Vahşi Hayvanlarla Muazzam Dostluklar Kurmuş 12 İnsan
Güney Afrikalı hayvan davranışları bilimcisi olan Kevin Richardson, aslanlar, jaguarlar, sırtlanlar, çitalar ve bir çok yabani hayvan arasında oldukça popüler. Sürülerin arasına girmekte hiç bir zorluk yaşamıyor ve onlarla oyunlar oynuyor, yüzüyor, uyuyor, koşuyor... Çocukluğundan beri yabani hayvanlara ilgisi olan Kevin, özellikle aslanlar ve diğer hayvanları yok olmaktan kurtarmak için bütün vaktini harcıyor. Güney Afrika'da sahibi olduğu koruma parkında yaklaşık 40 aslanı,bir kaç klan sırtlanı ve diğer yabani kedilerle birlikte yaşıyor.
Samsung Yeni Reklamında Yine iPhone Kullanıcılarını Ti'ye Aldı
Önceki yıllarda iPhone kullanıcılarına koyun benzetmesi yaptığı reklamlarla tepki çeken Samsung, bu kez farklı bir konseptle iğnelemelerine devam etti.Yeni reklamına Duvar Kucaklayıcılar şeklinde bir motto belirleyen Samsung, bu kez Galaxy S5'in güç yönetim optimizasyonlarına ve bataryanın değiştirilebilir olmasına atıfta bulunuyor.Reklamda iPhone kullanıcıları kullanım süresinin azlığı ve değiştirilemeyen batarya nedeniyle prizlere hapsolmuş bireyler olarak tasvir ediliyor. Sürekli şarj etme ihtiyacı olduğu için kullanıcılar haliyle prizlerin başından ayrılamıyor.Galaxy S5 kullanıcıları ise Ultra Power Saving Mode gibi optimizasyonlarla batarya düşük seviyedeyken bile birkaç saat ekstra kullanım imkanına kavuşurken, gerektiğinde bataryayı değiştirerek yoluna devam edebiliyor.Yeni reklam yine iPhone kullanıcılarını oldukça rahatsız etmiş durumda ve eleştiriler de şimdiden başladı. Bazı otoriteler Samsung'un eleştirmeye çalışırken aslında insanların iPhone tutkunu olduğunu istemeden de olsa yansıttığını ifade ediyor.
Başbakandan Aldığı 500 Bin Lira Borcu 3 Yıldır Vermeyen Kim Olabilir?
2011 yılından beri başbakanın her mal varlığı beyanında 500 bin liralık bir alacağı olduğu hepinizin dikkatini çekmiştir. Peki 3 yıldır başbakandan aldığı bu 500 bin lirayı ödemeyen kim? Kim bu paranın üzerine yattı? İşte Onedio olarak sizler için bu kişinin kim olabileceğine dair bir araştırma yaptık.
3. Havalimanına Durdurma Kararı
Bakanlar Kurulu, 18 Ağustos 2012 tarihinde üçüncü havalimanı inşaatı, üçüncü Boğaz Köprüsü inşaatı ve Kanal İstanbul projeleri kapsamında Avrupa yakası Karadeniz kıyılarında 42.300 hektarlık bir alanı “Rezerv yapı alanı' olarak belirledi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 8 Nisan 2013 tarihli kararı ile bu rezerv alan ile ilgili kamulaştırma iş ve işlemlerinin yürütülmesi için Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nı (TOKİ) görevlendirdi. Kamulaştırma yetkisi alan TOKİ, bu üç projenin yapılacağı alanlarda kamulaştırma çalışmalarına başladı. Mayıs 2013 tarihinden itibaren de arsa sahiplerine belirli bir bedel karşılığı anlaşma teklifinde bulunmaya başladı. TOKİ METREKARE BAŞINA 22 LİRA ÖNERDİ ARSA SAHİPLERİ KABUL ETMEDİ TOKİ, bu çerçevede üçüncü havaalanının yapılacağı alanda 10 ayrı parsel halinde toplam 54.507 metrekare arsası bulunan Akçelik Madencilik, 2 ayrı parsel halinde toplam 9.840 metrekare arsası bulunan İsmail Tükenmez, 4.520 metrekare arsası bulunan Ozan Madencilik, 1.998 metrekare arsası bulunan Topkara Mermer'e kamulaştırma teklifinde bulundu. Arsa sahipleri metrekare başına TOKİ'nin önerdiği parayı yeterli bulmayınca taraflar arasında anlaşma sağlanamadı. 