onedio
"Futbolu Galatasaray'da Bırakacak"
Galatasaray'ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder'in menajeri Guido Albers, tecrübeli oyuncunun sarı kırmızılı takımdaki geleceğiyle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı...Radyospor'dan Özgür Sancar'ın sorularını yanıtlayan Albers, 'Wesly'nin 1 Temmuz 2016'ya kadar sözleşmesi var. Fakat Başkan Ünal Aysal'la konuştuk, Wesly'nin geleceğiyle ilgili konuştuk. Sonuçta biz sözleşmesini uzatıyoruz' dedi.UEFA FINANCIAL FAİR PLAY KURALLARI ÇOK ÖNEMLİŞu anda görüşme aşamasında olduklarını dile getiren Guido Albers, 'Galatasaray UEFA Financial Fair Play kurallarını düşünmek zorunda, bu etkenleri de göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Wesley şu anda sadece lig ve Şampiyonlar Ligi maçlarına kanalize oldu. Gerçekten çok uzun yıllar Galatasaray'da kalmayı çok istiyor. Kulübü, taraftarı ve İstanbul'u çok seviyor' diye konuştu.GALATASARAY'LA 4. YILDIZI KAZANMAYI, HOLLANDA MİLLİ TAKIMI'NDA REKOR KIRMAYI AMAÇLIYORSneijder'in iki önemli hedefi olduğunu dile getiren FIFA menajeri Albers, 'Galatasaray'la 4. yıldızı kazanmayı çok istiyor ve Hollanda Milli Takımı'yla 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası boyunca bir rekor elde etmeyi hedefliyor. Şu ana kadar 107 kez milli formayı giydi. Van der Sar 130 kez giymişti. İşte Wesley bu rakamı geçmek istiyor' dedi.3 YIL DAHA SÖZLEŞME YAPMAYI AMAÇLIYORUZ. FUTBOLDAN SONRA TEKNİK EKİPTE YER ALMAYI İSTİYORGalatasaray'ın tecrübeli oyuncuyla 3 yıl daha ekstra kontrat yapmayı istediğini açıklayan Guido Albers, 'Zaten 2016 Temmuz ayına kadar sözleşmemiz var. Bunun üzerine 3 yıl daha sözleşme yapmayı amaçlıyoruz. Zaten bu sürenin bitiminde 35 yaşında olacak. Sonrasında aktif futbolu bırakıp, Galatasaray teknik heyetinde yer almak istiyor. Ancak adım adım ilerliyoruz. Bu çok güzel bir şey, kulüp onunla gelecek planları yapıyor. Bu nedenle Wesly çok mutlu. Futboldan sonra da İstanbul'da yaşamayı arzu ediyor' ifadelerini kullandı.BU HAFTA ÇALIŞMA YAPACAĞIZ. İKİ AY İÇERİSİNDE SONUCA BAĞLARIZBu hafta içerisinde sözleşme uzatma konusunda çalışacaklarını belirten Albers, 'Biz bu hafta sayın Aysal'la bir araya geleceğiz. Ünay Aysal gerçekten mükemmel bir insan ve son derece dürüst. Sanırım iki ay içerisinde sözleşme uzatma işini sonuçlandırmış oluruz. Wesley geçen sezon takım için çok önemli işler yaptı. Şampiyonlar Ligi ve Türkiye Kupası'nda. Bu sezon da dördüncü yıldızı kazanmak için elinden geleni yapacak. Bu konuda çok arzulu' dedi.Başkan Ünal Aysal da, 'Sneijder'le sözleşme uzatmayı istiyoruz. Ancak acelemiz yok. Zaten var olan sözleşmemiz var. Üzerinde çalışıyoruz' demişti.Radyospor
İçine Konulduğu Yemeğin Tadını Ele Geçiren 14 Ekstra Malzeme
Herkesin damak tadı farklı, birinin görmeye dahi tahammül edemediği bir yiyecek bir başkası için vazgeçilmez olabiliyor. Öyle malzemeler var ki içine girdiği yemeğin tüm lezzetini ele geçiriyor ve diğer her şeyin tadını bastırıp hakimiyet kuruyor. İşte size yemekleri istila eden 14 ekstra malzeme. Kullanmadan önce yemeyen olup olmadığını sormanızda fayda var.
28 Capsle AİBÜ ve Bolu'yu Anlamak - 2
'101 AİBÜ'yü Anlama' dersine devam ediyoruz. Bu dersimizde Karaköy servislerinden, yeni kayıtlı öğrencilerimizin temsili hallerinden, kampüsteki hayattan bahsedeceğim. Bu dersimizdeki görsel materyaller yine AİBÜ Etiket Facebook sayfasından alınmıştır. *Önceki dersimizi buradan okuyabilirsiniz.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Önce şu kurumlara ve meslek gruplarına bir göz atın:BDDK, RTÜK, SPK, EPDK, Kamu İhale Kurulu, Rekabet Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu.Bu dokuz kuruluşun tamamı, “üst kurul” diye bildiğimiz kuruluşlar.Bir grup daha var:O da başta Maliye olmak üzere; bütün bakanlıkların müfettişleri, iç denetçileri, kontrolörleri ile Dışişleri meslek memurları ve konsolosluk ihtisas memurlarını, Hazine Sigorta Denetleme uzmanlarını, TBMM yasama uzmanlarını kapsıyor.
