onedio
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Tayyip Erdoğan ’ın konuşmaları insanda bazen tuhaf duygular uyandırıyor. Ciddi mi değil mi, anlamak zorlaşıyor. Arada bir: Zekâmızla dalgasını mı geçiyor, aklımızı hiçe mi sayıyor , diye sormaktan kendimi alıkoyamıyorum. İyi de, bu kadar da kısa olmaz ki bellek dediğin. Daha dün olan bugün unutulmaz ki. İlginç, Erdoğan şu günlerde ‘ anayasa ’dan, ‘ hukuk ’tan dem vurmaya başladı. Başbakan “zekâmızla dalgasını mı geçiyor, aklımızı hiçe mi sayıyor” diye sormaktan kendimi alamıyorum.
İstanbul'da Hortum Paniği
Kentte öğle saatlerinde başlayan gök gürültülü sağanak ve şiddetli rüzgar nedeniyle Haliç bölgesinde hortum oluştu.İSTANBUL Kentte öğle saatlerinde başlayan gök gürültülü sağanak ve şiddetli rüzgar nedeniyle Haliç bölgesinde hortum oluştu. Kentin öncelikle Silivri, Avcılar, Beylikdüzü gibi batıdaki ilçelerinde başlayan ve doğuya yönelen sağanak, vatandaşlara zor anlar yaşattı. Yağış nedeniyle yollarda su birikintileri oluştu, hasarlı kazalar meydana geldi. İtfaiyeye yapılan çağrılarda Avcılar ve Bağcılar bölgesinde su baskınlarına yönelik yardım istendi. Hortum panik yarattı Eminönü'nde sağanak vatandaşlara zor anlar yaşattı. Vatandaşlar birden bastıran şiddetli yağış nedeniyle Mısır Çarşısı'na sığındı.AA
Meteoroloji'den Kuvvetli Yağış Uyarısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Marmara'nın Güney ve Doğusu ile Batı Karadeniz'in İç kesimleri için Kuvvetli Yağış uyarısında bulundu. ANKARA Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Marmara'nın Güney ve Doğusu ile Batı Karadeniz'in İç kesimlerinde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların; Sabah saatlerinde Çanakkale ile Edirne'nin güneyinde, öğle saatleri itibariyle Marmara'nın güney ve doğusu (İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Bilecik ve Edirne'nin güneyi), Batı Karadeniz'in iç kesimleri (Bolu, Düzce, Karabük ve Zonguldak'ın iç kesimleri) ile Eskişehir'in kuzeybatısı ve Kütahya'nın kuzeyinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğini açıkladı. Uyarıda, yağışın saat 03.00 ile 20.00 arasında etkili olması tahmin edilirken yaşanılabilecek olumsuzluklara karşı (Ani sel, su bakını, dolu, su hortumu, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar vb.) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.DHA
Arjantin'den Sonra Tehlike Çanları Türkiye İçin De Çalıyor!
Arjantin İflasta İlk domino taşı düştü mü?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Arjantin'in iflasının ardından iki ülke arasındaki ekonomik benzerlikleri ortaya koyarak ekonomi yönetimini ve AKP iktidarını uyardı. bu iflasın domino etkisi yapabileceğine işaret eden Umut Oran, 'Türkiye’nin artık yeni bir ekonomi hikâyesine ihtiyacı var. Bu hikâyenin içinde tasarruf olmalı, yatırım olmalı, kalkınma olmalı, cari açıkla, işsizlikle, eşitsizlikle mücadele olmalı. Bu hikâye işi, aşı, sosyal barışı anlatmalı. AKP’nin ve Erdoğan’ın hikâyesi ise artık eskidi, yolsuzluk batağına saplandı, kurucu yol arkadaşları bile terk ediyor kendisini. Türkiye’nin yeni bir iktidara yeni bir hikâyeye yeni bir ekonomi programına ihtiyacı var' dedi CHP'li Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle:  Vadesi gelen dış borcunu ödeyemediği için Standard and Poor’s tarafından iflası ilan edilen Arjantin’in durumu, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen ekonomiler için yeni bir krizin habercisi niteliğinde... Fed’in geçen yıl para musluklarını kısmasının ardından siyasette ortaya çıkan çalkantıların da etkisiyle ülke riski en fazla artan ekonomilerden biri olan Türkiye; Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte en kırılgan 5 ülke arasında sayılırken, sıralamada Arjantin bu “kırılgan 5’li”den sonra geliyordu. Şimdi, tehlike çanlarının çaldığı bu ülkelere yönelik yatırım iştahı gerileyecek, küresel kreditörler ülke tahvillerine daha ihtiyatlı yaklaşacak, risk puanları yükselecek bu ülkelerin borçlanma imkânları zorlaşacaktır. Bu sürecin en hafif maliyeti bile gelişen ülkelerin borçlanma maliyetlerinde aşırı yükselme olacaktır. Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri, dış borcunda temerrüde düşerek iflas eden Arjantin’den daha sıkıntılı bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin borçluluk düzeyi de cari açığı da bu ülkenin kat kat üzerinde bulunuyor. Arjantin’de yüzde 28 olan toplam dış borcun milli gelire oranı Türkiye’de yüzde 47’ye ulaşıyor. 2013 yılında Arjantin’de milli gelirin sadece yüzde 0.9’u düzeyinde bulunan cari açık Türkiye’de yüzde 8’e yaklaştı. Kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye’de bankalar ve gösterge faiz üzerinde baskı oluşacaktır.  İyimser senaryoda Türkiye dış borçlarını çevirmeye devam etse bile Erdoğan’ın emirle düşürmeye kalktığı faizleri aksine daha da yükseltmek zorunda kalacak, dış sermaye girişindeki kıtlaşma nedeniyle döviz daha da pahalanacak, “yüksek faiz-pahalı döviz”de yeni bir üst platoya geçilecektir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla siyasete endekslendiği bu günlerde Arjantin’den gelen iflas haberi sürpriz olmadığı gibi kayıtsız kalabileceğimiz bir durum da değildir. Özellikle 2008 sonrasında dünyada yaşanan likidite bolluğunda hovardaca borçlanan gelişen ülkeler, şimdi Fed’in likiditeyi kısması ile sıkıntılı bir döneme girmiştir. Bu ülkelerin başında gelen Türkiye için de saadet zinciri her an kopabilir. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı nedeniyle Türkiye’nin de her an benzer bir durum yaşaması riski bulunmaktadır!   