onedio
Türkiye'de 6 Milyon Kişi Mobil Bankacılık Kullanıyor
Türkiye’de internet bankacılığına kayıtlı müşteri sayısı 32 milyon ve aktif müşteri oranı %42. Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı ise 7,5 milyon ve bu topluluğun %65‘i gibi dev bir bölümü aktif kullanıcı! Türkiye Bankalar Birliği’nin h aziran ayı sektör raporlarına göre; ülkemizde 33 mevduat, 13 kalkınma ve yatırım, 4 adet de kalkınma bankası bulunuyor. Bu bankalardaki şube sayısı 12.136, ATM sayısı 44 bin, kredi kartı sayısı 58, banka kartı sayısı 102 ve POS cihazı 2,4 milyon civarında. Haziran ayı raporunda internet bankacılığına kayıtlı bireysel ve kurumsal müşteri sayısı 32 milyona yaklaşırken, aktif müşteri (son dönem giriş yapmış) oranı %42 yani 19,2 milyonu ancak buluyor. Haziran ayında internet bankacılığında toplam yatırım işlem sayısı 10 milyon, finansal işlemlerin toplamı ise 512 bin dolaylarında. Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı 7,5 milyon, 6 milyonu aktif Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı 7,5 milyon iken bu rakamın %65‘i (6 milyon) son dönemde sisteme giriş yapmış görünüyor. Bu rakamların bankacılığın şubelerden, fiziksel kanallardan bağımsız hale geldiğini gösterdiğini söyleyen Pozitim Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Onur Baran Çağlar, mobil cihaz sayısındaki artış ile birlikte, mobil deneyimin önem kazandığına dikkat çekti. İşlem bankacılığından ilişki ve dijital bankacılığa geçiş sürecinin başladığını, bu eğilime geç uyum sağlayan banka ve finans kurumlarının yoğun rekabet ortamında geride kalacağını vurguladı. Bilinçlenen tüketici için “Vuja De” yaklaşımı şart Bilinçlenen tüketicilerin “Diğer bankadan farkın ne, bana ve hayatıma kattığın değer nedir?” sorularına yanıt vermelerinin giderek zorlaştığını ifade eden Çağlar, “Bankacılıkta süreçler sıradanlaşmaya ve renksizleşmeye başladı. Bankalar vaat konusunda birbirlerini tekrarlıyor. Farklılaşabildikleri tek nokta, reklamlar. Sektörde mevcut müşterilere kazandırdıkları kâr üzerinden değer verilirken, yeni müşterilere sunulan vaatler ise basit bir matematiğe dayanıyor. Artık yeni bir bakış açısının, ‘Vuja De’ yaklaşımının zamanı geldi. Bu yaklaşımı gerçekleştirmek için kendi tarihimize, öz değerlerimize, eldeki yetenek ve kıymetlerimize dönülmeli. Ayrıca farklı sektörlerdeki faydalı deneyimlerinden de yararlanılmalı. Bankacılığa uyarlanabilecek başarı hikâyeleri alınarak değişimin ve dönüşümün manifestosu oluşturulmalı.” dedi.Geleneksel bankacılık çağ dışı kaldı Yeni dönem ile birlikte geleneksel pazarlama kanalları ve tek yönlü iletişim yerine, omni-channel (her kanaldan) yaklaşımının benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Çağlar, “Geleneksel mecralarda kullanılan pazarlama enstrümanlarının yetersiz kaldığını bir dönem girdik. Dolayısıyla sahada fiziksel temas, ATM, Kiosk cihazlar, müşteri hizmetleri, internet ve mobil akıllı cihazların gücü göz ardı edilmemeli. Bunlara ek olarak web, mobil web, e-posta, SMS, mobil uygulama ile sosyal medya kanalları üzerinden interaktif pazarlama iletişimi ve etkileşimi aktif bir şekilde kullanılmalı. Omni-channel ile mevcut ve potansiyel müşteriler için yerinde (lokasyon temelli), zamanında ve doğru araçlar tercih edilmeli. Müşterinin bankaya gelmesi beklenmeden ona gidilmeli ya da geldiğinde onu tanıyarak, kişiye özel kampanya, indirim veya promosyonlar sunulmalı. Etkin ve verimli bir etkileşim için farklı kanalların kullanılması şart. Çevrimiçi ve word-of-mouth (ağızdan ağıza pazarlama) kanallarının etkili olduğunu dikkate aldığımızda bu kanalların diğer müşterilerin de etkilenerek sunulan ürün ve hizmetleri tercih edebilecekleri kadar şeffaf ve kusursuz olmasına önem verilmeli.” açıklamasında bulundu. Müşterisine kişiselleştirilmiş teklif sunabilen bankaların çağı Müşterilerin ihtiyaç duydukları ürün veya hizmetleri reklam, arama motorları, karşılaştırma siteleri gibi çevrimiçi kanallarda veya doğrudan perakende, mağaza, bayi ya da şubelerde aradığını kaydeden Çağlar, sözlerini şöyle tamamladı: “Seçim esnasında yakın çevre ve sosyal medyadaki tavsiyeler önem kazanıyor. Kullanıcı, ürün veya hizmetin fiyatını daha önce gezdiği mağazalardan karşılaştırıyor. Karar verdiği ürün ya da hizmeti satın alıp bir deneyim yaşıyor. Aldığı ürün veya hizmetten memnun olmadığında ise ciddi çaba sarf edilerek indirim ve promosyonlar ile tekrar kazanmaya çalışılması durumunda bile tercihini aynı yerden kullanma oranı çok düşük oluyor. O yüzden müşteri ihtiyaçlarının iyi analiz edilmesi gerekir. Hizmette fark yaratmak isteyen bankalar, ihtiyacı henüz oluşmadan gözlemleyebilen ve bu ihtiyaca göre müşterisine özel teklif sunabilenler olacak. Pozitim Teknoloji olarak perakende, finans, sigorta, ulaşım, eğitim, sağlık, internet, telekom altyapı ve katma değerli servis alanlarında deneyimli ekiplere sahibiz. Perakende, finans, sigorta, ulaşım, spor, eğitim ve sağlık sektörlerine uygun iş ve ticari servisler modelledik. Ödeme sistemleri ve bankacılık alanındaki servis ve tecrübemiz ile eğitim, danışmanlık, uçtan-uca altyapı, uygulama ve servisler sağlayabiliyoruz.”stuff