Reklam
Michael Schumacher Hakkında Bilmeniz Gereken 11 Şey
3 Ocak 1969 doğumlu olan Michael Schumacher 7 kez dünya şampiyonu olmuş Alman Formula 1 pilotudur. Formula 1'in resmi internet sitesinde 'istatistiksel olarak Formula 1'in gelmiş geçmiş en iyi pilotu' olarak anılıyor. Formula 1 Dünya Şampiyonluğuna ulaşan ilk Alman pilottur. Formula 1'in Almanya'da yayılmasına ve ciddi bir izleyici kitlesi olmasında büyük payı vardır.
Erdoğan Katar'da
Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad El Tani'nin davetlisi olarak Katar'a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti sırasında bazı anlaşmalar da imzalanacak. 1,2 milyar metreküplük doğalgaz anlaşması da bunlardan biri.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Katar Emirliği Divanı'nda, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad El Tani karşıladı. Resmi törenden sonra heyetler arasındaki görüşmeye geçildi.Erdoğan, Katar Emiri ile başbaşa da görüşecek ve ardından bazı anlaşmalar imzalanacak. Bunlardan biri de 1,2 milyar metreküplük spot doğalgaz anlaşması. Katar Emiri'nin Temmuz ayındaki Ankara ziyaretinde görüşülen anlaşma Katar'da karara bağlanacak. Bu anlaşmaya göre Türkiye, Katar'dan 2014-2015 kış sezonu için dokuz tankerde toplam 1,2 milyar metreküp gaz alacak.Türkiye'nin yıllık gaz tüketimi yaklaşık yaklaşık 45 milyar metreküp. Yaklaşık 885 trilyon metreküp doğalgaz rezervine sahip Katar, dünyadaki en büyük LNG (sıvı doğalgaz) ihracatçısı.Doha'da Türk ŞehriCumhurbaşkanı Erdoğan, Katar'ın başkenti Doha'daki Türk Şehri'nin temel atma törenine de katılacak ve inşaata ilk tuğlayı koyacak. Burası 400 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu. İçinde çarşı, pazar, kahvehane, hastane, okul ve evler var. Tamamı Osmanlı-Selçuklu mimarisi üzerine kurulu bir bölge olacak.Erdoğan'ın iki günlüğüne Katar'a yaptığı resmi ziyaretin gündeminde ikili ilişkiler ve işbirliğinin yanı sıra bölgesel konular var. Erdoğan'a, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan da eşlik ediyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan yolculuk öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde yaptığı açıklamada, Katar'da Türk firmalarının önünün açılacağını da ifade etmişti.Kaynak: Al Jazeera, AA
Gökçeada Rum İlkokulu'nda İki Öğrenci Kaldı
Çanakkale’nin Gökçeada İlçesi’ne bağlı Zeytinli Köyü’nde, geçtiğimiz yıl yaklaşık yarım asır sonra 4 öğrenciyle yeniden açılan Özel Gökçeada Rum İlkokulunda öğrenci sayısı 2’ye düştü.Yeni kayıt yaptıran öğrenci olmadığından, okulda bu yıl sadece 2 kardeş eğitim görecek. Zeytinli Köyü’nde, 1951 yılında Aya Todori ismiyle eğitime başlayan okul, 1964 yılında kapatılmıştı. Gökçeada’da yaşayan Anna Koçumal’ın girişimleri sonucu, geçtiğimiz yıl okul, eski binasında tadilat yapılarak yeniden açıldı. Paraşkevi Berber Katakalos’un müdürlüğünü yaptığı okulda Musa Avcı (5), Dimitri Kalpas (6), Sofia Avcı (8) ve Kaan Kaleci (10) isimli öğrenciler eğitim gördü. Okulun ikinci yılında ise öğrenci sayısı 2’ye düştü.Öğrencilerden Kaan Kaleci, ilköğretim eğitimini tamamlayarak okuldan mezun oldu. Ancak Gökçeada’da açılması planlanan orta okul inşaatı eğitim yılına yetişmeyince, Kaleci eğitimine devam etmek için İstanbul’a gitti. Dimitri Kalpas adlı öğrenci ise okuldan kaydını aldırdı.Yaklaşık yarım asır sonra geçtiğimiz yıl kapılarını 4 öğrenciyle açan Özel Gökçeada Rum İlkokulu (Aya Todori İlk Mektebi) bu yıl sadece 2 öğrenciye eğitim verecek. Musa (6) ve Sofia Avcı (9) adlı öğrenciler, eğitimlerine bu okulda devam edecek. Sofia ve Musa, yeni eğitim yılının ilk gününde çantalarıyla okullarına gelerek eğitime başladı.İHA | Milliyet
Reklam
Trabzonspor - F.Bahçe Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Vahid Halilodziç elindeki takımın belli bir pas otomatiğiyle oynayamayacağını biliyor. Birlikte antrenman yapmamış bir ekip bu. Peki şampiyona karşı nasıl oynarsınız? Oyunun geometrisini doğru oluşturup, Fenerbahçe’ye özellikle kanatta açık vermeyerek. Üstüne de uygulması basit bir iki kontratak seti ezberlettin mi tamamdır. Tutar ya da tutmaz... Bu ayrı bir tartışma. Ancak hemen tamamı 3 yıldır birlikte zirveye oynayan bir takıma karşı başka bir yöntem yoktur. Devamı...
