ABD, Çarşı'nın Darbeyle Suçlanması İçin Ne Dedi?
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Marie Harf 'e günlük basın toplantısında, Türkiye'de internet erişimini kısıtlamaya yönelik hazırlanan ve mecliste kabul edilen yeni tasarı soruldu.Sözcü, Türk yetkililerle internet ve medya özgürlüğü ile ilgili endişelerini düzenli olarak paylaştıklarını belirtti. 'Türkiye'de her türlü medyaya açık ulaşım sağlanması konusunda ısrar ediyoruz” diyen Harf, bu tür konuşmalara devam edeceklerini vurguladı.Harf'e, Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı'nın Gezi Parkı olaylarındaki rolü nedeniyle yöneltilen darbe suçlamasıyla ilgili olarak ise 'Bu haberleri tabii ki izliyoruz. Biz ifade ve toplanma özgürlüğünü, barışçıl şekilde protesto etmek hakkı da dahil olmak üzere Türkiye’de ve dünyada destekliyoruz. Türkiye’nin bu temel özgürlüklere sahip çıkmasını istiyoruz'' dedi.Basın toplantısında Dışişleri sözcüsü Harf'e geçtiğimiz yaz Türkiye'deki Gezi Parkı protestolarına katılan Çarşı taraftar grubunun darbe teşebbüsü ile yargılanması hakkındaki gelişmeler de soruldu.Marie Harf bu konuda 'Bu haberleri tabii ki izliyoruz. Biz ifade ve toplanma özgürlüğünü, barışçıl şekilde protesto etmek hakkı da dahil olmak üzere Türkiye’de ve dünyada destekliyoruz. Türkiye’nin bu temel özgürlüklere sahip çıkmasını istiyoruz'' dedi.Kamuoyunda “Torba Kanun” tasarısı olarak bilinen İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı mecliste bugün 231 kabul,17 ret oyuyla kabul edilerek yasalaştı. Meclisteki görüşmeler sırasında internetle ilgili de bir düzenleme eklendi.Buna göre, kişilerin internette hangi adreslere girdiği ve ne kadar kaldığına dair trafik bilgileri artık Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda saklanacak. Tasarı ile TİB Başkanı'nın interneti resen kapatma yetkisi de genişletildi.TİB Başkanı 'ulusal güvenlik, kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi' için, 4 saat içinde internete erişimi engelleyebilecek.T24
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Irk, etnisite adına tarih boyunca birbirimize yaptıklarımıza baktığımızda, bu bilgiye hiç sahip değilmiş gibi hareket ettiğimiz ortada. Üstelik bugün de aynı düşmanlıkların, nefretin beslendiğine şahit oluyoruz.Antalya’nın Kaş ilçesinde Kürtçe konuştuğu için dövülerek öldürülen Mahir Çetin, bunun ne ilk ne de son örneği.Sevag’lar, Hrant’lar, Hasan’lar, Ali İsmail’ler... Saymakla bitiremeyeceğiniz kadar çok insan, Türkiye’de ırkçılık ve nefret suçlarının kurbanları.Hiçbir alakamız, husumetimizin olmadığı Çin’den bile “hoşlanmayan” bir ülkede yaşıyoruz. Şaka değil! Pew araştırmasına göre, dünyada “Çin’i sevmeyen” Japonya ve Vietnam’dan sonra Türkiye, üçüncü sırada geliyor!
Bursaspor-Beşiktaş Maçına Siyah-Beyazlı Taraftarlar Alınmayacak
Bursaspor'un, Spor Toto Süper Lig'in 3'üncü haftasında sahasında Beşiktaş ile oynayacağı müsabakayı, siyah-beyazlı taraftarlar tribünlerden izleyemeyecek.İl Spor Güvenlik Kurulu, Beşiktaş taraftarlarının, Bursa Atatürk Stadı'ndaki maçlara alınmamasına ilişkin önceki yıllarda aldığı karar, bu sezon da uygulanacak.Bursaspor Kulübü yöneticileri de Beşiktaş taraftarların, ligin 3'üncü haftasında 22 Eylül'de Bursa'da oynanacak müsabakaya alınmaması yönünde İl Spor Güvenlik Kuruluna görüş bildirdi.Eurosport
Fenerbahçe'ye Trabzonspor Maçı Öncesi Şok Haber!
