' filmleri yer alıyor. Kaan Müjdeci'nin ilk filmi 'Sivas', 11 yaşındaki bir çocukla kangal cinsi bir köpeğin hikayesini anlatıyor. Ana yarışmada yer alan diğer filmler arasında deneyimli İsveçli yönetmen Roy Andersson'un çektiği, kesilmemiş 40 sekanstan oluşan ve Eurimages'dan şu ana kadar bir İskandinav filminin aldığı en büyük maddi desteği alan 'En duva satt på en gren och funderade på tillvaron / A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence', Endonezya'da komünistlere karşı uygulanan kıyamı konu alan 'The Act of Killing' belgeseli ile birçok ödül alan Joshua Oppenheimer'ın, yine aynı konuya başka bir açıdan eğilen çalışması 'The Look of Silence', Andrew Niccol'ün Ethan Hawke ve Bruce Greenwood ile çektiği, bir insansız hava aracı pilotunun işini sorguladığı savaş karşıtı film 'Good Kill', geçtiğimiz sene festivallerde eleştirmenlerin büyük beğenisini kazanan küçük Amerikan bağımsızı 'Prince Avalanche'in yönetmeni David Gordon Green'in Al Pacino, uzun süredir ortalarda gözükmeyen Holly Hunter ve Harmony Korine'ı oynattığı, Teksas'ın küçük bir kasabasında aşkı bulamayan bir çilingiri konu alan 'Manglehorn' ve Meksikalı ünlü yönetmen Alejandro Gonzalez Inãrritu'nun Michael Keaton, Zach Galifianakis, Edward Norton, Andrea Riseborough, Amy Ryan, Emma Stone ve Naomi Watts gibi yıldızların rol aldığı filmi 'Birdman' bulunuyor. Klasikler bölümünde 'Gelin' Ömer Lütfi Akad'ın '70'lerin ortasına damgasını vuran 'Gelin-Düğün-Diyet' üçlemesinin ilk filmi 'Gelin' (1973), Erman Film tarafından restore edilmiş versiyonuyla festivalin 'Klasikler' bölümünde gösterilecek. Klasikler bölümünde gösterilecek, restore edilmiş 18 uzun metrajlı ve 3 kısa metrajlı film arasında, Joseph L. Mankiewicz'in, Marlon Brando ve Frank Sinatra'nın başrolde olduğu ünlü komedisi 'Gönül Yolu / Guys and Dolls' (1955), François Truffaut'nun Antoine Doinel serisinden 'Çalınan Buseler / Baisers volés' (1968), Vittorio de Sica'nın yaşlı bir adam ve köpeğini konu alan başyapıtı 'Umberto D.' (1952), Roman Polanski'nin ünlü Macbeth uyarlaması 'Kanlı Saltanat / The Tragedy of Macbeth' (1971), Ettore Scola'nın, Mussolini ve Hitler'in tanıştığı gün tanışan iki kişiyi konu alan 'Özel Bir Gün / Una giornata particolare'si (1977) ve Anthony Mann ile James Stewart'ın birlikte çalıştığı western 'The Man from Laramie' (1955) yer alıyor. Başkanlığını günümüzün en başarılı film müziği bestecilerinden Alexandre Desplat'nın yaptığı jüride İngiliz aktör Tim Roth, Çinli aktris ve yönetmen Joan Chen, Alman yönetmen Philip Groning, Avusturyalı yönetmen Jessica Hausner, Hindu yazar Jhumpa Lahiri, İngiliz kostüm tasarımcısı Sandy Powell, Filistinli yönetmen Elya Süleyman ve İtalyan senarist ve yönetmen Carlo Verdone yer alıyor. Festivalin sinema dilini farklı şekillerde kullanan filmlerin yarıştığı Orizzonti (Ufuklar) bölümünün jürisinde ise Türkiyeli sinema yazarı ve Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Derneği (FIPRESCI) Başkanı Alin Taşçıyan bulunuyor. Film festivalinde ana yarışmada yarışacak filmlerin tam listesi: ' Birdman ' - Alejandro Gonzalez Inarritu (ABD - Fransa - Açılış filmi) ' The Cut ' - Fatih Akın (Almanya) ' En duva satt på en gren och funderade på tillvaron / A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence ' - Roy Andersson (İsveç) ' 99 Homes ' - Ramin Bahrani (ABD) ' Ghesse-ha / Tales ' - Rakhshan Bani E’Temad (İran) ' La Rançon De La Gloire ' - Xavier Beauvois (Fransa) ' Hungry Hearts ' - Saverio Costanzo (İtalya) ' Pasolini ' - Abel Ferrara (Belçika - İtalya - Fransa) ' Manglehorn ' - David Gordon Green (ABD) ' Trois coeurs / Three Hearts ' - Benôit Jacquot (Fransa) ' Belye nochi pochtalona Alekseya Tryapitsyna / The Postman’s White Nights ' - Andrei Konchalovsky (Rusya) ' Sivas ' - Kaan Müjdeci (Türkiye) ' Anime Nere ' - Francesco Munzi (İtalya) ' Good Kill ' - Andrew Niccol (ABD) ' Loin des hommes ' - David Oelhoffen (Fransa) ' The Look Of Silence ' - Joshua Oppenheimer (Danimarka) ' Fires On The Plain ' - Shin'ya Tsukamoto (Japonya) ' Chuang ru zhe / Red Amnesia ' - Xiaoshuai Wang (Çin)Selay Sarı / Milliyet Sanat
Reklam
Gelmiş Geçmiş En Karizmatik 30 Roman Karakteri
etiket
Elbette sizin dediğiniz de olmalıydı, tabii ki onu da unutmamalıydık ama maalesef yerimiz kısıtlı. Gönül ister ki tüm karizmatik roman karakterlerini burada toplayalım ama olmuyor işte. Sizler için 30 tanesini seçmeye gayret ettik.
"Uludere'ye Gözyaşı Dökemeyenlerin Gazze'ye Gözyaşı Dökmeye Hakları Yok"
ŞIRNAK'ın Uludere İlçesi Irak sınırında düzenlenen hava operasyonunda ölen 34 kişinin ailelerini ziyaret eden CHP Ankara Milletvekili ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi Levent Gök, '34 kendi yurttaşının öldürüldüğü bir olayda gözyaşı dökmeyenlerin Gazze'de gözyaşı dökmeye hakkı yoktur' dedi. CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Uludere'nin Irak sınırında 28 Aralık 2011 gecesi düzenlenen hava operasyonunda ölen 34 kişinin ailelerinin oturduğu Uludere'nin Gülyazı Köyü'ne gitti. Ailelelerin karşıladığı Gök'ün ziyareti sırasında duygusal anlar yaşanırken, ölenlerin mezarları ziyaret edildi. Mezarlıkta aileler adına konuşan Ferhat Encü, her hafta olduğu gibi bu haftada kardeşlerinin mezarları başında adalet nöbeti tuttuklarını belirterek, şöyle dedi; '34 yakınımızı katledenlerden hesap sormak için 134 haftadır Roboskili aileler olarak bir an olsun mücadelemizden vazgeçmedik. Ne yazık ki yaşadığımız katliamın üzerinden sadece zaman geçmiş, yapılan tüm adli ve idari soruşturmalar da belli olan failler aklanmış ve korunmuştur. Başbakan ve mevcut iktidar partisince bugüne kadar bizlere verilmiş olan sözler tutulmamış. Askeri savcılığa yaptığımız itirazın reddedilmesi sonucundan davamızı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdık.' Encü, Gazze'de yaşanan insanlık dramını kabul edilemez bulduklarını ve bu katliama sessiz kalanları da kınadıklarını belirterek, Gök şahsında kendilerini yalnız bırakmayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na teşekkür etti. CHP'li Gök ise, bir acının kendilerini birleştirdiğini, yaşamını yitirenlerin kardeşleri olduğunu söyledi. Olayı gerçekleştirenlerin, emir verenlerin, bunu uygulayanların belli olduğunu söyleyen Gök, 'Bu hava harekatında öldürülen 34 yurttaşımız açısından bu olay Ankara'nın karanlık dehlizlerinde kalmayacak denildi ama, 2 yıl 7 ay sonra geldiğimiz nokta adli Meclis İnsan Hakları Komisyonu ve idari aşamasında Roboski katliamı kapatıldı. Sizi adalet arayışlarıyla baş başa bıraktılar. Sizi adalet arayışında baş başa bırakanlar utansınlar' dedi. srail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılara değinen Gök, şöyle konuştu: 'Elbette Gazze'de öldürülen herkes, dünyanın neresinde öldürülürse öldürülsün masum insanlar, her ölümü acıdır ve biz her ölümün arkasında gözyaşı dökeriz. Ama 34 kendi yurttaşının öldürüldüğü bir olayda gözyaşı dökmeyenlerin Gazze'de gözyaşı dökmeye hakkı yoktur. Önce 34 gencecik fidanımızın hesabını bir verin. O hesabı vermeden bu dosya kapatarak kimse başka yerde sahte gözyaşı dökmesin. Bu vatan toprakları Türkiye'nin değil mi? Burada öldürülenler bu vatanın eşit yurttaşı değil mi? Niçin adaletten pay alamıyorsunuz. Çükü, devletin bütün üst kademesi bu olayın sorumluluğunu taşıyor da ondan. Olay bu kadar açık ve net. Sanmayın ki bu olay kapandı. Bu olay daha yeni başladı. Türkiye kamuoyu, Türkiye vicdanı, bütün dünya kamuoyu daha çok ilgiyle izliyor. İnsanlık vicdanı bir gün mutlaka hesap sorar. Türkiye'de milyonlarca nisanın yüreği sizlerle atıyor. Sizler yalnız değilsiniz, bu olayın hesabını sorana kadar beraber olacağız. Eğer biz bu olayın hesabını soramasak, devlet devlet olmaktan çıkar, adalet adalet olmaktan çıkar. Bir devlet, adaletle ayakta durur. Adaletin olmadığı hiçbir devlet ayakta duramaz. Ben Ankara'dan sizlerin bulunduğu sınırın sıfır noktasında sizlerleyim niçin adalet için. Niçin insan hakları için.' CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, çocuklarını kaybeden Uludere'li ailelerin geçen ay Soma'da bir iş cinayetinde öldürülen 301 madencinin acısını paylaşmak için Soma'ya gittiğini hatırlatarak, 'Dediniz ki; ülkemizin doğusunda yaşıyoruz ama batısındaki acıda bizimdir. Bu devlet bu kadar mı kördür. Bu devlet bu kadar mı insafsızdır. Sizlerin acısını niçin görmüyor sizlerin acısını niçin adalet terazisinde tartılmasına engel oluyor' dedi. Gök, olayı unutmayacaklarını belirterek, 'Yürekli duruşunuz, dik duruşunuz nedeniyle sizi kutluyorum. Verilen paraları reddettiniz. Sizler sadece yavrunuza bir kez daha sarılmak istiyordunuz. Onların günlük kazancı 50-100 lira idi. Zaten burası fakir ve yoksul bir yer. Tarım yok, ticaret yok. Onları kucaklayamadan öbür dünyaya gönderdiniz. Onlar öldükten sonra da acil yardım gitmedi. Onlar yine arkadaşları tarafından katır sırtlarında hastaneye götürüldüler. Böyle bir ayıp Türkiye'de yaşanan en büyük ayıplarından bir tanesidir' diye konuştu. CHP PM üyesi Hüseyin Yaşar ve Şırnak İl Bşkanı Mehmet Uğur'un eşlik ettiği Gök, daha sonra köyden ayrıldı. Ebubekir KARATOPRAK/ŞIRNAK, (DHA)
Kapalıçarşı'da Alarm Zilleri Çalıyor
DÜNYANIN en büyük ve en eski alışveriş merkezi, 553 yıllık Kapalıçarşı alarm veriyor.Geçtiğimiz Cumartesi günü yağan aşırı yağmurda içindeki kemerlerden bazılarında 10 santimetriye aşan çatlaklar oluşan Kapalıçarşı'nın havadan yapılan çekimleri, büyük bir tehlikeyi ortaya çıkardı. 3 bin 600 dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı’nın çatısının adeta bir klima ve çanak anten tarlası haline geldiği görüldü. Ayrıca tonlarca su taşıyan onlarca su deposunun da çatıya gelişi güzel yerleştirilmiş, bazıları de bacaların üzerine konulmuş durumda. Tonlarca ağırlıktaki su depoları ile yüzlerce klima ve çanak antenlerin eski olan binaya aşırı yük bindirdiği, bir çökme yaşanması durumunda facia yaşanabileceği belirtildi. ÇATLAKLAR 10 SANTİMETREYİ GEÇTİ, BAZI YERLER DESTEKLE