onedio
Vücudunuz Hakkında Şaşırtıcı 29 Şey
İnsan vücudunun ne kadar şaşırtıcı bir sistem olduğunu zaten bugüne kadar çeşitli kereler görüp duyma fırsatınız olmuştur. Bu karmaşık sistemin hepimizi çok şaşırttığı bir gerçek, ancak vücut bizi her geçen gün biraz daha şaşırtmaya devam ediyor.
"Türkiye'de 5 Binden Fazla Kişi IŞİD'e Katıldı"
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, internetten cihat sitelerine ve sosyal medya ağlarına girerek kandırılan 5 bini aşkın kişinin Suriye'ye geçerek, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) saflarına katıldığını iddia etti. Devletin bunları engelleyerek kontrol altına alması gerektiğini savunan Şeker, 'IŞİD denilen örgüte Türkiye'den katılan adam sayısı 5 binden fazla. Devlet bunu bilmiyor mu? Bir devletin istihbaratı ne iş yapar? Bu adamlar internetten haberleşiyorlar ve bu insanlar buradan ailelerden koparak Suriye'ye gidiyorlar' dedi. CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında başlayan gerginlikler üzerine açıklama yaptı. Şeker, en büyük sorunun Suriyeli'lerin istediklerini gibi işyeri açabildiklerini, vergi gibi zorunlu ödemeleri yapmadıklarından oluşan haksız rekabetin esnafı sıkıntıya soktuğunu ifade ederek şöyle konuştu; 'Baştan beri söylüyoruz; böyle bir politikasız, isteyenin geldiği bir ülke olamaz. Ben bunu TBMM'de de gündeme getirdim. Terörü, bombayı, eroin, esrar, hastalık ithal edersiniz ve bunların hepsi oldu. Şimdi en büyük sıkıntı; çevre illerde ve Gaziantep'te yaşayan Suriyeliler ile Gaziantepli vatandaşlar arasında gerginlik başladı. Bunun da nedeni şu; anlatılanlara göre Suriyeliler rahat işyerleri açıyor ve denetlenmiyor. Bizim esnafımız ise işyeri açtığında SGK ve vergiler ödüyoruz, zabıta, polis bizi denetliyor ve sıkıntılar bu. Suriyeliler de, çok rahat işyeri açtığından ve vergi, SGK gibi maliyetleri olmadığı için ucuz iş yaptığından bir husumet başlamış.' 'DEVLETİN ÇÖZÜM BULMASI LAZIM' Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında yaşanan sorunla ilgili devletin biran önce çözüm bulması gerektiğini savunan Mehmet Şeker, şunları söyledi: 'Kent içinde yaşama uyum sağlayamayan Suriyeli'lere yönelik tepki, esnafın durumu, yükseler kiralar gibi nedenleri üst üste koyunca gerginlik kendiliğinden oluşmaya başlıyor. Bu gerginlik bir yerde, birilerinin de provokasyonuyla ortaya bu sonuçlar çıkıyor. Bu hiç tasvip etmediğimiz doğru olmayan bir hareket. Çünkü bunlar bizim misafirimiz, komşumuz. Her ne şekilde yanlış bile yapsalar, bunu mazur görmek zorundayız. Onlara destek olmamız gerekiyor. Ama devletin de buna bir çözüm bulması lazım.' IŞİD'E KATILIM ÇOK FAZLA IŞİD'e Türkiye'den katılımın da çok fazla olduğunu ve bu noktada da devletin görevini yapması gerektiğini söyleyen Mehmet Şeker, şunları kaydetti: 'IŞİD denilen örgüte Türkiye'den katılan adam sayısı 5 binden fazla. Devlet bunu bilmiyor mu? Bir devletin istihbaratı ne iş yapar? Bu adamlar internetten haberleşiyorlar ve bu insanlar buradan ailelerden koparak Suriye'ye gidiyorlar. Orada bu terör örgütlerine katılıp cihat için savaşıyorlar. Kimisi de hayatını kaybediyor. Peki devletin görevi bunları engellemek değil mi? Devlet, devletliğini yapıp bu görevini üstlenip en azında burada olanları kontrol altına alması lazım. Kimin ne iş yaptığını, nereye gittiğini nereden geldiğini denetim altına alması lazım.' DHA
