IŞİD, Alman Esiri Serbest Bıraktı
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları Alman rehineyi serbest bıraktı.Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları Alman rehineyi serbest bıraktı. “Welt am Sonntag' gazetesinin haberine göre, bir yıldan bu yana IŞİD'in elinde rehine olan 27 yaşındaki Brandenburglu bir Alman, Suriye'de serbest bırakıldı. İnsani yardım amacıyla Suriye'de bulunduğu belirtilen söz konusu kişinin, Haziran 2013'te IŞİD militanları tarafından kaçırıldığı anlaşılmıştı. Ailesinin kendisinden uzun süre haber alamaması üzerine resmi makamlara haber veren aileye IŞİD tarafından bahar aylarında video mesajı gönderilerek fidye istediği belirtiliyor. Gazetenin haberine göre, fidye talebiyle birlikte gönderilen bir başka video mesajında ise, başka bir rehinenin infaz edildiği görüntüler yer alıyor. Alman makamlarının söz konusu kişinin serbest bırakılması için yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesinde rehinenin bugün Suriye'de serbest bırakıldığı belirtildi. Alman Federal İstihbarat Dairesi (BND), Federal Kriminal Daire (BKA) ve Dışişleri Bakanlığı kriz yönetiminin ortak çalışması sonucu özgürlüğüne kavuşan Alman rehinenin serbest bırakılması için IŞİD'e yüklü miktarda fidye verildiği belirtiliyor.CNNTürk
Başbakanlıktan "Gizliarşiv" Açıklaması
'Gizliarşiv' adlı bir Twitter hesabının, Başbakanlık'taki bir bilgisayar tarafından da kullanıldığı yönündeki iddiaların tümüyle gerçek dışı olduğu bildirildi.Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, söz konusu twitter hesabında veya benzer hesaplarda, Başbakanlığın IP numarasının kullanıldığının tespit edildiği biçimindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı kaydedildi. Açıklamada, 'İddialara dair, Başbakanlık Hukuk Müşavirliği'ne veya Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na adli makamlardan herhangi bir yazının ya da bir bilginin ulaşmamış olması da bu tür haberlerin tümüyle hayal mahsulü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır' denildi.CNN Türk
Telefonda Konuşan Gazeteciye 'Devlet Büyüklerine Hakaret'ten Gözaltı
Çanakkale Demokrat Gazetesi'nin sahibi İlhan Kaya, Öğretmenevi'nde telefonla konuşurken, Milli Eğitim'in okullardaki müdür atamaları nedeniyle hükümeti eleştirdiği için tartıştığı, Öğretmenevi'nin Müdür Yardımcısı ve Eğitim Bir Sen Yönetim Kurulu üyesinin şikayeti üzerine 'devlet büyüklerine hakaret' suçlamasıyla gözaltına alındı. Kaya, emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. İlginç olay, geçen cuma günü saat 10.30 sıralarında, Demircioğlu Caddesi'ndeki Öğretmenevi'nde meydana geldi. Demokrat Gazetesi'nin sahibi İlhan Kaya, Öğretmenevi'nin bahçesinde otururken, bir arkadaşıyla, telefonda Milli Eğitim 'in okullardaki müdür atamaları konusunu konuşmaya başladı. Değişiklikleri eleştiren Kaya'ya bu sırada yan masada oturan, Öğretmenevi'nin Müdür Yardımcısı ve Eğitim Bir Sen Yönetim Kurulu üyesinden tepki geldi. Kaya ile kendisine hükümeti eleştirmemesi söyleyen, ismi açıklanmayan Eğitim Bir Sen Yönetim Kurulu üyesi arasında tartışma başladı. Bir süre sonra gelen bir polis ekibi, Kaya'yı gözaltına aldı. Emniyete götürülen Kaya hakkında 'devlet büyüklerine