14 DAVA AÇTI Bunun üzerine geçen yıl mahkemeye başvuran TOKİ, Akçelik Madencilik aleyhine 10, İsmail Tükenmez aleyhine 2, Ozan Madencilik ve Topkara Mermer aleyhine birer dava açtı. Dilekçesinde davalılara ait taşınmazların, Bakanlar Kurulu tarafından 18 Ağustos 2012 tarihli karar ile “Rezevr yapı alanı' olarak tespit edilen alanın içinde kaldığını hatırlattı. Bu arsalara ait kamulaştırma yetkisinin de kendisine verildiğini savunan TOKİ, arsa sahiplerinin kamulaştırma bedelini kabul etmediği için anlaşamadıklarını hatırlattı. TOKİ, mahkemeden, atanacak bilirkişilerce belirlenecek tutar karşılığında davalılara ait toplam 14 parseldeki bu arsaların tapu kaydının iptal edilerek kendi adına tesçil edilmesini istedi. TOKİ'nin arsa sahiplerine açtığı 14 dava da İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne düştü. Davalılar, davaya konu arsaların yapılacak olan üçüncü havaalanı inşaatının sahasında kaldığını hatırlatarak, TOKİ tarafından verilen tutarın emsallerine göre çok düşük kaldığını savundular. TOKİ'nin kendilerine metrekare başına 22 lira ile 35 lira arasında teklif yaptığını savunan davalılar, aynı bölgede bulunan emsal arsaların yerine göre metrekaresinin 300 liradan 500 liraya kadar alıcı bulduğunu savundular. BİLİRKİŞİLER METREKARE FİYATINI 10'A KATLADI Mahkeme, dosyaları inşaat mühendisi, harita ve kadastro mühendisi, mimar ve ziraat mühendisinden oluşan 6 kişilik bilirkişi heyetlerine yolladı. Bilirkişiler, arsaların bulunduğu alanın üçüncü havaalanı inşaatının da yapılacağı “Rezerv yapı alanı' içerisinde kaldığını hatırlattı. Bilirkişiler, davalıların arsasının yerine göre metrekare fiyatının 200 lira ile 500 lira arasında değişkenlik gösterdiğini belirttiler. ARSALARIN DEĞERİ 16.2 MİLYON TL Bilirkişiler, TOKİ'nin 54.507 metrekare arsası kamulaştırılan Akçelik Madencilik şirketine 10 milyon 901 bin, 9.840 metrekare arsası kamulaştırılan İsmail Tükenmez'e 2 milyon 785 bin, 4.520 metrekare arsası kamulaştırılan Ozan Madencilik'e 1 milyon 602 bin, 1.998 metrekare arsası kamulaştırılan Topkara Mermer şirketine de 999 bin 840 TL kamulaştırma bedeli ödemesi gerektiği yönünde rapor tuttu. TOKİ: DAVALILAR ÜÇÜNCÜ HAVALİMANININ ARTI DEĞERİNDEN FAYDALANAMAZ TOKİ, “3. Havaalanı projesinin bölgeye kattığı artı değer, bir değerlendirme ölçütü olarak dikkate alınmıştır. Bilirkişi heyetinin bu tutumu kamulaştırma Kanunu'nun 11. Maddesine aykırılık teşkil etmektedir' gerekçesi ile bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedellerine itiraz etti. MAHKEME BİLİRKİŞİLERE UYDU Mahkeme, nisan ayında yapılan duruşmada, bilirkişilerce belirlenen tutarın davacı TOKİ tarafından davalı arsa sahiplerinin banka hesaplarına depo edilmesini istedi. TOKİ, bu tutarı yatırmadı. Mahkeme, 4 Haziran 2014 tarihinde yapılan duruşmalarda ikinci kez depo kararı aldı. TOKİ mahkemenin ikinci kez aldığı depo kararına da uymadı. Mahkeme, bugün yaptığı duruşmalarda 14 davayı da karara bağladı. TOKİ'nin Avukatı Hüseyin Balaban, bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedelinin çok fahiş olduğunu belirterek, “Bu nedenle depo şartını yerine getirmedik' dedi. TOKİ'NİN KAMULAŞTIRMA TALEBİ REDDEDİLDİ İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi Mehmet Coşkun