Milli Takım'ın 3-0 yenildiği İzlanda maçında sağ baş parmağına darbe alan Caner Erkin'in parmağında çatlak şüphesi var.İzlanda maçının 2.yarısında rakibinin sert müdahalesine maruz kalan Fenerbahçeli oyuncu Caner Erkin sağ ayağından sakatlandı. Başarılı futbolcunun Pazar günü Trabzonspor ile deplasmanda oynanacak olan maça yetişmesinin zor olduğu belirtildi.Caner'in sağ ayağına maç bitimi hemen müdahale edilip sargı, bandaj yapılırken milli oyuncu havalimanında yürümekte güçlük çekti. Caner'in takım arkadaşı Mehmet Topal'ın koluna girip, sekerek yürüyebildiği dikkat çekti. Milli takım doktorları ise, sarı lacivertli oyuncunun sağ ayak baş parmağında çatlak ihtimalinin olduğunu belirtti.Caner Erkin'e 5 buçuk saatlik uçak yolculuğu sırasında sürekli olarak milli takım doktorları tarafından buz başta olmak üzere tedavi uygulandı.Milli Takım Sağlık Kurulu, Caner'in sakatlığı hakkında Fenerbahçe kulübü doktorlarına da bilgi verdi.HÜRRİYET
Reklam
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Uyuz Salgını ve Karantina!
İstanbul'un en büyük kamu hastanelerinden biri olan Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Servisi'nde “uyuz salgını” tespit edildi. Önceki gün ortaya çıkan salgın hastalık nedeniyle, tedavi gören hastalar başka servislere nakledilirken, dahiliye servisi de karantinaya alındı.İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin dahiliye servisinde uyuz salgını tespit edildiğini ve servisin kapatıldığını açıkladı.Mecidiyeköy'de 10 işçinin can verdiği rezidans inşaatındaki asansör kazası ve sağlık çalışanlarının koşullarıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Dr. Mengüç, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Dahiliye Servisi'nde meydana gelen salgın hastalıkla ilgili gazetecilere bilgi verdi.Enver Alas ’ın DHA’daki haberine göre, uyuz hastalığının, tamamen sağlıksız, hijyen koşulların olmadığı ortamlarda, azgelişmiş toplumlarda, savaş ve kıtlık olan yerlerde görülen bir hastalık olduğunu kaydeden Mengüç, şöyle konuştu:'Ancak maalesef İstanbul'un merkezî bir yerinde ve eğitim araştırma hastanesinin ana servislerinden birinde görüldü. Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre, bu hastalığın kaynağı orada çalışan taşeron sağlık çalışanlarıdır. Bunların yaşamış oldukları ve hizmet verdikleri koşullar gözönünde bulundurulduğunda, bu sağlık politikalarıyla nereye gidileceğini kestirmek çok zor değil. O dahiliye servisi şu anda sağlık hizmeti vermenin dışında tutuluyor. Yani izole edilmiş bir durumdadır ve hastalığın yok edilmesi için çalışma başlatılmıştır. Maalesef bu sağlık politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak, bu çağda, özellikle bir sağlık kuruluşunda meydana gelmiş olması ayrıca manidardır. Dahiliye Servisi'nde tedavilerine devam edilen hastalar başka servislere intikalleri sağlanarak tedavileri devam ettiriliyor.'Dr. Samet Mengüç, yarın konuyla ilgili olarak Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde İstanbul Tabip Odası ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) tarafından basın açıklaması yapılacağını da duyurdu.DHA
Gazetelerde Bugün | 10 Eylül Çarşamba
