6 yıl 3 ay hapis cezası onanan şarkıcı Deniz Seki'nin 'infazının ertelemesi talebi' Adli Tıp Kurumu'nun cezaevinde kalmasını engelleyen bir durumunun olmadığı yönündeki raporunun ardından İnfaz Savcılığı tarafından reddedildi. Cezasının onanmasının ardından İnfaz Savcılığı Deniz Seki hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Seki bunun üzerine avukatı Naim Karakaya aracılığıyla İnfaz Savcılığı'na sağlık durumunu gerekçe göstererek infazının ertelenmesi talebinde bulundu. Deniz Seki talep dilekçesinde özel bir hastaneden alınmış raporunu da savcılığa sundu. Savcılık ise raporu Adli Tıp Kurumu'na göndererek hastalığının cezaevinde kalmasına engel teşkil edip etmeyeceğine dair rapor verilmesini istedi. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan rapor savcılığa ulaştı. Raporda, Seki'nin cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı yönünden engel bir durum teşkil etmediği belirtildi. Bu rapor üzerine de İnfaz Savcılığı, Seki'nin yaptığı infazın ertelenmesi talebini reddetti. ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KARARINI BEKLİYOR Bu karardan sonra Seki'nin avukatı Naim Karakaya, Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları bireysel başvurunun sonucunu bekleyeceklerini belirtti. Seki, Yargıtay'ın onama kararı sonrasında, hakkında yürütülen yargılamada başta adil yargılanma olmak üzere hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. 3 YIL 6,5 AY DAHA CEZAEVİNDE YATACAK Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından Deniz Seki'nin dosyasına bakmakla görevlendirilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyayı İnfaz Savcılığı'na göndermişti. İnfaz Savcılığı da dosyayı inceledikten sonra, Deniz Seki hakkında cezası 3 yılın üzerinde olduğu için hakkında 30 Mayıs 2014 tarihinde 'yakalama' kararı çıkarmıştı. Yakalama kararı UYAP üzerinden Emniyet Müdürlüğü'ne gönderildi. İnfaz Kanunu kapsamında Deniz Seki, aldığı hapis cezasının 3'te 2'sini cezaevinde geçirecek. 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Seki, 4 yıl 2 ay cezaevinde kalacak. Ancak daha önce 7,5 ay cezaevinde yatan Seki'nin yattığı süre de 4 yıl 2 aydan düşülecek. Buna göre Seki 3 yıl 6,5 ay daha cezaevinde yatacak. Ancak Deniz Seki, cezaevinde geçireceği sürenin son 1 yılını da denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirebilecek. DHA
Yeni sezon hazırlıklarını Topuk Yaylası'nda sürdüren Fenerbahçe'de kaptan Emre Belözoğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İşte Emre Belözoğlu'nun açıklamaları; Çok iyi gidiyor. 4. senemiz oldu çok güzel bir kam ortamı var. Her futbolcuya nasip olmaz, bu tesislerde emeği geçen herese teşekkür ediyorum. İyi çalışıyoruz hocayla artık tecrübelendik hoca bizi biz hocayı iyi çalışıyoruz. Umarım sakatlıksız ve kazaısz bu kampı bitiririz. Yeni forma başımızın belası oldu. 6. senem bugün itibarıyla altıncı senem oldu Fenerbahçe'de... Gördüğüm en iyi 3. forma diyebilirim satışlar çok iyi gidiyormuş taraftarımız her zaman yanımızdaydı ama bu sene yoğun ilgi var. Herkes bizim formaları 100'e ulaştı sanırım. Parayı alıp Aziz Yıldırım'a geri vereceğiz sanırım. (Gülerek) Fikstür ve şampiyonluk yarışı! Fikstür nereden baktığınız önemli. Önce içeride sonra dışaırda oynamıştık. Geçen seneyi domine ettik ama bu sene zorlu olacak kabul etmemiz gerekiyor. Bize karşı farklı oynuyorlar, avantaja çevirebilecğeimiz faktörler ama ama ilk hafta itibariyle kendi sahamızda seyircimizle birlikte kolay bir sezon olmayacak. Bizi zorlu bir sezon bekliyor. 