hakaret'ten işlem yapıldı. Kaya da tartıştığı kişi hakkında kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle şikayetçi oldu. İfadesi alınan Kaya, savcının talimatıyla serbest bırakıldı. Kaya'nın şikayetçi olduğu öğretmenevi müdür yardımcısının da daha sonra karakola giderek ifade verdiği öğrenildi. Eleştiri hakkını kullanmasının 'hakaret' olarak algılanmasına şaşırdığını söyleyen Kaya, 'Neredeyse her sabah öğretmenevi bahçesine giderek otururum. Cuma sabahı da yine gittim. Çayımı bile söylemeden telefon geldi. Arayan bir arkadaşımdı. Milli Eğitim'deki müdür ve öğretmen atamaları konusunda sohbete başladık. Bu sırada yan masadaki bu kişi bana, 'Devlet büyüklerine hakaret edemezsin' ve 'AK Parti 'ye ve seçilmişlere karşı böyle konuşamazsın', 'Ayrıca bu mekanda da konuşamazsın' dedi. Ben de muhatabın kendisi olmadığını söyledim. Ardından 'Buraya bir daha gelme' dedi, hakaret etti. Sonra gelen polis ekibi, hakkımda şikayet olduğunu söyledi. Emniyete gidip ifade verdim. Ben de ondan şikayetçi oldum' dedi. Ersan KÜÇÜKKURU/DHA
James Foley'in Başını Kesen IŞİD Üyesi İngiliz Rapçi Çıktı!
Amerikalı gazeteci James Foley'i, Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adına kafasını keserek öldüren kişinin bir İngiliz rapçı olduğu açıklandı.İngiliz “The Times “ gazetesi, devlet kaynaklarına dayandırarak geçtiği haberinde, İngiliz gizli servis elemanlarının, James Foley'in kafasını kesen kişinin Abdel Majed Abdel Bary adlı bir İngiliz vatandaşı olduğunu belirledi. Bary'nin 2013 yılında Suriye'ye gitmeden önce Londra'da bir Hiphop rapçı gurup ile çalıştığına yer veren gazete, bu kişinin babasının Mısırlı Abdel Abdul Bary olduğunu ve İnsan hakları örgütüne çalışırken 1993 yılında İngiltere'ye göç ettiğini yazdı.CNNTürk
IŞİD Suriye'de Tabka Askeri Havalimanı'nında Kontrolü Ele Geçirdi
Suriye'nin Rakka vilayetine bağlı Tabka ilçesinde yer alan askeri havaalanının, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün kontrolüne geçtiği belirtildi. Tabka'nın da IŞİD'in eline geçmesiyle birlikte kuzeydeki Rakka vilayetinde Suriye'ye ait son askeri nokta da kaybedilmiş oldu. Yerel kaynaklar, IŞİD militanlarının uzun süren şiddetli çatışmaların ardından Tabka Askeri Havaalanı'nda tamamıyla kontrolü ele geçirdiğini belirtti. IŞİD'in havaalanını ele geçirmesinden sonra çok sayıda rejim askerini öldürdüğü ve esir aldığı kaydedildi. Suriye Genel Devrim Konseyi (SRGC) ile Suriye Yerel Koordinasyon Komitesi (LCC) de IŞİD'in Tabka Askeri Havaalanını ele geçirdiği yönündeki haberleri doğruladı. SON ASKERİ NOKTA KAYBEDİLDİ Söz konusu havaalanının rejimin kuzeydeki son 'askeri noktası' olduğu belirtiliyor. İki gün önce Suriye birliklerinin IŞİD'in ele geçirmeye çalıştığı hava üssünün etrafında yürüttükleri ağır saldırılar sonucunda çok sayıda cihatçı militanı öldürdüğü haberleri basında yer almıştı. Hatta öldürülenler arasında Türkiye’yi tehdit eden IŞİD’in basın sözcüsü Ebu Musa ve örgütün önde gelen komutanlarından Ebu Salem El Jazravi'nin de bulunduğu iddia edilmişti. SURİYE’DEN IŞİD’E BÜYÜK DARBE Terör örgütü IŞİD, bu ayın başında Rakka'nın Ayn İsa köyü yakınlarında bulunan rejime ait 93. Tümeni de ele geçirmişti. AA
Akdeniz'de Deprem!