Daft Punk'ı Konu Alan Filmden İlk Fragman
Mia Hansen-Løve tarafından yönetilen Eden’ın ilk fragmanı yayınlandı.Film sanılanın tersine sadece Daft Punk filmi değil, Fransa’da elektronik müziğin yükselişini konu alıyor. Yani pek çok Fransız DJ ve grubu da barındıracak filmin üzerinde en fazla durduğu isim Guy-Manuel de Homem-Christo ve Thomas Bangalter, yani Daft Punk...devamı: sanattakvimi.info/müzik
Android One'lı İlk Telefonlar Satışa Çıkıyor
Google, Android One platformuyla çalışan ilk bütçe dostu akıllı telefonları duyurdu. Telefonlar, gelişmekte olan ülkelerde satışa sunulacak.Micromax, Spice ve Karbonn’un geliştireceği Android One platformuyla çalışan akıllı telefonlar ilk olarak Hindistan’da satışa sunulacak ve 4,5 inç ekran, 1 GB bellek, 5 MP kamera, 1,3 GHz dört çekirdekli işlemci, çift SIM kart desteği ve microSD yuvası gibi özelliklere sahip olacaklar.Android One’lı cihazlar, lokal yayınlarla dolu bir Google Play Gazetelik sürümüne ve video indirilebilmesine olanak tanıyan bir YouTube uygulamasına sahip olacaklar. İlk telefonların 6499 rupi (105 dolar) fiyat etiketiyle satışa sunulması bekleniyor.Android One, Google’ın Android’i olabilecek en düşük fiyatlı telefonlara getirmek ve gelişmekte olan ülkelerdeki varlığını artırmak için geliştirdiği bir işletim sistemi. Üreticilerin ağır arayüzleri olmadan, kullanıcısına standart Android’e çok yakın bir tecrübe yaşatacak olan Android One’lı cihazlar, bizzat Google tarafından sık sık güncellenecek. Bu sayede, şu an birçok Android’li telefonun yaşadığı gibi, eski Android sürümlerinde takılıp kalan cihazlar olmayacak.Hindistan dünyanın en büyük ikinci pazarı fakat henüz akıllı telefon penetrasyonu beklenen oranlara ulaşamamış durumda. Bu da Microsoft ve Android için büyük bir fırsat niteliğinde. Microsoft, uygun fiyatlı Lumia telefonlarıyla, Windows Phone deneyimini kısıtlı olarak düşük bütçeli kullanıcılara da ulaştırırken, Google, Android One ile çok daha iyi bir tecrübeyi uygun fiyata sunmayı amaçlıyor. Bu şaşırılacak bir gelişme değil; çünkü Windows Phone ileri seviye cihazlar için geliştirildiğinden, performansı düşük cihazlar, bu işletim sisteminin nimetlerinden tam olarak yararlanamıyor. Android One ise bu giriş seviye cihazlar için baştan tasarlanan bir sistem olarak dikkat çekiyor.Android One’lı akıllı telefonlar, ilk durağı Hindistan’ın ardından, aralarında Endonezya ve Filipinlerin de bulunduğu Güneydoğu Asya ülkelerine gidecek.Stuff
Reklam
'Muhatabınız Benim'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe’deki ofisinde gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Davutoğlu; Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay’ın da hazır bulunduğu toplantıda gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladıAhmet Davutoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye seslenerek “Muhatabınız artık benim, Cumhurbaşkanı değil. O siyaset ve partiler üstü bir konumda” dedi.Başbakan Davutoğlu, siyasette ve toplumdaki kutuplaşmayı değerlendirirken, “Ben yumaşamadan yanayım” derken Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin söylem ve tutumlarını eleştirdi. “Ben Kılıçdaroğlu’nu tebrik ettim ama o beni tebrik etmedi. Meclis Genel Kurulu’nda Bahçeli’nin elini sıktım ama o benim gerçek Başbakan olmadığımı söyledi” dedi ve “Bahçeli’nin şahsi nezaketini siyasi nezakete yansıtmasını bekliyorum” diye ekledi.Davutoğlu, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin çözüm süreci olduğunu da vurguladı. Bu sürecin provokasyonlara kurban edilmemesi gerektiğini söyledi.Başbakan Davutoğlu’nun gündemdeki konulara ilişkin görüşleri şöyle:“Muhatabınız artık benim”“CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP genel başkanı Bahçeli’nin muhattabı artık benim, Cumhurbaşkanı değil. Cumhurbaşkanı artık siyaset üstüdür. Partiler üstüdür. Muhalefetin siyasi muhatabı Başbakan’dır.”