40. Yılında Kıbrıs Harekâtı
Türkiye'nin 74'teki müdahalesinin ardından ikiye bölünen Kıbrıs, 40 yıl sonra Avrupa'nın bölünmüş tek ülkesi. Al Jazeera, harekâta neden olan ve harekatın neden olduğu gelişmeleri derledi. Kıbrıs harekâtına zemin hazırlayan gelişmeler için özellikle 1974 öncesindeki 15 yıllık sürece bakmak gerekiyor. Adayı Birinci Dünya Savaşı sonrası ilhak eden İngiltere ile Türkiye ve Yunanistan’ın, 1959 yılında imzaladığı Zürih ve Londra antlaşmaları yeni bir devletin doğuşunun habercisi oldu. Kıbrıs’taki Türk ve Rum halklarının eşitliğine dayanarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bu üç ülkenin garantörlüğünde 1960’ta dünya haritasındaki yerini aldı. Yeni devleti kuran anlaşmalara göre hükümetin ve icra unsurlarının yüzde 70’i Rum, yüzde 30’u Türklerden teşkil edilecek, Bakanlar Kurulu yedi Rum ve üç Türk üyeden oluşacaktı. Bir başpiskopos olan Mihail Hristodulu Muskos (III. Makaryos) Cumhurbaşkanı, Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu. Rum tarafının baskıları Ancak İngiltere’nin adadan çekilmesiyle Türklerle birlikte ortak devlete razı olan Rumlar, geri adım atmaya başladı ve Kıbrıs’ın yönetimine el koyma yoluna gitti. Bu süreçte uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyen Rum tarafı silahlı baskıyla Kıbrıslı Türkleri ülke yönetiminden uzaklaştırmaya çalıştı. Rumların Aktitas Planı adını verdiği ve 1963 yılının başlarından itibaren hayata geçirilen bu girişim, adanın Yunanistan’la birleşmesi ülküsünü tanımlayan Enosis fikrini içeriyordu. Bu plan doğrultusunda 30 Kasım 1963 tarihinde Makaryos, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda siyasi kurumların yapılanması ve teşkilatlanma hakkındaki 13 maddelik bir değişiklik önerisinde bulundu. Kıbrıslı Türkler bu değişikliklerin kendi haklarını çiğnediğini savunup değişikliğe karşı çıktılar. Yunanistan ile birleşmeyi hedefleyen Rumlar başlıca örgütleri olan silahlı EOKA aracılığıyla 1974'e kadar Kıbrıslı Türklere yönelik birçok saldırı düzenledi, ambargolar uyguladı. 1963-64 olayları 1963 ve 1964 yıllarına damga vuran bu şiddet dönemi, ‘Kanlı Noel’ olarak bilenen 20 Aralık gecesindeki saldırılarla başladı. Lefkoşa’da bir otomobile açılan ateşte iki Kıbrıslı Türk öldürüldü. Aynı gece ve bir sonraki gün 103 köye baskın düzenlendi. Lefkoşa’da Kıbrıslı Türklerin yaşadığı Küçük Kaymaklı semti kuşatma altına alındı, Kanlıdere bölgesinde Türklere karşı saldırı düzenlendi. Larnaka ve Tuzla'da Türk evlerine ateş açıldı dokuz kişi öldürüldü. Bu bölgedeki Türk köylerinde yaşayanlar 23 Aralık gününden itibaren göç etmeye başladı. Küvetteki cesetler 24 Aralık’ta ise Lefkoşa'nın Kumsal semtinde 11 kişi öldürüldü. Bunlardan dördü, 1959’daki anlaşmalara göre Kıbrıs'ta görev yapan 650 kişilik Türk askeri birliğinde görevli emekli Tuğgeneral Nihat İlhan'ın ailesiydi. İlhan'ın evinin banyo küvetinde eşi ve üç çocuğunun cesedinin yer aldığı fotoğraf, Kıbrıslı Türklere yönelik EOKA şiddetinin sembolü haline geldi. Baskının yapıldığı ev daha sonra Barbarlık Müzesi adıyla ziyarete açıldı. Rumların saldırılarına karşılık Türk jetleri Kıbrıs üzerinde uyarı uçuşu