Hükümet, Erdoğan’ın kişisel ikbal hesaplarına yoğunlaşmayı bırakıp, kriz tehlikesine odaklanmalıdır. Ekonomiden sorumlu bakanlar yakalarına Erdoğan rozetini takacaklarına ilgili kurumlarla birlikte hemen kriz riskine karşı seferber olmalı, en üst düzeyde koordinasyon içinde toplanarak durum değerlendirilmeli ve gereken acil önlemleri almalıdır. Türkiye ekonomisinin kırılganlığı giderilerek krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesi için orta ve uzun vadeli yapısal reformları konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir. Türkiye gibi borçluluk oranı yüksek ve aşırı dış kaynağa bağımlı ekonomilerden biri olan Arjantin’in temerrüde düşerek dış borçlarını çeviremez hale gelmesi nedeniyle “iflas”ı, domino etkisiyle gelişen ülkelere yayılma riski taşıyor. Şimdi tehlike çanları özellikle Türkiye’nin de aralarında bulunduğu “kırılgan 5’li” için çalıyor. Fed’in geçen yıl parasal sıkılaştırma kararı ile küresel para musluklarını kısmasının ardından iç siyasette ortaya çıkan çalkantıların da etkisiyle ülke riski en fazla artan ekonomilerin başında gelen Türkiye; Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte en kırılgan 5 ülke arasında sayılırken, sıralamada Arjantin bu “kırılgan 5’li”den sonra geliyordu. ARJANTİN’İN İFLASI Arjantin hükümeti, ülkenin tahvillerine yatırım yapan bir grup yatırımcıyla uzlaşma sağlayıp faiz geri ödemelerinde yüzde 70'e varan indirim ve vadenin uzatılması gibi kolaylıklar sağlasa da “Akbabalar” olarak adlandırılan bir grup spekülatif yatırım fonu ülkeyle uzlaşmaya yanaşmadı. Vadesi gelen 1.3 milyar dolarlık tahvilin geri ödenmesini isteyen kreditörlerle uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından Arjantin tahvillerini elinde tutan fonlar ABD’de mahkemeye başvurdu. Mahkeme, verdiği süre içinde tarafların uzlaşamaması nedeniyle Arjantin’in yükümlü olduğu borcu ödemesi gerektiğine hükmetti. Arjantin, 1.3 milyar dolarlık borcun geri ödenemeyeceğini duyurarak iflas bayrağını çekti. Yani Latin Amerika’nın en büyük ikinci ekonomisi iflas etti. Tıpkı Türkiye gibi 2001 yılında büyük bir ekonomik kriz yaşayan Arjantin, o zaman da iflas ilan etmiş ve o dönem yaklaşık 100 milyar dolar civarında olan dış borç ödemelerini durdurmuştu. 2003 yılında iktidara gelen Nestor Kirchner hükümeti kreditörlerin yüzde 93’ü ile yaptığı pazarlıkla, borçların ortalama yüzde 65 oranında indirime gidilmesi ve 2005 ve 2010 yıllarında toplu ödemeler yapılması konusunda anlaşmıştı. Anlaşma dışında kalan yüzde 7’lik kesim ise o tarihten itibaren hukuksal mücadele başlatmıştı. Türkiye’yi AKP’nin yönettiği 2003 yılından bu yana Arjantin’i de Kirchner hükümetleri yönetiyor. Önceki Devlet Başkanı Nestor Kirchner’in eşi yeni Devlet Başkanı Cristina Kirchner’in açıklamalarına göre Arjantin o tarihten bu yana 173 milyar dolar dış borç ödedi. IMF verilerine göre de Arjantin, son on yılda yüzde 73 oranında ödemeyle dünyanın en fazla borç ödeyen ülkesi oldu. Buna göre “akbaba” fonuna 1.3 milyar dolarlık borcu da kolaylıkla ödeyebilecek durumda olmakla birlikte Arjantin’in bu tutarın tamamını ödemesi durumunda borç yapılandırılmasına girmeyen ancak geçtiğimiz aylarda özel bir anlaşma yapan yüzde 7’lik kesimin itiraz etmesi Arjantin’in ödemesi gereken miktarı 15 milyar dolara çıkaracak. Buna 2005 ve 2010’daki yapılandırmalara giren yüzde 93 de eklenirse Arjantin toplam 120 milyar dolarlık ek borç yükü altına girme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Arjantin’in borç yapılandırma anlaşması 2015 yılında sona eriyor. Arjantin, bu tarihten itibaren kreditörlerin herhangi bir kısmına borcunu tamamen öderse yapılandırma sırasında affedilen borçları ödeme riskiyle karşı karşıya kalmayacak. TEMERRÜT NEDİR? Temerrüt, borçlunun borçlandığı kişiye verdiği taahhütleri yerine getirememesi, ödemelerin gecikmesi anlamına geliyor. Borçlarını geri ödeyemeyecek duruma gelen ülkeler için de “temerrüde düşme” kavramı kullanılıyor. Bu durumda ülke uluslararası piyasalardan borçlanamaz hale gelebiliyor. Bu süreçte ülkede sert devalüasyonlar yaşanabiliyor, şirket iflasları, kitlesel işten çıkarmalar, kamu çalışanlarının maaşlarının ödenememesine kadar varan bir dizi kriz patlak verebiliyor. DOMİNO ETKİSİ OLABİLİR… Fed’in küresel likidite bolluğunu sonlandıracak nitelikteki karar ve operasyonlarıyla dünyada yeni bir finansal iklime geçildi. Yüksek enflasyon ve yüksek dış açığı bulunan ekonomiler, yeni küresel iklimin kırılgan ekonomileri olarak tanımlanıyor. Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika’nın oluşturduğu kırılgan 5’liye Arjantin, Rusya ve Şili de eklenerek kırılgan ülke sayısını 8’e çıkaranlar da olmuştu. Krizin ilk patlak verdiği ekonomi, ise kendi özel koşulları ile de bağlantılı biçimde Arjantin oldu. Hedge fonlara ödemeyi yap(a)madığı için Standard and Poor’s tarafından iflas ettiği kabul edilen Arjantin’in durumu, finansal dengeleri zaten bıçak sırtındaki Türkiye gibi gelişen ülkelere yayılacak yeni bir krizi tetikleyebilir. Yani Arjantin, sırayla düşecek domino taşlarının ilki olabilir. Şimdi, tehlike çanları diğer gelişen ülkeler için çalıyor. İzleyen süreçte genelde gelişen ülkelere ve özellikle de kalan 7 kırılgan ülkeye yönelik yatırım iştahı gerileyecek, küresel kreditörler bu ülke tahvillerine ihtiyatlı yaklaşacak, risk puanları yükselecek bu ülkelerin borçlanma imkanları zorlaşacaktır. Bu sürecin en hafif maliyeti bile gelişen ülkelerin borçlanma maliyetlerinde aşırı yükselme şeklinde olacaktır. TÜRKİYE’NİN DURUMU ARJANTİN’DEN İYİ DEĞİL   Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri, temerrüde düşerek iflas bayrağını çeken Arjantin’den ve kırılgan ülkelerden daha sıkıntılı bir tablo ortaya koyuyor. Merkezi yönetim borcunun milli gelire oranı 2013’te Arjantin’de yüzde 47, Türkiye’de yüzde 36 düzeyinde gerçekleşmekle birlikte asıl borçluluğu özel sektör kaynaklı olan Türkiye toplam borçluluk düzeyinde Arjantin’i çok geride bırakıyor. Böyle bir konjonktürde ise borçta özel sektör-kamu ayrımı değil, toplam borçluluk düzeyi önem taşıyor. Bu yılın ilk çeyrek verilerine göre Arjantin’in toplam 137 milyar dolarlık dış borcuna karşılık Türkiye’nin kamu ve özel toplam 388 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Arjantin’de yüzde 28 olan toplam dış borcun milli gelire oranı Türkiye’de yüzde 47’ye ulaşıyor. Üstelik bu gelişmeyle kırılganlığı daha da artacak olan Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde kamu ve özel sektör olarak toplam 165 milyar dolarlık dış borcu çevirmesi gerekiyor. Türkiye’nin cari açığı da Arjantin’in kat kat üzerinde bulunuyor. 2013’te Türkiye’de 65 milyar dolar olan cari açık Arjantin’de sadece 4.