Evlilikte artık ''aşk'' yerine...
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2006 ve 2011 yıllarında yapılan araştırmalardan yola çıkarak aile yapısındaki değişimi ortaya koydu. Kişilerin evlenirken öncelik verdikleri konularda beş yılda değişim yaşandığı görüldü.Önceden, evlenecekleri eşin ''kendisine aşık ve güzel veya yakışıklı olmasını'' isteyenler artık ''aile yapılarının benzer'' ve ''evlenilecek kişinin ilk kez evlenmesi''ni önemsiyor.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 2006 ve 2011 yıllarında yapılan ''Türkiye Aile Yapısı Araştırmaları''nı karşılaştırarak hazırladığı raporda, Türkiye'deki evliliklere ilişkin çeşitli bilgiler yer alıyor.Buna göre, 2006 ve 2011 yıllarında Türkiye'de ilk evlenme yaşı, 18-24 yaş aralığında yoğunlaşıyor.2011'de medeni durumu ''evli'' olanlardan ilk evlenme yaşı 14 yaşın altında olanların oranı yüzde 3 iken, 15-17 yaş arasında olanların oranı yüzde 15 olarak belirlendi.2006'da ise ilk evlenme yaşı 18'in altında olanların oranı yüzde 20 iken, bu oran yüzde 18'e düştü. Her iki yılda da, ilk evlenme yaşının 18'nin altında olanların oranının en düşük olduğu bölgeler İstanbul, Batı Marmara olarak belirlendi.''Erkekler en az 25, kadınlar ise 20'de evlenmeli''İdeal evlenme yaşının da araştırıldığı çalışmaya göre, Türkiye'nin geneli her iki yılda da erkeğin ideal evlenme yaşının 25-29 olduğunu belirtirken, ''erkek 30-34 yaş arasında evlenmeli'' diyenlerin oranında ise artış oldu.2006 yılında kadın için ideal evlenme yaşını 20-24 yaş aralığında görenlerin oranı yüzde 61 iken, bu oran 2011'de yüzde 55'e geriledi.Karadenizliler ''görücü usulünü'' tercih ediyorTürkiye'de evliliklerin nasıl olduğunun da analiz edildiği araştırmada, 2006 yılında yüzde 31 oranında kişi ''görücü usulüyle, ailemin kararıyla evlendim'', yüzde 29'u ''görücü usulüyle, kendi kararımla evlendim'' derken, 2011 yılında ''görücü usulüyle, kendi kararımla evlendim'' diyenlerin oranı yüzde 42'ye yükseldi. ''Görücü usulüyle, benim görüşüm alınmadan evlendim'' diyenlerin oranı ise yüzde 8.9 oldu.Görücü usulüyle, kendi görüşü sorulmadan ailesinin kararıyla evlenenlerin en yüksek oranda olduğu bölgeler arasında ilk sırada Doğu Karadeniz geliyor. Bunu Kuzeydoğu Anadolu ve Batı Karadeniz takip ediyor. Kendi seçimiyle evlenenlerin en çok olduğu bölge ise Marmara Bölgesi olarak belirlendi.Türkiye genelinde çalışmaya katılanların yüzde 84'ü, eşleriyle aile ve komşu çevresinde tanışıyor. Türkiye'nin doğusunda yer alan bölgelerde aile, komşu çevresinde tanışıp evlenme oranı, ülkenin diğer bölgelerine göre çok yüksek.Başlık parasıyla evlenme oranı az da olsa düştü2006 yılında akraba evliliği yapanların oranı yüzde 22 iken, bu oran 2011'de yüzde 21'e düştü. Akraba evliliklerinin en çok ''amca çocuğu'' veya ''baba tarafından akraba'' ile yapıldığı görüldü.Hemşehrileriyle evlenenlerin oranı yüzde 69 olarak belirlenirken, Türkiye'de bu şekilde evlenenlerin en yüksek olduğu bölge Doğu Karadeniz oldu.Türkiye genelinde başlık parası verilerek evlenenlerin oranı 2006'da yüzde 18, 2011'de yüzde 16 olarak belirlendi. Başlık parasıyla evlendirmenin yaygın olduğu bölgelerin başında Kuzeydoğu Anadolu geldi.Resmi ve dini olarak nikah töreninde artış2006 ve 2011 yıllarında da en çok yapılan evlilik törenin ''düğün'' olduğu görüldü. 