Kocaeli Valisi Topaca: 'Dilovası'nda IŞİD Yok, Değişik Düşünen İnsanlar Var'
Kocaeli Valisi Ercan Topaca, kentin sanayi bölgesi Dilovası’nı radikal İslamcı örgüt IŞİD’in Türkiye’deki merkezlerinden biri olarak gösteren Newsweek haberini yalanladı. Topaca, “Buralarda değişik düşünen insanların çıkması doğal. Bunu da biz yadırgamıyoruz” dedi.Amerikan dergisi Newsweek’te ‘Cihatçı otoyolu‘ başlığıyla Alev Scott ve Alexander Christie-Miller’ın imzasını taşıyan haberde, IŞİD’in Türkiye’deki adam toplama merkezlerinden biri olarak Kocaeli’nin Dilovası ilçesi gösterilmişti.Örgüte katılan 25 yaşındaki Kürt kökenli Ahmet Beyaztaş’ın abisi Kenan Newsweek’e bölgedeki IŞİD destekçilerinin araba ve evlerinin camlarına açıkça IŞİD bayrakları astıklarını anlatmıştı.Kardeşi IŞİD’e katılan Kenan ise, “Ahmet bu işe ilk bulaştığında bir şeylerin yanlış olduğunu ve bir gün cihada gideceğini biliyorduk. Polis hiçbir şey yapmadı; onu gözaltına almak için bir sebep olmadığını söylediler. Ahmet de bize ‘karışmayın’ dedi. Hiçbir şey yapamadık” demişti.Söz konusu iddialara ilişkin bugün bir açıklama yapan Kocaeli Valisi Ercan Topaca abartılı olduğunu ileri sürdüğü haberin ‘somut bilgilere’ dayanmadığını savundu.Göç alan Dilovası’nda farklı kültür ve değişik düşünceden insanın bulunduğu bir ilçe olduğunu vurgulayan Topaca, “Buralarda değişik düşünen insanların çıkması doğal. Bunu da biz yadırgamıyoruz” dedi.IŞİD’e katılan gençlerin ailelerinin anlatımlarına karşın, “Öyle abartıldığı gibi bir katılım yok” diyen Topaca, bu yönde herhangi bir bilgi tespit edemediklerini belirtti.Türkiye’de seyahat özgürlüğü olduğunu, bir şehirden diğerine giden insanlara ‘ Nereye gidiyorsun, niye gidiyorsun?’ diye soramayacaklarını anlatan Vali Topaca, “Endişe edecek, Dilovası’nda ‘IŞİD gelmiş karargah kurmuş. İnsanları kandırıyor. Buradan gençleri gönderiyor’ şeklinde bir düşüncenin doğru olmadığını çok net ifade edebilirim” diye konuştu.Diken
Game of Thrones Dizisinde Kullanılan Dothraki Dilinin Kursu Açılıyor
Bazı fantastik romanlarda yapay diller oluyor. Buna Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J.R.R. Tolkien'in yarattığı onlarca Orta Dünya dilini örnek gösterebiliriz. Bunun bir örneği de Game of Thrones romanlarında var. Yazar , Game of Thrones'ta göçebe hayat sürdüren ve ata binen savaşçılar için 'Dothraki' dilini oluşturmuştu.Bu dil dizinin popülaritesi arttıkça daha da ilgi görmeye başladı ve görünüşe göre bu dili öğrenmek isteyen insanlar da var. Zira, Londra'daki dil okulu Living Language , eğitim programına Dothraki dilini de ekleme kararı aldı. Yakında dersler verilmeye başlanacak.Diğer taraftan Dothraki dilinde 3200'e yakın kelime bulunuyor. Bu kelimelerin arasında en popüler olanı ise hiç şüphesiz kraliçe anlamına gelen ' khalessi '. Bu kelime İngilizce diline bir isim olarak girmeyi başarmıştı.teknokulis
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu: 'Kıbrıs Rumların İşgali Altında'
KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Antalya'nın Kemer İlçesi'nde katıldığı törende, “Zaman zaman, 'Türk ordusuna işgalci' derler ya aslında Kıbrıs'ı işgal eden ve şu anda işgali altında bulunduran Kıbrıs Rumlarıdır' dedi.KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Antalya'nın Kemer İlçesi'nde yapımı tamamlanan bulvara 'Dr. Derviş Eroğlu Dörtyol Bulvarı' adının verilmesi dolayısıyla düzenlenen törene katılmak için öğle saatlerinde Antalya'ya geldi.Havalimanından karayoluyla ilçeye geçen Cumhurbaşkanı Eroğlu, adını ilçedeki bulvara veren Kemer Belediyesi'ni ziyaret etti. Ziyarette Belediye Başkanı MHP'li Mustafa Gül, KKTC Cumhurbaşkanı'nı eşi Neşe Gül ve oğlu İsmail Hakkı ile birlikte karşıladı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın da yer aldığı ziyarette Derviş Eroğlu'na Antalya Vali vekili Turan Eren ve Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Menderes Türel de eşlik etti.Karşılıklı plaket ve hediyelerin verildiği ziyaretin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu ve beraberindekiler törene geçti. Tören alanında önce Kemerlileri selamlayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, burada yaptığı konuşmada “Birinci görevimiz öncelikle Kıbrıs'ta vurulan Türklük mührünü devam ettirmek, Kıbrıs Türk halkının huzur ve güven içinde yaşamını sağlamak ve bu arada anavatan Türkiye ile işbirliğimizi en sıcak noktalara taşımaktır' diye konuştu.Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türk ve Rum ortaklığına dayalı bir devletken kendilerinin silah zoruyla o devletten dışlandığını ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Rumların işgali altına girdiğini kaydeden Eroğlu, o devletin şimdi Birleşmiş Milletler tarafından tanındığını, Avrupa Birliği üyesi olduğunu söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı, konuşmasına şöyle devam etti:“Zaman zaman, 'Türk ordusuna işgalci' derler ya aslında Kıbrıs'ı işgal eden ve şu anda işgali altında bulunduran Kıbrıs Rumlarıdır. Müzakere masasında hem Kıbrıs Türk halkı adına hem ana anavatanımızın menfaatlerini koruyacak şekilde müzakereleri sürdüren bir kardeşiniz olarak şunun altını ısrarla çizmekteyim, Kıbrıs'ta iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs'ta 1963 öncesi yaşananlar ve bugün var olan gerçekler vardır. Dolayısıyla müzakere masasında bu gerçekleri dikkate alarak bir anlaşma arayışı içerisindeyiz. Bizi kimse Rumlar tarafından işgal edilen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin çatısı altında tutma hakkına sahip değildir.'Adada eşit iki kurucu devletin kuracağı, eşit haklara sahip bir federal çatı istediklerini kaydeden Derviş Eroğlu, Rum kesiminin ise bu istek karşısında 1974 öncesine dönüş için 40 yıldan bu yana yalan söylediğini savundu. Anlaşma için müzakereden yana olduklarını kaydeden Eroğlu, kırmızı çizgileri “1974 öncesine dönüş olmayacak. Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi devam edecek. Yeni ortak devlet kurabilirsek vatandaşlığı almış herkes o devletin vatandaşı olacak. İşte bizim kırmızı çizgilerimiz bunlar' şeklinde sıraladı.Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül ise konuşmasında MHP'nin eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş'in Kıbrıs'ta doğduğu evin restore edilerek ziyarete açılmasını Cumhurbaşkanı Eroğlu'ndan talep etti.Konuşmaların ardından KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve beraberindekiler 'Dr. Derviş Eroğlu Dörtyol Bulvarı'nın açılışını gerçekleştirdi.Emre BAYLAN/ANTALYA, (DHA)
'Apple'a Olan Kullanıcı Aşkı, Köleliğe Dönüşüyor'
Apple ve yeni iPhone'lar oldukça konuşuldu. Kimi yeni cihazları çok sevdi, kimi ise eleştirdi. Global medya ajansı Carat'ın strateji direktörü James Hart cihazlardan çok Apple hakkında dikkat çekici açıklamalar yaptı.Hart, Apple'ın artık müşterileri üstünde bir tekel olduğunu ve markanın 'Tüketici aşkı' kısmını ise modern formda köleliğin devralacağını iddia etti. Hart'a göre Apple müşterilerinin sadakati tavana ulaşmış durumda, bunun devamında ise tüketici aşkı geliyor, ama sonrasında alışkanlık ve gereklilikle yer değiştirmeye başlayan esir alma, kölelik var.Geçtiğimiz günlerde Amerikalı bir operatör de 'iPhone for Life' planını açıklamıştı. James Hart'ın yorumları biraz da bu gelişme üstüne geldi.teknokulis
İş Kazalarında İşçiye de Ceza Geliyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, güvenlik sorumluluklarını yerine getirmeyen işçilere müeyyide uygulanacağını söyledi.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, iş kazalarına yönelik olarak, işçilerin de üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, yeni düzenlemeler getireceklerini söyledi.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik konuyla ilgili şunları söyledi: 'İşçinin üzerinde güvenlik açısından olması gereken sorumluluklar neyse işçi kardeşimiz de ona uymak durumundadır. Ona uymadığı an o da çeşitli müeyyidelerle karşı karşıya kalacaktır. Yani 'işverene teşvik' eyvallah, 'işverene ceza' tamam, 'işçinin hakkını korumak' tamam ama işçi de üzerine düşen güvenlik sorumluluğunu yerine getirmezse ona da müeyyideleri uygulamakla ilgili ilave düzenlemeleri inşallah önümüzdeki dönem yüce Meclis'in huzuruna getireceğimi belirtmek istiyorum.'Bakan Çelik, iş kazalarına dikkati çekerek, 'İşverenlere çok net bir şekilde diyorum ki; kefenin cebi yok. Ya insanı önceleyecek ya da piyasadan çekileceksiniz' diye konuştu.T24
Reklam
Trakya'nın Bir Asırlık Geleneği; Pavli Panayırı
Pavli Panayırı Trakya'nın bir asırdır ayakta kalmayı başaran son büyük panayırıdır.Yıl boyunca ancak geçmek zorunda kalanların bildiği Kırklareli'nin Pehlivanköy ilçesi Eylül ayında Pavli'nin gelişiyle on binlerce kişiyle dolar taşar. Hele ki eğlencenin tavan yaptığı son gün metrekareye 7-8 fotoğrafçı düştüğüne dair bir rivayet vardır ki, haksız da sayılmaz hani.Peki 1910 yılından beri kesintisiz kutlanan bu panayırı çekim alanı yaratan nedir şu durumda?Dilerseniz bu konuda yazılmış en keyifli ve internette ilk karşınıza çıkacak 'yol hikayesi'nin rehberliğinde; yazıya omuz veren fotoğrafların davetiyle anlatmaya çalışalım.Pavli Panayırı; 100 Yıllık Gelenek
Ayrılığın Nedeni 4. Yıldız mı?
