Tüm Cihazlar İçin Tek Bir Windows Geliyor
Microsoft, bilgisayar, telefon, tablet ve Xbox için tek bir işletim sistemi geliştirip, bu cihazlar arasındaki uyumu olabilecek en iyi seviyeye çıkaracak. Uzun bir süredir kulaktan kulağa yayılan tüm cihazlar için tek bir Windows söylentisi, firmanın finansal çeyrek sonuçlarını açıkladığı toplantıda Microsoft CEO’su Satya Nadella tarafından doğrulandı. Satya Nadella’ya göre, her cihazla uyumlu çalışabilecek bir Windows üzerinde çalışan Microsoft’un amacı, mağazaları, tecrübeyi ve uygulama geliştiricilerini tek bir çatıda toplamak. OneCore adını alacağı söylenen Windows sürümü, tüm segmentleri tek bir mimaride bir araya getireceği için uygulama geliştiricilerinin işini kolaylaştıracak. Windows’lu telefon için geliştirdikleri bir uygulama, otomatik olarak bilgisayar ve tabletle de uyumlu olacak. Nadella, Windows’un bu radikal değişikliğe zaman uğrayacağını açıklamazken, Windows 9′un beklendiği tarihte bilinen özellikleriyle piyasaya sunulacağı düşünülüyor.stuff
Yüksek Hızlı Tren Arızası 'Geziciler'in Sabotajı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da içinde bulunduğu Yüksek Hızlı Tren (YHT) Kocaeli girişinde arıza yaptı. Seyir teli (Katener) koptuğu için arızalanan tren arıza nedeniyle bir süre durduktan sonra yeniden hareket etti. Trenin durmasının ardından sosyal medyada fırtına esmeye başladı. Bir kısım sosyal medya kullanıcıları Yüksek Hızlı Tren'in durmasını eleştirirken, bir kısım kullanıcılar da olası bir hata olduğunu vurguladı. Ancak en ilginç yorum Sky360 Haber Müdürü Samed Karagöz'den geldi. 'Geziciler yine sahnede... Marmaray'da kolu çektiler, İzmit'te hattı kestiler' diyen Samed Karagöz, sosyal medyada alay konusu oldu. CNN Türk
Serbest Bırakılan Emniyet Amirinden Açıklama: 'Allah Bizim Belamızı Versin'
22 Temmuz Operasyonu kapsamında tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilip serbest bırakılan ve aralarında Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit'in de bulunduğu 6 polis adliye önünde açıklama yaptı. 'YALAN FIRTINALARI, İFTİRA BORANLARI' Mahkemedeki sorgusunun ardından serbest kaldıktan sonra Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde kendilerini bekleyen kalabalık polis ailelerinin yanında açıklama yapan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit, 'Ağabeylerimle, müdürlerimle gözaltına alınan polislerden biriyim. Bugün serbest kaldık. Yalan fırtınalarının, iftira boranlarının estiği bu dönemde gerçeği birazcık dillendirmenin, hak ve hakikat aşığı, bizi seven dertli, ince, nahif gönüllere bir nebze olsun su serptiğini bildiğimiz için, bugün bu konuşmayı yapıyorum' diyerek sözlerine başladı. 'KURTULDUK DEDİKLERİ YERDE ELLERİMİZLE YAKALARINDAN TUTACAĞIZ' Yiğit, 'Öncelikle bütün Türkiye şahit olsun; bizi çok üzen, yaralayan bir konu bu. Şöyle bir andımız var; eğer Allah katında rüşvet, yolsuzluk, irtikap, usulsüzlük, hırsızlık değilse, bu bize yapılanlar zulüm değilse, biz hakkımızı bize bunları yapanlara helal ediyoruz. Analarının ak sütü gibi helal olsun. Ancak Rabbimiz de 'Evet bu yapılanlar hırsızlıkları örtmek için size yapılan bir zulümdür' derse, and olsun, Sırat'ta vallahi billahi bize bunları yapanları tam geçip 'Kurtulduk' dedikleri yerde bu ellerimizle yakalarından tutacağız' dedi. Yiğit'in bu sözlerine, yakınları, “İnşallah' diyerek destek verdi ve alkışladı. Bu sırada bazı ailelerin ağladığı görüldü. 'ONLARI ÖYLE SARSACAĞIZ Kİ...' Kadri Cemil Yiğit, 'Onları öyle sarsacağız ki, 'Keşke biz dünyada bir zalimin kuyruğuna takılıp gidenlerden olmasaydık' diyecekler' diyen Emniyet Amiri Yiğit, 'Bizim en ağrımıza gidenler, en çok damarımıza dokunan hadiselerden bir tanesi bize 'İsrail ajanı' denilmesi. Selam ve Tevhid dosyası kamuoyu ile paylaşılsın, kimin İsrail, kimin İran ajanı olduğu ortaya çıksın. Eğer biz İsrail ajanıysak, Allah bizim belamızı versin. Ama eğer siz ajansanız, Allah sizin belanızı versin. Allah'a ve ahiret gününe inanan herkes burada amin desin' dedi ve aileler hep bir ağızdan 'Amin' dedi. 'BİZ BU ÜLKEYİ EMANET ALDIK' Yiğit, 'Bizim babalarımıza sorun. Onlar dilleri sürçmeden, şaşırmadan şunu diyecekler: 'Biz çocuklarımızın boğazından haram lokma geçirmedik'. Biz yediğimiz helal lokmaların hakkını vermek için, kimimiz daha çocuk yaşında polis kolejine, kimimiz ilkgençliğinde polis akademisine, bu memlekete kefenimizle değil, kefensiz kurban olmak için girdik. Biz bu ülkeyi tek parça olarak ve üzerinde sadece ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı bir ülke olarak emanet aldık. Kimsenin farklı emellerine bu emaneti alet etmeyeceğiz. Ve çocuklarımıza da yine tek parça olarak üzerinde ay yıldızımızın dalgalandığı bir ülke olarak teslim edeceğiz' diye konuştu. 'OY VERDİĞİMİZ PARTİYE DARBE YAPMIŞSAK ALLAH BELAMIZI VERSİN' Operasyon hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kadri Cemil Yiğit, şöyle devam etti: 'Yapılan bu operasyonlar Türkiye'de vesayete, darbecilere, terör örgütlerine karşı kahramanca mücadele vermiş emniyet teşkilatımızdaki müdürlerimizi, arkadaşlarımızı zor durumda bırakmak, itibarsızlaştırmak için yapılmış bir operasyondur. Tasfiye edilen biz, memuruz, bürokratız. Yani iki dudağınızın ucunda bizleri tasfiye ediyorsunuz ama, arkasından bizleri yok etmeye çalışıyorsunuz. Çünkü bizden bu kadar korkuyorsunuz. Bu ülkede darbecilere operasyon yapan insanlar, şimdi yaşadığımız süreçte gördük ki, bunu sadece arkalarında bu millet varken yapmışlar. Meğer başkaları yokmuş bizim arkadaşlarımızın arkalarında. Darbecilere operasyon yapan müdürlerimiz, amirlerimiz bugün darbeci oldu, cunta olarak anılıyorlar. Biz ve ailelerimizin, belki de çoğumuzun 4-5 seçimdir oy verdiğimiz partiye darbe yapmışsak, Allah bizim belamızı versin. Ama yapmamışsak ve halkımıza cunta olarak, darbeci olarak tanıtılıyorsak, bize bu iftiraları atanların Allah belasını versin. Şu an arkamda ve nezarethanelerde elleri kelepçeli tutulan; ülkenin adalete, hukuka saygılı, korkusuz, cesur, menfaat gözetmeyen ve sadece vatanseverlikle bir takım davalara sahip çıkan polisimizin, müdürlerimizin olduğu yer, o nezarethanelerdir. O cezaevi bugün halkımızın polisine sahip çıkma günüdür' diye konuştu. AİLELERDEN DESTEK Mahkemece serbest bırakılan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit'in konuşması sık sık alkışlarla kesildi. 'Şükürler olsun ki hırsız annesi değilim', 'Allaha şükür evimizden kutular çıkmadı', 'Kula kul olmadıkları için içerideler' şeklinde pankartlar dikkat çekerken, 'Hırsızlar Meclis'e' ve 'Türkiye sizinle gurur duyuyor' sloganları atıldı. Cem TURSUN - Arzu KAYA - Özgür ARSLAN / İstanbul DHA