yaptı, eylemler son buldu. Ancak bu süreçte 364 Kıbrıs Türkü ile 174 Kıbrıs Rumu hayatını kaybetti. On binlerce Kıbrıslı Türk can korkusuyla sahip olduğu topraklardan göç etti ve adanın yüzde 3’lük bir bölümünde sıkıştı. Olaylar üzerine 30 Aralık 1963 günü toplanan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan hükümetleri güvenli bölge sağlamak amacıyla Yeşil Hat'tı belirleyen anlaşmayı imzaladı, daha sonra ise iki taraf arasındaki çatışmaları engellemek amacıyla adaya BM barış gücü konuşlandırılması kararlaştırıldı. Makaryos’ın Ocak 1964’te ülke yönetiminin temellerini oluşturan İttifak ve Garanti Antlaşmalarını feshettiğini açıklaması Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sonunu getirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki idari ve siyasi yapılanmadan çekilen Kıbrıslı Türkler, kendi bağımsız devletlerini kurma mücadelesine girişti. Adadaki Türk toplumunca oluşturulan ‘Genel Komite’, 1967 yılında ‘Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi'ne’ dönüştü. 1967 bunalımı ve Türkiye'nin savaş ültimatomu 1967’de EOKA örgütü bu kez Yunan askerlerinin desteğiyle Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırdı. Bu eyleme sert tepki veren Ankara hükümeti Yunanistan’a savaş ültimatomu verdi. Türk uçakları Lefkoşa’da Makaryos’un sarayı üzerinde uçmaya başladı, savaş gemilerine olası bir çıkarma için ‘hazır ol’ talimatı verildi. Bütün bu askeri hareketlilik üzerine Yunanistan geri adım atarak gönderdiği askerlerini adadan çekti. Cunta Makaryosu indirdi 1974’e gelindiğinde ise bir süre önce Yunanistan’da iktidarı ele geçiren cunta hükümeti, adanın ilhak edilmesi zamanının geldiğini düşünüyordu. Ancak uluslararası toplum tarafından destek görmeyen cunta yönetimi, güç mücadelesine girdikleri Makaryos’u bunun önündeki engel olarak görüyordu. Cunta lideri General Yonnides, Makaryos’un ortadan kaldırılmasıyla Kıbrıs sorununun çözüleceğini ve Türkiye’nin de bu gelişmelere karşı çıkmayacağını savunuyordu. Cunta karşıtı tutumuyla Yunanistan’da da saygınlığa sahip olan Markaryos, Yunanistan Cumhurbaşkanı Fedon Gizikis’e mektup göndererek, adadaki Yunan subayların geri çağrılmasını istedi. Kıbrıs’taki devlet temellerini yıkma çabalarından Yunan hükümetini sorumlu tutan Makaryos, kendisinin Yunanistan’ın atadığı bir vali olmadığını, Helenizmin büyük bir bölümünün seçtiği bir lider olduğunun anlaşılması gerektiğini bildirdi. Atina’nın yanıtı, 'Afrodit' Planını uygulamaya koymak, yani 15 Temmuz'da Makaryos’a karşı darbe yapmak oldu. İktidarını kaybeden ancak İngiltere’ye kaçmayı başaran Makaryos, BM Güvenlik Konseyi'nin, kendisinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukuki lideri olarak kabul edildiği toplantılarında “Kıbrıs’ın bağımsızlığının ortadan kalktığını ve halkının tehlike altında olduğunu” belirtti. EOKA'nın tanınan simalarından Nikos Sampson yeni hükümetin geçici lideri olarak dünyaya duyuruldu, o da ertesi gün başkanlık yetkilerini kullanarak Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan etti. Darbeden sonra cunta hem Türklere hem de kendine karşı olan Kıbrıslı Rumlara saldırdı. Harekât hazırlığı Adadaki darbe haberi Ankara’ya ulaşınca Milli Güvenlik Kurulu toplandı ve ilk açıklama yapıldı: 'Bu bir Yunan