Kulübün medya ve iletişim direktörü Ali Kırca, görevinden istifa etti. Kırca’nın kitap çalışmalarına daha fazla zaman ayırabilmek için görevini bıraktığı öğrenildi. Kırca, geçtiğimiz mart ayında işbaşı yapmış, 40 bin dolar olduğu iddia edilen maaşı tartışma konusu olmuştu. Başkan Ünal Aysal imzasıyla resmi siteden yayınlanan açıklamada Ali Kırca’nın görevi bıraktığı duyurulsa da yönetim kararıyla Kırca’ya işten el çektirildiği iddia ediliyor. Arena’daki 4. yıldız tanıtım organizasyonunun fikir babasının Kırca olduğu, gelen tepkilerin faturasının da kendisine kesildiği konuşuluyor.Ali Kırca, istifasının ardından Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'a bir teşekkür ve veda mektubu yazdı. İşte o mektup'Sayın Ünal AysalGalatasaray Spor Kulübü BaşkanıÇocukluğumdan beri renklerine gönül verdiğim kulübümüze, Başkanlığınız yönetiminde, önemli bir görevde hizmet etme fırsatını buldum.Öncelikle bana bu onuru taşıma şansını verdiğiniz için şükranlarımı sunarım.Kulübümüzün yaşadığı zor dönemde, önümüze çıkarılan engelleri aşma ve Galatasaray’ımızın haklarını koruma yolunda verdiğiniz mücadeleye bir nebze katkım olabildiyse bundan büyük mutluluk duyacağım.Birlikte yaşadığımız bu süreç, hayatımın unutulmaz ve değerli hatıraları arasındaki yerini alacak.Görev yaptığım dönemde; Galatasaray Televizyonu’nun kadro ve içerik olarak gelişmesi yolundaki çabalarımın, yakın gelecekte sonuç vermesinden de mutluluk duyacağım.Ayrıca, geçen Divan Toplantısı’nda, önemli projeleriniz arasında saydığınız ve göreve geldiğimden beri her zaman, en büyük hayalim olarak nitelendirdiğim GALATASARAY GAZETESİ’nin bir gün hayata geçirilmesi, burada geçirdiğim zamanın boşa harcanmamış olduğunun en önemli göstergesi olacak.Sayın Başkan;Bu süreçte, sadece, zamanının büyük bölümünü, Galatasaray’ın sorunlarının aşılmasına ve başarılarına adamış bir Başkan’ın çabalarına tanıklık etmedim. Aynı zamanda çok iyi ve güvenilir bir dost kazandığıma inanıyorum. Bu da en büyük kişisel kazanımlarımdan biri olmuştur.Başkanlık yaptığınız dönem içerisinde Galatasaray’ın kazandığı ulusal ve uluslararası başarıları burada saymama gerek yok... Bundan sonra, sade bir Galatasaray taraftarı olarak, geçmişte kazanılan başarılar için teşekkürlerimi ve gelecekte kazandıracağınız başarılar için de samimi dileklerimi iletmek isterim.Altı aya yaklaşan ortak çalışma sürecinin sonunda, sizinle daha önce sözlü olarak da paylaştığım nedenlerle, görevden affımın kabulünü rica ediyorum. Yazın alanında gerçekten heyecanlı bir döneme girdiğim bu günlerde, benim için bu yeni yolculuğun ve kitap dünyasındaki yeni maceramın heyecanını ve ayrılma isteğimi anlayışla karşılayacağınıza inanıyorum.Bu vesileyle, gerek Galatasaray’da gerekse iş yaşamınızda başarılarınızın devamı temennisiyle, size ve ailenize sağlıklı ve mutlu bir ömür diler, saygılarımı sunarım.Ali Kırca'Fanatik
Reklam
'Suskunlar' NBC Dizisi Olacak
Dört çocukluk arkadaşının hapishane yıllarının intikamını almak için birleşmesini konu alan ‘Suskunlar’, Amerika’nın NBC kanalında ‘Game of Silence’ adıyla yayınlanacak...Yapımını TIMS Productions’ın, senaryosunu Pınar Bulut’un yazdığı, yayınlandığı dönemde hem televizyon hem de sosyal medyada bir fenomene dönüşen ‘Suskunlar’ dizisi, Amerikan NBC televizyonu tarafından remake (yeniden çekim) haliyle yayınlanacak. Murat Yıldırım, Aslı Enver, Sarp Akkaya, Güven Murat Akpınar ve Mehmet Özgür gibi isimlerle beğeni toplayan ‘Suskunlar’ dizisinin hikâyesi Amerikan izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.Savcı, danışman oldu‘Suskunlar’ın yazar ve yapımcılığını ABD televizyonlarının tanınmış iki ismi Carol Mendelsohn ve David Hudgins üstlenecek. ‘CSI’ isimli ünlü yapımın yazar ve yapım kadrosunda bulunan ve Sony TV’yle çalışan Carol Mendelsohn ile ‘Parenthood’, ‘Friday Light Nights’ isimli dizilerin yazarı ve yapımcısı olan David Hudgins yeniden çekeceği ‘Suskunlar’ın remake projesini yönetecek.Daha önce Balkanlar ve Arap ülkelerinin yanı sıra İtalya’da da gösterime giren dizinin remake versiyonunda TİMS Production’ın sahibi Timur Savcı, dizinin danışmanı olarak ‘executive producer’ kredisiyle ‘Suskunlar’ın Amerikan televizyonlarında gösterilen jeneriğinde yer alacak. Dört çocukluk arkadaşının hapishane yıllarının intikamını almak için yeniden kesişen yollarını anlatan ‘Suskunlar’ ABD’ye uygun olarak yeni oyuncular, yeni yazar ve yönetmen kadrosuyla yeniden çekilecek. Milliyet
Bodrum'da 5 Yıldızlı Otel Önünde Denize Giren Kadına Dayak
Bodrum'da denize girmek için gittiği 5 yıldızlı bir otelin önündeki halk plajına girmesini istemeyen otelin güvenlik müdürü tarafından dövüldüğünü, sözlü tacize uğradığını öne süren 45 yaşındaki Nesrin Korucu, polis, valilik, kaymakamlık ve savcılığa şikayetçi olup, suç duyurusunda bulundu.Sigorta şirketi yöneticisi Nesrin Korucu, denize girmek için geçen 27 Ağustos sabahı evine 200 metre uzaklıktaki Akçabük Halk Plajı'nda gitti. Korucu, denize gireceği sırada yanına gelen 5 yıldızlı bir otelin güvenlik müdürü M.D.'nin önüne geçip, 'Burası otele ait' diyerek, kendisine engel olduğunu ileri sürdü. Nesrin Korucu, 'Sahiller, kimsenin özel mülkiyetinde değildir. Burası 23 yıldır halka açık plaj, denize girmemin ne gibi sakıncası olabilir'' diye karşılık verince M.D.'nin kendisini kol ve omuzundan itip, sürüklediğini öne sürdü. Korucu, şu iddialarda bulundu:'Ardından sözlü olarak ve el, kol hareketleriyle tacizini sürdürdü. Denize girip, çıkmamın ardından kendisini şikayet etmek için