Gündüz, Avukat Balaban'ın yeniden depo kararı verilmesi yönündeki isteğini reddederek davaları TOKİ aleyhine sonuçlandırdı. Bir önceki duruşmada ikinci kez depo kararı verdiği halde TOKİ'nin bu tutarı davalıların hesaplarına yatırmadığını hatırlatan hakim Gündüz, kararın kesinleşmesi ile birlikte tapulara konulan kamulaştırma şerhinin de kaldırılmasına hükmetti. AVUKAT ALTIN: TOKİ YENİDEN KAMULAŞTIRMA YAPARSA HAVALİMANI İNŞAATI DURMAZ Davalılardan Akçelik Madencilik şirketinin avukatı Kemal Altın, karar ile ilgili olarak dha'nın sorularını telefonda yanıtladı. 'TOKİ, bilirkişilerce belirlenen tutarları yüksek bulduğu için ödeme yapmadı. Bilirkişi hesaplarına göre benim müvekkilime 11 milyon TL ödeme yapması gerekiyordu, ancak bunu yapmadı. Bize metrekare başı 22 TL teklif etti. Bu tutar çok düşük, bunu kabul etmediğimiz için bize dava açtı. Ancak kaybetti. Bugün kaybedilen 14 davaya konu arsalarda üçüncü köprü inşaatı ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz. Ya projeyi değiştirerek bizim arsalarımızı havaalanı inşaatının dışında bırakacak ya da yeniden kamulaştırma kararı alıp yeni bir mahkeme süreci başlatacak. Bir seçenek de arsa sahipleri ile mahkemeye gitmeden yeni bir anlaşma yapması. Bizim 10 parsel ile ilgili 10 davamız vardı. Bazı parseller pistlerin yapılacağı yerde bazıları da inşaat alanına denk geliyor.' diye konuştu. 22.1 MİLYAR EURO'LUK PROJE Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yap-işlet-devret modeli ile yapılması planlanan üçüncü havaalanın 3 Mayıs 2013 tarihinde yapılan ihalesini, 22 milyar 152 milyon Euro tutarındaki teklifi ile Cengiz-Kolin-Limak-MAPA-Kalyon ortak girişimi kazandı. 10 milyar 247 milyon Euro'ya mal edilmesi planlanan havaalanının temel atma töreni 7 Haziran 2014 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Yüksel KOÇ/İSTANBUL, (DHA)
Reklam
Erdoğan'ın Seçim Üssü Haliç Kongre Merkezi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının Haliç Kongre Merkezi'nden yürütecek.Merkezin bir bölümü Başbakan Erdoğan'ın posterleri ve seçimde kullanacağı logolarla donatıldı.Milli İrade, Milli Güç Hedef 2023 yazılı dev pankartlar Haliç Kongre Merkezi'nin dört bir yanına yerleştirildi.Başbakanın zaman zaman özel görüşmelerini yaptığı ofisinin de bulunduğu bölümle birlikte Merkez'in büyük bir bölümü Seçim Koordinasyon Merkezi olarak kullanılacak.DHA
'Bu Dövmeler Ne Ya?'
Başbakan Tayyip Erdoğan, Riva'daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp Ve Eğitim Tesisleri'nin açılış töreninde Galatasaray'ın genç futbolcusu Berk Yıldız ile ilginç bir diyalog yaşadı Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim ve Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören tarafından karşılanan Erdoğan, tesis girişinde bekleyen genç futbolcularla ayak üstü sohbet etti. 18 yaşındaki Galatasaraylı genç futbolcu Berk Yıldız'ın kolundaki dövmeyi gören Başbakan, 'Bu dövmeler ne ya? Niye böyle vücuduna zarar veriyorsun?' dedi. Sözlerini, 'Yabancılara aldanmayın. İleride Allah muhafaza, cilt kanserine varıncaya kadar yapabilir' diye sürdüren Erdoğan, Fatih Terim'i de yanına çağırarak, aynı sözleri tekrarladı. Genç futbolcunun dövmeleri silmek için Başbakan Erdoğan'a söz verdiği öğrenildi. DHA
Reklam
Sarai Sierra Cinayetinin Gerekçeli Kararı Açıklandı!