müdahalesidir. Adadaki anayasal düzen yıkılmış, gayri meşru bir askeri yönetim kurulmuştur. Türkiye bunu antlaşmanın ve garantilerin ihlali saymaktadır.' Başbakan Bülent Ecevit, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne adaya müdahale ihtimaline karşı hazırlık yapılması yönünde talimat verdi. Dünya kamuoyunun Kıbrıs’taki askeri yönetime tepkileri de Türkiye’nin lehine bir ortam yaratıyordu. Adaya ortak müdahalede bulunulması için garantör devletlerden İngiltere’nin kapısını çalan Ecevit, Londra’dan eli boş döndü. Bunu üzerine Türkiye garantörlük anlaşmasından doğan haklarını kullanarak kod adı Atilla Harekâtı olan kendi planını uygulamaya koydu. Kod adı: Atilla Harekâtı 20 Temmuz 1974 sabahı Türk ordusu, adaya saat 6:05'ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Türk paraşütçüleri Lefkoşa'nın kuzeyine, Hamitköy - Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine indi. Denizden çıkarma, Deniz Piyade Tugayı'na bağlı askerlerce Yavuz plajına yapıldı. Ecevit Harekatın başladığını dünyaya tarihe geçen şu sözlerle haber verdi: 'Biz aslında savaş için değil, barış için, ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış, kardeşlik ve özgürlük için giriştiği harekat, bu sabah erken saatlerde başlamıştır…' Türkiye’nin müdahalesinin 1963 ve 1967'deki gibi sınırlı kalacağını düşünen Rumlar, ilk başta harekata karşı koyamadı. Ancak akşam saatlerinde karşı taarruza başlayan Rumlar başarı elde edemedi, Türk ordusu mevzilerini korumayı başardı. Ertesi gün tekrar ilerlemeye devam eden Türk birlikleri Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başladı, Zeytinli istikametinde ilerledi. 22 Temmuz'da, Deliktepe'nin ele geçirilmesiyle, Türk askeri önce Girne’ye girdi, daha sonra da Lefkoşa’ya yöneldi, iki kent arasındaki hattı birleştirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 353 sayılı kararının 5. maddesi gereği, 22 Temmuz’da ateşkes ilan edildi. Türkiye’nin bu müdahalesinin sonucunda Yunanistan'daki cunta idaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki Nikos Sampson hükümeti görevini bıraktı. Cenevre Deklarasyonu Türkiye’nin müdahalesi Kıbrıslı Türklerin tamamının güvenliğinin sağlanması için yeterli olmadı. Başta Mağusa’dakiler olmak üzere çok sayıda Türk güvenlikten mahrumdu. Kıbrıs’taki durumu ele almak üzere 25 Temmuz’da garantör devletlerin öncülüğünde Cenevre’de düzenlene konferansta, Kıbrıs Türklerini temsil eden heyet adanın yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu savundu. İki taraflı bir federasyon kurularak Türk tarafına yüzde 34 toprak bırakılması gerektiğini belirtti, ancak Rumlar ve Yunanistan buna yanaşmadı. 30 Temmuz’da imzalanan Cenevre Deklarasyonu’yla ada üzerindeki düzenin yeniden temin edileceğine ve 1960 anayasasına göre hareket edileceğinde karar kılındı. Ancak anlaşmanın gereğini yerine getirmeyen Rum tarafı, Limasol ve Larnaka civarında bazı köyleri boşaltmış olmalarına rağmen, ele geçirdikleri yerleri tahliye etmedi, ellerindeki esirleri de serbest bırakmadı. Türk askeri Lefkoşa'ya girdi Bunun üzerine Türk ordusu 13 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla bir keza daha harekâta başladı. Türk birlikleri 14 Ağustos'ta başkent Lefkoşa'ya, 15 Ağustos'ta Lefke ve