otel yönetimine gideceğim sırada tekrar önüme çıkıp, beni sahilden çıkarmaya çalıştı. Dokunmamasını söyleyince, beni merdivenlere doğru itti. Israrla otel genel müdürüyle görüşmek isteyince Halkla İlişkiler Birimi'ne yönlendirildim. Oradaki kadın çalışan da, 'Bu sahil de iskele de bizim. Bu plaj bize ait izin vermezsek giremezsiniz. Bir daha gelmeyin' deyince, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne gidip, otel yöneticileri ve M.D.'den şikayetçi oldum.''ALACAĞIM HUKUK KARARI ÖRNEK OLACAK'Sahillerin halka açık olduğunu ve vatandaşlara yönelik bu tür davranışların kabul edilemeyeceğini belirten Korucu, konuyu Bodrum Kaymakamlığı, Muğla Valiliği, Bodrum Belediyesi ve Bodrum Cumhuriyet Savcılığı'na da dilekçe verip, bu davranışlara prim veren otel yöneticileri ve güvenlik müdürü M.D hakkında şikayetçi olduğunu kaydetti. Hukuk önünde kesinlikle hesap sorulmasını sağlayacağını vurgulayan Korucu, şöyle tepki gösterdi:'Alacağım hukuk kararı Türkiye 'ye örnek olacak. Sahilleri ecrimisil ödeyerek kendi malları gibi kullanmaya kalkan zorbalara en güzel cevabı vereceğim. Sahildeki şezlonglarını denize attığım iddia ediliyor. Bu çok gülünç. Otelin güvenlik kameraları var. Böyle bir şey yaşanmışsa görüntüleri çıkarıp, gösterirler. Suçlarını başka bir suçla, yalan söyleyerek örtmeye çalışıyorlar.''ŞEZLONGLARIMIZI DENİZE ATMAK İSTEDİ' İDDİASIOtelin Genel Müdürü Mehmet Eslek ise, Korucu'nun iddiaları üzerine yaptığı açıklamada, sahile üst kullanım hakkı olan ecrimisil ödeyip kullanım hakkını aldıklarını ancak sahil ve iskele kısmından kimsenin denize girmesine engel olmadıklarını söyledi. Eslek, şu iddialarda bulundu:'Ayrıca güvenlik müdürümüz Türkiye'nin belki de 'En kibar' insanıdır. Böyle bir şey yapmış olması mümkün değil. Sadece iddialarda bulunan kadın, sabah plaja geldiğinde şezlonglarımızı denize atmak istemiş. Personelimiz de buna engel olmuş. Yoksa biz buradan kimsenin denize girmesine engel olmuyoruz. Ama sahile koyduğumuz şezlong ve şemsiyelerin de kullanılmasına izin vermeyiz. Konu yargıya intikal ettiği için bekleyeceğiz. Bu tür olumsuz haberler hem bize hem de turizme zarar veriyor.' Yaşar ANTER - DHA
Reklam
Berrak Tüzünataç'ın Evini Soyan Hırsızlar Yakalandı
İSTANBUL’da lüks evlere girerek hırsızlık yaptıkları iddia edilen biri kadın 2 kişi polis tarafından yakalandı. Şüphelilerin oyuncu ve manken Berrak Tüzünataç’ın Arnavutköy’de bulunan evinden de 4 Eylül tarihinde hırsızlık yaptıkları ortaya çıktı. Şüpheliler adliyeye sevk edildi.Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler son 15 gün içinde Arnavutköy ve Kuruçeşme semtlerinde birbiri ardına yaşanan hırsızlık olayları üzerine soruşturma açtı. Hırsızların gece yarısından sonra giriş katlarda bulunan lüks evlere sıcak nedeniyle açık bırakılan pencerelerden girdiğini tespit etti. Artan hırsızlık olayları üzerine pusu kuran polis ekipleri kısa süre sonra hırsızlık için bölgede dolaşan Recep Ş.(23) ile Sümeyye S.(19)’yi gözaltına aldı. Şüphelilerin üzerinde 2 bin 800 dolar para ile 3 adet cep telefonu bulundu.ÇOK SAYIDA POLİSE GELİŞ KAYITLARI VARHırsızlık Büro Amirliğinde sorgulanan şüphelilerin daha önce de polise geliş kayıtları bulunduğu ortaya çıktı. Şüphelilerden Recep Ş.’nin daha önceden hırsızlık ve tehdit suçundan, Sümeyye S.’nin ise uyuşturucu bulundurmak, güveni kötüye kullanmak, sahte kimlik kullanmak gibi suçlardan 6 kez gözaltına alındığı ortaya çıktı.BERRAK TÜZÜNATAÇ’IN EVİNİDE SOYMUŞLARSoruşturma sırasında şüphelilerin oyuncu ve manken Berrak Tüzünataç’ın evinden hırsızlık yapan kişiler olduğu belirlendi. 4 Eylül tarihinde Berrak Tüzünataç’ın Arnavutköy, Boyalı Köşk Sokak’ta bulunan evinde hırsızlık meydana gelmişti. Pencereden içeri giren hırsızlar evde buldukları 120 lira para ve Berrak Tüzünataç’a ait cep telefonunu çalmışlardı. Olay sırasında şüpheliler evde buldukları Kerem K.’ye ait bir motosiklet kontak anahtarını alarak kapıda park halinde bulunan motosikleti de çalmışlardı.Polis dosyasına göre şüphelilerin gerçekleştirdiği suçlar:02 Eylül 2014 tarihinde Kuruçeşme’ de mağdur E.G.’ye ait eve girilerek 20 bin lira değerinde ziynet eşyası çalınma olayı.04 Eylül 2014 tarihinde Arnavutköy’de manken ve oyuncu Berrak Tüzünataç’ın evine girerek para ve cep telefonu ile birlikte kapıda park halindeki motosikletin çalınma olayı.07 Eylül 2014 tarihinde Kuruçeşme’de mağdur K.B.’nin evine girilerek cep telefonu, bilgisayar ve kamera ile evden alınan kontak anahtarı ile kapıda bekleyen motosikletin çalınması.Milliyet
Tanrılar Okulu’nun Yazarı Stefano D’Anna Hayatını Kaybetti
Dünyada uzun süre best seller olan 500 binin üzerinde satan “Tanrılar Okulu”nun yazarı Stefano D’Anna İtalya Como’da hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü belirtilen D’Anna’nın cenaze töreninin Como’da yapılacağı öğrenildi.Türkiye’de de best seller olan kitabın yazarı D’Anna ve kardeşinin davası da bir dönem çok konuşuldu. İlk olarak 'da basılan varoluş üzerine felsefi bir roman olan ‘Tanrılar Okulu' kitabını paylaşamayan iki kardeş, mahkemede karşı karşıya gelmişti.İtalya'da 2002 yılında yayınlandıktan sonra Türkçe'ye çevrilen ve 2004’ten beri Türkiye'de 200 binin üzerinde satan 'Tanrılar Okulu' kitabına ilişkin Prof. Stefano D'Anna'ya kardeşi Ellio D'Anna, kitabı kendisinin yazdığını öne sürerek dava açmıştı. Davacı, Prof. Stefano D'Anna'nın mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ve kendileri haksız rekabete uğradığını, telif haklarına tecavüz edildiğini iddia etmişti.