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Arjantin’de milli gelirin sadece yüzde 0.9’u düzeyinde bulunan cari açık Türkiye’de yüzde 8’e yaklaştı. Arjantin, büyümesinin yüzde 55’ini özel tüketimle sağlarken bu oran Türkiye’de yüzde 70-75 aralığında seyrediyor. Bu da ulusal tasarruflara yansıyor. Arjantin’de yüzde 22’lerde bulunan tasarrufların milli gelire oranı Türkiye’de oran yüzde 13 dolayında kalıyor. Enflasyonda ve faizde de Arjantin’le benzer durumda olan Türkiye’nin bu ülkeye göre belki de tek avantajı uluslararası rezervleri… Arjantin’de 30 milyar doları bulmayan rezervler Türkiye’de 110 milyar doların üzerinde bulunuyor.   TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?   Gözlerin gelişen ülkelere çevrildiği yeni süreçte kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye’de bankalar ve gösterge faiz üzerinde baskı oluşacaktır. Türkiye’nin Arjantin’le aynı duruma düşmesi şeklindeki kötümser senaryoyu düşünmek dahi istemeyiz. Ancak iyimser senaryoda Türkiye dış borçlarını çevirmeye devam etse bile, Erdoğan’ın emirle düşürmeye kalktığı faizleri, aksine daha da yükseltmek zorunda kalacaktır. Dış sermaye girişindeki kıtlaşma nedeniyle döviz daha da pahalanacak, zaten bu yıla damgasını vuran “yüksek faiz-pahalı döviz”de yeni bir üst platoya daha geçilecektir. Bu da maalesef ekonomide yavaşlama, piyasalarda daralma, reel sektörde ve bankacılık kesimi üzerinde sıkıntıların artması, şirketlerin mali yapılarının bozulması, iflaslar ve işsizlikte patlama demektir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla siyasete endekslendiği bu günlerde Arjantin’den gelen iflas haberi sürpriz olmadığı gibi kayıtsız kalabileceğimiz bir durum da değildir. Özellikle 2008 sonrasında dünyada yaşanan likidite bolluğunda hovardaca borçlanan gelişen ülkeler, şimdi Fed’in likiditeyi kısması ile sıkıntılı bir döneme girmiştir. Bu ülkelerin başında gelen Türkiye için de saadet zinciri her an kopabilir. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı nedeniyle Türkiye’nin de her an Arjantin’le benzer bir durum yaşama riski bulunmaktadır.     YENİ BİR EKONOMİ HİKAYESİNE İHTİYAÇ VAR!   Türkiye’nin artık yeni bir ekonomi hikâyesine ihtiyacı var. Bu hikâyenin içinde tasarruf olmalı, yatırım olmalı, kalkınma olmalı, cari açıkla, işsizlikle, eşitsizlikle mücadele olmalı.  Bu hikâye işi, aşı, sosyal barışı anlatmalı. AKP’nin ve Erdoğan’ın hikâyesi ise artık eskidi, yolsuzluk batağına saplandı, kurucu yol arkadaşları bile terk ediyor kendisini. Türkiye’nin yeni bir iktidara yeni bir hikâyeye yeni bir ekonomi programına ihtiyacı var. Erdoğan kriz teğet geçer havasında, ülkeyi değil kendi ikbalini düşünüyor. AKP ekonomi yönetimi ise yakalarına Erdoğan rozeti takmakla meşgul. Ekonomi yönetimi 3 maymunu oynuyor; yaklaşan krizi görmüyor, duymuyor, sesini çıkarmıyor! Bakanların yakalarındaki Erdoğan rozetini çıkarıp, akıllarını başlarına toplamaları ve ekonominin gerçek gündem ve önceliklerine odaklanmaları gerekmektedir. Ekonomi ile ilgili tüm kurumlar kriz riskine karşı seferber olmalı, en üst düzeyde koordinasyon içinde toplanarak durum değerlendirilmeli ve gereken acil önlemleri almalıdır. Türkiye ekonomisinin kırılganlığı giderilerek krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesine yönelik orta ve uzun vadeli yapısal reformları konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Gazetelerde Bugün | 2 Ağustos Cumartesi
Hürriyet: Vapura çarpacaktı Milliyet: Otobüsler kabus oldu Posta: Ölüm makineleri Sabah: Çağlayan isyanına örgüt soruşturması Vatan: Toplama emri Taraf: Ankara'da AGİT korkusu Akşam: Pişkin itiraflar Cumhuriyet: 'Arkadaşın babası' Zaman: Sipariş rapor yazmayan 20 müfettiş görevinden alındı Birgün: Yoksul kardeşlerimiz için füze, bomba, uçaksavar Yeni Şafak: 'O kardeş Gül'ün doktoru' Star: İsrail'in 'SS'leri
IŞİD, Kur'an'ı Değiştirmek İstiyor!
ABNA Haber Ajansı'nda yer alan habere göre; IŞİD, Kur’an-ı Kerim’de bazı münafık din adamları tarafından değiştirilmiş bölümler olduğunu öne sürerek bu bölümlerin değiştirileceğini açıkladı. KURAN'I BAŞTAN YAZACAKLAR Kur’an-ı Kerim’in bazı bölümlerini düzeltmek adına silip baştan yazacağını açıklayan IŞİD, Kafirun suresini değiştirmek istediğine de değinildi. IŞİD kaynaklarına dayandırılarak İlk olarak Afak El Irak televizyonunda yayınlanan haberin kaynağının ismi güvenlik gerekçesiyle açıklanmadı. Bölgede tirajı yüksek olan Sahifet el Mirsad gazetesi de aynı haberi okuyucularına sundu. Vatan
Reklam
IŞİD Peşmergeye Saldırdı: 40 IŞİD Militanı Öldü
Musul'dan Suriye sınırına koridor açmak için peşmerge kuvvetlerine saldıran IŞİD militanları ile sınırda büyük bir çatışma yaşandı. Çatışmada ilk belirlemelere göre 40'ın üzerinde IŞİD militanı öldürüldü. Çatışmada, 3 peşmergenin de öldüğü çok sayıda yaralı olduğu bildirildi. IŞİD'in Musul'u ele geçirmesinden sonra Telafer üzerinden Kürtlerin yaşadığı Şengal bölgesini de kullanarak Suriye'ye geçiş için güvenli bölge oluşturmak amacıyla saldırıya geçti. Dün sayıları 200'ü aşan ve aralarında Çeçen, Alman, Arap, Rus ve Iraklıların da yer aldığı IŞİD, Zımar bölgesindeki peşmerge karakollarına ve mevzilerine kapsamlı bir saldırıya girişti. Saldırıya peşmergelerin karşılık vermesi üzerine çatışmalar geniş alanlara yayıldı. Namık Durukan ’ın Milliyet’teki haberine göre, Suriye'ye uzanan ve peşmergenin denetimindeki bölge, çok sayıda IŞİD militanının yerleşmesi üzerine peşmerge savunmaya geçti. Bölgedeki peşmerge karakolları, mevzileri ve birçok noktaya saldırı yapıldı. Gündüz başlayan ve gece boyunca devam eden saldırıya Duhok ve Şengal bölgesinden takviye peşmerge kuvvetleri sevk edildi. Çatışmalarda 40 civarında, IŞİD militanı öldürüldü. 20'yi aşkın peşmergenin yaralandığı ve 3 peşmergenin öldüğü öğrenildi. Takviye güçlerin bölgeye ulaşmasından sonra IŞİD grupları, saldırıyı bırakarak Musul bölgesine doğru çekilmeye başladı. Çekilme sırasında bir köye giren IŞİD grupları, köylüleri rehin aldı. Köyün peşmerge güçleri tarafından sarıldığı ve köylüleri serbest bırakmaları yönünde pazarlık yapıldığı öğrenildi. Bu arada, IŞİD'in Rojava olarak adlandırılan Kuzey Suriye'de YPG güçleri ile çatışmasında gerilemesi ve birçok noktayı kaybetmesinin ardından IŞİD'in Musul üzerinden Suriye'ye destek amaçlı harekata giriştiği kaydedildi. Bu nedenle Musul'dan Suriye sınırına güvenli bir koridor açma amaçlı saldırı yapıldı. Ancak peşmergenin geçit vermemesi nedeniyle saldırı sonuçsuz kaldı. Musul'dan Suriye'ye uzanan bölgede IŞİD'in bir koridor açması halinde Kürt yönetiminin özellikle Sincar bölgesinde kontrolü tamamen kaybedeceği tedirginliği yaşanıyor. Akşam bölgede çatışmalar sürerken IŞİD militanları Zımar bölgesinde bir peşmerge karakoluna saldırdı. Saldırıda 13 peşmerge öldürüldü, iki peşmerge ise kaçmayı başardı. Karakola giren IŞİD militanları yaralı peşmergeleri de öldürdü ve peşmergelerin tamamına yakınının kafasını kesti. Peşmerge cenazelerinin bir bölümü Zaho'ya getirildi.T 24