'Laz Ziya' lakaplı Ziya Tasalı tarafından öldürülen ABD vatandaşı Sarai Sierra davasında, mahkeme heyeti, 10 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı.'Laz Ziya' lakaplı Ziya Tasalı tarafından Cankurtaran'da surların dibinde öldürülen ABD vatandaşı Sarai Sierra ile ilgili davada, mahkeme heyeti, 10 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan gerekçeli kararda, 'Sanığın, maktuleyi, cinsel saldırıda bulunmak eylemini engellemesi nedeniyle, cinsel saldırı suçunu işleyememekten duyduğu infial sonucu öldürdüğü anlaşılmaktadır. Sanık her ne kadar savunmasında maktuleye karşı cinsel saldırıda bulunmadığını, sadece öpmek istediğini ancak onun karşı koyması sonucu olayın meydana geldiğini bildirmiş ise de, sanık sonuç olarak cinsel istismar ya da saldırı olabilecek bir suçu işleyememekten duyduğu infial sonucu maktuleyi öldürdüğüne göre, sanığın eyleminin 'töre saikiyle adam öldürme' suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir' denildi. 'SANIĞIN MAKTÜLENİN EŞYALARINI OLAY MAHALİNDEN GÖTÜRMESİ 'HIRSIZLIK' SUÇU OLARAK NİTELENDİRİLMİŞTİR' 'Sanığın anlatımına göre, maktuleyi öldürdükten sonra maktüleye ait cep telefonunu, iPad'i, maktülenin montunu, pantolonunu, el çantasını aldığı anlaşılmaktadır' denilen gerekçeli kararda, 'Sanığın ifadesine göre, aldığı bu eşyaların bir kısmını çöp konteynerine attığı, diğerlerini ise denize attığı anlaşılmaktadır ki, bu durum sonuca etkili görülmemiştir. Sanığın öldürdüğü maktulenin eşyalarını olay mahalinden alarak götürmesi, hırsızlık suçu olarak nitelendirilmiştir' ifadeleri kullanıldı. 'MAKTÜLÜN ŞAL VE GİYSİLERİ ÜZERİNDE MENİ LEKELERİ BULUNDU' Sarai Sierra'nın boğazına sarılı vaziyette bulunan şal üzerinde meni lekelerine rastlandığı belirtilen gerekçeli kararda, yine maktul üzerindeki giysinin değişik yerlerinde de sanığa ait meni lekelerine ait izlerin yer aldığı, yine maktulün külotu üzerinde kendisine ait kan lekeleri ile sütyen üzerinden alınan örneklerin sanığın özelliklerine uyumlu olduğu vurgulandı. 'SANIĞIN BAŞLANGIÇTAKİ AMACI MAKTÜLEYE CİNSEL SALDIRIDA BULUNMAK' Ziya Tasalı'nın, Sarai Sierra'yı öpmek için ona sarıldığını kabul ettiği kaydedilen gerekçeli kararda, sanığın mağdureye tecavüz etmediğini belirtmişse de, bulunan meni lekelerinin ölen kadının giysileri üzerinde de olması nedeniyle, sanığın başlangıçtaki amacının cinsel saldırıda bulunmak olduğunun kendisi tarafından da ikrar edilmiş olduğu ifade edildi. 'CİNSEL SALDIRI EYLEMİ GERÇEKLEŞTİ' Sanığın, ölen kadının ölümünden önce ya da sonra olduğu belirlenemeyen cinsel saldırı eyleminin sübuta erdiğinin (tamamlandığının) anlaşıldığı anlatılan gerekçeli kararda, 'Bu suçtan cezalandırılması gerektiği anlaşılmakla, sanığın cinsel saldırıda bulunmak istediği mağdureyi öldürmek ve cinsel saldırıda bulunmak, öldürdükten sonra giysisini almak suretiyle hırsızlık suçunu işledikleri kabul edilmekle, bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulması sonuç ve kanaatine varılmıştır' denildi. MAHKEME BAŞKANI'NDAN MUHALEFET ŞERHİ Sanık Tasalı'ya 'cinsel saldırı' suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası verilmesine ilişkin karara Mahkeme Başkanı Tevfik Güngören muhalefet şerhi koydu ve gerekçeli kararında sanığın bu suçtan beraat etmesi görüşünde olduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı Güngören, muhalefet şerhinde, 'Her ne kadar olay tarihinde sanığın maktuleye yönelik cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla ve TCK'nın 102/2 maddesi gereğince cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmış ise de, sanığın maktuleyi öldürmeden evvel ya da öldürtükten sonra, onun vücuduna organını sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu yolunda kesin kanıtlar elde edilememiştir. Sanık aşamalardaki savunmasında, öldürmeden evvel maktuleye cinsel saldırıda bulunmadığı gibi, öldürdükten sonra da olay yerinden kaçarak uzaklaşığını belirtmiştir' dedi. ADLİ TIP KURUMU'NUN RAPORUNA DEĞİNDİ Gerekçeli kararda, '10 Haziran 2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen otopsi raporda, maktülenin