ANTALYA'nın Gazipaşa İlçesi ve çevresi, bu akşam Akdeniz açıklarında meydana gelen 4 büyüklüğündeki depremle sallandı.Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) açıklamasına göre deprem, saat 16.06 sıralarında meydana geldi. Merkez üssü Doğu Akdeniz olan ve yerin 12.99 kilometre derinliğindeki deprem, Gazipaşa ve çevresinde hissedildi.DHA
Karşılaştırmalı Fotoğraflarla Siyasetin Yıprattığı Yüzler
Yıllardır aktif siyasetin içindeler. Otuz, hatta kırk yıldır siyaset sahnesinin aktörleri arasında olanlar var. Mücadele ile geçen uzun yıllar yüzlerde derin izler bırakıyor. İşte öncesiyle, sonrasıyla onlardan bazıları. Aljazeera
Der Spiegel: 'Almanya 80 Ülkeyi Dinliyor'
Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı’nın (BND) Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 80 ülkeye yönelik istihbarat ve dinleme faaliyetleri yürüttüğü iddia edildi. Der Spiegel dergisi, hükümetin dış istihbarat teşkilatı BND’ye 2009 yılında verdiği talimatta, 80 ülke hakkında istihbarat toplanmasını talep ettiğini yazdı. Almanya’nın istihbarat önceliklerinin tanımlandığı çok gizli belgede 30 ülkenin, istihbarat faaliyetlerinin yoğunlaştırılacağı “ana ülkeler” olarak belirlendiği, bu 30 ülke arasında NATO müttefikleri Türkiye ve Arnavutluk’un da bulunduğu bildirildi. Dergi, Almanya hükümetinin Türkiye’ye yönelik istihbarat faaliyetlerinde öğrenmek istediği konuların geniş bir alana yayıldığını iddia ederken, örnek olarak “Kürt sorunu, büyük etkiye sahip Gülen hareketi, İslami hareketler, organize suçlar ve yolsuzluklar” başlıklarını sıraladı. “Steinmeier yıllardır biliyordu” Dergi, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in geçen hafta yaptığı açıklamada, BND’nin 2009 yılından bu yana Türkiye’yi dinlediğinden ilk defa basında çıkan haberler ve mevkidaşı Ahmet Davutoğlu’nun telefonuyla haberdar olduğunu söylemesini eleştirdi. Türkiye’nin 1976 yılında dinleme faaliyetlerinde bulunulacak ülkeler listesine alındığına işaret eden dergi, 2009 yılında güncellenen ve kısa adı “APB” olan hükümetin istihbarat öncelikleri belgesinin de ilk kez 1990’ların sonunda, Steinmeier’in de üyesi olduğu Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller Partisi’nin koalisyon hükümeti döneminde oluşturulduğuna dikkat çekti. Der Spiegel haberinde, Steinmeier’in 1999-2005 yılları arasında Başbakanlık’ta istihbarat kuruluşlarından sorumlu bakan olarak görev yaptığını vurgularken, “Almanya’nın orada (Türkiye’de) istihbarat faaliyeti yürüttüğüne şaşırmış olamaz. Steinmeier’in kendisi de bunda sorumluluk taşıyor” ifadelerini kullandı. Almanya’da koalisyon hükümetinin büyük ortağı olan Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) iç politika sözcüsü Stephan Mayer ise dergiye yaptığı açıklamada, Türkiye’ye yönelik istihbarat faaliyetlerini savunurken, “BND, Türk topraklarına gözünü kapatamaz” şeklinde konuştu. Merkel ABD’yi eleştirmişti Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçen yıl ABD istihbaratının cep telefonunu dinlediğinin ortaya çıkmasının ardından ekim ayında yaptığı açıklamada, “Dostlar arasında dinleme