4- yıldız kimine göre daha farklı rakamlar var. Galatasaray ile rekabeti düşündüğümüzde bu tatlı bir rekabet getirecektir. Umarım biz takacağız 4. yıldızı geçen seneden devam ederken 4. yıldız gelecektir. 3-4 yıldır kendime dikkat ediyorum. Gençliğimizde bu kadar eğitimli ve bilinçli değildik. Bu sene de kampa gitmem etkili oldu. Hocanın verdiği programa sadık kalmaya çalıştım, Ramazan girince araya dikkat ettim, yaş olunca da daha fazla dikkatli olmanız gerekiyor. Geçmişte adele sakatlığı problemi yaşıyordum. Geçen sene bileğim kırılınca 2-2.5 ay ara verdim. Tabiki her maçta oynamak isterim. Ben biraz daha geç öğrendim profesyonel yaşamayı. Bu yüzden kendimi eleştiriyorum. Saha içinde rakip zemin bunlar ortaya çıkabiliyor. Umarım bunları bu sene yaşamam. Yanlış anlaşıldığını düşünüyor musun? Kimse kimseyi izleyemez. Ben hiçbir zaman saha içindeki profilimin süper olduğunu söylemedim bunu kabUl ettim. Benim için oynadığım takımlardaki başarıdır önemli olan. Camialar tarafından sevildim. Ben kimse beni sevsin diye uğraşmadım. Ben sevgi veya nefret beslemiyorum. Bizim ülkemizde insanların fikirleri oluşuyor bilgileri olmadan, ben öyle bir insan değilim. Bizim ülkemizdeki değer yargıları kötü bir profilim varsa düzlemeye çalışırım ama çetin bir mücadele içinde olmam.Eurosport
AK Parti Diyarbakır Milletvekili İçten, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınamak için kürsüye 'Isreal Terrorist' yazan pankart ile Türkiye ve Filistin bayrağı astı. TBMM - TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. AK Parti 'li İçten, Gazze'de yaşanan insanlık dramı hakkındaki gündem dışı konuşma yaptı. Kürsüye, boynunda Filistin atkısı ile çıkan İçten, kürsünün ön bölümüne de üzerinde Türkiye ve Filistin bayrakları bulunan ve 'Isreal Terrorist' yazan pankart koydu. Konuşmasını Filistin şehitlerine adayan İçten, sonun da şehitler için Fatiha okudu. Filistin'in herkesin kanayan yarası olduğunu kaydeden İçten, 'Mazlum çocuklar, insanlar terörist İsrail'in zulmünden dolayı bir bir Allah'a kavuşurken, insanlığın vicdanı ölmeye devam ediyor' diye konuştu. Filistin'de yaşananlara duyarsız kalanların utanması gerektiğini belirten İçten, 'Hala İsrail'e terörist diyemeyen korkaklar ve alçaklar utanın' ifadesini kullandı. HDP Mardin Milletvekili Erol Dora Midyat İlçesi'nin, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise Artvin'in Damar köyünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmalar yaptı. 'ŞİMDİ HEDEFTE POLİSLER VAR' CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yerinden söz alarak, Kadir gecesinin tüm İslam alemine huzur getirmesini diledi. Emniyetteki operasyonlara değinen ve çok sayıda polisin gözaltına alındığını belirten Hamzaçebi, şu ifadeleri kullandı: 'Bu, 17 Aralık operasyonunun misillemesi olarak değerlendirilmektedir. Biz 7 yıl önce Ergenekon ile başlayan Balyoz ile devam eden ve diğer bir çok hukuksuz davayla, askerlere, aydınlara, gazetecilere, konuşan herkese yönelik olarak yürütülen o bu hukuksuz uygulamanın, yargılamanın, soruşturmanın, kovuşturmanın nasıl siyasi olduğunu ifade etmişsek, bugün bunun da siyasi olduğunu ifade ediyoruz. Sadece özne değişmiştir. O zaman hedefte askerler ve aydınlar vardı, şimdi hedefte polisler var. Ama fark etmeyen birşey var, iki soruşturmanın da kovuşturmanın da arkasında Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Biz o gün o hukuksuzluğa nasıl karşı çıkıyorsak, bugün de bu hukuksuzluğa aynı şekilde karşı çıkmaya devam edeceğiz.” AA