2006'da resmi nikah merasimi ve dini nikah merasimi yapanların oranı yüzde 72 iken, 2011'de bu oranlar yüzde 85'lere yükseldi.İki yıl karşılaştırıldığında sadece resmi nikah oranında yüzde 6'lık bir düşüş yaşanırken, hem resmi hem dini nikah oranında ise artış göründü. Sadece dini nikah oranında bir değişim yaşanmadı. Buna göre, hem 2006'da hem de 2011'de de hem resmi hem dini nikahın Türkiye'de en yaygın evlenme şekli olduğu belirlendi.Eşler sorun varsa susuyorAraştırmada, 2011 yılında eşleriyle ilişkilerini çok iyi bulanların oranı 2006 yılına göre yükseldi. 2006'da olduğu gibi 2011'de de erkekler kadınlara göre ilişkilerini daha olumlu değerlendirdi.Eşler arasında sorun olduğunda verilen tepkilere bakıldığında ise, en çok verilen tepkilerin başında ''sessiz kalma, küsme ve ses yükseltme'' geliyor. Sessiz kalanların oranı yüzde 75 iken, erkeklerin yüzde 70'i, kadınların ise yüzde 80'i sessiz kalarak tepki gösteriyor.''Zor kullanma veya fiziksel şiddet'' olarak verilen tepkilerin oranının oldukça düşük olduğu görüldü.Kadınların eşleriyle sorun yaşadığında erkeklere göre daha çok küstükleri, sesiz kaldıkları, erkeklerin ise kadınlara karşı nisbeten daha yüksek oranda seslerini yükselttiği, azarladığı ortaya çıktı.Eşlerin çoğunluğu destek almayı düşünmüyorEşle sorun yaşandığında, kişilerin yüzde 62'si kimseden bir destek almayı düşünmediğini, destek alacaklarsa da aile büyüklerinden alacaklarını ifade etti. Uzman kuruluşlardan destek almayı düşünenlerin oranı ise yüzde 3'lerde kaldı.Böyle bir durumda kimseden destek almayı düşünmediğini ifade edenlerin İzmir ve Ankara'da yüksek oranda olması da dikkat çekti.Dağılmış ailelerde kimseden destek almayı düşünmeyenlerin oranı yüzde 44 iken, bu oran çekirdek ailelerde ve geniş ailelerde yüzde 62 olarak belirlendi.Aranan kriterler değiştiKişiler 2006'da, evlenilecek eşte aranan en önemli özelliği ''kendisine aşık olması'' olarak belirlerken, hem kadınlar hem de erkeklerda bu oran aynı oldu. Bu özelliği, ''aile yapılarının benzer olması'' ile ''evlenilecek kişinin ilk kez evlenecek olması'' izledi.2011'de ise evlenilecek kişilerde aranan özelliklerde ''aile yapılarının benzer olması'' ilk sırada yer aldı. Bu özelliği ''evlenilecek kişinin dindar olması'', ''bir işinin olması'', ''aynı mezhepten olması'' takip etti.En az önemli bulunan kişisel özellikler ''evlenilecek kişinin güzel veya yakışıklı olması'' ve ''aşık olması'' oldu.Erkeğin işi olmalıKadınlar için evlilikte öncelik erkeğin işinin olması iken, erkekte bu önceliğin yerini kadının ilk kez evleniyor olması aldı. 2011 yılında ilk kez evlenecek olması, aile yapılarının benzer olması, dindar olması gibi özellikler hem kadınlar ve hem erkekler için önemi artan konular oldu.Kadınlar evleneceği kişinin sabırlı, hoşgörülü olması, toplum içinde nasıl davranılacağını bilmesi, güvenilir olmasını önemserken, erkekler için ise evlenilecek kişinin güvenilir olması, eşine sadık olması, toplum içinde nasıl davranacağını bilmesi gerekiyor.''