Hürriyet: Gerçekler tabelada Milliyet: Ölüm dağından yaşam köyüne! Sabah: Yurtdışı operasyonları bile dinledilerTaraf: AKP fişlemesi halka indi Vatan: Ölümlerden ölüm beğen Zaman: ‘10 banka gözetime alındı’ iddiası piyasaları sarstıAkşam: Paralel yargıya izin vermeyiz Cumhuriyet: Roboski'de bir garip gerginlik Star: Savcıların sicili işte böyle bozuluyormuş! Birgün: Erdoğancı’nın şahidi ‘paralelci’ polis çıktıYeni Şafak: Çözüm güvencesi
Reklam
Hezimet! 3-0
Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu ilk maçında Türkiye, İzlanda deplasmanından 3-0'lık yenilgi ile ayrıldı. İzlanda'nın golleri Bödvarsson, Sigurdsson ve Sigthorsson atarken, Ay Yıldızlılarımız'da Ömer Toprak 59'da kırmızı kartla oyun dışı kaldı.Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu ilk maçında Türkiye, deplasmanda İzlanda ile karşı karşıya geliyor. Dakikalar 17'yi gösterdiğinde sol köşeden İzlanda korner kullandı. Ceza sahasına gelen topu kaleci Onur Kıvrak yumruklayarak uzaklaştırmak istedi ancak tecrübeli kaleci topu arka tarafta bulunan Bödvarsson önüne sektirdi. Bödvarsson yükseklik kazanan topu kafayla Millilerimiz'in ağlarına gönderdi: 1-0. İlk yarı İzlanda'nın 1-0'lık üstünlüğü ile sona erdi.İkinci yarıda da İzlanda daha etkili bir oyun sergileyen taraftı. Dakikalar 59'u gösterdiğinde Ömer Toprak, ikinci sarı karttan kırmızı kartla takımını 10 kişi bıraktı. 79. dakikada İzlanda durumu 2-0'a getirdi. Elmar Bjarnason'ın pası ile ceza yayı üzerinde topla buluşan Gylfi Sigurdsson topu soluna aldıktan sonra sol ayağı ile plase bir vuruş çıkardı. Kalecimiz Onur Kıvrak tek eliyle topa müdahale ettikten sonra top kale çizgisine doğru yöneldi ve top çizgiyi geçerek fark 2'ye çıkmış oldu: 2-0.Bu golden yalnızca bir dakika sonra, dakika 77'de İzlanda farkı 3'e çıkardı. Santra vuruşumuzdan sonra orta alanda Ay Yıldızlılarımız topu kaybetti. Orta alanın hemen ortasında topla buluşan isim Ari Skulason uzun pası ile Kolbeinn Sigthorsson'u ceza sahasının sağ tarafına doğru hareketlendirdi. Ceza sahasına girer girmez topla buluşan Kolbeinn Sigthorsson topu düzelttikten sonra sağ çaprazdan çok düzgün bir vuruş yaparak durumu 3-0'a getirdi. Maçın geriye kalan dakikalarında gol olmadı ve Türkiye, İzlanda deplasmanından 3-0'lık yenilgiyle ayrıldı.Fanatik
Reklam
Reklam
İşte Apple'ın Kol Saati; "Apple Watch"
Yıllardır süren spekülasyon ve dedikodulardan sonra Apple sonunda kol saati, Apple Watch'u tanıttı... 2015'in ilk çeyreğinde Amerika'da 349 Dolar'dan başlayan fiyatlarla piyasaya sunulacak olan saate yakından bakalım
Reklam
Yalçın Akdoğan'dan 'Çözüm Süreci' Açıklaması
Yalçın Akdoğan, çözüm süreci ile ilgili yaptığı açıklamada; 'Başbakanımızın başkanlığında tüm ilgili kurumlar, bakanlıklar bir araya geldik. Başbakanımız 'bu sürecin sahibi benim' dedi. Çözüm sürecinden sorumlu bakan falan değil, benim bu işin sahibi demiş oldu' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, TRT Haber televizyonunun canlı yayınında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 2012 yılında verdiği bir röportajında söylediği 'Derin devlet bir tür zombi gibi. Öldü diyorsun, farklı bir vücutta yeniden diriliyor. Bu asalak yapılar temizlenmeden ileri demokrasiye ulaşılamaz' sözleri hatılatıldı. Akdoğan, paralel yapı ile ilgili iddialara ilişkin şunları söyledi; 'Bu kayıt dışılık yani devleti seçilmiş iktidarlar yönetmez, biz yönetiriz. Otorite sahibi biz olacağız. Siyaset mühendisliğini biz yapacağız. Bu bir hastalık. Bu anlayışın deşifre edilmiş olması, bu konuda bir farkındalık