AYAKTA DURUYOR Beyazıt, Nuruosmaniye ve Mercan üçgeninde yer alan 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni, 16 hanı ve içindeki 3 bin 600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi olan ve 22 kapısı bulunan Kapalıçarşı, geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul'da yağan ve pek çok yerde su baskınlarına sebep olan aşırı yağıştan nasibini aldı. Yağan yağmurun ardından Kapalıçarşı’nın tavanında yaklaşık 2 yıl önce oluşan çatlaklar, büyüyerek bazı yerlerde 10 santimetreyi geçti. Çökme tehlikesi geçiren iç tavan kemerlerinden bazıları demirle desteklendi. HAVADAN YAPILAN ÇEKİMLER TEHLİKEYİ ORTAYA ÇIKARDI 110 bin 868 metre kare bir alana sahip olan 45 bin metre kare kapalı alanı bulunan ve her gün 300 ile 500 bin kişinin ziyaret ettiği Kapalıçarşı'nın havadan yapılan çekimlerinde ise büyük bir tehlikeyi ortaya çıktı. Binanın çatısının bir klima ve çanak anten tarlasını benzediği görüldü. Asıl büyük tehlikeye sebep olabilecek tonlarca su alabilen dev plastik su depolarının çatının üzerine gelişi güzel yerleştirilmesi. Bazı bölümlerde su depolarını koyacak yer bulamayan esnafın bunları, binanın bacaları üzerine monte ettiği gözlendi. Arıza yapan klima ve çanak antenleri tamir etmek için hemen hemen her gün dev alışveriş merkezinin çatısına çıkan servis elemanlarının da çatıya zarar verdiği belirtildi. ÇATI JAMES BOND FİLMİYLE GÜNDEME GELMİŞTİ 2012 yılında James Bond serisinin 24. filmi olan “Skyfall”'ın çekimlerine ev sahipliği yapan Kapalıçarşı’nın çatısının durumu çekimler sırasında gündeme gelmişti. O tarihlerde binanın çatısının ve içinin restarasyonun yapılmasına karar verilirken, binanın tarihi bir yapı olması ve gerekli izinler için başlatılan çalışmalar bürokrasinin çarkları arasında kaybolmuştu. En son 2014 yılının Mart ayında Fatih Belediyesi tarafından yapılan açıklamada Kapalıçarşı'nın aslına uygun olarak sil baştan restore edileceği ve bunun için 200 milyon lira harcanacağı duyrulmuştu. Ancak dün DHA Gökyüzü kamerasıyla yapılan çekimlerde binanın çatısında herhangi bir çalışma olmadığı, sadece bozulan klimaları tamir ettiğini öğrenilen 3 kişinin dolaştığı görüldü. KAPALIÇARŞININ TARİHİ İstanbula’a gelen turistlerin mutlaka uğradığı 110 bin 868 metrekarelik alanı kaplayan ve 45 bin metre kare kapalı alanı bulunan Kapalıçarşının çekirdeğini iki bedesten oluşturuyor. İç Bedesten, yani Cevahir Bedesteni tarihçiler arasında tartışmalı olmakla beraber büyük olasılıkla Bizans’tan kalma bir yapı olup 48 m x 36 m ölçülerinde. Yeni Bedesten ise 1461 yılında yaptırılmaya başlanan Kapalıçarşı’nın ikinci önemli yapısıdır ve Sandal Bedesteni olarak anılıyor. Burada bir yolu pamuk , bir yolu ipekten dokunan ve Sandal adı verilen kumaş satıldığı için Sandal Bedesteni ismi verilmiş. Fatih Sultan Mehmet’in Kapalıçarşı’nın inşaatına başladığı yıl olan 1461, Kapalıçarşı’nın kuruluş yılı olarak kabul görmüş. Asıl büyük çarşı ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından ahşap olarak inşa ettirilmiş. Eski zenginlerin mücevher , kıymetli maden , kürk ve murassa silah gibi değerli eşyalarının yanı sıra devlet hazinesinin büyük kısmı da buralardaki kasalarda muhafaza edilirdi. Evliya Çelebi burayı muazzam güçlü bir kale gibi tanımlamıştı. Ali AKSOYER-İlhan PARÇALI/İSTANBUL,(DHA)
Reklam