Mağusa'ya girdi. Böylece Türk tarafının sınırları çizilmiş oldu. Harekaâ boyunca Türk ordusu toplam 498 kayıp verdi, 350’ye yakın da Kıbrıslı Türk öldü. Rumlar ve Yunanlılar ise 4 bin ölü, 12 bin de yaralı verdi. Harekatın sonuçları 1974 harekatı Kıbrıs sorununda yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Fiilen ikiye bölünen adada Türkiye açısında o dönemki sorun çözüldü ancak, mevcut durum herhangi bir hukuki zeminde çözüme kavuşturulamadığı için Kıbrıs konusu 40 yıl sonra da uluslararası toplumun gündemini meşgul ediyor. Ancak harekatla çözüm, artık daha önce olduğu gibi artık 1960 antlaşmaları çerçevesinde değil, 1974’ten sonra oluşan fiili duruma göre aranacaktı. Harekatın başlıca sonuçları şöyle özetlenebilir: Adanın Yunanistan’la birleşme ihtimali ortadan kalktı. Yunanistan ve Kıbrıs'taki askeri yönetimler son buldu, sivil hükümetler göreve geldi. Türk tarafının eşitliği BM nezdinde kabul edildi. Türkiye, Kıbrıs konusundaki uluslararası antlaşmaların bozulmasına ve Kıbrıslı Türkleri güvenliğinin tehlikeye girmesine seyirci kalmayacağını gösterdi. Harekat sonunda oluşan sınırın kuzeyinde toplanan Türklerin can güvenliği sağlandı ve coğrafi temele dayanan federasyon tezinin temelini oluşturdular. KKTC kuruldu: Adadaki Türk nüfus, Türkiye hükümeti ile işbirliği içinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni, ardından self determinasyon hakkını kullanarak 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) kurdu. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı 550 sayılı kararla KKTC Türkiye dışında hiçbir BM üyesi tarafından tanınmadı.  Türkiye ile ABD karşı karşıya geldi. Yunanistan'ın çabaları sonucu Washington Türkiye'ye ambargo uyguladı. Demokratik rejim uygulayan Kıbrıslı Türkler çok partili hayata geçti. Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu politikasında sıkışan Türkiye 3'üncü dünya ve İslam ülkeleriyle ilişkileri geliştirdi.
Elmander Galatasaray'ı Unutamıyor
Galatasaray ile sözleşmesi sona erdikten sonra geçen ay Danimarka'nın Bröndby takımıyla sözleşme imzalayan Elmander, Galatasaray ve Türkiye'deki yaşamından övgü dolu sözlerle bahsetti. Danimarka'nın spor gazetelerinden Tipsbladet'e açıklamalarda bulunan Elmander, Galatasaray'da yaşadığı iki şampiyonluk hatırlatıldığında sarı-kırmızılıların Avrupa'nın en büyüklerinden olağanüstü bir kulüp olduğunu belirterek, 'Transfer olduğum zaman tam benim gelecek planlarıma uyuyordu, yeni bir şeyler denemek istiyordum. Galatasaray gibi büyük bir kulüpte ve Şampiyonlar Ligi'nde oynama fırsatı yakaladım' ifadelerini kullandı. Türkiye'de geçirdiği iki sezonun kariyerindeki en iyi yıllar olduğunu vurgulayan İsveçli golcü, 'İstanbul'u çok seviyorum, insanları ve yemeklerini çok seviyorum. Bir daha böyle bir şans gelirse Türkiye'ye dönmek isterim. Galatasaray'da bulunduğum dönem, kariyerimde geçirdiğim en iyi yıllardı, hala görüştüğüm çok iyi arkadaşlar edindim' şeklinde görüş belirtti. 'Türk taraftarların futbol tutkusu müthiş' Bröndby ile Galatasaray taraftarlarını karşılaştıran Elmander, Türk taraftarların futbol tutkusunun üst düzeyde olduğunu kaydetti. Türk taraftarların futbol tutkusundan etkilendiğini ifade eden 33 yaşındaki futbolcu, 'Bröndby taraftarları övgüyü hak ediyor ama Galatasaray taraftarının seviyesi daha yüksek. Türk taraftarların futbol tutkusu müthiş, futbolu bir başka yaşıyorlar' değerlendirmesinde bulundu. Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki rekabete de değinen deneyimli futbolcu, Fenerbahçe ile oynadıklarında ağlayan taraftarları unutamadığını ifade etti. Hala Galatasaraylı taraftarlardan sosyal medya aracılığıyla kendisine mesajlar geldiğini ve Kopenhag sokaklarında gezerken gurbetçiler tarafından kendisine Galatasaray forması imzalattırıldığını aktaran Elmander, Galatasaray'ın gerçek evi olduğunu ve sarı-kırmızılı kulübe büyük saygı duyduğunun altını çizdi. Galatasaray'da geçirdiği ilk sezonun çok iyi geçmesine rağmen sakatlıklar yüzünden diğer sezonlarda istediği performansı sergileyememekten yakınan İsveçli futbolcu, Didier Drogba ve Wesley Sneijder'in takıma katılmasıyla forma şansının azalması üzerine kulübede beklemek yerine futbol oynamak için İngiltere'nin Norwich City takımına transfer olduğunu belirtti. Norwich City kariyerinin ardından Bröndby ile yeni bir sayfa açtığına değinen golcü oyuncu, üzerindeki baskıyı hissettiğini belirterek, geçmişte yaşadığı başarıların geçmişte kaldığını ve yeni bir başlangıç yaptığını kaydetti. Hollanda'nın köklü kulüplerinden Feyenord'dan Danimarka'nın Bröndby takımına 2004 yılında transfer olduktan sonra yıldızı parlayan Elmander, 8 yıl aradan sonra Bröndby'e dönmesiyle birlikte son yıllarda ekonomik sorunlarla boğuşan ve ligde üst sıralardan uzak kalan takımdan beklentiler bir anda yükseldi. Genç bir takım kuran ve takımda ağabeylik yapması için ikna edilerek Bröndby'e transfer edilen Elmander, hazırlık maçlarında eski performansını sergilemekte güçlük çekse de kulübün ve taraftarların kendisinden beklentilerine cevap vermeyi hedefliyor. Elmander'in forma giydiği Bröndby, yarın sezonun ilk maçında Midtjylland ile deplasmanda karşılaşacak.lig tv
Blackberry Passport Şaşırtmaya Devam Ediyor
BlackBerry Pasaport eşsiz bir görünüm ve iddialı QWERTY klavye sayesinde en ilgi çekici akıllı telefonlardan biri olarak geliyor. Cihazın Eylül ayında resmi lansmanının yapılması bekleniyor ama telefona ait görsel ve videolar gelmeye devam ediyor. Şimdi de Youtube üzerinden cihazın bazı özelliklerini gösteren bir video yayınlandı. 1440 x 1440 çözünürlükte 4.5 inç ekrana sahip Passport, çok yüksek piksel yoğunluğuna sahip kare bir görünüm sunuyor. Telefon 3GB RAM ve 3450mAh pil ile desteklenmiş. Kutudan BlackBerry 10,3 ve BlackBerry Assistans ile çıkan cihazın klavyesi üzerinde parmağınızı hafiften dokunarak web sayfasını aşağı yukarı hareket ettirebiliyorsunuz. teknolojioku
Reklam
1900'lü Yıllarda Kuzey Amerika'daki Kızılderilileri Gösteren Arşiv Niteliğindeki 16 Fotoğraf
1906 yılında, Amerikalı fotoğrafçı Edward S. Curtis Kuzey Amerika yerlileri (Kızılderililer) ve kültürleri üzerine bir çalışma yapmak için finansçı JP Morgan'dan 75.000 dolarlık bir ödeme aldı. Bu çalışma Kızılderililerin kabile hayatı, barınmaları, bölge krokileri, geleneksel törenleri, besin kaynakları gibi birçok konuyu kapsıyordu. 20 ciltlik bilgi ve 1.500 'den fazla fotoğraf ile çalışmasını tamamlayan Curtis bu güne kadar Kızılderililerle ilgili yapılan tüm çalışmaların dayanak noktası olmuştur.