kabul edilemez” demiş, dost ülkeler arasında karşılıklı istihbarat faaliyetlerine son verecek bir anlaşma imzalanmasını önermişti. ABD’den beklentilerine olumlu yanıt alamayan hükümet, geçen ay Amerikalı istihbaratçıların Almanya’da yürüttükleri yeni faaliyetlerin ortaya çıkması üzerine, Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü’nün (CIA) Almanya’da görev yapan en üst düzey yöneticisini ülkeden göndermişti. Alman hükümeti, önceki hafta da tüm ülkelerin Berlin’deki büyükelçiliklerine yazı yazarak, ülkede görevlendirilen istihbaratçıların isim listelerini talep etmişti. Der Spiegel dergisi, hükümetin attığı bu adımların ardından BND’nin NATO müttefikleri Türkiye ve Arnavutluk’a yönelik istihbarat ve dinleme faaliyetlerinde bulunduğunun ortaya çıkmasının “komik” bir duruma yol açtığını ve Dışişleri Bakanı Steinmeier’i de zor bir duruma soktuğu yorumunu yaptı. Belgeler ABD istihbaratına sızdırıldı Dergi haberinde, BND’nin hükümetin talimatıyla istihbarat faaliyetleri yürüttüğü ülkelerin listesinin, BND çalışanı Markus R. tarafından geçen aylarda para karşılığında Amerikan istihbaratına sızdırıldığını, binlerce sayfalık bu çok gizli belgeler arasında başka önemli belgelerin de bulunduğunu yazdı. 3 Temmuz’dan bu yana gözaltında bulunan Markus R. hakkında soruşturmayı yürüten Federal Başsavcılık’ın da elinde olan bu belgeler arasında, Alman istihbarat birimlerinin yabancı ülkelerin gizli servislerine karşı geliştirdiği “İstihbarat Karşı Koyma” planlarının da bulunduğu iddia edildi. Muhabir: Ayhan Şimşek | AA
Bayık'ın 'Marjinaller' Sözü HDP'yi Gerdi
PKK yöneticisi Cemil Bayık'ın 'HDP'nin içindeki marjinallerden kurtulması gerektiği'ne dair açıklaması parti içinde gerginliğe neden oldu PKK yöneticisi Cemil Bayık'ın Vatan gazetesinden Ruşen Çakır'a verdiği söyleşide HDP'nin bazı marjinal yaklaşımlardan kendisini kurtarması gerektiğini belirterek, 'Mesela Beyoğlu'ndan bir grup var' sözleri HDP içinde tartışma yarattı. Eski HDP Eş Genel Başkanı ertuğrul Kürkçü, 'Eski bir Eşbaşkan olarak bu sözü üzerime alıyorum' derken, Ufuk Uras da 'İstesem de marjinal olamam' dedi. KÜRKÇÜ: AYIP Cumhuriyet'ten Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, parti içinde Bayık'ın açıklaması 'bazı sol gruplar' ile 'lezbiyen-gay örgütlerin varlığına işaret ettiği' gerekçesiyle eleştiriliyor. Eski HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Bayık'ın söyleşisinde bu konunun havada bırakılmasını 'ayıp' olarak niteledi. Kürkçü, Bayık'ın bu açıklamalarından, 'HDP içinde neyin olduğundan daha çok, neyin olmadığı sonucuna vardığını' ifade etti. URAS: BEN DEĞİLİMDİR Kamuoyunda Bayık'ın sözlerinin adresi olarak görülen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi üyesi Ufuk Uras ise Bayık'ın kendisini kast ettiğini sanmadığını söyledi. Uras, 'Bayık'ın tam olarak neyi kast ettiğini kestiremedim. Umarım HDP içinde yer alan bir grup değildir' ifadesini kullandı.Birgün
Karaca, “Niyetim Yoktu“ Dedi ama Gül'e Adeta 'Saydırdı'