oluşmasının, onlara dönük bir güven sarsılması yaşanmasının ben bu mücadelede önemli bir nokta olarak görüyorum. Tasfiye edilip edilmemesinden daha önemli olan, bunun deşifre olması ve güven kaybetmesidir. Devletin gücünü kullanarak devlete operasyon çekmeye çalışıyorsa buna karşı elbette bir hukuk mücadelesi verilmesi gerekir.''DEVLETİN FOTOĞRAFINDAN ÖNCE SİVİL TOPLUMUN FOTOĞRAFINI ÖNEMSİYORUM'Hükümet-medya ilişkileri nasıl yürüyecek diye sorulan Akdoğan, 'Ben Başbakan yardımcısıyım ama bir iletişim bakanlığı gibi kurguluyorum. Devletin tüm iletişim birimleri, Basın Yayın Enformasyon, Basın İlan Kurumu, TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK bütün bunları bir iletişim stratejisi çerçevesinde ortak amaca doğru yol yürüyen kurumlar olarak görüyorum. Çünkü bunlar uluslararası mahiyette kurumlar. Tüm bu birimler kamu diplomasisi faaliyeti yürüten birimler olarak da görülebilir. Cuma günü medya ve iletişim sektöründe bulunan STK'ları davet edeceğim bir toplantı yapmayı planlıyorum. 20 civarında sivil toplum örgütü var sektörde. Bunları öncelikle dinlemek istiyorum. Ben kamudan önce sivil toplumun görüşünü almak istiyorum. Devletin fotoğrafından önce ben sivil toplumun fotoğrafını önemsiyorum. Dinleyerek işe başlamak bence önemli. Bütün bu kurumların içeride doğru bilgilendirme yapma, kamuoyu oluşturma, hükümetin ve devletin iletişim politikası çerçevesinde halkı bilgilendirme konusunda önemli misyonlar yüklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kamuoyunun bilgilendirilmesi, gündem oluşturulması çerçevesinde birçok konu olduğunu görüyoruz. Çözüm süreci de bunun bir parçasıdır' diye konuştu.'MASUM HAK ARAMA MÜCADELELERİ VE GÖSTERİLER SİYASİ KALKIŞMALARA DÖNÜŞEBİLDİ'Gezi Olayları ile bağlantılı olarak sorulan Türkiye'nin kendisini dünyaya anlatması ile ilgili bir plan olup olmadığı sorusu için Akdoğan, 'Ülke gündeminde türbülans oluşturan her konuda toplumun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesi önemli. Kamu diplomasisi derken propagandadan bahsetmiyorum. Propaganda da bilgi yaymak anlamına gelir ama orada bilginin doğruluğu yanlışlığı çok önemli değildir. İdeolojik maksatlarla da bunu yapabilirsiniz. Kamu diplomasisinde doğru bilgiyi yaymak önemlidir. Bu çerçevede birçok sıkıntı yaşadık. İdeolojik olarak savrulmalar oldu. Toplumda ciddi sıkıntılar yaşandı. Masum birtakım hak arama mücadeleleri ve gösteriler daha büyük siyasi kalkışmalara dönüşebildi. Bütün bunlarda kamu yayıncılığının daha objektif daha serin kanlı toplumsal fay hatlarındaki kırılmayı önleyecek şekilde yayın yapmaları önem taşıyor' diye kaydetti.'ERDOĞAN-DAVUTOĞLU UYUMU TÜRKİYE'Yİ ŞAHA KALDIRACAK BİR DİNAMİZM GETİRECEKTİR'Akdoğan, hükümetteki görev değişikliklerini değerlendirerek şöyle konuştu; 'Cumhurbaşkanı değişti, başbakan değişti, kabine değişti, MYK değişti, genel başkan değişti. Bunlar basit işler değil. Sıradan küçük bir partide bu değişiklikler olsa belki çok önemsenmeyebilir ama büyük bir iktidar partisinde bu değişimin yaşanması ülkenin de geleceğini ilgilendiriyor. Bu konuda bir sorun yaşanır mı bir çatlama olur mu gibi kaygıların hepsi boşa çıktı. Tereyağından kıl çeker gibi çok sağlıklı bir süreç yürüttük. Burada cumhurbaşkanı ve başbakan uyumu çok önem taşıyor. Bu konuda Sayın Davutoğlu'nun doğru bir tercih olduğunu buna en uygun isimlerden biri