Reklam
Dünyanın En Büyük Psychedelic Festivallerinden Burning Man'den 56 Kare
Gidip görmenin orada içip, dağıtmanın her kula nasip olması gereken bir festival. Mükemmel tasarımı, inanılmaz etkinlikleriyle sanatı ve sanatçıyı çağıran, ben bi b*ktan anlamamki diyenlerin kendileri kafalarına göre illaki birilerini bulabilecekleri sınırsız eğlence, hareket imkanı sağlayan dev organizasyon. 2,3 kişinin başlattığını bildiğim bu organizasyona bugün binlerce kişi gidiyor. Türklerde var, Kürtlerde, Adisababalılarda 72 milyon uyruktan var orda. Hadi bakın az kafanız açılsın. İyi seyirler.Tr'deki örnekleriTreeoflife - Karagöl - http://festival.electreelife.com/Ayata - Sandras - http://ayatafestival.com/tr/www.burningman.com
'Özgürlükler Çok Yalan Oldu'
Muğla'nın Bodrum İlçesi'ndeki bir gece kulübünde ünlü şarkıcı Hande Yener, sahne aldı. Sevilen şarkılarını seslendiren Yener'in basın mensuplarına röportaj vereceğini söyleyip sözünü tutmaması tepki çekti. Hande Yener, konseri sırasında Uykusuz dergisindeki karikatüre tepki göstererek, 'Aslında özgürlük yalan oldu' dedi.İlçedeki bir gece kulübünde 'Alt Dudak' adlı parçayla sahneye çıkan Hande Yener, 'Ya ya ya' ve 'Bodrum' adlı şarkılarıyla konserine devam etti. Eski ve yeni albümünden şarkılara yer veren Hande Yener, hayranlarına 'Benim yaşanmamış hiçbir şarkım yok. Hepsi şarkı oluyor. Hepsi gerçekleşiyor. Ya da önce gerçekleşiyor, sonra şarkı oluyor. İkisinden biri başıma geliyor' dedi. Hayranlarının zaman zaman şarkılarında eşlik etiği Yener, 'Bodrum' adlı şarkının 'Biz tam yalandık' sözlerinin ardından konserine ara vererek şunları söyledi: 'Bir karikatürde gördüm. Biz tam yalandık' diye benimde resmimi koymuşlar. Aslında özgürlük yalan diye düşünüyorum ben artık. Özgürlükler çok yalan oldu. Ve dünyada ölümden başkası yalan diye düşünüyorum. O yüzden hepimiz yalanız yani'. Karikatürde Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Türkiye Vizyon Belgesi'ni açıkladığı toplantıya katılan sanatçıların resmedildiği belirtildi. CNNTürk
Sınıra PKK Flaması Astılar
SURİYE'nin Halep kentine bağlı Kobani İlçesi'nin, PKK'nın bu ülkedeki kolu olan PYD'nin yönetimine geçişinin 2'inci yıldönümü, Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Suruç İlçesi'nde, HDP ve BDP'liler tarafından kutlandı. Kutlamaya katılan yüzleri kapalı bazı kişiler ise sınır hattına PKK flamaları astı. Suriye'nin Kobani İlçesi'nin kontrolünün PYD'nin eline geçmesinin 2'inci yıldönümü Suruç'un Suriye sınırındaki Çengelli Mahallesi'nde HDP ve BDP'liler tarafından kutlandı. Jandarma ve polisin zırhlı araçla yoğun önlem aldığı Suriye sınırı yakınlarında, müzikler eşliğinde halaylar çekenler, sık sık PKK lehine slogan attı. Yüzleri poşulu bazı kişiler ise askeri araçların bulunduğu sınır hattındaki bölgelere PKK flaması ve PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarının bulunduğu flamalar astı. Sınır hattına IŞİD'in çatıştığı PYD’lilere destek amacıyla çadır kuran HDP'liler ve destek için çadıra gelenler ise yüksek noktalara çıkarak Suriye tarafındaki gelişmeleri dürbünlerle takip ediyor. IŞİD KOBANİ'YE DOĞRU İLERLİYOR Öte yandan Irak'ın Musul kentinin kontrolünü ele geçiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü militanlarının ise Kobani'ye doğru ilerlediği belirtildi. Yerel kaynaklar ise PYD'nin silahlı kanadı YPG ile IŞİD militanları arasında Kobani'ye yakın köylerde çatışmaların devam ettiğini bildirdi. Ahmet Hamdi ÇİÇEK- Ömer ŞULUL/SURUÇ (Şanlıurfa), (DHA)
Reklam
62 Yaşındaki Geline, 9 Yaşında Damat
Güney Afrika'da yaşayan 62 yaşındaki Helen Shabangu isim kadın, 9 yaşındaki Saneie Masilele'le ikinci kez evlendiGüney Afrika’da yaşayan Saneie Masilele adında 9 yaşındaki çocuk kendinden tam 53 yaş büyük 62 yaşında bir kadınla evlendi. Bir yıl önce de aynı kadınla evlenerek dünyanın en genç damadı unvanını alan Saneie Masilele, yaşları 28 ile 38 arasında değişen beş çocuk annesi Helen Shabangu ile yeniden evlendi. Yaklaşık 100 kişilik davetli gurubundan oluşan düğünde Helen’in uzun süreli kocası 66 yaşındaki Alfred Shabangu da tıpkı geçen sene olduğu gibi yerini aldı. Düğünde 62'lik gelinle 9'luk damat öpüşmeyi de ihmal etmedi.T24
İspanya'da Herkes Denize Çıplak Girecek!