“Yumuşamadan yanayım”“Son bir aydır; Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra kutuplaştıran tavırlar kimlerden geldi? Sayın Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki söylemine baktığınızda kutuplaştıran türden bir tartışmanın parçası olacak bir söylemi olmadığını görürsünüz. Cumhurbaşkanı törenine kim gelmedi? Sayın Kılıçdaroğlu gelmedi. Meclis Genel Kurulu’ndaki tören öncesinde elindeki tüzüğü kim Meclis Başkanı’na fırlattı? O an ben çok üzüldüm. Hatta bir ara gidip yerdeki tüzüğü almayı, Meclis Başkanı’na götürmeyi bile düşündüm. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan, “Herkesle konuşmaya hazırım” dedi. Yaklaşımı bu oldu. Cumhurbaşkanı Kıbrıs’a gitti. Her partiden milletvekili çağırdı ama CHP’liler gelmedi. Cumhurbaşkanı ve makamının tartışma konusu yapılmaması lazım. Ben yumuşamadan yanayım. Bizden kitap fırlatan çıkmaz. ““Savaş mı lazım?”“Cumhurbaşkanı herkesle konuşmaya hazırım dedi ama ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu savaş dışında konuşmam dedi. Ana muhalefet liderinin Cumhurbaşkanı ile konuşması için savaş mı lazım?”“Bahçeli’nin şahsi nezaketi”“Ben genel kurulda sayın Devlet Bahçeli’nin yanına gittim ve törene katıldığı için elini sıktım ama o sonra benim gerçek başbakan olmadığımı ima eden konuşmalar yaptı. Ben sayın Bahçeli’nin şahsi nezaketini biliyorum. Gerginliği okuduğu metinlerden çıkıyor. O metinleri yazanlar nasıl yazmışlarsa öyle okuyor. Bahçeli’nin şahsi nezaketi siyasi nezakete de yansımalı. Bizlere saygı göstermeyenler bizden saygı bekleyemezler.”“Beni tebrik etmedi”“Ak Parti’ye genel başkan seçildim, Kılıçdaroğlu beni aramadı. Başbakan oldum yine aramadı, tebrik etmedi. O CHP’ye yeniden genel başkan seçildi, ben aradım, tebrik ettim.”‘Seçim hükümeti değiliz’“Önümüzdeki güçlü engelin ikisini aştık. Şimdi önümüzde 2015 seçimleri var. Genel Başkan adayı olarak adımın anılmasıyla birlikte arkadaşlarımla çalışmaya başladık. 10 gün içinde bitirdik. 1 Eylül’de programımızı sunduk. Çalışmalar sırasında iki eğilim vardı:Birincisi 61. hükümetin devamıyız, sekiz aylık bir program yapalım. İkincisi ise daha uzun vadeli, 2014-2015’i içeren bir program yapalım. Benim düşüncem 2023’ü hedefleyen bir hükümet programıydı. Hükümet 2023’e kadar devam edecekmiş gibi program yapmaktı. Tabii icra çalışmaları sekiz aylık gibi olabilirdi. Kimse sekiz ay sonra bir türbülans beklemesin. İlk hedefimiz 2015’e kadar yürüyen projeleri devam ettirmek. Sekiz aylık bir seçim hükümeti değiliz. Yeni Türkiye tabirinin içini dolduracak çalışmalar yapacağız.IŞİD’in kaçırdığı gazeteciler“IŞİD’in kaçırdığı ABD’li gazeteciler kaç aydır oradaydı ama ABD basınına yansımadı, aileleri konuşmadı. Onlardan konuşmamaları istendi, en küçük bir açıklama hayatlarına mal olabilirdi. Kerry bana ABD’li gazetecilerin kaçırıldığını söyleyeli bir yıldan fazla oluyor. Ama ABD basınında çıt çıkmadı. Bizdeyse neredeyse rehinelerin nerede olduğunu gösteren haberler yapılıyor. Bu etik açıdan doğru değil.”Evrensel demokrasiyle anılmak“Küçümsemek için söylemedim, sakın yanlış anlaşılmasın. Adnan Menderes’in yolla anılması kötü bir şey değil, devrim mahiyetindeydi. Ya da Demirel’in barajlarla anılması veya Özal’ın liberal ekonomiyle. Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) milli iradenin egemen kılınmasıyla anılacak. Bizim eğer 2023 vizyonu da içinde olarak anılmamız soruluyorsa; evrensel ölçekte demokrasi ve dış politika anlamında da Türkiye’yi küresel bir güç haline dönüştürmek. Hedefimiz bu.”Büyük yatırımlar“Türkiye 14-15 yıl önceki dönemde değil. 