Reklam
Muhtemelen Daha Önce Görmediğiniz 32 İlginç Şey
etiket
Çoğumuz dünyada olup biten pek az şeyin farkındayız. Neyse ki teknoloji ve fotoğrafçıların sayesinde daha fazlasını öğrenebilme şansımız var. Bu galeride sizler bilmediğiniz ilginç şeyleri sunmaya çalıştık.İyi eğlenceler...
Bahçeli, Erdoğan'a Akif'in Dizeleriyle Cevap Verdi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İhsanoğlu'nun İstiklal Marşı'nı bilmemekle suçlayan ve profesörlüğü ile dalga geçen Başbakan Erdoğan'a Mehmet Akif Ersoy'un dizeleriyle cevap verdi:“Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren.”Bahçeli, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden gündemi değerlendirdi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu İstiklal Marşı'nı bilmemekle suçlayan Başbakan Erdoğan'a sert çıktı. Bahçeli, İstiklal Marşı'ndan bile kutuplaşma üretenlere karşı duyarsız kalmayacaklarını ifade etti. Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın İhsanoğlu'na yönelik eleştirilerine Mehmet Akif Ersoy'un su satırlarıyla cevap verdi: “Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren.” Bahçeli, Erdoğan'ın İstiklal Marşı eleştirisine şu cümlelerle cevap verdi: “Çıkarlarını mukaddesat, haramı mihrap yaparak sürekli alçalış, sürekli düşüş içinde olanlara artık yeter, artık dur demeliyiz. Her değerimizden husumet çıkaranların; örneğin İstiklal Marşı'ndan bile kutuplaşma üretenlerin ayak oyunlarına duyarsız kalmamalıyız. Ne diyor merhum Akif; ‘Korkma'; o halde zorbalardan korkmak, zalim koalisyonundan ürkmek varlığımızı hiçse saymaktır. Bu cennet vatana kast edenler, toprağı sıksak fışkıracak şühedanın kemiklerini sızlatanlar Akif'e gerçek manada nankörlük yapanlardır. Can ve cananı cüzdanlara sıkıştıranlar Akif'i, eserlerini, sözlerini ve tavsiyelerini hakkıyla, layıkıyla ve samimiyetle benimseyemez. Kıta-beyit tartışmasına dahi girerek edebiyat ahkamı kesenlere Akif'in şu sözünü hatırlatıyorum: Edepsizliğin başladığı yerde edebiyat biterb Ve ibret almasını, ders çıkarmasını umduğum bazı adamlara büyük şairimiz Akif'in şu sözleriyle diyorum ki: “Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren.” Ramazan Bayramı'nda Türkmeneli ve Gazze'de yürek burkan acılar yaşandığını ifade eden Bahçeli, açıklamalarına şöyle devam etti: “Zulüm karşısında tarafsız kalmak, zalim karşısında aciz ve korkakça yutkunmak hem milli hem de dini emanetleri inkâr etmektir. Haksızlık karşısında susmak rahmetin safından günahın karanlığına, hürriyetin yanından esaretin karşı yakasına geçiş yapmaktır. Türkmen katliamını sessizce izleyenlerin, hatta el altından kolaylaştıranların; Gazze dostluğu, İsrail düşmanlığı göz boyamadır. Gazze'deki çocuklar için ağlayanların; Türkmen çocuklarını, körpecik Türkmen masumları umursamaması cinayetlere yardım ve yataklıktır. Korkunun, yalanın, inkarın, iki yüzlülüğün; tahkir, tahrik, tahakküm ve tasallutuna engel olmalı, göğüs germeliyiz. Bilelim ki bugünü ihmal edersek, yarını kaybederiz. Dünü unutursak gelecekten mahrum olmakla kalmaz, tarihten de siliniriz.” Zaman
'Vesayet Buysa, Vesayetin Alasını Siz Yaptınız'
Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Mersin'de konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın vesayetin kaldırılacağına dair sözlerinin gerçeği yansıtmadığını kaydeden İhsanoğlu, vesayetin sürdüğünü savunarak şöyle konuştu: 'Vesayet sistemi diye bir laf çıktı. Bu laf diyor ki, 'Vesayet sistemini kaldıracağız ortadan, onun için biz bu mücadeleyi yapıyoruz.' Ben şimdi soruyorum, bu vesayet sistemi hangi eczanede satılıyor? Eğer 12 Eylül eczanesinde satılıyorsa, aradan bu kadar zaman geçti, 12 senedir siz iktidardasınız, 7 senedir Çankaya'dasınız, niye değiştirmediniz? Ben size size söyleyeyim 4 tane. Biri YÖK kanunu. Niye korudunuz, niye şimdiye kadar devam ediyor? Üstelik de katmerleşerek. RTÜK kanunu, niye duruyor? 3, seçim kanunu ve baraj kanunu. Niye değiştirmediniz? Hani bunların hepsini değiştireceksiniz. 4, sendikalar kanunu. Bunların dördü, bu dört var ya dört, 12 Eylül'den beri... Peki niye değiştirmediniz? 12 senedir her şeyi değiştiriyorsunuz, bunu değiştirmiyorsunuz. Vesayet buysa, vesayetin alasını siz yaptınız. Bunlara cevap vermiyorlar, yok istiklal marşını biliyormuş, bilmiyormuş, beyitmiş, kıtaymış, rubaiymiş böyle edebiyat parçalıyorlar. Ciddiyet ister bu işler.' SİZE ZARF İÇİNDE BİRŞEY VERDİLER Mİ? Ekmeleddin İhsanoğlu, Mersin Kongre ve Sergi Sarayı'nda sivil toplum kuruluş temsilcileri ile buluştu. Yaklaşık 2 bin kişiye hitap eden İhsanoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi. İhsanoğlu, 'Her şeyi şaşırdılar. Bizi İsrail ajanlığı ile suçluyorlar. Böyle iftiralarla kampanya olur mu? Çok ayıp, Türkiye böyle bir şey görmedi. Biz yolumuza devam edeceğiz. 10 Ağustos'ta millet sözünü verecek, mührünü basacaktır. Siz buraya gelirken kimse size zarf içinde bir şey verdi mi? Oy kullanırken fotoğraf çek diyen oldu mu? Olmadıysa oyunuzu boşuna veriyorsunuz. Bu seçim, Türkiye'nin kurtuluşu, bunu da en çok kadınlardan duyuyorum. Böyle bir reaksiyonun varlığından haberdar değildim, hissetmiyordum. Herkes eleştiriyordu, ama böyle milletin, sokaklarda insanların bangır bangır 'Kurtar bizİ' diye bağırması beni şaşırttı. Bir de kalkıp, hanımlar kahkaha atmasın diyorlar. Bir de böyle şeylerle uğraşıyoruz. Kamuoyu bunlarla meşgul ediliyor. Hayret ediyorum' dedi. Bu esnada salondaki kadınlar kahkahalar atarak İhsanoğlu'na destek verdi. DARBE YAPACAĞIM Seçim kampanyasında bir takım düşmanların gizli gündemler yarattığını ve Adana'da kendisine 'Darbe yapmaya mı geldin?' diyen vatandaşı eleştiren İhsanoğlu, şöyle konuştu: 'Bugün namazdan çıkarken birisi bana gelip, 'Siz darbe yapacaksınız değil mi?' dedi. Ben askerliğimi yedek subay olarak yaptım. Ben şimdi gidip yedek subay üniformamı giyip, darbe yapacağım. Böyle saçmalık olur mu? Siz 12 yıldır iktidarda, 7 yıldır Çankaya'dasınız. Peki, neden değiştirmediniz? YÖK kanununu neden korudunuz, neden hala katmerleşerek devam ediyor. RTÜK kanunu neden duruyor? Seçim kanunu, baraj uygulamasını neden değiştirmediniz? Sendikalar Kanunu'nu neden değiştirmediniz? 