WSJ: 'Ankara Artık ABD'nin Müttefiki Değil'
Amerikan Wall Street Journal gazetesinde Türkiye'nin IŞİD'e karşı politikasını ve ABD önderliğinde oluşturulan koalisyondaki tutumunu değerlendiren sert bir yazı yayımlandı.'WSJ editörleri' imzasıyla gazetenin internet sitesinin hem İngilizce hem de Türkçe versiyonunda yayımlanan yazının başlığı da son derece çarpıcı: Ankara artık ABD'nin müttefiki değil. İşte WSJ'nin Türkçe sitesinde yayımlanan yazının tam metni:ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel'ın ABD'nin IŞİD'i yok etme çabalarına yardım edecek ana koalisyona katılacak 10 ülkeyi açıklamasından bu yana sadece bir hafta geçti. Bu bir haftada İngiltere Suriye'ye hava saldırısı düzenlemeyeceğini Almanya da hiçbir güç kullanmayacağını açıkladı. Şimdi de Türkiye geri adım atıyor.Türklerin geri çekilişi İngiliz ya da Almanlarınkinden bir adım daha ötede. Ankara herhangi bir askeri hamle yapmayacağı gibi ABD'nin Suriye sınırına 160 kilometre mesafede bulunan İncilik Üssü'nden teröristlere karşı hava saldırısı düzenlemesine de izin vermeyecek. Bu durum özellikle yıllar sürmesi beklenen bir operasyon öncesinde Pentagon'un önünde lojistik ve keşifle ilgili engeller yaşatacak.Tıpkı Türkiye 2003'te ABD'nin Saddam Hüseyin'i devirmek için Irak'a kendi toprakları üzerinden hava saldırıları düzenlenmesini reddettiğinde başka çözümler bulunduğu gibi, ABD ordusu hava saldırılarını düzenlemek için başka yollar bulacaktır. Türkiye'nin Irak ve Suriye ile olan kara sınırının yaklaşık 1200 kilometre. Bu da Türkiye'nin IŞİD'e karşı verilecek olan mücadeleye sadece sembolik bir destekten daha fazlasını verebileceği anlamına geliyor. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı.Anlaması en güç durum ise Türk hükümetinin bir NATO üyesi olmasına rağmen ABD müttefiki ya da Batı'nın dostu olarak davranmayı uzun bir süre önce bırakmış olması. ABD'nin Türkiye eski büyükelçisi Francis Ricciardone bu hafta Türk hükümetinin açıkça Suriye'deki el Kaide uzantılı el Nusra Cephesi Örgütü ve diğer terörist örgütlerle görüştüğünü duyurdu. Ayrıca yabancı cihatçılar Suriye ve Irak'a gitmek için Türkiye'yi geçiş noktası olarak kullanırken Türk hükümeti buna göz yumdu. Ricciardone geçtiğimiz Aralık ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından az daha istenmeyen kişi ilan ediliyordu.Erdoğan hükümetinin Gazze'de Hamas'a ve Mısır'da Müslüman Kardeşler'e uzun bir süredir verdiği destek göz önünde bulundurulursa Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmeme isteği anlaşılıyor. IŞİD Türk diplomatları ve ailelerini Musul'da esir tutuyor olabilir ancak vatandaşları esir düşen tek ülke Türkiye değil. Ankara aynı zamanda IŞİD karşıtlarına gönderilecek silahların Kürt terörist örgütü PKK'nın eline geçmesinden korkuyor. Ancak bu İncirlik Üssü'nün ABD harekatlarına kapatılması için bir sebep olamaz.Kaçınılmaz sonuç ABD'nin IŞİD'e karşı vereceği savaşta daha iyi bir bölgesel müttefik bulmasıdır. Beklendiği gibi Suudi Arabistan gibi Arap devletler en azından kamuoyuna isteksiz müttefikler olduklarını belli ettiler ve Bağdat'taki yeni hükümetin ordusunu yeniden toplayana kadar ne kadar yardımcı olabileceği bilinmiyor.Burada en iyi seçenek, desteklerini sunan ve diğer müttefiklerin aksine asker göndermeye hazır olan Kürtler olarak öne çıkıyor. İncirlik yaklaşık 60 senedir ABD güçlerine ev sahipliği yaptı ancak belki de İncirlik'i Kuzey Irak'taki Kürt topraklarında bulunan bir hava üssüyle değiştirmenin zamanı geldi. Amerika'nın artık Ankara'da arkadaşları olmayabilir ancak bu Orta Doğu'da başka bir seçeneğimiz kalmadı anlamına gelmiyorİhlassondakika
Reklam
Arkadaşı Kurtarılmadan İskeleden Ayrılmadı
Gölcük’e bağlı Değirmendere’de sahilde dolaşan iki köpekten biri denize düşünce diğeri havlayarak yardım istedi. Çevredekiler ve belediye zabıtası denize düşen köpeği kurtarıncaya kadar diğer köpek iskeleden ayrılmadı.Yüzbaşılar Semti’nde, sahil şeridindeki iskelede dolaşan iki köpekten beyaz olanı dengesini kaybederek denize düştü. Beton sete tırmanamayan köpek düştüğü denizden çıkamazken, siyah köpek havlayarak yardım istedi.Köpeğin neden ısrarla havladığını merak edip iskeleye gidenler denizdeki beyaz köpeği gördü. Köpeği çıkarmak için uğrayanlar başaramayınca belediye zabıtasına haber verdi. Gelen ekip, çevredekilerin de yardımıyla denize merdiven indirdi. Denize inen bir kişi köpeği kucağına alıp, iskeleye çıkardı.İskeleden ayrılmayıp bekleyen siyah köpek, hemen kurtarılan beyaz köpeğin yanına gitti. Ardından iki köpek birlikte zıplayarak oradan uzaklaştı.DHA
Dortmund Taraftarından Çarşı'ya Destek Geldi
Borussia Dortmund'un efsane kale arkası tribünlerinde açılan Çarşı'ya destek pankartı dikkatleri çekti.Bundesliga'nın köklü ekiplerinden Borussia Dortmund'un, Freiburg'u konuk ettiği karşılaşma öncesinde 'darbe' girişimi nedeniyle suçlanan Çarşı'ya destek geldi.'Çarşı Ultras yolunuz açık olsun', 'Asla pes etmeyin' ve 'Ultras için özgürlük, Türkiye de dahil' pankartları açan efsane kale arkası tribünü günün olayı oldu.Eurosport
Reklam
'Avrasya Tüneli Tarihe Altın Bir İmza Olarak Geçecektir'