3. köprü inşaatını gezdim, gurur duydum. Oradaki yetkililer bana, üçüncü köprü için ‘Bu 21. yüzyılın eseri. Bundaki özellikler 2. ve 1. köprüde yok’ dediler. Büyük yatırımları söz verildiği tarihte, hatta daha öncesinde bitirmeyi hedefliyorlar. Türkiye dünyanın su altından geçen en derin tünelini yapıyor. En geniş köprüsünü, en büyük havalimanını yapıyor. Bu yatırımlar 14-15 yıl önce yapılacak denseydi, bu adam hayal görüyor derlerdi. Şimdi gerçekleştiğini görüyoruz ve heyecanını duyuyoruz.”‘Ak Parti kurumlaştı’“Türkiye, Ak Parti iktidarında çok büyük sıçrama gerçekleştirdi. AK Parti iktidarının ilk 5-6 yılı reformcuydu, sonra durdu eleştirisi yapıldı. Ama bu doğru değil. Bunun söyleyenlere ‘Gelin bir karne çıkaralım’ diyorum. Örneğin gerçek demokratikleşme son 3-4 yılda yapıldı. Asker sivil ilişkilerine bakalım. 2007’de e-muhtura vardı. Son Cumhurbaşkanlığı seçimiyse demokratik bir ortamda gerçekleşti. Gayrimüslimlere mülkiyet hakları daha geçen sene verildi. Başörtüsü yasağı daha yeni kalktı. Türkiye’de reformlar durmadı, durmayacak. Hala kat edilecek mesafe var. İkinci atılım dönemine giriyoruz. 90’lı yıllarda dünyada ekonomi ve demokrasi genişliyordu, bizdeyse daralıyor. 2000’li yıllarda ise özellikle 11 Eylül olayından sonra dünyada ekonomi ve demokrasi daraldı. Bizdeyse genişledi. Bu genişleme devam ederken Gezi Olayları sürecinde Türkiye’nin dış algısı negatif yansıtılmaya çalışıldı. Türkiye’yi IŞİD ile özdeşleştiren izlenim yaratılması için çaba gösterildi. Arkasından 17-25 Aralık operasyonları geldi. Gezi’de oluşturulan algı, pekiştirilmeye çalışıldı. Öyle bir atmosfer oluştu ki, her an Türkiye’de bir kaos olacakmış, bir hükümet sorunu yaşanacakmış gibi hava verildi. ‘Dönemin Başbakanı’ gibi ifadeler kullanıldı. Önümüzde 3 kritik seçim vardı. Bunu engelli bir yarışa çevirdiler. 30 Mart seçimlerinde Ak Parti, yüzde 30’da kalacak dediler. Öyle olsaydı nasıl bir Türkiye olurdu? Erken seçime gidilirdi, ne çıkardı? Türkiye kazanımlarını nasıl korurdu? Dinlemelerle yaratılan ortamı, dış işlerinin dinlenmesi olayını, MİT olaylarını hatırlayın.”“Sonra Cumhurbaşkanı seçimleri geldi. Çatı aday çıkardılar. Çatı aday, ne yapabiliriz de Erdoğan’ı durdurabiliriz diye çıkarıldı. Türkiye’yi bir geçiş dönemine, bir türbülansa sokmak istediler.Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıktan sonra bu sefer Ak Parti içinde ne olacak, sorusunu ortaya attılar. Cumhurbaşkanı Gül ne yapacak, sorusunu gündeme getirdiler. Ama onların beklediği hiçbir şey olmadı. Benim ismim üzerinde uzlaşıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakan değişimini yaptı. AK Parti Genel Başkanı’nı seçti, MYK’sında değişiklikler yaptı. Oysa ANAP iktidarı döneminde genel başkan değişiminde Türkiye’nin kazanımları geri gitmişti. Ardından gelen Demirel dönemi Türkiye’yi 28 Şubat’a kadar götürdü. Bizim ise AK Parti olarak kriz yönetimi kapasitemiz var. Bu sayede hükümet ve parti değişikliği sorunsuz gerçekleşti.” “İster Bizans’tan itibaren, ister Türk tarihinden itibaren deyin Türkiye Cumhurbaşkanı değişimini suhuletle yaptı. İki arkadaş arasında devir teslim gerçekleşti. Bu konu kriz olmaktan çıktı. Şenliğe dönüştü. Sonra da hükümet görevi bana verildi. Hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Bu AK Parti’nin kurumlaştığını gösteriyor.”“İki mekanizma”Ben görevi aldıktan sonra saat 3-4’e kadar Başbakanlık’ta, sonra partide çalıştım. İki yeni mekanizma kurduk:1- Çözüm süreci2- Ulusal güvenlik15 günde bir takip edilen süreçlere döndük.“Suriye’de uçak düşürülmesi olayında olduğu gibi hemen karar verilecek konuların iyi izlenmesi için böyle bir mekanizma oluşturduk. Daha düzenli toplantılar haline getirdik. Toplantı günü olarak çarşamba gününü belirledik. Bizde perşembe devlet günüdür. Cumhurbaşkanı ile paylaşımlar yapılır, arzlar yapılır. Ortak aklın konsovide yapılması sağlanır.”