12 yıldır her şeyi değiştiriyorsunuz, bunları neden değiştirmiyorsunuz? Vesayet buysa, verasetin alasını siz yaptınız. Ayrıca, IŞİD denilen, konsoloslukta evlatlarımızı rehin alanlar, Suriye'de idareleri altındaki bölgede hanımların yüksek topuk kullanmasını yasakladı. Böyle bir şey olur mu? İstanbul'da insanlar cihat namazı kılıyorlar? Türkiye nereye gidiyor? Bunları tartıştığımız zaman İsrail destekçisi oluyoruz, Gazze'nin düşmanı oluyoruz. İsrail lobisinden cesaret madalyası alan kim? Biz üçüncü dünyaya doğru ilerliyoruz. Basın hürriyetinde komşularımız içinde Ermenistan dahi bizden ileri noktada. Bu seçim belediye, milletvekilliği seçimi değil. Gidip hiç bir yerden icazet almadık. Biz icazeti milletten aldık, milletin uzlaşmasından aldık. Bu milli mutabakat odağı, meselesidir ve bu mutabakat 10 Ağustos'ta bal gibi çıkacaktır. Makam için yola çıkmadık. Ben 50 ülkeye hizmet ettim. Onları üçüncü dünyadan ikinci dünyaya taşımak istedim. Ama ne yazık ki aramızda Türkiye'yi üçüncü dünyaya taşımak isteyenler var. Seçim kampanyalarına başkalarına hakaret etmekle, nefret tohumları ekmekle geçiriyorlar. Tüm yetkileri elinde toplamak isteyenlere birazcık bir şey söylemeye kalktığınızda size küfrediyor. Böyle bir şey olabilir mi? Biraz edep yahu.' TÜRKİYE'NİN YURT DIŞINDAKİ İTİBARI YENİDEN TESİS EDİLECEK Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Mersin'de şehir turu yaptıktan sonra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Burhanettin Kocamaz'ı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan İhsanoğlu gösterilen ilgiden memnun olduğunu belirterek, 'Ülkede haksızlık, adaletsizlik ve eşitsizlik yok olacak. Kanunların hakimiyeti, hukukun üstünlüğü yeniden tesis edilecek. Vatandaşlarımız istedikleri huzura ve güvene kavuşacaklar. Türkiye'nin de yurtdışındaki itibarı yeniden tesis edilecek. Mersin, ülkenin giderek karanlığa gitmemesinin mücadelesini veren ve aydınlık geleceğine ışık tutmak isteyen bir kentimizdir. Vatandaşlarımı görünce, ülkem adına umudum daha da arttı. Atatürk'ün vasiyeti olan müreffeh bir Türkiye'ye inşallah hep birlikte kavuşacağız' dedi. Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, İhsanoğlu'na içinde Türk bayrağı olan tablo ile eşi Füsun İhsanoğlu'na da fular hediye etti. Mustafa ERCAN-MERSİN, (DHA)
Reklam
Akıllı Telefonların Şarj Edilmesiyle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Akıllı cep telefonlarında meydana gelen patlamaların temelinde yan sanayi ürünleri yatıyor. Kısa sürede aşırı ısınan bu bataryalar her an patlayabiliyor. İşte doğru bilinen yanlışlar Cep telefonunuzu gece boyunca şarj edebilirsiniz. Çünkü akıllı cep telefonlarında pilinin şarjı dolduktan sonra, şarj işlemi sonlandırılır ve sadece şehir akımından gelen elektrikle işlemlerini sürdürür. Bu sebeple de pil herhangi bir zarar görmez. SIFIRI TÜKETMEYİN Cep telefonlarını şarj etmeden önce pilin tamamen bitmesini beklemek hata olur. Çünkü akıllı telefonların çoğunda kullanılan Lityum-İyon bataryalar, “pil kritik düzeyde azaldı” (%10-20) uyarısını görmeden önce şarj edilecek şekilde tasarlanmaktadır. Bu tür ürünlerin bataryaları %0'a ulaştıktan sonra şarj edildiklerinde dengesizleşir. Bir ürünü ilk aldığınızda 24 saat kadar uzun süreler şarj etmenize gerek yok. Eski bataryalarda bile bu abartılır; en fazla 16 saat “ilk şarj” yeterlidir. Modern bataryalarda ise bu en fazla 6 saattir.teknolojioku
Başbakan Erdoğan'a Yapılan Bağış Miktarı 24 Milyon 337 Bin 697 Lira
Başbakan Erdoğan'a, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına 90 bin 382 kişinin bağış yaptığı açıklandı Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın seçim kampanyasına seçim kampanyasına 24 milyon 337 bin 697 lira bağış yapıldığı açıklandı. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın seçim kampanyasına bugüne kadar 90 bin 382 kişi 24 milyon 337 bin 697 lira bağış yaptığı açıklandı. Açıklanıp açıklanmayacağı tartışma konusu olan bağış miktarını Erdoğan ve Ak Parti'yi destekleyen akkulis rumuzlu Twitter adresinden paylaşıldı. Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş'a bugüne kadar 3 bin 689 kişi bağış yaparken, 753 bin 133 TL toplandı. Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'na ise 2 bin 172 kişi, 2 milyon 130 bin 922 TL bağış yapıldı. T24
Başbakanlık'tan Sahte Plaka İddialarına Yalanlama
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan'ın seçim kampanyası sırasında makam otomobilini kullandığı ve aracın sahte plaka taşıdığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı bildirildi. ANKARA Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçim kampanyası sırasında makam otomobilini kullandığı ve aracın sahte plaka taşıdığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı bildirildi. Başbakanlık kaynakları, cumhurbaşkanı seçimi yasaklarının yürürlükte olduğu son 10 günlük dönemde, Erdoğan'ın kullanması için ''Mercedes'' marka 4 zırhlı araç kiralandığını belirtti. Erdoğan'ın, dünden itibaren resmi makam otomobillerini değil, kiralanan araçları kullanırken, cumhurbaşkanı seçimi kampanyası için kiralanan söz konusu araçların, '34 VH 2875, 06 BJ 9740, 06 AP 1287 ve 06 BV 8543' plakalarına sahip olduğu bilgisi verildi. Başbakan Erdoğan'ın kullandığı araçlardan birinin sahte plakalı olduğu iddialarının da bir baskı hatasından kaynaklandığı, '06 BV 8543' olan plakanın son iki rakamının sehven yer değiştirerek '8534' biçiminde hatalı basıldığı, hatanın konuya ilişkin haberler neticesinde fark edildiği belirtildi. Başbakanlık kaynakları, plakadaki baskı hatasının derhal düzeltildiğini vurguladı.AA
Reklam
Abdullah Avcı Resmen Açıkladı!