Google Spotify'ı Satın Almak İstiyor
Dev şirketler rotayı çevrimiçi müzik işine çevirdi. İşe en baştan başlamak istemeyen devler, halihazırda milyonları bulan kullanıcı kitlelerine sahip servisleri satın alarak bu pazara girmek istiyor. Bundan birkaç ay önce Apple, Beats’i ve Beats Music’i satın alarak iTunes’un yanı sıra güçlü bir çevrimiçi müzik servisine sahip olmuştu. Apple’ın bu hamlesine Google’ın karşı hamlesi ise hiç gecikmemiş ve o da Songza’yı satın almıştı. Ancak görünüşe göre Google, Songza ile yetinmeyi düşünmüyor. Google şimdilerde, çevrimiçi müzik pazarının devi Spotify’ın peşinde. Google, daha önce de ilgilendiği Spotify’ı satın almak için tekrar kolları sıvadı. Google’ın daha önceki denemesinin, Spotify’ın 10 milyar dolarlık yüksek fiyatından dolayı sonuçlanmadığı da gelen haberler arasında. Dünyanın en büyük çevrimiçi müzik ve video portalı olan YouTube, aylık yaklaşık 1 milyar ziyaretçiye ve 250 milyon da dinleyiciye sahip. Ancak bu YouTube Spotify ve Beats Music gibi kesintisiz ve müzik odaklı bir yaklaşıma sahip değil. İsveçli bir şirket olan Spotify’ın 2013 yılına ait istatistikleri oldukça ilgi çekici. Geçtiğimiz yıl Spotify’ın yaptığı toplam müzik yayını tam 4,5 milyar saat! Aktif kullanıcı sayısı 24 milyon, ücretli üye sayısı ise 6 milyon. Her gün yüklenen şarkı sayısı ise 20 bin civarında. Neredeyse hepsini dinlemeye insan ömrünün yetmeyeceği kadar büyük bir arşivi bulunan Spotify, Google tarafından bir süredir takip ediliyor. Spotify Android, iOS, Windows Phone ve Blackberry uygulamalarına sahip. PC ve Mac için de uygulamaları var. Ayrıca, herhangi bir uygulama indirmeden, web tarayıcısı üzerinden ‘Web Çalar’ı kullanmak da mümkün. Spotify kullanmak için yeni bir hesap açabileceğiniz gibi Facebook hesabınızla da giriş yapabilirsiniz. Eğer Facebook hesabınızla giriş yaparsanız, dinlediğiniz müzikler otomatik olarak Facebook sayfanızda paylaşılır. İsterseniz bunu “Ayarlardan” değiştirebilirsiniz.stuff
Reklam
Otobüsten Kürtçe Selam! 'Serçavan, Ser Seran, Çawanın, Başın'
CHP ve MHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Diyarbakır Havalimanı'nda beyaz barış güvercinleriyle karşılandı. Güvercinleri uçuran İnsanoğlu, cuma namazı ardından İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını protesto eden bir grubun tepkisi üzerine 'Ben de onlar gibi aynı hislerdeyim' dedi.Cumhurbaşkanı adayı Eklemeddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Diyarbakır'da kendisine CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP ve MHP'liler eşlik etti. Havalimanı'nda kendisine verilen barış güvercinlerini uçuran İhsanoğlu, Diyarbakırspor kaşkolunu da boynuna atarak otobüsten vatandaşları selamladı. İhsanoğlu, yanına yaklaşmaya çalışan bazı vatandaşlara engel olmak isteyen polisleri ise 'Sakin olun' diyerek uyardı.OTOBÜSTEN KÜRTÇE SELAMİhsanoğlu'nu havaalanından kent merkezine götüren otobüste Türkçe, 'Baş üstüne, göz üstüne. Nasılsınız' anlamına gelen Kürtçe, 'Serçavan, ser seran, çawanın, başın' anonslar yapıldı. Diyarbakır'ın merkez Bağlar İlçesi'nden otobüsün geçişi sırasında zafer işaretleri yapanlara İhsanoğlu da zafer işareti yaparak onlara karşılık verdi.Merkez tarihi Sur İlçesi'nde programlara katılacağı Green Park oteline otobüsle ve yanındaki partililerle giden İhsanoğlu, bir süre dinlendikten sonra yürüyerek cuma namazını kılmak üzere tarihi Ulucamii'ne gitti.NAMAZ ÇIKIŞI PROTESTOYol güzergahı boyunca vatandaşlarla görüşen İhsanoğlu, cuma namazını kıldıktan sonra İsrail'in Filistin'e saldırılarını protesto eden grupla karşılaştı. İhsanoğlu'nun yanına gelen bazı kişiler 'Kahrolsun İsrail', 'İsrail ile işbirliği yapmayın', 'Yaşasın Filistin', 'Allahu Ekber' derken, 'yuh' sesleri de duyuldu. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun etrafına etten duvar ören çevik kuvvet polisleri, bazı kişileri buradan uzaklaştırdı.Ulucami'den kaldığı otele yürüyerek giden İhsanoğlu, zaman zaman bazı işyerlerinin önünde durarak vatandaşlarla sohbet etti. İhsanoğlu'nu gören bazı kadınlar ise yanında durarak seçim çalışmalarında başarılar diledi.Otelde Diyarbakır'a yaptığı gezi ile ilgili kısa açıklamalarda bulunan İhsanoğlu, halkla iç içe olduklarını, halkla aralarında herhangi bir engel veya bariyer bulunmadığını söyledi. Diyarbakır'a gelmekten mutlu olduğunu belirten İhsanoğlu, 'Gerek havaalanında ve gerek yol boyunca halkımızın gösterdiği sıcak ilgi beni mutlu etti. Ulucami'de cuma namazını eda ettik. Bu muhteşem cami Anadolu'muzun en eski camii ve bize Şam'daki Emeviye Camii'ni hatırlatıyor' dedi.'FİLİSTİN İÇİN ALLAH'IN İPİNE SARILIN'Allah'ın bütün Müslümanlara birlik olmaları yönünde çağrısı bulunduğunu kaydeden İhsanoğlu şunları söyledi:'Bugün cuma namazında hoca efendinin de okuduğu ayeti kerimede, Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız aranıza tefrika düşmesin, yani ayrılmayınız. Cenabı Allah'ın bütün Müslümanlara seslenişi bu. Allah'ın ipine sarılmak ne demek birlik olmak, beraber olmak ayrılık gayrılık gütmemek. O bakımdan bu ayeti kerime bizim İslam Dünyası'nın halini anlatıyor. İslam Dünyası eğer bir arada, birlik beraberlik içinde hareket etse karşılaştığı bütün problemleri halledecek. Ne yazık ki, bunu gerçekleştiremiyoruz. Ben 9 yıl İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olarak bunu mümkün olduğu ölçüde azamiye çıkartarak yapmaya çalıştım. Allah'a şükürler olsun çok önemli konularda da muvaffak olduk. Mesela Filistin davasında, Filistin'in BM'ye üye olması bizim seferber ettiğimiz 55'e yakın oyla olmuştur. Fetih ve Hamas arasındaki 