Çocuk damat''lara da dikkat çekildiRaporda, Türkiye'de evliliğe ilişkin tutumların dönüşümde olduğu bir dönem yaşandığı belirtilerek, hiç evlenmemişler ve boşanmışların oranının arttığı, ilk evlenme yaşının yükseldiği ifade edildi.Türkiye'de evliliklerde en çok aranılan özelliğin aile yapısının benzerliği olduğu vurgulanarak, iş, eğitim, gelir ve fiziksel özellikler gibi bireysel özelliklere önem verilmediği belirtildi.Türkiye'de son dönemde ''çocuk gelin'' kavramıyla tartışılan 18 yaş altı evliliklere bakıldığında, 2011'de ilk evlenme yaşı 18'in altında olan kadınların oranının yüzde 28, erkeklerin oranının ise yüzde 6 olduğu bildirildi. Bu verilerin önemine işaret edilerek, ''çocuk damat''ların da önemli bir oranda olduğunun ortaya konulması, buna yönelik de politikaların geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.Raporda şunlar kaydedildi:''Kadınlar için ideal evlilik yaşı sorulduğunda Türkiye genelinin yüzde 13'ü 19 yaş altı şeklinde cevap vermektedir. Erkekler için ideal evlilik yaşını 19 yaş altı olarak görenlerin oranı ise yüzde 3'tür. Bu veriler ışığında bu konuda değer dönüşümünün gerekli olduğu görülmektedir. Değerler ve ideallar de ancak farkındalıkla dönüşebilir.'''Kadına şiddet'e mücadele vurgusuTürkiye'de ciddi bir toplumsal sorun olan kadına yönelik şiddetin bu çalışmada da ortaya çıktığının belirtildiği raporda şu ifadeye yer verildi:''2006 yılında kadınların yüzde 8'i, 2011'de ise yüzde 5'i eşlerinden fiziksel şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir. Tüm toplumunda kadına karşı şiddetle mücadele için çalışmalar sürerken, öncelikli bölge ve grupların belirlenmesi daha etkin bir mücadele için önemli bir katkı sağlayacaktır.''
Samsung'un Yeni iPhone Rakibi: Galaxy F
Galaxy S5 çok beğenilmiş olsa da, tasarım açısından iPhone ve One M8′den bir gömlek aşağıda kalıyor. Bu durumun farkında olan Samsung, Galaxy F üzerinde çalışıyor. Samsung’un Galaxy S5′in hemen ardından yeni bir amiral gemisini satışa sunacağı söylentileri bir süredir konuşuluyor. Bu amiral gemisinin Galaxy F olduğu ortaya çıktı ve akıllı telefonun bir de fotoğrafı yayınlandı. @evleaks tarafından sızdırılan Galaxy F’in 5,3 inç büyüklüğünde 2K çözünürlük sunan bir ekrana, optik görüntü sabitleme yeteneğine sahip 16 MP kameraya, Qualcomm Snapdragon 805 işlemciye ve 3 GB belleğe sahip olacağı belirtiliyor. Fotoğraftan görüldüğü kadarıyla, metal bir gövdeye sahip olacak akıllı telefonun tasarımı olabildiğine sade tutulmuş. Samsung Galaxy F’in bu yaz tanıtılacağı tahmin ediliyor.Stuff
Reklam
2014′ün İkinci Yarısında Vizyona Girecek 10 Edebiyat Uyarlaması
Hem sinema filmi olarak hem televizyon dizisi olarak bu yıl onlarca edebiyat uyarlaması projesiyle karşılaştık. Yılın geri kalanında vizyona girecek uyarlama filmlerin sayısı epey fazla. Bu yıl sinemada göreceğimiz edebiyat uyarlamaları arasından 10 tanesini sıraladık.Bantmag
Reklam
29 Ünlünün Sesinden 1 Şarkı Söylemek
etiket
Şarkıcı / söz yazarı Rob Cantor kendi şarkısını biraz canlandırmaya karar verir. 29 tane ünlü şarkıcının sesini taklit ederek şarkıyı seslendirdi.