Spor Toto Süper Lig'in yeni takımı İstanbul Başakşehirspor'un teknik direktörü Abdullah Avcı, transferle ilgili LigTv'ye önemli açıklamalarda bulundu. İşte Avcı'nın konuşmasından satır başları '10 oyuncu transfer ettik şu ana kadar. Benim dönemimden kalşan 7-8 oyuncu takımdaydı. Şampiyon olan takımdan da takımda kalan ve tanıdığım isimler var. Ceyhun'u Galatasaray'dan almayı çok istiyordum. Onu da yardımcım Tayfun aldı.' HOLMEN TAMAM FENERBAHÇE'Yİ BEKLİYORUZ 'Holmen'le anlaştık. Fenerbahçe'den geri dönüşü bekliyoruz. Doka, Visca, Tom gibi oyuncularımız var. 6+1 lik bir düzen kullanacağım. 7. ve 8. yabancıları kullanmayı düşünmüyorum.' LİG İÇİN PLANLARIMIZ HAZIR 'Oyunu iki tarafıyla oynamak amacındayız. Kampın bu zamanına kadar defansif dizilişi oturtmaya çalıştık. Bu günlerde hücuma ağırlıık veriyoruz. Uzun vadeli bir proje çizilen bir yere geldim. Göksel Gümüşdağ'la antrenör-başkanlık yanında aile ilişkilerimiz de var. Onunla ücret konuşmam. Onlar bana hak ettiğimi her zaman vermiştir. Yine böyle olacağına inanıyorum.'Maraton
Türkiye'nin İlk Yerli Otomobili 'Devrim Arabaları' Neden İptal Edildi?
Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan Devrim’in hikayesini duymuşsunuzdur. 2008′de sinemaya da uyarlanan Devrim arabalarının hikayesinin sonunu herkes başarısızlıkla bilir. Aslında otomobil yapılmıştır ama sonrasında mühendislerin benzin koymayı unutmalarından dolayı araba yolda kalmıştır ve sonunda Türklerin araba sevdası hüsrana uğramıştır. Tabi durum bu olunca her zamanki gibi ağzımıza sakız olmuş bir lafı otomobil üretimi konusunda da sıkça tekrar etmeye başlamışız: Türkler otomobil yapamaz. Siz de hala Devrim arabalarının başarısız olduğunu zannediyorsanız, olayın iç yüzünü bir de derlediğimiz bu yazımızdan okuyun. BANA BİR OTOMOBİL YAPIN Sene 1961. Cemal Gürsel cuntası işbaşındadır ve Menderes’in idamının üzerinden henüz çok kısa süre geçmiştir. Çeşitli firmalarda çalışan 23 tecrübeli Türk mühendisi, kendilerine gönderilen ayrı ayrı mektuplarla “mühim bir konuyu istişare etmek üzere” Ulaştırma Bakanlığı’na davet edilirler. Mühendislerin bazıları yurt dışında görev yapmaktadır; ancak mesajı alan herkes “devletin isteği başımız üstüne” diyerek işini gücünü bırakıp Ankara’ya gelir. 16 Haziran 1961 günü Bakanlıkta biraraya gelen mühendislere, toplantıya başkanlık eden Genel Müdür Yardımcısı Emin BOZOĞLU, bizzat Cemal Gürsel’den gelen “çok gizli” damgalı bir yazıyı okur. Yazıda : “Bu yılın Cumhuriyet Bayramı törenlerinde halkımızın görüş ve takdirlerine sunulmak üzere, hem tasarımı hem de malzeme olarak tamamen yerli malı bir otomobil üretmenizi istiyorum.” Mesajı vardır. Ayrıca mektupta bu görevin TCDD İşletmesine verildiği ve bu amaçla dönemin rakamlarıyla 1.400.000.-TL ödenek ayrıldığı da yazmaktadır. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri “Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma” olarak algılarlar. En küçük bir tereddüt ya da endişe sergilenmeksizin derhal işe başlanır. Çalışma mekanı olarak Devlet Demiryolları’nın Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir. Zaman müthiş dardır, Cumhuriyet Bayramı’na kadar yalnızca 129 günü vardır ekibin… TÜRKİYE’NİN İLK YERLİ OTOMOBİLİ HANGİ ŞEHİRDE ÜRETİLDİ ? İşyeri olarak seçilen atölyenin hazırlanması için Eskişehir’e talimat verilir ve otomobili olanların 19 Haziran’da Eskişehir’ de bulunmaları istenir. Atölyenin bulunduğu Dökümhane binası zemini, lokomotif kazanlarında kullanılmak üzere alınan saç levhalarla döşenir. Kapının üzerine, kocaman rakamlarla kaç gün kaldığını gösteren bir levha asılır ve projenin bitimine dek bu levha, her gün bir azalarak, proje sonuna kadar orada kalır. Atölyede bir baş üstü gezer vinç, çeşitli bankolar ve birtoplantı masası bulunmaktaydı. Yakınında bir de çay ocağı bulunan bu masa dört ay süreyle hem toplantılar, hem dinlenme, hem de gerektiğinde çalışma masası olarak kullanıldı. Atölyede yapılan ilk toplantıda “Yönetim Grubu” açıklandı. Genel Müdür Yardımcısı Emin BOZOĞLU başkanlığında, Fabrikalar Dairesi Başkanı Orhan ALP, Cer Dairesi Başkanı Hakkı TOMSU, Cer Dairesi Başkan Yardımcısı Nurettin ERGUVANLI, Eskişehir Demiryol Fabrikaları Müdürü Mustafa ERSOY, Adapazarı Demiryol Fabrikası Müdürü Celal TANER, Ankara Demiryol Fabrikası Müdürü Mehmet NÖKER’den oluşan grupta iki de emekli subay vardı: Genel Müdürlük Müşaviri Hüsnü KAYAOĞLU ve Necati PEKÖZ. Ardından çalışma grupları belirlendi: Dizayn, motor-şanzıman, karoseri, süspansiyon ve fren, elektrik donanımı, döküm işleri, satın alma işleri ve maliyet hesapları grupları. Bu arada tüm ülkede, Üniversiteden basınına, bir avuç sanayicisinden politikacısına, sesi duyulabilen herkes ne otomobil ne de motor yapılabileceğine inanıyor, özel sohbetlerde, röportajlarda, film gösterili konferanslarda bu görüş vurgulanıyordu. Görüşlere aldırış etmeyen ekip atölyede ki yapılaşmayı kurdu. İlk çalışmalara önce otomobilin ana hatları saptanarak başlandı. Dört ila beş kişilik, toplam 1000-1100 kg-ağırlığında, orta boy denilebilecek bir tip üzerinde