Cumhurbaşkanı abdullah Gül'ün veda resepsiyonunda eşi Hayrunisa Gül'ün 'intifada' çıkışı yapmasının yankıları sürüyor. Başbakan Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, Hayrunnisa Gül ile ilgili yorumlarına devam ediyor. Karaca, bugünkü köşesinde Gül'ü sert sözlerle eleştirdi. Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca bugünkü ' Hiç niyetim yoktu ama artık şart oldu' başlıklı yazısında Hayrunisa Gül'i eleştirdi. Karaca yazısında Gül'den 'O gece kendisini tutamayan kadın' diye bahsetti. Karaca, cumhurbaşkanı Abdullah Gül için 'şimdiye kadar hakkında olumlu ifadeler kullanan, birleştirici ve denge unsuru olmaktan yana olan profilini saygıdeğer bulduğunu' söyleyerek resepsiyonda yaşanan olayın kendisi dahil birçok kişiyi 'yok artık' eşiğine sürüklediğini yazdı. Karaca, 'resepsiyonda verilen o resim olmasa böyle bir yazı yazmaya niyetim yoktu' dedi. Karaca, Abdullah Gül'ün serzenişinin hedefinde AKP'nin olduğunu belirterek 'Ne kadar Erdoğan karşıtı varsa hepsini taltif etmişti. Gezi’de “Mesajı aldık” diyerek kimi vandallara karşı Erdoğan’ı yalnız bırakmıştı. “Faiz lobisi”, “kökü dışarda paralel yapı” gibi Erdoğan’ın meydan meydan gezerek inşa ettiği argümana bir çırpıda “Üçüncü dünyacı yaklaşım” diyerek yine muarızlara destek vermişti. “Çankaya dinlenmiyor. Dinleniyorsa da utanacak işimiz yok” diyerek dinlemeleri organize eden yapıyı memnun etmişti. Yine de sitemkârdı. Ve fakat bu da normaldi. Kırıldığını düşünen birine “Hayır kırılmadın” denmezdi. İş orada kalsaydı, herkes “mesajı alırdı”. Bu süreçte edepsizlik yapan amacı aşan goygoylara savrulan her kimse, bu ayıptan aldığı pay nispetinde suçlanırdı. Ama öyle olmadı.' diye yazdı. Abdullah gül'ün eşinin üzülmemesi için interneti kestiğinden söz eden Hayrunisa Gül'ün, Gül internet yasasını onayladığında Twitter'da başlatılan 'unfollow kampanyası'na değinmediğine dikkat çeken Karaca şöyle devam etti: Arkasına Murat Yetkin’i alarak AK Parti’ye ve bilhassa Erdoğan’a yakın medyayı şikâyet ediyor, Abdülkadir Selvi’nin elini sıkmıyor, “Size çok kırgınım” diyerek arkasını dönüyor ve üzerinde kendi isminin de bulunduğu bir davetiye ile oraya çağrılmış olan Selvi’yi refüze ediyor. İki bini aşmış ve daha cesedi soğumamış Gazze şehitlerinin artık bir can taşımayan soluk gözlerine bakarak “İntifada başlatacağım” diyor. Tüm yaptığı; köşkü tanrılar katından indirip siyasi bağlamda “Gül bundan böyle nerede durur, Çankaya’ya çıkacak olan Erdoğan ile anlaşır mı, anlaşamaz mı?” üzerinden analiz ve eleştiri yapmak olan medyayı -tabii Erdoğan’a yakın duruşa sahip medyayı- “İsrail” zulmü ile özdeşleştiriyor. Garip değil mi? Bütün bunları çok anlayışlı, çok hoşgörülü, çok demokrat sıfatlarıyla mücehhez hale getirilmiş Gül soyisminin adı altında yapıyor. Bu efsanevi Gül hoşgörüsünü Erdoğan’a karşı kullanılan bir silah haline getirmiş olan anti-Erdoğanistler de buradaki tolerans yoksunluğunu görmekten ve değerlendirmekten aciz, Hayrünnisa Hanım’a övgüler diziyor. Ne yapmış peki bu medya, köşe yazarları? Epey baktım. Sosyal medyadaki birkaç hesabın yazdığı olumsuz ve incitici yorum dışında, tahkir edici herhangi bir köşe yazısına ya da habere rastlamadım. Kulis ve