boyun sağ-sol yan, sağ-sol meme başı ve çevresi, perine bölgesi, volva bölgesi, vajenarkaformiks, vajeniçmukozası, anal bölge çevresi ve anüs iç mukozasından alınan sürüntü örneklerinden hazırlanan yaymaların yapılan mikrozkobik incelemesinden sprem hücresinin görülmediği belirtilmistir. Mahkememizce oybirliği ile, olay tarihinde sanığın maktüleyi, cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle öldürdüğü kabul edilmistir. Sanığın, cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdikten sonra maktüleyi öldürdüğünün kabulü halinde, hakkında 'Kan gütme saikiyle kasten adam öldürme' maddesi uygulanamaz. Sanığın maktüleyi cinsel saldırıda bulunduktan sonra öldürdügünün kabülü halinde; hem 'cinsel saldırıda bulunmak', hem de 'Kasten adam öldürmek' suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gerekmektedir' ifadelerine yer verildi. 'SANIĞIN CİNSEL SALDIRI SUÇUNU GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KESİN OLARAK TESPİT EDİLEMEMİSTİR' Gerekçeli kararda, 'Ancak mahkememizce oybirliği ile olay tarihinde sanığın, cinsel saldırıda bulunmak istediği maktülenin, kendisine karşı koyması nedeniyle, duyduğu infial sonucu öldürdüğü ve eyleminin 'Kan gütme saikiyle kasten adam öldürme' maddesine temas ettigi kabul edilmistir. Sanığın, cinsel saldırı suçunu isleyememekten duyduğu, infialle maktülü öldürdükten sonra, ona karşı ayrıca cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdiği kesin olarak tespit edilememistir. Otopsi raporunda maktüleninvolva bölgesi, perine bölgesi, vajen arka forniks, vajen iç mukozası, anal bölge çevresi ve anüs iç mokozasında sprem hücresi görülmedigi tespit edildigine göre, sanığın maktüleyi öldürdükten sonra onu cinsel saldırıda bulunmadığının kabulü gerekmektedir' denildi. 'SANIĞIN ORGANINDAN ÇIKAN MENİLERİN MAKTÜLENİN ŞALINA VE SÜTYENİNE SIÇRAMASI MÜMKÜNDÜR' Olaydan sonra maktüleye ait şal ve sütyende sanığa ait meni lekeleri olduğu tespit edilmis ise de, sanığın maktüleyi öldürdükten sonra kendi kendini bizzat tatmin etmesi ve sonuçta inzal (indirme) olması sonucu, sanığın organından çıkan menilerin maktülenin şalına ve sütyenine sıçraması mümkündür. Buna göre, söz konusu meni lekelerinin, olaydan sonra sanığın kendi kendisini tatmin etmesi sonucu, maktülenin şalına ve sütyenine sıçradıgı (bulaştıgı) kanaatiyle, sanığa ayrıca cinsel saldırı suçundan ceza verilemeyeceği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum' ifadeleri kullanıldı. 24 Haziran günü görülen karar duruşmasında, sanık Ziya Tasalı, 'Kan gütme saikiyle kasten adam öldürmek' suçundan müebbet hapis ve 'cinsel saldırı' ve 'hırsızlık' suçlarından da toplam 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Tasalı, son savunmasında, 'Ben mağdureye kesinlikle tecavüz etmiş değilim. Öldürme olayından dolayı olay yerinden korkup kaçarak gittim. Benim olay yerinden götürdüğüm mont maktuleye ait olmayıp, kendi montumdu. Esasen öldürme kastım da bulunmamaktaydı. Buna göre lehe olan hükümlerin uygulanmasını isterim. Eylemden dolayı pişmanım. Söyleyecek bir şey yok' demişti. Serpil KIRKESER / İstanbul DHA
İş Görüşmesinde İşverene Mutlaka Sormanız Gereken 8 Soru
İş görüşmelerinde alışık olduğumuz manzara genelde; işverenin soru bombardımanına tutması, cevaplarını alması daha sonra soracak birşeyiniz var mı? diye sorup 'eeh, ne zaman belli olur acaba' tarzı bir cevap almasıdır. Ancak hem sizin bazı şeyleri daha iyi anlamanız, hem de işverende olumlu bir etki bırakmanız için belli sorular sormanız gerekiyor. Bu sayede hem kendinizi diğer adaylardan ayırmış hem de işverenin hafızasına kazımış olacaksınız.Amerikalı kariyer koçu Cheryl Palmer iş görüşmesinde adayın sorabileceği en mantıklı soruları derlemiş. İşte bu sorular;
Reklam
Burger King’ten Onur Yürüyüşü (LGBT) için: Proud Whopper
Burger King'in San Fransisco'daki LGBT pride haftasında menüsüne eklediği yeni hamburgeri. Müşteriler kasiyerlere diğer whopper'dan farkı ne diye sorduklarında 'bilmiyorum' cevabı veriyorlar. İşin aslı ise gökküşağı renklerinden oluşan ambalajı açtıklarında ortaya çıkıyor.