2006 yılındaki ilk ateşkes, Kudüs'le ilgili yaptığımız eğitim, sağlık ve barınma ile ilgili yaptığımız hizmetler hepsi Filistin halkının takdir ettiği çalışmalardır. Dün Gazze'deki şehitlerin sayısı 800'e yükseldi. Hastaneler, okullar vuruldu. BM'nin inşa ettiği üzerinde BM bayrağı olan okullara sığınan sivil halk vuruldu. Bu yetmiyormuş gibi bugünde Batı Şeria'da Filistinliler ile İsrail güçleri arasında çatışmalar başladı 2 Filistinli şehit edildi.''KINAYA KINAYA, KINA EVİNE DÖNÜŞÜYOR'Filistin'de yaşanan böylesi manzaralar karşısında İslam dünyasının ise dağınık halde bulunduğunu, bir türlü birleşemediğini kaydeden İhsanoğlu, şöyle dedi:'Çünkü farklı siyasetleri, davranışları var. Çoğunluğu kınamakla yetiniyor. Bir arkadaşımızın ifade ettiği gibi kınaya kınaya kına evine dönüşüyor, kına gecesine dönüşüyor. Fakat kınamanın ötesinde bir şey olmuyor. Uluslararası camiada iki tane yol var. Birisi bilinen çok bilinen yol, Güvenlik Konseyi. Güvenlik Konseyi yolu maalesef kilitli. Neden? Beş daimi ülkenin veto hakkının olması. Siz oraya yolunu bulup bir karar tasarısı götürüyorsunuz eğer 5 devletten biri hayır derse bitiyor. Maalesef bu problem uzun yıllardan beri öyledir. Güvenlik Konseyi'nde 4 İslam ülkesi bulunuyor. Bu 4 ülkenin diğer üyeler üzerine baskı kurması gerekiyor. Güvenlik Konseyi ateşkes diyor. Ancak bu konuda savaş suçu işleyen kim? Sivilleri öldüren kim? Bunun sorumlusu kim? Bu yok. İkinci yol benim 2009 yılında açtığım bir yoldur. Nedir? 2009'da BM'ye bağlı İnsan Hakları Komisyonu'nun gücünü kullandık. Bu güç siyasi bir güçtür. İsrail 1500'e yakın kişiyi o yıl şehit etmişti ve biz bu kapıyı açtık ve gerçekleri tespit etme komisyonu kurduk ve bu komisyon Gazze'ye gitti ve yasaklanmış silahların kullanıldığını tespit ettiler. İsrail'in savaş suçu işlediğini tespit ettiler. Fosfor bombaları kullandığını tespit ettiler ve bu rapor BM'de tescil edildi. Şimdi de bunu yapmak lazım. Bundan sonra uluslararası ceza mahkemelerine, Adalet Divanına gitmek lazım. Çünkü Filistin BM üyesi olarak bu hakka sahiptir.'Gençlerin heyecanını anlayışla karşıladıklarını belirten İhsanoğlu, 'Bütün İslam dünyası bu heyecana kapılıyor. Herkes sokaklara dökülüyor ve bunu kınıyor. Kınamak iyi bir şeydir ama çalışmak lazım. Hoca efendinin dediği gibi Allah'ın ipine sarılıp hep birlikte hareket etmemiz lazım. Bu dünyanın çözülmeyen belki tek sorunudur. Tarihin en büyük zulmüdür en büyük mağduriyetidir. Herkes her şeyi biliyor. Burada gizli kapaklı bir şey yok. Belirli güçlerin karşısında eğer sizin gücünüz yoksa, bu güç askeri güç meselesi değil siyasetten, diplomasiden uluslararası baskılardan söz ediyoruz. Elbette ki kınamaya devam edeceğiz, telin etmeye devam edeceğiz. Ama uluslararası siyaset insani yardım oradaki kardeşlerimizin arasındaki problemleri de çözmemiz lazım. Komşuları ile olan itilaflarını halletmemiz lazım ve en başta barış sürecinin sonuçlandırılması lazım. Bu mesele 1948'den beri devam ediyor. Barış süreci geciktikçe Filistin tarafı maalesef daha çok kaybediyor' dedi.'PROTESTOCULARLA AYNI HİSTEYİM'Cuma namazı çıkışında İsrail'i protesto gösterisi yapan grubun kendisine davranışıyla ilgili olarak da İhsanoğlu, 'Ben de onlar gibi aynı hislerdeyim. Ben namazı kıldım çıktım. Şimdi ibadet yerlerinde siyaset olmaz. Onun için ibadet ile siyaseti karıştırmamak lazım. En mukaddes meselemiz olan Filistin meselesinde bile bunu yapmamamız lazım. Her şeyin bir yeri var. Gençlerimizin hissiyatına katılıyorum. Onlar Allahuekber dedi. Biz de namaz kırıp Allahuekber dedik' dedi.'CHP VE MHP'NİN KAYITLI ADAYI DEĞİLİM'Bir gazetecinin 'MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Fethullah Gülen'e Türkiye'ye dönmesi için çağrı yaptı. Bunu destekliyor musunuz?' sorusu üzerine İhsanoğlu, 'Sayın Bahçeli siyasi bir partinin lideri ve kendisinin yaptığı bir çağrıdır. Ben hiç bir partinin mensubu değilim. Ne MHP'nin ne de CHP'nin kayıtlı adayı değilim. Beni destekleyen parti sayısı 13 oldu' dedi.Ramazan YAVUZ- Ferit ASLAN- Mehmet TÜRK- Serdar SUNAR/ DİYARBAKIR, (DHA)
Reklam
Yüksek Hızlı Tren, İlk Seferinde Arıza Yaptı
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da içinde bulunduğu Yüksek Hızlı Tren'in Kocaeli'nde durması üzerine açılış töreni gecikti. Saat 18.30'da başlaması planlanan açılış töreni için Pendik'te toplanan vatandaşlar Yüksek Hızlı Tren 19.10'da karşıladı. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın içinde bulunduğu Yüksek Hızlı Tren (YHT), arızanın giderilmesinin ardından İstanbul'a doğru yola çıktı. Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 'Elektrik taşıyan tel bağlantıları koptu. Dolayısıyla tren durdu' dedi. Başbakan Erdoğan'ın da içinde bulunduğu Yüksek Hızlı Tren, seyir teli (katener) koptuğu için Kocaeli girişinde arıza yapmıştı. Yaklaşık 15 dakika süren çalışmaların ardından arızanın giderilmesiyle Yüksek Hızlı Tren, İstanbul'a doğru yola çıktı. Yüksek Hızlı Tren, Pendik İstasyonu'na 19.10'da ulaştı. Yüksek Hızlı Tren'in (YHT) İstanbul hattının açılışı münasebetiyle Eskişehir'de düzenlenen törende, 7'den 70'e herkes Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a olan sevgilerini gösterdi. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, YHT ile Ankara'dan hareket ederek 12.45 sularında Eskişehir'e geldi. Burada Tülomsaş Fabrikası içindeki camide Cuma Namazı'nı kılan Erdoğan, daha sonra Eskişehir Tren Garı önünde İstanbul hattının açılışı münasebetiyle düzenlenen törene katıldı. Tören öncesi alanı dolduran 7'den 70'e çevre illerden gelen vatandaşlar ve Eskişehirliler, dört gözle Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını bekliyor. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan'a olan sevgilerini İHA'ya anlatanlardan Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinden gelen 60 yaşındaki Hüsniye Erenoğlu, 'Tayyip dünyanın tadı, tuzu. Öl dese ölürüm' dedi. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'yi cennete çevirdiğini ifade eden Erenoğlu, 'Türkiye cennet oldu cennet. Tayyip'i Allah başımızdan eksik etmesin. Ben Tayyip Erdoğan'ı görmeye, konuşmaya Emirdağ'dan geldim. Şuanda yakınına varamıyorum. Görüşmek için Ankara'ya gideceğim. Hızlı trenlerimiz, duble yollarımız, hastanelerimiz olsun Tayyip Erdoğan Türkiye'yi cennet etti' diye konuştu. 'TAYYİP GİBİ HİÇ YÜZÜ NURLU KİMSE YOK' Erenoğlu, muhalefet partilerinin genel başkanlarını da eleştirerek, şöyle devam etti: 'Meymenetsiz Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli de benim gibi bunamış, aklı kalmamış. Onlardan başkan olsa ne iş yapar, neye yarar. Tayyip gibi hiç yüzü nurlu, Allah diyerek, Bismillah diyerek işe başlayan yok. Dünyanın tadı tuzu Tayyip. Öl dese ölürüm' Sabah