mutabık kalındı.Motor 4 zamanlı ve 4 silindirli olmalı, 50-60 BG vermeliydi. Karoseri için hazırlanan 1:10 ölçekli maketlerden seçilen birinin 1:1 ölçekli alçı modeli yapıldı. Karoserin damı, kaput ve benzeri saçları, bu modelden alınan kalıplarla yapılıp beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltilmek suretiyle tek tek imal edildi. Bir yandan da Willy’s Jeep, Warswa, Chevrolet, Ford Consul, Fiat 1400 ve 1100 motorlarınınincelenmesinden sonra Warswa motoru örnek alınarak yandan supaplı bir 4 silindirli motorun gövde ve başlığı Sivas Demiryolu Fabrikasında dökülüp,Ankara Demiryolu Fabrikasında işlendi. Piston, segman ve kolları Eskişehir’de yapıldı. Motor Ankara Demiryolu Fabrikasında monte edildi. Frenlemede 40 BG’den fazla güç alınamayan bu motora alternatif olarak Ankara Fabrikasıaynı gövde ve krank milinden yola çıkarak başka bir tip geliştirdi. B motoru adı verilen üstten supaplı bir üçüncü motorda Eskişehir’de imal edildi. Süspansiyon grubu ön takımlar için ”Mc Pearson” sistemini önerdi ve numuneye göre Eskişehir’de imal edildi. Eylül sonlarına doğru ön ve arka camları piyasada bulunabilenlere intibak ettirme zorunluluğu nedeniyle modele göre biraz değiştirilmiş, iki gövde çakılmış ve biri A, öteki B tipinden iki ayrı motor hazırlanmış bulunuyordu. Şanzımanlar, Ankara Fabrikasınca tümü yerli olarak yapılmıştı. Montaja geçildiğinde karşılaşılan en büyük sorun, gövde-motor uyumunu sağlamak, debriyaj, gaz ve fren kumanda mekanizmalarını yerleştirmek ve direksiyonun en uygun konumunu bulmaktı. Ayarlı direksiyon önerisi ise kabul edilmedi. ( İki yıl sonra Cadillac bunu bir yenilik olarak getiriyordu .) Nihayet Ekim ortalarında Devrim otomobillerinden ilki tecrübeye hazır duruma gelebildi. Elektrik donanımı ile diferansiyel dişlileri, kardan istavrozları ve motor yatakları ile cam ve lastikleri dışında tüm parçaları yerli idi. Ekip günde sadece birkaç saat uyuyarak ve bu süre zarfında tesislerden hiç ayrılmaksızın, modeli tümüyle kendilerine ait olan, tüm parçaları el işçiliğiyle üretilmiş, 4 silindirli ve direksiyondan vitesli harika bir “aile otomobili” üretir. Hem de bir tane değil, tam üç tane! Üç araç da insanüstü bir çabanın sonucunda 28 Ekim’in akşam saatlerinde tamamlanmıştır. Araçlara “Devrim 1“, ”Devrim 2” ve “Devrim 3” isimleri verilir. Mühendislerden biri Cumhurbaşkanı’nın alternatif bir renk isteyebileceğini de düşünerek, araçlardan birinin siyah olmasını teklif eder. Böylelikle, iki otomobil krem rengi kalırken, üçüncüsüise onu 29 Ekim geceyarısı Ankara’ya götüren “Karakurt” treninde binbir güçlük içinde siyah renge boyanır. Depolarında, trendeki güvenlik kuralları gereği hiç benzin bulunmayan Türkiye’nin ilk yerli otomobili devrim arabaları, o zamanlar Sıhhiye semtinde bulunan Ankara Demiryolu Fabrikası’na indirildi. Manevra imkanı sağlamak için depolarına yalnızca birkaç litre benzin kondu. Asıl ikmal sabahleyin Sıhhiye’deki Mobil Benzin İstasyonundan yapılacak, sonra da Meclis’e gidilecekti. 29 Ekim sabahı, Devrim arabaları motosikletli oldukça kalabalık bir trafik ekibinden oluşan eskortun arasında yola çıktı. Çıktı ama, eskorttakiler, benzin alma işinden haberdar olmadığı için, Mobil’e uğramadan yola devam ettiler. Meclis’in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, alelacele getirilenbenzin ilk otomobile kondu. İkinci otomobile benzin konacağı sırada Cemal Paşa Meclis’in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere 2 numaralı benzini henüz konamamış Devrim otomobiline binmişti. Yola çıkıldı. Fakat 100 m. kadar sonra motor öksürerek durdu. Cemal Paşa’nın ”Ne oluyor ?” sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat SERDAROĞLU sıkılarak ”Paşam, benzin bitti.” cevabını verdi. Paşa’dan özür dilenilerek 1 numaralı Devrim arabasına geçmesi rica edildi. Buna uyan Cemal Paşa Anıtkabir’e bu otomobil ile gitti. Cemal Paşa Anıtkabir’de araçtan inerken “Garp kafasıyla araba yapıyorsunuz, ama Şarklı olduğunuz için benzin koymayı unutuyorsunuz” diyerek hışımla aracı terkeder. Oysa, o aracı yapmayı başaranlar deposuna benzin koymayıda bilmektedirler elbette. Fakat, kimse aksiliğin yaşanan panikten kaynaklandığını cunta liderine anlatamaz veTürkiye’nin ilk yerli otomobili devrim arabaları daha doğdukları gün bizzat devlet eliyle öldürülürler. Arkalarında, kendilerine doğru düzgün bir teşekkür bile edilmemiş 23 tane gözüpek mühendisi bırakarak… Devrim Otomobili Nerede ? Ulaşım ve ziyaret 1961 yılında üretilen Devrim otomobillerinden sadece birisi günümüze kadar ulaşmıştır. Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Ş. Tülomsaş / Eskişehir bahçesinde, özel olarak yapılan camlı garajda muhafaza edilen Devrim otomobili halen çalışır durumdadır. Devrim Otomobili’nin sergilendiği fabrikaya ulaşım ve ziyaret gayet kolaydır. Şehir içinden geçen 19 ve 23 numaralı minibüslerle Porsuk Meslek Yüksekokulu istikametine çalışan otobüsler buraya ulaşımı sağlamaktadır. Ayrıca kent merkezindeki her hangi bir noktadan da buraya yürümek mümkündür. Otomobili görmek ücretsiz olup mesai saatleri içinde ziyaret mümkündür.teknolojioku