lobilerde de, Davutoğlu taraftarlarının dahi Gül’ün itibarının zedelenmemesi gerektiğine, saygısızlığın hoş olmadığına dair yorumlar yaptığına ise bizzat tanığım. İçinde azıcık adalet duygusu bulunanları çileden çıkaran “son noktayı” ise Muharrem Sarıkaya’nın aktardığı ifadeler ile koydu Hayrünnisa Gül. Cümle şöyle: “Daha bugün 7 tablo astım; eğer buraya (Köşk) zarar verecek davranışları olursa karşılarında beni bulurlar” (HTGazete / 21.08.2014) Allah aşkına, şimdi Erdoğan Ailesi çıkıp “28 Şubat’ı yapanlar bile böyle davranmamıştı” dese haksız mı olurlar? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün veda resepsiyonunda eşi Hayrunisa Gül, AKP'nin Gül'e kapılarını kapamasının ardından resepsiyonda sessizliğini bozmuştu. AKP'ye yakın çevreler tarafından Köşk ekibi hakkında yazılanlaru bildiğinisöyleyerek 'Ben herşeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım. Asıl intifadayı ben başlatacağım' demişti. First Lady Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi'nin elini sıkmamıştı.Haberartıbir
Kritik Maç Cüneyt Çakır'ın
UEFA, Cüneyt Çakır'a kritik bir görev verdi. Çakır, Şampiyonlar Ligi play off rövanşında A.Bilbao ile Napoli arasındaki mücadelede düdük çalacak. İki takımın San Paolo'daki karşılaşması 1-1 sona ermişti.Ligtv
'Ankaragücü'nü Cemal Aydın ve Gecekondu Yok Etti'
Ankara Büyükşehir Belediyesi Haber Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, başkan Gökçek, Akçakoca Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nin açılış töreninin ardından gazetecilere Ankaragücü'nden ayrılış sürecini anlattı. Gökçek, kulübün eski başkanlarından Cemal Aydın ve 'Gecekondu' taraftar grubunun kulübü bile bile yok ettiğini savunarak, şu ifadeleri kullandı: 'Biz Ankaragücü'nü aldık, şampiyonluğa namzet bir takım hazırladık. Şampiyon olmasa bile ilk üçe girebilecek bir takım hazırladık. Tam lige başlayacağız, mahkeme kararıyla bizim üyeliklerimizi düşürerek elimizden zorla takımı aldılar. Ondan sonra bas bas bağırıyorlar 'Takımı bu hale niye getirdin?' diye. Arkadaş, ben mi kalkıp takımı bıraktım, yoksa mahkeme kararıyla mı bana bıraktırdınız. Bu durumda takımı bırakmakta benim ne sorumluluğum var? 'Niye bu kadar borca soktun?' diyorlar. Takımdaki futbolcuların değerine bakıldığı zaman takımın değerini birebir karşılıyor. O günün değeriyle, yani bizi mahkeme kararıyla uzaklaştırdıklarında Ankaragücü'nün takım değeri 33 milyon euroydu. Bu futbolcuların değerini gösteren o tarihli transfermarkt internet sitesi de kanıtıdır. Sen bizi mahkeme kararıyla uzaklaştıracaksın, el çektireceksin... 33 milyon euroluk takımın oyuncularının bir anda kalkıp paralarını vermezsen serbest kalırlar ki, kaldılar da. Yani bizi gönderdiler 33 milyon avroluk takımın oyuncularını yok pahasına, bedelsiz olarak elden çıkarttılar. Gidenlerden alabildikleri para 1 milyon, bilemedin 2 milyon avro. Onun bir kısmında da benim vicdanım elvermedi aracı olarak para almalarını sağladım. Yani 30 milyon euroyu sokağa attın, kabahatli ben miyim?' O dönemde Ankaragücü'nde ilk 3'e girecek bir takım oluşturduklarını kaydeden Gökçek, 'O