ÇÖZÜM SÜRECİ: SİLAHSIZLANDIRMA VE ENTEGRASYONDavutoğlu Türkiye’nin son 50 yılda yaşadığı en önemli sorunlardan birinin Kürt sorunu olduğunu belirterek çözüm süreciyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:“Son 30 yıldır yoğunlaşan ama demokrasiye geçtiğimizden bu yana hatta kökenlerine gidersek 100 yıldır devam eden en önemli sorunlardan biri budur. Vatandaşlık ile tarihdaşlık bağını kurup aidiyeti güçlendirmek gerekir. Biz küçülmüş bir imparatorluğun üzerine kurulduk. Bir harman oluştu. İstanbul’un 100 seneki önceki toplumsal yapısı çok farklıydı. Bugün çok farklı. Süreç içinde aidiyet duygusu zayıflayan gayrimüslümler koptu. Eşitlikçi vatandaşlığı yerleştirirek tarihten gelen dokuyu güçlendirmek lazım.”“Provokasyonlar oldu”“Tarihten Müslüman bir toplum geliyor ama siz başörtüsünü yasaklarsanız; Diyarbakır Cezaevi’nde insanlara sırf etnik kimlikleri nedeniyle dışkı yedirirseniz kopuş başlar aidiyet zayıflar, terör çıkar. Kopuşlara tarihi parantez diye bakacağız ve aidiyeti tekrar tahkim edeceğiz. Önemli olan insanların bu devletin parçası olmaktan mutluluk, bu toplumun parçası olmaktan gurur duyuyorum diyebilmeleridir. Biz şunu söyledik; sizi düşman görmüyoruz, iç tehdit üzerine bir politika kurmuyoruz. Ben 2007’de akademik hayatıma dönecektim. Dağlıca baskını olunca siyasette kaldım. Çünkü Türk - Kürt savaşı çıkacak endişesi vardı. Kuzey Irak’la gerginlik vardı. Parti kapatma davasına gidecek bir tirbülans vardı. 2008 şubatında sınır ötesi harekat yapıldığında ben Bağdat’taydım ve Barzani ile görüşüyordum. Sonra nereye gelindi? Oslo süreci başladı. Hakan Fidan vardı. Ama o süreç sabote edildi. Sonra Beşir Atalay çabaları vardı. Habur olayları oldu, provokasyon oldu.”“7 Şubat’ta MİT müsteşarımızla ilgili olayın arkasında da yine çözüm süreci var. Bu süreci istemeyenler var. Buna rağmen aldığımız mesafe olağanüstü. Bugün Irak ve Suriye’de etnik çatışmalar yaşanıyor. Şu anda Orta Doğu ülkelerinde tek bir başarı hikayesi vardır. O da Türkiye’nin yürüttüğü çözüm sürecidir. Düşünün ki Türkiye’de Kürt hareketinin önemli ismi (Selahattin Demirtaş) Cumhurbaşkanı adayı oldu. Seçilirse bütün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmaya adaydı. Ve Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin her yerinden oy aldı. Oysa Celal Talabani, Irak’ta Basra’dan Musul’dan hiç oy almadı. Diyarbakır’da bir konuşma yapmıştım. Çok hızlı akan bir derede karşıya doğru yüzmeye çalışıyorsunuz, sizi sürüklüyor. Yarıya geldiğinizi düşündüğünüzde karşıya geçmek için kulaç atarsınız. Çözüm sürecinde yüzmeye başladık. Derenin debisi giderek arttı. Ama yarıyı geçtik, geriye dönüş yok.”“Adım atma vaktidir”“Şimdi adım atma vakti. Bu adımların biri silahsızlandırma, diğeri toplumsal entegrasyon sağlama, diğeri şiddeti engelleyecek önlemler alma.Kamu düzeniyle çözüm süreci alternatif değildir. Çözüm süreci var diye kamu düzeni bozulamaz. Çözüm süreci olacak ama sen çocukları bilinmez bir geleceğe doğru kaçıracaksın, bu olmaz.”“Bu süreçle ilgili olarak” Asker sivil arasında bir bilgi farkı yoktur. Genel Kurmay Başkanı’yla üç kez görüştüm. Akışla ilgili bilgi konusu olsun, diğer konular olsun, kamuoyuna aynı mesaj verilmeli. 2007’den bu yana büyük zorluklarla yürüttüğümüz çözüm sürecini herhangi bir provokasyona kurban vermemeliyiz.(Öcalan’ın durumu ve özerklik çerçevesine ilişkin soruya yanıt olarak) Detaylara girmeyelim. Ama dikkat edilirse söylem bile değişti. Rahmetli Özal, konuşulabilir dediğinde neler söylendi ama ülke bölünmedi. Atılacak adımlar konusu çok komplike değil.”Başbakan: ‘Biz bu prangayı kırdık’Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin atması gereken en önemli adımların başında yeni bir anayasa geldiğini, iktidarları döneminde askeri vesayetin belirlediği alanda siyaset yapma alışkanlığını değiştirdiklerini ve bu bağlamda “prangayı kırdıklarını” vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:“Türkiye iyi bir anayasayı 2011’den sonra yapabilmiş olsaydı, bir çok sorunu yaşamazdık. Anayasa toplumsal bir mütabakattır. 