olduğunu gördük. Bu sürecin başarı ile tamamlanmasında Davutoğlu profilinin önem taşıdığını görüyorum. Yeni Türkiye'nin inşasında cumhurbaşkanı başbakan uyumu önemlidir. Erdoğan-Davutoğlu uyumu Türkiye'yi şaha kaldıracak bir dinamizm getirecektir. Herhangi bir sıkıntı yaşanması değil, tam tersine daha büyük bir enerji ve sinerji ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Davutoğlu'nun kongre konuşması, grup konuşmasına baktığımızda müthiş bir kabullenme olduğunu görüyoruz Ak Parti kitlesinde. 62'nci Hükümetin bir seçim hükümeti olmadığını sadece 2015'i değil, 2019'u da hedeflediğini gösterdi.''ASANSÖR KAZASI, DAMPERLİ KAMYON, MADEN FACİASI MASAYA YATIRILACAK'Mecidiyeköy'de yaşanan asansör kazası sorulan Akdoğan, iş güvenliği tartışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunarak 'Bu gerçekten hepimizi üzüntüye boğan bir karar. Bu kadar kolay olmamalı can kaybetmek. Milyar dolarlık yatırımlar bunlar ve Türkiye'nin de gurur olan projeler. Bunlara paralel olarak iş güvenliğinde de aynı hassasiyetin sergilenmesi, aynı kalite çıtasının yukarıya çekilmesi gerekir. 2012'de bir iş güvenliği yasası çıkarttık. Başbakanlık Teftiş Kurulu görevlendirildi. 2012'de çıkardığımız iş güvenliği yasasından sonraki tüm hadiseler damperli kamyon, maden faciası vs. Mevzuatta hala bir eksiklik mi var, bunun uygulanmasında mı bir sıkıntı var, denetimde mi sıkıntı var. Bütün olayları masaya yatıralım, sorgulayalım. Bunun üzerine ne yapmak gerekiyorsa yapalım. Ya bir denetim ya da bir eğitim sıkıntısı var' dedi.'BAŞBAKANIMIZ BU SÜRECİN SAHİBİ BENİM, DEDİ'Çözüm süreci ile ilgili sorulan soruyu Akdoğan, 'Süreçte herhangi bir olumsuzluk, sıkıntı yok. Planlandığı şekilde süreç işliyor. Başbakanımızın başkanlığında tüm ilgili kurumlar, bakanlıklar bir araya geldik. Başbakanımız 'bu sürecin sahibi benim' dedi. Çözüm sürecinden sorumlu bakan falan değil, benim bu işin sahibi demiş oldu. Bu şeffaf bir şekilde saydam bir şekilde yani gizli kapaklı yürütülecek bir şey değil. Bir hükümet ve devlet politikası olarak uygulanacak bir mesele. Burada toplumsal destek önemlidir. Toplumun bilgilendirilmesi ve iç huzurun sağlanması da önemlidir. Gizli kapaklı bir iş olmayacaktır. Gelinen noktada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de ben bu sürece ivme kazandırdığını düşünüyorum. Selahattin Demirtaş'ın aday olması, belli bir oy oranına ulaşması. Sürecin aktörü sayılabilecek Erdoğan'ın yüzde 52-53 oy oranına ulaşması dolaylı destek anlamına gelir. Bunun üzerine Demirtaş'ı da eklerseniz yüzde 60'ları geçen bir destek anlamına gelir. Lice'deki olaylar, yol kesme, adam kaçırma, haraç alma gibi birtakım hadiseler var. Bir eylemsizlik kararı alınmıştır. Bu eylemsizlik sadece karakol basma, kurşun sıkma ile sınırlı olmamalıdır. Terör, her türlü şiddet ve asayiş meselesi. Bunlar da bu eylemsizlik kapsamında ele alınmalıdır. Ve çözüm sürecinde kırılganlık üreten risk üreten, bunların devre dışı kalması için bu eylemsizlik kapsamı içine alması önemlidir. Yarım kalan çekilmenin tamamlanması bu süreçte önem taşıyan hadiselerdir' şeklinde yanıtladı.'SORUNU GÜNDEME GETİRMEK, SORUN ÜRETMEK DEĞİLDİR'Çözüm süreci ve bu süreçte yaşananlar ile ilgili kamuoyuna yansımayan hususların olup olmadığı sorulan Akdoğan, 'Böyle bir şey söz konusu olamaz. Türkiye bir hukuk devleti. Bu kadar iletişimin medyanın geliştiği sosyal medyanın geliştiği bir ortamda hiçbir şey gizli kapaklı kalabilir mi? Siz her şeyi kamuoyunun önünde yapıyorsunuz. AK Parti iktidarı 12 yıldır Türkiye'yi yönetiyor. Hiç gizli kapaklı bir şey yaptı mı? Toplumdan bir şey gizledi mi? Toplumda bir güven oluşmuş durumda. Bu güveni boşa çıkaracak hiçbir adımı AK Parti iktidarı atmaz. AK Parti bu çözüm sürecini gündeme getirdiğinde birileri bu sorun nereden başımıza bela ettiniz, dediler. Bu sorun zaten vardı. 