Chomsky'den Türkiye'ye Filistin Övgüsü
Ünlü düşünür Noam Chomsky, ABD’nin İsrail’e askeri ve siyasi destek vererek, Gazze’deki katliamlara doğrudan karıştığını söyledi. ABD'nin hesap vermesi gerektiğini belirten Chomsky “ABD, Müslümanlara bir kez daha ihanet etti” dedi. Dünyaca ünlü ABD'li düşünür Noam Chomsky, Ortadoğu'da yaşanan son gelişmeler ile İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları hakkında değerlendirmede bulundu. Tüm dünyanın bugün uluslararası toplumdan çok şey beklediğini ifade eden Chomsky, uluslararası toplumun var olmadığını, sıradan insanlar için bir 'aldatma ve yanılsama' olduğunu ifade etti.İnsanlığa 'koridor' açın! 'Uluslararası toplum' ifadesinin anlamı olmayan boş bir söylem olduğunu belirten Chomsky, 'Bugün dünya devletleri, her şeyi sadece kendi ulusal çıkarları için yapıyorlar. ABD de kendi stratejik çıkarlarından dolayı İsrail'i destekliyor. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) de Gazze'de bugün neler olup bittiğini pek umursamıyor. Arap dünyası derin bir şekilde bölünmüş ve bir şey yapmak için güçsüzdür' dedi. HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKAN TEK ÜLKE VAR: TÜRKİYE Chomsky, 'İsrail'e karşı güçlü tavır alan ve Filistinliler'e yapılan haksızlığı kabul etmek istemediğini açıkça söyleyen tek ülke Türkiye'dir' diye konuştu. ‘ABD HESAP VERMELİ’ İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında en büyük sorumluluğu ABD'nin taşıdığını vurgulayan Chomsky, ABD'nin Filistinlilere yapılan katliamlara ve öldürmelere doğrudan karıştığını savundu. Chomsky, şunları kaydetti: 'ABD, İsrail'e verdiği askeri, siyasi, diplomatik ve ideolojik destekle net ve açık bir şekilde Filistinliler'in öldürülmesine karıştı. İsrail, Filistin halkı üzerinde şiddet yapmak için bugün ABD'nin en modern ve en yıkıcı silahını kullanıyor. Bu yüzden ABD'nin Filistinliler'e yapılan katliamlara ve öldürmelere doğrudan karıştığını söyleyebiliriz. Dökülen Filistin kanı için hesap vermesi lazım.' ANTİAMERİKANİZM ABD'nin bu olaylardan sonra İslam dünyasını, onlarla samimi dostluk kurmak istediğine ikna etmesinin zor olacağını söyleyen Chomsky, ABD'lilerin İsrail'e verdikleri destekle bugün dünyadaki Müslümanlar arasında derin bir 'Antiamerikanizm'e kendilerinin sebep olduklarını dile getirdi. ‘MÜSLÜMANLARA İHANET ETTİ’ Chomsky, sözlerine şöyle devam etti: 'Önceki ihanetler ve bu olaylardan sonra ABD İslam dünyasında ve Müslümanlara 'sizinle samimi diyalog ve iş birliği istiyoruz' nasıl diyecek bilmiyorum. Bu gerçekten ikiyüzlülüğün en üst seviyesidir. ABD Müslüman dünyasına bir kez daha ihanet etti. Bundan sonra da ABD ile Müslüman ülkeler arasında iş birliği çok daha zor olacak'. ‘BATI HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR’ Dünyadaki büyük güçlerin ya da büyük organizasyonların hiçbirinin açık bir şekilde Filistin'in yanında durmak istemediğine dikkati çeken Chomsky, özellikle Avrupa'nın Gazze'deki krizin çözüme ulaşması için hiçbir şey yapmadığının altını çizdi. Chomsky, 'Birleşmiş Milletler (BM) de Gazze'deki krizin çözülmesi için hiç bir şey yapmıyor. AB'nin, ABD siyasetine karşılık vermesi için cesaret ve birliğe ihtiyacı var. Zaten, yayımladıkları bazı açıklamalar dışında, Gazze'de bugün neyin olup bittiğini pek umursamıyorlar. Fransa, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına karşı protestoları yasaklamakla da bunu gösterdi' diye konuştu.AA
Reklam
Ve Yüksek Hızlı Tren Yola Çıktı
Ankara-İstanbul arasındaki Yüksek Hızlı Tren hattı bugün hizmete giriyor. İki kent arasındaki seyahat süresi 3.5 saat olacak. ANKARA - Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Hattı (YHT) bugün seferlerine başlıyor. Açılış için ilk tören saat 14.30'da Eskişehir Garı'nda gerçekleştirildi. Hattın resmi açılışı ise saat 18.30'da Pendik Garı'ndaki törenle yapılacak. Toplam 533 kilometrelik Ankara-İstanbul YHT hattının 245 kilometrelik Ankara-Eskişehir bölümü 2009'da hizmete açılmıştı. Hattın tamamen hizmete girdikten sonra iki şehir arasındaki seyahat süresi ilk etapta 3,5 saate, kısa vadede de 3 saate düşecek. Ankara-İstanbul YHT hattında ilk etapta Polatlı, Eskişehir, Bozüyük, Bilecik, Pamukova, Sapanca, İzmit, Gebze ve Pendik olmak üzere toplam 9 durak bulunacak. Hatta 755 sanat yapısı inşa edildi. Köseköy-Gebze arasındaki bölüm 150 milyon Euro’luk AB hibesi ile yapıldı. Hattın 4 milyar dolar olan maliyetinin 2 milyar doları krediden oluştu. GÜNDE 12 SEFER  İlk aşamada son durağın Pendik olacağı hat Söğütlüçeşme istasyonuna kadar uzatılacak. Ankara-İstanbul YHT hattı, 2015'te Marmaray'a bağlanacak ve Halkalı'ya kadar ulaşacak. Hatta ilk etapta 6 gidiş 6 geliş olmak üzere günlük karşılıklı 12 sefer düzenlenecek. Marmaray'a bağlandıktan sonra her 15 dakika ya da yarım saatte bir sefer gerçekleştirilecek. Ankara ile İstanbul YHT hattının hizmete girmesiyle yolcu taşımacılığında yüzde 10 olan demiryolu payının yüzde 78'e çıkması öngörülüyor. Ankara-İstanbul YHT hattında ortalama 7,5 milyon yolcuya hizmet verilecek. YHT'nin hizmete girmesiyle Ankara-Gebze arasındaki seyahat süresi de 2 saat 30 dakikaya inecek. Kombine taşımacılıkla diğer kentlere olan seyahat süresi de kısalacak. Marmaray'la entegre edilecek hatla, Asya'dan Avrupa'ya kesintisiz yolcu taşımacılığı yapılabilecek. Projeyle sadece iki kent arasındaki seyahat süresi kısalmayacak aynı zamanda ekonomiden, sosyal ve kültürel hayata kadar pek çok alana katma değer katacak. Ankara-İstanbul yüksek hızlı demiryolu sadece eski ve yeni