İspanya'da 20 Temmuz tarihi “ Mayonu evde bırak, çıplak denize gir' günü ilan edildi. İspanya genelinde çok sayıda plajın çıplaklarla dolması bekleniyor.Özellikle İspanya'da tatil yapan turistlerin etkinliğe büyük ilgi göstermesi beklenen gün nedeniyle, İspanyol plajlarının çıplak denize girmek isteyenlerin akınına uğrayacağı açıklandı. İspanyol kanunlarında çıplaklarla ilgili bir maddenin olmaması nedeniyle belediyelerin bu girişimi yasaklamayacağı ve halkın çıplak olarak denize girmesine onay vereceği öğrenildi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan nüdist dernekleri de mayolu kişilerin sahillerden uzak durmasını ve kendilerine katılmasını istedi. İspanya'da ülke geneline yayılan 100'den fazla nüdist plaj bulunuyor. CNNTürk
Twitter'da DM'den Artık Daha Rahat ‘Yürünecek’
Önümüzdeki günlerde direkt mesaj (DM) özelliğinde bir takım yeniliklere gideceğini duyuran mikro blog sitesi Twitter, bu sayede özelliğin akıllı telefonlardaki sohbet uygulaması WhatsApp’a benzeyeceğinin de sinyalini verdi. Twitter’dan yapılan açıklamaya göre birkaç hafta içinde kullanıcılar tüm direkt mesaj geçmişlerini görebilecek. Yeni güncelleme sayesinde artık gönderilen mesajlar da silinebilecek ve böylece yanlışlıkla gönderilen mesajlar artık sorun olmaktan çıkacak. Twitter yetkililerinin üzerinde çalıştığı bir başka yenilik ise toplu mesaj özelliği. Bu uygulama da hayata geçirilirse Twitter’da da WhatsApp’taki gibi grup şeklinde sohbet edilebilecek.Dİken
Reklam
İngiltere'de Binler Gazze İçin Yürüdü
İngiltere’nin başkenti Londra’da binlerce insan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını protesto etmek için sokağa çıkarken Fransa’da yasağa rağmen yapılan eylemlere polis saldırdı. İsrail’in Gazze’ye düzenlediği kara harekatı dünyanın birçok yerinde protesto edilirken, Londra’da Downing Caddesi’nde yapılan eyleme binlerce kişi katıldı. Kensington’daki İsrail Büyükelçiliği önünde biten yürüyüşün, Londra’nın son dönemde sahne olduğu en büyük eylem olduğu belirtildi. Fransa'da yasak! Nüfusunun yüzde 5 ila 10 arası Müslüman olan ve sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından Gazze’ye yönelik destek eylemlerinin yasaklandığı Fransa’da ise yaklaşık beş bin kişi Paris’te yürümek istedi. Polis, Barbes Meydanı’nda toplanan eylemcilere yürümelerine izin vermezken, ara sokaklarda polisler protestocular arasında çatışmalar yaşandı. Bu iki ülke dışında Güney Afrika, Yemen, Tunus, İtalya, Ürdün, Hindistan, İspanya, Almanya, Çin, ABD, Güney Kore ve Yunanistan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkede protestolar düzenlendi.Diken
Reklam
Cristiano Ronaldo İsrail Formasını Reddetmişti
Real Madrid’in Portekizli süperstarı Cristiano Ronaldo, iddialara göre Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde ülkesinin İsrail’le oynadığı maçın ardından Yuval Spungin’in forma değişme isteğini reddetmişti.
İsrailli Model Bar Rafaeli'den Askerlere Moral Mesajı
İsrailli model Bar Rafaeli, Gazze harekatına katıan askerler için şans diledi.'Bu beni çok heyecanlandırdı. Askerlerimiz... Teşekkür ederim. Lütfen dikkatli olun ve evinize sağ salim dönün.' Uzun süre ABD'li ünlü oyuncu Leonardo Di Caprio ile birlikte olan Bar Rafaeli, Di Caprio'nun çocuk istemesi üzerine 2011 yılında ayrılmışlardı.Kadınların da zorunlu askerlik yaptığı İsrail'de askere gitmediği için asker kaçağı sayılan ünlü model, bu yüzden İsrail'e de giremiyor. Ensonhaber
Reklam