Ateist Diye Akıl Hastanesine Yatırdılar
Nijerya'da ateist olduğunu söyleyen bir kişi, akrabaları tarafından akıl hastanesine yatırıldı. Ateist olduğunu açıklayan Mübarek Bala, 18 gün boyunca zorla Kano kentindeki bir hastanede tutuldu. Doktorların grevi nedeniyle hastanenin kapanınca, Bala da serbest kaldı. Uluslararası Hümanizm ve Etik Birliği (IHEU) adlı yardım kuruluşu, Bala'nın Salı günü serbest kaldığını ve güvenli bir yere ulaştığını duyurdu. Müslüman halkın çoğunlukta olduğu Kuzey Nijerya'da 2000 yılından bu yana İslam hukuku geçerli. IHEU, 'dinden çıkmanın' ölümcül şekilde cezalandırılabildiği bölgede Bala'nın güvenliğinden endişe duyduklarını kaydetti. 29 yaşındaki kimya mühendisi, ailesine dinsiz olduğunu söyleyince, psikiyatrik tedavi için Aminu Kano Araştırma Hastanesi'ne götürülmüştü. Buradaki doktorun Bala'yı sağlıklı bulması üzerine aile, oğullarını ikinci bir doktora gösterdi. İkinci doktor Bala'ya ilaç tedavisi uygulamaya başladı. Bala, telefonuna el konulana kadar e-posta ve sosyal medya aracılığıyla yardım istedi. Serbest kaldıktan sonra IHEU aracılığıyla açıklama yapan Bala, kendisine destek olanlara teşekkür ederken, tehdit edenlereyse 'Sizden mantıklı olmanızı ve sizinkilerden farklı görüşlere hoşgörüyle yaklaşmayı öğrenmenizi istiyorum' diyerek seslendi.BBC Türkçe
Mahallenin Futbol Kuralları
Tevfik Gülsaç isimli behance kullanıcısı zamanında çocuk olmuş herkesin bildiği 'Mahallenin Futbol Kuralları'nı 2013'te güzel bir çalışmaya dökmüş.
Reklam
Reklam
Kartını Seç! Sarıl, Tokatla ya da Öp
Plajda önlerine gelen kızlara 3 karttan birisini seçmesini istiyorlar. Kartlardan birisini çeken onda yazanı yapmak zorunda. Kartta yazanlar ise öpücük, sarılmak ve tokat. Kim hangi kartı seçmiş izliyoruz.
Bu Hafta 6 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i gerilim, korku ve dram ağırlıklı, 1'i de komedi türünde olmak üzere 6 film vizyona girecek.'Gece Planı' 'Wendy ve Lucy' ile 'Kestirme Yol' filmlerinden tanınan Kelly Reichardt'ın yönettiği 'Gece Planı' izleyici ile buluşacak. Filmin oyuncu kadrosunda Oscar adayı Jesse Eisenberg ile yetenekli oyuncular Dakota Fanning, Peter Sarsgaard ve Alia Shawkat rol aldı. Gerilim türündeki filmin konusu özetle şöyle: 'Josh, Dena ve akıl hocaları Harmon, izlenen ekolojik politikaya tepkili üç radikal çevrecidir. Çevre duyarlılığını arttırmak adına akıl almaz bir plan yaparlar. Amaçları bir hidroelektrik santralini havaya uçurarak, ekosistemi tehdit eden şirketlere mesaj vermektir. Eylemden sonra herkesin kendi yoluna gitmesi ve sessiz kalması konusunda anlaşırlar. Fakat yaşananlar onları tekrar bir araya getirecek ve hayatlarını kaosa sürükleyecektir.' 'Uçuş 7500' Takashi Shimizu'nun yönettiği ve Leslie Bibb, Jamie Chung, Jerry Ferrara ile Ryan Kwanten'in oynadığı 'Uçuş 7500', haftanın gerilim yüklü bir başka filmi. Filmde, 273 yolcusuyla Los Angeles'tan Tokyo'ya uçan bir uçakta geçen korku dolu anlar izlenebilecek. 