dönemde değeri 33 milyon avroluk bir takım vardı. Biz planlarımızı yapmıştık. Ama bile bile bizi uzaklaştırdılar. Ankaragücü'nü bile bile yok ettiler. Bunun kesinlikle ve kesinlikle sorumlusu Cemal Aydın ve seyircinin içindeki Gecekondu grubudur. O dönemde Fenerbahçe'yi yendiğimizde 'yönetim istifa' diye bağıran bir Gecekondu grubu. Mahkeme kararıyla beni at, takımdan uzaklaştır, ondan sonra da şimdi çıkıp 'Niye sahip çıkmıyorsun?' diyorlar. Bu büyük bir çelişki değil mi?' şeklinde görüşlerini aktardı. CNN Türk
Fenerbahçe'nin Kupa Kadrosu Açıklandı | Diego Kadroda Yok
Fenerbahçe'nin TFF Süper Kupa'da yarın Galatasaray ile oynayacağı derbi maçın kadrosu açıklandı. Kulüpten yapılan açıklamaya göre, teknik direktör İsmail Kartal yönetimindeki sarı-lacivertli takımın 21 kişilik kadrosuna yeni transfer Diego Ribas dahil edilmedi. Geçtiğimiz günlerde sakatlıktan kurtularak takımla çalışmalara başlayan Diego'ya sarı-lacivertli kulüp, yabancı kontenjanı sebebiyle henüz lisans çıkartamamıştı. Sakatlığı süren Egemen Korkmaz da kadroda yer almadı. Fenerbahçe'nin 21 kişilik maç kadrosunda şu futbolcular bulunuyor: Volkan Demirel, Mert Günok, Ertuğrul Taşkıran, Gökhan Gönül, Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Kadlec, Serdar Kesimal, Bekir İrtegün, Alves, Selçuk Şahin, Meireles, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu, Alper Potuk, Mehmet Topuz, Sow, Kuyt, Webo, Emenike ve Muhammed Akarslan. Muhabir: Erkan Tiryaki
'Nobel Barış Ödülü Kaldırılmalı'
Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica, Nobel Barış Ödülü'nün kaldırılmasını istedi. Devlet Başkanı Mujica, dünyanın bir çok bölgesinin savaşlarla kan gölüne dönüştüğü bir ortamda barış ödülü verilmesinin anlamı kalmadığını öne sürerek soğuk savaş dönemlerini özlediğini söyledi. Uruguay Devlet Başkanı, soğuk savaş döneminde halkın çok zorluklar yaşadığını ancak hiçbir zaman bu kadar kan dökülmediğini hatırlatarak 'O zamanlar liderler oyunu kuralına göre oynuyordu, bir düzen vardı, telefonlar açılıp savaşlar durduluyordu, şimdi kimse bana gelip soğuk savaş dönemini eleştirmesin' dedi.Devlet Başkanı Jose Mujica, İspanyol El Mundo gazetesine verdiği özel röportajda, adının Nobel Barış Ödülü adayları arasında geçmesine karşı çıkarak kazanması halinde bu ödülü reddedeceğini açıkladı. 'Ukranya'da, Libya'da Irak'da Suriye ve Filistin'de yaşananları konuşmak bile istemiyorum' diyen Mujica, 'Bunun üzerine bir de barış ödülü vermek neyi ifade eder ki kaldırılması en iyi sonuç olur' dedi. Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica bir süre önce yaptığı 'İsrail Filistin halkına soykırım yapıyor' açıklamasının sorulması üzerine 'Bu sözlerimin arkasındayım ' diyerek, bu savaşın en büyük sorumlusunun Amerika Birleşik Devletleri olduğunun altını çizdi. 'ABD istese bölgeye biraz daha sarışın çocuk gönderir savaşı durdurur ancak istemiyor, her yere mavi bereli barış askeri gönderen ABD neden buraya göndermekte zorlanıyor' diyen Mujica, 'Çünkü bu durum onların işine geliyor, bu savaş kinden ve nefretten başka bir şey üretmiyor' açıklaması yaptı.DHA