Reklam
Beklenmedik Anda Evlenme Teklifi
Araç yolda giderken bir anda motosikletli kişiler aracın etrafını sarar. Sürücü ile motorcular arasında itişmeler başlar ve şaşıran kadın arabadan iner. Sonrasında ise büyük sürpriz!
Yolsuzlukla Suçlandığı İçin Hüngür Hüngür Ağlayan Japon Siyasetçi
Japonya'da kamu fonunu kötüye kullanmakla suçlanan 47 yaşındaki politikacı, düzenlediği basın toplantısında hüngür hüngür ağladı. Japon bir televizyonda yer alan haberin görüntüsü ise internette bir anda izlenme rekorlarına imza atıyor. Görüntülerde Ryutaro Nonomura isimli politikacının bağırarak ağlaması, aynı anada da konuşmaya çalışması görülüyor. Eyalet düzeyinde bir politikacı olan Ryutaro Nonomura, 3 milyon yen (30 bin dolar) kamu parasını kendi çıkarları için kullanmakla suçlanıyor. İnternete dün yüklenen görüntü artık 800 bin kişi tarafından izlendi.
Reklam
Bu Radyo Ruh Halinize Göre Çalıyor
‘‘Rapport Radio’’ adlı radyo, içine yerleştirilen kamera sayesinde yüz hatlarınızı inceliyor ve şarkıyı beğenip beğenmediğinizin ayırt ediyor.Teknolojinin gelişmesi ile ilginç ürünlere de şahit oluyoruz. Bunlardan biri de yüzünüze bakarak ruh halinize göre müzik çalan radyo. Masa lambası görünümünde olan ‘‘Rapport Radio’’ adlı radyo, içine yerleştirilen kamera sayesinde yüz hatlarınızı inceliyor ve şarkıyı beğenip beğenmediğinizin ayırt ediyor.İngiliz öğrencilerin yüz tanıma sistemini kullanarak geliştirdiği radyo, dinleyicilerin ruh haline uygun şarkıları seçiyor. Ayrıca radyo, dinleyicinin şarkıdan mutlu olduğunu ve gülümsediğini fark ettiğinde, sesi otomatik olarak açıyor. Eğer dinleyici mutlu değil ve suratını asıyorsa, şarkıyı değiştiriyor. Eğer dinleyicinin hiçbirinden memnun olmadığını fark ederse radyoyu kapatıyor. ‘’Rapport Radio’’ radyonun baş kısmında bir hoparlör ve kamera yerleştirilmiş. Radyo tek başına çalışmıyor tabii ki de bir bilgisayara bağlı olarak müzik çalıyor. Bir nevi DJ’lik yapıyor diyebiliriz. 'Royal College of Art' ve 'Imperial College London'dan 50’ye yakın öğrencinin çalıştığı radyo, müzik dinlemenin yanısıra felçli hastalara yardım gibi farklı amaçlarla da kullanılabiliyor. Hastanın yüz ifadesine göre yataktaki pozisyonunun değiştirilmesi gerektiğini bakıcısına bildiriyor. teknolojioku
Reklam
İstanbul'da Son 10 Yılda Yanan 7 Tarihi Mekân
İstanbul Büyükşehir Belediyesi de 1510'dan 2000'e 648 yangın listelemis ama sonrası kayıtlara geçememiş.Bianet'ten Nilay Vardar son 10 yılda İstanbul'da tarihi binalardaki yangınları derledi. İşte İstanbul'un tarihini kızartan o  yangınlar...