Luis Enrique'yi takımın başına getirdikten sonra transfere hız veren Barcelona, defansını güçlendirecek bir transfere imza attı. Bordo-Maviler, Valencia'nın Fransız defans oyuncusu Jeremy Mathieu'yu 20 milyon Euro'ya renklerine bağladı. Ligtv
Köpek eğitmeni kadın ile bir pitbull cinsi köpeğin oryantal müzik eşliğinde güzel bir dans kareografisi sunduğu görüntüler, büyük ilgi gördü.İnternette yeni paylaşılan bir video, hayvanseverlerin büyük beğenisini kazandı. Kimliği belirtilmeyen köpek eğitmeni bir kadın, pitbull cinsi bir köpekle dans etmeye başladı. İkili, oryantal müzik eşliğinde senkronize hareketlerle muhteşem bir kareografi sundu. Arka ayaklarının üzerine kalkıp, zaman zaman hem kendisinin
Apple'ın, yeni iPhone modelleri için tarihindeki en büyük ön üretim safhasını başlatacağı belirtildi. Şirketin aralık ayının sonuna kadar 70-80 milyon iPhone üreteceği ifade edildi. Apple iki farklı ekran seçeneğiyle gelecek iPhone 6 modeli için Asya'daki tedarikçilerine rekor bir ön üretim talimatı verdi. Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, 4.7 ve 5.5 inç ekran genişliği seçenekleriyle gelecek modellere ait ilk stokların 30 Aralık 2014'e kadar hazır olacağı bilgisini verdi. Apple, geçtiğimiz yıl sunduğu 4 inç genişliğindeki iPhone 5S ve 5C modellerini sırasıyla 50 ve 60 milyon ön üretim miktarıyla piyasaya sunmuştu. WSJ'nin elde ettiği bilgiye göre, mevcut modellerden daha büyük olacak yeni modeller iPhone 5S benzeri metal bir kaplamaya ve 5C gibi birçok renk seçeneğine sahip olacak. WSJ'ye konuşan kaynaklar, Apple'ın başta Samsung olmak üzere birçok rakibi gibi büyük ekranlı telefon üretmekte zorlandığını, tedarikçilerin 'hücre içi' teknolojiye sahip daha büyük ekranların geliştirilmesinde sıkıntı yaşadığını belirtti. Söz konusu teknoloji, dokunmatik sensörlerin sıvı kristal ekranla (LCD) entegre olmasını ve ekranların daha ince üretilmesini sağlıyor. iPhone parçaları stoklanıyor Apple'ın yeni modelleri hakkında bilgi veren kaynaklar, şirketin aynı zamanda 2014 sonuna kadar 120 milyon iPhone üretilmesine yetecek parçanın stoklanmasını talep ettiğini belirtti. Apple'ın, aynı stoku iPhone 5S ve 5C için geçtiğimiz yıl da yaptığı ve 90 milyon iPhone üretimine yetecek parçanın depolandığı belirtildi. Apple'ın bu stratejiyi üretim bandında sıkıntı yaşamamak için uyguladığı ifade edildi. iPhone 6'nın 5.5 inç'lik versiyonu için cam yerine ekranda safir kristal kullanılması bekleniyor. Apple'ın 4.7 ve 5.5 inç ekran seçimine gitmesindeki en büyük etkense Çin piyasası olarak belirtiliyor. Apple dünyanın en büyük cep telefonu operatörü China Mobile ile geçtiğimiz yıl ortaklık kurmuştu. China Mobile'ın 2013'te yerel piyasasında en çok sattığı modeller arasında büyük ekranlı akıllı telefonlar öne çıktı. Wall Street Journal, Apple'ın tedarikçileri Foxconn ve Pegatron'un 4.7 inç modelin kitle üretimine gelecek ay, Hon Hai'nin ise 5.5 inç modelin üretimine eylül ayında başlayacağını belirtti. Kaynak: Al Jazeera