Başbakan Davutoğlu, Avrasya Tüneli'nin tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçeceğini söyledi.İSTANBULBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Avrasya Tüneli inşaatında incelemelerde bulundu.Davutoğlu, öğle saatlerinde Göktürk'teki evinden çıkarak, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ne geldi.Bir süre kaldıktan sonra buradan ayrılan Başbakan Davutoğlu, incelemelerde bulunmak üzere Avrasya Tüneli inşaatına geçti.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan ile yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi alan Davutoğlu, ardından çalışmaların devam ettiği zemine indi.Personel servis aracıyla tünele giren Davutoğlu, incelemelerde bulundu.Davutoğlu, Avrasya Tüneli inşaatında (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) incelemelerde bulunduktan sonra yaptığı konuşmada, sadece İstanbul ve Türkiye için değil, dünya için de tarihi önemde bir projeyi bizzat görmekten gurur duyduğunu söyledi.Aslında bunun tarihi bir proje olduğunu belirten Davutoğlu, 'Çünkü 8 bin 500 yıllık tarihinde İstanbul'un birçok kereler iki kıtayı birleştirme rüyaları, idealleri oldu. Bizim iktidarlarımız döneminde bu ideal iki kez gerçekleştirildi. Birincisi, aziz gibi olmanın vasfı olarak kabul edilen, su gibi aziz anlamında kuzeyden Melen Projesi'yle kuzeyden geçiş. İkincisi Marmaray demiryolu hattı. Şimdi üçüncüsü gerçekleştiriliyor; Avrasya geçişi. Bu suretle iki katlı olarak, dünyaya örnek olacak bir proje hayata geçiriliyor' diye konuştu.Projenin tarihi olduğunu kadar insani bir proje olduğunu vurgulayan Davutoğlu, trafik yoğunluğu ve bunun getirdiği çevre problemlerini aşmanın aslında bu tür projelerle mümkün olabildiğini kaydetti.'Araçla gittik, yürüyerek geri döndük'Kazlıçeşme ve Göztepe arasındaki yaklaşık 14,5 kilometrelik mesafenin bu yolla 15 dakikaya ineceğini belirten Davutoğlu, 'İstanbul'daki trafikte rahatlama dışında küresel ölçekte bir proje. Türk mühendislik ve mimarlık tarihi, itibarı açısından da örnek bir proje. Çünkü biraz önce, dönüşte özellikle yürümeyi arzu ettim. Çünkü insanlık tarihinde herhalde kimseye nasip olmamış bir yürüyüş bu. Yaklaşık 920 metre. Her gün 8-10 metre ilerleyerek kat ediliyor tünel. Biz araçla gittik, yürüyerek geri döndük. Araçla daha sonra buradan geçecek olanlar bizim şansımıza sahip olmayacaklar. Denizin yaklaşık bazı yerlerinde 106 metre derinliğe kadar inen bir kotta toprağa değme imkanı olmayacak' dedi.3 bin 400 metresi su altında olan tünelin toplam geçiş uzunluğunun 5 bin 400 metre olduğunu ifade eden Davutoğlu, 9,2 kilometrelik bağlantı yollarıyla da muhteşem bir proje olduğunu söyledi.Firma yetkililerinden aldığı bilgiye göre tünelin mühendislik açısından dünyada bir ilk niteliği taşıyacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu derinlikte, bu basınçta, bu yoğunlukta bir geçiş, olağanüstü bir mühendislik başarısı. Her biri önemli bir parça oluşturan segmentlerin tamamıyla Türk yapımı olması, gördüğümüz şekilde bilezik şeklinde segmentlerin ilerlenen her hatta kuşatmış ve çevreleyebilecek kapasitede olması da Türk inşaat sektörünün ve Türk mühendisliğinin geldiği aşamayı gösteriyor. Bununla gurur duyuyoruz. Bu çalışmanın tümü 4 yılı biraz geçen sürede tamamlanacak ümidindeyiz. Çalışmalar bu sene ocak ayında başladı. Gelecek sene haziran ayında tünelin su altındaki kısmı tamamlanacak. İrtibat ve bağlantı yollarının bağlanmasının tamamlanması 2017 Ağustos'u olarak planlanmıştı ama biraz önce Ersin Bey ve arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde onlar Mart'a çektiler. Biz 2016 Aralık'ına çektik. Süre itibarıyla maliyetleri düşürmesi bakımından da insani boyutuyla inşallah en kısa zamanda ama güvenilir bir şekilde tamamlanması bize büyük bir mutluluk verecek.''Konfor kadar güven de önemli'Başbakan Ahmet Davutoğlu, tünelin deprem dayanıklılığı üzerinde de hassasiyetle durduğunu ifade ederek, İstanbul'un deprem bakımından riskli bir hatta olduğunu söyledi. Kendisine verilen teknik bilgilere göre yaklaşık 2 bin 400 yıllık istatistiksel verilere dayalı olarak, o şiddette bir depremin hesap edilerek tedbirler alındığını belirten Davutoğlu, yürüdüğü alanda da depremle ilgili alınan tedbirler olduğunu, bunun da kendisini sevindirdiğini anlattı.Davutoğlu, güvenliğin konfor kadar önemli olduğunu aktararak, 'Bu büyük bir konfor sağlayacak İstanbullu hemşehrilerimize ve Asya'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Asya'ya gidecek bütün yolculara ve bütün insanlığa. Güvenli bir proje olması önemlidir. İçeride iş güvenliği bakımından da bazı gözlemlerde bulunma imkanı oldu. İşçi kardeşlerimizle konuştuk. Bu konuda alından tedbirler dolayısıyla da teşekkür ediyorum. Her halükarda dünyanın en önemli projelerinden birinde bütün bu emeği olan kardeşlerimize, yetkililerimize teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde gerçekleşmesi hasebiyle kendilerine ve bu projede geçmişte emeği geçmiş bütün arkadaşlarımıza da bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum' diye konuştu.