Cep Telefonu Bataryası ve Şarj Cihazı Kullanımı Hakkında Önemli Bilgiler
Günümüzde halen, cep telefonu pili ve şarj cihazı kullanımı hakkında yanlış bilinen bir takım bilgiler var. Teknolojinin ilerlemesi ile değişen ancak pek az kişinin bu yeni bilgilerden haberdar olması, hala eski model cep telefonları için edinilen bilgileri geçerli kılıyor. Bu nedenle bizde bu yazımızda hemen her yerde sıkça duyduğumuz, cep telefonu pili ve şarj aletlerinin kullanımı hakkında artık neredeyse efsane haline gelmiş mitler ve gerçekleri araştırıp, bu konular hakkında sizlere en doğru bilgileri vermeye karar verdik. CEP TELEFONUNU ŞARJ EDERKEN TELEFONDA KONUŞMA, PATLAR ! Pek çok kişinin ağzında dolaşan cep telefonu şarj ederken kullanma/konuşma/mesajlaşma/oynama, patlar ! diye duyduğumuz bilgi ne kadar doğru ? Bir ürünün bataryasının şarj olmasıyla bu sırada kullanımı arasında veya bir bataryanın şarj edilme süresi ile ömrü arasında kullanıcıya ve bataryaya “zarar verici” herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Bu mitlerin ve daha fazlasının büyük bir kısmı, telefonların ilk çıktığı zamanlarda Nikel-temelli (NiCd veya NiMH) bataryaların “şarj döngüsü” ile alakalı mitlerdir. Ancak o zamandan bu yana çok şey değişmiştir ve artık modern, akıllı telefonlarda Lityum-İyon piller kullanılmaktadır. Dolayısıyla eğer ki cep telefonunuzda Nikel-temelli batarya bulunuyorsa, bu mitler sizin telefonunuz için geçerlidir. Ancak şu anda neredeyse hiçbir firma Nikel batarya kullanmamaktadır. Dolayısıyla teknolojiyle birlikte, bilgilerimizi güncelleme zamanımız da gelmiştir. Tabii aynıları, Lityum veya Nikel-İyon pil kullanan tüm cihazlar için geçerlidir; sadece cep telefonları için değil. Şarj cihazına’da değinecek olursak; eğer ki sahte bir firmanın düşük kalitedeki şarj aletlerini kullanmıyorsanız, telefonunuz şarj olurken onunla oynamanızın hiçbir sakıncası yoktur. Tüm telefonlar, bu tür testleri geçtikten sonra piyasaya sürülürler ve eğer ki düzgün ürünleri kullanıyorsanız ve şans eseri sizin telefonunuzda bir arıza yoksa, herhangi bir patlama ya da kullanıcıyı elektrikle çarpma gibi bir durum yaşanmayacaktır. Örneğin Temmuz 2013′te bir Çin havayolu firmasında çalışan Ma Ailun isimli uçuş görevlisi, telefonunu şarj ederken elektrikle çarpılmıştır. Ancak yapılan incelemede, Ailun’un “3. partiler tarafından üretilen sahte bir şarj aleti” kullandığı belirlenmiştir. Dolayısıyla sokakta satılan düşük kalitedeki şarj aletlerinden uzak durulmalıdır. Bunun haricinde telefonu şarj ederken kullanmanın korkulacak bir tarafı yoktur. CEP TELEFONUNU GECE BOYUNCA ŞARJDA TAKILI BIRAKMA,HEM TELEFONA ZARAR VERİR, HEM DE PATLAMASINA NEDEN OLUR ! Cep telefonunuzu gece boyunca şarj edebilirsiniz; hiçbir sorun yaşamayacaksınızdır. Çünkü modern cep telefonları ve benzeri ürünler, sanıldığından daha akıllıdır. Pilinin şarjı tamamen dolduktan sonra, şarj işlemini sonlandırır ve sadece şehir akımından gelen elektrikle işlemlerini sürdürür. Dolayısıyla bir telefon şarjdayken, şarjı dolduktan sonra bataryası kullanılmaz. Bu sebeple de pil herhangi bir zarar göremez. Ancak sanılanın aksine, bataryayı %100′de tutmak, ömrü uzatıcı bir etkiye sahip değildir. Tam tersine batarya, “kullanılması beklenen” bir şekilde tasarlandığı için, belli bir “şarj döngüsü” içerisinde olmalıdır. Uzmanlar, modern cep telefonların şarjının %40-80 arasında