Reklam
Filenin Sultanları Japonya'yı Rahat Geçti
A Milli Bayan Voleybol Takımı, FIVB Dünya Grand Prix'si 1. hafta ilk maçında Japonya'yı 3-0 yendi. Türkiye, Ankara'da düzenlenen A Grubu maçlarının ilk gününde Japonya ile karşılaştı. Maça iyi başlayan Japonya, Nagaoka'nın sayılarıyla 3-1 öne geçti. İlk teknik molaya 8-6 geride giren A Milli Takım, kaptan Gözde ve Neriman'ın etkili smaçlarıyla sete ortak oldu: 8-8. Savunmada Gizem ile iyi manşet alan 'Filenin Sultanları', Japonya'ya karşı 10-8'lik üstünlük kurdu. Japonya, yeniden Nagaoka'nın devreye girmesiyle ikinci teknik molayı 16-15 önde tamamladı. Blok-out'lardan bulduğu sayılarla iki farklı üstünlüğü (22-20) yakalayan Türkiye, son bölümleri büyük heyecana sahne olan ilk seti 29-27 kazandı. İkinci sete moralli giren 'Filenin Sultanları', 4-1'lik seri yakaladı. Ay-yıldızlılar, hatalı servislerden sayılar kaybeden Japonya önünde ilk teknik molayı 8-4 üstün geçti. File önündeki üstünlüğü tamamen ele geçiren Türkiye, farkı 7 sayıya (11-4) kadar çıkardı. A Milli Takım, 16-8 önde girdiği ikinci teknik molanın ardından kısa süreli konsantrasyon sorunu yaşadı. Günün başarılı ismi Gözde'nin liderliğinde toparlanmasını bilen Türkiye, 23 dakika süren ikinci seti 25-19 alarak durumu 2-0 yaptı. İyi oyununu üçüncü setin başına taşıyamayan Türkiye, 4-0 geriye düştü. Savunmada basit hatlar yapan milliler, ilk teknik molayı 8-3 geride tamamladı. Molanın ardından bloklarda Kübra ile başarılı olan A Milli Takım, kenarlardan Seda ve Gözde, ortadan da Neriman ile sayılar üreterek farkı iki sayıya indirdi: 13-15. Uzun süre rakibine sayı şansı tanımayarak skora denge getiren (15-15) milliler, ikinci teknik molayı da 16-15 üstün bitirdi. 'Filenin Sultanları', üçüncü seti 25-21, maçı da 3-0 kazandı ve şampiyonaya galibiyetle başladı. A Milli Takım, A Grubu'ndaki ikinci maçını yarın saat 19.00'da ABD ile yapacak. Salon: TVF BaşkentHakemler: Dusan Hodon (Slovakya), Lai Chun Cheng (Tayvan)Türkiye: Kübra Akman, Asuman Karakoyun, Gözde Sonsırma, Bahar Toksoy, Seda Tokatlıoğlu, Neriman Özsoy (Gizem Karadayı, Güldeniz Önal, Gamze Alikaya, Yeliz Başa)Japonya: Yamaguchi, Kimura, Nakamichi, Nagaoka, Shinnabe, Ebata (Sano, Ishida, Ishii, Ono, Miyashita, Tsutsui)Setler: 29-27, 25-19, 25-21Süre: 80 dakika (31, 23, 26)Sporx
Anlaşma Tamamlandı, Beats Artık Resmen Apple'ın
Son birkaç ayın en büyük satın almalarından birisi Apple ile Beats arasında yaşanmıştı. Yaklaşık 2 ay gibi bir süre önce Apple , tüm söylentilerden sonra Beats Music' i 3 milyar dolar gibi büyük bir paraya satın aldığını duyurmuştu . Bu rakam aynı zamanda Apple tarihindeki en pahalı satın alma anlamı taşıyordu. Öte yandan aradan geçen 2 ay gibi bir sürenin ardından bu anlaşma bugün itibarıyla tamamlandı ve Beats Music resmen Apple'ın oldu. Ya da başka bir deyişle, bugün Beats resmi olarak Apple ailesine girmiş oldu. Bugün gelen bu haberle birlikte Beats 'in kurucularından ünlü rap yıldızı Dr. Dre bir dolar milyarderine dönüştü ancak Beats çalışanlarının hepsi Dr. Dre kadar şanslı değil. Çünkü birçoğu işten çıkarılma tehlikesi ile karşı karşıya. Şu an için yaklaşık 700 Beats çalışanının olduğu biliniyordu. Apple'ın bu 700 çalışandan 200'ünün işine son vereceği söyleniyor. Kalanlar ise Apple çatısı altında çalışmaya devam edecek.teknokulis
Kerry, İsrailli Askerin Salıverilmesi İçin Türkiye ve Katar'dan Yardım İstedi
İsrail ve Hamas arasında bu sabah yürürlüğe giren ateşkesin kısa süre sonra İsrail tarafından bozulmasına, İsrailli bir askerin Hamas tarafından kaçırılmasının neden olduğu anlaşıldı.Gazze’de üç haftadan uzun bir süredir devam eden çatışmaların ardından, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin girişimleriyle 72 saatlik bir ateşkes üzerinde anlaşılmıştı. TSİ 08:00′de başlayan ateşkes, kısa süre sonra İsrail’İn Refah’a saldırısıyla sona erdi. İsrail tarafından yapılan açıklamada; ateşkesin başlamasından 90 dakika sonra militanların Gazze Şeridi’nin güneyindeki tünellerde arama yapan İsrail askerlerine saldırdıkları belirtildi. İsrail Ordu Sözcüsü Yarbay Peter Lerner; “Tünelin bir veya daha fazla sayıdaki giriş noktasından teröristler çıktı. En azından birisi intihar bombacısıydı ve kendini patlattı. Silahlı çatışma çıktı… İlk belirlemeler bir askerin kaçırıldığına işaret ediyor.” dedi. Çatışmalarda iki İsrail askeri de hayatını kaybetti. Hamas’tan ise, İsrail askerinin tutsak alınıp alınmadığına dair bir açıklama yapılmadı. Hamas Sözcüsü Sami Abu Zuhri, İsrail’in dünyayı yanıltmayı ve “Refah katliamının üzerini örtmeye” çalıştığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yla yaptığı görüşmenin ardından İsrailli askerin kaçırıldığını doğruladı. Kerry, Gazze’deki şiddetin yeniden tırmanışa geçmemesi için Türkiye ve Katar dışişleri bakanlarını aradığını ve İsrailli askerin salıverilmesini sağlamalarını istediğini söyledi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Mun da, İsrailli askerin kaçırılmasını kınadı ve salıverilmesini istedi.Zete
Reklam