Google, Helsinki merkezli Draw Elements‘i satın alarak Temmuz ayındaki 2. satın almasını yaptı. Ay başında Songza’yı satın alan Google, drawElements ile Android tarafına yatırım yaptı. Nordik ülkelerinin girişim dünyasını analiz eden Arctic Startup, 20′li yaşlardaki Finlandiyalı girişimcilerin 8 rakamlı bir bedelle çıkış yaptığını paylaşıyor. Bunu bir başarı olarak nitelendiriyor ve Draw Elements’in 3 boyutlu mobil grafik teknolojilerinin Google için değerli olduğunu söylüyor. Draw Elements, Android cihazlardaki farklılıkların (fragmantasyon) grafik tarafındaki tutarsızlığını çözmeye çalışan bir girişim. On binlerce farklı parametreyi test ederek sorunları çözme kabiliyetine sahip. Bu sebeple Draw Elements ekibi Google’ın Android takımına katılacak ve Androidli cihazların grafiksel açıdan belli bir standarta oturtmaya çalışacak. Draw Elements 2008 yılında Lots, Symbio ve Petri Kero ortaklığının gömülü grafik sistemleri üzerinde çalışmasıyla kurulmuş. Daha sonra ekip genişlemiş ve bugün yonga ve telefon üreticilerinden oluşan bir müşteri portföyüne ulaşmış. Yetenek satın alması değilmiş Arctic Startup, bu satın almanın 1-2 kişilik bir yetenek satın alması olmadığının altını çiziyor. Başarılı bir teknoloji girişiminin çıkış yaptığını, yönetim ekibinin Silikon Vadisi’ne taşınacağını ama operasyonların Finlandiya’da sürdürüleceğini dile getiriyor. Linkedin’e baktığımda ise şirketin 7 kişiden oluştuğunu görüyorum. O 7 kişiyi de Facebook’taki bir fotoğrafta topluca görmek mümkün. Google Ventures Avrupa pazarına resmi olarak yeni adım attı ama Google’ın Helsinki merkezli bir girişimi satın alacak kadar Avrupa’yı yakından takip etmiş olduğunu gördük. Tabii bu Finlandiya’nın ilk başarısı değil. Moves ve Pryte Facebook tarafından, One Nordic de FAB tarafından satın alınmıştı ki bunun adı anılan başlıca girişimler. Bu satın almadan çıkarmamız gereken ders şu ki; Türkiye’de de Sunrise gibi basit ama başlangıçtan itibaren dünya pazarına hitap eden ürünlerle yabancı yatırımcıların ilgisini çekebiliriz. Bu imkansız değil.webrazzi
Cezaevinden tahliye edilen İBDA/C lideri Salih Mirzabeyoğlu (Salih İzzet Erdiş) 'Şu an tahliye edildiğim için mutluyum, içeride olmak istemezdim ama bu, benim için hayatımın boşa geçmiş safhası değil' dedi. Mirzabeyoğlu, hukuk sisteminin çok tuhaf olduğunu belirterek, 'Bundan sonraki süreçte arkadaşlarımla hukuk safhasını geniş anlamıyla ele alacağım' diye konuştu.Bolu Cezaevi'nden tahliye edilen İBDA/C davası hükümlüsü, kamuoyunda 'Salih Mirzabeyoğlu' olarak tanınan Salih İzzet Erdiş, sürece ilişkin, 'Şu an tahliye edildiğim için mutluyum, içeride olmak istemezdim ama bu, benim için hayatımın boşa geçmiş safhası değil' dedi. Tahliyesinin ardından kendisini karşılayan kalabalık grupla Sapanca ilçesindeki restorana gelen Erdiş, gazetecilere yaptığı açıklamada, cezaevinden salıverilmesinin kendisi için sürpriz olduğunu söyledi. 