tutulmasının batarya ömrünü uzatacağını söylemektedir. CEP TELEFONUNU ŞARJ ETMEDEN ÖNCE PİLİN TAMAMEN BİTMESİNİ BEKLE, BİTMEDEN ŞARJ EDERSEN PİLİM ÖMRÜ AZALIR ! Cep telefonlarını şarj etmeden önce pilin tamamen bitmesini beklemek büyük bir hatadır ve Nikel bataryalardan kalma bir kullanım türüdür. Büyük telefon üreticilerinin ürünlerinde çoğunlukta kullanılan Lityum-İyon bataryalar, “derin şarj” denen %0′a indikten sonra şarj etmeye nazaran, “pil kritik düzeyde azaldı” (~ %10-20) uyarısını görmeden önce şarj edilecek şekilde tasarlanmaktadır. Bu tür ürünlerin bataryaları sürekli %0′a ulaştıktan sonra şarj edildiklerinde dengesizleşmektedir. Tüm bataryaların belli bir sayıda şarj döngüsü ömrü vardır ve her %0′a ulaştığınızda bu ömürden 1 adet ömür eksilmektedir. CEP TELEFONUNU, FİRMANIN VERDİĞİ ORİJİNAL ŞARJ CİHAZI HARİCİNDEKİ ŞARJ ALETLERİ İLE ŞARJ ETMEMELİSİN ! Cep telefonunuzun kendi firmasının şarj aletlerini kullanmanız verimlilik sebebiyle tavsiye edilse de, şart değildir. Telefonunuza herhangi bir zarar vermez (örneğin Belkin gibi yan firmaların şarj cihazlarını kullanmak). Ancak “sahte/çakma ürün” olarak bilinen şarj aletlerinden kesinlikle uzak durulmalıdır. Bu firmalar resmiyete sahip değildirler ve ucuz malzemeler kullanarak kaliteyi de düşürmektedirler. Bu tür ürünleri kullanmanız durumunda patlama ve elektrik çarpması gibi durumlar oluşabilir. Bunun haricinde resmi firmaların ürünleri de, hemen hemen orjinal firmaların ürünleriyle aynı şekilde şarj edebilmektedir. CEP TELEFONUNU İLK ALDIĞINDA 24 SAAT ŞARJ ETMELİSİN, YOKSA PİLİN ÖMRÜ KISA OLUR ! Bir ürünü ilk aldığınızda 24 saat kadar uzun süreler şarj etmenize hiç gerek yoktur. Eski bataryalarda bile bu abartılır; en fazla 16 saat “ilk şarj” yeterlidir. Modern bataryalarda ise bu en fazla 6 saat olarak belirlenir. Ayrıca eski bataryalarda sadece ilk gün değil, 2 ila 4 günde bir bu 16 saatlik şarjın yapılması gerekir. Modern bataryalarda ise tekrara ihtiyaç yoktur, zaten bu bataryalar, yukarıda bahsettiğimiz gibi %40-80 arasında döngüde tutulmalıdır. Cep telefonu pili ve şarj cihazı kullanımı hakkında bilgiler : Bu konuda bir de genel bir bilgi vermemiz gerekirse; sıcaklık bataryanıza zarar verir. Hatta genel olarak sıcaklıkla teknoloji pek iyi dost değildir. Modern bataryalar olarak bilinen Lityum-İyon bataryalar, yapıları gereği kendi kendilerine ısınmaktadırlar. Şarj olurken daha da fazla ısınırlar; bu da yukarıda sayılan birçok mitin doğmasına neden olur. Aynı zamanda düşük sıcaklıklar da pillerin hızlı boşalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla pilleri oda sıcaklığı civarında tutmak, modern cihazların bataryalarının ömrünü arttırmaktadır. Ayrıca cep telefonunuzu sürekli açık tutmak iyi bir fikir değildir. Her ne kadar bu aletler “şimdilik” sadece birer makina olsalar da, aralıklarla dinlenmeye ihtiyaç duyarlar. Çünkü açma-kapanma döngüsü sırasında, tıpkı beynimizin uyku-uyanma döngüsünde olduğu gibi “temizlik” işlemleri yapılabilir. Tavsiye edilen, her gece yatağa giderken telefonu kapatıp, her sabah açmaktır. Ancak uzmanlar, eğer ki bu yapılamıyorsa, en azından haftada 1 defa telefonu birkaç saatliğine de olsa kapalı tutmayı veya bu da yapılamıyorsa, belirli aralıklarla telefonları “yeniden başlatmak“, ürünün uzun vadede batarya ömrünü arttıracaktır.teknolojioku
Mutluluğun Fotoğrafındaki Hatice Nine 10 Yıl Sonra....