'Mezarına Tüküreceğim 2' Jemma Dallender, Joe Absolom, Yavor Baharoff ile Aleksandar Aleksiev'in oynadığı 'Mezarına Tüküreceğim 2', yönetmen Steven R. Monroe'nun, büyük beğeni toplayan 'Mezarına Tüküreceğim'in 2010 versiyonunun devamı niteliğinde bir film. Film, New York City'ye henüz yerleşmiş ve diğer pek çok kadın gibi yaşamını modellikle sürdürmeye çalışan, doğal güzel Katie'nin yaşamını konu alıyor. 'Takip' Robert Pattinson ve Guy Pearce'ın başrollerinde bulunduğu 'Takip', toplumun çöküşünden 10 yıl sonrayı anlatıyor. David Michod'un yönettiği filmin konusu özetle şöyle: '10 yıl süren ekonomik bunalım döneminde her şeyini kaybeden eski bir asker olan Eric (Guy Pierce) artık acımasız ve soğuk bir adam olmuştur. Bu sırada bir çete, yaptıkları soygun sırasında işler kötü gidince yaralı arkadaşları Rey'i (Robert Pattinson) geride bırakıp, Eric'in sahip olduğu son şey olan arabasını çalar. Rey'i yanına alan Eric'in artık hayattaki tek amacı intikamını almaktır.' 'Göz' Mike Flanagan'ın yönettiği ve Karen Gillan, Brenton Thwaites, Katee Sackhoff ile Rory Cochrane'in oynadığı 'Göz', gizemli ve eski bir aynanın etrafında gelişiyor. Yönetmen Mike Flanagan'ın senaryosunu Jeff Howard ile birlikte kaleme aldığı korku türündeki filmde olaylar şöyle gelişiyor: 'Aynanın son sahipleri olan Kaylie ve Tim, ailelerinin ölümleri üzerine ilişkilerini düzeltmeye çalışan iki kardeştir. Kaylie, yaşanan trajediye aynanın neden olduğunu düşünerek, bu olayı çözmeye karar verir. Kaylie olayları araştırmaya başladıkça, tarih kendini tekrarlayacaktır. Kardeşlerin ilişkileri daha da kötüleşir, neyin gerçek olduğunu anlayamaz bir hale gelirler; çünkü onlar da aynanın tutsağı haline gelmişlerdir.' 'Çaylaklar Çetesi' Santi Amodeo'nun yönettiği ve Clara Lago, Andres Iniesta, Quim Gutierrez ile Julian Villagran'ın oynadığı 'Çaylaklar Çetesi', gerilim ve korku yüklü vizyon haftasının tek komedi filmi.
Selim İleri'den Emrah Serbes'e Açık Mektup
Radikal kitap'ın sürekli yazarı Selim İleri, bugün köşesinde, yeni kuşağın gözde yazarı Emrah Serbes'in son romanı Deliduman için bir açık mektup kaleme aldı. Bundan böyle Hürriyet gazetesinin eki olarak basılı yayım hayatını devam ettiren Radikal Kitap ekinin bugünkü sayısında yer alan bir yazı, edebiyat dünyası için az bulunur bir örnek oluşturacak gibi duruyor. Radikal kitap'ın sürekli yazarı Selim İleri, bugün köşesinde, yeni kuşağın gözde yazarı Emrah Serbes'in son romanı Deliduman için bir açık mektup kaleme aldı. 'Sevgili Emrah Serbes...' diye başlayan ve mektup olarak kaleme alınan köşe yazısında 'önemli bir roman' dediği Deliduman için Selim İleri 'Bütün kıskançlığımla başarınızı tekrar kutlamak zorundayım...' yazdı. İşte Selim İleri'nin bugünkü Radikal Kitap'taki o yazısından çarpıcı bir bölüm: BİLMEM BAŞKA YAZARLARDA DA OLUYOR MU? 