'Şu an tahliye edildiğim için mutluyum, içeride olmak istemezdim ama bu, benim için hayatımın boşa geçmiş safhası değil' diyen Erdiş, şöyle konuştu: 'Hayatım ziyan oldu' demiyorum' 'Hayatımı o şartların gerektirdiği şeyleri yaparak geçirdim. O sebeple 'hayatım ziyan oldu' demiyorum. Tahliye için uğraşan arkadaşlarım işe nereden başladılar, onu da çok iyi biliyor değilim. Şöyle söyleyeyim. Adli Tıp Kurumu'na gittim, hastalık raporu alacağımı bekliyorlardı. Ben tam tersi, zekamın son derece sağlıklı olduğunu gösterir şekilde konuştum. Bunun üzerine doktor, bana 'niye geldin' diye sordu. Ben de 'niye geldiğimi bilmiyorum, savcı ve diğerleri gönderdi, geldim' dedim. Tuhaf bir durum oluştu. Hukuk düzeni sadece benim problemim değil. Savcı ve hakimlerin de problemi. Şahsi konularımla uğraşırken bile elimde olmadan kayıverdiğim başka mevzular var. Yani bundan sonraki süreçte arkadaşlarımla hukuk safhasını geniş anlamıyla ele alacağım. 'Hayata bıraktığım yerden devam ediyorum' demiyorum. İnişler ve çıkışlar var. Hayatımı heba olmuş veya boşa geçmiş görmüyorum.' Erdiş'in avukatı Hasan Ölçer de Türk yargısının da siyasetinin de hukukunun da normalleşme yolunda çok önemli adım attığını gördüklerini söyledi. 'Yargının normalleşmesinde çok önemli katkıları olan, davamıza da yakın alaka gösteren öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, fevkalade önemli, en azından psikolojik destek sağlamışlardır' diyen Ölçer, şunları belirtti: 'Kendilerine teşekkürüi borç biliyorum. '28 Şubat'la hesaplaşmak, onun sonuçları ile hesaplaşmayı gerektirir' demiştik. Bugün itibarıyla 28 Şubat'ın sembol ismi Salih Mirzabeyoğlu'nun yeniden yargılanma talebinin kabul edilmesi ve infazının durdurulmasının da bir anlamda 28 Şubat'la hesaplaşmanın da ciddi adımı olarak algılanması lazım. Bu anlamda da 'artık 28 Şubat'la daha ciddi hesaplaşılıyor' diyebileceğimiz noktaya geldik. Bugünkü karar bu anlamda fevkalade önemlidir. AA
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon Hamas'ın roket saldırılarını kınadıklarını açıkladı. Ban Ki-Moon, 'Filistin'in saldırıları durdurmalarını ve İsrail'i tanımalarını istiyorum' dedi. Gazze'de 100'ü çocuk, 583 Filistinli hayatını kaybederken binlerce kişi de yaralandı. Filistin'in İsrail'e yaptığı saldırılarda ise 27 kişi hayatını kaybetti.BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, “Hamas'ın roket saldırılarını kınıyoruz, son verilmeli. Her iki taraf da acılar yaşıyor. Benim iki tarafa da çağrım var; Bu savaşı durdurun ve konuşmaya başlayın. Ben tamamiyle İsrail'in kendini savunma hakkını doğru buluyorum. Filistin'in saldırıları durdurmalarını ve İsrail'i tanımalarını istiyorum” dedi. Ban Ki-Moon'dan sonra konuşan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Uluslararası toplumlar bilmelidir ki, bu saldırıların sorumlusu Hamas'tır. Hamas ateşkes teklifimizi defalarca reddetti” dedi. Netanyahu, “Hamas, El-Kaide gibidir ve buna göre değerlendirilmelidir” diye ekledi. Ban, Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah'la ortak basın toplantısı düzenleyen Ban, 'Ateşkes yapılması, sivillerin ve haklarının korunması için baskı yapılması gerektiğini düşünüyorum. Savaşın devam etmesi halinde ölenlerin sayısı artacak' dedi. Katar'da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'la yoğun görüşmeler yürüttüklerini ifade eden Ban, 'İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar yetkilileriyle de görüşeceğiz. Şiddet döneminin sona ermesinin ve Filistin halkının da diğer halklar gibi yaşamasının vakti geldi. Ateşkes yapılması sonrasında sorunun kökenine inilmesi gerekiyor. Filistin halkı siyasi ve ekonomik istikrar içinde yaşamalı, ulaşım ve seyahatlara izin verilmeli' diye konuştu. Ban, 'Gazze'de öldürülen çocukları görmek kalbimi kanatıyor. Durum tahmin edilenden daha kötü. Ramallah'tan BM Güvenlik Konseyi'ne durumu bildirdim. Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur da tanık olduğu etkili bir olayı anlattı. Ölenlerin isimlerini tek tek okudu. Öldürülen masumlar için hüzün duydum' ifadesini kullandı. 'Yerleşimcilerin şiddeti, endişe kaynağımızdır' Milli mutabakat hükümetindeki bakanları sorumluluk almaya çağıran Ban, 'Az önce Gazze'deki bakanları dinledim. Buradaki durum zor. Bu şartlarda hükümet çalışmalarını sürdüren Başbakan Hamdallah'ı tebrik ediyorum' diye konuştu. Yerleşim birimi inşasına değinen Ban, 'Yerleşimcilerin şiddeti, endişe kaynağımızdır. Yerleşim birimi inşası, siyasi çözüm gerçekleştirmemizi zorlaştırıyor. Yerleşim birimleri, uluslararası kanunlara aykırıdır' dedi. Öte yandan Filistin Başbakanı Hamdallah, 'İşgalci İsrail hükümeti, Gazze'ye düşmanca saldırılarına devam ediyor. Halkımızın özgürce ve onurlu bir şekilde yaşamaya, kendi geleceğini inşa etmeye hakkı var. Ancak işgalci İsrail, bize karşı tehditlerine devam ediyor' yorumunda bulundu. İsrail'in Filistinlileri öldürdüğünü, gözaltına aldığını, tutukladığını, Filistin topraklarında askeri kontrol noktaları kurduğunu dile getiren Hamdallah, Filistin halkının himaye edilmesini talep etti. Hamdallah, İsrail'in savaş suçlarını soruşturmak üzere uluslararası bir kurul oluşturulmasını, suçlularının uluslararası adalete sevk edilmesini istedi. Görevini yerine getirme konusunda uluslararası çevrelerce Filistin hükümetine destek olunmasını talep eden Hamdallah, Gazze'de İsrail'in saldırılarında zarar görenlere yardım edilmesi çağrısında bulundu. Ban'ın Gazze ziyareti kabul edilmedi Öte yandan, Hamas'ın Resmi Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, yaptığı açıklamada, Hamas'ın teklifi üzerine Gazze Şeridi'ni ziyaret etmeyi kabul eden BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un bu isteğinin, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu tarafından reddedildiğini bildirdi.CNN Türk
Çin’in Apple’ı olarak anılan Xiaomi, akıllı telefon, tablet ve TV’nin ardından gözünü giyilebilir teknolojilere dikti. Firma, ilk akıllı bilekliği Mi Band’i tanıttı. Diğer egzersiz bileklikleri gibi kalori, mesafe ve nabız ölçebilmesinin yanı sıra kullanıcısının uyku düzenini de gözlemleyen Mi Band, IP67 sertifikasına sahip; yani su geçirmez. Yalnızca 13 dolar fiyatla satışa sunulacak olan Mi Band, tam dolu şarjla 30 gün kesintisiz çalışabiliyor. Xiaomi Mi Band, piyasadaki diğer cihazların zayıf noktası olarak görülen yüksek fiyat ve kısa pil ömrü sorunlarının ikisini de aştığı için bilhassa öne çıkıyor. Mi Band Xiaomi markalı telefonlarla kullanılabiliyor ve bileklik ile telefonun ekran kilidi açılabiliyor. Mi Band’in renk seçenekleri ise siyah, kırmızı, yeşil, turuncu ve mavi şeklinde sıralanıyor. Xiaomi bu yıl içerisinde cihazlarını Türkiye’de de satışa sunacak. Telefon ve tabletlerin ülkemizde satılacağına kesin gözüyle bakılırken, Mi Band’in Türkiye’deki teknoloji meraklılarına ulaşıp ulaşmayacağı bilinmiyor.Stuff