2015’ten önce yapabilsek tabii çok iyi olur. Bu olmazsa sonra da yapılabilir. Şu anda anayasa komisyonunun üzerinde anlaştığı 60’tan fazla madde var. Muhalefet gelsin, bunları çıkaralım. Biz buna hazırız. 1 Ekim’de meclis açılacak. Kurban Bayramı’ndan sonra geçirelim derlerse bunları meclisten geçiririz. Herkes elini taşın altına koysun. Anayasa değişikliği takip edilmiş olur. Şu andaki anayasanın en büyük eksikliği halkına güvenmemesidir. Anayasayı yapanlar halkına güvenmediği için her şeyi yazılı hale getirmişler. Oysa toplumun geldiği aşama anayasayı aştı. Dar geliyor. 12 Eylül’ün yaptığı hatayı biz yapmamalıyız. Hiçkimseye yenilmişlik duygusu hissettirmeyecek bir anayasa yapmamız lazım. Bunun iki temel özelliği siyasal özgürlük ve temel insan hakları olmalıdır. Anayasa devlet nasıl korunur diye başlamamalı. Devlet milletini nasıl korumalı diye başlamalı. Daha önce de söylediğim gibi ‘Amir olan millettir, memur olan devlettir’. Fikret Bila | Milliyet Gazetesi 
Reklam
Oynarken Yerinizde Duramayacağınız En Korkunç 15 Video Oyunu
Video oyunları tek kelimeyle mükemmeldir çünkü içinize korku salmak için mükemmel grafiklere değil, bazen sadece mükemmel bir intro'ya, etkileyici bir kavga sahnesine, ya da karakterinizin üstüne bulaşmış kan lekesine bakarak bile ürkebilirsiniz. Bir korku filmine gittiğinizde izleyici olduğunuz için bir süre sonra gözlemleriniz sonucunda gerçekten korkunç olmadığına, hatta bayağı komik olduğuna kanaat getirebilirsiniz. Ama oyunda doğrudan katılımcı hatta başrol olacağınız için durum değişecek, korku reflekslerinize yansıyacaktır. Bu listede bir kaç korkunç video oyunlarını size tanıttık. Korku tutkunlarına armağanımız.
Bugün Bütün Gözler Çarşı'da
Olimpiyat Stadı'nda bugün Çaykur Rize'yi konuk edecek Beşiktaş, ayrıca tarihi bir protestoya da ev sahipliği yapacak.Gözler her ne kadar sahada olsa da kulaklar ağırlaştırılmış müebbet istenen Çarşı'da olacak. 'Darbeye teşebbüs etmek' iddiasıyla aralarında Çarşı Grubu üyeleri de bulunan 35 kişi geçtiğimiz günlerde ağırlaştırılmış müebbet istemiyle 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevkedilmişti. İlk davaları 16 Aralık'ta görülecek olan Çarşı'ya günden güne dünyanın dört bir yanından destek geliyor.Önce Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf, 'Barışçıl protestoları destekliyoruz. Türkiye'nin ifade özgürlüğüne sahip çıkmasını istiyoruz ” demiş, önceki gün de hem Borussia Dortmund hem de Bayern Münih taraftarları, hazırladıkları pankartlarla 'Çarşı'nın yanındayız” mesajı vermişti.Davadan sonra ilk kezSavcılığın kabul ettiği söz konusu iddianameden sonra Beşiktaşlı taraftarlar ilk kez bir maça ev sahipliği yapacak. Yaşanan gelişmelerin ardından Çarşı'nın tepkisi Rizespor maçında gür bir sesle çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Beşiktaş-Rize karşılaşmasında sahadaki futbolun yanı sıra kulaklar da Çarşı'da olacak.Fanatik
Hacettepe Teknokent'te Biyolojik Ajanları Havadan Tespit Eden Cihaz Geliştirildi