40 bin insan öldü. Ama siz görmezden gelirseniz başınızı kuma gömerseniz hiçbir şey yokmuş gibi davranırsanız o zaman siz bir şeyleri kaçırıyorsunuz demektir. Bu sorunu gündeme getirmek sorun üretmek değildir. Var olan bir sorunu çözmek için adım atmaktır' diye kaydetti.'AK PARTİ'NİN BİR YAPI İLE KAVGASI DEĞİL, HUKUK MÜCADELESİDİR'28 Aralık 2012'deki bir röportajında 'Derin devlet bir tür zombi gibi. Öldü diyorsun, farklı bir vücutta yeniden diriliyor. Bu asalak yapılar temizlenmeden ileri demokrasiye ulaşılamaz' sözlerini ifade eden Yalçın Akdoğan'a bu söylemleri üzerinden asalak yapılar temizlenebildi mi, sorusu sorulan Akdoğan, 'Bu vesayetçi ruh farklı vücutlarda dolanıyor. Siz birini tasfiye ediyorsunuz. Yarın bu hastalık başka bir vücuda geçiyor. Bu kayıt dışılık yani devleti seçilmiş iktidarlar yönetmez, biz yönetiriz. Otorite sahibi biz olacağız. Siyaset mühendisliğini biz yapacağız. Bu bir hastalık. Bu hastalığın aktörleri değişiyor. Son dönemde bakıyoruz yeni vesayet odakları üretilmeye çalışılıyor. Bunlar demokrasiye, hukuka, milletin iradesine karşıdır. Ülkenin ve milletin menfaatlerine uygun işler değildir. Bu anlayışın deşifre edilmiş olması, bu konuda bir farkındalık oluşmasının, onlara dönük bir güven sarsılması yaşanmasının ben bu mücadelede önemli bir nokta olarak görüyorum. Tasfiye edilip edilmemesinden daha önemli olan, bunun deşifre olması ve güven kaybetmesidir. Ondan sonra elbette idari birtakım tedbirler alınacaktır. Adli birtakım süreçler olacaktır. Bu bir devlet meselesidir. Sadece hükümetin meselesi değildir. Bu AK Parti'nin bir yapı ile kavgası değildir. Hukuk mücadelesidir bu. Bu mücadele verilecektir. Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması bunun bir devlet politikası olması açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Uzun soluklu bir mücadeledir. Yanlış yapan her kim olursa olsun hukuka ve demokrasiye kim meydan okuyorsa, devletin gücünü kullanarak devlete operasyon çekmeye çalışıyorsa buna karşı elbette bir hukuk mücadelesi verilmesi gerekir. Yapılan da budur' diye yanıt verdi.'BUNLAR MİLLİ GÜVENLİK MESELELERİDİR''Çeşitli odaklarla mücadelenin devlet politikası haline gelmesi zaman mı alacak', sorusu için Akdoğan, 'Bu tür konuları biz parti ya da iktidar meselesi olarak görmüyoruz. Çözüm süreci de böyledir. Diğer vesayetçi odaklarla mücadele de böyledir. Avrupa Birliği perspektifi de böyledir. Bunlar ortak ulusal konulardır. Milli güvenlik meseleleridir. Devlet politikası olabildiği oranda bütün devlet organlarının arkasında durması anlamına gelir. O süreçlerin daha başarılı olmasını beraberinde getirir. Bunlar temel meselelerimiz bizim. Avrupa Birliği konusu da çözüm süreci konu da diğer konular da temel meselemiz. Bu konuda dünden daha iyi olduğumuz söylenebilir' ifadelerini kullandı.'CHP İDEOLOJİK BİR TRAVMA YAŞIYOR'CHP'deki