İstanbul'daki diğer bazı projeleri, 3. köprüyü ve 3. havalimanını da dolaşacağını ifade eden Davutoğlu, heyecan verici bir gün yaşadığını söyledi.'En derin noktaya birlikte imza atarız'Türkiye'nin ulaştığı mühendislik seviyesi, iktisadi ve ekonomik seviyenin, bu projeyi gerçekleştirme bağlamında eriştiği gücün her türlü takdirin üzerinde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:'İstanbullular bu hizmeti hak ediyor. İstanbul'un doğası ve çevre güvenliği bakımından da önemli katkılar yapacak bu proje eminim tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçecektir. Çalışmanın en kısa zamanda düşündüğümüz takvim içinde gerçekleşmesini ümit ediyorum. Bir gün, önce bu tünelden birlikte geçeceğiz, sonra da İstanbullularla birlikte bağlantı yolları bittiğinde yepyeni bir ulaşım ağına sahip olacağız. Ulaştırma Bakanımız bizzat gelişmeleri takip ediyor. Ben de bundan sonra sık sık gelerek misafiriniz olacağım. 920 metre. Belki sürpriz şekilde 1000 metreye ulaştığınızda, 106 metreye ulaştığında haber edin, bu başka bir tarihi gelişme olur. 106 metre en derin noktası. O derin noktada işçilerimizle bir Türk kahvesi içeriz. Oraya da birlikte bir imza atarız.'Davutoğlu, Türk firmasıyla birlikte projeyi gerçekleştiren Koreli firma temsilcilerine de teşekkür etti.Başbakan Davutoğlu, tünelde incelemelerde bulunurken baret takarak, yelek giydi.Muhabir: Hanife Sevinç, Halil İbrahim Başer
Clint Eastwood'un Karizmasının Kanıtı 10 Unutulmaz Film
Kaçılması imkansız olarak görülen Alcatraz Hapisanesinden kaçmaya çalışan üç mahkum ve bu kaçış planını mükemmel hazırlayan banka soyguncusu Frank Morris`i (Eastwood) anlatan harika bir film . Filmde yaşanan olaylar gerçektir ve hapishaneden kaçan o üç mahkumdan asla haber alınamamıştır .
Bu Testi Geçemeyen Artık Trafiğe Çıkamayacak
Ulaştırma Koordinasyon Merkezi (UKOME), aldığı bir kararla toplu ulaşımda yeni bir dönem başlatıyor. Bu karara göre, İstanbul’da ulaşım sektöründe çalışanlardan uyuşturucu madde kullanım raporu istenecek. Testler, 6 ay geriye dönük olarak saç kılı ve idrar testi ile yapılacak. İstanbul’da 102 bin şoför ‘temiz’ raporu almadan trafiğe çıkamayacak. Otobüs, minibüs, taksi ve servis şoförlerinden yeni dönemde saç kılı ve idrar tahlili sonuçları istenecek. Tam teşekküllü bir hastaneden alınması gereken temiz belgesini getirenler şoförlük yapabilecek. Yeni uygulama ile sabıkası olmayıp sadece kullanıcı olan kişiler de tespit edilecek. Testler, 6 ay geriye dönük olacak. İstanbul Taksi Şoförler Odası Başkanı Yahya Uğur, “İstanbul’da yaklaşık 40 bin taksi, 12 bin minibüs, 40 bin servis, 10 bin otobüs şoförü var. Şoförler daha önce bulaşıcı hastalık, göğüs hastalıkları ve göz kontrolünden geçiyordu. Bunlara uyuşturucu raporu da eklendi” dedi. Kararın şimdilik sadece İstanbul için alındığına dikkat çeken Uğur, tüm ülkede kuralın geçerli olması gerektiğini vurguladı.TRAFİKTE DE TEST YAPILIYORTrafik polislerinin yaptığı uyuşturucu denetimlerinde ise geçen yıl ağustosekim ayları arasında 73 toplu taşıma sürücüsüne uyuşturucu testi uygulandı. 16 taksi sürücüsünden 3’ünde, 7 minibüs ve otobüs sürücüsünden 6’sında uyuşturucu madde tespit edildi.
'Sadece Siyasi Değil Mali Özerklik de İstiyoruz'
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak , yerel yönetimleri demokrasinin temel taşı olarak gördüklerini belirterek, 'Mali konularda, yerel kaynaklar üzerinde tasarruf, görüş bildirme, maddi kaynakları geliştirme konusunda inisiyatif hakkı üzerine tartışmalıyız. Biz sadece siyasi özerklik değil mali özerklik de istiyoruz' dedi.Gültan Kışanak sivil toplum örgütlerinin 27-28 Eylül'de Van'da düzenlenecek 'Demokratik Ekonomi Konferansı'nın Diyarbakır'daki hazırlık çalıştayına katıldı.Doğan Haber Ajansı’ndan Serdar Sunar ’ın haberine göre Kışanak, yerel kamu kaynağını yerelin nasıl kullandığının tartışılması gerektiğini anlatırken, 'Diyarbakır; kamu kaynağını elinde barındıran en büyük şehirdir. Bu yerel kaynaklara karşı özel bir politika izleniyor. Bu yerel kaynaklardan kazanılan paralar nerelere harcanıyor? Bunları tartışmak gerekiyor. Bu eksik kalan bir alandır' dedi.Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, bölgeye özel ekonomi politakaları uygulandığını belirterek şöyle dedi:'Kürdistan’da işsizlik durumu giderek derinleşiyor. Bu da siyasi ve ekonomik politikalarla bağlantılıdır. Türkiye mali hükümler ile ilgili tüm maddelere çekince koyuyor. Türkiye’deki yerel yönetim ve merkezi yönetimler arasındaki ilişki tamamen bağlılık ilişkisidir. Yerel yönetimleri demokrasinin temel taşı görüyoruz. Türkiye’deki yasal mevzuatlar ise tam tersine yerelin ne yaptığına karar veren bir mekanizmadır. Biz sadece siyasi özerklik değil mali özerklik de istiyoruz.'Kapitalizmin içerisinde yaşam alanları bulabilmek için yeni yaşam alanlarının inşa edilebileceğini söyleyen Kışanak, bu konuda tek düzenleyici görevin yerel yönetimlere verilmesinin eksiklik olacağını söyledi. Böyle olursa merkeziyetçi olacağını ve yerelin devletleşeceğini belirten Kışanak, 'Halk kendi sivil inisiyatif ile komün ve kooperatifleri ile bu süreci yürütmeli ve yerel yönetimlerde destek veren bir pozisyonda olmalıdır' dedi.T24
Reklam