Hacettepe Teknokent'te şarbon, veba gibi biyolojik ajanları üç dakikada havadan tespit edebilen cihaz geliştirildi .Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB ve TÜBİTAK'ın desteği ve üniversitelerden öğretim üyelerinin katılımıyla geliştirilen 'Biosis' isimli cihaz, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'da gerçek mikroorganizmalarla yapılan testlerden başarıyla geçti. Geliştirilen teknoloji, hastane enfeksiyonları, et, süt ve su yoluyla bulaşan mikropları da havadan aldığı numunelerle anında tespit ediyor.Hacettepe Teknokentinde yerleşik Biosis Ar-Ge Müdürü Engin Kıran, AA muhabirine yaptığı açıklamada biyoterörizmi, 'kişiler, gruplar veya hükumetler tarafından ideolojik, politik veya finansal kazanç sağlamak amacıyla hastalık yaratıcı mikroorganizmaların açık veya gizli şekilde yayılması' olarak tanımladı.Bu mikroorganizmaların ufak bir miktarının bile öldürücü olabildiğine işaret eden Kıran, geliştirdikleri cihazın bu tür biyolojik ajanlara karşı gereken önlemlerin hızlı bir şekilde alınmasını sağladığını belirtti.Cihazın günümüz dünyasında politik çekişmeler sonucu gündeme gelen biyolojik harp maddeleri listesinde ilk sıralarda yer alan şarbon, tularemi, veba, e-coli, ricin toksini gibi patojenlerin tanısının bu cihazla oldukça hızlı şekilde konulabildiğini anlatan Kıran, 'Oldukça yüksek hassasiyete sahip bir teknoloji olup yanlış tanı oranı çok düşük. Sistem, temel olarak bu ajanların olay yerinde hızlı ve kolay tanısı için geliştirildi' açıklamasını yaptı.'Türkiye'de ilk, dünyada ise çok yeni'Halk sağlığını tehdit eden bu ajanların klasik sınıflandırılmasına göre 40’ın üzerinde mikroorganizma ve toksinin önemli olduğunu belirten Kıran, geliştirilen cihazın 12 farklı patojeni, 100 patojen hassasiyetinde tespit edebilme özelliğinin bulunduğunu aktardı. Kıran, 'Türkiye'de ilk, dünyada da çok yeni' olan bir teknoloji konusunda Ar-Ge yapılarak bir cihaz geliştirildigini belirtti. Kıran, 'Bu teknoloji, sınır bölgelerinde, kamu binalarında, metro, AVM gibi kapalı kamuya açık alanlarda et, süt ve bunlara bağlı gıda endüstrisinde biyolojik ajanlara karşı savunma yeteneklerini arttıracak' dedi.Cihazın geliştirilmesinde tüm dünyanın kullanımına açık akademik ve bilimsel literatürden, üniversitelerden yararlanıldığını, teknokent ve teknoloji geliştirme bölgelerine sağlanan destekler, TÜBİTAK, KOSGEB, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Ar-Ge desteklerinin kullanıldığını dile getiren Kıran, şöyle konuştu:'Geliştirilen cihaz, et, süt veya su yoluyla bulaşan ve gıda zehirlenmelerine, hatta ölümlere yol açan mikroorganizmaların tespit edilmesinde kullanılıyor. Ayrıca hayvancılık ve besicilikte insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen bakterilerden brusella, salmonellanın tespitini yapabiliyor. Ek olarak sağlık kurumlarında, istenmeyen ölümlere neden olan hastane enfeksiyonları ile mücadele ve takibi konularında özellikle yoğun bakım üniteleri, yenidoğan üniteleri veya ameliyathanelerde kullanılabilecek.''Havadan veya su numunelerinden tespit yapıyor'Kıran, Biosis'in dünyada fonksiyonel olarak geliştirilen tüm yenilikleri içerdiğini ve adı geçen ajanları üç dakika gibi oldukça yüksek bir hassasiyetle tespit edebildiğini bildirdi.Engin Kıran, cihazın ilk başta odadaki havayı giriş mazgallarından geçirip makinede bulunan tanımlama modülüne getirdiğini ve ardından havayı dışarı verdiğini, böylece havada hangi biyolojik ajanların var olduğunu ve önlem alınması gerektiğini bildirdiğini kaydetti.'Ebola'nın teşhisinde de tanı konabilir'Son günlerde Orta-Batı Afrika’da binden fazla kişinin ölümüne neden olan ebola virüsünün de biyolojik terör ajanları listesinde yer aldığını belirten Kıran, 'Biosis sistemiyle viral kaynaklı kanamalı ateş etkenleri arasında yer alan Filovirüs’lerinde (Ebola ve Marburg virüs) tanısı konulabilir. Elimizde bu etkenler veya onların saflaştırılmış antijenikyapıları olması durumunda tanımlama modülüne eklenebilir. Biosis; ülkemizde yerli kaynaklar ve uzun bir Ar-Ge süreci sonucunda geliştirilmiş olup sunduğu teknik alt yapı ve uygun maliyetli sarfları ile çok farklı alanlarda kullanılacak' dedi.AA
Reklam