Aşevinden aldığı bir kap yemeğe gülümsediği, adeta hafızalarımıza kazınan fotoğrafıyla ailemizden biri haline gelen Konyalı Hatice nine, 10 yıl sonra yine AA ekibi tarafından ziyaret edildi. Aradan geçen zamanda daha fazla bakıma muhtaç hale gelen Hatice nine, kendilerine ait olmayan 2 göz odada, felçli kocası ve engelli oğluyla yaşam mücadelesine devam ediyor. Halen yardımlarla ayakta duran Hatice Fidanboy'un karşılaştığı hayatın onca zorluğu, sıkıntısı bile, yüzüne yansıyan o bildik tebessümü silememiş... Aşevinden 10 yıl önce yemek alırken elinde tuttuğu kaba gülümsediği o 'Mutluluğun Resmi' fotoğrafıyla adeta hafızalarımıza kazınan Konyalı Hatice nine, şimdi 74 yaşında. AA ekibinin kendisini ziyaret ettiği Hatice nine, 2 göz odada, felçli kocası ve engelli oğluyla yaşam mücadelesine devam ediyor. AA ekiplerince 2004 yılında yurt genelinde çekilen 'Ramazan ayı yardımları' konulu fotoğraflar içinde, Konya Bölge Müdürlüğü muhabirlerinden Murat Aslan'ın, sonradan 'Mutluluğun Fotoğrafı' olarak anılacak bir fotoğrafı ön plana çıktı. Sıcak yemeğin sefer tasından yükselen buharının ardındaki iki göz... Yemeğe bakan bu gözlerdeki mutluluk ve şükür, Hatice Fidanboy ismindeki yaşlı kadına aitti. Fotoğrafa bakan herkese 'mutluluk budur' dedirten bir fotoğraftı. Yardımlaşmanın, paylaşmanın sonuçlarının nasıl da hemencecik mutluluğa dönüştüğünü gösteren bu fotoğrafın hikayesi de böylece başladı. Sosyal yardım ve bağış haberleri ile yardım faaliyetlerinde 10 yıldır yoğun olarak kullanılan fotoğraf, yayınlandığı günden beri sosyal medya ve internet sitelerinde de ilgi gördü. Hatta, terör örgütünce, sempatizanlarından para toplamak için suistimal edilmek istendi. 2007 yılında terör örgütünün yayın organı televizyonda yardım toplamak için yayınlanan videoda, AA'nın Ramazan ayında servise koyduğu, aşevinden yemek alan Konyalı Hatice Fidanboy'un fotoğrafı Güneydoğu'da çekilmiş bir fotoğraf gibi gösterilmeye çalışıldı. AA da fotoğrafın izinsiz kullanılması ve suistimal edilmesi nedeniyle hukuki yollara başvurmuştu. Söz konusu fotoğraf, AA muhabiri Murat Aslan'a 2005 yılında Çağdaş gazeteciler Derneği ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce düzenlenen fotoğraf yarışmalarında 2 önemli ödül kazandırdı. 