'Bilmem başka yazarlarda da oluyor mu, olmuş, olagelmiş mi; yaşlılığın eşiğinde yeni bir yazar adına pek tahammül kalmıyor. Bilinçaltı mı, üstü mü, bilinçdışı mı, onu da bilmiyorum, ama yeni bir yazar, yeni yazarın yeni bir eseri hiç mi hiç hoşa gitmiyor. Yani bende böyle oluyor. (...) belli etmemeye çalışarak susuyordum. Bir zaman geçti; daha önce sizi hiç okumadığım, Deliduman’ın kapağını açmadığım halde, sizi apar topar fasafiso bir yazar yaparak, ama Emrah Serbes adını anmayarak; elli yıla yaklaşan yazarlık yaşamım boyunca, öyle birçok genç yazarın, yazar adayının görünüp parlayıp, sönüp gittiğini –bütün kötücüllüğümle- söylemekten kendimi alamadım. PİŞMANLIK, GİZLİ BİR UTANÇ Sonrasını, -Çiğdem’in şişmanlığını gizleyen Çağlar’ı yazdığınıza göre- siz elbette biliyorsunuz: Pişmanlık, gizli bir utanç. Altmış beş yaşımda hâlâ şişkin egomla pastanelerde akıl yürütmelerim... Eve üzgün döndüm o akşam, gizli utanç sürdü. Ertesi gün Deliduman ’ı Kadıköy’de bir kitapçıdan aldırttım. Daha ilk sayfada diliniz, anlatımınız, bu yeni zamandan seçtiğiniz ve kendinize özgü kıldığınız sözcükleriniz elbette etkiledi. Ne var ki, bu kez de aklımda Cumhuriyet Kitap’ın kapağına çıkmanız, Eray Ak’ın sizin romanınız için yazdığı güzel yazı burgu gibiydi. NE ÇABUK BEĞENİLDİ DE KAPAK OLDU... Ne çabuk, ne çabuk! diyordum kendi kendime, ne çabuk kapak, ne çabuk beğeniliş!.. Tabii, okumayı sürdürüyordum. O harikulâde, yarışmaya hazırlanış bölümünüze kaptırmış gitmiştim bile. Merkez Terzi Orhan, Markofoni’den alınan mavi gömlek, KİPA Alışveriş Merkezi; hele sonradan, değişen değerlere bir keder gibi çakacağınız Fatih Kundura iç dünyamda belirdikçe beliriyordu. Küçük kentle kasaba arası bir yerde hiç yaşamadım. Bununla birlikte oraların dünyası hep çekici geldi. Sizi okurken, uzun yıllar önce yazdığım bir senaryoyu, Kırık Bir Aşk Hikâyesi ’ni hatırlıyordum, Ömer Kavur’la çalıştığım, tam da siz yaşta olduğum o günleri, Ayvalık’taki çekimi, küçük yerlerin yürek yakıcı şiirini. O gece Deliduman ’dan elli altmış sayfa okudum. Edebiyatımızın ve hayatımızın değişen çehresini alımlıyordum. Hissediyordum ki, hem okulun bahçe duvarında, hem plajı gören kaldırımda ‘abuk subuk’ palmiyelerle güzelleştirilmek istenmiş Kıyıdere’den bütün memlekete, her şeyin, geçmişin, eskilerden beri sürgit Amerikanlaşmanın, en son teknik yeniliklerle eski ve bize özgü içlenişlerin tümüne açılacaktınız... Nitekim Çiğdem birdenbire –“Kızkardeşim dana gibi şişko!”- şişman haliyle, üstelik doksan sekizinci sayfada karşımıza çıkınca, yaşadığımız bu acıklı gülünçlü yurda, tıpkı Çiğdem’e duyulmuş sevgiyle yaklaştığınızı apaçık ayırt ettim. DELİDUMAN ÖNEMLİ BİR ROMAN Bugün cumartesi. Deliduman ’ın on beşinci bölümündeyim. Dayanamayıp bir şeyler yazmak istedim. Sonra bıraktığım yerden okumaya devam edeceğim. Deliduman önemli bir roman. Şunu söylemek istiyorum: Deliduman bugünün romanı, şimdinin. Şimdinin öyküsünü, romanını yazmak, bence hayli zor; hiçbir şey, hiçbir olgu yerli yerine oturmamış, hiçbir şeyin ödeşmesi yapılmamış... Siz bu çetinceviz sorunu yenmişsiniz ve Deliduman ’la bir dönüm noktası oluşturmuşsunuz. ‘Genç’ bir romanın artık var olduğunu kanıtlıyorsunuz. Dilerim yolunuz hep böyle açık olsun. TÜM KISANÇLIĞIMLA BAŞARINIZI KUTLAMAK ZORUNDAYIM Not: Bana imzalayıp gönderdiğiniz Deliduman yeni geçti elime. Teşekkür ederim. Onu saklayacağım. On beşinci bölümden sonrasını bendeki kitaptan okudum; bugün pazar, az önce bitti Deliduman . Yaşadığımız şizoid ortam!.. Bütün kıskançlığımla başarınızı tekrar kutlamak zorundayım...gazetecileronline
Reklam