başkentleri kısa sürede birbirine bağlamakla kalmayacak, modern İpek demiryolu güzergahında da yüksek hızlı yeni bir demiryolu koridorunu açacak. BİLET FİYATLARI  Ankara-İstanbul hattında çalışacak yüksek hızlı tren setleri 6 vagondan oluşacak ve 409+2 yolcu kapasiteli olacak. Hatta esnek fiyat uygulaması yapılacak. Başbakan Erdoğan tarafından açıklanması beklenen bilet fiyatları, hattın hizmete girmesinin ardından belirli gün ve saatlerde daha ucuz olacak. Yolcu taşımacılığına teşvik amacıyla, yolcu tarifesi gereğince gidiş-dönüş bilet alanlara, 26 yaşına kadar olan gençlere, öğretmenlere, askeri yolculara, gruplara, 60 yaş ve üzerindeki yolculara, basın kartı sahiplerine yüzde 20'şer, 65 yaş üzerindeki yolcular ile 7-12 yaş arası çocuklara yüzde 50 indirim uygulanacak. Hızlı tren, İstiklal Madalyası sahiplerine, harp malullerine, terörle mücadelede yaralanan veya sakatlanan gaziler ile engellilere ücretsiz olacak. AA
22 Temmuz Operasyonu: 8 Polis Tutuklandı
22 Temmuz operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen 14 polisten 8'i tutuklandı. 4 polis adli kontrolle, 2'si ise adliyeden serbest kaldı. Adliyede arbede çıktı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda adliyeye sevk edilen 22 polisten 8'i Sabah saatlerinde serbest bırakılırken 14'ü tutuklanması istemiyle nöbetçi sulh ceza mahkemesine sevk edilmişti. Mahkemeye sevk edilen 14 kişiden 8 polis tutuklandı, 4'ü adli kontrol uygulamasıyla, 6 polis serbest bırakıldı. SERBEST BIRAKILAN İSİMLER Tutuklanan emniyet personelinin isimleri şöyle: Mesut Yılmaz, Mehmet Dilaver, Selahattin Engin, Ramazan Olgun Altınışık, Fatih Kırcı, İsmail Torlak, Şeref Bolat ve Ercan Palaz. ARBADE YAŞANDI Karar sonrası mahkeme salonunda tutuklanan polislerle, onları cezaevine götürmek için bekleyen polisler arasında arbade yaşandı. Adliye koridorunda yaşanan bu arbadeyi, bir vatandaş telefon kamerası ile çekti. Kararın açıklanması ve polislerin mahkeme salonundan çıkmasıyla yakınları alkışlarla karşıladı. Bazı yakınlarının ise tepki gösterdiği görüldü. Tutuklama kararı çıkan bir polis ise 'Ben örgütçü müyüm?' diyerek meslektaşlarına tepki gösterdi. 75 POLİS DAHA ADLİYEYE SEVK EDİLDİ Yolsuzluk ve terör suçlarına bakan ve birçok başarılı soruşturmaya imza atan, ardından geçtiğimiz gün sahur vakti yapılan operasyonla gözaltınada bulunan 75 polis emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasıyla adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen isimler arasında İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in de bulunduğu öğrenildi. Sabah saatlerinde Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü binasından çevik kuvvet araçlarına bindirilen terörle mücadele şubede görevli, Selam ve Tevhit Örgütü soruşturmasına bakan 75 polis, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli polislerden 25'i savcılık sorgusuna alınmaya başlandı. Savcı İrfan Fidan'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltında bulunan polislerin ifadeleri 4 savcı tarafından alınıyor. İsmail Uçar, Hasan Yılmaz, Adem Meral ve Fuzuli Aydoğdu isimli savcılar sorguda görev aldı. Öte yandan İstihbarat Şubede görevli emniyet mensuplarından usulsüz dinleme yaptığı iddia edilen 17 kişi daha adliyeye sevk edilmek üzere bekletiliyor.haberler.com
3'üncü Motosikletçi Kimdi?
Motosikletle Güneydoğu turu yaparken Halfeti'de metruk bir evde ölü bulunan Engin Öksüz ile Abdullah Türk'ün cinayet şüphelilerinin yakalanması için 20 kişilik özel bir ekip oluşturuldu ve Halfeti'ye gönderildi. İki arkadaş Urfa'da 3'üncü bir motosikletçiyle tanışıp birlikte dolaşmaya başladıkları ardından kayboldukları ortaya çıktı. Motosiklet tutkunu olan 51 yaşındaki emekli öğretmen Abdullah Türk ile uluslararası bir akaryakıt şirketinde çalışan 33 yaşındaki Engin Öksüz, 15 gün önce Güneydoğu turuna çıktı. İstanbul 'dan motosikletle yola çıkan 2 arkadaş, geçen pazartesi günü Şanlıurfa'nın Birecik İlçesi'ne ulaştı. İddiaya göre, Türk ve Öksüz, burada tanıştıkları kendileri gibi motosiklet tutkunu kişiyle birlikte dolaşmaya başladı. 2 arkadaş, internet üzerinden haberleştikleri yakınlarına, Birecik'te olduklarını ve tanıştıkları kendileri gibi motosiklet tutkunu kişiyle Halfeti'yi dolaşacaklarını söyledi. Bu iletişimin ardından Türk ve Öksüz'e bir daha ulaşamayan yakınları, durumu güvenlik güçlerine bildirerek yardım istedi. MOTOSİKLETLER ARAZİYE TERK EDİLMİŞ, PARA VE EŞYALARA DOKULMAMIŞ  Yakınlarının kayıp başvurusu üzerine güvenlik güçlerince aranan Türk ve Öksüz'ün, dün sabaha karşı duyulan kötü koku ihbarıyla Halfeti'nin Çeken Mahallesi'ndeki metruk bir binada cesetleri bulundu. Motosiklet tutkunu 2 arkadaşın cesedi, olay yerinde yapılan inceleme sonrası Adana Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Burada yapılan otopside, Türk'ün başından ve göğsünden, Öksüz'ün ise ensesinden bir kurşunla vurularak öldürüldüğü belirlendi. Türk ve Öksüz'ün başlarında ezilme olmadığı da belirlendi. Polisler, Türk ve Öksüz'ün motosikletlerini, cesetlerinin bulunduğu metruk evin yakınındaki 2 ayrı noktada araziye terk edilmiş olarak buldu. Polis, çifte cinayetin ardından olay yeri ile Türk ve Öksüz'ün motosikletlerinde parmak izi incelemesi yaptı. Olay yerinde yapılan incelemede, pazartesi günü öldürüldüğü tahmin edilen 2 arkadaşın yanlarındaki para, cüzdan, cep telefonu ve özel eşyasına dokunulmadığı, ayrıca cinayetin ardından cesetlerin üzerlerine toprak atılarak gizlenmeye çalışıldığı belirlendi.  ÖZEL EKİP KURULDU  Motosiklet tutkunu 2 arkadaşın öldürülmesinin ardından geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Kamuoyunda da yankı uyandıran çifte cinayetin aydınlatılması için İl Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı'nın talimatıyla Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesinde 20 kişilik özel bir ekip oluşturuldu ve Halfeti'ye gönderildi. Halfeti'de çalışma başlatan özel ekip, cinayetin işlendiği bölgede inceleme başlattı, ölen 2 arkadaşın ailesi ve yakınlarının bilgisine başvurup, mobese kameralarını araştırdı. Yapılan araştırmada, pazartesi günü cinayetin işlendiği bölgeye doğru 1'inin üzerinde 2 kişinin bulunduğu 3 motosikletle 4 kişinin gittiğini saptayan polis, gece saatlerinde ise aynı bölgeden daha sonra üzerinde 2 kişinin bulunduğu motosikletin döndüğünü saptadı. Gece saatlerinde tespit edilen bu durumun ardından polis, motosikletli diğer 2 kişiden birinin, Türk ve Öksüz'ün ölümlerinden önce internetten son olarak bağlantı kurdukları yakınlarına bahsettikleri kendilerine Halfeti'yi dolaştıracağını söyledikleri kişinin olabileceği ihtimalini güçlendirdi.  ‘3 MOTOSİKLETLİYİ GÖRDÜM...’  Özel ekip, cinayetin işlendiği bölgede arazisi bulunanlar, güzergah üzerindeki akaryakıt istasyonları ile ilçe merkezinde onlarca kişinin ifadesine başvurarak, kaçan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Polis ekiplerinin çalışması sırasında bir fıstık tarlasında bekçilik yapan ismi öğrenilemeyen bir kişi, 3 motosikletliyi gördüğünü belirterek, 'Benim bekçilik yaptığım tarla Yavuz Bingöl ve Ece Uslu'nun da oynadığı Karagül isimli dizinin çekimlerinin yapıldığı bölgede bulunuyor. Buraya 3 motosikletle gelen kişileri gördüm. Burada 2 kişi dizi çekimlerinin yapıldığı mekanda fotoğraf çektirmek istedi, ancak bir kişi yakındaki bir köye gidip dönüşte çektirmelerini istedi. Bu konuşulanları duydum ve ardından bu kişiler motosikletle Çeken Mahallesi tarafına gitti. Hatırlamadığım bir saatte uzaktan 5-6 el silah sesi duydum. Silah sesinden sonra hareketlilik görmeyince, insanların öylesine havaya ateş ettiğini düşündüm' dedi.  ROBOT RESİMLER ÇİZİLDİ  Polis, bekçinin verdiği eşkal doğrultusunda ve mobese kameralarına yansıyan görüntülerle şüpheli 2 kişinin robot resimlerini çizdi. Bölgede motosiklet tutkunu olan ve motosikletleri bulunanları da tek tek mercek altına alan polis, elindeki robot resimle de karşılaştırarak soruşturmayı geniş çaplı olarak sürdürüyor. Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ise cinayete ilişkin geniş çaplı soruşturma yürütüldüğünü, ulaşılan bilgi ve bulgular doğrultusunda şüphelilerin kısa sürede ele geçirilerek cinayetin aydınlatılacağını kaydetti.  ŞANLIURFA/DHA
Reklam
Çolpan İlhan'ı Kaybettik...
Tiyatro ve sinema oyuncusu Çolpan İlhan 78 yaşında hayatını kaybetti. Türk sinemasının usta ismi Çolpan İlhan sabaha karşı geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Usta oyuncu Çolpan İlhan için 27 Temmuz Pazar günü saat 10.30'da Akatlar Kültür Merkezi'nde anma töreni düzenlenecek. İlhan'ın cenazesi, öğle vakti Teşvikiye Camisi'nde kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda Sadri Alışık'ın yanında toprağa verilecek.AA
Sosyal Medyayı Sallayan Pankart
22 Temmuz operasyonunda tutuklanan polislere destek vermek isteyenlerin açtığı pankart sosyal medyada gündem konusu oldu.  “İran’ın Reza'sını Allah’ın rızasına değişmeyen yiğitlere selam olsun” yazan bir pankart açarak operasyona tepkilerini göstermek isteyenler farkında olmadan bir hataya imzaya attı. Zira pankartaki ifadeden 'Yiğitler olarak tanımlanan polislerin 'İran'ın Reza'sını Allah'ın rızasına bile değişmeyecekleri' anlamı çıkıyor.  Pankartın bir fotoğrafını Twitter’dan “Pankart budur. hırsızlar bu pankarta iyi baksın.” mesajıyla paylaşan Gazeteci Mehmet Baransu ise eleştirilerin odağı oldu...
Reklam
Murat Göğebakan Hakkında Önemli Açıklama
Hastanede tedavi gören Murat Göğebakan'ın kardeşi Ferhat Göğebakan ve oğlu Bülent Göğebakan A Haber'e konuştu: Kanser tedavisi görmüyor durumu da gayet iyi.. **İşte Ferhat Göğebakan'la Bülent Göğebakan'ın açıklamaları:FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda durumu gayet iyi, iyiye doğru gidiyor. Sabah yanına gittim. Çok güzel tepkiler veriyordu. Durumu gayet iyi. Dostlarımızın, milletimizin, halkımızın, sevenlerinin sanatçı dostlarının duaları hakikatten kabul olmaya başlıyor. Allah hepsinden razı olsun. Almış olduğu ilaçlar ağır ilaçlar. Acı çekmemesi için uyutmak zorunda kalıyorlar. Biz de bunu onaylıyoruz zaten. Kimse kimsenin acı çekmesini istemez. Bizim kullandığımız ağrı kesiciler gibi ilaçlar değil çünkü bunlar. Ama bilinci açık, bize tepki veriyor. Her iki saatte bir yanına gidiyoruz, uyanıyor. Biz buradayız, yanındayız diyoruz o da tepki veriyor. Hiçbir sıkıntı yok. Dün haberlerde, bazı internet sitelerinin haberlerinde 'yaşam destek kaynağına bağlandı' şeklinde çıkmış. Böyle şeylere inanmayın, böyle bir şey yok. Asıl haberi biz size buradan veriyoruz. Durumu gayet iyi. İnşallah Allah'ım onu bize bağışlayacak.BÜLENT GÖĞEBAKAN Bir insanı sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz de... Benim babamın şarkılarını sevmeyebilirsiniz, sesini beğenmeyebilirsiniz. Fakat bir insanın sağlıksız olmasını hiçbir zaman istemezsiniz. Biz düşmanımızı bile düşünen bir milletiz. Allah düşmanımıza bile vermesin diyen bir milletiz. Ben sadece herkesin dua etmesini istiyorum. Çünkü dünyanın her yerinden, adını ilk defa duyduğum ülkelerden arayıp bize dua ediyorlar. O dua ile inşallah o tepkimelerden dolayı bugün duaların kabul olduğunu düşünüyoruz. İnşallah dualarını kesmezlerse daha da iyi olacağını düşünüyorum.FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda kanser tedavisi, kemoterapi almıyor. Kanser tedavisi görmüyor. 2009 yılında yakalanmış olduğu bir lösemi tedavisi olup bittikten sonraki kemoterapinin vermiş olduğu zararlar temizleniyor. Böbreklerine, akciğerine zarar verdi. Şu an hekimlerimiz her şeyin üstesinden gelerek, kendi kardeşleriymiş gibi, kendi evlatlarıymış gibi, kendileriymiş gibi, kendin yakınlarıymış gibi, emin olun ki biz burada ne kadar ellerimizi açıp Allah'a dua ediyorsak, abime destek veriyorsak, onlar da orada onların desteğini hiçbir şekilde esirgemeden veriyorlar. Ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Bunu hiç merak etmesinler. Yeniden söyleyeyim; kanser tedavisi görmüyor. Kemoterapinin tahribatları düzeltiliyor, tamir ediliyor ve çıkıp hayatına devam edecek. Eğer bunlar yapıldıktan sonra kemoterapilik bir durum kalıyorsa, tabii ki yeniden devam edeceğiz. Yine biz buradayız. Ben kardeşimi buraya elinden tutup sapasağlam bir şekilde getirdim, buradan da alıp yeğenimle beraber evimize gideceğiz.