'Mutluluğun Fotoğrafı', pek çok yardım toplama faaliyetinin afiş ve broşürlerinde kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor. Aradan geçen 10 yılın ardından AA ekibi Hatice nineyi, Konya'nın Sedirler Mahallesi'ndeki, o fotoğrafın çekildiği Hasan Dudu Aşevi'ne sordu. Hasan Dudu Aşevi, hayır sahiplerinden gelen yardımları çevredeki muhtaçlara ulaştırmak için çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Çeken ve çekilen, 10 yıl sonra aynı karede Aşevi yöneticisi Mevlüt Öncel, Hatice ninenin evinin uzak olması ve rahatsızlığından dolayı iki yıldır gelemediğini belirtti. Aralarında, fotoğrafı çeken Murat Aslan'ın da bulunduğu AA ekibi, aşevi yetkilileriyle Hatice Fidanboy'un evine gitti. O fotoğrafı çeken kişi ile çekilen kişi, 10 yıl sonra aynı karede buluştu. Aynı mahallede, kendilerine ait olmayan bir arsaya karatay Belediyesinin desteğiyle yaptırılan 2 göz odada felçli kocası ve engelli oğluna bakmakta zorlanan Hatice nine, bugün 74 yaşında. Yemeğini artık Karatay Belediyesi ekipleri, aşevinden alıp günlük evine bırakıyor. Hatice ninenin 10 yıl önce çekilmiş fotoğrafındaki o mutluluk, içinde bulunduğu çok zor şartlara rağmen hala eksilmemiş. Kapısına gelenleri şükran ve minnet duygularıyla karşılayan, fakat eşi ve oğlunun bakımına artık yetişemeyen bu yaşlı kadının gizlemeye çalıştığı gözyaşları, içinde bulunduğu durumu ele veriyor. Aşevinin yöneticisi Öncel, gelen yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında köprü vazifesi gördüklerini, Hatice nineye de ellerinden gelen yardımı yapmaya çalıştıklarını söyledi. Öncel, 'Hatice nine, bu fotoğrafla herkes tarafından tanındı ancak onun yemek aldığı aşevimiz, hala onun kadar tanınmıyor. Hatice nineyi broşürlerimizde biz de kullanıyoruz. Daha bizden yardım bekleyen Hatice nine gibi binler var. Onun sayesinde diğer ihtiyaç sahiplerine de ulaşmak istiyoruz. Bunun için hayırseverlerinden destek bekliyoruz. Ayrıca Hatice ninemize yardım etmek isteyenler olursa, bu özel yardımları da kendisine ulaştırırız' diye konuştu. Milliyet
Google Pornografik İçerikleri Kaldırıyor
İnternet dünyasının en önemli şirketi olarak kabul edilen Google , kurmuş olduğu devasa reklam ağı ile birçok alandaki internet sitesinin çeşitli yollarla reklamlarını yapıyor. Google'ın reklam yaptığı konular arasında 'porno' da yer alıyor. Ancak görünüşe göre bu durum sona eriyor. Geçtiğimiz aylarda ilk adımları atılan bu konu sonuçlandırıldı ve porno siteler bu haftayla birlikte Google'ın reklam ağından çıkartıldı. Konuyla alakalı bazı açıklamalarda bulunan Google sözcüsü, porno sitelerinin Google'ın bu tutumundan haberdar edildiğini ve zaten bir süredir kendilerine yeni reklam alanları aradıklarını söyledi. Öte yandan Google'ın AdWords isimli bu dev reklam ağı yılda 13.8 milyar dolar kar getiriyor. Bu rakamın Google'ın toplam gelirlerinin %90'ını oluşturduğunu da söyleyelim. Bunların yanında Google'ın bu engeli arama motoruna yansımayacak. Yani Google'da porno içerikler gösterilmeye devam edecek.teknokulis
Reklam