kurultay hatırlatılarak 'Muhalefetten beslenebiliyor musunuz?' diye sorulan Yalçın Akdoğan, 'AK Parti'den önce Türkiye'nin bir demokrasi sorunu vardı. Şu anda bir muhalefet sorunu var. Giderek birbirine benzeşen birbirini aşağıya doğru çeken bir muhalefet bloğu ile karşı karşıyayız. Bu kongreler muhalefetin yaşadığı siyasi krizleri çözme kabiliyetini ortaya koymuyor. Kongreler vasıtası ile siyasi partiler kendilerini yeniler. Muhalefetteki kongrelerde böyle bir yapısal dönüşüm görmüyoruz. CHP bence ideolojik bir travma yaşıyor. Yapısal birçok sorunu var. Bu sorunu aşmak için ciddi bir öz eleştiriden geçmediği için daha kalıcı adımlar atamıyor. Devlete atfedilen ne kadar olumsuzluk varsa bunu üzerine alan bir CHP anlayışı var. Fikirlerin yarıştığı bir kongre olmadı. Burada hangi aday hangi görüşü savunuyordu ve o kazandı? Ben çok ümitli değilim açıkçası. Popülizmle değişim sağlanmaz. Sadece isimleri değiştirerek yapısal dönüşüm yapamazsınız. Özellikle son dönemde MHP ile yakınlaşma başka travmalar üretti. MHP'de daha fazla travma üretti. Erdoğan'ın MHP kitlesinden ciddi destek bulmasında bu yaşanan travmanın da bir etkisi olduğu söylenebilir.İkisi de birbirini aşağıya çekmeye başladı' diye konuştu.2015 ANAYASASI İLE İLGİLİ AKDOĞAN: GİDEREK BÜYÜYEN BİR ÜLKE VAR VE GİYSİLERİNİZ SİZE DAR GELİYORAkdoğan, 'Muhalefet destek vermese bile 2015 anayasası olacak mı?' sorusuna; 'Olması gerekiyor. Bu toplumun talebi ve beklentisi. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için anayasa ve yasalarda ciddi dönüşümler olması gerekiyor. Belki bu başkanlık yarı başkanlığa kadar daha köklü birtakım değişimler yapılması gerekiyor. Giderek büyüyen bir ülke var ve giysileriniz size dar geliyor. Bu olmaz. Bir şekilde bu konuda adım atılması gerekiyor. Ak Parti için öncelikli konulardan biridir bu. Ak Parti tek başına da kalsa bu hedefini geriye düşürmeden yol yürümeye devam edecek. Diğer partileri de zorlayarak kendi sayısal çoğunluğa ulaşsın veya ulaşmasın bu hedefi kaybetmeden yol yürümeye devam edecek. Önümüzdeki seçimler çok kritik. Bu seçimlerde Ak Parti'nin ulaşacağı meclis çoğunluğu önem taşıyor. Anayasadan şikayetçi olan bütün toplum kesimlerinin bir şekilde diğer partiler üzerinde baskı kurması önemli bir husus' diye yantıladı.Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
ABD Yarı Finale Yükseldi
2014 FIBA Dünya Kupası'nda Slovenya'yı 76-119 yenen ABD, yarı finale yükseldi.İspanya ile birlikte şampiyonanın favori takımı olarak gösterilen ABD'ye karşı, ilk devre büyük bir mücadele sergileyen Slovenya, 3. periyottan itibaren savunma gücünü kaybedince ABD'ye farkla mağlup oldu.İlk 3 dakikayı 8-4 geride tamamlayan, ancak 5. dakikada 10-13 öne geçen ABD, daha sonra sayı üstünlüğünü hep korudu. Farkın açılmasını önlemek için ilk iki periyot ABD hücumuna direnen Slovenya, devreyi 42-49 geride bitirdi.23. dakikadan itibaren istediği hızlı hücum sistemini sahaya yansıtacak fırsatı bulan ABD, 3. periyot sonunda farkı 22'ye çıkarttı. Son periyotta sahanın tamamen hakimi olan 'Rüya Takım', Slovenya'ya 43 sayı fark atarak 76-119'luk skorla karşılaşmayı kazandı. Amerika'da Klay Thompson 20 sayı ile maçın en skorer ismi oldu.Bu arada Barcelonalı futbolcu Gerard Pique ve eşi, Kolombiyalı ünlü şarkıcı Shakira da maçı izleyenler arasında yer aldı.AAMuhabir: Şenhan Bolelli
Reklam