Google, İnsanların Genetik Bilgilerini de Toplayacak
Google şirketi, bugüne kadar yaptığı en büyük ve en zor sayılabilecek bir bilim projesine başlıyor. Projenin konusu ise bugüne kadar duyduklarınızdan tamamen farklı: İnsan bedeni. Baseline Study olarak adlandırılan proje için ilk olarak 175, daha sonra ise binlerce kişiden genetik ve moleküler veriler toplanacak. Şirketin umudu, bu verileri kullanarak sağlıklı bir insanın nasıl olması gerektiğini tamamen anlamak. Projenin ilk aşamaları, kan plazmasındaki HIV virüsü araştırmalarında kullanılan ucuz ve yüksek hacimli testlerin öncüsü olan 50 yaşındaki moleküler biyoloji uzmanı Andrew Conrad tarafından yürütülüyor. Google şirketinin araştırma birimi Google X'e 2013 yılının mart ayında katılan Conrad; fizyoloji, biokimya, optik, görüntüleme ve moleküler biyoloji uzmanlarından oluşan 70 ile 100 kişilik bir ekip kurdu. Elbette Google'ın projesi dışında tıp ve gen araştırmaları üzerine çalışmalar var. Ancak Baseline araştırması çok daha fazla sayıda yeni bilgiyi bir araya getirecek. Projenin araştırmacılara kalp krizi ve kanser gibi ölümcül hastalıkları erkenden teşhis etme ve hastalığın tedavi süresince değil de tanı konulduğu sırada ilaçla tedavi edilmesinde yardımcı olması umut ediliyor. Conrad, 'Her kompleks sistemde bu kavram mevcut ve temkinli bir şekilde sorunların üzerine gidiyor,' dedi ve ekledi, 'Bu devrim niteliğinde bir düşünce değil. Biz yalnızca 'Eğer ileriyi tahmin edebilecek olsaydık, neleri bilmemiz gerekirdi?' sorusunu soruyoruz. Bilmemiz gereken şey ise sağlıklı, düzgün bir insan bedeninin neye benzediği.' Projenin belirli hastalıklarla sınırlandırılmayacağı ve hastalıkların teşhisinde kullanacağı birçok araç sayesinde yüzlerce örnek toplayacağı belirtiliyor. Sonrasında ise Google, 'biyogösterge' adı verilen yapıları bulmak için gelişmiş bilgisayar teknolojilerinden yararlanacak. Bu biyogöstergelerin tıbbi araştırmalarda herhangi bir hastalığı çok önceden teşhis edebileceği umut ediliyor. Örneğin bu araştırmada, bazı insanların uzun yıllar boyunca yüksek kolestrol ve kalp krizinden uzak durmasını sağlayan ve yağ moleküllerini etkili bir şekilde parçalayabilen bir biyogöstergenin bulunabilir. Bu biyogöstergenin eksikliği ise erken yaşta kalp krizi geçirmelerine neden olabilir. Biyolog Conrad, Baseline'ın biyogöstergeyi bulmasının ardından araştırmacıların diğer insanlardaki biyogösterge eksikliklerini kontrol edebileceğini, bunu geliştirmelerini sağlayabileceğini veya yağ moleküllerini daha iyi parçalamaları için bir tedavi yönetimi geliştirebileceğini söyledi. Dünyanın en büyük bilgisayar ve veri merkezi ağlarını sahip olan Google, internette yaptığınız aramalarda anlık sonuçlar edinmenize olanak veriyor ve YouTube gibi verilere aç olan internet sitelerini yönetiyor. Google'ın bu başarıları artık tıbbi bilgilerin saklanmasında kullanılabilir ve diğer araştırmacıların bu verilere kolaylıkla erişmesini sağlayabilir. Araştırmalar genellikle hasta bireylerin üzerinde yapıldığı için, bugüne kadar keşfedilen çoğu biyogösterge hastalığın ileri safhasıyla ilgili bilgi veriyor. Stanford Üniversitesi'nın tıp fakültesine bağlı Radyoloji Bölümü'nü yöneten ve Conrad ile Baseline projesinde bir yılı aşkın süredir çalışan Sam Gambhir', araştırmacılar bu biyogöstergeleri hastalıkları erkenden teşhis etmek için kullandığını belirtti. Condrad ve Gambhir, bu projenin bilinmeyene doğru bir adım olduğunu kabul ediyor. Bunun sebeplerinden birkaçı insan vücudunun fazlasıyla kompleks bir yapı olması; DNA'lar, enzimler ve proteinler arasındaki etkileşim ve diyet gibi çevresel faktörlerin bu etkileşimi nasıl etkilediği hakkında çok az bilgiye sahip olunulması. Atılan bu adım, araştırmacılara hastalıklar hakkında çok fazla bilgi vermeyen biyogöstergeleri de ortaya çıkarabilir. Ancak durum ne olursa olsun, Conrad ilerlemenin 'ufak farklılıklarla' olmasını bekliyor. Gambhir, iş arkadaşı hakkında 'Conrad bunun bir veya iki yılda tamamlanabilecek bir yazılım projesi olmadığının farkında,' dedi ve ekledi, 'Eskiden kanseri tedavi etmekle ilgili konuşurduk ve birkaç yıldır bunu yapıyoruz. Öyle cümleler kurmamamız gerektiğini öğrendik.' Google, Baseline projesinde kullanılacak olan bilgilerin kimlere ait olduğunun bilinmeyeceğini ve bu bilgilerin kullanımının yalnızca tıp ve sağlık alanlarında kullanılacağını söyledi. Şirket ayrıca bu bilgilerin sigorta firmalarıyla da paylaşılmayacağını belirtti. Yine de Google'ın binlerce insana ait olan, hücrelerinin içindeki moleküllere kadar her türlü bilgiye sahip olacağı düşüncesi, mahremiyet ve adalet konularında ciddi sorunları gündeme getiriyor. Gelecekte bu tarz bilgilerin değeri, devamlı olarak kendi risklerini azaltmak adına çabalayan sigortacılar için paha biçilemez olabilir. Özellikle de iş görüşmeleri ve evlilik teklifleri gibi alanlarda bu bilgiler gizli olarak kullanılabilir. Baseline projesi, insanların katıldığı tüm tıbbi araştırmalarını denetleyen hastane etik kurulu tarafından takip edilecek. Araştırma tamamlandığında ise elde edilen verilerin nasıl kurulacağı, Duke Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi hastanelerinin etik kurulları tarafından belirlenecek. Gambhir, 'Tartışılan konulardan birinin bu olduğu kesin,' dedi, 'Google bu sonuçlarla istediğini yapma konusunda serbest olmayacak.' Baseline projesi kapsamındaki araştırmalar, klinik araştırma yapan bir firmayla birlikte bu yaz başladı. Projeye katılan 175 kişiden üre, kan, tükürük ve gözyaşı gibi vücut sıvıları alındı. Biyolog Conrad, Google'ın hangi firmayla çalıştığını belirtmedi. Ayrıca araştırmada katılımcılardan alınan doku örneklerinden oluşan bir veri deposu oluşturulacak. Conrad'ın ekibi bu sonuçları analiz ettikten sonra binlerce insanın katılabileceği daha kapsamlı bir araştırma yapmak adına Duke ve Stanford üniversitelerinin tıp fakülteleriyle birlikte çalışacak. Araştırmanın ilk basamağındaki araştırmaların yapıldığı klinik ile Duke ve Stanford üniversitelerinin klinikleri, Baseline projesi için gönüllüler toplayacak. Bu kliniklerde Google'da çalışmayan araştırmacılar da insanlardan numune alacak. Ayrıca bu araştırmacılar, isim ve sosyal güvenlik numaraları gibi katılımcıların kimliğini belirleyen bilgileri de ortadan kaldıracak. Google ve araştırmacıların, kişisel bilgilerin ortadan kaldırılmasından sonra bu verilere erişebileceği belirtildi. Klinik çalışmalar sonucunda elde edilen veriler katılımcıların tüm genleri ve ebeveynlerinin genetik geçmişleriyle ilgili bilgiler içerecek. Bunların yanı sıra yiyecekleri, besinleri ve ilaçları nasıl metabolize ettikleri, stres