İstanbul Okmeydanı Cemevi'nde cenaze beklediği sırada polisin açtığı ateş sonucunda hayatını kaybeden Uğur Kurt'un soruşturmasında skandalların arkası kesilmiyor. Soruşturmayı yürüten Savcı Hasan Yılmaz'ın İstanbul Valiliği'ne gönderdiği izin yazısında, şüpheli polis S.K.'nin peşinen 'beraat ettirildiği' ortaya çıktı. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre; Savcı Yılmaz, yazıda, polis şiddetinde kurban gidenler için kullanılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ‘yaşam hakkını ihlali’ başlıklı ikinci maddesini şüpheli polisin yararına yorumladığı ve ayrıca, ‘meşru müdafaa’ halini düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesine göre şüpheliyi suçsuz gördüğü anlaşıldı. Okmeydanı Cemevi’nde, cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Savcı Hasan Yılmaz, 30 Mayıs’ta İstanbul Valiliği’ne başvurarak, soruşturma izni istemişti. Savcı Yılmaz’ın izin yazısında, Kurt’u vuran şüpheli S.K. hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81. maddesine göre ‘kasten adam öldürme’ suçundan değil, TCK’nın 85. maddesine göre ‘taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten soruşturma yürüttüğü ortaya çıkmıştı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da polis S.K. hakkında soruşturma izni vermişti. Radikal, Savcı Hasan Yılmaz’ın valiliğe gönderdiği izin evrakına ulaştı. Yazıda S.K.’nın da içinde olduğu zırhlı araca doğru beş adet molotofkokteyli atıldığı, bunlardan üçü isabet ederken, ikisinin yanlara düştüğü ileri sürüldü. Göstericiler arasında C.K. adlı 23 yaşındaki bir kişinin de olduğu iddia edilerek, polis memuru S.K.’nın “kendisine yahut arkadaşlarına yönelik vuku bulan ve tekrarı büyük olasılık olan saldırıyı bertaraf ederek, C.K.’yı etkisiz hale getirmek için silahla ateş etmesine rağmen, şüpheliye isabet ettirememesi nedeniyle, aynı istikamette caddenin alt tarafındaki cemevi bahçesinde bulunan ve olaylarla ilgisi bulunmayan Uğur Kurt’u vurarak yaralamış, bilahare ölümüne sebebiyet vermiş olduğu” ileri sürüldü. Bu arada, Kurt’un ölümünden sonra bir hafta tutuklu kalan C.K., olayla ilgisi bulunmayarak serbest bırakılmıştı. YARGILANMADAN BERAATINA… Savcı Yılmaz, polis S.K.’nın meşru müdafaa koşulları altında tetiğine bastığını öne sürürken bu iddiasının hukuki dayanağı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ‘yaşam hakkı ihlaline’ ilişkin ikinci maddesini gösterdi. Savcı Yılmaz, “AİHS’in ikinci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ‘meşru müdafaa durumunda kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda öldürmenin hukuka uygun olduğunu düzenleyen hükmünü” gerekçe olarak işaret etti. Savcı Yılmaz, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun (PVSK) “Polis kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında zor kullanmaya ilişkin, koşullara bağlı kalmaksızın TCK’nın 25. maddesindeki meşru müdafaaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur” şeklindeki 16. maddesine atıf yaptı. Yılmaz, aynı maddenin son fıkrasındaki “Polis vurmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde, duraksamadan ateş edebilir” hükmünü de gösterdi. Savcı Yılmaz, son olarak da TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen ‘meşru müdafaa’ maddesini dayanak saydı. Bu maddede, “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez” deniyorçDemokrat Haber