altındayken kalp atışlarının ne kadar hızlandığı ve kimyasal reaksiyonların genleri nasıl değiştireceği bilgilerine de ulaşılabilecek. Bu sırada Google X Life Science grubu da aksesuar olarak kullanılan veya giyilebilecek; kalp atış hızı, kalp ritmi ve oksijen seviyeleri gibi verileri sürekli olarak takip edebilecek cihazlar geliştiriyor. Araştırmada görev alan Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi rektör yardımcısı Robert Califf, Baseline projesine katılan bireylerin bu cihazları kullanacağını belirtti. Conrad, Baseline projesindeki katılımcıların büyük ihtimalle kendi ekibi tarafından uzun süre önce üretilmiş olan ve araştırma için düzenli olarak glikoz seviyelerini takip eden 'akıllı' kontakt lensleri kullanacağını söyledi. Eskiden bu tip araştırmalar yapmak hem çok pahalıydı, hem de fazla zaman harcanmasına neden oluyordu. Ancak genetik ve moleküler bilgi toplamanın fiyatında ani bir düşüş yaşandı. Yirminci yüzyılın başlarında neredeyse 100 milyon dolar olan insan geni, şu anda yaklaşık bin dolar tutuyor. Ayrıca günümüzde bilişim sektörünün gelişmesi de ortaya çıkan sonuç kalabalığının arasından gerekli olanlara hızlı bir erişim sağlıyor. Gambhir, yaklaşık 10 yıl önce kendisi tarafından yürütülen bir araştırmanın çok pahalı olduğu için devam edemediğini söyledi. Şu anda Google X'in yürüttüğü en son proje olan Baseline, uzun vadeli ve riskli bir girişim olarak tanımlanabilir. Ancak bu proje, dünya ve Google üzerinde çok büyük bir etki yaratabilecek niteliğe sahip. Google'ın diğer projeleri arasında kendi kendine giden arabalar, gözlük olarak üretilen bilgisayarlar ve yüksek irtifa balonlarıyla dağıtılması düşünülen internet servisleri yer alıyor. Çoğu Google X projesinin yanı sıra Baseline, hiçbir ticari ürün veya servis niteliği taşımıyor. Ancak Google X, diğer projelerinin ticari bir çaba sarf edilmesi gereken ürünlere dönüşeceğini umuyor. Bu projenin sayesinde Google, henüz yeni girdiği sağlık sektöründe de büyük bir adım atıyor. Freedonia Group adlı şirketin yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılında dünya genelindeki sağlık sektörünün yıllık 10,8 trilyon dolar değerinde olacağını tahmin ediliyor. Conrad, artık toplanabilecek olan bir yığın yeni bilgi sayesinde ilaçların da gelişeceğini söyleyerek, bu düşüncesinin Google'ın 'dünyadaki bireylerin bilgilerini düzenleme, bu bilgileri evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirme' hedefini gerçekleştirebileceğini de belirtti. Condra son olarak 'Hedef tanımımızı ikiye bölmemeli ve sağlık hizmetlerinin bu hedef dışında kaldığını söylemeliyiz,' dedi. WSJ
"Her Şeyi Yapamaya Hazırım"
Galatasaray’ın Kamerunlu futbolcusu Aurelien Chedjou, takımın başarısı için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyledi. Sezon hazırlıkları çerçevesinde Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de kamp çalışmalarını sürdüren sarı-kırmızılı takımın antrenmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Chedjou, 2014 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele ettiği için çok fazla tatil yapamadığını ve takıma fiziksel olarak iyi bir durumda katıldığını anlattı. Dünya Kupası’nın kendisi için kötü geçtiğini belirten Kamerunlu savunma oyuncusu, Galatasaray’da gelecek sezon içinde olacağı forma rekabeti için hazır olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Öncelikle tatilde çok fazla kilo almadım, yediklerime dikkat ettim. O yüzden hazır geldim. Kimin oynayıp oynamayacağına elbette hoca karar verecek. Ben takım için yüzde 100′ümü vermek için hazır durumdayım. Sadece Semih, Koray ve ben değil, burada gördüğüm tüm gençler hazırlar. Hocadan formayı almak için herkes var gücüyle çalışıyor. Hocam bana görev verdiği zaman olacağım. Yabancı oyuncu kuralıyla ilgili belki birtakım sıkıntılar olabilir ama ben o sıkıntıları gözardı edip, sadece çalışıyorum.” Görev aldığı mevki için transfer çalışmaları olduğuna yönelik haberlerin sorulması üzerine Kamerunlu futbolcu, “Ben transferlerden söz etmiyorum. Bahsedecek olanlar varsa edebilir. Bu konu beni rahatsız etmiyor. Kimin gelip gelmeyeceğiyle ilgilenmiyorum. Ben teknik direktörümüzün bize söylediği şeyleri yaparım ve antrenmanlarda çalışırım” diye konuştu. Aurelien Chedjou, teknik direktör Cesare Prandelli yönetiminde kampta fiziksel ve taktiksel çalışmaları yoğun bir şekilde yaptıklarını belirterek, sezona hazır olacaklarını dile getirdi. Hazırlık maçında 3-1 kaybettikleri Rapid Wien karşılaşmasında attığı golün sorulması üzerine Chedjou, “Gol atmak yerine kaybetmemeyi tercih ederdim. Kornerlerde ileri çıkmamın rakip için dezavantaj olduğunu biliyorum. Çünkü bir kişi fazla oluyoruz. Golle ilgili Instagram’a fotoğraf atmıştım. Yorumlara baktığım zaman taraftarlarla olan ilişkimin daha da gelişmiş olduğunu görüyorum. Kritikler elbette olacaktır ama onların desteği beni ileri itiyor. Ben eleştirilere hiçbir zaman kafayı takmıyorum. Onların desteği için her zaman minnettarım” değerlendirmesinde bulundu. Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti Aurelien Chedjou, Fenerbahçe ile içinde oldukları rekabet ve TFF Süper Kupa maçında karşı karşıya gelecekleriyle ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Ligde Beşiktaş gibi çok kaliteli oyuncuları olan bir takım da var. Bursaspor, Eskişehirspor gibi her zaman sorun yaratan takımlar da var. Galatasaray ile Fenerbahçe arasında rekabet olur demek şampiyonluğun kalitesine saygısızlık olur. Ancak lig yarışı Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçecek diyenlere hak verebiliyorum. Çünkü iki takım da kaliteli kadroya sahip. Süper Kupa’yı beklerken yaptığımız hazırlık maçlarında değişik opsiyonları deneme şansımız oluyor. Geçen sene kazandığımız gibi bu sene de kazanabileceğimi düşünüyorum. Galatasaray ile Fenerbahçe rekabeti, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük rekabetlerinden birisi.” Kamerunlu futbolcu, geçen sezon iyi anlaştığı Didier Drogba’nın ayrılması ve Emmanuel Eboue’nin kadro dışı bırakılmasıyla ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı “Aynı kıtadan çıktığım oyuncuların olmaması benim için çok sevindirici değil ama aynı kıtadan oyunculara ihtiyacımız yok. Çünkü ben Melo ile de Muslera ile de çok iyi anlaşıyorum. Diğer takım arkadaşlarımın da Türk ya da yabancı olmaları hiçbir şey fark ettirmez, çünkü biz Galatasaray’ın renklerini korumak ve başarılar elde etmek için sahaya çıkıyoruz. Bir gerçek var ki bu oyuncular da çok kaliteli oyuncular. Galatasaray onların yerine alacağı oyuncularla da aynı kaliteyi her zaman tutturmak zorunda.”Açık Mert Korkusuz
Reklam